Beşiktaş'ta bombalı saldırılar: 38 şehit, 136 yaralı (10 Aralık)

Başlatan bozadi, 11 Aralık 2016, 15:36:41

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

10 Aralık 2016

Beşiktaş'ta canlı bomba ve bombalı araçla saldırı: 38 şehit, 136 yaralı


İstanbul Dolmabahçe'deki Beşiktaş Vodafone Arena'nın yanında ve Maçka Parkı'nda iki terör saldırısı düzenlendi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde yaptığı açıklamada saldırıda 38 kişinin şehit olduğunu, 14'ü yoğun bakımda 136 kişinin de yaralandığını açıkladı.




İstanbul dün gece bombalı saldırılarla sarsıldı... Dolmabahçe'de Beşiktaş- Bursaspor maçı sonrası bombalı araç, polis otobüsünün geçişi sırasında patlatıldı. Maçka Parkı yakınlarında da canlı bombayla saldırı düzenlendi. Saldırıyla ilgili açıklama yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Dün akşamki saldırıda şahadete erişmiş vatan evlatlarımız 38 oldu. 7'si sivil vatandaşımız, 1'inin kimliği tespit edilemedi, 30 polis memurumuz şehit oldu. 136 vatandaşımız hastanelerde tedavi görüyor, 14'ü yoğun bakımda" dedi.

Soylu'nun açıklaması şöyle: "Türkiye, PKK, DEAŞ ve FETÖ örgütlerinin hedef alanında bulunmaktadır. Güvenlik kuvvetlerimiz 24 saat tedbir almak, vatandaşımızın huzur ve güveni için çalışmak için çaba sarf ediyor. Bu konuda elbette ki gerek DEAŞ'ın, gerek PKK'nın, gerek de FETÖ'nün bu süreçte Türkiye'nin bu huzurunu ve istikrarını bozmak için çabası var. Buna dair istihbaratlar değerlendirilmekte ve tedbir alınmaktadır"
...
 
Kaynak: Cumhuriyet



gerçek tosun paşa

Bugün türlü sosyal mecralarda sürekli ifşalar yaşanıyor. Taraflı basının (ana akım medyanın topyekün) haberleri insana şok etkisi yaratıyor. Söyleyecek çok şey mi var söyleyemiyorum yoksa hiçbir şey yok ama çırpınmaya mı çalışıyorum anlamadım. Sanırım ölenlere rahmet yakınlarına sabır bolca kınama ve lanet içeren birkaç cümle fazlasıyla yeterli oluyor.

bozadi

Kesin olmamakla birlikte olayın ardında PKK var gibi görünüyor. PKK'nın bağımsız değil, daha çok ABD/NATO derin çıkarlarına taşeronluk yapan bir güç olduğu düşünüldüğünde, ABD/NATO güçlerinin de bu sıralar Türkiye'yi Rusya ve müttefikleriyle olan yakınlaşma eğiliminden dolayı uyarma/cezalandırma isteği güçlü olduğundan, bu ve benzer saldırıların şaşırtıcı olmadığı ve olmayacağı söylenebilir.

ABD karşıtı cepheyle güçlü bir entegrasyon sağlanana kadar, bu geçiş sürecinin çok sancılı olmasını beklemek gerekir gibi görünüyor. O entegrasyon sağlandıktan sonra, yeni müttefiklerimizle sadece ekonomi değil, istihbarat ve savunma ağı bakımından da çok daha güçlü ilişkilerimiz olacağından, bu tür saldırıları önleme veya azaltma konusunda çok daha etkili olunabilir diye düşünüyorum.

AKP'nin en çok ABD finosu Davutoğlu öncülüğünde şekillenen Suriye politikası ve benzer Osmanlı fantazili Ortadoğu politikaları da Türkiye'ye çok pahalıya patlamaya devam ediyor, çünkü Türkiye ile Rusya ve İran arasındaki stratejik işbirliği ilişkilerinin derinleştirilmesini geciktiriyor, engelliyor. Rusya, İran ve hatta Suriye, samimi bir ittifak durumunda PKK ve IŞİD terörüne karşı Türkiye'ye en fazla yardımcı olabilecek ülkeler ve ekonomik olarak da son derece yakın ve güçlü adaylar. Orantısız mezhep-egosuna dayalı politikalar bir süre daha AKP'nin ve dolayısıyla Türkiye'nin başını ağrıtmaya devam edecek gibi görünüyor. Evet, İran da azımsanamayacak oranda mezhep-egosuna sahip ama İran'ın ABD ve Ortadoğu'daki ABD müttefiklerinin (Suudi Arabistan vs) faşizmine karşı istikrarlı karşı duruşu onu AKP Türkiye'sinden çok daha meşru kılıyor bence. Erdoğan AKP'si biraz da bu meşruiyeti gördüğü için olsa gerek, Sünni İslamcı anlayışını ABD-karşıtı bir eksene oturtması durumunda çok daha onurlu, tutarlı ve meşru bir pozisyona erişeceğini anlamaya başladı. Elbette müttefikleriyle birlikte Rusya'nın ABD ve müttefikleri karşısında sergilediği güç şovu da AKP'nin bu uyanışına çok "yardımcı" oluyor. Ve böylece, Türkiye'de belki de en çok Atatürkçülerin ve onlarla pek çok bakımdan uyumlu sayılabilecek çevrelerin sahiplenmesi gereken ABD emperyalizmi karşıtı hareket bugün Erdoğan AKP'si tarafından sahiplenilmeye başlanıyor ve bu olağanüstü değerli birşey. Bu büyük bir devrimin başlangıcı aslında ve AKP'nin kendi tabanında bile, "bünyelerine" ters geldiği için böyle bir devrimi akıllarının uçlarından geçirmemiş pek çokları var.

Burada devrim derken kastettiğim şeyi belki biraz daha farklı bir ifadeyle tekrarlamam iyi olacaktır: Devletimizin ve ordumuzun ABD'ye/NATO'ya köpeklik yapmayı bırakması devrimi. CHP ve MHP siyasi hareketlerinin ve diğer pek çok partinin en büyük ortak özelliği, siyasi ve ideolojik olarak ne kadar zıt/muhalif olurlarsa olsunlar, ABD/NATO'nun bu milletin anasını belleme sürecine güçlü bir karşı koyuş sergilemedikleri gibi çoğu durumda bu şeytanlığın taşeronluğunu yapmış olmalarıdır. Yakın zamana kadar aynı şey AKP için de geçerliydi ama çok ilginç bir şekilde Putin Rusya'sının Suriye'deki kurtlar sofrasına yaptığı müdahaleyle birlikte pastadan istediği payı alamayacağını anlayarak feci şekilde bozulan Erdoğan AKP'si, o çok güvendikleri ABD'nin ve müttefiklerinin gücünü ciddi bir şekilde sorgulamak zorunda hissetti ve hiç beklenmedik şekilde "taraf değiştirmeyi" ciddi ciddi düşünmeye başladı. Daha doğrusu ABD'ye gıcık olduktan sonra, hem ABD'den hem de Rusya ve müttefiklerinden bağımsız bir şekilde "oyun oynamasının", söz sahibi olmasının, çıkarlarına ulaşmasının mümkün olmadığı gerçeğini gördükten sonra, Rusya'ya yanaşmaya ve ABD karşıtı politikalara geçişin çeşitli işaretlerini sergilemeye başladı.

İşin tuhafı, eğer Erdoğan eğer bu kadar narsist (veya belki de "özgüvenli") olmasaydı, bu ülke halkının ciddi bir bölümü ona adeta tapmıyor olsaydı, Erdoğan ABD ve müttefiklerinin ekseninden uzaklaşma cesaretini gösteremezdi. Çünkü başlıca muhalif partiler de ABD'ye itaat konusunda genel olarak hemfikir oldukları için, Erdoğan ABD ekseninden uzaklaşma kararını verdiğinde sadece dışarıdan ABD ve müttefiklerinin değil, içeriden de CHP başta olmak üzere kısmen MHP'yi ve diğer partileri de karşısına almak zorunda kalacağını biliyordu ve kaldı da. MHP'de bu konuda bir "bölünme" var gibi görünüyor aslında. Süreç ilerledikçe benzer bir bölünmenin CHP'de de meydana gelmesinin kaçınılmaz olacağını tahmin ediyorum. Yani AKP ne kadar büyük yanlışlar, kötülükler yapmış olursa olsun, bu ülkenin, bu devletin, bu ordunun ABD boyunduruğundan çıkması kadar elzem, doğru, güzel, onurlu bir yol olamaz. CHP'nin, MHP'nin ve Kürtçü partiler de dahil diğer pek çok partinin bu konuda sicilleri karanlıktır ve bu partilerin tabanlarının önümüzdeki süreçte ciddi sorgulamalar, özeleştiriler ve belki bu konuda bazı iç çatışmalar yaşamaları gerekecektir.

Bu ülkede dini/siyasi ideolojiler üstünde bir birlik, beraberlik, dayanışma gelişmesi olasılığının da en güzel yoludur ABD eksenli Global Şeytanların güdümünden çıkış süreci. Sağcısı, Solcusu, Atatürkçüsü, Milliyetçisi, Alevicisi, Sünnicisi, Kürtçüsü... Her türlü ideoloji veya kesim içinden pek çok insanı ortak bir amaç doğrultusunda birleştirebilecek kadar büyük ve paha biçilmez bir harekettir ABD boyunduruğundan çıkış. Normalde en çok Solcular tarafından sahiplenilegelmiş olan bu dava, şu anda Erdoğan AKP'si tarafından en gerçekçi, en güçlü, en somut şekilde ilerletiliyor. AKP muhalifleri çeşitli itirazlarında ve kızgınlıklarında ne kadar haklı olurlarsa olsunlar, AKP'nin ülkemizi ABD boyunduruğundan çıkarma sürecine destek vermek zorundadırlar. Elbette bu AKP'nin her yaptığının desteklenmesi gerektiği anlamına gelmiyor kesinlikle. Aksine, gerçekten yanlış, aşırı bencil politikalar konusunda AKP'nin en şiddetli şekilde eleştirilmesi, sıkıştırılması, AKP'yi nihai doğru politika olan ABD-boyunduruğundan çıkış sürecine daha sıkı sarılmak zorunda bırakacaktır bence çünkü AKP'nin düze çıkmasının, geçmiş karanlıklarını AK'lamasının başka yolu yok. Erdoğan'ın bilinçsel ve vicdani açıdan giderek "uyanıyor" olması da mümkündür ve hatta eğer bu olmuyor olsaydı, bence Erdoğan AKP'si ABD ekseninden çıkma konusunda bu kadar ciddi bir inisiyatif almazdı çünkü bu inisiyatif kısa ve orta vadede AKP'nin hiç işine gelmiyor aslında. Elbette Erdoğan bir vicdan abidesi değil ama eğer bilinçsel/vicdani bir uyanış yaşamıyor olsaydı, bu kadar çok muhalefet baskısı altındayken ülkeyi ABD boyunduruğundan çıkarmak gibi uzunvadeli ve zorlu bir sürece girişmezdi, hele ki muhalifler de doğrudan veya dolaylı olarak ABD/NATO boyunduruğunu desteklerken.

bozadi


bozadi

Bu "üstlenme" denen şeyin neden saldırıdan sonra nispeten kısa bir süre içinde, örneğin birkaç dakika veya saat içinde değil de uzunca saatler, hatta bazen günler sonra yapıldığı da başlıbaşına bir muamma. Belki de bu tür saldırıların bazılarında, ilgili örgütü kullanan büyük güçlerin "profesyonel ekipleri" o örgütler adına hazırlayıp yönetiyor saldırıyı ("örgüt beceremez, yüzüne gözüne bulaştırabilir" diye düşünerek). Saldırıdan sonra "derin" bağlantıların ifşa olmayacağı "temiz" bir iş çıkarıldığına kanaat getirildikten sonra da "tamam, şimdi üstlenebilirsin" diye örgüte haber veriyorlar belki de.

bozadi

10 Aralık 2016 celsesi yapmışlar, bugün yayınlamışlar K forumda. Bir aksilik olmazsa yarın en geç bu saatlerde çevirisini paylaşmış olurum :)

gerçek tosun paşa

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Bu "üstlenme" denen şeyin neden saldırıdan sonra nispeten kısa bir süre içinde, örneğin birkaç dakika veya saat içinde değil de uzunca saatler, hatta bazen günler sonra yapıldığı da başlıbaşına bir muamma. Belki de bu tür saldırıların bazılarında, ilgili örgütü kullanan büyük güçlerin "profesyonel ekipleri" o örgütler adına hazırlayıp yönetiyor saldırıyı ("örgüt beceremez, yüzüne gözüne bulaştırabilir" diye düşünerek). Saldırıdan sonra "derin" bağlantıların ifşa olmayacağı "temiz" bir iş çıkarıldığına kanaat getirildikten sonra da "tamam, şimdi üstlenebilirsin" diye örgüte haber veriyorlar belki de.

herşey olabilir bozadi biz sadece ekranda olan kişinin söylediği birkaç cümlelik bilgiden yola çıkmaya çalışıyoruz başka hiç bir şey değil.

Saldırıların ABD-RUSYA bağlantılarıyla ilişkilendirmen nokta atışı olmuş. Türkiye nin izleyeceği siyasete asla güvenmem ve emin olamam fakat gerçekten batı bloğundan net çizgiler çizilerek ayrı kalınacaksa çok daha farklı yaptırımlar gelecektir. Yinelemekte fayda var oldukça ilginç olayların bizi beklediğinden kimsenin şüphesi olmasın.

Celseyide büyük merakla bekliyoruz bozadi teşekkür ederiz. (tüm forum adına konuştum [:D] )

bozadi

17 Aralık 2016

Kayseri Erciyes Üniversitesi önünde bombalı araçla terör saldırısı;
 13 şehit, 55 yaralı!


Kayseri'de izne çıkan askerlerin bulunduğu otobüse yönelik saldırı gerçekleşti




Kayseri Erciyes Üniversitesi kampüsünde bugün saat 08.45'de halk otobüsündeki Güneydoğu'da terörle mücadelede bulunmak üzere yetiştirilen askerlere yönelik bombalı araçla saldırı düzenlendi. Erciyes Üniversitesi yerleşkesinin Talas istikametindeki giriş kapısı yakınlarında bomba yüklü bir araç, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu halk otobüsünün yanında infilak etti. TSK saldırıyla ilgili yaptığı açıklamada 13 askerin şehit olduğunu belirtti. Kayseri'ye giden İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise 12'si yoğun bakımda 6'sı ağır 55 askerin yaralandığını açıkladı. Ayrıca Soylu şehit 8 askerin kimliğinin belirlendiğini açıkladı.  Kayseri'deki terör saldırısında yaralanan asker: Araç otobüsü sürekli takip ediyordu Kayseri'de, Erciyes Üniversitesi yakınlarında 08.45'te bomba yüklü bir araçla, çarşı iznine çıkan askerlerin de içinde bulunduğu özel halk otobüsünün yakınında gerçekleştirilen saldırıda yaralanan bir asker o anları anlattı. Yaralı asker, "Araç otobüsü takip ediyordu, yan yanaydık sürekli" ifadesini kullandı. "Araç 71 plakalı" Saldırıyı gerçekleştiren aracın 71 plakalı (Kırıkkale) olduğu, otobüste bulunan ve çarşı iznine çıkan askerlerin 1. Komando Tugayı'ndan olduğu belirtiliyor. Otobüste bulunan ve çarşı iznine çıkan askerlerin silah altında olduğu 1. Komando Tugayı, terörle mücadele bölgelerine gönderilmek üzere yetiştirilen askerlerin bulunduğu bir kışla olarak biliniyor.  Kayseri'de halk otobüsüne gerçekleştirilen terör saldırısında kullanılan aracın 71 plakalı olduğu belirlenmişti. Kırıkkale Emniyet Müdürü Mahmut Çorumlu plakanın sahte olduğunu açıkladı.

Olay nasıl gerçekleşti?

Kayseri DHA Büro Şefi Oktay Ensari, patlamanın, bir terör patlaması gibi göründüğünü belirtti. Ensari patlamayla ilgili şunları söyledi: "Patlama bir terör saldırısı gibi duruyor. Palas Caddesi, şehir merkezine 5-6 kilometre uzaklıkta. Orası yoğun bir yer değil. Okullar da tatil. Hafta içi yoğun olan bir yol. Aynı yol üzerinde komando tugayı kışlası var. Planlanmış bir olay gibi görünüyor. Sabah 08:45 sıralarında oldu. Bomba yüklü araç otobüse yaklaşıp patlatılıyor. Şuan güvenlik önlemleri alınıyor. Bölge kontrol altında. Resmi görevliler dışında kimse alınmıyor. Patlama, kampüs içinde de duyuldu. Olaydan hemen sonra 6 dakika içinde ekipler olay yerine intikal etti. Görgü tanıkları, önce trafik kazası sandıklarını belirtti. Daha sonra otobüsünü savrulduğunu görmüşler. Otobüste kalabalık bir yolcu grubu olduğunu tahmin ediyorum."

...



 
Kaynak: T24