Haberler:

Yeni celse forumda! 25 Nisan 2026🔆

Ana Menü

30 Mayıs 2026

Başlatan bozadi, Dün, 20:16:20

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi


 Celse Tarihi: 30 Mayıs 2026

Tabla başındakiler: Laura ve Andromeda

Niall, Joe, Gaby, Ark, PoB, Chu, Scottie, Prenses Leia, Bella, Falkor, Luna

Zoom üzerinden katılan FOTCM Üyeleri:

3DStudent, A Jay, Adobe, Aeneas, aimarok, Aiming, Alana, Alejo, Aliana, Altair, aluminumfalcon, Anamarija, anartist, Ant22, Approaching Infinity, Arwenn, axj, Aya, Bluefyre, Bo, Bobo08, Breton, cassandra, Cosmos, daddycat, Deliverance, dugdeep, Ellipse, Ennio, fabric, Findulias495, Gawan, genero81, Glenn, goyacobol, Gwenllian, Harmony99, herondancer, hesperides, iamthatis, Il Matto, IrjO, iscreamsandwish, Jacques, JeanneT, JEEP, Josi, Juba, kinyash, KJN, Kmicic, KSee, Laurs, loreta, LQB, Lucius, Luis Miguel, Mark, Maat, marek760, Mari, Mark7, Martina, meadow_wind, Meg, Mikkael, Mililea, Miracle, Mr. Cyan, Mrs. Peel, Natus Videre, Navigator, Ivan_, Nicholas, Nienna, Obi, Ollie, OrangeScorpion, Oxajil, Pecha, PopHistorian, Puma, Redfox, Regulattor, Ryan, rylek, ryu, Saman, ScioAgapeOmnis, seek10, seeker2seer, Stoneboss, sToRmR1dR, T.C., Theodor, thorbiorn, Timótheos, Tristan, Tuatha de Danaan, Turgon, Voyageur, Vulcan59, whitecoast, Windmill knight, Yas, Ysus

S: (L) Pekala. Hadi bakalım.

C: Varoluş herşeydir. Bilgi korur. Bilgiyi arayın. Kasyopya'dan Pronoya, bu gece FRT'nizle (frekans rezonans titreşimi) burada.

S: (L) Herhangi bir celse anındaki FRT'mizin, bağlantı kurduğumuz yanıtlayıcı varlıkla (eğer ona bir varlık denebilirse) bir ilişkisi olduğunu varsayıyorum. Bu doğru mu?

C: Evet.

S: (L) Yani bu durum, varoluşumuzun niteliği kadar sorularımızın niteliğiyle de mi ilgili?

C: Evet.

(L) Pekala. Bakalım neler öğrenebileceğiz.

S: (T.C.) Araya girdiğim için gerçekten çok özür dilerim ama her seferinde farklı isme sahip biriyle bağlantı kurmanın K celselerinde bir standart olduğunu sanıyordum, fakat daha önce de Pronoya ismi gelmişti.

C: Gerçekten de öyle. Bu geceki FRT dikkat çekici derecede benzer.

(L) Pronoya isminin verildiği celsenin çıktısını bilgisayardan alabilecek biri var mı? Oldukça çabuk bir şekilde? Bilgisayardan çok iyi anlayan dahi tiplerimizden kaçınız bunu yapabilir?

(Joe) Dahi insanlar arama fonksiyonunu kullanabilir. [Gülüşmeler]

(Approaching Infinity) Yeni Celseler – Metin Etiketleyici (Sessions - Transcript Tagger) web sitesindeki arama fonksiyonunu kullanabilirsiniz.

[Celse araması başlar]

23 Kasım 2024 celsesi

(Chu) Ekrana geldi.

(Joe) Peki genel konu neymiş?

(L) Aa, tarihi söylemeyi unuttuk. Bugünün tarihi ne? Bugün 30 Mayıs 2026. Ve olağan şüpheliler burada. Bakalım o celse nasılmış. Biraz aşağı kaydır. Donald Trump hakkında sorular sorulmuş. Devam et. Kaydırmaya devam et. Tamam, devam et. Tamam, bu şundan sonraydı...

(Chu) Vurulma olayından. Suikast girişiminden sonra.

(Joe) Trump henüz yeni seçilmişti.

(L) Pekala, genel bir fikrim oldu. Tamam. Yani bir başka deyişle...

(Joe) Bunun içerikle bir ilgisi yok ama.

(L) Evet, içerikle bir ilgisi yok. Sadece bir ilgisi olabilir mi diye merak ettim. Evet. Kontrol ediyordum da, neyse... Sorulara geçelim:

(Approaching Infinity) Nevada'da, 51. Bölge'ye yakın bir yerde meydana gelen son depremlerin kaynağı neydi?

Alıntı Yap29 Nisan ile 1 Mayıs 2026 tarihleri arasında Nevada'daki 51. Bölge askeri tesisinin yakınında en az 17 depremden oluşan bir deprem fırtınası kaydedildi. Hemen öncesinde George Knapp, Tulsi Gabbard'ın 51. Bölge'yi yeni ziyaret ettiğinden bahsetmişti. Depremlerin görünüşe göre çok sıkı bir şekilde kümelendiği ve sıra dışı biçimde sığ olduğu saptandı.

C: 4Y sızıntısı.

S: (seek10) 1,354 milyon mil karelik bir alanı kapladığı varsayılan ana Atlantis adası ne zaman oluştu?

Alıntı Yap10 Aralık 1994 celsesinden:

S: (L) Ana Atlantis adası ne kadar büyüktü?

C: 1.354.000 mil kare.

C: Yanlış soru. Atlantis'in bazı kısımları hala duruyor. İpuçları için Kuzey ve Güney Amerika'ya bakın. Ayrıca o zamandan beri bazı bölgelerin birleştiğini, yükseldiğini, battığını ve dalgaların altında kalarak çöktüğünü de göz önünde bulundurun.

S: (seek10) Evet, sanırım axj'nin söylediği şey de buydu. Karaların bir kısmı hala duruyor; herşey batmış değil.

C: Jeolojik çalışmalar bazı cevaplar verebilir. Bazı kısımlar milyonlarca yıl yaşında. Bazıları denizden nispeten yakın bir zamanda yükseldi. Bazıları ise ciddi ölçüde değişti.

S: (seek10) Hapgood'un kitabını okuyordum. Mid-Atlantic Ridge'in (Ortatransatlantik Sırtı) hem doğusundan hem de batısından alınan tortu (sediman) çalışmalarını anlatıyor. İlginç bir tespitte bulunuyor: Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusunda, Mid-Atlantic Ridge'de bulduğu tortu dizisinin aynısının mevcut olduğu görülüyor. Bu Atlantis'in kanıtı olabilir mi?

C: Hayır.

(L) Sanırım Mid-Atlantic Ridge'i kastediyorlar.

(seek10) Evet, temelde Mid-Atlantic Ridge'in hem doğusunda hem de batısında tortu testleri yaptılar ve bazı tortuların Amerika Birleşik Devletleri'nin kuzeydoğusundakilere çok benzer olduğunu söyledi. Ayrıca bu bağlamda 'yakın zaman' kelimesinin ne anlama geldiğini gerçekten bilmesek de, nispeten yakın zamana ait gibi görünüyorlar.

(L) Bence sorun şu ki, sürekli tamamen batmış, yok olmuş ve ada gibi birşey arayıp duruyorlar. Ve bence K'ların her zaman söylemeye çalıştığı şey bunun... Bir kıta da bir bakıma adadır, bilirsiniz.

(Joe) Verdikleri boyut ABD'nin yaklaşık üçte biri kadardı.

(L) Evet. Tamam, demek ki buralarda bir yerde büyük bir parça birşey vardı ve sonra Bimini'de suyun altında olan tüm o şeyler var. Evet. Ve biliyorsunuz...

(Joe) Mid-Atlantic Ridge'deki tortuların ABD'nin doğu kıyısına benzer olması, Mid-Atlantic Ridge batmazken ABD'nin doğu kıyısının yükselmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Ortak noktaları bu.

(L) Evet.

(Joe) Mid-Atlantic Ridge'in batmış olmasından dolayı değil.

(L) Evet.

(T.C.) Birşey sorabilir miyim... Açıkçası, bilimsel kavramsal çerçeve, "tekdüzelik/üniformiteryanizm" (geçmişteki jeolojik olayların günümüzdekilerle aynı yavaşlıkta ve kurallarla işlediğini savunan görüş) üzerine kurulu, dolayısıyla kıtaların geçmişteki dizilimlerine baktıklarında, şu an görebildiğimiz kıtaları alıp zamanı geriye doğru sarıyorlar. Bunun tarihi konumları, yani coğrafi konumları tanımlamak için güvenilir bir yöntem olup olmadığını sorabilir miyiz?

C: Tam olarak değil. Zamanı düzenli işleyen bir saat gibi varsayıyorlar, oysa zaman daha ziyade ileri ve geri sarma fonksiyonları olan bir teyp kasetine benzer.

(L) Pekala o zaman.

(seek10) Bu devasa Atlantis ada imparatorluğu, modern bilimin Pangea olarak tanımladığı şeyle aynı mı?

Alıntı Yap31 Mayıs 1997 celsesinden:

C: Atlantis, sizin ölçümünüzle 100.000 yıllık bir süre boyunca 3 farklı enkarnasyon geçirmiş devasa bir Ada imparatorluğunun farklı bölgelerinde yaşayan, 3 insan ırkından oluşan gelişmiş bir medeniyetin yalnızca ana üssüydü.

C: Hayır.

S: (seek10) veya daha ziyade Laurasia gibi mi?

C: Daha yakın.

S: (Joe) Platon'un büyük bir Atlantis adası tarifi doğru mu?

C: Pek sayılmaz.

S: (IrjO) Atlantis halkı orayı Atlantis olarak mı adlandırıyordu?

C: Hayır.

S: (Joe) Sadece... çağrışım yapması açısından diyelim, Atlantis'in dinamikler açısından bir nevi şimdiki Kuzey Amerika'ya benzediğini söyleyebilir miyiz? Güney Amerika'dan kopmuş olduğunu hayal edersek, o dinamikler açısından? Söylediklerinden daha büyük olduğunu falan biliyorum ama demek istediğim, fikir şu ki dinamikler tekerrür ediyor. Yani, Atlantis'in nerede olduğu, neye benzediği ve ne boyutta olduğu konusundaki tüm bu saplantıların karşılığı, aslında bugün sahip olduğumuz şeyin, yani Amerika'nın dünyadaki konumunun bir başka versiyonu...

C: Kuzey Amerika'nın büyük bir kısmı. Hala aynı psişik profili taşıyor.

(Joe) Atlantis'te hayatın nasıl olduğunu bilmek ister misiniz?

(L) ABD'deki herhangi bir büyük şehirde pencereden dışarı bakın.

S: (Joe) Dünyadaki genel coğrafi güç merkezleri mi? Bugün dünyaya bakın. Merkez Amerika'da, kabaca o zaman da oradaydı ve o zamanın küresel imparatorluğu olan Atlantis, kabaca bugün Amerika'nın dünyada yaptığına benzer birşey yapıyordu.

C: Evet.

(Joe) Demek istediğim, bizim zamanımızla o zaman arasındaki fark. farklı medeniyetler, farklı teknolojiler falan. Genel dinamikler yani.

(axj) Genç Dryas (Younger Dryas) çarpmasından önce Coğrafi Kuzey Kutbu'nun konumu Güney Orta Kanada'ya yakındı. Bu noktadan önce bir kutup taklası (eksen kayması) yaşanmış mıydı?

 
Alıntı Yap7 Mayıs 2016 celsesinden:

S: (Pierre) Şokla donmuş mamutlar hakkında iki kısa soru. [Gülüşmeler] Dünyaya çarpan kuyrukluyıldız gövdesiyle ilgili olarak, çarpmadan önce ve sonra coğrafi kuzey kutbunun yerini öğrenmek istiyorum?

C: 7 derece farklı.

S: (Pierre) 7 derece... Çarpmadan önce ve sonra coğrafi kuzey kutbunun yerini soruyordum.

C: Güney Orta Kanada'ya yakın.

C: Çarpma olayı, kaymanın sebeplerinden biriydi.

(L) Bu da birden fazla çarpma olduğunu bildiğimiz Genç Dryas dönemdeki çarpma. Sürekli vurmaya ve çarpmaya devam etti, yani... Evet. Tamam. Şimdi, axj zaman çizgisi anomalilerine başlıyor.

S: (axj) 2014 yılındaki bir celsede K'lar şöyle demişti: "O kadar sık yıl eklendi ki, bunu çözmek ciddi bir çalışma gerektirecek!" Bu sadece Sezar'ın ölümü ile MS 536 felaketi arasında tartışılan zaman dilimini mi kapsıyordu?

C: Hayır!!

S: (L) Demek ki zamanı sildikleri veya araya zaman ekledikleri veya zamanı kaydırdıkları başka dönemler de oldu. Ha bire zamanla oynamışlar.

C: Evet.

S: (Joe) "Onlar" kim?

(L) Farklı otorite figürleri.

(Joe) Kısa bir süre içinde hepsi birden değil yani?

(L) Hayır, ama ne olup bittiği üzerinde daha büyük nüfuzu olan iki veya üç kişi vardı. Adı neydi, Nostradamus ile aşağı yukarı aynı dönemde ortaya çıkan o tarihçinin? Adını hatırlayan var mı? Neredeyse dilimin ucunda ama çıkaramıyorum. Ama bir de Dionysius vardı tabii.

(Niall) Sahte-Dionysios (Pseudo-Dionysius).

(L) Takvimle oynayan Sahte-Dionysios, çünkü o... Büyük Paskalya tartışması. Takvimi gerçekten etkileyen birşeyler dönüyordu.

(Joe) Ve bu insanlar kronolojiyle oynarken ne kadar geriye kadar gitmiş olabilirler? Zaman yaratırken ne kadar geriye gittiklerinin bir sınırı var mıydı? Antik Roma'ya veya Antik Yunan'a kadar uzandılar mı? Bu işlerde o kadar geriye gittiler mi?

C: Esas olarak sosyal meseleler ve kontrol mekanizmalarıyla ilgileniyorlardı.

(L) Britanya krallarının tarihine bakarsanız... Adı neydi? Kral Arthur ve tüm bu şeyler hakkında yazan Britanyalı tarihçi. Kafalarından birşeyler uyduruyorlardı. Geçmişe birşeyler yerleştiriyorlar ve olaylar uyduruyorlardı. Ve tüm bunların toplum üzerinde bir etki yaratması amaçlanıyordu. Ve bu durum, sanırım kısmen şecereyle ilgili nüfuz elde etmekle de alakalıydı. Çünkü böylece birinin soyundan gelen birini... meşrulaştırabilirdiniz. Bu tıpkı geriye dönüp Hristiyanlığı ve etrafta dolaşıp aslında hiç yapmadıkları şeyleri yapan tüm bu havarileri ve müritleri yeniden kurgulamaya benziyor; çünkü onlar aslında sadece bir savaş yürüten bir grup bağnazdı (zelot). Gerçekte tek yaptıkları buydu. Ama bir aktarım hattını meşrulaştırmak için onlar hakkında bu hikayeleri, şehitlik hikayelerini, bu tarz şeyleri yarattılar. İsa elini bu havarinin veya bu müridin üzerine koydu, o da elini şunun üzerine koydu, o da elini bunun üzerine koydu. Amaçladıkları şey bu el verme/aktarım hattıydı. Ve bence bunu yaptıklarında çoğu durumda peşinde oldukları şey bu.

(Niall) Joe bu yüzden ne kadar geriye gittiğini sordu.

(Joe) Zamanın, olayların, hükümdarların ve her kimse onların eklenmesinin çoğu... Soru şuydu, hepsi Sezar'ın ölümü ile MS 536 arasında mı yapıldı?

(L) Ve hayır dediler.

(Joe) Ama muhtemelen çoğu daha sonraydı.

(L) Daha sonraydı.

(Joe) Afetlerden ve Karanlık Çağlardan sonra tarihi yeniden inşa etmek için. Yani Karanlık Çağlardan çıkışta bunu yapmış olmalılar...

(L) İşte Tours'lu Gregory (Gregory of Tours) hakkında anlatmaya çalıştığım şey de buydu, çünkü Tours'lu Gregory'nin tarih yazımı, Batı İmparatorluğu'nun Taş Devri varoluşuna indirgendiği, Roma'da %90 ölüm oranı olduğu gerçeğini örtbas etmek için tasarlanmıştı. Ama bu yerel bir durumdu. Yani Doğu İmparatorluğu'nda değil, Batı İmparatorluğu'ndaydı. Ama bunu gizlemek istediler.

(Joe) Gerçi bunu mutlaka gizlemek veya insanların başlarına bir felaket geldiğini bilmesini engellemek için değil, daha ziyade kendilerini meşru bir soyun parçası olarak kabul ettirmek için yapmış olabilirler.

(L) Meşru olanın bir parçası olarak... Evet, çünkü Konstantin'in Bağışı (Donation of Constantine) da bu işin içine giriyordu. Ayrıca Hristiyanlığı meşrulaştırmanın da belli bir payı olduğunu düşünüyorum; çünkü paganların birçoğu meydana gelen tüm felaketler için Hristiyanlığı suçluyordu. Ve sonra, tabii ki tüm imparatorluk darbe alıp Taş Devri koşullarına döndüğünde ve herkes "Bunu Hristiyanlık yaptı!" dediğinde, geri gelip Hristiyanlığı iyi gösterecek bir tarihi yeniden yaratmak zorunda kalıyorlar. Dolayısıyla farklı zamanlarda ve yerlerde farklı motivasyonlar vardı.

(Chu) Artı hatalar, normal yanlış tercümeler ve benzeri şeyler.

(L) Evet, kesinlikle. Ve eğer bulamazsanız... Yani, tanrım, bu tıpkı soy ağacı araştırması gibi. İnsanlar atalarını bulamazlar, bu yüzden birşeyler uydururlar. Yani resmen uydururlar.

(Chu) Veya Carotta'nın dediği gibi, Markus'un... Hayır, Markus değil. Hangisi gazilere hizmet eden bir uşak gibiydi? İncil'de önemli bir yer kapsayan? Her neyse. Eğer yanlış tercüme ederseniz... İncil'deki bir hikayeyi içeren bir pasaj var. Doğru tercüme ederseniz, Sezar'a yönelik bir övgü metni.

(L) Aa, evet. Evet. Her neyse.

(axj) Batı takvimini, mevcut yılı 2026 olarak tutup İsa'dan Önceki (MÖ) tarihleri bize yaklaşık 460 ila 480 yıl yaklaştırarak düzeltecek olursak; bu durum, yaklaşık 3600 yıl önce ziyaret eden son kuyrukluyıldız kümesinin, ana akım kronolojide MÖ 2100 civarına tarihlenen 4.2 kiloyıl (4.2 ka) olayına neden olduğu veya buna katkıda bulunduğu anlamına mı gelir?

Alıntı Yap4,2 bin yıl olayı (4.2 ka olayı olarak da bilinir), günümüzden 4200 yıl önce, Holosen çağının en şiddetli iklim olaylarından biriydi. MÖ 2200 civarında başlayarak, büyük olasılıkla MÖ 22. yüzyılın tamamı boyunca sürdü. Mısır'daki Eski Krallık'ın, Mezopotamya'daki Akad İmparatorluğunun ve Yangtze Nehri'nin aşağı bölgesindeki Liangzhu kültürünün çöküşüne neden olduğu ileri sürülüyor. Ayrıca İndus Vadisi Medeniyetinin çöküşünü başlatarak nüfusunun bir kısmının güneydoğuya göç etmesine ve Hint-Avrupa dili konuşan insanların Hindistan'a göçüne yol açmış olabilir. Bazı bilim insanları, olayın net bir zaman çizelgesinde gerçekleşmediğine dair kanıtları öne sürerek bu sonuca katılmıyor.

C: Evet!

(A Jay) Ra Bilgileri'nin 17 Şubat 1981 tarihli 26. celsesinde, Ra'ya Abraham Lincoln hakkında şu sorular sorulmuştu:

Alıntı yapılan: SORU: Ben, Abraham Lincoln'un da bir Gezgin olup olmadığını merak ediyorum.

RA: Dediğiniz doğru değil. Varlık normal bir Dünya varlığı idi; sadece bedenini terk etti ve onun başka bir varlık tarafından sürekli olarak kullanılmasına izin verdi. Bu, Gezginler olayına göre çok daha seyrek görülen bir fenomendir.

"Thomas" ve "Benjamin" adlarıyla anılan Gezginler'in enkarnasyonları üzerinde durmanız daha iyi olur.

SORU: Thomas Edison ve Benjamin Franklin'den söz ettiğinizi varsayıyorum.

RA: Doğru değil. Biz Thomas Jefferson isimli varlıktan söz etmiştik, diğeri doğrudur.

SORU: Teşekkür ederim. Abraham Lincoln'ün bedenini kullanan varlığın hangi yoğunluk derecesinden geldiğini söyleyebilir misiniz?

RA: Bu varlık dördüncü titreşimdendi.

SORU: Pozitif olduğunu kabul ediyorum?

RA: Söylediğiniz doğrudur.

S: (A Jay) Abraham Lincoln'ün bedeninde, ayrılmayı seçen normal bir varlığın veya ruhun bulunduğu doğru mu?

C: Tamamen doğru değil. Durum daha ziyade Abraham Lincoln olarak bilinen varlık ile bir 4Y toplumsal bellek kolektifi arasındaki bir ilişki biçimiydi.

(L) Bu açıklama bir sonraki soruyu geçersiz kılıyor. Ve ondan sonrakini de, ve ondan sonrakini de. Ve sonra şöyle soruyor:

S: (A Jay) Bir ruhun bedenini terk edip bir diğer ruhun devralması sadece BH'de mi mümkündür?

C: Hayır. Genellikle KH'de olur. Musallat deniyor. (ç.n.: "possession": ruhsal ele geçirme, musallat)

(A Jay) Laura?

(L) Evet?

(A Jay) Peki toplumsal bellek kolektifi nedir?

(L) Kim soruyor? A Jay. Ra Bilgileri'ni okudun mu?

(A Jay) Tamamını değil, hayır.

(L) Ra toplumsal bellek bileşimlerinden bahsediyor ama sanırım K'lar küçük bir ifade değişikliği yapıyor; kolektif. Çeşitli nedenlerle veya etkileşimler için bir ağ kurmuş olan ve 3Y'deki insanlarla ilişkiler kuran 4Y BH bireyleri olduğunu söylüyorlar. Sanırım dua ediyorsanız, bu 4Y BH ile kurabileceğiniz ilişki türlerinden biridir. Cevaplar alabilirsiniz, ilham alabilirsiniz, bu tarz şeyler alabilirsiniz. K'lar ne demişti? 4Y BH'nin ağ kurmakla (networking) ilgili olduğunu söylemişlerdi, değil mi? Yani bir 4Y BH sosyal hafıza kolektifi bir ağdır. Bunu kendin de akıl edebilirdin, değil mi?

(A Jay) Evet.

(L) Pekala o zaman.

(A Jay) 2024 yılında "Lover of Men" (erkek seven) adlı bir belgesel yayınlandı ve belgesel yapımcısı Lincoln'e yazılan, ondan gelen ve onun hakkındaki mektupları kaynak göstererek Lincoln'ün birden fazla eşcinsel ilişki yaşadığını ikna edici bir şekilde savundu. Lincoln'ün eşcinsel ilişkiler yaşadığı doğru mu?

C: Hayır.

(L) Buna dair bir takip sorun var mı? Hayır dediler.

(A Jay) Şey, hayır.

C: Sorun, yetersiz eğitime ve dahası kötü metodolojiye sahip modern akademisyenlerin, çok farklı bir gerçeklikte yaşamış, dünyayı çok farklı bir şekilde anlamış insanlara modern algı ve yargıları dayatma şeklinde anakronistik (zamandışı/çağdışı) yargılarından kaynaklanıyor.

S: (L) Yani o dönemde dostluğun ifade ediliş biçimleri farklıydı. Bu doğru mu?

C: Evet.

(L) O dönemde sosyal adetler çok farklıydı.

C: Evet.

S: (L) Size birşey söyleyeyim, ve bu muhtemelen insanlara çok fayda sağlardı ama pek çok kişinin bunu yapmayacağını biliyorum. Çok fazla soy ağacı araştırması yaptığınızda, eğer meselelerin gerçekten derinlerine inmek istiyorsanız, aslında vasiyetnameleri okursunuz. Ve bu vasiyetnamelerin bazıları çok ama çok eskidir, okunması son derece zordur ve bunları metne dökmek çok zaman, çaba ve sabır gerektirir. Ama mahkeme belgelerini de okursunuz. Ve bu mahkeme belgeleri, Yetimler Mahkemelerinde verilen ifadeler veya genel olarak mahkemelerdeki ifadeler gibi şeylerdir. Ve bazı insanlar bu kayıtları yazıya dökmek zahmetine katlanıp kitaplar yazmış. Ve orada insanların nasıl düşündüğünün, hissettiğinin ve davrandığının, bir mahkeme davasında insanların neyle suçlandığının, ne tür bir suç işlediklerinin, onların lehine veya aleyhine ifade veren insanların beyanlarının canlı örneğini görüyorsunuz. Böyle bir sürü şey kayıtlara geçmiş. Ve bu araştırma gerçekten şaşırtıcı ve aydınlatıcı bir faaliyet, çünkü o zamanlar insanların şimdiki gibi davranmadıklarını fark ediyorsunuz. Ve aranızda kaç kişi 'bundling' (ç.n.: "birlikte yatma tahtası" geleneği) denilen eski flört sisteminden haberdar bilmiyorum. Birlikte yatma tahtasını daha önce duyan var mı? Tamam, bazılarınız duymuş.

İşte o günlerde, flört eden bir çift birbirini tanımak istediğinde, imkanlar biraz kısıtlıydı. İnsanlar kütük kulübelerde yaşıyorlardı. Çok fazla alanları yoktu. Ayrı yatak odaları veya misafir odaları bulunmuyordu ve birbirlerinden çok uzakta yaşıyorlardı. Birini ziyarete gittiğinizde, evlerine varmak bazen at sırtında koca bir gün sürüyordu. Dolayısıyla flört eden bir çift birbirini tanımak istiyorsa, erkek kızın evine giderdi ve kızın anne babası onları 'bundling board' (birlikte yatma tahtası) şeklinde bir yatağa koyardı. Yatağın tam ortasına yerleştirilen bir tahtaydı bu; böylece aslında yatak giysileriyle aynı yatakta birlikte uyurlardı ama aralarında bir tahta olurdu ki herhangi bir uygunsuz faaliyet gerçekleşemesin. Ama yine de uyanık kalıp gecenin geç saatlerine kadar konuşabilir ve birbirlerini tanıyabilirlerdi. Amerika'nın ilk koloni günlerinde flört böyle yapılırdı. Düşünebiliyor musunuz?

(Joe) Buna dayalı fikir yürütülebilir.

(L) Evet. Ve ayrıca, birinin evine gittiğinizde sadece belirli sayıda yatakları olurdu. Ben gençken bir çocuk bakıcımız vardı ve beni ve erkek kardeşimi birkaç haftalık tatil için ailesinin çiftliğine götürdü. Bu bakıcı kızın ailesinin 20 çocuğu vardı ve üç yatak odaları bulunuyordu. Ve yatak odalarının her birinde iki veya üç yatak vardı. Anne-babanın bir yatağı vardı ve çok küçük çocuklar anne-babanın yatak odasındaki küçük karyolalarda falan uyuyorlardı. Ama bütün oğlanlar yatakta birlikte uyuyordu. Bütün kızlar yatakta birlikte uyuyordu. Küçük çocukların hepsi yatakta birlikte uyuyordu. Ve ben bir sürü başka yabancı kızla bir yatağa kondum, erkek kardeşim de bir sürü başka yabancı oğlanla bir yatakta uyudu, çünkü bu iş böyle yapılırdı. Çocukken ziyarete gittiğimiz bu insanlar, 100, 200 yıl önce veya daha uzun süre önce insanların yaşadığı gibi yaşıyorlardı. Öyle yaşıyorlardı yani.

Eğer birini ziyarete gittiyseniz, bir adam başka bir adamı ziyarete gittiyse, onunla aynı yatakta uyurdu. Daha otantik Viktorya veya Regency dönemi tarzı aşk romanlarından bazılarını okuduysanız, insanların bir hana gidip kaldıklarından bahsederler; insanların bazıları gece boyunca ateşin yanındaki bir sırada uyurdu, diğerlerini ise yataklara birlikte koyarlardı. Bu adamın uşağı ile şu adamın uşağı gibi, çünkü odalar azdı, bu yüzden tamamen yabancı iki adamı aynı yatağa koyarlardı, çünkü eldeki imkan buydu, durum böyleydi. Dolayısıyla Abraham Lincoln'ün diğer erkeklerle aynı yataklarda uyumuş olması kesinlikle hiçbir anlama gelmez. Çadırlarda veya ranzalarda birlikte yatmış olmaları hiçbir anlama gelmek zorunda değil. Ve bazen başka bir yatak mevcut olduğunda birlikte yatmış olabilirlerdi çünkü hava dehşet verici derecede soğuktu ve merkezi ısıtmaları veya klimaları yoktu.

Bir düşünün. Gerçekten, bir düşünün! Yani bunu her kim yaptıysa, onların kliması olduğunu, ısıtması olduğunu ve bolca normal... Soy ağacı araştırması yaparken okuduğum çok ilginç şeyler vardı. Bazen küçük çocukların yılın altı ayı boyunca giydikleri tek bir kıyafetleri olurdu; uzun keten bir mintan. Küçük oğlanlar ve küçük kızlar uzun keten mintanlar giyiyorlardı. Yani "Little House on the Prairie"yi (Küçük Ev) unutun. O çok daha sonraydı. Kolonilerdeki ataların yaptıklarına kıyasla moderndiler. Etrafta öyle dolanırlardı, yırtık keten mintanlar içinde küçük çocuklar. Ve tabii ki anneler keteni kendileri üretiyorlardı. Sazları alıyorlar, ıslatıyorlar, dövüyorlar ve lif haline getirip iplik olarak eğiriyorlar, sonra da kumaş olarak dokuyorlardı. Ve sahip oldukları herşeyi kendileri yapmak zorundaydı; gidebilecekleri bir Walmart, Kmart falan yoktu... Çok zengin insanların vardı elbette. Ama Abraham Lincoln zengin büyümedi. Ve insanların çoğunluğu da öyle büyümedi.

Yani, yeterince vasiyetname okursanız, değerli olan şeylerin vasiyetnamelerde bıraktıkları şeyler olduğunu keşfedersiniz; okuduğum vasiyetnamelerin çoğunda, eski olanlarda, yatak takımlarını, şiltelerini, yastıklarını, çarşaflarını, yatak örtülerini bırakıyorlar. Kaç kaşıkları olduğunu, kaç tabakları olduğunu, kaç bardakları, içki bardakları olduğunu, kaç yemek pişirme tencereleri olduğunu yazarlardı. Bu şeyler değerliydi ve bunları resmen vasiyetnamelerle torunlarına bırakıyorlardı. Ve bu şeylerin ne kadar değerli olduğunu göremediğiniz sürece, ne kadar yokluk içinde yaşadıklarını anlayamazsınız. İmkanlar olağanüstü kısıtlıydı.

(Joe) Sonuç olarak bunun onların zihniyetini, davranışlarını ve hayatlarını yaşama biçimlerini nasıl şekillendirdiğini anlayamazsınız.

(L) Evet, eminim belki bazılarınız... Yani ben öyleyim. Büyük Buhran'ı ve iki dünya savaşını geçirmiş insanlar tarafından büyütüldüm. Bu tür şeylerin o insanlar üzerinde, belirli şekillerde davranmalarına neden olan etkileri vardı; bilirsiniz, muhafazakar şekillerde, kuruşu kuruşuna hesap yapma gibi şekillerde, her zaman bir kenara birşey koyan, eşyalara bakan ve koruyan şekillerde. Ve böyle biri tarafından büyütüldüğünüzde bu size de bulaşır. Dolayısıyla, benden sadece bir nesil uzakta böyle insanların olduğunu bilerek, daha da geriye gittiğinizde, başka bir insanın evine varmak için bile koca bir gün veya iki gün at sürmek zorunda kaldığınızda durumun ne kadar daha kötü olduğunu hayal edin. Ve oraya vardığınızda, asma katı ve tek bir büyük açık odası olan bir kulübede yaşıyor olabilirlerdi. Bir ucunda yemek pişirdikleri bir şömine, diğer ucunda ise uyudukları birkaç yatak vardı. Ve belki de asma kata çocukları koyuyorlardı.

(Joe) Birçoğu kışın hayvanlarıyla birlikte uyuyordu ayrıca.

(L) Evet, ve bazen hayvanlar da onlarla birlikte oradaydı. Bu yüzden lütfen... Lincoln hakkında bu şeyi yazan her kimse... Ve inanın bana, eşcinsellik tarih boyunca çoğu zaman olduğu gibi o zaman da bir meseleydi. Biz sadece bu modern zamanlarda daha... "liberal" olduğumuzu söylemek istemiyorum ama bir ifade yelpazesi olduğunu ve var olan şeylerin varyasyonları olduğunu kabul ediyoruz. Ancak tarihin büyük bölümünde bu kınanmıştır ve insanlar bunu kendilerine saklamışlardır; mahremdi. Lincoln'ün gibi kamu görevine aday birinin eşcinsel bir ilişkisi olsaydı, bunun ortaya çıkarılacağından ve onu hırpalamak için kullanılacağından emin olabilirdiniz. Bu iddialarıyla ilgili bir dayanakları olduğunu sanmıyorum. Kafalarına göre esnetip bükerek yorumladıkları mektuplara dayandırıyorlar bunu.

(Andromeda) Tarihi şahsiyetlere bakıp eşcinseller bulmaya çalışmak popüler oldu son zamanlarda.

(L) Ve o dönemlerde kesinlikle vardı. Eski zamanlarda. Demek istediğim, II. Edward'ı veya III. Edward'ı düşünün, sanırım III. Edward'dı, Kral III. Edward, sarayında açıkça bir sevgilisi olan. Dolayısıyla, bence bu konuda yanlış iz sürüyorlar. Peki sen ne diyorsun, A Jay?

(Joe) Bunu geyik olsun diye, tıklanma almak için yapıyorlar.

(L) A Jay'in dili mi tutuldu?

(Joe) Evet, hayretler içinde sessizliğe gömüldü.

(A Jay) Afedersiniz, sesi açmamız bir dakika alıyor. Siz bu şekilde açıkladıktan sonra, gerçekten de mektupları bağlamından kopardıkları anlaşılıyor. Ve bu durum, meseleyi aşağı yukarı açıklıyor. O yorumları yapanlar belki de haklı diye kapıyı açık bırakıyordum. Ama aynı zamanda, filmi yaptıkları birkaç yıl önceki dönemde neyi savunduklarının bağlamını bilerek ilk tepkim, "Aman Tanrım, yine birilerini gey yapmaya çalışıyorlar" şeklinde olmuştu. Ama sonra filmi gerçekten izleyip argümanlarını dinlediğimde, belki de haklılık payları vardır diye düşünmüştüm.

(Andromeda) Biraz ikna ediciydi yani.

(L) Ama ellerinde iddialarını doğrulayan çok az şey vardı. Ve bundan çok büyük bir sonuç çıkardılar. Ve başka birşey daha: Eğer okursanız... Ve bu da soy ağacı çalışması yapmanın bir getirisi. Tanrım, harika bir öğretmendir! Eski belgeleri, eski mektupları okursunuz. Demek istediğim, yüzlerce yıllık mektupları. Ve okunması kolay değildir çünkü yazı tarzı en hafif tabirle kendine hastır. İmla kuralları çok esnekti. Ve hiçbirşey tutarlı bir şekilde aynı şekilde hecelenmezdi, bazen aynı kişi tarafından aynı mektupta bile. Ve... Ama birbirlerine hitap etme şekilleri, birbirleriyle konuşma şekilleri; erkekler arkadaşlarına rahatlıkla "canım", "tatlım" diye hitap edebilirdi. Ve bu bizim... Bilirsiniz, yükleyeceğimiz türden herhangi bir çağrışım anlamına gelmezdi. Ve "Seni seviyorum". Bilirsiniz, birbirlerine bu şeyleri söylerlerdi. Ve bu bizim günümüzde ve gecemizde anladığımız anlama gelmiyordu. Gerçekliğimizde herşey o kadar yüklenmiş durumda ki.

(Chu) Ama şimdi bile bazı kültürlerde erkekler el ele tutuşuyor. Ve bir Batılı buna bakıp "Aa, şunlara bak, geyler" diyebilir, oysa onlar el tutuşurken akıllarından öyle bir şey geçmiyor.

(L) El ele tutuşuyorlar, kucaklaşıyorlardı vesaire. Ve bu manzaraya bakan bazıları buna cinsel bir çağrışım yüklüyor. Oysa durum hiç de öyle değildi. Ama o günlerde zaman gerçekten, gerçekten çok zordu. Ne kadar zor olduğunu bilmenizin tek yolu vasiyetnameleri ve mahkeme belgelerini okumaktır. Çünkü... Aman tanrım! Evet...

(A Jay) Peki o zaman, şu anki siyasi figürlerden Lincoln'e benzer kim olabilir diye bir takip sorusu sorabilir miyim?

(Joe) Trump, herhalde. [Gülüşmeler]

C: Şu anda hiç kimse.

(L) Bence mesele şuydu... Tarihin o noktasında kölelik o kadar ciddi bir boyuttaydı ki, bununla başa çıkmak için sıra dışı birşeylerin yapılması gerekiyordu sanırım, 4Y'den...

(Joe) Yani asıl soruya dönecek olursak, Abraham Lincoln bir nevi yola koyuldu ve içine giren 4Y sosyal hafıza kolektifiyle anlaşması mı vardı?

(L) Hayır, söyledikleri şey bu değil. Bir ilişkisi olduğunu söylediler. Temelde iletişim yani. Dua etmesi ve cevaplar alması gibi.

(Joe) Demek ki Abraham Lincoln bir nevi iyi bir adamdı, kutsal bir adamdı.

C: Evet.

(Joe) Ve Ra o celsede dikkatleri Thomas Jefferson ve Benjamin Franklin'e çekmeye çalışmıştı. Franklin ve Thomas Jefferson'ın da iyi adamlar olduğuna mı işaret etmeye çalışıyordu acaba, yoksa alakasız mı?

(L) Onlar da iyi insanlardı.

(Andromeda) Aynı toplumsal bellek kolektifiyle iletişim halindeydiler.

(L) Ve herhangi birinin şüphesi olması ihtimaline karşı belirtmek isterim ki, Benjamin Franklin seri kadın avcılığıyla tanınırdı ve Thomas Jefferson'ın kendi kölesiyle ilişkisi vardı ve çocukları olmuştu. Görünüşe göre bir aşk ilişkisi yaşıyorlardı. Bu sadece güce dayalı tahakküm kurucu bir ilişki değildi. Dolayısıyla, bence büyük ölçüde ruhsal nitelikler, başarılar veya ilerlemeler açısından Evren cinsel yönelimi ve insanların cinsel olarak ne yaptıklarını falan pek umursamıyor. Bu daha ziyade karakterlerinin ve doğalarının diğer yönleriyle ilgili. Ve yaptıkları işler ve başarılarıyla. Dolayısıyla insanlar buralara çok takıldığında... Açıkçası cinsellikle ilgili sizin için daha iyi veya daha kötü olan veya her neyse bazı şeyler vardır. Ama bu Gurdjieff'in dediği gibi; normal cinsel davranışların geniş bir yelpazesi vardır. Ve ancak seksi normal kullanım alanının dışında kullandığınızda sorunlarla karşılaşırsınız. Ve tabii ki seksi tahakküm kurmak için kullanan cinsel psikopatlar da var. O yüzden takılıp kalmayın. John Kennedy ile ilgili pek çok ciddi soru işareti var kafamda çünkü adam evlendiğinde karısına yeminler etmişti diye biliyorum. Ve karısına verdiği yeminlere sadık kalamayan bir adamın nasıl bir onuru olabilir ki? Demek istediğim... Bana göre bunu anlamak zor. Ama yine de genel olarak iyi bir adamdı. Bu konuda bir zayıflığı vardı işte. Ve umulur ki, diğer daha iyi adamların böyle zayıflık alanları olmasın.

(Joe) O halde bütün kurucu babalarımızın herkesin söylediği kadar büyük adamlar olduğu doğru mu yani?

(Niall) İyi adamlardı.

(Joe) Hepsi iyi adamlardı.

(L) Çoğunlukla öyle olduklarını düşünüyorum. Samimiydiler...

(Niall) Adams. Adams'ı severim.

(L) Hayatlarını feda ettiler. Herşeylerinden vazgeçtiler çünkü bir ilkeye inanıyorlardı.

(Joe) Ve şimdi hepsi mezarlarında ters dönüyorlardır.

(L) Oo, hem de topaç gibi fır fır dönüyorlar!

(Niall) Benjamin Franklin kendi başına büyük bir milyarder, kodaman bir milyarder olabilirdi.

(L) Evet, bir teknoloji milyarderi olurdu. [Gülüşmeler]

(Niall) Ama durun, Lincoln konusunda, onun suikastını hiç sormadık. İlginizi çeker mi?

(L) Hakkında herşeyi okudum. Ne olduğunu biliyorum.

(Niall) Tamam. Sadece tek bir adam mıydı yani.

(Joe) Yalnız kurttu.

(L) Şey, kesinlikle bir komplo vardı.

(Niall) Tamam. Arkasında kim vardı?

(L) Bir grup... Bankerler, Yahudiler ve Güneyliler vardı.

(Niall) Her zamankiler yani.

(L) Evet.

(Niall) ABD'de çok iyi bilinen bir durum, değil mi?

(L) Bu konuda ve bağlantıları kurma hususunda pek çok iyi araştırma var, Dr. Mudd falan...

(Niall) Ve o noktada, sanırım sadece nispet olsun diye yapılmıştı. Çünkü misyonunu başarıyla tamamlamıştı.

(L) Aa, ondan kurtulmak zorundaydılar çünkü onun Yeniden İnşa (Reconstruction) için öngördüğü hoşgörülü planın devreye girmesini istemiyorlardı. Fırsatçı kuzeyliler (carpetbaggers) yıkım yaratıp çok para kazanmak istiyorlardı.

(Niall) Ama yine de ülke birleşik kaldı ve o başardı sanırım.

(L) Evet. Evet, belli bir ölçüde başardı, evet.

(Niall) Tamam.

(L) Tamam. Bakalım.

S: (Mr. Cyan) Honjo Masamune Katana kılıcı şu anda hangi ülkede bulunuyor?

Alıntı YapOrtaçağ Japonya'sının en çok saygı duyulan kılıç ustası Masamune'ydi ve onun "özel güç" taşıyan en iyi kılıçlarından biri olan Honjo Masamune, Tokugawa Şogunları (İmparatorun altında 1600'den beri Japonya'yı yöneten askeri liderler) tarafından taşınmış ve Meiji restorasyonu döneminden sonra ailelerinde tutulmuş. Görünüşe göre Japonya'nın 2. Dünya Savaşı'ndaki teslimiyetinden sonra "ortadan kaybolmuş".

C: İlk önce ABD'ydi, şimdi İsrail.

(L) Neden şaşırmadık acaba? Ha? Ha? Ha? [Ark'a dönerek] Soruların var mı tatlım?

(Ark) Hayır.

(L) Pekala.

(Joe) Hepsini sormadın!

(L) Sormaya niyetli olduğum herşeyi sordum!

(Chu) Sanırım Mr. Cyan birşey söylemek istiyor.

(L) Şimdi ne söylemek istiyorsun?

(Mr. Cyan) Hayır, hiçbirşey. Sadece şaşırdım. O yüzden bir ses çıkardım. İsrail cevaptı. Teşekkür ederim.

(L) Şaşırdın mı?

(Mr. Cyan) Sadece merak ediyorum, bu kadim kılıcın şu anda İsrail'de ne işi var? Ama her neyse, evet. [Gülüşmeler]

(L) Birileri ondan bir tür sihirli güç elde edebileceğini düşünüyor.

(Joe) Muhtemelen.

(Andromeda) Keneler hakkında soru sormak ister misin?

(Joe) Evet, listede var... Soruları bitirmedin.

(L) Bitirdim. Sormayacaklarımı atladım.

(Joe) En sondakini.

(L) En sondakini mi? En sonuncusu Katana hakkındaydı.

(Joe) Ondan sonra birşey yok mu?

(L) Hayır.

(Andromeda) Aklından ne geçiyor?

(Joe) Kenelerle ilgili bir soru koymuştum listeye.

(Andromeda) Aa, öyle mi? Bilmiyordum. Ne sorduğunu hatırlıyor musun?

(Joe) Evet. Birilerinin haince amaçlarla, Amerika'daki en az bir çiftliğe haince nedenlerden dolayı kene kutuları yerleştirdiği iddiasında herhangi bir doğruluk payı var mı?

C: Evet.

(Gaby) Bunu Kore Savaşı sırasında da yapmışlardı. O zamanlar böyle çalışıyorlardı.

(Joe) Ve... İnsanların şüphelendiği gibi, bu alfa-gal sendromunu (kırmızı et alerjisi) yaymaya çalışmak için mi yapıyorlar?

C: Evet.

S: (Joe) Ve bunu aslında Bill Gates kendi etini satmak için mi yapmaya çalışıyor?

C: Evet.

S: (Andromeda) Ve bu Avrupa'da da olacak mı?

C: Evet.

S: (Joe) Şu anda alfa-gal yayan kene Lone Star (Yalnız Yıldız) kenesi.

C: Evet.

S: (L) O halde herkesin beç tavuğu edinmesi gerekiyor, çünkü beç tavukları keneleri yer.

(Joe) Aslında herkesin ihtiyacı olan şey doksisiklin. Doksisiklin, alfa-gal'e karşı etkili mi?

C: Erken başlanırsa.

(L) Evet. Kesinlikle.

(Joe) Eğer kene ısırığına maruz kalırsanız, kendinizi kontrol edin... Eğer kenelerin olduğu bir yerde olacaksanız, kendinizi düzenli olarak kontrol edin. Ve koruyucu önlemler alın ama sonrasında kendinizi kontrol edin. Üzerinizde bir kene veya kene ısırığı olduğunu görürseniz, hemen en azından koruyucu bir doz doksisiklin alın.

(Niall) İki hafta.

(Joe) Ama aynı gün başlamanız gerekiyor. İdeal olarak, kenelerin olduğu hiçbir yere gitmeyin.

(Gaby) Kesin etki için bir ay.

(L) Evet. Güvende olmak için.

(Joe) Yani, bu gerçekten sadece... Gerçekten Bill Gates mi? Sadece Bill Gates mi yani?

C: Hayır.

S: (L) O zaman o WEF (Dünya Ekonomik Forumu) tipleriyle iş birliği içinde. Öyle mi?

C: Evet.

(Joe) Bill Gates'in yapay et şirketi var, değil mi?

(L) Evet.

S: (Joe) Ve gerçekten sadece alfa-gal mi? Bu keneler tarafından yayılan başka potansiyel hastalıklar yok mu?

C: Henüz değil.

(Niall) Harika...

(Joe) Ve diğer tek soru, Trump'ın Beyaz Saray balo salonunun altına ne inşa ettiğiydi?

C: Bir kontrol merkezi.

S: (Joe) Bir veri merkezi mi?

C: Evet.

S: (Joe) Ve bunu ne amaçla kullanmayı düşünüyor?

C: Kendisinin bir niyeti yok. CIA vb. istiyor.

(Niall) Sadece kendisine ne söylenirse onu yapıyor yani.

(L) Pekala, tamam, yoruldum. Bugün yoğun bir gün geçirdim. Ve bu öğleden sonra kestiremedim.

(Andromeda) Kestiremedin mi? Aa, canım.

S: (L) O yüzden iyi geceler diyeceğiz. Önümüzdeki aylarda dikkat etmemiz gereken birşey var mı?

C: Her zamankinden daha fazla göktaşı! İşler pek çok açıdan kızışıyor. Bunu gözü kararmış kontrol kurma çabalarında görebilirsiniz.

S: (L) Şey, sormak istediğim birşey var... Bu öğleden sonra bir makale okuyordum ve kimin tarafından yazıldığını unuttum, bir kadının yazdığı bir Substack makalesiydi, doktoralı birşeydi işte, ve şundan bahsediyordu... Dünyanın liderleri veya her kimseler, şeytani bir kontrol altında mı? Yazıda demonik musallattan falan bahsediyordu. Ve oldukça rasyonel, makul şeyler söylüyordu ama yine de eski usul dini bakış açısına benim gerçekten rahat edebileceğimden biraz fazla ağırlık veriyordu. Çünkü bence tüm bu meseleye bakmanın daha rasyonel bir yolu var ve eğer eski usul dini bakış açısıyla giderseniz kurtulmanın çok kolay olduğunu düşünürsünüz, oysa bu sizi sadece kontrol edildiğiniz bir başka programın içine çeker... Ve kadın, tüm o tuhaflıklarıyla Paula White gibi birinin, din kisvesi altında Trump ve kabinesi gibi insanlar arasında musallatı tetiklediğinden bahsediyor. Yani dinin şeytani faaliyetler için bir örtü olabileceğinin farkında. Sanırım aslında pek bir sorum yok, değil mi? Çünkü bunun yaşandığını biliyoruz, bunun üst-boyutsal olduğunu biliyoruz.

A, a, a... sormam gereken birşey var... Bence insanların üst-boyutsal kontrol sisteminin etkisi altında bu şekillerde davranmaya başladığı geçmişteki diğer zamanların aksine, şimdiki büyük fark, şu anda içine doğru ilerlediğimiz dördüncü yoğunluk derecesine bir geçişin gerçekleşecek olması; ki bu durum tarihin diğer dönemlerinde söz konusu değildi. Ve bu nedenle, dinlerde, egregorlarda veya ideolojilerde, bilirsiniz, sosyalizmde, komünizmde, her neyse tüm o "-izm"lerde daha fazla insanı tuzağa düşürmek istiyorlar. Bu özel değerlendirmemde haklı mıyım?

C: Evet ve tehlike gerçek.

S: (L) Ama onun dışında makalesiyle oldukça iyi bir iş çıkarmış, değil mi?

C: Evet.

S: (L) Pekala, bu onay üzerine, hepinize o makalenin linkini vereceğim, okuyabilirsiniz. İyi geceler diyeceğiz.

C: Hoşçakalın.

CELSE SONU

(Laura) Bahsettiğim makalenin bağlantısı burada:

https://drheatherlynn.substack.com/p/are-world-leaders-possessed-the-ancient

Are World Leaders Possessed? The Ancient Technology of Demonic Transfer (dünya liderleri musallat etkisinde mi? kadim demonik transfer teknolojisi)

Kadim vakanüvisler ve kroniklere gelince, işte eksiksiz olmayan bir liste:

Livy, Polybius, Dionysius of Halicarnassus, Valerius Maximus, Pliny, Tacitus, Josephus, Appian, Plutarch, Dio Cassius, Vellius Paterculus, Procopius, Ammianus Marcellinus, Cassiodorus, Gregory of Tours, Liber Historiae Francorum, Historiae Augusta, Jordanes on the Goths, Chronicle of Fredegar, Zonaras, John Malalas, Justin, Chronicle of Theophanes, Chronican Paschale, De Ostento - Johannes Lydas, Evagrius Scholasticus, Theodoret, Pseudo Methodius, Eutropius, Avitas, Pseudo-Dionysius, Pseudo-Zachariah, Zuqnin, Thophilus of Edessa, Zachariah of Mitylene, Photius.

Hiçbiri bizim tarih anlayışımıza pek uyan şeyler değil.

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/threads/session-30-may-2026.57945/