Haberler:

Yayınlanan son celse forumda! 26 Eylül 2026🎉

Ana Menü

NEDEN KENDİMİ SEVMİYORUM ?

Başlatan Tulu, 27 Mayıs 2009, 11:35:52

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tulu

KENDİMİ HiÇ BİR ŞEYE KAYIK GÖRMÜYORUM ya ben kendimi sevmiyorum
buna engel olamıyıyorum kucagıma alım kandimi sevmek istiyorum ama yapamıyorum haman kaçıyorum
 

Alemtac

#1
Sevgili Tulu, sizi hiç görmedim ama yazdıklarınızdan tanıdığım kadarıyla çok şeker olduğunuzu anlıyorum. Hele bu açtığınız beni gülümseten başlık, sizin hakkınızda yanılmadığımı gösteriyor :)

Şimdi size kendini şöyle sev, önce kendini sev gibi sözlerle hocalık yapmayacağım (bknz. dünkü dersler) Yerine kendimi nasıl sevmeyi başardığımı anlatmak istiyorum...

Yaramaz bir çocuktum, akşama babası gelince yaptıkları bir bir anlatılan cinsinden. Neden azar işittiğimi anlamaz ve bu durumda ki benden nefret ederdim. Cılız saçlarım gürleşsin diye annem tarafından oğlan çocuğu gibi kısacık kesilen saçlarımdan nefret ederdim. Adımı hiç sevmezdim, çünkü söylediğimde kimse anlamazdı ve en az 5 kere tekrar etmekten nefret ederdim. İlkokul öğretmenimin sınıfta beni tembeller sırasına oturttuğunda bana dönen bakışlardan düştüğüm durumdan nefret ederdim. Benzer şekilde geçen çocukluk döneminden sonra genç kızlık döneminde de vucudumdan nefret ederdim, çünkü diğer kızlar gibi narin değildim. Ozamanlar "Allahım neden beni daha kısa, daha zayıf yapmadın" diye sitemlerimi anımsıyorum. Üniversite sınavında istediğim yeri kazanmak için dua edişimi ve olmayınca "bu kadar yalvardım, olmadı, öyleyse sen yoksun" diye Allahı inkar edişimi ve sonra kendime duyduğum öfkeyi ve kendimi ne kadar küçük gördüğümü bilemezsin. Başladığım hiçbir işi bitirmeyişim hayatım boyunca devam etti. Ne doğru düzgün bir sporcu, ne müzisyen, nede şair olabildim. Evet bu işlerin hepsine soyunmuş ama kıyısından birşeyler yapabilmiştim. Ve tabi ki başladığım evlilikte yarım bırakılmıştı. Nasıl olduda iki tane tam çocuk doğurdum bilmiyorum. İş hayatımda daldan dala atlamak şeklinde geçti. Birinde bari uzun yıllar çalışabilseydim şimdi nerelerde olurdum dediğimde başarısızlıklarımdan nefret ettim. Çoğu zaman allaha yalvardım "Allahım bu hayatı sevmedim, ne olur yeniden yaşamama izin ver" diye. Kendimi hiç sevmedim...

Özüm de çıkmak istedi, hapishane gibi gördüğüm bu vucuttan. Çok uzatmayayım, yaşamın değerini anladım birgün. Dünyayı seviyordum; tüm güzelliklerinin farkına varıyordum, yapraktan düşen bir çiğ damlasında parlayan güneşi, bir kuş sesindeki neşe veren müziği yada dalgaların huzur veren sesini. İnsanları seviyordum; insanın değerinin farkına varıyordum, binbir renk içinde akan hayatlarını, herbirinin güzelliklerini ve görevlerini. Ben neler katmışım kendime onu da gördüm, iyiki bunları yaşamışım iyi ki...Bugünkü beni çok seviyorum, yaptığım ve yapacak olduğum hatalarımla seviyorum. Öğrenmekten zevk alıyorum çünkü, her öğrendiğimle gelişimimi görmekten. İnsanlara hizmet etmek için çabalarımdan, bu yolda gösterdiğim başarasızlıklarımdan, hala daha kendime hizmet ediyor olmaktan gülümseyerek bahsedebiliyorum. Yürüdüğüm bu yolda ki beni çok seviyorum.

 

Tsunami

#2
Alemtac, seni seviyorum arkadasim:)  Araya girerek bunu söyleme geregi hissetim:)) Ruhunun piriltisiyla günümü aydinlattigin icin, kalbimi sevginle yumusattigin icin:))

Ve tesekkürler Tulu, bir kac sözcügünle böyle bir acilima olanak verdigin icin.

Ruhun yollari sonsuzdur, bu sabahin dersi bana bu oldu:)

Sevgiyle:)
 

Tulu

#3
sabah kaltığımda aklıma gelen bu oldu  kendime hiç bir şeyi layık görmüyorum canım bir şey istiyor  içimden bir ses geliyor elindeki yeter diyor ben buna engel olamıyorum kendi kendime engel olamıyorum
olurmu ya böyle bir şey sensin sen her şeye layıksın allahın yaratıgı en güzel canlısısın(onlardan bir tanesisin)
 

Alemtac

#4
Canım arkadaşım sevgiyle ve sevginle gülümsettin beni :) teşekkür ediyorum.
 

Tulu

#5
şimdi hatırladım küçükken benim canım bir şey isterdi bande anama söylerdim anam derdi ki kızların her canı istedigi olmaz derdi
içimdeki ses o
 

Pınar

#6
Aslında, kendini sevmemek ne demek bunu bir çözümlemek gerek diye düşündüm.Neden kendimizi sevmeyiz, niye kendimize düşmanımız gibi davranırız?

Boyumuzun kısa olması, cılız olmamız, isteklerimizin sınırlandırılması, arzu ettiğimiz konumda olmamak, sanki hepsinde bir maddesel eksilik var.Ne yaparsak yapalım, maddeden kopuş yok.Başkasının sahip olduklarınıa bizim de sahip olmamız gerektiğini bize dayatan kalıplar neler, bunu irdelemeye ne dersiniz?

Ne istedikte elde edemedik ve kendimize düşman olduk...Eğer isteğimiz gerçekleşseydi kendimizi gerçekten sevebilecek miydik?
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#7
"Çünkü kendinizi değersiz olduğunuza ikna etmişsiniz, ve bu değersizlik algısıyla, birbirinize de değersiz varlıklarmışsmız gibi davranıyorsunuz, ve sonra kendinizi daha da değersiz hissediyorsunuz, ve böylece birbirinize daha da değersiz varlıklarmışsmız gibi davranıyorsunuz, ve bu kısırdöngü böyle devam ediyor. Ancak, insanlığın bilincinde ortaya çıkmış ve giderek genişleyen bir çatlak var. Sizler kim olduğunuzu bilmeyi çok istediniz, yanıtlar istediniz. Sevgi istediniz, ve böylece biz geldik; tapmılmaya değil, bizim siz olduğumuzu, ve sizin Tanrı olduğunuzu söylemeye geldik!"

Omni Alıntısı

Pınar

#8
:)Teşekkürler. Kendimizi hapsettiğimiz kurallar sürüsü içinde kendi değerimizi göremiyoruz, ruh değerimizi anlamıyoruz.Maddesel değerlere odaklanıyoruz, oysa madde bizim algı biçimimiz.Algı ise değişir, standartı yoktu.Ve biz gerçekten yaratanlarız, geleceğimizi yaratıyoruz, şimdimizi yaratıyoruz ve tüm bunları algılarımız dahilinde yapıyoruz.Eğer algılarımız kendimizi değersiz görür biçimde ise yaratımlarımız da buna eş değer oluyor ve daha da değersizleşiyoruz, dibe batıyoruz.Herşey algılarda bitiyor, sonuçta hala bu maddi temellere dayalı dünyadayız, algı sistemimizi değiştirirsek herşey değişiyor.Aslında bu, bu kadar da zor değil.Ama kendimizi hapsettiğimiz kuralar bütünü içinde yaşamak daha kolay gibi görünüyor.

Ne olmuş yani çok kazandıran bir işimiz yoksa, evimiz denize bakmasa ne olur, iyi eğitim veren okullarda okumamış olsak ne olur - ki yaşam zaten başlıbaşına bir okul-, oysa sağlığımız yerinde, sevdiklerimizle beraberiz daha ne gerek ki!
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Gülay

#9
'''Ne olmuş yani çok kazandıran bir işimiz yoksa, evimiz denize bakmasa ne olur, iyi eğitim veren okullarda okumamış olsak ne olur - ki yaşam zaten başlıbaşına bir okul-, oysa sağlığımız yerinde, sevdiklerimizle beraberiz daha ne gerek ki!'''

Pınarcım,

Bu yazdıklarının senin negatif inanç kalıpların olduğunu düşünüyorum..
Bir lokma bir hırka bilinci eski enerji ve ızdırap ve acı çekerek tekamüle dayalı sistemin ürünü...
Binlerce yıldır geçmiş hayatlarımızdan bu hayatlarımıza negatif inanç kalıpları olarak getirip dönüştürülmek üzere bilinç katmanlarımızda tuttuğumuz negatif kalıplarımız..

Yeni enerji nin para ve maddiyata bakışının kapitalist  olmadığını anlamamız gerekiyor...
Zaten eskinin bir lokma bir hırka devrinde çilehanelerde ve dergahlarda yaşanılarak geçirilen tekamül döngüsü, şimdilerde yaşam sahası içinde kertiş tuzağı olarak insanları illizyona soktukları visa ve parasal güç kaynagı olan vahşi kapitalizmin içindeyken maddi enerjiyi dengeye getirmemiz gerekiyor..Hayatın içinde ve kendimizi yaşamdan ve insanlardan soyutlamadan ve paraya maddiyata küsmeden ve dengede kalabilmeyi öğrenerek..

Parayı, konforu, ve ihtiyaçlarımızı gidermek üzere yapacagımız harcamalarımızda nasıl dengeye gelebileceğimiz OMNİ kitabında çok güzel açıklanıyor sevgili tiversonusun jung kitabından sonra omniyi okuduğunu gördüm ve rica ediyorum bu bölümleri yeni bir başlıga koysun ve bu inançlarımızı tartışalım, çünkü benim önemli farkındalıklarım ve maddi açılımlarım gerçekleşiyor bunları herkezle paylaşmak istiyorum..     

 

Pınar

#10
Hımmm!Ben hiç böyle düşünmemiştm.Fakirin avuntusu gibi olmuş değil mi yazdıklarım.Bir blokajım daha açığa çıktı demek, işe koyulayım o zaman ben...:) Teşekkür ederim...:)
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#11
İbrahim Tatlıses "Harran'da üniversite var dı da biz mi gitmedik" demişti zamanında, bir zamanlar işte:)) Tam sevgili dostumuz Gülay'lık vaka ama işte İbrahim abi bu, gelmez sevgili Gülay'ın işyerine:))))...Başbakan'da demişti ki zamanında, "ananı al git" :)))) Sanırım o da gelmez:))))

Gülay

#12
gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel..." (mevlana)

Herkezin bir vakti saati vardır, bir şeyleri farkedip anlamak için benimde böyle olmuştu, muhtemelen sizinde sevgili tiver, ibrahiminde, tayyipinde ve hiç ummadığımız diğerlerininde :))))
 

Tiversonus

#13
Şimdi adamın birisi çok doğrucuymuş ve hep doğru söylermiş. Ve adam okulda dersliklerin önünde, örneğin türkçe dersinin işlendiği sınıfın kapısının önünde bağırıyormuş: "iki kere iki dört, iki kere iki dört"...Ama adam çok doğrucuymuş da...:)))) Bu arada ben tim komutanlığı yaptım, 23. jandarma sınır tugayında ama sizin kadar emirci olmadım vallahi:)))) Acaba yanlış sınıfın önündemiyim:)))) Ayrıca iyi ki bu hayatta sizin kızınız olmamışım, çok tartışırdık sizin ile:))

Gülay

#14
Sevgili tiversonus

vallahi haklısın, senin yerinde olsam bende gülaya aynı şeyleri söylerdim:))) hah hah hah.....
yazdığını yeni okuyorum da, nedense sana hep bir öğretmen edası takınıyorum haklısın, dur bunu bir temizleyim:)))