HADİ OYNAYALIM

Başlatan sirera, 11 Ağustos 2025, 20:36:56

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

İçsel Adalet kanununda almaya açık olduğunuzda denge kuruluverir bi bakarsınız hep ödeme yok.
Bana da sevgili Hayyam bi rahat ol diyor anladım ki.🙂 Teşekkürler Qui.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

Ra Bilgileri 3
Don Elkins, Carla Rueckert, James Allen McCarty
çeviren Rengin Özer
7-254
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

Alıntı yapılan: sirera - 12 Ağustos 2025, 21:46:52 İçsel Adalet kanununda almaya açık olduğunuzda denge kuruluverir bi bakarsınız hep ödeme yok.
Bana da sevgili Hayyam bi rahat ol diyor anladım ki.🙂 Teşekkürler Qui.

Evet, dengeye son kısımda değinilmiş, dediğiniz gibi dengeye ulaşırsak bu ödeme biter belki, çok bilemiyorum ama denge önemli tabii, çünkü denge neydi, denge mükemmellikti...

Velhasıl Sevgili Sirera Cibran'nın aforizmaları ile Hayyam'ın Rubailer'ini karıştırdınız galiba ama sorun yok eğer dilerseniz oradan da sayfa numarası verebilirsiniz, paylaşırım. Rubailer 58 sayfa ve 7. sayfadan başlıyor. Ben ise sizden RA bilgilerinden 111. sayfayı söyleyebilirim, içimden o geçti. Sevgiler. 

sirera

#18
Dengenin mükemmellik olduğunu hiç hissetmedim. Denge bizi öze bağlayan bir bağ gibi. Ra nın bir önerisi vardı bir fikir varsa aklında zihnine bir diğer tarafını da yerleştir gibi. Bu söyleyiş benim için önemli bi adım olmuştu geçmişte. Bulacağım o metni de eve dönünce. Denge benim gibi dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite yaşayan birisi için önemli. Yaş ilerledikçe 60 a doğru hızla artan yerçekimi de bu dağınıklılığı daha pekiştirmek istiyor. Mükemmellik itici geliyor, mükemmel olmak için çabalayan bunca kişiyi gördükçe, mükemmel işler yapmak isteyip rezalet sonuçlara vardıkça oluşumlar, iletişimi çözmek de mümkün olmuyor mükemmellikte.  Sal gitsin içindeki çocuğu özgürce, at kahkahanı özgürce. Mükemmel olmak için uğraşan o kadar çok kasıntı kişi ne çok enerji tıkanıklığı oluşturuyordur. Buna kendim de dahil oluyorumdur mutlaka.
Hele ki yoğun negatif eğilimse al bakalım ne olacak şimdi. Haydi diğer tarafı dengele.
Bu gereksiz metinden sonra Sevgili Cibran ve Hayyam dan cahilliğim ve dikkat dağınıklığım için özür diler sizden de 14. sayfayı rica ederim.
Ra bilgilerinde istediğiniz sayfada kareler yasası var. Kareler yasası Bir' in yasasının sapmasıymış. Muhtemelen okuduğum unutmuş olduğum bir bilgi.
Altta 1 ve 2 ye de bakın denmiş ama data olan Ra yeni bi baskı bendeki epey eski uyum sağlayamadı, ya bilgisayardan bakmam gerek ya da şu anda evde kayıp olmuş 2 nolu kitabı bulmam gerekiyor. Bi bakıcam. Ama benden önce 2. Cilt sayfa 96 kareler yasasını bulabilen olursa aktarırlarsa sevinirim.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#19
SORU: Medyuma yardımcı olmak için yapabileceklerimizin hepsi bu kadar mı?

RA: Evet. Bu gruptaki uyum ve sevgi dolu sosyal ilişkiler her birinizin işini yapabilmesi için çok uygun ve olumlu bir ortam yaratmaktadır.

SORU: Şu anda Dünya gezegenindeki faaliyetleri açısından, bu grubun etkisini azaltma ya da tamamıyla yok etme konusuna Orion grubu ne derece öncelik vermektedir? Bunu bize söyleyebilir misiniz?

RA: Bütün pozitif kanallar ve destek grupları gibi, bu grup da Orionlular için birinci derecede önem taşımaktadır. Bu medyumun bedensel sapmaları öyledir ki, Orion grubunun başarılı olması halinde en kolay çözülüp dağılacak olan bu medyumun akıl/beden/ruh bileşimidir.
Grubunuz, akıl ve ruh bileşimlerinin titreşimsel modellerinde hiçbir ciddi açık vermemeyi öğrenmiştir. Diğer bazı kanallarda, bu açıklar daha belirgin olabilmektedir.

SORU: Bir beyanda bulunacağım ve sizin düzeltmenizi isteyeceğim. Orion grubu, kendine hizmet yolunda kutuplaşmış varlıkların hasat edilmesini hedeflemektedir, hem de mümkün olan en çok sayıda. Bu hasat onların, Bir'in Yasası'nın bir sapması olan Kareler Yasası (ya da İkiye Katlama Yasasına uygun olarak, bilinç üzerinde çalışma yetenek ve potansiyellerini artıracaktır. Doğru mu?

RA: Dediğiniz doğrudur.

"Kareler Yasası: Bkz. Ra Bilgileri 1, 8:123, 149-Ra Bilgileri 2, s: 96 (Ç.N.)

111
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

RA: Az önce de söylediğiniz gibi, biz sizin toplumsal bellek bileşiminizin bütün parçalarını, içinde bulunduğu illüzyonu, yani ayrılıp dağılma halini de göz önüne alarak bir bütün halinde irdelemek zorundayız. Bunun ürünü de, bizim ne derecede hizmet sunabileceğimiz şeklinde ortaya konacaktır. Şu açıdan şanslıyız ki, Hizmet Yasası, çağrıda bulunanların isteklerinin karesini alıyor. Aksi halde, şimdiki illüzyon sürekliliğinde bu zaman/uzay'da bulunamazdık. Kısacası, temelde haklısınız. Bizim, insanlarınıza karşı beslediğimiz düşünce-formlarında, hizmet edememek kavramı yer almaz; ancak neler yapılabileceğinin en geniş biçimde ele alınması yer alır.
SORU: Karesi alınır demekle ne kastediyorsunuz? Yani, eğer on kişinin size çağrıda bulunduğunu saymışsanız, bu gezegensel düzeyde on ile çarpılarak yüz olarak mı kabul edilecektir?
RA: Hayır, bu doğru değil. Kare, birbirini izleyen sıralar demektir -yani bir, iki, üç, dört ve her bir rakamın bir sonraki rakam tarafından karesi alınır.
SORU: Eğer yeryüzünde sadece on kişi size çağrıda bulunmuş olsa, bu kare alma yöntemini kullanarak onların çağrılarını nasıl hesaplardınız?
RA: Biz bir sayısının, birbirini izleyen şekilde on kez karesini alırdık.
SORU: Bu hesabın sonucu kaç olurdu?
RA: Sonucu iletmek oldukça zor. Yaklaşık olarak 1012 olurdu. Çağrıda bulunan varlıklar, bazı hallerde bu çağrılarında
123
bütünüyle birleşmiş olmuyorlar, o takdirde kare daha az çıkabilir.
Dolayısıyla, her çağrı devresi için istatistiki bir kayıp vardır. Ama belki bu istatistik olarak düzeltilmiş bilgi vasıtasıyla kare alma mekanizmasını anlayabilirsiniz.
SORU: Şu anda Dünya gezegeninde aşağı yukarı kaç varlık size yardım çağrısında bulunuyor?
RA: Ben kişisel olarak 352.000 çağrı aldım. Konfederasyon ise birimlerinin tamamı göz önüne alındığında, 632 milyon insanınızdan çağrı almıştır. Bu rakamlar yuvarlatılmıştır.
SORU: Bana, Kare alma Yasası'nın bu rakamlara uygulandığında ne sonuç verdiğini söyleyebilir misiniz?
RA: Bu rakam sınırı anlamda düşünüldüğü zaman anlamsızlaşır, çünkü çok, pek çok haneden ibarettir. Ama, bunun çok büyük bir ihtiyaç ve çağrı ifade ettiği kesindir ve biz federasyonlular bunu, sanki kendi varlıklarımız büyük ve başedilmez bir ıstırapla karşılaşmışçasına işitiyor ve hissediyoruz.
SORU: Bu çağrı, sizin Dünya insanları arasına açıkça gele bilmeniz için ne kadar büyük olmalıdır? Dünyadaki kaç varlık Konfederasyon'a çağrıda bulunmalıdır?
124
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#21
RA: Şimdi, daha önce verdiğimiz bir bilgiden söz ettiğiniz anlamını çıkarıyoruz. Bu çağrı tek bir çağrı ile başlar. Bu çağrı sonsuzluğa eşittir ve sizin deyiminizle sayılmaz. Bu çağrı temel taşıdır. Buna ikinci çağrı eklenir. Üçüncü çağrı ikinciyi güçlendirir veya iki katına çıkarır ve böyle devam eder; her yeni çağrı, kendinden önceki çağrıları ikiye katlar ya da güçlendirir. Böylece, insanların çağrısı çok sayıda ise bu çağrı birçok kez katlanmış ve çok güçlenmiştir ve Tek Yaratılış'ın sonsuz uzaklıklarından bile kuvvetle işitilir.

SORU: Bu kitabın okuyucularının genel gelişmeleri için, Bir'in Yasası'na doğru tekâmülü hızlandırmak için yapılması gereken alıştırmaların ya da uygulamaların bazılarını bildirebilir misiniz?
RA: Birinci alıştırma: Bu sizin illüzyonunuz için en kullanışlı ve en gerekli olandır. Bunun içeriği sevgidir. Yaşanan an sevgi taşır. Bu illüzyonun ya da bu yoğunluk katının dersi/hedefi budur. Alıştırma ise bu sevgiyi bilinçli olarak, farkındalık içinde görebilmek ve sapmaları idrak etmektir. Bu ilk çaba işin temel taşını oluşturur. Bir varlığın yaşam-deneyiminin geri kalan kısmı ise bu seçimin üzerine inşa edilir, bu seçime dayanır. İkinci adım ise her yaşanmakta olan anda sevgiyi aramaktan geçer, bu suretle eklenme başlar.
Üçüncü arayış ikinciyi güçlendirir, dördüncü ise üçüncüyü güçlendirir ya da ikiye katlar. Daha önce söz edilen güçlendirme çeşidinde olduğu gibi, bu arayış içinde de samimiyetsizlik sapmasının yarattığı çatlaklar yüzünden güç kaybı olabilir. Ama benliğin benliğe bilinçli olarak sevgiyi aradığını bildirmesi öylesine belirgin ve merkezi bir irade tezahürüdür ki, bu sürtünmenin yarattığı güç kaybı önem taşımaz.
İkinci alıştırma: Evren tek bir varlıktır. Bir varlık başka bir varlığa baktığında Yaratan'ı görmelidir. Bu çok yarar-
149
lı bir alıştırmadır.
Üçüncü alıştırma: Bir aynaya bakın, Yaratan'ı görün.
Dördüncü alıştırma: Çevrenizdeki yaratılmış şeylere bakın, Yaratan'ı görün.
Bu alıştırmaların ön koşulu ya da temeli, meditasyon diyebileceğimiz bir olaya ya da dua etmeye olan yatkınlıktır.
Böyle bir tutum alınırsa bu alıştırmalar sürdürülebilir. Eğer bu tutum yoksa, bilgiler akıl ağacının köklerine erişip içine işleyemez ve bu suretle bedeni etkili kılıp yüceltemez ve ruhunuza dokunamaz.
.........
150
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

Arkadaşlar, oyuna şimdilik iştirak etmesem de merakla izliyorum :))

sybleman

Qui yaşadığım bir olaya gonderme oldu oldukça anlamlı benim için teşekkürler.

sirera

İzleyicilerin kendilerini tutup bir sayı söylemediklerini görünce şaşırıyorum bende. Mesela şimdiden bi 91 hazır, ilk gelecek kitap hangisi olursa artık içimdeki sayı değişmezse 91😅
Alıntı yapılan: bozadi - 13 Ağustos 2025, 12:25:41 Arkadaşlar, oyuna şimdilik iştirak etmesem de merakla izliyorum :))
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

#25
Alıntı yapılan: sirera - 13 Ağustos 2025, 08:43:45 Dengenin mükemmellik olduğunu hiç hissetmedim. Denge bizi öze bağlayan bir bağ gibi. Ra nın bir önerisi vardı bir fikir varsa aklında zihnine bir diğer tarafını da yerleştir gibi. Bu söyleyiş benim için önemli bi adım olmuştu geçmişte. Bulacağım o metni de eve dönünce. Denge benim gibi dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite yaşayan birisi için önemli. Yaş ilerledikçe 60 a doğru hızla artan yerçekimi de bu dağınıklılığı daha pekiştirmek istiyor. Mükemmellik itici geliyor, mükemmel olmak için çabalayan bunca kişiyi gördükçe, mükemmel işler yapmak isteyip rezalet sonuçlara vardıkça oluşumlar, iletişimi çözmek de mümkün olmuyor mükemmellikte.  Sal gitsin içindeki çocuğu özgürce, at kahkahanı özgürce. Mükemmel olmak için uğraşan o kadar çok kasıntı kişi ne çok enerji tıkanıklığı oluşturuyordur. Buna kendim de dahil oluyorumdur mutlaka.
Hele ki yoğun negatif eğilimse al bakalım ne olacak şimdi. Haydi diğer tarafı dengele.
Bu gereksiz metinden sonra Sevgili Cibran ve Hayyam dan cahilliğim ve dikkat dağınıklığım için özür diler sizden de 14. sayfayı rica ederim.
Ra bilgilerinde istediğiniz sayfada kareler yasası var. Kareler yasası Bir' in yasasının sapmasıymış. Muhtemelen okuduğum unutmuş olduğum bir bilgi.
Altta 1 ve 2 ye de bakın denmiş ama data olan Ra yeni bi baskı bendeki epey eski uyum sağlayamadı, ya bilgisayardan bakmam gerek ya da şu anda evde kayıp olmuş 2 nolu kitabı bulmam gerekiyor. Bi bakıcam. Ama benden önce 2. Cilt sayfa 96 kareler yasasını bulabilen olursa aktarırlarsa sevinirim.

Sevgili Sirera, vallahi bende Kasyopyalıların yalancısıyım, "Doğa'da herşey denge arar." ve "Denge eşittir mükemmellik" diyorlar...

Benim bundan anladığım tabii bunu sınırlı ve çarpık bir insan egosu açısından değilde, evrensel bir prensip olarak dile getirdikleri yönünde, zaten başka bir yerde de varoluş amacı olarakta bunu "Denge ihtiyacı" olarak dile getirmişlerdi.

Mükemmellik deyince benim bu konuda yansıtmak istediğim yine BUDA'nın "Olanı kabul edin, çünkü o mükemmeldir." sözünden yola çıkarak olacak. Evet, eğer gerçekte herşey bir ve aynı şey ise BUDA sonuna kadar haklıdır, daha başkası zaten düşünülemez. Ve "Herşeyin Bir ve aynı şey" olduğu yerde sizde diğer herşey gibi gerçekte mükemmel olduğunuz için, bu mükemmelliğin dışına çıkamaz, bundan kaçamazsınız.

Bu bağlamda, insanın egosal bir zihnin arzusu peşinde giriştiği mükemmellik arayışı ise ifade ettiğim sebepten ötürü objektif realiteye uymayan çarpık bir düşünce anlayışı olacaktır ki, zaten halihazırda olanın farkındalığına varıp, "olanı kabul" etmek bu çarpıklığın dışana çıkmak için yeterlidir. (Bence...:)

Velhasıl son olarak şimdi aklıma gelmişken üstat Tolle'dan mükkemmellik kavramına dokundurduğu bir bölümü burada (Sanırım tekrar) aktararak bu hususta şimdilik söyleyeceklerimi bitirmek istiyorum. Bahsettiğim bölüm şöyledir; 

---
Bilinç formlar kılığına bürünür ve bir an gelir bu formlar bilincin kendisini onların içinde tamamen yitireceği bir karmaşıklığa erişirler. Günümüz insanlarında, bilinç tamamen büründüğü kılıkla özdeşleşmiştir. O kendisini sadece form olarak bilir ve dolayısıyla fiziksel ya da psikolojik formunun yok olacağı korkusuyla yaşar. Bu egosal zihindir ve önemli bir işlev-bozukluğu da burada başlar. Sanki tekâmül çizgisi boyunca bir yerlerde bir şeyler çok ters gitmiş gibi görünür. Ama bu bile Tanrı'nın, ilahi oyunun bir parçasıdır. En sonunda, bu görünüşteki işlev-bozukluğunun yarattığı ıstırabın baskısı bilinci formla özdeşleşmeyi bırakmaya zorlar ve onu form rüyasından uyandırır: O öz benlik-bilincini tekrar kazanır, ama bu bilinç şimdi onu yitirdiği zamana kıyasla çok daha derin bir düzeydedir.

Bu süreç İsa tarafından müsrif oğul meselinde açıklanır; meselde oğul baba evini terk eder, servetini boş yere harcar, yoksul düşer ve sonra çektiği ıstırap onu eve dönmeye zorlar. O eve döndüğünde, babası onu eskisinden de daha büyük bir sevgiyle karşılar. Oğlun hali eskiden olduğu gibidir, ama aynı değildir. Ona bir derinlik boyutu katılmıştır. Mesel bilinçsiz mükemmellikten, görünüşte kusurluluk ve "kötülük" yoluyla bilinçli mükemmelliğe yapılan bir yolculuğu anlatır.

Şimdi zihninizin izleyicisi olarak orada mevcut olmanın daha derin ve büyük önemini görebiliyor musunuz? Siz her ne zaman zihninizi izlerseniz, bilinci zihin formlarından geri çeker, ona tekrar sahip çıkarsınız, ki bilinç o zaman izleyici ya da tanık haline gelir. Sonuçta, izleyici -formun ötesindeki saf bilinç- daha güçlü, zihinsel oluşumlar da daha zayıf hale gelir. Biz zihni izlemekten söz ederken gerçekten kozmik öneme sahip bir olayı kişiselleştiriyoruz: sizin vasıtanızla, bilinç formla özdeşleşme rüyasından uyanıyor ve formdan geri çekiliyor. Bu kronolojik zamana göre büyük olasılıkla hâlâ uzak gelecekte bulunan bir olayın habercisi, ama aynı zamanda şimdiden onun bir parçasıdır. Bu olaya "dünyanın sonu" denir.

Eckhart Tolle - Şimdi'nin Gücü

---

Sevgili Sirera, RA alıntısını tekrardan okumuş, hatırlamış oldum teşekkürler. Benim için anlamlı oldu, özellikle de son kısım. Ve bende şimdi o kısmı tekrar alıntılayarak, hepimiz için bir kez daha vurgulamak istiyorum.

---
SORU: Bu kitabın okuyucularının genel gelişmeleri için, Bir'in Yasası'na doğru tekâmülü hızlandırmak için yapılması gereken alıştırmaların ya da uygulamaların bazılarını bildirebilir misiniz?

RA: Birinci alıştırma: Bu sizin illüzyonunuz için en kullanışlı ve en gerekli olandır. Bunun içeriği sevgidir. Yaşanan an sevgi taşır. Bu illüzyonun ya da bu yoğunluk katının dersi/hedefi budur. Alıştırma ise bu sevgiyi bilinçli olarak, farkındalık içinde görebilmek ve sapmaları idrak etmektir. Bu ilk çaba işin temel taşını oluşturur. Bir varlığın yaşam-deneyiminin geri kalan kısmı ise bu seçimin üzerine inşa edilir, bu seçime dayanır. İkinci adım ise her yaşanmakta olan anda sevgiyi aramaktan geçer, bu suretle eklenme başlar. Üçüncü arayış ikinciyi güçlendirir, dördüncü ise üçüncüyü güçlendirir ya da ikiye katlar. Daha önce söz edilen güçlendirme çeşidinde olduğu gibi, bu arayış içinde de samimiyetsizlik sapmasının yarattığı çatlaklar yüzünden güç kaybı olabilir. Ama benliğin benliğe bilinçli olarak sevgiyi aradığını bildirmesi öylesine belirgin ve merkezi bir irade tezahürüdür ki, bu sürtünmenin yarattığı güç kaybı önem taşımaz.

İkinci alıştırma: Evren tek bir varlıktır. Bir varlık başka bir varlığa baktığında Yaratan'ı görmelidir. Bu çok yararlı bir alıştırmadır.

Üçüncü alıştırma: Bir aynaya bakın, Yaratan'ı görün.

Dördüncü alıştırma: Çevrenizdeki yaratılmış şeylere bakın, Yaratan'ı görün.

Bu alıştırmaların ön koşulu ya da temeli, meditasyon diyebileceğimiz bir olaya ya da dua etmeye olan yatkınlıktır.

Böyle bir tutum alınırsa bu alıştırmalar sürdürülebilir. Eğer bu tutum yoksa, bilgiler akıl ağacının köklerine erişip içine işleyemez ve bu suretle bedeni etkili kılıp yüceltemez ve ruhunuza dokunamaz.

---

Harika, süper tavsiyeler, biz hepsini yapmaya çabalayalım, çabalamasına da ama sevgili Konfederasyon, lütfen sizde şu telefonlarınıza bi bakın artık yani, gezegen ağlıyor, ağlıyor, perişan oldu ağlamaktan...:)

Düşünsenize, "Kolaysa sen bak" diye kızıp hepsini size yönlendiriyorlarmış bir de , Vaov!...:o  İnsan herhalde birden Bom! diye patlardı, kolay iş değil...:)
---

Ve sevgili Sybleman bir "anlam" bulabildi iseniz ne mutlu size... Velhasıl Üstat Cibran'nın bu eserini çok sevdim ben ve şahsen size ve diğer herkese de tamamına bakmasını öneririm, gerçekten de kanımca çok güzel ve "anlamlı aforizmalar" mevcuttur...

Hepinize teşekkürler arkadaşlar ve sevgiler.

------------------------------------------------

Sevgili Sirera, mesajınıza tekrar bakınca farkettim özür dilerim, dediğim gibi aforizmalar 38. Sayfadan itibaren başlıyor, 14. Sayfada ise şu satırlar mevcut;

Daha sonra Cibran bu kitabı yayımladığında edebiyatta ustalaşmasına yardım eden Josephine'e adayacaktı.

Annesi Şubat ayında kanser tümöründen kurtulmak için ameliyat geçirdi. Cibran kederini hafifletmek için aile işini eline aldı ve şansını Küba'da denemeye giden üvey ağabeyi Peter'in bıraktığı dükkânı işletmeye başladı. Bu yeni yük Cibran'ın ruhuna ağır geldi ve sanatsal çabalara zaman ayırmasını engelledi. Bu zaman diliminde Cibran yoksulluk, hastalık ve ölüm atmosferinden kaçmak için eve pek uğramaz oldu. Ertesi ay Peter, Küba'dan ağır bir hastalığa yakalanmış halde döndü ve çok geçmeden 12 Mart'ta öldü. Daha kötüsü, annesinin kanseri ilerlemişti ve kadıncağız aynı yılın 28 Haziran'ında vefat etti. Bu olay üzerine Cibran bayıldı ve ağzından kan geldi.

Ailedeki bu üç ölümden sonra Cibran dükkânı sattı ve kendini Arapça ve İngilizce yazımda geliştirmeye adadı. Yaşamı boyunca da bu ikili çabasını sürdürecekti. Bu arada Day ve Josephine onun ilk sanat sergisini açmasına yardım ediyordu. Sergi 3 Mayıs 1904'te açıldı ve eleştirmenlerden övgüler aldı. Sergilediği alegorik ve sembolik karakalem çizimler Boston cemiyetini büyüledi. Bununla beraber, serginin önemi başka bir hususa dayanıyordu; Josephine kocası aracılığıyla, sahip olduğu okulu yöneten Mary Haskell'i Cibran'ın çizimlerini görmeye davet etmişti. Tanışmaları Cibran'ın yazarlık kariyerini çok etkileyecek bir ömürlük ilişkinin başlangıcı oldu. Cibran Arapça yazıları konusunda Josephine'in görüşünü almak için o yazıları İngilizceye çevirmişti. Dil engeli yüzünden Josephine, Cibran'ın sadece fikirleri üzerinde görüş beyan edebiliyor ve onu dilsel sorunlarla başbaşa bırakmaya mecbur kalıyordu. Daha sonra Josephine'in rolünü Mary Haskell üstlenecekti.

Mary Haskell otuz yaşındaydı ve Cibran'dan on yaş büyüktü. Cibran'ın sanatsal gelişimini finanse edecek ve onu, idealindeki sanatçı olmaya teşvik edecekti. Okul yöneticisi Haskell eğitimli, güçlü iradeli ve özgür bir kadındı ve romantik yapıdaki Josephine'inden farklı olarak kadınların özgürlüğünün faal bir savunucusuydu. Mary, Cibran'ın İngilizce yazmaya eğilmesinin ardındaki etkendi. Nitekim onu Arapça eserlerini İngilizceye çevirmeyi bırakıp doğrudan İngilizce yazmaya ikna etmişti. İngilizce eserlerini Mary'nin edite etmesi ve aralarındaki işbirliği Cibran'ın çalışmalarını parlattı. Mary, Cibran'la saatlerce vakit geçiriyor, yazılarının üzerinden geçiyor, hataları düzeltiyor ve yazması için yeni fikirler öneriyordu. Hatta Cibran'ın dilini ve düşüncelerini daha iyi kavramak için Arapça öğrenmeye bile kalkıştı.

Mary'nin günlüklerinde Cibran ile ilişkisinin önemi ve anlamı ortaya-
14

çıkmaktadır. Cibran'ın sanatsal gelişimi, içten düşünceleri ve aralarındaki şahsi ve entelektüel sohbetler Mary'nin günlüklerine neredeyse onyedi buçuk yıl boyunca kaydedilecekti. Bu kayıtlar Cibran'ın halktan sakladığı kişisel düşüncelerini ve ideallerini öğrenmek açısından büyük önem taşımaktadır.
15


sirera


Bir' in yasasında,  bir olduğumuzda herşey mükemmel ve herşey adil şüphesiz. Bu nedenle buna inancımız tamsa  herhangi bir çağrı yapmaya da gereksinim duyulmaması doğal olan. Kim ister ki dengedeyken farklı titreşimleri alıp düşmek ipteki cambaz gibi.
İletişimi güçlendirmek burada yine önemli görünüyor. Ve bunu disiplinle sürdürmek. Eğer burada on kişi birbirimizle uyum içinde bir'in, özümüzün titreşimlerini iletebilirsek ve bu çalışmayı sürdürürsek bu o zaman binlerce kişinin çalışması gibi bi rezonansa girecek. Diğer tarafta, aynı sapmayla,  bilinç üzerinde çalışma yetenek ve potansiyellerini artırmak için çalışan grup ise negatife kutuplaşmaya gittikçe kayanın yakasına yapışacak.

Ve sevgili Qui, Tolle'dan tekrar alıntıladığın bu muhteşem form tanımlaması için teşekkürler. Zihin hallerinden çıkıp ve bunu sürdürmek eski dünyanın sonunu getiriyor olması aynı zamanda sanırım. Samadhide günlerce ağaç duruşunda bekleyen yogiler boşuna bu çalışmayı yapmıyorlar. Varolsunlar.

Ve de hoş bir yanlış anlaşılma olmuş.  Sevgili Cibran' ın özel hayatına büyüteç tutulmuş. Kuş yuvasına bakmak gibi. Utandım biraz aslında yine de sonra mektupları bile okudum.

14.cü sayfa derken 58 sayfa olan 7. sayfadan başlayan Hayyam'ın Rubailer'inden rica etmiştim
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Qui-gon jinn

Sevgili Sirera, yazdıklarınıza kısaca katıldığımı belirterek, istediğiniz 14. Sayfayı öncesi ve sonrası ile paylaşıyorum. Sevgiler.


41-
Uyan ey can doldur kadehimi içelim
Kopmadan bizim can ipliği hadi içelim
13. Sayfa

Yüz vermez bize gün gelir kahpe felek
Su içmeye imkan vermez, koymaz ki içelim..
42-
Felsefe yapma düşman haksız çatıyor bana
Tanrı biliyor dostum doğru değil bu takılma
Sormak gerekir ne geldim yas evi bu dünyaya
Kimdim ve neyim ben, bilmem ki gel hadi şaşma.
43-
Hem acının hem mutluluğun kaynağıyız bak
Malı mülkü saçmışız, zulüm toplamışız
Hem yüceyiz küçüğüz pek hem de kocaman
Hem paslı camız hem de Cem'in can bardağıyız.
44-
Sen yoksul sanma kederliyim der içerim
Esrik ya da rezil rüsvay olmayı ister içerim.
Sen ruhuma girdin ya artık gerek yok şaraba
Ben gönlümü hoş be hoş tutmayı ister içerim.
45-
Dünya denen yerde zincirin fırlatmış değilim
Bir lahza için yaşamdan da tatmış değilim
Yaşamımca şu dünyada hep öğrenci kaldım;
Yazık henüz daha işimin ustası olmuş değilim.
46-
Eğer gözüm değilsen kör, mezara ağlıya gör
Bu fitne fesatla geçen ömrü bir hesaplayı gör
Ve toprak altını gör; şah da vezir de birlikte uyur;
Ağzına düşmüş karıncanın şu ay yanaklıyı gör.
47-
Günün zevkine bak bak da nedir bu dünya tasası?

14. Sayfa

Keyfini sür gel otur mutluluğun tam da sırası.
Olsaydı eğer bu dünyada vefadan bir eser gözüm;
Sana kalmazdı bir başkasından sevilmek sırası.
15. Sayfa


sirera

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

fatih

#29
Alıntı yapılan: sirera - 11 Ağustos 2025, 20:42:42 iç yaşam
Hazret İnayet Han
Hazırlayan ve çeviren : Aftab Talat Kamran
Okyanus yayıncılık

Sayfalar;
8-107

Sayfa 35, Paragraf 3 rica ediyim sirera
İnancınızı kaybettiğinizde, dışarıdan hiç bir kurşun yemeseniz bile, kendi içinizde savaşı kaybedersiniz..