Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Yerim kendimi yerim ....:)))

Başlatan Pınar, 14 Nisan 2009, 16:07:11

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Pınar

#15
aaaaaaaaaaa!Birkaç belgesel izleyip gözlemlemem lazım, ancak biz çocukken maymun(goril) taklıdı yapardık bir de ses çıkarırdık aynen.Desene onlar da eft yapıyorlarmış.Bilseydim ses çıkaracağıma, "annemin bana kızmasına rağmen...., çok yaramaz bir çocuk olmama rağmen......." der yapardım taklidini maymunların (gorillerin).:))))))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#16
Eve ancak geldim, harika bir gece geçirdim.:))) Teşekkür ediyorum sevgili dostuma.:)))

Eve geliyoruz bindik otobüse, hiç beklemedik, durağa gittiğimizde otobüs oracıktaydı.Hemen atladık içime, heheehehe! Bir süre sonra Alsancak Limanı civarında otobüs durdu, bu teknolojik otobüsler hapşısan duruyorlar.hehehehe! Şöfor basladı hommurdanmaya, biri yanına gitti şöforün bağırdı çağırdı.hehehehhe! Saldırı modu bu, hemen olaya atlarlar.hahahahaha! Yanımdaki arkadaş bağırdı "arkadaşlar, bakın bakiim düğmelerden takılan var mı, ya da üzerine abandığınız"(bu saatte Alsancaktan pek ayıık adam binmez de) hahahaha! bir süre daha bekledik, yanımızdaki üniversiteli gruptan sesler yükselmeye başladı.
-İnip itsek olsak mı? (ülen koca otobüsü nasıl iticen, üstelik körüklü.hahahahhahhahaha!)
-şşşt, şöfor duyacak
-duyarsa duysun, biz yardım etmeye çalışıyoruz( körüklü yardım)
-kopuş hhahahahahahahhahaha!
İnanılmaz eğlendim yaaa, sonra otobüs çalıştı ve eve geldik.hahahaha!Harika bir yolculuktu..:))))

Giderken de bir aile bindi otobüse, Konak a gideceklermiş.ama otobüs Konak a değil, Gümrük e gidiyor.Konak 10dk.lık yol.Şöfor dedi, "abla Konak az bir yol yürüsünüz, Konak a giden otobüs uzun aralıklarla geliyor, beklemeye değmez.":)) Bindiler.Küçük bir oğulları vardı ve bir de sürekli sakız patlatan bir kızları.hahahahahha! Çok şekerlerdi yaa! Oğlan yarı yolda sorulara başladı.
-baba, biz nerede ineceğiz?
-......
-baba, bir şey sorabilir miyim?Biz kaybolduk değil mi?
-.............
- biz nerede ineceğimizi bilmiyorsak, demek ki kaybolmuşuz demektir.
-...........

Ya o an küçük oğlan çocuğuna sarılıp, " güvendesin, kaybolmadın.Aksine çık sahile yürü Konak a, ve ailenle olmanın tadını çıkar " demek geldi, ama yapamadım.İçimden söyledim.:)))

Ahhhh!Kahrolası çapalar, teee  ufacıkken atılıyor beynimizee!:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#17
Bu ara Manga'nın bu şarkısına takmış bulunuyorum, tanıdık geliyor bana sözleri.Sonra bir baktım, anaaaa! Ömerim Hayyamımın bir dörtlüğü var.hehehehhe! Gözünü severim dedim, sözlerini sizlerle paylaşıyorum.:))

Hepsi Bir Nefes

Hey kör anla bu yer bu gök boş
Bırak onu bunu gönlünü hoş tut
Hoş tutulmadan dağlar alemde
Hepsi hepsi bir nefestir
Gerisi boştur boş

Dünya ne verdik baksana
Hep acı hep dert
Boş ver dün de kalsın o acılar
Dinecek bir gün elbet
Yıllar günler gibi akmaya başladıgında
Kaldır kadehini sende şairin satırlarına
Şu üç günlük dünya da

Hey kör anla bu yer bu gök boş
Bırak onu bunu gönlünü hoş tut
Hoş tutulmadan dağlar alemde
Hepsi hepsi bir nefestir
Gerisi boştur boş..

Söz: Ömer Hayyam-ferman Sarıgül
Müzik: Yağmur Sarıgül-ferman Sarıgül
Albüm: Şehr-i Hüzün
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

Tasin Hikayesi
Genc bir Yonetici, yeni Jaguari icinde kurulmus, biraz da hizlica, bir mahalleden geciyordu. Park etmis arabalarin arasindan yola firlayan bir cocuk olabilir dusuncesiyle dikkatini daha cok yol kenarina vermisti. Bir seyin yola firladigini gorunce hemen fren yapti ama araci durana kadar gecen mesafede yola cocuk firlamadi. Bunun yerine, yepyeni arabasinin yan kapisina buyukce bir tas carpti. Adam hizlica frene yuklendi ve tasin firlatildigi bosluga dogru geri geri gitti.
Sinirlenmis olan genc adam arabasindan firladi ve tasi atan cocugu kaptigi gibi yakinda park etmis olan bir arabanin govdesine s?kistirdi. Bunu yaparken de bagiriyordu : Sen ne yaptigini saniyorsun serseri? Bu yaptigin ne demek oluyor? O gordugun yepyeni ve pahali bir araba ve attigin o tasin mahvettigi yeri duzelttirmek icin kaportaciya bir suru para odemek zorunda kalacagim. Neden yaptin bunu ?
Kucuk cocuk uzgun ve suclu bir tavir icindeydi. Lutfen, amca, lutfen kizmayin. Ben cok uzgunum ama baska ne yapabilirdim, bilemedim. Tasi attim cunku isaret etmeme ragmen diger arabalar durmadi. Cocuk, gozlerinden suzulen yaslari elinin tersiyle silerek park etmis bir aracin arkasina isaret etti. abim orada. Yokustan asagi yuvarlandi ve tekerlekli sandalyesinden dustu ve ben onu kaldiramiyorum.
Cocugun simdi hickiriklardan omuzlari sarsiliyordu ve saskin adama sordu : Onu kaldirip tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilir misiniz? Sanirim abim yaralandi ve benim icin cok agir.
Ne diyecegini bilemez halde, genc yonetici bogazindaki dugumden yutkunarak kurtulmaya calisti. Yerde yatan sakat cocugu kaldirip tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve utulu mendilini cikartip, cesitli yerlerinde olusmus ve kanayan yara ve siyriklari dikkatlice silmeye calisti.
Bir seyler soyleyemeyecek kadar duygulanmis olan genc adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavas yavas uzaklasan cocugun ardindan bakakaldi. Jaguar marka arabasina geri donusu yavas yavas oldu ve yol ona cok uzun geldi.
Arabanin yan kapisinda tasin biraktigi iz cok derin ve net gorulur sekildeydi ama adam orayi hicbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, su mesaji hic unutmamak icin sakladi :
Hicbir zaman yasamin icinden, seni durdurmak ve dikkatini cekmek icin birilerinin tas atmasina mecbur kalacagi kadar hizli gecme.
Yaratici ruhumuza fisildar ve kalbimizle konusur. Bazen, onu dinlemek icin vaktimiz olmuyorsa, bize tas firlatmak zorunda kalir.
Fisiltiyi dinle veya tasi bekle.
Secim senin.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#19
Çok güzel bir hikaye Pınar'cım, paylaştığın için teşekkür ederim.
 

Pınar

#20
Hepimiz ana bilgisayara bağlı terminalleriz.Bir terminalden girilen hatalı bilgi ancak o bilgisayardan düzelir ya da bir üst yetkisi olan terminalden.Sanıyorum yaşamın kuralı da böyle birşey, panik yapmadan açık yüreklilikle soru sormak ve hatalı davranışı dönüştürmek lazım.Bu güne kadar, bundan yana hiç korkum olmadı benim.Bildiğim doğruları ve öğrendiğim her yeni şeyi paylaştım insanlarla.Bu yüzden aşağılandım, kırıldım, hatta çok bilmiş yerine kondum.Buna rağmen hiç yılmadım hep anlattım, çözümlemeye çalıştım, cevabını bilmediğim her soruyu sordum.Sorduğum her soru bana yeni ufuk açtı, her çözümleme yepyeni kapılar...Ve tüm bu öğrendiklerimi önce özümseyip, kendi hayatıma aktardım ve gözlemlerimi bilgim dahilinde sundum insanlara...Çok zaman incindim, buraya kadar dediğim çok zaman oldu, ama içimdeki o coşku beni hep yeniden paylaşıma sürükledi.Ben yaşamımdaki en büyük farkındalığı yaşadım, paylaştıkça büyüdüğümü, büyükçe yeni şeyler öğrendiğimi ve bunları yine paylaşarak büyümeye devam ettiğimi farkettim. Hayatımdaki en büyük haz bu oldu hep, şimdi bunun farkındayım.Kendime ne zaman, "yeter! incindim, yoruldum" desem içimdeki o coşkunun daha yoğun parladığını hissettim.Öğrenecek o kadar çok şey var ki hayata dair, ve tüm bunları paylaşacak o kadar çok insan...

Paylaşmak derin bir nefes ise eğer ki benim için öyle, ben bu nefesi ciğerlerimi yakıp kavurmasına rağmen çekerim....
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Alemtac

#21
Pınar, şimdi msn den bağlanamıyorum :(( senin nedemek istediğini ben anladım, söyleyeceklerimi buradan söyleceğim....nedemek istediğini anladığımı sanıyorum ve lütfen. diyeceğim bu kadar, sen anlarsın dostum.
 

Pınar

#22
Hayatın dürtmelerinden son derece rahatsızım son günlerde...Spritüel olacağım diye popomo pırpır taktığımı farkettim.Hayattayım ulan ben, ne ölüyüm ne de yükselmiş varlığım çat burada olan çat diğer boyuta giden.İnsanım en basitinden...

Bir dostum var, her daim danışır bana.Ona dahi pırpır takma girişimi içinde olduğumu farkettim.Gözlerinin önünde dolaşan küçük cisimlerden bahsediyordu bana hep. Üçüncü göz diyordum,, yerim ben o üçüncü gözü...Pırpır ful çalışıyor ya, üçüncü gözmüş. Ne gözü kardeşim dedim kendime, bahar ayındayız ve tozlaşma başladı. Havadaki partiküller göze giriyor, normalde görmüyoruz ama gözün içine girince meret mikroskop altına tutulmuş gibi hücre gibi büyüyor.Üçüncü gözmüş, yerim o üçüncü gözü ben...İki gözden başka göz mü var bu beden de bee...Havadan göze geçen patikülleri görüyoruz bal gibi işte, uçan cinsine doğru kaymaya başlamışım haberim yok...Nerede kaldı akıl, muhakeme yeteneği...Ne derlerse eyvallah mı çekeceğim...Yıkamak lazım gözün içini işte, sık limonu ya da çay ile banyo yaptır geçsin 3. göz kalıntıları.hahahahahay! Spritüel olacağım diye, ayakları yerden kesmenin gerçeklere başka yakıştırmalar yapmanın bir anlamı var mı ki!Gözlerinizde uçuşan bir takım lekeler görürseniz, bilin ki toz partikülleridir, yıkayın geçer...

Spritüel ahmak olmaya başlıyorumuşum haberim yok....Dünya üzerinde yaşıyorum ben, ne başka bir gezegende ne başka bir boyutta...Aklın yolu BİR! Burada isem eğer bu sistemin kurallarına bağlıyım, gerisi hayal gücü ve paranoya...Üçüncü gömüş, inanamıyorum kendime yaa! Kendim bu batağa saplandığım yetmiyormuş gibi bir de milleti atlatmaya çalışıyorum uçurumdan.. Atlayın, bakın uçacaksınız! Çakılırsanız öte tarafta görüşürüz...:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#23
Ayyyyyy, bana daral geldi!!!!! Özgürleştireceğiz diye önüme konan sınırlardan çok sıkıldım.Bu bulunduğu ortama pislemesin diye, ipi az uzatılan köpeğin ipi gibi, dön dolaş aynı yer. Neyin çevresinde tavaf ediyoruz yahu! Hadi gezegenlerin başka bir seçeneği yok, diyemiyor ki uranüs "ay ben biraz da merkürün yanında gezineyim" mıhlanmış bir yörüngeye, dönüyor.Ama biz insalar öyle değiliz ki! Niye tek yörüngede dönmemiz bu kadar önemli! Offf! Çok sıkıldım çok, her defasında başladığım noktaya gelmiş olmaktan aşırı rahatsızım.Bana da bir sembol gönderin be yahu! Hehehhe!Bana gelen sembol kesin ya arı mayaya benzer ya da temel reisin safinazına.hahahahahaha!Sei he ki'niin lamaya benzediği gibi.hehehhehe!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#24
Yok vallaa, ben sustum artık.Anladım ki, ağzımdan çıkan her sözü yerine getirecek birileri var çevremde ve aslaaa yalnız değilim...Dersimi aldım dostlar, özür dilerim!:(
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#25
Pc'min ekranı mezarlığa döndü haa! Gelen ışığa yapışıyor ve ben de doğal olarak onları kağıtla ekrana monte ediyorum." Gel, ne olursan ol yine gel" ister küçük sinek, ister örümcek, ister sivri hiiç farketmez.:)) Levazımatçıya döndüm burada...:))

Bugün enteresan bir konuşmaya zorla kulak misafiri oldum.Atölyede çalışırken, yüksek sesle dedikodu yapan dükkan komşularımızın söylediklerine takıldım.Kim olduklarını görmesem de tahmin ettiğim birkaç kişi aralarında şöyle konuşuyorlar." Ben sarışın almam, esmer olacak" Bir an kaldım yerimde, " nasıl yani? Nerden alınıyor bu esmerler, sarışınlar" dikkatimi çekti dinlemeye devam ettim.:) Merak işte, ne yapacaksın..:) "sarışınları sevmiyorum abi ben" sarışınlar sana bayılıyordu zaten, bak az öteye barikat kurduk seni korumak için, hey yarabbim! "esmer olacak, esmer alacağım ben" off, nasıl irrite olduğumu anlatamam, adam sanki marketten bir kilo meyve alıyor."Abi, esmerin var mı? Versene bana şöle olgun, 50 kilo civarı" bu nedir yahu!! " Promosyon var mı abi? Hani bir esmer alana bir kızıl bedava.Ben sarışın sevmem de" ya da " Abi buna kredi kartına 12 taksit yapsak uyar mı?" İçimden neler geçiyor bil bilseler ve özellikle nasıl bir ayaklı bombanın yanında bunları konuştuklarını bilseler sanıyorum dükkana kilit vurup bir daha da gelmezlerdi.Sabrediyorum, öfkelenmeme kararı verdim yaa! Ama bravo bana, öfkelenmedim.hahahaha! Dinledim, dinledim, dinledim... Ama akşam kapıyı kilitlerken bir bakmışım yüzüne " ne oldu şimdi" der gibi kaldı komşu...Eyy, dedim.Yurdumun en güzel insanı!Geç kaldın geeeç!Sipariş şimdi mi verilir! Gelmişsin 30'una, en hızlı şekilde hazırlansa siparişin 9 ayda ancak dünyada.Eee, yaşına gelene kadar da bekleyeceksin, eder yaşın 48.Eee o yaşta da 18 yaşında bir esmeri elde tutabilme lüksün olmaz.Ölmüşsün baba sen ölmüşsün....
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Pınar

#26
Bugün bunu Gülay ile paylaştım ve sizlerle de paylaşma gereği duydum.Şubat ayı itibariyle  EFT ve meditasyon ile arınma turlarına başlamıştım.Hayatımda kabul vermediğim çok şeyin farkına vardım ve bunlar üzerine çalıştım ve kalan ufak tefekleri hala çalışmaktayım.Bugün farkına vardım ki, ben bu arınma süresi içinde bulunduğum her yerde hep bir çürük kokusu alıyordum.Bu yüzden tüm evi dip temel devirdiğimi biliyorum, odamı badana dahil tümden indirdiğimi.Ama geçmiyordu kahrolası koku.Evde herkese soruyordum "bu konu nerden geliyor böyle?" diye, aldığım cevap hep şu oluyordu "hangi koku?". Bugün, bir süredir bu kokuyu duymadığımı farkettim ve aklıma Osho'nun kitabında zikirler sırasında zihnin algıladığı kokular geldi.Tepemde bir ampül parladı aniden, onca zaman bana rahatsızlık veren o çürük kokusu aslında benim arınmalarım sırasında çıkan ve sadece benim duyduğum bir koku idi.Hatta Gülay'a " abooow, ben çürüyormuşum" dedim.:))Böyle enteresan bir durum işte.:) Paylaşayım istedim.:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#27
İnan buna ama gerçek,  ben de bazen "harika" kokular alıyorum, çok hafif ve iç gıdıklayıcı, çok hoş ve daha benzer bir çiçek veya parfüm bulamdım veya birinde koklamadım...Evet ama ben bunun yıllardır farkındayım, yani kokunun anlamının, hatta bir boyut olarak birara bilim insanları önermişlerdi...Ayrıca senin adına sevindim:))

Tiversonus

#28
Sevgili Pınar, bak bu konudaki düşüncem de sana "açık" olmadım ve bu konuda açık olarak düşüncemi söylemek istiyorum...Ben şimdi new age kanalının açıklamalarına bir söz söylemiyorum. Ben sadece düşündüklaerimi ışık/sevgi/bilgi adına söyleyecem.

Koku, beyindeki bir algılama merkezinde son bulur. Yani kimyasal madde olarak , burun, algılama v.s süreçlerden sonra evet son durak beyinde bir algıya dönüşmesidir. Dolayısı ile ben diyorum ki, karanlık enerjiler, negatif enerjiler, şeytanvari varlıklar, ortada bir kimyasal madde olmasa bile insan beyninde "kokuya neden olurlar"...Evet bu benim düşüncem ve elbette bunun bilimsel ve sezgisel bilgilerim ile desteklenmiş...Evet bu bilgi üzerinde düşünmeni ve gerekiyorsa, negatif enerji arınöasını hem eve ve hem de kendine yapmalısın...Ben bunları yazdım, eee elbette bu tür işaretler olduğunda ben hemen yapıyorum, ve bak bunun tersi muazzam bir sezgisel ve ruhsal dinginlik veren bazen de nefiis bir kokunun çıkmasıdır, sanki melek kokusu.

Dostum benim gerçek düşüncem bunlardı, dün paylaşmadığım için özür dilerim, ikiyüzlülük yapmış oldum:))

Ve asla asla bizden güçlü realitemizi yaratna bir şey yoktur. Biz seçersek ve uygularsak ışığı/bilgiyi/sevgiyi hiç bir negatif enerji veya titreşim bu ister kafamızın içinden olsun veya başka bir boyuttan olsun, yanımıza yaklaşamaz, yaklaşsa bile asıl olan ruh olduğundan işte burası bizim esas kimliğimizdir. Yinede mis gibi kokular alırız ve düşüşlerimiz yükselişe geçer. Evrende mis kokulu enerjilerde var ve dengesini arar herşey. Yani edilgen değil ancak yaratıcıyız, ve güzeli yaratma kapasitemiz var. Neden bunları açıkça yazıyorum, ben de bu süreçleri az veya çok eskiden yaşadım ve sadece güç bizde demek istiyorum.

Pınar

#29
Sevgili Tiversonus, ben beş aydır ne yapıyorum sanıyorsun. Bana niye saldırdığını bilmiyorum ya da benim yazdıklarımın sen de nasıl bir yankı bulduğunu. Ama şunu biliyorum ki, ben bunlara nötr kalmayı seçiyorum.
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)