'Beyaz Miğferler' ajan çıktı (23.07.2018)

Başlatan bozadi, 23 Temmuz 2018, 23:24:37

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

23 Temmuz 2018

'Beyaz Miğferler' ajan çıktı


Suriye ordusunun sivillere yönelik kimyasal silah kullandığı yalanını, düzmece görüntüler eşliğinde ortaya atan ve bu yüzden Suriye'yi hedef alan birçok ABD hava saldırına gerekçe sağlayan Beyaz Miğferler adlı sözde yardım örgütü üyeleri, İsrail-ABD operasyonuyla Suriye'den kaçırıldı




Suriye'de teröristlerin gerçekleştirdiği saldırıları ve hiç gerçekleşmemiş kimyasal saldırıları Suriye hükümet güçleri yapmış gibi dünyaya lanse eden, kamuoyunda 'Beyaz Miğferler' (Beyaz Baretliler) olarak bilinen sözde sivil yardım kuruluşu üyeleri, İsrail operayonuyla ülkeden kaçırıldı.

Beyaz Miğferleri jet operasyonla Suriye'den kaçırılması örgütün hamisinin ABD ve İsrail olduğunu net bir şekilde ortaya koydu. Suriye'de Beyaz Baretliler mensubu 422 kişi ve aileleri, ABD-İsrail destekli bir operasyonla ülkeden tahliye edilerek, Golan Tepeleri üzerinden Ürdün'e geçirildi.

Plan, 827 Beyaz Miğferler üyesini ve ailelerini tahliye etmeye yönelikti ancak sadece 422'si tahliye edilebildi. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed el-Kayid, yaptığı açıklamada, Suriye'de 'Beyaz Miğferler'den 422 kişinin, iskan etme sözü veren İngiltere, Almanya ve Kanada'ya yerleşmeleri için ülkeden geçiş izni verildiğini belirtti.

Almanya, İngiltere ve Kanada tarafından iskan edilecek olan 422 kişilik sivil savunma gönüllülerinin adı geçen ülkelere intikalinin üç ay içinde gerçekleşeceği kaydedildi.

Sırlarıyla kaçtılar

Batılı istihbarat servislerince örgütlenen, finanse edilen ve 'itibarlı' kurumlar eliyle ödüllendirilen Beyaz Miğferler'in bütün sırlarıyla birlikte Suriye'de bırakılması anormal olurdu. Bu yüzden jet kaçırılma operasyonunun nedeninin, Suriye ordusunun teröristleri temizleyerek ilerleyişini sürdürmesi ve Beyaz Miğferler üyelerinin Suriye ve Rusya güçlerinin eline geçme endişesi olduğu tahmin ediliyor.

Zira, Beyaz Miğferler, ABD ve müttefiklerinin Suriye'ye yönelik hava saldırılarına zemin hazırlayan, 'Suriye ordusu kimyasal silah kullandı' yalanının baş aktörü konumundaydı. ABD ve müttefikleri Nisan 2017'de Han Şeyhun ve Nisan 2018'de Doğu Guta'da bu örgütün sunduğu görüntüleri delil sayarak Suriye'yi bombaladı.

Suriye'de ordu güçleri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen pekçok kimyasal saldırıda Beyaz Miğferler bu iddiaları seslendirmiş ve sosyal medya üzerinden çeşitli düzmece görüntüler yayınlamıştı.

Örgüt üyeleri Suriye ve Rus güçlerinin eline geçmiş olsaydı, Beyaz Miğferlerin karanlık bağlantıları ortaya çıkarılacak olması, ABD ve İsrail için çok büyük bir endişe kaynağıydı.

Tahliye talebi ABD ve Kanada'dan

Beyaz Miğferlerin Suriye'den tahliye operasyonu, ABD ve Kanada'nın talebiyle İsrail tarafından gerçekleştirildiği açıklandı.

Operasyonla ilgili açıklamalarda bulunan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, "Beyaz Miğferler" mensuplarının Suriye'den çıkarılması ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; 'Trump benden yardım etmemi istedi' dedi. Netanyahu, "ABD Başkanı Trump, Kanada Başbakanı Josten Trood ve diğerleri benden Suriye'deki Beyaz Miğferler örgütü mensubu yüzlerce kişiyi kurtarmamı istediler" ifadelerini kullandı.

İsrail Dışişleri Bakanı Sözcüsü Emmanuel Nahshon da İsrail'in ABD, Kanada ve Avrupa ülkelerinin isteği üzerine, Suriye'deki Beyaz Miğferler üyelerini aileleriyle birlikte tahliye ettiklerini duyurdu.

Örgüt başkanından itiraf gibi açıklama

Kesin rakam vermekten kaçınarak, birçok gönüllü ve ailesinin tahliye edildiğini açıklayan Beyaz Miğferler Başkanı Riyad Salih, İsrail'in yardımıyla tahiliyenin gerçekleştiğini açıkça itiraf etti.

Salih, Suriye-Ürdün sınır hattında bulunan ekiplerin ve yakınlarının tahliyesi için BM ile iletişime geçtiklerini ve İsrail desteğiyle Golan Tepeleri üzerinden Ürdün'e geçişlerin sağlandığını açıkladı.

Tahliye operasyonundaki İsrail desteğine dikkatleri çeken ve olayı 'skandal' olarak değerlendiren Suriye medyası ise "Beyaz Miğferler düşmanla işbirliği yaptı" yorumunda bulundu.

Suriye resmi haber ajansı SANA ise "Beyaz Miğferler sırrı su yüzüne çıktı ve ajanlık görevleri sona erdi" ifadelerini kullandı.

Beyaz Miğferler'in kurucusu bir İngiliz

2013'te İstanbul'da kurulan Beyaz Miğferler adlı örgütün resmi adı Suriye Sivil Savunma. Kurucusu ise ilginçtir, eski İngiliz istihbarat subayı James Gustaf Edward Le Mesurier. ABD ve İngiltere'nin verdiği 300 bin dolarla kurulan örgüt için 3 bin kişi eğitildi.

Beyaz Miğferler'in Suriye'nin farklı kentlerinde 100'den fazla merkezi bulunuyordu. Beyaz Miğferler, geçen yıl 89'uncusu düzenlenen Oscar Ödülleri'nde "The White Helmets" isimli belgeselleri ile de en iyi kısa belgesel dalında Oscar kazanmıştı.

ABD Dışişleri 27 Nisan 2016'de örgüte 23 milyon dolar verildiğini teyit etti. Tahminen bu rakam Mart 2018 itibariyle 33 milyon dolara ulaştı.

İngiltere ise örgüte 40 milyon sterlin verdi. Britanya Dışişleri ve Kraliyet Ordusu'nda çalışmış olan Le Mesurier, 11 Haziran 2016'da Kraliçe tarafından Beyaz Miğferler projesi nedeniyle Britanya İmparatorluk Nişanı (OBE) ile ödüllendirildi.

Kanada, Danimarka, Hollanda, Almanya, Yeni Zelanda ve Japonya da finansörler arasında.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

#1
Başta "Anadolu Ajansı" olmak üzere, Beyaz Miğferler denen bu İsrail-ABD oyuncağı terör uzantılarının ürettikleri yalan haberlere kutsal gerçek muamelesi yaparak Esad yönetimi şahsında Alevilere, Nusayrilere, Şiilere nefret kusan FETÖ bağlantılı mezhep nifakçılarına kapak olsun. Esad yönetimi tarafından kökü kurutulmak üzere olan "İslami" görünümlü şerefsiz haber kaynağınız, esas sahipleri (sahipleriniz?!) olan ABD-İsrail tarafından Suriye'den kaçırılıp kurtarıldı!!!

Anadolu Ajansı bir bütün olarak ABD-İsrail-FETÖ oyuncağı olmasa da, içinde o unsurları önemli oranda barındırıyor. Erdoğan'ın evrimine paralel olarak kendilerini temize çekeceklerini umuyorum.

bozadi

#2
23 Temmuz 2018

Flaş haber! BRICS'ten Türkiye hamlesi


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti'ndeki dünyanın bir numaralı ekonomik birliği olma yolunda ilerleyen BRICS Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne 'özel davetli' olarak katılacak. Erdoğan'ın BRICS Zirvesi'nde yer almasının anlamının küresel bağlamda önemli olduğu dile getiriliyor




Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 25-27 Temmuz'da Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg kentinde düzenlenecek BRICS Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılacak. Erdoğan daha sonra 28 Temmuz'da Zambiya'ya resmi ziyarette bulunacak. Türkiye, BRICS Zirvesi çerçevesinde 27 Temmuz'daki 'BRICS Artı' Oturumuna İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı sıfatı ile davet edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Zirve'ye katılımı, Türkiye ile BRICS arasındaki ilk yüksek düzeyli teması teşkil edecek.

Erdoğan'ın, Güney Afrika Cumhuriyeti'ne yapacağı ziyarette ayrıca BRICS üyesi ve diğer davetli ülkelerin liderleriyle de ikili görüşmelerde bulunması öngörülüyor. Zirvede Türkiye'nin BRICS'e üyeliğinin de gündeme gelebileceğine işaret ediliyor.

Dünya ekonomisini 4'te biri BRICS'in elinde

Erdoğan'ın BRICS Liderler Toplantısı'nın özel davetlisi olması, 2006 yılında kurulan BRICS'in Türkiye ekonomisine sağlayabileceği muhtemel katkıyı da gündeme getiriyor. BRICS üyesi 5 ülke, dünya nüfusunun yüzde 48'i, dünya ekonomisinin ise yüzde 25'ini elinde bulunduruyor.

Dünyadaki maden rezervinin yüzde 60'ı elinde bulunduran ve tahıl ürünlerinin de yüzde 40'ını üreten BRICS ülkelerinin son yıllarda dünya ekonomisinin düzenini değiştirmeye yönelik bazı girişimleri de oldu. Bu hamlelerden en önemlisi Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika tarafından ortaklaşa kurulan Yeni Kalkınma Bankası'nın (NDB) 2015'te Şanghay'da faaliyete geçmesiydi.

Ekonomiden Sorumlu eski Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek da, geçen yıl yaptığı bir açıklamada Türkiye'nin BRICS'in kurduğu yatırım bankasına üye olabileceğine işaret ederek, "Biz 2007 yılında Afrika Kalkınma Bankası'na, Afrika Kalkınma Fonu'na üyeliği neden gündeme getirdik, neden üye olduk? Sırf o kaynaklardan faydalanmak için.

BRICS ülkelerinin kurduğu yeni bir kalkınma bankası var. Onların vereceği projelerden yararlanmak için üye olunması gerekiyor. Sırf onun için şu anda ciddi ciddi üye olmayı değerlendiriyoruz" ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan'ın katılacağı BRICS Zirvesi'nde 'milli paralarla ticaret' konusunun da ele alınması bekleniyor.

BRICS önemli bir platform

BRICS, gelişmekte olan pazarlar şeklinde tanımlanan Brezilya, Rusya Federasyonu, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti ve Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üyesi olduğu, bir istişare ve iş birliği platformunu ifade ediyor. Söz konusu beş ülke de Türkiye gibi G-20 üyesi. 'BRICS Artı' ise BRICS'in üyeleri dışındaki yükselen pazarlar ve gelişmekte olan ülkeler ile uluslararası ve bölgesel örgütlerle iş birliğini arttırmak amacıyla 2017 yılında başlatılan süreci ifade ediyor.

Zambiya'ya en üst düzey ziyaret

Başkan Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti ziyaretinin ardından 28 Temmuz'da da Zambiya'ya resmi bir ziyarette bulunacak.

Ziyaret vesilesiyle baş başa ve heyetler arası görüşmeler yapacak Başkan Erdoğan ve Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Chagwa Lungu, görüşmelerinde iki ülke ilişkilerini tüm yönleriyle ele alacak, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunacaklar.

Türkiye'den Zambiya'ya Cumhurbaşkanı düzeyinde gerçekleştirilen ilk resmi ziyaret olması bakımından da tarihi bir önem taşıyan Erdoğan'ın bu ziyaretinin, Türkiye ve Zambiya arasındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesine ve çeşitlendirilmesine imkân sağlaması öngörülüyor.

Kaynak: Yeni Mesaj


bozadi

#3
Erdoğan'a yakışan budur. Dünya insanlığının müzmin şeytanları olan ABD-İsrail ekseninden uzaklaşıp, onlara karşı insani ve hayati bir örgütlenme geliştirmekte olan güçlerle diyaloğu ve etkileşimi artırmak.