Rusya: Dünyanın düzenini ABD yıktı (13 Eylül)

Başlatan bozadi, 13 Eylül 2016, 14:13:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

13 Eylül 2016

Rusya: Dünyanın düzenini ABD yıktı


Rusya'yı dünya düzeninin temelini yıkmakla suçlayan Pentagon Şefi Ashton Carter'a yanıt veren Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, ABD'nin Batılı partnerlerle birlikte tutarlı olarak dünya düzeninin temelini yıktığını söyledi.




Pentagon Şefi Ashton Carter'ın "Rusya'nın dünya düzeninin temelini yıktığı" iddiasına yanıt veren Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, ABD'nin "Batılı partnerlerle birlikte tutarlı olarak dünya düzeninin temelini yıktığını" söyledi.

"Bosna ve Kosova'dan başlayarak Irak ve Libya'ya kadar, mevcut dünya düzeninin temellerini tutarlı biçimde yıkan ABD ve Batılı partnerleriydi" diyen Şoygu, Rusya'nın ise Yugoslavya'yı parçalamaya yönelik ABD-NATO operasyonundan bu yana her defasında, bu tür eylemlerin sonuçları konusunda uyarılarda bulunduğunu hatırlattı.

Irak, Afganistan, Libya ve diğer ülkelerde hep aynı hataları tekrarlayan ABD'li mevkidaşlarının bu hatalardan hiçbir ders çıkarmadığını belirten Şoygu, "ABD, suçunu Rusya, Çin ve diğer ülkelere yıkmak yerine eylem stratejisini değiştirmeli" dedi.

"Dünya düzenini korumanın sadece Pentagon'un değil tüm dünya toplumunun görevi" olduğunu söyleyen Şoygu, "ABD'li mevkidaşlarımız bunu ne kadar erken anlayıp değişmeye başlarsa biriken anlaşmazlıklar da hızlıca çözüme kavuşur. Bu, sadece Suriye'yle sınırlı değil" diye konuştu. Dünya düzeninin "ABD düzeniyle karıştırılmaması" gerektiğini kaydeden Şoygu, Rusya'nın "her zaman adil ve çok kutuplu dünyadan yana olduğunu" söyledi.
 
Kaynak: abcgazetesi.com


bozadi

#1
Yaşam koşullarımızın temel gerçeklerinin tüm dünyaya karşı böyle cesurca haykırılması ne güzel şey! Darısı özellikle "bazı" Müslümanların başına!

bozadi

#2
19 Ağustos 2016

Çavuşoğlu: 'Darbe girişiminin arkasında ABD var' demedik


Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 'Biz asla ABD veya başka birinin darbe girişiminin arkasında olduğunu söylemedik, bu tür söylentileri asla ciddiye almadık" açıklamasını yaptı




'Gülen iade edilmediği sürece...'

Bakan Çavuşoğlu, "ABD'deki bazı yapıların darbe girişiminde rol oynadığına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

"Bu terör örgütünün lideri uzun zamandır ABD'de yaşıyor. ABD'den Gülen'in Türkiye'ye gönderilmesini istedik. ABD de bizden onun darbe girişimin arkasında olduğunu kanıtlayan deliller istedi. Bu konuda çalışmalarımızı yapıyoruz. Siyasiler olarak, biz asla ABD veya başka birinin darbe girişiminin arkasında olduğunu söylemedik, bu tür söylentileri asla ciddiye almadık. Ama, bu bakış açısı 'ABD Gülen'i iade etmediği' sürece Türkiye'de devam edecektir.

Gülen'in iade edilmemesi halinde, farklı senaryolara girmek istemiyorum ama tekrar altını çizmek isterim ki ilişkilerimiz etkilenecektir. Çünkü her türlü ilişkide kamuoyu belirleyicidir. Ama, biz işbirliği konusunda işaretler görüyoruz."

Kaynak: dunya.com


bozadi

#3
16 Temmuz 2016

AKP'li Süleyman Soylu: Darbenin arkasında ABD var


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, "Bu darbenin arkasında Amerika vardır" dedi.




Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Habertürk'te katıldığı televizyon programında darbe girişimi hakkında konuştu.

Soylu; "Bu darbenin arkasında Amerika vardır" ifadelerini kullandı.

Süleyman Soylu; "Darbeleri Amerika'nın yaptırdığını herkes bilir. Bunun sorumlusu Amerika'dır. Bu net" dedi.

ABD bugün yaptığı açıklamada, seçilmiş hükümete destek konusunda mutabakat içinde olduklarını belirtmişti.
 
Kaynak: haber.sol.org.tr


bozadi

#4
28 Temmuz 2016

Binlerce Kişi İncirlik'e Yürüdü!


Adana'da halk İncirlik üssüne yürüyerek darbeci ABD'yi lanetledi.




Amerika-FETÖ menşeli başarısız darbenin ardından, Adana'da Halk İncirlik Üssüne "Kahrolsun Amerika" sloganları ile yürüdü. Üssün etrafını saran vatandaşlar Amerika ve İsrail'i lanetledi.

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve birçok STK'nın katıldığı protestoya STK üyesi olmayan birçok vatandaş da katıldı.

Adana-İncirlik Üssü'nün şehir merkezine uzak olması sebebi ile Halk kendi araçları ile konvoy halinde üsse gitti. Bilindiği üzere Fetö darbe girişiminin İncirlik Üssü'nde planladığı iddia edilmişti. Ayrıca darbe girişimine bu üsten Tanker Uçaklar ile destek verilmişti.

Eyleme katılanlar "İncirlik Kapatılsın" diyor

AGD, darbe girişiminin ardından İncirlik Üssü'nde işgalci ABD'yi protesto ederek "İncirlik Kapatılsın" dedi.

AGD tarafından organize edilen yürüyüşe AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan'ın yanı sıra birçok STK'nın da yürüyüşe katıldığı öğrenildi.

"Darbenin merkez üssü İncirlik'e yürüyoruz" ve "Darbeci Amerika'ya mesajımız var" ifadeleriyle duyurulan eyleme çok sayıda kişinin katılması dikkat çekti.

Protesto eyleminde konuşan AGD yetkilileri, Amerika ve işbirlikçisi Siyonist İsrail'in Türkiye'ye karşı oynadığı oyunlara son verilmesi gerektiğini belirterek İncirlik üssünün hemen kapatılmasını istediler.

Artık Batı'nın ve ABD'nin maskesinin tamamen düştüğünü ve Türkiye'ye düşman olan Batı yerine, Türkiye'nin yüzünü doğudaki kardeşleri olan komşularına çevirmesi ve Müslümanlarla el ele vermesi gerektiğinin altını çizen protestocular, Amerika'nın Fethullah Gülen'i Türkiye'ye iade etmesini ve ABD üslerinin bir an önce kapatılmasını istediler.
 
Kaynak: on4haber.com


bozadi

#5
26 Ağustos 2016

Erdoğan, 'dış güçler'e seslendi: Türkiye'de, Suriye'de, Irak'ta döktüğünüz kan yeter


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ortadoğu'da yaşanan çatışmaların müsebbibi olarak gördüğü 'dış güçler'e "Türkiye'de döktüğünüz kan yeter, Suriye'de döktüğünüz kan yeter, Irak'ta, Afganistan'da Mısır'da Libya'da Filistin'de döktüğünüz kan yeter" diye seslendi.




3'üncü köprünün açılışında konuşan Erdoğan, "PKK'nın DAEŞ'in FETÖ'nün arkasındaki güçlere sesleniyorum. Kendinize çeki düzen verin, Türkiye artık bu oyunlara gelmiyor, gelmeyecek. Bu milletle uğraşmaktan vazgeçin" dedi.

Erdoğan, Ortadoğu'da yaşanan iç savaşların sebebinin de 'dış güçler' olduğunu savundu: "Sanılmasın ki bölge insanları durduk yerde birbirinin boğazına sarılıyor. Tam tersine, bölgedeki toplumlar kendi haline bırakıldığında barışı refahı huzuru çok çabuk bulacaktır."
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

#6
31 Temmuz 2016

Erdoğan: Üst akıl Fethullah Gülen değil


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Bazıları bu üst aklın Fethullah Gülen olduğunu söylüyor
 




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bazıları bu üst aklın Fethullah Gülen olduğunu söylüyor. Öyle akıllı değil o, öyle bir durum söz konusu değil. O tam bir maşa, onun üstünde bir üst akıl var" dedi.
 
Kaynak: timeturk.com


bozadi

#7
Karamsar değilim aslında bu konuda. Artık devletimizin veya AKP'nin ABD'yle eskisi gibi bir ilişkisi olabileceğini sanmıyorum. Fethullah konusu güzel bir vesile oldu ABD'ye iyi-kötü bir tavır koymada. Rusya'yla ve müttefikleriyle ilişkiler giderek gelişmek zorunda olacak gibi görünüyor ve hem bu durum, hem de Fethullah meselesi gibi çeşitli çıkar çatışmaları sayesinde ABD'ye karşı tavır giderek güçlenecek diye beklenebilir, zaman zaman aksi yönde gelişmeler görünebilecek olsa da.

Üstelik, Erdoğan AKPsinin kısmen Fethullah meselesinin de yardımıyla ABD'ye karşı koyduğu veya hissettirdiği tavrın "devrimsel" olduğunu düşünüyorum ve çok takdir ediyorum. Çünkü bu tabanın (sadece AKP tabanı değil, ideolojik olarak nispeten yakın daha geniş bir kitlenin) ciddi bir kısmı, dincilik ve milliyetçilik konusunda caka satmayı çok sevdikleri halde, çok uzun zamandır Allah'a itaat edercesine ABD politikalarına itaat etmeye veya ettirilmeye çok meyilli bir kitle olageldi, sanki devletimizin, milletimizin ve genel olarak İslam ümmetinin ve dahi tüm dünya insanlığının kesintisiz bir şekilde ırzına geçen başlıca güç ABD (veya onun temsil ettiği güçler) değilmiş gibi! Böylesine ciddi patolojiler uzun zaman egemen oldu bu ülkede ve hala da tırmandırılabilir ama artık bunun ihtimalinin giderek düştüğüne, düşeceğine inanıyorum. O kitlenin güçlü bir desteğini arkasına alan AKP iktidarı çok ilginç bir şekilde, şu veya bu nedenle, ABD merkezli faşist global egemenliğe, yani İlüminati Grubuna karşı giderek daha ciddi bir tavır almaya, bu doğrultuda Rusya, Çin, İran gibi devletlerle işbirliğine doğru ilerliyor veya ilerleyebilir görünüyor ve bence bu harika bir gelişme.

CHP'nin ve en "koyu" Atatürkçülük damarlarından birinin bile ABD'ye, NATO'ya, yani Egemen Global Faşist güçlere karşı tavır almaktan "çekindiği", hatta bu şeytani güçleri "müttefik" kabul etme konusunda gayet hevesli olduğu, AKP'den çok öncesinden beri Laik-Bağımsız-Atatürkçü devletimizin ve ordumuzun ABD-İsrail müttefikliği payesini "onurla" (!) taşıdığı, toplumsal olarak bölücü-parçalayıcı ve nifak tohumları ekici Amerikan-İsrail politikalarına gururla (!) hizmet ettiği düşünülecek olursa, Erdoğan AKPsinin bu konuda şu anda yönelmekte olduğu veya yönelebileceği rota, ülkemizin, milletimizin geleceği adına son derece ümit vericidir.

Elbette Atatürkçü kitle içinde ABD-İsrail simgeselliğindeki Global Şeytanlığa karşı cesurca sesini yükseltenler de olmuştur, tıpkı dinci/milliyetçi kitle içinden de olduğu gibi, ama AKP'den çok daha önceki zamanlardan beri Atatürkçü devlet ve ordu yapımız ve bunun siyasi karşılığı olan CHP genel itibariyle bu konuda devletimiz ve ordumuz adına bence tek kelimeyle "utanç" duyulacak bir boyun eğiş ve itaat hali içinde olagelmiştir ve az önce eleştirdiğim manadaki dinci/milliyetçi kitleden daha az eleştirilebilir değiller bu konuda.

Bence tek ümidimiz, toplumun tüm kesimleri içinde yeterince aklı ve vicdanı olanların, Rusya öncülüğünde yükselen ABD-karşıtı (daha doğrusu faşizm-karşıtı) süreçte işbirliğine yönelmesidir. Ve öyle görünüyor ki şu anda AKP bu kritik konuda öncülük yapmaya "en elverişli" odaktır. Bu AKP'nin her yaptığının körü körüne desteklenmesi gerektiği anlamına gelmiyor kesinlikle. Hatta, AKP yanlış politikaları konusunda ne kadar büyük bir baskı altında bırakılırsa, ısrarla köşeye sıkıştırılırsa, bu baskıdan kurtulmak için "doğru yöne" daha hızlı gitmek zorunda kalması o kadar muhtemeldir. Rusya'nın devletimize yönelik ekonomik, siyasi ve askeri yaptırımlarının "meyvelerini" hatırlamak gerek. Eğer o baskı olmasa, AKP cenahında Rusya söylemlerindeki dönüş ve ABD karşıtı güçlü söylem tırmanışı olmazdı (her ne kadar bu konuda durum hala muğlaklık sergilese de). O yüzden, evet, muhalafet hakkıyla muhalifetini yapmalıdır, hem de gereken en sıkı, en sert şekilde.

bozadi

#8
1 Eylül 2016

'İsrail'in sonu bölünen Arap ülkeleri gibi olacak'


Siyonist istihbarat uzmanı, Müslüman ülkelere karşı bölme stratejisi uygulayan İsrail'in sonunun Arap baharında parçalanan ülkeler gibi olacağını söyledi.




Siyonist istihabaratın eski başkanı Tamir Pardo, Büyük İsrail projesi adına Müslüman ülkeler üzerinde bölme faaliyetlerinde bulunan İsrail'in uğrayacağı akıbetin "Arap Baharı"nda iç çatışmalarla parçalanan Arap ülkeleriyle aynı olacağını açıkladı.

Tamir Pardo,  yaptığı açıklamada İsrail'in varlığına yönelik tehdidin dışarıdan değil içeriden geldiğini belirtti.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz yıl Mayıs ayında İsrail askerlerinin Etiyopyalı başka bir İsrail askeri Damas Pakada'yı dövdüğü videoların yayılmasının ardından sokaklar savaş alanına dönmüştü. Gösterilerin uzamasının ardından ortaya çıkan manzara karşısında paniğe kapılan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Knesset Başkanı devreye girmek zorunda kalmıştı...
 
Kaynak: furkanhaber.net


bozadi

#9
3 Eylül 2016

Hillary, çatışmalarla yarılmış bir Ortadoğu için İsrail'in Yinon Planı'nı yerine getiriyor


"Masasına uzandı. Bir kağıt parçası çıkardı. 'Bunu bugün üst kattan – yani Savunma Bakanlığı'ndan – aldım' dedi. Ardından şunu söyledi: 'Bu, önümüzdeki beş yıl içinde yedi ülkeyi temizleyeceğimizi anlatan bir bilgi notu. Önce Irak, ardından Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ve en sonunda İran."





Wikileaks, bu tür hikayelerle dolu bir yılın belki de en az haberi yapılmış hikayesini açığa çıkardı: Hillary Clinton'un 30 yıl önce Ortadoğu'nun İsrail'e göre şekillendirilmesine ilişkin hazırlanan Oded Yinon planını esrarengiz bir şekilde yerine getirmesi. İsrailli etkili sağcı stratejist Yinon'un "1980'lerde İsrail için Bir Strateji" başlıklı metninde özetlenen plan, Arap aşiretler ve dini gruplar arasındaki çatışmalarla yarılmış, İsrail'in bölgesel hakimiyet tutkularına karşı çıkamayacak bir Ortadoğu öngörüyordu.
 
Yinon şunları yazmıştı:
 
"Bir taraftan petrol zengini olan, diğer taraftan ise içeriden parçalanmış bir Irak'ın İsrail'in hedeflerine aday olacağı kesindir. Irak'ın dağılması bizim için, Suriye'nin parçalanmasından daha da önemlidir. Irak Suriye'den daha güçlüdür. Kısa vadede, İsrail'e en büyük tehdidi oluşturan Irak'ın gücüdür. (...) Her türden Araplar arası çatışma bize kısa vadede yardımcı olacak ve daha önemli hedef olan, Suriye ve Lübnan'daki gibi Irak'ın da çeşitli isimlere bölünmesi hedefine giden yolu kısaltacaktır."
 
Eski başkan adayı General Wes Clark 2011 yılında şok edici bir şekilde, Bush'un savunma bakanlığından çıkan ve Irak işgalinin yalnızca, Ortadoğu çapındaki çok daha kapsamlı bir "rejim değişikliği" planının başlangıcı olduğunu açığa çıkaran bir bilgi notu gördüğünü açıkladığında, Yinon'un "Araplar arası çatışma" kışkırtma arzusunu hatırlamamak elde değildi. Irak işgalinden önce bir Pentagon personeliyle yaşanan bir konuşmayı hatırlatan Clark, dinleyicilere şunları söylemişti:
 
"'Yine mi Irak'la savaşa giriyoruz?' dedim. 'Daha da kötüsü' dedi. Masasına uzandı. Bir kağıt parçası çıkardı. 'Bunu bugün üst kattan – yani Savunma Bakanlığı'ndan – aldım' dedi. Ardından şunu söyledi: 'Bu, önümüzdeki beş yıl içinde yedi ülkeyi temizleyeceğimizi anlatan bir bilgi notu. Önce Irak, ardından Suriye, Lübnan, Libya, Somali, Sudan ve en sonunda İran."
 
Dışişleri Bakanı olarak görev yaptığı 30 Haziran 2010-12 Ağustos 2014 tarihleri arasındaki Clinton Arşivlerinden yakın zamanda açığa çıkarılmış olan bir e-postada Clinton, ABD'nin çıkarlarından değil, İsrail'in çıkarlarından hareket eden bir bakış açısıyla yazıyordu. Clinton şunları söylemişti:
 
"Esad'ı devirmek İsrail'in güvenliğine büyük bir iyilik olacağı gibi, İsrail'in nükleer tekelini kaybetme konusundaki anlaşılır korkusunu da teskin edecektir. Bu durumda İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, İran'ın programının ne zaman askeri eylemi gerekli kılacak kadar tehlikeli olduğu konusunda ortak bir görüş geliştirebilecektir."
 
İran'a yönelik bir saldırıyı meşrulaştıracak "ortak görüşün" önündeki engellerin üstesinden gelme niyetiyle yazılmış gibi görünen bu küstah ve şahin yazışma, Hillary'nin, istikrarlı Arap rejimlerini yıkmanın ve on yıllar boyu devam edebilecek kardeş katline dayalı iç savaşlara yol açmanın İsrail'in çıkarına olduğunu savunan Yinon'la aynı zihniyette olduğunu gösteriyor.
 
Dünya her gün Suriye ve Libya'dan gelen yaralı çocuk görüntüleri karşısında şok olurken, bu söylenenler, bu savaş bölgelerinde bugün görülen korkunçlukları ortaya çıkaran askeri eylemlerin en hararetli savunucusunun eski Dışişleri Bakanı olduğunu hatırlatmaya yardımcı olabilir. O çocuğun fotoğrafı gerçekten de yumuşak bir örnek. Hakiki kıyım, yayınlanabilir türden değil.
 
Huffington Post'ta yayınlanan "Hillary Clinton ve Suriye'deki kan gölü" başlıklı bir makalede, Harvard öğretim üyesi Jeffrey Sachs şunları yazıyor:
 
"Clinton Suriye krizinde bir figürandan çok daha fazlası oldu. Onun diplomatı olan Bingazi büyükelçisi Christopher Stevens, Libya'daki ağır silahları Suriye'ye gönderecek bir CIA operasyonunu yürütürken öldürüldü. Clinton da CIA liderliğindeki isyanı desteklemek için sözde 'Suriye'nin Dostları'nın organize edilmesinde öncü rolü bizzat üstlendi." 
 
Hillary'nin kendisini ateşkeslerin hazırlanmasına yardımcı olan "arabulucu" olarak betimlemesine öfkelenen Sachs, şunu söylüyor:
 
"Bu, Clinton'u Başkan olmak için uygunsuz biri haline getiren türden bir zoraki yanlış yorumdur. Clinton'un Suriye'deki rolü, ülkedeki kan gölünün kışkırtılmasına ve uzatılmasına yardım etmek oldu, onu sonlandırmak değil."
 
Libya'ya gelince, Hillary yalnızca, Obama yönetimi içinde Kaddafi'yi devirmeyi amaçlayan askeri eylemin en ateşli destekçisi değildi. Şimdi, NATO müdahalesinin gerekçesinin – Kaddafi'nin sivil katliamının durdurulmasının – saf kurgudan ibaret olduğu açığa çıkmıştır. Boston Globe'da aktarıldığı gibi, İnsan Hakları İzleme Örgütü,
 
"Libya'nın ikinci büyük şehri ve uzayıp giden çatışmalara sahne olan Misrata hakkında önemli veriler açığa çıkardı. Bu veriler, Muammer Kaddafi'nin kasten sivil katliamı yapmadığını, dar bir şekilde, hükümetine karşı savaşan silahlı isyancıları hedef aldığını ortaya koyuyor."
 
National Interest'ten Charles Kubic, "Hillary'nin dev Libya felaketi" başlıklı yazısında şunları belirtiyor:
 
"Çatışmaların başlangıcında 'Bingazi'deki kan gölünü' engelleyebilecek somut ateşkes fırsatlarına rağmen Dışişleri Bakanı Clinton müdahalede bulunarak, dış politikasını Müslüman Kardeşler'in ve Libya İslami Savaş Grubu içindeki bilinen teröristlerin öncülük ettiği devrim lehine şekillendirdi."
 
Libya İç Savaşı'ndaki süregiden ölüm rakamları, Haziran ayında yayınlanan BM 49 nolu raporuna göre yüzbinlere ulaştı.
 
Buna sebep olan savaş köpekleri, önemli ölçüde Hillary tarafından salınmıştır. Clinton'un kendi politikalarının yol açtığı kaos karşısındaki ukala tutumunun rahatsızlık verici bir görüntüsü, kendisine Kaddafi'nin işkence edilip öldürüldüğü haberi geldiği zaman ortaya çıkmıştı. Clinton gülerek bundan espri çıkarmıştı: "Geldik, gördük, öldü."
 
Tüm bunlara onun New York'tan Senatör olduğu dönemde Irak Savaşı'na verdiği, Bush'un kitle imha silahları hakkındaki bugün layıkıyla çürütülmüş olan yalanlarının defalarca tekrar edilmesini de içeren desteğini ve Hillary'nin halen ABD'nin Suriye'deki askeri rolünün arttırılmasından söz etmesini ekleyince, Donald Trump'tan korkanların, "biz bu yollardan geçtik" perspektifiyle Hillary'dan daha ürkütücü bir adayın nasıl olabileceğini söylemesi gerekir.   Hillary geçmişte İran'ı nükleer silahlarla "yok etmekle" tehdit etmiş ve bir keresinde James Baker III'le eninde sonunda İran'a saldırma düşüncesinden konuşurken çılgınca gülmüştür.
 
Vaziyeti en iyi özetleyen, Yeşiller Partisi'nin başkan adayı Jill Stein'ın alaycı gözlemidir:
 
"Trump çok korkutucu şeyler söylüyor: göçmenlerin sınırdışı edilmesi, büyük çaplı militarizm ve iklimin görmezden gelinmesi. Hillary ise, ne yazık ki, bütün bunları yapmış bir sicile sahip."
 
 Çev: Selim Sezer
 
Kaynak: medyasafak.net


bozadi

#10
25 Haziran 2016

İsrail: IŞİD'in yenilmesini istemiyoruz


�İsrail askeri istihbarat şefi Halevi, "İsrail, Suriye'deki durumun IŞİD'in yenilmesiyle sona ermesini istemiyor" dedi.




İsrail askeri istihbarat şefi Halevi, ülkesinin en önemli müttefiklerinden ABD'nin başını çektiği uluslararası koalisyonun IŞİD'le mücadelesini desteklemediklerini açıkladı. Halevi, "İsrail, Suriye'deki durumun IŞİD'in yenilmesiyle sona ermesini istemiyor" dedi.

Sputnik'in haberine göre, Herzliya Konferansı'nda konuşan İsrail askeri istihbarat şefi Tümgeneral Herzl Halevi, Irak ve Suriye'de sürdürülen IŞİD'le mücadeleye ilişkin çarpıcı bir açıklamada bulundu.

IŞİD'in son üç ayda hilafet ilan ettiği günden bu yana 'en zor günlerini yaşadığını' söyleyen Halevi, "İsrail, Suriye'deki durumun IŞİD'in yenilmesiyle sona ermesini istemiyor" ifadelerini kullandı.

Halevi sözlerini şöyle sürdürdü: "Süper güçlerin bölgeden çekilerek İsrail'i Hizbullah ve İran'ın karşısında yalnız bırakması İsrail'i güç bir duruma sokar. Bu nedenle de kendimizi böyle bir pozisyonun içinde bulmamak için elimizden geleni yapmak zorundayız."

Eski İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya'alon da ocak ayında yaptığı bir konuşmada İran karşısında IŞİD'i tercih edeceklerini, çünkü İran ve onun desteklediği grupların İsrail için tehdit oluşturduğunu söylemişti.
 
Kaynak: cumhuriyet.com.tr


bozadi

#11
12 Eylül 2016

Beşar Esad: Bütün Suriye şımarık teröristlerden temizlenecek


Suriye cumhurbaşkanı Beşar Esad, Suriye topraklarının bir karışının bile teröristlerde kalmayacağını söyledi.




Suriye cumhurbaşkanı, bugün  Kurban Bayramı namazının ardından  Dareyya kasabasını ziyaret etti ve halkla bayramlaştı.

Beşar Esad, Suriye'nin bütün topraklarını   yabancı güçlerin emrindeki teröristlerin elinden kurtaracağını belirterek,  bu konuda Suriye devleti ve halkının  taviz vermeyeceğini söyledi.

Suriye Cumhurbaşkanı, bazılarının 5 yıl geçmesine rağmen hala Suriye üzerinde boş hayaller kurduklarını belirterek, dış güçlere bel bağlayanların sonunun  çok kötü olacağını söyledi.

Suriye ve halkına düşman tarafların ajandalarına hizmet eden teröristler bayram seyran demeden bugün de sivil yerleşim alanlarını gaddar saldırılarla hedef aldı.

(Bu arada İdlib'te üç yıla aşkın süredir abluka altında tutup her türlü gıda ve tıbbi yardımı engelledikleri Fua ve Kefrayya beldelerinden yerel kaynaklar; Savvağiye ve Maartamsarin beldelerinde konuşlanan teröristlerin bayram namazı esnasında iki beldeye füzelerle saldırdıklarını aktardı.

Halep Emniyet Müdürlüğünde bir kaynak ise eli kanlı teröristlerin bugün Halep kentinin sivil yerleşim alanlarından Hamadaniye, Yeni Halep ve Abbara semtlerini füzelerle hedef aldıklarını kaydetti.

Kaynak hain saldırılarda bir kişinin şehit düştüğünü, aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 17 kişinin de yaralandığını belirtirken, özel ve kamu mülklerde büyük hasarın oluştuğunu ifade etti.)
 
Kaynak: 7sabah.com.tr


bozadi

#12
9 Mart 2014

Yahudiler İsrail'e karşı yürüdü


ABD'de binlerce Yahudi İsrail'i protesto etti.





"SİYONİZM YAHUDİLİK DEĞİLDİR"

Kendilerini Geleneksel Yahudiler olarak tanımlayan topluluk "Siyonizm Yahudilik değildir" şeklinde slogan attı. New York'ta 10 blok uzunluğunda bir caddeyi dolduran Yahudiler, İsrail'i ve İsrail ordusunu protesto etti.










Kaynak: timeturk.com


bozadi

#13
20 Ekim 2015

BİNLERCE YAHUDİ İSRAİL'İ PROTESTO ETTİ


İsrail'in Filistin halkına karşı sürdürdüğü şiddet ve Mescid-i Aksa baskını binlerce kişinin katıldığı yürüyüşle New York'ta protesto edildi.





İsrail'in Filistin halkına yönelik şiddet ve Mescid-i Aksa'ya baskınını protesto etmek isteyen binlerce kişi New York'ta bulunan ünlü Times Meydanı'nda bir araya geldi. Çok sayıda Amerikalının ve Ortodoks Yahudi cemaati olan Neturei Karta hahamlarının da katıldığı yürüyüşte İsrail'in saldırgan tavrı protesto edildi.

Filistin bayraklarını taşıyan kalabalık grup İsrail'in tutumunu eleştirerek, "Özgür Filistin" sloganları attı, "İsrail Yahudi Halkını Temsil Etmiyor", "İsrail İşgaline Son", "Adalet Yoksa Barış Yok" pankartları taşıdı. Kabalık gruba yoldan geçen araçlar da korna çalarak destek verdi.

Eyleme katılan Rabbayn Eftuli Hahamların Filistin halkını desteklemek ve dünyaya İsrail'in tüm Yahudileri temsil etmediğini göstermek için katıldıklarını kaydetti. İsrail hükümetinin Yahudi halkı adına konuşmasının haklı tarafı olmadığını kaydeden Eftuli, Yahudilerin bu olaylar nedeni ile suçlanamayacağını ve bu olaylardan sorumlu tutulamayacaklarını söyledi.
 
Kaynak: haber414.com


bozadi

#14
18 Temmuz 2014

Filistinli ve Yahudi Eylemciler Birlikte İsrail'i Protesto Ettiler


ABD'nin New York kentindeki ünlü Times Meydanı'nda toplanan Filistinli ve Yahudi eylemciler, İsrail'in Gazze'ye saldırılarının ardından başlattığı kara harekatını protesto etti.




İsrail'in Gazze'ye saldırılarının ardından başlattığı kara harekatı, ABD'nin New York kentinde protesto edildi.

New York'un ünlü Times Meydanı'nda toplanan, aralarında Yahudilerin de yer aldığı çok sayıda farklı milletten gösterici, tekbir getirip, sloganlar atarak İsrail'in Gazze'ye saldırılarını kınadı.

Göstericilerden bazıları protestoya çocuklarıyla katıldı. "Özgür Filistin, Özgür Gazze", "Adalet istiyoruz, şimdi istiyoruz", "İsrail şiddeti durmazsa, savaşağız", "İşgale ve İsrail'e hayır" sloganları atan eylemciler, İsrail'i büyük bir savaş suçu işlemekle suçladı.

Gösteri sırasında bazı Yahudiler de diğer ülke temsilcileri gibi öfkeli kalabalığa seslenerek, tepkilerini dile getirdi.

AA muhabirine konuşan Afgan asıllı Seelai Karzai, başta ABD olmak üzere tüm ülkeleri ve uluslararası insan hakları kuruluşlarını İsrail'e karşı harekete geçmeye çağırdı. Karzai, uluslararası toplumun İsrail'e baskı yapmaması halinde bölgede çok daha fazla kan akacağının altını çizdi.




Yüzünü Filistin bayrağı renklerinde boyayarak eyleme katılan öğrenci Ayyad Algabyali ise ABD'nin İsrail'e verdiği desteğe işaret ederek, Filistin'de dökülen kanı şiddetlendiren yardımların bir an önce kesilmesi gerektiğini söyledi. Algabyali, "Nasıl çocukları, kadınları, insanları öldürerek mutlu olabiliyorlar anlayamıyorum" diye konuştu.

Susie Abdelghafar adlı bir başka öğrenci de İsrail'in, ABD işbirliğinde ciddi bir insanlık suçu işlediğini ve ABD'nin gelişmelere tepkisiz kalarak bu suça ortak olduğunu kaydetti. Abdelghafar, "Bir Amerikan vatandaşı olarak ABD'nin İsrail'e verdiği destekten utanıyorum" dedi.

Monica Murillo ise İsrail'in ve şiddetinin bir an önce durması gerektiğini vurguladı. Amerikalıların ödedikleri vergilerin İsrail'e yardım olarak gittiğini savunan Murillo, bu yardımların Filistinli çocukları bomba olarak öldürdüğünü kaydetti. Murillo, ABD'de yaygın olan Müslümanlar hakkındaki önyargının da değişmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Gösteriye oğulları Harsh ve Josej ile katılan Menacham Mermelstein adlı Yahudi, Filistin ve Gazzehalkına destek vermek, İsrail'e "dur" demek için eyleme katıldığını söyledi. İsrail'in Yahudileri temsil etmediğini belirten Mermelstein, "İsrail'in yaptığı Tevrat'a ve uluslararası yasalara göre büyük bir suçtur. İsrail insanlık suçu işliyor. Yahudiler; şiddete, suça ve İsrail'e karşıdır" diye konuştu.

Mermelstein'in çocukları Harsh ve Josej de gazetecilere "Yahudiliğe 'evet' ama Siyonizm'e 'hayır'. İsrailgitmeli" ifadesini kullandıktan sonra Aymen adlı Filistinli bir çocukla barış pozu verdi.

İsrail'in Gazze'ye yönelik şiddetine duyarsız kalan medya kuruluşlarını kınayan protestocular, Fox News binasına yürüyerek eylemlerini bitirdi.
 
Kaynak: turkishny.com