Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Afrin'e hava operasyonu başladı (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 20:35:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#135
19 Mart 2018

Kalın'dan 'Afrin'de yağma' açıklaması: Bazı gruplar emirlere aykırı davranarak bu tür eylemlere girişmiş olabilir


Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonunda da ABD başta olmak üzere uluslararası koalisyon ile çalıştığına işaret ederek, "Rusya ile koordineli olmak diğer müttefiklerinize sırtınızı döndüğünüz anlamına gelmez" dedi. Kalın, Afrin'de ÖSO unsurlarının yağma yaptığı iddialarını da yanıtladı.




Kalın, CNN International canlı yayınında TSK ve ÖSO'nun Afrin'in merkezini tamamen kontrolü almasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kalın, "PKK, BM ve ABD tarafından bir terör örgütü olarak tanınıyor. Eğer teröre karşı mücadelede samimi iseler Türkiye'nin sınırlarını bu terörist unsurlardan arındırmasını desteklemeliler" ifadelerini kullandı.

'GÖRÜNTÜLERİ KARŞILAŞTIRDIĞINIZDA GAYET AÇIK GÖRÜNÜYOR'

Harekatın başında gündeme gelen, sivillerin korunması gibi konularda Türkiye'nin çok dikkatli davrandığını ve sicilinin temiz olduğunu söyleyen Kalın, şöyle konuştu:

"Geçen yıl Fırat Kalkanı Operasyonu'nda, yaklaşık 2 bin kilometrekarelik alanı DEAŞ'tan temizledik, aynısını Afrin'de de yaptık. Sivil kayıplardan kaçındık. Musul, Rakka ve diğer bölgelerdeki operasyonlardaki sivil kayıplarla karşılaştırdığınızda, buralardaki operasyon yapılan kentlerin operasyon öncesi ve sonrası görüntülerini karşılaştırdığımızda, sicilimizin ne kadar temiz olduğu gayet açık görünüyor."

'YAĞMA İDDİALARINI CİDDİYE ALIYORUZ, İNCELEME BAŞLATTIK'

Türkiye'nin operasyonun başından bu yana amaçları konusunda şeffaf olduğunu belirten Kalın, Afrin'e giren ÖSO unsurlarının evleri yağmaladığına dair iddiaları ciddiye aldıklarını, konuyla ilgili inceleme başlattıklarını söyledi.

Bazı grupların verilen emirlere aykırı davranarak bu tür eylemlere girişmiş olabileceğini ifade eden Kalın, Türkiye'nin Afrin operasyonunun asıl amacının ilçe halkının güvenliğini sağlamak olduğunu, söz konusu olayların ciddi şekilde incelendiğini, halkın güvenliğini sağlamak için gerekli önlemlerin alınacağını vurguladı.

Kimsenin güven problemi nedeniyle ilçeyi terk etmesini istemediklerini kaydeden Kalın, YPG'nin sivillerin çıkmasına izin vermeyerek onları kalkan olarak kullandığını söyledi.

'KÜRTLERE DÜŞMANLIĞIMIZ YOK'

Afrin'de sivillerin evlerine dönüşünün nasıl sağlanacağına dair bir soruya Kalın, "Öncelikle PYD/YPG teröristleriyle Kürt halkı arasında net bir ayrım yapmamız gerekiyor. Kürtlere karşı bir düşmanlığımız yok. Bilakis Kürtleri Suriye'de, Irak'ta ve başka yerlerde destekledik. Hatta Suriye'de iç savaş başlamadan çok önce, Beşşar Esad yönetimiyle iyi ilişkilerimiz varken, ülkedeki Kürtlerin haklarını ilk kez gündeme getiren Cumhurbaşkanımız olmuştu. O zaman kimse Suriye'deki Kürtlerden, Kobani'den söz etmiyordu" dedi.

Özellikle Batı medyasında PYD ile Kürtleri birbirine karıştıran çok sayıda yoruma rastladığını söyleyen Kalın, bunun "Tüm Müslümanlar DEAŞ'tır" demek gibi bir şey olduğunu dile getirerek, "Afrinliler de PYD/PKK'nın zulmü nedeniyle topraklarını terk ediyor, Fırat Kalkanı'nda olduğu gibi Zeytin Dalı'nda da siviller evlerine döndüğünü görmek istiyor" dedi.

'KİM ETNİK TEMİZLİK YAPIYORMUŞ?'

CNN muhabirinin bölgedeki Kürtlerin "etnik temizlik endişeleri" olduğuna dair iddiaları sorması üzerine Kalın, "Etnik temizlik mi? Kim etnik temizlik yapıyormuş? Bu çok çirkin bir iddia" eleştirisinde bulundu ve şunları kaydetti:

"ÖSO içinde savaşan Kürtler var. Afrin şehrine giren savaşlar arasında çok sayıda Kürt var. İşte problem tam da burada. Ne yazık ki Batı medyasındaki bazı yorumcular PKK mensubu olmayan Kürtleri Kürt olarak görmüyorlar. PYD/YPG'den sanki Kürtlerin tek ve yegane temsilcisiymiş gibi bahsediyorlar. Bu doğru değil. PKK'nın Marksist ideolojisini paylaşmayan binlerce hatta yüzbinlerce Kürt var. Burada modern tarihin bir ironisiyle karşı karşıyayız. ABD, Suriye'de ne yazık ki kendine Marksist-Leninist bir örgütü müttefik olarak seçti. Biz geçmişte hem Obama yönetimine hem de şimdiki Amerikan yönetimine DEAŞ'a karşı savaşın aralarında PKK'lı olmayan Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin ve başka Suriyelilerin olduğu başka güçlerce yürütülmesi gerektiğine dair öneriler yaptık."

RUSYA İLE KOORDİNASYON

Türkiye'nin Afrin'in ardından Menbiç'e de bir operasyon düzenleyip düzenlemeyeceğine ilişkin soru üzerine Kalın, bu konuda ABD hükümetiyle önceki yıllarda da iletişimde bulunduklarını ve son 3-4 haftadır yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüklerini belirterek, PYD unsurlarının Fırat'ın doğusuna geçmesi konusunda ana çerçevenin belirlendiğini kaydetti.

Kalın, "Menbiç bir Kürt kenti değil, büyük oranda Arap kenti. Rakka operasyonunda önemli olabilir ama Rakka operasyonu bitti ve DEAŞ bu alanda büyük oranda silindi. Onların (PKK/PYD) burada kalmasına gerek kalmadı. Türkiye sınırına karşı bir tehdit oluşturuyor" dedi.

Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı'nda Rusya ile iş birliği yapmasına ve bunun Türkiye-ABD ilişkilerine etkisine dair bir soru üzerine ise Kalın, "Afrin'de açık bir şekilde Rusya, İran ve aynı zamanda ABD ile koordineli çalıştık. Çünkü hava operasyonları yaptık, karadan da askerimiz girdi. Bu durumlarda koordineli olmanız gerekiyor ki böylece herhangi bir kazayı ya da çatışmayı engelleyesiniz" ifadelerini kullandı.

Kalın, Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonunda da ABD başta olmak üzere uluslarası koalisyon ile çalıştığına işaret ederek, "Rusya ile koordineli olmak diğer müttefiklerinize sırtınızı döndüğünüz anlamına gelmez" değerlendirmesinde bulundu.

'BİR MÜTTEFİK, TERÖR ÖRGÜTÜYLE NASIL ÇALIŞABİLİR?'

Şu anda Türkiye ve ABD ilişkilerinde iki ana konu bulunduğuna ve bunlardan ilkinin ABD'nin PYD'ye olan desteği olduğuna işaret eden Kalın, "Bir müttefik ya da stratejik ortak böyle bir terör örgütü ile nasıl çalışabilir anlamıyoruz" görüşünü paylaştı.

Kalın iki ülke arasındaki bir diğer meseleninde ABD'deki FETÖ yapılanması olduğunu iki ülke sorunlarının çözülmesi için ABD'den güven tesis edici somut adımlar beklendiğini kaydetti.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#136
20 Mart 2018

'FIRAT'IN BATISI' YANLIŞ SÖYLEM 




AFRİN'in çatışma olmadan, şimdilik de olsa şehir savaşına gerek kalmadan alınması eleştirilecek değil alkışlanacak bir olaydır.

Askerlik ile siyasetin ortak hareket etmesi, çok kanlı ve zorlu olması beklenen bir süreci kansız bir şekilde sonlandırdıysa bundan memnuniyet duymak gerekir.

"PKK niye Afrin'i bıraktı?"

Bıraktı, çünkü daha fazla kayıp vermek istemiyordu.

Bıraktı, çünkü diğer bölgelerdeki sayıları 60 bini bulduğu iddia edilen PKK unsurlarıyla birleşmeyi tercih etti.

"Niye silahlarını ve cephanelerini bıraktılar?"

Bıraktılar, çünkü sivillerin arasına karışarak kenti terk ettiler, cephaneleri de taşımaya kalkışsalar İHA'lar tarafından tespit edilip vurulma riskini göze almak istemediler. Zaten silah bulma konusunda sıkıntıları yok.

Fakat şunu da unutmayın.

Afrin'in ele geçirilmiş olması önemli ama büyütülecek bir olay değil.

Çünkü daha sırada Münbiç var.

Ama o da son değil.

Sonrasında Fırat'ın doğusundaki yaklaşık 400-500 km'lik sınır hattı var.

Sürekli olarak "Fırat'ın batısında PKK istemiyoruz" demek, bugün Türkiye'de siyasetin kullandığı en yanlış söylem.

Bundan sanki "Fırat'ın doğusundaki PKK'ya razıyız" anlamı çıkıyor. Ya da razı mıyız?

Kaynak: HaberTürk
 (Altaylı'nın bugünkü köşe yazısından kısmi bir alıntıdır, linkten tamamına ulaşılabilir)

bozadi

#137
24 Mart 2018

Afrin ile Beraber Diriliş Hareketi Başladı


Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye'ye kaçtılar yine kovaladık. Fırat Kalkanı Harekatı ile kovaladık. Afrin'de kovaladık. Artık metal yorgunluğu yok. Afrin ile beraber şimdi diriliş hareketi yeniden başladı" dedi




AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin il kongresine katılmak üzere gittiği Samsun'da halka hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki konuşmasında "Ne dedik, inlerine kadar kovalayacağız. Kovaladık mı, Gabar'da kovaladık. Cudi'de kovaladık. Tendürek'te kovaladık. Kovalamaya devam ediyoruz. Suriye'ye kaçtılar yine kovaladık. Fırat Kalkanı Harekatı ile kovaladık. Afrin'de kovaladık. Artık metal yorgunluğu yok. Afrin ile beraber şimdi diriliş hareketi yeniden başladı" dedi. 

Kaynak: Rast Haber


Suskun Bülbül

#138
Alıntı yapılan: Neron - 20 Şubat 2018, 22:39:03 Muzipliğim depreşmişti yine. "Bakalım aradan geçen bu süre içinde bozadi bir nebze hoşgörü artışı kaydetmiş mi" diye test edeyim dedim. Dün başka bir üyenin Iran aleyhine sarfettiği olumsuz cümlelere sen biraz tahammül edebilmiştin. Bu da dikkatimi çekti. Ben de şansımı deneyeyim dedim. :)

Ama görünen o ki demokratik yaklaşım konusunda en ufak bir ilerleme olmadığı gibi, aksine daha büyük bir tepkiyle sonuçlandı bu muzip denemem.

Oysa ben Esed rejimiyle anlaşmak gerektiğinden söz ettim. Bunu sen de savunuyorsun. Ana konuda aynı görüşü savunuyoruz. Ben sadece Esed rejiminin kendi halkına karşı suçları olduğunu düşünüyorum. Bu da benim düşüncem. Buna da hakkım var sanırım.

Ama bu düşüncemi ifade etmemi bile hemen yasaklamaya kalkıyorsun.

Buna gerekçen ise ilginç: "global şeytanların propagandasına hizmet etmek."

Eskiden muhalif fikirler başka gerekçelerle yasaklanırdı: "komünizm propagandasına hizmet"... "faşizm propagandasına hizmet"... "şeriat propagandasına hizmet"...

Ben Esed ile anlaşılsın diyorum. Global şeytanların da fikri bu mu yani?

Neyse, ben bu konuyu uzatmak niyetinde değilim. Tartışma ortamı olmadığı görülüyor. Ayrıca ben artık forumda yazma isteğinde değilim de.

Zaten bütün forumlardan tamamen çekilmiştim geçen aylarda. Hatta bu forumda da bir ara yazan sevgili Işıklı düşler de benim başka bir forumda yazdığım forumlara veda yazımı okumuştur.

Bu forumu dışarda bırakmıştım. Burası benim için polemik ve tartışma yeri değil, çok farklı bir alanda bir şeyler öğrenme yeriydi. Bazan merak ettiğim şeyleri soruyordum. Bazan da fikrimi açıklıyordum.

Artık merak ettiklerimi orjinal forumda belki sorarım. Burada bir daha yazmak istemiyorum ve yazmayacağım.

Ancak bana sarf ettiğin şu "defalarca bu forumun kapısından kovulup hiç utanmadan gizlice bacadan girmeye çalıştın" lafın çok ayıp bir laf. O olaylarda utanması gereken ben değilim, sensin. Haksız yere attın forumdan. Bunun bir nedeni de benim, sizin eski ekipten birisi olduğumu sanmanızdı. Oysa ben onlardan biri değildim. O dönemdeki tartışmalarınızı bile bilmiyorum.

Ayrıca ben foruma gizlice girmedim. IP adresimden tanınacağımı bilerek ve kendimi gizlemeden girdim. Eski olayı sorun etmediğim için, ego problemim olmadığı için tekrar girdim. Amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemek olduğu için böyle davrandım.

Şimdi de dikkat ediyorsan, bu son olay nedeniyle senin üzerine gitmiyorum ve sakin bir üslupla yazıyorum. Oysa bilen bilir, diğer forumlarda çok etkili bir tartışmacıydım. Ama senin hatrın var. Sebebi de senin celseleri çeviren kişi olmandır. Bu nedenle bu son ayıbını da affediyorum.

Ama sen 5. Yoğunluğa gidince bana karşı bu haksızlıkların ve ayıbınla nasıl baş edeceksin, o da senin bir sorunun! :)

Hoşçakalın...



Yaklaşık yedi yıl aradan sonra merhaba. Sözümü tuttum ve bu süre boyunca bir daha yazmadım. Şimdi ise sözümü bozuyorum ve son kez olmak kaydıyla yazıyorum.

Kasyopyalılar, "Suriye'de kimyasal silah kullanıldı mı" sorusuna olumsuz cevap verdikten sonra Esad için "o kadar kalpsiz değil" demişlerdi. Ben de buna itiraz etmiştim. Çünkü o yıllarda kimyasal silah saldırısı haberleri bolca geliyordu. Ayrıca Esad rejiminin kentleri harabeye çevirdiğini gösteren fotoğraflar ve videolar dolaşıyordu.

Bunu dedim diye bu forumda çokça hakaretle karşılaştım ve yasaklandım. Ama işte şimdi, Esad rejiminin sanılandan da vahşi ve zalim olduğu, rejimin çökmesinden sonra ortaya çıkan görüntülerden daha iyi anlaşılıyor.

Seydnaya hapisanesinin görüntüleri ortada. İsrail'in geçen gün, muhaliflerin eline geçmesin diye, Esed rejiminin kimyasal silah depolarını bombaladığı haberi basında yer aldı. Demek gerçekmiş!

Bu forumda Esad yazarak arama yapınca, Esad ve onun rejimi için nasıl övgüler düzüldüğünü, nasıl canhıraş biçimde savunulduğunu görebilirsiniz. Lütfen bir bakın, şöyle bir göz atın. Aramaya üşeniyorsanız en azından benim alıntıladığım bu mesajıma Bozadi'nin nasıl bir cevap yazdığını okuyun. Sadece o bile yeter.

Ama asıl benim derdim bu değil. Ben şimdi forumunuzdan temelli olarak giderken şu soruyu önünüze bırakarak ayrılmak istiyorum: Kasyopyalılar Esed'in o kadar zalim olmadığını ve kimyasal silah kullanmadığını söylerken yalan mı söylüyordu? Yoksa bu olay tamamen bir yalan üzerine mi kurulu? Şeytani güçler deyip dururlar ve bununla ABD, İsrail gibi gerçekten de zalim ve şeytani olan güçleri kastederler ama işte size bir başka şeytan; Esed... Onun arkasındaki İran rejimi ve Kasyopyalıların Sezar'ın ruh ailesinden veya grubundan geldiğini ileri sürdükleri Putin. Bunların melek olduğunu iddia etmediler ama bunların her eylemini savunan veya suçlarını inkar eden açıklamalar yaptılar.

Yoksa Kasyopyalılar Putin'in ruh grubundan mı?! :)

Dionysos

Alıntı yapılan: Suskun Bülbül - 11 Aralık 2024, 22:14:20 Yaklaşık yedi yıl aradan sonra merhaba.

7 yıl önce?

Merhaba

Alıntı yapılan: Suskun Bülbül - 11 Aralık 2024, 22:14:20 Seydnaya hapisanesinin görüntüleri ortada. İsrail'in geçen gün, muhaliflerin eline geçmesin diye, Esed rejiminin kimyasal silah depolarını bombaladığı haberi basında yer aldı. Demek gerçekmiş!



Bir şeyin basında yer alması onu gerçek kılıyorsa buyrun bunu (aşağıdakini) bir gazeteci (basın mensubu) söylüyor da basın mı bilmiyorum ama gezegenden yayınlandı

O da basında yayınlandı bu da ve o halde o da gerçek bu da

Bir şeyin basında yayınlanması onu gerçek kılmaya yeterliyse

https://x.com/Kahlissee/status/1866623513521422487

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#140
Alıntı yapılan: Suskun Bülbül - 11 Aralık 2024, 22:14:20 Kasyopyalılar Esed'in o kadar zalim olmadığını ve kimyasal silah kullanmadığını söylerken yalan mı söylüyordu?

Basında yazanlar gerçekmiş. Bunu siz o meale gelen anlamda kullandınız. O halde basında bir sahte bayrak operasyonuyla El Nusra gibi çetelerin Suriye de Esad'a suç atmak için gazlar kullandığı da yazıyor o halde gerçekmiş ve o halde Kasyopylalılar doğruyu söylüyor da diyebiliriz

Bir kere siz bu celseleri okudunuz mu?
Kasyopyalılar doğruyu ya da yanlışı söylüyor demekte yanlış. O celselerde her yazanın doğru olacağı gibi bir iddia da yok.
Yani bunlar ayet değildir ve yüzdeyüz doğruluk garantisinde ve iddiasında değildir

Alıntı yapılan: Suskun Bülbül - 11 Aralık 2024, 22:14:20 Bu forumda Esad yazarak arama yapınca,

Esad rejimine ve yeni anti Esad rejimine biraz süre verin zaman tanıyın, yeni bir rejim gelsin ve 24/40 sene de o çalışsın ve 24/40 sene sonra iki rejim arasında 8 farkı bulalım, hesabını yaparız

Yani elimizde Esad'ın rejimini tartılmaya (tartıya/teraziye) koyacak bir anti alternatifi olsun ve zaman süreçleri biraz daha aydınlatsın

Ben sana bir şey söyleyeceğim. Yenidoğan çetesi diye bir şey var mesela bu bir rejimin suçu mu

FETÖ mesela Türkiyedeki rejimle içiçe elele kolkolaydı, bizim rejimi kötü mü yaptı? ve mesela iktidar onu içinden kendi temizleyene kadar Esad güneyden bir cihatçı grupla fetö temizliğine gelip ,işer el atıp fetö suçları bulsaydı rejimini mi karalardın?

Tartışılan Esad mı rejim mi? Yani mesela kasyopyalılara rejimin zalimliği mi sorulmuş?

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

bozadi

#141
Alıntı yapılan: Suskun Bülbül - 11 Aralık 2024, 22:14:20 Yaklaşık yedi yıl aradan sonra merhaba. Sözümü tuttum ve bu süre boyunca bir daha yazmadım. Şimdi ise sözümü bozuyorum ve son kez olmak kaydıyla yazıyorum.

Kasyopyalılar, "Suriye'de kimyasal silah kullanıldı mı" sorusuna olumsuz cevap verdikten sonra Esad için "o kadar kalpsiz değil" demişlerdi. Ben de buna itiraz etmiştim. Çünkü o yıllarda kimyasal silah saldırısı haberleri bolca geliyordu. Ayrıca Esad rejiminin kentleri harabeye çevirdiğini gösteren fotoğraflar ve videolar dolaşıyordu.

Bunu dedim diye bu forumda çokça hakaretle karşılaştım ve yasaklandım. Ama işte şimdi, Esad rejiminin sanılandan da vahşi ve zalim olduğu, rejimin çökmesinden sonra ortaya çıkan görüntülerden daha iyi anlaşılıyor.

Seydnaya hapisanesinin görüntüleri ortada. İsrail'in geçen gün, muhaliflerin eline geçmesin diye, Esed rejiminin kimyasal silah depolarını bombaladığı haberi basında yer aldı. Demek gerçekmiş!

Bu forumda Esad yazarak arama yapınca, Esad ve onun rejimi için nasıl övgüler düzüldüğünü, nasıl canhıraş biçimde savunulduğunu görebilirsiniz. Lütfen bir bakın, şöyle bir göz atın. Aramaya üşeniyorsanız en azından benim alıntıladığım bu mesajıma Bozadi'nin nasıl bir cevap yazdığını okuyun. Sadece o bile yeter.

Ama asıl benim derdim bu değil. Ben şimdi forumunuzdan temelli olarak giderken şu soruyu önünüze bırakarak ayrılmak istiyorum: Kasyopyalılar Esed'in o kadar zalim olmadığını ve kimyasal silah kullanmadığını söylerken yalan mı söylüyordu? Yoksa bu olay tamamen bir yalan üzerine mi kurulu? Şeytani güçler deyip dururlar ve bununla ABD, İsrail gibi gerçekten de zalim ve şeytani olan güçleri kastederler ama işte size bir başka şeytan; Esed... Onun arkasındaki İran rejimi ve Kasyopyalıların Sezar'ın ruh ailesinden veya grubundan geldiğini ileri sürdükleri Putin. Bunların melek olduğunu iddia etmediler ama bunların her eylemini savunan veya suçlarını inkar eden açıklamalar yaptılar.

Yoksa Kasyopyalılar Putin'in ruh grubundan mı?! :)
Merhaba Suskun Bülbül (Neron).

Esad'ın halkına karşı kimyasal silah kullandığı iddialarının "TAMAMEN DEZENFORMASYON" olduğu konusundaki fikrimi değiştirmemi gerektirecek bir gelişme görmedim. Bu iddiaların yalan olduğuna (buna kalkışanların Esad'ı devirmek isteyen teröristler ve onların ardındaki güçler olduğuna) dair hem çeşitli kanıtlar ortaya çıkmıştı, hem de mantıken Esad'ın son derece zor bir durumdayken kendi "HALKINA" (teröristlere bile değil) kimyasal silahla saldırmasının kendisi lehine hiçbir etkisi olmayıp tamamen onu bölge ve dünya kamuoyu önünde zor (hatta çok berbat) duruma düşürecek bir faktör olduğu ortadadır ve kimyasal silahlar konusunda uzman olup bu konuda cihatçı teröristlere akıl verenlerin kimler olduğu da ortadadır (Irak'ta kimyasal kitle imha silahları olduğu gerekçesiyle/yalanıyla oraya saldırıp milyonu aşkın sivili öldürenler kimse, onlar).

Seydnaya hapisanesi meselesine bakışım ise farklı. Orada onaylanması, savunulması mümkün olmayacak şeyler olduğunu anlıyorum ve Esad'ın bu konuda masum olduğunu düşünmüyorum. K'lar, Esad'a yöneltilen kimyasal saldırı suçlaması meselesiyle ilgili olarak "o kadar kalpsiz değil" derken onun her konuda melek de olmadığını ima etmişlerdi bence, senin de işaret ettiğin gibi.

Ben Esad'ın "sevaplarının günahlarından kesinlikle fazla" olduğuna inanıyorum. "Bizimkilerin" Esad'dan nefret etmesinin en büyük gerekçesi, onun ezici Sünni çoğunluğa sahip komşu ülkenin diktatör Alevi/Nusayri yöneticisi olmasıdır. Eğer durum bunun tersi olsaydı Esad'dan kesinlikle bu şekilde nefret edilmezdi. Örneğin Suriye nüfusunun ezici çoğunluğu Nusayri, yöneticisi ise diktatör bir Sünni olsaydı, Esad "İNDİRİLMESİ İÇİN HER YOLUN MÜBAH GÖRÜLDÜĞÜ" biri olmazdı.

Üstelik bu gerçeğe rağmen, 2011'de başlatılan iç savaştan hemen öncesine kadar Erdoğan'ın Esad ailesini Türkiye'ye davet edip ailece samimi, sıcak pozlar verdiklerini hatırlamak gerekiyor. Esad'la PKK'ya karşı Adana mutabakatının yapıldığını, ilişkilerin gayet iyi gittiğini hatırlamak gerekiyor. Herşey bu kadar iyi giderken Esad'ın bir anda bütün dünyayı kendine düşman etmeyi arzularcasına ve ülkesini taş çağına çevirecek şekilde kendi halkına karşı kitlesel bir terör saldırısı başlattığına inanmak SAÇMALIK. Esad ABD-İsrail'in kuklası olmayı kabul etmediği için İNDİRİLMESİNE karar verildi ve iç savaş koşulları bunun için başlatıldı. Esad  Filistin davasının en büyük destekçilerinden olduğu için (bizzat Hamas liderlerinin kabul ettiği gibi) ABD-İsrail tarafından iç savaşa sürüklendi. Esad Suriye'si İsrail'e resmen savaş açmış çok az sayıdaki Müslüman ülkeden biri olduğu için ABD-İsrail tarafından IŞİD ve diğer cihat endüstrisi ürünleri yoluyla cehenneme çevrildi. Ve çıkarılan bu iç savaş öncesi Erdoğan'ın Esad'ı ülkeye davet edip ailece sıcak bir şekilde karşılayıp ağırlaması Erdoğan'ın tüm bu gerçeklerin farkında olmasından kaynaklanıyordu. Ama ABD-İsrail'in Esad'a ölümcül bir saldırı başlatması ve bu operasyonun başarılı olmasına kesin gözle bakılması nedeniyle, Erdoğan kendi İslamcı tabanının azımsanamayacak bir kısmından yükselen seslerin de etkisiyle Esad'ın bir anda düşmanı oluverdi. Erdoğan bu konuda yanlış yaptı, "günah" işledi bana göre ama Erdoğan'ın sevaplarının da günahlarından çok daha fazla olduğunu düşündüğüm için Erdoğan'ı kötü biri olarak görmüyorum. Esad bölgede ABD ve İsrail'in faşist faaliyetlerine karşı canını ortaya koyarak direnen son derece onurlu biriydi bana göre (kusursuz, günahsız olmamakla birlikte). Erdoğan bir süre ABD'nin "ilahi" görünen egemen gücü nedeniyle ABD'ye karşı politika yürütmekten sakındı ama Fethullah meselesinin patlaması ve sonrasında özellikle Rusya'yla bazı zorlu olaylardan sonra hiç beklenmedik şekilde gelişmeye başlayan işbirliği ilişkileri ve Rusya'nın ABD ve unsurlarına karşı koymadaki gücünün ve cesaretinin yaydığı ilhamla nihayet ABD'ye direnç göstermeye, karşı koymaya başladı. ABD boyunduruğundan giderek uzaklaşıyoruz, çok şükür. Bunu ülkemiz, devletimiz, milletimiz adına son derece sevindirici buluyorum, hatta Erdoğan'ın Atatürk'ün antiemperyalist mirasını adeta devraldığını düşünüyorum (kusursuz, günahsız olmamakla birlikte).


gerçek tosun paşa

@Suskun Bülbül

Hacı sen esadı kesadı bırak bence. 6 sene geçen konunun üstünü örtememen ve dönüp hala trip atman kimyasal silah gibi bi'şey diye düşünüyorum. Ya da Esad'ın Kas. celselerini fonlayıp fonlamadığını da düşünebilirsin...

Konuyla ilgili arkadaşlar yeterince net cevap vermişler.

bozadi

#143
Rusya'nın Esad hakkındaki açıklamalarını içeren haberlerde şu görüşe rastlıyorum: Esad son dönemde özellikle ekonomik olarak halkın beklentilerini karşılayamadı. Ve iç savaşın ardından geçen savaşsız süreçte askeri güçte ciddi bir hamlama oldu. Ciddi bir savaş yorgunluğu vardı ve maaşların düşüklüğüyle birlikte askeri birliklerin savaşma istekliliğinde ciddi bir azalma oldu. Sadece askerlerde değil, halkın ciddi bir kısmında da ekonomik sıkıntılar ciddi düzeylerdeydi anladığım kadarıyla. Savaştan yorgun düşenler sadece askerler değil, halkın kendisi de öyle. Bu durum Esad'a olan asker ve halk desteğinde ciddi bir düşüşe neden oldu ve büyük silah ve para desteğiyle hareket eden cihatçılar bu avantajdan çok yararlanmışlar gibi görünüyor. Rus yetkililer özellikle Suriye ordusunun savaşma konusundaki isteksizliğini ve halkın genel savaş ve ekonomi bezginliğini gördükten sonra "Esad'ı ne pahasına olursa olsun savunmaya devam etme" fikrinden vazgeçmiş görünüyor, hem de Hmeymim ve Tartus üslerinin güvenliği ciddi bir risk altına girdiği halde.

HTŞ geçici yönetimi egemenliği sağladıktan sonra ilk yaptığı şeylerden biri, ordu ve kamu çalışanlarının maaşlarına ciddi bir zam yapmak oldu.

Ekonomi, Esad'ın yıkılmasının ya en büyük sebebi, ya da sebeplerden biriydi. Tabi Rusya'nın Esad'ı Erdoğan'la uzlaşmaya varmaya ısrarla teşvik etmesine rağmen bunun gerçekleşmemesi de bu duruma katkıda bulundu muhtemelen.

Pek çok başka ülkede olduğu gibi Suriye'de de yolsuzluk ve rüşvet düzeni epeyce güçlüydü anladığım kadarıyla, Beşar Esad'dan öncesinden beri. Esad normalde doktorluk kariyeri yapma niyetinde olmasına rağmen, aile içi bazı nedenlerle hiç planlamadığı halde yönetime geçmek durumunda kalmış ve bana göre ülkesini her anlamda refaha kavuşturmak istemesine rağmen, kurulu düzen buna pek de izin vermemiş. Tam Esad ülkesini kalkındırma konusunda büyük hamleler yapıyordu ve hatta bu bağlamda Erdoğan'la da ilişkilerinde büyük ilerlemeler oluyordu ki (öncesinde PKK'ya karşı Adana Mutabakatı da imzalanmıştı üstelik), meşhur iç savaşı meydana getiren inanılmaz saldırılar başladı. Dünyanın dört bir yanından yüzbinlerce terörist Suriye'ye doluşturuldu Esad'ı yıkmak için ve bunun başlıca nedenlerinden biri Esad'ın İsrail'e ve ABD'ye kuklalık yapmayı kabul etmemesi ve Filistin davasını sonuna kadar destekliyor olmasıydı (iç savaşın hemen öncesine kadar Erdoğan'ın Esad'la arasının çok iyi olmasının başlıca nedeni de buydu). Ülkesini kalkındırmak için büyük bir girişime de başlamasıyla birlikte karşı müdahale hızlandı.

Bundan sonra Suriye'de neler olacak bilmiyoruz. Nispi bir istikrar var gibi görünüyor ama bir yandan da Türkiye dahil olmak üzere bölgede büyük çıkarları olan tüm güçler arasında ciddi bir paylaşım mücadelesi ve hesaplaşma havası yükseliyor gibi görünüyor.

HTŞ kendisinden beklendiği gibi tamamen ABD-İsrail çıkarlarına göre mi hareket edecek, geçici yönetimin görev süresi dolup seçim zamanı geldiğinde neler olacak? Suriye'yi güneyden mümkün olduğunca işgal etmeye çalışan bir İsrail'e karşı ne yapılacak? Türkiye tarafından desteklenen Suriye Milli Ordusu (SMO) yeni yönetimde nasıl bir rol oynayacak? ABD ve İsrail'in desteklediği PKK unsurlarının kesinlikle silah bırakmasını isteyen Türkiye Suriye'de neler yapacak?

Netanyahu yönetimi kalkıştığı büyük Gazze katliamından geri adım atmayacak muhtemelen, Filistin'i tamamen ele geçirmek için elinden geleni yapacak. Türkiye / AKP yönetimi her ne kadar İsrail'e karşı somut bir karşı adım atmamış olsa da, PKK ve Suriye konusundaki çıkar çatışmaları hızla artacak gibi görünüyor. Nüfusu çok büyük ölçüde Sünni olan Suriye'nin başında Alevi/Nusayri Esad'ın bulunuyor olması, AKP yönetiminin Suriye meselesinde ABD ve İsrail'le belirli bir ölçüde çıkar birliğine sahip olmasına neden oluyordu (ortak amaç Esad'ın yıkılmasıydı). Esad'ın artık sahnede olmaması, Türkiye ile ABD-İsrail'in bu bölgedeki ortak çıkarlarını bir anlamda sona erdirdi ve zaten bildiğiniz gibi son zamanlarda İsrail ile Türkiye arasında bir savaş potansiyelinden bahsedilir oldu. Bu yeni başlamadı ama son süreçte bir anda gündemde tırmanmaya başladı. Devletimizin PKK meselesindeki kararlılığı da ABD-İsrail'le çıkar çatışması potansiyelini artırıyor. Esad meselesi, bizimkilerin HTŞ yönetimiyle de aralarının iyi olmasına neden olmuştu ama çatışmalar da eksik olmadı, HTŞ ile SMO arasında örneğin. Esad sahneden çekildikten sonra HTŞ Türkiye'nin gücünden çekindiği için sert veya olumsuz söylemlerden sakınıyor ama bizimkilerin Suriye'nin geleceğinde güçlü bir söz sahibi olma isteğinden hoşnut olmadıkları kesin görünüyor. Araplar Arap milliyetçiliği yapmak isteyecek doğal olarak. HTŞ normalde düşman veya çatışmalı gibi göründüğü PKK'yla bile daha sıcak ilişkilere sahip, Kürtlere Türklerden daha sempatik yaklaşıyorlar muhtemelen, özellikle de ABD ve İsrail'in Kürt projesinin de etkisiyle.

Çok ilginç bir süreç olacak.

Rusya bundan sonra Suriye ve bölge genelinde nasıl bir rol izleyecek, bunu da göreceğiz ama Türkiye'nin ABD ve İsrail ile olan çıkar çatışmasında Türkiye'yi destekleyeceklerine şüphe yok bence. Ve bence bizimkiler ABD ve İsrail'i karşılarına alırken, Rusya'nın desteğinin ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu iyi biliyorlar. Bizimkiler ile Ruslar arasında da çıkar çatışmaları var şüphesiz ve bu durum her zaman olduğu gibi bazı zikzaklara neden olacak ama ortak ve büyük düşmana karşı işbirliği ihtiyacı giderek ağır basacak diye tahmin ediyor, umuyorum.

bozadi

Türkiye ile Rusya'nın (ve ilgili diğer müttefiklerin) ABD-İsrail'e karşı işbirliğinin güçlenmesiyle birlikte, bölge genelinde Kürtlerin en azından bir kısmının PKK'ya rağmen ABD-İsrail'e karşı sesini yükseltebileceğini tahmin ediyorum. Ayrıca Türkiye'de ister Erdoğan karşıtlığı nedeniyle ister bundan bağımsız nedenlerle olsun "NATO'cu" (Amerikancı) söylemlere veya fikirlere sahip kesimlerde de benzer bir Amerika karşıtı tavrın (ortak düşmana karşı birlik ruhunun) yükselebileceğini düşünüyorum.

Benim Rusya'ya (veya belki daha doğrusu Putin Rusya'sına) büyük bir sempati besliyor olmamın nedeni ABD'nin yerine dünyanın başına Rusya'nın geçmesi gerektiğine inanmam değil, ABD merkezli global şeytanlık düzenine karşı mücadelenin öncülüğünü Rusya'nın yapmakta olduğunu görüyor olmamdır. Eğer Rusya'nın temelde ABD'den bir farkı yoksa, sonu ABD gibi olur doğal olarak ama şimdilik böyle düşünmek için güçlü bir neden görmüyorum.

Dionysos

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com