Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Erdoğan'ı en çok Harun Karadeniz'i bilenler anlayacaktır" (29.06.2019

Başlatan bozadi, 30 Haziran 2019, 16:39:02

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

29 Haziran 2019

"Erdoğan'ı en çok Harun Karadeniz'i bilenler anlayacaktır"


AKP'li Metin Külünk'ün "Tam Bağımsız Türkiye" ve "Anti Emperyalizme" karşı çağrı yaptıktan sonra örnek gösterdiği, 1968 hareketinin lideri isimlerinden Harun Karadeniz kimdir?




AKP İstanbul eski Milletvekili Metin Külünk, sosyal medya hesabından dikkat çeken mesajlar paylaştı. "Ortak hedefi 'Tam Bağımsız Türkiye' olan ve anti Emperyalist çizgide buluşan herkesin; S-400 kararlılığı ile küresel akla meydan okuyan Sn. Cumhurbaşkanımızın etrafında kenetlenmesi gerekmektedir" diye yazan Metin Külünk'ün "S/400'de Sayın CB'mızın tavrını inanıyorum ki en iyi 68 Kuşağındaki Harun Karadeniz'i bilenler anlayacaktır" ifadeleri dikkat çekti.






Peki AKP'li Metin Külünk'ün "Tam Bağımsız Türkiye" ve "Anti Emperyalizme" karşı çağrı yaptıktan sonra örnek gösterdiği, 1968 hareketinin lideri isimlerinden Harun Karadeniz kimdir?

1942'de Giresun'da doğan Harun Karadeniz, 1962'de İTÜ İnşaat Fakültesine girdi. Öğrencilik yıllarında Öğrenci Derneği başkanlığı ve İTÜ Öğrenci Birliği başkanlığı yaptı. Birçok anti-emperyalist eylemin en ön saflarında, boykotlarda, okul işgallerinde kitlelere öncülük eden isimlerden biri oldu.

Harun Karadeniz, Amerikan Altıncı Filo'sunun Dolmabahçe önlerinde denize döküldüğü eylemlerde etkin rol oynadı.

Harun Karadeniz, Amerikan 6. filosunun İstanbul'a gelişlerinde lüks otelleri genelev olarak kullandığını belirterek, dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'a da bir mektup yazmıştı.

Mektupta, "Amerikan 6. Filosunun her gelişinde İstanbul'un lüks otelleri Amerikan genelevleri şeklinde çalışmaktadır. Görevi, bu tür yerlerdeki Amerikalıları yakalamak olan polis Amerikan genelevleri olarak çalışan otellerin kapısında nöbet tutmaktadır. Amerikalıların bu tür rahatını sağlayan polis, devrimci Türk gençliğini tutuklamakta ve gençliğe saldırmaktadır" ifadeleri kullanılırken, Cevdet Sunay'ı "göreve" çağırmışlardı.

İşte 17 Temmuz 1968 yılında yazılan o yazı:




Amerikan 6. Filosunun her gelişinde İstanbul'un lüks otelleri Amerikan genelevleri şeklinde çalışmaktadır.

Görevi, bu tür yerlerdeki Amerikalıları yakalamak olan polis Amerikan genelevleri olarak çalışan otellerin kapısında nöbet tutmaktadır.

Amerikalıların bu tür rahatını sağlayan polis, devrimci Türk gençliğini tutuklamakta ve gençliğe saldırmaktadır. Saldırılarının sonuncusunu bugün saat 04.00'te Teknik Üniversite yurdunda yaptılar. Yataklarında uyumakta olan öğrencileri copladılar. Silahlarını ateşlediler. Ölü ve yaralı sayısı belli değildir.

Bu kimin polisidir?

Bazı kişiler döviz krizini, genelev gibi işleyen oteller ve gece kulüplerinde ulusumuzun onurunu satarak gidermek düşüncesi içinde midirler?

Öldürdükleri kişilerin hesabı bile sorulmayan ülkemizde, gençliğin bu soruşturmayı çok geniş tutacağının da bilinmesi gerekir.

Görevinize başlarken anayasa uyarınca Türk ulusunun şeref ve namusunu korumak için ant içtiniz

Sizi göreve çağırıyoruz.


DÖNEMİN SAĞCILARI DESTEKLEMİŞTİ

Harun Karadeniz ve arkadaşları Amerikan askerlerinin denize dökülmesi için eylem yaparken, o dönem sağcılar buna karşı gelmiş ve Amerikayı desteklemişti...

12 mart askeri cuntasından sonra cezaevine atılan Harun Karadeniz, henüz 33 yaşındayken arkasında 6 tane kitap bırakarak hayata veda etti. Cezaevinde kansere yakalanan Harun Karadeniz'in tedavisine izin verilmemiş ve 15 Ağustos 1975 yılında cezaevinde kanserden hayatını kaybetmişti.

Kaynak: OdaTV


bozadi

Külünk'ün elbette her görüşüne katılmayacak olsam da, tüm toplum kesimleri arasında anti-emperyalist bir dayanışmayı teşvik eden yaklaşımlarını çok değerli buluyorum. Kendisininkine zıt nitelikli bir ideolojik kesimi veya kesimleri tümden lanetlemek yerine, onların da insan olduğu vicdani gerçeğini dikkate alarak her türlü zorluğa rağmen ortak çıkarlarda insani işbirliğini teşvik etmek. Her kesimde bu tavra, bu vicdana sahip kişilere çok ihtiyaç var.

ogeday

17 senede yaptiklariyla ulkeyi morfinman gibi yabanci sermayeye bagimli yaptilar.Yaptirim korkusu yuzunden ordu fuze almaya korkuyor.Tam bir utanc..
 

bozadi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

17 senede yaptiklariyla ulkeyi morfinman gibi yabanci sermayeye bagimli yaptilar. Yaptirim korkusu yuzunden ordu fuze almaya korkuyor.Tam bir utanc..

Ama aynı AKP olmasaydı, bu ordu S400 almayı aklının ucundan bile geçirmezdi. Daha doğrusu Avrasyacı generallerin sesi-soluğu çıkmazdı, çıkarılmazdı. AKP'nin, daha doğrusu Erdoğan'ın ve çevresindeki bazılarının inisiyatifi sayesinde ABD emperyalizmine ve tehditlerine rağmen S400'lerin buraya gelmesine inşallah günler kaldı. S500'ler için de önemli bazı anlaşmalar yapılabilir gibi görünüyor.

AKP'nin yanlış ve kötü yaptığı şeyler gerçekten ciddi boyutlarda ama iyi ve doğru yaptığı çok önemli şeyler de var bence.

bozadi

7 Ekim 2020

AKP'li isimden dikkat çeken çıkış...
"Sol'un bu topraklara sadık olduğuna yürekten inanıyorum"


AKP Eski Milletvekili Metin Külünk sosyal medya hesabından dikkat çeken paylaşımlar yaptı...




AKP Eski Milletvekili Metin Külünk sosyal medya hesabından dikkat çeken paylaşımlar yaptı.

AKP'li Külünk, "Farklı düşünsek de, farklı duruşlarımız olsa da Sol'un bu topraklara sadık olduğuna yürekten inanıyorum" diye yazdı.

Paylaşımlarına devam eden Külünk şu ifadeleri kullandı:

"'TÜRKİYE SOL'u; Doğu - Batı Kuzey - Güney denkleminde Küresel Sistemin yeniden şekillenme, haritaların yeniden çizilme sürecinde, Finansal Kapitalizm aklının tükenmişliğini görüp, dijital kapitalizmi kontrol etmek ve kurallarını belirlemek isteyen sömürgeci; Milletleri yok sayan, insanı tasfiye etmek, devletleri tüketmek isteyen, bölgemizde 2. İsrail inşa etmek isteyen Siyonizm temelli, hedeflerini Siyonizm'in belirlediği Emperyalizm'e karşı devlet olmazsa 'sınıf' tartışmasının dahi tartışılamayacağı bilinci ile sınıf tartışmalarının anlam bulacağı 'Bağımsızlık' 'Devlet' kavramları odaklı TKP'nin Cumhuriyetin kuruluş sürecinde, Anadolu'da yükselen 'Kuvâ-yi Milliye' mücadelesine yönelik ilgisizlik ve Bağımsızlık mücadelesinin yanında olmamak gibi yanlışa düşmeden, SAĞ/SOL Dindar/Milliyetçi/Atatürkçü Sosyalist Komünist Emekçi ve işveren Beyaz yakalı Mavi Yakalı Tulumlu velhasıl tüm farklılıklarımızla 2.Bağımsızlık Mücadelemizde Sn. Erdoğan'ın 'Devletin Varlığı' 'Milli Bağımsızlık' çizgisinde buluşarak özeleştiriyi hep birlikte yapmamız gerekmez mi?"

Kaynak: OdaTV


bozadi

12 Eylül 2020

Erdoğan: Türkiye'de solu tasfiye edip PKK'nın önünü açtılar


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 40. yılında Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda konuştu.




Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 40. yılında Vesayetten Demokrasiye Milli İrade Sempozyumu'nda konuştu.

Erdoğan konuşmasında, "Askeri rejimin sol grupları sert bir şekilde tasviye etmesinin amacının, PKK'nın gelişip büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarını yok etme gayretinin de FETÖ'nün önünü açmak amacında olduğunu görüyoruz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

Milletimizin tarihine, kültürüne, inançlarına karşı savaş açanları ve yöntemlerini unutmayacağız. Türkiye'de bugüne kadar yapılmış veya teşebbüs edilmiş hiçbir darbe, özellikle vesayetin hiçbir oyunu meşru değildir, milli değildir, masum değildir, onurlu değildir. Her darbe bir önceki darbenin yarım bıraktıklarını tamamlamak için yapılmıştır.

Türkiye'yi kendi başına bırakılamayacak kadar önemli bir yer olarak tarif edenler, ülkemizi yönetmek için her yolu denemiştir. Milletimiz 15 Temmuz'da ortaya koyduğu kararlılıkla geçmişteki kirli senaryolarla hesaplaşmıştır.

Vesayetin etkin olabilmesi de ancak milli iradenin alanını daraltmasıyla mümkündür. Biz bu dünyada milletin üzerinde bir güç görmedik, tanımıyoruz.

Bugün 12 Eylül. Bu tarih hepimiz için takvim yapraklarındaki 365 sayfadan biri olmanın ötesinde anlamlara sahiptir. Türkiye bundan tam 40 yıl önce gözlerini silahların gölgesine açmıştır. Türkiye bir askeri darbeye daha maruz kalmıştır. Bizim gençliğimizin henüz başında gerçekleşen 1971 muhtırası daha çok siyasi sonuçlarıyla hafızamızda yer etti. Gençliğimizin tam ortasına gelen 12 Eylül darbesi ise öylesine kanlı sonuçlara yol açmıştır ki, nesiller boyu unutulması mümkün değildir.

Bugün herkes biliyor ki, 12 Eylül darbesinden önce ülkenin siyasi kamplara bölünmesi, her gün gençlerin öldürülmesi gibi hadiselerin hiçbiri doğal dinamiklerle gerçekleşmemiştir. Aynı şekilde ülkemizin 70 cente muhtaç diye oluşturulan ekonomik görüntüsü de darbeye döşenen yollardan biridir.

Can güvenliği kalmayan, geleceğinden umudu kesen bir toplum elbette darbeye direnemezdi. 12 Eylül anayasasının çok yüksek bir oy oranıyla kabul edilmesi, milletin umutsuzluktan bir an önce kurtulma gayesi olarak okumak gerekir. Bu dönem konusunda kimi çevreler, kendilerine göre bir farklı yorum oluşturmaya çalışmış, bu tür bir resim ne olursa olsun, tarih hükmünü vermiştir. Türkiye'yi 12 Eylül'e hazırlayan karanlık odak, darbe sonrasının planlarını da yapmıştır. Askeri rejimin sol grupları sert bir şekilde tasviye etmesinin amacının, PKK'nın gelişip büyümesinin önündeki engelleri kaldırmak olduğu anlaşılıyor. Yine askeri rejimin bu ülkenin milli ve yerli tüm unsurlarını yok etme gayretinin de FETÖ'nün önünü açmak amacında olduğunu görüyoruz.

Milletimizin adeta hayat damarları olan dini hassasiyetleri, eğitim faaliyetleri, kültürel derinliği FETÖ ve benzeri yapılarla zayıflatılmaya çalışıldı. Ülkemiz IMF'e muhtaç ve mahkum hale getirildi. Artık IMF diye bir kaygımız yok. Biz bize yeteriz.

Son dönemde sıkça gündeme getirilen pek çok sancılı meselenin kökünde 12 Eylül'e tohumları atılan sosyal çarpıklıklar ve sapkınlıklar vardır. Gençlerimizin kültürleriyle ilgilenmektense, sapkınlığa ve ahlaksızlığa yönelmesi 12 Eylül'ün çirkin miraslarından biridir.

Artık çok daha büyük hedeflere ihtiyacımız olduğunu görerek, 2023 hedeflerini koyduk. Bizi hedeflerimizden uzaklaştırmak, yeniden darbe döngüsüne hapsetmek için her şeyi yaptılar. Bölücü örgütün çukur eylemlerinden, güney sınırlarımızı kuşatma gayretlerine kadar hepsi bu sürecin bir parçasıdır.
...

Kaynak: OdaTV


bozadi

Erdoğan ve ekibi devlet bazında dünyanın ağası olan ABD'yle dalaşmanın giderek ciddiye binmesi halinde buna hem siyasi iktidar hem de toplum bazında direnebilmek için sadece kendi tabanlarına güvenemeyeceklerini görüyor muhtemelen çünkü kendi tabanlarında hala kısmen Fetöcü eğilimlerle, kısmen Fetöden bağımsız bir şekilde faşo ağa ABD'yle "iyi geçinmemiz" gerektiğine inanan pek çokları var.

AKP, global ABD faşizmine tepki konusunda bu ülkede öteden beri en istikrarlı ve cesur tavrı sergilemiş olan Sol'un desteğine ihtiyaç duyacağını biliyor. Ama kendi ideolojilerinin de etkisiyle, hiç şaşırtıcı olmayan bir şekilde Sol kesimleri sürekli aşağılamaktan, işçi sınıfının sömürülmesine, ciğeri beş para etmez bazı patronların baş tacı edilmesine pek çok başka iktidar gibi yeşil ışık yakmaktan da geri durmadılar. Sol'un da daha önce kendi algılarıma dayalı olarak değinmeye çalıştığım pek çok yanlış tavrı var bana göre; yani Sol da tamamen masum değil sonuçta. Mevcut şartlarda AKP ile Sol işbirliği pek kolay görünmüyor ama meseleler gerçekten "ideoloji üstü" noktalara ulaşırsa, o zaman işler değişebilir, aynı cephede buluşulabilir.

Erdoğan da dahil olmak üzere AKP cenahından önemli bazı isimlerin zaman zaman Sol ideolojiye olumlu referanslarda bulunmasının nedenlerinden biri, Sol'un anti-emperyalizm konusunda muhtemelen her zaman %100 düzeyinde olmasa da, genel olarak samimi, cesur ve idealist karşı duruşu oldu bana göre. Ve ABD'yle olan mevcut zıtlaşma durumunun tırmanmaya devam etmesi halinde, hem siyasi iktidarlarını muhafaza etmek hem de tüm kesimler arasında yeterince güçlü bir toplumsal birlik, bütünlük duygusu sağlayabilmek için, ABD faşizmine açıkça direnç ve karşı koyuş yoluna dönmeleri gerekebileceğini görüyor ve işte Sol bu noktada, bir yönüyle kendi ideolojileri açısından ne kadar ters ve hatta imkansız görünürse görünsün, kısmi de olsa potansiyel bir müttefik olarak görünmeye başlıyor muhtemelen. Aslında aynı şey Atatürkçülük için de geçerli ve zaten nitekim o yönde de bazı yoklamaları, girişimleri oluyor bana göre. Örneğin AKP yetkilileri bazen Atatürkün yanlış yorumlandığını, CHP'nin gerçek manada Atatürk'ün mirasına ve davasına sahip çıkmadığını söylüyor. Yani her ne kadar bazen Atatürk'e hakaret ve hatta saldırı boyutunda yargılamaları olsa da, Amerikan faşizmine karşı gerçek bir dik duruş doğrultusunda ilerleme belirtilerinin arttığı şu günlerde, tıpkı Sol'a bazı göz kırpışlar olduğu gibi Atatürkçü kesime de benzer bazı mesajlar veriliyor bana göre. "Avrasyacılık" dediğimiz konu bununla yakından bağlantılı. Vatan Partisi / Perinçek hareketi bununla yakından bağlantılı.

Sol kesimin de Atatürkçü kesimin de çok büyük bir bölümü AKP'ye neredeyse tamamen otomatiğe bağlanmışçasına şiddetle muhalefet etse de, dünya genelinde Rusya öncülüğündeki ABD karşıtı tavır ve işbirliği artışı devam ettikçe ve AKP de o yönde ilerlemeye devam etme eğilimi gösterirse ve ülkemizin gündemi açıkça ABD faşizmine karşı duruş üzerinden şekillenmeye başlarsa, o zaman bence gerçekten siyaset üstü bir durum meydana gelebilir. Yani en azından bugün alışık olduğumuz siyasi kutuplaşma durumunda ciddi değişiklikler meydana gelebilir. Olması gereken de bu. İdeolojilerin faydalı bazı yönleri olmakla birlikte, marjinalliğe ve ideolojik körlüğe, vicdan kaybına yol açmaları da son derece kolay ve adeta kaçınılmaz. AKP ideolojik kutuplaşmadan ne kadar nemalanmış olursa olsun, bunu sonsuza kadar verimli bir şekilde sürdüremeyeceğini giderek daha iyi anlıyor bana göre. Özellikle de kendi tabanı da dahil olmak üzere, ekonomik sıkıntıların tırmanmasından zarar görenlerin, kaybedecek birşeyi kalmayanların sayısının giderek arttığı düşünülürse.

bozadi

18 Ekim 2020

Denizli Valisi Atik'in 'Neden maske takmıyorsun' diye sorduğu esnaf isyan etti


 


Denizli Valisi Ali Fuat Atik, koronavirüs denetimleri sırasında esnafla girdiği diyalogun ve işletmenin kapatılması talimatı vermesinin tepki çekmesi üzerine özür diledi. Valinin neden maske takmadığını sorduğu bir esnaf da ekonomik sıkıntılardan şikayetçi oldu.

Vali Atik, denetimler sırasında maskeye takmayan bir esnafa "Neden maske takmıyorsun" diye sordu. Esnaf da valiye "Canıma yetti. Gebermek istiyorum. Piyasanın haline bak. Salı gününü 15 lirayla kapattık, Çarşamba günü 100 lira. 100 liranın hepsi kar olsa ne olur?" yanıtını verdi.

Vali Atik ayrıca döner satan bir işletmeye gidip ustanın elinde eldiven olmadığını görünce yanına giderek uyarmış, döner ustası da uyarıyı dikkate almayıp döner kesmeye devam etmişti.

Vali Atik de bunun üzerine polis ekiplerine işletme hakkında tutanak tutulup kapatılması talimatını verdi. Vali Atik'in talimatı üzerine iş yeri hakkında tutanak tutuldu.

Sosyal medyadan gelen tepkilerin ardından açıklama yapan Vali Atik özür dileyip "Gün boyu yapılmış olan denetimin getirmiş olduğu yorgunlukla işletme çalışanı ile yaşanan diyalogda şahsımın yaklaşımı, üslubum ve kullandığım ifadenin gönül kırıcı bir yaklaşım içermesi hakikaten beni de üzdü. Bu sebeple vatandaşlarımızdan bu tutum ve yaklaşımımım sebebiyle özür dilerim" dedi.

Kaynak: Haberiniz