Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Afrin'e hava operasyonu başladı (20.01.2018)

Başlatan bozadi, 20 Ocak 2018, 20:35:27

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

#120
23 Şubat 2018

Suudi Arabistan, İsrail ve ABD'yi dahi geride bıraktı: İran dünyaya en büyük tehdit


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, İran için "bölge için ve belki dünya için en büyük tehdit" ifadelerini kullandı.




Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr, İran'a yönelik, ABD ve İsrail'in açıklamalarını dahi geride bırakan eleştirilerde bulundu. Brüksel'deki Uluslararası İlişkiler için Egmont Kraliyet Enstitüsü'nde konuşan El Cubeyr, "Irak'ın Arap dünyasında çok önemli bir rolü var ve biz oradaki yeniden inşa çabalarını destekliyoruz" dedi.

El Cubeyr'in açıklamalarını yansıtan Arab News gazetesi ise, Suudi Arabistan'ın kısa bir süre önce Irak'taki yeniden inşa çalışmaları için 1,5 milyar dolar mali desteği taahhüt ettiğini anımsattı.

El Cubeyr, Brüksel'de konuşması sırasında Suriye'deki duruma da değindi. "Suriye'deki istikrarı yeniden tesis etmek istiyoruz ve barışçıl çözüme yönelik Cenevre kararlarını destekliyoruz" diyen El Cubeyr, İran için ise "bölgeye, ve belki dünyaya, en büyük tehdit" eleştirisinde bulundu.

İran destekli milislerin bölgede "menfi bir rol oynadıklarını" söyleyen El Cubeyr, Suudi Arabistan'ın dahil olduğu dört Arap ülkesinin yaptırım uyguladıkları Katar'a "teröre desteğine son vermeye ve komşu ülkelerin içişlerine karışmaktan vazgeçmeye" çağırdı.

Kaynak: OdaTV


bozadi

#121
İran çeşitli sorunlu yönlerine rağmen, tüm insanlığın kanını emen global sülüklere karşı en istikrarlı ve onurlu karşı mücadeleleri sergileyen ülkelerden biri, Ortadoğu ülkeleri arasında bu konuda 1 numara olduğu söylenebilir. Yani Ortadoğu'daki başka hiçbir ülke, ABD ve İsrail'in bölgedeki faşist terörist faaliyetlerine karşı İran'dan daha fazla karşı mücadele göstermemiştir. Suriye'nin bu konuda İran'dan sonra gelen 2. ülke olduğunu düşünüyorum Ortadoğuda ama özellikle son dönemde Rusya ile olan özel ittifakı ve sahne olmakta olduğu Armagedon Savaşı ve bu savaşta oynadığı rol itibariyle çok çok özel bir yeri var bence.

Bizim ülkemiz ve Katar gibi geleneksel olarak ABD'nin ve Suudi Arabistan'ın ve dolaylı olarak İsrail'in uyduluğunu yapan bazı ülkelerde Suriye yenilgisinden sonra  önemli sorgulamalar ve uyanışlar olması sevindirici.

bona fide

#122
http://www.haksozhaber.net/iranin-milis-gucu-liva-el-bakir-orgutu-afrine-girdi-102562h.htm
tr bu oyundan acilen çekilmeli. esadla anlaşıp barışıp ekonomik işbirliğine girişmeli. çin bile geldi yerini aldı. birazda iran kendi ayağına sıksın irandaki kürt gösterileri kürtler taraf değiştirene kadar sukut kalır.daha 6 yıl öncesine kadar esadın zulmunden kaçıyordu kürtler bugünde aynı esad. türkiyedeki hakların onda biri yoktu suriyedeki kürtlerde. ab ve abd küürtleri yine kendi safına çekecektir çok yakında ve palazlandıklarında hizbullahın tavrı aynımı olacak. güneyde bir kürt devleti lübnanı haritadan siler. silerler daha doğrusu. tr sınır ve iç güvenliğini sağlayıp ülkemizin ekonomisine yönelmeli suriye ile ekonomik işbirliği yapmalı.
 

bozadi

#123
25 Şubat 2018

Salih Müslim Çekya'da yakalandı


Son dakika haberine göre, Terör örgütü PYD/PKK'nın kırmızı bültenle aranan eski eş başkanı Salih Müslim, Çekya'nın başkenti Prag'da yakalandı. Türkiye, Müslim için 13 Şubat'ta kırmızı bülten çıkarmıştı




AA'nın haberine göre, terör örgütü PYD/PKK'nın kırmızı bültenle aranan eski eş başkanı Salih Müslim, Çekya'nın başkenti Prag'da yakalandı. Türkiye, Salih Müslim için 13 Şubat'ta kırmızı bülten çıkarmıştı.

İçişleri Bakanlığı'nın terör suçlarından arananların yer aldığı kırmızı listeye 44, mavi listeye 26, yeşil listeye 34, turuncu listeye 37, gri listeye 89 yeni isim eklenmiş ve 4 milyon TL ödüllü kırmızı listeye eklenenler arasında terör örgütü PYD'nin eski lideri Salih Müslim de yer almıştı.

Kaynak: HaberTürk


bozadi

#124
Hadi bakalım, ilginç bir gelişme oldu bu şimdi. Yakalayan kim tam olarak ve nereye teslim edilecek, kime göre, neye göre yargılanacak?

Haber doğruysa, Afrin operasyonlarını ne şekilde etkileyeceğini çok merak ediyorum doğrusu. Yalnız son zamanlarda PYD/PKK'nın, elinde bulundurduğu bazı yerleri Suriye devletine teslim etme eğilimlerinde artış olmuştu. Bu eğilim devam eder gibi geliyor bana şu an.

Bu Afrin operasyonu süreci aslında muhtemelen Suriye Kürtlerinin ABD'yle müttefik olmanın doğruluğu/yanlışlığı konusunda ciddi bir gözden geçirme yapmalarına da yardımcı oluyor. Ve Esad'ın bu süreçte Kürtlere mutlak şekilde olmasa bile sahip çıkıcı eğilimi, hem geçmişte Suriye Kürtlerine karşı sergilediği aşırı baskılar konusunda biraz da olsa dengeleyici bir etki yapıyor, hem de Kürtleri kiminle ittifak kurmaları veya kurmamaları gerektiği konusunda iradelerini netleştirmeye zorluyor olması bakımından faydalı oldu bence.

bozadi

#125
Ben Salih Müslim'i kötü biri olarak görmedim ve hala da öyle görmüyorum. Suriye Kürtlerinin meşru ve iyi niyetli bir yöneticisi olarak görüyorum. Yalnız Müslim'in başını yakan iki ciddi dezavantajı oldu diye düşünüyorum. Birincisi Türkiye'de kesintisiz terör estiren PKK'ya gerekli tavrı alıp bu teröre ortak olmadığını, desteklemediğini, karşı olduğunu açıkça ilan etmedi, tam tersine PKK'yla dayanışma/destekleşme ilişkisinde oldu. Benim Müslim'le ilgili kaba bazı sezgilere dayanan (ayrıntılı bir araştırmaya, bilgilere, belgelere dayalı olmayan) "iyi niyetli" olma tahminim doğruysa, bence Müslim aslında PKK'nın Türkiye'deki faaliyetlerinin düpedüz terör olduğunu ve global faşist güçlerin sponsorluğunda olduğunu görmüş, anlamış ve vicdanen reddetmiş olmalı. Ama öyle görünüyor ki, PKK'nın global faşistlerle olan güçlü bağlantıları, onun PYD'ye ve Müslim'e karşı çok baskın olmasına neden oldu ve boyun eğdirdi. Ayrıca Türkiye'deki Kürtler de çok ciddi baskılara, işkencelere, katliamlara tabi tutuldular bizzat devlet güçleri tarafından (yine global faşistlerin kontrol ve güdümünde). Bu nedenlerle, hem Türkiye'deki hem de Suriye'deki Kürt tabanın büyük bölümü PKK'yı meşru, "onurlu" (!), güçlü ve aktif/dominant bir meşru müdafa gücü olarak görünce, Müslim tabanın bu konudaki güçlü algılarına karşı gelemezdi diye tahmin ediyorum. Türkiye'de Kürt ve/veya PKK bölgelerinde/yerlerinde Müslim'in resimlerine rastlandığını hatırlamıyorum ama Suriye'de Abdullah Öcalan'ın fotoğraflarına, posterlerine sık rastlanıyor gibi görünüyor. Bu da bana PKK'nın PYD karşısındaki baskınlığını ve belirleyiciliğini çağrıştırıyor.

İşte, Müslim ne kadar iyi niyetli ve meşru biri olursa olsun, PKK laneti onun hep boynundaydı muhtemelen. Kardeşlik/özdeşlik bağlarından dolayı PKK'nın terörist faaliyetlerini, global şeytanlarla olan yoğun etkileşimini sorgulamadı, sorgulayamadı. Sorgulasaydı, sonu olurdu. Öylesi daha mı iyi olurdu, emin değilim ve sanmıyorum. Böyle olması daha iyi oldu belki de, taban için öğretici/uyandırıcı/sorgulatıcı yönünün daha güçlü olabileceğine inanıyorum.

Suriye Kürtlerinin Suriye devletiyle araları iyi değildi, ayrıntılarını bilmiyorum, az-çok gerekçesi var mıydı bilmiyorum ama Esad'ın Kürtlere kötü davrandığını anlıyorum. Üzerine son yıllarda bir de IŞİD'le ve diğer bazı cihatçı örgütlerle savaşmaları gerekti, çok kan kaybettiler, zaiyat verdiler, aşağı yukarı iyi, onurlu, örnek bir savunma gösterdiler ama denize düşen yılana sarılır misali, PKK'nın da etki ve baskısıyla, bizzat IŞİD'i onların başına bela eden ABD'yle ittifak kurmak gibi bir yola başvurdular.

Rusya da Kürtlerin mağduriyetlerine empatik yaklaşmaya çalıştığı için, ABD'yle ittifaklarına rağmen genel olarak Suriye Kürtlerini ve özel olarak da PYD'yi şeytanlaştırmaya çalışmadı, aksine onlara sıcak yaklaştı. Ama ABD'yle ittifak konusunda bir karar vermeleri gerekiyordu ve gidişat iyi görünmüyordu. İşte Afrin operasyonu böyle bir süreçte başladı ve Kürtleri seçimlerini, taraflarını netleştirmeye zorluyor. Müslim'in yakalanması süreci nasıl etkileyecek çok merak ediyorum.

bozadi

#126
25 Şubat 2018

Suriye ordusu şimdi de Menbiç'e girecek


Suriye ordusunun, ABD destekli Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile vardıkları bir anlaşma doğrultusunda ülkenin kuzeyindeki Menbiç'e gireceği iddia edildi.




Suriye ordusunun, ABD destekli Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile vardıkları bir anlaşma doğrultusunda ülkenin kuzeyindeki Menbiç'e gireceği iddia edildi.

Suriye güvenlik güçlerinden isminin verilmesini istemeyen bir kaynak, Sputnik'e demecinde, "Anlaşmaya göre Suriye ordusu birkaç gün içinde Halep'in kuzeyinde yer alan ve DSG tarafından kontrol edilen Menbiç'e girecek" dedi.

Menbiç, Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı'nın devam ettiği Afrin'e yaklaşık 130 kilometre uzaklıkta yer alıyor.

Suriyeli Kürtlerin denetimindeki Afrin yönetimi, Türkiye'nin harekatına karşı Suriye ordusunu sınırlarını korumak için davet etmişti. Bunun ardından Suriye ordusunun saflarında savaşan bazı milis gruplarının Kürt güçlere destek vermek için Afrin'e girdiği haberleri gelmişti.

Fırat Nehri'nin batısında yer alan Menbiç ise Ağustos 2017'de omurgasını YPG'nin oluşturduğu DSG tarafından IŞİD'den alınmıştı. Menbiç o zamandan beri DSG'nin denetiminde.

Daha önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da dahil olmak üzere pek çok Türk yetkili, Afrin'deki operasyonun Menbiç'e genişletilebileceğini ve burasının 'terör unsurlarından arındıracağını' söylemişti.

Kaynak: OdaTV


bozadi

#127
Gelişmeler, gelişmeler!..

Tüm bu gelişmeler bir yandan Suriye devleti ile Kürtler arasındaki ilişkiler konusunda olumlu etkiler yaparken, bir yandan da Türkiye'yi Suriye'yle "ya savaşmaya, ya anlaşmaya" zorluyor. Erdoğan AKP'si Rusya'nın "izniyle" girdiği Suriye'de, Rusya'nın "özel koruması" altındaki Esad yönetimine savaş açamaz. Bu konuda ABD-İsrail sponsorluğundaki cihat endüstrisinden medet umulamayacağı da giderek netleşiyor. Geriye sadece anlaşma veya geri çekilme seçenekleri kalıyor. "YPG/PKK'ya karşı iyi mücadele ettik, epeyce terörist öldürdük" deyip az-çok muzaffer bir edayla çekilmek mümkün. Ama Erdoğan'ın Suriye'ye çok daha büyük emellerle girdiği gün gibi açık. Büyük bir risk ve maliyetle girdiği Suriye'den, daha somut bir kazanç/ilerleme elde etmeden dönmek istemeyecektir. Kısavadede ne gibi gelişmeler olur bilmiyorum ama bence gidişat her halükarda ABD'nin aleyhine ve bu nedenle de sevindirici. Ve ABD-İsrail karşısındaki bu ilerleme, Sünni ve Alevi-Şii kesimler arasındaki buzları yavaş da olsa eritmeye yardımcı olacaktır diye düşünüyorum. Karşılıklı restleşmeler, hırlamalar, tıslaşmalar olacaktır ama yüzlerce yıldır bunun her iki tarafın da başına ciddi şekilde bela olduğu bilindiği için, artık Rusya gibi sağlam bir hakemin ve rehberin yardımıyla bu konuda yeni birşeyler denemek iki tarafa da iyi gelecektir.

bozadi

#128
19 Mart 2018

Afrin'i kaybeden PKK zor döneme giriyor


Afrin sürecinin Türkiye lehine tamamlanması, Suriye - Irak - Türkiye ve İran'da konfederatif bir yapı kurmayı hedefleyen çatı yapı PKK'nın zor bir döneme girmesine neden olacak. Afrin'i kaybetmesi sonrasında, PKK'nın Suriye ve Irak'ta kazandığı "biz alternatifiz" algısı yıkılma noktasına gelecek. Fırat'ın doğusunda bile varlığını korumak bu kapsamda yeterli olmayacak.




Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Müşterek Görev Gücü (MGG) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı başarıya ulaştı.

Hilal biçiminde yürütülen operasyonda, Mehmetçik Afrin kent merkezinde kontrolü sağladı.

Kuşatmayla birlikte TSK, kent merkezinde yerleşik sivillerin bulundukları yerleri terk etmesini sağlamak amacıyla günlerdir yayın yapıyordu.

Bölgeyi kontrol altında tutmak isteyen PYD'nin silahlı kolu YPG'nin tüm tehditlerine karşın kent halkının bir bölümü, TSK'nın güneybatıdan açtığı tahliye koridorundan Afrin'i terk etti.

Harekatın ilk günlerinde, Afrin bölgesine girişte dağlık alanlarda çatışmalar yaşandı. Örgüt, Kandil'den kaydırdığı ve "kadrolu" olarak adlandırdığı kuvvetleriyle Mehmetçik ve ÖSO'ya karşı koymaya çalıştı.

Düz ovada ilerleyiş daha sağlam ve kolay oldu. Örgütün özellikle Racu ve Cinderes'te yaptığı çatışma hazırlıkları boş çıktı. Kuzey ve doğu hattındaki dağlık bölgelerin alınmasıyla birlikte, örgüt kadrolarının konuşlandıkları alanlar ve yerleşim bölgelerini hızla terk etmesi, TSK, Müşterek Görev Gücü (MGG) ve ÖSO'nun işini kolaylaştırdı.

Harekatın 58. gününde sabaha karşı Afrin'e girildi. Daha önce dış mahallelere yanaşan ÖSO, dün sabah 05.00'ten itibaren kentin güneydoğu bölgesinden merkeze yönelik giriş yaptı.

Örgütün direnecek gücünün olmadığını anlayarak çekilmesiyle 9 mahalleli kentte kısa sürede kontrol sağlandı.

PKK'yı zorlayacak

Milliyet'ten Tolga Şardan'ın haberine göre, Afrin sürecinin Türkiye lehine tamamlanması, hiç kuşkusuz Suriye - Irak - Türkiye ve İran'da konfederatif bir yapı kurmayı hedefleyen çatı yapı PKK'nın zor bir döneme girmesine neden olacak. Ortaya çıkacak tablo PKK'yı geriye götürebilecek.

PKK'nın, Abdullah Öcalan'ın her zaman özel bir önem verdiği ve neredeyse 40 yıldır hep planlarında varolan Afrin'i, bu kadar kayıp vermesine rağmen elinde tutmak istemesini şöyle açıklamak mümkün:

1. PKK, Suriye alanında kazandığı ve bugüne kadar sürdürmeyi başardığı "meşruiyet zemini"ni kaybetmek istemedi. PYD ve Amerika'nın bölgeye girmesiyle birlikte Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adıyla hareket eden PKK, özellikle Suriye'de savaş başlamasıyla birlikte uluslararası aktörlerce "meşru güç" olarak tanımlandı. Böylelikle PKK, Afrin'deki faaliyetleri sonrasında belki de kuruluşundan bu yana hiç bir zaman kazanamadığı meşruiyeti kazandı.

2. Afrin'i kaybetmesi sonrasında, PKK'nın Suriye ve Irak'ta kazandığı "biz alternatifiz" algısı yıkılma noktasına gelecek. Fırat'ın doğusunda bile varlığını korumak bu kapsamda yeterli olmayacak.

3. PKK'nın Afrin bölgesindeki varlığı stratejik olarak Türkiye'nin çevrelenmesi üzerineydi. Amanoslar - İskenderun hattının Suriye bölümünü kontrolü altında tutan PKK, Lazkiye'ye dolayısıyla Akdeniz'e ulaşmayı hedefliyordu. Şimdi bu alanı kaybetmesi, kendi vizyonunda kırılmaya neden olacak. Yanısıra, Akdeniz'e ulaşması da zorlaşacak. Bu durum, ileriki planlanan kazanımları derinden etkileyecek.

4. Afrin'i kaybetmesiyle birlikte PKK, Suriye alanındaki diğer mezhepsel ve etnik grupların "hamisi" olma şansını yitirecek.

5. PKK, Rusya ve Suriye rejiminin varlığı sebebiyle bölgedeki faaliyetlerini sınırlama noktasına gelecek. Daha önce her ne kadar Rusya ve Şam rejiminin varlığı olsa da PKK, PYD sayesinde bölgede istediği gibi hareket edip strateji geliştirebiliyordu. Örgüt, PYD üzerinden Fırat'ın doğusunda ABD, Suriye'nin batısında Şam yönetimi ve Rusya ile irtibatı kurup, temaslarını yürütüyordu. Afrin'i yitirmesiyle doğuya çekilmesiyle birlikte bu hareket kabiliyetini kaybetme noktasına gelecek. Fırat'ın doğusunda varlığını göstermek için ABD'ye daha çok bağlanacak, ABD politikalarına göre hareket etmek zorunda kalacak.

İşte bu gerekçeler nedeniyle Afrin basit bir toprak olarak görülmemeli. Afrin'in PKK ve bağlantılı yapılarından arındırılması, örgüte hiç beklemediği bir süreci yaşatacaktır.

AVRUPA'YA ALGI HAREKÂTI

Zeytin Dalı Harekatı böyle devam ederken Kandil'deki PKK yönetimi, süreci yeni boyuta taşımaya gayret ediyor.

Örgüt yönetimi, hiç beklemediği biçimde devam eden TSK'nın Zeytin Dalı Harekatı'nı Avrupa'ya taşımaya, özellikle AB ülkeleri üzerinde algı yürütmeye çabalıyor. Örgütün üst düzey yöneticilerinden Mustafa Karasu ve Ali Haydar Kaytan, yaptıkları Afrin odaklı açıklamalarla uluslararası alanda farkındalık yaratmaya çalışıyorlar.

Örgüt, Avrupa'nın önde gelen ülkelerinde Türklere karşı yeni bir eylemsellik süreci başlattı. Barındığı ülkelerin kamu güvenliğine zarar veriyor geçmişte olduğu gibi.

Konuyla ilgili konuşan AB'nin Ankara Büyükelçisi Christian Berger, AB ülkelerinde başlayan PKK saldırılarına tepki gösterdi. Berger, "Bu saldırılar nereye yapılırsa yapılsın dini kurumlar veya başka bir yer olabilir. Bunlara göz yummak söz konusu değil. Üye ülkelerdeki kolluk güçleri ellerinden gelenin en iyisini yapıp bu yerlere yapılan saldırıları engellemeye çalışacaktır. Kolluk güçlerinin sorumluluğu budur" yanıtını verdi.
 

Kaynak: Gazete Vatan


bozadi

#129
Her ne kadar bu harekatın son derece problemleri yönleri varsa da, Türkiye'nin ABD ve müttefikleri karşısındaki pozisyonunu güçlendirdiği, cesaret ve motivasyon verdiği için ve tabi ki aynı zamanda PKK sorununun çözümüyle de çok yakından bağlantılı olduğu için, ordumuzun Afrin merkezi tamamen kontrolü altına alarak ABD müttefiki YPG/PKK karşısında önemli bir zafer elde etmiş olması çok önemli bir gelişme.

İnşallah Menbiç konusunda da geri adım atılmaz. Bir yandan dışişleri bakanımız "ABD'yle anlaşma yaptık, YPG çekilecek, ABD-Türkiye ortak kontrolü olacak" diyor ama diğer yandan ABD bu iddiayı yalanlıyor. Ve bu arada Trump dışişleri bakanı Tillerson'u sürpriz şekilde görevden alarak yerine CIA Direktörü Mike Pompeo'yu getiriyor. Pompeo'nun genel olarak ortadoğu ve özel olarak da İran konusunda Tillerson'dan "daha şahin" olduğu söyleniyor. Dolayısıyla Türkiye'nin Suriye'deki faaliyetleri konusunda da gerilimin iyice tırmanacağı anlaşılıyor ki ben şahsen bundan ancak memnuniyet duyarım, yeter ki bizimkiler geri adım atmasın. Bu durum bizim millet olarak uyanışımızı ve dayanışmamızı artırır, hızlandırır.

Pompeo'nun Rusya'yla iyi geçinme eğiliminde olacağı da iddia ediliyor ama sayılan diğer tüm özellikler bunun pek mümkün olmayacağını düşündürüyor bana nedense.

bozadi


bozadi

#131
20 Mart 2018

Büyük Oyun


SONER YALÇIN




Tespit:

"Büyük Oyun"... 19. yüzyıl itibarıyla stratejik bölgelerin, büyük güçler tarafından (İngiltere-Rusya arasındaki) paylaşılma mücadelesini tanımlamak için kullanılan kavramdır...

Tarih: 15 Temmuz 2016.

FETÖ darbeye kalkıştı. Başaramadı.

Subayından öğrencisine kadar ilk etapta 22 bin 910 ordu mensubu kovuldu.

Türk Ordusu darmadağın oldu.

Soruşturmalar hiç durmadı. Asker askerden şüphe duymaya başladı.

Belirsizlik- umutsuzluk sinsi bir hastalık gibi TSK bünyesini sardı.

Türk Ordusu Cumhuriyet tarihinin en güç dönemindeydi! Ve...

Tarih: 18 Mart 2018.

PKK/YPG tek kurşun atamadan Afrin'den kaçtı!

Mehmetçik, 197 noktayı ele geçirip 52 günde Afrin'e girdi.

Türk Ordusu'nun Afrin'e girdiğini öğrendiğimde ilk tepkim şöyle oldu:

Zorlu FETÖ darbesini henüz tamamıyla atlatamamış Türk Ordusu'na bu kadar kolay yeniliyorlar ise, bu "gerilla savaşını" nasıl kazanacaklar?

En güçsüz döneminde bile Türk Ordusu'na 52 günde mağlup olanlar, yarın başarı şansının olacağını mı sanıyor?

Daha kaç kez yenilecekler

Daha kaç gencecik insanın hayatına sebep olacaklar?

Görmüyorlar mı:

– ABD destekli FETÖ darbesine rağmen...

– ABD destekli onca silaha rağmen...

– ABD destekli küresel medya yardımına rağmen...

Yenemediler!

Hiçbir zaman da yenemeyecekler.

O halde, bu "kan davası" niye?

Kaç kez daha ölecekler!

Yazık değil mi bu toprağın evlatlarına?


HDP'Yİ UMURSAMADI BİLE

Tarih: 7 Haziran 2015.

Genel seçimin iki büyük sürprizi oldu:

– AKP tek başına iktidar olacak çoğunluğu alamadı.

– HDP barajı aşarak yüzde 13.12 oyla 80 milletvekili kazandı. Bir önceki 2011 seçiminde yüzde 5.67 oy oranıyla bağımsız 35 milletvekili çıkarmıştı. Değişim 7.45 idi...

HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder CNNTürk ekranında şöyle diyordu:

"Bu sonuçlar, hoyratlığa karşı demokrasinin, zulme karşı tevazunun, savaşa karşı barışın zaferidir. Bütün Türkiye'ye hayırlı olsun..."

Partiler arası koalisyon görüşmeleri yapılırken ne oldu?

Tarih: 8 Ağustos 2015.

– Sur, Silvan, Lice, Hani, Hazro, Bismil, Dicle, Bağlar, Kayapınar, Yenişehir, Kocaköy (Diyarbakır)...

– Nusaybin, Dargeçit, Derik (Mardin)...

– İl merkezi, Silopi, Cizre, İdil (Şırnak)...

– Varto (Muş)...

– Sason, Kozluk (Batman)...

– Arıcak (Elâzığ)...

PKK buralarda hendek kazıp- barikat kurarak "özyönetim" ilan etti!

Örneğin...

Sadece İdil ilçesinde; 71 hendek kazıp, 192 barikat kurup, 461 el yapımı patlayıcı yerleştirilmişti her yana!

Yani... PKK'nın HDP'nin "seçim zaferiyle" filan ilgilendiği yoktu. Barış istediği filan koca yalandı.

Uzatmayayım. Bu süreç...

Selahattin Demirtaş'tan Figen Yüksekdağ'a kadar eş başkanların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, parti yöneticilerinin hapse girmesiyle sürdü gitti...

Evet...

PKK, HDP'nin seçimlerde yakaladığı politik rüzgarı umursamadı bile.

Peki niye?

Kandil, HDP'yi kıskandı mı?

Çocuk olmayınız. İşin içinde "Büyük Oyun" vardı...


İŞİN ASLI ŞUDUR

Tarih: 1 Kasım 2015.

Yapılan erken genel seçimde AKP tek başına iktidar oldu.

– AKP oyları yüzde 40.9'dan yüzde 49.5'e yükseldi.

258 milletvekili sayısı 317'ye çıktı.

– HDP oyları yüzde 13.1'den 10.8'e düştü.

80 milletvekili sayısı 59'a düştü.

Bunun bir tek açıklaması vardı; PKK terörü/ "hendek savaşı!"

Peki, PKK stratejik hata mı yaptı? Ya da aslında hata değil miydi?

Bakınız... Mesele sadece HDP değildi; "Büyük Oyun" sahnedeydi.

Anımsayınız; Türkiye 7 Haziran 2015 seçimine giderken PKK/YPG Kobani'de (Ayn el Arap) ABD hava desteğiyle IŞİD'le savaşıyordu.

Kuzey Suriye'de IŞİD ile savaşan PKK gücünü bölüp neden Türkiye'de "hendek savaşı" başlattı?

Ne oluyordu?

2015 yılında neler olduğunu bilmeden...

15 Temmuz 2016 tarihindeki ABD destekli FETÖ darbesini anlayamazsınız!

ABD'nin elinde iki "silahı" vardı:

– Biri PKK...

– Diğeri FETÖ...

Amacı; FETÖ'yü darbeyle iktidara taşıyarak, PKK'yı hedefine ulaştırmaktı: "Birleşik Kürdistan!"

Bu sebeple... Ne 7 Haziran 2015 ve ne de 1 Kasım 2015 genel seçimleri umurundaydı! Hükümet olmak değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı indirerek iktidarı tamamen ele geçirmek istiyorlardı! "Kürdistan" taleplerini filan TBMM'den geçirerek yapmalarına imkan-olanak yoktu; Türk Ordusu'nu ele geçirmeleri şarttı...

Şimdi...

En başa dönersek...

ABD iki kuklası aracılığıyla amacına ulaşamadı.

Büyük darbe yiyen Türk Ordusu, -savaş tarihinde ender görülecek bir başarıyla- gerilla savaşını 52 günde bitirdi!

Diyeceğim şudur:

– HDP'ye oy veren samimi arkadaş...

– FETÖ'yü destekleyen samimi arkadaş...

– "Savaşa Hayır" diyen samimi solcu arkadaş...

Bu "Büyük Oyunu" artık görmelisin...

Mehmetçik... 8 Ağustos'ta hendek savaşında, 15 Temmuz darbesinde, 18 Mart'ta Afrin'de "Büyük Oyunu" yendi.

Savaş henüz bitmedi...

Kaynak: Sözcü


bozadi

#132
20 Mart 2018

Afrin'den kacan PKK/PYD'ye ikili kıskaç


TSK'nın operasyonları yüzünden Afrin'den kaçan teröristlerin yanlarındaki silahlara Esad yönetimine bağlı asker ve sivil birliklerin el koyduğu ortaya çıktı




Türkiye'nin Zeytin Dalı Harekatı ile Afrin'i kuşatması, Suriye'nin de Afrin sınırında denetimi sıkılaştırması sonrasında zor durumda kalan PKK/PYD, uzun süredir Suriye Ordusu'na teslim olmak ve bölgeyi terk etmek için görüşme yapıyordu. Türkiye kararlı bir şekilde harekata devam ederken Afrin halkı da şehri terk etmek için hazırlık yapmaya başladı. Özellikle de bölgede yaşayan halkın şehri terk etmek istemesi, kendilerini engellemek isteyen PKK/PYD'lilere direnmesi ve yer yer çatışması PKK/PYD'yi çaresiz hale getirdi.

BAZILARINI GÖMDÜLER

Türk Ordusunun kuşatmayı daraltması ile birlikte iyice sıkışan PKK/PYD kaçış için Suriye yönetimi ile anlaşma arayışlarını sürdürdü. Gelişmeleri yakından takip eden yerel kaynaklar gelişmeleri Aydınlık'a şöyle anlattı:

"Türk askerinin kuşatmayı daraltması ile birlikte PKK/PYD iyice sıkıştı. Suriye yönetimi ile anlaşmaya çalıştılar. Ama Esad yönetimi PKK/PYD'lilerin silah ve mühimmatları teslim etmesini, ancak o şekilde kendi bölgelerine geçebileceklerini söyledi. PKK/PYD'liler kabul etmedi. Ancak kıskaç iyice daralınca bütün şartları kabul ettiler. Afrin'den kaçan PKK/PYD'liler ağır silahları Afrin'de bırakırken, yanlarında bulunan silahlarını Esad'ın askerlerine ve Esad yanlısı milislere teslim ederek Nubul-Zehre bölgesinden Halep'in kuzeyine doğru geçtiler. PKK/PYD'lilerin silahlarının bir kısmını da Afrin'de gizli yerlere gömdüklerini de öğrendik."

SURİYE BOŞALTTI

Suriyeli yerel kaynaklar Türk Ordusu'nun Afrin'e yaklaştığı sırada birkaç gün ağır hareket ettiğini, bu sürede Afrin'deki sivillerin Halep kırsalına geçiş yapmalarının sağlandığı, güvenliği de Suriye yönetimine bağlı güvenlik birimlerinin sağladığını ifade ettiler. Afrin'de çok sayıda asker kaçağı da bulunduğunu vurgulayan yerel kaynaklar, Afrin'den kaçıp Suriye ordusunun hakim olduğu bölgelere geçen Suriyelilerin askerlikle ilişkisi olanların doğrudan askere alınmak üzere götürüldüğü, PKK/PYD'de yönetici konumda olanların da gözaltında tutulduğunu ifade ettiler.

KONTROLLÜ GEÇİŞ

Bu arada, Esad yönetiminin Afrin'den kaçan PKK/PYD'lileri tamamının Fırat'ın doğusuna geçmelerine sıcak bakmadığı, PKK/PYD'lilerin bazılarının Halep'de gözetim altında tutulduğu öğrenildi. Afrin'in Halep ve diğer şehirler gibi yıkılmamasında Türkiye-Rusya-Suriye arasında yapılan işbirliğinin önemli rol oynadığını belirten yerel kaynaklar, bu işbirliğinin önümüzdeki günlerde İdlib'de de devreye girebileceğini işaret ettiler.

Afrin'de çatışmaların sona ermesi ve PKK/PYD'nin kaçması sonrasında Fırat'ın doğusundan Afrin'e destek için giden PKK/PYD'lilerin cesetleri de memleketlerine gelmeye başladı. Kamışlılı yerel bir kaynak son günlerde her gün cenaze törenleri yapıldığını kaydederek, "Cenazelerin hangi yolla geldiğini bilemiyoruz. Ama Afrin'e savaşmaya gidenler olduğunu biliyoruz. Zaten cenazelerde bu bilgiler açıkça veriliyor. Her gün birkaç kişinin cenazesi kaldırılıyor. Diğer şehirlerde de durum aynı" diye konuştu.

Kaynak: Aydınlık


bozadi

#133
19 Mart 2018

AFP: Türkiye destekli ÖSO,
Afrin'in alınmasının ardından kenti yağmaladı


ürkiye'nin Afrin'e dönük operasyon kapsamında beraber hareket ettiği ÖSO'yu kent merkezinde görüntüleyen uluslararası haber ajansı AFP, ÖSO'luların "dükkanlara ve evlere zorla girerek, buraları yağmaladıklarını" bildirdi.




Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) 20 Ocak'ta başlatılan Afrin'e dönük operasyon kapsamında beraber hareket ettiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) grupları, Afrin'e 58 gün sonra girebilmelerinin ardından kentte görüntülendi.

Uluslararası haber ajansı AFP, ÖSO'luların kent genelinde zafer işaretleri verdiklerini ve resmi binalar önünde park halindeki Türk tanklarının yanında fotoğraflar çektirdiğini yazdı.

Ancak ajansın haberine göre "kutlamalar cezalandırmaya ve yağmalamaya dönüştü."

"Ankara destekli isyancıların malları yağmaladığını ve Demirci Kawa heykelini yıktığını" belirten AFP, son olarak ÖSO'luların şöyle görüntülendiğini açıkladı: "Savaşçıların dükkanlara, restoranlara ve evlere zorla girdiği; sonrasında gıda, elektronik alet, battaniye ve diğer eşyaların bulunduğu kamyonetlerle yola çıktığı görüldü."

Bülent Kılıç'ın kentteki ÖSO'luları görüntülediği fotoğraflar ise şöyle:








Kaynak: Gazete Karınca


bozadi

#134
ÖSO'nun TSK güdümünde YPG/PKK'ya karşı savaşması güzel birşey ama ABD ve İsrail güdümünde kendi ülkelerine ihanet etmiş, her türlü terör, yağma ve tecavüz olayına karışmış bu unsurların "Suriye'nin milli/meşru güçleri" oldukları beyanının sahteliğinin kendini tekrar tekrar açığa çıkarması da güzel.