İdlib'te provokasyon hazırlığı (24.08.2018)

Başlatan bozadi, 24 Ağustos 2018, 19:37:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#15
08 Eylül 2018

Rusya kimyasal kışkırtmanın tarihini verdi:
 Bu akşam düğmeye basacaklar!


Bir süredir Batılı güçlerin İdlib'te kimyasal kışkırtma hazırlığında olduğu konusunda uyaran Rusya, bu kez tarih verdi. Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye'ye müdahaleye zemin hazırlamak için hazırlanan kışkırtmanın bu akşam devreye sokulacağını duyurdu.




Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, İdlib'deki teröristlerin kimyasal saldırı provokasyonu hazırlıklarını neredeyse tamamladığını, provokasyonun başlangıç sinyalinin 'Suriye devriminin bazı yabancı dostlarından' özel bir ekibin gelmesi olacağını duyurdu.


Kimyasal silah kışkırtmasına çocukları da alet ettiler



DÜN BULUŞTULAR

Tahrir el Şam örgütü, Türkistan İslam Hareketi ve Beyaz Miğferler grubu liderlerinin kimyasal saldırı provokasyonunda koordine olmak için dün bir araya geldiğini bildiren Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Sputnik'in aktardığına göre şu bilgileri paylaştı:

"Grup liderlerinin görüşmesinde Suriye ordusu tarafından sivillere karşı İdlib'in Cisr eş Şuğur, Serakab, Taftanaz ve Sarmin bölgelerinde kimyasal silah kullanıldığı mizansenlerinin videolarının senaryoları üzerinde anlaşıldı.''

Aşamalı yürütülecek provokasyonda yer alacak tüm tarafların 8 Eylül akşamında hazır olmasının kararlaştırıldığını belirten Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü, İdlib vilayetinde teröristlerin provokasyonunun pratikte başlama sinyalini, 'Suriye devriminin bazı yabancı dostlarından' özel bir ekibin vereceğini ifade etti. Konaşenkov, Rusya Savunma Bakanlığı'nın Suriye'deki durumu ve Ortadoğu'daki farklı ülkelerde bulunan silahlı grupların eylemlerini dikkatle takip etmeye devam ettiğini vurguladı.



Suriye'de Beyaz Kasklılar'a ait film stüdyosu bulunmuştu...



'İNGİLTERE'NİN TOMAHAWK FÜZELİ DENİZALTISI CEBELİTARIK BOĞAZI'NDAN GEÇTİ'

Öte yandan Rus basınının aktardığına göre, İngiltere'nin yurtdışındaki donanma faaliyetlerini gözlemleyen kaynakları, İngiliz Kraliyet Donanması'na ait Talent nükleer denizaltısının, bugün 10 kruz füzesiyle birlikte Cebelitarık Boğazı'ndan geçtiğini bildirdi.

'ABD İLE MÜTTEFİKLERİ AKDENİZ'E YIĞINAK YAPIYOR'

Cebelitarık Boğazı'ndan önceki günlerde 12 Tomahawk füzeli Newport News denizaltısının da geçtiği aktarılmıştı.

Rusya Savunma Bakanlığı, daha önce İdlib'de teröristlerin kimyasal saldırı provokasyonu hazırladığını, ABD, Fransa ve İngiltere'nin daha sonra bu bahaneyle Suriye'yi vurmak istediği uyarısını yapmıştı. Konaşenkov, ABD'nin Suriye'ye saldırı için 28 Tomahawk kruz füzeli destroyer gemisi Ross'un 25 Ağustos'ta Akdeniz'e girdiğini bildirmişti.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#16
09 Eylül 2018

İdlib'de ateşkes kime yarar?


İsmet Özçelik




Tahran'da gerçekleştirilen Putin, Erdoğan, Ruhani zirvesi canlı yayınlandı. Pek alışık olduğumuz bir durum değil. İçerde konuşulanları öğrenmek için CIA neler vermezdi. Ama naklen öğrendi.

Bu işte bir gariplik olduğu kesin!

ERDOĞAN'IN TAVRI

Zirvede Erdoğan'ın tavrı dikkat çekiciydi. Israrla İdlib'de ateşkes istedi. Putin'in "El Nusra imasına" rağmen tavrını sürdürdü. Ateşkes konusu sonuç bildirisine girmedi.

Ama Erdoğan'ın ateşkes ısrarı merak konusu oldu.

Kimle kim arasında ateşkes!

Bir yanda terör örgütleri, diğer yanda topraklarını silahlı teröristlerden temizlemek isteyen Suriye devleti.

Türkiye kimin yanında.

Terörden büyük acılar çeken böyle mi yapmalı?

KİM İSTİYOR?

İdlib'den gelen haberlere bakılırsa, özellikle Suriyeli olmayan teröristler panik içinde. Bir kısmı canlarını kurtarma derdine düşmüş. Bireysel kurtuluş arayışında.

ABD'nin kontrol ettiği terör grupları ise zaman kazanma peşinde.

Şehirde büyük telaş yaşandığı konuşuluyor.

Peki bu ortamda ateşkesi kim istiyor?

Başta yabancı teröristler.

İyice sıkışan ABD'nin kontrol ettiği gruplar.

Suriye'nin kesinlikle taviz vermediği terör örgütleri.

Biz ateşkes isterken kimlerle yan yana düştüğümüzün farkında mıyız?

KİME YARAR?

Uzun yıllar PKK ile mücadele etmiş üst düzey komutanlar aradı. Şırnak'ta, Hakkari'de, Van'da, sınır ötesinde, ... görev yapmış isimler.

"Ateşkes" konusunda uyarılarda bulundular.

Geçmişte PKK'nın ateşkes dönemlerini hatırlattılar. Terör örgütünün ateşkes dönemini "nefes almak" ve yeniden saldırıya geçmek için kullandığını ifade ettiler. PKK'nın her ateşkes döneminden sonra daha gelişmiş silahlarla güvenlik güçlerinin karşısına çıktığını bildirdiler.

"Ateşkes kesinlikle terör örgütlerine yarar" dediler.

MESAJLAR

Erdoğan zirve sonrası sosyal medyadan 5 dilde mesaj yayınladı. "Rejimin çıkarları uğruna oyunun ortağı ve seyircisi olmayacaklarından" söz etti.

5 dilden biri de İngilizce. Yani Amerikalıların kullandığı dil.

Bu politika Fırat'ın doğusuna yerleşen ABD ve PKK/PYD'yi de rahatlatıyor.

NEDEN?

Daha önce Damat Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Londra'dan ABD'ye yönelik "yumuşak" açıklamalar yapmıştı.

Tahran zirvesi sonrasında Erdoğan ABD'nin de hoşuna gidecek ifadeler kullandı. Erdoğan'ın zirvedeki İdlib operasyonunu engelleme ve ateşkes çabaları "not edilmişe" benziyor. Sonrasında sosyal medyada yaptığı açıklamalardan da memnun oldukları anlaşılıyor.
ABD yönetimine yakın ekiplerin sosyal medya mesajları ve yaptıkları yorumlar bu yönde. Astana sürecinde gedik yaratma umutları doğmuş gibi...

DERT SICAK PARA MI?

Erdoğan'ın tavrı tartışılıyor.

Piyasalarda, "Hükümet zorda. 7 ay dayanması zor. Yerel seçimler öncesinde mutlaka sıcak para bulması lazım. Para için de Amerika'nın onayına ihtiyacı var. Erdoğan son açıklamaları ile Amerika'ya mesaj veriyor" yorumu yapılmaya başladı.

Hükümet bu politika ile Amerika'nın kontrol ettiği finans kuruluşlarından sıcak para bulabilir mi?

Zor. Para bulsan bile maliyetinin Türkiye'nin kaldıramayacağı kadar yüksek olacağı kesin.

ABD almadan vermez..!

Amerika'ya elini verdin mi kolunu kurtaramazsın.

GÜVEN SORUNU

Türkiye'nin dostlarıyla güven sarsıcı eylemlerden kaçınmaya, güven arttırıcı önlemlere ihtiyaç var. Erdoğan'ın tavrı kendi ülkelerinde onu savunan yönetimleri de zora sokuyor.

Artık Türkiye için ABD defteri kapandı. Bütün hesaplar buna göre yapılmalı. İki tarafı da idare etmeye kalkanlar her iki tarafı da kaybeder.

Türkiye, Suriye konusunda 2011 yılından beri büyük hatalar yaptı. Yaşananlarda bu hataların büyük rolü oldu.

Artık yeni hatalara tahammülümüz yok!

Hem de hiç yok.

Bunu yine yaşayarak öğrenmeyelim..!

Kaynak: Aydınlık


gerçek tosun paşa

#17
"GÜVEN SORUNU

Türkiye'nin dostlarıyla güven sarsıcı eylemlerden kaçınmaya, güven arttırıcı önlemlere ihtiyaç var. Erdoğan'ın tavrı kendi ülkelerinde onu savunan yönetimleri de zora sokuyor.

Artık Türkiye için ABD defteri kapandı. Bütün hesaplar buna göre yapılmalı. İki tarafı da idare etmeye kalkanlar her iki tarafı da kaybeder.

Türkiye, Suriye konusunda 2011 yılından beri büyük hatalar yaptı. Yaşananlarda bu hataların büyük rolü oldu.

Artık yeni hatalara tahammülümüz yok!

Hem de hiç yok.

Bunu yine yaşayarak öğrenmeyelim..!"

Çok net biçimde bunu forumdan uzun süredir dile getirdik. Ben bu davranışların sıcak para sorunuyla ilgisinin çok çok yüksek olduğunu düşünsem bile ufaktan sinirleniyorum da. Astana sürecinde tabir edildiği gibi "gedik" açılmasının daha büyük sıkıntıları başlatacağını düşünüyorum. Şu an oldukça kritik bir dönemdeyiz. Suriye üstünde fesat bulutlar geziyor. Cumhurbaşkanı eğer iki tarafı idare edebileceği vehmine düşerse, Putin sert siyasi tepki vereceği gibi ABD'de hiç kucaklayıcı olmaz.

bozadi

#18
Yorumlarına katılıyorum GTP.

bozadi

#19
10 Eylül 2018

'Gizli Amerikacılar maskeyi çıkardı'


İsmet Özçelik




Tahran Zirvesi "mihenk taşı" oldu. Zirvede yaşananlar ve Erdoğan'ın tavrı bazılarını cesaretlendirdi. "Gizli Amerikancılar" ortaya çıkıverdi.

Özellikle 15 Temmuz ABD/FETÖ darbe girişimi sonrasında üstlerini örtmeyi başaranlar ilk fırsatta kendilerini açık etti. Erdoğan'ın zirvedeki yanlışlarını kendilerine kalkan yapıp harekete geçtiler. İdlib üzerinden Rusya ve İran'a saldırıya başladılar. Erdoğan'ın Rusya ve İran'la dostluğa vurgu yaptığı konuşmalarını pas geçenler, görmezden gelenler, Astana sürecinde ufak bir kriz ortaya çıkınca aslan kesildiler. Astana sürecinde çatlak yaratmak için hemen devreye girdiler.

KÖŞE YAZILARI

İki gündür gazete köşelerinde yazılanlara, televizyon ekranlarında söylenenlere bakıyorum. Irak işgali öncesinde ABD tanklarına binip yayın yapanları hatırladım. İşgal öncesinde, işgal sırasında ve sonrasında yaptıkları gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Onlar için "İliştirilmiş gazeteciler" denmişti. Tahran Zirvesi sonrasında ortaya çıkan manzara, "iliştirilmiş gazeteci" adaylarının epeyce çok olduğunu gösterdi. 15 Temmuz sonrası taktıkları maskeyi çıkarmaya pek istekliler.

FIRSAT KOLLUYORLARDI

Ne yazık ki bunlardan Erdoğan'ın yakın çevresinde de var. Bugüne kadar her kritik anda devreye girmeye çalıştılar. Ama Erdoğan'ın ABD'ye karşı sert çıkışları nedeniyle ürkek davranıyorlardı. Amerikancılıktan vazgeçmiş değillerdi. Fırsat kolluyorlardı. Erdoğan'ın Esad takıntısını kullanarak İdlib'de sahneye çıktılar. Yanlışta ısrar etmesi için Erdoğan'ı cesaretlendirme gayretindeler. Erdoğan Rusya, İran, Çin, ... gibi ülkelerden koparsa, mecburen Amerika'ya yanaşır düşünüyorlar.

ERDOĞAN'IN SON AÇIKLAMALARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan Tahran zirvesi sonrası garip bir açıklama daha yaptı: "İdlib konusunda şu an itibarıyla ABD ile tümüyle aynı safta yer aldığımızı söyleyemeyiz. Onların kör bahaneleri var. Nedir o kör bahane? 'Kimyasal silah kullanırsanız, biz şöyle yaparız, böyle yaparız' diyorlar... Bize göre, sadece kimyasal silah tehdidi üzerinde durmak, konvansiyonel silahlarla yol açılan ölümlere aldırmamak doğru bir yaklaşım değil" dedi. Erdoğan daha önce de ABD ve İsrail'in Suriye Ordusu'na saldırmasına destek vermişti. Bu açıklama da onun devamı gibi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın açıklamaları da evlere şenlik. Çıtayı yükseltmiş görünüyor. Dün Amerikancı çevrelerin Kalın'ın açıklamalarını kendi aralarında paylaşmaları da anlamlı.

AKP-CHP İDLİB ORTAKLIĞI

CHP de Tahran Zirvesi ile ilgili değerlendirme yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz de Erdoğan gibi Suriye'nin İdlib operasyonuna karşı çıktı. Tahran Zirvesi'nin Türkiye'nin İdlib'deki gelişmelerle ilgili haklı endişelerini gidermek bakımından yetersiz kaldığını, sonuç bildirisinde İdlib'de çatışmasızlığın sürdürülmesini garanti edecek bir güvencenin görülmediğini bildirdi. Çeviköz bununla da yetinmedi. Tahran Zirvesi ile ilgili ABD'ye bilgi verilmesini de istedi. ABD'nin de sürece dahil edilmesini savundu. Bölgede sorunun kaynağı ABD. Yaşamını yitiren yüzbinlerce Suriyelinin, tecavüze uğrayan on binlerce Müslüman kadının faili o. Ama Erdoğan katil ABD'den olayları seyretmemesini, CHP müdahil olmasını istiyor. AKP ile hiçbir konuda anlaşamayan CHP, ABD çıkarları sözkonusu olunca AKP ile hemen yan yana geliverdi. Erdoğan'ın doğrularında değil, yanlışlarında birleştiler. Atatürk'ün kurduğu partinin son hali bu!

BAHÇELİ'NİN AÇIKLAMALARI

İdlib teröristlerden temizlenince sıra Fırat'ın doğusuna PKK/PYD'ye gelecek. Ama nedense MHP Genel Başkanı Bahçeli de İdlib operasyonuna karşı. "Suriye ve Rusya İdlib'e bomba yağdırıp ateşkes arayışlarını sabote etmekten vazgeçmeli" diyor. Bir yandan Suriye'nin bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygıdan bahsediyor, diğer yandan Suriye'nin geleceğinde Beşar Esad'ın yer almaması gerektiğini söylüyor. Ne yazık ki Türkiye, tarihinin en kritik dönemlerini bu liderlerle aşmaya çalışıyor.

EKONOMİK KRİZ GÜVENLİK SORUNU

Yaşadığımız ekonomik kriz giderek daha fazla güvenlik sorunu olmaya başladı. Erdoğan'ın yakın çevresinde "U dönüşü" önerenler var. Sıcak para bulmak için "ABD'nin gönlünü alma"yı savunanlar var. Türkiye bu saatten sonra geri dönmez. Buna teşebbüs edenler sadece zaman kaybettirir. Ülkeye zarar verir. İzleyip göreceğiz.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#20
10 Eylül 2018

Yeniçağ yazarı: Türkiye kendi başına belâ olacak örgüte ılımlı; teröristlerin tasfiye edilmesi gerekmez mi?


"Türkiye, Tahrir El Şam örgütü ile çatışmaya girmiyor, örgütün hâkimiyetine ses çıkarmıyor"




Yeniçağ yazarı Arslan Bulut,  geçtiğimiz cuma  Türkiye, Rusya ve İran garantörlüğünde gerçekleştirilen Tahran Zirvesi sonrası  Türkiye'de oluşturulan havayı yorumladı. Yazar, zirvenin başarı gibi sunulduğunu ancak, Uluslararası Kriz Grubu'nun raporuna göre Türkiye'nin  zirveden iki gün önce Tahrir El Şam örgütünü  terör listesine dahil ettiğini açıklamasına rağmen,  çatışmaya girmediğini, İdlib'in sakinlerini korumak için örgütün hâkimiyetine ses çıkarmadığını kaydetti. Bulut, Türkiye'nin  kendi başına belâ olacak bir örgüte bu kadar ılımlı yaklaşmaması gerektiğini belirterek, "Sivillerin korunması için teröristlerin İdlib'den tasfiye edilmesi gerekmez mi?" değerlendirmesinde bulundu.

Yazar Arslan Bulut Türkiye, Rusya ve İran arasında Suriye'de bulunan gruplara yaklaşım farkının dikkati çektiğini belirtti. Bulut'un  "İdlib'deki apse' kimin eseri!" başlığıyla yayımlanan  yazısı şöyle:

"Türkiye'de medyanın yüzde 90'ı, gerçekleri ortaya çıkarmak değil göbek bağı ile bağlı olduğu iktidarı övmekle görevlidir.

Bu bakımdan Tahran zirvesinde, üstelik canlı yayında olan biteni bile başarı gibi gösterdiler. Oysa Tayyip Erdoğan, sonuç bildirisine ateşkesin de eklenmesini istediğinde Putin'in "Türkiye Cumhurbaşkanı çok haklı ama burada terör örgütlerinin temsilcisi yok ki onlarla bir ateşkesten söz edelim" demesinin ne anlama geldiğini aklı olan herkes anlamıştır!

Ruhani'nin ev sahibi olarak durumu kurtarmak için "O halde, İdlib'deki terör örgütlerine buradan bütün silahları bırakmaları çağrısında bulunalım" diye bir yaklaşım sergilemesi, bırakın diplomasiyi, birazcık hayat tecrübesi olanlar için yeteri kadar açık bir durumdur!

Bu tablonun neresinde başarı vardır?

***

İdlib'in merkezine, CIA'nın kurduğu El Kaide'den çıkma, El Nusra'dan bozma Tahrir El Şam örgütü hâkim. Türkiye, zirveden iki gün önce bu örgütü terör listesine dahil ettiğini açıkladı. Yani o güne kadar, El Nusra, Türkiye açısından terör örgütü değildi! Türkiye ile Rusya ve İran arasındaki sorun da işte bu değerlendirmeden kaynaklanıyor!

Bu örgütle ateşkesten ilk olarak, zirveden dört gün önce İdlib raporu yayımlayan Uluslararası Kriz Grubu bahsetti. Bu grubun kurucuları arasında George Soros, Morton I. Abramowitz ve Stephen Solarz da var. Kısacası, ABD'ye çalışıyorlar.

Başka ateşkes isteyen kim?

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan De Mistura!

Birleşmiş Milletler, kime çalışır? ABD'ye değil mi?

Üstelik Staffan De Mistura'nın da Uluslararası Kriz Grubu'nun da kullandığı ortak bir kavram var: "Başka İdlib yok!" Yani, "İnsanların tahliye edilebileceği ya da en azından savaş sırasında kendilerini daha güvenli hissedebilecekleri bir başka şehir yok" anlamında bu sözü kullanıyorlar.

Erdoğan ise zirveden sonra "Rejimin çıkarları uğruna on binlerce masum insanın öldürülmesine göz yumulması durumunda, böyle bir oyunun ortağı da seyircisi de olamayız" mesajını paylaştı.

***

Uluslararası Kriz Grubu'nun raporunda ise ayrıntıya giriliyor. Türkiye'nin Tahrir El Şam örgütü ile ağır maliyeti olacak bir çatışmaya girmediğini bunun yerine gözlemci güçlerini konuşlandırırken İdlib'in sakinlerini korumak için örgütün hâkimiyetine ses çıkarmadığını belirtiliyor.

Raporda, "Türkiye, Tahrir El Şam'ı değil bu grubun içinde bulunan ve Türkiye ile ilişkileri reddeden ve El Kaide zihniyetine sadık Hurras El Din örgütünü tehdit olarak görüyor. Fakat Rusya, İdlib'e yönelik bir saldırı için terörle mücadele gerekçesi arıyorsa, Tahrir El Şam'ın varlığı bunu mümkün kılmaktadır." deniliyor.

Ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un "Teröristlerin sivilleri insani kalkan olarak kullanması, diğer muhalif gruplara saldırması kabul edilemez. Bu apsenin ortadan kaldırılması şart." sözlerine yer veriliyor.

***

Şimdi Türkiye, İdlib'deki gözlemci karakollarını beton kalıplarla koruma altına almaya çalışıyor ve takviye ediyor. Hava saldırıları veya top atışları ile bu karakollardan biri vurulursa ne olacak? Mehmetçik ne uğruna hayatını feda edecek?

Tahrir El Şam denilen örgüt, İdlib'i gerçekten gittikçe büyüyen bir apseye dönüştürdü. Türkiye'yi yöneten siyasi kadro, bu apsenin deşilmesine engel olmaya çalışırken, Suriye'nin kuzeydoğusunda PKK devleti kuran ABD ile aynı paralele düşüyor!

Oysa Ankara, apsenin deşilmesi sırasında cerahatin Türkiye'ye akmaması için çalışmalı. Türkiye kendi başına belâ olacak bir örgüte bu kadar ılımlı yaklaşmamalı. Sivillerin korunması için de teröristlerin İdlib'den tasfiye edilmesi gerekmez mi?"
 

Kaynak: T24