Film Önerileriniz

Başlatan Pınar, 01 Nisan 2009, 05:26:21

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#15
Son yok ki:)) Bitkiler aklıma gelince siz de aklıma geldiniz:))))

Alemtac

#16
:) olur mu? anlatmıyayım şimdi hehe..
 

Tiano

#17
BARAKA (Belgesel)




Özgün ve eşsiz bir eser olan bu filmi ABD'nin sıra dışı yönetmeni Ron Fricke, Amerikalı son dönem filozoflardan Joseph Chemple'in "The Power of Myth / Mitin Gücü" adlı eserinden aldığı ilhamla çekti. Tabiat ile ilişkisi ve kainattaki yeri ile insanı sorgulayan 'Baraka', yaşam biçimlerindeki çeşitliliği, değişimi ve insanın bunlara etkisini irdeliyor. Bir iç dünya tecrübesinin epik sinemacılık alanına yansıması olan filmde yönetmen, ustalıkla buluşturduğu resim ve sesler aracılığı ile kişisel bir tecrübeyi, her izleyene ilham verecek ve dünya çapında etki yapacak, çok anlamlı bir şahesere dönüştürüyor.

Bu film için, kameraman-yönetmen Ron Fricke, büyük formatlı 70 mm kamerayı 20 yıl aradan sonra yeniden kullandı. Dönen yıldız kümelerini yakalamak için, hareket kontrollü imgeleri çekme kabiliyeti olan özel bir kamera da tasarlanan bu filmin montajı için de özel bir bilgisayar yapıldı. Baraka'nın müziklerini yapan New Age müziğinin önde gelen ismi Michael Stearns, yerel müzikleri özgün bir akustik kompozisyonla dokuyarak, görsel zenginliği tamamlayan bir ses şöleni ortaya koydu.

'Baraka' kelimesinin içerdiği 'kutsama', 'soluk' ya da 'yaşamın özü' şeklindeki mistik anlamların her biri, dünyayı üç kez dolaşmak suretiyle 24 ülkede çekilen ve yapımı 5 yıl süren bu güçlü ve sıra dışı filmde çarpıcı bir kompozisyonla yansıyor.

http://www.filefactory.com/f/8dc79a89576c9b82/

Linkler:
http://spiritueldepo.blogspot.com/
 

Tiversonus

#18
The Portal | 2009 | DVDRiP.XviD | Türkçe Altyazı


http://www.imdb.com/title/tt1051253/

Yapım : 2009, ABD
Tür : Korku | Gerilim | +18
Yönetmen : Serge Rodnunsky
Senaryo : Serge Rodnunsky

Oyuncular :
Michael Madsen, Michael Muhney, Jenna Zablocki, Stacy Keach, Nicholas Brendon, Mary-Margaret Humes, Roddy Piper, Sandy Hackett, Michael Desante, Laura Sorenson, Rachel Wittman, Danny Roque, Paul Hodge, Shaun Kurtz, Dustin Cyril Robles, Wade Speckels, Christopher Gehrman, Josh Kelly, Ariel Teal Toombs, Darren Schnase, Allen Earls, Ashly Rae, Matthias Bernd, Dave Glenn, Evan Martinez, Ed Blinn, Paul Petersen, Marin Grote, Rebecca Zamolo

Yapımcı : Art Birzneck, Joe Dain, Michael Desante, Sandy Hackett, Serge Rodnunsky, Laura Sorenson, Wade Speckels, Gerald I. Wolff
Görüntü Yönetmeni : Serge Rodnunsky
Müzik : Nick Smeloff Jr
Süre : 1 saat 28 dk
Gösterim Tarihi : 17 Mayıs 2009



Linkler:
http://spiritueldepo.blogspot.com/

Tiversonus

#19
Ben X - DivX (Altyazılı) 2008



Tür :   Dram
Gösterim Tarihi : 25 Temmuz 2008
Yönetmen : Nic Balthazar
Senaryo : Nic Balthazar , Nic Balthazar (Kitap)
Görüntü Yönetmeni : Lou Berghmans
Müzik : Praga Khan
Yapım : 2007, Belçika / Hollanda , 93 dk.


Oyuncular
Greg Timmermans (Ben) , Laura Verlinden (Scarlite)
Marijke Pinoy (Anne) , Pol Goossen (Baba)
Titus De Voogdt (Bogaert)

Filmin Konusu
Adını Flamanca'da "Ben Bir Hiçim" anlamına gelen "Ik ben iks" deyiminden alan "Ben X", otizm hastası olan Ben'in çevresiyle olan uyum problemlerini ele alıyor. Archlord isimli internet üzerinden oynanan rol yapma oyununda yarattığı karizmatik ve güçlü karakterinin aksine Ben, gerçek hayatta okulda sürekli itilip kakılan, dışlanan bir çocuktur. Hayatında aynı oyundaki gibi saygı duyulan bir karaktere sahip olma hayaliyle yaşayan Ben, oyunda tanıştığı Scarlite ismindeki kızla tanışınca işler Ben için farklı bir hâl alacaktır.Nic Balthazar'ın kendi romanından sinemaya uyarladığı Belçika'nın adayı olarak Oscar yarışına gönderilmiş olan "Ben X", ülkemizde de İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi. Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği tarafından Fipresci Ödülü'ne layık görülen film aynı zamanda Montreal Film Festivali'nde de Grand Prix Ödülü'nü kazandı.

Öneratörün Notu: Ben kimseye benzemez. Tıpkı Ben yaa, kendimden parçalar buldum:)) Ama ben savaşıırım, olsun yine de kişilik kalavye ile kırılma yaşar:)) Sakın seyretmeyin, izleyin:))


Linkler:
http://spiritueldepo.blogspot.com/

Tiversonus

#20
Standard Operating Procedure (2008) DVDRiP + Türkçe Altyazı



Director: Errol Morris
Contact: View company contact information for Standard Operating Procedure on IMDbPro.
Release Date: 29 May 2008 (Germany) more
Genre: Documentary | Crime | War more
Tagline: I wouldn't recommend a vacation to Iraq anytime soon more
Plot: Errol Morris examines the incidents of abuse and torture of suspected terrorists at the hands of U.S. forces at the Abu Ghraib prison. | full synopsis
Plot Keywords: Torture | Abuse | Prison | Penis | Sadism
Awards: 1 win & 5 nominations more

Konu:
Oscar'lı belgeselci Errol Morris'in The Fog of War / Yüz Yılın İtirafları'ndan sonra çektiği bu ilk filmi, Ebu Garip'te çekilen korkunç fotoğraflara ve bu fotoğrafların ardından yatan işkencenin kendisine ışık tutuyor. Screen Daily dergisinin "Irak hakkında yapılmış en iyi belgesellerden biri" olarak övdüğü bu tüyler ürpertici film, ele geçen bazı kısa filmler, yeniden canlandırmalar, o ünlü fotoğraflar ve hüküm giyen Amerikan askerleriyle yapılmış röportajlarla gerçeğin peşine düşüyor. Dev ekranda gördüğünüz fotoğrafların mı yoksa röportajlarda sarfedilen sözlerin mi daha korkunç olduğuna karar veremeyeceksiniz. Bu çarpıcı film, Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı için yarışan ilk belgesel oldu.

Link:
http://rapidshare.com/files/210661277/StaOpPro.part1.rar.html
http://rapidshare.com/files/210661272/StaOpPro.part2.rar.html
http://rapidshare.com/files/210688597/StaOpPro.part3.rar.html
http://rapidshare.com/files/210688511/StaOpPro.part4.rar.html
http://rapidshare.com/files/210711476/StaOpPro.part5.rar.html
http://rapidshare.com/files/210725578/StaOpPro.part6.rar.html
http://rapidshare.com/files/210735166/StaOpPro.part7.rar.html

Tiversonus

#21
Matrix 1-2-3 Seri Box Set - DvdRip (Türkçe)



Seyretmeyenler için veya yeni farkındalık ile seyretmek isteyenler için tavsiye edilir.





Linkler:
http://www.kullan.net/film-sinema_indir/19502-Matrix-Serisi-1-2-3-BOX-SET-DVDrip-Tr-Dublaj.html
http://spiritueldepo.blogspot.com/

Gregorsamsa

#22
Ben de filme ait bir kareyi vereyim. Sahne filmin ilk yarım saati içerisinde (dakikasını şu an hatırlamıyorum). Neo'nun iş yerinde kaçmaya çalışırken yakalanıp, ajanlar tarafından yaka paça götürülüp, sorguya alındığı sahnede, Ajan Smith Neo hakkında daha önce yapılan araştırmalar sonucu hazırlanan dosyayı açar ve en üstte neonun pasaportunun fotokopisi vardır. Normal seyir halindeki hızda görülmüyor. Biraz uğraştırıcı ama dondurulmuş sahneyi çok düşük hızlarda oynatarak yakalamak mümkün (dvd playerda biraz zor da bilgisayarda başarılı olmuştum)
Fotograf karesinde görüldüğü gibi Neo'nun pasaportunun geçerliliğin bitiş tarihi 11 Eylül 2001 , yani ikiz kule saldırıları tarihi. Peki bunda ilginç olan nedir ? Filmin çekilip vizyona giriş tarihi : 1999 : ) Hmm acaba buradaki mesaj , yani geçerlilik bitiş tarihi ve yeni bir şeyin başlangıcı filan acaba Yeni Dünya Düzeni'nin miladı olabilir mi ? Yok yok tabii ki bir tesadüftür sadece : )

 

Pınar

#23
Kesin tesadüf, yapmazlar öyle şey!cık,cık,cık!Nereden çıkarıyorsun şimdi bunları Gregor!:)

Ama enteresan bir bulgu, tebrik ederim.:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#24
9 Kehanet (The Celestine Prophecy) (2006)

DOKUZ KEHANET ile birdenbire tüm ilgiyi üzerine çeken Redfield, Amerika'nın güneyindeki kırsal bölgede yaşıyor. The Celestine Journal adı altında yayınladığı aylık gazetede, dünyada meydana gelmekte olan ruhsal gelişmeler konusundaki son olayları yorumları ile açıklayan Redfield, bu kitabın devamı olarak Onuncu Kehanet ve kehanetlerin gizemi adlı kitapları yazmıştır.

Son yıllarda modern fiziğe, mistik dine ve psikolojiye duyulan ilgi, sonunda yeni bir mantık sentezine mi ulaşacak? Ruhsal Rönesans da denilebilecek bu senteze nasıl kavuşacağız? Gelecek yüzyıl Ruhsal Rönesans devri mi olacak?

DOKUZ KEHANET, hayatı tanımlayan 9 anahtar ile açılan, gizemli bilgilerden oluşuyor. Peru yağmur ormanlarında bulunan elyazmalarında ortaya çıkan bu bilgilerden yola çıkarak hayatımzda hala meydana gelen olaylarla nasıl bağlantı kurabileceğimiz anlatılıyor... ve bu kitapta önümüzdeki yıllarda neler olacağı da şimdiden gösteriliyor. Bu kitabın yayınlanmasından sonra dünyanın geleceğinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıktı.

DOKUZ KEHANET, eski bilgilerin insanı ne derece etkilediğini, hayatta bulunmamızın nedenini berraklıkla algılayabilemeyeceğimizi de öğretiyor. Ayrıca öğretinin sağladığı yepyeni enerji ve iyimserlik, yarınlara çok daha sağlıklı adımlar atmamızı sağlayacak.

'Yaşamı tümüyle değiştirecek böylesi kitaplar ancak on yılda bir yazılır.'

-New York Times-

'DOKUZ KEHANET'in ışığında insanlık tarihi ve gelecek ile ilgili teoriler tümüyle yeniden gözden geçirilmeli. Çarpıcı bir başyapıt.'

-Washington Post-



9 KEHANET - Özet

1. Bilgiler birbirini izler.Rastlantılara dikkat et, bu rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında daha başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını duyumsatır. Rastlantıları ciddiye aldığımız zaman birinci bilgi oluşuyor.

2. İkinci bilgi, gerçeklerin farkındalığı üzerine kurulmuştur.Neden yaşıyorsun? bunu cevapla, dünya sadece ruhsal ve mistik anlamda çalışır. Maddesel olarak olanaklarla hayatta kalabileceğimize inandığımız için bunu sağlamak için, yerimizi sağlamlaştırıp, güvenliğimizi korumaya çalışırız ve tüm dikkatimizi evrenin kontrolüne odaklarız. Oysa şimdi ruhsal uyanış ve açıklığımız sayesinde gerçeklerin farkına varmaya başladık.

3. Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Fizik evreni TEK ve SAF bir ENERJİ olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir.

4. Dördüncü bilgiye göre yaşamda enerji kısıntısı ancak daha yüksek bir kaynakla bağlantı kurduğumuz zaman tedavi edilebilir. Biz ona karşı açılabilirsek EVREN bütün gereksinimlerimizi sağlayabilir.

Enerjiyi önce besinlerden alırsın. Yiyeceklerden aldığın enerjiyi tümüyle özümseyebilmek için, önce yediklerini beğenmelisin. Lezzet bu işin anahtarıdır. Lezzetin tadına varmalısın.Yemekten önceki duanın sebebi de budur. Farkındalığı sağlar.Sadece yiyecek bulduğumuza şükretmek için dua etmeyiz, vücudun besindeki enerjiyi iyice özümsemesi için de dua ederiz.Yemek yemeyi bir deneyim haline dönüştürmek gerekir. Yemek yemek ilk adımdır, bu yolla kişisel enerjinizi arttırdıktan sonra, diğer nesnelerdeki enerjilere karşı daha duyarlı olabiliyorsun ve bundan sonra yemek yemeden bu enerjiyi özümsemeyi öğreniyorsun.

Çevremizdeki her şey enerjidir. Ne var ki; hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu senin şeklinin uyumuna bağlıdır. Önce enerji alanlarını görmeye başlıyorsun, bunun için;

• Dikkatini çevreye yönelt.
• Enerji ile dolmaya başlayınca, çevrendekilerin nasıl göründüklerine bak.
• Bunu gördüğün her varlığı göz önüne getirerek yap.
• Eşsiz güzellikleri özümse.
• Bitkilerin ışımaya başladığını düşün.
• Ne kadar uzakta olursa olsun her şeyin yakınında olduğunu hisset, dokun, bağlantı kur.
• Nefes al ve enerjiyi içine çek. Bu noktada hissettiğin SEVGİ.

Bunun için kendini zorlamaya gerek yok, o kendiliğinden ortaya çıkar.Sevginin içine girmesine izin ver. Nesnelerin (sadece nesnelerin değil aynı zamanda bunu insanlar içinde yapabilirsin) güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince enerji alıyorsun, hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir ve bunu kısacık bir ANda yakalayabilirsin. Bu herkesten ileriye sıçrayabilmek ve geleceğe göz atabilme durumudur. Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu ileri durumdan sıyrılır ve tekrar kendi eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için gördüklerimizi, hissettiklerimizi yeniden yeniden tekrar etmeliyiz. Böylece her seferinde biraz daha sonsuz bilince doğru ilerlemeye başlarız. Ancak bunu yaparken, enerji ile dolup yaşamayı bilinçli bir şekilde yapmalıyız.Çünkü rastlantıları sağlayan işte bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.

5. Bu bilgi, insanların diğerlerini kontrol altına alıp, düşüncelerine hükmederek, enerjilerini çalmak eğilimi gösterdiklerini açıklar.

Enerjimizin kesildiğini ve ondan yoksun kaldığımızı hissettiğimiz zaman hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin sana doğru akışını sağlamak için, dramalar yaratırsın. Dramalar şöyle sıralanır; acındırma, korkutucu, sorgulayıcı ve mesafeli. Mesafeli dramada, esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanıyorsun, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söylüyorsun, ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, sana ilgi göstermesini ümit ediyorsun. Ardından birisini bu dramanın içine çekince, açık davranmıyorsun ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorluyorsun. Onlar senin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasıyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini sana yolluyorlar. Nedenli esrarengiz davranıp, nedenli ilgilerini çekersen, daha fazla enerji alırsın. Şayet kendimize dikkatle bakıp enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.

Sorgulayıcı dramadan enerji kazanan bütün insanların amacı ise, sorularıyla eşeleyip deşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirmektir. Bu dramayı hazırladıktan sonra, diğerlerinin yaşantılarını her açıdan eleştirirler. Eğer istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirlerse, hazırladıkları strateji başarıya ulaşır.Diğerleri ise birden bire sorgucunun karşısında kendilerini suçlu hissederler ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, sorgucunun yaptıkları ve düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu bu fiziksel saygı sayesinde gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.

Şayet biri sizi sözle yada fizik gücüyle tehdit edecek olursa, başınıza kötü bir iş geleceği korkusuna kapılır, ona zorla ilgi gösterip enerjinizi verirsiniz.Sizi korkutan kişi tarafından, saldırgan türden dramanın içine çekilirsiniz.Bu dramanın adı korkutucu dramadır.

Diğer yandan eğer birisi başına gelen bütün kötülüklerden sizi sorumlu tutar ve ona yardım etmediğiniz takdirde bu kötülüklerin başına gelmeye devam edeceğini söylerse, o zaman bu insan, acındırma draması ile enerjinizi çekiyor demektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu dramaların karşı dramaları yarattığıdır.Örneğin mesafeli insanlar sorgucu insanları yaratıyorlar aynı şekilde sorgucu da insanları mesafeli yapıyor. Korkutucu da acındırma durumunu yaratıyor.

6. Geçmişi berraklaştırmak, bireysel yollarla çocukluğumuzda öğrendiklerimizi kontrol etmekle başlar.Dramaların farkında ol. Bunlardan bir kez kurtulduğunda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun.

Gözünü açıp gerçek kimliği bulmak gerekir.İnsanlar kendi tarihsel durumları içine doğarlar ve hayatta destekleyecek bir nesne bulurlar. Başka bir amacın peşinde koşan diğer bir insanla birlikteliği oluştururlar. Bu beraberlikten çocuklar doğar ve rastlantıların önderliğinde, bu iki durumu birleştirip daha yüksek sentezlere varırlar.Burada önemli olan, enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı meydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir. Böylece daha yüksek titreşimlerde varlık sürdürülür. İnsanlar evrimlerine böyle devam ediyorlar. Şimdiki süreçte bunun hızlandırılması gerçekleşecek. Bir kez hayatın ne olduğunu anlamak bu noktada önemli.

NOT: sık sık durup gerekli enerjini tekrar toplamayı sakın unutma. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiçbir kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı aynı oranda enerjiyi senin içine çeker. Enerjin asla tükenmez. Ancak enerjinin tükenmemesi için, hep onun işlevlerinin bilincinde olmalısın. Bu özellikle insanlarla karşılıklı etkileşim içindeyken çok önemlidir.

7. Yedinci bilgi de, nesnelerin dikkatimizi çekişinden, belirli düşüncelerin, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelişinden sözedilir.Yedinci bilgi, düşlerden söz eder, düşlerle kendi hayat öykümüzü kıyaslamamızı söyler.

Yedinci bilgi bizim gerçekleştirdiklerimizden daha çok düşüncelerimiz olduğunu söyler. Bunları fark etmemiz için iyi bir gözlemci olmamız gerekmektedir. Aklımıza bir düşünce geldiği zaman NEDEN diye sormalıyız. Şimdi neden bu düşünce özellikle aklıma takıldı?Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelince ne olur sorusu sorulabilir. Kötü bir şey olacağından korkmak, sevdiğimiz birisinin acı çekmesi ya da çok istediğimiz bir şeyi elde edememek gibi sorunlar aklımıza takılırsa ne olur?Yedinci bilgi, korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz der.Kısa süre sonra, olumsuz görüntüler hemen hemen hiç belirmezler. Seziler hep olumlu konularda olmalıdır, eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, bunları kesinlikle ciddiye almak gereklidir. Buna göre örneğin eğer aklına kamyon kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni kamyonla bir yere götürmeyi teklif ederse reddetmelisin.

8. Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanın yolunu gösteriyor.Enerjiyi nasıl yansıtacağını ve başkalarına bağımlılıktan kaçınmak gerektiğini söylüyor.Özellikle çocuklarla kurulan ilişkilerde, onların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğu belirtiliyor. Çünkü bu durum onlarda kontrol dramaları yaratıyor. Sekizinci bilgi bize, gelişmeye başladığımız ilk andan itibaren, otomatik olarak karşı cins enerjisi almaya başladığımızı hatırlatır. Bu doğal olarak evrenin enerjisinden gelir. Ancak burada dikkatli olmamız gerekir, çünkü bir başkası gelip bu enerjiyi doğrudan bize vermeye kalkınca, biz hemen gerçek kaynakla bağımızı kesiveririz ve sonra gerileme başlar.

Bu noktada AŞKtan söz etmeliyiz. Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız. Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.

Gerçek enerji yansıtmasında bağımlılık ve bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü insanların ikisi de gelecek mesajları beklemektedirler. Eğer konuştuğumuz, mesaj alıp verdiğimiz kişilerin dramalarına yanıt vermezsek, onların dramaları bozulur böylece bizde mesajı görebilme şansını yakalarız.Bunu yapabilmek içinde karşıdakinin oynadığı dramayı tanımlamamız gerekir. Bütün dramalar enerjiyi elegeçirmek için stratejiler uygularlar, dramayı tanımlayıp söylediğimiz anda bu oyun bozulur.

Unutmamamız gereken hayatta yolumuza çıkan herkesin bize bir mesajının olduğudur.Yoksa başka yola saparlar ya da bizden önce ya da bizden sonra o yoldan geçmeyi tercih ederler. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Karşılaştığımız her insanın bize bir mesajı vardır. Tesadüfi rastlantılar yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt verdiğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme derecemiz belirler.Yolumuza çıkan biriyle o an yaptığımız sohbet o anki sorularımıza yanıt vermeyebilir ama bu yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamına gelmez.

9. Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısaca ruhumuzu arındırıp hafifleriz.






Yorumum: Böylesine dolu dolu spiritüel mesaj içeren kitabın filminde aynen bu kavramlar işlenmiş:)) Ancak sinemacılık yönünün seyirci kısmından vasat bir film olmuş, yani daha iyisi yapılabilirdi. Yani spiritüel mesaj yönünden dört dörtlük, film daha da iyi yapılabilirdi diyorum.

Kehanetleri okuduktan sonra filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Linkler:
http://spiritueldepo.blogspot.com/

Tiversonus

#25
Kasyopya Celseleri'den bir alıntı:


S: (L) 4'üncü yoğunluğa geçişten sonraki yeni varoluş seviyesi, "Dokuz Kehanet" (Celestine Prophecy) kitabında tanımlandığı gibi birşey mi olacak?
C: Yakın.


Tiano

#26
bu dokuz kehanet olayı bana pek gerçek gelmedi, sanki para için yazılmış gibi, emin değilim gerçi:))

demiş ki:

"5. Bu bilgi, insanların diğerlerini kontrol altına alıp, düşüncelerine hükmederek, enerjilerini çalmak eğilimi gösterdiklerini açıklar.

Enerjimizin kesildiğini ve ondan yoksun kaldığımızı hissettiğimiz zaman hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin sana doğru akışını sağlamak için, dramalar yaratırsın. Dramalar şöyle sıralanır; acındırma, korkutucu, sorgulayıcı ve mesafeli. Mesafeli dramada, esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanıyorsun, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söylüyorsun, ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, sana ilgi göstermesini ümit ediyorsun. Ardından birisini bu dramanın içine çekince, açık davranmıyorsun ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorluyorsun. Onlar senin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasıyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini sana yolluyorlar. Nedenli esrarengiz davranıp, nedenli ilgilerini çekersen, daha fazla enerji alırsın. Şayet kendimize dikkatle bakıp enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz."

insanın gerek fiziksek gerek eterik olarak ilgi- yani enerji alabilmek için esrarengiz davranmasını aklım almıyor. Olsa olsa kendine güvenmiyordur, çocukluğunda çok alay konusu olmuştur, insanlardan korkuyordur ve yazarımıza göre esrarengiz davranıyordur. Böyle çok insan tanıdım. Kendim de dahilim buna. Aldıkları da enerji değil yalnızlık ve yalnızlığın getirdiği depresyon.

"Sorgulayıcı dramadan enerji kazanan bütün insanların amacı ise, sorularıyla eşeleyip deşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirmektir. Bu dramayı hazırladıktan sonra, diğerlerinin yaşantılarını her açıdan eleştirirler. Eğer istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirlerse, hazırladıkları strateji başarıya ulaşır.Diğerleri ise birden bire sorgucunun karşısında kendilerini suçlu hissederler ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, sorgucunun yaptıkları ve düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu bu fiziksel saygı sayesinde gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar."

Kimsenin enerji çalmak için bunu yaptığına inanmıyorum. Bazı insanlar vardır, sizin o halde mutsuz olduğunuzu düşünürler ve müdahele ederler. Kimse kendini suçlu hissetmez, bu durumdan rahatsızsa uzaklaşır, ya da boyun eğer. Seçim meselesi.

"Şayet biri sizi sözle yada fizik gücüyle tehdit edecek olursa, başınıza kötü bir iş geleceği korkusuna kapılır, ona zorla ilgi gösterip enerjinizi verirsiniz.Sizi korkutan kişi tarafından, saldırgan türden dramanın içine çekilirsiniz.Bu dramanın adı korkutucu dramadır."

Fizik ya da sözle tehdit değil düpedüz saldırmayla karşılaştığınızda kaçarsınız. İç güdülerin en büyüğü hayatta kalma iç güdüsü koruyor sizi. O insana-insanlara karşı nefret geliştirip hayatınızdan çıkarırsınız. Yani dramaysa bile bu çok kısa sürer.

"Diğer yandan eğer birisi başına gelen bütün kötülüklerden sizi sorumlu tutar ve ona yardım etmediğiniz takdirde bu kötülüklerin başına gelmeye devam edeceğini söylerse, o zaman bu insan, acındırma draması ile enerjinizi çekiyor demektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu dramaların karşı dramaları yarattığıdır.Örneğin mesafeli insanlar sorgucu insanları yaratıyorlar aynı şekilde sorgucu da insanları mesafeli yapıyor. Korkutucu da acındırma durumunu yaratıyor."

eğer böyle birisi varsa-inanmakta güçlük çekiyorum- ona başına gelen kötülüklerin nedenini anlatırsınız. yardım istiyorsa yardım edersiniz. dinlemiyor ise uzaklaşırsınız. Bilmiyorum ama bana hiç faydalı gelmiyor söyledikleri, pozitif gelmiyor. Adam sosyoloji yerine psikoloji okusaymış epey para yaparmış :)))

 

Tiversonus

#27
Aslında özet şu; kişi evrendeki sonsuz birliğin farkındalığına ve zeki enerjinin farkındalığına uyandığında, sonsuz olan kaynaktan beslenebilme durumuna doğru hareketi başlar. Sonra kendi içinde egolarından, dramlarından, korkularından v.b enerji düşürenlerden arınarak tam olabilmeyi başardığında yeni boyuta geçer.

Burada ana kavram şu; Zeki Enerji vardır, sonsuz besleme gücündedir. Asla asla enerjisi tükenmez. Kişi sanki bir araba parçasında olduğu (veya torus çekici) gibi kendi kendine tam ise (bir eksikliği yok ise) işte bu insanların birlikteliğinde muazzam yüksek frekanslı bir seviye oluşur. Diğer türlüsü (diğerinde olan bir şeye ihtiyaç duyulması) -ki kişiler sınırlı enerjilidirler- bozulur veya tıkanır veya biter ve düşük frekans kaçınılmazdır.

Belkide birleşen parçalar ile meleksi bir varlığa dönüşebilir. Yani üst boyuttaki meleksi varlıkların hünsa olmalarında olduğu gibi. Buradan tam anlamak zor ancak tamların birleşmesi gibi gözüküyor.


Tiano

#28
yani söylediği şey beşinci boyutta mı olacakmış?iyi ama biz bu bilgileri zaten biliyoruz. sadece nefes almakla enerjinin yenilenebilir olduğunu vs. Adam sanki varolan bilgileri alıp araya serpiştirmiş, enerji çalmak başlığında da insanları sınıflandırmış. benim iç bilgime göre ayrım, bölme, sınıflandırma uzak tutmaya yöneliktir ve negatiftir. Zaten negatifler bunu hep yapıyor bence, pozitif bilgi kırıntılarıyla birlikte negatifi aşılıyorlar. bilmiyorum, umarım ben yanılıyorumdur çünkü kitap çok satmış:)
 

Tiversonus

#29
Benim iç bilgime göre de:)) varolan ayrımların "tesbiti" onları "birleştirebilmek için" gereklidir:))

Parçalar "herşeyin Bir olduğu" seviye de değiller ve kademeli birleşme veya aşama gibi bir yol vardır, yani "tekamül" gereklidir:))