Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü
avatar_Gaia

Ocak Ayından Bu Yana Yaşadığım Olaylar Silsilesi

Başlatan Gaia, 03 Ağustos 2015, 03:52:34

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Gaia

Herkese merhabalar dostlarım,

Sizlere bu yaz ve öncesinde yaşadığım bazı ciddi diye tabir ettiğim bir takım olayları paylaşmak istiyorum.

Aslına bakarsanız herşey Ocak ayında dönem tatiline girdiğimde Bursa\'ya evime döndüğümde başladı. O zamanlar annem ameliyat olacaktı ve bunun telaşı,ufak da olsa korkusu vardı hanemizde. Nitekim ameliyat vakti geldi ve annem sağ salim ameliyatını oldu,böylece bizde derin bir nefes almış olduk.

Bu zaman dilimi içerisinde birçok insan hasta ziyaretine vs. geldi gitti. Bu ziyaretler falan baya bir yordu bizi. Annem sağlığına kavuşmak isterken bu seferde kulak minerallerini oynattı.
Bu hasta ziyaretleridir vs. gibi şeyler olmaya devam ederken bu seferde Babaannem sabaha karşı bir saatte evinde tuvalate giderken düştü ve kalçasını kırdı. Hani derler ya geldi mi arka arkaya gelir. Böyle birşey oldu. Bir ameliyatta o oldu. Fakat yaşı olduğundan dolayı iyice zayıfladı.

Babaannemin düştüğü gece bende müthiş bir sıkıntı vardı. Tarifi imkansız bir sıkıntı,derin nefesler alıyordum,iç çekiyordum. Sanki gelen şeyi hissediyordum. Hatta öyle birşeydi ki odam da izlendiğim hissiyatına kapıldım birkaç kez. Bu olduğu zaman başyaratıcıya dua ettim,başkalarına hizmet yolundakileri dua yoluyla odama davet ettim ve böylece sıkıntım bir nebzede olsa dinmişti.

Babaannem düşmeden önce annem daha ameliyattan sonra daha yeni eve taburcu oldukdan sonraki dönemde bir rüya görmüştüm. Rüyamda 2 kadın \'\'Kırmızı büyü mü yapmış\'\' diyordu birbirlerine. Rüyamda da ben onları görmüyorum sadece seslerini duyuyordum. Benim gördüğüm elinde asa olan bir yaşlı adam ve eski yörük tarzı bir çadırdı. Kırmızı büyü terimini uyandıkdan sonra ki gün epey araştırdım ve voodoo olduğunu keşfettim.

Mantığım ağır bastığından birkaç gün sadece ailemi izledim. Bu süre zarfında annem ve babamın arası açılmaya başladı,evin içinde ciddi bir huzursuzluk hakim olmaya başladı. Öyleki annem canını,sağlığını hiçe sayarak ağır işler yapmaya başladı. Tüm bunlara karşı elimden geldikçe sağ duyulu olmaya ve herkesi sakinleştirmeye çalıştım. Baktım ki benim sözlerim etkisiz kalıyor bende bu büyü işlerini iyi bilen tanıdığım bir abimle bağlantıya geçerek durumu izah ettim,rüyamdan bahsettim. Kendisi hanemize uzakdan bakım yaptı ve büyü yapıldığını söyledi. Engel büyüsü yapılmış.Herşeyi engelleme büyüsüymüş. Babama ablama anneme bababaanneme işlemiş büyü. Sanırım hanede bir tek bana işlememiş. Babaannemin düşüşü,ailemin içinde çıkan huzursuzluk vs. hepsini ister istemez buna bağladım.

Nitekim bunlara göz yumamadım ve aileme büyü hakkında bilgi verdim. Bilginin gücü müdür bilemem bilgiyi verdikten bir süre sonra aile ilişkilerimizde bir düzelme süreci oluştu. Bu süre zarfında komşumuz aracılığı ile enerji temizleyen bir reikici bayanı evimize çağırdık. Kadın ise büyü olmadığını sadece ağır bir enerji olduğunu söyledi. Kendi teknikleri ile şifa çalışması yaptı ve işi paraya dökünce ister istemez işkillendik. Daha sonra kendisi ile bir daha görüşmeme kararı aldık. Belki haklıydı,belkide değildi. Verdiğimiz bu karar yaşadıklarımızın bizi yıpratmasına yoruyorum,düşündüğümde. Hatta bizim evdeyken anneme  ve ablama sizin auranızı göremedim fakat benimkini gördüğünü söylemişt. Bana tepe çakramdan yayılan yeşil enerji gördüğünü söylemişti. Bunu da hala zaman zaman düşünüyorum.

Şubat ayında okulum açıldı ve ben okuduğum şehre döndüm. Ailemle telefonlaştığımızda hiçbir sorun görünmüyordu bu konuda içim fazlasıyla rahattı. Fakat bu seferde arkadaşlarımdan birinin ciddi bir sorunla karşı karşıya kaldığını gördüm. Tanıştığı biri tarafından korkuyla kontrol altına alınmaya çalışılmış.Anlattığına göre tanıştığı kişi müthiş derecede iyi fal bakıyormuş. Öyleki ağızı açık dinlemiş. Falda gerçeklerden bahsederken aynı zamanda buna gerçek dışı şeylerde empoze etmeye çalışmış. Bu kişi bilim kurgu ve fantastik hikayeler okumayı falan çok seviyormuş,hayatı buymuş adeta. Daha sonra arkadaşım odasında bir tavşan gördüğünü,tavşan figürünün çok fazla karşısına çıktığından falan bahsetti bana. Bu tanışdığı kişide bu bilgiye arkadaşım ona anlatmadan ulaşmış ve onu etki altına almaya çalışmış. Arkadaşım karanlıkdan korkar,duş almaktan çekinir hale gelmiş. Aynalara dahi bakamaz hale gelmiş o çocukdan sonra.

Bende onunla tartışma,sorgulama havasında bu kişinin onda yarattığı tahribatları araştırdım kendi çapımda. İş gelip sürekli onun korku içinde kalmasında bitiyordu. Birkaç gün bu kişiyi izledim. Tavırlarını,insanlarla ilişkilerini vs. Dışarıdan çok normal biri gibi görünüyordu. Birde arkadaşım bana bu kişinin ondan hoşlandığı söyledi. Yani bu kişi gaymiş. Bunuda aklımda tutarak izledim. Sonra vardığım ve arkadaşıma anlattığım,onu korkularıyla etki altına alarak kendisi için istemesi oldu. Bunu bu şekilde anlattım. Ona o çocukdan uzak durmasını söyledim. O da öyle yaptı. Hiçbir şekilde bir daha bulaşmadı. Sonraları arkadaşım sınıfımdan bir kız arkadaşa aşık oldu ve epey topladı kendini.
Bende bu sürede bana karşı takıntı geliştirmiş bir arkadaşın egosal saldırılayla uğraştım. Çocuk öyleki ne zaman yanıma gelse ya beni ezecek yada üzülmemi sağlayacak şekilde çabalar içindeydi.

Bende alttan alıyor ve hiç umursamıyordum. Ta ki bir gün bana karşı tutumunu artık iğrenç bir duruma getiresiye kadar. Bu sürede yaptığım önce ona sevgi göndermek oldu. Kalp çakramdan onun kalp çakrasına yeşil sevgi enerjisi gönderdiğimi imgeledim. Gerçekten mucizevi bir şekilde bana karşı duruldu,ve arkadaşça davranmaya başladım. Kendim bu değişime müthiş bir şaşkınlıkla tanık oldum. Ama bu çok sürmedi. Egoları ağır bastı ve gene saldırmaya başladı. Bu seferde ben istemeye istemeye onu bir kere ezici laflarla uzaklaştırmak zorunda kaldım. Bunu düşündükçe zaman zaman pişman oluyorum ama iflah olmuyordu. Sonra bu arkadaş benden uzak durmaya başladı ama karşılaştığımızda yüzündeki öfkeyi ve sinsiliği tüm benliğimle görüyorum. Tanrı yolunu bulmasında yardım etsin ona.

Nitekim bu şekilde dönemi kapattım ve yaz tatiline girdim. Bu seferde annemin ailesi ile ilgili sorunlar çıktı. 10 günlüğüne falan dedem ve anaannem bize geldiler. Baya yaşlılar ve bakıma muhtaçlar. Annem 10 gün boyunca tabiri caizse saçını süpürge etti onlara. Fakat 10 günün sonunda dedem \'\'Ben biliyorum,senin paran bitti,para için bize bakıyorsun\'\' sözüyle annemin epey üzülmesine yol açtı. Dedem bizde kaldığı her gün boyunca parasını saydı. Anaannem sürekli laflarıyla anneme ezici söylemlerde bulundu. Büyüyümüzdür saygı duymak zorundayız dedik,hiçbir şekilde soğukkanlılığımızdan ödün vermedik. Ne isterlerse elimiz,gücümüz yettiğince sunduk. Fakat dedemin o sözü bütün olayı bitirdi.

Onlar gitti bu seferde halam ve eniştem ile ilgili sorunlar çıktı.
Bu seferde eniştem halama baskı yaptı durdu ve babaanneme bakma sorunsalı çıktı ortaya. Babam ve annem çalıştıkları için bazı günler halamın kalması gerekiyordu babaannemin yanında,çünkü kadın tek başına bırakılmayacak durumda. Bu birkaç günlük kalışlar ve eniştemin dolduruşuna gelen halam anneme yüklendi. Babam ve annemin arası gene bozulma noktasına geldi ve annem o gün hiç unutamıyorum bir pazar günüydü,müthiş bir sinir krizi geçirdi.
Ağladı ağladı ağladı. Eline bıçak aldı. Kendine zarar vermeye çalıştı. Zor zapt ettik ablamla. Sonra ben başbaşa kaldığım bi anda onun başını göğsüme koydum ve sadece yaradana sığınmalıyız dedim. Dua et. Beddua etme,dua et dedim. Bir şekilde ona ulaşmayı başardım. Tüm bunlar olurkende içimden başyaratıcıya,başkalarına hizmet yolundakilere içimden dua yoluyla çağrıda bulundum durdum. O an tek yapabileceğim,tek sığınabileceğim inançtı ve inanç bu durumdan zararsız bir şekilde çıkmamızı sağladı. Gene herşey düzelir gibi oldu.

Bu seferde annemden 6 sene önce borç alan yeğeninden paraya ihtiyacamız olduğu için parayı hatırlattık. Saygısızca mesajlar,annemi aşşalamalar vs. derken iyice iğrençleşti. Tüm bunlar olmamış gibi birde onun egosu ile yüzleştik. Annemin o halini gördükten sonra ona destek oldum ve gene böyle olmaması için adeta savaşırcasına mücadele ettim durdum. Neticede kuzenimin ailesi durumu öğrendi ve onu bizden uzaklaştırdılar. Fakat inanır mısınız hala müthiş bir nefret ve ego seziyorum onlar için. Sanki oh iyi olmuş,iyiki demiş gibi birşey,bir his.

Daha sonra iş stresi,yoğunluk vs. derken tüm bunları geride bırakmak adına ilaç gibi gelmesini umduğum tatile çıktık. Amcamlar,teyzemler ve biz. Bu seferde eniştemin egosu çıktı karşımıza. Ben hayatım boyunca birşeyden tiskindim ciddi bir şekilde,o da dedikodu. Bu eniştemin ruhuna işlemiş resmen. Yan masada babamlarla muhabbet ettikden sonra gelip benim yanımda yengesine almanca dedikodu yapan bir enişte. Bizim yanımızda karısını sahiplenip,karısından uzaklaştıkdan sonra babama karısının dedikosunu yapan bir enişte. Tüm bunlar beni çok tiksindirdi. Kendimi dengelemeye çalıştım,ona karşı egomu olabildiğince sakinleştirmeye çalıştım  bir türlü başaramadım. O yanımdayken adeta oymuşum gibiydim. En ufak bir yüz ifadesinin veya ruh halini içimde hissediyor gibiydim. Onunla artık psişik mi desem bi bağ kurmuş gibiydim. Bunun bana zarar verdiğini farkettiğimde bir gün boyunca o yokmuş gibi davrandım ve bunun üstesinden geldim. Bu kontağı bir şekilde kopardım.

Bu sırada annem benim hakkımda bir rüya gördü. Aslına bakarsanız bu yazıyı yazmamın ana sebebi bu rüya. Ben tüm bu yaşadıklarımı yazarak,geçtiğim dönemleri yazarak bu rüyayı paylaşmanın daha mantıklı olacağını düşündüğümden uzun tuttum.

Annem rüyasında,benim çok kötü bir aile tarafından büyü yoluyla onlara düşman olmamı sağlamaya çalışmışlar. Ben ailemi bırakmış onlarla yaşamaya başlamışım. O kötü aile benim bacaklarımı,kollarımı kırmayı ve yemeyi planlıyorlarmış. Annem de bunu sezmiş ve babamıda alıp beni takip etmeye başlamışlar. Sonra daha önceden o aile tarafından bacağı koparılmış ve yenilmiş yani zarar görmüş bir adam,adamın kopan ayağının yerinede tahta bir bacak takılıymış, ile birlikte beni polis kılığına girerek kurtarmışlar. Bu kötü ailede polisi duyunca çok korkmuşlar. Sonra bana onların verdikleri yemekleri yedim mi diye sormuş o adam bende yemedim demişim.

Rüya böyle. Birde aynı gece benim gördüğüm rüyayı yazayım. Bende rüyamda,bizim mahallede aşırı bir kar gördüm. Öyleki kar artık yerde sel gibi akıyordu. Bende bu karın içinde araba kullanıyordum. Sonra kardan bi tepeciğe bir sopadan yardım alarak tırmandım ve iki aracın patladığını gördüm. Daha sonra ormanlık bi alanda buldum kendimi. Siyah berelerle kendini örtmüş bir okçuyu takip ediyordum. Sonra bi ağacın önünde ağaca saplanmış bir ok gördüm. Böylece uyandım.

Bu rüyaları forumdan bi arkadaşımın tavsiyesiyle foruma aktardım,birlikte yorumlamamız dileğiyle. Ocak ayından bu yana yaşadığım olaylar silsilesi bu şekilde. Bunları yazmak beni müthiş rahatlattı. Çünkü anlatacak ve beni objektif dinleyebilecek pek kimsem yok malesef.

Bu yaşadıklarımdan özellikle yazın yaşadığım kısımlardan sonra zaten ciddi oranda artan hissiyatlarımda daha da artış oldu. Bende kendimde bi savaşçı misyonu geliştirdim içerden biryerden gelen bi hisle. Sanki dünya okulunda benim amacım mücadeleci ve savaşçı bir yapıya sahip olmam gerekiyormuş gibi. Bu negatif enerjilere direniş gösterip,üstesinden gelmem bir amaca hizmet ediyormuş gibi hissediyorum.

Sizlerde de yoğun bir şekilde oluyor mu diye soruyorum. Empatlık ve empati. Bunu ben yaşıyorum arkadaşlar. Bir insana imgeleme yoluyla sarılma ve dokunma gibi birşey yaptıkdan sonra o insanla sanki bir kontak kuruyorum,bir bağ oluyor. Onun hissettiklerini hisssediyorum resmen. Bunu deneme,yanılma yoluyla birçok kez kendime ispatladım. Sizlerde de böyle bir durum var mı diye sormak istiyorum.

Son olarak celselerde geçen \'\'Mutluyum,şanslıyım.\'\' gerçekten işe yarıyor. :)

Beni dinlediğiniz ve yazdığım bu uzunca yazıyı okuma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkür ederim. Yorumlarınıza gerçekten ihtiyacım var.  Işıkla ve sevgiyle kalın dostlarım. :)

Majisyen

#1
Empatlık değil de iki üç adet ufak tefek rüyam gerçekleşti.Bir de K celseleri okumaya başladığımdan beri ara ara(ayda bir diyebilirim yaklaşık)rüyalarımda bir boşlukta düşme/savrulma deneyimleri yaşıyorum.Bu bazen çok korkunç oluyor savrulma müthiş hızlanıyor, kalbim sıkışıyor nefes alamıyorum rüya olduğunu farkettiğim halde uyanamıyorum öldürücü boyuta varınca anca acıdan uyanıyorum, bazense nispeten daha hafif geçiyor.Bazen bu deneyimi normal şeylerle karışık olarak görüyorum örneğin bıçaklı birinden kurtulmaya çalışırken savrulmak/düşmek gibi.
Yaşadığın olaya gelince bir saldırı silsilesi gibi tabi bunda seçilmiş enkarnasyonun da etkisi oluyor.Veya seninle daha önce konuştuğumuz gibi KH kendi saflarına çekmeye uğraşıyor çekemeyince iyice zorbalaşıyor, bloke etmek istiyor.
Karanlık, ışığın olmadığı yerde vardır.

Gaia

#2
Bahsettiğin boşlukta savrulmayı bi kere yaşamıştım. Rüyamda çamaşır suyu içip intihar ediyordum ve karanlık bir uzayda bomboş kalmıştım. Tuhaf bir deneyimdi benim için. Gerçekten öldüğümü ve ölümün böyle birşey olduğunu sanmıştım.

inanç,direnç ve mücadele. Bunlar benim parolam oldu,uzunca bir süredir. Gözüm her daim dört açık. Şu dönemler oldukça ilginç ve zor dönemler. Başyaratıcı hepimize rehberlik etsin.



Alemtac

#3
Sevgili Gaia, zor bir dönem geçiriyorsun ya da geçiriyoruz :) Sabır ve sevgiyle üstesinden gelinebilecek şeyler bunlar aslında...daha çok kendime söylüyorum ;)

Empatlık hakkında: acilde yoğun bakımda yatıyor annem..kızımla ben dışarıda sandalye tepesinde bekliyoruz..bu arada bir gün önce merdivenden düştüm, kuyruk sokumum çok ağrıyor ve doğru düzgün oturamıyorum. Kızımın dikkatini karşı köşedeki çarşaf yığını çekti..."anne orada yatan birimi var?"..ben "yok canım, eski kirli çarşaflar atılmış öylece" derken bir kıpırdanma oldu çarşafların altında...evet birisi uzak bir köşede, çarşaflara sarınmış uyuyordu...ben "neden böyle kalabalık, ambulansların geldiği, gürültülü bir yerde uyur ki bir insan? az ilerde okul, park gibi yerler var, daha sessiz sakin yerler dururken burada nasıl uyuyabiliyor?" dedim. Kızım: Çünkü hasta yakınlarını bekleyen herkes, sabah kadar burada ve gördüğün gibi uykusu gelenler banklarda, sandalye tepelerinde uyuyor, o kimsesiz insan da yalnızlığını hissetmeden herkesle birlikte uyuyor" Bravo dedim kızıma, hak verdim, tam anlamıyla hissettiği bu olmalıydı.

 

Alemtac

#4
Empati yapabilmek çok güzel bir özellik Sevgili Gaia :) Karşındaki insanın hislerini anlayabilmek, neyi neden yaptığını bilmek, kendini o insanın yerine koyabilmek büyük bir başarı. Ancak eniştenizin neden böyle davrandığını bilmiyorsunuz anladığım kadarıyla, fakat o an ne hissediyorsa hissediyorsunuz...doğru mu anlamışım? Öyle ise, doğru anladıysam, burada empatiden başka bir şey olmalı ama nedir ben bilemiyorum.

Bu zor zamanlar geçecek ve bir çok yaşanan olayları ve hatıralarımızda kalanların bir çok detaylarını hatırlamayacağız bile :)
 

Gaia

#5
Yorumunuz için teşekkür ederim. Eniştemin kalıtsal bi özelliği haline gelmiş böyle bir durum. Hayat biçimi diyeyim daha da açarak. Biliyorum geçecek,hepsi bir anı olarak kalacak. :) Ki zaten yaptığımda tüm bunlardan alacağım dersi bulup,geçip gitmesine izin vermek. Diğer türlü takılırsam ruhum beslenemez,takıntılar beni yer bitirir. Akış çok önemli birşey.

Kızınızın yaşadığı empatik durum çok güzel gerçekten. Belkide dediğiniz gibi benim yaşadıklarımda bir empatlık yoktur. Farklı bir bağ vardır ya da sadece negatifi algılıyorumdur. Bunu belkide hiç bilemeyeceğim. :) Tekrardan teşekkürler. Yorumunuz enerji verdi. :)

Alemtac

#6
Kızımın daha empatik olduğu anlamında anlaşılmasın, aynı zamanlarda yaşadığımız benzer olaylar var Sevgili Gaia :) Venüs retrosu diyorlar, ne olduğunu tam bilemiyorum ancak yaşadığımız bunca talihsizlik bir gezegenin suçu mu? :D Başta...derken annemin odasından düdük sesi geldi - zor durumda kalırsa, seslenemezse diye trafik polislerinin kullandığı gibi bir düdük vermiştim. Deneme yapıyor muş :( yüreğim ağzımda atıyor şu anda..bakalım duyabilecekmiy mişim?
 

Gaia

#7
Günümüzdeki astrolojinin de zaman kaybı olduğunu düşünüyorum ya :) Herşey antik dönemlerde güzeldi herhalde. Bilgi temiz,saf,berrak. Şu düdük olayına da istemeden tebessüm ettim :D

Alemtac

#8
:D yaşadığımız olayların eğlenceli yönlerini göremezsek bu yaşam çekilmez Sevgili Gaia. Her daim, ne olursa olsun, neşemizi kaybetmememiz gerek :)
 

Alemtac

#9
Bu yaşam çekilmez derken, geleneksel bir söyleyiş biçimi olarak algılamanızı umut ediyorum. Sonradan okuyunca yazdıklarımı, beni rahatsız etti..Dünya, biz insanlığa bahşedilmiş bir cennet aslında, görebilen gözlere. Doğrusu her şey beynimizde; cennette olduğumuza inanıyorsak, her yer cennet.
 

Gaia

#10
Demek isteğinizi çok iyi anladım. Herşey beynimizde. Biz seçim yaparız ve sonuçlarını yaşarız. Bu sonuçlardan deneyimler edinir ve bilgiyi dnalarımıza kodlarız. Kodlanan bu bilgiler çok boyutlu benliklerimize akar ve böylece başyaratıcıya,kaynağa dönmek adına yolculuğumuz devam eder. Varolan herşey büyük oyunun parçası,kalplerimiz bir. Seçimler,yollar ayrılsada hedef bir. Sevgiyi öğreniyoruz. Sevginin ne olduğunu.. Birbirmize düşerek ya da birbirimiz için mücadele ederek.

Alemtac

#11
:) 4 -4 lük bir öğrenci ve öğretici
 

bigsenfoni

Farkindalgin cok hosuma gitti sevgili gaia...:)anlattiklarindan gecirdigin negatif dalga sürecini cevrene farkindaligin sayesinde atlattigini\\pasifize ettigini\\savurdugunu gördüm ve buna sevindim.Enisten konusunda gercekten ilginc bir \'\'enerji vampiri\' bu tür varliklarda dikkat edilmesi gereken cevrelerindeki varliklarin duygularini kendi ihtiyaclari dogrultusunda manipule edebilmesidir,en iyisi herhangi bir kanca takamamalari icin onlardan uzak durmak...empati konusunda; psisik empati,frekanslarin farkindaligi ve uyumlamasi sayesinde varliklarin auralarini ve düsüncelerini okumaya kadar ilerleyen bir sürec...

Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.
DENEYİMİNE DAYALI OLMAYAN HER ŞEYİ SADECE BİR VARSAYIM OLARAK KABUL ET  OSHO


Kalbiniz temiz,gözünüz acik olsun.

Gaia

#13
Yorumun için teşekkür ederim bigsenfoni. :) Eniştem konusunda dediğin enerji vampiri tespiti tam yerinde. Sanırım düştüğüm karmaşanın sebebi de buydu tam olarak. Bundan sonraki karşılaşmalarımda bu bilgi iyi bir savunma olacaktır bana :)

Varlıkların auraları onların enerji alanları,ben çekim alanlarına girdiğimde negatifi daha kolay hissedebildiğimizden olsa gerek, kalp çakramda bir hareketlilik oluşuyor. Heyecanla,endişe arasında bir duygu çöküyor adeta. Bu olduğunda kafamda düşünceler beliriveriyor. Karşımdaki kişinin o an ne amaca hizmet ettiği ile ilgili yargılara ulaşıyorum,bu hissin desteğiyle. Genelde çekim alanıma girdiklerinde oluyor. Bunuda ben empatiye yakın gördüğümden bu şekilde açıkladım kendime.

bozadi

#14
Faşist bir takım güçler tarafından iyiliği zorlaştırmaya, kötülüğü kolaylaştırmaya yönelik olarak özenle tasarlanmış ezici bir düzen içinde yaşıyoruz hepimiz. Elbette, bu şeytani düzen bile adil, doğru, iyi, güzel olan ebedi hayatın içinde yer alıyor. Ve eğer bir yanda negatifliğe şiddetle adanmış güçler ile diğer yanda genel dünya insanlığı kitlesinin özgür iradesini kullanma biçimi bu durumu zorunlu kılmış olmasaydı, bu koşullar meydana gelmezdi. Ve görünüşe göre, dünyada yaşanan trajik durum hayatın iyiliğine, güzelliğine gölge düşürmüyor. Yeteri kadar insan gerçek iyilikten, doğruluktan, adaletten yana olsa, bunun için hayatını adayarak işbirliği yapsa, bizi bu hallere düşüren negatifler de avuçlarını yalarlardı. Neyse ki, kaotik ve şiddetli bir şekilde de olsa yaklaşmakta ve gelişmekte olan 4. Yoğunluk frekansları niteliksiz (4. yoğunluk için niteliksiz) kitleleri pasifize edeceği ve hatta sahneden uzaklaştıracağı gibi, kalan nitelikli insanlar arasındaki pozitif eğilimlilerin sayısı negatif eğilimlilerden epeyce fazla olacağı için ve pozitif eğilimler hızla artırılıyor olacağı için, bu berbatlıklar da sona erecek eninde sonunda. İyilik, doğruluk, güzellik bu gezegende hakim olacak. Bize anlatılan bu ve bazen buna inanmak benim için hiç kolay olmasa bile, bu yöndeki inancımı, güvencimi artırma eğilimindeyim.

Bana öyle geliyor ki Gaia, sen de 4BH'ye mezuniyet için çabalarını yoğunlaştırmakta olduğun için 4KH güçleri hayatını zorlaştırmaya, seni cezalandırmaya, caydırmaya çalışıyor. Etkileşimler içinde bulunduğun 3. yoğunluk ortamlarda bulabildikleri tüm imkanları kullanmaya çalışıyorlar. Elbette çabalarımızı izleyen ve destekleyen 4BH varlıkları da var. Onlar da derslerimizi alma ve kendimizi geliştirme konusunda bize yardımcı olmaya çalışıyorlar özgür irademizi ihlal etmeden.

Hiç 4KH saldırısı olmasaydı bile içinde bulunduğumuz 3. Yoğunluk KH düzleminin egemen güçleri, gerçek pozitiflik gelişimlerini ve yayılımlarını engellemek, cezalandırmak, caydırmak için ellerinden geleni yaparlardı ve yapıyorlar da. Ve hatta, bizim için öncelikli olan düşman veya sorun kaynağı 4KH değil, 3KH aslında. Çünkü bizler hala 3. yoğunluk varlıklarıyız ve hayat 4. yoğunluk güçlerinin derslerimize aşırı müdahalelerini engellemek veya belirli bir dengeye getirmek için gerekenleri yapıyor zaten. 4. yoğunluk realiteleri ve müdahaleleri hakkında bilgilenmek de bence çok ama çok önemli ama bizi en çok ilgilendiren şey gözümüzün önünde somut bir şekilde olup bitenler. Ve durup etrafımıza baktığımızda, faşizm diye adlandırdığımız, özellikle devletin ve çeşitli ideolojiler etrafında oluşan devinimlerin "ele geçirilmiş" gücü yoluyla hepimize uygulanmakta olan ve karşısında trajik denebilecek kadar aciz göründüğümüz şeytani baskıların, işkencelerin, katliamların "sıradan" şeyler haline gelmiş olduğu acı gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Böyle bir düzende gerçek pozitiflik için samimi bir istek duyduğunda, irade gösterdiğinde ve çaba harcadığında suyun akış yönünün tersine yüzmeye çalıştığın gerçeğiyle yüzleşmeye başlıyorsun bir süre sonra. Yani adeta koca bir düzenin yasalarıyla, emirleriyle, baskılarıyla, egemenliğiyle mücadele ediyorsun. Bu da çok yorucu ve yıpratıcı olabilen bir durum. Elbette bu Kötülük düzeni %100 bir hakimiyete sahip değil tüm hayatımız üzerinde ama eğer halihazırda bu kontrol gücünün genel etkililik oranı %50'nin üzerinde olmasaydı, hayat sahnemiz bu kadar berbat bir durumda olmazdı bence. Yani "halihazırda" negatiflik ciddi şekilde egemen durumda ve Türkiye'de, Ortadoğu'da ve tüm dünya genelinde insanlık deneyiminin durumu ve koşulları incelenecek olduğunda bunu anlamak hiç zor olmayacaktır.

Etrafımızdaki havayı ayırt edemediğimiz gibi veya popüler ifadeyle "balığın suyu ayırt edememesi" gibi, insanların çoğunluğu bahsettiğimiz "düzeni" hayatın temel/evrensel realitelerinden ayırt etme konusunda cahil, tembel ve yılmış (veya bazı durumlarda "düzeni benimsemiş") bir durumda oldukları için, kötülük düzeneğini ayırt edip pozitiflik için etkili bir çaba göstermeye adandığın zaman ciddi oranda "yalnız" ve çaresiz hissedebiliyorsun. Ama belki de bundan da önceliklisi ve önemlisi, bizim de her zaman "aynı" biz olamayışımız gibi bir genel gerçek var. Doğal olarak bu düzenin içinde, düzeni sorgulamayan, onun yasalarına genel olarak itaat eden parçalarımız var. Yoksa sosyal bağlamda çevremizde kurulu dünyayla ve insanlarla etkili iletişim kuramazdık.

Düzenden uyanmanın, evrensel pozitif realitelere uygun bir yükseliş yaşamanın ve bunu KH'nin hala egemen olduğu bir dünyada insanlarla paylaşmanın, destekleşmenin aslında ne kadar zor olduğu veya olabileceği açık sanırım. Bana öyle geliyor ki, tırmanmakta olan yıkımlar, zorluklar olmayacak olsaydı, insanlığın ezici bir çoğunluğu daha binlerce yıl pozitiflik doğrultusunda gerçek bir uyanış ve diriliş gerçekleştiremezlerdi. Yıkımlar, zorluklar insanlara çok büyük acılar çektirebilse de, aynı zamanda pek çok sahtelikten ve hipnozdan silkinip uyanmalarına da çok yardımcı olabiliyor.

Sanırım hayatımızın temel bazı gerçekleri konusundaki bilinç geliştirme ve paylaşma çabamız bu süreçleri bizim için daha kolay hale getiriyor.