Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Nasrallah: İsrailliler Fareler Gibi Saklanıyor (27 Aralık)

Başlatan bozadi, 28 Aralık 2015, 00:55:43

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

27 Aralık 2015

Nasrallah: İsrailliler fareler gibi saklanıyor, misilleme kaçınılmaz


"İsrail'e, tüm sınırlarını ve ötesini izlemesini söylüyoruz, çünkü Hizbullah'ın misillemesi her yerde olabilir"




Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Hizbullah komutanı Samir Kuntar'ın Suriye'nin başkenti Şam'da İsrail jetleri tarafından hedef alınarak öldürülmesinin birinci haftası münasebetiyle yaptığı konuşmada, 'İsrail'e misilleme kaçınılmaz' ifadesini kullandı.

Naharnet'te yer alan habere göre, "Savaşçılarımızın kanını akıtanları affetmeyeceğiz. İsrail'e, tüm sınırlarını ve ötesini izlemesini söylüyoruz, çünkü Hizbullah'ın misillemesi her yerde olabilir" diyen Nasrallah, misillemenin zamanı ve yerinin "Hizbullah savaşçıları ve komutanlarının" elinde olduğunu belirtti. Hizbullah lideri sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herhangi bir yaptırım veya tehditten korkmuyoruz ve savaşçı ve kardeşlerimizin dünyanın neresinde olursa olsun kanlarının akıtılmasına tolerans göstermeyeceğiz. İsrailliler sınırda fareler gibi saklanıyorlar. İsrailler endişeli ve endişeli olmalılar da – sınırda ve İsrail içinde. Onların tehditleri işlerine yaramayacak. Rahatsız olmalısınız. Dışarıda da içeride de. Rahat olmayacaksınız. Rahat yüzü size haram."
"Samir serbest kaldıktan sonra ailesi ve arkadaşlarıyla normal bir hayat sürdürebilirdi "

Samir Kuntar'ı "direniş okulu için bir ikon" sözleriyle niteleyen Nasrallah, "Samir serbest kaldıktan sonra ailesi ve arkadaşlarıyla normal bir hayat sürdürebilirdi ve askeri olarak dahil olmadan direniş ekseninde kalabilirdi, ancak bunu yapmayı reddetti. Ona sunduğum tekliflerden biri buydu ve ona, entelektüel bir rol oynayabileceğini söyledim" dedi ve ekledi, "İsrail, Kuntar'ın öldürülmesinin macera ve fedakarlığa değeceğine karar verdi. Kuntar'ın Hizbullah için o kadar da önemli olmadığını düşündüler."

İsrail jetlerinin Suriye'nin başkenti Şam'daki Caramana bölgesindeki bir binayı dört uzun menzilli füzeyle hedef aldığı ifade edilmişti. 29 yıl İsrail'deki cezaevlerinde kalan Kuntar hakkında Hizbullah'tan yapılan açıklamada, "Siyonist savaş uçakları Caramana'daki bir binayı hedef aldı. Kardeşimiz Mücahid Samir Kuntar, birkaç Suriye vatandaşıyla birlikte saldırıda şehit oldu" denilmişti.

"İsrail hapishanelerinde en uzun süre kalan mahkum"

1962 doğumlu Kantar, 16 yaşındayken Filistin Halk Kurtuluş Ordusu'nun üç üyesi ile birlikte Lübnan'dan İsrail'e geçerek burada bir saldırı düzenlemiş ve 542 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 2008'de iki İsrail askerinin cenazesi karşılığında serbest bırakılan Kuntar, İsrail hapishanelerinde en uzun süre tutulan Hizbullah mensubu olmuştu.

Kantar'ın cansız bedeni öldürülmesinden bir gün sonra başkent Beyrut'ta toprağa verildi. Kantar'ın cenazesi için Beyrut'un güneyindeki Dahiya'da binlerce insan sokağa çıkmış ve Kuntar'ın öldürülmesi Filistin'de de protesto edilmişti. Hizbullah komutanının öldürülmesi Hamas tarafından da kınanmıştı.


Kaynak: t24.com.tr

bozadi

İsrail Suriye'nin başkenti Şam'ın bir yerinde bir Hizbullah komutanının kalmakta olduğu binayı savaş uçağıyla bombalayarak komutanı öldürmüş. İsrail'in Suriye'deki çeşitli kritik hedefleri bombalaması ilk kez olmuyor. Bu iki devlet çok uzun zamandır savaş halindeler. Zaten Esad'ı devirmeye yönelik Suriye savaşının çıkarılma amacı da buydu en başından beri. Ortadoğu'da ABD'ye ve İsrail'e boyun eğmeyen, karşı gelen, meydan okuyan yönetimlerin devrilip yerine itaatkar kuklalar konması.

İran bir yandan çok önemli bir ittifak kurmakta olduğu Rusya'ya karşı bazı bakımlardan ciddi bir muhalefet de sergiliyor. Örneğin bu Hizbullah komutanının öldürülmesi olayında İran Rusya'yı neden bu saldırıyı engellemediği konusunda eleştirdi. Yani Suriye'nin özellikle kuzeyinde Türkiye'ye (daha doğrusu AKP'ye) karşı kurulan S400 füze savunma sistemi neden Şam'a saldıran bir İsrail uçağını engellemedi veya vurmadı gibisinden. "Yoksa İsrail'le bir anlaşman mı var?" gibi bir imada bulunuyor İran Rusya'ya karşı. Bu yeterince haklı bir ima veya suçlama değil bence. Lakin esas konu bu değil. İran'ın Rusya'ya karşı güvensizliğinin veya nahoşluğunun tek sebebi bu olay değildi ve hatta bu olay nispeten önemsiz birşey bu konuda.

Rusya örneğin bugünlerde Azerbaycan ile Ermenistan arasında tekrar tırmanan gerilim ve çatışma sürecinde açıkça Ermenistan'a destek veriyor ve hatta o bölgede Rus ve Ermeni hava savunma güçleri "birleştirilmiş" haberlerden okuduğum kadarıyla. Aslında Rusya bunu biraz da yine AKP'ye karşı yürütmekte olduğu operasyonun bir parçası olarak yapıyor. Türkiye ile Azerbaycan arasında çeşitli bakımlardan özel bir yakınlık veya bağ olduğu için ve "Ermeni meselesi" Türkiye ile Azerbaycan için ortak bir dert olduğundan, Rusya'nın bu süreçte açıkça ve çok güçlü bir şekilde Ermenistan'a destek olup Azerbaycan'a gözdağı vermesi, aslında yine Türkiye'ye veya daha ziyade AKP'ye yönelik tavrın bir uzantısı.

Bu konu çok ilginç bir konu. Azerbaycan'ın ezici çoğunluğu Şii (%85 sanırım). Ve ülkeyi yöneten İlham Aliyev'in ailesi de Şii bir aile. Ama nasıl oluyorsa Azerbaycan devlet yönetiminin Şiilere karşı yaklaşımı genel olarak çok kötü. Hatta son günlerde silahsız bazı Şii gruplara yönelik feci bir polis baskısı ve cinayetler oldu. Şiilerden hiç hoşlanmayan bazı gruplara ise doğrudan veya dolaylı yollarla şu veya bu oranda destek veya imkan veriliyor devlet tarafından veya göz yumuluyor. Tahmin ediyorum ki bunun nedeni Aliyev ailesinin yozlaşmışlığı. Aşırıcı (Selefi-Vahabi) Sünni eğilimler ABD-İsrail tarafından desteklendiği gibi AKP tarafından da desteklendiği için, nüfusu %85 Şii olan Azerbaycan'ın Şii kökenli yönetimi Şiilere veya Şiiliğin dini anlayışını vurgulayanlara eziyet edip karşıt bazı uç unsurlara adeta sempatik davranıyor bazı haberlerden anladığım kadarıyla. Azerbaycan'la ilgili bir diğer çok ilginç husus, devletin petrolden çok büyük paralar kazanıyor olmasına rağmen, devlet gelirlerinin halka dağıtım düzeyi korkunç düşük. Dünyada herhalde devlet geliri ile halkın refah düzeyi arasındaki orantısızlığın en ciddi seviyelerde olduğu ülkelerden biri Azerbaycan. Yoksulluk diz boyu. Rüşvet hayatın her alanında diz boyu. Polis şiddeti, halka psikolojik devlet baskısı her zaman hat safhada. Çok sevdiğim Nahçıvanlı bir arkadaşım var, yıllar öncesinden beri ondan da aynı şeyi duyageldim ama durumun vehametini daha yeni yeni anlıyorum. Para birimleri Manat pek değerli değildi, alım gücü her zaman düşüktü, enflasyon çok yüksekti, bugünlerde durum iyice berbatlaşıyormuş. Ermenistan'la feci şekilde tırmanan ve Rusya'nın dahil olmasıyla iyice zorlu ve kompleks hale gelen durum ülkede giderek olağanüstü bir durum meydana getiriyor. Sovyet döneminden beri aslında Rusya'nın Azerbaycan'la önemli bir bağı var. Haydar Aliyev Sovyet Rusya'da saygın biriydi diye biliyorum. O yüzden Azerbaycan devletinin Rusya'yla Sovyet dönemi bağlarının da etkisiyle (Sovyet dönemi her ne kadar her açıdan pozitif değidiyse bile) arasının iyi olmasını beklersin tıpkı bazı Orta Asya Türki devletlerinin durumunda olduğu gibi ama Şii çoğunluklu ve Şii yönetimli ve petrol zengini Azerbaycan devleti ABD-İsrail eksenine boyun eğegelmiş, devletin inanılmaz petrol gelirlerini halkla paylaşmamış, halkın ciddi bir kısmını sefil bir durumda tutmuş, baskı yapmış, işkence etmiş. Nasılsa Rusya Global Şeytanlara karşı birşey yapamaz diye Rusya'yı desteklemek yerine ABD'yle ve İsrail'le ilişkilere yatırım yapmış. Şimdi Ermenistan'la çatışma ortamı tırmanıyor ve bu sefer çok güçlü bir atak yapan bir Rusya o Ermenistan'ı kendi toprağıymış gibi savunmaya hazır. O Rusya çok kısa bir süre önce ABD-İsrail destekli şeytanlıklara kalkışan Gürcistan ve Ukrayna devlet yönetimlerini şeytanların tüm tehditlerine ve karşı koyuşuna rağmen temiz bir patakladıktan sonra şimdi Azerbaycan'a da dayak atabilecek durumda. Ve böyle bir süreçte Azerbaycan'da durumun ciddiyetinin farkına varan bazı devlet yöneticileri ABD'ye karşı tavır alınması gerektiğini dillendirmeye başlıyorlar. Yani "Rusya'yı fena sattık, ABD'ye İsrail'e köpeklik ettik bu devran böyle devam eder diye ama işler değişti. Rusya öttürüyor şeytanları, bizi de tokatlayabilecek durumda. Yanlıştan dönelim." diyorlar bazıları ve çok da doğru düşünüyorlar.

Neyse, konu İran'dı. Dünyanın en yoğun Şii nüfusuna sahip iki devleti olan İran ve Azerbaycan'ın kendi aralarındaki ilişkilerinin olumlu-olumsuz yönlerine şu an için hiç girmeden, İran'ın Rusya'yla ilgili endişelerini ve uyuşmazlıklarını vurgulamaya devam etmek istiyorum şu an itibariyle anlayabildiğim ölçüde. İran "İslamCI" bir devlet. Rusya ise açık bir şekilde Hıristiyan bir devlet/ülke, her ne kadar "HıristiyanCI" olup olmadığı tartışılabilecek olsa da. İran'ın bununla ilgili de biraz endişesi var. Kısacası, İran "gayrimüslim" Rusya'nın Global KH güçleri karşısında özellikle Ortadoğu'da İran'dan daha etkili olması konusunda bazı "kompleksler" deneyimliyor gibi geliyor bana. Şimdiye kadar İran Ortadoğu'da Filistin'le birlikte bu konuda liderdi. Yani ABD-İsrail şer eksenine karşı gösterilen direnç bağlamında. Şimdi Rusya inanılmaz bir atakla İran'dan çok daha cesur ve etkili bazı adımlar atıyor. Bu durum İran'ı bir parça rahatsız etti belki de. Forsunun, imajının biraz bozulduğunu hissediyor olabilir. İran her ne kadar Ortadoğu'da global şeytanlara itiraz etme ve direnç gösterme konusunda haklı bir şöhrete sahip olsa da, biraz da egotik bazı kompleksler deneyimliyor olabilir bence. Bir miktar ciddi yozlaşma deneyimlemiş olabilir. Hatta İran'la Esad Suriyesi arasında bile bu konuda pek tartışması yapılmayan bir gerilim var anladığım kadarıyla, geçenlerde Arulnool arkadaşımızla Nusayrilik hakkında yaptığımız bir tartışma bağlamında konusu veya iması geçtiği gibi. İran halkının çoğunluğu etnik ve/veya kültürel olarak Pers/Fars. Suriye ise Arap. İran'ın bir miktar (o miktarı bilmiyorum) Pers egosu var gibi geliyor bana. Yani Arapların tümüne biraz küçümseyici gözle bakıyorlar belki de. Şii Araplarla araları çok daha iyi elbette ama onlara bile bir miktar yukarıdan bakıyor olabilirler. Hele ki Arulnool'la tartıştığımız konuda bahsi geçtiği gibi Nusayriler herhangi bir Şii grup da olmadıkları için, genel Şii inancıyla hiç uyuşmayan yönleri olduğu için, İran aslında şahsen Esad'a da, genel olarak Nusayrilere karşı da biraz olumsuz izlenime sahip muhtemelen (her ne kadar Suriye Savaşı sürecinde anlaşmazlıklar ciddi ölçüde askıya alınmış olsa da). İran Esad Suriyesi'ne çok ciddi ve hatta hayati bir destek sunuyor ama destek sunduğu güçlerin kendisinden daha güçlü, daha başarılı, daha üstün, daha havalı olmasından hazzetmediği gibi bunun olmasına da izin vermemeye çalışıyor "gibi geliyor bana" yine. Bu görüşlerim İran'ın iyilikten ziyade kötülüğe eğilimli bir devlet olduğunu düşündüğüm şeklinde yorumlanmamalıdır, çünkü öyle düşünmüyorum. Ama yine de yukarıda bahsettiğim gibi bir sorunun var olduğundan ciddi şekilde şüpheleniyorum. İran'ın bu kompleksini aşması gerekiyor ve aşacağına inanıyorum. Sünni devlet yönetimlerine bile ABD-İsrail karşısında daima işbirliği teklifini yapan ve bu teklifi yapmakta çok haklı, isabetli ve doğru olan İran, aynı şeytani güçlere karşı mücadele eden, Pers olmayan ve bu konuda İran'ın meşhur olduğu mücadelede İran kadar veya daha da etkili olabilen unsurlara karşı tepeden bakıcı eğilimini geride bırakabilmeli ve bırakabileceğinden de eminim. Bu kompleksin doğal ve geçici olduğunu düşünüyorum.

Artık Aleviliği, Nusayriliği, Şiiliği, Sünniliği, Müslümanlığı, Hıristiyanlığı, Ateistliği vs bir kenara koymaya hazırlanıp iyilik, doğruluk yolunda koşulsuz kayıtsız işbirliği ve dayanışmaya yönelmemiz gerekiyor. İsteyen bu ideolojilere sempati beslemeye ve hatta "adanmaya" devam edebilir BH yolunda bir süre daha. Ama bence bu ideolojilerin ve tüm ideolojilerin belirli bir noktadan sonra fayda sağlamadıkları, ilerlemeye engel oldukları görülecektir. Doğruluğun, adaletin, güzelliğin, sevginin dini, ırkı, ideolojisi olmaz. İdeolojiler insanların disiplin geliştirme ihtiyaçlarına şu veya bu düzeyde hizmet etmiş olabilirler ve insanların azımsanamayacak bir kısmı gerçekten ideolojilerden bu konuda fayda görmüş olabilirler ama BH yolunda ilerlemeye, yükselmeye devam edebilmek için bunları aşmaları gerekecek eninde sonunda.

arinmak