18 Temmuz 2015

Başlatan bozadi, 21 Temmuz 2015, 23:30:15

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

maiterya

#15
Merhaba parazitler için geçen celse sonunda sorduğum soruya bu celsede ilaç olarak doksisiklin olarak bahsetmişler
 piyasa ismi tetradox 100 mg dozu 2x1 dir kullanmayı düşünüyorum yaklaşık 6 aydır bazı parazit ilaçlarını kullanmayı düşünüyordum son 2 celsede bunu vurguladılar artık kullanmak şart oldu.Sağlık bakanlığının antibiyotik kullanımını azaltma çabalarınıda anlamlı buluyorum.Lauranın hastalığı romatoid artrit otoimmun bir hastalıktır 4 yıl önce vitiligo ya yakalandım ve otoimmun olduğu söyleniyor benzer türde rahatsızlıkları olan çok forum üyesi varmı acaba.
 

believer planet

#16
teşekkürler bozadi..

herşey mümkün

macka

#17
Benim eşimde ankilozan spondilit var(as) romatizmal bir hastalık,belli genetiklerde vücudun kendi ürettiği bir iltihapla eklemler ağrı ve tutulmaya maruz kalıyor,alevlenme dönemlerinde çok şiddetleniyor,Lauranın ızdırabını tahmin ediyorum,kesin tedavi yok ,iltihabı baskılayan ağrı azaltan ilaçları ömür boyu kullanmak zorundalar,Allah kimseye vermesin.
Gerçek her zaman gönlünüzün dilediği değildir.Ancak gönlünüz arındıkça onu bulacaksınız,şüphesiz

Tgur

#18
Ellerine sağlık Bozadi oldukça yoğun bilgi celsesini bize açtığın için,

Parazit üzerine bu akıl almaz bilgileri aldıkça ve farkındalık haline gelmek için uğraşanlarda  bir radyo alıcısı ve dönüştürücü  rollerini gördükçe ,DNA strüktüründeki kodonlarla ilgili tuzaksal faaliyetlerinin açılımlarını anlamaya çalıştıkça bir düşünce fırtınasının içine giriveriyor insan,

Detoks konusu üzerine Tiversenus dostumuzun eskilerde yaptığı şu kıymetli çalışma, konuya açıklık getirmesi yönünden önemli,

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=509

Diğer yandan şu açıklama bana başka şeyler çağrıştırdı
------------------
"(Pierre) Doğru dürüst bilgi elde etmek için yeterli zaman ve çaba harcaman ve ...acı çekmen gerekiyor.

C: Bedava yemek yok ya da belki yalnızca parazitler için var!"
-------------------
Hiçbir şey yapmayan ve ruhsalda  ilerlemeyle ilgilenmeyenlerin  parazitleri fazla görev üstlenmiyorlar ,bu kimseler hayatlarını takılı oldukları manüplatif bilgiyle sınırlayıp yaşamakla meşguller ,
Ancak K.lar bir ara bahsetmişerdi ve üzerinde yorum yapmıştık ;
"ruhsalda bir tık ilerlemek isteyenler kendine bir sorun çekerler"  ifadesi ile yukarıdaki  "bedava yemek yok" cevabı ile birleştirince ortaya  bambaşka bir durum  çıkmakta.

Kişi normalde bu KH yaşantısında ruhsal ilerleme pahasına dahi olsa kolay kolay kendisine bir sorun çekmez bu ,yüksek benlikler dolayısıyla devreye giren bir durum sanırım, ancak bilgiselliğe yönelen  kişinin parazitleri, "farkındalıkta bir kuantum sıçraması" yapmaya çalışana uygulanan programı devreye alacaklar yani acıyı can acıtır bir şekilde ortaya koyup bu sıçramayı akamete uğratmaya çalışacaklar,

 Neticede BH KH çatışmasının mikro düzeyde sergilendiği bir ortam yaratılmış olmakta,ilginç olanı ise sadece  farkındalığa soyunmuş yani bilgilenmeye doğru hamle yapanın bu savaşa maruz kalması,
Bu açılım ile kişilerin can acıtıcı koşullarla karşılaşmasını özellikle bahsi geçen otoimmum hastalıklara yakalanması ve bir mücadele içine girmesi her ne kadar tek bir genelleme içine sokmasak da ruhsalda ilerlemek isteyenlerin çektiği sorunlardan olabilir şimdi ise bu bilgiye ulaşıp gerçekliğini gönülden idrak ettiğimizde acaba hastalıklardan kurtulacak mıyız sorusu ortaya çıkar, bana sorarsanız cevap evettir ..

Nasıl evet ,bunu izah edemem ama  şunu söyleyebilirim ,çok kişinin ütyopik deyip aldırmadığı bir çok şey şimdinin vaz geçilmezi olmuştur ,cep telefonu mesela , parazitlerin "transmarjinal inhibasyona"tabi olup tehlikeler yaratması keza.

Diğer yandan bahsettiğimiz bu manzarayı maksimum özelliklere de taşıyabiliriz ,şöyle ki,

Parazitler de varlığın bir birimidir ,kimbilir biz de parazitler macerasında yaşamlar geçirmişizdir, belki milyar yıl evvel ,bu sebeple varoluşun hiç bir oluşumunu hor görmemeyi anımsamalıyız,
Bigilenmede direnen ve takıntılar fasit dairesinde yaşayan sorgulamasız hayatı yaşamayı olağan sayan kişiler de parazitlerin o dönüşüm ve zarar verici engelleyici karakterini sergilediğini ve farkındalık yolunda olan bireylere ayak bağı olduklarını düşünelim ve hele yaşamımızın yarısını dolduran organik portallara birleşen bir engelleyen ordusu olduklarını farzedelim başımıza gelen kötülüklerin bir kısmının sebebini anlamış olamaz mıyız.

Ülkemizde olanları bir de bu açıdan değerlendirelim,

Taç peşinde koşanların provokatif  davranışlarını v. s .i görmezden gelmeyelim parazit ordusu faaliyette..



Tgur

#19
Sağol Maglor dostum,
Vesileyle bazı imla hatalarını düzelttim ve işaret etmeği düşündüğüm bir iki husus var,

Parazitler makro veya mikro ölçüde olsun faaliyetlerini de mikrodan makroya etkisi tedricen artan ölçüde yapmaktalar
Yani herhangi bir kişide ruhsal açılıma geçme isteğini baltalamak için (eğer açılmaya karar vermişse,inatla uykuda olanlar değil)evvela kişinin tembellik karakterini endüklüyorlar daha sonra akla gelebilecek her türlü engellemeyi devreye sokuyorlar vakit bulamama patronun fazla iş yüklemesi veya acımasız kapitalizmin kişiyi diğer zorlamalara tabi tutması fiziksel engeller veya akla gelebilecek bir çok şey..
Böylece bunları normal yaşam zanneden bilincin bu bilgilenme faaliyetinden uzaklaşması olağan bir durum oluyor,

Bahsettiklerimin örneklerini kendi hayatımızdan veya bizi başlangıçta bu konuları açtığımızda ilgiyle dinleyip verdiğimiz doneleri büyük bir iştah ile alıp sonra takılı oldukları konumdan değişmediklerini gördüğümüz kimseler olduğu için belirtiyorum,

Diğer yandan mesleğim icabı önerilerim olacak,
Barsak parazitlerinden kurtulmak için Vermazol tablet 28 gün sabah akşam yemeklerle ,bir hafta ara Kontil tablet sabah aç az birkahvaltı ile üç adet birden çiğnenerek kullanılmasını tavsiye ederim ,çocuk dozu için ilacı aldığınız eczacıya sorun ,Bu yolla o uzun boylu detoks programlarına lüzum yok ve diğer detaylı ilaç gurubuna da ihtiyaç yok ,parazitlerin (barsak) olanların çok büyük bir ordusunu bu yolla temizlersiniz, altı ayda bir tekrar ederek zira dışarda yediklerimizin büyük bir kısmı bu tehlikeleri içeriyor.


beyrutkapı

#20
Sevgili tgur, tam da parazitlere karşı ilaç araştırırken yukarıda yazdığın bilgiler geldi. Öncelikle sana ve maiterya'ya ilaç konusunda verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Sağ olun var olun dostlar. Araştırabildiğim kadarıyla tetradox isimli ilaç bir hayli ağır. Bu konuda bilgisi olan arkadaşlar düşüncelerini paylaşırsa sevinirim. Bunun dışında maiteryanın açtığı yoldan, antibiyotiklere sınırlama getirilmesi meselesi var. Bize gösterilen şimdiye kadar antibiyotiklerin yanlış kullanıldığı ve zararlı olduğu yönünde. Zira yanlış kullanım virüslerin daha da güçlenmesine yol açıyor vs.. En azından şuanki propaganda bu. Bunun yanında anti depresan kullanımının gittikçe yaygınlaşması dikkat çekici. Bunun da başka bir program olduğu aşikar. Anti depresanlar insanları uyuşuk ve hipnotize tutmak için akıllıca bir yöntem. Ayrıca bir de oruç meselesi var. Kadim bilgilerin bir çoğunun aslında çarpıtılmış olması gibi bu da kaynağından kopmuş gibi görünüyor. Bu bilgiler ışığında aslında kendini aç bırakmak bir nevi parazitleri besinsiz bırakmak gibi. Kısa vadede kişiyi zorlayan ve eyleme geçen tüm bilgilerin uzun vadeli harikulade sonuçları olabilir. Ancak sineği öldürdüğümüz spreye bile zehir değil de ilaç diyoruz. Doğru bilgi tüm bu malzemeyi ayıklamak için hayati bir öneme sahip. Alışkanlıklarımız kendi döngülerini yaratıyor. Yani doğru bilgi ışığında her şey gözden geçirilmeli.
 

bozadi

#21
Celse içeriğinde verilen bilgileri verimli bulmanıza çok sevindim arkadaşlar. İnşallah düzenli olarak, fazla uzun olmayan aralıklarla celse yapmaya ve paylaşmaya devam ederler.

Birkaç küçük yazım ve ifade yanlışı tespit edip düzelttim az önce celsede.

Ben de celsede dikkatimi çeken veya biraz daha açıklayıcı hale getirebileceğimi düşündüğüm şeylere değinmek istiyorum.

Celsenin başında ve sonunda geçen "yıldönümü" terimi, sanıyorum ki Kasyopyalılarla ilk celsenin 16 Temmuz 1994 tarihinde yapılmış olmasından kaynaklanıyor. Yani Kasyopya bilgi bağlantısının tam 21. yıl dönümü olmuş!

"Aşı" konusunda, biliyorsunuz geçen yıllarda peydahlanan sıradışı grip türlerine yönelik geliştirilen aşıların insanlara zorla dayatılması mevzusu olmuştu ve bu aşıların içerikleriyle ilgili de ciddi tartışmalar meydana gelmişti.

Aslında bebeklere veya çocuklara sağlık gerekçesiyle sorgusuz sualsiz yapılan aşıların içerikleriyle ilgili de ciddi tartışmalar varmış. Örneğin bu aşılardan bazılarında bazı civa türevleri kullanılıyor ve civanın insan vücuduna son derece olumsuz etkileri olduğu vurgulanıyor. Örneğin ABD'de bu konuda gelişen tartışmalar neticesinde aşılardan söz konusu civa türevi tiyomersal (thiomersal) denen maddenin çıkarılması sonucunda, ABD tarihinde ilk defa çocuklardaki otizm vakalarında azalma meydana geldiği tespit edilmiş.

Konuyla ilgili haberleri internetten tespit etmeye çalışırken, "Aşı Yaptırmaya Mecbur Değilim" (AYMD) şeklinde bir organizasyon kurulmuş olduğunu fark ettim: http://www.aymd.org/ - https://www.facebook.com/aymd.org  Henüz ayrıntılı incelemedim ama tam da bu konularla bağlantılı olduğunu tahmin ediyorum. Bu aşıların yasal olarak zorunlu olup olmadığıyla ilgili de ciddi bir tartışma var gibi görünüyor. Civa içerdiği için çocuğuna aşı yaptırmama doğrultusunda dava açıp davayı kazanan ailelere dair haberler var. Konuyla ilgili bazı başlıklar:

STK'lardan ortak deklarasyon: Zorla aşı yapmak hukuka aykırı!

Prof. Dr. Yıldıran: KKK aşısı derhal durdurulmalıdır

Bir Uzman Görüşü: Avrupa ve Amerika bu aşıları yasakladı neyi tartışıyoruz?

İkiz bebeklerine aşı yaptırmak istemeyen savcı, davayı kazandı

Bir Anne: 'Bir çocuk daha yapacak olsam hiçbir aşıyı yaptırmazdım'

Bu konunun bu kadar tartışma ve hatta yasal mücadele haline geldiğinden haberim yoktu doğrusu. Global Faşistlerin insanlara uyguladıkları baskı ve manipülasyonların pek çok yolundan biri de bu aşılar yoluyla insanlara verilen ve bir kısmı muhtemelen hala tespit edilmemiş olan zararlı maddeler olsagerek.

Celsede bir yerde "ponerizasyon" (ponerization) terimi geçiyor. Celselerde daha önce de geçmişti. Pek yaygın bir kavram değil. 1921-2007 yılları arasında yaşamış ve Siyasi Poneroloji (Political Ponerology) adlı kitabıyla tanınmış Polonyalı klinik psikolog Andrew M. Lobaczewski tarafından sunulmuş bir kavram. "Patolojik bazı insanlar tarafından yapılan etkiler sonucunda bireylerin ve grupların patolojik mantık ve değerleri kabullenmeleri" anlamına geliyormuş. Psikopati kavramıyla da yakından bağlantısı var. İşkencenin halka kabul ettirilmesi gibi bir sonuca varıyor ki, insanlık olarak en çok uyanmamız gereken şeylerden biri.

Celsede beynimizin bir "alıcı" fonksiyonuna sahip olduğuna dair yapılan açıklamalar müthişti bence. Çok şaşırdım, etkilendim ve sevindim. Bu hem zaten çok bariz olan ama bir o kadar da bilinmeyen, dikkat edilmeyen birşey sanki. Yani beynimizin evrensel bazı enerjilerin, kozmik bilgilerin bir anteni olarak görev yapıyor olması. O antenin sağlığına, temizliğine, berraklığına dikkat edilmesi gerektiği. Ne sinyaller aldığımız, nasıl yorumladığımız vs. Celsede beynin algıladığı şeyin ne olduğu sorusuna Galatea "Kozmik bilgiler" dedikten sonra K'lar "Daha yüksek enerjiler" (Higher energies) demişti. Burada bir yanlış anlamayı ortadan kaldırmak için "Daha" ibaresini kaldırdım. Çünkü "daha" deyince, Galatea'nın belirttiği "kozmik bilgilerden" daha yüksek bazı enerjilere referansta bulunuluyormuş gibi oluyor. Öyle birşeyin kastedildiğini hiç sanmıyorum. Sadece dünyada alışageldiğimiz frekanslardan "daha" yüksek, kozmik bazı frekanslara, bilgilere, enerjilere erişimden bahsediliyor.

Celselerde zaman zaman değinilen "acı çekme gerekliliği" hakkında bir yorumda bulunmak istiyorum. Aslında belki de "sıkıntı" terimi daha doğru bir karşılık olabilir Türkçede. Yani hayatımızın alışıldık bazı dominant frekanslarını dikkate alacak olursak, bu frekansların egemenliğini artırmaya yönelik psikolojik baskı ve beyin yıkama, uyuşturma bombardımanlarını düşünecek olursak, bu koşullarda pozitif değerleri tespit edip onun izini sürmek, ısrarla ona yönelmek, onu artırmaya çalışmak aslında bir nehirde akıntının tersine yüzen somon balıklarının yaptığı şeye çok benzediği düşünebilir. Negatifliğin bu kadar egemen, baskın olduğu koşullarda pozitif değerleri aramak ve o değerlerde kalmak, onu geliştirmeye, artırmaya çalışmak için ciddi bir zorlukla, sıkıntıyla, acıyla karşılaşılması kaçınılmaz bir sonuç olacaktır. Ve bir şekilde bağlantı kurulan pozitiflik, o olumsuzlukları nispeten dengeleyecek, iyileştirecek veya telafi edecek enerjileri sağlayacaktır.


İnternette yaptığım araştırmada tespit edebildiğim kadarıyla, celsede bir plajda "havaya uçtuğu" söylenen kadın 60 yaşında Kathleen Danise adlı biri (İngilizce bir haber sitesinden). 13 Temmuz 2015'te Rhode Island eyaletinde bir plajda koltukta kitap okurken kumun altından meydana gelen bir patlamayla 1 buçuk metre kadar havaya savrulmuş ve yüzüstü yere düşmüş. İki kaburgası kırılmış. Plajdaki bazı kişilerin patlamadan sonra gaz kokusu aldıkları belirtiliyor haberde. Ama görevliler plajın altında veya yakınında bir gaz hattı olmadığını söylüyorlar. Kesin bir sonuç çıkarılamamış araştırmadan. Ama bir diğer haber sitesinde plajın altından bir elektrik hattı geçtiği söyleniyor. K'ların yaptığı açıklamada olduğu gibi, bir şekilde toprak altında bulunan ve bir kıvılcımla patlayan bir gaz katmanı nedeniyle meydana gelmiş olabilir. K'lar bu tür olayların artacağını söylüyordu daha önceki açıklamalarda. Çünkü dünyanın yüzey katmanında ciddi kaymalar, kırılmalar var ve bu da obruk gibi çeşitli oluşumların artmasında kendini gösteriyor. Yeraltındaki çeşitli gaz katmanları da buldukları açıklıklardan yeryüzüne çıkabiliyor. Veya örneğin yere güçlü bir yıldırım düştüğünde, düştüğü yere nispeten yakın bir noktada bir gaz kütlesi varsa orada müthiş bir patlama meydana gelebiliyor. K'lar Rusya'da esrarengiz bir patlamayla açılan büyük bir çukurun tam da böyle bir mekanizmayla oluştuğunu söylemişlerdi.

Celsede geçen bir diğer husus, Namibya çöllerindeki "peri çemberleri" (Fairy Circles):


"Parazit" konusu bu celsenin başlıca konularından biri. Kasyopya forumda Laura bu celseyle ilgili tartışma başlığında, parazit derken kastedilen şeyin "bakteriler, virüsler, mikoplazmalar gibi çeşitli mikroskobik patojenler" olduğuna dikkat çekiyor.

Celsede bahsi geçen, hilallerden ve dört köşeli bir yıldızdan oluştuğu ve gerçekliklerin birleşmesi, kesişmesi veya tutulumu ("eklips") ile ilgili olduğu söylenen ekin çemberini tespit etmek için alakalı siteleri kontrol ettiğimde, bu tarife uyuyor gibi görünen, yakın tarihli iki ekin çemberi fark ettim:

24 Haziran 2015 tarihli:



6 Temmuz 2015 tarihli:


Kastedilenin hangisi olduğunu bilmiyorum. "4 köşeli yıldız" tanımlaması ilk resme daha iyi uyuyor sanki. Ama ikincisi celse tarihine daha yakın ve ayrıca kesişen veya kesişmeye (eklipse) yaklaşan  gerçeklikler tanımına daha fazla uyuyor gibi göründü bana. Celsede konuyla ilgili anlatılanlar arasında anlamadığım şeylerden biri, gerçekliklerin kesişmesini tasvir ettiği söylenen söz konusu ekin çemberinin daha sonra bir 4KH kaynağı tarafından yapıldığı söylenen ekin çemberiyle aynı çember olup olmadığı. İlkini Data adlı celse katılımcısı sormuştu ve "gerçekliklerin kesişmesi, çok yakında" gibi bir cevap verilmişti. Daha sonra "Data'nın çözümlemesini yaptığı" ekin çemberinin kim tarafından yapıldığı sorulduğunda, 4KH'ye referansta bulunuldu. Acaba Data'nın çözümlemesini yaptığı ekin çemberi celsenin daha önceki bir bölümünde Data'nın sorduğu çember mi, yoksa Data'nın celse dışında çözümlemesini veya analizini yaptığı başka bir çember mi? Kasyopya forumda celsenin altında geçen bir tartışmada forum üyelerinden birinin yaptığı bir yoruma dair Data adlı şahsın verdiği yanıtta iki ayrı ekin çemberinden bahsedildiği vurgulanmış.

Arkadaşlar, bu arada, açıklamalarınızı, tartışmalarınızı sevinçle takip ediyorum. Bilgilerimi artırmaya çalışıyorum. Teşekkürler.

Tgur

#22
beyrutkapı dostum,evvela selam ve sevgi,

Monodoks kapsül tetrasiklin gurubundan bir antibiotiktir ve geniş bir spekturumda etkisini gösterir ve daha çok antiviral değil antibakterieldir yani virüsten büyük tek hücrelilere etki eder bu arada anti amebiazdır yani amiplere de etki eder malüm barsakta da paraziter etki gösteren amipler var tahmin ederim katılımcı bu yönden evvela bu ilacı önerdi.

Antibiotikler zararlı değil onlar olmasa bu yaşlara kadar gelemezdik,ancak kullanımındaki eksiklikler zararı doğurmakta, şöyle,

Malüm mikroplar tek hücreli canlılardır çoğunlukla ,antibiotikler de bu canlıları öldürmek üzere dizayn edilmişlerdir daha doğrusu üretilmişlerdir ve çoğunluğunun ilkel maddesi yine tek hücrelilerden türetilmiştir, her canlı dış tesirlere karşı rezistans gösteren bir kabiliyettedir bu da çok bilinen bir husus işte antibiotik kullanımında muntazamlık ve özellikle doktorun önerdiği kutu ve kutuları ,kullanım dozunu sonuna kadar devam ettirmek önemlidir ,az kullanıp hastalık arazları geçti ben iyileştim sanıp antibiotik bırakılınca o zararlı mikrobun kalıntıları sanki aşılanmış gibi kendi bağışıklık sistemini çalıştırarak o antibiotiğe karşı direnç gösteren bir yapıya ulaşır ve kişi aynı kalan mikropların istilasına maruz kalırsa ileri bir tarihte aynı antibiotik artık o mikropları öldüremez.

Hadiseyi 100 maymun teorimini hatırlayın o özellikte değerlendirirseniz bu dirençlenmiş mikrop cinsleri sadece  vuku bulduğu insanda değil bütün dünyada artık dirençlenmiştir..

Onun için ilaç firmalarının ağzını sulandıran husus fazla üzerine düşülüp kullanımı bu yönde izah etme yerine her seferinde yeni yeni antibiotikler bulup piyasaya verilme yolu seçilmiştir ,zira bu işte antibiotiğin daha pahalılaşması var,

Ayrıca yüz maymun dağılımı hususu insanlıkça bilinmeyip  konu hayret edilen bilinmezlere itilip, yahut bu işin fıtratında bu da var denilip, ilgililerce kullanım üzerindeki detaylı  izah etme yönü bırakılıp yasaklama yolunu seçmeye götürmüştür.


beyrutkapı

#23
Verdiğin son derece değerli bilgiler için teşekkürler sevgili tgur. İyi ki varsınız dostlar.
 

beyrutkapı

#24
Nedense bana ikinci çember kh kaynaklı gibi göründü. Gerçekliklerin kesişmesi, genişleyen sonsuz şimdi içinde geçmiş şimdi ve geleceğin kesişmesi gibi geliyor bana.
 

maiterya

#25
Monodux tetradox aynı ilaç ve güçlü bir antibiyotik yan etkileri de fazla sayılır bu ilaçların en büyük handikapı vücutta yaşayan normal florayı bozmaları bu yararlı bakterileri öldüreceği için patojen olanların çoğalma riski var alınacak önlem probiyotik bir besin olan kefir tüketmek olabilir.Tatilden sonra bir kür denemeyi düşünüyorum.Aşılar konusundaki civa ve diğer katkı maddeleri dünyada tartışılıyor haklılık payları var en mantıklısı şlmdilik çocukluk aşılarını yaptırmak ama grip vb diğer sonradan yüklenen kampanya aşılarından uzak durmak gibi görünüyor.
 

Scyth

#26
Özellikle bağırsak sorunları yaşayanlar için probiyotikler iyi. Ayrıca diyetini düzeltmekler isteyenler yeni diyetlerinde sorun yaşamamak için probiyotik kullanmaları gerek.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Turuk

#27
Arkadaşlar kullanmış olduğunuz düzenli bir planınız var mı?

Hangi ilaçları ve hangi tarifteki bir detoksu kullanıyorsunuz. Bunun yanı sıra yanında yapmış olduğunuz egzersiz gibi şeyler var mı?

Ayrıca ek olarak söylemek istediğim geçenlerde konularda yazdığım şeyleri unutursak iyi olur kusura bakmasın kimse çözemediğim çok şey var ve bunları yerle bir ediyorum ama bir plana ihtiyacım var ilaç ve detoks gibi rahatlatıcı şeylere.

Kafam allak bullak çok bu sıralar telepatik yolla çok enerji harcıyorum sanırım çevremdeki herkes bunun farkında ayrıca düşünce yoluyla telefonda Siri uygulamasını kontrol edebiliyorum aşırı derecede odaklanırsam bu olayın sonu nereye varacak merak ediyorum. Hergün garip olaylar yaşıyorum. Geçenlerde otobüsteyim işten eve gidiyorum aşırı derece yorgundum, otobüse birisi bindi ve beni farketti bende onu. Telepatik olarak selam verdim eline telefonu aldı hemen konusmaya basladı benimle ve bu ne hal çok soğuksun dedi. Nasıl yani? demeye kalmadan. İç iç iç iç dedi ve kendisi bildiğiniz bana aşırı derecede pozitif bir enerji verdi bir anda üstüme bir hiperaktiflik geldi, tüm yorgunluğum uçtu gitti. Bu neydi şimdi dedim? Güldü benim görevim dedi. Nasıl yani anlamadım dedim. Anlaman gerekli benim görevim bu, bu şekilde harcıyorum dedi. Anlam veremediğim çok şey var çok yorgunum yaralarımı saramadım ve aşırı derece parazitim var enerjimi yiyip bitiriyorlar dedim. Farkettim buna bir çözüm bulmalısın ama gayet iyisin, durumun gayet iyi gözüküyor baya yol katetmişsin nasıl oldu bu dedi. Bu telepatiyimi diyorsun dedim? Evet, başka birşey var mı dedi? Sanırım kanallama ve düşünce yoluyla çoğu şeyi yapmaya başladım kontrol edebiliyorum ama çok yoruluyorum dedim. Ne zamandan beri dedi. ( o arada sol tarafıma bi cocuk bi bayan geldi seslerinden odaklanamaz oldum ) bir saniye dedim.. istersen en başından alayım. ben bu olayı bu yükselmeyi 2008 yılında yapmaya başlamıştım şimdi yeni yeni anlıyorum dedim fakat yaptığım hatalar ve bana dokunmak istediklerinde verdiğim savaş beni çok yordu sol kulagımda ve sol bademcigimde agrı ve bazı sindirim problemlerim var bu tarz yüksek ses oldugunda odaklanmada problem yasıyorum ve baş ağrısı yapmaya başlıyor uzun süreli olunca şimdi yeni yeni gözlerimi açıyorum bilgiyi alıyorum kendime geliyorum kısa sürede uzun yol katettim ama sonunu görememek kötü artık sonunu düşünmüyorum gidiyoruz bakalım dedim. İstediğin zaman yanındayım dedi. Sen telepatikmisin dedim. Hayır ilk defa sende bu şekilde gördüm ama gayet iyi dedi. İsmini sordum söyledi. İstediğim zaman sana isminle hitap edip odaklanıcam dedim. İstediğin zaman sana enerji verebilirim dedi tamam dedim o arada inmem gereken yeri 1 durak geçmiştim. hadi görüşürüz kal sağlıcakla diyip otobüsten indim.(bu arada benim konusmalarımı hep telepatik olarak düşünün) bugün düşündüm bunun biraz saçma olduğunu ama odaklandım ve iletişime geçtim o kişiyle tekrardan bana enerji verebilirmisin dedim hayhay dedi. ve aynı şeyi bana yine yaşattı. fakat çabuk yoruluyorum artık vücudumda iltihabik birşey var bunu hissedebiliyorum ve bunlar benden enerjimi çabuk alıp götürüyor.

Eskiden bitmek bilmeyen enerjim vardı saçar savururdum onu heryere, herkese. Fakat şimdi günlük pilliymişim gibi harcıyorum bitiriyorum sabah yine başa sarıyorum. Bunun önüne geçmem lazım daha fazlası lazım bu parazit denen illetlerden kurtulmam lazım

Bu konuda bana detaylı bir yardımda bulunabilirmisiniz?

Teşekkürler şimdiden
 

Scyth

#28
Soru şu sizden beslenen bir yaratıktan kurtulmak için üzerinemi gidersiniz yoksa besin olan taraflarınızı asalak olan türe karşı kapatıp kendi yakıtınızı mı kullanırdınız.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Tgur

#29
Turuk,
Şu yazdığımı okudunuz mu ,okuyun yorumlayın ..
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=849