Negatif İyonlar

Başlatan Pınar, 09 Haziran 2009, 02:18:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Pınar

İYON NEDİR?

İnsan sağlığı üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri olan iyonlar bir ya da daha çok artı ve eksi elektrik yüklü atomlara ya da atom gruplarına verilen ortak isim. Artı yüklü iyonlara katyon, eksi yüklü iyonlara ise anyon deniyor. İyonlar, nötr atomlara, moleküllere ve başka iyonlara elektron katılması ya da eksiltilmesi, iyonların başka parçacıklarla birleşmesi, iki atom arasındaki ortaklaşım bağının, bağın her iki elektronunun da atomlardan birinde kalacak biçimde parçalanması yoluyla oluşuyor.


Araştırmacılara göre havadaki elektrik akımları bizim ruh halimizi, enerji düzeyimizi ve sağlığımızı ciddi ölçüde iyileştiriyor.

Bugün içinde yaşadığımız evler ve ofisler negatif iyonları içeriye alamıyor. Bilgisayarlar, florasan ışıklar, havalandırma sistemlerinden gelen suni hava ve modern bina yapımında kullanılan malzemeler yoğun bir pozitif iyon üretimine yol açıyor. Pozitif iyonlar bizim kendimizi yorgun, depresif ve sinirli hissetmemize sebep olabilir.

Dünyanın en sakin ve dinlendirici yerlerinde negatif iyon yoğunluğu vardır. Şelale, dağ, deniz kenarı ve ormanlık alanlar gibi alanlarda havadaki iyon seviyeleri tam bir uyum içerisindedir.
Fırtınalar negatif iyonu ortaya çıkarır. Fırtına sonrasında biz kendimizi yenilenmiş, tazelenmiş hissederiz....


Negatif iyonlar bizim soluduğumuz, kokusu ve tadı olmayan moleküllerdir. Yüksek konsantrasyonlarda doğada dağ, şelale, deniz kenarı ve ormanlarda bulunur. İnsanların kendilerini yenilenmiş hissetmelerine, daha enerjik olmalarına yol açar ve bu da stresi, depresyonu azaltır.

Negatif iyon içeren bir odada bakteri oluşumunun azaldığı polen, toz, mit, virüsler, sigara dumanı, hayvansal döküntüler, kokular ve toksik kimyasal buharların da çökeltildiği görülmüş.

Doğada negatif iyonlar hava moleküllerinin güneş ışığı, radyasyon ve havadaki hareketi ile ortaya çıkar. Dalgaların kıyıya "vurması" negatif iyon yaratır

Bilimsel araştırmalara göre negatif iyon içeren ortamlar saman nezlesi, astım, mevsimsel depresyon, yorgunluk be baş ağırısı belirtilerini hafifletiyor. Ayrıca negatif iyon içeren ortamlarda hareket kabiliyeti artıyor, iş performansı yükseliyor, zihinsel fonksiyonlar düzeliyor ve hata oranları düşüyor

Doğada negatif iyonları üretme görevini güneş, yıldırım, dalgalar veya su akışları sağlar. Şehirlerimizi oluşturan beton yığınlarında negatif iyon üretimi çok düşüktür ve atmosfer ile gezegen arasındaki hassas denge bozulur.

Havada bulunan partiküllerin çoğunun pozitif bir şarjı vardır..yani pozitif iyonludur. Negatif iyonların şarjı ise negatiftir. Negatif iyonlar manyetik çekim ile negatif iyonlara çekilirler. Havada yeterli miktarda negatif iyon olduğunda uçuşan partikülleri büyük sayılarda kendilerine çekerler. Topaklanan bu partiküller havada kalamayacak kadar ağırlaşırlar ve düşerler.  Böylece soluma alanımızın dışına çıkmış olurlar ve artık nefes alma ve sağlık problemlerini tetikleme ihtimalleri olmaz.

Columbia üniversitesi ve New York Eyalet Psikiyatri Enstitüsü tarafından yapılan araştırmalarda yüksek yoğunlukta negatif iyon içeren ortamlar mevsimsel depresyon SAD, hastalığında antidepresan etkisi yapıyor.

Mevsimsel Depresyon yaşayan 25 kişi bir ay boyunca her sabah havaya negatif iyon yayan bir aletin önünde yarım saat oturmuş. Deneklerin yarısı alçak dozda negatif iyonlu bir ortamda, diğer yarısı ise yüksek dozda negatif iyonlu bir ortamda oturmuşlar. Yüksek düzeyde negatif iyon tedavisi görmek Prozac ve Zolof gibi ağır antidepresan almak kadar etkili oluyor ve ilaçların doğurduğu hiçbir yan etki olmuyor.

Negatif iyonlar solunum yollarına bağlı hastalıkları önlemede etkili.

İsviçre de bir tekstil üretim tesisinde yapılan araştırmada iki 60 metre karelik odaya negatif iyon makineleri yerleştirilmiş. Her odada 22 çalışan bulunuyormuş. Bir odada çalışma süresince negatif iyon makinesi açık konumda çalışır haldeyken diğer odadaki makine çalıştırılmamış. Ancak ikinci odadaki çalışanlar kendilerinin negatif iyonu arttırılmış bir odada olduklarına inanıyorlarmış. Altı ay süren bu araştırma sonunda negatif iyon makinesinin çalıştırıldığı odadaki çalışanlarda toplam 22 iş günü kaybı olmuş.  Diğer odada ise toplamda 64 iş günü kaybı yaşanmış. Bir ay süren grip salgınında birinci grupta toplam 3 gün iş kaybı olurken, ikinci grupta toplam 40 gün iş kaybı yaşanmış. (Stark, 1971).


Bir İsviçre bankasında yapılan testte 309 kişi negatif iyon ile işlenmiş bir ortamda çalışırken, 362 kişiden oluşan ikinci bir grup normal bir ortamda çalışmış. Takip eden aylarda birinci grupta grip, nezle, faranjit ve diğer solunum yolu hastalıklarından dolayı kaybedilen her iş günü için ikinci grupta 16 iş günü kaybı olmuş. (Soyka, 1991).

Surrey üniversitesi tarafından Norwich Sendika Sigorta Grubu Merkez ofisinde yapılan bir araştırmada bilgisayar ve veri toplama departmanlarına sekiz negatif iyon üreten makine yerleştirilmiş. Testten önce bir ay süreyle araştırma ekibi kişilerin şikayetlerini toplamış. Test süresince hastalık, baş ağrısı gibi belirtilerde %78 azalma görülmüş.  Test sonunda Norwich Sendika organizasyonu iyon makinelerini satın almış. (Soyka, 1991).

A.B.D Ziraat Bakanlığı
A.B.D. Ziraat Bakanlığı tarafından yürütülen bir araştırmada bir odayı iyonize etmenin toz oranını %52, bakteri oranını %95 azalttığı kanıtlanmıştır.


Nerede ne kadar negatif iyon vardır:
Şelalelerde her metre küp başına 95,000 – 450,000
Dağda, sahilde ve ormanlarda  her metre küp başına 50,000 – 100,000
Çayırlarda her metre küp başına 5,000 – 50,000
Şehirlerde her metre küp başına 100 – 2000
Odalar ve ofislerde her metre küp başına 40 – 100
Klimalı odalarda her metre küp başına    0- 20


Sigaranın etkileri negatif iyonla azalıyor.
Boğazımızda bulunan ve toksinlerin solunum yollarındaki hassas organlara geçmesine engel olan tüylerde sigara dumanının bıraktığı etkiyi yüksek dozda negatif iyon ile nötrilize edebiliyoruz. Bu tüyler ne kadar hızlı hareket ederlerse o kadar etkili oluyorlar. Ancak sigara dumanı bunları yavaşlatıyor ve bedenin kansere yol açan kirlerden korunmasına engel oluyor. Yapılan testlerin sonucunda yüksek düzeyde negatif iyon içeren hava bu tüylerin hareketini tekrardan normale dönüştürüyor. (Soyka, 1991).


Negatif iyonla pozitif bir enerji ve olumlu bir yaklaşım

Ev içi ortamlarda yoğun bir şekilde bulunan pozitif iyonlar aşırı serotonin salgılanmasına yol açar. Seratonin bedenin zihinsel, duygusal ve fiziksel stres ile baş edebilmesini sağlayan bir nöroiletkendir. Aşırı üretildiğinde öncelikle hiperaktivite yaratır ki bu da anksiyeteye yol açar ve bazen depresyona da sebep olabilir.  Negatif iyon tedavisinin aşırı seratonin salgılanmasını önlediği ve bazı vakalarda depresyonu hafiflettiği görülmüştür. (Kreuger, 1957).


Negatif iyonlar bizim daha iyi bir uyku uyumamıza yardımcı olur.  1969 yılında Fransız bir araştırmacı seratoninin aşırı üretilmesinin uykusuzluğa ve kabuslara yol açtığını göstermiş.  Uyku bozukluğu yaşayan bir grup insanda negatif iyon yaratan bir hava temizleme cihazını kullandırmanın daha rahat uyumalarını sağladığını görmüştür. (Soyka, 1991).
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#1
Bir de böyle bir açıklama mevcut...:))

Negatif iyonlar sizi mahvediyor....

Sürekli yorgunluk hissediyor, sabah yataktan kalkmakta güçlük çekiyorsanız, sorumlusu havadaki negatif iyonlar

AA - BURSA - Bahar aylarında, nem ve buharlaşmayla havadaki elektrik yükü ve negatif iyonlar artıyor. Bu, bahar yorgunluğuna neden oluyor. İç hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Sedat Demir, insanları yatağa yapıştıran süreci anlattı:

"Havada pozitif ve negatif olmak üzere iki türlü iyon var. Pozitif iyonlar arttıkça insanlar kendilerini daha zinde hissediyor. Negatiflerin artması bahar yorgunluğa neden oluyor. Şehirler ve kır arasında fark var. Şehirlerde hava kirliliğinin yoğun olması, egzoz gazı negatif iyon yükünün artmasına neden oluyor. Havadaki nem ve iyon değişiklikleri solunum yollarında ödeme yol açabiliyor. Organizma da kendini koruyabilmek, beyin gibi hayati organlara giden oksijeni artırabilmek için diğer organlara giden kan miktarını azaltıyor. Hormonların salgılandığı tiroit dokusuna giden kan da azalıyor, cilt kuruyor. Oksijen azlığı, halsizlik, isteksizlik, yorgunluk ve uykudan kalkmakta güçlük, yaygın kas ağrıları ve cinsel isteksizliğe neden oluyor."
Bahar aylarında hastaların en sık kas ve baş ağrılarıyla, çabuk yorulma şikayetleriyle kendilerine başvurduklarına değinen Demir, bahar yorgunluğundan korunmak için bol sebze-meyve yenilmesi, B, C vitaminleriyle potasyum yönünden zengin gıdalarla beslenilmesi, ayrıca günde 2-2.5 litre su içilmesi ve düzenli spor yapılması gerektiğini vurguladı.

-Alıntı-
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#2
MANYETİK ALANIN SAĞLIĞA ETKİLERİ
Uzaya gönderilen astronotlarda görülen ve haftalarca sürebilen yorgunluk, adale ağrısı, baş ağrısı ve dönmesi nedeni ilk yıllarda anlaşılamamıştı. Daha sonraki yıllarda sürdürülen kapsamlı araştırmalar sonucu bu belirtilerin dünyanın manyetik alanının eksikliğinden kaynaklandığı belirlenmiştir, (Lindner, 2002).

Biyomanyetoloji ilkelerine göre, tüm maddeler dolayısıyla tüm canlılar, zayıf ya da güçlü birer manyetik özelliğe sahiptirler. Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur.

İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir.

Biot – Savar Teorisine göre, hareketli elektrik yükleri manyetik alan oluşturur. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002). İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Bunun bir nedeni de insanın yaşadığı yerin manyetik alanının büyüklüğüdür. Yer kabuğunun doğal bir manyetizması vardır. Bütün alanlar üç değişken içerir;frekans, spinin yönü, spinin büyüklüğü veya gücüdür.

Bu üç değişken insan vücuduna uyduğunda vücut kendi enerjisini destekler, (NBC, 2002). Bu manyetik etkileşim hücre zarlarında madde alışverişlerini mümkün kılar. Böylece bir fabrika gibi çalışan hücrenin, atık maddeleri ve toksinleri bünyesinden uzaklaştırarak su, besin maddeleri, oksijen ve gerekli mineralleri alarak işlevinin uygun bir seyirde ve canlılık içinde sürdürmesi mümkün olmaktadır.

Sara hastaları üzerinde yapılan bir deneyde de dışarıdan, deneklerin manyetik alanının değiştirilmesi durumunda, beyindeki biyoelektrik faaliyetin, dolayısıyla snapsların kirlenmesi sağlanarak hastalık durumundaki etkileri aynen oluşturulmuştur. Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, biyolojik iyileşmeyi desteklerken iltihaplanmayı azaltır, acıyı dindirir. Ama güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alanı hücresel oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır. Kafamızın merkezde bulunan hormonları, enzimleri ve bağışıklık fonksiyonları yöneten pineal bezi manyetik kristallerden oluşan bir manyetik organdır. Manyetik enerjiye çok duyarlı olup ona has madde olan melatonin hormonu, geceleyin dünya manyetik alanı etkin olduğu zaman ortaya çıkar. İyi uyku için melaton seviyesinin yüksek olması gerekir.

  Büyüme hormonu melatonin seviyesi ile ilişkilidir. İnsan yaşlandıkça bu asıl hormonları daha az üretmeye başlar. Büyüme hormonu saç, cilt (deri) ve adaleleri kontrol altında tutar, (Philpott, 2002). Multiple Sclerosis (MS) hastalığını başlatan sebeplerden biri dünya manyetik alanıdır. Dünya manyetik alanının haritası incelendiğinde alanın yapısı ile MS hasta sayısı arasında kuvvetli ilişki bulunmuştur. Manyetik alanın düşey bileşeni biyolojik maddeleri etkiler.
 
MS hastalığına yakalananların sayısı 60 (°E) boylam civarında en yüksek değere ulaşırken Orta Asya, Hindistan, Çin, Japon, Afrika ülkeleri, Orta Amerika gibi ekvatora yakın yerlerde vaka sayısı yok denecek kadar azdır. Düşey manyetik alanı bileşeni kutuplara yakın yerde hemen hemen yoktur ve MS hastalığına düşey bileşenin zayıf olduğu bölgelerde çok sık rastlanır.
Başka bir araştırmada çocukların büyümesinin dünya manyetik alanın güneş aktivitesine göre değişmesine bağlı olduğu tespit edilmiştir, (Tatarin et al., 2002).

 İnsan vücudunun manyetik alanla olan dengesini bozan etkenlerden birisi de kimyasal kirleticiler, haberleşme frekansları, elektrik güç taşımalarından gelen sinyallerle çevrenin kirlenmesiyle ortaya çıkar. Toksik madde radyasyon gibi kirleticilerden gelen sinyaller canlının elektromanyetik dengesini bozmaktadır, (Widgery, 2002).

Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir.

Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir. Yüksek gerilim hatlarından cep telefonu dalgalarına, radyo ve TV dalgalarından ev ve iş yerlerindeki bilgisayar ve elektrikli diğer eşyaların yaydığı elektromanyetik dalgalara kadar maruz kalınan elektromanyetik kirlilik sosyal yaşam ortamında hemen hemen her yerde sağlıksız bir atmosfer oluşturmaktadır.

Elektromanyetik smog beyinden hücrelere gönderilen sinyalleri engelleyerek vücudun bağışıklık sistemine zarar verir, (Paulines, 2002). Son yıllarda büyük çapta araştırmalar yapılmasına neden olan bir etki ise insan yapımlı kuvvetli manyetik alan kaynağından doğan hastalıklardır. Kuvvetli manyetler Hall etkisinden dolayı, anestesia oluşturuyor, (Pawluk, 2002; Komor, 2002). Tunaya'nın araştırmalarına göre yüksek gerilim hatlarının çocuklarda lösemi ya da beyin kanseri yaptığı bilinen bir gerçektir. 1988'de ve 1991'de yine ABD'de, 1992 'de Isveç ve Meksika'da ve 1993 'de Danimarka'da yapılan araştırmalarda çocuklarda görülen kanserlerle ve özellikle de lösemiyle iletişim hatlarına yakın yaşama arasında bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur, (Tutev, 2002).
Cep telefonu zararları üzerinde birçok araştırma yapılmaktadır. Kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin beyne girmesini engelleyen savunma mekanizmasını devre dışı bırakmaya, yorgunluk, baş ağrısı, deride yanma hissi ortaya çıkarmaya, yüksek tansiyon oluşmasına, baş ağrıları, baş dönmesi ve dikkatin dağılmasına sebep olduğuna dair bulguları elde edilmiştir (Tutev, 2002).

Cep telefonu alzheimer, parkinson ve multiple sclerosis (MS) gibi sinir hastalıklarının oluşma riskini arttırıyor. Kulaklık-mikrofon seti kullananların %80'inde bu tip sorunların olmadığı gözlenmiştir.

Bu tip  elektromanyetik alanların genelde iki etkisinden bahsedilir. Birisi ısı etkisidir. Çünkü yaydığı enerji, insan vücudundan geçerken bir miktar emilir, tutulur ve içerde bir ısı birikimi oluşur. Bu ısı istenmeyen sonuçlara sebep olabilir.
 
İkincinin etkisi ise canlı organizma içindeki birbirine bağlanmış olan molekülleri, atomları etkiler ve bozar. Organizma kendini tamir eder, düzeltir. Ama bir an kontrolden çıkabilir. Kontrolden çıktığında ise basit bir iki hücrenin ölümüne veya kanser gibi ölümcül bir hastalığa neden olabileceğinden şüphelenilmektedir, (Kalkan, 2002). Ortalamadan yüksek manyetik alanı olan bölgede yaşayan çocukların kanser olma olasılığının daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Birkaç araştırmada ortalama değerden yüksek manyetik alanın bulunduğu bölgede uzun süre kalan hamile kadınlarda zor doğum yaptıkları gözlenmiştir.

Yüksek manyetik alanın, anne adaylarının düşük yapma olasılıklarını 3 kat artırdığı vurgulanmıştır, (ARPNSA, 1999). 1994'te ve 1998'te ABD ve Finlandiya'da yapılan araştırmalarda;  elektromanyetik alanların çok sık etkisinde kalan (radyo operatörleri, endüstriyel donanım işçileri, veri işleme aygıtı tamircileri, telefon hattı işçileri, elektrik santralleri ve trafo merkezlerinde çalışan) işçilerde alzheimer hastalığının normal insanlara göre erkeklerde 4-9 kat kadınlarda 3-4 kat daha çok görüldüğü, enerji iletim hatlarına 40 m.'den daha yakın yaşayan çocukların, normal çocuklara göre 2-3 kat daha fazla kansere yakalandığı, Finlandiya'da yapılan bir başka araştırma erkek çocukların merkezi sinir sisteminde oluşan tümörlerle iletim hatları arasındaki ilişkinin olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer bir etken ise uzaydan ve güneşten gelen kozmik ışınlardır. Dubrov (2002) 1228 kişi üzerinde yaptığı deneylerinde kozmik ışınların kalp krizi, işyerindeki ve karayolu kazalara ve ani şizofren dönemlerle ilişki içinde olduğu sonuca varmıştır, (Harris, 2002). EMF sağlık raporunda (1995) mevsimsel stres maksimumlar ile güneş rüzgarının maksimumu arasında ilişki olduğu vurgulanmıştır.
İnsan sağlığına zararlı kozmik olayları uzay arası manyetik alanın radyal bileşeni olduğu zaman en fazla etkiler. Bu olay da güneş rüzgarı dünyadan geçtiği zaman olabilir. Nikolaev ve ark. (1976) 85 tane ruh hastası insan üzerine yapılmış deney sonucunda gök cisimleri arasındaki manyetik alanın pozitif olduğu zaman hastaların sayısının arttığı gözlenmiştir, (Parkinson,1983). Zayıf manyetik alanın insan sağlığına zararlı olup olmadığı hala tartışılıyor. Bu zayıf alanların hemen gözle görülür zararları yoktur.

Fakat hayvan hücresi üzerinde yapılan deneylerde zayıf manyetik alanın hormon ve enzim seviyesini değiştirmek, dokulardaki kimyasalların hareketini engelleme gibi biyolojik etkenlere sebep olduğu kararına varılmıştır (NRPNSA, 1999)

Sonuçlar ve öneriler: Kalp krizi yaşlarının 20'li yaşlara düşmesi, bağışıklık sistemlerinin çöküşü, sık hastalıklara maruz kalma, beyin kanamaları sıklıklarında artışlar ve de kanser olgularında görülen tırmanışlarda manyetik alanların etkisi vardır. Bu tip hastalıkları iyileştirme yöntemi olarak akupunktur ve manyetik terapi son yıllarda gelişmektedir. Manyeto terapi ilk önce astronotlar üzerinde uzayda kullanılmıştır. Daha sonra 200.000 insan üzerinde yapılan klinik deneyler neticesinde tıp hizmetine sunulmuştur . Yer kabuğunun statik manyetizmasından daha da etkin olan pulsatif manyetik alan, hücre zar hareket periyodikliği ile daha uygun bir etkileşim oluşturmaktadır.

Kazuo Shimodaira'a göre enerji eksikliği, genel ağrı, baş ağrısı, yorgunluk manyetik alanı eksikliği sendromun belirtileridir.
 
 
Bunlar kronik yorgunluk sendromuna benzemektedir, ama dışarıdan manyetik alan verilince hasta düzelmektedir. Neurobiolojistlere göre manyetler depresyonda olan insanlarda ağır işlediği sol beyini uyardığına inanıyorlar, (Chandrasekaran, 2002).

  Zihinsel ve fiziksel rahatsızlığı olan hastalar üzerine yapılan kliniksel araştırmalarda %90 başarı gösteriyor. Japonya'da bir üniversite 11.648 kişi üzerine yapılan manyetik tedavinin (%43 erkek) %92 başarı gösterdiği görülmüştür (Blackman ve Friedman, 2002).

Bunun nedeni olarak manyetik alan vücuda uygulanınca manyetik dalgalar dokudan geçer ve ikinci akım oluşturur.Bu akımlar manyetik alan ile birleşince hücrelerdeki elektronlara ısı verir. Bu ısı adale ağrısı, kaslardaki şişmelere çok iyi gelir.

Kandaki kalsiyum ve kolesterol miktarı azalınca haemoglobin daha hızlı hareket eder. Yüksek tansiyona sebep olan diğer maddelerde de azalma görünür. Kan temizlenir ve akışı hızlanır. Kalp rahatlar ve acı azalır veya yok olur. Yönetici sinirler normale döner ve onların yönettiği organlar düzgün şekilde çalışır. Kan akımının iyileşmesinden dolayı besleyiciler daha kolay ve verimli şekilde taşınır. Manyetik dalgalar cilt, yağlı dokular ve kemikleri canlandırır. Sonuçta hastalığa karşı direnci arttırır. Manyetik alan düzensizliği azaltarak enerji aktarır, sağlığa katkıda bulunur. Hücrelerin büyümesini destekler. Manyetler diş ağrısı, omuzlar ve diğer birleşimlerdeki uyuşukluk, ağrıya iyi gelir. Vücudun kendi kendini iyileştirme özelliğini destekler (Shimodaira ,2002).

Hayatımızı etkileyen biyomanyetik alanın ay, güneş, diğer yıldız veya gezegenler gibi dünya dışı etkenler ve içinde bulunduğumuz yakın çevre ile kullandığımız cihazların etkisinin bilinmesi tedbir alma ve tedavi açısından önem taşımaktadır.

Bu çalışma ülkemizde biyomanyetik alan konusunda yeterince çalışmanın mevcut olmaması nedeniyle hem bilgilendirici hem de bundan sonraki çalışmalara yardımcı olacaktır.


Altansuvd  Bold,  Hüseyin Toros  ve  Orhan Şen İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)