29 Aralık 2018

Başlatan bozadi, 02 Ocak 2019, 18:06:07

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Celse Tarihi: 29 Aralık 2018

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Chu, Ark, PoB, Scottie, Niall, Ay Modülü, Prenses Leia, Pikabu

Tablanın cam kaplaması 'gerginleşmeye' başladığı için talk pudrası gerektiğine dair aramızda bir konuşma geçti. Pudra arandı ve Andromeda seçenekler arasında Laura'nın sevdiği kokuya sahip pudrayla döndü. Biraz fikir alışverişinden sonra bu toz kullanıldı.

S: (L) Bugün 29 Aralık 2018. Olağan suç zanlılarımız burada. [Mevcut olanların incelenmesi]

C: Güzel koku bayanlar!

S: (L) Bu akşam kimle birlikteyiz?

C: Kasyopya'dan Honörya. İyi akşamlar!

S: (L) Evet, talk pudramı beğendiğinize sevindim. Bu benim favorim. Sanırım epeyce sorumuz var ve epeyce şey oluyor. Sahneyi Pierre'e bırakacağım çünkü birkaç sorusu olduğundan eminim. 10 soru soramazsın. Sadece en önemlilerini sorabilirsin.

(Pierre) Artık sorabileceğim soru sayısı sınırlı!

(Artemis) Onu sınırlandıramazsın! Bu yaratıcılığı engeller!

(Pierre) Kesinlikle.

(L) Kendi sorularıma zaman ayırmak istiyorum! [kahkaha]

S: (Pierre) Önceki celselerde, moleküllerin bilgi alanına ilişkin geometrik uyumları nedeniyle kendine özgü niteliklere sahip olduklarından bahsedilmişti. Bu herhangi bir şekle uygulanabilir mi? Herhangi bir şeklin kendine özgü bir anlamı var mı bilgi alanıyla ilgili olarak?

C: Hayır

S: (Joe) 22 Aralık'ta Hindistan'ın bir kıyı bölgesinde 50 ineğin ölmesine ne neden oldu? İlk haberlere göre köyün beş çobanı sabah yüzlerce ineği otlatıyormuş. Aniden ineklerin davranışları değişmiş ve beklenmedik bir şekilde yaklaşık 50 tanesi oracıkta düşüp ölmüş.

(Andromeda) Hepsi aynı anda.

C: Virüs.

S: (Pierre) Bu kadar hızlı mı?

(Joe) Çok ciddi bir virüsmüş.

(Artemis) Virüsü ne zamandır taşıyorlardı?

C: 3 gün.

S: (Joe) Agresif virüs! Hepsi aynı anda mı?

(L) Hepsi aynı anda kaptıysa, mantıklı.

(Joe) 50 inek öylece devrilmiş mi? Tuhaf.

(L) Düşün. Bir sürü ineğin var. Muhtemelen sürüdeki tüm inekler genetik olarak ya çok yakın, ya da aynıdır. Onları üretmek için aynı boğa ve muhtemelen aynı iki-üç inek kullanıyorlar. Yani genetik olarak çok farklı olmazlar. Virüsleri ve uzaydan gelebilecek şeyleri düşünürseniz...

C: Evet

S: (Joe) Öyleyse sıradan bir virüs değilmiş. Sıradışı birşey mi oldu?

(L) Evet, özellikle de biyosfere yeni sokulan ve bağışıklık geliştirilmemiş birşey varsa...

C: Evet, aynen!

S: (Artemis) Bu sadece başlangıç mı?

C: Evet

S: (Artemis) Bu tür birşey insanları da vurmaya başlayacak mı?

C: Olası. Bu durumun kesinlikle insanların dikkatini çekmesi gerekiyor.

S: (L) Ama çekmeyecek. Umursamayacaklar. Bunun olası sonuçları hakkında düşünmeyecekler.

(Artemis) Ruslar yaptı! [kahkaha]

(L) Evet, Putin yaptı.

(Joe) Yaklaşık bir hafta önce Gatwick havaalanı çevresinde görüldüğü söylenen dronlar neydi? Havaalanının kapanmasına neden olmuşlar. Dron muydu?

C: Hayır

S: (Joe) UFO muydu?

C: Evet

S: (Niall) Birkaç gün sonra Birmingham havaalanında görülenler?

C: Evet

S: (Joe) Ne yapıyorlardı, sırf insanları mı korkutuyorlardı?

C: Evet

S: (Joe) Eğlencesine, ha?

C: Evet

S: (Artemis) İş olsun diye!

(Joe) Bu İngilizleri kesinlikle çıldırtmış. Tüm Yunan adalarının bulunduğu Ege Denizi bölgesi, Santorini'nin patlamasından önce tek bir kara kütlesi miydi?

C: Çok daha fazlası ama hepsi değil.

S: (Joe) Birkaç gün önce Queens'deki trafo yangını... Bu sadece bir trafo yangını mıydı? Şöyle sorayım; bir trafo yangınıydı ama...

C: Gezegen üzerindeki yük birikmesi nedeniyle daha fazlasını bekleyin.

S: (Joe) Bir gün sonra New Orleans'ta da oldu.

C: Evet. Kullanışlı Ruslar suçlanacak.

S: (Joe) Elektrik yangınları, genellikle çıkmayan yerlerde çıkan yangınlar...

(Artemis) Herşeyin suçunu Ruslara atıyorlar!

(L) Ruslar ışın silahlarını veya başka birşeyi deniyor olmalı.

(Artemis) Limonatam çok ekşi. Putin olmalı!

(Joe) Putin öğle yemeğimi yedi! Batı toplumunda geleneksel erkeksi niteliklere yönelik düşmanca bir tavrın destekleniyor olması, kötü niyetli büyük bir planın parçası mı?

C: Evet

S: (Joe) Bunun amaçlarından biri zayıf bir erkekler nesli yaratmak mı?

C: Evet

S: (Joe) Bu, 4B'ye geçiş sonrası senaryosu veya buna benzer birşey mi, yoksa daha çok 3B'de yönetimi ele geçirmeye mi yönelik?

C: 4KH ile insanlık arasında istenen ilişkinin bir yansıması daha çok.

S: (L) Başka bir deyişle, anal prob yapmaya başlamak istiyorlar. [kahkaha]

C: Çok alakasız değil! Normal erkek üzerinde egemenlik.

S: (L) Yıllar, yıllar, yıllar önce, "Ultimate Alien Agenda" (uzaylıların nihai amacı) kitabında sürüngenlerin ne kadar sevgi dolu olduğunu anlatan o adam hakkında yazdığım yorumu hatırlayın... Bunu asla unutmayacağım. Yüce Tanrım... Amazon'a gidin ve o kitapla ilgili yorumumu okuyun. O kitap... Aman Tanrım.

(Andromeda) Bu amaca mı yönelikti?

(L) Evet! Yani, belki de o kitap gerekten de bize uzaylıların nihai amacını anlatıyor.

(Artemis) Erkeklerin poposunu istiyorlar!

(L) Öyle görünüyor! Bu bir egemenlik meselesi. Seksle ilgili değil, baskınlıkla ilgili.

(Pierre) Köleler istiyorlar; teslimiyet.

{ O kitaba yaptığım yorum: 5 üzerinden 1.0 yıldız – Sürüngenler tarafından kaçırılmaların "Clinton'laştırılmış Versiyonu"
2 Ocak 1999
Kitap Formu: Karton Kapak

Gayet uygun bir şekilde "Slick Willie" (Muhteşem Penis) rumuzlu (bu kitap için çok uygun) "Korkusuz Liderimiz"in Sürüngen ırkından bir uzaylı melez olması Dr. Walden için çok uygun olabilir. Dr. Rich Boylan ile aynı kiliseye takılmış olan Dr. Weldon "Sürüngen akıl enerjisinin insan cinsel enerjisine benzediğini, hissinin aynı olduğunu" biliyor. Tanrım! Monica ve Bill'in sadece zeka alışverişi yaptığını neden anlamadık hiçbirimiz?

Bu naif "bilimsel" çalışmanın "kaynağı", ego-merkezli "Yaşlı Büyük Kafa" öz-referansında ve şu gibi pasajlarda kendini tekrar tekrar ifşa ediyor: "Gerçek kimliğimi keşfetmeme yardım etti [...] Sonra beklenmedik birşey oldu. Dilim içine hava basılıyormuş gibi şişti. Zorlukla konuşabiliyordum. 'Dilim... Çok büyük! [...] Kocaman dilim girip çıkıyordu...'" Biz de Ken Starr'ın transkriptlerini müstehcen sanırdık!

Şaka bir yana, "Geçen yaz 5. ile 6. sınıf arasında ne mi yaptım? Kaçırıldım ve tecavüze uğradım! Sürüngen uzaylılar tarafından! Oooo! Başta korktum... ama bunun ne kadar İYİ olduğunu anladıktan sonra, artık tekrar gelmeleri için can atıyorum!" türü açıklamalara yakın bir tarz ve sunuma sahip böylesine hastalıklı bir ergenlik-öncesi ego saçmalığını Barbara Bartholic gibi birinin yuttuğuna inanmak kolay değil. Barbara'nın "Karla" ile olan bağlantısından birşey öğrendiğini sanırsınız, yani "resmi görüşü" benimsemeyenler hayatta kalamaz. Ama diğer taraftan belki de gerçekten birşeyler öğrenmiştir...

Tatlı ve yapışkan gerçekler arasına iliştirilmiş yalanları yutmanın ne kadar kolay olduğunu deneyimlemek istemiyorsanız, zamanınızı ve paranızı Dr. David Jacob'ın "The Threat" (tehdit) adlı kitabına harcayın.

https://www.amazon.com/Ultimate-Ali...-08/dp/B01FIWNY6Q/ref=cm_cr_arp_d_product_top }

(Joe) Şu anda, tüm o radikal feminist faaliyetler bu amaca mı yönelik yani?

C: Evet

S: (L) Baştan beri öyle bence. Uzun, yavaş, sabırlı bir manipülasyondan bahsediyoruz. K'lar bunu yıllar önce söyledi. Yönetimimizi devralmaya geldiklerinde herkesin olmasını istedikleri gibi olmasını sağlayacak şekilde programlama amacına hizmet ediyor, böylece hepimiz "değerli" köleler olacağız. Ürkütücü.

(Joe) Bu, herhangi bir şekilde eşcinsellikle bağlantılı mı?

C: Evet

S: (Joe) Eşcinsellik, insanlık üzerinde 4KH zihniyetinin yansıması olan bir oynama yapmaya mı yönelik?

C: Evet

S: (Niall) 4KH eşcinsel mi?

C: Hayır. Bu güçle ilgili, seksle değil.

S: (Pierre) Bunu insan dünyasındaki pedofil halkalarında görüyoruz. Bu kesinlikle seksle ilgili değil, sevgi zevkiyle ilgili değil. Güçle ilgili.

(Joe) Egemenlik.

C: Küçük bir "normal" eşcinsellik yüzdesi var.

S: (L) Yani, farklı insan özelliklerindeki diğer varyasyonlar gibi normal bir varyasyon olarak. Çoğunlukla karma, etki-damga sıralamasında bir fark, hormonlar gibi faktörlerden falan kaynaklanan özellikler.

(Joe) Bir soru daha. 12 Aralık'ta, orta batıda Illinois ve Kentucky'de gökyüzünde hareket eden bir radar anomalisi vardı. Bunun yalnızca uçakların radar karıştırma reflektörleri olduğunu söylediler, ancak orduya göre uçaklarının hiçbiri o sırada o bölgede değildi. Demek ne olduğunu bilmiyorlar.

C: Çok sayıda sızıntı oluyor.

S: (L) 4B faaliyetlerinin bizim gerçekliğimize sızıntısı. İşler gerçekten garipleşiyor ve insanlar bu artan işaretlere dikkat etmiyorlar. 50 ineğin düşüp ölmesi, radar anomalileri, trafo yangınları...

(Joe) Gözlemevlerinin boşaltılması...

(L) Çok garip şeyler oluyor ve insanlar hiç dikkat etmiyorlar.

(Joe) Yıllar önce Clovis halkının silinip gitmesiyle ilgili şeyler sormuştun. Geçen ay, kabaca M.Ö. 12.000 yılına tarihledikleri, mamutları yok eden bir Grönland krateri buldular. Celselerde dünyaya uzaytan tam olarak kaç tane kayası veya kütle düştüğünü sorduğun bir yer görmedim. Biliyor musun?

(L) Evet ama bu konu hakkında okuduysan, birkaç tane büyük parça düştüğünün konusu geçmişti. Carolina Bays gibi bir sürü küçük parça da vardı. Bunlar havada gerçekleşen patlamalardı.

(Joe) Ama bu şekilde olduğu kabul edilmiyor.

(L) Ana akım bilim öyle kabul etmiyor.

(Joe) Bu kraterin keşfiyle birlikte şimdi araştırmaya başlamak zorunda kalacaklar.

(L) Ve bu konuda teori geliştiren kişiler çok büyük bir parçanın Grönland buz tabakasına çarptığını ve Hudson Körfezi'ne ya da başka bir yere gittiğini söylüyorlar. Bir diğeri Superior veya Michigan Gölü'ne gitmiş... Hangisi unuttum. Öyle görünüyor ki en az üç büyük kütle varmış.

(Pierre) Bazı araştırmalara göre büyüklerin birkaçı o kadar büyükmüş ki, Dünya'yı eğmiş.

(Joe) Grönland kraterini önemli yapan şey şu ki, şimdiye kadar bilim Clovis uygarlığının uzaydan düşen kayalarla yok olduğu fikrini reddetti çünkü belirgin bir krater yoktu. Ve artık bir krater var! Yani, bu keşfin şu anda gerçekleşmesi oldukça önemli. 12.000 yıl önce ya da her neyse, dünyadaki neredeyse tüm yaşamın uzay kayaları tarafından yok edildiğini kabul etmek zorunda kalacaklar.

C: Size ne anlatıyoruz?

S: (L) Evet. Uzay kayalarından bahsetmişken... [kahkaha]

(Andromeda) Geçiş yapıyoruz!

(L) Evet... Sanırım biraz gergin konulara değineceğim. Aklımda iki konu var. Birincisi Mekke'nin kara deliği kitabı. Şimdi, Peter Townsend adlı kişi, ki bu muhtemelen takma bir isim, çünkü hayatından endişelendiği için muhtemelen kendi adıyla yazmıyor, Mekke'nin var olmadığını ve din olarak İslam'ın çok garip bir şekilde başladığını söylüyor. Temel olarak, kendi düşüncesine göre İslam'ın pek iyi niyetli bir din olmadığını söylüyor. Şimdi, yaptığı araştırma hakkında herhangi bir soru sormamız gerektiğini düşünmüyorum, çünkü hepsi oldukça açık ve net. Fakat çıkardığı sonuçlara göre, İslam'ın yeniden düzenlenmesi ya da bu konuda birşeyler yapılması gerekiyor çünkü şu an doğuştan gelen inançlardan dolayı, Müslümanlar pek dostane bir insan grubu değil. İslam'da diğer tüm dinlerin yanlış olduğu ve yalnızca Müslümanların haklı olduğu ve Müslümanların İslam'a inanmayanları öldürme hakkına sahip olduğu öğretilerinin yanı sıra, temel olarak İslam'ın doğasında bir yozlaşmışlık olduğunu, bu dinin doğası itibariyle kötü olduğunu öne sürüyor. Ancak bunu kendi aramızda tartıştığımızda sahte bir dinle bir diğeri arasında çok fazla fark olmadığını düşünüyoruz. Demek istediğim, Hristiyanlık ve Yahudilik de çeşitli şekillerde oldukça kötü. Dolayısıyla anlamıyorum... İslam doğası itibariyle genel olarak yozlaşık ve kötü bir etki mi yapıyor?

C: Üç test vakasının gelişim yollarını dikkatlice düşünün. Önce Yahudilik. Bir kuyruklu yıldız / fırtına tanrısına tapınmaya yönelik geniş çaplı bir kült olarak başladı. Varını-yoğunu kaybetmiş bir halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve aralarında dayanışmayı teşvik edecek şekilde yeniden düzenlendi. Hristiyanlığın ikili bir başlangıcı oldu. Birincisi apokaliptik bir hoşgörüsüzlük ve şiddet kültüydü. İkincisi, merhamet dolu olağanüstü bir adamın hayatına dayalı bir ruhsal dönüşüm mesajıydı. İslam ise bu ikisinin en kötü yönlerinin bir karışımı. Tam bir sahteliğin içinde nasıl herhangi bir pozitif unsur olabilir?

S: (L) Yani, İslam'ın Yahudilik ve Hıristiyanlığın en kötü kısımlarının bir karışımı olduğunu mu söylüyorsunuz? [Son cevabın gözden geçirilmesi] Kumran Metinlerini yazanların İslam'ın oluşumu üzerinde güçlü bir etkisi olması mümkün mü?

C: Öyle!

S: (L) Ve bunları yazanlar üzerinde yapılan araştırmalara göre bunlar bir grup şizoid psikopattı.

(Joe) Yahudi miymişler?

(L) Evet. Diğer tüm Yahudilerin yozlaşmış olduğunu, sadece kendilerinin doğruya sahip olduğunu düşünen ve kendi inandıklarına inanmayan herkesi çıkıp öldürmek için can atan bir grup Yahudi. Kumran Metinlerine ve Enok Kitapları ve Enok kıyametçiliği gibi çeşitli bağlantılı metinlere yönelik büyük araştırma alanları var. Pavlus, Josephus ve İsa hakkındaki yazımda bu konuyu biraz işledim.

(Joe) İlk Hristiyanlık dalgasının kökeni onlarmış demek. Sonra Sezar geldi.

(L) Aslında, merhametli kurtarıcı Sezar vizyonuyla Pavlus geldi. Yeni Ahit'te Pavlus ile "Kudüslü Hristiyanlar" arasındaki ihtilafa dair yapılan şaşırtıcı referansların nedeni buydu. Kumran Metinlerini yazan tipler vardı, Bağnazlar vb., sonra Pavlus geldi. Henüz yayınlanmamış olan kitabımda bunu etraflıca anlattım.

MÖ 272 civarında Eski Ahit yazılırken Yahudilerin gerçek tarihsel bazı Yunan ve Mısırlı karakterleri model alarak yazdıkları İbrahim ve Musa hikayelerinin, İslam'ın yaratıcıları tarafından bolca kullanıldığını da unutmamak gerek. Gmirkin ve Wajdenbaum tüm bu konuları ele alıyor. ("Argonauts of the Desert" [çöldeki argonotlar] vb.) İslam'ı icat edenler, zaten çalıntı olan hikayelere dayalı hikayeler yarattıklarını bilmiyorlardı, vb.

(Joe) Hem Yahudiliğin hem de erken Hristiyanlığın en kötü tarafı hoşgörüsüzlük ve şiddet ve fırtına tanrısına ibadet. İslam bu anlamda diğer tüm dinlere göre afetlerden daha fazla etkilenmiş gibi görünüyor, doğru mu?

C: Evet

S: (Joe) İslam'ın ortaya çıktığı süreçte neler oluyordu? Karanlık Çağlardı, değil mi?

C: Evet

S: (L) Kıyamet edebiyatına neden bu kadar ilgi duyduklarına dair mükemmel bir açıklama bu. Bu bakış açısının en anlamlı olduğu zamanda ortaya çıktı.

(Joe) Ve nispeten yakın bir geçmiş.

(L) Ayrıca, eğer Heinsohn ve Fomenko gibi kişiler, tarihsel zaman çizelgesine ek yıllar yerleştirildiği konusunda haklılarsa, sandığımızdan da yakın olabilir. Tarih, tüm bu manipülasyonlar yüzünden böyle bir karmaşa halinde.

(Andromeda) İslam çoğunlukla korku ve kaçınmaya dayanıyor, oysa Yahudiliğin bile arkasında dayanışma fikri vardı. Hristiyanlıkta ise manevi gelişim vardı. İslam'da bunların hiçbiri yok.

(L) Evet, İslam'da Muhammed'i modellemeye çalışmak ve onun iddia edilen beyanlarına "uymak" dışında gerçek ruhsal gelişimle ilgili hiçbir şey yok gibi görünüyor; Muhammed'in orijinal modelinin muhtemelen Kumran Metinlerinden ilham almış bir apokalipsçi, muhtemelen şizoit psikopat bir fanatik olduğunu gördüğünde bu durum biraz problemli hale geliyor. Çıkıp birkaç kişi öldür, ahirette üzüm sahibi ol, çıplak kadınlar değil. Üzümün oluyor.

(Andromeda) Kaç tane üzüm? [kahkaha]

(L) 72! Bu gerçekten şaşırtıcı olan şeylerden biriydi. Görünüşe göre, bir şekilde yanlış bir çeviri veya kelimenin yanlış anlaşılması söz konusu olmuş ve bu yüzden yalnızca 72 üzümün oluyor. [kahkaha]

(Andromeda) Birçok insan çok hayal kırıklığına uğrayacak! [kahkaha]

(L) Tamam. Sıradaki soru: Behe'nin "Darwin'in Kara Kutusu" adlı kitabını okudum, ardından da "The Edge of Evolution" (evrimin sınırı). Peşpeşe okudum. Harika kitaplar! Temel olarak keskin bir jiletle Darwin'in rastgele mutasyon ve doğal seleksiyonla evrim teorisini klinik ve verimli bir şekilde kesip inceliyor. Akıllı Tasarım hakkında konuşuyor, ancak bir tasarımcı hakkında fazla birşey söylemiyor. Yani, tasarımcı hakkında çok şey söylüyor ama türünü, ne ya da kim olduğunu belirtmiyor. Sonuna kadar kesinlikle bilimsel kalıyor. Ancak bunu okurken düşündüğüm şey şu ki, özellikle boyutlar, yoğunluklar, 4B (BH ve KH) gibi kavramları olan Kasyopya kozmolojik perspektifi açısından, kitapta anlatılanlar çok anlamlıydı. Devam eden genetik manipülasyonlar ve bu genetik manipülasyonları yapmak için zamanda ileri geri yapılan yolculukların, 4KH tiplerinin insan ırkı üzerinde kullandığı numaralardan biri olduğunu birçok kez anlattınız. Bu genetik manipülasyonların gerçekleştiği 4B laboratuarların olduğunu söylediniz. Kaçırmanın nasıl yapıldığından, ruh çıkarma gibi yapıldığından bahsettiniz: ruh 4. yoğunluğa alınıyor, 4B "maddesinde" bir beden moleküler olarak yeniden yapılıyor, 4B'deki bu beden üzerinde çalışmalar yapılıyor, sonra bu beden dağıtılıyor ve ruh veya bilinç yoğunluk perdesinden geçirilerek geri gönderiliyor. Bu bilincin taşıdığı manipülasyon modeli, 3B dünyadaki beden içine koyulduğu zaman, içerdiği değişiklikler veya manipülasyonlar gerçekleşiyor. Yani, bunun nasıl olduğu hakkında bir fikrim var ve belki bu sormam gereken bir soru değil, ama... Gerçekten sormam gerekiyor: Bu nasıl oluyor? Bunu nasıl yapıyorlar?!

C: 4B'nin, düşüncenin yaratma gücüne sahip olduğu bir alem olduğunu hatırlayın. Bir zihin, ki burada sizin zihin olarak anladığınızdan çok daha fazlasını kastediyoruz, bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, bir bakıma kendisini toplar. Daha sonra bu yapı yoğunluk perdesinden geri gönderildiğinde, "fikir", sizin gerçekliğinizdeki eşleşen öğeleri kendine çeken bir şablon işlevi görür ve organik montaj süreci gerçekleşir. Cansız maddenin bile minimal bir eşleme bilinci olması sayesinde gerçekleşir bu.

S: (Andromeda) Sanırım bunu birkaç kez okumam gerekecek...

(Artemis) Aynı yöntem soğuk algınlığından kurtulmak için de kullanılabilir mi?

C: Henüz 4B'de değilsiniz.

S: (L) Öyleyse, anlayıp anlamadığımı görmek için bunu tekrar edeyim. Yani diyorsunuz ki, bazı 4B genetikçiler birini alıyor ve kaçırma vakalarıyla ilgili olarak anlatılan ve saçma görünen o faaliyetleri yapıyorlar. Fakat 4B realitesinde, ardında bizim göremeyebileceğimiz belirli bir düşünce ve niyet olan birşey yapıyorlar.

Bizim için bir mana ifade etmeyen ne kadar küçük birşey yapıyor olurlarsa olsunlar, bu şey aslında ne düşündüklerine bağlı olarak birşeyin meydana gelmesine neden oluyor. Eğer birinin DNA'sını değiştirmek istiyorlarsa, bunu düşünüyorlar ve bu değişiklik bir şekilde oluyor. Sonra bizimkilerden farklı olan, farklı davranan 4B moleküllerinde bir ayırma işlemi yapıyorlar. Sonra vücut geri geliyor ve...

(Andromeda) Bu tam bir kaçırma mı? Hem beden, hem bilinç?

(L) Öyle olmak zorunda değil sanırım. Vücudun da alındığı tam kaçırmaların nadir olduğunu söylediler. Bir zaman kilidi koyuyorlar, bilinci çıkarıyorlar ve 3B vücut orada donmuş halde kalıyor. Sonra bilinci geri gönderiyorlar ve sonra cansız madde bile kimyasal veya başka yollarla belirli bir miktarda bilinç olduğu için, bu kimyasallar frekans bazında kendilerini fikir yapılarıyla mı eşleştiriyorlar?

(Joe) Şablon.

(Pierre) Anladığım kadarıyla burada yönlendirici olan şey 4B'deki fikir. Şablon. Şu veya bu nedenle, 3B moleküllerin veya elementlerin az da olsa bilinci olduğundan, şablon (4B'nin zihni) ile 3B'deki elementler arasında bir çeşit rezonans var. Böylece birleşiyorlar ve sonunda 4B fikri 3B dünyada materyalize oluyor.

(Joe) Mutlaka materyalize olması gerekmez. Maddi birşeyin yapısını da değiştirebilir.

(L) Evet. Fikir, yalnızca fizik ve kimya yasalarını harekete geçirerek kendini somutlaştırıyor.

(Joe) Yani, temel olarak fikir kendini 3B'deki maddeye damgalayabiliyor ve onun yapısını değiştirebiliyor.

(L) Uygulamalarda herhangi bir sınırlama olmadığını düşünüyorum. Ama elbette özellikle canlıları düşünüyorum.

(Andromeda) Odaklandığında yapısı değişen suyla ilgili deneyler gibi. Onun gibi ama bir sonraki seviyede.

(L) Ama bir parça suyu değiştirmekten fazlasını yapamıyoruz biz. Kelimenin tam anlamıyla DNA'yı değiştirmekten söz ediyorlar ve muhtemelen daha fazlası.

(Joe) Fakat 4B'de düşüncelerin esasen şeyler olduğunu söylediler. Düşüncenin yaratma gücü var. Yani biri orada bir yapı veya yapılması gereken birşey hakkında düşündüğünde, o şeyin bir bakıma kendi kendini bir araya getirdiğini söylediler. Maddi, fiziksel bir toplanma anlamına mı geliyor bu?

(L) Bizim 3B maddi dünyamıza kıyasla yarı maddesel olan 4B maddesi olarak.

(Joe) Yoğunluk perdesinden gönderilen fiziksel birşey yok, değil mi?

(L) Hayır.

(Chu) Neredeyse reseptörlerin hücreler üzerinde çalışma şekli gibi. Minimal bir bilinç seviyesine ihtiyacın var ve bu tıpkı bir reseptörün bir biyokimyasala bağlanması gibi 4B'deki şeylerle eşleşiyor; şeyler eşleşiveriyor.

(Andromeda) Fakat bunun olması için bilincin çıkarılması mı gerekiyor, yoksa bilinç bedende yeniden mi yapılandırılıyor?

(L) 4B'de bunu yapmalarının daha kolay olduğunu düşünüyorum. Bunu yapabilmek için bilinci 4B'ye alıyorlar! Çünkü, bir bilinç etrafında, bizim maddemizden oldukça farklı davranan 4B maddeden yapılmış bir 4B beden yapıyorlar. Çok daha işlenebilir bir beden. Ve sonra o değişiklikler bir şekilde "bilince" damgalanıyor. Sonra o 4B bedeni çözüyorlar, bilinci 3B bedene geri gönderiyorlar... Aslında bu bize kendi bilincimizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor! Eğer kendi bilincimizi aynı derin seviyelerde etkili bir şekilde değiştirebilseydik, muhtemelen maddede değişiklikler meydana getirebilirdik! Ama elbette onlar bizim sahip olmadığımız şeylerle çalışıyorlar. Bizde olmayan oyuncaklara sahipler.

(Pierre) Ve akıl da.

(L) Evet, Behe'nin kitabında beni en çok etkileyen şey buydu; hücrenin ve minik makinelerin yapısı. Demek istediğim, bütün bu şeyleri düşünen zihni düşün!

(Pierre) Evet, akıllara durgunluk veren bir karmaşıklık seviyesi var!

(L) Burada KORKUTUCU bir zekadan bahsediyoruz! Özellikle de KH zekasıysa.

(Pierre) Ve büyüleyici de. Böyle birşey yaratabilmek için ille de çok kötü amaçlara sahip olmaya gerek yok.

(Joe) Modern teknolojiye ve mikroişlemci örneğindeki gibi ayrıntılara bakarsan, benzer bazı çıkarımlar yapılabilir bence. Bunları insanlar yaptı, değil mi?

(L) Kesinlikle. Ve bilim insanlarımızın yapabildiği genetik mühendisliği çalışmalarına bak. Fakat 4B zihinleri hususunda... Eğer 4B savaşları bizim gerçekliğimizde gezegensel değişimler, kozmik değişimler, yanardağlar ve hava durumu ve dev fırtınalar şeklinde tezahür ediyorsa, 4B'nin kendisi nasıl bir gerçeklik? Bunlar ne tür zekalar?

(Joe) Son zamanlarda buna çok atıfta bulunuyorsun...

(L) Çünkü son zamanlarda çok düşünüyorum! Yıllar, yıllar önce K'lar 4B savaşlarının hava durumu olarak yansıyor olmasından bahsetti ve şu anda bunu fazlasıyla görüyoruz işte!

(Joe) Biliyorum ama... 4B savaşları derken neyi kastediyorlar?

(L) "4B savaşları" derken neyi kastediyorsunuz?

C: Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir.

S: (L) Hazır siz bu konuya değinmişken, forumda insanların "Silah sahibi olmak istemiyorum çünkü kirli birşey çünkü sadece ölüme dair birşey" tarzında yorumlarda bulunduğu bir tartışma oldu. "Kendimi korumak için bile kimseyi öldüremem, ya da bunu yapmak zorunda kalsam, kendimi insanlıktan çıkmış gibi hissederdim." Ama siz 4B'de savaşlar olduğunu ve bunun 3B'ye yansıdığını söylüyorsunuz. Peki, burada 3B'de olan şey temelde 4B'de olan savaşın bir yansımasıysa...

(Joe) 4B'de savaşlar var mı?

C: Evet

S: (L) Onların savaş versiyonu.

C: KH, egemenlik empoze etmeye çalışıyor ve buna direnilmesi gerekiyor. Bu konuda kendin de yazdın!

S: (L) Evet, yazdım. Michael Topper makalesi değil miydi o? Ben de başka bir yerde yazdım. Sanırım o makalede, Amerika'nın psikopatik durumu hakkında birşeyler yazdım; gelecek için, BH için o egemenliğe direnmekten başka neredeyse hiçbir çaremiz olmadığını. Yani başka bir deyişle...

C: Üzerinde düşünmeniz gereken şeylerden biri şu ki, kendini savunmanın insanlık dışı olduğunu öne süren ve doğru olanın ne olduğunu dikte eden sözde "kurallar", kişiyi zayıflatmak için programlanmış olabilir.

S: (Artemis) Evet, yani, Batı toplumuna, değerlerine ve televizyonuna bakarsan, iyi biri olsan da ve hatta gerekse bile kimseyi öldürmemen gerektiği hakkında hepsi.

(L) Tüm o silahlı ve bombalı saldırılarla öldürmeyi teşvik ediyorlar aynı zamanda. Bununla ilgili birşey var, çünkü... Farklı ahlaki sistemlerden bahseden Jonathan Haidt'in anlattığı gibi; liberal kar taneciği ahlak sistemi kimseye zarar vermeme, kimsenin duygularını incitmeme esasına dayalı... Ve bu biraz garip çünkü gerçeğe uymuyor...

(Andromeda) Yanlış durumda, incitmeye sevk ediyor!

(L) Evet. Gerçekliğin kendisinden bahsetmiyorum bile. Başka sorusu olan var mı? Yoruluyorum.

(Chu) 4B laboratuarlarıyla ilgili şey... Özgür irade ve diğer şeyler hakkında konuşuyorduk. Peki, pratik anlamda nasıl işliyor bu? İyi Adamların Laboratuarları ve Kötü Adamların Laboratuarları mı var? Ve kötüler ellerinden geldiğince müdahale ediyor, iyilerin müdahale etme değil, yalnızca koruma hakkı mı var? Ya da biri bunu istediği için?

C: İstendiği ve yaşam dersi planlarında bir bozulmaya neden olmayacağında.

S: (L) Yani bir anlamda...

(Joe) Kişinin yaşam dersi planına bağlı. Planları kötü birşey yaşamaksa, muhtemelen yardım almayacaklar. Eğer yaşam planını saptırmaya çalışan başka güçlerin bir manevrası varsa, buna karşı yardım alıyorsun.

C: Evet, aynen.

S: (L) Temel olarak, son birkaç yıldaki tartışmalarımızdan bir araya getirebildiğim kadarıyla, 5B'de, genetik olarak veya ruhsal bir bağlantıyla veya herhangi bir şekilde bağlantı kurmamız durumunda bizimle derslerini ve enerjilerini paylaşabilecek olan varlıklar var gibi görünüyor. Neredeyse atalar kültü gibi. Bunun yanında, 4B'de melekler ve şeytanlar gibi yardım edebilecek veya zarar verebilecek varlıklar var. Bu durumda, yaşam ve ruhsal gerçekliklerle ilgili kadim bazı tasvirler o kadar da alakasız değil. Burada söylenen şey bu mu?

C: Evet

S: (L) Sadece birbirine karışmış bazı ayrıntılar söz konusu.

(Andromeda) Karikatürleşmiş.

(L) Çok, çok ilginç. Son zamanlarda, insan kitlelerinin, İsa karakterinin Pavlus ve Sezar'dan modellendiğini kesin bir şekilde bilip bilmemelerinin aslında önemli olmadığını düşünüyordum, çünkü burada, ilham ve yardım amaçları doğrultusunda insanlığa yeni kavramlar getirmek ve kadim bir bağlantının kurulması amacıyla bir kişinin meshedilmesi fikri var. Doğru bir şekilde anlaşılıp izlenmesi durumunda Pavlus Hristiyanlığı muhtemelen iyi birşey. Biz Paleohristiyanız. Pavlus'un Sezar'a ve kendi vizyonlarına dayanarak öğrettiği esas yola inanıyoruz, ancak yorumculara bağlı olarak daha iyi veya daha kötü olabilecek farklılıkları olan başka Hıristiyanlar da var. Pavlus'un Kumran Metinlerini yazan cani apokaliptik tiplere karşı gelmek ve Roma ve Yunan algılarını değiştirmek için yaptığı şey kendi içinde bir mucize adeta. Yardım almış olmalı. Her neyse, sadece aklımdan geçen şeyler işte. İyi geceler deme vakti.

C: Mesih'te bereketler! Hoşçakalın.

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/threads/session-29-dec-2018.46645/

bozadi

#1
Ben Paleohristiyan değilim ve hiçbir belirli din veya dini inancın mensubu da değilim.

Ne yalan söyleyeyim, bu celsede İslam, Kuran ve Muhammed'le ilgili bahsedilen şeylerin doğru olabileceğini düşünüyorum, ille de doğru olduğuna dair kesin bir kanaatim olmasa da.

Yalnız, dikkat çekmek istediğim birşey var.

Anlatıldığı, tasvir edildiği şekliyle tarihte yaşamış "İsa" diye bir karakter olmamasına rağmen (o görüşü doğru kabul ediyorum), pozitif duygu ve düşüncelerle ve iyi niyetli bir şekilde İsa'ya inanan, dua eden, anladığı şekliyle onun yoluna adanan çok sayıda insanın aptalca veya faydasız birşey yaptığını düşünmüyorum. Celsede bu vurgulandı zaten. Ve işte aynı şeyin Muhammed, İslam ve Kuran için geçerli olduğunu düşünüyorum. Celsede geçen tarihsel iddialar birer iddiadır, kaynaklar sorgulanarak, araştırılıp tartışılarak neyin ne olduğu eninde sonunda netleştirilebilir. Ama en önemli olan şey bu değil. Önemli olan BH ve KH eğilimleri, yani biraz kaba bir ifadeyle iyilik ve kötülük eğilimleridir. Hristiyan deyince tümü birbirini sevip sayan insanlardan bahsetmediğimiz gibi, Müslüman deyince de tümü birbirini seven, sayan, destekleyen, kardeşlik güden insanlardan bahsetmiyoruz. Hatta dünyadaki en uzun süreli, en berbat, en kanlı, en vahşi savaşlardan bazıları dinler arasında olduğu kadar her dinin kendi içindeki mezhepsel ve diğer bölünmelerle de birebir alakalıdır. Müslümanların birbirleriyle savaşlarında akan kanın haddi hesabı yoktur. Dolayısıyla İslam deyince bu belirli iyi bir anlama gelmiyor otomatik olarak, kendimizi ve birbirimizi kandırmaya gerek yok.

Kim neye inanmak istiyorsa inansın, Hakkın bakış açısından bunun beş paralık bir değeri olduğunu düşünmüyorum. Önce insanlığa, iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe adanacaksın. İnanç dediğin, din dediğin, ideoloji dediğin şey buna hizmet ettiği ölçüde doğrudur, haktır, başımızın üzerinde yeri vardır. Kimsenin din ideolojilerini veya herhangi başka bir ideolojiyi apaçık ortada olan evrensel insanlık değerlerinin üstüne çıkarmaya hakkı olduğunu düşünmüyorum. Çıkarıldığı zaman neler olduğunu yüzlerce, binlerce yıldır en acı şekilde izliyoruz ve mağduriyetini en ağır şekilde yaşıyoruz. Yeter artık.

bigsenfoni

#2
Tesekkürler kardesim :)
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

bozadi

#3
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bigsenfoni

Tesekkürler kardesim  :)
Ben teşekkür ederim.

Scyth

#4
Çeviri için teşekkürler. Bu celseyi sadece üyelerin görebilmesi bence daha iyi olacaktır.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Çeviri için teşekkürler.
Ben teşekkür ederim Scyth.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Bu celseyi sadece üyelerin görebilmesi bence daha iyi olacaktır.
Okuyanlar bu celsede anlatılan görüşlere katılsınlar veya katılmasınlar, celseyi gizlemeyi ve/veya erişimini sınırlamayı gerektirecek birşey yok bence Scyth. Örneğin İslam'la ilgili ortaya konan iddialar konusunda, birilerinin hoşuna gitsin veya gitmesin, bu görüşler var, hakkında kitaplar yazılıyor, tartışılıyor. Sadece bu bile "bilinmesi" gereken bir durum bence.

İddiaların doğruluğu-yanlışlığı hem bir inanç, hem de bir araştırma konusu teşkil ediyor.

Aslında, ifade etmeye çalıştığım gibi, tarihsel ayrıntıların nihai olarak hiçbir önemi yoktur. Herşey şimdi ve burada. İyiliğe, doğruluğa, kardeşliğe, birliğe, insani dayanışmaya inanan herkesin yolu birdir, ister Hristiyan, ister Yahudi, ister Müslüman, ister Ateist, ister Deist olsun, ne olursa olsun. BH (cennet) ve KH (cehennem) yolları/seçenekleri dışında bir yol, seçenek veya hakikat yok. Bu gerçeği örtbas etmeye çalışan ideoloji(ci)lerin hepsi tarihin çöplüğünü boylamak zorunda eninde sonunda. Basit ve ebedi gerçekle savaşmanın kimseye faydası yok.

bona fide

#6
bende teşekkür ederim çeviriye. hiç rahatsız olmaya gerek yok ellerinde öyle çok argüman veriliyorki satılık maşalar sayesinde. daha geçen fasta iki genç kadına tacavüz edip kafasını kesip videosunu yayınladılar insan tiksiniyor böyle sapıkları gördükçe. senden olmayanı öldür diyen ayeti nasıl aklayacaklar. onu bırak mücahitlerin beyni bu ayetle yıkanıyor birde 72 huri ödülü.din afyon kesinlikle. camilerde hutbeler adamlar hedef belirtiyor artık. şimdi dini yok etmek için dış güçlerin bu insanları satın alması yönlendirmesi filanına falanına girmeyeceğim böyle satılık adamların empoze ettiği din hiç olmasın daha iyi. olmasın artık lütfen. bütün dnler adına tanrıya inanan tanrısından icazet alsın. kimsenin kuklası olmasın.
 

beyrutkapı

#7
Çeviri için teşekkürler bozadi. Çok ama çok dolu bir celse olmuş. İnsanlık için eninde sonunda tüm tabular yıkılmak zorunda. Aksi halde evrensel insanlık fikrinin kendisi yıkılıp gidecek. Tüm öğretilerde ve inanç sistemlerinde temel sorun bu değil mi? İnsanlığın üst yoğunluklar ve psikopati hakkında bu kadar bilgisiz olması. Ayrıca escinsellik konusundaki tartışma da hayli enteresan. Genel olarak homofobik bir toplumda yasamamizin belli artıları olacak belki de. :)) her şey arzu edilen ve edilmeyen yanlariyla hayatimizda. İnsanlık için nihai hedef, asıl amaç ne olursa olsun, ben varoluşun, yaşamın kesinlikle herhangi bir kalıba sigmayacagina ve kontrol edilemiyecegine yürekten inanıyorum. Kendisinde olanı kendisi dışında sonsuza dek büyük bir hırsla arayacak olan eninde sonunda bindiği dalı kesecektir.
 

beyrutkapı

#8
Ayrıca isid dahil olmak üzere İslami terör adı altında abd ve İsrail in kendisine ne kadar kullanışlı psikopat çeteleri yaratabildigini anlatmaya hiç gerek yok herhalde. Burada psikopatinin kaynağı bu verimli toprağı nereden bulur? Samimi olarak inanan dürüst insanların bununla yüzleşmesi çok zor olsa gerek. Bir Hristiyan için klasik isa figurune objektif olarak bakmak kadar zor olsa gerek.
 

Tgur

#9
Teşekkürler Bozadi ,dinsel kavramlardaki aldatışları sergileyen incelemeler ayrıca yorumlar çok yerinde ..

Dionysos

#10
Çeviri için teşekkürler sevgili Bozadı...

Celseler kesinlikle level atladı ve dolulaşmaya başladı bunu görüyoruz

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi



S: (Joe) 22 Aralık'ta Hindistan'ın bir kıyı bölgesinde 50 ineğin ölmesine ne neden oldu? İlk haberlere göre köyün beş çobanı sabah yüzlerce ineği otlatıyormuş. Aniden ineklerin davranışları değişmiş ve beklenmedik bir şekilde yaklaşık 50 tanesi oracıkta düşüp ölmüş.
(Andromeda) Hepsi aynı anda.

C: Virüs.



Bu gerçekten ilginç, ilgi çekici... Grip virüsü gibi bir şeyden mi sözediyoruz...

---

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


(Joe) Batı toplumunda geleneksel erkeksi niteliklere yönelik düşmanca bir tavrın destekleniyor olması, kötü niyetli büyük bir planın parçası mı?

C: Evet

S: (Joe) Bunun amaçlarından biri zayıf bir erkekler nesli yaratmak mı?

C: Evet

C: 4KH ile insanlık arasında istenen ilişkinin bir yansıması daha çok.

C: Çok alakasız değil! Normal erkek üzerinde egemenlik.

(L) Öyle görünüyor! Bu bir egemenlik meselesi. Seksle ilgili değil, baskınlıkla ilgili.

(Joe) Şu anda, tüm o radikal feminist faaliyetler bu amaca mı yönelik yani?

C: Evet

C: Küçük bir "normal" eşcinsellik yüzdesi var.



bunun üzerine ve "cinsiyetçilik" üzerine de düşünmüştüm..

Bu kavram aslında felsefe ve filozofi de erk egemenlik olarak alınır.
Tarihin bir çok dönemin de bu erk-egemenlik/egemenlik denilen erkek üzerinden yürütülmüş. İslam toplumlarında kadının hiçbir değeri yok biliyoruz..

Ben K-ların "nasıl bir karma bunu getirebilir" sorusuna Atlantis yanıtı vermesindeki gibi tarihteki bu erk (erkek) egemen ve baskın kargaşanın yer değiştirmesi ve ters karması gibi ya da erkek baskın psişenin ve cinsiyetçiliğin değişimi anlamında bir düşüncem ve yorumum da vardı. Denileni de sanırım anlıyorum ve katılıyorum

Yine de buradaki doğru ya da öncelikli kavramların cinsiyetçilik ve erk egemenlik olacağını düşünüyorum

Diğer taraftan; kadının fetişleştirilmesi ve cinsel cazibe merkezi haline dönüştürülmesi ve erkek türünden farklılaştırılması hatta tabiri caizse doğaüstü-dünyaüstü bir süs ve görsellik objesi haline getirilmesi denilen üzerinden yapılanlar yukarıda söyleneni feminizm kavramından sanırım daha fazla içeriyor..

----

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


(L) Evet... Sanırım biraz gergin konulara değineceğim. Aklımda iki konu var. Birincisi Mekke'nin kara deliği kitabı. Şimdi, Peter Townsend adlı kişi, ki bu muhtemelen takma bir isim, çünkü hayatından endişelendiği için muhtemelen kendi adıyla yazmıyor, Mekke'nin var olmadığını ve din olarak İslam'ın çok garip bir şekilde başladığını söylüyor.

---
Bu içeriği öylesine google da pdf olarak aradım ancak ne yazık ki yok.
Burada anlatılanların hepsi karşı din forumlarında yıllardır konuşuluyor ve benzerini içeren bir çok kaynak zaten sanırım mevcut hatta ben bilindik Belgesel kanallarının birinin Logolarını içeren youtube videoları izlemiştin. Yine Mekke-nin varolmadığından ve Kuran-ın Arapça değil de başak bir dilde yazıldığından vs sözediyordu sanıyorum... Bunları arıyorum.



Bir video daha vardı sanırım ve bir araştımacı o bölgelere de giderek bu geçmişin izin sürüyor ve neden Mekke olmadığını anlatıyordu..


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


C: Çok sayıda sızıntı oluyor.

S: (L) 4B faaliyetlerinin bizim gerçekliğimize sızıntısı. İşler gerçekten garipleşiyor ve insanlar bu artan işaretlere dikkat etmiyorlar. 50 ineğin düşüp ölmesi, radar anomalileri, trafo yangınları...

(Joe) Gözlemevlerinin boşaltılması...

(L) Çok garip şeyler oluyor ve insanlar hiç dikkat etmiyorlar.

(Joe) Yıllar önce Clovis halkının silinip gitmesiyle ilgili şeyler sormuştun. Geçen ay, kabaca M.Ö. 12.000 yılına tarihledikleri, mamutları yok eden bir Grönland krateri buldular. Celselerde dünyaya uzaytan tam olarak kaç tane kayası veya kütle düştüğünü sorduğun bir yer görmedim. Biliyor musun?

(Joe) Grönland kraterini önemli yapan şey şu ki, şimdiye kadar bilim Clovis uygarlığının uzaydan düşen kayalarla yok olduğu fikrini reddetti çünkü belirgin bir krater yoktu. Ve artık bir krater var! Yani, bu keşfin şu anda gerçekleşmesi oldukça önemli. 12.000 yıl önce ya da her neyse, dünyadaki neredeyse tüm yaşamın uzay kayaları tarafından yok edildiğini kabul etmek zorunda kalacaklar.

C: Size ne anlatıyoruz?




İlgili haber...

https://tr.euronews.com/2018/11/16/gronland-buzullarinin-altinda-dev-krater-kesfedildi

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


C: Üzerinde düşünmeniz gereken şeylerden biri şu ki, kendini savunmanın insanlık dışı olduğunu öne süren ve doğru olanın ne olduğunu dikte eden sözde "kurallar", kişiyi zayıflatmak için programlanmış olabilir.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


C: KH, egemenlik empoze etmeye çalışıyor ve buna direnilmesi gerekiyor. Bu konuda kendin de yazdın!
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Dionysos

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi


(L) Evet... Sanırım biraz gergin konulara değineceğim. Aklımda iki konu var. Birincisi Mekke'nin kara deliği kitabı. Şimdi, Peter Townsend adlı kişi, ki bu muhtemelen takma bir isim, çünkü hayatından endişelendiği için muhtemelen kendi adıyla yazmıyor, Mekke'nin var olmadığını ve din olarak İslam'ın çok garip bir şekilde başladığını....






İnternette ve youtube da bununla ilgili bir çok içerik mevcut...

----
Burada Kuranla ya da Muhammedle ve onun yaşayıp yaşamadığıyla ilgili bir tartışma başlığı ve içeriği var ve içerikte bir çok kaynağa ve ek-içeriğe atıfta bulunuluyor..

http://eski.sonsuz.us/index.php?node=4596

---

Ayrıca son celseden bu yana bir çok deprem ve volkan patlaması oldu sanıyorum ve hiç soru sormadılar
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com

Tgur

#12
DİN PROGRAMLARI
Lauraya K.lar boşuna özellikle dinsel efsanleri araştırtmaya yöneltmediler ,onun tarihte yapılan dinsel tahrifler konusunda kompedan olmasını sağlamışlar, baksanıza bu konuda bir çok kitap yazmış,ah lisan bilememe,sanırım bu yoğun celsede şu aktarım her şeyi ortaya koyuyor,
-------------------------------------------------
C: Üç test vakasının gelişim yollarını dikkatlice düşünün. Önce Yahudilik. Bir kuyruklu yıldız / fırtına tanrısına tapınmaya yönelik geniş çaplı bir kült olarak başladı. Malı-mülkü elinden alınmış bir halkın ihtiyaçlarını karşılayacak ve aralarında dayanışmayı teşvik edecek şekilde yeniden düzenlendi. Hristiyanlığın ikili bir başlangıcı oldu. Birincisi apokaliptik bir hoşgörüsüzlük ve şiddet kültüydü. İkincisi, merhamet dolu olağanüstü bir adamın hayatına dayalı bir ruhsal dönüşüm mesajıydı. İslam ise bu ikisinin en kötü yönlerinin bir karışımı. Tam bir sahteliğin içinde nasıl herhangi bir pozitif unsur olabilir?
-----------------------------------------------------
Bu arada Dionysosun işaretledikleri de çok yerinde ,konu bütün çıplaklığı ile ortaya konuyor ,yalnız toparlayanların hristiyanlık ve batı kültürüne biaraz bağlı olduklarını göz ardı etmemek lazım bütün bunların yanında biz bu din konusunun dünyaya dağılan ve yıkımlardan sonra çeşitli bölgelerde ortaya çıkan ve özellikle orta doğuda Atlantis kalıntılarının çıkarımları ile olduğunu evvelden tesbit etmiştik şöyle ki,
-----------------------------------------------------------
S: (L) Bu gece kavrama seviyemi aşıyorsunuz! Önceki bir celsede Edgar Cayce'nin açıkladığı şekliyle "Belial'ın oğulları" ve "Birin yasasının oğulları"yla ilgili ve bunun felsefi mi, yoksa ırksal bir ayrım mı olduğuna dair bir soru sormuştum. Bunun başta ırksal bir ayrım olduğunu, sonradan ise felsefi ve dini bir ayrım haline geldiğini söylemiştiniz. Yüzyıllar boyunca tüm dinlerin durumuyla ilgili bilgileri bir araya getirdiğimde,monoteist fikrin, ki görünüşe göre bu da "Bir'in yasasının oğullarının" temel fikri oluyor, hayatımda rastladığım en zekice ve aldatıcı kontrol aracı olduğu şeklinde bir sonuca varıyorum. Nereden gelirse gelsin bu insanlar tek tanrının olduğunu ve bizim de onun hizmetkarları olduğumuzu söylüyorlar. "Bize paranızı verin, biz de ona öbür dünyada size iyi davranmasını söyleyelim!"
C: Eğer kişi aldanırsa, çok zekice. Eğer aldanmazsa, aptalca.
S: (L) ...Demek "Bir'in Yasası'nın Oğulları" monoteist yahudiliğe döndürüldüler, bu da sonra Hristiyan dini mitosuna dönüştürüldü ve bu Atlantis zamanında beri sürdürülen bir tema.
C: Işık rolünü oynayanlarca örülmüş bir hikaye.
S: (L) "Işığın melekleri" gibi görünüyorlar. Ve tarihteki herşey bu grup tarafından yeniden yazılmış.
C: Başkalarının kontrolü altındalar. Tahmin et kimin?
S: (L) Oryon KH.

bozadi

#13
Destekleyici paylaşımlarınız, yorumlarınız için ben de sizlere teşekkür ederim arkadaşlar.

Dionysos

#14
Facebook "Akıl Bilim Din" sayfasından alınmıştır.

Alıntı YapEklenti:
Ah bu islamın sadece içeriklerimi yalan sanıyorsunuz..asıl yalan bu dinin tarihi oluşumundan itibaren başlıyor ve asırlar boyunca değişik metodlarla devam ediyor..bu seferki tespitlerimden birisi islamda hac üzerine..kaynak Bertrandon de la broquiere seyahatnamesi..çeviren/ilhan arda..diğer bir adıyla denizaşırı seyahati..15. Asırın başlarında istanbul fethinin hemen öncesi ikinci murat dönemi yapılmış seyahat ve yazarın floransaya dönmesi sonucu aldıkları notlarıda birleştirmesiyle 1457 yılında kaleme aldığı bir seyahatnamedir
.ilk defa ilhan arda tarafından çevrilmiş ve çevirenin notuyla, verdiği bilgiler en tutarlı olan seyyahtır..fransadan ortadoğuya buradanda hac dönüşü 3 bin develik kervanın türk kısmıyla beraber bizim toprakları gezmiş ikinci muratlada bizzat tanışmıştır..kaynak bilgisini fazla uzatmıycam okumak isteyen alır kitabı okur orjinalliğiyle kendi yüzleşir..ben burada seyyahın kudüs şam vs. buralarda hac görevini yerine getirirken islami hacdan dönen kervanın türk prensesinin kölesiyle yaptığı diyalog kısmını aktarıyorum..kendi ek ve yorumlarım hemen bu yazının altında olacak..yavaş yavaş tane tane okuyun bu bilgileri bulmak ve sunmak kolay değil helede saptırmayı seven resmi tarihcilerin eserlerinde kesinlikle bulamayacağınız bilgiler..ancak böyle orijinal kaynaklardan işlerine gelenleri sunar onlar..bakın bakalım 15. Asırda mekke neresiymiş! mezar neredeymiş!hac kabeyemi yoksa mezaramı yapılıyormuş!
Şama geldiğimin ertesi günü ,mekkeden yolla çıkan ve üçbin deveden oluşan bir kervanın şehre girişini gördüm. Bunların şama girişi iki gün iki gece sürdü ve bu olay onların adetlerine uygun büyük bir ihtişamla gerçekleşti.kervan kuranı getirmekte olduğu için sultan ve şehrin en önemli kişileri onları karşılamaya gelmişlerdi.
bu muhammedin onlara bıraktığı bir töreydi.kuran üstüne ipek kumaşlar örtünmüş bir deveyle taşınmaktaydı ve kuranın kendiside magrip dilinde yazılarla bezenmiş başka bir ipek kumaşa sarılmıştı.bu develerin arkasından her biri bir deveyi koşturan sekiz yaşlı adam, onlardan sonrada ülkesine göre değişen biçimlerde zengin donanımlı eyerler taşıyan atlılar geliyordu.bunun ardındanda osmanlı padişahı ailesinden bir türk kadını gelmekteydi. Bu kervanda yer alan muhammedin yolunu ve kanunu kabul etmiş olan hepside bir iman ve dinsel inanç sahibi olan bu insanlar herkesin hayaldula(abdullah-abdallah) adıyla tanıdığı ve adı günümüzde tanrının hizmetçisi anlamına gelen ve o büyük türk hanımın kölesinin söylediğine göre magripliydi,türktü,berberiydi,tatar ve iranlıydı..onlar mekkeyi ziyaret etmiş olduklarından artık alınlarına yazılmış olandan başka bir şey yapmayacaklarına inanıyorlardı
.bu köle bana mekkeyi üçkez ziyaret ettiğini söyledi.onunla birlikte çok günler geçirdim, gece gündüz bana refakat ediyordu.birçok kez muhammedin kim ve ne olduğunu cesedinin nerede bulunduğunu aramızda konuştuk. Onun bana söylediğine göre muhammed mekke de yuvarlak bir türbede gömülüydü ve türbenin üstünde büyük bir delik vardı.türbenin üstüne çıkanların bu delikten aşşağıya gururla baktıklarını ve muhammedin yattığı yere baktıklarında gözleri kamaşıp görmez olduklarını ve onların bu gördüklerinden daha muhteşem bir şeyi hiçbir zaman göremeyecekleri için artık görmekte istemediklerini söyledi.ben bunlardan iki tanesini gördüm biri 18 yaşlarında diğeride 22-23 yaşlarındaydı.bana ayrıca mekke de günahlarını bağışlayacak biryer bulamadıklarını medine adını taşıyan başka bir şehire gidince orada hz ibrahimin yaptırmış olduğu ve bugün hala mevcut olan manastır tarzında bir evi ziyaret ettiklerini söyledi.
Buraya her yıl 7 bin hacının geldiğini eğer bu sayıda eksiklik olursa herşeye kadir olan tanrı buraya meleklerini gönderiyormuş.
Kıyamet günü geldiğinde muhammedin ancak iyi insan olarak gördüklerini cennete alacağına ve onlara istedikleri kadar bal,süt ve kadın vereceklerine inanıyorlardı. Bu şehir deniz kıyısındaymış ve başka topraklardan getirilmiş baharat ve diğer mallar büyük gemilere yüklenerek jehanın ülkesinden buraya nakledilmektedir..(aaaaa çevirmen burada yanlışlık olduğunu bu şehrin mekke değil cidde olabileceğini söylüyor bence yanlışlık değil tarih boyunca bolbol sahtekarlık var) burada da bu dinin mensupları bunları develere ve diğer hayvanlara yükleyerek kahireye, şama ve öteki şehirlere götürüyorlardı..söylediklerine göre şamdan mekkeye kadar 40 günlük bir yol varmış çok sıcak olurmuş ve bu sıcakta çok insan hayatını yitirirmiş..muhammedin eylemlerinden o kadar çok şey dinlemiştimki şamdaki venediklilerin adli işlerine bakan ve kendi ikametgahında ihtiyaç duydukları zaman tüccarlara günah çıkartan bir rahibe bundan bahsettim.bende ona günah çıkartarak öğütlerini aldım ve muhammedin dilini konuşup konuşamadığını sordum bana olumlu cevap verdi kuranı gayet iyi bildiğini söyledi.o zaman bu konuda bana bildiklerini yazılı olarak vermesini ısrarla kendisinden rica ettim bunları dük hazretlerine götüreceğimi söyledim oda bunu gönülden kabul etti...ve yazıları yanımda taşıyarak yoluma devam ettim..
Gördüğünüz gibi hep aklıma takılıyordu neden eski kaynaklar islami hacla ilgili sadece muhammedin mezarına değiniyorlarda kabeden hiç bahsetmezler.tabi burada medinede ibrahimden kalan bir yapıdan bahsediliyor ama manastır tarzı ibadet yapılan hacla alakası olmayan bir yer olarak tanıtılıyor..mesela 12. Asırda urfalı bartelemus hac konusunun muhammedin medinedeki mezarına yapıldığından bahsediyor kabe yok..tabi burada mezarın medinede olduğundan bahsediyor ama kabe yok..
aynı asırda çevirisini bu konudaki ülkemizin önemli isimlerinden nuh aslantaşın yaptığı iki yahudi seyyahın seyahatnamesi var..tudelalı benjaminle ratisponlu petachie seyahatnamesi..bir tanesi haccın muhammedin mekkedeki mezarına diğeri ise medinedeki mezarına yapıldığından bahsediyor..işte bu seyyahta mekkedeki mezardan bahsediyor..zaten yavuz sultan selim gibi padişahların hacca giden kafilelere sakal ve saç kıllarını vererek muhammedin mezarının etrafına gömülmesi adetini uyguladıklarınıda biliyoruz..daha yakın dönem kaynaklarından falih rıfkı atayın zeytindağı eserine baktığımızda atay bir kafileyle kudüsden trenle üçgün üç gece medineye muhammedin mezarına yaptığı yolculuktan bahsediyor ve oradaki sefillikleri anlatıp mezarı ziyaret edip geri döndüğünden bahsediyor başkada bir şey yok..ama burada çok dikkat çeken nokta ise yani bu seyahatnamede mekkenin bugün bildiğimiz yerde olmadığı cidde veya ona benzer deniz kenarı bir yerde olduğundan bahsediyor.anlatan köle üçüncü kez bu kafilede yer aldığını söylediği için yanılma ihtimali sıfır..şöyle toparlamak gerekirse, nasılki hristiyanlık ve yahudilikte hac kudüs,şam dolaylarındaki mezarlara yapılıyorsa islamdada muhammedin mezarına yapılıyordu..
bu sistem aynen devam etti çünkü selahattin eyyübide dahil bu bölgeleri ele geçiren tüm krallar için bu mezarlara yapılan hac ve umre için hristiyan ve yahudilerden alınan vergiler tarih boyunca en tatlı gelir kaynağı olmuştur..hatta sadece krallara hac vergisi verilmiyor tüm işlerle ilgilenenlere para verildiği gibi çöldeki mezarlara kadar mezarlıklara bereket getiren kutsallık manasında kese kese paralar dağıtılırdı..se
yyahlar bu noktaları titizlikle yazmışlar zaten..araplar ise muhammedin mezarı üzerinden kendilerine bu sistemi geliştirdiler..fakat bu mezar ve şehirler tarih boyunca sıksık saptırıldı yerleri değiştirildi..dönem dönem kaynaklara bakıldığında yıkım ve kıyımlar sıksık göçler teknolojinin olmaması insanların mitolojik inançlara hemen sahip çıkmaları bunun aslında normal olduğunu antropolojik olarak net bir şekilde gösteriyor bize..daha gerilere gittiğimizde 10. Asırın en önemli yahudi alimi felsefeyi semavi dinlere sokan saadia gaon hicazı mekke ve medineyi filistin ürdün bölgelerinde yerler olarak tanımlar..aslında ilk islamı oluşum buralarda başlayıp asırlar sonra parça parça tarih geriye yansıtılarak günümüz mekke ve medinesi oluşturuldu mezar ve kabe ayrıştırılması oluşturuldu..dediğim gibi tarihi kaynaklarda bu konular fazlasıyla yer alırda tarihciler o kısımları hiç aksettirmezler..türklerin bilerek yapması inançlarından gelsede yabancıların böyle yapmaları arkasını doldurabilecek bilgiye sahip olmamaları..muhammed diye biri hiç yaşamadı tezi her zaman en gerçekçi olandır..neyse şimdilik bu kadar yakında yeni tespitlerle güzel yazılar sunmaya devam edicem..herkese sevgiler.
Abdullah Demirbaş
Sağlıcakla kalın, keyifli forumlar

https://masmaviningolgesi.blogspot.com