MSB S-400 teslimatının başladığını duyurdu (12.07.2019)

Başlatan bozadi, 12 Temmuz 2019, 14:24:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

12 Temmuz 2019

MSB S-400 teslimatının başladığını duyurdu


Bakanlık S 400 teslimatının başladığını, 1. grup malzemenin Ankara Mürted Hava Üssü'ne ulaştığını duyurdu.




Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada: Türkiye'nin hava ve füze savunma ihtiyacının karşılanmasına yönelik S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017'de imzalanmıştır.

Sözleşme kapsamında S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sisteminin birinci grup malzemelerinin Mürted Hava Meydanı / Ankara'ya intikali 12 Temmuz 2019 tarihinden itibaren başlamıştır.

Kaynak: Aydınlık



bozadi

#1
Çok şükür... Evet, ABD'nin ekonomik, siyasi, askeri vs. baskıları tırmanacak ama bu baskı tırmanışı ABD devletinin bizim de dünyanın da dostu değil düşmanı olduğu gerçeğiyle daha derinden yüzleşmemize ve Kurtuluş Savaşı döneminde olduğu gibi bir uyanış, diriliş ve vicdani mücadele geliştirmemize yardımcı olacaktır aslında. Bir yanda ABD ve müttefikleri ile diğer yanda Rusya ve müttefikleri arasında tezahür etmekte ve giderek "kötülüğe karşı iyilik" mücadelesi şeklinde somutlaşacağını tahmin ve ümit ettiğim süreçte de ülkemizin konumlandırmasını yapmamızı hızlandıracaktır inşallah.

Ne Rusya, ne Çin ne de herhangi bir müttefikleri melek değiller elbette, hepsinin geçmişinde de faşizm realitesi var bir şekilde, tıpkı bizim uzak ve yakın geçmişimizde de olduğu gibi. Ama bu ABD karşıtı gelişen ittifak akımı, gerçekten de bu ittifak etrafında işbirliklerini kuvvetlendirmekte olan ülkelerde yavaş yavaş da olsa vicdani olarak pozitif bazı gelişmelerin olmasını sağladı, sağlıyor, sağlayacak bence. Örneğin kısa bir süre öncesine kadar ABD'nin "müttefikliğini" sürdüren devletimiz veya Erdoğan AKP'si, özellikle Rusya'nın olağanüstü şahlanışı ve Suriye'deki kurtlar sofrasına yıldırım gibi düşüp gidişatı değiştirmesinden sonra ABD ekseninden Rusya eksenine doğru bir değişim göstermiştir, bu olağanüstü güzel bir gelişmedir bence. Üstelik ülkemizde İslamcı dindar ve Türk milliyetçisi bazı kesimlerin önemli bir bölümü Rusya'dan ölesiye nefret edip ABD'ye "itaatkar" kalmamızı adeta ölümüne savundukları halde. Erdoğan kendi tabanınının büyük bir bölümünde de bilinçsel bir tür devrim yapıyor bu anlamda. AKP tabanında ve muhalefetin de bir kısmında Erdoğan'dan açık veya örtülü bir şekilde nefret edenlerin büyük bölümü sırf bu iliklerine kadar emdirilmiş Rusya nefreti ve bununla bağlantılı olarak açık veya örtülü "ABD sevgileri" nedeniyle nefret ediyorlar Erdoğan'dan. Doğrudan veya dolaylı Fethullahçı eğilimleri nedeniyle.

Rusya değil başka herhangi bir ülke de olabilirdi aynı vicdani uyanış ve mücadeleye bu şekilde öncülük eden. O zaman onu bu şekilde desteklerdim. Yani önemli olan şu ülke, bu ülke değil. Sidik yarıştırma meselesi değil bu, insanlık meselesi. İnsanlığın geleceğe dair pozitif bir ümit beslemesine kim en fazla imkan yaratıyorsa desteklenmelidir. Nihayette kazanan insanlık olacaktır, şu veya bu ülke, millet, bayrak vs. değil. Gerçek insanlık bir ailedir, kardeştir, birdir, ayrısı-gayrısı yoktur, olmayacaktır. Tıpkı her ülkenin kendi içindeki sayısız nifaklara, çatışmalara rağmen o ülke insanlığının da aslında aile olması, bir olması gerçeği gibi.

bozadi

#2
15 Temmuz 2019

S-400 teslimatı devam ediyor: 8. uçak Ankara'ya indi


S-400 parçalarını taşıyan uçaklar Ankara'ya inmeye devam ediyor.




S-400 teslimatları çerçevesinde parçaları taşıyan 8. uçak, Mürted Hava Üssü'ne indi.

Rusya'dan, Türkiye'ye S-400 sevkiyatı sürüyor.

S-400 Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi'ne ait malzemelerin sevkiyatı kapsamında sekizinci uçak da, Mürted Hava Meydanı'na indiğini duyurdu.

S-400'ler, uzun menzilli radar tespit sistemi, komuta kontrol ünitesi, füze rampası ve angajman radarı olmak üzere 4 ayrı parçadan oluşuyor. Füze dışındaki parçalar hava yoluyla Türkiye'ye getirilecek ve burada birleştirilecek.

FÜZELER DENİZ YOLUYLA GELECEK

Bu kapsamda 8 uçakla gönderilen parçalar güvenli hangarlara yerleştiriliyor.

S-400 sisteminin en hassas parçaları olan füzelerse deniz yoluyla teslim edilecek.


Kaynak: 16 Punto


bozadi

#3
14 Temmuz 2019

Erdoğan: S-400 tarihimizin en önemli anlaşması


Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya temsilcileriyle toplantısında S-400'ler konusunda şu mesajları verdi: "CAATSA'nın kapsamı içinde Türkiye yok, böyle bir şey söz konusu değil. Bunun içinde F35 ile ilgili de herhangi bir şey söz konusu değil, Tarihimizin şu anda en önemli anlaşması, S-400 anlaşmasıdır."




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rus yapımı füze savunma sistemi S-400'lerin alınmasının, Türkiye tarihinin en önemli anlaşması olduğunu söyledi. Erdoğan, sistemin alınmasını 'barışı ve milli güvenliği garanti altına alma' amacı taşıdığını söyledi ve ABD'nin Türkiye'ye yaptırım uygulaması konusunda ise, "CAATSA'nın kapsamı içinde Türkiye yok" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazete ve televizyon kanallarının genel yayın yönetmenleri, bazı yazar ve akademisyenlerle Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi.

S-400 TANITIM FİLMİ GÖSTERİLDİ

S-400 tanıtım filminin gösterilmesinin ardından konuşan Erdoğan, "Ülkemizin, S-400 alımı ve bu çerçevede süren tartışmalar bize, milletimizin sağduyusu ve irfanı ile bunların sesi olduğuna inandığım medya duyarlılığının tüm gücüyle ayakta olduğunu göstermiştir. İnşallah 82 milyon olarak hepimizin ortak geleceğini ilgilendiren diğer tüm hususlarda da benzer bir kenetlenme ortaya koyacağımıza inanıyorum" dedi.

'EN BÜYÜK TEHDİTLER BATIDAN'

"Biz bu coğrafyayı yönetmek üzere geldiğimizden beri kesintisiz bir mücadele içindeyiz" diyen Erdoğan, bugüne kadar hep tehditler olduğunu anlattı. Erdoğan şöyle devam ett: "Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan gibi küçük bir devlete değil, onu üzerimize gönderen geri plandaki dönemin devasa güçlerine karşı kazandığımız zaferle kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde de sınamalarımız hiç bitmemiştir. Batı ittifakı ile kurduğumuz siyasi ve askeri paktlara rağmen, en büyük tehditleri yine onlardan gördüğümüz bir gerçektir. Bu siyasidir, bu ekonomiktir, bu kültüreldir, her anlamda... Soğuk Savaş döneminde uzunca bir süre Sovyetler Birliği'ne karşı ileri garnizonluk yapmış olmamız dahi, bizi bu tehditlerden korumaya yetmemiştir. Yunanistan ve daha sonra Güney Kıbrıs Rum Kesimi, başımızda Demokles'in Kılıcı gibi hep sallandırılmıştır."

'NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ VERİLMELİ'

"Son yıllarda dünyada ve bölgemizde yeni yapılanmaların sancıları yaşanıyor. Ülkemiz bu yeni ve gerçekten kritik sınamalar karşısında izlediği tutarlı ve ahlaki politikadan taviz vermemiştir. 8. yılına girdiğimiz Suriye meselesinde, Mısır'daki, Libya'daki, Katar'daki pek çok Afrika ülkesindeki gelişmelerde hatta en son Venezuela hadisesinde hep bu tutarlı ve ahlaki çizgide hareket etti. Aslında Türkiye'ye tamamen kendi fedakarlığı ile yürüttüğü bu sığınmacı politikası sebebiyle Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir. Biz bu gayretleri, herhangi bir karşılık beklediğimiz için değil sadece insanlığımız ve kültürümüz gereği ortaya koyduk, aynı şekilde devam edeceğiz. Bu 4,5 milyon, 5 milyonu buluyor. Dünyada bunun bir başka örneği yok. 'Nobel' dediğiniz zaman 'adalet' diyorlar. Türkiye'den başka bunu dünyada yapan bir başka ülke var mı?"

'GÜVENLİ BÖLGE TEKLİFİM OLDU'

"Mesela, Suriye krizinin çözümü için G20 Antalya Zirvesi'nde tüm liderlere bir teklifim oldu. Dedim ki 'Gelin, Suriye sınırlarımız boyunca, bir güvenli bölge oluşturalım.' Bu bölgeyi teröristlerden tamamen arındırarak ülkemize ve diğer yerlere sığınan Suriyelilerin hayatlarını sürdürebilecekleri bir yer haline getirmeyi G20 liderlerine teklif ettim. Hatta bu amaçla güvenli bölgede Suriye halkının hayat biçimine uygun yeni yerleşim alanlarının inşa edilmesi, ekonomik kalkınmaya yönelik adımlar atılması gibi detayları da gündeme getirdim. Prensipte herkes bu işe olumlu baktığını söyledi ama maalesef istisnasız hiç bir Batılı lider, bu doğrultuda somut herhangi bir adım atmaya yanaşmadı. Bu arada Suriye topraklarından Türkiye'ye yönelik terör tehdidi giderek tırmandı."

'PATRIOTLAR SATILMADI'

"Dönemin başkanı Sayın Obama başta olmak üzere Amerikalı yetkililerle bu meseleyi defalarca konuştuk. Talebimizi ifade ettik. Hatta epeyce de ısrarcı olduk. Maalesef, kongrenin izin vermediği gerekçesiyle bize o zaman Patriotlar satılmadı. O günden bu güne zaman zaman bu ısrarlarımız devam etti ama yine satılmadı. Uzun ve çetrefilli görüşmeler neticesinde Rusya ile S-400 alım satım konusunda mutabık kaldık."

'KANDİL DİYE BİR TEHDİT KALMAYACAK'

"Pençe ve Pençe-2 Harekatları şu anda başarıyla devam ediyor. Bu sürecin sonunda artık Kandil diye bir tehdit kaynağı kalmayacağına da inanıyorum. Kandil'e alternatif Sincar'ı inşa etmeye çalıştılar. Orası da şu anda temizlenmiş durumda. Böylece Fırat'ın doğusunda kökleştirmeye çalıştıkları terör koridorunun doğu ucunu da kapatmış olacağız. Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin, Doğu Akdeniz'deki haklarını, hukuklarını, çıkarlarını yok sayan anlayışın bölgeye çöreklenme çabalarına karşın somut adımlar atıyoruz."

"Ortaya çıkan tablo, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedarikinin tamamen kendi toprakları içinde ve bölgesinde barışı koruma amaçlı olduğunu göstermektedir. Biz, S-400'leri alarak savaşa hazırlanmıyoruz. Barışı ve kendi milli güvenliğimizi garanti altına almaya çalışıyoruz. Savunma sanayimizi geliştirmeye yönelik diğer tüm atılımlarımızın da amacı budur."

'2020 NİSAN AYINA KADAR BİTİRMİŞ OLACAĞIZ'

"Siyasette bile şu anda S-400 konusunda maalesef adeta Amerika'nın temsilcileri gibi gayret edenler var. Onları savunanlar var. Bu şekilde parlamentomuzun içerisinde hangi düşünceler nasıl tezahür ediyor, hepsi ortada. Bu keyfi değildir, az önce de söylediğim gibi bir zorunluluktur ve bu zorunluluğun bir gereği olarak devam ediyor. İnşallah yıl sonuna kadar belli bir bölümü ve 2020'nin nisan ayına kadar tamamıyla bu işi bitirmiş olacağız ve çok daha öz güven içerisinde yolumuza da devam edeceğiz."

'TRUMP BU OYUNA GELMEYECEKTİR'

"(Demokrat Partili Senatör Bob Menendez) Bu zat, Türkiye düşmanı olan bir zattır. Böyle bir zatın, senatoya getirmiş olduğu bu tehdit, Türkiye ile ABD ilişkilerini adeta bozmaya yönelik hesapsız bir tehdittir. Ben inanıyorum ki Sayın Trump bu oyuna gelmeyecektir. Bu oyunu da bozması gereken Sayın Trump'ın buradaki taktikleri olacaktır. Bozması gerekir diye düşünüyorum. Bir senatörün bu noktadaki yaklaşımları Türkiye-ABD ilişkilerini asla bozmamalı. Başkan Sayın Trump'ın altındakilerle aynı düşüncede olduğuna inanmıyorum ve bunu da en son Osaka'da beraber yaptığımız toplantıda tüm dünya basınının önünde kendi arkadaşlarına falan çok açık, net söyledi. Sayın Trump'ın duruşu bu olduğuna göre, bunun dışında da herhangi bir şeyi biz şu ana kadar ilgili birimlerimizle tespit etmiş değiliz. Ve temenni ederim ki F-35 konusunda farklı bir istikamette gelişme olmaz. Şimdi ikide bir bazı yaptırımlardan bahsediliyor. Ben bu konuda da, yani Sayın Trump'tan aldığım izlenimlerden de hareketle söylüyorum. Böyle bir durumun, mesela CAATSA, bunu ikide bir söylüyorlar. Tamam da şimdi CAATSA ile ilgili, bu konuda imzayı Sayın Trump 2017'de attı. Bizim CAATSA ile ilgili şu projemiz bizim onun da öncesine gidiyor. CAATSA'nın kapsamı içinde Türkiye yok, böyle bir şey söz konusu değil. Dolayısıyla daha da ileri gidecek olursak, bunun içinde F35 ile ilgili de herhangi bir şey söz konusu değil. Bizim kimseyle dikleşmeye merakımız yok ama ülkemizin itibarına da gölge düşürmeye niyetimiz yok. Tarihimizin şu anda en önemli anlaşması, S-400 anlaşmasıdır. Çünkü bu bir pazar olma mantığı değildir. Bu aynı zamanda bir ortak olma, üretime beraber geçme sürecidir." göre atacağız."

Kaynak: Gazete Duvar


bozadi

#4
13 Temmuz 2019

Kılıçdaroğlu'ndan ABD'ye S-400 tepkisi: Kendi güvenliğimizi sağlayacağız


S-400 hava savunma sistemiyle ilgili ABD'nin tavrını eleştiren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Zamanında Patriot'ların alımıyla ilgili talebi karşılanmamışsa elbette Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için başka arayışlara girecektir. Bu, Türkiye'nin kendi hakkı ve hukukudur" ifadelerini kullandı.




Dün başlayan S-400 teslimat süreci bugün de devam ediyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu S-400 teslimatı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, S-400 hava savunma sistemi nedeniyle ABD'den gelen yaptırım açıklamalarına tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu "Zamanında Patriot'ların alımıyla ilgili talebi karşılanmamışsa elbette Türkiye kendi güvenliğini sağlamak için başka arayışlara girecektir. Bu, Türkiye'nin kendi hakkı ve hukukudur" dedi.

Kılıçdaroğlu "Senato önce Türkiye'nin hangi coğrafyada olduğuna baksın. Türkiye ateş çemberi içinde Türkiye güvenliğini sağlamak zorunda" ifadelerini kullandı.

Senato'nun ABD Başkanı Trump'a yaptığı çağrıyı doğru bulmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Türkiye kendi bildiği yoldan devam edecektir, kendi güvenliğini sağlayacaktır. Bu Türkiye'nin hakkı ve hukukudur" dedi.


Kaynak: Yeni Dönem

bozadi

#5
CHP'nin kendi içindeki kesimlerden, dolaylı bir şekilde Amerikan köpekliğini savunan son derece karanlık bir grubu temsil ettiğini düşündüğüm genel başkan yardımcısı Ünal Çeviköz, S400 alımına karşı yırtındı durdu. Kılıçdaroğlu uzun süre sessiz kaldı ama çok şükür biraz geç de olsa doğru açıklamayı yaptı. Bana göre Kılıçdaroğlu, Çeviköz'ün sözcülüğünü yaptığı, Fethullah'la dirsek temasındaki kripto-Amerikancı bir karanlık elit kesimle kesinlikle aynı inanç veya yönelimde değil ama o grubun da CHP ve tabanı üzerinde azımsanamayacak bir kontrol gücü olduğundan, bir tür "cambazlık" yapmak zorunda kalıyor. CHP'nin ABD piyonluğuna yatırım yapan bazı güç merkezleriyle doğrudan çatışmaya girmeden partiyi gerçek bir halk partisi haline getirmeye çalışıyor.

bozadi

#6
15 Temmuz 2019

ABD'li WSJ'dan Erdoğan'a gönderme:
NATO'ya ihanet etti, bedelini ağır ödeyebilir


Wall Street Journal'da yayımlanan 'Erdoğan Putin'i NATO'nun üstünde tuttu' başlıklı yazıda Türkiye'nin ABD uyarılarına karşı Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması değerlendirildi. Yazıda, 'ABD ve NATO'nun Türkiye'nin müttefiklik konumunu masaya yatırmaktan başka seçeneği kalmadı' denildi.




ABD'li Wall Street Journal gazetesinde "Erdoğan Putin'i NATO'nun üstünde tuttu" başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda ABD ve NATO'nun Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alan Türkiye'nin müttefiklik konumunun masaya yatırmaktan başka seçeneği olmadığı ifade edildi.

S-400'ün NATO uçaklarına karşı savunma amaçlı geliştirildiği hatırlatılan yazıda, Türkiye'nin NATO ilkelerinden taviz verdiğinin altı çizildi. Türkiye'nin ödeyeceği minimum bedelin F-35 jet programından çıkarılmak olduğu iddia edildi.

'PUTİN'İN TEMEL AMACI TÜRKİYE'Yİ NATO'DAN KOPARMAKTI'

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in S-400 alışverişindeki asıl amacının Türkiye'yi NATO'dan koparmak olduğu belirtilirken, ABD'nin İncirlik üssünü kaybedebileceğine ve Türkiye'nin Suriyeli Kürtleri abluka altına alabileceğine değinildi.

'ERDOĞAN BEDEL ÖDEYECEK KONUMA GELECEK'

Yazıda "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi sonsuza kadar yönetmek istese de, bir gün gidecek. Yerine geçecek olan kişi Türkiye'nin Batı karşıtı konumunu yeniden değerlendirip NATO'dan ayrılma durumuna engel olabilir" denildi.

Erdoğan'ın bazı sonuçlarla yüzleşecek duruma geleceği belirtilen yazıda, G20 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye ılımlı yaklaştığını, ancak ABD Kongresine göz kırpması durumunda "Erdoğan'ın müttefikliğe ihanetin bedelini ödemeyle karşı karşıya kalabileceği" ifade edildi.


Kaynak: soL


bozadi

#7
14 Temmuz 2019

'NATO, ABD kendi silahlarını müttefiklerine satabilsin diye var'


Rus senatör Aleksey Puşkov, Rusya yapımı bir hava savunma sistemi almış olması nedeniyle ABD'nin Türkiye'ye yönelik yaptırım planlarını eleştirdi.




Puşkov, "S-400 sistemi almasaydı yaptırım da uygulanmazdı. ABD'nin kendi silahlarını müttefiklerine satması, NATO'nun varoluş sebeplerinden biri" açıklamasında bulundu.

Rus senatör Puşkov Twitter'dan yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "ABD, Türkiye'ye yaptırım uygulayacak. Ankara'nın söz dinleyip kendisine gerekli olmayan Patriot sistemini satın alması gerekiyordu. S-400 sistemi almasaydı yaptırım da uygulanmazdı. ABD'nin kendi silahlarını müttefiklerine satması, NATO'nun varoluş sebeplerinden biri. Şimdi ittifaktakiler istedikleri kadar üyelerinin eşit haklara sahip oluşundan bahsedebilirler."

Bloomberg bugün ABD'nin S-400 sistemi alması nedeniyle Türkiye'ye uygulayacağı yaptırımları gelecek hafta içerisinde duyuracağı yönünde bir haber yayınlamıştı.

ABD, Rus yapımı bir hava savunma sistemi olan S-400'ü satın almaktan vazgeçmesi için Türkiye'ye uzun bir süre baskı yaptı. Ancak Türkiye, ABD'nin açık yaptırım tehditlerine karşın, satın alacağı hava savunma sistemini belirlemesinin bir ulusal egemenlik meselesi olduğunu söyleyip S-400 almaktan geri adım atmadı.

Rus yapımı S-400 sisteminin Türkiye'ye sevkiyatı hala devam ediyor. Sistemin ilk parçaları Türkiye'ye cuma günü teslim edilmişti.


Kaynak: Aydınlık


Tgur

#8
Puşkov doğruyu söylüyor olaylara direkt şahidim Menderes zamanında  NATO'ya girdik yardım diye silah teçhizat baştan parasız verildi ve bu biçare ülkem o verilen araçların gerecin en küçük civatasına kadar zamanla dolar ödeyerek ayrıca Korede canını vererek fazlasıyla ödedi hala da ödemekle meşgul ,

Zira ordunun envanterinde hala ayni araç ve teçhizat var ve bunlar arıza yapıyorlar..

bozadi

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tgur

Puşkov doğruyu söylüyor olaylara direkt şahidim Menderes zamanında  NATO'ya girdik yardım diye silah teçhizat baştan parasız verildi ve bu biçare ülkem o verilen araçların gerecin en küçük civatasına kadar zamanla dolar ödeyerek ayrıca Korede canını vererek fazlasıyla ödedi hala da ödemekle meşgul ,

Zira ordunun envanterinde hala ayni araç ve teçhizat var ve bunlar arıza yapıyorlar..

Paylaşım için teşekkürler Tgur.

NATO'ya giriş sürecinde Menderes'in önemli bir rolü olmakla birlikte, konuyla ilgili gözattığım çeşitli haberlerde şöyle bir durum dikkatimi çekiyor: Menderes bir yandan o dönemki bir Sovyet tehdidine karşı ABD'ye yanaşma politikası gütse de, bir yandan da ABD'nin Türkiye'nin kalkınmasına yardımcı oluyormuş gibi görünüp aslında Türkiye'nin sanayi gelişimini engelleme, onu basit ve bağımlı bir tarım ülkesi olarak tutma şeklindeki politikasıyla yüzleşince hata yaptığını anlayıp Rusya'yla ve müttefikleriyle ilişkileri geliştirmeye çalışmaya başlamış. 27 Mayıs darbesi ve Menderes'in idamı Menderes'in bu politika değişimi üzerine gerçekleşmiş veya bununla yakından bağlantılıymış gibi algılıyorum.

Bir de NATO'nun ABD'nin şeytani bir silahlı gücü olduğu gerçeği her ne kadar baştan da sezilebilecek olsa da, netleşmesi, inkar edilemeyecek hale gelmesi zaman almış sanki.

Bunun yanında, CHP ve TSK'nın başından beri NATO bağımlılığımız konusunda herhangi bir somut veya kurumsal karşı koyuş sergilediğine dair açıklamaya, habere rastlamadım. İşin kötüsü, CHP çok yakın zamanlara kadar ve hatta halen NATO'ya bağımlı kalmamız için çaba harcıyor gibi görünüyor. Yani, hadi diyelim ki başta bir tür Sovyet tehdidi olasılığı gerçekten vardı, ABD'nin Sovyet veya Rus karşıtı politikasının kısmen de olsa bir çekiciliği vardı ve NATO da başta faydalı göründü ama aradan geçen onyıllarda NATO'nun Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun başına getirdiği işler bu kadar netleştikten sonra CHP'nin hala bu NATO'ya bağımlılığımızı savunabilmesi ve hatta Muharrem İnce gibi son derece halkçı görünümlü birinin bile çok yakın bir tarihte "Rus yayılmacılığı" tehdidinden dem vurup ABD oyuncağı NATO'ya bağlılığımızı savunabilmiş olması (1, 2) çok enteresan geliyor bana. Yani İnce gibilerin veya genel olarak CHP ve tabanının Putin Rusyası'nı henüz yeterince doğru tanımamış olması kısmen anlaşılabilir birşey olsa da, Amerika'yı, NATO'yu tanımıyor olmaları kulağa imkan dışı geliyor. Bu işte hiç masumane olmayan birşeyler var gibi.

Tgur

#10
Menderes ne kadar vaz geçmeye çalışsa da duyunu umumiye borçlarını ödemek ile uğraşan ülke fakirlikten birden bire şimdiki gibi sonradan can yakacak yardım adı altında gelen para ile kavuştu ve Menderesin başarısı o yüzden olur gibi oldu ve sonra idamına kadar olan safhada (ki o olmamalıydı) biraz endazeden çıktı yani ölçüyü kaçırdı 27 mayısı siz gençlere anlatan dizilere falan kanmayın ülkenin dörtte üçü o hadiseyi tasvip etti ve "devrim" olarak  adlandırdı şu anda da değişik bir şekilde  ölçüyü kaçıranlar var bunu izliyoruz,hırsızlık yolsuzluk ve adaletsizce can acıtmanın böylesini görmedik desem yanılmam,her neyse zaman gelir her şey yerli yerine oturur,

Bu arada Rusya 1953 e kadar Stalin sonradan 1963 e kadar Kruşçef acımasız kominizm görüntüsüne dünyada devam etti yani USA nın o sahte tehlikeli demir perde paranoya aldatması  ve ikinci dünya harbi esnasında en üst seviyeye gelen USA harp ağır sanayii ürettiklerini harcayabilecek ortamlar ve ülkeler buldu şimdi de bulmak için CİA yoluyla  o sanayi hala son sürat devrede Irak aldatmacası ile bir kısım konvansiyonel silah depoları boşaldı ama hala dolu olan depoların boşalması için dünyanın  devamlı didişmesi ve savaşması durmamalı ,

Arap baharı, Suriye işi ,Ukrayna ayaklanması İrana yaptırım  v.s.

KH nın besinlenmesi için USA nın bu faaliyetlerinin devamı ve bu tip bilinç ortamları ve insanın illumunati kuvvetlerine esir olması için şimdi de başka başka senaryolar tezgahlanmaktadır

Bunun için Tabiiki Putinin pozitif yönden dengelenme faaliyetleri izlenmeli ancak jeopolitik önemi olan ülkemizin tek kurtuluşu farkında olup bağımsızlık kazanmak için her iki gücü dengede bırakacak bir yol izlemesi ve aradan sıyrılması lazım ve lüzumsuz hamasete kapılmadan komşuları ile zararlı temaslardan kaçması lazım ve USA ya karşı kullanabileceğimiz İncirlik Kürecik gibi avantajlarımızın sopasını sallamamız gerekli,ekonomik yönden de artık hoyratça terk ettiğimiz en azından sanayi olmasa bile tarıma dönmeliyiz,ürettiklerimizle karnımızı doyurabilecek duruma gelmeliyiz,




bozadi

#11
Açıklamalar için teşekkürler Tgur. Evet, 27 Mayıs'ın darbeden ziyade devrim olduğuna, ilerici olduğuna dair bazı yorumlar okudum ama bir sonuca varamadım henüz.

ABD ve müttefikleri ile Rusya ve müttefikleri arasında tırmanan süreçle ilgili görüşünde aynı düşündüğüm ve farklı düşündüğüm şeyler var. Katıldığım husus, Türkiye'nin şimdiye kadar ABD'ye gösterdiği itaati bundan sonra Rusya'ya göstermesinin savunulamayacak olmasıdır. Yani biz tabi ki öncelikle bağımsız olmalıyız. Acizlik, bağımlılık kabul edilemez bence de.

Ama geçmişteki, örneğin yakın geçmişteki soğuk savaş döneminde olduğundan biraz farklı bazı koşullarla karşı karşıya olduğumuzu, şu anki durumun basit bir "Filler tepişir, çimenler ezilir" durumu olmadığını düşünüyorum. Elbette bu görüşümde celselerde verilen bilgilerin büyük bir etkisi var. Yani çok tarih okuyup, çok araştırma-gözlem yapıp da bağımsız bir şekilde geliştirdiğim bir fikir değil bu, kabul etmeliyim. Ama bu görüşü somut gündem gelişmeleriyle karşılaştırıp elimden geldiğince test etmeye, isabetliliğini anlamaya çalışıyorum. Ve şimdilik çıkardığım sonuç olarak, ABD merkezli global KH egemenliğine karşı Putin Rusyası öncülüğünde tüm dünya insanlığının geleceğini pozitif etkileyebilecek bir sürecin yükselmeye devam ettiğine inanıyorum, celselerde verilen bilgilere uygun olarak. Tabi buna körü körüne inanılması, güvenilmesi gerektiğini savunmuyorum, her zaman eleştiriye, sorgulamaya gayet açık ama ben şu an için bu fikri benimsememek için bir neden göremiyorum. Tabi ki Rusya da halen "BH"ye ermiş bir ülke veya millet değil. Tıpkı Çin'in veya başka herhangi bir ülkenin de olmadığı gibi. Ama "gidişat" anlamında, Putin Rusyası'nın dünya insanlığının gelecek ümidi açısından eşsiz bir rolü olduğuna ve desteklenmesi gerektiğine samimiyetle inanıyorum. Körü körüne itaati, bağımlılığı, acizliği, kendini inkarı savunmam. Müttefikleri olmasaydı Putin Rusyası'nın yapabileceği fazla birşey olamazdı. Ve global ABD/İlüminati şeytanlığına karşı ittifakları giderek gelişmekte, güçlenmekte olan bu ülkeleri değerli kılan şey "işbirlikleri" zaten, yoksa tek başına hiçbirisinin yapabileceği fazla birşey yok gibi görünüyor. Örneğin Çin'in desteği olmasa ABD Rusya'yı köşeye sıkıştırabilirdi veya sıkıştırabilir gibi geliyor bana. Yani bana göre bu ittifakta güzel olan şey, hiçbir ülkenin tek başına kesin belirleyici ve hükmedici olamaması, işbirliğinin zorunlu olması, bir tür değerli denge durumu olması. Ve bu denklemde Türkiye'nin de rolü giderek hayati öneme sahip olabilir ve olacaktır. Henüz zayıf da olsa gerçekten aşağı-yukarı BH yönünde ilerleyen bir süreç varsa, tüm bu ülkeler, milletler birbirlerine hizmet ettikleri ölçüde daha hızlı ilerleyeceklerdir bu yolda. Rusya örneğin Türkiye'ye samimiyetle hizmet ettiği ölçüde değerli olacaktır, Türkiye de Rusya'ya. Ve diğer ülkeler için de aynı şey. Tabi ki halihazırda büyük ölçüde bir fantazi konusu gibi kalıyor bu söylediğim. Ama gelişmelere bağlı olarak çok enteresan ivmelenmelerin olabileceği bir dönemdeyiz belki de, bunu bekleyip görmemiz gerekiyor.

Ben yine celselerden edindiğim izlenimler bağlamında, 4Y'ye yaklaştıkça ülkelerin ve milletlerin adlarının giderek anlamını, önemini yitireceği bir döneme gireceğimiz izlenimini ediniyorum. Hem insan kaynaklı felaketlerin, hem de doğal ve kozmik afetlerin etkisiyle, insanları, toplumları birbirinden ayıracak veya bir araya getirecek tek gerçek fark, BH-KH eğilimleri olacaktır yalnızca. Tıpkı çok sayıda ölüme yol açan büyük bir doğal afetten sonra insanların birbirlerinin adını, sanını, milletini, ideolojisini sorgulamadan tamamen insani, tamamen vicdani bir güdüyle kurtarma, iyileştirme çabasına girdiği bir durumda olduğu gibi.

Ama sadece varsayımlarla hareket edemeyiz, gelişecek süreci birlikte görmemiz, ona göre hareket etmemiz gerekiyor doğal olarak. Ama şu an için, K'ların vurguladığı ve bence çok sayıda gelişmeyle doğrulanan, global şeytani güçlere karşı dünya insanlığının Rusya öncülüğünde bir ümit bulması gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuza ve Rusya'yla ve müttefikleriyle bu bağlamda işbirliğini var gücümüzle artırmamızın milli sorunlarımızı biran önce kontrol altına alma ümidimizi artıracağını, kolaylaştıracağını düşünüyorum. Bu öncülüğü yapan ülke Rusya değil de Türkiye de olabilirdi. Hiç sorun değil. Öncülüğü kimin yaptığı önemli değil ve zaman içinde değişkenlik de gösterebilir ama şu an bence Rusya bu öncülüğü gerçekten yapıyor ve 3KH siyaset tartışması veya kavgası bağlamında değil, dünya insanlığının varoluş ve iyi bir gelecek mücadelesi bağlamında sonuna kadar desteklenmeyi hak ediyor. Yani bunu sadece bir jeopolitik tartışması veya meselesi olarak görmüyorum doğrusu. Bu anlamda ABD ve müttefikleri ile Rusya ve müttefikleri arasında gelişen mücadelede tarafsız kalmanın çok anlamlı veya isabetli olduğunu düşünmüyorum şahsen. Buna sadece ülkeler veya ittifaklar arası bir jeopolitik mücadele gözüyle bakamıyorum. İnsanlığın köleleşmesiyle özgürleşmesi, sefil bir yok oluş sürecine girmesiyle onurlu bir şekilde hayata tutunması arasındaki mücadele gözüyle bakıyorum. Belki jeopolitik gerçeklikten fazla kopuk, hayalperest bir bakışaçısı gibi görünüyor olabilir ama gelişmelerin yönü çok güçlü, ısrarlı, istikrarlı bir şekilde farklı bir yönü göstermedikçe, K'ların ve Laura ve ekibinin savunduğu bu görüşü benimsemeyi ve savunmayı sürdüreceğim. Kastettiğim manada bu görüşü kimin savunduğu da önemli değil, "doğru" olup olmadığı önemli. Ben sadece yüksek ve kritik bir "doğruluk" atfediyorum bu görüşe. Yanlış çıkabilir. Gelişmeleri takip edip değerlendirmeye devam ederken bu görüşün doğruluğu ve yanlışlığı yönünde önemli ipuçlarıyla, göstergelerle karşılaşmaya devam edeceğiz illa ki. Gerçek herşeyden üstündür. Şu anda savunduğum veya gelecekte savunabileceğim herhangi bir görüşten çok daha kesin bir şekilde üstün, belirleyicidir doğal olarak.

Tgur

#12
KH nin ne olup olmadığını anlamaya yönelmeyenlerin kozmik açılımlarla irkilmeleri ve bahsi geçen birlik bilincine mihaniki dahi olsa yönelmeleri benim de tasdiklediğim ve beklediğim bir husus, kutuplaşmanın maksimum noktalarından kopamayanlara böyle şoklar acıtıcı bile olsa bilinç yükselmesi sağlar,birlik bilinci oluşmaya başlar gelecek kozmik dalganın elinden DNA lar alınır bünyeye bağlanır..