Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Paylaşmak İstedim...

Başlatan maskesiz, 30 Mayıs 2010, 22:59:24

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

zer-zivi

#180
Gözden ameliyat olduğumda ilk gördüğüm kendi isyanlarımdı :)  Diğer gözdende olucam,  haliyle   sohbetlere katılmakta  zorlanabilirim bu günlerde. Mızmızlığımızla,şikayetlerimizle "bunu haketmedim" demelerimizle aslında  hep  aynı durumları kendimize çekmeye devam ediyoruz. Biliyorum, çünkü bende  aynı yolda epey süründüm,direndim. Yaradılışa tam güvenmeyi edinene kadar, evren bize hep haketmediğimizi düşündüğümüz durumları, koşulsuzca kabullenene kadar vermeye devam edecek. Ne zaman idrakine varıp "tamam sen haklısın evet,  şikayet etmiyorum ve kabulleniyorum senden  gelen ne varsa" dediğimizde  sorun çözülüyor. Kalp sevgi ve güvenin simgesidir. Kalp sorunları yaradılışa güven eksikliği ve  hayattan tad alamamaktan kaynaklanıyor. Düşünce gücüyle tedavi kitabını  okudunmu okumadınmı bilmiyorum ama   okumadıysan okumanı  öneririm. Onaylamaların "Evrene güveniyorum.Yaşamımı sevinç ve haz duyguları devindirmekte" vs gibi,  onaylamalar yapabilirsin ama bunu gerçekten isteyerek.Binkerede olsa tekrarlamakta fayda var.

Şunuda belirteyim  "yarım bileniz" hala :)

Sevgili Alemtaç nerde olursak olalım,olmamız gerektiği için ordayızdır. Bazen bir insanın sadece elini tutmak yada omzuna dokunmak belkide sadece gözlerine bakmak için ordayızdır. Ve bulunduğumuz her "an-ı" değerlendirmek gerek. Hiç bir şey sebepsiz ve boşuna yaşanmıyor. Her nefes, tekamülün ve yaratıcılığın gerekliliği için. Sevgiler....
 

Scyth

#181
Eğer bir gemi dolusu uyuyan insanla beraber yolculuk ediyorsak. Umudumuz, uyanımışımız ise; söylediklerimi yadırgıyabilirsiniz ama bu cehennem gibi gezegenin bir felakete ihtiyacı var. Gemiye çarpacak bir iceberg. Gerçekten böyle bir sistemin içinde özgün olunabilir mi?
Ezberden yaşanan peşpeşe hayatlar, milyarlarca varlık aynı şekilde. Rekabet ve tutku ile programlanan insanlar, bunu sistematiğe döken bir gündelik yaşam... Hayat kişiliğinizden verdiğiniz tavizlerdir. Bunun ardında kalan her neyse gerçek siz, boşluğu dolduran ise  ezberler,zorunlulukar ve sosyal insandan beklenen davranış biçimleri. Bizim Venüs projesi gibi yaşamın gerçek manada değer taşıdığı barışçıl sistemlere ihtiyacımız var. İnsanlar normal şartlarda asla böyle bir sistemi tercih etmeyeceklerdir. Fakat mevcut kaynakların yok olma derecesine geldiği bir ortamda tercihleri değişebilir. Gene Nostradamusun kehanetine geldik savaşacakmıyız yoksa barış içinde bir gelecek mi kuracağız. Kişisel beklentim dünyayı sarsacak çapta bir afetin zuhur etmesi. Belki o zaman gelecekteki insanlar için bir umut olabilir. Bunun gerçekleşmesini hevesle bekliyorum.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#182
Kişilik nedir? Bence kişilik denen bir şeyden  tavz vermiyorum. Yaradılışın bunca  zulme,eziyete,haksızlığa neden izin verdiğini anlamaya çalışıyorum ve bulduğum cevaplar  öncekilerden duyduklarımdan başka bir şey değil.

Geçen biriyle tanıştım,oda epey haketmediği durumlardan bahsediyordu.İnsanların cehaletine,uyuyor oluşuna tahammül edemediğinden bahsediyordu. Ona  o cahil insanlarında bilinç seviyelerinin bizim gibi gelişeceğinden ve onları hoş görmekten,şefkat duymaktan bahsettim. Benim  yüzlerce yıl  bekleyecek zamanım yok dedi. Ama evrenin isteği bu,işleyişi bu ne kadar itiraz etsende bu böyle ve bizlerde bir zamanlar o uyuyan,savaşan insanlar gibiydik dedim. Sence  köprüyü geçtiğimiz için geriden ilerleyenlere yönelik  haksızlık etmiyormuyuz böyle  şikayetlenerek, sevgili  Scyth :) 

Bizlerin endişe etmesine gerek yok çünkü  yaragılış zaten muntazam bir denge içerisinde, artık şu haklılık ve haksızlık kavramlarını aşmalıyız. Böyle endişe ederek,olumsuz  düşünceler üretiyor ve o düşünceyle olumsuz denen duruma daha fazla olumsuz katkı sağlıyoruz.

Bunun dışında hadi söyle ne yapalım? Elimize silahmı alalım yada buna cesaretimiz yok diye bunu doğadan mı bekleyelim,ne farkediyor ha kendimiz elimizle  yıkmışız ha doğadan beklemişiz. Doğadan  bir yıkım beklemek bile  bizi masum yada haklı kılmaz.

Düşüncede ve  eylemde sürekli pozitifleşmek herşeyin yoluna girmesinde,bize sunulmuş yapabileceğimiz  tek seçeneğimiz gibi görülüyor. Ama  yaradılışın alternatif çözümleride vardır bunuda ancak  o  etaptakiler bilir.
 

maskesiz

#183
Psişik saldırıda bulunan varlıklar ve büyü yapan varlıklar var mı?
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.

Scyth

#184
Sevgili Zer-Zivi, beni eksik anladın. Diğer insanlardan bir adım önde olmak sizi daha üstün yapmaz; ama daha hafif yapabilir(Yükünüz hafifler). Ki bu da çoğunluğun algısında prim verilen haller değildir. Diğer bir önemli nokta ise kendimizden verdiğimiz tavizler. Bence bu kesin bir realite. Celselerde insan Dnası'nın Kertenkele Adamlar ve Orionlular tarafından rekabet ve tutku merkezli olarak değiştirildiği;Dna'nın  iki sarmallı bırakılarak ancak düşünebilen bir hayvan biçiminde bırakıldığını biliyoruz. Esas sıkınıtıda burda düşünebilme olasılığında. Bu bir ihtimal ama düşünmüyoruz. Benim eleştirimdeki sistemakleşmiş günlük yaşamın içindeki tutku ve rekabet eğilimlerinin düşünmemizi engelledikleri. Kafa yorucak değil, çalışacak, didinecek, hayatı boyunca para istiflemeye çalışacak, en iyi olma stresi aldında ezilecek insanlar, onları yönetenlerin yönetiminin çarklarıdır. Onlar bizim bu hayatı kabullenişimiz sayesinde yönetimlerine devam edebiliyorlar. Esas konu şu ki insanlar bu hayatı onlar kadar seviyorlar. İstediklerini elde edemeselerde hayatı seviyorlar. Bence hayatı sevmek bir yanılgı. Köle olmayı sevmek; köle olmaktan başka türlü yaşamayı bilmeyenler içindir. Yaşamak için çalışmalısın, yaşamak için savaşmalısın, o kızı/ erkeği elde etmek için çaba göstermelisin, çocuk yapmalısın, hayatı sev ölümdense hiç bahsetme, hastalanmaktan kork hasta insanlardan kaç, insanlara yardım et günün birinde onlarda sana edeceklerdir, Allah'tan kork, kiranı her ay ödeyememekten kork, kredini ödeyememekten kork, yalnız kalmaktan kork  v.s. Böyle bir sistemde tanrıyı öğrenmek  çoooooooooook  zordur; imkansız değil. Sizi bilmem ama ben "zoru başarırız, imkansız biraz zaman alır" diye başlayan saçma şirket sloganlarından hiç hoşlanmıyorum. Daha kolay olan bir yol var. Venüs projesi eğer gerçekleştirilebilirse artık yaşamak için çalışmak zorunda olmayan insanlar düşünme fırsatı yakalayacaklardır. Düşünürler demiyorum, geleceği bilemem ama bu bir fırsat. İçinde yaşadığımız sistemde özgün olmak diye bir şey yoktur ki; özgün olmak düşünebilmektir.
  Ben reenkarnsayonu benimsiyorum içinde doğduğum toplumun saçma islami bilinçaltı yönlendirmelerini daha fazla benimsemiyorum. Bir bünyede birden fazla aynı konuda düşünce bulundurmak sistemi kararsızlaştırıyor. Bir afet beklentimin altında kişisel intikam yok. Zaten gelmekte olana övgü, minnet ve beklenti var.  Diğer hallerde silaha sarılmak başka varlıkların deneyimlerine ket vurmak olurdu. Burda ise yıkılan bir sistemin ardından reenkarne olan insanlar için doğruyu seçmek için bir fırsat var. Sarmaşıklar öylesine sarmış ki bu gezegeni onları temizlemek bizi aşan bir durum ama bunun yerine devasal bir yangını düşleyin, bu sarmaşıkları büyük çapta yok ederdi. Tabi her yangında olduğu gibi sadece alevlerin arasında ağaçlar ölmez; başka varlıklarda ölür ve zarar görür. İşte insanlığın başına gelmesi gerekende budur.

     Düşmanca bir okşamadansa, dostça bir tokat yeğdir.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#185
Sevgili Scyth, yanlış anlamış olabilirim zira bir afet beklemek niye?  Afetler son  çözüm karetmediğinde olan bir durum. İnsanlar için hala umut var. Bakma birbirinden çok nefret eden toplumlar,ırklar var. Ama  onlar bile değişimin kendisinden,gerçeğin güzelliğinden kaçamıyorlar.

Her zerre eşit yaratılmıştır,bir üstünlük yoktur. Ben bedensel varlığımı atomlarıma, herbir hücreme borçluyum,onların  hastalıktan  yada başka bir nedenden yok oluşu benim bedensel  varlığımın sonudur. Yada sudan daha fazla bilincim var demek bu ondan  üstün olmak değildir, varlığımı suyada borçluyum.Besin konusunda hayvana,bitkiye ve böceğe borçluyum. Arıların yok olması insanlığın sonudur deniliyor,onların yok olması  çiçeklerin döllenememesi demek buda bitkilerden ürün alamamak demek.Bu yüzden her zerre özel ve eşit  yaratılmıştır.

Negatifliğe hep odaklanıyoruz bu   durumda  yaradılışa güvenden sözedilebilirmi? Yada bu negatiflere daha çok  inandığımızın(güven atfettiğimizin) göstergesi değilmidir? Negatiflerden de pozitiflerden de yetkili bir boyut var, oda zaten kutupların birleştiği,ortadan kalktığı Bir'lik boyutu.Herşey adaletli ve özgür seçimlerle olmakta.

Özgün olmaktan bizi  kimse alı koyamaz yeter ki biz isteyelim. Kendi seçimlerimiz dışında başkalarının seçimlerine  karışamayız. Beni bu sistem   esir ediyorsa ben bunu istediğim için. Köye gidip yaşayabilirim mesela. Bir ev bir bağ,bahçe, hayvancılık vs yaparak kendi günlük ihtiyaçlarımı karşılayabilirim. Ama teknolojiye bağımlıysam,köy yaşamı zahmetli ve pis buluyorsam bu benim  kendi   köleliğimin seçiminin kaçınılmaz olması demektir. Özgürlük için çok şeyden vazgeçebilmeli insan. Yeri gelir  ailesindende... Bağımlılık yaratan her şey negatifliğe hizmettir. Bu bağımlılığı kendimiz seçiyoruz,seçmek zorunda değiliz oysa.

 

zer-zivi

#186
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen maskesiz

Psişik saldırıda bulunan varlıklar ve büyü yapan varlıklar var mı?

Evet var. Büyü kendi enerjimizle, başkasının enerjisi üzerinde, olumlu yada olumsuz  etki yapmaktır. Sözcükler olumlu etki yapıyorsa beyaz büyü,olumsuz etki yapıyorsa kara büyüdür. Şimdi  sana olumsuz bir telkin ile seni  büyülemekte mümkün olumlu sözle  büyülemekte.Bazı olumsuz telkinler olumlu  bazı olumlu telkinlerde olumsuz  etkileyebilir,büyüleyebilir.

Kendi ruhsal enerjine,gücüne,yaradılışa güvenin tam ise hiç bir  büyü seni etkileyemez..
 

Scyth

#187
Sevgili Zer-Zivi Dünya karanlığın idaresine uzun zaman önce düştü. Dünya ışığın hizmetkarlı için bir kayıp. Dünya üzerinde dengenin sarkacı eşit şekilde sallanmıyor. Karanlık derken doğru ifade etmediğimi düşünüyorum. Celselerde geçen kendine hizmet ve fatihler tabirleri daha uygun. Zira her şeyden önce ışıksız uzay yani hiç vardı. Karanlık yaratılışın olmazsa olmazlarından aynı zamanda. Her neyse fatihler ele geçirdikleri toprakları savaşmadan geri vermezler onlarla savaşabilmek içinse bir şansa ihtiyaç var. Bugün dünya şartlarında bunun çooooooooook zor olduğunu düşünüyorum. Ancak ve ancak  insanların celselerde belirtildiği gibi üçte ikisi ölürse;  geriye kalanlar için ciddi bir yaşam savaşı başlayacak. Bununla beraber durumun böylesi kötü olduğu  bir zamanda insanlar kendini kurtarıcı gibi gösteren kertiş,nefilim gibi varlıkların yönetimi altında kalabilirler. Zira insanlığa dokunmak için bundan daha iyi bir zaman olamaz. Her türlü inanç ve yönetim sisteminin artık geçerliliğin kalmadığı bir gezegende yardım elini uzatacaklar için niyetsel durumları aynı zamanda gezegen üzerinde yaşayan varlıkların ve gezegenin geleceği olacaktır. Burada daha önceden yayınlanan celselere bakarak Başkalarına Hizmet 4. seviyenin özgür irade yasasına rağmen dünyaya müdahale edebileceğini varsayıyorum. Zira ben olsam öyle yapardım. Gerçek özgür irade sarkacın dengede olduğu en iyiden en kötü düşünce ve tezahürlerinin temsil edilebildiği mücadele içindeki bir gezegendir. Ben evrenin kendisinin bir başka deyişle Tek sonsuz yaratınında zaten bu olduğunu düşünüyorum. Afet bir adım gezegen ve üstündekiler için daha iyi bir gelecek olasılığı yaratsada; aynı zamanda Fatihler için daha fazla kontrolün olduğu ve daha öncekinden farklı olarak aracı kullanmadan yönetim aşamasını gerçek kılabilir. Buda eskisinden daha iyi gibi gözükecek olsada insanlar için yaşadıkları yalanlarla kurulu düşün yavaşca kendini kabus gerçeklere bıraktığı bir gelecek demektir. Tabi o zamana kadar kendi kendilerini yok etmezlerse. Bence bu zamanın en eğlenceli tarafı insanlar için fantastik olarak algıladıkları masal öğelerinin gerçekleşebileceği bir zamana girmeleri. Bana 4. boyut masal diyarı gibi geliyor.  Hep bize iyinin ve kötünün ilahi savaşı ve rekabeti anlatıldı. Fakat biz iyi ve kötü arasında şaşı bakışla dünyaya bakan zaman zaman iyi zaman zamanda kötü ve her ikisini birden yapabilen insanlığı gördük ve deneyimledik. Şimdi ise kitaplarda okuduklarımızın gerçekleşme ihtimali doğuyor gibi. Çocukca gelebilir fakat; olgunlukla gelense etrafta gördüğünüz şikayet ettiğimiz realitedir. Sınırlılıktan kurtulabilmek için her şeyin mümkün olduğu bir geleceğe doğru gidiyorsak eğer, benim temennim bunun  bir fantasik hikayeye dönüşmesi. Yaşama çok fazla prim veriyoruz sanki sadece bir tane yaşayabilecek gibi. Eğer her seferinde dönebiliyorsan o zaman bunun için uğraşmana ne gerek var ki. Fakat güzel bir oyun zamanı geliyor bu dünya gibi sıkıcı olmayan bir dünyaya giriş yapyoruz; bunun  için insanlığın üçte ikisinin ölümü büyük bir bedel mi. Sonunda zaten geri dönebileceksen. Geride kalanlar daha iyi ve dengeli bir dünya için senin için de mücadele edeceklerse, burda korkacak bir şey yoktur.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

zer-zivi

#188
Şu an biri tarafından öldürülebilirimde,yada deprem olabilir,bir kaya düşebilir yada bir yerden pat düşebilirimde.Hiç bir şey olmayabilirde. Bunları gerçekleştirecek olan, benim kendi enerji titreşimim ve benim dışımda bir enerji deviniminin insiyatifindedir. Sadece nasıl devinmek gerek onu  öğrenmeli gerisi zaten yaradılışın işidir. Eğer şu anda şiddet  hat safhadaysa bu  dünyadaki ruhların çoğunluğunun kendi özgür seçimlerinden kaynaklı. Buna karşı olabilecek bir güç varmı bizde? YOk... Ama herşeyin üsttünde bir  irade vardır.En fazla ölürüm ondan sonra uygunsa(yaradılış yasalarına göre) tekrar  gelirim yada başka yere giderim :) Bir  anlamı yok demek bu dünyaya  has bir bakış ve mantıktır. Bizim  bu dünya gözüyle algılayamayacağımız ölçüde  bir manası vardır bu tekrar gelip gidişlein adı üstünde tekamül...

 

Scyth

#189
Sevgili Zer-Zivi Dünya bir şirket ve seni temin ederim insanlarda patron değiller... Oyunun kurallarını onlar koyuyor ve onların kuralları evrenin kuralları ile tam olarak uyuşmuyor. Başkasına müdahalenin bile bir sınırı olmalı. O sınırda bu muameleye maruz kalmadan sürülebilecek bir yaşam. Bu şekilde yaklaşmamım bir nedenide bazı varlıkların özgür iradeye müdahele eğilimleri olduğu gibi bazı varlıklarında özgür iradelerine müdahele edilmesi eğilimi olmasındandır. Av da avcı kadar avdan hoşlanabilir. Bu aynı zamanda karma borçlarının ödenmesi içinde bir alan yaratır. Yada yaratmaz tıpki bizim dünyamızda olduğu gibi yüzbinlerce yıl sürecek kendini yenileyen karma döngüleri yaratır. Bir başka deyişle insan eti tatlıdır ve onu yiyenler kolay kolay bundan vazgeçmezler. Bizler yamyamız; birbirimizi günlük yaşamda içinde her gün yiyip tüketiyoruz; bir sonraki gün yeniden hayata dönerek aynı işkenceye maruz kalıyoruz; tıpki bir lanet gibi.
  Yazdıklarını tekrar tekrar okuduktan sonra şunu da belirtmeliyim ki; bu bataklığın mükemmel bir tekamül noktası olması K'lerinde belirttiği bir gerçek. En hızlı yol bence. Tabi bunu yapmak hızlı olduğu gibi  çooooooooooook da zor. Venüs projesi diye üstüne basa basa belirtmemim nedeni bunun daha yavaş ve güvenli bir yol olma ihtimali. Hangisi daha iyi yaşamak için çalışan insanlar mı yoksa düşünmek için yaşayan insanlar mı. Aptal bir ev ve tüketim maddeleri için tavizler veriyoruz. Prezantabl, mücadeleci, güzellik ve daha çok para anlayışı içinde sıkışan, üreyen bir topluluk.  İnsanların böyle bir gezegen üzerinde üremesi bile bir hata. İşkence çekmeleri için yeni varlıkların bu dünyaya gelmelerine izin veriyorlar. Biliyorum varlıklar kendi istekleri ve karmaları kapatmak yeni deneyimler kazanmak için kendi arzularıyla buraya geliyorlar. Fakat onlarında ölüm günleri geldiğinde çok azı yükselme kapasitesine ulaşabiliyor. Çoğunluğun elinde kalanlar ödenmesi gereken yeni karma borçları ve hepsinden kötüsü kendi arzu ve isteğimizle sistemin devamını sağlıyoruz. Nesiller, nesillere görevi devrediyor. Her adımda bir sonraki nesili daha kötü günler bekliyor. Zira zaman içinde ne zaman insanların sayısı artsa ve temel besin kaynakları azalsa yeni kitlesel dramlar ortaya çıkar. Bu durumlar da olabileceğiniz tek şey sürünün içindeki bir diğer koyun. Normal zamanlarda sanki çok farklıymışız gibi.
    Son olarak dünya üzerindeki bunca kötülüğün sebebinin büyük çapta insanlar olduğu düşüncene katılmıyorum. Bizler birer enerji dominyonun üyeleriyiz. Enerjimizi çekmek için onların uygun olduğu frekansta emilebilmesi için bence böylesi karanlık bir yaşam sürüyoruz. Demek istediğim bunun büyük çapta dış telkin ve Dna kodlamalarına dayalı olması. Bizler tanrıya ulaşmak için hasat edilmeliydik. Karanlığı beslemek için değil...
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

sirera

#190
Zihninizdeki düşüncelerin sizin olup olmadığınızı sorgular mısınız? Duygularınız arasındaki farkı anlayabilir misiniz? Dünya yaşamında insan olmayı seçen varlıklar olarak bizler neyi büyütelim, içimizdeki anlayışı mı, bize inandırılanlara bakabilmeyi mi? Yeni bir anlayışı yeni bir oluşun içinde olabilmeyi mi, dünyanın içinde olabilmeyi mi, sevinç ve neşe olan nevayı alıp bir kutuya mı hapsedeceksin Scyth, venüs projesiymiş. Orada sadece bilgeler mi olacak sanıyorsun, hayat bir kutunun içinde daha güzel senin için sanırım denedin mi dünyanın sesini duymayı. Düşüncelerini dönüştürrsen dünyada değişirmiş hani? Sürekli şikayet eden mızmız çocuklar gibi geliyor muyuz sana da? Kendin için ve bizim için lütfen iyi haberler ver iyi düşüncelere, kalbimizdeki barışa ihtiyaç var. Daima. Kaos ninni gibi geliyorsa ona da rıza göstermeli. Diye düşündüm. Her neslin bir sonrakinden daha kolay olmayan bir yolda olacağını öngörüyorsan da inan harika çocuklar var. Ve yetişkinler. En mükemmeli aradığımızda rahatsızlanıyoruz. Şikayetler bozuyor, eğer buna bir çözümün varsa ve şikayet ediyorsan o karanlıkta bir ışık yak kalplere, mutlak ve kesin olan çözümler çözüm değil. Belli sayılarda yerleşkeler mutlaka zaman içinde oluşacaklar ve belki yaşadığımız ülkede ve dünyanın bir çok ülkesinde bile olabilir bi bakmak lazım.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Scyth

#191
Aslında benim gelmek istediğim esas nokta sevgili Sirera, dünya üzerinde gerçekten temsil edilen bir dualitenin olmamasıydı. Tek kutuplu bir dünya sarkaç nerdeyse fatihlerin tam üzerinde sallanıyor. Diğer tarafa pek uğramak gibi bir niyeti yok. Ra Bilgilerini okuyanlar dünyayı saran bir enerji kalkanının yeni dış müdahaleleri engellediklerini bilirler. Bu ışığın kaybedilmiş bu gezegen için yapabileceğinin en iyisiydi diye düşünüyorum. Yeni dış müdaheleleri engelleyerek enkarne olarak gelen varlıklara nispeten adil bir oyun alanı yaratmak. Böylece insanlar düştükleri çukurdan zorda olsa tırmanarak çıkabilirlerdi. Daha çok birbirimizi yoketmekle ilgilendiğimiz için barışa pek zaman kalmadı. Bugün barış demek, demokrasi demek gibi. İkiside gerçek anlamlarına yüklenen değerlere karşılık gelecek eylemlerle beslenmiyorlar. Görünüşte olan, meydanlarda ki savaşın her zamankinden fazla günlük yaşamın içinde zuhur etmesi. Artık bir ülkeyi fethedip insanlarını köle işçiler yapmana gerek yok. Ekonomik- siyasi gruplar kurarak (örneğin; Avrupa Birliği,Kuzey Amerika Ekonomik birliği yada Metatron'un bahsettiği gibi gelecekte kurulacak Afrika birliği!!! gibi vs....)onları tek bir devlet bayrağı altında toplayabilirsin. Böylece yönetmek kolaylaşıcaktır. Biraz daha açmak gerekirse. İnsanlık için bu işleyişte bir gelecek yok. Sadece gün be gün ölen Terra'nın ardında kalanları talan etmek isteyen sırtlanlarla, hiç bir şey alamayacak; çocukları ve umutlarıyla yavaşça büyük bir drama ilerleyen insanlar var. Tanrım; şimdiden çıkarılan ekonomik krizlerle yaşanılan dramları görmek için bir televizyonun önüne geçip o kutuya bakmaktan başka bir şeye ihtiyaç var mı! Birleşik Devletler aptal çipler üretiyor ve bunları birer kimlik ve gprs gibi insanların iyiliği için gelecekte derilerinin altına koymayı planlıyor. Şimdiden size ait olan mail ve internet geçmişinizi sorguluyor ve kayıt altında tutuyorlar. Burda insanlık için bir gelecek yok. İyi düşünmek, iyiye yönelmek, umutlu olmak bu kelimelere kim yanlış diyebilir ki. Aynı zamanda bu düşüncelerin içinde bulunduğumuz dünyanın devamını sağladığını söylüyorum. Şimdi ne yapıcaksınız "Pireye kızıp,yorganımı yakıcaksınız". Yada o halde doğrusu kötü düşün ve umutsuzluğa mı kapıl; peh aynı şey. Benim demek istediğim ne yaparsak yapalım insanlığın içinde aydınlanacak varlıklar olacağı gibi aydınlanamayacak pek çooooooooooooook varlığın da olacağıdır. Kendim için bencilce konuşursam; yeniden enkarne olmak zorunda olsam Venüs Projesi gibi bir proje ile yönetilen bir  dünyada yaşamak isterim. Hayatımı  aptal bir ev,aptal bir araba, ömür törpüsü çocukların tükettiği, daha büyük,daha pahalı,daha güzel vs. saplantılı düşünceleri ve yaşam unsurları arasında kaybolup giderek değil. Hangisi daha iyi; sabah kalktığında işe gitmek için cebelleşen, rutinlikten sıkılan adam mı, yoksa artık temel fizyolojik ihtiyaçları karşılandığı için zamanını diğer insanlarla bir arada geçirmek için yaşayan insanlar mı. Zaten insanlar bu umutla bir yıl boyunca çalışıp; işte sonunda yıllık iznim her şeyden uzaklaşabileceğim bir zaman diyerek  avuntu içinde kısa düşlerine dalıyorlar; yada tatlı rüyanın içindeki minik daha tatlı rüyamı demeliyim. Sevgili üstat bir şeyler inşa etmek istiyorsan taşları yerinden oynatman gerekir. Dünyayı sarmaşık gibi saran bir güçle boğuşmak için kadim bir güç gerekir. Nadir insanlar böylesi bir yerde içlerindeki kadim güce ulaşabilir. Geriye kalanlar içinse ciddi bir mücadele yeniden başlar. Bu gezegen ve üstünde yaşayanlar için en iyi yol bence dualitenin sarkacının dengede sallandığı bir sistem. Bütün ağrılığı tek bir noktada toplarsanız, eninde sonunda devrilirsiniz. Zaten olması gerekende budur. Bugün algıladığımız dünyanın dengesindeki bozulma bir devrilme geçirmek zorunda. Devrilip alt üst olmalı ki yeniden sabitlenebilsin.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

sirera

#192
Bırakalım mücadeleyi o halde, zamanınızı geçirdiğiniz kişilerle aranızda günlük yaşamınızın içerisinde meydanlardaki savaşı andıran saldırı içerikli iletşim varsa bu yegane sizin durumunuz. Birçoğu işlerini bırakıp kendileri için daha yarayışlı seçimlere sahip aralıkları açabiliyorlar. Hiçbirşey olmak zorunda değil, hiçkimse olmak zorunda da değil. Uzunca bir süre boinc manager programında seti@home projesine destek verdim, nihayetinde bu projenin haarp ı desteklediği çıktı ortaya. matah bişeymiş gibi bir de programı herkese tavsiye ettim. Şimdi çiğ tanelerini oluşturup iklim değişikliğine yol açılıyor, zihin manipulasyonlarının içinde muhtemelen birçok kişinin, kıtanın dünyadan yok olması gereklilği ve şu sizin venüs projenizin kurulması planı da vardır. Neden böyle olmak zorunda olsun? Seçim bizlerin. Biz tüm insan bilincinin. Kendinizce haklısınızdır mutlak, bazen umutsuz göründüğünde herşey birşey olur. Zihnimiz bölmeye, parçalamaya alışmış. Öğreniyoruz.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Scyth

#193
Bizlerde ister istemez Kh yönetimine hizmet ediyoruz. Burada vergi ödemiyenimiz yoktur sanırım! Benim anlayışımda Kh kendi içinde oldukça hiyerarşik. Kral,aristokratlar ve tebası gibi. Sistemi sırtlayan insanlar fakat gelecekleri para baronlarının spekilasyonları ve amaçları doğrultusunda şekilenen finansal bir siteme bağlı. Para dünyanın gördüğü en şeytani silah.  Kişilikten verilen tavizler konusunda en önemli katalizör. Hatırlayın "paranın satın alamayacağı şey yoktur"  yada "herkesin bir fiyatı vardır" sözlerini. En basiti, bir ailenin mutluluğu bile paraya bağlıdır. Barınma ve beslenme ihtiyacını gerçekleştiremeyen insanlar yitik insanlardır. Sistemin tükettiği insanlar. Öyle olmalıda çünki; birilerinin parayla oynayabilmesi için diğerlerinin günü gününe hesap yaparak geçinmesi yada yitip gitmesi gerekiyor. Finansal sistem uyduruk para balonları esasına dayanıyor. Gerçekde ise tüketilen dünyanın kaynakları. Kapitalist sistem insanların emeklerinin bu para baronlarının ellerinde toplanmasını sağlıyor. Sonuçta ihtiyaçlar dünyasında yaşıyoruz. Bir düşünün yitik insanların ruh hallerini ne çok negatif duygu içindeler. İşte güzel bir nokta ekonomik sistemdeki hortumlama aynı zamanda enerji manasında da hortumlama. Bizler onları sadece paralarımızla değil enerjimizlede bu yol sayesinde besliyoruz. Tabi pek çok etken daha var. Onlar yoktur demiyorum. İnsanlık memeleri makinaya bağlanmış inek gibi. Bizim alt seviyede varlıklara yaptığımızı onlarda bize yapıyor. Büyük balık küçük balığı yutar. Daha büyüğüde büyük olanı ve böylece en üst seviyeye kadar böyle gider. Benim Venüs projesinden bahsetmemin sebebi buna alternatif oluşturabilecek bir sistem olma olasılığı. Tek yol budur hiç demedim. Hayalimdeki dünya böyledir diyorum, sadece.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

maskesiz

#194
Bir süredir negatif varlık görmüyordum.Son günlerde ya streslerimden dolayı görmeye başladım.Korkmuyorum ama rahatsız oluyorum.Tanımadığım insanların seslerini duyuyorum ve etraflarında onları sarmış negatif varlıklar ben ne yapacağımı bilemiyorum.Keşke elimden birşeyler gelseydi.

Çeşitli projeler,çeşitli gruplar var.Çok iyi olarak gördüğümüz projelerin altından çok korkunç şeyler çıkabiliyor.Kullanılıyoruz,sömürülüyoruz farkına varıncaya kadar.Hepsinin birer prova olduğunu düşünüyorum şeçimlerimizi ve geleceğimizi şekillendirmek için......Kendi adımıza ve bütünün hayrına en iyi seçimleri yapmak dileklerimle....
Güzel projeler sanıpta çok fazla sömürüldük,kullanıldık. Benim öyle oldu ama yolumdan vazgeçmedim intikam almak için uğraşmadım.Evren herzaman adaleti sağlar.Çok ağır yaşadım ama inançımı kaybetmedim.
Bu boyutta vahşi bir düzen var.Köle olmayı boyun eğmeyi hiçbir zaman düşünmüyorum ve herzaman bildiğim yolda ödün vermeden ilerliyeceğim.Çok fazla dırdırlanıyor mızmızlanıyor gözükebilirim.Beni yaratıp içime ot tıkmadılarki bende insanım benimde canım acıyor bende düşüyorum ama vaz geçmiyorum tekrar ayağa kalkmaktan.Dünya çok güzel ve vahşi düzenin değişmesini yürekten istediğimiz ve bunun için tek başımıza bile mücadele etsek  evrenin adaletine inandığımız sürece değişecektir.Çok zor gözüktüğünün farkındayım gerçekleştirebiliriz.Ben öyle yapıcam tek de kalsam daha önceki gibi nefes de alamasam tüm varlığımı tüketsemde Adaletten asla vaz geçmiyeceğim tüm kalbimle istiyeceğim:) gelene kadar da bekliyeceğim.

sonsuz sevgilerimle
Sevgi ve ışığın önünde saygıyla eğiliyorum.