Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Soner Yalçın: "Vekalet Savaşı" (25.01.2019)

Başlatan bozadi, 30 Ocak 2019, 16:52:19

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

25 Ocak 2019

Vekalet Savaşı


SONER YALÇIN




"Üst Akıl"...

Soyut-bilinmez politik kavram değildir.

"Kürt Açılımı" mı dediniz?

"Ilımlı İslam" mı dediniz?

"Büyük Ortadoğu Projesi" mi dediniz?

"FETÖ Darbesi" mi dediniz?

Arkasında mutlak "üst akıl" var!

Peki, "üst akıl" deyince aklınıza somut hangi yapı/yapılar gelecek?

"Atlantic Council (AC)" bunlardan biri.

Enver Ören'i Napoli'de 1.5 yıl "eğitenler" aynı yıl/1961'de Washington'da "Atlantic Council" adlı "düşünce kulübünü" kurdu!

Görevi şu: Sessiz silahla/dil üzerinden muharebe yapmak/psikolojik savaş yürütmek!

Dün ABD, Afganistan'a müdahale mi yapacak; Atlantic Council dünya kamuoyunu etkilemek için kolları sıvar!

Bugün ABD,  Venezuela'ya müdahale mi yapacak; Atlantic Council internet sitesine girin nasıl yayın yapıyor görün! Örneğin...

Yıl, 2016. ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin "15 Temmuz Darbe Girişiminden Sonra Türkiye" konulu toplantısında konuşan Atlantic Council yöneticisi Aaron Stein, o gece yaşananlardan kuşku duyduğunu söyledi! Toplantı FETÖ şovuna döndü...

Bu Amerikan kuruluşunun üyesi kimdir; Mücahit Ören!

Hiç şaşırtmıyorlar...

Amerikan vatandaşı Mücahit...

Letonya'nın New York fahri konsolosu Mücahit...

Fethullah Gülen'e "Dünya Barış Ödülü" veren Amerikan "East- West Institute (EWI)" yönetim kurulu üyesi Mücahit...

"Üst Akıl" Atlantic Council üyesi Mücahit...

Mücahit, hangi kutsal dava uğruna mücadele ediyor belli değil mi?

Bir bakıyorsunuz Mücahit'i Brüksel'de görüyorsunuz! "Dünya Güvenlik Konferansı"na katılıyor! Toplantının amacı, AB'yi terörle mücadele konusunda ABD ile aynı çizgiye getirmekmiş! Ne anlar güvenlikten- terörden-diplomasiden Mücahit Ören?

İşte böyle "kullanışlı" hale getiriliyorlar; Fethullah Gülen gibi...

Amaç şu...



NATO'ya bak

Salt Türkiye'ye bakarak meseleleri kavrayamazsınız.

"Üst Akıl" bugün Venezuela'da ne yapıyorsa, yarın Türkiye'de onu yapmaya çalışacak.

Tahmin değil bu:

Enver Ören'i yetiştiren, Mücahit Ören'i toplantılarına çağıran NATO yan kuruluşu "GeoPol Intelligence" geçen yıl "Turkey: NATO's Rogue Member State" başlıklı makalesinde şunu yazdı:

– Erdoğan diktatördür...

– Türkiye haydut devlettir...

– NATO 10'uncu maddeye dayanarak Türkiye'ye müdahale etmelidir...

Siyasi terminolojide "Vekâlet Savaşı" kavramı var; karşıt güçlerin birbirine doğrudan saldırmak yerine üçüncü taraf vasıtasıyla mücadele ettiği bir savaş türüdür bu!

CIA'nın kullandığı FETÖ'nün yaptıkları bunun tipik örneğidir.

Ve bu savaş bitmemiştir, yeni "kullanışlı cemaatler" ile sürmektedir.

"Atlantik Ötesi" emrindeki kriptolar görev başındadır. Görevleri, her türlü anti-emperyalist milli-yerli hareketi-direnişi baltalamaktır.

Dün Atlantikçi FETÖ'ye Ergenekon-Balyoz kumpaslarını yaptıranlar, darbe düzenletenler...

Bugün Atlantikçi Mücahitlere, Türkiye'nin yerli-milli güçlerine karşı psikolojik savaş yürüttürüyorlar. Yarın sıra iktidara gelecektir.

İktidar ise hâlâ "başı secdeye değenden zarar gelmez" duygusallığı içinde!

Harbin biçiminin-karakterinin değiştiğini kavrayamıyor; mücadeleyi sadece FETÖ ile sınırlıyor! Oysa. Venezuela'da olanları bile medya yayıncılığı açısından değerlendirmesi gerekiyor ki Mücahitleri anlasın!

– Maduro diktatördür...

– Venezuela haydut devlettir...

– Hemen müdahale edilmelidir...

Bunları diyenler hep aynı; "Atlantik Ötesi" ve onların medyası...

Toparlarsam...



Ne yapılanması bu

Şu tesadüf olabilir mi:

Mücahit'in dedesi askeri okullarda öğretmenlik yapmış eski asker.

Mücahit'in halasının eşi askeri hastanelerde doktorluk yapmış eski asker.

Mücahit'in babası Kuleli mezunu, NATO burslu eski asker.

Mücahit'in babasının "kara kutusu" ordudan irtica nedeniyle atılan eski asker.

Mücahit'in şirketinin başkan vekili Kara Harp Okulu mezunu eski asker.

Mücahit'in şirketinin bir yönetim kurulu üyesi eski asker.

Mücahit'in şirketinin bir diğer yönetim kurulu üyesi eski asker.

Mücahit'in şirketinin idari işler müdürü eski asker.

Mücahit'in şirketinin sosyal işler direktörü eski asker.

Mücahit'in "akıl hocası" Jandarma Genel Komutanlığı yapmış komutanın yeğeni.

Mücahit'in eniştesinin kuzeni MİT daire başkanlığı yapan istihbaratçı...

Liste uzayıp gidiyor...

Bu köşede yazdım hatırlatırım:

Mücahit'in Ankara temsilcisi eski asker, Türkiye-Rusya ilişkileri düzelmeye başladığında, Türkiye Gazetesi'ne "Yeni Darbeyi Ulusalcılar Yapabilir" manşeti yaptı! Maksat, iktidarın Avrasya açılımını engellemekti.

Erdoğan, Gladio'nun/Atlantik Ötesi'nin sadece "FETÖ Planı" yaptığını mı sanıyor?

Erdoğan, duygusal şablonun/paradigmanın dışına çıkıp gerçekleri görmelidir...

NOT: Cavit Çağlar telefonla aradı:

– "Evet, New York'ta bana kelepçe vurdular!"

– "Sana vatandaşlık verelim, iltica et, kurtul" dediler, reddettim.

– "Ülkeme geldim. Haksız yere aylarca hapis yattım, sonunda beraat ettim."

– "317 milyon dolar borç çıkardılar, 1.2 milyar dolar ödedim. Kimseye kuruş borcum yok..."

– "Hala ülkem için çalışıyorum; 10 bin kişiye ekmek sağlıyor; 400 milyon dolarlık ihracat yapıyorum..."

Mücahit Ören'e yerli-milli diyebilir misiniz?

Kaynak: Sözcü


bozadi

#1
30 Ocak 2019

Sözcü'de Maduro çatlağı: Ne demokrasisinden bahsediyorsunuz, çocuk musunuz?


ABD darbesine direnen ve Trump'ın Venezuela kaynaklarını yağmalamasına boyun eğmeyen Maduro'yu 'diktatör' ilan Sözcü gazetesi yazarlarına, başka bir Sözcü yazarı Soner Yalçın'dan çok sert yanıt: Öyle düşünsel savruluş yaşanıyor ki, meydan popülist birkaç köşe yazara kaldı!




ABD'nin kıskacına büyük halk desteğiyle direnen Venezuela lideri Maduro'ya, Sözcü yazarı Yılmaz Özdil geçen hafta hakaret dolu bir yazıyla cephe almıştı. Daha önce de benzer argümanlarla Maduro'yu "Diktatör" diye hedef alan Özdil, "Trump'ın kötü adam olması, Maduro'yu iyi adam yapar mı?" demişti.

Sözcü'nün kardeş gazetesi Korkusuz yazarı Can Ataklı da Maduro'yu hedef alan isimler arasındaydı. Amerikancı darbe girişimini adeta alkışlayan Ataklı, "Seçilmiş" Maduro halkın yüzde 46'sının katıldığı bir seçimde yüzde 67 oy aldı. Ülkesini ağır bir yoksulluğa mahkum edip kan ve gözyaşından başka bir icraatı olmayan Maduro'nun bir süre sonra yerinden olması şaşırtıcı olmamalıdır" diye yazmıştı.

Deniz Zeyrek de Sözcü'deki bugünkü köşesinde "Maduro vazgeçilmez değil" mesajı verdi. Zeyrek, "Emperyalizmin Venezuela temsilciliğine soyunmuş Guaido'dan haz etmiyorum. Eminim siz de kendisine şüpheyle yaklaşıyorsunuzdur. Peki herkes Guaido emperyalizmin işbirlikçisi diye Maduro'yu vazgeçilmez mi görüyor? Siz de Madurocu musunuz?" ifadelerini kullandı.

Sözcü yazarı Soner Yalçın, isim vermeden kendi gazetesinin yazarlarına iki gündür ders niteliğinde yanıtlar veriyor.

Yalçın bugünkü "Çocuk musunuz" başlıklı yazısını şu ifadelerle bitirdi:

"(...) Emperyalist ABD Castro'yu Chavez'i öldürtmek istedi.

Bugün hedefinde Maduro var! Bu amaçla eli kanlı Elliott Abrams'ı "Venezuela özel temsilcisi" olarak atadı.

Son 40 yılda ABD'nin en karanlık işlerini planlayan bu adam, şimdi Venezuela'ya demokrasi mi getirecek? Türkiye'de öyle düşünsel savruluş yaşanıyor ki, meydan popülist birkaç köşe yazara kaldı!

Küresel medya ne diyorsa tekrarlıyorlar.

En azından Venezuela yakın tarihine bakın: Chavez'i 2002'de darbeyle yıktıkla rında yerine İş Adamla rı Derneği Başkanı Pedro Carmona getirildi. Bunun ilk icraatı; Anayasa'yı askı ya almak, Ulusal Parlamento, Yüksek Mahkeme, Başsav cılık, Yüksek Seçim Kurulu ve valiliklerin çalışmalarını durdurmak oldu. Abrams'ın da yapacağı bu! Ne demokrasisinden bahsediyorsunuz, çocuk musunuz?"

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#2
Soner Yalçın'ın Sözcü içindeki ve çevresindeki "şüpheli" bazı şahısları ifşa eden bu eleştirileri yapması çok kıymetli.

Hatırlayın, Sözcü Esad'ın diktatörlüğüne vurgu yaparak onu "Yüzbinlerce Suriyelinin katili" diye lanse etmişti kısa bir süre önce.

Şimdi Maduro'nun diktatörlüğüne vurgu yaparak onu karalıyorlar.

Erdoğan'ı da aynı gerekçeyle, diktatörlükle karalıyorlar.

Bu isimler diktatör de Atatürk değil miydi? Ve bir ölçüde öyle de olması gerekmiyor muydu? Sözcü gazetesi Esad, Maduro ve tabi başta Erdoğan'ın diktatörlüğünü eleştiriyor (Erdoğan derken özellikle ABD faşizmine karşı güçlü bir tavır aldığı yeni dönemi kastediyorum) ve Sözcü bunu yapmakla demokrasi savunuculuğu yapıyor gibi görünüyor ama aslında diktatöryanın Allah'ı olan ABD faşizmine hizmet ediyor bu tavırlarıyla. Araştırın, bakın, Sözcü bu "diktatörleri", Amerikan faşizmini eleştirmediği kadar "iştahlı" eleştiriyor, karalıyor.

Bu şekliyle, "Atatürkçü" Sözcü ile "Siyasi İslamcı" Karar gazeteleri arasında çok fark yok aslında. İkisinin arkasında da Fethullah'ın önemli bir etkisi var. Yeni Akit bir dönüşüm sancısı içinde, hem Erdoğan'a hem de Fethullah'a meyleden yönleri var (pek çok devlet kurumunda da olduğu gibi). Sözcü gazetesinde Soner Yalçın gibi değerli aydınlar Sözcü'nün Atatürkçülük maskesiyle fitneciliğe, ABD faşizmine hizmet eden karanlık yönlerini daha fazla ifşa edip bu aldatma sürecine bir son verirler umarım.

CHP'de olsun, TSK'da olsun, diğer herhangi bir kurum ve kesimde olsun her kim "Avrasyacılığa" karşı kin güdüyorsa, NATO'ya "bağlılığımızı" destekliyor, ABD'ye göstermedikleri düşmanlığı Rusya'ya ve müttefiklerine karşı açık veya örtülü şekillerde gösteriyorsa, bilin ki bilinçli veya yarı-bilinçli bir şekilde faşizme, kötülüğe, şeytanlığa hizmet ediyorlardır.

fidelista

#3
Şu anda önemli olan Maduro nun iyi adam kötü adam olması değilki,Petrolü içmek için isteyen bir ejderha var.Saddam Kaddafi yada diğerleride iyi olmayabilir ama en kötüsü abd emperyalizmi geliyor.