Negatif Akım Ve Pozitif Akım Arasında Öğrenmek

Başlatan Tiversonus, 28 Aralık 2009, 01:10:53

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Kavramlara çeşitli anlamlar yükleyerek, her türlü sonucu alabilmek mümkün müdür? Bunu tam bilmiyorum. Bildiğim ise Kendine Hizmet olarak hareket eden Bir\'in parçaları, herhangi bir olaya ya da kavrama subjektif bakamaları onların ayır edici özellikleridir diye düşünüyorum. Subjektif bakış açısı; kendince haklılığı olan bir davranışı tüm objektif gerçekliğe rağmen onları düşünsel olarak ayakta tutan bir şeydir. Peki objektif gerçek nedir? İşte objektif olarak bakabilmenin ne olduğunu anlamaya başladığımızda bu Başkalarına Hizmet\'in bakış açısını anlamaka demek olduğunu düşünüyorum.

Genel olarak neden bu konuya değiniyorum? Şöyle anlatmaya çalışayım, anlatması zor olsa da: Bir kişi ile ilteşimimiz başladığında -ki bu kısa bir birliktelik olabilir- psişik olarak kendimizi kötü hissedebiliriz ya da daha da önemlisi ; o kişi ile iletişimimiz sırasında çok pozitif duyumsamalar aldığımızı düşünelim ve sonra bir iletişim kopukluğuna girdiğimizi düşünelim. İşte o boşlukta psişik saldırı şeklinde bir şeyler yaşadığımız da ne sonuca varacağız? Şunu söyleyebilir miyiz: Bu psişik saldırının sebebi, saldırı öncesi iletişime geçtiğimiz -ki iletişim sırasında pozitif duygular aldığımızı düşünsek bile- kişi saldırının kaynağıdır, kısaca psişik saldırı öncesi iletişime geçtiğim kişi kendine hizmet\'tir diyebilir miyiz?

Burada belki de önemli olanın şu olduğunu söyleyebilir miyiz : İletişimimiz sırasında sezgilerimiz herhangi bir enerjisel düşük titreşim algılamış ise bunun frekans düşürücü bir iletişim olduğunu söyleyebiliriz?

İletişimimiz sırasında oldukça rahat olmuşuz ve titreşimsel olarak ta yüksek frekans aralığında bir titreşim algılamış isek durum ne olacak? Yukarıdaki örneğe bakarak bir akıl yürütme yaptığımız da \"bu pozitif bir kişiliktir\" dememiz gerekmez mi?

İltişimimiz sırasında aldığımız titreşimsel frekans ya da sezgisel algılarımıza güvenmek açısından konuşuyorum. Güvenecek miyiz? Bu her iki durumda (düşük ya da yüksek titreşim) sezgilerimizden sadece negatif olanı almak ama pozitifi devre dışı bırakmak objektif bir davranış olabilir mi? Yoksa objektiflik başka bir şey mi?

Tiversonus

#1
Kişi iletişimi sırasında yüksek frekans algılamaları sezinler ya da duyumsar, iletişim çeşitli sebeplerden dolayı durur ya bir kesintiye uğrar. İşte bu kesintiye uğrama sırasında, psişik bir düşüş yaşamış isek ve bunu da psişik bir saldırı olarak düşünüyor isek şimdi ne olacak? Hangi çıkarsamayı yapmalıyız, daha doğrusu objektif olarak olaya nasıl yaklaşmalıyız? "Bir önceki iletişimim dolayısı ile bu psişik saldırıyı yaşadım" demek doğrumudur?...Eğer bu akıl yürütme doğru bir sonuca hizmet ediyor ise şu da doğru olmak zorunda değilmi? : Negatif titreşimli bir etkileşim kesintiye uğradıktan sonra, bu aralama boşluğunda çok pozitif titreşime geçiyor isek; "bunun sebebi bir önceki etkileşimimdeki kişiden dolayıdır" , bir önceki kişi pozitiftir!

Bu çıkarımlar ne kadar objektif gerçeğe uygundur? Birincisi mi yoksa ikincisi mi yada hiç biri mi?

Bu sitede de başka sitelerde de zaman zaman duyduğum bir söz var: "Şu kaynağı okuduktan "sonra" kendimi çok kötü hissettim ve bu neden ile bu kaynağı pek tutmuyorum" işte bu yaklaşım örneği de ne kadar objektif gerçeğe uygundur?

Kendimizi iyi hissettirecek her olayın pozitif bir olay olduğunu düşünmek sizce doğru mudur? Frekans ölçen kriter olarak "kendini iyi hissetmek" geçerli bir kriter midir?

Objektif gerçeklik bakımından, negatif (kendine hizmet) ve başkalarına hizmet(pozitif) ayırımını doğru yapacak yaklaşım tarzımız ne olmalıdır?

Tiversonus

#2
Bu akıl yürütmenin, çıkarıma gitmenin paradoksal bir yanı da var. O da şu: İletişimimiz an'ında sezgisel olarak bir negatiflik algılamadan, bu olmadan; sonraki lineer zaman akışında bir negatiflik yaşamış isek ve buradan da bir zihinsel üretim ile "çıkarsama" yapmış isek; "sezginin" verisini, "zihinsel" veriye kurban etmek. Paradoks yanı ise sezgi'nin zihinsel akıl yürütmeden üstün olduğunu söyleyen spiritalizmin genel görüşüne ters bir "spiritüalizm uygulaması" yapmak.

Her şey sonsuza açılan an'da gerçekleşiyor ise, burada da başka bir paradoks var kanımca: AN ve lineer-deterministik çıkarsama:))

Tiversonus

#3
Şu önerme doğru olabilir mi: "NEGATİF AKIM ÖNCE KENDİNİ POZİTİF OLARAK ALGILATIR VE BİR SÜRE SONRA GERÇEK TİTREŞİMİNİ (DÜŞÜK FREKANSINI) GÖSTERİR"??? Veya "Düşük frekansı sezgisel olarak pozitif algılayabiliriz" ???

Alemtac

#4
Bence negatif ve pozitif algılama kişinin doğrudan kendisiyle ilgilidir. An'da yaşadığı olayı nasıl algıladığına bağlıdır. Burada etken olan faktör yaşanmışlıklar, deneyimlerdir. Olayı yaşamakta olduğumuz An'a gelene kadar biriktirdiğimiz duygusal kirlilikler olay hakkındaki yargılarımızı oluşturur. Kişi eğer geniş perspektiften bakabilme becerisine sahipse yani bir anlamda lineer düşünmeden olaya bakabiliyorsa, gerçek anlamda psişik saldırıyı da ayırt edebilir. Bir olayı yargılamadan önce zamansız alanda değerlendirirsek hemen hemen hiçbir davranışın bize göre negatif/pozitif olmadığını görebiliriz. Olayı veya kişileri negatif veya pozitif algılama lineer ve akılsal/duygusal, kendine hizmet veya başkalarına hizmetleri algılama ve buna bağlı olan frekansı yakalamak ise yüksek benlikle iletişim neticesinde sezgiseldir.

Diyorum ve sevgiler :)
 

Tiversonus

#5
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Bence negatif ve pozitif algılama kişinin doğrudan kendisiyle ilgilidir. An'da yaşadığı olayı nasıl algıladığına bağlıdır.

Şu yukarıdaki iki cümleyi az önce okudum ve neskafemi doldururken "derin" anlamını kavradım: Gözlemi yapan bireysel bilinç biriminin negatif ya da pozitif gözleme etkisi...Bu önemli bir durum kanımca. Algılayıcı eğer pozitif donanımlı (en azından yüzde 51) ise negatif etkileşimden bahsedebilir miyiz? Belkide negatif etkileşimi kendini geliştirdiği "bilinci" ile olaya bakabilecek ve pozitif şeyler duyumsayabilecektir. Off muazzam bir tesbit...Elbette negatif bir olaydan hayali olarak bahsediyorum. Kendine Hizmet ile etkileşim olmaz ise nasıl gelişme sağlanacak?

Etkileşimin doğasını belirleyen "bilinç" ise; şuradan şu sonuçta çıkabilir; bilincimizi değiştirerek negatif titreşime geçmeden etkileşime devam ettiğimizde "güzel" sonuçlar kazanırız: "Gel ne olursan gel, ister ateist, ister tövbekar" diyor ya sevgili Mevlana, 802 yıl önce doğmuş ve belki de 760 yıl önce söylemiş...

Bilinç ve gözlem, sevgi ve zihinsel neden-sonuç yapısı, kendini iyi hissettirmenin tuzağı, dualite evreni, bir dalganın üst diğer dalganın altı...şimdi bunar aklıma geldi...Kendimizi iyi hissettirmenin ötesinde acaba İsa çarmıha gerilirken ya da Muhammed taşlanırken, ölüm pusuları yaşarken neler düşündüler ya da "iyi hissettiler mi?" diye bu büyük Ruh'lara sevgilerimi yolluyorum ve elbette tarihte pek bahsedilmeyen yanındaki Dişil bedendeki Ruh'lara da...


Teşkürler katkınıza ve sevgiler...