Haberler:

Yeni celse forumda! 25 Nisan 2026🔆

Ana Menü

30 Ağustos 2014

Başlatan bozadi, 01 Eylül 2014, 21:01:32

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

beyrutkapı

#15
Beklentinin meydana gelecek olayları yada ihtimalleri zayıflatıcı etkisini hatırlatmak isterim dostlar. Zira Fransa'ya nükleer saldırı olasılığını sormuşlardı bir celsede. Kasyopyalılarda sanki bu ihtimali düşünüyorsanız zayıf gibi bir şey söylemişlerdi. Beklentinin işleyiş biçimi ve oluşları engelleyici durumu hep ilginç görünmüştür bana. Bu elbette korku senaryoları içinde geçerli.
klasik deyişle, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan bizler için esasında korkacak hiç bir şey yok. Hepimizin boğuştu farklı türden bin bir korku ve kaygı manipülasyonun başka bir yüzü. Oysa asıl korkması gerekenler tüm güzelliğiyle dünyayı bir ticarethane gibi işleten bezirganlar. Dükkanı dağılacak küçük azınlık düşünsün. Biz en fazla 5 te buluşuruz. Her ne kadar oyunun en heyecanlı bolumu henüz vuku bulmasada. Gösteriyi kaçırmak istemiyoruz ne de olsa. Korku geldiğinde, binlerce yıllık sömürünün sona ereceğini düşünmek güzel.
 

maglor

#16
Sevgili Beyrutkapı yorumların için çok teşekkür ederim,gerçekliğin tugayı kavramına çok daha büyük bir açıdan bakmışsın.Arkadaşına selam ve sevgiler...

''şöyle bir şey olabilir mi acaba, farkındalık arttıkça ve olabileceklere dair insanlarda beklenti oluştukça negatif ihtimal zayıflıyor yada yok oluyor olabilir. Kasyopyalıların da geçmişte bazı celselerde çok karamsar tablolar çizdiğini gördük. Bu kanalın bozulmasından kaynaklanacağı gibi kasyopyalıların bu ihtimali yok etme yöntemi de olabilir.''

Sana katılıyorum Beyrutkapı,bizler her ne için olursa olsun ''küçük'',''büyük'' beklentilerimizden dolayı pek çok şey gerçekleşmiyor,ihtimali zayıflıyor.Bu negatif durumlar olabileceği gibi aynı zamandada POZİTİF durumların,olayların gelişimini engellediğini,ihtimalini zayıflattığını unutmamak iyi bir fikir gibi.

Peki aynı durum tüm insanlığın büyük dalgayı,evrensel-kozmik-ilahi adaleti beklemesindede olabilir mi?Umarım bizlerin beklentilerinin yarattığı ihtimali zayıflatma,yok etme gibi birşey olmaz.Ben şahsen evrensel adaletin gelmesini isterim.
Yada ilahi adalet beklentimiz bir beklentimidir?Buda düşünülmesi gereken ayrı bir soru :)

Birde eğer farkındalık,bilgi artışıyla birlikte negatif ihtimaller azaldığına göre,evrensel adaletin tecelli ettiği süreç yada durum,çok daha ''hafif'',daha az acı,daha az kaosla birlikte olması demek oluyor.Evrensel adaletin gelmesini istediğim kadar bununda olmasını isterim dostlar,eminimki sizlerlede hemfikiriz bu hususta.Tabiki eleştirilerede açığım... :)

Scyth

#17
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#18
Kasyopya celselerinde ele alınan ve bu forumda da tartıştığımız pek çok konuyu ele almışlar ilginç bir şekilde. İngilizce yayın yapan Rus RT kanalı için hazırlanmış anladığım kadarıyla.

Bu arada, celsede sott.net'e yapılan saldırının da sebebi olarak belirtilen "gerçeklik tugayının harekete geçirilmesi" mevzusunu ben de çok kesin bir şekilde anlayamadım ama görüntü itibariyle, sott ekibinin adeta askeri bir edayla savaşmak suretiyle gerçekleri ortaya koyup paylaşıyor olmalarına vurgu yapılmış gibi geldi bana. "Brigade" (Tugay/Birlik) şeklindeki askeri çağrışımlar yapan terim, muhtemelen aslında resmen bir savaşın içinde olduğumuzu ve savaşın giderek kızışacağını haber veriyor bence. Uyanma mücadelesi veriyoruz. Ve bu süreçte BH eğilimleri ile KH eğilimleri arasında şiddetli bir mücadele var, kimin bu sahnede egemen olacağının belirlenmesi konusunda. Hepimiz bu savaşın içindeyiz. Ve buraya yanlışlıkla da gelmedik. Nereye geldiğimizi, neyin içine girdiğimizi bilerek geldik. Ama öylesine büyük baskı ve hipnotik etkiler altında bırakılıyoruz ki, uyanmak, kudretimizi bulmak, gerçeklik duyularımızın merceklerini temizlemek kolay olmuyor. Herşeye rağmen burada bunları paylaşıyor olabilmemizin çok değerli olduğuna inanıyorum. Uyanacağız. Kudretimizi bulacağız. Tüm korkuları aşacağız.

Arulnool

#19
Bozadi çeviri için çok teşekkür ederim. Benim Çin ile ilgili olan kısım çok dikkatimi çekti. Gerçektende Çin çok sessiz. Ama şuda biliniyor ki Çin oluşan 2 kutuplu dünya sisteminin en temel halkası. Ve dünyadaki bütün gelişmelerde bu temel halkanın tesiri gözden kaçırırlamaz. Bence şuan Rusya, batıyı ciddi anlamda oyalayarak Çin'e zaman kazandırmakta. Çin'in bu sessizliği ciddi bir yapılanmanın işareti.Rusya ve Çin çok ileri öngörülü bir santranç oyununun hamlelerini sebatla yapmaktalar. Örneğin suriyedeki hamleleri başarılı olursa, batının duraklamadan, gerilemeye başladığını göreceğiz. bir örnek daha vermek gerekirse, İrana yapılan amborgonun işlevsiz hale gelmesinin nedeni de Çin'dir. Ama ne gariptir ki fazla dillendirilmez bu durum:) Bana göre, kasyopyalıların bahsettiği şok ve uyanma, Batının ortadoğuda yaşayacağı hezimet olacak gibi. Bu hezimetin mimarlarıda Çin ve Rusya. Sevgiler ve saygılar.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#20
Rusya, Çin, İran gibi gizli süper güçler batıya karşı güçlerini birleştirip de onları kepaze ettiklerinde bizim yavru kurtlar, pardon, yavru Amerikan köpekleri ne yapacak acaba?

ABD dünyanın tek hakimi olarak kabul edilegeldiği için, Tayyip ve saz arkadaşları, bizzat elini öperek iktidara yükseldikleri ABD'ye yasladılar her zaman kıçlarını. Ortadoğu'nun baş kasabı ve tecavüzcüsü ve işkencecisi olan ABD'nin aşşağılık bir kuklası olmaktan asla hicap duymadılar, hem de İslamcılık bayrağı altında. Bir kukla sahibinden utanır mı hiç? Pişmiş kelle gibi sırıta sırıta o aşşağılık adi oyunlarını oynamaya devam ettiler iktidarda olmanın verdiği tüm olanaklardan yararlanarak. Dindarlık, ahlak, inanç, güven söylemleriyle yürüttüler bütün ahlaksızlıklarını. ABD'nin ve AB'nin façası çizildiğinde, "Biz zaten ABD'nin Ortadoğu'da Müslüman halklara yaptığı zulümlerden dolayı başından beri ABD'ye tepkiliydik, karşıydık" deyiverip hiçbir şey olmamış gibi o sahtekar dinci kıçlarını Doğu Blokuna mı yaslayacaklar bu sefer de?!

bozadi

#21
Aslında henüz vicdanı oluşmamış, yani olgun olmayan, ruhen "yeniyetme" seviyesindeki bir grup kepazenin, çıkarları nedeniyle hakim güce boyun eğmesinde kızılacak fazla birşey yok belki de. Daha doğrusu kızsan da fazla bir faydası olmaz. Anlamıyor ki?! El kadar çocuğa neden altını pislettin diye kızmaya benziyor bir yönüyle. Olmayan irade ve vicdanın muhasebesi de olmuyor. Tek mesele, psikopatlaşmış bu bir grup bebenin ülkenin iktidarında bulunuyor olması ve halkın ciddi bir bölümünün de kanına girmiş olmaları. Kaymağı bulmuşlar, bırakmazlar tabi. Ne gerekirse yaparlar. O yüzden gerçekten bu ülke içinden yapılabilecek fazla birşey yok gibi. Gerçek bir alternatif oluşturacak bir siyasi hareket mevcut değil. Muhalefet de ciddi ölçüde mutsuz ve şımarık bebişlerden oluşuyor.

Kendi adımıza elimizden geleni yapıp dileyeceğimizi dileyip yardım talep ettikten sonra gerisini evrene tevekkül etmemiz gerekiyor gibi görünüyor. Ki bir şekilde "birşeyler" olacak gibi. Her ne kadar başta çok eğlenceli gelmeyebilecek olsa da, bütün bunları interaktif bir film tadında izlemek gerekiyor belki de. Ve gerçeklere dair farkındalığımızı daima artırmaya, işbirliği yapmaya gayret ederek.

Arulnool

#22
Sevgili bozadi, seninde bildiğin gibi ülkemiz bu güçlerin tam da ortasında. Bu konumdan dolayı ve hatta yayılan enerjiden dolayı ülkemizde huzur vukuu bulamaz. Küresel bir güç olmak isteyen bir ülke, ilk iş olarak bizim ülkemize ayar vermeye çabalar ki, yapmak istediği bütün kirli işleri rahatlıkla ört-pas edebilsin. Amerika ve sovyetler birliğinin ülkemizdeki yarattıkları tahribat bu duruma bir kanıttır. Yaşanılan bu hadiselerin neticesi, ülkede iktidar olan grupların yaklaşımlarını ve davranışlarını da etkilemiş. Dikkatinizi çektiyse eğer, yıllarca ülkemizde denge siyaseti izlenmiştir. Başımız Batıda, ayaklarımız doğudadır. Mantığımız batıya yönelir, hissiyatımız doğuya. Bu durum inanç yapımızdan tutunda, aile ve toplum yapımızda ciddi bir yönsüzlüğe sebeb olmuş. Ancak olumsuz bu yapının tersine, olumlu olarakta ülkemiz kendini bir çok saldırıdan bu yaklaşımıyla kurtarmıştır.

Yıl 2000-2001'ler Ecevit hükümeti 1999 depreminden sonra ciddi bir ekonomik sorunla karşılaştı. Ve ülke ekonomisi Batınında tahribatlarıyla çökme noktasına getirildi. Çünkü Ecevit hükümeti Ve Türk ordusu batı ile zıtlaşmaktaydı. (daha bir çok etkin olan sebeblerde mevcut) Zıtlaşmanın nedenini ise 2003 yılında gerçekleşen ırak savaşı hazırlığı olarak görmekteyim şahsen. Bir tür hazırlık planıydı ekonomik çöküntü. Daha sonra Okuduğu bir şiirden dolayı cezaevinde yatan "mazlum" bir insanı siyaset sahnesine çıkardılar.Bu insan Recep Tayip Erdoğandı. Kendisini bu seviyeye çıkaran yapılara yıllarca hizmet ederek gücünü iyiyce arttırdı. 2003 yılı mart ayında başlayan ırak savaşına aktif destek verdi. Mecliste Amerikan askerlerinin ülke topraklarını kullanarak ırakla savaşması için çıkarılacak tezkereye çok büyük destek verdi. Çok az bir farkla tezkere reddedildi. Bu çaba erdoğanın taraf olduğu grubu çok açık gösterdi. Daha sonra erdoğan, Bush'un hazırladığı bir plan olan Büyük orta doğu projesine o zaman ki ispanya başbakanı luis zapatero ile birlikte eş başkanlık yaptı. Amaç demokrasi getirmek! Erdoğanın "Biz demokrasiyı bir amaç değil, bir araç olarak görüyoruz" sözünün üstüne yapılmış bir hareket:) Değiştiğini ifade eden bir insan nede olsa:) Gerçektende değişmiş:) Belli ki batı, türkiyede yıllarca denge siyaseti yürüten hükümetleri yok edip, tamamiyle kendi siyasetini izleten bir hükümet bulmuştu. Batı, erdoğanın ülke içindeki değişimlerine asla ses çıkarmadı. aaa pardon Zina yasası dışında:) Çıkar birlikteliğine kapılmış, yeni yeni zenginler türedi. Din, elde ettikleri zengiliğin motor gücüydü. Hem zengin olabildiler Din yoluyla hemde yaptıkları rezaletleri kapatabildiler dini kullanarak! Türkiyede yıllardır uygulanan üniter rejimi, ümmetçi bir anlayışa revize etmeye çabaladılar. Ülke içinde yaşanan kaosun en temel nedenide, yapının değişime uğratılmasıdır. Din ve etnik yapı yeni anlayış olan ümmetçi bakış açısına göre yorumlandı. Bu yorumlamanın sonucunda da şuan ki yaşadığımız bir çok karışıklık meydana geldi. Ümmetçi yapının dış etkilerinide, Arap baharı denen halk hareketlerinde gördük. Çünkü ülkemiz Batı tarafından model ülke olarak gösterilip, ihya edildi. Çok şişirildik batı tarafından. Ortadoğuya demokrasi ihraç eden bir ülke olacaktık, demokratik olamadan:) Batılı güçler tarafından gerçekten iyi hazırlanmış bir plan. İşlerini çok iyi yapıyorlar. Ve türkiye ye verilen ayar olmasaydı,şuan ortadoğuda bu kadar rahat edemezlerdi. Erdoğan denilen mahluk, pis işlerini oldukça kolaylaştırdı. Ancak! işler değişiyor! Rusya, çin ve iran karşı atakta! Suriye, planların bozulmasına neden oldu! Planın işlemesi için her türlü şeyi denediler, kimyasal saldırıdan tutunda, dış müdahaleye kadar. Dünyadan topladıkları binlerce cihatçıyı soktular suriyeye, ama ne oldu, hırsları onlara geri dönmeye başladı. Çırpınmaya başladılar. Kontrolü kaybetmeye başladılar! Ve türkiye uygulamaya çabaladığı ümmetçilik siyasetinin kurbanı olmakta! Şuan bölgede yalnız ve ciddi düşmanları oldu! Erdoğan, her türlü cihatçıya destek vermek zorunda! aksi halinde ibrenin kendisine döneceğini bilmekte! Ama bu çırpınış faydasız. Erdoğanda bunu biliyor ve iç siyasetinde marjinaliteye yönelip saflarını çok güçlendirmeye çabalıyor! Ama buda faydasız! Çünkü Dıştan, içe doğru büyük bir yıkıntı ona doğru ilerlemekte! Rusya, çin ve özellikle İran, erdoğanın ismini çoktan sildi! Ve buna yakında batıda eklenecek! Erdoğanı artık önemsemiyorum. O bitmiş biri!

Sevgi ve saygılarımla.
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

bozadi

#23
Yorumlarını çok beğendim Arulnool. Bana son derece mantıklı ve açıklayıcı geldi ve özellikle sonu çok moral vericiydi  [8D]