Afrin'e hava operasyonu başladı (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 20:35:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#105
Kürtlerin, daha doğrusu YPG'nin ve YPG'yi kendi tam kontrolü altında tutmaya çalışan PKK'nın masumiyetle bir ilgisinin olmadığı açık. YPG'nin biraz meşruiyeti varsa, onu da kardeşi PKK'ya olan itaati sonucu tüketmiş oldu. YPG zamanında PKK'ya tavır alıp yolları biraz ayırmış olsaydı, şimdi bu durumlara düşmezdi bence ama maalesef PKK'nın bir uzantısı olmayı kabullenmiş anladığım kadarıyla. Her yerden Öcalan resimleri çıkıyor. Yahu bu Öcalan'ın MİT'le derin bağlantılarına dair sayısız ipucu ve kanıt çıktı, kendisi bizzat söylüyor ben devletle bağlantılı çalıştım diye. Ama bu Kürt hareketi nasıl çaresiz, nasıl yoz bir haldeyse, bu saçma sapan tabuları yıkamadı, aşamadı bir türlü. Alternatif Kürt hareketleri var ama onlar da PKK'nın gölgesi ve tehdidi altında etkisiz kalıyor. PKK'nın gücünün en büyük sebeplerinden biri ise ABD ve İsrail'le olan derin işbirliği. YPG de PKK'nın bu derin ve kirli bağlantılarının altında ezildi, kişiliksizleşti bence. PKK'nın da yönlendirmesiyle Amerika'yla "yoğun işbirliğine" girmek gibi bir hata yaptı ve şimdi bunun acı bazı sonuçlarıyla karşılaşıyorlar. Umarım Kürtler zorla ve tehditle kendilerini temsile soyunmuş bu ABD-İsrail soytarılarından hesap soracak varlığı/iradeyi gösterirler.

Erdoğan AKP'si Suriye topraklarında son derece tartışmalı yönleri olan operasyonları sürecinde Suriye devletinin "toprak bütünlüğüne" duyduğu saygıyı vurgulayıp duruyor. Ama AKP'nin bu saygıyı çok yakın zamanlarda duymaya başladığına dikkat çekmek istiyorum (Suriye'yi parçalamaya yönelik savaşta yenildikten sonra). Ve AKP nasıl Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı duymayı öğrendiyse, Suriye devletinin seçilmiş meşru liderine de saygı duymayı öğrenmek zorunda.

Neron

#106
Aslında akp bu cihadcı örgütleri silahlandırıp desteklerken Suriye'nin parçalanmasını değil, toptan rejimin değiştirilmesini hedefliyordu. Emevi camisinde namaz kılma esprisi buydu. Tabii korkunç hatalı bir politikaydı ve tutmadı.

"Suriye'nin seçilmiş ve meşru hükümeti" kısmı ise doğru değil. Esed kendi halkına karşı suçlar işlemiş bir liderdir ve pek seçilmiş olduğu da söylenemez. Ama ne olursa olsun, sonuçta Suriye devletinin şu an için başındaki kişi odur ve onun rejimi söz sahibidir. Bu nedenle mecburen onu muhatap almak gerekmektedir.

Bu da politikanın soğuk ve acımasız gerçekliği işte. Franco da 40 yıl diktatör olarak İspanya'nın başında kaldı. Eh, iç savaşı o kazanmıştı çünki. Bu nedenle o muhatap alındı. Şimdi de Esed muhatap alınmaya başlanıyor ve bu da doğaldır, doğrudur.
 

bozadi

#107
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Neron

Aslında akp bu cihadcı örgütleri silahlandırıp desteklerken Suriye'nin parçalanmasını değil, toptan rejimin değiştirilmesini hedefliyordu. Emevi camisinde namaz kılma esprisi buydu. Tabii korkunç hatalı bir politikaydı ve tutmadı.

"Suriye'nin seçilmiş ve meşru hükümeti" kısmı ise doğru değil. Esed kendi halkına karşı suçlar işlemiş bir liderdir ve pek seçilmiş olduğu da söylenemez. Ama ne olursa olsun, sonuçta Suriye devletinin şu an için başındaki kişi odur ve onun rejimi söz sahibidir. Bu nedenle mecburen onu muhatap almak gerekmektedir.

Bu da politikanın soğuk ve acımasız gerçekliği işte. Franco da 40 yıl diktatör olarak İspanya'nın başında kaldı. Eh, iç savaşı o kazanmıştı çünki. Bu nedenle o muhatap alındı. Şimdi de Esed muhatap alınmaya başlanıyor ve bu da doğaldır, doğrudur.

Esad bile isteye kendi halkına zarar verme amaçlı olarak hareket etmemiştir. Global şeytanlarca dünyanın dört bir yanından devşirilip üzerine salınan ve sıkça sivilleri canlı kalkan olarak kulanan yüzbinlerce "kiralık cihatçıya" karşı ülkesini savunurken kaçınılmaz olarak sivil kayıplar meydan gelmiştir. Eğer Esad kendi halkına bile isteye işkence etmeye meraklı olsaydı, halkının ve ordusunun bu kadar büyük bir kısmı onu destekliyor ve savunuyor olmazdı.

Bizzat CIA'nın yaptığı tahminlere göre özellikle savaş sonrasında bir seçim durumunda Esad'ın en az %70 oyla tekrar başkan seçileceğine dair haberler paylaşıldı. Bunu CIA araştırmaları söylüyor. Senin bu kadar kolay, bu kadar ucuz şekilde Esad'ı basitçe "halkına karşı suçlar işlemiş bir lider" diye tanımlayıp onun on yıllardır global şeytanların hem kendi ülkesindeki hem de bölgesindeki faaliyetlerine karşı gösterdiği paha biçilmez direnci görmezden gelme eğilimin, bizzat o global şeytanlarca yürütülülen kara propagandalara hizmet etme eğiliminden kaynaklanıyor. Burada kesinlikle seninle geçmişte farklı rumuzlar altında yürüttüğün benzer propagandaların tartışmasına zaman ayırmayacağım. Defalarca bu forumun kapısından kovulup hiç utanmadan gizlice bacadan girmeye çalıştın. Bunları görmezden gelmeye çalıştığım halde, daha önce kovulmana neden olan bu sinsi ve karanlık propagandaları yapmaya devam edeceksen, üyeliğini tekrar durdurmak zorundayım, çünkü senin bu saçmalıklarına tekrar tekrar cevap vererek zamanımı öldüremem. Esad karşıtı propagandanı başka mecralarda sürdürmen gerekir. Tekrar uyarmayacağım. Ve forumla ilişiğinin tekrar kesilmesi halinde, bundan sonra yeni bir kılıkla bu foruma sızmaya çalıştığını fark eder etmez, bu sefer hiç uyarmadan üyeliğini durdururum.

bozadi

#108
20 Şubat 2018

Türkiye, Esad'la doğrudan görüşsün


Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, "Afrin'deki durum Şam ve Ankara arasında doğrudan diyalogla çözülebilir" dedi.




Afrin'deki duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının Şam yönetimiyle doğrudan diyalog yoluyla korunabileceğini söyledi.

Moskova'da Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, Afrin'deki durumla ilgili "Türkiye'nin güvenlik çıkarları, Şam'la doğrudan diyalog yoluyla tamamen korunabilir" dedi.

Kaynak: OdaTV


bozadi

#109
Görünüşe göre Suriye birlikleri Afrin'e girmiş. Sonuçta Afrin Suriye'nin toprağı.

Erdoğan da Esad da ABD-İsrail karşısında Rusya'yla ilişkilerini giderek güçlendirdikleri için, anlaşma yolu bulunabilir. Belki bu sefer olmasa bile, bu anlaşmanın eninde sonunda olması gerekiyor. Bakalım taraflar nasıl bir performans ortaya koyacaklar.

bigsenfoni

#110
Rejim konvoyuna Aferin'e girmelerine 10 km kala uçaklar tarafından uyarı atışı yapılmış.U dönüşü yapmışlar.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Neron

#111
Muzipliğim depreşmişti yine. "Bakalım aradan geçen bu süre içinde bozadi bir nebze hoşgörü artışı kaydetmiş mi" diye test edeyim dedim. Dün başka bir üyenin Iran aleyhine sarfettiği olumsuz cümlelere sen biraz tahammül edebilmiştin. Bu da dikkatimi çekti. Ben de şansımı deneyeyim dedim. :)

Ama görünen o ki demokratik yaklaşım konusunda en ufak bir ilerleme olmadığı gibi, aksine daha büyük bir tepkiyle sonuçlandı bu muzip denemem.

Oysa ben Esed rejimiyle anlaşmak gerektiğinden söz ettim. Bunu sen de savunuyorsun. Ana konuda aynı görüşü savunuyoruz. Ben sadece Esed rejiminin kendi halkına karşı suçları olduğunu düşünüyorum. Bu da benim düşüncem. Buna da hakkım var sanırım.

Ama bu düşüncemi ifade etmemi bile hemen yasaklamaya kalkıyorsun.

Buna gerekçen ise ilginç: "global şeytanların propagandasına hizmet etmek."

Eskiden muhalif fikirler başka gerekçelerle yasaklanırdı: "komünizm propagandasına hizmet"... "faşizm propagandasına hizmet"... "şeriat propagandasına hizmet"...

Ben Esed ile anlaşılsın diyorum. Global şeytanların da fikri bu mu yani?

Neyse, ben bu konuyu uzatmak niyetinde değilim. Tartışma ortamı olmadığı görülüyor. Ayrıca ben artık forumda yazma isteğinde değilim de.

Zaten bütün forumlardan tamamen çekilmiştim geçen aylarda. Hatta bu forumda da bir ara yazan sevgili Işıklı düşler de benim başka bir forumda yazdığım forumlara veda yazımı okumuştur.

Bu forumu dışarda bırakmıştım. Burası benim için polemik ve tartışma yeri değil, çok farklı bir alanda bir şeyler öğrenme yeriydi. Bazan merak ettiğim şeyleri soruyordum. Bazan da fikrimi açıklıyordum.

Artık merak ettiklerimi orjinal forumda belki sorarım. Burada bir daha yazmak istemiyorum ve yazmayacağım.

Ancak bana sarf ettiğin şu "defalarca bu forumun kapısından kovulup hiç utanmadan gizlice bacadan girmeye çalıştın" lafın çok ayıp bir laf. O olaylarda utanması gereken ben değilim, sensin. Haksız yere attın forumdan. Bunun bir nedeni de benim, sizin eski ekipten birisi olduğumu sanmanızdı. Oysa ben onlardan biri değildim. O dönemdeki tartışmalarınızı bile bilmiyorum.

Ayrıca ben foruma gizlice girmedim. IP adresimden tanınacağımı bilerek ve kendimi gizlemeden girdim. Eski olayı sorun etmediğim için, ego problemim olmadığı için tekrar girdim. Amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemek olduğu için böyle davrandım.

Şimdi de dikkat ediyorsan, bu son olay nedeniyle senin üzerine gitmiyorum ve sakin bir üslupla yazıyorum. Oysa bilen bilir, diğer forumlarda çok etkili bir tartışmacıydım. Ama senin hatrın var. Sebebi de senin celseleri çeviren kişi olmandır. Bu nedenle bu son ayıbını da affediyorum.

Ama sen 5. Yoğunluğa gidince bana karşı bu haksızlıkların ve ayıbınla nasıl baş edeceksin, o da senin bir sorunun! :)

Hoşçakalın...
 

bozadi

#112
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Neron

Muzipliğim depreşmişti yine. "Bakalım aradan geçen bu süre içinde bozadi bir nebze hoşgörü artışı kaydetmiş mi" diye test edeyim dedim. Dün başka bir üyenin Iran aleyhine sarfettiği olumsuz cümlelere sen biraz tahammül edebilmiştin. Bu da dikkatimi çekti. Ben de şansımı deneyeyim dedim. :)

Ama görünen o ki demokratik yaklaşım konusunda en ufak bir ilerleme olmadığı gibi, aksine daha büyük bir tepkiyle sonuçlandı bu muzip denemem.

Oysa ben Esed rejimiyle anlaşmak gerektiğinden söz ettim. Bunu sen de savunuyorsun. Ana konuda aynı görüşü savunuyoruz. Ben sadece Esed rejiminin kendi halkına karşı suçları olduğunu düşünüyorum. Bu da benim düşüncem. Buna da hakkım var sanırım.

Ama bu düşüncemi ifade etmemi bile hemen yasaklamaya kalkıyorsun.

Buna gerekçen ise ilginç: "global şeytanların propagandasına hizmet etmek."

Eskiden muhalif fikirler başka gerekçelerle yasaklanırdı: "komünizm propagandasına hizmet"... "faşizm propagandasına hizmet"... "şeriat propagandasına hizmet"...

Ben Esed ile anlaşılsın diyorum. Global şeytanların da fikri bu mu yani?

Neyse, ben bu konuyu uzatmak niyetinde değilim. Tartışma ortamı olmadığı görülüyor. Ayrıca ben artık forumda yazma isteğinde değilim de.

Zaten bütün forumlardan tamamen çekilmiştim geçen aylarda. Hatta bu forumda da bir ara yazan sevgili Işıklı düşler de benim başka bir forumda yazdığım forumlara veda yazımı okumuştur.

Bu forumu dışarda bırakmıştım. Burası benim için polemik ve tartışma yeri değil, çok farklı bir alanda bir şeyler öğrenme yeriydi. Bazan merak ettiğim şeyleri soruyordum. Bazan da fikrimi açıklıyordum.

Artık merak ettiklerimi orjinal forumda belki sorarım. Burada bir daha yazmak istemiyorum ve yazmayacağım.

Ancak bana sarf ettiğin şu "defalarca bu forumun kapısından kovulup hiç utanmadan gizlice bacadan girmeye çalıştın" lafın çok ayıp bir laf. O olaylarda utanması gereken ben değilim, sensin. Haksız yere attın forumdan. Bunun bir nedeni de benim, sizin eski ekipten birisi olduğumu sanmanızdı. Oysa ben onlardan biri değildim. O dönemdeki tartışmalarınızı bile bilmiyorum.

Ayrıca ben foruma gizlice girmedim. IP adresimden tanınacağımı bilerek ve kendimi gizlemeden girdim. Eski olayı sorun etmediğim için, ego problemim olmadığı için tekrar girdim. Amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemek olduğu için böyle davrandım.

Şimdi de dikkat ediyorsan, bu son olay nedeniyle senin üzerine gitmiyorum ve sakin bir üslupla yazıyorum. Oysa bilen bilir, diğer forumlarda çok etkili bir tartışmacıydım. Ama senin hatrın var. Sebebi de senin celseleri çeviren kişi olmandır. Bu nedenle bu son ayıbını da affediyorum.

Ama sen 5. Yoğunluğa gidince bana karşı bu haksızlıkların ve ayıbınla nasıl baş edeceksin, o da senin bir sorunun! :)

Hoşçakalın...

Güle güle.

bozadi

#113
20 Şubat 2018

Hüsnü Mahalli'den Beşar Esad ve PYD hakkında kritik iddia


Suriye ordusuna bağlı 'Halk Güçleri'nin Afrin'e gireceğine ilişkin Suriye devlet televizyonunda çıkan haberleri değerlendiren bölge uzmanı, yazar Hüsnü Mahalli, Ankara'dan gelen ciddi mesajlar üzerine Suriye ordusunun Afrin'e girişi konusundaki ısrarını artırdığını söyledi.




"Suriye ordusu gelsin" diyen PYD'nin "biz de Suriye'nin parçasıyız" imajı yaratmak istediğini belirten Mahalli, Şam ile PYD arasında nihai anlaşmanın sağlanıp sağlanmadığına ilişkinse temkinli olduğunu belirtti. "Şam hükümeti PYD'den elindeki ağır silahları isteyecektir veya bu örgüte 'benimle birlikte hareket et' diyecektir" diye konuşan Mahalli'ye göre net tabloyu anlamak için biraz daha beklemek gerekiyor.

BELİRLEYİCİ DİNAMİKLER NELER?

TSK ile Suriye ordusu arasında bir sıcak temas beklemek gerçekçi değil. "Eğer Şam hükümeti böyle bir karar veriyorsa Moskova da devrede demektir" diyen Mahalli'ye göre bundan sonraki süreçte Rusya'nın dengeleyici rolünü ne kadar sağlıklı oynayabileceği ve Türkiye'nin El Nusra ile ilişkileri belirleyici olacak.

TSK'nın İdlib'deki gözlem noktalarına ilerlerken El Nusra bölgelerinden geçtiğini hatırlatan Mahalli, Rusya ve Suriye'nin El Nusra'yı "terörist" olarak gördüğünü de vurgulayarak taraflar arasındaki çelişkide Ankara'nın nasıl adım atacağının önem kazandığını belirtti. "Afrin gibi küçük bir alana nazaran İdlib'in daha ciddi bir mesele olduğu" görüşünü paylaşan Suriye uzmanı Mahalli, sürecin İdlib üzerinden şekilleneceğini savundu.

TÜRKİYE VE BÖLGE AÇISINDAN ESAS TEHDİT UNSURU...

Hüsnü Mahalli, Türkiye ve bölge açısından esas tehdit unsurunun kim olduğu yönündeki soruya ise "Asıl risk Fırat'ın doğusunda 13 üsse sahip ABD'dir" şeklinde yanıt verdi. Suriye ordusunun hamlesiyle meydana gelebilecek yeni çatışma ve gerginliklere ilişkin Batı'nın nasıl pozisyon alabileceğini sorduğumuz Mahalli, "Denklemin içinde Batı, yani Avrupa yok. Belirleyici olan Rusya'dır ve dolayısıyla İran'dır" yanıtını verdi.

Kaynak: mynet


bozadi

#114
Evet, bugün bazı videolarda Afrin'e girdiği veya yaklaştığı gösterilen güçler Suriye ordusu değil, Esad yanlısı bazı milis güçlermiş. Ve geçecekleri yolun Türk birlikleri tarafından topa tutulması nedeniyle geri dönümüşler gibi görünüyor. Söz konusu milisler bu hareketi Suriye ordusuna / Esad'a danışarak mı yaptılar, niye yaptılar, nasıl yaptılar bilmiyorum ama Mahalli'nin anlattıklarından anladığım kadarıyla YPG ile Suriye yönetimi arasındaki pazarlık henüz bitmemiş. YPG büyük ihtimalle Afrin'deki ağır silahlarını ve resmi yönetim binalarını devlete teslim etmek istemeyeceği için böyle bir anlaşma çok zor görünüyor.

Bir de, bazı haberlerde Rusya'nın daha önce Türkiye'ye Suriye ordu birliklerinin Afrin'e girmeyeceği konusunda bir güvence verdiği söyleniyor.

Bence Erdoğan Esad'la (ve Esad Erdoğan'la) diplomatik görüşme ve uzlaşma yolunda samimi bir çaba harcamadıkça, lüzumsuz bir gerilim sürüp gidecek ve bu iki devletin de lehine olmayacaktır. Bu kısa sürede gerçekleşmeyebilir ama eninde sonunda olmak zorunda bence.

Erdoğan'ın Suriye'deki tek derdinin YPG-PKK olduğunu hiç sanmıyorum. Rusya, İran ve Hizbullah gibi güçlü destekçileri olan Esad'ı tek başına (veya ÖSO'yla) devirme şansı olmadığı halde, sanki hala bu yönde bir niyeti varmış gibi görünüyor. Sanırım biraz da Esad'la pazarlığa eli güçlü girmek, üstün/güçlü görünmek için yapıyor bunu. Hayırlısı bakalım.

bozadi

#115
Dün Afrin'e giren (veya girmeden engellenen veya bir kısmının girdiği söylenen) Esad yanlısı milislerin İran destekli Şii güçler olduğuna dair haberler var. İçimden bir ses bu grupların hem Suriye'den hem de İran'dan biraz fazla bağımsız hareket ederek işgüzarlık ettikleri yönünde. Yani kendi başlarına karar alarak Türkiye'ye karşı "provokatif" bir tutum sergilemiş gibi görünüyorlar. Bu pek soğunkkanlı ve akıllıca bir adım değil muhtemelen. Eğer Esad veya resmi İran güçleri bu hareketin farkındaydılar ve özellikle engellemedilerse, bir tür "nabız yoklama" ve "uyarı" için yapmış olabilirler.

Türk askerinin Suriye'ye girmiş olmasından İran'ın belki Suriye'den bile daha fazla rahatsız olmuş olması mümkündür gibi göründü bana. Yani elbette Esad da çok rahatsız ama Rusya'nın garantörlüğüne güveniyor. Ve açıkçası ben de Rusya'nın kolay kolay yanlış yapmayacağını, durumun büyük ölçüde kontrol altında olduğunu düşünüyorum. Mükemmel olmayabilir ama bu süreç eğer istendiği gibi giderse Türkiye ile Suriye arasında resmi olarak kapalı olan diplomasi kapısını tekrar aralayabilir. Rusya'nın bütün yapmaya çalıştığı da bu. Öyle olması İran'ın da işine gelir uzunvadede ama nedense kısavadede İran'ın ciddi bir rahatsızlığı var gibi görünüyor; bu konuda Rusya kadar soğukkanlı ve akıllı değil gibi. Özellikle de kısa bir süre öncesine kadar Erdoğan'ın Suriye'deki yangını var gücüyle körüklemiş olduğunu ve İran başta olmak üzere Şii güçlerin bölgedeki varlığından ve başarılarından nefret ettiğini bildikleri için, Suriye Savaşının en kritik noktalarında bile doğrudan giremediği Suriye'ye şimdi Rusya'nın izin ve kontrolü dahilinde adeta elini kolunu sallaya sallaya giriyor ve şüpheli bazı hareketler yapıyor olmasından ve Esad'ı tanımıyor ve hala kötülüyor olmasından son derece rahatsızlar. Sonuçta global faşistlerin sponsorluğunda dünyanın dört bir yanından Suriye'ye doluşturularak Esad yönetiminin üzerine salınan yüz binlerce kiralık "cihat" (!) zombisinin yenilgiye uğratılmasında, yani Esad Suriyesinin kurtarılmasında İran'ın çok büyük bir rolü var ve daha düne o kadar o cihatçı zombi sürülerini var gücüyle desteklemiş olan ve üstelik ÖSO bağlamında hala desteklemeye devam eden Erdoğan'ın Suriye'de askeri olarak at koşturmasından çok rahatsız oldular. Ve neredeyse açık açık Türkiye'ye karşı YPG'yi desteklemeye hazır ve istekli bir halleri var.

Aslında Esad da YPG'nin Suriye devleti aleyhine ABD'yle yaptığı işbirliğine rağmen, ne genel olarak Suriye Kürtlerini, ne de özel olarak YPG'yi kesin bir şekilde karşısına alma niyetinde değil gibi görünüyor. Daha önce ifade etmeye çalıştığım gibi, bunun nedenlerinden biri Kürtlerin ve örgütlerinin de cihatçılardan çok çekmiş ve onlara karşı savaşmış olmasıdır. Esad'ın bence haklı nedenlerle en çok nefret ettiği kesim, "cihatçı" denen, büyük çoğunluğu global faşistlerin satılık/kiralık piyonu olarak silahlandırılıp Esad'ın üzerine salınan zombi sürüleri. YPG kesinlikle o gruplardan biri olmadığı gibi onlara karşı büyük bir mücadele de gösterdi ve bu nedenle de Esad'ın YPG'ye ve Kürtlere sempati duymak için makul bazı nedenleri var. Ama YPG ABD'yle kirli bir işbirliğine girdiği için de bu sempatinin oldukça sınırlandığına ve bazen tamamen askıya alındığına da şüphe yok. Ve Esad'ın, Erdoğan'ın Suriye'de Suriye devlet yönetimine karşı "kabadayılık" yapmasına mahal vermemek için, YPG dahil her türlü karttan yararlanmaya çalışacak olmasına da şaşırmamak lazım.

İşin garibi, bana öyle geliyor ki, Rusya'nın Esad'a rağmen Erdoğan'a Suriye'ye girme ve belirli bazı askeri faaliyetlerde bulunma konusunda izin vermiş olmasının sebeplerinden biri, Erdoğan'ın biraz başını okşayarak, Suriye konusundaki ukdesini (Suriye savaşı yenilgisi) biraz hafifletmesini, içini boşaltmasını, nefsini bir ölçüde tatmin etmesini sağlamak olabilir. Ve bu izin bir yandan çok tehlikeli, bir yandan da çok olumlu bir fırsat yaratıyor aslında. Tehlikesi, Erdoğan'ın nefsine/egosuna aşırı uyarak ve kendisine Suriye'de belirli askeri operasyonlar yapma konusunda gösterilen müsamahayı fazla suistimal ederek Suriye devlet yöneimine / ordusuna saldırması, bu anlamda daha önce dolaylı yollarla yapılan Türkiye - Suriye savaşının şimdi açık ve resmi bir savaş haline gelmesi. Ama bu tehlikenin veya riskin gerçekleşme ihtimali çok yüksek görünmüyor, çünkü Türkiye Rusya'nın, İran'ın, Hizbullah'ın ve çeşitli başka Şii milis grupların koruması altındaki Esad yönetimini daha önce ABD ve müttefiklerinin yoğun saldırısı sırasında deviremediyse, bu saatten sonra da deviremeyeceği açık. Rusya'nın özel ve kısıtlı izniyle girdiği topraklarda Rusya'nın iradesiyle savaşamaz. Ancak ve ancak Rusya'yı aldatıp Amerika'yla derin ve çok kirli bir işbirliğiyle birşeylere kalkışabilir ama Rusya'nın bu ihtimali gözardı ettiğini ve buna karşı dikkatli ve hazırlıklı olmadığını hiç sanmıyorum. Ayrıca Erdoğan'ın kendisi de Amerika'yla artık aynı yatağa girmek istemeyecektir bence, çünkü Amerikan karşıtı tavırdan siyasi olarak epeyce nemalandı Türkiye'de (bence afiyet şeker olsun, yeter ki o yönde devam etsin), şimdi o konuda 180 derece dönüş yaparsa, bence bu Erdoğan AKP'sine çok ama çok pahalıya patlar.

Dolayısıyla, Türkiye Suriye'de tüm bu askeri faaliyetleri yürütürken ve bu konuda iştahı çok açıkken, eninde sonunda ya Esad'la uzlaşmak, ya da şansını yanlış şekilerde fazla zorlaması ve gösterilen müsamahayı aşırı suistimal etmesi halinde, Rusya'nın kontrolünde Suriye'den girdiği gibi çıkmak zorunda olacak.

bona fide

#116
türkiyenin yaptığı daha doğrusu erdoğanın yaptığı oy ve itibar için taşeronluk. membiçtede aynısı olacak o yuzden askerleri fazla harcayıp durmasın. adnan tarıverdi suriyeye militan yetiştirmeyi bıraksın suriye rusya iran kendi uğraşsın daeşle ypg ile. asıl aptal iran endişenlensin abd destekli ypg den.
 

bozadi

#117
22 Şubat 2018

Güç oyunu


Muharrem Sarıkaya




DEAŞ'ın kaybetmesi sonrası Suriye sahasında bugün ortaya çıkan, güç boşluğunu doldurma oyunundan öte değil.

Sahada olan güçlerin hemen hepsi pozisyon kaybetmek istemiyor, fırsatı gördüğü her boşluğa yerleşmeye çalışıyor.

Sahadaki ABD, Rusya ve İran, hatta Hizbullah, topraklarına ve askerine doğrudan zarar gelmemesinin rahatlığı içinde stratejisini vekâlet verdiği taşeronları aracılığıyla oynuyor.

Bu nedenle Türkiye ve Şam dışında bu gelişmelerden doğrudan etkilenen başka ülke yok...

Belki bundan, iç savaş başladığı günden beri tarafların "yeni dünya sistemi"ne uygun ilişkilerinin etkisi de her adımda Ankara ve Şam'a yansıdı.

Hele ki sahadaki güçlerin bir alanda savaştığıyla diğer cephede ittifak yapmaktan çekinmiyor olması da süreci içinden çıkılmaz bir hale getirdi.

Buna taraflardan birinin, bir sahada elde ettiği kazanımla öteki bölgeyi tehdit etmesi eklendi.

Tahterevallinin çalışma dinamiğine benzer şekilde al-ver yöntemiyle de her şeyin dengelendiği yerde çözüm yaratıldı.

AFRİN'E GİRENLER

Bunun en iyi örneği, son günlerde Afrin kent merkezi çevresinde yaşananlar.

İran, Zahraa bölgesindeki hâkimiyetini korumak için, daha 2 hafta önce Deyrizor bölgesinde çatışıp çok sayıda kaybına neden olan PYD/YPG ile işbirliği yapmaktan kaçınmadı.

Daha ilerisi Irak'taki Haşdi Şabi benzeri Suriyelilerden oluşturduğu Liva El-Bekir bünyesindeki paramiliter milisleri, PKK desteğindeki PYD/YPG'yi korumaya yolladı.

Afrin kent merkezinde oluşan boşluğu kontrolündeki güçlerin doldurmasının yöntemini aradı.

Bölgedeki her adımı bilen Rusya ise akil adam kimliği içinde Şam'ı teskin etti; Afrin'e ordu birliklerinin girmediği haberini Ankara'ya ulaştırdı; İran'ı açığa düşürdü.

Çünkü Rusya bölgede elde ettiği kazanımların bir anda uçup gitmesini istemiyor; Türkiye tehdidini gösterip bir yandan PYD'yi Şam'ın kucağına iterek Fırat'ın doğusunda ABD'nin kontrolünü sarsıyor.

Diğer yandan da Türkiye ile Şam'ın yakınlaşması için taşları temizliyor.

ANKARA'NIN KOZLARI

Ankara da bu aşamada boş durmadı; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın hemen her konuşmasında altını çizdiği İdlib kozunu masaya sürdü.

Bunu da uzun uğraşlar sonucu İdlib'de muhalif grupları bir araya getirerek gerçekleştirdi.

Bölgede güçlü olan Nurettin Zengi ile Ahrar-uş Şam ve Türkiye'nin yanında yer alan muhalif grupları birleştirdi.

Güç birliği aslında El Nusra bağlantılı Hayat Tahrir Şam (HTŞ) ile Nurettin Zengi arasındaki çatışmanın ateşini yükseltirken, Şam ve Rusya açısından yeni durum yarattı.

Çünkü Rusya'nın aracılığı ve Türkiye'nin telkiniyle muhaliflerin anlaşmalı şekilde Şam yönetimine terk ettiği Halep sorununu canlandırır.

Yani, ortaya konulan PYD/PKK güçlerinin silahlarını teslim edip terk etme planı dışında Afrin'e yapılacak korumaya dayalı müdahale Halep'teki sorunu hortlatır.

Böyle bir durum İdlib'deki çatışmasızlık sürecinin bozulması, daha önemlisi Afrin'de iki savaşın başlaması anlamına gelir.

Hem PYD hem de Şam yönetimiyle Afrin'de yaşanacak çatışma da farklı kanallarda denklemi yeniden kurdurur.

Bu da şu an oluşmuş bütün dengeleri ve hesapları altüst eder.

Son günlerde Ankara ile Şam arasında istihbarat birimlerinin doğrudan ilişkisinin gerisinde de ortaya çıkabilecek zorluğu gidermek yatıyor.

Kaynak: HaberTürk


bozadi

#118
22 Şubat 2018

ABD öncülüğündeki koalisyondan itiraf: Operasyonlarda 841 sivil öldü


ABD öncülüğündeki IŞİD'le mücadele koalisyonu, Irak ve Suriye'de şimdiye kadar gerçekleştirilen saldırılarda 800'ün üzerinde sivilin hayatını kaybettiğini itiraf etti.




Koalisyondan konuyla ilgili yapılan açıklamada, "Erişime açık bilgilere dayanarak operasyon ortak karargâhı, Doğal Kararlılık Operasyonu'nun başlangıcından bu yana koalisyonun saldırılarında en az 841 sivilin kasıtsız olarak öldürüldüğünü değerlendiriyor" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada ayrıca sivil halk arasındaki kayıplara ilişkin 485 mesajınsa hala değerlendirildiği kaydedildi.

Koalisyon geçtiğimiz ay sonu operasyonun başından bu yana 830 sivilin öldüğünü açıklamıştı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#119
23 Şubat 2018

"Amerika'ya 'Osmanlı Tokadı' atacaklardı Merkel'den 'Alman Terliği' yediler"


Temel Karamollaoğlu, Almanya ile görüşmelerin ardından gazeteci Deniz Yücel'in tahliye edilmesine değindi ve eleştirilerde bulundu.




Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Almanya ile görüşmelerin ardından gazeteci Deniz Yücel'in tahliye edilmesine değindi ve eleştirilerde bulundu.

Karamollaoğlu sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Biz elbette, suçsuz yere, haksız yere kimsenin hapis yatmasını istemeyiz. Ancak Deniz Yücel, Merkel görüşmesinin ardından bir günde serbest bırakıldı. Hiç kimse kusura bakmasın; kızmasın, darılmasın... Amerika'ya 'Osmanlı Tokadı' atacaklardı; Merkel'den 'Alman Terliği' yediler" dedi.

"ADALET RAFA KALDIRILDI"

Saadet Partisi lideri Karamollaoğlu açıklamalarına şöyle devam etti:

"Ne yazık ki Merkel'le yapılan görüşmenin hemen akabinde böyle bir gelişmenin yaşanması, zaten zedelenmiş olan adalet duygusunu yeniden tartışma konusu yaptı.

Bugün suçsuz olduğu ortaya çıktığı halde hala işe iade edilmeyen, hatta hapis yatan binlerce KHK mağduru var. Hala 28 Şubat'ın zulmüne maruz kalarak içeride yatan masumlar var. Hepsi adalet bekliyor.

Bu insanların adalete kavuşması için illa arkalarında bir Merkel mi olmalı? Bugün Türkiye'de ne yazık ki adalet rafa kaldırılmıştır. Yaşananlar bunu teyit etmektedir."

"MUHALİF OLDUKLARI İÇİN..."

"Sırf hükümete muhalif oldukları için vakıflar kapatılmakta, hocalar tutuklanmakta. Suçları ne? Muhalif olmak, hükümet icraatlarını tenkit etmek" diyen Karamollaoğlu "Daha önce söyledim, yine söylüyorum; Koçi Bey Risalesinde der ki; 'Devlet küfür ile ayakta durur ama zulüm ile ayakta durmaz.' Çünkü, 'Adalet mülkün temelidir. Mülk ise devlettir'" ifadelerini kullandı.







Kaynak: OdaTV