Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Dengelenme İçin BASİT Öneriler

Başlatan Tiversonus, 28 Aralık 2009, 15:39:12

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Öğretmen olan Ali geçenlerden anlatmıştı bana ve askerliğini okul öğretmeni olarak yapıyordu. Hafta sonları kendisi gibi öğretmen olan eşinin yanına geldiğinde konuşmuştuk, ikizi olan Hasan ise çok daha pozitif frekansta ve o da nişanlısı ile birlikte idi. Ali öğretmen, herhangi bir zor ortam olmamasına rağmen çok daraldığını ve kendini çok kötü hissettiğini ve \"artık anti-depresan bile kullanıyorum\" diyordu. Ben de ona nefes egzersizleri ile bunu aşabileceğini söylemiş ve mail adresini istemiştim...Genel olarak bir çok kişiye ulaşmasına yardımcı olduğum önerilerin uygulandığını düşünmüyorum açıkça böyle düşünüyorum. Günlük hayat koşturmacasının içerisinde bu tür önerileri algılayamayacak kadar da zihinsel karmaşa içerisinde olan kişiler için basit ama etkili önerileri yazalım diye düşündüm...Basit ve \"uygulanabilir\" öneriler olsun bunlar. Böylece bu basitlik ve pratiklik içerisinde, örneğin otıbüs yolculuğu sırasında uygulanabilsin ya da araba sürerken uygulanabilir olsun veya bir bekleme yerinde (BANKA YA DA HASTANE bankında)...

Genel olarak düşüncem bu yönde ve bir süre sonra yapılacak basit uygulamaların sonunda ürünülerden memnun olmaları ve fayda görmeleri halinde önerilerin \"satandart sunumlarını\" uygulayabilir direnç durumunda olabileceklerini düşünüyorum bir çok insanın. Diğer arkadaşlar da yardım ederler ise, sayfanın sonunda çok pratik bir kaç rakamsal cümle ile bunları özetleyebiliriz diye düşünüyorum.

Tiversonus

#1
1. Nefes Egzersizi (Basit)

Bu egzersizi 12 kez civarında ya da bir beş dakika yaptıktan sonra normal nefesimize geri dönelim ve dilediğimiz bir süre sonra tekrar yapalım. Araba sürerken (özellikl düz yolda) bunu yapabiliriz ya da bir ofiste oturuken ya da bir banka da beklerlerken ya da bir devlet dairesinde beklerken.

1. Burnumuzdan nefes alıyoruz ve nefesin boğaz borumuzdan geçişini hissediyoruz, ve göbeğimizi (diyafram bölgesini) şişiriyoruz...Normal hızda ya da derince nefesi alalım...Ve dilediğimiz bir kısa süre (en az bir-1 SANİYE)) nefesimizi tutalım.

2. Nefesi ağzımızdan, çok az aralıklı açık iki dudağımız arasından ve yine boğazımıdan ya da küçük dilimizin oradan AZAR-AZAR verelim...Tıpkı esniyor ya da uyku sonrası rahatlama gibi...AZAR AZAR vermek İŞİN KRİTİK Yanı, bunu unutmayalım.

3. Göbeğimizi düzleştirinceye kadar AZAR AZAR (bizi rahatsız etmeyecek kadar AZLIKTA ve HIZDA) nefesi verelim ve karnımız düzleşince BİR-KAÇ SANİYE tutalım ve tekrar AĞIZ KAPALI- BURUN-BOĞAZDAN normal HIZDA KARNIMIZI ŞİŞİRELİM..

4. Tüm bunları yakınımızda bulunan kişilerin duyamayacağı sessizlikte uygulayalım...ASLA ve ASLA Vucudu SIKMAYALIM...


* Bu egzersizde çok önemli olanın NEFESİ AZAR-AZAR vermek olduğunu unutmayalım. En kritik şey kanımca burası.

* Önemli başka bir kısmın ise KARNI ŞİŞİRMEK (diyafram bölgesi) OLDUĞU nu unutmayalım.

* Kendimizi hiç bir şekilde kasmayalım ya da sıkmayalım ve RAHATLIĞIMIZI BOZDUĞU yerde bırakalım be NORMAL NEFESE geçelim.


Hepsi bu kadar...

Tiversonus

#2
2. BOL SU İÇMEK

Su zehri-toksinleri dışarı atmak için çok önemli bir yoldur. Bol su dengeleycidir.

Bir örnek vermek isterim eskilerden: Eskiden Profesör lakaplı bir arkadaşım 1 litre cini, 1 litre tonik ve 2 litre portakallı gazoz ile karıştırırdı. Sonuçta büyükçe bir karışım olurdu 4 litre kadar ve yavaş yavaş içerdi...Bir gün boyunca içtiğini gözlemlerdim. Ve asla bir şişe biranın verdiğinden fazla etkiyi (dışsal olarak) gözlemlemezdim. Burada kritik şey: SU..

Şunu söylemek istiyorum; vucuda bir miktar zehir versek ama bir durumda bunu litrelerce su ile versek, o zehir Fizik bedeni çok az etkileyecektir...İşte burada zehirin etkisini azaltan SU MİKTARIDIR.

İşyerinde, araba yolculuğunda ya da günlük basit işlerimizde yanımızda SU TAŞIYALIM ve her fırsatta İÇELİM...Müthiş Dengeleyicidir.

Unutmayalım: SU DEVAMLI ELİMİZİN ALTINDA OLMALI, GÖZ VE EL MESAFEMİZ İÇİNDE OLMALI; Bir KAP İçerisnde OLMALI ki; ONU İÇME GÜDÜMÜZ VE KARARIMIZ devamlı OLSUN...Ne derler bilirsiniz "gözden uzak ise.."

Çin'de işyerlerinde ısıtıcı/soğutucu makinası bulundurduklarını gözlemlemiştim. Ve yazın terleyecek sıcaklığında bile suyu "sıcak/ısıtılmış" ikram ettiklerini gözlemledim, istisnasız...Bir ipucu eğer evde8işyeri de olabilir) iseniz ve özellikle de SABAH ise suyu bir ısıtıcıda ISITIN, ne kadar derseniz, test edin sizi rahatlatacak kadar, fazla değil yani ve İÇİN...

Bazı kişiler fazla su içince mideleri bulanabiliyor, onlara da tavsiyem, yaratıcı olmaları ve meyve TOZLARI karışımını az miktarda kullanarak, SU'ya KARIŞTIRARAK İÇMELERİ...

Eğer kendinize uygun teknik yaratamıyorsunuz işiniz önce bu olsun, yaratıcılığınız ile teknikleri kendinize (nasıl çalıştığını anlayarak) UYARLAYIN... Hiç yapmamaktan daha faydalıdır kanımca...

Tiversonus

#3
Fazlaca su tüketimi yaparken şu nu dikkate almayı öneriyorum: Sodyum, potasyum v.b. minrallerin eksilmesi ihtimalini. Vucuttaki elektriksel sinyaller başta olmak üzere bir çok görevi olan bu mineral seviyelerini düzenli kontrolünün pılması, analizler ile gerkebilir...Bu konu hakkında ilgili minerallerin görevleri hakkında internette araştırma yapmanızı ve bulgularını "bilmenizi" öneiyorum...

Tiversonus

#4
3. Gazete okumayın, Radyo dinlemeyin, Televizyon seyretmeyin

Dengelenme için bu önerilerin "çok fazla tepki" alacağını bildiğim ya da tahmin ettiğim için; bu önerileri Kanal bilgileri ile sunmak istiyorum. Bir kızgınlık duyuyorsanız biraz düşünün diye işte buyurun:



"Aslında, evrimleşmeyi gerçekten istiyorsanız gazete okumayın, radyo dinlemeyin, televizyon seyretmeyin. Eğer belli süreler için medyadan özgürleşir, kaos, endişe, stres, hay huy ve ihtiyacınız olmayan her tür baştan çıkarıcılık frekansından ayrılırsanız durulmaya başlar içiniz. İçinizde neler olup bittiğini dinlemeye başlar, dünyada içinde kaybolmaksızın yaşarsınız. Temizlenirsiniz. Bunun ne kadar üzerinde dursak azdır!"

"Çağdaş teknoloji, frekans kontrolünün en büyük silahlarından biridir. Size eğlence ve rahata ulaşmanın yöntemleri benimsetildi, tümü de frekans kontrolüne ilişkindi. Televizyonunuzdan kurtulmanızı hararetle öneririz. Bilincinizi gündelik olarak manipüle etmenin temel aracıdır televizyon. Deney öyle ince düzeyde ayarlanmıştır ki, televizyon kanalıyla yaratılan rahatsızlığa bilinçaltı olarak cevap verirsiniz. Kendisini televizyon seyrederek öldüren -ve bu sırada doktorları zengin eden- bütün bir kuşak var."

" bir televizyon gösterisini izlerken, bilinçaltı bir düzlemde sizi özgün düşünceden alıkoyan bir frekansa maruz kalıyorsunuz. Bu bilinçaltı etki, sizi hareketsiz ve bir "hayatta kal, dakik ol, sessiz ol, işe git" toplumuna bağlı kılıyor. Televizyon hareketsiz, oturulup aşırı yiyerek geçirilen bir yaşamın propagandasını yapıyor. Çevrenize bakın. Uyanın insanlar!"

"İki, üç, dört televizyonu olan evleri düşünürseniz bunun son derece başarılı olmuş bir olan bir pazarlama programı olduğunu kabul edersiniz. Televizyondaki bilinçaltı etkilerden haberdar olan bazıları buna karşı bağışık olduklarını hissediyor. Bununla birlikte, televizyonun etkileri öylesine derin işleyen güçtedir ki, siz ne kadar açıkça bildiğinizi söyleseniz deteknolojinin titreşimsel frekansınıza yaptıklarını dengeleyemezsiniz."
[/font=Comic Sans MS]



Pleiades Öğretileri 1 / Barbara Marciniak


İlk bakışta, tüm bu araçlardan uzak kalınca, "bilgi" den uzak kalınacağı düşünülebilinir. Bu öneri kademeli olarak uygulanabilir. Ve görülecektir ki; gerçekte insanları "bilgi" den koparan, dengelerini bozan bu araçlardır. Tavsiyem, DVD oynatıcılar ile film seçimi yapılması ve günde belirli dakikalarda internet yazılı medyasını okumanızdır. Bilgiden uzak kalmayacağınızı göreceksiniz, bu ölçülebilinir bir faydayu sağlar. Benzer bir tavsiye Ra Bilgileri'n de de var.




* BİO-MÜHENDİSLİKLE YARATILMIŞ 3. YOĞUNLUK VARLIKLARISINIZ, FİZİKSEL GERÇEKLİK İÇERİSİNDESİNİZ: ETRAFINIZI SARAN AÇIK BÜFE CENNETİ VAR!S: (L) Ve bu bizim fiziksel bağlantımız ya da temelimiz mi ?
C: Evet bio-mühendislikle yaratılmış 3. yoğunluk varlıkları olarak sizler, fiziksel gerçeklik içerisinde etrafı saran açık büfe cennetinde ön tarafta bulunuyorsunuz.



Kasyopya Celselri




Herşeyin biraz da bu ufak olaylara "adanmışlık" ile uygulamasına bağlı olduğunu hatırlatıyorum, öneriyorum. Ve eğer bunları yapamıyorum diyorsanız, bunun üzerinde düşünülecek derin anlamları olduğunu söylüyorum. Demek ki bu frekans tuzakları "iyi iş" yapıyorlar demektir!

Sadece öneridir ve Siz seçersiniz! Seçimlerini değiştirmeyen kendini değiştiremez diye düşünüyorum....Ve Mevlana tv seyrediyor muydu? İlginç değil mi?

Teknolojinin kendisinde bir sorun yok, sorun hangi amaçlar ile kullanıldığı sorunu. Kendine Hizmet menfaat grupları bu işi çok iyi biliyorlar.

Olayı "Frekanslar savaşı" olarak düşünmek pek de yanlış olmayacaktır.


Tiversonus

#5
Burada anlatılması gereken ilginç bir durum var: Bilgi olarak bir kişi çıkıpta "ben, kendine hizmet meyasının, dengemi bozduğunun farkındayım, bunu kabul ediyorum, ancak, yerine koyacak bir şeyler bulmakta zorlanıyorum, lanet olsun" diyebilir. Bu çok normal, bu benim babamın da söylediği bir söz:)

İşin zarar verici, tutsak edici tavrı şu: "tüm bunlar, saçmalık, teknoloji düşmanımısınız? Seçerek seyrederiz, hayvanlar alemini seyrederim, bla, bla, bla"..Bu söze söylenecek tek şey var: "Allahrahmet eylesin, kurtuluşu yok!"... Kısaca "Problemi oluşturan zihin genel işleyişi ile problemi çözemezsin, çünkü problemei yaratan zihin buna direnir" önce bunun farkına varmak ve biraz da zihni karıştırmak gerekecektir" diyorum, bir düşünün bu önerimi. Hem zihni kullan hem de onu kontrol etmeyi öğrenmelisiniz. Bir oranda, bu belki yüzde 1 artış ile olmalı ilk zaman ve işte olay bu yüzde 1 de gizli:))[/font=Comic Sans MS]
"Ben bir bağımlıyım"

Yukarıdaki sözü Tv seyredenler bilirler, filmlerden, evet sorunu önce dürüstlükle ortaya koyun ve kabul edin...Tedavisinin zorluğu nedeni ile "hastalık yokmuş gibi davranmayın" diyorum...

Ve mavi-renkli yazıda olanlara bir önerim var: Rehberlerinden ve Yüksek Benliğ'inden yardım istemek...Unutmayalım, bizlerin taşıdığı bilinçler, Yüksek Benlik bilinçlerine göre daha düşük olduğundan -genel olarak buna dikkat edilmeli- isteklerimizi çok dikkatli ve net yapalım. Bir örnek:

"Sevgili Yüksek Benliğim, sevgili Ruh; ....şu sorunlarımın farkındayım, biliyorum, kabul ediyorum ve sevgi ile şu yardımları istiyorum: Eğer Sonsuz ve Tek Olan Bir'in/Bütünün hayrına olacak ise bu yardımların yapılmasını istiyorum [şart bu] ve en yüksek FAYDA ÇIKACAK şekilde [sonuç ta bu]   bu yardımların yapılmasını özgür irademle ve sevgi ile istiyorum...

Yani bu düşük bilincimizle bırakalım ne, nasıl, zaman yapılacağını, bırakalım bunu: belki hiç bir zaman bir yerimizi patlatsak gelmeyecek bir yöntem ile (aklımıza); olabilir, olmayabilir. Belki geçmişimiz yeniden yazılır ve bir sabah kalktığımızda , hiç bir şekilde problemi yaşamamış bir "geçmiş hafıza kaydına" sahip olabiliriz, elbette tüm realite de buna uygun şekilde, bu örneği genel olarak düşünmenizi, zamansızlık olarak düşünmenizi veya geçmişin ne olduğunu düşünmenizi tetiklesin diye yazıyorum ve paylaşıyorum...Önemli olan bakış açımız, bir çok şeye uygunluğu sözkonusu olabilir...

Tiversonus

#6
Bir problemi yaratan zihin işleyişi ile; bu işleyişe izin vererek, işleyişini değiştirip kontrolü ele almadan, problemi çözemeyiz. Hedef oranımız ise %1....Evet yüzde 1...BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİR DÜŞÜNÜN, O YÜZDE [/font=Comic Sans MS]1 sadece hedefimiz, ne kadar kolay değil mi???

İnsanlar genel olarak, işin "niyet" bölümünü atlayarak, sonuçlara ve metodlarına, çözümlerine yol bulamadığından -ki zihnimiz genel olarak böyle çalışır ve önce metod arar ve geçerli bir çözüm bulamayınca da- bundan yani niyetten vazgeçer. İşte nasıl olacağını, nasıl olması gerektiğini akışa bırakarak önce niyetimizi net ve çoğu zamanda bağıra bağıra, tüm hücrelerimiz duyacak şekilde söylemeliyiz, seslendirmeliyiz: Önce niyet...Ve sonra "ışık yanacaktır", burada "ışığı yakacak" olan şey ise saf/tam bir istekle istemek olacatır: "İsteyin verilecektir" sözünü belki duymuşsunuzdur, duymanın ötesinde sadece isteyin, öylesine isteyin ki, başka hiç bir şey o isteme anlarında zihninizde bulunmasın, öylesine isteyin ki o isteme anlarında bir duvarıın bir kağıt kale gibi yıkacağınızı hissederek isteyin...Ve yardımın geleceğine inanın, buna inandığınızda (nasıl olacağını bilmemize gerek yok, buna gerek yok) sizi kim durdurabilir ki, Tanrısal armağanımız olan yaratımlar ve parçası olduğumuz yüksek bilinçlerden yardım gelecektir...Ve sonra sevgi ile teşekür edin, eklenme başlayacaktır.