Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

ABD'den Türkiye'ye şok vize kararı! (8.10.17)

Başlatan bozadi, 09 Ekim 2017, 02:30:22

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Neron

#15
"Akp misilleme yaptı" demek de yorum yapmaktır. Akp diyerek olayı akp'nin bir yönelimi gibi göstermiş oluyor. Oysa misillemeyi devlet yapmıştır. Akp değil, chp de olsa bunun gibi bir şey yapacaktı.

Düşünün, abd bir eylem yapıyor, tc de ona karşı bir misillemeye gidiyor, solun manşeti:"Akp yaptı." Oysa nasıl ki abd'nin eylemini cumhuriyetci parti yapmadıysa, öyle denmezse, buna da akp dememeliydi, en azından denklik kuralı uyarınca...

Mesela bu solun dilinden eksik olmazdı bir ara, yok akp polisi, yok akp ordusu... böyle saçmalıyorlardı bir ara.

Misilleme lafinda sorun yok yani, sorun haberleri veriş tarzlarında, sorun her habere en az bir kucuk damla mide bulandirici ilac katmalarinda. Mesaj... yorum...

Geçenlerde bu sol.org.tr'nin Idlib'deki kimyasal saldırının kim tarafından gerçekleştirildiği ile ilgili Birleşmiş Milletler heyetinin raporunu nasıl haberleştirdiğini yazmıştım. Raporda ABD'yi suçlayan ifadeler sol.org.tr'de "söyledi", "açıkladı", "bildirdi" şeklinde veriliyorken, Suriye'yi suçlayan ifadeler "ileri sürdü", "iddia etti" şeklinde verilmişti. :)
 

bozadi

#16
10 Ekim 2017

"Bu tavır, siyasal iktidarın ömrünü uzatmak için başvurduğu son bir takiyye mi?"[/size=6]
[/b]
"Bugün Amerika'ya karşı 'Antiemperyalist' bir söylem kullanan AKP..."
[/b]
Cumhuriyet yazarı Emre Kongar, "ABD projesi olarak kurulan ve iktidara getirilen AKP'nin bugünlerde ortaya çıkan Antiemperyalist söylemi ve tavrı ne kadar inandırıcıdır" dedi.

"Bu söylem ve tavır, artık ömrünü tamamlamış bir siyasal iktidarın, ömrünü uzatmak için başvurduğu son bir takıyye midir?" diye soran Kongar, "Bugün Amerika'ya karşı "Antiemperyalist" bir söylem kullanan Adalet ve Kalkınma Partisi, 28 Şubat 1997 yumuşak askeri müdahalesi sonunda, ABD'nin büyük desteği ile kurulmuş ve iktidara gelmiş bir partidir" ifadesini kullandı.

Kongar'ın "Bir ABD projesi olarak AKP" başlığıyla (10 Ekim 2017) yayımlanan yazısı şöyle:

Alıntı Yap
Bugün Amerika'ya karşı "Antiemperyalist" bir söylem kullanan Adalet ve Kalkınma Partisi, 28 Şubat 1997 yumuşak askeri müdahalesi sonunda, ABD'nin büyük desteği ile kurulmuş ve iktidara gelmiş bir partidir.

Necmettin Erbakan'ın askerler tarafından iktidardan uzaklaştırılan Antiemperyalist ve Anti Amerikancı Refah Partisi'ne karşı, Erbakan'ın çok yakınındaki dört kişi tarafından kurulmuştur!

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şenertarafından kurulan parti, "Ilımlı İslam" adı altında "Amerikancı İslam" modeli üzerinden, Neoemperyalizmin ve Neoliberalizmin bir aracı olarak iktidara getirilmiştir.

AKP için planlanan görev, "Ilımlı Amerikancı İslam" kimliğiyle, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki İslam ülkelerinde "sözde demokratik", "özde Amerikancı" rejimlerin iktidarlarına örnek olmasıydı.

Nitekim, sonradan "Arap Kışı"na dönüşen, "Arap Baharı" denilen trajedi, bu model üzerine başlatıldı...

Başkanlar devrildi, rejimler değiştirildi...

Sonuç olarak çok kan döküldü ve elde sadece, Libya'da büyük bir kaos, Irak'ta kargaşa ve bölünme, Suriye'de iç savaş, Mısır'da askeri rejim ve istikrarsız bir bölge kaldı!

***

"ABD'nin Siyasal İslam'la Dansı" adlı kitabımda Amerika'nın, Condoleezza Rice'ın ağzından ifade ettiği bu projedeki hatalarını çok önceden yazmış ve bölgedeki bu felaketi önceden haber vermiştim. (Bakınız özellikle "Türkiye Bir Model Olabilir mi?" bölümü, ss. 150-190.

Elbette ABD'nin yaptığı en önemli hata, din ekseninde kurulacak bir iktidardan Demokrasi beklemek yanlışıydı.

Aslında ABD'nin asıl beklentisi, kurulacak rejimlerin Demokratik olması değil, kendisinden ve Neoemperyalizmden yana olmasıydı...

Demokrasi söylemini sadece bir kamuflaj olarak kullanıyordu ama "Ilımlı Amerikancı İslam" savunucularının "Radikal Siyasal İslam Terörünü" besleyecek bir siyasal, toplumsal ve kültürel ortam yarattıklarını da görememişti!

***

"Bir Amerikan Projesi olarak Adalet ve Kalkınma Partisi"nin kurulma öyküsünü Merdan Yanardağ, aynı isimli kitabında çok iyi anlatır:

Özellikle 1. Bölüm'de şu başlıklar, konuyu derinliğine irdeleyen yazılardan oluşuyor:

1. Ilımlı İslam'ın test alanı.
2. Ilımlı İslam, 28 Şubat ve "Yeni Cumhuriyet".
3. Irak Savaşı'nın AKP'ye sunduğu fırsat.
4.AKP'nin önünü açan sivil darbe: Ecevit hükümeti nasıl devrildi?
5. Erdoğan'ın gizli ABD görüşmeleri.
6. Kurtlar sofrasında ikna olmak!
7. AKP'nin "tarihsel fırsat" teorisi.
8. Çatışma kaçınılmazdı.

***

Yanardağ'ın bu önemli kitabı, ister istemez şu iki soruyu akla getiriyor:

Bir ABD projesi olarak kurulan ve iktidara getirilen AKP'nin bugünlerde ortaya çıkan Antiemperyalist söylemi ve tavrı ne kadar inandırıcıdır...

Bu söylem ve tavır, artık ömrünü tamamlamış bir siyasal iktidarın, ömrünü uzatmak için başvurduğu son bir takıyye midir?


***

DİREN ANTİEMPERYALİST DEMOKRASİ!

[/font=Tahoma]
Kaynak: T24[/size=2]

 


bozadi

#17
Erdoğan'ın son dönemdeki "antiemperyalist" söylemleri solcuların da gayet dikkatini çekiyor ve bunu tartışıyorlar. Elbette çoğu şu anda gayet şüpheci ve güvensiz durumda ve makalede geçen sebeplerle bu konuda güvensiz ve şüpheci olmakta son derece makul sebepleri var. AKP'nin kendi yandaşları arasında bile AKP'nin bir ABD projesi olarak kurulduğunu itiraf edebilenler var (Dilipak örneğinde olduğu gibi).

Ama belirttiğim gibi, ben bu konuda Solcuların genelinden farklı düşüncelere sahibim. Evet, Erdoğan AKP'si defalarca 180 derecelik çarklar, adeta dansözlükler yapmıştır ve bundan sonra yapmaması için de bir neden yoktur. Nitekim ABD'yle bu vize meselesi üzerinden kopan kıyamet konusunda da geri adımlar atılacaktır mutlaka ama AKP'nin son aylardaki veya yıllardaki ve özellikle de Suriye Savaşı sonrasındaki bazı tutumlarına bakıldığında, istisnalar olsa da istikrarlı denebilecek bir şekilde ABD-İsrail boyunduruğundan uzaklaşma ve hatta ciddi bir direnç ve muhalefet söz konusu olduğunu düşünüyorum. Ve bu sürecin giderek de tırmanacağını tahmin ediyorum.

Ha, bunun sebebi AKP'nin içinde bulunduğu bazı bataklıklardan çıkmasının tek yolunun bu olması mıdır, değil midir, tartışılır. Bence etkisi var ama tek sebebin bu olduğunu düşünmüyorum. Erdoğan'ın akıllıca, vicdanlıca ve gayet cesurca bir yönelimi olduğunu düşünüyorum bu konuda. Eğer durum gerçekten de buysa, Solcuların ve Atatürkçülerin buna inanması biraz vakit alacaktır tabi ve geçmişte yaşananlar düşünüldüğünde bu konuda onları "anlamayı" çok zor bulmuyorum şahsen.

Ve Eğer gerçekten de Erdoğan AKP'si bu politikaya, bu vicdana, bu cesarete dayalı hareket etmeye devam ederse, bu ülkenin birbirini yemeye hevesli olan çok çeşitli kesimlerini ortak bir noktada buluşturabilir. Birbirinin karanlık yönlerini deşmektense, aynı onurlu amaç uğrunda birleşerek ışığı kitlesel bir şekilde artırmak...

bozadi

#18
Bu arada Erdoğan'ın kendisinin hiçbir "emperyalist" eğilimi olmadığını iddia etmek de pek kolay değil bence. Nitekim en güncel olarak Irak'ın bazı bölgelerini ilhak etmeyle ilgili fantaziler şu anda rahatça dillendirilebiliyor.

Bu beni çok endişelendirmiyor çünkü Erdoğan AKP'si bu tür Osmanlı fantazilerinin başka pek çok gücün engeline takıldığına ve geri teptiğine defalarca şahit oldular. Resmen rezil oldular defalarca. Ama çok şükür ki bunun sonucunda daha da çirkinleşmek ve absürtleşmek yerine, Erdoğan akıllıca, vicdanlıca ve cesurca bir olasılığı da zorluyor ve bunu çok takdir ediyorum. O da elbette Global Faşistlere karşı bir birlik oluşturmaya çalışan güçlerle işbirliğini artırmak ve ABD-İsrail dayatmalarına giderek daha büyük bir direnç ve karşı koyuş sergilemektir.

"Ne şiş yansın ne kebap" eğilimi de var biraz. AB'ye ve ABD'ye o kadar rest çekildiği halde, çekilen restin gerektirdiği düzeyde kesilmiyor ilişkiler ve beklentiler. Başka pek çok konuda da böyle. "Çift taraflı oynama" denebilecek şeyler deneniyor ama bu yolun başarısızlığa mahkumiyeti sezildikçe yavaş yavaş da olsa doğru yönde ilerleniyor gibi görünüyor bana.

gerçek tosun paşa

#19
Ben şahsen Erdoğan'ın ya da Hükümetin kendine has bir yapılanma ve fikri olduğunu sanmıyorum. Gelişmeler beni memnun ediyor anti-emparyalist olan her duruş çok kıymetlidir. Fakat ülkenin muhalif kısmı asla Erdoğan'ı samimi bulmayacaktır. Haksız olduklarını da söyleyemem. Bilinçli ya da bilinçsiz olsun ben Erdoğan'ın şu an ki tutumunu desteklesem de muhalif kesim medya oyunlarına kapılmaya dünden razı. Bu konuda fikrim açık ve net müsadenizle belirteyim. İnsanların şu hayatta en büyük korkuları (özellikle büyük şehir sürülerinin) konfor kaybı. Sanki harika bir ekonomi varmışta şimdi mahfolucakmışız gibi bir çok haber yapılacak arkasından yaptırımlar gelecektir batı kanadından. Bu istediğimiz birlik ortamını tam anlamıyla yaratmıyıp kutuplaşmaları arttıracaktır. İnsanlar konforunu kaybetmenin hayalini bile kuramayacak kadar madde bağımlısı olarak yaşıyorlar. Konforları tamamen ve sert bir şekilde ellerinden alınmadan bir şeylerin değişmesi mümkün değil. Burada bir diğer husus liderin bu gelişmeler yaşanırken ki olaylara yaklaşımı olacaktır. Bu konuda tabir-i caizse saatli bomba durumu söz konusu :)  Ama geçiş döneminde bir takım gelişmeler az sancılı olarak yaşanmasına sebep olabilir. Yani umarım öyle olur..

Arayis

#20
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Bu misilleme kararını alanlara helal olsun!

Aynı seyleri söyledik milyonlarca kişi aynı anda. düzeliyoruz inş