Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

13 Aralık 2014

Başlatan bozadi, 18 Aralık 2014, 23:25:46

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi

Celse Tarihi: 13 Aralık 2014


Laura ve Andromeda tabla başında.

Pierre, Perceval, Arky, Data, PoB, Chu, Galatea, John Ainhirn-Williams, Finduilas495, Windmill Knight, Prodigal Son, parallel, Mr. Scott, Kniall, Alana, ve Harika Köpek Noko

S: (L) Bugün 13 Aralık 2014. Amerikan usulü yazacak olursak, 12/13/14. Bakalım tablada bir aksiyon olacak mı...

C: Kasyopya'dan Faraloniya arıyor!

S: (L) Bu gece aklımda birkaç mesele var. Sormak istediğimiz birkaç şey. Öncelikle web siteme, kişisel bloğuma gelen bir e-posta var. Şöyle diyor:

Alıntı YapSevgili Laura,

Adım Svetlana. Rusya'da yaşıyorum. Tapılası kocam üç yıl önce Cassiopaea sitesini takip etmeye başladı. Lütfen kabalık olarak görmeyin, yaptığınız işe gerçekten saygı duyuyorum ve öğrenilecek pek çok ilginç şey var ama o zamandan beri kocam değişti. Artık çocuk yapmak istemiyor ve evlilik ilişkimiz neredeyse kopmuş durumda. Tüm vaktini BÜYÜK GEÇİŞE hazırlanarak geçiriyor, YENİ bir insan olduğunu söylüyor ve artık beni sevmiyor.

Bu mektubu size bir eş ve üç çocuk annesi olan bir kadın olarak yazıyorum. Bu çıkmazdan çıkmamıza yardımcı olmanız için size dua ediyorum. Lütfen bir tavsiyede bulunabilir misiniz çünkü artık sizin kocamı benden daha iyi tanıdığınızı düşünüyorum.

Lütfen bu mektubu ciddiye alın, çünkü bu bir hayat-memat meselesi.
 

S: (L) Kadının bahsettiği meselenin bir kısmı geçen haftaki celsede ele alınmıştı. Yani yaşadıkları yerde ailevi sorumlulukları olan kişilerden bahsettik. Bu kişisel bir soru gibi görünse de bana evrensel bir sorun gibi geldi. Partnerleri Kasyopya çalışmasına rastladığında kendilerini böyle bir durumun içinde bulan insanlarla ilgili genel bir tavsiyeniz olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Buna uygun yanıt nedir? Herhangi genel bir öneri?

C: Öncelikle, yazar ilişkilerdeki bozulma konusunda hiçbir sorumluluk almıyor ve tüm suçu kocasına atıyor. Eğer sevgi ve biraz anlayış varsa, bu tür bir ilgi öyle bir ayrılığa neden olmaz. Yazılan yazıya bakılırsa şahıs yeni bir bebek istiyor gibi görünüyor ama bu bir hile. Zaten üç çocuğu var. Sorun kadının aşırı kontrolcü yapısı nedeniyle kocanın ailesine olan ilgisini kaybetmiş olması. Genel olarak, sorulara yanıtlar "bulan" bir şahıs sorumluluklarından kaçmaya çalışmaz, dolayısıyla diğer ortağın söz konusu arayışta kocasına eşlik ederek sevgisini ve beraberliğini göstermesi veya en azından önemli olan veya kalıcı değeri olan şeye desteğini sunması önerilir. Eğer kocanın çalışması kadının ve ailesinin geçimine katkıda bulunursa, kadın şikayet etmeyecektir. Kısacası, her durum farklı olabilir.

S: (L) Tamam o zaman. Evet ama kadın için yine de bir empati besliyorum. Ama yalnızca yazdığı şeyleri biliyorum. İnsanlar her şey yazabilir ve yazılan herşey doğru olmayabilir.

(Perceval) Bu çok tipik bir duruma benziyor... Eşlerden biri...

(L) ...birşeylere ilgi duyuyor...

(Perceval) .... ve o konudan bahsetmek istiyor ama diğeri bunu duymak istemiyor. Bu durum bir düşmanlık meydana getiriyor ve bu düşmanlık da sorunun kaynağı haline geliyor.

(L) Yani sorun olan şey ilgi duyulan konu değil, diğer kontrol edici tipteki şahsın o konuda hiçbirşey duymak veya yapmak istememesi.

(Chu) Adamın ne dediğini bilmiyoruz ama kadın adamın sürekli "geçiş zamanından" bahsettiğini söylüyor. Ama hiç stratejik hareket etmeyen ve ortaklarına gerekli ilgiyi göstermeyen, hatta onları korkutmaya çalışan kişileri de duyuyoruz. "Dalga geliyor!!" falan diye... Yani bu örnekteki kocanın tam olarak ne yaptığını da bilmiyoruz.

(Perceval) Muhtemelen şey yapıyor...

(Chu) Yani eğer doğru hareket etmiyorsa ve ilgilendiği konularda hiç ağ çalışması yapmamışsa...

(L) Pekala. 12 Temmuz 2014 celsesine yanıt olarak yayınlanan mesajlardan biri var sırada. O celsedeki bir soru cevapla ilgili:

Alıntı YapS: (L) Konuyu değiştirmeden önce sormak istediği başka birşey olan? Herkes konunun değiştirilmesini bekliyor... Tamam, önceki tüm celseleri gözden geçiriyorum ve ilk yıl, yani 1994 yılında İsa konusuna çok takmışım. Bunun nedeni de dini yetiştirilişim, geçmişim vesaire. Ve bu konuya ciddi bir enerji, sadece enerji de değil, çok fazla duygu yükledim. İsa konusunda önceden verdiğiniz yanıtları okuyordum. Ve şimdi Jül Sezar'ın gerçekten İsa mı olduğunu yoksa İsa için bir model mi olduğunu sormak istiyorum. Neden bana bazen Sezar için geçerli olan, bazense olmayan cevaplar veriyordunuz?

C: Alamazdın. Bir soruyu güçlü bir önyargıyla sorduğunda, inanma iradeni ihlal edemeyiz.
 

Forumumuzdaki HumbertoLVX adlı kullanıcı da şu yorumda bulunmuş:

Alıntı YapBu bir tür kırmızı bayrak. K'lar neden bir dezenformasyonu desteklemek yerine "Gerçeği almaya hazır değilsin" demedi veya daha önce söylediklerine benzer birşey söylemedi?

Ne olursa olsun, konuyla ilgili bu dürüstlüğü takdir ediyorum. K'ların ille de her zaman doğru bilgi kaynağı olmaktan ziyade araştırmaya yönelik bir ilham kaynağı olduğuna dair iyi bir hatırlatıcı bu.

Samimi ve ilham verici çalışma için hepinize teşekkürler!
 

S: (L) Kısacası bu şahıs "K'lar neden bir dezenformasyonu desteklemek yerine "Gerçeği almaya hazır değilsin" demedi veya daha önce söylediklerine benzer birşey söylemedi?" diyor. Herhangi bir yorumunuz var mı?

C: Öncelikle "dezenformasyon" yoktu. "Mesih" adıyla bilinen karakter gerçek bir tarihsel şahsın ve bir diğerinin hayatına dayalı ve de çeşitli efsanelerin bir birleşimi.

S: (L) "bir diğeri" derken neyi kastediyorsunuz?

C: Tarihte daha az etki yapmış bir diğer şahıs. Zamanın diğer literatüründen alınmış hikaye parçacıkları da göz önünde bulundurulmalı. İkinci olarak, sana o tür ayrıntıların veya "İsa'nın" var olmadığını söylemiş olsaydık ne yapardın?

S: (L) Bana mı soruyorsunuz?

C: Evet.

S: (L) Projeyi sona erdirmiş olurdum çünkü o zamanlar İsa'yı kabul etmeyen tüm ruhların şeytani olduğundan son derece emindim. Bu o zamanlar New Age'de çok yaygın bir "testti". K'larla iletişimi temelli olarak durdururdum.

C: Evet.

(Pierre) Yani seçenek yoktu.

(L) O zaman o şekilde ikna olmuştum.

(Pierre) O sırada çıplak gerçeği söyleyemezlerdi.

C: Bir ışık, bilgi ve hakikat aleminden bir karanlık, cehalet ve yalanlar alemiyle iletişim kurduğunuzu düşünün. Ve alıcının gerçeğe yönelmesini istediğinizi düşünün.

S: (Pierre) Evet, yani o durumda ne yapmak gerekir?

C: Karanlık ışığı nasıl alabilir? Alıcının sahip olduğu kavramsal temalardan ve bilgi kaynaklarından yararlanmak gerekir. Delinmesi gereken perde varsayımlardan, inançlardan ve güçlü duygu programlarından oluşuyor.

S: (Perceval) Kolay iş değil!

C: Böyle bir perde ancak belirgin bazı bilgi çelişkileri içeren kavram tohumları ekerek delinebilir. Gerçeğe duyulan saf arzunun bereketli topraklarına düşen bu tohumlar filizlenir ve sonunda perdeyi delen eylemlere olanak sağlar. Çoğu insan "gerçeği kaldıramaz."

S: (L) Ama neden sadece "Gerçeği almaya hazır değilsin" demediniz?

C: Bu merakını uyandırır mıydı?

S: (L) Hayır, merakımı uyandırmazdı. Sizin hiçbir şey bilmediğinizi düşündürürdü bana.

C: Kesinlikle!

S: (Perceval) Evet, bu çok zor birşey. Teorik olarak bile olsa, birinin varsayımlarını ve duygusal programlarını incelediğinizi ve gerçeği tüm o engellerden geçirmeye çalıştığınızı düşünsenize. Çok hassas bazı noktalarla karşılaşacağınız açık...

(Mr. Scott) Ama bunu biliyoruz.

(Perceval) Bir ölçüde ama benim kastettiğim...

(Mr. Scott) SOTT'ta gerçeği ortaya koyan birşey hakkında yazıyorsun ve insanlar ona bir reaksiyon gösteriyor. Ve üstelik bu çok basit bir seviyede olan şey.

(Ark) Bir çocukla konuşmaya benziyor bu. Ona "Gerçeği almaya hazır değilsin" demek... [kahkaha]

(L) Bana ret cevabı verdikleri tek şey, benim için tehlikeli olacağını söyledikleri birşeyle ilgiliydi.

(Perceval) Ve bunu söylediler.

(L) Söyleyemeyeceklerini söylediler.

(Perceval) Ama eğer sana hazır olmadığını söylemiş olsalardı, bu seni provoke ederdi ve konunun yakasını bırakmazdın. Özellikle İsa gibi bir konuda, gerçeği bilmeye hazır olmadığının söylenmesi durumunda. Yani şey gibi, "İsa hakkındaki gerçeği öğrenmeye hazır değil miyim?! O gerçeği hemen bilmek istiyorum! Bu konuda yanıldığınızı kabul etseniz iyi olur!"

(L) Dünya dışı varlıklarla ilgili sorularımdan bazılarına cevabı o an veremeyeceklerini söylediklerinde, bu benim o konudan uzaklaşmama neden oldu aslında. Tabi çocuksu bir kızgınlıkla. Ama o yolun benim için doğru bir yol olmadığına karar verdim. Diğer bazı konu başlıkları üzerinden sürdürdüm araştırmamı. Ve ondan sonra tüm "uzaylı meselesinin" paranormal bir gerçeklik olduğu sonucuna vardım. Evet son derece fiziksel bir tezahürü de var ama o tezahür insanlar yoluyla olan birşey. Evet, bizim dünyamızda görünebiliyorlar vesaire ve eğer bizim dünyamızda bir arıza falan yaparlarsa, kalıntılar burada kalıyor bize söylenenlere göre. Paranormal açıdan bakıldığında, ektoplazmik şeyler bizim dünyamızda kalabiliyor. Bir boyuttan diğerine, geçmişten geleceğe taşınabilen şeyler var veya bize öyle söylendi ve bazı kanıtlar gördüm. Bu tür şeyler gerçekten var. Ama öncelikle, dünyadışı varlık realitesi bizim dünyamızla paranormal bir olay olarak kesişiyor. Dolayısıyla daha dikkatli bir şekilde bakmamız gereken şey insanlara neler olduğu.

(Pierre) K'ların gerçeğin nasıl aktarılacağı ve ne kadar ileri gidilmesi gerektiği hakkında söyledikleri gibi. O EE kurslarını yaptığımızda, konuya gerçek bir ilgi gösteren insanlarla sıkça karşılaştık. Öğrenmek istiyorlardı, en azından bir ölçüde. O sohbetler sırasında sürekli olarak ne kadar ileri gidebileceğini, ne kadar çok şeyi söyleyebileceğini test ediyorsun. Örneğin psikopatoloji hakkında vs. Pek çok konu başlığını iletebilirsin. Ama bunu yavaş yavaş yapıp test etmen gerekiyor. Nerede durman gerektiğini görmen gerekiyor. Sadece gerçek bir ilgi var diye tüm konuları bir şahsın üzerine boşaltamazsın. O şahıs birşeye açık olabilir ama bunun aşama aşama yapılması gerekiyor. Gerçekliğimizle ilgili pek çok şey sıradan bir insan için tamamen şok edici.

(L) Ve biliyorsun ki eğer çok ileri gidersen o kişiyi tamamen kapatacaksın! Çok ileri gittiğinde, söylediğin şeyi reddetmesi için o şahsa enerji veriyor oluyorsun.

(Pierre) Evet!

(Chu) K'ların nasıl olup da gelecekteki biz olduğu meselesi de var. Bir insana "Hayır, bilmeye hazır değilsin" dediğinde o kişi SADECE o konu üzerinde odaklanacak. "Nasıl yani hazır değilim? Lütfen bu konudaki gerçeği anlat!" Bu bir dezenformasyon kaynağı olur. Şahıs gerçeğin tamamını bildiğini sandığı için bu bir yalan istemek gibi olur...

(L) Yolunu bulmak için ormanda geçtiğin yerlere ekmek kırıntıları bırakmak gibi.

(Perceval) Senin durumunda bu daha da kritikti bence çünkü ben SOTT'ta "İşte tüm gerçek, ister beğenin, ister beğenmeyin!" diyebiliyorum. Ama K'lar seninle ilişkilerinde bunu yapabilecek bir durumda değillerdi. Sende öyle bir reaksiyon yaratmamak için çok ama çok dikkatli olmak zorundaydılar çünkü gelecekteki benliğin ile şu andaki benliğin arasında önceden kaderleştirilmiş bir misyondaydın.

(L) Evet, ve çok inatçı bir yönüm var.

(Perceval) Tüm fırsatı tepebilirdin! Çok büyük bir risk. Az önce söyledikleri gibi çok daha ağır bir mesele: bir yalanlar ve karanlıklar alemine gerçeği ve ışığı aktarmak.

(L) Ve öyle görünüyor ki, İsa yapbozuna uyan birkaç kişi mevcut. Verdikleri bilgiler, İsa karakterinin bazı yönleriyle ilgili olarak doğruydu.

(Perceval) Ve verdikleri bilgileri verirken alıp alamayacağını tarttılar sürekli...

(L) Üstelik bazı ipuçları da verdiler... "Romalı kadınlardan çocuk sahibi olmak..." Bu beni çıldırtmıştı resmen! Çok büyük bir ipucuydu!

(Andromeda) Bu o tohumlardan biriydi.

(L) Evet, içimde büyüdü, büyüdü, büyüdü. Tüm Roma tarihi meselesine girişmemin nedenlerinden biriydi bu ve aradan geçen sürede öğrendiğim şeyler, K'ların o zamanlar İsa hakkında söylediği herşeyin aslında doğru olduğunu gösteriyor bana.

(Perceval) HumbertoLVX gibi şahısların olaya "Bana sadece yanıtları ver" tarzında yaklaşması da bununla ilgili. Kendilerinin neyi algılayabileceklerini ve algılayamayacaklarını bilmiyorlar bile.

(L) KH'nin ve BH'nin gerçek niteliğinin tamamen yanlış anlaşılması veya anlaşılamaması bu.

(Pierre) Ve bu aynı zamanda aşırı derecede siyah-beyaz bir yaklaşım. Konuyla ilgili bir laf vardı; eğer evrenle ilgili tüm gerçeği şu anda bir kerede alsaydın, sigorta gibi patlardın.

(L) Bu doğru. Gemiyi inşa etmen gerekiyor.

(Pierre) Evet, aşama aşama.

(L) Bilgi ve anlayış alanını tamamen genişletmen gerekiyor ve bu şu anda benim için harika birşey. O zamanlar da çeşitli alanlarda gayet iyiydim ama ne kadar çok şeyi bilmediğimi ancak şimdi anlayabiliyorum. Bilgi alanı genişliğin ve derinliğin sürekli artmak zorunda çünkü o zaman sonunda birşeye denk geliyorsun. Kritik bir ipucuna rastlıyorsun ve bu son derece doğal bir şekilde oluyor. Beynine yıllar boyunca zilyon tane yapboz parçası yüklüyorsun ve sonunda parçalar yerine oturuyor. O zaman konuyla ilgili hissin tamamen değişiyor. Her neyse, bu beni bir sonraki konu başlığımız olan Eve Lorgen ve onun Aşk Isırığı Senaryosuna getiriyor. Görünüşe göre Bernhard ve Humberto bu konuyu ele almış. Belki sen bu konuda biraz arkaplan bilgisi verebilirsin bize Perceval.

(Perceval) Sanırım Bernhard uzun süredir bu konuyu ele alıyor. Dünyadışılar tarafından kaçırılmaların insanların yaşamları üzerindeki etkilerini uzun süredir inceliyor... {K'lar araya giriyor...}

C: Bernhard'ın kendine ait bir iş ortaya koymadığını, bunun yerine başkalarının çalışmalarını ele alarak yükselmeye çalıştığına dikkat edin!!!

S: (L) Tamam, devam edin. Gözlüklerimi takmam lazım. Tamam...

C: [yanıt süper hızlı geliyor ve harf işaretleyici neredeyse tablanın dışına uçuyor] Aşk ısırığı senaryosu zayıf zihinliler ve etkiye açık olanlar için bir devlet dezenformasyonu daha ziyade. Bahsedilen tüm etkilerin normal sosyal programlama ve psikopatoloji etkileşimleriyle birlikte mikrodalgalar yoluyla bilincin ve duyguların manipüle edilmesi yoluyla da kolayca meydana getirilebildiğine dikkat edin.

S: (L) Wau... Bu da NEYDİ? Sanırım bunun GERÇEKTEN söylenmesini istediler! [kahkaha + yanıtın ele alınması]

(Perceval) Facebook.

(Pierre) Yani Dünyadışı Aşk Isırığı meselesinde aslında fazla "dünyadışı" birşey yok.

(Perceval) Evet, yok. Carlos Castaneda'nın meşhur lafında dediği gibi: "Bize zihinlerini veriyorlar" Bütün mesele de bu. Sen başka birşey olmaya karar vermediğin sürece ONLARSIN zaten! Dünyadışı varlıklara ve onların kötü niyetlerine dair projekte ettiğin herşey, sen bu konuda birşey yapmayı seçmediğin sürece senin kendi benliğinde mevcut. Ama geçen gün bahsettiğimiz gibi, dünyadışı varlıklar ve dünyadışı aşk ısırıkları veya kulak gıdıklamaları... [kahkaha] meselesine zıplayanlar, yani tüm suçu buna yükleyenler, aslında kendileri de bir parçalarıyla o suçun kapsamındalar! Suçu tamamen dış bir kaynağa yükleyerek kendilerini aklamaya çalışıyorlar!

(Pierre) Kolayca sorumluluktan kaçmayı seçiyorlar. Kötülüğü kendinde görmek yerine dışarıda görmek daha kolay.

(Perceval) Evet. Kötülüğü bir başka bireye projekte etmek yerine uzaylılara projekte ediyorlar. Eve Lorgen ve benzerleri "Bunu bana uzaylılar yapıyor!" diyor. Bu onları tüm sorumluluktan kurtarıyor. Bernhard da yakın bir zamanda tersini söylemekle birlikte tam da bunu yaptı: "Oo, evet. Suçlanacak biri varsa benim. Bazı sorunlarım var... AMA dünyadışı varlıklar ve Facebook'taki piliçler peşime düştü çünkü ben ruhsal bir guruyum ve onlar beni düşürmek istiyor. Benim şehvani düşüncem yok!" Öyle mi acaba gerçekten? "Uzaylılar bir şekilde beni Facebook'taki o kızla temas kurmaya ve onu evime getirmeye manipüle etti. İlk gece onunla seks yaptım. Ve tüm bu süreç boyunca bir mücadele içindeydim..."

(Chu) Bir hafta boyunca!

(Perceval) "Bir hafta boyunca ve sonra garip şeyler oldu. Hep o lanet olası dünyadışı varlıklar yüzünden!" [kahkaha] Söylediği bu.

(Pierre) Amaca uygun.

(Perceval) Ve sonra da diğer insanların onun görüşünü kabul etmeleri, benzer bir tavır izlemeleri için durumu çok sinsi ve manipülatif bir şekilde anlattı. Böylece sorumluluklarını kendi üstlerinden atıyorlar.

C: Bernhard'ın kaç kere kendini benzer durumlara soktuğuna da dikkat edin.

S: (L) Ruhsal bir işçi olduğu için, gerçeği ifşa etmek için çalıştığı için hedef olduğunu söylüyor.

C: En başta ne dedik?

S: (Chu) "Bernhard'ın kendine ait bir iş ortaya koymadığını, bunun yerine başkalarının çalışmalarını ele alarak yükselmeye çalıştığına dikkat edin!!!" İlk bunu söylediler.

(Alana) Asıl araştırmayı yapan o değil veya...

(Pierre) Spiritüel olan o değil.

(L) Pekala, aşk ısırıklarına açık olan insanların karakteristikleriyle ilgili bir liste veriyor. Eve Lorgen'in kitabında verdiği listeyi hatırlıyor musunuz?

(Andromeda) Genellikle alternatif haberlerle veya ruhsal çevrelerle bağlantıları var veya...

(L) Ama bakıcılık meslekleriyle ilgili birşey yok muydu?

(Andromeda) Evet, hemşirelik gibi meslekler veya...

C: Ne kadar çok sayıda avcının da "alternatif" konularla ve özellikle "bakım meslekleriyle" bağlantılı olduğuna dikkat ediyor musunuz?!?

S: (Chu) Bu onlar için bereketli bir toprak. Bu aslında çok ilginç, çünkü Bernhard'ın hikayesinin bir kısmıyla da ilgili. İşin dünyadışı varlıklarla ilgisi olmadığı açık, çünkü kız ona tanışmalarından çok daha öncesinde yaptıklarını ve hayatının nasıl olduğunu vs anlatmış. Bernhard buraya kadarını kabul ediyor. Ama sonra diyor ki "Tüm bunları bilmeme rağmen onu evime davet ettim!" O kısmı geçelim; uyku felcinden bahsettiği bir kısım vardı. Kız uyku felci yaşamış, Bernhard yaşamamış. Bu bana bir ipucu gibi göründü. Yani, burada avcı kim?

C: Kesinlikle! Büyük bir ipucu!

S: (Chu) Kız uyku felci yaşadı, Bernhard uyandı ve aniden kıza karşı güçlü bir cinsel arzu duydu ve hemen sonrasında onunla tekrar seks yaptı.

(L) Kız o travmatik olayı yaşadıktan hemen sonra mı?

(Chu) Ama Bernhard bunun kız üzerinden gelen birşey olduğunu söylüyor. Kız kendi üzerinde bir yaratık görmüş ve Bernhard'ın üzerinde veya her neyse. Ama Bernhard uyanıkmış.

(L) Bana sorarsanız yaratık BERNHARD üzerinden gelip KIZA saldırmış!

C: Evet.

S: (Perceval) Avcı ile ayı hakkındaki fıkraya benziyor. [kahkaha] Anlatmayacağım ama...

C: Söz konusu frekansın aktarıcısının Bernhard olduğunu söylemek daha doğru olur.

S: (L) Yani Bernhard kendisini değil kızı etkileyen bir frekansa aracılık ediyordu. Kız bu konulara yabancıydı. Bernhard değildi ve söz konusu frekansların aktarımında kullanıldı.

C: Aşağı yukarı.

S: (Chu) Ve suçu kıza atıyor.

(Pierre) Kurbanı suçluyor. Bernhard'la ilgili bahsettiklerinizi okumadım ama anlattıklarınızdan anladığım kadarıyla o kız çok savunmasız bir durumdaymış. Yatakta bir tür felç deneyimliyor, o sırada Bernhard cinsel bir dürtü duyuyor... Avcının tanımı bu!

C: Olayın amacı buydu. Aynı zaman sürecinde eşit ölçüde etkiye açık bireyler arasında birkaç benzer olay yaşandığına da dikkat edin; bu tür sinyaller yayıldığında durum her zaman budur.

S: (L) Yani pek çok olayda birden fark ettiğimiz birşeydi: Bir kişi kötü bir rüya gördü, birkaç kişi kötü rüyalar gördü, biz birşeyin yayıldığını tahmin ettik ve o yayılan frekansı herkes kendi kafasında kendi psikolojisine göre aldı. Bu konuda başka birşey?

(Perceval) Hayır, sadece, Bernhard bu uzaylı aşk ısırığı durumlarını yaşamaya devam ederse, bence sonunda amacının söylediği şey olmadığı sonucuna varmamız gerekecek. Eğer biri sürekli bu uzaylı aşk ısırığı deneyimlerini yaşadığını söylüyorsa, o zaman bir şekilde bundan hoşlanıyor olması veya bundan bir çıkarı olması gerekir. Sürekli aynı şeyi yapıp ondan sonra da bundan şikayet edemezsin...

(Pierre) Evet, bu duruma bir son vermediği sürece. Kızlara o gözle bakmaya bir son vermediği sürece.

(Perceval) Eğer o şekilde devam ederse, o zaman...

(Pierre) Aşk ısırıklarının sorumlusu kendisidir.

{Ayrıntılar için bkz. http://veilofreality.com/2014/11/22/the-dark-side-of-cupid-hyperdimensional-interferences-in-love-relationships/ }

(L) Tamam o zaman, aklımda başka birşey daha vardı. O konuda yapabileceğimiz herhangi birşey olup olmadığını merak ediyorum. Buraya gelmeni istiyorum parallel. Tam burada oturmanı istiyorum. [parallel Laura'nın yanında oturuyor] Şimdi sana şahsen yardımcı olabilecek herhangi birşeye ne dersin?

(parallel) Evet.

(L) Sorunu nasıl sormak istersin?

(parallel) Sorum olup olmadığını mı?

(L) Evet.

(parallel) Ya şimdi ya hiçbir zaman gibi birşey mi bu?

(Perceval) Belki.

(L) Eğer sen sormazsan ben birşey soracağım.

(parallel) Altta olduğunu hissettiğim, yani günlük hayatta belirli bir katmanın altında depolanan ve hiçbir zaman işlenmeyen duyguları nasıl işleyebilirim veya onlar üzerinde nasıl çalışabilirim?

(L) Hiçbir zaman ifade edilmeyen duygular mı? ... Bireyi bloke eden duygular konusunda ne yapılabilir?

C: Şunu aklında bulundur: O kadar uzun bir süredir herşeye hep aynı biçimde yaklaştın ki, bunlar beyinde derin bir iz oluşturdu. Aynı zamanda beyninde çok az veya hiç kullanılmamış devreler var. Bu durum değişmeli!!! Süper çabalara ihtiyaç var yoksa durumun hızla daha kötü hale gelecek!

S: (parallel) Beyindeki o izler hakkında ve onlar konusunda ne yapılabileceği hakkında birşey sorabilir miyim? Onları nasıl aşabilirim?

(Perceval) "Çok derin izler" dedikleri zaman, bu sana herhangi birşey ifade ediyor mu?

(parallel) Aklıma sadece alışkanlıklar geliyor.

(Perceval) Ne gibi?

(parallel) Tek başıma otururken bir sinyal aldığımda durumdan kopmak belki. Örneğin "Pekala, şimdi gerçekten oturup bunun üzerinde düşünmem gerekiyor" diyorum ve sonra bu düşünce kayboluyor. Durumdan kopuyorum.

(Perceval) Bir düşünceyi veya fikri kaybetmek...

(L) Martha Stout'un bahsettiği konulardan biri. Sürekli koptuğun zaman bu alışkanlık haline geliyor. Belki de bundan bahsediyorlardır.

C: Evet.

S: (L) Bahsettikleri şey alışkanlıksal kopma. Neredeyse hiçbir zaman kullanmadığın şey ise dışarıda olan bitene dikkat edip bir yanıt verme özelliği.

C: Hayatını bir balonun içinde yaşıyorsun.

S: (Pierre) Bir tarafta sen ve diğer tarafta gerçeklikle etkileşim arasında bulunan bir balon.

C: Mevcut fırsatlardan yaralanmazsan seni bir entropi bekliyor.

(Ark) Zihninde kendinle konuşuyor musun?

(parallel) Evet.

(Ark) Sıkça mı oluyor?

(parallel) Sohbet gibi değil. Bir konu ortaya atıyorum. Sanırım bunun üzerinde düşünmem gerekiyor. Çok derin değil, en azından bugünlerde değil, çünkü bugünlerde fiziksel olarak çok çalışıyorum.

(L) Şu an için parallel'e söyleyebileceğiniz başka herhangi birşey var mı, yoksa başka bir zaman bu konuya tekrar dönmemiz mi gerekiyor?

C: Düşünsün, çalışsın, ağ çalışması yapsın ve duruma tekrar bakın. Şimdilik hoşçakalın.

(Galatea) Bu gece gidecekleri bir yer mi vardı?

(L) Eminim vardır. Başka randevuları var.

(Pierre) Cumartesi gecesi. Diskoya gitmeleri gerekiyor.

CELSE SONU

Orijinal celse linki: http://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,36716.0.html

maiterya

#1
çeviri için teşekkürler,ağ çalışması konusunu biraz açabilirmisiniz.
 

Scyth

#2
"Mevcut fırsatlardan yararlanmazsan seni bir entropi bekliyor." Buraya düşüş sebebimiz bunun gibi bir şey olsa gerek. Kimin tarafından ya da kimin seçimi olduğundan ziyade orta çıkan yönlendirici şartlar. Tanrıyı hep ışıklı ve doğruluğun kaynağı olarak hayal ettim. Oysa ki pekala numaracı olabiliyor. Kötücül demeyeceğim çünkü; bu bütün olan bitenlerin pekte kabul görmeyen bir yan ürünü gibi geliyor. Evren bir kutu oyunu gibi zar atıyorsunuz ve destedeki kartlardan ne çıkacağına bağlı olarak ilerliyorsunuz.

Çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

beyrutkapı

#3
çeviri için teşekkürler bozadi. iyi ki varsın sevgili kardeşim.

ağ çalışmasından benim anladığım, mesela bizimki gibi bir forumda, ''doğrudaş'' olduğun kişilerle tüm samimiyetin ve dürüstlüğünle tartışmalara katılıp düşüncelerini, sorularını, vardığın sonuçları, herhangi bir yargılanma korkusu olmadan paylaşmak... olabildiğince yalın ve egoyla  ilgili tuzaklara düşmeden.
ego demişken, aşk ısırıkları meselesi, her şeyin, en ruhsal konularda dahil olmak üzere insanın menfaatleri bağlamında nasıl da mantığa bürünebileceğinin iyi bir örneği bence. özellikle hatalarımız konusunda sorumluluk almak, derslerimizi ne kadar aldığımız konusunda bir ölçüt olabilir. zira tekrarlanan hatalar verilmemiş dersleri bağırıyor sanki.
"Mevcut fırsatlardan yararlanmazsan seni bir entropi bekliyor." cümlesi bence de vurucu. çözülmenin önüne geçip ilerleyebilmek için dikkati olabildiğince toparlamak ve illüzyonun her an farkında olmak gerek belki. w. wooolf saatler filminde eşine şöyle diyordu:'' hayattan kaçarak huzur bulamazsın'' özellikle; başkalarıyla,diğerleriyle ilişkinin bu kadar önemli olduğu 3. yoğunlukta cam bir faunusun içinde yaşamak, koruyucu olabildiği kadar insanın gelişimini durdurabilir de. çünkü karşılaştığımız ve iyi yada kötü olarak sınıflandırdığımız her olay yada katalizör aynı zamanda önemli öğrenme fırsatları anlamına geliyor. acıdan yada sıkıntılardan yada risk almaktan kaçmak adına kendi çevremize ördüğümüz duvarlar, fırsatlardan yararlanamamak anlamına geliyor. en azından benim anladığım budur dostlar.

yolumuza çıkanı yaşayabilme yürekliliğimiz önemli bence.
 

isiklidusler

#4
ağ çalışamsı;

önceliklke dürüstlük ve tam bir dürüstlük
iki dostun dost olması ve iki kız arkadaşın birbirine her şeyi anlatması gibi
başkaları için başka kelimeler yapmamak ağ çalışması;
kendi günlük içtenliğinle kendini ifade etmek ve pek umursamamak çünkü ağ olmak;
sizi desteklemesini umduğunuz güvenlik ağı ve kabile kavramlarını elele alalım; Ve "The 100" deki dünyaya düşmüş ve bi arada yaşayan ve birlikte bi şeyler yapacak insanların uyumunu düşünelim, bunun gibi; kendinizi diğerleiyle birlikte bir köye taşınmış gibi düşünün ve tam bir dostluk sizi bekliyor, açıklık ve tam açıklık ne kadar erken ve tam olursa o kadar iyi;
insanlar birbirilerini kalplerinden tanır yada yüzlerinden; ve sözlerinden; duyguların yüze yansıması gibi içtenlik  kelimelere yansımalı

buradaki ikinci postumuz daha çok ağ çalışaması kalıpları ile ilgili;
http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1489

buraya gelip dostlar bulmalısınız ağ çalışması budur;
burayı sıcak hisetmelisiniz,
herkesi yakın yada tanıdık hisstemesi ve burada zaman geçirmek istemesi ve burada geçirilen zamandan gerçekten sıcaklıklı bir keyif almak; ağ çalışamsı budur; bunlardır;
gelmek hatta burdan çımkak istememek ve zamanın bile nasıl aktığnın geçtiğinin unutulması
 

bozadi

#5
Sevgili maiterya, sorun üzerine İngilizce Kasyopya sözlüğünü kontrol etmek aklıma geldi ve ağ çalışması (networking) ile ilgili bir başlık da olduğunu fark ettim. Çevirisi şu şekilde:


Kendine hizmet eden varlıklar doğal olarak üstte en güçlünün ve en acımasızın bulunduğu hiyerarşiler oluştururken, başkalarına hizmet varlıkları ağlar oluştururlar. Kasyopyalıların sözcükleriyle ifade edilecek olursa, ağ çalışması (networking) kavramı 4. yoğunluk BH'nin bir ön tadımıdır.

Bu fikri somutlaştıracak olursak, Gurdjieff'in grup tanımıyla başlayabiliriz: Bir grupta bireylerden birinin kazandığı şey tüm grup tarafından kazanılır ve tek bir bireyin kaybettiği şey tüm grup üyeleri tarafından kaybedilir. Bu anlamdaki bir grup ancak ezoterik çalışma bağlamında var olabilir. Böyle bir grupta anlaşmazlık yoktur ve bunun nedeni bir komuta yapısının varlığı değil, aynı gerçeklerin tüm grup üyeleri tarafından görülüyor olmasıdır. Bu hususta daha fazla bilgi için bkz. Ezoterik, Mezoterik ve Egzoterik çevreler hakkındaki makale.

İki tür grup etkisini birbirinden ayırabiliriz: Birincisi, linç gruplarında ve kitlesel histeri vakalarında olduğu gibi grubun en küçük ortak payda seviyesine indiği durumdur. Bir de, tüm grubun, üyelerin tümünün kavrayışlarının ve kapasitelerinin toplamına yükseldiği bir durum düşünelim. Bu durum iyi sinerji gösteren takımlarda küçük bir derecede meydana gelir. Bununla birlikte, insan iletişiminin mükemmel olmayan niteliği ve kişilikten kaynaklı sürtüşmeler bu etkileri azaltır ve kapsamını bir takım oyunu oynamak veya bir orkestrada bir enstrüman çalmak gibi örneklerle sınırlandırır.

Ezoterik çalışmadaki ümit, bu çabaları artırmak ve daha kapsamlı hale getirmektir. Bunu başarmak bazen "azizlerin komünyonu / birliği" olarak adlandırılır. Bu bir sosyal fenomenin sınırlarını aşar ve grup çalışmasında üretilen 'bilginin' veya 'yüksek hidrojenlerin' paylaşılmasını kapsar.

Genel olarak denebilir ki bir grup, yaptığı çalışmada tutarlı bir şekilde paylaşılan ve uygulanan şeyi büyütür. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: Bir anlamda 'açık' olan ama üyeler arasındaki alış-verişin giderek dejenere olduğu, hatta bir ağız dalaşına ve sonra da incelikli bir münakaşa, itiraz ve manipülasyon mücadelesine dönüştüğü New Age grupları görüyoruz (özellikle İnternette). Öyle görünüyor ki, doğru şeyleri artırmak için, sinyali saflaştırmaya ve önce benliği temizlemeye yönelik içsel çalışma bir ön gerekliliktir. Günümüz insanları gibi karışık ama baskın olarak kendine hizmet eden varlıkların durumunda herşeyin rastgele paylaşılması gürültüye neden olur. Katılımcıların önce kendilerini yenmeleri ve kendi otomatik güdülerine göre değil, BH yönelimli varlıklara benzer bir şekilde davranmaları için çok büyük bir dikkat gerekir. Yine, hangi durumda neyin başkalarına hizmeti teşkil ettiği başlı başına bir sorudur ama pratik yoluyla bu yönde belirli bir beceri veya duyu oluşturulabilir.

Uygulamada bir ağ tüm üyelerin birbirinin kopyası olması anlamına gelmez. Bu ne başarılabilecek birşeydir, ne de başarılması gereken birşey. Benzer bir gelişim seviyesine ulaşmış olmak kişiliğin veya grup üyelerinin düşünüşünün özdeşliğinden ziyade aynı kavrayışa ulaşma çabasını ifade eder. Bir grup uzmanlaşma içerebilir ve öğretmenleri ve öğrencileri kapsayabilir ama tanımı gereği gönüllü bir yapıdır ve herhangi belirli bir üyenin veya alt grubun çıkarı için mevcut değildir. Böyle bir grup, zamanın ve şartların gerektirebileceği şekilde belirli bir ezoterik görevin yerine getirilmesi için var olabilir.

4. Yolda geri verme kavramı vurgulanmaktadır. Başkalarına hizmet ilkesi başkalarına hizmet etme yoluyla kendine hizmet etme fikrine dayalı olarak dengeyi temsil ettiği için, bu ilke gereği, çalışmalar karşılıklılık gerektirir. Denge yasalaştırılamaz ama eğer katılımcılar aynı yönelimi paylaşıyorlarsa, yani eş-yönelimli iseler doğal olarak meydana gelebilir.

4. yoğunluğa hasat edilebilirlik için, tek başına çalışmayla karşılaştırıldığında bir ağ belirgin avantajlar sağlar. Üyeler kendi titreşimsel saflıkları mükemmel olmasa bile birbirlerini tamamlayabilirler. 4. yoğunluk KH'ye mezun olabilmek için, adayların genellikle tek başına çalışması gerekir, çünkü kendine hizmet fikrinin kendisi paylaşımı genellikle arzu edilmeyen birşey olarak görür.
[/font=Verdana]

maiterya

#6
Sürekli sözü geçen ve son derece önemli olduğu anlaşılan bu ağ çalışması şimdi daha açık ve net anlaşıldı cevaplarımıza teşekkürler,bizler BH olarak kutuplaşmaya çalışırken olabildiğince ağ çalışması yapmalyız sonucu çıkıyor,içinde yaşadığımız sosyal ve ekonomik sistem tarafından hipnotize edilmiş hatta esir edilmişken bu ağır miskinlik haliyle ataleti yenip bir şeyler yapmalı ama ne ve nasıl ? Samimiyet dürüstlük adanma gerektiriyor Laura nın grubu yada Ra bilgilerindeki üç kişilik grup gibi gruplaar kurup çalışma yapılabilir ama bizim şu anda yapabileceğimiz şu anda yaptığımız gibi net üzerinden paylaşımlarda bulunmak sanırım.
 

bozadi

#7
Evet, şimdilik sadece bu ve uygun başka ortamlarda hayatımızın pozitif ve negatif gerçekliklerine dair algı, bilgi ve yorumlarımızı paylaşmak ve derinleştirmeye çalışmak bile birşey. Yıkım ve dönüşümün işaretleri toplumsal bazda gözardı edilemez hale geldikçe somut işbirliği ve dayanışma gerekliliği de netleşecek. İnşallah çok geç olmadan, ister bu ortamdaki bireyler olarak, ister herhangi bir ortamdaki herhangi bireylerle ve gruplarla birlikte sağlıklı dayanışma grupları oluşturabiliriz ve böylece yaklaşan gerçek ve mecazi fırtınalara ve afetlere dayanabilecek ve onları birer dönüşüm fırsatı olarak kullanabilecek bilinçte ve kudrette oluruz.

Buna gerçekten körü körüne bir kıyametten ziyade mümkün olduğunca bir eğlence gözüyle bakmak gerek. Buraya gelme amacımız bu sonuçta. Bu büyük öğrenme ve ilerleme fırsatından yararlanmak. Herkes yuvadan enkarne olmadan önce hangi koşullara, ne tür bir döneme / sürece enkarne olduğunu görüyor. Ama enkarne olunan ortam spiritüel bilinci ve çalışmayı boğma ve bastırma konusunda özellikle çok iyi donatılmış uzun zamandır. Negatif aktörler bu koşulları çok uzun zamandır hazırladılar. Dolayısıyla ciddi bir zorluk ve mücadele gerektiriyor gerçek ilerlemeler, işbirlikleri, yükselmeler.

Dediğin gibi hala ciddi ölçüde gaflet, uyku ve esaret koşullarına teslim olmuş durumdayız. Buna mahkum değiliz ama etrafımızda bizimle aynı gerçekleri gören insanların yeterli sayıda olmaması, yani mevcut durumun ciddiyetini görüp gerçek bir işbirliği yapabilecek bireyler / yoldaşlar bulma zorluğu elimizi kolumuzu ciddi oranda bağlayabiliyor. BH açısından tek başınalık çok daha zor gerçekten. Bakalım, inşallah önümüzdeki günlerde hem bu ortam hem de ilgili her tür başka reel ve sanal ortamda "gerçek" bir örgütlenmeye doğru ilerleyebiliriz.

Benim gerçek örgütlenmeden kastım, hiçbir belirli ideolojiye dayalı olmayan bir örgütlenme biçimi. Biraz fazla basit görünebilecek olsa da, insani bir örgütlenme. Aslında, ideolojik örgütlenmeler hala belirli bir güce sahip. Tamamen etkisiz değiller ve statüko devam ettiği sürece ideolojiler etrafında da bir ölçüde etkili bazı örgütlenmeler sağlanabilir ama zaman ilerledikçe bunun gerçek bir çıkış sağlamayacağı anlaşılacaktır görüşündeyim. Basit insani (pozitif / sevgiye dayalı ve sorumluluk içeren) dayanışmadan başka hiçbir şey işe yaramayacak bir süre sonra bence.

Ne kadar sahte bir hayat yaşadığımıza ve bunun bize ne kadar pahalıya mal olabileceğine uyanmak, bunu sorgulamak, bu konuda birşeyler yapmak, özellikle de adanmış bir grup faaliyetinde bulunmak gerçekten hiç kolay görünmüyor. Büyük yıkımlar biraz da bu yüzden değerli. Gafletten uyanmaya zorlayan bir yönü olabiliyor. Büyük atılımlar için teşvik ve imkan sağlayabiliyor.

Majisyen

#8
Nedendir bilmem ama forum dışnda insanların bilinçsiz olduğunu görüyorum.BH potansiyeli sürekli engellenmekte.Ayrıca bozadi gibi dostlar BHye önemli katkılar yapıyorlar bu sitede.Kendiminse fazla katkıda bulunamadımı düşünüyorum.Son zamanlarda da bir tutukluk var hissediyorum.BH yolunda daha iyi ne yapabiliriz? Ağ çalışmasyla burada konuşsak ben de herkes için faydalı olur kanaatindeyim.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bigsenfoni

#9
Ceviri icin tesekkürler bozadi,

sevgili dostlar sizinlere Ra bilgilerinin 71.celsesinden (18 eylül 1981 ilginctir ki kitabimdaki 18 sayfalik celsenin 8 sayfasi matbaa yada baski/baskici/baskincilar hatasi var!!! 8 sayfasi bos hemde bom bos baskiya bak...ya kardesim yapmayin böyle baskilar:-D)yukaridaki konularla ilgili oldugunu inandigim bazi paragraflari paylasmak istiyorum.Celsenin tamaminida gözden gecirmenizi tavsiye ederim...

SORU: Daha önce katıksız negatifliğin her şeyi kendi içine doğru çeken
bir çekim merkezi (deliği) gibi hareket ettiğini söylemiştiniz. Ben katıksız
pozitifliğin de tam aynı etkiye sahip olup olmadığını merak ediyorum.
Buna yanıt verebilir misiniz?
RA: Hayır, aynı etkiye sahip değildir. Pozitifliğin etkisi çok daha hafiftir.
Bunun nedeni de mutlak pozitiflik derecesine yaklaşmış olan bir
pozitifliğin özgür iradeyi güçlü bir şekilde tanıyıp kabul etmesidir. Yani,
negatif eğilimli bir varlık böylesine güçlü bir uyum ortamı içinde negatif
kutuplaşmanın çok zor olduğunu görebilir, ancak bu olanaksız değildir.
Öte yandan negatif kutuplaşma, diğer varlıkların özgür iradeleri
kavramını kabul etmeyen bir kutuplaşmadır. Bunun için de negatifliği
mutlak negatifliğe yaklaşan bir toplumsal bileşimde, diğer varlıklar
üzerindeki çekim sürekli ve güçlüdür. Böyle bir ortamda bulunan pozitif
eğilimli bir varlık, diğer varlıkların özgür irade sahibi olmalarını ister ve bu
yüzden de kendini, kendi özgür iradesini kullanamaz durumda bulabilir;
çünkü negatif eğilimli varlıkların özgür iradeleri diğerlerini fethetmek
üzerinde yoğunlaşır.
SORU: Lütfen söyleyeceğim cümlelerin ne dereceye kadar doğru
olduklarını belirtiniz. Büyü kavramı üzerinde genel anlamda
konuşacağım. Önce büyüyü tarif ediyorum: Büyü, bilinçte, isteğe bağlı
değişiklikler yapabilme yeteneğidir. Bu tarif kabul edilebilir mi?
RA: Bu tarif kabul edilebilir, çünkü ustanın taşımak zorunda olduğu yükü
anlatıyor. Sizin daha önce sormuş olduğunuz bir soruya değinirsek bu
daha iyi anlaşılabilir. Bu sorunuz tezahür etmemiş benlikle ilgiliydi. Büyü,
bir varlığın aklında, bedeninde ve ruhunda, kendi tezahür etmemiş
benliği ile çalışmasıdır; bunların hangi orandaki bir karışımıyla
çalışılacağı ise çalışmanın özelliklerine göre değişir.
Bu çalışmalar, çivit rengi ışın enerji merkezinin faaliyete geçirilmesini
sağlayarak kolaylaştırılabilirler. Çivit rengi ışın merkezi ise bütün enerji
merkezleri gibi deneyimlerle beslenir, ama diğer bütün merkezlerden çok
daha farklı olarak bu merkez en çok bizim kişilik disiplinleri dediğimiz
şeylerle beslenir.
SORU: Bir beyaz büyü töreninin (ayininin) amacı, bir grubun bilincinde
değişiklik yaratmaktır. Doğru mu?
RA: Bunun mutlaka olması gerekmez. Sizin beyaz büyü adını verdiğiniz
çalışmanın, sadece kendini ya da çalışma yerini değiştirmek üzere
yapılması da mümkündür. Bu çalışma, kendi kendine, sevgi ve ışığa
doğru kutuplaşmak için yardım etmenin, gezegensel titreşime de yardım
etmek olduğu bilinerek yapılır.!!!(bir önceki kasyopya celseleri (Pierre) Bu süper güçlerin başlangıcı!)
SORU: Bilinçteki değişiklik, başkalarına hizmete, her şeyle bütünleşip bir
olmaya ve hizmet edebilmek amacıyla bilgi edinmeye daha çok
yönelmeyle sonuçlanmalıdır. Bu doğru mudur ve başka sonuçlar da
istenir mi?
RA: Bunlar övülmeye değer cümleler...

Kalbiniz temiz ,gözünüz acik olsun





DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Majisyen

#10
Kendi özgür irademizi kullanamayacak duruma gelmek...Toplum bunu dayatyor.Bu kısır döngüyü kırmamız gerek.Bunu denedikçe KH sistemi hepimize tiksinti veriyor.Laura ve grubu kendi kendini destekliyor ve gruba arada yeni kişiler de giriyor arada.Bu iyi bir şey.Kendimi özgür iradem var diye avutuyorum ama sonra duruma baktığımda KH toplum yapısının ciddi ölçüde bunu baltaladığını görüyorum.Beklemediğim davranışlar geliyor beklemediğim kişilerden.Aslında en büyük motivasyonumuz dünyanın bir iluzyon olması.Fakat çok güçlü bir iluzyon. O sert darbeleri hep ensemizde dünya hayatının.Lakin tünelin ucunda ışığın olması güzel yine de.Bu forumun varlığı nedeniyle hepinize müteşekkirim.Birbirimizin ışığıyla aydınlanabiliyoruz ancak.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Tgur

#11
Bozadi çeviri için teşekkürler,

Tünel ışığının pırıltısından gözlerini kaçırmayan bu kıymetli dostumuza belirttikleri yanında hemen bir şeyler söylemek istiyorum,
KH baltasının kesemeyeceği bir duruma gelebilmek, algılama özelliğini alabildiğine değişken bir yapıda tutmakla olur kanaatimce,

Ne demek istiyorum,

Günümüzde hırsızlık ve yolsuzluğu makul bir davranış haline getirmeye çalışan bir çaba var ,kh nin şu ana kadar görülmemiş bir toplu harekatı ,bu baltanın kesemiyeceği bir duruma gelmek, olanı yorumlayan bilincimizi çok zor da olsa değişken algılarla değiştirmek ile mümkündür .Tabidir ki bu balta sizi topyekün ortadan kadıracak keskinlikte üzerinize geliyorsa parat (kendini kollama) tedbirleri alınmalıdır , bu da onun kurallarını geçici de olsa oynamakla olur..

Bu hal dışında algılamamızı şu yönlere kaydırabiliriz,

Denge mutlaka yapılanları ödeyen duruma sokar ,en bariz evrensel kuraldır,

Belki de bu durum bir milletin/gurubun karma ödentisidir,

Uyanmayan gurubun uyanmasını hızlandıran bir durumdur ,zira aksaklıklar bozukluklar anormal bir yığın halinde yükselmektedir yani bulunduğumuz oda attığımız çöplerle dolmakta ve kokuşma sonu çıkan gazlar  herkesi zehirliyecek yoğunluğa gelmektedir,

Uyanmışsak, uyuyanları uyandırmak için Robinson yaşamından artık sıyrılıp bildiklerini karşı bilincin bilgi ve algı dercesini de kollayarak aktarmak, vicdansal gerçekleri vurgulamak için faaliyete geçmek olmalıdır,

Tam bu noktada sosyal medyayı kullanmak olur mu acaba diye meraklandım,
Meraklandım çünkü hiç kullanmadım,yabancıyım ,bilmediğim konuda ise bir şeyler söyleyemiyorum belki bu konuda aydınlatıcı tecrübeleri olan dostlarımızdan açıklamalar olabilir

Konuyu sosyal medya üzerine çekmek isteğim mevcut hayat içerisinde toplumun büyük bir kısmının kullandığı gerçeği göz ardı edip inzivada kalmak hatasını işleme endişesidir.



believer planet

#12
"Bir ışık, bilgi ve hakikat aleminden bir karanlık, cehalet ve yalanlar alemiyle iletişim kurduğunuzu düşünün. Ve alıcının gerçeğe yönelmesini istediğinizi düşünün. "


sanırım şu cümle, mevcut yaşam düzlemimizdeki illüzyonları , karışıklığı , yanlış seçimleri ve herşeyi açıklıyor.
herşey mümkün

bozadi

#13
Var olun dostlar. Şu ortamdaki küçük bir çaba ve niyetimiz bile birşeyleri etkiliyordur eminim ama biz yine de çabalarımızı giderek daha organize, güçlü ve somut hale getirmenin yollarını açağız, açıyoruz düşüncesindeyim. Hiç beklemediğimiz anlarda çeşitli kritik kütleleri aşarak bugünlerden çok daha uyanık ve güçlü hale gelebileceğimize inanıyorum birlikte. Çabalarımız daha somut bir hale geldikçe, sanal ve reel tüm ortamlarda da sesimizi duyurmamız daha imkanlı hale gelecektir.

maglor

#14
Çeviri için teşekkürler bozadi,kendi adıma çok yararlı bir celse oldu.Bir yerlerde hata yapıyorum,okuyamıyorum bir türlü.Dünyanın bu ortamında yaşayabilmek çok zor geliyor.KH sizi hiçbiryerde rahat bırakmıyor,hedeflerinizi gerçekleştirmeye çalışırken...İşte burda ağ çalışması çok önemliymiş bunu anladım kendi adıma.