Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

ruhsal gelişim ve panik bozukluk

Başlatan KUTİ, 17 Haziran 2014, 21:52:49

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

KUTİ

herkesi sevgiyle selamlıyorum...
forumu çok uzun zamandır takip etmekteyim, yüksek benliğim (yada hami varlığım yada her ne ise) yaşamış olduğum bir hal, sıkıntılı, bitirici, tüketici bir hal ( panik atak, panik bozukluk sürekli tekrarlayan bir endişe hali, tuhaf bir heyecan hissi ve zirveye çıkan adrenalin seviyesi) adına sürekli bozadi yle iletişime  geçmemi sezgisel anlamda tavsiye etti ve bu gun itibariyle üye oldum.hipnoz ,meditasyon,ilaçla tedavi vs dışında panik atağın ruhsal tebliğlerde yada diğer öğretilerde karşılığı nedir? nasıl başa çıkılır? karma borcu, saldırı,diğer boyutlara besin sağlayıcılık vs dışında ruhsal alemde bu sorun nedir? ne değildir? araştırmacı kişiliği ve objektif yorumlarını ilgiyle takip ettiğim bozadiye bu sorum...ilgi ve alaka gösterir ve sahip olduğu güncel bilgiyi benimle paylaşırsa çok mutlu olacağım...şimdiden teşekkürler
 

Arulnool

#1
Aramıza hoş geldin sevgili kuti. Bizede sezgilerimiz yardımcı oldu. Sevgili bozadinin müthiş çekimine kapıldık:) Seviyoruz onu galiba:) Neyse ben aradan çekileyim bozadinin anlatacakları vardır:)
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

KUTİ

#2
çok teşekkürler sevgili Arulnool...esenlikler diliyorum...
 

Scyth

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#4
Bozadinin bahsi geçmişken yeni bir celse daha yayınlandı.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

believer planet

#5
sevgili kuti  , öncelikle foruma hoşgeldin...

seni çok iyi anlıyorum...
çünkü aynı hastalık bende de var....bundan  10 sene önce çeşitli sağlık sorunları belirtileri ortaya çıktığında ( daha doğrusu ben öle sanmıştım) nerdeyse gezmediğim doktor kalmamıştı ve son durak psikiyatırdı..

doktor teşhis olarak panik bozukluk teşhisi koydu ve uzun dönemli bir ilaç tedavisi ve farkındalıkla iyileşeceğim dedim...
ve iyileşemedim...tedavi iyileştirmedi...daha doğrusu bu şekil asla iyileşilemez..
çünkü ilaçları bıraktığında tekrar nüksediyor.

halen ara ara panik atak geçiririm...ama geçmişe nazaran bedenimin neye tepki vereceğini yavaş yavaş öğrendim..sanki panik atağı biraz evcilleştirdim...
tedavi mesela son olarak denemediğim "analitik hipnoz"un bu konuya bir nebze çare olacağını düşünüyorum ve ankaradaki bir klinikle görüştüm bile... ama bütçe ve zamanı halen denkleştiremedim... denemek istiyorum...

çünkü bu halle yaşamak gerçekten zor..sürekli endişe , korku atakları  , etrafla arana giren bir perde hissi, kalp çarpıntısı , ölecekmişin hissi...mide bulantısı vs..
artık bu hislere o kadar alıştım ki belli bir süre sonra normal davranış gibi geldi.. ama biliyorumki beynimin içinde oluşan tamamen bir illüzyon bunlar...

illüzyon olduğunu şurdan anlayabilirsin.... kendini en güvende hissettiğin yer ile en güvensiz hissettiğin yer arasındaki farkları benzerlikleri bir bir analiz et... ikisi arasında senin canını yakacak ne var.....bu analizler; endişe hissinin hernekadar gerçek de olsa somutda olsa, aslında mantıksız  omurgasız bir  düşünce ve hisler olduğunu sana gösterecekler..

öncelikle bu durumun , bu yaşam için böylesine bir beden seçiminin mukayesesini bende yaptım... çünkü hayatın kalitesini tamamen düşüren bir durum bu... "panik bozukluk"
hayatdan öğreneceklerim , deneyimleyeceklerim tamamen sınırlanıyor bir defa...
ama burdan da öğreneceklerim bu sanırım... ya da yaşamın gerçekliği belki burda ; "acının , endişenin simülatörünü yaşamak"...

sevgili kuti seni gerçekten çok iyi anlıyorum...bu sitede panik bozukluğa bir cevap , bir tedavi şekli ya da bir öneri bulurmusun bulmazmısın bilemem ama , seninle aynı bedensel tepkimeleri yaşayan biri olarak kalbim seninle kardeşim...

sana tavsiyem uykusuz gezme...panik bozukluğun en büyük dostu uykusuzluktur... bilinç altından beslenen bir canavar olduğu için uykusuz kaldığında bilinç altınla bilincin arasındaki sınır incedir..ben hep uykusuz olduğumda panik ataklara yakalandım..

herşey mümkün

maskesiz

#6
Kedi otu çok kötü kokuyor :)))))

Benim slogan ım panikliyorum ama atak geçirmiyorum:)))) Hoş geldiniz sevgili KUTİ
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#7
Foruma hoşgeldin KUTİ. Bazı meşguliyetler nedeniyle foruma bakamadım son birkaç saattir. Uykuya geçmeden bir foruma bakınca da şaşırdım şimdi. Doğrudan bana sorulmak üzere hazırlanmış bir soruyla karşılaşmak ilginç oldu :) Daha ayrıntılı görüşlerimi yarın paylaşmak üzere bu akşam bu konuda yalnızca sınırlı birkaç ifadede bulunabileceğim.

Bu beyanlara geçmeden önce Scyth'e yeni yayınlanan celseyi haber verdiği için çok teşekkür ediyorum. Onu da yeni öğrendim ve çok sevindim. Celsenin başlarına bakınca Irak'taki son gelişmelerle ilgili soru ve çok ilginç bazı yanıtlar olduğunu da gördüm. Bir aksilik olmazsa yarın sabahla öğlen arası ilk işim bu son celseyi çevirip foruma aktarmak olacak.

Sevgili KUTİ, sen panik atak der demez aklıma ilk gelen şey, eşim maskesiz ve yukarıda ilk görüşlerini paylaşmış olan dostumuz believer planet oldu. Yani panik atak ile bizim ilgilendiğimiz spiritüalizm konuları arasındaki bağlantılara dair onların sezgilerinin, görüşlerinin, yorumlarının çok önemli olduğunu düşünüyorum ama her konu hakkında birşeyler söylemeye ve spekülasyonda bulunmaya bayılan ben de görüşlerimi, yorumlarımı, önerilerimi esirgemeyeceğim elbette :)

Yüksek benliğinin veya bir şekilde derin sezgilerinin seni bu konuda benim görüşlerimi almaya sevk ettiğini duymak da ayrıca gurur verici doğrusu. Teşekkür ederim.

İlginçtir ki, benim de hayatta en çok ilgi duyduğum şeylerden biri, en derin veya güçlü psikolojik sorunların kendine has enerjilerinden veya koşullarından yararalanarak en pozitif realitelere köprü kurmaktır. Yani en ciddi sorunları birer referans noktası alarak en temel ve pozitif varlıksal niteliklere erişim sağlayıp dönüşümler yaşamak... Bunda sevginin oynadığı rol... Gerçekten bu forumun yapmasını, araç olmasını, başarmasını en çok istediğim şeylerden biridir bu.

Ne kadar ilginçtir ki, çeşitli kanal bilgileri arasında benim en çok ilgimi çeken Kasyopya bilgileri de hem hayatımızın en karanlık gerçekleri hakkında şok edici (bize çoğu zaman korkutucu gelen) bilgiler verip hem de en büyük cesaretin anahtarlarını damıtılmış birer öz olarak ifade eden bir bilgi kaynağı olarak hayatımda bu nedenle çok özel bir yere sahiptir.

Belki merak ediliyordur veya merak edilmiyor olsa bile şahsen ifade etmek isterim ki, benim doğrudan bir "panik atak bozukluğum" yok, yani hayatımın genelinden ayırt edilip gösterilebilecek şekilde böyle bir rahatsızlık yaşamıyorum ama ilginç bir şekilde hayatımın genelini seyreltilmiş ama sürekli bir panik atak modunda yaşadığım da ileri sürülebilir ve bu çok yanlış bir değerlendirme olmaz. Bu anlamda panik atağı hem yaşamıyor olma hem de herkesen daha çok içinde olma gibi garip bir durumum olabileceğini düşünüyorum.

Bunun ayrıntılarına yarın veya ilk müsait zamanda girmek isterim. Elbetteki senin sorunun yanıtına veya yanıtlarına da yakınlaşma gayesiyle bir faydası olacağına güvendiğim için girmek isterim ayrıntılarıma. Ve yine senin ve diğer arkadaşların söyleyeceklerine, soracaklarına, paylaşacakları fikirlere, önerilere göre de konunun akışı pek çok noktaya değip ilerleyecektir ve dilerim ki hepimiz için faydalı neticeler oluşacaktır. Teşekkür ederim. Forumumuzda böyle bir konu başlığının açılmasından çok memnun oldum. Çünkü gerçekten bu forumun insanlara olabilecek en büyük faydalarından birinin bu yolla mümkün olacağına inanıyorum. Kendi hayatımızın psikologları olarak birbirimize yardımcı olmamızın en güzel yollarından biri. İyi geceler herkese.

bozadi

#8
Alıntı Yaphipnoz ,meditasyon,ilaçla tedavi vs dışında panik atağın ruhsal tebliğlerde yada diğer öğretilerde karşılığı nedir? nasıl başa çıkılır? karma borcu, saldırı,diğer boyutlara besin sağlayıcılık vs dışında ruhsal alemde bu sorun nedir? ne değildir?

Sevgili KUTİ, ne Kasyopya celselerinde, ne Pleiades bilgilerinde, ne de Ra bilgilerinde, yani bu forumun kuruluşunda esas alınan ruhsal tebliğlerin hiçbirinde "panik atak" konusu özel olarak ele alınmadı diye biliyorum. Benim anladığım şekliyle, "panik atak bizim ele aldığımız öğretilerde veya genel olarak spiritüalizmde şu anlama gelir" diye ifade edilebilecek hazır bir bilgi kalıbı bulunduğunu sanmıyorum.

Ve panik atak yaşayan herkesin deneyiminin çok benzer koşullardan kaynaklanan çok benzer bir deneyip olup olmadığını da bilmiyoruz. Aslında ben senin panik atak deneyimin hakkında birşeyler öğrenmek isterim. Yani örneğin senin PA deneyimin uzun yıllardan beri var olan birşey mi? Tam olarak veya yaklaşık olarak ne zaman başladığını, nasıl geliştiğini hatırlıyor musun? Belirli bir olaydan sonra mı başladı? Yoksa bendeki gibi kendini bildin bileli orada mıydı? PA deneyimlerken neler hissediyorsun, aklına neler geliyor? Mücadele ediyor musun? Ve nasıl ediyorsun? Nasıl geçiyor? Bu sorularla ilgili biraz açıklama yaparsan, bilgi ve sezgilerini paylaşırsan çok sevinirim.

Sevgili KUTİ, karma borcu, saldırı, diğer boyutlara besin sağlayıcılık gibi olası nedensellikleri hariç tutarak ruhsal alemde panik atağın karşılığının, açıklamasının, çözümünün ne olduğuna dair bir açıklama istediğini söylemişsin ama hariç tutmak istediğin hususlar birinci dereceden ilgili olabilir bu sorunla. Hatta şöyle söyleyeyim, benim seyreltilmiş sürekli panik atak deneyimim (veya hayatım) dünya insanlığını kontrol altına tutmaya çalışan 4KH varlıkları ve dünyada onlara hizmet eden düzen bekçileri ile birebir alakalıdır, bunu çok iyi biliyorum. Ve bana sorarsan, tüm panik ataklar doğrudan veya dolaylı olarak bu sebeple bağlantılıdır. Dolayısıyla, senin panik atak sorununa o faktörleri hariç tutarak bir yanıt aramanı biraz tuhaf bulduğumu bilmeni isterim. Neden diye sormak istiyorum. Neden bu faktörler hariç? Kendi deneyiminin bunlarla hiçbir alakası olmadığından emin olduğun için mi? Yoksa bu faktörleri ele almak başlı başına PA'yı tetikleyici etki yaptığı için, bu faktörlere ancak dolaylı şekillerde yaklaşabileceğini mi hissediyorsun?

Şimdi, benim PA deneyimlerimin bir başka yönüne dair bir açıklama yapmak istiyorum, genel PA niteliklerine de referansta bulunarak. PA, adı üzerinde bir "panik" deneyimidir. Bu panik halinin (paniğin zihindeki aktörlerinin) adeta kişiye "saldırdığı" (attack) bir durum yaşanmaktadır. Yani ciddi bir şekilde "korkuya" neden olan bir durum/neden vardır. Ve bana göre özellikle de korku sebebi olan durum çözümlenmemişse, yani tehdit faktörü devam ediyorsa veya ettiği düşünülüyorsa, o neden akla geldikçe veya o nedene benzer koşullarla veya bizzat o nedenle/faktörlerle karşılaşıldığında bir PA deneyimlenmesi mümkündür.

Yüzeysel anlamıyla PA, KH güdümlü farklı boyut varlıklarının saldırılarıyla ilgili olabilir. Ama bu tür varlıkların saldırıları söz konusu olsun veya olmasın, içinde yaşadığımız düzenin koşulları büyük ölçüde 3. ve 4. yoğunluk KH güdümlü varlıklarının çıkarlarına uygun olarak şekillendirilmiş olduğu için, ve bu durumu inkar etmeye veya bu durumla yüzleşmekten kaçma yönünde insanlık müthiş bir biçimde hipnotize edilmiş olduğundan, PA'nın aslında bu gerçekle eninde sonunda yüzleşmek zorunda kalacağını bilen bir bireyin tüm bu koşullara gösterdiği gayet normal ve doğal denebilecek bir tepki olma yönü de olabilir. Hani rüyanda kötü bir varlıktan veya birşeyden kaçarsın ama kaçmanın bir faydası da olmayacağını sezmektesindir. Seni kovalayan / avlayan şeyin senden çok daha güçlü olduğunu ve onun tıpkı bir ceylanı yakalamak üzere olan bir aslan gibi olduğunu sezersin. Tüm PA deneyimlerinin muhtemel ortak özelliklerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Çok korkutucu birşey var, seni kovalıyor ve muhtemelen de seni yakalayacak ve hatta belki yakalamış, yavaş yavaş, zaman zaman, istediği zaman yiyor veya enerjini emiyor veya sana bir şekilde zarar veriyor. Bir anlamda özgür iradene tecavüz ediyor. Ölmekle bile kurtulamayabileceğin çok bir kötü durum olduğunu seziyorsun. Bir agresöre/tecavüzcüye yakalanmış ve onun kölesi olmuş olabileceğini sezmektesindir. Yani adeta sonsuza kadar devam edecekmiş gibi görünen bir durum olabilir.

İçinde yaşadığımız "düzenin" PA deneyimiyle çok yakından ilgisi vardır. Eğer, ilgilendiğimiz ruhsal kanal bilgilerinde verilen bilgiler doğruysa, ki ben doğru olduğuna inanıyorum, 3. ve 4. yoğunluk KH varlıklarının başlıca besin kaynaklarından (ve evrimsel yakıtlarından) biri, başka varlıklara ürettirdikleri ve emdikleri KH enerjileridir. Pek çok negatif duygu/düşünce gibi (örn. korku, nefret vs) PA deneyiminde salgılanan veya üretilen enerjiler de 3. ve 4. seviye adanmış KH varlıklarını besleyen bir niteliğe sahiptir. Özellikle 4. seviye KH varlıklarının, ürettiğimiz bu negatif duygu ve düşünce enerjilerini alıp depolamaya ve kullanmaya yönelik teknolojileri olduğu anlaşılmaktadır.

Düşünün, içinde yaşadığımız sosyal düzende, olağanüstü anormal, sömürücü, adaletsiz koşullar egemen olduğu halde, böyle birşey yokmuş gibi davranmak zorunda bırakılırız. Anamız babamız bizi önlüğümüzle okula gönderir ve doğru yere gittiğimize inanır. Ama o eğitim sistemi aslında büyük ölçüde bir işkence makinesidir. Ama bunu söyleyemezsin, bundan şikayet edemezsin işe yarar biçimde. Bunu "yutmak" zorundasındır. İş dünyası bundan farklı değildir. Din-ahlak dünyasında da benzer koşullar bir şekilde mevcuttur. Askerlik deneyimi bu konuda gerçeğin kendini en çıplak olarak gösterdiği çok ilginç yerlerden biridir. Aynı durum hayatın tüm alanlarında o veya bu şekilde kendine bir yer edinmiştir. Yani eşitlikten, adaletten, sevgiden fersah fersah uzak olan koşulları öpüp başımızın üzerine koymamız, hatta bunlara kutsiyet atfetmemiz beklenir. Bir insan yeterince bilgi, farkındalık ve ahlaka henüz (veya tercihle) sahip değilse, kendini ve başkalarını bu konuda kandırmakta hiç zorlanmaz. Ama yeterince bilgi ve farkındalığınız ve pozitif ahlakınız varsa, ama bir yandan da bütün bu ahlaksızlığa ahlaklı birşeymiş gibi kutsiyet içinde itaat etmeniz bekleniyorsa ve bunu yapmak zorunda kalıyorsanız, bu da o veya bu derecede PA koşulları yaratacaktır. Çünkü bunu her yaptığınızda pozitif gelecekten küçük bir adım daha uzaklaştığınızı sezeceksinizdir. Etrafınızı saran koskoca bir düzen, koskoca kurumlar, koskoca dinler, milyonlarca insan, pozitif bir gelecek olasılığını lime lime tüketmekte, siz de bunu izlemekte, toplum çoğunluğuna ve baskısına karşı koyamamakta ve düzene uymaktasınızdır ve böylece toplumun geneli gibi adeta şiddetli bir yıkım (cehennem!) yolunu kaderleştirmektesinizdir. Alın size PA için harika bir neden. Hatta bu durumda PA sağlıklı bir işarettir. Durumun sindirilemediğini, şiddetli bir tepki duyulduğunu gösterir bir yönüyle. Önemli olan bütün bu tepkilerden sonra nasıl bir yol izleneceğidir.

Çok farklı farklı noktalara değiniyorum. Çok organize, sistematik bir yol izleyemiyorum fikirlerimi paylaşırken. Ama çeşitli üyeler fikirlerini, düşüncelerini, tespitlerini paylaştıkça, hep beraber bu havuzdan doğru bilgi sentezleyebileceğimize inanıyorum. Devam etmek üzere ve hep beraber konuyu ve farkındalığımızı geliştirme dileğiyle.

KUTİ

#9
östermiş olduğun ilgi ve sahip olduğun bilgileri  samimi bir dille  benimle paylaştığın için şükranlarımı sunuyorum sevgili bozadi...paylaştığın bilgilerin her satırında samimi şifa enerjilerinide yoğun bir şekilde hissettim ve bana gerçekten iyi geldi...panik atakla tanışmam 2005 senesinde her zaman içtiğim bir ağrı kesici hapın,bünyemde alerji geliştirip  soluğu acil serviste almamla başladı gerçekten ölümden dönmüştüm  ilaç alerjisi deneyim anlamında berbat bişeydi....derken 2006  aralık ayında  alerjiye benzer bişey yaşadığımı düşünüp kendi ellerimle tetiklediğim bünyemde  korkunç bir  atak geçirdim tansiyon 24 kalp atım hızı 154 vs vs  şuurum yerinde herhangi bir bilinç  kaybı falanda yok bütün doktorlar telaş içerisinde yardımcı olmaya çalışıyor falan korkunç bir ataktan sonra ve bütün tıp dallarındaki kontrollerden sonra teşhis konuldu pa. akabinde ilaç tedavisi, ilaç tedavisi iyi geldi atak geçirmedim uzunca bir süre, yukarda anlattığım ataklara  atıyorum 10.derece dersek 3. 4. seviyelerde bir rutin yakalayabildim,bu arada alternatif tıp, rutin kullandığım ilaçla reaksiyona girmesi muhtemel olmayan bitkisel takviyeler vs vs. panik atağa uygun beslenme  rejimleri,ilave potasyumlu magnezyumlu diet.kimya uzmanlarının(ilaç kimyası) tavsiye ettiği depresyona ve pa ya karşı  kullanılan sebze kürleri, masaj, taş terapileri,spor vs  bir kliniğin uyguladığı kendi kendine hipnoz çalışmaları (işe yarıyor ama   kortizon gibi geçici bir iyileşme sağlıyor sanki),korkunun üzerine gitme ,yüzleşme,farkındalığı arttırma terapileri,nefes egzersizleri,su ile şifa (içilen ve kullanılan tüm alanlarda niyet edilerek suyun şifalandırılması),bu yaşamımdaki sorun tespit ettiğim ilişkileri şifalandırma eterik kordon bağlarını kesme çalışmaları....şuan aklıma gelenler...stres dolu günlerde 6. 7. dereceden atağımsı hallerden derin nefes çalışması soğuk su ile el yüz yıkama  kendi kendine telkinle başa çıkabiliyorum,atak esnasında ölüm duygusu ile ilgili bir korku yaşamıyorum yani ölüyorum demiyorum zaten ölsen bir sonraki safhaya geçeceksin ama ölmüyorsun ve o sınıra kadar süreci yaşayıp geri dönüyorsun.tabi bedenin ,iç organların tüm sistem allak bullak,yorucu bitirici,2006 ya kadar nasıldı dersen senin kendini tarif ettiğin gibi paniği ,atağa geçmeyen ,seyreltilmiş ,hayatın gündelik rutinine serpiştirilmiş bir şekilde yaşayıp giden ruhsal,kişisel gelişimi kendince kendine amaç edinmeye çalışan ve süreklide araştıran bir adamdım.
neden bazı şeylerin haricinde tuttuğumu sormuşsun haklı olarak...hayır hariç tuttuklarımı onaylıyorum elbette (özellikle senin believer planet le 2012 tarihli yazışmanızda belirttiğin proğramlamalar ilginç gerçekten) sadece yaşamış olduğum bu gel gitli 7 yıllık sürecin ,ruhsal gelişim sürecinde bulunan varlıklar için yapılmış bir açıklamasının  diğer öğretilerde olup olmadığını, güvenilir bir kaynaktan, vazife bilinci yüksek, bilginin alımında,dağıtımında ve tatbikatında sorumluluk sahibi bir varlığın ağzından duymaya ihtiyacım vardı bu yüzdende yüksek benliğim beni sana yönlendirdi diye düşünüyorum.bildiğin yabancı dil sayesinde takip edebildiğin pek çok yabancı yayın ve kişisel gelişim sürecinde edindiğin ve şuurlu yada gayri şuurlu olarak bağlantılı olduğun evrenin bilgi arşivlerinden, sezgisel anlamda  verebileceğin bilginin olduğunu hissediyorum. bu yüzdende bildik şeyleri hariç tuttum.
konuya yaklaşımın ve paylaştığın bilgiler özellikle sondan bir önceki paragraf gercekten dikkate değer bilgiler...
hiç tanımadığı bir varlığın bir sorusu üzerine kalkıp  zamanını ve emeğini  ayıran bunun için ciddi efor sarfeden sevgili bozadi
göstermiş olduğun ilgi ve paylaştığın bilgilerin için şükranlarımı sunuyorum...
ayrıca yıllardır kasyopya celselerini yada ihtiyaç duyulan yabancı yayınları dilimize çevirip varlıkların hizmetine sunan ve bundanda hiç erinmeyen varlığını sevgiyle selamlıyorum
 

KUTİ

#10
sevgili believer planet göstermiş olduğun ilgi için teşekkür ediyorum pa ile mücadele ettiğini forumu yıllardır takip ettiğim için biliyorum kardeşim. bilmiyorum bu süreci ne şekilde atlatacağız...benimde kalbim seninle...esenlik diliyorum
 

KUTİ

#11
sevgili maskesiz teşekkürlerimi sunuyorum...
 

bozadi

#12
Forumu uzun süredir dikkatle takip ediyor olmana çok sevindiğim gibi, belki senin durumunla doğrudan ilgisi olmayan PA yorumlarımda bile faydalı birşey görebiliyor olmana da çok sevindim KUTİ.

Sürekli olarak kullandığın ağrı kesici bir ilacın bir tetiklemesi ile seni ölümün sınırına getiren ve tekrarlanan PA deneyimleri yaşamış olman çok ilginç gerçekten. Aklıma hiç gelmemişti böyle bir başlangıç olabileceği. İlle yaşam koşullarına karşı gösterilen psikolojik tepkilerin bir birikimi ve patlaması olarak düşünüyordum. Artık konunun madde yönüne daha fazla dikkat etmem gerektiğini algılıyorum.

Tabi yine hatırlanması gereken birşey, ruh ile maddenin evliliği, dengesi.

Madem ki herşeyin derslerden ibaret olduğuna inanabiliyoruz, bir ilacın neden olduğu reaksiyonla başlayan böyle bir sorunun bir şekilde öğrenilmesi gereken veya dikkat edilmesi veya ilgi gösterilmesi gereken birşeylerle, konularla bir bağlantısı olabileceğini düşünmeden edemiyorum.

PA niteliğinde/seviyesinde olsun veya olmasın, tüm korku ve endişelerimizin toplumsal yaşam koşullarımızdaki şiddetli anormalliklerle, eziciliklerle, sevgisizliklerle yakından bağlantılı olduğunu sanırım hepimiz kabul ediyoruz. Yaşam şartları veya düzen şartları kesinlikle insana güven vermiyor. Sahte bir hayat yaşadığımızı / yaşatıldığımızı seziyor, biliyoruz ama bunu ne kendimize ne de birbirimize itiraf edemiyoruz. Dostlar, akrabalar, tanıdıklar bir araya gelir, hal-hatır sorarlar, yaşamımızın zorluklarına ve kötülüklerine atıfta bulunulur ama sanki kimse ne kadar sahte bir hayat yaşadığımızı ciddi bir şekilde sorgulamaya yanaşmıyor. İşte, insanlar bu noktada kendilerinin de o düzeni bir şekilde benimseyici, destekleyici bir yönü olduğunu seziyor ve sorgulamayı belirli bir seviyeden yukarı taşımıyorlar diye tahmin ediyorum. Belki bunu zaten yapamayacakları veya yapmaları durumunda hem kendilerinin hem de sevdiklerinin zaten kötü durumda olan yaşam (yaşam deneyimi) koşullarının daha da kaotik ve kötü bir duruma düşmesinden endişe ediyor belki bazıları. Sonuç olarak, yaşadığımız yaşamın gerçekten sahte, şeytani ama bir yandan da çok güçlü (milyonlarca, milyarlarca insan tarafından düzenin sahiplerine boyun eğildiği için) olması PA için son derece yeterli bir neden bana göre. Ama senin durumunda tıpkı benimki gibi bu durum genele yayılmış nispeten hafif seviyeli bir deneyimken, bir ilaç reaksiyonu ve/veya alerjik durum nedeniyle şiddetli PA krizleri yaşayacak hale gelmek gerçekten biraz sıradışı bir durum.

Bunun aynı zamanda bir "nimet" veya bir "fırsat" olarak ele alınmasının da mümkün olabileceğine inanıyorum. Örneğin, 2005-2006 öncesi seyreltilmiş-sürekli PA modunda, kendini (ve muhtemelen etrafındaki düzeni ve hayatı) tanımaya, geliştirmeye çalışan biriydin anladığım kadarıyla. Ve PA'nın temel nedenselliklerini de muhtemelen seziyordun. Yani sana, bana, milyonlarca-milyarlarca insana korku, endişe veren baskıcı ve aldatıcı (şeytani) yaşam koşullarını algılıyordun ama belki de konuyu doğrudan veya çok daha ciddi bir şekilde ele almaya mesafeliydin. Ve belki de, senin kendi derin ruhsal bir yanın, tüm bu bireysel ve toplumsal (ortak) korku ve endişelerin en derindeki nedenleri ve mekanizmalarıyla ilgili daha derin bir ilgi ve araştırma yapmaya sevk ediyordu. Ve belki de ilaç reaksiyonu deneyimin bunun bir şekilde önünü açtı. Çok varsayımsal iddialar üzerinden sıçraya sıçraya bir sonuca gitmeye çalıştığımın farkındayım ama bir ihtimal olarak gündeme getirmek istedim. Belki sen de bunu zaten düşünmüşsündür. Kasyopya bilgileri ve benzer diğer öğretilere olan ilginin de bunda belirli bir etkisi olmuş olabilir. Ve hatta Kasyopya celselerinde bahsedilen bazı şeylerin insanın bilinçaltındaki bazı korku ve endişeleri çok güçlü bir şekilde yüzeye çıkarıcı yönleri de olduğu iddia edilebilir kolaylıkla.

Ama sonuç olarak, yaşadığımız hayatın son derece anormal olan ama inatla sorgulanmayan veya sorgulatılmak istenmeyen özellikleri zaten ömrümüz boyunca ve hatta ömürler boyunca genetiğimize işlemiş. Toplumsal olarak kısmen seyreltilmiş ama sürekli bir PA modunda yaşadığımızı düşünüyorum ben. Kasyopya bilgileri de kendimizden gizlemeye çalıştığımız bazı şeyleri ısrarla masaya yatırmaya yönelik bir karaktere sahip. Ve ben bunu çok seviyorum şahsen. Ve senin için belki de o ilk PA krizinden önceki durum biraz farklı olsa bile, bugüne kadar gelen sonraki süreç senin de tüm bu temel konuda daha derinlemesine bir çalışma yapmanın önünü açıyor olabilir eğer gerçekten bu yönde bir ruhsal eğilimin varsa.

En büyük korkuları, endişeleri ele almak, bu korku ve endişelerin kökenine ulaşmak ve isteyenler için oradan en büyük güvene doğru ilerlemek, bu konuda ustalaşmak. Buna ermek. Mümkünse bunu aynı şeye ilgi alaka duyan başkalarıyla işbirliği halinde yapmak.

Fiziksel rahatsızlıkların psikolojik/psişik/ruhsal temellerine dair bağlantılar kurup onaylama kalıbı önerileri yapan Louise Hay'e göre, "endişenin" (sanırım onun kitaplarında PA'ya en yakın şey bu) nedeni "hayatın akışına ve hayat sürecine güvenmemek" imiş. Buna yönelik olarak önerdiği telkin kalıbı ise "Kendimi seviyor ve onaylıyorum, hayattaki sürece güveniyorum, güvendeyim" şeklinde. Elbette bunu kuru bir şekilde tekrarlamanın uzunvadeli kalıcı bir çözüm sağlayacağını sanmıyorum. Bu kadar baskıcı, aldatıcı, şeytani koşullar karşısında, hergün biz ve sevdiğimiz insanlar ve diğerleriyle birlikte o işkence makinesinin çarklarında ezilirken, parçalanırken ve dahası bunu bir tartışma konusu bile yapamazken, kendimizi ve birbirimizi sürekli kandırmaya devam ederken nasıl olur da hayata güvenmekten, kendimizi emniyette hissetmekten bahsedebiliriz, öyle değil mi? İşte, ele aldığımız bilgi kaynaklarında bu konularda önemli çözüm potansiyelleri olduğuna inanıyorum.

Bugün ve yarının bir bölümünde bazı yoğun meşguliyetlerim olacağı için forumu sıkça takip edemeyebilirim ama dediğim gibi, PA konusu benim hayata ne gözle baktığım, hayatta ne yapmamız gerektiği konusunda, en çok ilham aldığım/bulduğum bir alan garip bir şekilde. Daha doğrusu, bazı önemli ama sürekli kendimizden ve birbirimizden gizlemeye çalıştığımız gerçeklerin en çıplak ve saklanamaz hale geldiği durumlara çok ilgi duyuyorum. Çünkü bu durumların hepimiz için çok önemli bazı pozitifleşme potansiyellerine bizi çok yaklaştırabileceğine inanıyorum.

Hep birlikte yazışmaya, dertleşmeye ve çözüm arayışına devam etmek dileğiyle...

maskesiz

#13
BH ye adanan adanmak isteyen yani BH adayı herkes bedensel yada psikolojik rahatsızlıklarla çok rahat hayat denen oyundan uzaklaştırılabilir.
Bir kişinin bile kararsız kalmayıp seçim yapması BH ve KH arasında ki tüm dengeleri değiştirir.Seçim yaptığımızda etrafımızdaki herkesi ve herşeyi seçim yapmaya zorluyoruz.

Bu boyutta hepimiz KH yiz fakat kendi adıma konuşmam gerekirse ben KH ye adanamam yapamam bunu. Birer BH adayı olmamız bizi açık hedef haline getiriyor.Hayat denen oyundan en kolay uzaklaştırılma yolu panik ataktır.Panik atak yaşayan biri olarak çok zor dün sabah çok kötüydüm.Sürekli kendime herşeyin yolunda olduğunu söyleyip durdum.Uzun zaman olmuştu böyle kötü olmayalı sürekli başım dönüyor kalbimin atış hızı düşünmemi ve sakinlememi bile engelliyor.Kötü ne yaşarsam yaşıyayım bunun bir nedeni var çünkü ben BH adayıyım.Ve ne yaşarsam yaşıyayım biliyorum ki arkasından mutlaka güzel mucizevi bir olay yaşıyorum.
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

bozadi

#14
İşlerimi bitiremedim hala, vakit bulmakta zorlanıyorum şu anda forumla ilgilenmek için ama şunu bu başlık altına bir not olarak eklemek istiyorum müsait bir zamanda ele almak üzere:

İçinde bulunduğumuz süreç, yani doğada ve insan yaşamında giderek tırmanan yıkımlar, dönüşümler, zorluklar, travmalar insanların sürekli bilinçaltına gömmeye çalıştığı panik ataklarını muhtemelen yüzeye çıkaracak, giderek artan bir şekilde. Belki de bu konunun açılmasının en önemli faydalarından biri de bu konuyu ele almak olacak. Kriz yönetimi konusunda kendimizi eğitmek. Birbirimize bu konuda yardımcı olmak.