Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü
avatar_fidelista

Rüyada uyarı

Başlatan fidelista, 17 Ocak 2021, 04:26:08

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

fidelista

Rüyamda Laurayı gördüm bır adamla mesaj alıyorlardı isterseniz yazayım dedim adam gerek yok teyp var dedi ,sonra iş yerimde masama bir tabak yemek getirip önüme koydu.

Yorumum şöyle: her şeyi benden beklemeyin hazırcı olmayın spritüel işinizi yapın yapmıyorsunuz !.Sembolik olan rüyadaki uyarı benim için doğru.

Gaia

#1
Gayet güzel yorumlamışsın bence. Bende ara ara görürüm Laura yı rüyamda. Bazen astral rüya şeklinde bazen de sembolik rüya şeklinde görüyorum. Bilgi alışverişi olur genelde her seferinde. Son gördüğümde yeme alışkanlıkları üzerine bir bilgi alışverişi vardı aramızda mesela.

Geçen yıl şubat-mart arasındaydı sanırım şu çekirge sürüleri olayı çıkmadan önce astral rüyada bununla ilgili bilgi alışverişi olmuştu yine. Rüya günlüğüme kaydetmiştim. Ancak ozamanlar henüz böyle bir şeyin olabileceğine ihtimal vermediğimden dolayı yorumlayamamıştım. Bilgiyi sembolik bir dilde alıyoruz ama yorumlama işi ayrı bir iş. Bence bu konu üzerine forumda pratik yapmalıyız. Ben oldukça acemiyim.

fidelista

#2
Alıntı yapılan: maglor - 17 Ocak 2021, 19:15:31 Mesajı hatırlıyormusun?Ya da tam olarak olmasa da neyle ılgılıydı?
Mesajı hatırlamıyorum maalesef.İcerigi hakkında bir fikrim yok ama bir şeyler alıyorlardı sonra Laura iş yerimde masama bir tabak yemek getirdi önüme koydu,spritüel anlamda çalışma yapmayıp hazır onların aldığı mesajı bekledeğim çok açık,

Belkide hepimiz Laura merkez görünmez bir ağın parçalarıyız ve bazılarımız tembellik ediyor ve bu durum Laura'nın yükünü artıyor gibi algıladım. Biraz mahçup oldum.

Gaia

#3
Alıntı YapEklenti:


Mesajı hatırlamıyorum maalesef.İcerigi hakkında bir fikrim yok ama bir şeyler alıyorlardı sonra Laura iş yerimde masama bir tabak yemek getirdi önüme koydu,spritüel anlamda çalışma yapmayıp hazır onların aldığı mesajı bekledeğim çok açık,

Belkide hepimiz Laura merkez görünmez bir ağın parçalarıyız ve bazılarımız tembellik ediyor ve bu durum Laura'nın yükünü artıyor gibi algıladım. Biraz mahçup oldum.



Bu psişik ağın farkına varman çok güzel bir şey. Bir çok bilgi ediniliyor ancak bu bilgiler ne kadar kullanılıyor? Diyetlere dikkat yeteri kadar ediniliyor mu? Bireysel sapmalar üzerinde çalışıp duygusal ve psişik yüklerden kurtulmak için gereken özen gösteriliyor mu?

3y bakış açısıyla mı dünyayı kucaklıyoruz yoksa daha üst yoğunlukların bakış açılarını anlayabilmek için kendi 3y bakış açımızın illüzyonunu yeteri kadar kaldırabiliyor muyuz? Başkalarının duygusal yükleri için sorumluluk alınıyor mu? Bu gibi soruları dürüstçe sormak gerek...

Her şeyden önce kendimizden sorumluyuz, kendi illüzyonunu tam anlamıyla kaldıramayan bir birey ve "ne olacaksa olsun, ben akıştayım eyyooo! " algısına sahip bir birey nasıl sorumluluk alabilir ki?

Bilirsiniz frekans tutucu diye bir kavram vardır. Madde aleminin illüzyonunu yaşayan ve bu illüzyonun ötesindeki gerçek yaradanı, kendisini bulamayan bir birey hangi frekansı tutabilir ki? Onun tuttuğu ve yayınını yaptığı maddenin tezahürleri olur ve döngüden çıkamaz.

Aoibheann

#4
Alıntı yapılan: Gaia - 18 Ocak 2021, 16:12:47
Alıntı YapEklenti:


Mesajı hatırlamıyorum maalesef.İcerigi hakkında bir fikrim yok ama bir şeyler alıyorlardı sonra Laura iş yerimde masama bir tabak yemek getirdi önüme koydu,spritüel anlamda çalışma yapmayıp hazır onların aldığı mesajı bekledeğim çok açık,

Belkide hepimiz Laura merkez görünmez bir ağın parçalarıyız ve bazılarımız tembellik ediyor ve bu durum Laura'nın yükünü artıyor gibi algıladım. Biraz mahçup oldum.



Bu psişik ağın farkına varman çok güzel bir şey. Bir çok bilgi ediniliyor ancak bu bilgiler ne kadar kullanılıyor? Diyetlere dikkat yeteri kadar ediniliyor mu? Bireysel sapmalar üzerinde çalışıp duygusal ve psişik yüklerden kurtulmak için gereken özen gösteriliyor mu?

3y bakış açısıyla mı dünyayı kucaklıyoruz yoksa daha üst yoğunlukların bakış açılarını anlayabilmek için kendi 3y bakış açımızın illüzyonunu yeteri kadar kaldırabiliyor muyuz? Başkalarının duygusal yükleri için sorumluluk alınıyor mu? Bu gibi soruları dürüstçe sormak gerek...

Her şeyden önce kendimizden sorumluyuz, kendi illüzyonunu tam anlamıyla kaldıramayan bir birey ve "ne olacaksa olsun, ben akıştayım eyyooo! " algısına sahip bir birey nasıl sorumluluk alabilir ki?

Bilirsiniz frekans tutucu diye bir kavram vardır. Madde aleminin illüzyonunu yaşayan ve bu illüzyonun ötesindeki gerçek yaradanı, kendisini bulamayan bir birey hangi frekansı tutabilir ki? Onun tuttuğu ve yayınını yaptığı maddenin tezahürleri olur ve döngüden çıkamaz.

Bu biraz New age hippilerinin düşünce biçimine benzemiş. :) Akışta olmak yani. Sadece sevgi duyalım, diğer her şeyi görmezden gelelim. Göz ardı edelim. Üç maymunu oynuyorlar ve bunun doğru olduğunu düşünüyorlar. Bir de bu düşünce biçiminin popülaritesi artıyor, asıl korkutan o. Bu dönem uyanış dönemi ve sorgulamaya başlayan çok fazla genç var. Z kuşağı şu an bu dünyaya ve bu gerçekliğe ait olmadığını hissediyor. Bu bilgiye aç kalabalık New age akımına kapılıyor. Bu konuda ne yapılabilir? Çalışmaya başlamalıyız belki de artık.
"Kim olduğunu keşfetmek için önce mükemmelliği keşfetmek gerekir."

-Farabi

Gaia

#5
Benim fikrime göre organize olmaya gerek yok. Organize olsakta kimseye özgür iradelerine ihlal etmeden yardım falan edilemez bu devirde. Çünkü insanlar konuşarak anlaşılınamayacak noktadalar. Buradaki yardım ancak şu olur:

Bilirniz ki insanlar frekans bazlıdır kuantum seviyesinde. Dalga dediğimiz şeyde zaten bu frekanslarla alakalı bir konu, neyse. 3. yoğunluğun üzerindeki yoğunlukların enerjilerini çekebilmek, o enerjilere uyumlanmak için kasyopyalılar celselerinde daima bakış açınızı 3y den yukarı tutmaya çalışın diyorlar. Bu frekansı yükseltici bir etkiye sahip bir tavsiyedir. Her birey yaşadığı ortamda, kendi yaşam şartlarında bunu ne kadar yapabiliyorsa yapsa bile diğer bireylere etkisi olacaktır.

Bakış açısını üst yoğunluklara sabitlemek içinde birçok çaba geliştiriyoruz zaten. Maharaj'ın, Gurjieff'in, Ouespenski'nin kitaplarını okuyoruz. En basitinden Michael Newton'un kitapları bile aslında bu dünyaya 5. yoğunluktan enkarne olduğumuz gerçeğini bize gösteriyor. Bunu hatırda tutmak bile, '' Ben 5y den 3y ye enkarne olan bir varlığım.'' bilincine erişmek bile frekansı müthiş yükseltiyor.

İnsan aurası manyetik bir alandır. Bugün güneşten yani Ra'nın deyimiyle Logostan gelen enerjiler dünyanın atmosferine yani manyetik alanına giriyor. Oradan da bizlerin manyetik alanına tezahür ediyor. Böylece derslerimizi alıyor, yeni programlarla yükleniyoruz vs. vs. Bir insanın üst yoğunluklara yapacağı bir frekans rezonansı o insanın aurası aracılığı ile diğer auralara, manyetik alanlarına etki eder. Hiç farkettiniz mi enerjinizin yükseldiği zamanlarda çevredeki insanların size uyumlanmak için girdiği zihinsel, psikolojik halleri? Uyumlanabilenler uyumlanır ve siz bir nevi onu yukarı çekmiş olursunuz. Uyumlanamayanlarsa saldırı dediğimiz tesirleri alarak bizim frekansımızı yeniden 3y ye uyumlatacak şeylere girişirler.

Evde kitap okuyup frekansımızı yükseltiyoruz, sokağa bir iş için çıkıp insanların arasına karışıyoruz ve genelde frekansımız o ortamdaki genel algının frekansına uyumlanmaya zorlanıyor. Çünkü çoğunluk olan algı bu frekansta. 100. maymun olayındaki gibi. Yüksek frekanslardaki insanlar çoğaldıkça yoğunluğun çehresi değişecek, bunun içinde çoğunluğun frekansında kalmak yerine ne olduğumuza dair kesin yargılara girmek yerine, önce ne olmadıklarımızı bulup ona göre yaşamak lazım.

ogenezis

#6

Bilirniz ki insanlar frekans bazlıdır kuantum seviyesinde. Dalga dediğimiz şeyde zaten bu frekanslarla alakalı bir konu, neyse. 3. yoğunluğun üzerindeki yoğunlukların enerjilerini çekebilmek, o enerjilere uyumlanmak için kasyopyalılar celselerinde daima bakış açınızı 3y den yukarı tutmaya çalışın diyorlar. Bu frekansı yükseltici bir etkiye sahip bir tavsiyedir. Her birey yaşadığı ortamda, kendi yaşam şartlarında bunu ne kadar yapabiliyorsa yapsa bile diğer bireylere etkisi olacaktır.

Bakış açısını üst yoğunluklara sabitlemek içinde birçok çaba geliştiriyoruz zaten. Maharaj'ın, Gurjieff'in, Ouespenski'nin kitaplarını okuyoruz. En basitinden Michael Newton'un kitapları bile aslında bu dünyaya 5. yoğunluktan enkarne olduğumuz gerçeğini bize gösteriyor. Bunu hatırda tutmak bile, '' Ben 5y den 3y ye enkarne olan bir varlığım.'' bilincine erişmek bile frekansı müthiş yükseltiyor.

İnsan aurası manyetik bir alandır. Bugün güneşten yani Ra'nın deyimiyle Logostan gelen enerjiler dünyanın atmosferine yani manyetik alanına giriyor. Oradan da bizlerin manyetik alanına tezahür ediyor. Böylece derslerimizi alıyor, yeni programlarla yükleniyoruz vs. vs. Bir insanın üst yoğunluklara yapacağı bir frekans rezonansı o insanın aurası aracılığı ile diğer auralara, manyetik alanlarına etki eder. Hiç farkettiniz mi enerjinizin yükseldiği zamanlarda çevredeki insanların size uyumlanmak için girdiği zihinsel, psikolojik halleri? Uyumlanabilenler uyumlanır ve siz bir nevi onu yukarı çekmiş olursunuz. Uyumlanamayanlarsa saldırı dediğimiz tesirleri alarak bizim frekansımızı yeniden 3y ye uyumlatacak şeylere girişirler.

Evde kitap okuyup frekansımızı yükseltiyoruz, sokağa bir iş için çıkıp insanların arasına karışıyoruz ve genelde frekansımız o ortamdaki genel algının frekansına uyumlanmaya zorlanıyor. Çünkü çoğunluk olan algı bu frekansta. 100. maymun olayındaki gibi. Yüksek frekanslardaki insanlar çoğaldıkça yoğunluğun çehresi değişecek, bunun içinde çoğunluğun frekansında kalmak yerine ne olduğumuza dair kesin yargılara girmek yerine, önce ne olmadıklarımızı bulup ona göre yaşamak lazım.

Sorduğum soruların bir çoğunun cevabını aldım teşekkürler gaia...:))..Hep kendimi bir Truman Show filminde gibi hissederdim..çok haklısınız genel algının frekansına uyumlanmaya zorlanıyoruz..3y ye...çok ilginç ..