‘Namaz kılmayan hayvandır’ Sözlerine Diyanet'ten Tepki (13 Haziran)

Başlatan bozadi, 13 Haziran 2016, 20:52:54

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

13 Haziran 2016

'Namaz kılmayan hayvandır' sözlerine Diyanet yorumu: İslam'la bağdaşmaz


Diyanet İşleri Başkanlığı, bir devlet üniversitesinde görevli ilahiyat profesörünün kamu yayıncılığı yapmakla yükümlü TRT 1'de  "Namaz kılmayan hayvandır" demesini İslam'la bağdaştıramadı.




Batman Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Aşkar, 'Ramazan Sevinci' adlı programda, "Ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin. Namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan da hayvandır" demişti.

Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada "Dinimizde namazın yeri, önemi ve değeri herkesçe bilinmektedir. Ancak insanların inanç ve ibadet özgürlükleri hedef alınarak tezyif ve tahkir edilmesi asla kabul edilemez" dendi.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli ise söz konusu ifadeyi kınamadığı gibi eleştirel bir ifade de kullanmazken, kişisel görüş belirtmemin uygun olmayacağını belirtmekle yetinmişti.
 
Kaynak: diken.com.tr


bozadi

13 Haziran 2016

TRT, IŞİD'in sesi oldu!


 


Haber-Sen Merkez Yönetim Kurulu, TRT-1'de yayınlanan, "Ramazan Sevinci" programında "Namaz kılmayan hayvandır" sözlerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Yapılan açıklamanın skandal olduğunu ve TRT'nin bu tür yayınlarla IŞİD'in sesi olduğunu ifade eden Haber-Sen'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"TRT-1'de yayınlanan, Serdar Tuncer'in sunduğu "Ramazan Sevinci" programında Prof. Dr. Mustafa Aşkar bu ülkenin insanlarına hakaret etti. Aşkar programda "Alnı secdeye gelen bir varlık var mı insanın dışında? Yok. Secde eden tek varlık insan. O zaman, ben düz söyleyeyim. Ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin. Namazı hayvanlar kılmaz, namaz kılmayan da hayvandır." dedi.

Bu sözlerden sonra programın sunucusu sanki hiçbir şey olmamış gibi programa devam etti. Programa reklam için verilen aradan sonra da bir açıklama yapılmadı.

TRT'de bu ilk kez yapılmıyor. Üç yıl önce TRT ekranlarında yine "Ramazan Sevinci" programında "Hamile kadınlar sokağa çıkmasın, bu terbiyesizliktir" diyen ve her ağzını açtığında kadınlara hakaret eden Tuğrul İnançer hâlâ TRT'de yayınlanan programların vazgeçilmez konuğu.

"Namaz kılmayan idam edilir" diyen Şemsettin Özaykan TRTKürdi kanalında yayınlanan "Bereketa Paşıve" programının sürekli konuklarındandı. Daha birkaç ay önce TRT'de belgesel diye yayınlanan bir programda küçük bir kız üzerinden "canlı bomba" güzellemesi yapılmıştı.

IŞİD'in Suriye'de, Irak'ta yaptığı, Türkiye'de TRT'nin ekranlarından ve radyo kanallarından yapılıyor.

Bunlar münferit olaylar değildir. Bu sözler, canlı yayın kazaları da değildir. Bu konuklar, TRT yönetiminin bilinçli tercihleridir. Eğer böyle olmasaydı, adı Ramazan Sevinci olan bir programda bu sözlerden sonra özür dilenirdi. Eğer böyle olmasaydı, Tuğrul İnançer TRT ekranlarına bir daha çıkamazdı. Yeri gelmişken hemen şunu da belirtelim, TRT devletin televizyonu değil, haklın televizyonudur. Çünkü TRT'nin kasasına giren her kuruş halkın cebinden çıkmaktadır.

Dün TRT ekranlarındaki bu yayından sonra "Devletin televizyonu" diyerek tepki gösterenlere bir hatırlatma yapmak istiyoruz. Elektrik faturalarınıza bakarsanız TRT'yi kimin finanse ettiğini göreceksiniz. Bu topraklar üzerinde yaşayan, her dinden, mezhepten ve hiçbir dini inanca sahip olmayanlardan elektrik faturaları aracılığı ile yayın bedeli alınıyor. TRT yayınlarını sizin cebinizden çıkan para ile yapıyor. Bu nedenle, TRT'nin yönetimine hesap sormak her şeyden önce sizin hakkınız.

Siz tepkinizi ortaya koyarsanız, buna yargı da, siyaset de duyarsız kalamaz. Çünkü TRT bu tür yayınlarını tepkisizlikten aldığı cesaretle sürdürüyor. TRT yönetiminin yayın anlayışını bir kez daha protesto ediyoruz. Biz TRT emekçileri olarak kamu hizmeti anlayışı ile yayın yapan özerk, demokratik, katılımcı ve laik bir TRT'yi savunmaya ve bunun mücadelesini sürdürmeye kararlıyız."
 
Kaynak: birgun.net


bozadi

14 Haziran 2016

Yayında "Namaz kılmayanın katli vacip midir?" sorusu soruldu




Star TV'de yayınlanan M. Fatih Çıtlak ile Ramazan Bereketi adlı programda skandal bir soru soruldu.

Sorulan "Namaz kılmayanların katli vacip midir?" sorusu herkeste şaşkınlık yaratırken programın sunucusu Fatih Çıtlak, "Bunu öğrenip ne yapacaksın. Belli cezaları vermekle ilgili hükümler şahıslara kalmamıştır" yanıtını verdi.

Programın sunucusu Fatih Çıtlak, Habertürk gazetesi yazarlarından ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın eşi Reyyan Uzuner'in öz dayısı.
 
Kaynak: birgun.net


bozadi

"Tekfirci" lafını duydunuz mu hiç? "İslam cihatçısı" sıfatıyla özellikle bizzat Müslüman halklara saldıran, ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve evet bizim devletimiz gibi devletler tarafından da desteklenen terörist sürülerini tanımlayan önemli bir terim. Kendilerinin de bu sıfatı (tekfircilik) reddettiklerini sanmıyorum çünkü bunların en önemli özelliği, kendi sözde inançlarını benimsemeyen herkesi "kafir" (dine küfreden) ilan ediyor olmaları ve onların "katlini vacip" görüyor olmaları. Ve çok ilginç bir şekilde, normalde en büyük kafir olarak görmeleri gereken ABD ve İsrail devletlerine değil de, bu baş terörist devletlerin tehdit veya düşman olarak gördükleri devletlere ve kesimlere saldırıyor olmaları. Alevi-Şii kesimler o hedeflerin başında geliyor. Örneğin IŞİD açık açık İsrail'i bir hedef veya düşman olarak görmediğini, hedeflerinin Alevi-Şiiler olduğunu söylüyor. Yine IŞİD gibi El-Kaide okulundan gelen Nusra'nın bu konuda IŞİD'den hiçbir farkı yok. Ve sayısız habere konu olduğu gibi, ABD'nin ve İsrail'in kendileri için bir tehdit olarak gördükleri Suriye başkanı Esad'ı devirmek üzere para ve silah desteği verilerek yönlendirilen Nusra teröristlerinden yaralanan binlercesi bizzat İsrail tarafından İsrail hastanelerinde tedavi edilip Suriye'ye geri gönderiliyor. İslam ümmetinin en büyük düşmanı olan ABD'ye ve İsrail'e karşı savaşmayı boş verin, onların 1 numaralı köpekliğini yapıyorlar, onlar tarafından besleniyorlar ve onların hedef gösterdiklerine saldırıyorlar; Alevi-Şii halklara ve yönetimlere.

Tekfircilerin böyle çok açık ve net bir soysuzluğu ve satılık şeytan itliği durumu var. İslam maskesiyle İslam dünyasında Global Şeytanların amaçlarını gerçekleştirme işlerinde bereketli bir şekilde kullanılmaya ve türemeye devam ediyorlar. O kadar ruhsuz, o kadar kuduz, o kadar satılık, o kadar aşağılık...

İşte, namaz kılmayanı "hayvan" olarak gören, hatta "katli vacip" olarak gören zihniyet, "tekfirciliğin" ta kendisi. Yani Şeytan'ın ta kendisi. ABD'den, İsrail'den, IŞİD'den, Nusra'dan ve benzerlerinden hiçbir farkları yok temelde. Müslüman olmayan zaten namaz kılmaz, oruç tutmaz, tekfircilerin terörist faaliyetlerinin temel hedefi onlar değil. Bu tekfirci ("kafir ilan edici") zihniyeti benimseyenlerin İslam ümmeti başta olmak üzere tüm dünyanın anasını belleyen güçlerle hiç bir ciddi sorunları yoktur. Örneğin o şerefsiz güçlerin savaş araçlarından biri olan ve İslam toplumlarına verdiği zarar ölçülemeyecek kadar büyük seviyelerde olan NATO'ya itiraz etmezler, ABD'ye, İsrail'e hiçbir gerçek direnç ve karşı koyuş sergilemez, hatta ittifak yapmaktan gurur duyarlar, esas meziyetleri, meslekleri, işlevleri ise kendi toplumlarında pek çok insanı veya kesimi tekfir ederek, yani "kafir" ilan ederek hedef haline getirmek ve onlara karşı terörist faaliyetlerde bulunmak, bu faaliyetleri doğrudan ve dolaylı şekillerde desteklemektir.

O kadar güç köpeğidirler ki, İslam aleminin düşmanlarının baş aracı olan NATO'ya meydan okuyan ve ABD'nin ve İsrail'in Ortadoğu'daki şeytani faaliyetlerine karşı koyan Rusya'yı kafir ilan ettikleri halde, o Rusya NATO'ya da, ABD'ye de, İsrail'e de boyun eğmeyeceğini açıkça ve güçlü bir şekilde gösterdikten ve kendi yaptırımlarını uygulamaya başladıktan sonra şimdi Rusya'ya da dil uzatmaya korkar oldular. Dinleri, imanları, Allahları ekonomik/siyasi/askeri yaptırım gücünden, nefretten, ezicilikten, kölecilikten başka birşey değildir.

Tekfircilik sadece dinle, dindarlıkla, İslam'la bağlantılı bir kavram değildir kesinlikle. AKP tekfirciliği açıkça resmi devlet ideolojisi haline getiriyor olsa da, CHP'nin ve MHP'nin de geçmişinde ve kısmen bugününde tekfircilik eğilimi güçlüdür. Global Şeytanlara karşı hiçbir gerçek itirazları ve samimi karşı koyuşları olmadığı halde, her iki partinin temsil ettiği zihniyet de (mutlak bir oranda değilse bile çok ciddi oranlarda) kendi toplumlarında pek çok insanı ve kesimi kendi anladıkları biçimiyle "kafir" ilan etmiş ve katlini vacip görmüşlerdir ve sayısız terörist faaliyette bulunmuş ve / veya bu faaliyetleri doğrudan ve dolaylı şekilerde desteklemişlerdir. Aynı şekilde Kürtçü partileri özellikle "PKK" bağlamıyla birlikte düşündüğümüzde (ki aksi mümkün değildir), onlar da kesinlikle tekfirci söylem ve eylemlerden uzak olmamışlardır genel itibariyle.


bozadi

18 Haziran 2015

Kameralar çekti, dünya gördü, devlet görmüyor; Cihangir saldırısında tek gözaltı yok!


Dün akşam saatlerinde gerçekleşen saldırıda çok sayıda kişi darp edilmişti




İstanbul Cihangir'deki Velvet İndieground Records adlı mekânda Radiohead etkinliğine ramazan ayında alkol içtikleri gerekçesiye bir grup tarafından düzenlenen saldırıya ilişkin şu ana kadar herhangi bir gözaltı yapılmadı.

Çok sayıda kişinin darp edildiği dün akşam saatlerinde gerçekleşen saldırı kameralar tarafından kayda alındı. Ulusal basın ve dünya medyasında da gündem olan saldırının bazı failleri kamera kayıtlarında görülmesine rağmen, emniyetin herhangi bir işlem yapmaması tepkiye yol açtı.

Saldırıya uğrayan plakçı dükkânının sahibinin Koreli Seogu Lee olduğu ortaya çıktı. Saldırganlar Seogu Lee'yi de darp ederken, Koreli esnaf, yapılan tüm bu olaylardan sonra bugün dükkânını ağlayarak kapattı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan, saldırı sonrası kişisel Twitter hesabından bir kınama mesajı paylaştı. Ancak olayın "ramazan ayı ve oruçla ilişkilendirilmemesi gerektiğini" savunan Demircan, "İçinde şiddet olan bütün eylemler gibi, Firuzağa'da yaşanan olay da tasvip edilemez. Kınıyorum. Tahrik, mekândan yapılan kayıt, olayın oruçla ve yaşam tarzıyla ilişkilendirilmesi ve servisi toplumsal barışa planlı suikasttır" ifadelerini kullandı.


Kaynak: t24.com.tr