Rus medyası: "Tarihte ilk kez Türkiye bizim dostumuz" (04.04.2018)

Başlatan bozadi, 04 Nisan 2018, 16:16:05

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

04 Nisan 2018

Rus medyası: Tarihte ilk kez Türkiye bizim dostumuz


Rusya Devlet Televizyonu, Başkan Putin'in Ankara ziyaretini 'tarihi' diye nitelerken
bunun iki ülkenin en büyük yakınlaşması olduğunu belirtti




Vladimir Putin'in Ankara'ya gidişi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la Akkuyu Nükleer Santrali'nin temelini atması ve yaptıkları başbaşa görüşmeler Rus basınında detaylı bir şekilde işlendi.

Rusya 1, TV'den Pavel Zarubin Putin'in limuzinine, resmi ziyaretlerde zorunlu olmamasına rağmen atlı bir birliğin eşlik etmesinin büyük bir karşılama seremonisi olduğunu, Erdoğan'ın bu tören için ısrar ettiğini belirtti.

'ABD'YE VERİLMİŞ BİR MESAJ'

BBC Türkçe'nin haberine göre Zarubin, iki ülke arasındaki işbirliğinin stratejik önemini vurgularken Türkiye ve ABD arasındaki anlaşmazlıkların da altını çizdi ve S-400 alımının "ABD'ye verilmiş bir mesaj" olduğunu söyledi. Zarubin nükleer santral hakkında ise "Türkiye'nin 50 yıllık hayalini gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı. Rus NTV kanalı ise Putin'in Ankara için "en cazip ziyaretçi" olduğunu ve bu ziyaretin Putin'in yeni dönemindeki ilk yurtdışı seyahati olduğunu belirtti.

'TARİHTE İLK KEZ TÜRKİYE BİZİM DOSTUMUZ'

Pervıy Kanal (Kanal Bir) sunucusu Kirill Keimyonov, Rusya ile Türkiye'nin yüzyıllardır 'Batı istediği için' düşman olduğunu söyledi ve ekledi:

"Önce İngiltere, sonra Almanya ve ardından da NATO patronu ABD iki ülkenin düşman olmasını istedi. Ama şimdi, tarihte ilk defa Türkiye bizim dostumuz ve bölgede anahtar partnerimiz."

1 milyon tirajlı Moskovsky Komsomolets gazetesinde Ekaterina Pichugina'nın "Büyüyen aşkımızın önündeki domates engeli" başlıklı makalesinde Putin'in Türkiye'deki gündemi ayrıntılı bir şekilde değerlendirilirken domates ticareti konusu da ele alındı. Izvestia gazetesinden Yegor Sozayev-Guryev'in haberinin başlığı "İşbirliğinin enerjisi" idi.

RBC'den Svetlana Burmistrova ise "Nükleer başlangıç" başlıklı haberinde Rusya'nın atom enerjisi kurumu Rosatom'un harcamalarının şimdiden bütçesini aştığına dikkat çekti. Kommersant'ta Andrey Kolesnikov da haberinde "Türkiye'den zincirleme reaksiyon bekleniyor" başlığını kullandı.

Kaynak: Aydınlık

bozadi

Güya Atatürkçü ve sol eğilimli olan CHP on yıllardır devletimizin ve ordumuzun faşist ABD-İsrail'e yapageldiği metresliğe isyan etmeyi boşver, bu ahlaksızlığın arabuluculuğunu, komisyonculuğunu üstlenerek Atatürk'ün anti-emperyalist mirasının köküne kibrit suyu dökerken, diğer yanda yobazlık eylemleri/söylemleri sürekli eleştiri konusu olmuş dinci AKP bugün ABD'ye karşı boyunduruğumuzu sorgulayıp atmaya gayret ederek devletimizi ve ordumuzu Rusya ve müttefiklerine yaklaştırıyorsa, öyle Atatürkçülük yerine böyle dinciliği siyasi iktidarda görmeyi tercih ederim şahsen. AKP'nin pek çok suçu-günahı olabilir ama CHP başta olmak üzere diğer belli-başlı partilerin de masumiyetle yakından uzaktan ilgisi yok.

bozadi

04 Nisan 2018

Üçlü zirve sonrasında Erdoğan, Putin ve Ruhani'den ortak bildiri


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Suriye konulu zirvenin ardından ortak bir bildiri yayınlandı.




Ankara'da gerçekleştirilen Suriye konulu liderler zirvesinde, Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması için "terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair" her türlü girişimi reddettiği vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Ankara'da gerçekleştirdiği Suriye konulu zirvenin ardından ortak bir açıklama yayınlandı.

Açıklamada, üç liderin 22 Kasım 2017'de Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenen ilk zirveden sonra Suriye'de meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiği belirtildi.

Liderlerin ayrıca, üç ülkenin girişimiyle ocak 2017'de Kazakistan'ın başkenti Astana'da başlatılan sürecin Suriye'deki krizin çözümüne olumlu katkılarından memnuniyet duyduğu kaydedildi.

Ortak açıklamada, "Suriye genelinde şiddetin azaltılmasına yardımcı olmak ve Suriye ihtilafına kalıcı siyasi çözüm bulunması için Cenevre sürecine ivme kazandırmak suretiyle Suriye'de barış ve istikrara katkı sağlamak bakımından tek etkili uluslararası girişimin Astana formatı olduğunun altını çizdiği" ifade edildi.

Ankara zirvesinde liderlerin, çatışan taraflar arasında kalıcı ateşkes sağlanması ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararıyla öngörülen siyasi süreçte ilerleme kaydedilmesi amacıyla yürüttükleri aktif işbirliğinin sürdürmekteki kararlılıklarını teyit ettikleri vurgulandı.

Üç liderin açıklamasında, Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve belli bir fraksiyon temelinde olmayan yapısına kuvvetle bağlı olunduğu da yinelendi.




TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VURGUSU

Ortak açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"(Liderler) Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, atılacak adımların hiçbirinin ilgili BM kararları ve Suriye toplumunun tüm kesimlerinin temsilcilerinin iradesi tarafından tasdik edilen bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini vurgulamışlardır. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir."





ANAYASA SÜRECİNDE DESTEK VERİLECEK

Soçi'de 30 Ocak'ta yapılan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin siyasi sürecin önünü açan önemli bir kilometre taşı olduğuna değinilen açıklamada, kongrede kararlaştırılan anayasa komitesi kurma sürecinin en kısa zamanda BM'nin yardımıyla başlamasına destek verileceğine yönelik taahhüt vurgulandı.

Açıklamada, Suriyelilere ülkelerinin birliğini yeniden tesis etmelerinde destek verileceğinin altı çizilerek, "(Liderler) Suriye halkının desteğini alacak bir anayasayla sonuçlanmak üzere, Suriye halkının özgür iradesi temelinde Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek kapsayıcı, özgür, adil ve şeffaf bir süreç ve katılmaya ehil tüm Suriyelilerin BM'nin uygun şekilde gözetimi altında oy kullanacağı serbest ve adil seçimler vasıtasıyla ihtilafa siyasi çözüm bulmalarında yardımcı olma gerekliliğini yinelemişlerdir" denildi.

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE

Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin zirvede imza attığı ortak açıklamada, terör örgütleri DEAŞ, Nusra Cephesi ve El Kaide veya DEAŞ'la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların ortadan kaldırılması için birlikte çalışmaya devam edileceğine dikkat çekildi.

Açıklamada, "(Liderler) Terörle mücadelede, yukarıda belirtilen terör örgütlerinin ateşkes rejimine katılmış ve katılacak olan silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılmasının sivil zayiatın önlenmesi bakımından büyük önem arzettiğinin altını çizmişlerdir" ifadesine yer verildi.

SİVİLLERİN KORUNMASI, İNSANİ ERİŞİM SAĞLANMASI İÇİN KARARLILIK

Suriye'de ablukadaki bölgelerin de ele alındığı zirvenin ortak açıklamasında, "(Liderler) Doğu Guta, Yermük, Fua ve Kefraya, İdlib ili, Hama ilinin kuzeyi, Rukban ve Rakka dahil olmak üzere tüm Suriye'deki vahim insani duruma tepki olarak alınan 2401 sayılı BM Güvenlik Konseyi Kararını memnuniyetle karşılamışlar, çatışan taraflara, ateşkes ihlallerinden kaçınma da dahil olmak üzere, söz konusu kararın hükümlerine uymaları konusunda güçlü çağrıda bulunmuşlardır." denildi.

Gerginliği azaltma bölgelerinde sivillerin korunması ve bu bölgelere hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasını kolaylaştırma çabalarına hız verme konusuna da değinildiği ifade edilen açıklamada, gerginliği azaltma bölgelerinin geçici nitelikte olduğu bir kez daha vurgulandı.





Açıklamada, şu ifadeler kaydedildi:

"(Liderler) İlave insani yardım göndermek, insani mayın temizliği faaliyetlerini kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik tesisler de dahil olmak üzere temel altyapı unsurlarını eski haline getirmek ve tarihi mirası korumak suretiyle Suriye'ye yapılan yardımı artırmaları için başta BM ve insani ajansları olmak üzere uluslararası topluma güçlü çağrıda bulunmuşlardır."

Ortak açıklamada, Astana'daki son toplantıda ilk kez bir araya gelen alıkonulanların ya da kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespiti çalışma grubunun faaliyetlerinin memnuniyetle karşılandığı da belirtildi.

3 liderin ortak beyanında, Ruhani'nin daveti üzerine bir sonraki toplantıların İran'da yapılacağı da paylaşıldı.

Kaynak: TimeTurk


bozadi

Türkiye'ye yakışan tavır ve ittifak budur işte, bu kadar basittir. Yaşa Erdoğan! Şu yüreği, şu güzelliği gösterdiğin için var ol! İnşallah bu dostluk, bu dayanışma bozulmaz, aksine güçlenir, pekişir, güzelleşir. İçimizdeki ve dışımızdaki şeytana karşı yapabileceğimiz daha güzel, daha doğru birşey yoktur.

AKP'nin yanlışlarına karşı muhalefetin itiraz etmesi ve baskı yapması kadar da doğal birşey yoktur. Eğrisiyle, doğrusuyla muhalefet de bizim bir parçamızdır. Ayrıca Erdoğan'ın büyük inisiyatifiyle gelişen bu ittifak, hayırlısıyla muhalefet ve iktidar ayrımını da giderek ortadan kaldırarak hepimizi ortak bir yola yoldaş edecektir inşallah.

bozadi

04 Nisan 2018

Erdoğan-Putin dostluğu Almanya'nın gündeminde


Alman devlet televizyonunda ekrana gelen programda, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin bu kadar gelişmesi şaşkınlıkla karşılandı.




Akkuyu Nükleer Santrali'nin temel atma töreni için Türkiye'ye gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimi Putin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile oldukça samimiydi.

ALMANLARIN GÖZÜ TÜRKİYE'DE

Dünyada birçok ülkenin Rusya'ya karşı tavır alarak diplomatlarını sınır dışı ettiği dönemde Erdoğan ile Putin'in arasının bu kadar iyi olması Almanya'da rahatsızlığa neden oldu.

KÖTÜ BİR İLİŞKİ BEKLİYORLAR

Devlet televizyonunda ekrana gelen programda, Rusya ile Türkiye'nin savaş uçağının düşürülmesi nedeniyle gergin dönemler yaşadığı hatırlatıldı.

"BU İKİ KİŞİ NEREDEYSE ARKADAŞ OLDU"

Erdoğan ile Putin'in bu kadar yakın olmasını şaşkınlıkla karşılayan program sunucusu, "Bu iki kişi neredeyse arkadaş oldu. Düzenli olarak telefonda görüşüyorlar, birlikte nükleer santraller kuruyorlar, birbirlerinden silah satın alıyorlar ve bugünden itibaren barış için devreye girmek istiyorlar. Rusya ve Türkiye, Putin ve Erdoğan... Bu ikili Suriye zirvesinde barış için devreye girmek istiyor." ifadelerini kullandı.

Kaynak: En Son Haber


bozadi

04 Nisan 2018

Üçlü zirve öyle bir günde toplandı ki...


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin katıldığı
"Suriye" konulu Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi sona erdi.




Suriye'deki çatışmaların sona erdirilmesi için yürütülen Astana barış sürecinin üç garantör ülkesinin liderleri olan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye konulu üçlü zirve için Ankara'da bir araya geldi.

ABD'ye karşı mesajların gönderildiği üçlü zirvenin 4 Nisan "NATO Günü"nde yapılması dikkat çekti. NATO Günü'nde, NATO üyesi ülkeler, NATO'nun kuruluşunu, organlarını, amacını ve çalışmalarını anlatıyor.

ÜÇLÜ ZİRVEDE ALINAN KARARLAR

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşme 1 saat 10 dakika sürdü.

Üçlü zirvesi sonrası üç lider ortak açıklamalarda bulundu. İşte zirve taslağına göre alınan kararlar;

- Türkiye, Rusya ve İran kalıcı ateşkes için aktif işbirliğinin sürmesi konusunda kararlılığını teyit etmiştir.

- Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin egemenliğini zayıflatmayı amaçlayan güçlere karşı durma karalılığı teyit edilmiştir.

- Tel Rıfat için Rusya ve İran ile Türkiye birlikte çalışacak.

ASTANA'DAN SONRA İSTANBUL'DA ÜÇLÜ ZİRVE

Söz konusu zirveye Türkiye heyetinden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Nurettin Canikli, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan da katıldı.

Türkiye, Rusya ve İran, Suriye'deki krize farklı açılardan baksalar da bu ülkedeki çatışmaların sona ermesi için Ocak 2017'den beri Astana barış süreci kapsamında ortaklaşa çalışıyor.

Astana süreci kapsamında Suriye'de gerilimi azaltma bölgeleri oluşturulmasıyla bu ülkedeki şiddet olayları belirgin biçimde azalmıştı.

Ankara'daki zirve, Suriye'nin başkenti Şam'ın hemen doğusunda yer alan Doğu Guta'nın kontrolünü 2012'den beri elinde tutan cihatçı grupların buradan tahliyelerinin tamamlanmak üzere olduğu bir döneme denk geliyor.

Kazakistan'ın başkenti Astana'nın ev sahipliği yaptığı sürecin üç garantör ülkesi olan Rusya, Türkiye ve İran'ın liderlerini bir araya getirecek olan bu üçlü zirvenin ilki Kasım 2017'de Soçi'de gerçekleştirilmişti.

BASIN TOPLANTISINDAN DİKKAT ÇEKEN MESAJLAR

Zirvenin ardından ortak açıklamada ise, Türkiye, Rusya ve İran'ın, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması için 'terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair' her türlü girişimi reddettiği vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Ankara'da gerçekleştirdikleri Suriye konulu zirvenin ardından ortak bir açıklama yayımladı.

Üç liderin 22 Kasım 2017'de Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenen ilk zirveden sonra Suriye'de meydana gelen gelişmeleri değerlendirdiğini kaydeden açıklamada, üç ülkenin girişimiyle Ocak 2017'de Kazakistan'ın başkenti Astana'da başlatılan sürecin Suriye'deki krizin çözümüne olumlu katkılarından memnuniyet ifade edildi.

'TEK ETKİLİ ULUSLARARASI GİRİŞİM, ASTANA FORMATI'

Ortak açıklamanın 'Suriye genelinde şiddetin azaltılmasına yardımcı olmak ve Suriye ihtilafına kalıcı siyasi çözüm bulunması için Cenevre sürecine ivme kazandırmak suretiyle Suriye'de barış ve istikrara katkı sağlamak bakımından tek etkili uluslararası girişimin Astana formatı olduğunun altını çizdiği' ifade edildi.

Ankara zirvesinde üç liderin, çatışan taraflar arasında kalıcı ateşkes sağlanması ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararıyla öngörülen siyasi süreçte ilerleme kaydedilmesi amacıyla yürüttükleri aktif işbirliğini sürdürmekteki kararlılıklarını teyit ettikleri kaydedildi.

'SURİYE'NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE KUVVETLE BAĞLIYIZ'

Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine, toprak bütünlüğüne ve belli bir fraksiyon temelinde olmayan yapısına kuvvetle bağlı olduklarını da yineleyen üç lider, 'kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, atılacak adımların hiçbirinin, ilgili BM kararları ve Suriye toplumunun tüm kesimlerinin temsilcilerinin iradesi tarafından tasdik edilen bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini vurguladıklarını' belirtti.

'AYRILIKÇI GÜNDEME KARŞIYIZ'

Üç liderin 'terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddettiği, Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade ettiği' vurgulandı.

'SURİYE ULUSAL DİYALOG KONGRESİ ÖNEMLİ BİR KİLOMETRE TAŞI'

Soçi'de 30 Ocak'ta yapılan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi'nin 'siyasi sürecin önünü açan önemli bir kilometre taşı' olduğuna değinilen ortak açıklamada, Kongre'de kararlaştırılan Anayasa Komitesi kurma sürecinin en kısa zamanda BM'nin yardımıyla başlamasına destek verileceğine yönelik taahhüt aktarıldı.

'ANAYASA VE SEÇİMLER'

Suriyelilere ülkelerinin birliğini yeniden tesis etmelerinde destek verileceğinin altı çizen açıklamada şöyle denildi:

"(Liderler) Suriye halkının desteğini alacak bir anayasayla sonuçlanmak üzere, Suriye halkının özgür iradesi temelinde Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde yürütülecek kapsayıcı, özgür, adil ve şeffaf bir süreç ve katılmaya ehil tüm Suriyelilerin BM'nin uygun şekilde gözetimi altında oy kullanacağı serbest ve adil seçimler vasıtasıyla ihtilafa siyasi çözüm bulmalarında yardımcı olma gerekliliğini yinelemiştir.''

'KAİDE, IŞİD BAĞLANTILI HERKESİN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN BİRLİKTE ÇALIŞILACAK'

Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin IŞİD, Nusra Cephesi ve El Kaide veya IŞİD'le bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların ortadan kaldırılması için birlikte çalışmaya devam edileceğine dikkat çeken açıklamada, şu vurgu yapıldı:

'SİVİL ZAİYATI ÖNLEMEK İÇİN AYRIŞTIRMA'

"(Liderler) Terörle mücadelede, yukarıda belirtilen terör örgütlerinin ateşkes rejimine katılmış ve katılacak olan silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılmasının sivil zayiatın önlenmesi bakımından büyük önem arzettiğinin altını çizmiştir."

ABLUKADAKİ BÖLGELER VE GERGİNLİĞİ AZALTMA BÖLGELERİ

Suriye'de ablukadaki bölgelerin de ele alındığı ortak açıklamada, "(Liderler) Doğu Guta, Yermük, Fua ve Kefraya, İdlib ili, Hama ilinin kuzeyi, Rukban ve Rakka dahil olmak üzere tüm Suriye'deki vahim insani duruma tepki olarak alınan BM Güvenlik Konseyi'nin 2401 sayılı kararını memnuniyetle karşılamış, çatışan taraflara, ateşkes ihlallerinden kaçınma da dahil olmak üzere, söz konusu kararın hükümlerine uymaları konusunda güçlü çağrıda bulunmuştur" denildi.

Gerginliği azaltma bölgelerinde sivillerin korunması ve bu bölgelere hızlı, güvenli ve kesintisiz insani erişim sağlanmasını kolaylaştırma çabalarına hız vermeye de değinen açıklamada, gerginliği azaltma bölgelerinin geçici nitelikte olduğu bir kez daha vurgulandı.

'ALTYAPIYI ESKİ HALİNE GETİRMEK'

"(Liderler) İlave insani yardım göndermek, insani mayın temizliği faaliyetlerini kolaylaştırmak, sosyal ve ekonomik tesisler de dahil olmak üzere temel altyapı unsurlarını eski haline getirmek ve tarihi mirası korumak suretiyle Suriye'ye yapılan yardımı artırmaları için başta BM ve insani yardım ajansları olmak üzere uluslararası topluma güçlü çağrıda bulundu" diye devam eden ortak açıklamada, alıkonulanların ya da kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespiti çalışma grubunun Astana'daki son toplantıda ilk kez biraraya gelmesi ve faaliyetlerinin memnuniyetle karşılandığı ifade edildi.

SOÇİ VE ANKARA'DAN SONRA ÜÇLÜ TOPLANTI SÜRECİ İRAN'A TAŞINACAK

Ortak açıklamayla İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin daveti üzerine bir sonraki toplantıların İran'da yapılacağı duyurdu.

Kaynak: OdaTV


bozadi

04 Nisan 2018

ABD'ye kötü haberi İsrail basını verdi


Putin'in Ankara ziyareti dünya basınının gündeminde ilk sıradaydı. İsrail önde gelen gazetelerinden Haaretz

"ABD Orta Doğu'dan atıldı" diye yazdı.




Rusya Devlet Başkanı Putin'in Türkiye'de temaslarda bulunacak olması uluslararası basının dikkatini çekti.

Başta Akkuyu Santrali'nin açılışı olmak üzere birçok konuda temaslarda bulunacak Putin'in Türkiye ziyareti ve iki ülke arasındaki yakınlaşma hakkında birçok medya kuruluşu haber yaptı.

"ABD ORTADOĞU'DAN ATILIYOR"

İsrail'in çok satan gazetelerinden Haaretz, konuyla ilgili olarak bir analiz yayınlarken, "Türkiye ve Rusya'nın ilişkisi sağlamlaşırken, ABD, Orta Doğu'dan atılıyor" başlığını kullandı.

Haaretz'in haberinde, "Rusya Devlet Başkanı, Türkiye'ye gidip Rus yapımı nükleer santralin çok önemli ve sembolik açılış törenine katılıyor" ifadelerini kullandı.

Jerusalem Post da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "S400'ler konusunda adım atılırken, savunma sanayine yönelik başka kalemlerde de iş birliklerimiz olabilir" ifadesini ön plana çıkardı.

WASHİNGTON POST: İLİŞKİ SAĞLAMLAŞTI

ABD'nin çok okunan gazetelerinden Washington Post da, Türkiye ve Rusya'nın yakınlaştığını vurgularken, "Rusya ve Türkiye'nin liderleri Türkiye'nin ilk nükleer santralinin inşaatının başlangıcı için bir araya gelirken, iki ülke arasındaki ilişki sağlamlaştı" yorumunu yaptı. Gazete, Akkuyu Santrali'nin açılışı başta olmak üzere birçok konuda temaslarda bulunacak olan Putin'in bu ziyaretinin, 18 Mart seçimlerinin ardından ilk resmi gezisi olmasının kritik bir detay olduğunu da aktardı.

CNN: ÇABALAR SAVAŞI SONLANDIRMAYACAK

CNN International ise Rusya, İran ve Türkiye'nin bu konudaki çabalarının Suriye'deki savaşı sonlandırmayacağını iddia etti.

Dünyanın en ünlü haber kanalı, ABD'nin bölgeden çekilmesi durumunda, Suriye'deki teröristlerin Esed rejimiyle anlaşmak zorunda kalabileceği yorumunu da yaptı.

Kaynak: haber7


bozadi

"Suriye'den çıkalım, boşu boşuna ekonomik zarar ediyoruz, bırakalım biraz da başkaları uğraşsın" diyerek topu Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a atan Trump'ın bu tavrı Amerikan derin devleti tarafından pek hoş karşılanmadı. Trump temelde gerçek/samimi Amerikan milliyetçiliği (Amerikan halkının çıkarı) için politika yapmak istiyor ama bu durum İlüminati'nin hiç hoşuna gitmiyor elbette. Trump bu şekilde iktidarda kalmasının imkansız denebilecek kadar zor olduğunu anlamış olmalı ki, Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etmek gibi, İlüminati'ye "şirin" gelen şeyler yaparak tavizler veriyor bir yandan da, iktidarda kalıp asıl amaçları doğrultusunda birşeyler yapma fırsatını değerlendirebilmek için. Ama işi gerçekten çok zor görünüyor. Allah yardımcısı olsun.


bozadi

Bu arada ben her ne kadar İlüminati'nin giderek köşeye sıkışmakta olduğuna dair yorumlarımı paylaşsam da, bu sürecin pürüzsüz bir şekilde ilerleyip kötülüğün giderek azalıp bu şekilde dünyadan silineceğini iddia etmiyorum, daha doğrusu meselenin o kadar basit olduğunu düşünmüyorum.

Hatta, bana sorarsanız, şu anda İlüminati tüm organizasyonel uzantılarıyla birlikte yok olsa bile dünya iyilikle dolu bir yer haline gelmez hemen. Örneğin İlüminati'nin Ortadoğu'daki başlıca uzantıları olan ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve uzantıları (en azından KH'ye adanan yönleri itibariyle) yok olsalar, Müslümanlar elbette bir süre hep birlikte mutluluk dansları yaparlar ama iki gün sonra Şii-Sünni nifakı başta olmak üzere her türlü egosal sapmalar devam eder, hatta belki bugünkü durumdan daha berbat bir hale bile gelebilir. Aynı şey dünyanın diğer her yerindeki her türlü ideolojik ve diğer egosal durumlar için de geçerli. O hastalıktan kurtulmadan dünya insanlığı BH'ye geçemez ve bu arınmanın gerçekleşmesi için zaten zorlu bazı süreçler yaşanmak zorunda. Hatırlarsanız K'lar bu sürecin "doğum süreci" gibi olacağını, büyük acılar çekileceğini ama sonunda doğum gibi tarifsiz güzellikte bir sonuca ulaşılacağını söylemişlerdi. Tüm o ağrılar, sancılar, maalesef insanlığın (artık ne kadarı 4BH'ye geçmeye elverişliyse) bu geçiş için gerekli arınmayı deneyimleyebilmesi için şart. Ve belirttiğim gibi, bugün dünyadaki tüm organize kötülük geridönüşsüz olarak bitse, yok olsa bile, bu durum insanları BH yapmaz, egosallıkları kısa bir süre içinde derinleşmeye devam eder. İşin garibi, dünyada egemen olan organize kötülük ve insanlığa yaptıkları, aslında insanlığın arınma sürecinin de doğal ve gerekli parçasını oluşturuyor adeta. Örneğin o egemen kötülük, zulüm olmasa, bugün Rusya, İran ve Türkiye bu şekilde bir araya gelip el ele poz verebilir miydi? Veya hatta Rusya ve Çin birbirlerini bu şekilde destekler miydi? Amerika merkezli global faşizm realitesi karşısında bu birleşme eğilimi mümkün olabiliyor, yoksa bu devletler, ülkeler, milletler, gruplar saçmasapan egosal ideolojik gerekçelerle birbirlerini yiyip dururlardı.

Ne olacak, nasıl olacak bilmiyorum ama zorluklar, dertler artacak bir şekilde. Artmak zorunda. Hani celsede insanlık için denmişti ya, "Tüm düşenler zor yolu öğrenmek zorundadır", o hesap biraz da.

Kısmen, köşeye sıkışmakta olan İlüminati ve 4KH'nin insanlığa yönelik baskılarını tırmandırmasıyla, kısmen doğal afetlerle vs. zorluklar bir şekilde artacak diye tahmin ediyorum. Başka türlü kitlesel ve gerçek bir arınma olmasının mümkün olabileceğini sanmıyorum.

bozadi

Ama "dertler artacak" derken, şu da var ki, insan yolunu bilmediği, önünü görmediği, neyin ne olduğunu anlamadığı bir durumdayken, dertlerin öğreticiliği, geliştiriciliği daha düşüktür ve bu nedenle o dertler çok daha batıcı gelir insana. Ama insan yolunu gördüğünde, ışığı seçtiğinde, tüm dertlerin öğretici, faydalı yönleri artmaya başlar ve o dertlerin kaldırılabilirliği de artar.

Yani dertlerin kaldırılabilirliğini belirleyen esas şey derdin miktarından veya derinliğinden ziyade, o derde maruz kalan kişinin inançsal/bilinçsel durumu.

Yeri gelir küçücük, saçmasapan bir dert için insan kahrolur, kendisine ve/veya başkalarına hayatı dar eder, yeri gelir çoğu insanın kaldıramayacağı kadar ağır bir derdi sakin ve hatta gülümsemeyle karşılayabilir.

fidelista

Batılı devletlerin Rusya ve Putini köşeye sıkıştırmaya çalıştığı bir dönemede Türkiye İran Rusya yakınlaşması gerçkten şahane.Bu durum batılıları deli ediyor anlaşılan.Putin dengeli soğukkanlı onun sayesinde gibi görünüyor.

bozadi

07 Nisan 2018

"Yakın zamanda Türkiye'de olası terör saldırılarının meydana gelebileceğini tahmin ediyorum"


Rus siyasi uzman ve yazar Nikolay Starikov, Türkiye'yi olası terör saldırıları konusunda uyardı.




Rus siyasi uzman ve yazar Nikolay Starikov, Türkiye'yi olası terör saldırıları konusunda uyardı.

Rus ulusal NTV televizyon kanalının Mesto Vstreçi (Buluşma Yeri) adlı canlı yayın programında konuşan Starikov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 4. kez devlet başkanı seçilmesinin ardından ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye'ye gerçekleştirmesine dikkat çekti.

"TÜRKİYE'DE OLASI TERÖR SALDIRILARININ MEYDANA GELEBİLECEĞİNİ TAHMİN EDİYORUM"

Kafkassam'dan Fuat Safarov'un haberine göre; Starikov, "Batı bizimle konuşmak istemiyor. Kapıyı kapattı. Fakat Türkiye kapısını açtı ve biz de oraya gidiyoruz. Fakat şunu da söylemek lazım: Batı Türkiye'ye yönelik baskısını artıracak. Dolayısıyla ben yakın zamanda Türkiye'de olası terör saldırılarının meydana gelebileceğini tahmin ediyorum" diye iddiada bulundu.

"TÜRKİYE BİZİ DESTEKLEDİ, BİZ DE BUNU YÜKSEK DEĞERLENDİRİYORUZ"

Rus uzman sözlerine şöyle devam etti: "Sayın Putin'in Devlet Başkanı olarak ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye'ye yapması şunu ifade ediyor: Bu Rusya'nın gelecekteki çok pragmatik dış politikasına yönelik bir mesaj olmakta. Putin Çin'e de gidebilirdi. Bu daha mantıklı. Çin Batı'nın bize uyguladığı (Rusya ve İngiltere arasındaki ajan krizi nedeniyle) adımlara katılmayarak bizi destekledi. Çin'den de bunu bekliyorduk. Fakat Türkiye de bizi destekledi. Biz de Türkiye'nin bu desteğini yüksek değerlendirdik. Bu ziyaretin de anlamı budur. Aynı zamanda İngiltere'yi destekleyenlere de böylece bir mesaj verdik."

Kaynak: OdaTV


Astre

@bozadi, dediklerinde çok haklısın. Sonuçta kötülük olmadan iyilik olamaz. Tüm KH faaliyetleri dursa bile bu sefer emiim ki rahat batar insanlara, bir yerden bir şey patlak verir mutlaka.
 

gerçek tosun paşa

Rus siyasi uzmanı olayı çok mantıklı değerlendirmiş. Umarım KH güçlerine karşı adımlar atılmaya devam eder.