Rusya, İsrail'i denizden kuşattı! (22.05.2018)

Başlatan bozadi, 27 Mayıs 2018, 17:20:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

22 Mayıs 2018

Rusya, İsrail'i denizden kuşattı!


İsrail'in Suriye'deki İran hedeflerini vurmasının ardından sessiz kalan Rusya büyük kozunu oynadı. Golan Tepeleri'ndeki İsrail üslerinin etrafı denizden Rus füze ve roketleriyle sarıldı.




İsrail'in son olarak 9 Mayıs'ta işgal altında tuttuğu Suriye'nin Golan Tepeleri'nden İran hedeflerine düzenlediği ve 23 İran ve Suriyeli askerin öldüğü füze saldırılarının ardından sessiz kalan Rusya kapalı kapalı ardında önemli bir karşı atak kararı aldı.

İsrail istihbarat örgütü Mossad'a yakınlığıyla bilinen DEBKA sitesinin iddiasına göre Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, 16 Mayıs tarihinde Soçi'de genelkurmay komutanlarına verdiği iki önemli karar hayata geçirilmeye başlandı. Buna göre Lübnan, Suriye ve İsrail kıyılarının karşısına gelecek şekilde Ruysa'nın Kalibr cruise füzeleri yerleştirilmeye başlandı. Diğer yandan yüksek kalibreli ve her biri 500 kg patlayıcı gücüne sahip füzeler atabilen Rus Golan-1000 roket sistemleri de Şam'ın güneyine yerleştirildi.

CİDDİ ŞEKİLDE KISITLANDI

Aynı anda hava savunma gücüne de sahip olan bu füzelerin İsrail'in kuzeyindeki en kritik savunma mevzii olan Golan tepelerindeki tüm savunma hattını tamamen yok edebilecek güçte olduğu ifade edildi. Rusya'nın yeni stratejisi doğrultusunda füzelerin de eklenmesiyle birlikte İsrail'in Suriye'nin güneyinde hava saldırısı yapma imkanı ciddi şekilde kısıtlanmış oldu.

Rusya ordusu İsrail'in ilerleyen günlerde Suriye'de öncelikle İran'ın ağırlıkta olduğu üsleri yeniden hedef alacağına kesin gözüyle bakıyor. İsrail son olarak 9 Mayıs'ta Suriye'nin güneyindeki Kuneytra iline bağlı Baas ve Hadar bölgelerindeki 50den fazla hedefe tank atışları ve hava akınları düzenlemiş, İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü de buna karşılık Golan'daki İsrail üslerine bomba yağdırmıştı. 

ŞAM TAMAMEN ESAD'A GEÇTİ

Suriye'de Esad rejimi ve terör örgütü DEAŞ'ın vardığı anlaşma  sonucu, terör örgütü başkent Şam'ın güneyindeki Yermük Kampı'ndan çıktı. Şam, bölyece tamamen rejimin kontrolüne girdi. Yermük'ün de rejimin kontrolüne geçmesiyle, rejim başkent Şam ve kırsalının kontrolünü 7 yıllık iç savaşın başından bu yana ilk defa tümüyle sağlamış oldu. Nisan sonunda rejimle yapılan anlaşma sonucu ÖSO ve Heyet Tahrir Şam da bölgeden tahliye edilmişti. 

Kaynak: Haber7


bozadi

#1
27 Mayıs 2018

S-400'den sonra SU uçakları


ABD Senatosu'nun Türkiye'nin üretim ortağı olduğu F-35'e bile ambargo koymak istemesi savunmadaki denklemi değiştirebilir. Ankara, Haziran'da teslimatını beklediği uçak üzerindeki hakkından vazgeçmeyecek. Ancak Rus yapımı SU ile ilgili seçenek tartışılmaya başlandı. Daha önce F-4'lerin yerini alacak uçak tartışılırken Rus SU-35'ler gündeme gelmişti.




ABD, Türkiye'nin üretim ortağı olduğu F-35 uçaklarını resmen gasp ediyor. Ankara'nın elinde buna karşı atılacak bir dizi adım var.


Amerika, Türkiye'ye karşı ambargo silahını bir kez daha kuşandı. Türkiye'nin Rusya'dan S-400 400 hava savunma sistemi almasını bahane eden Washington, üretim ortağı olmasına rağmen Ankara'yı F-35 projesinden dışlama kararı aldı. ABD Savunma Bakanlığı bütçesine ilişkin yasa tasarısında Türkiye'ye verilmesi gereken F-35 savaş uçaklarının satışının askıya alınmasını da öngören tasarı oybirliği ile kabul edildi. ABD'nin bu hamlesine karşı Türkiye'den "Karşılığını veririz" açıklaması geldi. Türkiye'nin karşılık olarak elinde birden fazla silah bulunuyor. Bu kozlardan biri, Rusya ile işbirliğini daha da artıracak adımlar. ABD'nin tamamen hukuksuz olarak görülen bu tavrında ısrarcı olması halinde Türkiye'nin F-35'lerin muadili olarak gösterilen Rus SU-57'lere (T-50) yönelebileceği belirtiliyor. Rusya'nın geliştirme aşamasında olduğu Sukhoi SU-57 uçağının maliyeti, F-35'lerin neredeyse yarısı kadar. SU-57'lerin yetişmemesi halinde ilk etapta SU-35'ler ardından SU-57'lerin devreye girebileceği ifade ediliyor.

YAZILIMI BİZ KURARSAK...

Rus SU-35 savaş uçakları, yıllar önce F-4 jetlerinin yerini alacak uçakların belirlenmesi kapsamında yürütülen çalışmalarda da gündeme gelmişti. Acil ihtiyaç halinde içi boş olarak satın alınabilecek bu uçakların tamamen Türk yazılım, silah, mühimmat, radar ve aviyonikleriyle donatılmak suretiyle milli ihtiyaçlara F-35'lerden çok daha fazla yanıt verebileceği belirtiliyor. Halen ABD, F-35'lerin yazılımı ve içindeki parçalara müdahaleye hiçbir şekilde izin ve yetki vermiyor. Türkiye'nin milli mühimmatlarını dahi uçağa yüklemesi için ABD izni gerekiyor. Üstelik iki ülke arasındaki gerilimler düşünüldüğünde ABD'nin F-35'lerle ilgili her fırsatta 'sorun' çıkarmasına kesin gözüyle bakılıyor.

UZAKTAN KUMANDA ŞÜPHESİ

Uzmanlar, son yaşananların F-35'lerin Türkiye'nin hizmetinde olup olmayacağı konusunda ciddi kuşku uyandırdığı ve bir güvenlik sorunu oluşturduğuna işaret ediyor. Öte yandan, önemli bir güvenlik riski olarak 5. nesil savaş uçağı F-35'in istenen yerden kontrol edilebilecek ileri teknolojiyle donatıldığı, istenirse Türkiye'nin hamlelerini kısıtlayabilecek dış müdahalelere açık olduğu da uyarılar arasında. Bu doğrultuda yazılımının da alınması halinde SU-57 ve SU-35'lere daha etkin sahip olunabileceğine işaret ediliyor. Uzmanlar, halen Türkiye'nin uçak motoru ve aerodinamik aksam konusunda zorluk yaşadığını, bunların dışında uçağın her şeyini yapabildiğini belirtiyorlar. Rusya lideri Vladimir Putin önceki gün Erdoğan'ın 'baskı yaparak sonuç alınamayacak bir lider' olduğunu vurgulamış, "Türkiye bu konuda seçim yapma hakkına sahip. Fiyat ve kalite unsurlarını dikkate alarak ulusal çıkarlarını gözetecektir" demişti.




O hamle TFX'i hızlandırır

Yeni Şafak'a bilgi veren kaynaklar, Rusya ile 'yazılım' ve 'teknoloji transferi' de içerecek olası bir 'Sukhoi' uçağı anlaşmasının, karşı karşıya kaldığı ambargolar sonucu Türkiye'nin milli muharip uçağını (TFX Projesi) hızlandırdığı bir dönemde önemli bir girdi sağlayacağına işaret ediyor. Türkiye'yi eksen ve sistem değişikliğine zorlayan tehdit ve ambargolara karşı milli çalışmalar daha da hızlandırılırken, ABD'nin F-35 tehdidine karşı mevcut uçakların modernize edilmesi de dahil çok sayıda seçenek masada tutuluyor.

1 MİLYAR DOLAR YATIRDIK

Türkiye'nin F-35 için 11.5 milyar dolarlık anlaşma yaptığına işaret eden savunma uzmanları, "11.5 milyar dolarlık bir bütçeyle Türkiye, performansa dayalı lojistik yönetimi de bize ait milli ve yerli bir uçağın tasarım ve üretimini dost ülkelerle ortaklık kurmak suretiyle yapardı" diyor.

Uzunca bir süredir Türkiye, her siyasi sorunda önüne koz olarak konulan F-35 projesini maliyet etkinlik açısından değerlendiriyor. Türkiye'nin, projeden çekilmesi zor olsa da, ilave siparişleri iptal etmek gibi ticari kozları bulunuyor. Halen Türkiye, ortaklığı kapsamında geliştirme aşamasında sunduğu katkı da dahil olmak üzere projeye 1 milyar dolara yakın para harcadı. Bu paranın yarısını da verilen ilk sipariş F-35 uçak bedelleri oluşturuyor. F-35 savaş uçaklarının 3 binden fazla parçasını üreten Türkiye, ABD'nin olası ambargo kararına aynı karşılığını verip projeden çekilebilir. Bu yüzden F-35'lerin üretimini yapan Lockheed Martin şirketinin anlaşmadan Türkiye'nin çıkarılmaması için ABD yönetimine baskı yaptığı belirtiliyor. Türkiye'nin bu adımı atması halinde Lockheed Martin şirketi hem milyarlarca dolar zarara uğrayacak hem de siparişler uzun bir süre aksayacak.




Önemli parçaları Türkiye'den

Türkiye, F-35 uçaklarından ilkini 21 Haziran'da, ikincisini de temmuz sonuna kadar almayı planlıyordu. Halen F-35 uçakları için 13 pilot ve 100'den fazla bakım ve teknik personel ABD'de bulunuyor. Bu pilotların 3'ü ile 50'ye yakın teknik görevli de uçaklar konusunda eğitim görüyorlar. F-35'in üretim ortağı Türkiye halen, uçakların orta gövdesi ve hava alığını TAI'ye, iniş takımı parçalarını Alp Havacılık'a, gövde ve kanat yapısal parçalarını Kale Havacılık'a, bazı elektronik çipleri AYESAŞ'a, uçakta kullanılacak seyir füzesi SOM'u TÜBİTAK'a, jet motorunun bazı önemli bileşenlerini de Kale Pratt/Whitney ile Alp Havacılık firmalarına yaptırıyor.

Yola devam ederiz

Uluslararası bir ticari anlaşma olmakla birlikte ne Türkiye ne de diğer üretim ortaklarının F-35 konusunda uluslararası tahkime gitmeleri seçeneği bulunmuyor. Anlaşmalarda bu yol, öngörülmemekle birlikte kapalı durumda. Hükümet kaynakları F-35 projesini 'ticari bir işlem' olarak görüyor ve projede uzun vadede bir olumsuzluk beklenmediğini ifade ediyor. Kaynaklar gelinen noktaya ilişkin aynen şu yorumu yapıyor: "Bu bir ticari anlaşma. Tarafları var. Biz de bu taraflardan biriyiz. Bütün yükümlülüklerimizi yerine getirmişiz, getiriyoruz. Diğer taraf da aynı şekilde yapacak. Anlaşmanın kurallarına herkes uyacak. Bunun başka bir yolu yok. Orman Kanunları yok. Biz oradan uzun vadede herhangi bir olumsuzluk beklemiyoruz. Ancak öte yandan riskleri de dikkate alarak ihtiyaçlarımızı kendi imkanlarımızla karşılamak konusunda çok ciddi çalışmalar yapıyoruz. Sadece F-35 ile ilgili de değil, genel olarak. Projede sorun olmaz ama olursa da bizi etkilemez. Yolumuza devam ederiz."

HER ŞEY MASADA

ABD'nin hukuksuz F-35 adımlarına karşı Türkiye'nin siyasi ve politik karşılıkları ise hayli ağır olacak. Türkiye'yi 'eksen kaymasına' daha da iten bu hamle, bulunulan ittifaklar nezdinde tartışmaya açılacak. Türkiye'nin politik ve diplomatik kozları arasında, ortak ittifaklar nezdinde girişimler, başta İncirlik olmak üzere üslerin kullandırılmasına yönelik kısıtlamalar, Suriye ve Ortadoğu'da sahada alınabilecek önlemler ve ABD'nin ambargoları sonucu Rusya ile işbirliğinin artırılmasına kadar çok sayıda madde sıralanıyor.



Beril Dedeoğlu



Anlaşma bozulur

Prof. Dr. Beril Dedeoğlu: "Kararı Trump onaylarsa bu, diğer anlaşmaların da bozulması anlamına gelebilecektir. Yani bize bunları satmıyorsanız gider başka güvenlik sistemlerine yöneliriz. Rusya ile başka anlaşmalar yapar, istersek gider Çin'den alırız. Bu da Amerika'nın yararına değildir, menfaatleri açısından anlamlı bir durum değil. Türkiye bu durumları kendilerine hatırlatacaktır."



Hakan Kılıç



EF-2000 var

Askeri Havacılık Araştırmacısı Hakan Kılıç: "Trump ABD Senatosu'nun kararını imzaladığı takdirde, Türkiye Avrupa'ya yönelecektir. Türkiye F 35 tipi uçakları alamazsa, alternatif olarak İngiltere ile Avrupa'nın 'Eurofighter 2000'leri var. Onlarda radarlarda görünmeme özelliği yok ama F-16'dan çok daha iyi bir uçak, hatta F-35'leri bile yenebilecek bir uçak. Çünkü manevra kabiliyetleri çok güçlü."



Abdullah Ağar



Kartlar güçlü

Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar: "F-35 tipi uçak anlaşması karşılıklı yükümlülükler içeren bir anlaşma. Bir tarafın kendi başına anlaşmayı iptal etme durumu yok. Ama ABD daha önce benzer bir fotoğrafı İran'ın nükleer anlaşmalarında da ortaya koydu. Şimdi benzer bir şey yapabilir. Yaparsa bunun stratejik anlamda pek çok sonucu olur. Trump (F-35 ambargosuna dair) Senato kararını onaylarsa Türkiye-ABD ilişkileri daha da gerilecektir. Türkiye doğal olarak ihtiyaç duyduğu harp araç ve gereçlerini elde etmek için başka angajmanlara girecek. Onların istedikleri Türkiye ile Türkiye'nin istediği Türkiye fotoğrafı farklı. Türkiye artık kabına sığmıyor. Kabına sığmayan Türkiye'yi küçültüp o eski kabına sokmaya çalışıyorlar. Türkiye, kartları zayıfmış gibi gözüküyor ama aslında kartları çok güçlü."

Kaynak: Yeni Şafak


bozadi

#2
Güzel gelişmeler...

bozadi

#3
27 Mayıs 2018

Rusya ve Türkiye'ye karşı Akdeniz'de yığınak!


ABD'nin Türkiye'deki üslere Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde alternatif yaratması gerektiğini belirten diplomatlar kurulacak cephede İsrail'e askeri ve ekonomik rol veriyor. ABD'li diplomatlara göre Akdeniz'deki yeni yol haritası Rusya ve Çin'in egemenliğine de darbe vuracak




ABD'li eski diplomat ve uzmanlar 'ABD'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik demirleyişini restore etmek' isimli rapor yayımladı. Hafta içinde yayımlanan rapor ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Yakın Doğu bölümünün eski diplomatlarından Jon. B. Alertman, aynı bakanlığın Avrasya masasından Heather A.Conley ile CSIS uzmanlarından Haim Malka ve Donatienne Ruy'un imzasını taşıyor.

YUNANİSTAN VE KIBRIS'A ASKERİ YIĞINAK

ABD siyasetine yön veren Centre for Strategic & International Studies (CSIS) isimli kurumun yayımladığı78 sayfalık raporda Türkiye'nin Soğuk Savaş dönemindeki gibi müttefik olmadığı itiraf edildi. Türkiye'ye karşı atılacak adımların detaylıca anlatıldığı raporda Rusya ve Çin'in yükselen gücüne darbe indirilmek istendiği de özel olarak belirtildi.

Raporda Türkiye'deki ABD üslerine alternatif olarak Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi gösterildi. 6. Filo'nun Yunanistan'ın Souda kıyısındaki Donanma Destek Birliği'ni kullanabileceğini dile getiren uzmanlar "1980 yılında açılan Yunanistan'ın Souda kıyısındaki Donanma Destek Birliği 6. Filo'ya daha fazla yığınak yapması için fırsat sağlar ve keşiflerde ABD filosunun yakıt takviyesine destek verebilir" diye yazdı.

KUZEY KIBRIS ATLANTİK GÜCÜNE ENGEL

Raporun, "Türk üsleri ve tesislerine karşı alternatifleri Kıbrıs'la işbirliğini arttırarak güçlendirmek" başlıklı bölümünde Kıbrıs Rum Kesimi'nin askeri yığınak için uygun pozisyonda olduğu açıklandı. Atlantik güçlerinin adaya yapacağı yığınağın önündeki en büyük engelin Türkiye olduğunu vurgulayan diplomatlar şu ifadeleri kaleme aldı:

"Kıbrıs'ın Levant ve Kuzey Afrika'daki sorunlu bölgelere olan yakınlığı adayı ABD için hassas stratejik müttefik haline getiriyor. ABD, Kıbrıs'la ilişkileri iyi geliştiremedi ancak potansiyeli var. 1997 yılında Kıbrıs Rum Kesimi, Rusya'dan S-300 sistemi almış ver ardından bu sistem Türkiye'nin yoğun itirazlarına ve NATO'nun baskısına rağmen Girit'e sevk edilmişti. Ancak Kıbrıs 2014 yılında ilk kez İsrail ve ABD donanmasının yaptığı arama-kurtarma tatbikatına davet edildi. Kıbrıs Rum Kesimi bağımsızlığından bu yana Akrotiri bölgesinde İngiltere Hava Kuvvetleri'ne ev sahipliği yapıyor. Bağdat'a 650 mil, Suriye'ye ise yalnızca 350 mil uzaklıkta olan bu üs İngiltere ve müttefiklerininin IŞİD'e karşı operasyonlarına deniz ve havadan destek verdi. Atlantik güçlerinin adaya sıkıca demirlemesinin önündeki en büyük engel ise 1974 yılından bu yana adanın bölünmüş olmasıdır. Adanın kuzeyinde 30 bin civarında Türk gücü bulunmakta. ABD, İngiltere'nin Akrotiri ve Dhelkelia üslerine yeniden konuşlanmayı düşünmelidir."

'RUMLARA ASKERİ DESTEK VERELİM'

Türkiye'nin adadaki güçlü varlığına karşın Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin zayıflığını saklamayan diplomatlar ' Kıbrıs Rum Kesimi, kendi güvenliğini sigoırta edecek kadar donanmş durumda değildir" itirafında bulundu. ABD ve Avrupa Birliği'nin adada güvenliği tesis etmesi gerektiğini açıklayan uzmanlar "ABD, Avrupa Birliği ile birlikte Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) ve Savunma Yatırım Fonu ile Kıbrıs'ın sınır ve deniz güvenliğini nasıl sağlamlaştıracağını tartışmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.

Kuzey Kıbrıs merkezli Volkan gazetesi de geçtiğimiz hafta Amerikan askerlerinin Kıbrıs'a garantör olması hazırlığı olduğu, önce 18 bin sonra 40 bin Asker konuşlanması hedeflendiği kamuoyuna duyurmuştu.

İSRAİL'E VERİLEN 'ABİLİK' GÖREVİ

ABD'li eski diplomatlar, Akdeniz raporunun devamında Türkiye karşıtı cephenin İsrail donanmasıyla genişletilmesi çağrısı yaptı. İlerleyen yıllarda mavi suların potansiyel çatışma sahası olacağının altını çizen diplomatlar şunları kaydetti:

"ABD, Avrupa Birliği ile İsrail deniz kuvvetlerini daha etkin biçimde kullanmak ve İsrail'i Doğu Akdeniz'deki operasyonlarına dahil etmek için çalışmalıdır. Bu değişim Doğu Akdeniz'deki güvenliğin sağlanmasında önemli rol oynayabilir. Deniz alanı birbiriyle yarışan ülkeler için (Kıbrıs, Lübnan ve İsrail) potansiyel askeri çatışma noktasıdır. 2006 yılında Hizbullah, İsrail deniz kuvvetlerine saldırmıştı. İnsansız deniz ve hava araçları gelecekteki askeri çatışmalarda ön cephede olacak. İsrail, Avrupalı ülkeler ve diğerleriyle birlikte deniz güvenliğinde tamamlayıcı bir rol oynayabilir. Bunun bir parçası olarak arama- kurtarma faliyetleri de dahil olmak üzere İsrail'in kabiliyetleri geliştirilmelidir."

AVRASYA'YA KARŞI DOĞU AKDENİZ DÖRTLÜSÜ PLANI

"Yunanistan ve Güney Kıbrıs'la üçlü işbirliği kurma potansiyelini keşfet' başlığın taşıyan raporda İsrail'in yalnızca askeri anlamda değil siyasi süreçlerde de yer alması gerektiğinin altı çizildi. 'Doğu Akdeniz Dörtlüsü' isimli buluşmalarda ABD'nin resmi rol alabileceğini açıklayan diplomatlar şöyle devam etti:

" Yunanistan ve Kıbrıs, Atlantik bloğuna demirlemiş olmasına rağmen Rusya ve Çin'in artan etkisine Türkiye ile tansiyonun yükseldiği zamanlarda yakalandı. ABD, Yunanistan ve Kıbrıs ile doğrudan temasa geçmeli ve partner olduğu takdirde kazancakları konusunda tatmin edilmeli. ABD, Rusya ve Çin'in yatırımlarına alternatifler sunmalı. Üçlü buluşmalarda öncelik istikrar, enerji, üretim ve güvenlik meselelerine verilmelidir. Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail 2014 yılında Türkiye'ye karşı olası müttefiklik için üçlü buluşma tertip etmişlerdi. ABD, bu üç ülke arasındaki geniş çaplı buluşmaları teşvik etmeli ve 'Doğu Akdeniz Dörtlüsü' için ABD'nin resmi rolü olup olmayacağını keşfetmelidir"

Kaynak: Aydınlık


gerçek tosun paşa

Türkiye uçaklarda Rusya ya yönelir. Trump ambargo uygular bence güzel olur.