Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Bilgi Sabittir / Mutlaktır / Fiziksel Değildir

Başlatan Tiversonus, 08 Nisan 2009, 11:16:10

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

Bence bunun farkına varmak büyük bir sıçramadır. Paylaşalım.

Alemtac

#1
EPISTEMOLOJI

Bilginin değeri ve bilginin kaynağı meselelerini inceleyen felsefe teorisi. Bilgi teorisi ve bilgi kuramı deyimleri ile de bilinir.


Filozoflar, her şeyden önce, bu filemde olup bitenleri anlamak, bilmek problemi ile meşgul olmuşlar, bilginin nasıl meydana geldiğini ve bunda rol oynayan faktörlerin neler olduğunu düşünmeden önce insan bilgisinin mutlak olup olmayacağı üzerinde, düşünürlerken, bilginin kaynağının ne olduğu sorusu üzerinde de düşünmüşlerdir.


Bilgi teorisini (Epistemoloji) meydana getiren bu iki esas, böylece, "bilginin değeri meselesi" ve "bilginin kaynağı meselesi" şeklinde kendini göstermiştir. Bilginin değerini inceleyen filozoflar çeşitli görüşleri içine alan felsefe meslekleri ile bu konuyu açıklama yoluna gitmişlerdir.


Dogmatik filozoflara göre, insan bilgisi mutlaktır. Gerek akıl, gerekse duyu organları ile elde edilen bilgiler, gerçeğin değişmez ifadesidir. Bunların dışında gerçek yoktur.Septik filozoflara göne, eşya ve olaylar hakkında kesin hüküm vermekten çekinmelidir. Her türlü "bilirim" iddiasından vazgeçmeli ve her şeyden "şüphe" ile söz edilmelidir.Sofist filozoflara göre herkese göre değişmez bir gerçekten söz edilemez. Gerçeğin ölçüsü insandır. Ferdî şuurların ve bilgilerin dışında bir gerçek yoktur.


Skolâstik filozoflara göre, ancak, dinin ve mukaddes kitapların bildirdiği bilgiler birer gerçek olmak karakterindedirler. Dinin ve mukaddes kitapların bildirdiklerinin dışında «gerçek» yoktur.


Kritis filozoflara göre, tenkit etmeden hiçbir fikrin doğruluğunu, yanlışlığını kabul etmemek gerektir, insan bilgisi ancak, tabiat tarafından aklın yaratılış şekline ve sübjektif bünyesine uygundur. Bilgilerimiz, mutlak olamaz.


Pozitivist filozoflara göre pozitif bilimlerin sonuçlarına ve onların bildirdiklerine dayanmayan hiçbir bilginin değeri yoktur.


Bilginin kaynağı meselesini inceleyen filozoflar da, çeşitli görüşleri içine alan felsefe meslekleri ile bu konuyu inceleme yoluna gitmişlerdir. Epistemolojinin ikinci probleminde bilgilerimizin doğuştan, akıldan, duyu organlarımız ve günlük deneylerin bildirdiklerinden sezgiden geldiğini iddia eden çeşitli felsefe meslekleri ve çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bilginin kaynağı meselesini de filozoflar çeşitli felsefe meslekleri ile, şu sekide açıklama yoluna gitmişlerdir.


Rasyonalist filozoflara göre, bilginin kaynağı akıldır. Akıl da ilâhi bir kaynağa sahiptir. Akıl prensiplerimiz doğuştan gelmektedir. Akıl prensipler, gibi Tanrıya ,sonsuzluğa, kemale ait fikirlerimiz doğuşla birlikte gelmişlerdir.


Empirist filozoflara göre, bilgilerimiz deneyden gelmektedir. Deneyler edinmemizde duyu organlarımızın da rolü vardır. Duyu organlarımızın bildirdiklerini ,akıl almamazlık edemez. Emtüistyonist filozoflara göre, iki çeşit bilgi vardır. Bilim ve felsefe. Bunlarda birincisi zekânın, ikincisi içgüdüye dayanan sezginin ürünüdür. Zekâya dayanan bilgi esas hayatın bilgisi, sezgiye dayanan felsefe bilgisidir. Sezgiden gelen bilgiler, bize değişmez gerçekler: verir.


Pragmatist filozoflara göre, bilgilerimiz yaşanan hayatla ilgilidir. Bilginin konusu olan gerçeği hayatla olan uyumluluğu ile ele almalıdır Günlük hayatla ilgili olmayanlar bir bilgiye ve onun konusu olan gerçeğe ne bilgi ne de gerçek gözü ile bakılamaz.

2. Alternatif : Epistemoloji

Epistemoloji, bilginin doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe dalıdır. Bilgi felsefesi olarak da adlandırılmaktadır. İlk çağlarda Thales gibi filozoflar metafizik ile ilgileniyorlardı. Evrenin salt maddesinin bulunması temel bir amaç olmuştu. Ama bu konularda herkesin vardığı farklı fikirler, fikirler arasındaki çelişkiler filozofların insana, dolayısıyla akıl ve bilgiye yönelmesine yol açtı. Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Böylece bilgi felsefesi doğmuş oldu. Terimler değişiktir: episteme, bilgi ve gnosis, bilim ve logos, öğreti kelimelerinden epistemoloji, bilgibilim ve gnoseoloji, bilginin bilgisi terimleri; bilgikuramı (theory of knowledge) anlamında kullanılır, bazen philosophy of knowledge, bilgi felsefesi olur. Bilginin doğasını, kaynaklarını, kökenlerini, değerini araştırır. Bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilgi dalına agnoioloji denir. Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir.Platon'un bilgi nazariyesinin yetersizliği 1963'de Edmund Gettier tarafından kanıtlanmıştır. Aynı dönemde Michel Foucault, bilginin kazıbilimini, bilgi ve iktidar biçimlerini araştırmıştır.

Temel Kavramlar
 
Doğruluk
 
Bilgi, öznenin nesne ile kurduğu bağdan çıkan üründür. Bu bağa ise bilgi aktı denir. Bilinç sahibi bir varlık olan insanın nesneye yönelmesi ile bilgi oluşur. Bilginin, bilginin alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur. Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur. Fakat doğru bilginin imkanlılığı felsefe tarihinin en büyük sorularından biridir....

Gerçeklik

Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır. Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.

Temellendirme
 
Her bilginin dayanakları ve gerekçeleri vardır. Bilgi felsefesi kestirme yanıtları dışlar, çözümleme ve betimleme yolu ile bilgiyi temellendirmeye çalışır.Temellendirme bir çeşit doğrulamadır.Akıl ve mantık kuralları ile ilgili üretilen bilginin tutarlı hale getirilmesi ve çelişkilerden kurtarılması anlamıdır.

Mantık

İçinde bulunduğumuz evrenin, doğanın henüz tamamını keşfedemediğimiz ilkeleri ve yasaları vardır. Aynı şekilde bilgiler arasında da bu tür bir ilişki vardır. Düşüncelerin de arasındaki ilişkiyi düzenleyen ilke ve yasalar vardır. Mantık düşünmenin temel yasalarını arar ve saptar. Mantık bilginin içeriğinin doğruluğu ile ilgilenmez, bilgiler arasındaki ilişkilerin doğruluğu ile ilgilenir.

Epistemolojik teoriler

Akılcılık (Rasyonalizm)

Akılcılık, bilginin kaynağının akıl olduğunu; doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre deney yolu ile elde edilen bilgi kesin bilgi değildir, geçicidir. İnsan duyum ve algıları geçici, doğruluğu kesin olmayan bilgiler verir. Eski Yunan'da rasyonel bilgi ile duyu organlarımızın sağladığı duyusal bilgi arasında fark olduğunu belirten ilk filozoflar Herakleitos, Parmenides, Sokrates, Platon ve Aristoteles'tir. Yeni çağ akılcıları ise Descartes ve Hegel'dir.

Deneycilik (Empirizm)

Deneycilik, bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini öne süren yaklaşımdır. Deneyci yaklaşıma göre insan zihninde doğuştan bir bilgi yoktur. Bu nedenle akılcılık yaklaşımına karşıdır. Akılcılığın insan aklında doğuştan ilkeler varolduğu varsayımına karşıdır. Doğru bilgi duyular vasıtasıyla deney yolu ile elde edilebilir. Bütün bilgilerin ilk kaynağı duyudur. Deneycilik yaklaşımının önemli filozofları John Locke ve David Hume'dur.

Analitik Felsefe

Felsefeyi düşünsel bir etkinlik olmaktan çıkarıp bir dil analizi olarak algılayan felsefi akımdır. Bilimlerin dilini çözümlemeye ve onların kavram yapısını araştırmaya öncelik verilir. Ludwig Wittgenstein akımın önde gelen temsilcilerindendir.

http://ansiklopedi.bibilgi.com/epistemoloji
 

Tiversonus

#2
sevgi
sevgi başlığı maalesef kayıtlarımız arasında bulunamadı.

http://ansiklopedi.bibilgi.com/sevgi

:))

Alemtac

 

Tiversonus

#4
İşte garip, yani koca ansiklopedi de bu yok, ilginç:)) Tesadüf olarak baktım:)) Belki de bir kaynağa önce "sevgi nedir" diye mi sormalıyız?

Tiversonus

#5
Hayvanlar krallığında bir yolculuğa çıkalım. Soralım türlere "siz hayatta nasıl kalırsınız? Önerileriniz nedir?" Tavşan ile buluşup konuşuyoruz; "Sevgili tavşan öylermisin, hayatta kalmanın sırrı nedir?, tavşan dönerek cevap verir: "Hızlı koşacaksın, hatat koşarken zik-zak cizeceksin, arkana dönüp bakmayacaksın. İşte bunları yaparsan milyonlarca yıl ayakta kalabilirsin, soyunu sürdürebilirsin" Hmm, sanırım tavşan haklı olmalı, belki milyonlarca yıl olmasa bile binlerce yıldır, soyu tükenmeden bu tür yaşadığına göre! Am biz yinede diğer hayvanlara sormak için yola devam ettik, kaçırdığımız bir nokta kalmasın diye. Yolda kaplumboğa ile karşılaştık. Bizi görünce sert kabuğunun içerisine saklanan kaplumboğayı konuşmak için dışarı çıkartmak çok kolay olmadı doğrusu. "Sevgili kaplumboğa, yüzyıllardır soyunu sürdürebilmeyi nasıl başardın?" sorusu doğrusu kaplumboğayı fazla düşünmeden bir cevap vermesine neden oldu:"Bu çok kolay, zırh gibi bir kabuk veya ev yapacaksın ve bir sorun yaşadığın zaman bunun içerisene saklanacaksın, tehlike geçtikten sonra ağır ağır yola koyulacaksın"

Doğrusu kafam karışmıştı! Bir canlı yüzyıllardır soyunu sürdürebilmek için "hızlı ve hareketli" bir yaşam önerirken bir diğeri ise "yavaş ve korunaklı" biir yerde yaşayarak bunun gerçekleştirilebileceğini söylüyordu. Birbirlerine tezat oluşturan önermeler değilmiy di bunlar? Acaba içlerinden birisi "yalan" mı söylüyordu? Ama pek yalan gibi de gelmedi bana doğrusu. Sanırım keşfetmem gereken başka bir şey var? Belkide, ceylana, timsaha, ördeğe de sormam gerekecek! Önermeler arsındaki ortak noktayı ve tezatlıklara rağmen yine de bir ortak noktayı bulabilmeyi umuyorum. Ben röportajlara devam edeyim en iyisi:))

Tiversonus

#6
Evet roportaja devam edelim, canımda çok sıkılıyor bugün ya neyse...Timsaha geldik. Bulunduğu çamurlu akarsunun altında sessizce pusuya yatmış bekliyor. Yabani inekler ise göç yollarına devam edebilmek için bu bulanık akarsuyu geçmek zorundalar. Yabani inekler dikkatlice akarsuya yaklaşıyorlar ve çaresi yok, geçecekler ve içlerinden sağlıklı olanları bir cesaretle karşıya geçiyorlar ve biraz yaşlı olanlara sıra gelince pusudaki timsah sudan ok gibi fırlayarak yaşlı ineğin bacaklarına dişlerini batırıyor ve diğer timsahlarında katılımıyla yemek şöleni başlıyor. Yemek bitti. Timsaha soruyoruz; "nasıl bunca yıl soyunu sürdürebildiniz?", timsah fazla düşünmeden cevap veriyor; "zırh gibi derin olmalı ve dişlerin ise çok keskin ve çenen ise çok kuvvetli olmalı ve suyun kenarında beklemelisin". Hmm doğru söylüyor, zaten öyle olmasa yıllarca hatta yüzyıllarca nasıl bugüne getirebilirdi ki soyunu...

Benim anlamdaığım, herkes doğru söylüyor ancak, herkesin doğrusu farklı? Bundan nasıl bir anlam çıkartmalıyım? Doğrusu kafam iyice karıştı? Neyse akışa bırakalım, belki cevap zihnimde bir lamba gibi yanar!

Alemtac

#7
Sevgili Tiversonus;

Siz bilginin ben sevginin mutlakiyetini ariyoruz :)) Ve ben aradikca sevgiye degil bilgiye yaklaşiyorum !? Bunda bir is var gerçekten :) Hersey bilmededir demek geliyor icimden, sevgide dahil. Bilmek tektir, yollar farkli olsada yaşamak degil mi amac...Evet amacin ne olduguna bakmakli, varilacak sonuc ayni olsa gerek :)

Sevgiler
 

Tiversonus

#8
Sevgili Alemtac, bilginin icerigi nedir? Nereye kadar uzanır? Bilgi sonsuzdur. O zaman sonsuz olanı nasıl bir kalıba koyabiliriz? Bir kişi (ben dahil olmak üzere) ancak bilginin bir parcasina "ulaşmış" olabiliriz ve her ulastigimiz bir onceki bilginin olumu degil midir? Evet bugun hicbir sey bilmedigimi biliyorum:))

Not: Türkçe karakterleri kullanmadan yazmayı bu vesile ile denemek istedim, bayağı zor muş:))))

Alemtac

#9
:D ben vaz geçtim artık