İdlib'te provokasyon hazırlığı (24.08.2018)

Başlatan bozadi, 24 Ağustos 2018, 19:37:33

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

24 Ağustos 2018

İdlib'te provokasyon hazırlığı


Ankara ve Moskova, İdlib'te çözüm mesaisi yaparken Amerika'da provokasyon planlarını ısıtıyor. Amerika bölgede kimyasal saldırı provokasyonu hazırlıyor. Kirli planın ilk sinyalleri başta Amerika olmak üzere Fransa ve İngiltere'den geldi.




Suriye'nin İdlib bölgesinde provokasyon girişimleri için planlar yapılıyor. Başrolde Astana işbirliği ile masa dışında kalan Amerika var.

İlk sinyal, Tel Aviv'de İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile görüşen Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'dan geldi.

Bolton, "kimyasal silah kullanılması" durumunda askeri müdahalede bulunacaklarını söyledi.

Sadece Boltan değil, son günlerde "İdlib'de kimyasal silah kullanımına ilişkin Batı basınında haberler, makaleler yayınlanıyor.

Birleşmiş Milletler toplatısında bile gündeme getirildi provokasyon planı. İngiltere'nin BM Daimi Temsilcisi Karen Pierce, Suriye yönetiminin İdlib'de kimyasal saldırı düzenleyeceğini savundu.

Bu açıklamaların hemen sonrasında Amerika, İngiltere ve Fransa ortak bir bildiri yayınladı. Şam yönetimi tehdit edildi.

Yine yasadışı bir şekilde kimyasal silah kullanılması olasılığından kaygı duyuyoruz. Esad rejiminin tekrar kimyasal kullanması durumunda harekete geçmekte kararlıyız.

Öte yandan BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de günlük basın brifinginde, Suriye'de yeni bir kimyasal saldırı ihtimalinin "endişe kaynağı" olduğunu belirtti.

Benzer senaryolar daha öncede kurugulanmıştı. 2017 yılının Nisan ayında Suriye'nin Han Şeyhun bölgesinde Sarin gazi kullanıldığı iddia edildi. Amerikanın fonladığı Beyaz Baretliler kurgulanmış görünütüleri yayınladı.

Hemen sonrasında ABD, Suriye'ye ait Şayrat Hava üssüne Doğu Akdeniz'de konuşlu savaş gemilerinden füze saldırısı düzenledi. Hedef alınan nokta, 59 Tomahawk Land füzesi ile vuruldu. Saldırıda 6 Suriye askeri, 4'ü çocuk 9 sivil hayatını kaybetti.

Suriye ordusu ilerdikçe, Astana mutabakatı olgunlaşmaya başladıkça tedirgin olan Amerika 2018 yılında Duma planını devreye koydu.

Bölgedeki teröristleri köşeye sıkıştıran Şam'ın Duma'da kimyasal silah kullandığı yalanı ortaya atıldı. Yine Beyaz Baretlilerin kurgu görüntüleri servis edildi.

14 Nisan 2018'de Amerika bu kez İngiltere ve Fransa'yı da alarak Şam'ı vurdu. 200'den fazla Tomahawk Land füzesi ile hedef alındı Şam. Füzelerin çoğu Suriye hava savunma sistemleri tarafında havada engellenmişti.



Kaynak: Ulusal


bozadi

#1
25 Ağustos 2018

Rusya: ABD, İngiltere ve Fransa, Suriye'yi yeniden vurma hazırlığı yapıyor


Rusya Savunma Bakanlığı, ABD, İngiltere ve Fransa'nın Suriye'yi yeniden vurmaya hazırlandığını açıkladı. Özel bir İngiliz askeri şirket rehberliğinde eğitilen militanların İdlib'de olduğunu açıklayan Rusya, yine bir kimyasal saldırı provokasyonu üzerinden Suriye'nin suçlanacağının altını çizdi.




Rusya Savunma Bakanlığı, ABD, İngiltere ve Fransa'yı Suriye hükümet güçlerinin kimyasal silah kullandığı bahanesiyle Suriye'yi yeniden vurma hazırlığı yapmakla suçladı.
Bakanlık Sözcüsü İgor Konaşenkov, olası bir operasyonun gündemde olduğu İdlib'deki militanların da sivillere 'kimyasal silahla saldırıp' hükümeti suçlama hazırlığında olduğunu söyledi: İdlib'deki Cisr el Şuğur'da 'kimyasal saldırı' düzenlemek için Tahrir el Şam (eski adıyla El Nusra) militanları klorin dolu 8 tankeri, Cisr el Şuğur'un yalnızca birkaç kilometre uzağundaki bir köye konuşlandırdı."

Konaşenkov, özel bir İngiliz askeri şirketi olan Olive'in rehberliğinde, zehirli maddeleri kullanabilmek için eğitilen bir grup militanın da İdlib'e vardığını açıkladı: "Militanlar, Beyaz Miğferler'in kıyafetlerini giyip kimyasal saldırı kurbanlarını kurturma mizanseni yapmakla görevlendirildi."

Konaşenkov, ABD'nin 56 kruz füzesi taşıyan USS The Sullivans destroyerini Basra Körfezi'ne, B-1B savaş uçağını da Katar'daki askeri üsse konuşlandırdığını duyurup Suriye'yi yeniden vurmaya hazır oldukları uyarısı yaptı: "İngiliz özel kuvvetlerinin aktif rol aldığı bu provokasyon, ABD, İngiltere ve Fransa'nın Suriye hükümeti ve ekonomi tesislerine füze saldırısı düzenlemesi için diğer bir bahane olarak kullanılacak."

ABD, İngiltere ve Fransa'da üst düzey isimlerin, Suriye hükümetinin kimyasal saldırı düzenlemesi halinde yanıt vereceklerini söyledikleri temelsiz açıklamaları hatırlatan Konaşenkov, tüm bunların da saldırı hazırlığınının bir parçası olduğunu vurguladı.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#2
28 Ağustos 2018

Rusya'dan bir ilk! İdlib'de fırtına kopmak üzere


Suriye'de muhaliflerin kontrolündeki vilayete Suriye ordusu saldırıya hazırlanıyor, sınır bölgesine yüzlerce asker yığıldı. Akdeniz'e 10 savaş gemisiyle bugüne kadarki en büyük askeri yığınağı yapan Rusya, İdlib'deki muhalif silahlı gruplarla görüşmeler yürütüldüğünü açıkladı




İç savaşın sekizinci yılına girdiği Suriye'de, düğüm Türkiye sınırındaki İdlib'de çözülecek. Ülkenin neredeyse tamamında kontrolü sağlayan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, muhaliflerin elindeki son vilayet olan İdlib'e operasyona hazırlanıyor.

Suriye ordu güçleriyle birlikte cephede yer alan İran da İdlib operasyonunun yakında başlayacağını duyurdu. 200'den fazla otobüsün taşıdığı askerlerin İdlib sınırına doğru ilerlediğini aktaran İran medyası, konvoyda tanklar ve zırhlı araçların da yer aldığını açıkladı.

Hama'daki havaalanında da askeri hareketlilik var, savaş uçakları ve helikopterler üsse konuşlandırıldı.

Rusya'dan en büyük askeri yığınak

Eylül 2015'te iç savaşa Beşar Esad'ın yanında dahil olan Rusya ise, Akdeniz'i savaş gemileriyle doldurdu.

Rus Izvestia gazetesi, donanmanın 2015 Eylül'den bu yana en büyük gücünü Akdeniz'e yolladığını duyurdu. Gazeteye göre, görev gücünde çoğu 'Kalibr' isimli güdümlü füzeleri taşıyan 10 gemi ve 2 denizaltı yer alıyor.

Çok sayıda geminin daha bu güce ekleneceği de haberde yer alıyor. Izvestia, deniz gücünün İdlib'e düzenlenecek operasyona da katılabileceğini ifade etti. Rusya ve İran'la birlikte İdlib'te çatışmasızlık bölgesi kuran Türkiye ise, askeri bir çözümün felakete yol açacağını belirtiyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, "Bazı radikal grupları etkisiz hale getirmek için tüm İdlib'e saldırmak, yine yüz binlerce insanın ölümüne sebep olmak demektir ve 3.5 milyon insanın tekrar evini terk etmesi demektir. Bu tam bir felaket olur, insani dram olur. Astana ruhunu ortadan kaldırır" ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: Yeni Mesaj



gerçek tosun paşa

#3
Suriye'yi kaybetmek üzere olan ABD ve kankitoları daha önce üstünde çalıştıkları kimyasal muhabbetini tekrar ön plana atıp ortalığı kızıştırmak ve belki de dolaylı yoldan Türkiye'ye göz dağı vermek istiyorlar. Eğer ortalık kızışmazsa giderek artan Rusya, Çin, İran ve Türkiye yakınlaşmasının başlarını arıtacağı belli oldu. Stratejik nokta Suriye ve haliyle yapılacak hamle buradan gelecek. Doğu'nun ihtiyatlı hareketine devam etmesi ve medyayı doğru kullanması çok kritik. Avrupa'da hatrı sayılır bir muhalif kesmin olması da bizim için avantaj.

bozadi

#4
29 Ağustos 2018

Suriye: Teröristler İdlib'de Kimyasal Saldırıya Hazırlanıyor,
Belgesi Var!


Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Caferi, terörist örgütlerin, Suriye ordusunu suçlamak ve Suriye'ye saldırıyı haklı çıkarmak için, İdlib halkına yönelik kimyasal saldırı hazırlığında olduklarını duyurdu. Caferi, ellerinde buna dair kanıt olduğunu da sözlerine ekledi. İdlib'deki kimyasal saldırısı planı geçtiğimiz günlerde Rusya'nın açıklamasıyla teşhir edilmişti.




Suriye'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) düzenlenen oturumda önemli açıklamalar yaptı.

Caferi, terörist grupların, geçtiğimiz sene ve bu seneki ABD, Fransa ve İngiltere'nin 3'lü saldırısında olduğu gibi, Suriye'ye yönelik herhangi bir askeri saldırıyı haklı göstermek için İdlib halkına yönelik kimyasal saldırı hazırlığında olduklarını duyurdu. Caferi, bu hazırlığa dair dair ellerinde belge olduğunu da sözlerine ekledi.

Rusya, geçtiğimiz günlerde İngiliz 'Olive Group' adlı askeri şirketinin eğittiği bir grup militanın, İdlib'de bir kimyasal saldırıdan sivilleri kurtarma mizanseni gerçekleştirmeyi planladığını açıklamış, militanların çekimleri de yapılacak mizansenin videolarını, yabancı ülkelerdeki basına servis etmeyi planladıklarını da duyurmuştu. Açıklamada, bu mizansenle Suriye hükümetinin kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmakla suçlanacağı belirtilmiş, provokasyonla Suriye'de barış süreci konusunda devam eden istikrarlı gidişatın engellenmesinin amaçlandığı uyarısı yapılmıştı.
'SENARYO İÇİN İDLİB'TE BİR KÖYE 8 KLOR KONTEYNERİ TAŞINDI'

Rusya'nın başını ABD'nin çektiği emperyalist güçlerin yeni saldırı planı hazırlığını teşhir etmesinin ardından Suriye'den de açıklama geldi.

Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi Beşar Caferi, yeni kimyasal saldırı tiyatrosunda yazılan senaryo hazırlıkları için İdlib'teki Halluz Köyü'ne 8 klor konteynerinin taşındığını duyurdu. Bu grupların konsey raporlarını hazırlayanlarca "başka ülkelerden gelen ılımlı muhalefet" olarak adlandırdıkları Türkistan İslam Partsi ve Nusra Cephesi'ne bağlı teröristler olduğunu belirten Caferi, İdlib halkına karşı kimyasal saldırı hazırlığıyla birlikte, Halep ve İdlib kırsallarından onlarca çocuğun bu saldırıda kullanılmak üzere kaçırıldığı bilgisini paylaştı. Bunu yapmalarının sebebinin Suriye hükümetini itham etmek ve Suriye'ye karşı saldırı düzenlemek olduğunu belirten Caferi, terörist gruplara destek çıkan ülkelere seslenerek, işbirlikçi terörist grupların bu suçu işlemelerini engellemesini istedi.

SURİYE'DEN BMGK'YA: İNATLA HATA YAPIYORSUNUZ!

Caferi, Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinden bazılarının inatla hatalı politikalarını sürdürdüklerini belirterek, Suriye'ye yöneltilen feci politikaları düzeltmek, Suriye'ye karşı terörist bir savaş başlatmaya yönelik suçlarını itiraf etmek yerine, siyah ve beyaz kasklıları kullanarak (Beyaz Baretlileri kastediyor), Suriye'ye karşı saldırı ve işgali haklı göstermekte inatlaştıklarına dikkat çekti. Caferi ayrıca, Batı'nın, söz konusu bölgedeki terörist gruplardan arta kalanları da kurtarmaya çalıştığını vurguladı.

'HERHANGİ  BİR SALDIRI ULUSLARARASI BARIŞA YÖNELİKTİR'

Caferi, BM'nin kurucu üye ülkelerinden olan Suriye'ye yönelik herhangi bir saldırının, uluslararası barışa ve güvene saldırı olacağını, ülkelerinin teröre karşı verdiği mücadeleye yönelik de bir saldırı olacağını bildirdi.

SURİYE SİVİLLERE DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR

Suriye resmi haber ajansı SANA'nın haberine göre, Caferi ayrıca, Suriye'de insani yardımların yerlerine ulaştırılması için Dünya Gıda Programı'nın 2700 talebine onay verdiklerini, Suriye Arap Kızılayı'nın da yerel ve uluslararası insani şirketlerle işbirliği içerisinde çalıştıklarının altını çizdi. Yardımların ulaştırılması için onlarca kafileyi insani yardıma ihtiyaç duyan sivillere gönderdiklerini ekledi.

Kaynak: İleri Haber


bozadi

#5
30 Ağustos 2018

Rusya Çin ile beraber son 40 yılın en büyük askeri tatbikatını yapacak


Rusya, Çin ve Moğolistan'la beraber 40 seneden bu yana yapılan en büyük askeri tatbikatı gerçekleştirmeye hazırlanıyor.




Sibirya ve Uzak Doğu bölgelerinde yapılacak Vostok-2018 (Doğu-2018) adlı askeri tatbikata yaklaşık 300 bin asker, binden fazla savaş uçağı, iki Rus deniz filosu ve tüm hava indirme birlikleri katılacak.

Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov tatbikata ilişkin "Mevcut uluslararası camiada ükemize olan saldırgan ve düşmanca tutumlar karşısında ülkemizin kendini savunma meziyetlerini göstermesi bence oldukça önemli ve gerekli." açıklamasında bulundu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu da gelecek ay yapılması planlanan Vostok-2018 tatbikatının 1981'den bu yana yapılan en büyük askeri tatbikatı olma özelliğini taşıdığını belirtti: "Bu askeri tatbikat 1981'de düzenlenen Zapad-81 (Batı-81)'den beri en büyüğü olacak. Bazı yönleriyle Zapad-81'e benzese de bu tatbikat çok daha büyük çaplı olacak."

NATO tatbikatı gözlemleyecek
11-15 Eylül arası yapılması planlanan askeri tatbikat, Rusya'nın Uzak Doğu'da askeri varlığından rahatsız olan Japonya'yı ise memnun etmedi.

Batı ülkeleriyle gerginlikler yaşandığı bir döneme denk getirilen tatbikat hakkında konuşan NATO sözcüsü Dylan White da Rusya'nın bu konuda kendilerini mayıs ayında bilgilendirdiğini ve bu askeri tatbikatı izlemeyi planladıklarını belirtti.

Kaynak: EuroNews


bozadi

#6
30 Ağustos 2018

Suriye'de provokasyon uyarısı yapan Rusya, Akdeniz'de 25 gemi ve 30 uçakla tatbikat yapacak


Suriye'de militanların kontrolündeki İdlib'de kimyasal saldırı provokasyonunun planlandığı uyarısı yapan Rusya Savunma Bakanlığı, 1-8 Eylül tarihlerinde Akdeniz'de 25 gemi ve 30 uçağın yer alacağı bir tatbikat gerçekleştireceğini duyurdu.




Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada 1-8 Eylül tarihlerinde Rusya Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Vladimir Korolyev'in yönetiminde bir tatbikat gerçekleştireceği belirtildi.

Açıklamaya göre, tatbikatta Rus donanmasından 25 gemi, Hava Kuvvetleri'nden 30 uçak yer alacak.

Tatbikatta Kuzey, Baltık, Karadeniz ve Hazar filolarından gemiler görevlendirilecek. Gemiler Marşal Ustinov füze kruvazörünün yönetiminde olacak. Uçaklar arasında da Tu-160, Tu-142MK ve İl-38 denizaltı savar uçaklarının yanı sıra Su-33 ve Su-30SM uçakları olacak.

Uluslararası kurallar çerçevesinde gerçekleştirilecek tatbikat sırasında güvenlik amacıyla eğitim bölgelerinin gemi geçişi ve uçaklar için tehlikeli olacağı bildirilecek.

Öte yandan tatbikatla ilgili bilgi, Rusya Savunma Bakanlığı'nın İdlib'de militanlar tarafından bir kimyasal saldırı provokasyonunun hazırlandığı ve bu provokasyonun Batı tarafından Suriye ordusuna saldırı gerçekleştirmek için kullanılacağı uyarısını yaptığı bir dönemde geldi. Bakanlığa göre, Şam tarafından yapıldığı ileri sürülecek saldırı bahane olarak kullanılacak.
Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, ABD'nin Akdeniz'deki askeri varlığını arttırdığını, 25 Ağustos'ta ABD Donanmasına ait destroyer gemisi Ross'un içinde 28 Tomahawk kruz füzesi ile birlikte Akdeniz'e girdiğini, bu füzelerle Suriye'nin her yerinin vurulabileceğini ifade etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Suriye'de teröristlerin kontrolünde kalan tek bölge olan İdlib'in kurtarılması gerektiğini söylemişti.

Kaynak: Sputnik


bozadi

#7
30 Ağustos 2018

44 çocuk mizansen için mi kaçırıldı


Moskova'yı ziyaret ederek Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la ortak basın toplantısı düzenleyen Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim çarpıcı bir iddiada bulundu...




Moskova'yı ziyaret ederek Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'la ortak basın toplantısı düzenleyen Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim çarpıcı bir iddiada bulundu.

Sputnik'in aktardığına göre, Velid Muallim, Beyaz Miğferler'in İdlib'de kimyasal saldırı mizanseninde kullanmak üzere 44 çocuğu kaçırdıklarını açıkladı.

"İNGİLİZ İSTİHBARATI İŞ BAŞINDA"

Muallim, şöyle devam etti:

''Beyaz Miğferler gibi sözde bir örgütün kurulmasının arkasında İngiliz özel servisleri var, onlar mali destek veriyor, onlar yönetiyor. Kimyasal silahların kullanımı ile ilgili önceden üretilen senaryoların arkasında da onlar vardı ve şimdi de İdlib'de kimyasal silah kullanımıyla ilgili de benzer bir mizansen hazırlıyorlar.''

Suriye Dışişleri Bakanı, ''Elimizdeki verilere göre onlar bu yakınlarda İdlib bölgesinde kimyasal silahların kullanımıyla ilgili bu gösteriyi gerçekleştirmek için 44 çocuk kaçırdı'' vurgusu yaptı.

BEYAZ MİĞFERLER NEDİR

Esad'ın kimyasal silah kullandığı iddialarını Suriye'deki Beyaz Miğferler grubu dile getirmişti.

Beyaz Miğferler (White Helmets) eski bir İngiliz subayı ve şimdi Blackwater-Academi ile birleşerek ConstellisHoldings'e dönüşmüş bir özel yüklenici kuruluş olan OliveGroup içindeki bir paralı asker olduğu kabul edilen, James Le Mesurier tarafından kuruldu. Beyaz Miğferler'in, Esad'a karşı Batı müdahalesini savunan savaş yanlısı bir PR firması olan PurposeInc üzerinden George Soros'la bağlantılı olduğu da söylenmekte...









Kaynak: OdaTV


macka

Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi


bozadi

#10
31 Ağustos 2018

Lavrov: Planlanan kimyasal saldırı ile ilgili BM'ye kanıt sunduk!


Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İdlib'de kimyasal saldırı provokasyonu planlandığı uyarılarına dair BM ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'ne (OPCW) kanıt sunduklarını ifade etti.




Soçi'de Eritre Dışişleri Bakanı ile yaptıkları görüşmenin ardından verilen basın toplantısında konuşan Lavrov, Rusya Savunma Bakanlığı'nın İdlib'de kimyasal saldırı provokasyonuna hazırlandığı, bundan Şam'ın suçlanıp bu bahane ile Suriye'nin vurulmasının istendiği yönündeki uyarılarına ilişkin açıklama yaptı.

Lavrov "Böyle bir provokasyonun hazırlandığından hiç şüphe yok. Birleşmiş Milletler'e de Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün (OPCW) merkezinin bulunduğu Lahey'e de farklı kaynaklardan aldığımız net kanıtları sunduk" ifadelerini kullandı.

Lavrov, uluslararası kuruluşların provokasyonlara karşı sorumlu davranıp bu tarz girişimlere karşı koyması gerektiğini vurguladı.

'BATI OPCW'Yİ MANİPÜLE EDİYOR'

Son 2 yıldır bu tarz girişimlerin birçok kez yaşandığını belirten Lavrov, bu olaylarla ilgili soruşturmaların da uzaktan gerçekleştirildiğini, OPCW uzmanlarının Batı tarafından açıkça manipüle edildiğini kaydetti.

Olanları bildiklerini vurgulayan Lavrov "Batı'nın uluslararası bir kuruluşa yönelik bu tavrı kabuk edilemez, ülkelerin ezici bir çoğunluğu da böyle düşünüyor" dedi.

Kaynak: Aydınlık


macka

#11
Rus savaş uçakları idlibe hava harekatına başladı!
https://www.haberler.com/son-dakika-rus-savas-ucaklari-idlib-i-vurdu-11202410-haberi/
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

bozadi

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen macka

Rus savaş uçakları idlibe hava harekatına başladı!
https://www.haberler.com/son-dakika-rus-savas-ucaklari-idlib-i-vurdu-11202410-haberi/

Teşekkürler macka.

bozadi

#13
05 Eylül 2018

Jeffrey'e yanıt İdlib'den verildi


İsrail'den sonra Ankara'ya gelen Jeffrey'ye Rusya ve Suriye'nin yanıtı İdlib'deki teröristleri vurmak oldu




ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi atanan James Jeffrey, Ortadoğu turuna başladı. İlk görevi, Türkiye'yi bölge ülkelerinden koparmak. İsrail'den sonra Ankara'ya gelen Jeffrey'ye Rusya ve Suriye'nin yanıtı İdlib'deki teröristleri vurmak oldu.

ABD Suriye Özel temsilcisi James Jeffrey, İdlib'in teröristlerden temizlenmesi için yapılacak operasyonu engellemek ve Türkiye'nin operasyona destek vermesini önlemek için Ankara'ya geldiği saatlerde Rusya, İdlib'de 20 hedefi vurdu. Trump'ın Twitter'den yaptığı açıklama sonrasında yapılan bu harekat ABD'ye yanıt olarak değerlendirildi. İdlib'den sonra sıranın ABD denetimindeki PKK/PYD'nin kontrol ettiği Fırat'ın doğusuna geleceğini gören ABD, İdlib operasyonunu önlemek için Suriye Özel Temsilcisi ve eski Ankara ve Bağdat Büyükelçisi James Jeffrey'i bölgeye gönderdi. Önce İsrail'e giderek temaslarda bulunan James Jeffrey dün de Ankara'ya gelerek temaslara başladı.

ZAMANLAMA DİKKAT ÇEKTİ

Bu arada ABD Başkanı Trump Trump, resmi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İdlib'e karşı yapılacak olan muhtemel müdahalenin "büyük bir insani hata" olacağını ifade etti. "Suriye Başkanı Beşar Esad, İdlib vilayetine pervasızca saldırmamalıdır" ifadelerini kullandı. Trump, "Ruslar ve İranlılar bu potansiyel insanlık trajedisine ortaklık ederek ciddi bir insani hata yapacaklar. Yüz binlerce kişi öldürülebilir. Buna izin vermeyin!" dedi.

22 GÜN ARADAN SONRA...

Trump'un Twitter mesajı sonrası Rus savaş uçakları 22 gün aradan sonra, Hımeymim üssünde havalanarak Suriye'nin İdlib kentine hava harekatı düzenledi. Rusya'nın harekatı sonrası Suriye Ordusu da harekete geçerek topçu atışları yaptı. Reuters'te yer alan bilgilere göre, Rus savaş uçaklarının, İdlib'in batısındaki Cisr eş-Şugur, Bisenkul, Gani, İnneb, Sırmaniyye ve Hama'nın kuzeyindeki Zeyzun bölgelerinde bulunan cihatçı militanların cephe hatlarını vurdu. Edinilen bilgiye göre Lazkiye'deki Hımeymim Askeri Üssü'nden kalkan üç Rus savaş uçağı mevzilere 20 saldırı düzenledi. Bölgede konuşlanan Suriye Ordusu da Rusya'nın hava harekatının ardından kara birlikleriyle bölgeye topçu ateşi yaptı. Cisr eş-Şugur bölgesinde El Nusra'ya bağlı teröristlerin ve Türkistan İslam Partisi'ne bağlı Çeçen ve Doğu Türkistanlı grupların olduğu biliniyor. Bu bölgeden Suriye Hükümeti'nin kontrolünde olan ve Rusların Tartus ve Hımeymim üslerinin olduğu Lazkiye ve Tartus kentlerine sık sık saldırı düzenleniyor. Suriye'deki Ateşkes İzleme Merkezi Başkanı Korgeneral Vladimir Savçenko önceki gün militanların, beş insansız hava aracı ile Lazkiye bölgesindeki ordu birliklerine saldırdığını belirterek, "Saldırı, İdlib Bölgesi'ndeki Cisr eş-Şugur şehrinden yasadışı silahlı oluşumlar tarafından düzenlendi. Saldırıda üç asker öldü, dokuz asker de yaralandı" açıklaması yapmıştı.

KREMLİN'DEN İLK AÇIKLAMA

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus savaş uçaklarının Suriye'de militanların kontrolünde olan İdlib'i bombalamasına ilişkin, "Bu konuda bilgi sahibi değilim" dedi. Kremlin Sözcüsü Peskov, düzenlediği basın toplantısında, bombaladığını ve bunun bir süredir yaklaşmakta olduğu söylenen İdlib operasyonunun başladığı anlamına gelip gelmediği sorusu karşısında şunları söyledi: "Askerilerimizin orada (Suriye) ne yaptığına ilişkin operasyonel bilgiye sahip değilim. Bu tip konularda (Rusya) Savunma Bakanlığı'na danışmanızı tavsiye ederim." İdlib'deki durumun hem Moskova hem Şam hem Ankara hem de Tahran'da özel bir endişe kaynağı olmaya devam ettiğini belirten Peskov burasının bir terör yuvası haline geldiğini söyledi. Ayrıca Peskov, İdlib'deki terörist grupların ellerindeki insansız hava araçlarının Rusya'nın Suriye'deki üsleri için bir tehdit olduğunu da ekledi. Kremlin Sözcüsü, bu nedenlerle İdlib'deki durumun, 7 Eylül'de İran'ın başkenti Tahran'da düzenlenecek Rusya-Türkiye-İran görüşmesinin ana gündem maddelerinden biri olacağını kaydetti.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#14
08 Eylül 2018

İdlib zehirlenmesi


Fehim Taştekin




Türkiye, İdlib sanki Suriye'nin bir kenti değilmiş gibi "Rejimin amacı İdlib'i ele geçirmektir... Bu felaket olur" uyarılarıyla Tahran'a gitti. Ha bire katlanan temelsiz rakamlarla olası mülteci akını da hatırlatıldı: '4.5 milyon sığınmacı besleyen ülkeye 2 milyon sığınmacı daha gelebilir.'

İdlib'de Türkiye ile aynı çizgide buluşan ABD Başkanı Donald Trump da yeni bir tehdit türüyle ortamı terörize etmeyi yeltendi: "Katliam olursa, ABD çok kızacak."

Avrupa da ABD'ye eşlik etti: "Kimyasal saldırı olursa Suriye'yi vururuz."

Kimyasal tezgâha dikkat çeken Rusya ise Tahran zirvesini beklemeden yanıtı sahada verdi: Akdeniz'e savaş gemilerini yığarak ve İdlib'in güney çeperlerini vurarak neyi pazarlık konusu edip neyi etmeyeceğini gösterdi.

"Ortaklık biter mi, bitmez mi" derken nihayetinde Astana üçlüsü Rusya, Türkiye ve İran dün yeni yol haritası için Tahran'da buluştu. Zirvenin neticesi, Suriye krizinin daha çok su kaldıracağını bir kez daha hatırlattı. Belli yakınlaşmalara rağmen askeri operasyon konusunda anlaşamayan taraflar Astana masasını devirmeyi göze alamadı. Terörle mücadele kararlılığının yanı sıra Suriye'nin egemenlik ve toprak bütünlüğünün sağlanması konusundaki mutabakat tekrarlandı.

İdlib'in merkezini de kapsayan büyük operasyon belki biraz ötelenecek ama bu sırada Rusya kendi yol haritasına uygun olarak cerrahi operasyonlara devam edecek. Savaştaki son perdeyi geciktiren Türkiye de sızlana sızlana Astana sayesinde açılan kanallarda etkisini korumaya ve kendi koşullarını dayatmaya çalışacak.

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, terör örgütlerini kapsam dışı bırakan bir ateşkese dayanan ve 'gerilimi düşürme' esprisiyle işleyen Astana Mutabakatı'nın çerçevesi ortadayken dün herkes için ateşkes önerdi. Reddedileceği kesin bir öneri üstelik canlı yayında dile getirildi. Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'e feci şekilde gol atma fırsatı verildi. Rus lider lafı 'Gel en iyisi sen El Kaide ve IŞİD adına taahhütte bulunma' demeye getirdi:

"Burada silahlı muhaliflerin temsilcileri ya da Nusra Cephesi ile IŞİD'in temsilcileri yok. Onlar adına konuşamayız. El Nusracılar ya da IŞİD'ciler adına, ateş etmeyi bırakacakları ya da bomba yüklü insansız hava araçları kullanmayı bırakacaklarının sözünü veremeyiz."

Rusya'nın operasyonları sürdürme kararlılığı, El Kaide ve IŞİD bağlantılı örgütler hedefe konulmak suretiyle ortak bildiriye yansıdı. Bildiride BM Güvenlik Konseyi'nin terörist olarak tanımladığı Nusra Cephesi (Heyet Tahrir el Şam) ve IŞİD'in yanı sıra El Kaide ve IŞİD bağlantılı birey, grup ve teşebbüsleri ortadan kaldırmaya yönelik işbirliğinin devam edeceği vurgulandı. Türkiye'nin Heyet Tahrir el Şam'ı daha birkaç gün önce terör örgütleri listesine aldığı düşünülürse hedef tanımı, Rusya ile Türkiye arasında kısmi ve zoraki bir mutabakata delalet ediyor. Bu sayede Rusya bu grupların ağırlıklı olduğu Cisr el Şuğur gibi yerlerde operasyonları sürdürürken Astana ruhundan sapmadığını söyleyebilecek.

***

Beri tarafta ateşkese katılan gruplarla teröristleri ayırma gibi bir misyonla Türkiye'nin çözüm planına fırsat tanındı. Bunu zaman kazanma stratejisi olarak okumak da mümkün. Mutlak sonu geciktirmekten bahsederken parantezin açıldığı yer burası. Bu esnek yaklaşımla Türkiye'yi masada tutan Rusya böylece Ankara'nın olası olumlu katkılarına yatırım yapmış oluyor.

Peki, Türkiye'nin ısrar ettiği yol haritası nedir? Yol haritası 'terörist örgütleri diğerlerinden ayırma', 'bunları silahsızlandırıp bir tampon bölgeye taşıma', 'buna direnenleri tasfiye etme', 'İdlib'in kontrolünü Türkiye'nin eğittiği gruplara bırakma' ve 'yabancı savaşçıları isterlerse ülkelerine gönderme' önerisi üzerine kurulu. Planda Afrin'deki modeli İdlib'e taşıma hevesi yatıyor.

Erdoğan temmuzdan beri bunun pazarlığını yapıyor. El Kaide ve IŞİD bağlantılı 20'ye yakın örgüt bir yana MİT'in yönlendirmesiyle Ulusal Kurtuluş Cephesi çatısı altında buluşan silahlı gruplar 'savaşa devam' kararı aldığı halde Tahran'a da bu planla gidildi. Bu yol haritasının süreci götüreceği yer çıkmaz sokak ya da bataklık. Rusya basit bir mantıkla bu imkânsız göreve prim veriyor: Bu şekilde Türkiye'nin işbirliği içinde kalmasını sağlıyor, operasyonun risklerini azaltıyor ve Suriye'deki silahlı isyanın finansörlerinin 'bozucu faktör' olarak yeniden devreye girmesini zorlaştırıyor.

Fakat bu misyonun Türkiye'ye müstakbel maliyeti gözardı ediliyor. Bu çabalar Türkiye'yi etiket değiştirse de özünde cihadi-selefi örgütlerin hamisi ve sözcüsü durumuna sokuyor. Haliyle Türkiye, Suriye'deki sorunun asıl parçası ve muhatabı haline geliyor.

***

Rusya açısından İdlib'de Türkiye ile mutlak bir tezatlık, Batı-Körfez ittifakına, bu bölge üzerinden Suriye'yi yeniden ateş çemberine alma şansı verebilir. Ki Türkiye, İdlib'i Avrupa limanına tutunmak için bir çapa olarak da kullanabileceği izlenimi veriyor. Avrupa'da iç siyasi dengeleri değiştirecek kadar güçlü bir faktör haline gelen sığınmacı korkusunu kullanıyor. Bu korkuya şimdi yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden ülkelerine gönderilmesi ihtimali eklendi. Ankara bu korkuları kullanarak, 'Saray Kriterleri'ne göre şekillenmiş yeni Türkiye realitesini dayatıyor.

 

İdlib, fırtınaya yakalanan Ankara-Washington hattını sabitlemeye yarayacak küçük bir kanca gibi de duruyor. Tabii şu an eski denkleme dönmenin koşulları yok. ABD'nin Suriye'deki varlığını sürdürme planı bir bahane ve bir hedefe bağlandı: Bahane IŞİD'in hâlâ bitirilmemiş olması, hedef ise İran'ın geriletilmesi. Türkiye, İran ve Rusya ile ortaklığını derinleştirirken Amerikan stratejisiyle arasını epey açmış oldu.

Üstelik Astana ortakları, Fırat'ın doğusunda Kürtlerle işbirliği yapan Amerikan askeri varlığına karşı ortak vurguyu daha da belirgin hale getirdi. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani "ABD'yi Fırat'ın doğusundan çıkmaya zorlayalım" derken bu tartışma bildiride şöyle karşılık buldu:

"Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişim reddedildi. Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılığı ifade edildi."

Erdoğan'ın "Türkiye, özellikle Suriye'nin siyasi, coğrafi gerçek bütünlüğü sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır" sözünde de ABD'ye gönderme var.

***

Bu söz, aynı zamanda Erdoğan'ın İdlib'in ötesinde pazarlık çıtasını hayli yükseğe koyduğunu ve Suriye ile ilgili heveslerinden kolayca vazgeçmediğini gösteriyor. Erdoğan, Suriye'de istediğini alıncaya kadar silahlı grupların elimine edilmesini ve yasal güçlerin sınırlara kadar kontrolü yeniden ele almasını istemiyor. Bunu ABD ve Avrupalı aktörler de istemiyor. Suriye'yi çökertme planı başarısız olduğu halde bu ülkenin istikrarını olabildiğince pahalıya getirmek niyetindeler. Erdoğan ayak diredikçe onlar da faturayı nasıl artıracaklarının hesabını yapıyor. Kimyasal tezgah da hesap dahilinde. Bu minvalde İdlib'de fırtınanın tersine dönme ihtimali Rusya açısından Astana masasını hâlâ değerli kılıyor. Bu da belli yerlerde Türkiye'nin suyuna gitmeyi gerektiriyor. Türkiye ise bu dehşet denge üzerinden kazandığı manevra alanında zihinsel zehirlenme yaşıyor. En vahimi, tehlikeli örgütlerin kullanışlı kartlar olabileceği ve bu oyunu sonsuza kadar sürdürebileceği vehmidir.

Kaynak: Gazete Duvar