Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

10 Şubat 2018

Başlatan bozadi, 12 Şubat 2018, 16:44:13

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

bozadi


Celse Tarihi: 10 Şubat 2018

Tabla başındakiler Laura, Andromeda ve Artemis

Pierre, Joe, Ark, Possibility of Being, Chu, Niall, Mikey, Scottie, Harika Köpek Noko, Ay Modülü, Prenses Leia

S: (L) Tarih nedir? 10 Şubat 2018. Olağan şüpheliler burada. Bu beyin eğitimi şeyini yapmanın bize beyin güçleri kazandırıp kazandırmayacağını merak ediyorum. Biliyorsunuz, solitaire oyunum var. Eski XP sürümü ve kazandığında kartların hepsi ekranın altına zıplıyor. Benim için bu çok rahatlatıcı. Üç konfigürasyonda aşağı düşüyorlar: Beyaz kenarlar, gri kenarlar veya siyah kenarlar. Ben hep kaç siyah kenarlının düştüğünü sayıyorum... çünkü bu bir çeşit...

(Artemis) Bir OKB (obsesif kompülsif bozukluk) oyunu!

(L) Hayır, sanki...

(Ark) Nadir.

(L) Evet, siyah olanlar nadir. Bu yüzden her zaman kaç tane siyahın geleceğini tahmin etmeye çalışıyorum. Ve bazen siyah olanların sayısını artırmaya çalışıyorum ama pek başarılı olamadım. İkinci nörolojik geri bildirim seansımdan sonra, sekiz tanesinin siyah olmasını sağladım. 52 kartın ortalaması yaklaşık dört siyah kart. Normali bu. Sekiz tane yapabildim, ve bir gün DOKUZ yaptım!

(Pierre) Peki 10 tane yaparsan, bu özel bir beyin gücüne sahip olduğunun reddedilemez bir kanıtı mı olur?

(L) 8 tane yapmanın bile tartışılmaz bir kanıt olduğunu düşünüyorum! Bu aptal oyunu yıllardır oynuyorum! En azından 14 yıl önce Fransa\'ya geldiğimizden beri...

(Pierre) K'lara sorabilirsin. Nörolojik geri bildirim özel beyin güçleri sağlıyor mu?

(Joe) Özellikle Windows XP\'deki solitaire ile ilgili olarak... [kahkaha]

(L) Bilemiyorum... Belki de yalnızca beyin durumunu yansıtıyor?

(Pierre) Yani rahat olduğunda daha fazla siyah kart olmasını mı sağlıyorsun?

(L) Evet. Peki... Merhaba? Kimse var mı? Çene çalıyorduk.

C: Fiyoinya Kasyopya gelecekten genetik kodlayıcı.

S: (Artemis) Bizi mi kodlayacaksın?

C: Yakın

S: (Artemis) Gelecekteki Scottie veya Mikey gibisin sanırım?

C: Yakın

S: (L) Genlerimizde gelecekten geçmişe geri gönderilen bilgiler olduğu anlamına mı geliyor bu?

C: Evet

S: (L) Çok ilginç. Daha şimdi bu nörolojik geri bildirim olayından bahsediyordum. Bilgisayarımdaki solitaire oyunundan bir çeşit geri bildirim etkisi fark ettim. Oyunun sonunda belirli olaylar meydana getirmekle kalmayıp, ikinci nörolojik geri bildirim seansından sonra iki kat daha fazla oyun kazanmaya başladım. Bu gerçekten nörolojik geri bildirimin bir etkisi mi, yani bu tür bir beyin gücü artırma özelliği var mı?

C: Bazıları için, evet.

S: (Artemis) Olağanüstü kazanış!

(Pierre) Yani, önceden bazı yeteneklerin mi olması gerekiyor? Bazı insanlar nörolojik geri bildirim yapsalar bile böyle sonuçlara ulaşamayabilirler...

C: Evet

S: (Pierre) Peki Laura\'da kartların rengi gibi rastgele olayları etkileyebilecek kadar özel olan şey nedir?

C: O şekilde doğdu.

S: (Artemis) Belki bununla doğdu...

(Andromeda) Belki de sırrı Maybelline!

C: Genetik PK yeteneği.

S: (Andromeda) X-man gibi.

(Pierre) PK diyorlar, yani psikokinezi. PK, solitaire ile sınırlı değil.

C: Evet

S: (Artemis) Bazen çok garip şeyler oluyor, örneğin odamda birşey arıyorum ve sonra aradığım şeyi elimde tuttuğumu fark ediyorum ama az önce onu elimde tutmadığımı kesinlikle biliyorum. Çok garip birşey ve sanırım bununla ilgili olabilir.

C: Genetik kodlama.

S: (L) Tamam, sorularımız neler?

(Pierre) Hala bu kodlama meselesini anlayamadım... Çekim oyunu hakkında sorular sorduğumuzda da buna değindiler. Kızların bilinçaltından şifre çözdüklerini söylediler ve şimdi benzer bir konudan bahsediyoruz: PK. Ve yine kodlamadan bahsediyorlar. Genetik kodlama... Kodlanan ve kodu çözülen nedir?

(Artemis) Biz kod bükücüler miyiz?

(Joe) Son kod bükücü.

C: Kodlar enerji dalgaları olarak ifade buluyor.

S: (Artemis) Matrix gibi düşün, Neo Matrix'in kodunu gördüğünde onu etkiliyor. Onun gibi bir şey.

(L) İfade diyorlar... Kodlar bilgi. Bilgi olarak saklanırlar. Enerji olarak ifade buluyorlar. Bu durumda, çekim nihai kodlayıcı veya nihai bilgi mi, ve elektromanyetizma da bilginin bir ifadesi mi?

C: Evet

(Pierre) Peki eğer PK\'de kodlar söz konusuysa ve kodlar enerji dalgaları olarak tezahür ediyorsa, bu dünyada PK\'nin bazı enerjisel fenomenlere dayalı olduğu anlamına mı geliyor bu?

C: Evet

S: (Pierre) Bu bana göre çok bulanık. Birisi psikokinetik birşey yaptığında, enerjiye ne oluyor? PK olmayan bir olayın özelliği nedir? Enerji sıkıştırılmış, saptırılmış, değiştirilmiş durumda mı oluyor?

(L) Neden bahsediyorsun? PK ile PK dışı olaylar arasındaki farktan mı?

(Pierre) Diyelim ki bu kristali uzaktan hareket ettiriyorum. Deneyimci ile eşya arasında PK var. Peki enerjisel olarak burada neler oluyor? Sorum bu.

C: Bilgi gönderiliyor.

S: (Pierre) Birey tarafından maddeye bilgi gönderiliyor, enerji biçiminde?

C: Evet telefon etmek gibi.

S: (Pierre) Elektromanyetik bir şekilde ve sonra...

(L) Kod çözülüyor. Pekala, sonraki soru?

(Artemis) Pierre hala merak ediyor... [kahkaha] Peki, gönderilen bu bilgi, aslında ışık göndermek gibi, değil mi?

C: Yakın

S: (Chu) "Healing Developmental Trauma" (Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi) kitabı hakkında... Daha önce bununla ilgili tartışıyorduk ve geliştirdikleri hayatta kalma tarzı ne olursa olsun hemen herkesin bağlantı sorunları var gibi görünüyor. İhtimallerden biri, insanların bu gerçeklikte buna \"yaşam planlarının\" bir parçası olarak ihtiyaç duyuyor olmaları, yani acı çekme yoluyla öğrenmeyi hızlandırıyorlar. Ve/veya bir diğer olasılık olarak, 4KH varlıkları acıyı artırmak için müdahalede bulunuyorlar.

C: Bazı durumlarda ikisinden de bir miktar neden olmasın? Ve \"geçmiş yaşam\" etkilerini unutmamak gerekir.

S: (L) Sezgilerimi takip ederken rastladığım bu son kitaplar konusunda fark ettiğim birşey var. Bu ekmek kırıntılarını izlemek gibi birşeydi. Samenow konusunda böyle oldu ve sonra da Gelişimsel Travma kitabı. Temel olarak, değişiklikleri şu anda yapmak ve yanlış olana çok fazla odaklanmamak şeklinde özetlenebilecek bu iki yaklaşım, Gurdjieff örneğinde olduğu gibi İş/Çalışma dediğimiz şeyin belki de en pratik ifadeleri. Kitaplar arasında ilerledik ve hepsi resme birşeyler kattı. Ama sonunda öyle basit, pratik bir düzeye geldi ki, neredeyse kimse bunu kaçıramaz. Yapmakta olduğumuz bu küçük deneyden çok derin birşey çıkacağını hissediyorum.

C: Öyle. Alıcılık becerisini geliştirmeye yönelik gerekli süreçleri başlatmak üzere, grubunuzdaki herkesin bu kitapları okumasını tavsiye ediyoruz. Şimdiye kadar bloke olmuş olanlar, eğer alma yetenekleri varsa bu kaynaklar yoluyla blokajlarının çözüldüğünü görecekler.

S: (L) Yani diyorsunuz ki okuyup anlayanlar... Bunun olduğunu gördük aslında! Okuyorlar ve GERÇEKTEN anlıyorlar. Kendi zihninin düşmanın olabileceğini söylediğinde bunu anlamayan bazı insanlar, düşünce hataları ve duyguların düşünceleri izlediği konusu vb. hakkında bilgi edindikçe sonunda anlatılmaya çalışılan şeyi anlıyorlar. Duyguların düşünce üretebileceği de doğru sanırım ama duygularını düşüncelerin yoluyla kontrol edebilirsin.

(Pierre) Bazı üyeler için farkındalık artışları çok derin. Sadece entelektüel bir egzersiz değil, derinden hissediliyor.

(L) Evet. Jonathan Haidt zihin-beden sistemi hakkında bir filin binicisi tanımlamasını yapıyor. Duygular fil, bilinçli zihin de binici. Sanki hiçbir binici fili gerçekten kontrol edemezmiş gibi oldukça kasvetli bir tasvir yapıyor. Ama filinle ilgilenmede Paul'ün stoacı yöntemiyle birlikte Samenow'ı ve İşi izlediğinde, binicinin büyümesini ve güçlenmesini sağlayabiliyorsun aslında. Belki de ona filini kontrol etmesi için bazı araçlar verebilirsin. Durum bu mu?

C: Evet

S: (L) Gelişimsel Travma kitabı, neler olup bittiğiyle ilgili bilgi sahibi olma zorunluluğundan bahsediyor. Yukarıdan-aşağıya meselesi. Hayatta kalma tarzını ve düşünce hatalarını bilmen gerekiyor, böylece onları takip edebilirsin. Ayrıca, uzun zamandır bu düşünce hatalarıyla yaşayan veya büyüme sürecinde belirli bir duruma tepki olarak düşünce hatalarını geliştirenler, huysuz ve rehberliğe ve yönlendirmeye yanıt vermeyen bir file sahipmiş gibi oluyorlar. Aşağıdan-yukarıya tedavisi de buna dayalı. Nörolojik geri bildirim muhtemelen en etkili yol gibi göründü bana çünkü beyni sakinleştirmeye yardımcı oluyor, böylece filin binicisi büyümek ve gelişmek için fırsat buluyor.

(Pierre) Evet, doğru anlıyorsam, nörolojik geri bildirim filin tüm gücü ele geçirdiği sempatik moda geçişi önlüyor; bir kez sempatik moda geçtiğinde, bu kontrol edilemiyor.

(L) Evet, amigdala gaspı.

C: İyi benzetme.

S: (L) Binici ve fili mi kastediyorsunuz?

C: Evet

S: (L) Tamam. Binicimizi büyütüp ona fili daha iyi kontrol edebileceği araçlar vermemiz mümkün mü?

C: Evet

S: (L) Haidt çok kasvetli bir resim çiziyor... Sanki ASLA filin kontrolünü ele geçiremeyecekmişsin gibi.

(Pierre) Siyah-beyaz birşey değil bu. Biraz şuradan biraz buradan birşeyleri düzeltebileceğini söylüyor.

(L) Tamam, başka?

(Mikey) Benim sorum da benzer. 1994\'teki celselerden birinde K'lar kişinin bunu seçmesi halinde yalnızca olumlu duygulara sahip olabileceğini söylediler. Ve sonra inanç merkeziyle bağlantı konusuna değindiler. İnanç merkezini geliştirmenin yararlı olup olmadığını bilmek isterim çünkü fizikselliğimizi ve realitemizi değiştirmek için gereken en fazla gücün inanç merkezinde olduğunu da söylediler. Bu ilginç görünüyor. Üzerinde çalışmamız gereken birşey mi bu? Ve nasıl yapılır? İnanç bir gerçek midir yoksa ilüzyon mu?

(L) Önceki bir celsede Joe böyle bir şey sormamış mıydı?

(Joe) Tüm inançlarından kurtulman gerekiyor, eğer sınırlayıcı inançların yoksa gerçekliği değiştirebilirsin. Tamamen açık olmalısın, o zaman bilgi alanını okuyabiliyorsun veya bunun gibi birşey. O zaman birşeyi değiştirebilirsin belki.

(L) Şeylerin nasıl olacağına dair beklentilerden veya varsayımlardan kurtulmak gibi.

(Joe) Çünkü bunlar kısıtlayıcı ve resmin tamamına sahip değilsin. Öyle işlemiyor. İnsanlar adeta kafalarından çıkan bir ışınla gerçekliği veya istedikleri herhangi birşeyi değiştireceklerini falan sanıyorlar. Ama bu daha ziyade, bir şeye angaje olduğun çift yönlü bir süreç gibi. Zaten var olan, objektif bir şekilde gerçek olan birşeyle uyumlanman lazım o değişim potansiyelini tezahür ettirebilmek için. Birşey hayal edip onu gerçekleştirmek gibi birşey değil bu. Doğru mu?

C: Evet

S: (L) Gerçekliği değiştirme gücünün aklın inanç merkezinde olduğunu söylediler. Ama sonra duygularla ilgili birşey söylediler. Sınırlayıcı olan duygular ve ilerlemeye yardımcı olan duygular... Yani, belki de, eğer varsa, geliştirilmesi gereken inanç, sınırsız olasılıklara inanç ve aynı zamanda evrenin ve sürecin iyiliğine. Öyle mi?

C: Evet evet evet!

S: (Joe) Kullanılan bir diğer ifade, 4Y\'ye geçmeden önce yapman gereken şeyin tamamen sınırsız bir şekilde düşünmek olduğuydu. Bu, var olan herşeyi düşünmek zorunda olduğun anlamına gelmiyor, ama...

(L) Açık olman gerekiyor.

(Joe) Evet, beklenti yok. Şeylerle ilgili katı ve dogmatik inançlardan kurtulmak gerektiği anlamına geliyor.

(L) Ve sanırım konu ilginç bir şekilde bu \"Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi\" kitabına geri gelmiş oluyor. Erken travma sorunlarından biri, çocukların evrenin güvenli bir yer olmadığına veya korkunç olduğuna inanmaya başlamaları. Düşünme hatalarına yol açan tamamen yanlış fikirlere sahip oluyorlar. Daha konuşmaya bile başlamadan önce meydana gelen birşey bu....

(Pierre) Ve çok sınırlandırıcı.

(L) Ve bunlar muhtemelen nörolojik geri bildirimin başka herşeyden daha kolay düzeltebileceği şeyler, çünkü bunlar zamanla devam eden belirli bazı beyin dalgaları üreten şeyler. Onlara ulaşmanın başka yolu yok, çünkü daha konuşma yeteneği gelişmeden önce meydana gelen birşeyi konuşarak halledemezsin! Bir çeşit vücut terapisine girebilir, terapistle yıllar geçirebilirsin, fakat gidip doğrudan beyin dalgalarını değiştirmek varken bunu neden yapasın? Beyin dalgalarını değiştirirsen, beyin değişecektir. Doğru mu?

C: Evet evet evet!

S: (Mikey) Yani yapılması gereken, olumsuz inançlardan kurtulmak, sonra olumlu inançları bulmak ve böylece herşey yoluna girecek, öyle mi?

(Artemis) Hayır

(Joe) Hayır, olumlu inançlar değil.

(Andromeda) İnançlar sınırlandırıcı.

(Joe) Herhangi sabit, katı inançlar. Okuduğumuz tüm o kitapları düşünün. Bilgi toplamıyoruz, bildiğimizi sandığımız şeylerin yanlış olduğunu keşfediyoruz. Okuduğun kitaplardaki bilgiler, daha sınırlı olan inançların yerini alıyor, bu da sana herşeyle ilgili daha geniş bir perspektif sunuyor. Ancak bu hala gerçeğin tamamı değil. Ne kadar çok kitap okursa oku, \"Bunu kesinlikle biliyorum!\" diyemezsin. Aslında öğrenme süreci, sınırlandırıcı inançlarla ilgili şeylerden kurtulmakla ilgili.

(Pierre) Bu tartışmadan anladığım, sağlıklı inançların sınırları kaldıran inançlar olduğu...

(L) Neden herhangi birşeye inanalım?

(Pierre) Evet, inançlar tanımı gereği sınırlayıcıdır. Buna inanmıyorsan, şuna inanıyorsun. Sanırım sınırsız inançlar, inanç kavramının kendisinin ötesine geçiş gibi. İnançların ötesine geçiyor.

C: Küçük çocuklar gibi olun...

S: (Artemis) Meraklı, ama önyargı veya inançlar olmadan.

(L) Ve maceracı, deneyime açık ve herhangi bir inançla şekillenmemiş. Ve umulur ki, gelişim sürecinde travmaya uğramamış küçük bir çocuk! [kahkaha]

(Chu) Bence bu, kitapların söylediklerine geliyor, yani eğer şu andaysan, yanlış inançları bırakıyorsun. Geçmişte yaşamak yerine, tekrar merak sahibi olduğun bir haldesin. Sonuç olarak bu olumlu bir duygu, ama normalde anladığımız, arzuya dayalı düşünceyle ilişkili pozitif duygular gibi değil.

(Andromeda) Doğru.

(Chu) Hayatı bir deney olarak yaşamak gibi ve...

(L) \"Şimdi ne olacak bakalım...\" gibi

(Andromeda) Fakat halen gerçekleşen birşeye yanıt olarak olumsuz duygular hissetme yeteneğin var. Ki bu normal birşey.

(Pierre) Pek çok PK olaylarında veya paranormal olaylarda çocuklar işin içinde. Ve yetişkinlere kıyasla çocuklar daha az sınırlayıcı inanca sahipler. Bu nedenle de daha geniş bir olay yelpazesine bağlanabiliyor ve deneyimleyebiliyorlar.

(Artemis) Yani temel olarak, nörolojik geri bildirim artı okuma, insanların alıcılık yeteneklerini artırmalarına yardımcı olur...

(L) Okuduklarını uygularlarsa...

(Artemis)... evrendeki pozitif güçlerin kanalı haline gelmelerine yardımcı olur.

C: Evet

S: (L) Küçük bilgisayar oyunum beni çok şaşırttı. İlginç olan şey, deneme amaçlı bazı numaralar da yaptım. Onu kontrol etmeye çalıştığımda bunu engelledi.

(Pierre) Zihin durumun neydi?

(L) Açık ve \"Bakalım kaç tane yapacak?\" gibisinden bir izleyiş.

(Pierre) Ama bir ilgi vardı.

(L) Dikkat, ilgi, merak vardı ve...

(Chu) Çocuk gibi.

(Pierre) Daha fazla siyah kart istedin mi?

(L) Daha fazla siyah istedim, evet.

(Pierre) İşte, niyet vardı. Ama zorlayıcı değildi.

(L) Hayır. Sadece \"Siyah olanları seviyorum! Kaç tane olacak?? Kaç tane?\" gibiydi.

(Joe) Kullanması faydalı birşey bu çünkü olacak olanı belirlemenin yolu yok. Bilgisayarın bu seçimleri nasıl yaptığını bilmiyorsun. Ama diğer alanlarda, birşeyin nasıl olması gerektiğini bildiğini sanıyorsun ve "ŞU ŞEKİLDE olacak" gibi doğrudan bir etki yapmaya çalışıyorsun. Ama bilgisayardaki süreç kendi kendine oluyor. Bir kart bir tarafa zıplıyor, diğeri diğer tarafa veya bir tanesi belirli bir renkte, diğeri başka bir renk. Nasıl işlediğini veya işlemesi gerektiğini bildiğin şeylerden ziyade bu tür bir şeyle yapmak daha kolay bunu.

(Andromeda) Veya nasıl olması GEREKTİĞİNE dair bir inancın var...

(L) Çok sayıda insanın bloke olduğu yer de orası. Birşeyin nasıl olması gerektiğine karar veriyorlar.

(Pierre) Yanlış inanışlar. Birçok kişi, bilgisayarın ürettiği şeyin rasgele olduğunu sanıyor.

(L) Sanırım bilgisayarlar psişik ve zihinsel enerjiye karşı çok hassas.

(Pierre) Elektrik.

(Ark) PK hakkında bir sorum var. Şöyle bir deney yapılmış: Bilgisayar bu tür rasgele sayılar üretiyormuş. Yazı-tura gibi. Sıfır ya da bir. Sayılar üretilmiş ve kasede kaydedilmiş. "Sıfır" olduğunda, sol kulakta ses olarak kaydedilirken, "bir" ise sağ kulakta bir ses olarak kaydedilmiş. Yani, sonucu dinliyorsun. Bu şekilde bir kaset kaydedilmiş ve bu kasetin bir de kopyası yapılmış, yani aynı kasetten iki tane var. Birkaç gün sonra bu kasetlerden bir tanesi bir kişiye verilmiş ve bu kişinin görevi kaseti dinleyip, diyelim ki sağ kulakta daha fazla ses olmasını arzulamakmış. Ve başarılı olmuş! Hem de kasetler GÜNLER önce kaydedildiği halde!

(Pierre) Geriye dönük PK mi?

(Ark) Evet, retro PK. Bu olabilir mi?

C: Evet

S: (L) Yani zaman yok.

(Ark) Zaman yok mu? Bunu sorgulamak için mi? [kahkaha]

(L) Hayır, retro PK zamanı veya birşeyi ihlal ediyor.

(Ark) Evet. Dalga fonksiyonlarından bahseden bir teori var. Bilinç dalgayı çöktüğü şekilde çöktürmeyi seçene kadar tüm olasılıklar açık. Yani kaset önceden kaydedilmiş olduğu halde, kişi sesleri duyana kadar kaydedilmemiş gibiydi. Hala o şekilde veya bu şekilde kaydedilme olasılıkları vardı. Ve kişi olasılıklardan birini çöktürdü.

C: Bingo! Kedi canlı mı yoksa ölü mü?

S: (Joe) O deneyde, rasgele sayılar bir kasede kimsenin duymadığı sesler olarak kaydedilmiş, değil mi?

(Ark) Evet. Kayıt sırasında kimse dinlememiş.

(L) Peki bu tür şeyler bizim nörolojik geri bildirimimizle etkileşime girerse ne yapacağız?

(Artemis) Girdi bile!!

C: Pek çok anormalliğe karşı dikkatli olun!

S: (L) Tamam. Sonraki soru?

(Pierre) InfraBed ile ilgili olarak, seansların süresi ve sıklığı açısından en iyi yaklaşım nedir?

C: Haftada 1-2 kez. Seans başına 25-40 dakika.

S: (Pierre) Başka bir soru: Yıllar önce bir celsede Nazi Almanyasının bir prova olduğunu söylemiştiniz. Bir sonraki sefer kim Nazilerin rolünü oynayacak ve Yahudilerin rolünü kim oynayacak?

C: Bunun şimdiye kadar anlaşılmış olması gerekir. Belirttiğimiz gibi, amaç gerçek Samileri gen havuzundan çıkarmaktı/r.

S: (L) Tamam... Sorum, ki bunu hiç bu kadar doğrudan bir şekilde sorup sormadığımdan veya hiç cevaplanıp cevaplanmadığından emin değilim, Sami nedir?

C: İki ana soydan oluşan Orta Asya genetik türü.

S: (Chu) Hangi soylar?

C: Kantek ve Homo Sapiens.

S: (Artemis) Kanteklilerin içlerinde en çok ışık ve süper güç taşıyanlar olduğunu söylememişler miydi?

C: Evet

S: (Artemis) Yani onların süper güçlerinden kurtulmak mı istiyorlar?

C: Evet

S: (Artemis) Şeytanca!

(L) Tamam, sonraki soru?

(Artemis) Biz Sami miyiz?

C: Evet

S: (Pierre) Yani Yahudiler biz mi olacağız?

(Artemis) Biziz.

(Joe) Hiç birimizin DNA\'sında Orta Asya yok, değil mi?

(L) Sanırım nihayetinde hepimiz Orta Asya\'dan geliyoruz.

(Joe) DNA sonuçlarımızda yok...

(L) I-ı! Tüm mitokondrilerimizi falan düşünürsen, her zaman oraya varıyorsun. Tamam, sonraki soru?

(Artemis) Tamam, tuhaf bir sorum olacak. Dünyada yaşayan ama Dünyada doğmamış herhangi bir insan var mı?

C: \"Doğmayı\" nasıl tanımladığına bağlı.

S: (Artemis) Bir kadının seni karnında taşıması... Bu sürecin nasıl işlediğini size anlatmam gerekiyor mu? [kahkaha] Tamam, yani olası bir deney ürünü olan, başka şekillerde doğan?

C: Evet

S: (Artemis) Yani Dünya'da farklı şekillerde doğmuş ve Dünya'da doğmamış insanlar var, değil mi?

C: Evet

S: Biliyordum! [kahkaha]

(Joe) Jordan Peterson hakkında ne düşünüyorlar?

C: Büyük ruh.

S: (Joe) Uzun süredir hakkında kehanette bulunulan \"Yardım yolda\" profiline en azından kısmen uyuyor mu? Kısmen bile olsa?

C: Kısmen. Ama aklımızda daha dramatik birşey var.

S: (Pierre) Komet bombardıman gibi! [kahkaha]

(Joe) \"Yardım yolda\" perdeyi indiriyor.

(Pierre) Komet bombardımanından bahsetmişken, yıllar önce bir celsede finans piyasalarının hileli olduğu söylenmişti. Her gün bunun kanıtlarını görüyoruz. Acaba bu finansal ilüzyonla ilgili gerçek ortaya çıkacak mı yoksa tamamen bağlantısız bir durumda mı?

(L) Bir kerede bir soru sor.

(Pierre) Finans piyasaları sonsuza dek gerçeklikten kopuk kalabilir mi?

C: Hayır.

S: (Pierre) Peki bir sonraki piyasa çöküşü finansal operatörler tarafından mı yapılacak yoksa finansal ilüzyonla ilgili gerçek ortaya çıkacağı için mi olacak?

C: Daha çok ikincisi.

(Scottie) Yani kısmen tasarlanabilir ama sonra gerçek ortaya çıkıyor ve herşey allak bullak oluyor...

C: Evet

S: (L) Evet, istedikleri zaman piyasayı çökertip sonra tekrar kaldırabileceklerini sanıyorlar.

(Scottie) Kesinlikle. Kontrol edebileceklerini sanıyorlar ama sonra: HOOP!

(L) Sonra kaplanın kuyruğunu tutmak gibi olacak.

(Scottie) Bence müthiş olacak...

(L) Başka birşey?

(Ark) Evet. 1996\'ya dönmek istiyorum. Kasım. Einstein\'ın göreceliliği hakkında. Şu sonuç çıkmıştı: Zaman bir boyut değil. Ve Einstein\'ın görelilik teorisi yalnızca kısmen doğru. Şimdi, eğer zaman bir boyut değilse ve Einstein\'ın görelilik teorisine göre zaman ve uzay birer boyut olduğuna göre, Einstein\'ın görelilik teorisinin hangi kısmı doğru?

C: Uzay.

S: (Artemis) Son Sınır...

(Ark) Tamam. Sonra bir noktada bilinç hakkında birşeyler sormuştum. Ve çekimin formülünü tersine çevirebilirsem bilinci anlayabileceğim şeklinde bir yanıt verildi. Ancak Einstein\'a göre çekimin formülü yine zamanın bir boyut olduğu uzay-zamana dayalı. Uzaya ve zamana dayandığı için başından itibaren yanlış olan birşeyi nasıl ters çevirebilirim?

C: Zamanın yerine bilinci koy.

S: (Scottie) Uzay-zaman yerine uzay-bilinç. Uzay-bilinç sürekliliği!

(Joe) Pierre provadan bahsetti ve bir sonraki sefer Nazilerin ve Yahudilerin yerinde kimler olacağını sordu. Bunun şimdiye kadar açık olması gerektiğini ve amacın gerçek Samileri gen havuzundan çıkarmak olduğunu söylediler. Bunun Batı dünyasını ele geçirmekte olan radikal sol ideolojiyle bir ilgisi var mı?

C: Evet

S: (Pierre) Gerçek Samiler, ekstra ahlaki tat alıcılara mı sahip?

C: Evet

S: (Pierre) Biliyordum!

(Joe) Yani bu radikal sol ideolojinin Batı toplumunda gerçekten aşırı bir noktaya gideceğini mi söylüyorlar?

C: Naziler gibi, deneyecekler.

S: (Pierre) Peki başaracaklar mı?

(Joe) Açık!

(Pierre) Bir afet onları durduracak.

(Joe) Nazileri durduran bir afet değildi. Rusya Anaydı.

C: Bekleyin ve görün!

S: (Artemis) Dünya dışında bir yerde doğmuş olan bu insanlardan herhangi birini tanıyor muyuz?

C: Hayır

S: (Artemis) Yani hiçbir ünlü Dünya dışında doğmadı... Tamam. [kahkaha]

(Pierre) Çok hayal kırıklığına uğradı. İstediğin...

(L) Bir tanesini incelemek istiyorsun, değil mi? [kahkaha]

(Artemis) Bilmiyorum, belki ünlü bir politikacı ya da aktör vardır...

(Artemis) Bir ünlü olmasını istiyordu!

(L) John McCain olmalı! [kahkaha]

C: Ha ha!

S: (L) Pekala, iyi geceler diyeceğiz. İyi geceler, iyi uykular!

(Artemis) Bekle, bitirmeden önce bize söyleyecek birşeyleri olup olmadığını soralım.

C: Hayır. Hoşçakalın.

CELSE SONU

Orijinal celse metni: https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,45486.0.html




Gavroche

#1
Belki de sırrı Maybelline! teşekkürler bozadi, eline sağlık..

gerçek tosun paşa

#2
Bozadi eline sağlık. Teşekkür ederiz. Yılın ilk celsesi tüm takipçiler için hayırlı olsun :)

yucelulu

#3
Çok teşekkür ederim.
 

Tgur

#4
Bozadi yine eşsiz açılımlar sunan bir celseyi bize hediye ettin,sonsuz teşekkürler,
-------------------------
" C: Küçük çocuklar gibi olun...
S: (Artemis) Meraklı, ama önyargı veya inançlar olmadan.
(L) Ve maceracı, deneyime açık ve herhangi bir inançla şekillenmemiş. Ve umulur ki, gelişim sürecinde travmaya uğramamış küçük bir çocuk! [kahkaha]
(Chu) Bence bu, kitapların söylediklerine geliyor, yani eğer şu andaysan, yanlış inançları bırakıyorsun. Geçmişte yaşamak yerine, tekrar merak sahibi olduğun bir haldesin. Sonuç olarak bu olumlu bir duygu, ama normalde anladığımız, arzuya dayalı düşünceyle ilişkili pozitif duygular gibi değil.
(Andromeda) Doğru.
(Chu) Hayatı bir deney olarak yaşamak gibi ve...
(L) "Şimdi ne olacak bakalım..." gibi
---------------------
Bu kısımda bilgi dağarcığımıza üzerinde bol durduğumuz kaygan zemine bağlı inançlar hali dışında "küçük çocuklar gibi" inanç duyma özelliğini ilave ettik ,ne mutlu..

Neron

#5
Teşekkürler bozadi. Retro PK ilginçmiş. Gerçek Samilerin gen havuzundan çıkarılma gayesi de öyle. Pek çok şeyi de anlamadan okudum. :)
 

gerçek tosun paşa

#6
harika bir celseydi. inanılmaz keyifli ve son zamanlarda kafamı yorduğum konular üstüne geldi. şimdi celseyle ilgili birkaç konuda link bırakıyorum isteyen incelesin.

https://npistanbul.com/neurobiofeedback-noroterapi-sinir-geri-bildirim-tedavisi
https://nbeyin.com.tr/sinirsel-geribildirim-tek-seansta-neler-yapar/

"Healing Developmental Trauma" (Gelişimsel Travmanın İyileştirilmesi) kitabından bahsedilmiş. Bu video yazar Dr. Laurence Heller ın konuyu temel seviyede ele alışıyla ilgili otomatik çeviriyle altyazılı izlenebilir ne kadar iyi olur bilemem ama fikir verebilir.
https://www.youtube.com/watch?v=xPhasHMSyas


Celselerde bahsi geçen Jordan Peterson ünlü bir klinik psikoloji çalışmaları yapan yazar. Kendine has geniş bir kitlesi var ve fikirleriyle son yılların önemli düşünürlerinden biri olarak görülüyor. Hakkında bilgi almak ve birkaç Türkçeye çevrilmiş videosunu izlemek için aşağıda link paylaşıyorum.
http://erkekadam.org/tag/jordan-peterson-turkce/

bozadi

#7
Ben de sizlere teşekkür ediyorum arkadaşlar.

(GTP arkadaşımızın verdiği linkleri tam bu mesajı yayınlamak üzereyken fark ettim, yapmaya çalıştığım açıklamalar açısından çok yerinde, güzel bağlantılar vermiş, mutlaka inceleyeceğim)

Andromeda ve Artemis'in "Belki bununla doğdu" ve "Belki de sırrı Maybelline" ifadeleri bir kozmetik reklam sloganına gönderme niteliğinde bir espriymiş, yeni öğreniyorum ama Türkiye'de bunun geyiği yapılmış epeyce:

Alıntı YapEklenti:

https://tr.instela.com/belki-de-sirri-maybelline--877154 adresinden:

maybelline firmasının kullandığı cıngılın türkçeye çevrilmiş hali. orjinali pek anlamlı ve hoşken türkçeye çevrildiğinde aynı etkiyi göstermez. ilk olarak 1991 yılında kullanılmaya başlanan orjinali 'maybe she's born with it, maybe it's maybelline' şeklindedir. yamuk bir tercüme ile 'belki bunla doğmuştur, belki de sırrı maybellinedir' demeye çalışır.

bu sloganın kullanıldığı reklamlarda tyra banks, sarah michel gellar gibi dünyalar güzeli kızlar boy gösterir. evet aslında hepsi doğuştan güzeldir ama reklamlarda güzelliklerinin sırrının 'belki de maybelline' olabileceği söylenir, böylece bu ürünleri kullarak tüketicinin de bir tyra, bir sarah olabileceği anlatılır. maybe ve maybelline kelimelerinin ses uyumu sayesinde slogan kulağa daha da bir hoş gelir. ama ne yazık ki türkçeye çevrildiğinde acayip bir slogan olup çıkmıştır.




Şu "amigdalanın gasp edilmesi" meselesinin araştırmaya değer olduğunu tahmin ediyorum. Aşina olduğumuz bir tema diye tahmin ediyorum.

K'ların "Küçük çocuklar gibi olun" cevabı İncil'den bir ayete gönderme sanırım:

Alıntı YapEklenti:

Bu sırada öğrencileri İsa'ya yaklaşıp, "Göklerin Egemenliği'nde en büyük kimdir?" diye sordular. İsa, yanına küçük bir çocuk çağırdı, onu orta yere dikip şöyle dedi: "Size doğrusunu söyleyeyim, yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz. Kim bu çocuk gibi alçakgönüllü olursa, Göklerin Egemenliği'nde en büyük odur. Böyle bir çocuğu benim adım uğruna kabul eden, beni kabul etmiş olur.

K'ların "Kedi canlı mı yoksa ölü mü?" ifadesi, Schrödinger diye bir kuantum bilimcisinin "gözlemin gözleneni etkilemesiyle" ilgili ortaya koyduğu ilginç bir paradoksla ilgiliymiş anladığım kadarıyla. Bkz. https://www.fizikist.com/schrodingerin-kedisi/

"Sami" (Semite) denen ırkın Orta Asya kökenli Kantek (parçalanan gezegenden getirilen "Ariler") ve Homo Sapiens karışımı olarak tanımlanması ilginçti. K'lar daha önce "Beyaz" ırkın Kafkasya civarında dünyaya ilk kez yerleştirildiğinden falan bahsetmişlerdi yanlış hatırlamıyorsam (İngilizce "Caucasian": Beyaz ırk), bu "Orta Asya" referansı da bununla bağlantılı olsa gerek, ama ne ölçüde alakalı henüz bilmiyorum. Hitler'in ve şimdi de bir şekilde global faşistlerin / İlüminati'nin gerçek Samileri ortadan kaldırma çabası göstermesi mevzusu oldukça ilginç ve üzerinde düşünmeye değer görünüyor.

"Büyük ruh" diye tanımlanan Jordan Peterson son zamanlarda K forumda tartışması yapılan, alıntılar yapılan bir şahıstı ama pek incelememiştim o başlıkları.

https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,45465.0.html
https://cassiopaea.org/forum/index.php/topic,45278.0.html

"ekstra ahlaki tat alıcılar" meselesi, Binici-Fil benzetmesiyle ilgili olarak celsede bahsi geçen Jonathan Haidt adlı şahsın kullandığı "ahlaki tat alıcılar" (ideal çevirisi bu mu, bilmiyorum) kavramıyla ilgili görünüyor. Bir örnek: http://www.theemotionmachine.com/6-moral-taste-buds-that-shape-our-morality/ Müsait vaktimde inceleyip görüş bildirmek isterim.

bozadi

#8
Bu arada Avrupa'da faşizmin radikal sol ideoloji üzerinden şahlandırılmaya çalışılacağı yönündeki ifadeler oldukça ilginçti, incelemeye çalışacağım. Bilgisi, haberi, gözlemleri, duyumları olanlar varsa, paylaşırsa sevinirim.

Majisyen

#9
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen bozadi

Bu arada Avrupa'da faşizmin radikal sol ideoloji üzerinden şahlandırılmaya çalışılacağı yönündeki ifadeler oldukça ilginçti, incelemeye çalışacağım. Bilgisi, haberi, gözlemleri, duyumları olanlar varsa, paylaşırsa sevinirim.


Çeviri için teşekkürler. K forumda sordum bunu. Verilen cevap daha çok ABD'nin kastedildiği yönünde. SOTT'da bu konular ele alınıyormuş. Şimdilik yüzeysel bir şekilde baktım SOTT'a vs.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

bozadi

#10
Çok teşekkür ederim Majisyen. Evet, aslında "Batı" dendi, "Avrupa" denmedi, neden aklıma sadece Avrupa geldi bilmiyorum.

Ve evet, ABD'de Cumhuriyetçi (sağcı) Trump seçildiğinden beri Demokrat (solcu(?!)) kesimin ciddi bir kısmı güya demokrasi savunuculuğu adına ciddi faşizan eğilimler koydular ortaya. Demek bunu kastediyorlarmış daha ziyade ve bu sürecin giderek tırmandırılacağını söylüyorlar :|

ogeday

#11
Teşekkürler bozadi
 

Scyth

#12
Çeviri için teşekkürler.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

bozadi

#13
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Scyth

Çeviri için teşekkürler.


Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen ogeday

Teşekkürler bozadi


Ben teşekkür ederim arkadaşlar :)

beyrutkapı

#14
Güzel celse. Duygular ve duygularımızın gerçekliğimiz üzerindeki etkisi hayli enteresan. Asıl gücü veren duygular ve duygular üzerinde çalışmanın bir yolu olarak zihin. Bir nevi aslan terbiyecisi. Ek olarak, bilgi almaktan beyin dalgalarını değiştirmeye kadar meditasyon da çok etkili bir enstrüman. Ayrıca derin meditasyona geçebilmek için bilinçli zihni devre dışı bırakırıp pozitif bir duygu durumuna ulaşabilmekse işin anahtarı. Demek ki duygu durumunun yaşadığımız gerçeklik yada sonsuz olasılıklardan hangisinin çökeceği üzerinde güçlü bir etkisi var. Bize öğretilenin tersine, gerçekliğimizle ilgili olasıklar söz konusu olduğunda milyonlarca olasılıktan hangisinin çökeceğine karar veren yani sonsuz bir yelpazede seçim yapan zihin değil duygular. Basit gibi görünen ama çok hayati bir bilgi. Buradan duyguların eğitilmesine ve duygusal hafızamız olan amigdalanın yeniden düzenlenmesine geçeriz ki, bu da bilgi, duygusal alışkanlıkların sorgulaması, programların ve blokajların kaldırılması anlamına geliyor sanırım. Aslında maharaj İn deyimiyle ihtiyaç duyduğumuz tek şey bu:temiz ve açık bir zihin. Negatif duygu durumlarıyla bulandırılmadan.
Ayrıca çeviri için sonsuz teşekkürler bozadi.