M

4KH projeksiyon rüya ve 3KH faaliyetleri

Başlatan maglor, 19 Aralık 2020, 18:54:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maglor

...

bozadi

#1
Foruma tekrar hoşgeldin maglor [:)]

Rüyalardan, kabuslardan uyanma konusunda birbirimize destek olabilmemizi ümit ediyorum.

gerçek tosun paşa

#2
Ailenle olan rüyan bir kaçırılma öncesi projeksiyonu olabilir evet. Eğer bu durumun suniliğini sezebilmişsen başarılısındır.

Bilinçaltı karşı koymayı bir tür şiddet sahnesi olarak vurguluyor. Uykuda kaçırılma veya enerji çalma işlemi öncesi bir rüya projeksiyonunun (çok acı dolu ve negatif insanı kilitleyen) yerleştirildiğini çok net şekilde deneyimledim. Hatta bir keresinde bazı acılarımı o kadar bariz kullanmaya kalktılar ki kendi kendime ben bu sebeplerden böyle harap olmam bu çok saçma diyerek bir blokaj uygulayabildim ve hemen uyandım. O gece bir arkadaşım bende kalıyordu. Salonda uyuyordu. Köpeğim yatağımın ucundaydı o da uyuyordu. Hemen kalktım ve panikle kendime geldim. İçerden uğultular ve inlemeler geliyordu. Köpeğim uykusunda tirtir titriyordu ve ağlıyordu. Bacağından uyansın diye sarstım fakat uyanmadı. Sonra içeriye kulak kabarttım. Arkadaşım baya bağırmaya başladı. Ben bu sırada bir takım imajinasyon teknikleriyle karşı koymaya çalıştım. Bu sırada köpeğimi uyandırmaya çalıştım. Birden kendine geldi ama hareketsizce yatıyordu kafasını bile kaldırmadı şokta gibiydi. Sonra içerden inlemeler kesildi. Panik olmasın diye arkadaşımın yanına gitmedim. Sonra kendi gelip çok gerçekçi bir kabus gördüğünü birlikte bir takım karanlık varlıklardan kaçtığımızı söyledi. Dar bir koridordan kaçıp bir odada mahsur kaldığımızı onun benden yardım istemek için çığlık atmaya çalıştığını fakat asla hareket edip uyanamadığını rüyada olduğunu anlamasına rağmen uyanamadığını nefes alamadığını ve böyle bir süre geçirmek zorunda kaldığını anlattı.

Kapıdan içeri sızan bir varlığın ağzına yüzüne bir şeyler attığını ya da tuttuğunu söyledi.

O gece anladım ki enerji boşaltma işlemi ( ya da kaçırılma vs. neyse artık) yapılacağı zaman evde ya da ortak alanda kim varsa hepsi eş zamanlı olarak bir projeksiyona alınıp hedefe konulabiliyor.

gerçek tosun paşa

#3
Bu arada uyandığımda ev her zaman olduğundan daha karanlıktı. Koridora bakıyordum ama göremiyordum. Bana öyle gelmiş olabilir mi bilemiyorum.

Buna benzer yaşadığım bazı olaylar oldu. Babamla birlikte onun evinde olduğumuz bir vakit evde iki tane babam olduğunu fark ettim ve babam gibi yapan kişinin aslında babam olmadığını anlamıştım. Fakat içimden bir ses asla belli etmemem gerektiğini söylüyordu. Bazı hal hareketlerimden durumu çaktırdım. Babam gibi görünen varlık donuklaştı ve sinsi sinsi bana bakmaya ve iğneleyici, aşağılayıcı cümleler kurmaya başladı. Bana kendimi çok akıllı sandığımı ve çaresiz olduğumu söylediği anda salonun kapısının hemen bitişiğinde duran ahşap sandalyeyi kafasında parçaladım. Çok sinirlenmiştim. Sanki başka çarem yok gibiydi ya teslim olacaktım ya da saldırıp şansımı deneyecektim. Bir an durdum ve sadece aklımda bu vardı. Yerler kan içinde kaldı.  Sonra babam gibi görünen onlarca adam mutfaktan koridordan vs. üstüme çullanırcasına bana saldırmaya başladı. Hepsine o kadar şiddetli saldırıyordum ki tavanlardan kan damlıyordu. Bir ara hengame içerisinde babamı gördüm bana bakışından gerçek babam olduğunu fark ettim ama onu da saniyenin onda birinde görebilmişimdir. Sonra kayboldu.

Mutfak, salon evin yıkılmadık yeri kalmadı. Boynumdan bacağımdan tutuyorlar bende kafalarını eziyorum. En son balkondan 3-4 tanesini atınca bitti sandım. Kendi kendime yardım gelmeden ben buradan sağ çıkamam diye düşünüyordum. Sonra evden aniden çıkmaya karar verdim. Kapıya doğru hamle yaptığımda 4-5 tanesiyle daha göz göze geldim. Devamını hatırlamıyorum. Karabasan denen fenomenle birlikte uyandım. 1-2 dakika sonra kendime geldim.

Bu arada hayatımda başka hiç bu kadar yoğun şiddet ve kan içerikli rüya görmedim. Resmen Kill Bill filmi gibiydi. Psikoloji bozacak cinsten çok yoğun rahatsız edici bir havası vardı.

bozadi

#4
"İki baba" mevzusuna benzer birşeyi ben de yaşadım uzun zaman önce :)

Rüyada evin içinde dolaşıyordum. Aslında gerçek hayattaki eve benzemeyen pek çok yönü de vardı düşününce ama bir şekilde evim olduğunu biliyordum. Aile bireylerimi de (bu tür rüyaların bazılarında hepsini, bazılarında yalnızca birini veya birkaçını) görüyordum evde.

Evde babamın odalar arasında dolaştığını gördüm ama ona bakarken evin bir diğer tarafında da onun olduğunu gördüm ve bir tanesine yaklaşıp "senden iki tane var" ("böyle birşey nasıl olabilir?" anlamında) dedim. Rüyanın önceki ve sonraki kısımları pek aklımda kalmamış. Ama babam gibi görünen varlığın (her ikisinin veya sadece yaklaşıp soru sorduğumun) çok organik/biyolojik bir görüntüsü olmadığını hatırlıyorum. Çamurumsu bir maddeye çok gerçekçi kılıf giydirilmiş (imaj/görüntü verilmiş) gibi belki de. Bu arada ilginçtir, gerçek hayatta babam bir keresinde rüyalarının çoğunun çorak, kıraç, renksiz, cansız, ruhsuz mekanlarda geçtiğini söylemişti. KH güçlerinin müdahalelerinin ürünü olabilir.

Bu arada benim o rüyamda da KH güçlerinin etkisi olduğunu tahmin ediyorum. O rüyada belki çok değilse bile, yine aile evimi ve aile bireylerimi gördüğüm rüyalardan bazılarında KH müdahale çabalarını veya süreçlerini açık ve net bir şekilde görebiliyordum (dönem dönem bu tür rüyalarım oluyor). Bazılarında bir veya birkaç "varlık" fark ediyorum. Tipi falan açıkça görünmüyor veya ben göremiyorum. Ama orada bir varlık olduğunu "fazlasıyla net" bir şekilde biliyorum. Ödümü bokuma karıştıran bir etki yapıyor. Saf, ölümcül dehşet dolu bir heyecan duyduğum oluyor bazen. Bir tür "avcı" (sömürücü, KH) varlık olduğunu çok net algılıyorum. Ölesiye korkuyorum ama bu tür rüyaların bazılarında onları "kovalamaya" cüret ettiğim de oluyor. Üzerine gidince kesinlikle durduğu yerde durmuyor, kaçıyor. Kovalarken bile ölesiye korkuyorum. Zaten kesintisiz bir şekilde kovalayamıyorum çünkü gerçekten çok korkuyorum. Kovalarken hala beni her an avlayabilecekmiş, işimi bitirebilecekmiş gibi. Rüyalardan bazılarında bunların celselerde okuduğum 4 ve/veya 5y KH varlıklar olduklarını algılıyorum. Belki bazıları daha ziyade başka boyutlardan fizik-bedensiz 3y varlıkları da olabilir.

Aslında ben bu rüyaları görsem de görmesem de ve ilgili rüyalarda onları "fark etsem de, etmesem de" hep etrafta olduklarını, birşeyler çevirdiklerini, beni ve aile bireylerimi sömürdüklerini, korkuttuklarını, programladıklarını biliyorum. Onları "ayırt" ettiğim ve hatta az-buçuk üzerlerine gittiğim rüyalar herhalde en iyi durumda olduğum rüyalardır.


gerçek tosun paşa

#5
Son paragrafına tamamen katılıyorum. Bunlar sadece fark edebildiğimiz nadir anlar gibi geliyor bana da. O anın özelliği nedir bilmiyorum. Belki ilahi bir farkındalıktır. Her zaman karşı koyabilecek zihin yapısında ve enerjide olmam imkansız. Belimizi zor doğrultuyoruz. :)

bozadi

#6
Nasıl bünyemizde, bağırsaklarımızda parazit gibi sömürücü varlıkların, virüslerin, zararlı bakteri ve mantarların mevcudiyetini engelleyemiyorsak, benzer bir şekilde dünyadışı veya boyutdışı parazit ve/veya sömürücü varlıkların bize yönelik müdahalelerini de engelleyemiyoruz; sadece bunun miktarı, derecesi üzerinde değişen oranlarda etkimiz oluyor gibi geliyor bana.

Kendimizde ve çevremizde bunları neden engelleyemediğimiz ve dolayısıyla büyük ölçüde görmezden gelme eğiliminde olduğumuz sorusunun cevabı yine "çevrede" bulunabilir. Boşverelim dünyadışını, dünya hayatımızın meydan yerinde en iyi bildiğimiz realitelerden biri sömürü ve işkencedir. Bu resmen "düzen" haline, "hayat" haline gelmiş bir durum. İşte hem fiziksel bünyemizde, hem de ruhsal bünyemizde adeta cirit atan "zararlıların" mevcudiyeti de bununla yakından bağlantılı. Tüm dünya insanlığının genel durumunun bir yansıması, sonucu.



bozadi

#7
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen maglor

Bozadi anahtarimiz farkindalik peki boyle durumlarda ne yapmali?Yani BH ya da BH yonelimi davranis tipi diyelim "saldirmaz"...
Saldırı bazen "savunmanın" doğal ve kaçınılmaz bir parçası olabilir. Celselerden anladığım kadarıyla 3y ve 4y'de son derece geçerli bir durum bu. Savunma ihtiyacının ortadan kalkması (saldırılmazlık) sanırım 5 veya 6y'de mümkün ancak.

Ama evet, BH eğiliminin güçlü olması ve bununla bağlantılı olarak bilgi/farkındalık durumu, hemen her tür saldırıya karşı şu veya bu düzeyde "caydırıcı" etki yapacaktır muhtemelen.

Bizim saldırı olarak algıladığımız veya tanımladığımız herşey belki "saldırı" teşkil etmiyor da olabilir. Basit sayılabilecek bir sömürü süreci olabilir durum. Yani sömürücü güç belki çok büyük bir direnişle veya karşı koyuşla karşılaşmadan istediğini şu veya bu ölçüde elde ediyor olabilir. Sömürü sürecinin "saldırı" içermesi için ciddi bir dirençle ve karşı koyuşla karşılaşılıyor olması gerekir sanırım.

Ama evet, özellikle bizim gibi azımsanamayacak bir BH eğilimi geliştirmeye çalışanların epeyce saldırı çektiğinden şüphe etmiyorum. Pozitiflik irademizi kırmaya, bizi olumsuzluklara ikna etmeye yönelik programlama çabalarında doğrudan veya dolaylı saldırı faktörü var mutlaka.

Senin de belirttiğin gibi, anahtar faktör "farkındalık". BH ve KH olmak veya bunun derecesi, tamamen ilgili kişi veya kişilerin "farkındalık" durumuyla belirlenen birşey.

Peki bizi saldırılara karşı koruyacak veya saldırıların olumsuz etkilerini azaltacak en temel farkındalık veya farkındalıklar neler olabilir? Aslında komik ama bu temel olarak "Varoluşun, varlığın gerçeği nedir?" sorusuna verilebilecek en temel cevap veya cevapları içeren birşey. Temelde öyle yani bence. Varlığın, varoluşun gerçekte ne olduğuna dair güçlü bir inanç, kısmen saldırıları caydırmada, kısmen de saldırıların olumsuz etkilerini azaltmada belki de en önemli ve kendiliğinden etki eden bir savunma gücü teşkil ediyor muhtemelen.

Tüm varoluşun "bir" olduğu, yani dolayısıyla bizim de tüm varoluşun "kendisi" olduğumuz gerçeği bu temel farkındalığın bir parçası bence.

Ebedi, mutlak varoluşla, varlıkla aramızda bir "senlik-benlik" ayrımı yok gerçekte. Ama biz bu senlik-benlik, ayrılık-gayrılık, yabancılık, ötekilik temasını, dramasını, yalanını epeyce yutmuş durumdayız. Bünyemizde bu zehirden, bu yalandan epeyce var. Bizi KH varlıklarının ilgi ve etki alanına sokan başlıca şey, tamamen farkındalık/inanç durumumuzla ilgili birşey. Varoluşun ne olup ne olmadığı konusunda, doğru olmayan bir fikre inanmışsanız zayıf duruma düşmeniz çok kolaydır. Hepimiz bu sıkıntıdan muzdaribiz.

Her gün dünya hayatımızda senlik-benlik (egosal hiyerarşi, sömürü ve işkence) sürecinin gayet berbat formlarını sürekli olarak yaşıyoruz. Ve nasıl izlediğimiz bir filmden etkileniyorsak, gerçeğin ta kendisi diye yaşdığımız bu hayattan (veya filmden, ilüzyondan) da gayet ciddi bir şekilde etkileniyoruz. Bu hayat tarzı bize sürekli olarak epeyce "yalan yutturuyor". Bu yalanlar varoluşumuzun aslına dair basit ve evrensel hakikatlere dair farkındalığımızı, inancımızı zayıflatıyor ve dolayısıyla bizi epeyce neşesiz, keyifsiz ve güçsüz hale sokuyor.


gerçek tosun paşa

#8
Ben şahsen sinire ve öfkeye kapılmayı saçma bulmuyorum. Programa kapıldım öfke duydum diyorsun peki ya ne yapacaktın ki? Sevgi tohumları mı ekecektin? Ben 3Y de KH sevgisi dışında bir sevginin gerekliliğine pek inanan biri değilim.

bozadi

#9
Konuyla ilgili çok değerli bir celse alıntısı olmuş maglor :)

gtp'nin görüşünü de aynı bağlamda doğal ve geçerli buluyorum.

Hemen her konuda olduğu gibi burada da "denge" faktörüyle ilgili birşeyler var bence.

Sevinç, keyif, huzur gibi pozitif değerler bana göre varoluşun özüyle olan ilişkimizle, yani bir anlamda ebedi ve mutlak gerçeğe dair farkındalığımızla yakından bağlantılıdır. Mesele şu ki bizim bununla ilgili farkındalığımızda ciddi bozulmalar, zayıflamalar, sapmalar oldu. Yaşamakta olduğumuz hayat biçiminin veya koşullarının pek çok yönü de zaten o farkındalığa yönelik doğrudan veya dolaylı "saldırı" teşkil ediyor. İnsanlar şu veya bu şekilde o kadar çok, sürekli ve derin negatif/yıkıcı duygu ve düşünceler deneyimlemeye mecbur bırakılıyor ki, varoluşumuzun aslına (ebedi hakikate) dair farkındalık ve bunun sonucu olan neşe, huzur, güven deneyimi epeyce zarar görüyor bundan. Yani hastalandırıcı bir "dengesizlik" oluşuyor.

Bu doğrudan ve dolaylı "negatifleştirici" tesirlere veya saldırılara karşı "güçlü bir kızgınlık" duymak son derece doğaldır ve bunun BH eğilimiyle ille de "çeliştiği" söylenemez bence. Yalnız, bu kızgınlığın şiddetinin sürekli çok yüksek olması veya adeta "kesintisiz" hale gelmesi, potansiyel olarak olumsuz bir işaret olabilir. Çünkü bu, "çıkışsızlık/çözümsüzlük/acizlik" hissiyatının veya inancının bir işareti olabilir. Pek çoğumuzun (ben de kesinlikle dahil) her zaman değilse de belki sıkça deneyimlediği bir durumdur.

Burada "denge" dediğim hususun olası tasvirlerinin birinde, dengenin bir tarafında ebedi gerçek ve onun ilham ettiği huzur, sevinç, güven varken, diğer yanında dünya realitesi (veya ilüzyonu) içindeki çok ağır olumsuz koşulların sürekli deneyimlenmesinin neden olduğu yozlaşma, hastalanma, açık veya örtülü karamsarlaşma ve dolayısıyla psişik güçsüzleşme hali vardır.

Bizim Ra, Pleiades, Kasyopya vs kaynaklara duyduğumuz ilgide, bir yandan dünyadaki olumsuz tablonun epeyce çıplak bir şekilde betimlenmesi yanında, ebedi gerçeğin pozitifliğine doğrudan ve dolaylı biçimlerde yapılan çok sayıda vurgunun payı büyüktür. Bu kaynaklarda sırf ebedi gerçeğin pozitifliği, güzelliği betimleniyor olsaydı, günlük yaşam realitemizle çok uyumsuz (ve aslında saygısız ve hatta potansiyel olarak kötü niyetli) bir tavır olurdu bu. BH eğilimi bağlamında "kızgınlık" dediğimiz tepki veya tavır, günlük yaşam realitesinin "uyuşturucu ve yozlaştırıcı" tesirlerine karşı duyulan bir tepkidir bir yönüyle ve kişinin durumunu gözden geçirme ve pozitif yönde atılım yapma için ihtiyaç duyduğu motivasyonun üretilmesi için çok faydalı ve zaten kaçınılmaz olabilir.

Şimdi durup yukarıda belirttiğim dengenin her iki yanını ne kadar deneyimlediğimize dair bir tahmin yürütmeye çalışalım. Bana sorarsanız, okuduğumuz ve az-çok güvendiğimiz kaynakların da yardımıyla (sadece onlar değil elbette) varoluşa, hayata, ebedi hakikate dair olumlu duygular, düşünceler, inançlar deneyimliyor olmamıza rağmen, dünya realitesi içinde adeta kesintisiz bir şekilde maruz kaldığımız, doğrudan ve dolaylı, çok yoğun olumsuz deneyim ve tesirlerin neden olduğu yozlaşmaları, bilinçsel hastalıkları, karamsarlıkları, acizlik/çözümsüzlük hissiyatını "dengesiz bir şekilde fazla" deneyimlediğimizi söylemek, yanlış olmayacaktır sanırım. Bu duruma karşı duyulan kızgınlık tepkisi, bazen acizlik hissiyatından, yozlaşmaya boyun eğme halinden çok daha "sağlıklı" olabilir, duruma göre. Sağlıklı kızgınlığın bir kısmı dışsal olumsuz faktörlere veya aktörlere yönelikken, bir kısmı da kişinin kendisine yöneliktir. Kişi doğrusunu bildiği (daha önce gördüğü, deneyimlediği) bir yalana inanmaya veya boyun eğmeye doğru kaydığını fark ettiği için yozlaşma/kötüleşme deneyimlediğiyle yüzleşirse, yani kızgınlık kişinin kendi bilincinde egemen olmaya (oldurulmaya) çalışılan bir yalanla psişik mücadeleye yönelik bir motivasyon kaynağı olursa, olumlu sonuçlara, iyileşmeye, düzelmeye yardımcı olabilir. Bunun derecesi biraz da kişinin bilincinde "doğrunun/gerçeğin ne olduğu" hakkındaki bilgi ve farkındalık durumuna, düzeyine bağlıdır.


gerçek tosun paşa

#10
Bozadinin bahsettiği mevzu kesinlikle sitenin demirbaş mevzularından. Her denklemin sonucu muhakkak denge meselesine çıkacaktır. BH koşulsuz bir sevgiden ziyade denge basamaklarında atılan emin adımlardır diye derin bir fikre sahibim. Koşulsuz sevginin içinde paylaşım ve merhamet gibi çok derin başlıklar giriyor. Bizim 3Y realitesinde bunlar çok sınırlı farkındalıklar seviyesinden öteye gidemez.

Celselerde de söylendiği gibi KH sevgisi aileye ve yakın arkadaşlara, çevreye duyulan sevgiden öteye geçmiyor. 4KH'ın sevgi anlayışı bunun daha yoğun ve daha sınırlandırılmış halidir diye bir referans verilmişti. Pekala bana mantıklı geliyor. Bizim bir KH varlığı olduğumuzu unutmamak gerekir.

Bu elbette kötü ya da şeytani olacağımız anlamına gelmiyor ama belirli çıkar yönetimini iyi yapamadığımız durumda irade ve güç problemleriyle karşılaşırız. Bu denklemin sonucu da dengeye çıkar.

Sevgi ve merhamet en az nefret ve öfke kadar zor bir denge prensibine tabidir.

Emeklemeden koşma deyimi bana sevgi konusunda önemli bir mesaj veriyor. Sevginin ve BH yolunun mükemmelliğine çok içten bir inanç besliyorum. Fakat bu kötülüğe sevgiyle yanıt vermek veya öfke duymamak gibi konular bana biraz new age yapıya kayan söylemlermiş gibi geliyor. Her daim öfke kontrol altında tutulması gereken bir duygudur. Öfke yanlış kararlar aldırır ve perspektifi sınırlar. Hatta kontrol ve algılama kabiliyetini dahi hemen hemen sıfıra indirebilir. Burada öfkenin ve tepki göstermenin altına çizen bozadiye ayrıca teşekkür ederim çünkü bu konu bence çok elzem. İnsanı gerçekten yaşadığını hissettiren özel bir durum. Çağımızın en büyük sorunlarından biri tepki vermek, umursamak.

Yine yukarıda bahsettiğim denge prensibinin çalışması ve 4BH ya da 4KH yolunda ilerlenebilmesi için geçerli katalizör bilgi taşıyıcılar olacaktır. Çünkü kişinin erdemini ya da denge getirecek çeşitli duygusal dengelemelerini yapabilmesi için (ileri seviye açıklamayla çakralarını BH ya da KH yönünde dengeleyebilmesi için) farkındalığının ve algısının oturması gerekir. Bu elbet öfke ve nefreti kullanarak da kusursuz bir şekilde yapılabilir fakat o zaman BH yolundan bahsetmemiz mümkün olmayacaktır. BH yolunda ise tepkisellik, karşı koymak, farkındalık ve algının gelişmesi için öfke bir katalizör görevini üstlenebilir.

bozadi

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen maglor

Söylediklerinize katılıyorum sanırım ben yanlış ya da eksik ifade ettim sanırım.Kesinlikle verilmesi gereken tepki verilmeli..
Merak etme maglor, çok aksi yönde birşey iddia ettiğini düşünmemiştim ben de zaten. Benim söylediklerim, ilgili konularda kendi kafamı toparlamaya yönelik bir çabanın neticesiydi biraz da :) Bundan sonra yazacaklarım da öyle olacak, şu veya bu ölçüde. Kendi doğru bilgi ve/veya inanç parçacıklarımı toparlamaya yönelik bir çaba. Bu sanırım herkes için de şu veya bu ölçüde geçerli. Etkileşimlerimiz birbirimize bu konuda giderek daha faydalı olur inşallah.

gerçek tosun paşa

#12

Tgur

#13
Her şeyin kendinde ve DNA larında olduğunu söyleyebiliyor ama "Galaktik Federasyondan görevlisin" kancası takılmış bir türlü bütün güç bende ve farkında olan var olanda diyemiyor, o zaman sihir bozulacak bu heyecanlı ve etkilenmiş aktarımlarımın acaba neresindeyim sorgulamaları başlayacak..


Tgur

#14
Ve şu hazırlamakta olduğum yazıdan konuyla ilgili olduğu için buraya henüz geçtiğim bir bölümü aktarıyorum,
----------------------------
S: (L) Ben de öyle düşünmüştüm. Herşeyin döngüsü var. Son zamanlarda rüyalar hakkında pek çok kişi mesaj yolladı. Gökyüzünden bizim gerçekliğimize giren varlıklarla ilgili rüya gören pek çok kişi var sanırım. Pek çok garip şeylerle ilgili rüyalar. 
C: Varlıklar her zaman gelip gidiyor. Asıl önemli olan insanların farkındalığının artışı. 
S: (L) Diğer bir rüya konusu da takip edilme, saldırılma, aileden koparılma, konsantrasyon kamplarına konma gibi şeyler. 
C: Hepsi olası gelecekler. Sadece bekleyin ve görün. Sizin fiziksel araçlarınızı yeni bir "modelle" değiştirme planları olan dünyadışı bir ırk var. 
S: (L) Eski modelleri ne yapacaklar? 
C: "Emekli edecekler." 
S: (T) Hangi ırk bu? 
C: Oryon KH. 
S: (L) Neandertallere olan şey bu muydu? 
C:Evet!

--------------------------------------------------------------------

Evvelki yazılarımızda 4,5 milyon yıl evvel deneme sahasına alınan Neandertal ve sonraki Co-magnon ve diğer insan türlerinden bahsettik bütün bunların bir deney ve bizde deney metaıyız  dediğimizde bazı fbilinçlerin kabul etmediğini hissediyorum ,

Çok ilginçtir bu konuya 02.01.2021 tarihinde GTP dostumuzun bir aktarımı ve yaptığım yorumdan sonra rüya konusundaki bu yazımı hazırlarken rastladım aktarım uzaylı istilasını ve onlarla maceralarını anlatan konudaydı, bunu vurgulamaktan kastım bütünlüğün müşterek uygulamaları ve bunları sorgulayan üzerinde kafa patlatan bizlerin ne kadar doğru bir yolda olduğumuzdan bahsetmek ,olaylar birbirini tasdik eder yönde ilerliyor ve bunun çok tabii gelen bir anlayış olarak kabul ediyorum ve dikkat edilirse başıma gelen taze olayları çekinmeden adeta röntgenimi deklare eder gibi belirtiyorum kim ne derse desin..

Ayrıca Pandemi kapanıklığında kolay okuyabilirsiniz ,insan ırk meselesini merak edenler için,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=29&whichpage=35#27229