Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Arkanalar

Başlatan Scyth, 21 Ocak 2012, 03:48:23

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Scyth


Neden Arkanaları incelemeliyiz. Bu sorunun yanıtı altta alıntılanan mesajda yer almaktadır.



"SORU: Ra'ya üçüncü yoğunluk derecesinde bulunduğu sırada bu yirmi
iki temel modelin verilmesi için, Ra'nın ve daha sonra da Mısırlılar'ın
belirli bir ders plânı veya eğitim kursu olmuş olması gerekir. Bu eğitim
kursunun senaryosunu anlatabilir misiniz?

RA: Biz temel modelleri gezegeninizdeki inisiyelere tanıtma plânlarımızı
anlatmayı daha uygun buluyoruz. İlk aşama imgelerin (suretlerin)
tanıtılmasıydı. İmgeler birbirlerini şu sırayla izliyorlardı: Bir, sekiz, on beş;
iki, dokuz, on altı; üç, on, on yedi; dört, onbir, on sekiz; beş, on iki, on
dokuz; altı, on üç, yirmi; yedi, on dört, yirmi bir; yirmi iki. Bu yolla akıl,
beden ve ruh arasındaki temel ilişkiler keşfedilmeye, öğrenilmeye
başlanabilir
; örneğin Aklın Matrisi'nin Bedenin ve Ruhun Matrisleri ile
karşılaştırılmasıyla bazı deneysel sonuçlara varılabilir.
Sonunda öğrenci bu imgelemeleri öğrenip, ustaca yapabilmeye
başladığında ve temel modellerin yedi sınıfının her birini iyice inceleyip,
akıl, beden, ruh arasındaki ilişkileri gözden geçirdiğinde, artık kendisine
temel modelleri çiftler halinde incelemesini öneriyorduk: Bir ve iki; üç ve
dört; beş; altı ve yedi. Beden ve ruhun temel modelleri üzerinde bu
şekilde çalışmaya devam edilebilir. Dikkat ederseniz Gösterge'nin
incelenmesi (beşinci temel model) çift oluşturulmadan tek başına
bırakılmıştır, çünkü Gösterge, yirmi ikinci temel model (Seçim) ile bir çift
meydana getirecektir.


Bu araştırma yolunun sonunda öğrenci her bir temel modelin niteliklerini
ve rezonanslarını daha derin bir biçimde kavramaya başlıyordu. Bu
noktada, öğrenciyi her temel modeli, kendisini bu temel model yerine
koyarak deneyimlemeye (o model haline gelmeye) teşvik ederdik.
Burada en önemli nokta, bu temel model kişiliğinin benimsenmesinin ne
zaman spiritüel veya metafizik açıdan yararlı olacağını bilebilmektir.
Göreceğiniz gibi, her inisiye epey yaratıcı çalışma yapmıştır. Bizim
sunacak hiçbir dogmamız yoktur. Herkes kendisine en çok gerekli ve
yararlı olacak şeyin ne olduğunu yine kendisi sezmelidir.
"



                                 (Ra Bilgileri 4. Kitap Sayfa.99,100)



"SORU: Siz daha önce Ra'nın tarot'u "büyülü kişiliği" geliştirmek için
kullandığını söylediniz. Bunun yapılmasının nedeni, zihinsel olarak her
temel modelin özünü yaşamak (o öz haline gelmek) ve bu yolla büyülü
kişiliği geliştirmek miydi?

RA: Hayır. Kendini bir temel modelin içine sokmak, o temel modele
bürünmek, bu arşetipik sistemi uzun süredir incelemiş olan ustanın
yapabileceği ileri düzeydeki bir uygulamadır. Birlikte aklın önemli ve
zengin bir bölümünün mimari yapısını temsil etmeleri amaçlanan kavram
bileşimlerinin (temel modellerin), akıl/beden/ruh bağlantılarını gözden
geçirmek için Matris, Potansiyel Verici, vb. gibi bireysel kavram
bileşimleri halinde; ve erkek ile dişinin kutbiyetleri üzerinde konsantre
olmak koşuluyla da, çifter çifter incelenmesi düşünülmüştür. Eğer bu
çalışmalar yapılırsa öyle bir an gelir ki, aklın derinliklerinde bulunan
ağıtlar ve neşeli şarkılar başarıyla yüzeye çıkarılabilir ve bunlar büyülü
kişiliğin bazı yönlerini yoğunlaştırmak, açıklığa kavuşturmak ve
yüceltmek için kullanılabilir."


                                  (Ra Bilgileri 4. Kitap Sayfa.104)


[h2]Aklın Matrisi[/h2]
Matris: Bir cisme şekil veren veya dayanak olan şey.

"SORU: Teşekkür ederim. Temel modeller için bazı gözlemlerimiz var.
Şimdi bunları aktaracağım. Birincisi: Aklın Matrisi, Mısır tarotu'nda bir
erkek şekliyle temsil ediliyor ve biz bunu yaratıcı enerjinin akıllıca
yönetilmesi olarak kabul ediyoruz. Bu konuda bir yorumda bulunabilir
misiniz?

RA: Bu çok düşünülmüş bir algı, çünkü şekildeki erkeği sadece biyolojik
erkek olarak görmüyor, bir erkek prensip olarak kabul ediyor.
Göreceğiniz gibi, bu imgelerde çok belirgin cinsel eğilimler vardır. Bunlar
hem, hangi biyolojik varlığın ya da enerjinin hangi temel modeli kendine
çekeceğini bildiren bir gösterge görevi yaparlar, hem de üçüncü yoğunluk
derecesinin arşetipik aklının anahtarının kutbiyet olduğunu gösteren
daha geniş bir bakış açısını temsil ederler.

SORU: İkinci gözlemimiz, Büyücü'nün elindeki asanın irade gücünü
temsil ettiğidir. Bu konuda bir yorumda bulunabilir misiniz?

RA: Gerçekten de irade kavramı, Aklın Matrisi'ni temsil eden imgenin her
yanından adeta fışkırmaktadır. Ama asanın iradeyi temsil etmesi, sihirli
işareti yapmak (büyülü kişiliği çağırmak) üzere uzanmış elin astrolojik bir
türevidir. (Asa, Ra'nın orijinal öğretisinde yer almaz, daha sonraki
uygarlıkların astrolojik etkileriyle bu karta dahil edilmiştir.) İmgenin, asa
kavramından açıkça ayrı olarak görülebilecek mükemmel bölümü, asanın
ucunda yer alan küredir. (Ayrıca, Ra'nın orijinal öğretisinde asa yerine
küre şekli yer almaktadır.) Bu küre, sizin yoğunluk derecenizde büyü
faaliyetinde bulunmak isteyen varlığın iradesinin hedefinin spiritüel
mahiyetini işaret etmektedir.

SORU: Elin aşağı doğru olması, arayışın içeri doğru olduğunu, dışarıdan
olmadığını ve maddi dünya üzerindeki aktif hâkimiyeti gösterir. Doğru
mu?

RA: Lütfen yeniden bakınız, el içeri mi uzanıyor? Hayır. Potansiyel
kazandırılmamışsa, bilinçli akıl içeri dönük olmaz. El, bu yüzden (akla
potansiyel kazandırılmamış olduğu için) kapısı ona kilitli olana doğru
uzanıyor.

SORU: Kare şeklindeki kafes maddi illüzyonu (madde alemini) temsil
ediyor ve bu büyülü bir şekil değil. Doğru mu?

RA: Kare şekli, her nerede görülürse görülsün, daima üçüncü yoğunluk
derecesi illüzyonunu gösterir ve büyülü olmayan bir şekil ya da -daha
doğrusu- içte tezahür ettirilmiş, yani can verilmiş maddi dünya olarak
görülebilir.

SORU: O halde karenin çevresindeki karanlık bölüm de bilinçaltının
karanlığıdır. Doğru mu?

RA: Kesinlikle doğrudur.

SORU: Damalı bölüm de kutbiyeti temsil ediyor, değil mi?

RA: Bu da doğru ve yeterlidir.

SORU: Kuş bir elçidir. El kuşun içinde bulunduğu kafesin kilidini açmak
üzere uzanmıştır. Bu konuda bir yorumda bulunabilir misiniz?

RA: Tarot'taki kanatlı şekiller kendilerinin ne olduğuna göre değil,
kanatlarının durumuna göre değerlendirilmelidir. Bütün kuşların işaret
etmek istediği aynıdır; nasıl Matris, yani Büyücü, kendi kanatlı ruhuna
erişemeden hiçbir eylem yapamazsa, ruh da, bilinçli tezahüre
gönderilmezse ve böylece meyve verir hale gelemezse kanatlanıp
uçamayacaktır.

SORU: Bu imgedeki yıldız ise bilinçaltının potansiyel verici güçlerini
temsil eder, doğru mu?

RA: Bu yıldız bizim getirdiğimiz tarot imgelerinde yer almıyordu. Arşetipik
leitmotifler'i çağrıştırmak için tasarlanmış bu imgeler sisteminde yer alan
yıldız, ay gibi astrolojik şekiller, bu sisteme bizden sonrakiler tarafından
dahil edilmiştir.

SORU: Bir Numaralı Kart'a yıldızdan başka eklenmiş bir şey var mı?

RA: Her imgenin, resmedildiği dönemin kültürel gözlüğüyle görülmüş
ayrıntıları vardır. Bu beklenen bir şeydir. Onun için de, örneğin imgelerde
kullanılan Mısır kostümlerini ve mitoloji sistemlerini incelerken, size ait
olmayan bir kültüre bağlı kalmak yerine, bu kostüm veya yaratıkların
anlamının derinliklerine inmek çok daha iyi olur.
Her varlıkta bu imgeler biraz farklı bir biçimde yankılanacaklardır. Onun
için biz, belirli ve sınırlayıcı tarifler yerine, her temel modelin genel bir
çizgi içinde kalarak fakat yaratıcı imgelemeyi de kullanarak incelenmesini
arzu ediyoruz.

SORU: Kare şeklin üzerinde görülen kupa, pozitif ve negatif
tutkuların/etkilerin bir karışımını temsil ediyor. Bu varsayımımız doğru
mu?

RA: Bu kupa da bizim getirdiğimiz orijinal imgede yer almamaktadır. Bu
asıl imgenin çarpıtılmış bir şeklidir. Asıl imgede damalı bölüm kutbiyeti
temsil ediyordu.

SORU: Yani bu kupa, Aklın Matrisi tarafından tadılmak üzere bekleyen
kutbiyeti mi temsil ediyor?

RA: Çok iyi bir biçimde algılamışsınız.

SORU: Kare şeklin üzerinde görülen kılıç mücadeleyi, çabalamayı
simgelemektedir. Doğru mu?

RA: Bu kılıç da bizim getirdiğimiz orijinal imgede yoktu. Kılıç da bu
imgeye sonradan eklenmiştir. Ancak çabalama yaklaşımı doğrudur.
Kafesteki bir kuşun kaçmak için nasıl çabaladığını gözlemleyin.

SORU: Yine, kare şeklin üzerinde görülen paranın başarılmış işi temsil
ettiğini yazmışım. Bu konuda bir şey söyleyebilir misiniz?

RA: Bu para da bizim getirdiğimiz orijinal imgede yer almıyordu. Ancak,
paranın temsil ettiği şey açısından haklısınız. Magus, tezahür ettirilmiş
dünyada başarıya ulaşmaya çalışmaz mı?.

SORU: Son olarak da, Büyücü bilinçli aklı temsil eder. Doğru mu?
RA: Sizden beslenmemiş bilinçli akıl kavramı üzerinde düşünmenizi
istiyoruz, Yani, bilinçten başka kaynağı bulunmayan akıl üzerinde.
Beslenmemiş (bakir) bilinçli aklı, sizin öğrenciler olarak deneyimlediğiniz
karmaşıklıklar yığını ile karıştırmayınız, çünkü siz zaten, pek çok kez
potansiyel verme, katalizör, deneyim ve dönüşüm süreçlerine dalıp
çıktınız.

SORU: İlk temel modelin bütün unsurları bunlar mıdır?

RA: Bunlar sizin, yani öğrencinin görebildikleridir. Dolayısıyla sizin için
olay tamamlanmıştır. Her öğrenci başka başka nüanslar (ince farklar)
görebilir. Daha önce de söylediğimiz gibi, biz bu imgeleri sınırlandırarak
sunmadık, sadece ustanın aklın temel modellere ait bölümünün yapısını
anlayabilmesi için ana hatlarıyla bir rehber olarak sunduk.

SORU: Aklın temel modelini her yönünü bilmek, bireyin kendi
tekâmülünü hızlandırması için nasıl kullanılır?

RA: Bu birinci temel modele ya da kavram bileşimine dayanan bir örnek
vereceğiz. Ustanın bilinçli aklı en anlaşılması güç, muğlak, en olmayacak
fikirlerle patlayacak kadar dolmuş olabilir, bu nedenle daha öteye bir şey
tasavvur edip kavraması olanaksız hale gelir ve mavi ve çivit rengi ışın
çalışmaları aşırı faaliyetten dolayı tıkanır. İşte o zaman usta bu yeni akla,
bu dokunulmamış, bakir akla başvuracaktır ve Logos' un tüm sihri ile
dolu, eğilimi, kutbiyeti olmayan bu yeni ve kusursuz aklın temel
modelinde barınacaktır.

SORU: Eğer söylediklerinizi doğru anladıysam şöyle diyorsunuz: Bilinçli
akıl neredeyse sonsuz sayıda kavramla dolu olabilir ama bir temel
kavramlar takımı vardır ki -bilincin tekâmülü için temel oluşturduklarından
ben onlara çok önemli kavramlar diyorum- bunlar dikkatle uygulandıklarında, bilincin tekâmülünü hızlandırırlar. Halbuki günlük
yaşamımızda karşılaştığımız çok sayıda kavram, fikir ve deneyim bilincin
tekâmülünde, çok dolaylı biçimdeki etkileri dışında, hiç etkili olmayabilir.
Başka bir deyişle, biz burada tekâmülün itici güçlerini bulmaya ve onları
kullanarak tekâmül yolunda ilerlemeye çalışıyoruz. Doğru mu?

RA: Tamamen doğru değil. Temel modeller ruhsal tekâmülün temeli
değil, bu tekâmülün mahiyetini saptırılmamış biçimde kavrayabilmek için
kullanılan araçlardır.

SORU: Demek ki kendi tekâmülünü bilinçli bir biçimde sürdürmek isteyen
bir birey için, temel modelleri tanıma ve kullanma yeteneği, arayışında
etkili (verimli) olabilecek araçları, etkili olamayacaklardan ayırmak için
yardımcı olabilir. Bu iyi bir cümle oldu mu?

RA: Oldukça yeterli bir cümle. "Etkili" sözcüğünü "saptırılmamış" sözcüğü
ile değiştirmek de uygun olabilir. Aklın temel modeli, iyice nüfuz
edildiğinde, bütün saptırılmamış enerji sarfiyatlarının ve arayışların tam
bir planını gösteren bir şemadır. Aklın derinliklerinde bulunan bu kaynak,
usta için büyük bir potansiyel yardımdır."


                   (Ra Bilgileri 4. Kitap Sayfa.123,,124,125,126,127)
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#1
Aklın Matrisi  ile ilgili gözüme çarpanları sıralamak istiyorum. 

1. Erkek, kutuya doğru haraket halinde. Haraket halinde olması yani iradesini neye doğru yönlendiriyor. Bunu nasıl yapmakta.
2. Yüz ifadesine dikkat edin.
3. Asayı neden başının arka tarafına doğru tutuyor ve neden baş hizasında.
4. Sol elinin işaret parmağıyla neyi işaret ediyor.
5. Giysisinin sol kolu altında kalan kısımda neden altı çizgi farklı boylarda resmedilmiş. Küreye doğru uzanan asanın sapı yedinci çizgi olabilir mi.
6. Kutunun üstündeki kupa, para ve kılıç adama doğru dizilmişken neden kutunun içindeki kuş farklı bir yöne doğru yürür halde ve kanatları kapalı.
7. Gökten kayan yıldız bütün ilgisini kutuya yönlendirmiş adamın acaba ilgisini mi çekmek istiyor.



Özetli benim izlenimim şu yöndedir. Bir örnekle açıklamak istiyorum. Bir borsa oyuncusunu ele alalım. Sürekli aklını kullanarak güç ve başarı elde etmek isteyecektir. Bu unsurların emrine amade olması arzusu vardır(adam kutunun üstündeki nesnelere eliyle sanki emrine girmeleri için işaret ediyor) . Ya da kutuyu kafes olarak ele alırsak kuşu özgür bırakmaya çalışan adam için bu nesneler bir çeldirici olarak görev yapıyor. Kuvvetle muhtemel böyle bir varlığın 3. çakrası üzerinde yoğunlaşma olacaktır (resimde ki üçünçü çizgiye dikkat edin). Fakat aklın matrisi büyücü adıyla anılıyor.  Varsayalım ki bizim oyuncumuz sonsuz zekayla bağlantı kurmayı başarmış olsun (altıncı çizgiye dikkat edin) Asanın durduğu nokta kabil elması denen noktaya (başınızın arkasında ki çıkıntı) sanki paralel duruyor. Eğer yanlış hatırlamıyorsam Kasyopyalılar bu bölgeye dikkat ederseniz oradan kıskançlık fışkırdığını farkedersiniz demişlerdi.

Buna karşın adam gökteki yıldızla uyarılmaya ya da ilgisi başka bir noktaya çekilmeye çalışılıyor. Bu aklın potansiyel vericisi olabilir. Dişi ya da dişi enerji. Aynı zamanda ana figür erkek olduğu için erkeklerin tahakküm kurma eylemlerini içeren enerjileri kendilerine çektiğini varsayabiliriz. Nasıl erkek merkezli bir dünyada yaşadığımızı hatırlayın. İngiliz parlemantosunda oldukça başarılı olan bazı kadın milletvekillerinin rekabet ve güç elde etme duygularını beslemek için vücütlarına testesteron hormonu enjekte ettiğini hiç duymuşmuydunuz. Adamın bu tavrına karşı kuş zıt bir tarafta yürüyor. Bu elde edilen dünya başarısının bedeli gibi gözüküyor.

Aklın matrisi tek başına ele alındığında üçüncü yoğunluk dünya da egoyu beslediğini ve Kendine Hizmet eğilimini doğurduğu sonucuna varıyorum. Ama resmin bütüne bakarsak bir yol daha mevcut olsa da güç ve başarıya yoğunlaşmış adam bunu tercih etmiyor. Bu yolda Başkalarına Hizmet yolu olarak gözüküyor. Eğer doğru yorumluyorsam egonun ilk kez ortaya çıktığı 3. yoğunlukta Kendine Hizmet eğiliminin oldukça ağır bastığı göze çarpıyor. Ya da bir başka deyişle Kendine Hizmet eğiliminin ilk olarak nasıl ortaya çıktığını ve ya nasıl bu yola girildiğinide özetliyor.

Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#2


[h2]Aklın Potansiyel Vericisi[/h2]

"SORU: Anlıyorum. Geçen celsede Mısır tipi birinci tarot kartını
incelemiştik. Bu kartlarda Ra'nın ilk başladığında amaçlamadığı
sapmalar veya amaçladığı eklemeler var mı?

RA: Astrolojik eklemelerin haricindeki sapmalar Ra'nın bu
öğrenim/öğretim aracını (tarot'u) sunduğu toplumun mitolojisiyle ilgilidir.
Biz bunun için, imgeleri incelerken, şimdiki enkarnasyonunuza yabancı
olan bir kültürün kostüm ve yaratıklarına pek fazla dalmadan, imgelerin
asıl anlamını yakalamaya çalışmanızı önermiştik. Zaten saptırılmış bir
imge grubuna daha fazla ilavede bulunmak istemiyoruz. Sapma
kaçınılmaz olmakla birlikte, elinizdeki kart takımının asgari düzeyde bir
sapma içerdiğine inanıyoruz.

SORU: Yani, bizim elimizdeki kartların mevcudun en iyisi olduğunu
söylüyorsunuz, öyle mi?

RA: Dediğiniz şu anlamda doğrudur; biz Mısır tarotu'nun, Ra'nın
sunduğu imgelerin en az saptırılmış bir uyarlaması olduğunu
düşünüyoruz. Bunu söylemekle, diğer sistemlerin kendi yollarına göre
ustanın aklın temel modelini incelemesi için yardımcı bir yapı
oluşturamayacaklarını söylemek istemiyoruz.

SORU: Ben bir bebeğin ilk doğduğu zamanı kullanarak bir benzetme
yapmak istiyorum. Aklın Matrisi yeni ve saptırılmamıştır (bakirdir) ve
Aklın Potansiyel Vericisi'nden perde ile ayrılmıştır ve enkarnasyonu
sırasında deneyimleyeceklerine hazırdır. Doğru mu?

RA: Evet.


SORU: Birkaç cümle okuyup, bunlar üzerinde konuşmanızı rica
edeceğim. Birincisi şu: Bir varlık tekâmül sürecinin bilinçli olarak farkına
varıncaya kadar Logos ya da zeki enerji, varlığın kutuplaşmak için gerekli
deneyimi kazanması amacıyla potansiyeller yaratır. Doğru mu?

RA: Öyledir.


SORU: O halde, böyle olabilmesinin nedeni, Aklın Potansiyel Vericisi'nin
akıl ağacının kökleri yolu ile doğrudan doğruya arşetipik akla ve onu
yaratan Logos'a bağlı olması ve Aklın Matrisi ile Potansiyel Vericisi
arasındaki perdenin iradenin gelişmesine olanak vermesidir. Bu konuda
bir şey söyleyebilir misiniz?

RA: Biraz açmak gerekebilir. Tekâmül sürecinin bilinçli farkındalığına
henüz erişmemiş olan bir varlık, programladığı enkarnasyon için tamam olmayan, yani biraz rasgele olan bir öğrenim sistemi hazırlar. Olası
katalizörün ne derecede rasgele olacağı, bu varlığın üçüncü yoğunluk
derecesinde ne derece yeni olduğuna bağlıdır. Bu, daha sonra
enkarnasyonal deneyim potansiyelinin bir kısmını oluşturur. Bu
gerçekten de, aklın derinliklerine ait bir bölümde taşınır ki bu bölümün
yapısı, Potansiyel Verici denilen kavram bileşimi tarafından temsil edildiği
biçimiyle göz önüne getirilebilir.
Enkarnasyonal deneyim potansiyeli, bir varlığın arşetipik aklında değil,
akıl/beden/ruh bileşiminin, fiziksel bedenin ve seçilmiş bulunan gezegen
ortamının enerji ağına girmesinde yatar. Ama varlık, bu deneyimlerini
idrak yolunda Aklın Potansiyel Vericisi'ne başvurabilir.


SORU: Yani enkarnasyon öncesi planlanan katalizörün kaynağının Aklın
Potansiyel Vericisi olduğunu mu söylüyorsunuz?

RA: Hayır. Biz, Aklın Potansiyel Vericisi'nin, ustanın enkarnasyon öncesi
ve enkarnasyon sırasındaki seçimlerinin mahiyetini anlamasına yardımcı
olabilecek bir temel model olduğunu belirtiyoruz.


SORU: Üçüncü cümle de şu: Nasıl özgür irade sonsuz zekâya (ya da
zeki sonsuzluğa) bağlanarak ondan zeki enerjiyi açığa çıkarıyor ve bu
zeki enerji de odaklanarak bu deneyim oktavının yoğunluk derecelerini
yaratıyorsa, Aklın Potansiyel Vericisi de zeki enerjiyle olan bağlantısını
kullanarak Aklın Matrisi'ne potansiyel kazandırır; bunun sonucunda da
Aklın Katalizörü ortaya çıkar. Doğru mu?

RA: Düşünülmüş ama karışık bir yaklaşım. Nasıl sonsuz zekânın
devimsel (kinetik) aşaması, özgür irade yolu ile Logos'a -ya da özgür
irade potansiyeli kazandırılmış alt-alt-Logos'a (akıl/beden/ruh bileşimine)
uzanıyorsa,[brown] Aklın Matrisi de sonsuz zekâya, Sevgi'ye ve bu Logos'tan
sonuçlanacak her şeye doğru uzanır; her varlığın Matrisi'ne ya da bilinçli,
beklemekte olan benliğine, Sevgi'ye ya da Yaratan'ın Kendini
deneyimlemesini zenginleştirebilecek her şeyi özgür iradesiyle ören altalt-
Logos'a doğru uzanır.
Öyledir ki bu iş, bir akıl/beden/ruh bileşiminin potansiyel eğitimleri, bu
varlığın katalizörünün kendine özgü (benzersiz) olmasına ve hareket
dolu, çok-figürlü bir dansa benzeyen ahenkli bir model oluşturmasına
neden olurlar.[/brown]


SORU: Dördüncü cümle şu: Aklın Katalizörü varlık tarafından işleme tabi
tutulduğunda, bu Aklın Deneyimi ile sonuçlanır. Doğru mu?

RA: Gösterge'nin belirleyici olma niteliğini göz ardı ediyorsunuz. Evet,
katalizör deneyim hasıl eder ama, özgür irade ve mükemmel olmayan bellekten dolayı katalizör çoğu kez ancak kısmen kullanılır ve deneyim
de bu nedenle o oranda çarpık olur.

SORU: Yani, Aklın Matrisi, Potansiyel Vericisi, Katalizörü ve Deneyimi
arasındaki dinamik süreç aklın doğasını ya da Aklın Göstergesi'ni
oluşturur. Doğru mu?

RA: Bir önceki yanıtımızdan da anlaşılabileceği gibi, Aklın Göstergesi
hem etkileyen hem de etkilenendir. Bu dediğimiz dışında cümleniz
doğrudur.


SORU: Varlık bu sürecin bilinçli olarak farkına varmaya başladığında da,
enkarne olmadan önce bu faaliyeti kendisi programlar. Doğru mu?

RA: Doğrudur. Lütfen şunu aklınızdan çıkarmayın. Biz burada aklın
temel modelini tartışmıyoruz. O, herkese eşit oranda açık olan bir
kaynaktır, ancak eşit olmayan ölçülerde kullanılır. Biz burada onun hitap
ettiği şeyi tartışıyoruz, yani her varlığın enkarnasyonal deneyim sürecini.
Bu ayrımı açıklığa kavuşturmak isteriz, çünkü enkarnasyonu yaşayan
temel modeller değil, bilinçli akıl/beden/ruh bileşimidir
ki bu varlık,
enkarnasyonunu potansiyel kazandırma, deneyim ve dönüşüm
süreçlerini ifade etme arayışıyla ilgili bir taahhüt altına girmeden de
yaşayabilir.


SORU: Teşekkür ederim. Son cümlem de şu: Her enerji merkezi sırayla
faaliyete geçirilip dengelendikçe, Aklın Dönüşümü de giderek gündeme
gelir. Bütün enerji merkezleri asgari derecede de olsa faaliyete geçirilip
dengelendiğinde, sonsuz zekâ ile temas edilir; perde kalkar; ve Aklın
Yüce Yolu ortaya çıkar. Doğru mu?

RA: Hayır. Bu, arşetipik akıl içindeki bazı ilişkilere çok açık ve düzgün bir
bakıştır. Ama bir kez daha yinelemekte yarar var; aklın temel modeli,
enkarne olmuş akıl/beden/ruh bileşimlerinin ilerleme veya tekâmülüne
eşdeğer değildir.

İlk yanlış anlamadan dolayı ikinci açıklamayı yapmaya çekiniyoruz ama
berraklığa kavuşturmaya çalışacağız. Aklın temel modeli üzerinde
çalışırken, öğrencinin, Aklın Yüce Yolu'nu sonsuz zekâ ile temastan
sonra ulaşılan bir şey olarak görmemesini öneriyoruz
. Aklın Yüce Yolu
daha çok, aklın temel modelinin, Akıl, Beden ve Ruh'un temel
modellerinin içinde hareket ettikleri çerçeveyi belirten ve şekillendiren, bir
bölümü olarak görülmelidir.


SORU: O zaman benim yeni doğmuş bebek benzetmeme dönelim. Ona
ait Aklın Matrisi henüz saptırılmamıştır. Bu bebeğin bilinçaltı, Aklın Matrisi'nden perde ile ayrılmıştır. İkinci temel model, yani Aklın
Potansiyel Vericisi bazen perdeden geçerek etki yapacaktır, söz konusu
bebeğin kızgın bir sobaya dokunmasına benzetebileceğim bir koşul
yaratacaktır. Burada sobayı rasgele bir katalizör olarak görebiliriz. Bebek
ya elini sobadan çeker ya da çekmez. Benim sorum şu: Aklın Potansiyel
Vericisi gerçekten de bu deneyime dahil midir? Dahilse, bu nasıl olur?

RA: Hem Aklın, hem de Bedenin Potansiyel Vericileri bebeğin yeni
deneyim arayışlarına dahildirler. Daha bebeklik çağında olan bu varlığın,
Akıl ve Bedenin Göstergeleri'ni gözlemleyerek en iyi incelenebilecek, ileri
derecede gelişmiş bir bölümü vardır. Dikkat ederseniz, ruhu buna dahil
etmedik; çünkü bu bölüm (ruh) her akıl/beden/ruh bileşiminde güvenilir
surette gelişmemiştir.
Böylece, bebeğin önceki tüm enkarnasyon
deneyimlerinden derlenmiş eğilimler toplamı olan gösterge benliği, ona
yeni deneyimlerle karşılaşabilmesi için gerekli önyargı ve eğilimleri
sunar.
Ancak, bebeğin Aklın Matrisi tarafından ifade edilebilecek (bu temel
modele tekabül eden) bölümü henüz deneyimle beslenmemiştir ve nasıl
zeki enerji, devimsel aşamada özgür irade vasıtasıyla Logos'u yaratırsa,
bu bölüm de özgür irade ile deneyime doğru uzanır. O zaman, bu alt-alt-
Logoslar ya da akıl/beden/ruh bileşiminin, Aklın ve Bedenin Potansiyel
Vericileri tarafindan ifade edilebilecek (bu temel modellere tekabül eden)
bölümleri, özgür iradeyle, kendi deneyimsel sürekliliklerinde değişiklikler
yapmayı seçerler. Bu yeni deneyimlerin sonuçları da aynı Matrisler'in
ifade ettikleri (o temel modellere tekabül eden) akıl ve beden
bölümlerinde kayda geçirilir.


SORU: Bir varlığın bebekliğinden itibaren bütün faaliyetleri Aklın
Potansiyel Vericisi'nin fonksiyonu mudur?

RA: Birincisi, beden aklın eseri olduğundan, aklın fonksiyonları
bedeninkilerden üstün ve önemli ise de, bir varlığın bütün eylemlerini
sadece akıl bileşiminin potansiyel verici niteliklerine bağlayamayız; çünkü
beden ve bazı durumlarda da ruh eylemi başlatabilir
, eylem için gerekli
potansiyeli kazandırabilir. İkincisi, bir akıl/beden/ruh bileşimi, ruhsal
tekâmül sürecinin farkına vardıkça, eyleme yol açan akıl ve beden
faaliyetlerine, giderek, akıl/beden/ruh bileşiminin Dönüşüm temel
modelleri tarafından ifade edilen bölümleri neden olmaya başlar.


SORU: Kartlarda, Aklın Matrisi erkek ve Potansiyel Vericisi de dişi olarak
temsil ediliyor. Bunun nedenini söyleyebilir misiniz?

RA: Birincisi, daha önce de belirttiğimiz gibi, Aklın Matrisi biyolojik
erkeğe, Aklın Potansiyel Vericisi ise biyolojik dişiye doğru çekilir
.Böylece, enerji aktarımı sırasında dişi, erkeğin bilinçli aklında
bulunabilecek şeyi harekete geçirebilir (potansiyel kazandırabilir) ve
böylece erkek kendini şevk ve ilham bulmuş hissedebilir.
Daha genel bir anlamda, uzanıp erişmek bir erkek özelliği olarak
görülebilir. Uzananı beklemek ise bir dişi özelliği olarak görülebilir
. Erkek
ve dişi kutbiyet sisteminin zenginliği çok ilginçtir, biz daha fazla bir şey
söylemeyeceğiz, öğrencinin düşünmesini istiyoruz.

SORU: 2 No'lu Kart'ta, yani Aklın Potansiyel Vericisi'nde, biz dikdörtgen
biçiminde bir blok üzerinde oturan bir dişi görüyoruz. Peçe takmaktadır
ve üzerlerinde benzer şekiller bulunan iki sütun arasında oturmaktadır;
ancak, sütunlardan birisi diğerinden çok daha koyu renklidir. Peçe
herhalde bilinç ile bilinçaltı arasındaki perdeyi, yani Aklın Matrisi ile
Potansiyel Vericisi arasındaki perdeyi temsil ediyor. Dediğim doğru mu?

RA: Kesinlikle doğrudur.


SORU: Orada, koyu renk sütunu soluna alarak oturması, bu durumda
akla potansiyel kazandırılmasının hem negatif hem de pozitif yönde
olabileceğini işaret etmektedir. Doğru mu?

RA: Doğru ama çok da iyi algılanmış değil. Bu şekle verildiği isimle
Başrahibe, öyle bir yapı içinde oturuyor ki, burada, açık ve koyu renkli
sütunlar tarafından simgelenen kutbiyet bu yapının ayrılmaz ve gerekli
bir parçasıdır. Nasıl sonsuz zekanın kutbiyeti yoksa, beslenmemiş bir
aklın da kutbiyeti yoktur. Halbuki üçüncü yoğunluk derecesi deneyimini
sunan alt-alt-alt-Logos'un doğasında kutbiyet vardır. Bu, seçimden dolayı
değil, dikkatle planlanmış bir model oluşundan dolayı böyledir.

Açık olmayan bir cümle algıladık. Potansiyel Verici'nin kutbiyeti orada,
Matris'in seçim yapması için bulunmaz. Matris onu, verildiği gibi kabul
etmek durumundadır.


SORU: Başka bir deyişle, bizim maddi illüzyonumuzun temelinde
kutbiyet bulunur ve bu iki sütunun yapısal anlamı bunu temsil etmektedir.

Doğru mu?

RA: Evet, doğrudur.


SORU: Bana her iki sütunun üzerindeki şekiller aynı gibi geldi ama
Başrahibe'nin solundaki koyu renkli sutun, enkarnasyon sırasındaki
olayların ve deneyimlerin aynı olabileceğini ama bu deneyimin iki
kutbiyetten birini temsil eden bir yaklaşımla değerlendirilip
kullanılabileceğini gösteriyor. Doğru mu?

RA: Evet. Ayrıca her sütundaki, ruhun tezahürünü temsil eden sembole
(ank: tepesi yuvarlak haç)11 de dikkat etmenizi öneriyoruz. [Bu Tek
Sonsuz Yaratan'ın kutbiyetle ilgisi olmadığını ve Kendini bütün alemine
tümüyle sunduğunu gösteriyor.
*

SORU: Başrahibe'nin kucağında, onun sağ omzunu örten kumaşın
altında kalmış bir kitap görünüyor. Bu, perde kaldırıldığında bilgiye
erişilebileceğini gösteriyor. Ancak bilgiyi saklayan sadece perde değil,
kısmen de kendi giysisi ve erişebileceği bilginin farkına varabilmesi için
bir şekilde o giysiyi de sıyırması gerekiyor. Doğru mu?

RA: Bu kitap bizim getirdiğimiz tarot imgelerinde yer almıyordu. Ancak,
sezgileriniz doğrudur.
Ra'nın öğretisinde, aklın dişi prensibinin doğası kutsal cinsellikle ilgiliydi
ki bu doğanın kendisi, bizzat -erkek prensip, sembolik olarak cinsel bir
biçimde, bu dişi prensibin içsel sırlarına nüfuz edene kadar, dişi ve erkek
prensibin kullanamayacağı- kitaptır.

Burada adet ve gelenekleri temsil eden bütün giysiler bu prensipleri
örtmekte, onları saklamaktadır. Onun içindir ki Aklın Matrisi ile Potansiyel
Vericisi arasında büyük bir dinamik gerilim mevcuttur.

SORU: Bu resimde Ra'nın getirmediği başka bölümler de var mı?

RA: Oradaki astrolojik sembolleri (yıldızları ve ayı) da biz getirmedik.

SORU: Başrahibenin dikdörtgen bir bloğun üzerinde oturmakta oluşu,
bana göre, Aklın Potansiyel Vericisi'nin maddi illüzyonun üstünde
hâkimiyete sahip olduğunu ya da maddi illüzyonun üzerinde olduğunu
gösteriyor. Bu doğru mu?

RA: Onun yerine, bu şeklin bütün tezahür etmiş âlemde hemen el altında
bulunduğunu ve her yerde mevcut olduğunu söyleyelim. Yani, Potansiyel
Verici'ye erişmek için sayısız fırsat ortaya çıkar. Ama Potansiyel
Verici'nin kendisi tezahür etmiş âleme girmez.


SORU: Başrahibenin başının üstündeki yarımay bilinçaltının alıcı
olduğunu mu gösteriyor?

RA: Bu sembol Ra tarafından getirilmemiştir ama kabul edilebilir, çünkü
sizin kültürünüzde ay dişiyi, güneş ise erkeği simgeler
. Bu yüzden bu
bölümü imgenin bir parçası olarak kabul edebiliriz, çünkü önemli bir
sapma yaratmamaktadır.

SORU: Başrahibenin bluzunun önündeki sembol Ra tarafından mı
getirilmiştir?

RA: Doğru sembol, ank olmalıdır. Elinizdeki karttaki şekil ise Ra
tarafından getirilmemiş, saptırılmış bir şeklidir.


SORU: Bu ank hayatın işareti mi, yani ruhun maddeye can verdiğini mi
gösteriyor?

RA: Evet. Dahası, bu, söz konusu temel modelin bir bölümü olan bir
kavramı da aydınlığa çıkarır. Bu da, potansiyel kazandırılmış bilincin hem
enkarnasyon sırasında hem de enkarnasyon ötesinde devam edeceği
kavramıdır.


SORU: Başrahibenin omzunu örten kumaşın üzerindeki üzümler Ra
temasları ile mi iletildi?

RA: Evet.

SORU: Bunlar bilinçaltının verimliliğini işaret ediyor. Değil mi?

RA: Doğrudur. Ama bir yandan da, omzu örten örtünün fonksiyonuna
dikkat ediniz. Potansiyel kazanmanın getirdiği büyük bir koruma söz
konusudur. Meyve vermek korunan bir faaliyettir.

SORU: Burada koruma sadece sağ-tarafta görünüyor, sol-tarafta yok.
Bu, korumanın sadece pozitif yol için olduğunu mu gösteriyor?

RA: Gören gözlere ve işiten kulaklara daha verimli kutbiyeti seçmelerini
işaret eden saklı (Logos'un yaradılışında var olan) bir eğilimi algıladınız.
Doğrudur.


SORU: Aklın Potansiyel Vericisi'nin faaliyetine bir örnek vermeye
çalışacağım. Bir bebek, enkarnasyonu içinde büyüdükçe, Potansiyel
Verici hem negatif hem de pozitif potansiyel düşünceleri Matris'in
deneyimlemesi için sunar. Bunlar giderek Matris içinde birikmeye
başlarlar ve onun kutbiyet seçimine bağlı olarak Matris'i o yönde
renklendirirler. Doğru mu?

RA: Önce, yine aklın temel modeli ile akıl/beden/ruh bileşiminin
enkarnasyonal deneyim sürecini birbirinden ayırmalıyız.
İkincisi de, Matris'in almak üzere uzandığı her potansiyel veriliş, Matris
tarafından kaydedilir, ancak bunu deneyimleyen Gösterge'dir.
Gösterge'nin bu potansiyel kazandırılmış faaliyeti deneyimleyebilmesi,
kuşkusuz, onun Katalizör ve Deneyim süreçlerinin keskinliğine bağlıdır.
"



                                 (Ra Bilgileri 4. Kitap Sayfa.129-136)
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#3
* Sütünların iç üst kısımlarında iki işaret bulunuyor. Sanırım Ra Ank işareti derken onları kastediyor. Sağdakine benzer bir şekil buldum.
Soldakinide, eğer metin doğru algıladıysam Ank'ın farklı bir hiyeroglif biçimi olarak adlandıracağım.


"O zaman, bu alt-alt-
Logoslar ya da akıl/beden/ruh bileşiminin, Aklın ve Bedenin Potansiyel
Vericileri tarafindan ifade edilebilecek (bu temel modellere tekabül eden)
bölümleri, özgür iradeyle, kendi deneyimsel sürekliliklerinde değişiklikler
yapmayı seçerler. Bu yeni deneyimlerin sonuçları da aynı Matrisler'in
ifade ettikleri (o temel modellere tekabül eden) akıl ve beden
bölümlerinde kayda geçirilir."

Aklın Matrisini yorumlarken bir  hataya düştüm. Aklın Matrisini enkarnasyonu deneyimleyen akıl/beden/ruh bileşimi olarak gördüm. Bu noktada gene hatalı olabilecek bir yorum yapacağım. Yukarı da alıntıladığım ifade deki  kayıt yerlerini, genetik ve akıl yapısı olarak algılıyorum. Temel modellerin, bir akıl/beden/ruh bileşiminde tekamül eden bir tarafı olması, aynı zaman da mikrokozmos Tanrıyı'da açıklar. Bir örnekle açıklamaya çalışacağım; bir insanın genetik yapısı ve aklı 3. yoğunluğa gelene kadar deneyimlerle etkilenmiş başlangıçta sahip olduğu el değmemiş bu kayıt yerlerini deneyimlerle yeni bir hale sokar; fakat bu  genede önceden zaten potansiyel olarak varolanın keşifle ortaya çıkarılmasıdır. Eğer bunu doğru varsayarsak daha birinci seviyede ateş,su, toprak ve havanın bununla beraber minerallerinde birinci yoğunlukta bir akıl/beden/ruh bileşimi olduğunu varsaymalıyız; o zaman bitki ve hayvanlar da bir akıl/beden/ruh bileşimidir. Gerek 1.yoğunluk gerekse 2. yoğunluk olsun, 7 yoğunluğun da potansiyelini taşır ama tam kullanamaz. Bu nokta da durup aklıma gelen başka bir düşünceyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birinciden, altıncı yoğunlukta dahil,  bütün varlıklar arayış içindedir. Aradıkları ise 7. yoğunluktur. Aşama kaydettikçe sınıf atlarlar. Yani onlar uzanan,etkin bir başka deyişle Kutsal Erkek Enerjidirler. Yedinci yoğunluk ise edilgendir o aramaz;aranandır edilgendir; bir başka deyişle Kutsal Dişi Enerjidir. Bu açıdan baktığımızda 7. yoğunluğa anne ya da eş demek daha doğru olur. Erkek ve dişi arasındaki manyetik çekim aslında 7. yoğunluğu arayışın mikro ölçekler de, sapmaya uğramış halidir. Başta değindiğim Kutsal Dişi ve Erkek kavramlarını bildiğimiz cinsiyet ile sınırlandırmak doğru olmaz ;fakat kadınların sezgilerinin bir başka deyişle bilinçaltlarıyla olan bağlantılarının daha kuvvetli olması da çok ilginç bir durumdur. Bununla beraber hangi cinsiyetten gelirse gelsin daha önceden söylediğimi tekarlıyorum; 6. yoğunlukta dahil bütün alt yoğunlukların Kutsal Erkek Enerjiye karşılık gelmesi muhtemeldir.
Cinsiyet ayrımının bir diğer ilginç yönü bir araya geldiklerin de yaratabilmeleridir. Cinsel enerjiye, kanallanmış bazı kaynaklarda neden bu denli önem verildiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Hatta doğru şartlar altında cinsel birleşme yoluya Tek Sonsuz Yaratanla bağlantı kurulabileceği söylenmişti. Şimdi çok bilinen iki işarete bir göz atmanızı istiyorum.



Soldaki kadın (Venüs) sağda ki erkeğe (mars) karşılık geliyor. Kadın'ın simgesi ile Ank işareti ne kadar benzemektedir; birbirlerine. Bir diğer açıdan erkeğin işareti ise eğer çemberin tepe noktasını Tek Sonsuz Yaratan olarak kabul edersek bu noktaya yakın bir noktadan çıkmış ve ok işareti ile bir yönelim içinde (arayış) olduğu manaları çıkarılabilir. Eğer yukarıdaki mesajdaki Aklın Potansiyel Vericisi arkanasına bakarsanız hiyeroglif biçiminde ki Ankların sağ ve solun da bulunan sütünların tepesinde ok işaretleri olduğunu fark edersiniz. Bununla beraber gene yukarıda ki mesajda Ra'nın saptırılmış olarak ifade ettiği Baş Rahibe'nin elinde tuttuğu işaret dişiliğin simgesi Venüs'dür.


Sonuç olarak 7. yoğunluğa cinsiyet atfetmek ne denli yanlış olsa da; 7. yoğunluğu kadar olan arayışı Kutsal Erkek Enerjinin (Sınırlı Bilinç), Kutsal Dişi Enerjiyi (Sınırsız Bilinç) arayışı olarak görmek akılcı gözüküyor. Bununla beraber bir nokta atlanmamalıdır. Ra Bilgileri 7. yoğunluktan sonra bir seviyeden daha bahseder; Oktav. Öyle gözüküyor ki bu iki kutbiyetin tam olarak birleşmesi Ank'ın tepe noktasına denk gelmektedir. Buna füzyon diyebiliriz. Eğer füzyonsa ortaya çıkan yeni hal sıfıra eşittir. Gerçek manada nötürdür. İşte bu sıfıra eşit olma durumu birliğin içinde erimek onunla tam manada bütünleşmektir. Sıfırlanmak demek aynı zamanda 3. yoğunlukta ortaya çıkan kendini bilme halininde sıfırlanması/nötürlenmesi anlamına gelir. Belkide bu yüzden 4.yoğunluk ve 5. yoğunluk KH varlıkları Dalga'nın periyodik geçişleri sırasında, gitmemekte ayak diremektedir ve kendi yoğunluklarına yapışıp kalmaktadırlar. Onlar Bh'nin aksine, Tek Sonsuz Yaratana doğru giden bir sonraki istasyona gitmeyi şiddetle reddeder; bunun yerine bulundukları istasyonu sahiplenir kendilerinden sonra gelen yolculara büyüklük taslar; benlik bilinçlerini kaybetmeden Tek Sonsuz Yaratan rolü oynarlar...
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#4


[h2]Aklın Katalizörü[/h2]


"SORU: Üçüncü tarot kartıyla (Aklın Katalizörü) birlikte, artık, mevcut
temel modellere perdeleme sürecinden sonra eklenen ilk temel modele
geliyoruz. Ben bu üçüncü temel modelin mümkün olan kutuplaşmayı
yaratacak biçimde yüklenmiş olduğunu kabul ediyorum, çünkü
kutuplaşma bu Logos'un tekâmül süreci içindeki ana hedeflerinden
biridir. Doğru mu?

RA: Evet.


SORU: Bu kartta, çarkın üzerindeki birçok fincanın renklendirilmesi hariç,
pek fazla kutbiyet işaretine rastlanmıyor. Fincanların bazıları siyah
bazıları ise beyazdır.12 Bu, çarkıfeleğin rasgele yarattığı her deneyimin,
kendi içinde, olası pozitif ya da negatif kullanımını taşıdığını mı
gösteriyor?

RA: Üzerinde düşünülmüş bir varsayım. Ancak bu, kavram bileşimine
yapılan ve kökeni astrolojik olan (Ra'nın orijinal öğretisinde yer almayan)
bir eklentidir. Bunun için de kutbiyet kavramını alıkoyun ama fincanları bu
karttan çıkarın. Sizin üzerinde konuştuğunuz şekil (dönen çember) orijinal kartta hareket halinde değildir.
O aslında kalıcı güneştir ki o,
ruhun derinliklerinden parlayarak, akıl/beden/ruhların bileşim haline
geçmelerinden bu yana sunulan ve idrakli akıl/ beden/ruh bileşimlerinin
kullanabilecekleri tüm katalizörleri korur.
Aslında bu kartta kutbiyet daha çok, resimdeki varlığın üzerinde oturduğu
ve ne beyaz ne de siyah olan kare şeklin simgelediği maddi illüzyonun
sunduğu birçok fırsatla ve ayrıca, varlığın oturuş şekliyle ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, varlık firsatlarla doğrudan doğruya karşılaşmıyor, bir o
yana bir bu yana bakıp araştırıyor. Şekilde, maddi illüzyon sol-taraftaki
yolda, yani kendine hizmet yolunda yatan firsatları telkin eder gibidir. Bu
da Aklın Katalizörü'nün doğasının bir parçasıdır.


SORU: Varlığın ayakları sabit olmayan ve arkaya doğru karanlık, öne
doğru aydınlık olan bir platform üzerinde gibi görünüyor. Bence bu, orada
oturan varlığın her iki yöne doğru da, yani sağdaki ya da soldaki yola
doğru da meyledebileceğini gösteriyor. Doğru mu?

RA: Çok iyi algılamışsınız.


SORU: Kuş ise, kanatlarının duruşuyla tasvir edildiği gibi, iki yolun da
elçisi olabilir. Getirdiği katalizörler her iki yolda kutuplaşmak için de
kullanılabilir. Doğru mu?

RA: Kuşun kanatlarının duruşunun önemli olduğu doğrudur.
Bu varlığın ve anlamının daha doğru algılanması ise şöyle olmalıydı:
Kendi potansiyel kazandırılmış benliği ile temas etmiş bir akıl/beden/ruh
bileşimi, artık ustanın aradığı şeye, yani yüce Logos'a doğru uçuşuna
başlamaktadır.
Dahası, kuşun doğası, hem onu tutan dişi hem de dişinin ayaklarının
üzerinde bulunduğu yarımay şeklindeki kadınlık simgesi tarafından
yansıtılmaktadır; yani, katalizörün doğası ezici biçimde bilinçaltı
özelliktedir; akla ait olandan gelmez ve zekâ ile hiçbir bağlantısı yoktur.

Ancak, akıl katalitik eyleme eşlik eder. Aklın katalizörü kullanış yollarının
hepsinde de katalizörü bilinçli olarak kullanma söz konusudur. Eğer
bilinçli bir niyet yoksa, katalizör hiçbir zaman meditasyon veya imgeleme
yoluyla işleme tabi tutulmaz.

SORU: Aklın Katalizörü dediğimiz faaliyete, bu süreçten geçmekte olan
bir bireyi kullanarak bir örnek verebilir misiniz?

RA: Sizin duyularınıza saldıran, etki yapan her şey bir katalizördür. Biz
bu medyum aracılığı ile sizinle temas kurmakla, size bir katalizör sunmuş
oluyoruz. Beden grubundaki her elemanın durumu rahatlık/rahatsızlık yolu ile katalizör sunar. Aslında akıl/beden/ruh bileşiminin dikkatini
çekmiş ve daha önce işlem görmemiş her şey birer katalizördür.


SORU: Demek ki biz şimdi sizinle iletişim kurarken akılla ilgili bir
katalizörle karşı karşıyayız; bedenimiz kendisine yönelmiş her türlü
girdileri duyumsadığında da bedensel katalizörlerle karşı karşıya kalırız.
Peki, ruha ait katalizörü tarif edebilir misiniz? Biz şu anda böyle bir
katalizörle karşı karşıya kalıyor muyuz? Kalmıyorsak, bu katalizöre bir
örnek verebilir misiniz?

RA: Beden tarafindan işleme tabi tutulan her katalizör bedenin
katalizörüdür. Akıl tarafından işleme tabi tutulan her katalizör aklın
katalizörüdür. Ruhun işleme tabi tuttuğu her katalizör ise ruhun
katalizörüdür. Bir akıl/beden/ruh bileşimi -ister beden ve bedenin duyuları
aracılığı ile olsun, ister meditasyon yolu ile olsun, isterse çok daha
gelişmiş bir kaynak yoluyla olsun- dikkatini çeken her katalizörü,
eğilimleriyle, kendine özgü bir yolla, kendine özgü bir deneyim
oluşturmakta kullanabilir.

SORU: O halde, Aklın Katalizörü temel modelinin, Logos'un, aklın
katalizörünün faaliyeti ya da kullanımı için tasarladığı en etkili plânın
modeli olduğunu söyleyebilir miyiz?

RA: Evet.


SORU: Yani usta, her olayda Logos'un bu temel modelini tanıdıkça,
Logos'un tekâmül plânını da en verimli biçimde kullanabilecektir. Doğru
mu?

RA: Aklın temel modelinde belli ve spesifik bir tekâmül planı değil, daha
çok, tekâmülün doğasının (mahiyetinin) bir plânını ya da yapısını
buluruz. Bu küçük bir fark gibi görünebilir ama aklın temel modelinin nasıl
kullanılacağını daha berrak biçimde algılamak açısından önemlidir.


SORU: Demek ki Ra, şimdi bizim tarot adını verdiğimiz imgeleri Mısırlı
ustaların kişisel tekâmüllerini hızlandırabilmeleri için sundu. Dediğim
doğru mu? Bu imgeleri sunmanızın başka bir nedeni var mıydı?

RA: Dediğiniz doğrudur.

SORU: Tarot kartlarının şimdi söylediğim dışında herhangi başka bir
kullanım alanı var mıdır?

RA: Öğrenci için tarot imgeleri tekâmül sürecinin öğrenimi/ öğretimi için
bir kaynak oluşturmaktadır. Diğer varlıklar için bu imgeler birer resimden
başka bir şey değildir.

SORU: Önceki celselerden birinde tarot'tan bir kehanet sistemi olarak
söz etmiştiniz. Bununla ne demek istemiş olduğunuzu açıklayabilir
misiniz?

RA: Kildaniler'in etkisiyle, arşetipik imgeler sistemi, o devrin rahiplerince,
astrolojik esaslara dayanan bir öğreti ve kehanet sistemiyle
birleştirilmişti. Ra'nın tarot'u geliştirme nedeni bu değildi.

SORU: Üçüncü kartta varlık sağ elinde bir asa tutuyor. Asanın
tepesindeki top, büyülü yuvarlak şekli taşıyor. Aklın Katalizörü'nün, bu
asanın simgelediği büyünün ergeç kullanılması olasılığını işaret ettiğini
düşünmem doğru olur mu?

RA: Asanın kaynağı da astrolojiktir ve bir imge olarak bu resimden
çıkarılabilir. Ruhsal gücü simgeleyen küre, gerçekten de, uzak-görüşlü
usta için her fırsatın inanılmaz zenginlikte büyüsel olanaklara gebe
olduğuna işaret etmektedir.


SORU: Varlığın giysisinin şeffaf olması perdenin katalitik süreç için yarıgeçirgen
olduğunu işaret ediyor. Değil mi?

RA: Bu soruyu daha açık biçimde sorar mısınız?

SORU: Üçüncü karttaki giysilerin şeffaf oluşunun, bilinç ve bilinçaltı
arasındaki perdenin yarı-geçirgen (nüfuz edilebilir) doğasını mı işaret
ettiğini merak ediyorum.

RA: Üzerinde düşünülmüş bir sezgi ve yanlış olduğu da söylenemez.
Ama söylemek istediği şey bizim daha önce söylediğimizin bir
yankısından ibarettir; katalizörün doğası bilinçaltınınkine benzer, yani dış
katalizör perdeden geçerek gelir.
Algıladığınız her şeyi bilinçli olarak algıladığınızı sanırsınız. Bu doğru
değildir. Algıladığınız, sezdiğiniz her şey bilinçaltında bir katalizör olarak
algılanmaktadır. Akıl zamanla bir katalizörün değerlendirmesini yapmaya
başlayınca, o katalizör perdeden süzülüp geçer ve bazı durumlarda,
görünüşte en açık ve berrak algılamada dahi katalizörün büyük bölümü
perdelenir.


SORU: Bu resimdeki varlığın başını süsleyen yılanların neyi
simgelediklerini bir türlü anlayamadım. Onlar Ra tarafından mı getirildi,
eğer öyleyse neyi simgeliyorlar?

RA: Mahiyet itibarıyla kültüreldirler. Bu imgeleri sunduğumuz kültürde
yılan bilgeliğin simgesiydi. Gerçekten de, yılan, bu temel model
şekillerinde büyüsel yönden güçlü olanı simgeler. Pozitif olarak bunun
anlamı, yılanın resimlerdeki bedenlerin çivit rengi ışın bölümü üzerinde
(alında) görüneceğidir. Ama negatif bir çağrışım yapmak istenirse, yılanı
güneş-sinirağı merkezinde (karın boşluğunda) bulmak mümkündür.


SORU: Yılanın özel bir önem ve anlamı var mı? Bizim bu illüzyonda
deneyimlediğimiz şekli ile yılan bir kutbiyete sahip midir?

RA: Sizin deneyiminizde, ikinci yoğunluk derecesi canlı formu olarak
bulunan varlığı değil de, bu imgelerde kullanılmış olan yılan şeklini
sorduğunuzu kabul ediyoruz. Yılan şeklinin, sizinki ile bir arada var olan,
ama sizin kendi kültürünüz olmayan bir kültür için anlamı vardır; yılan,
daha önceki celselerde (önceki kitaplarda) incelediğimiz, kundalini denen
şeyin sembolüdür.


SORU: Şu anda, üçüncü kartla ilgili olarak söyleyebileceğiniz başka bir
şey var mı?

RA: Bu imgede, başka bir öğrencinin dikkat edip üzerinde
düşünebileceği pek çok husus olduğu söylenebilir. Ama
öğretme/öğrenme prensibi gereği, biz ancak öğrencinin yapabileceği
gözlemler üzerinde konuşmayı kabul edebiliriz.
Ayrıca, her öğrencinin her imgeyle ilgili olarak kendine özgü bir sezgi
deneyimi yaşaması beklenir. Bunun için de sizden, bütün öğrenciler
adına etraflı bir biçimde soru sormanız beklenmemektedir. Sizden, her
temel modelle ilgili bir dizi kavram oluşturacak sorular sormanız
beklenmektedir; böylece, aklın temel modelini daha kapsamlı
araştırabilmesi için her bir öğrenciye gerekli fırsatlar sunulmuş olacaktır.
Bir tek soru daha bekliyoruz. Medyumun, aktarılan enerjinin bir kısmını
saklayarak, uyanma haline daha rahat bir geçiş yapması konusundaki
ricamızı unutmadığını bildirmekten mutluyuz. Bunun için de bir soruya
daha yetecek kadar enerji vardır.

SORU: Ank (tepesi daire şeklindeki haç) şeklinin anlamını öğrenmek
istiyorum.

RA: Bu imgede, bilmecelere meraklı birisine aydınlatıcı içgörüler
verebilecek matematiksel oranlar vardır. Ama biz bilmeceyi
çözmeyeceğiz. Sadece, ank şeklinin, aklın temel modelinin kavram
bileşimlerinin bir parçası olduğunu söyleyebiliriz. Daire ruhun büyüsünü
belirtir, haç ise ancak feda edilerek değerlendirilebilecek (değerli
kılınabilecek) tezahürün doğasını işaret eder. Böylece ank, tezahürün
içindeki ve ötesindeki ebedi olanı, tezahür etmiş olanı feda etmek ve
dönüşüme uğratmak yoluyla ortaya çıkarmayı simgeler.
"

(Ra Bilgileri 4. Kitap Sayfa.138-144)
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.

Scyth

#5
Aklın Katalizörü arkanasına, dikkatle bakıldığında göze çarpan başka imgelerde mevcuttur. İlki dişinin boynunun arkasında bulunan  daha ürkütücü bir yılan vardır ki, küreden aynı zamanda ürktüğü anlamı da çıkabilir. Ayrıca gerek boynun arkasında ki yılan gerekse kürenin duruş yeri 5. çakra yakınındadır ki. Burda da iletişim(dürüstlük) ve kendine güven halleri ile bunların zıtları düşünülebilir. Kesinlikle yorumlar çoğaltılabilir. Gene dişinin boyunluğun da yedi bölüm vardır; bu da çakralarla ve yoğunluklarla ilgilidir; muhtemelen.

Bir diğer göze çarpan imge, dişinin sol eline konmuş akbabanın boynunun arkasında duran yılanı bir kanadıyla işaret etmek ister gibi durması; yani bir manada uyarıcı olduğu gibi gözükmektedir. Başka bir yılan bütün olarak dişinin oturduğu kutunun tam altında resmedilmiştir. Eski Mısır'da akbaba, Yukarı Mısır'ı, yılan ise Aşşağı Mısır'ı simgeler. Muhtemelen bu imgeleme alt ve üst çakra merkezlerini vurgulamaktadır. Kutunun sağı ve solundaki sütünlara resmedilmiş hiyeroglifler tam okunmamakta genede kutunun içindeki ve sağ sütünün başında ki gözler dikkat çekmektedir.

Dişinin başının arkasında güneşle, bizim logosumuzun katalizörlerde ki etkisi betimlenmiş ve dişinin başında ki on iki farklı ölçüde ki yıldız, bizim logosumuzda ki gezegenleri temsil etmektedir. Dişinin ayaklarının altında ki hilal ya da yarımay dişi semboldür. Ayrıca enerjinin giriş noktası ayaklarınızın altındadır. Tek Sonsuz Yaratan'ın, vücüdunuzda akan  enerjisinin dişi bir sembolle ifade edilmesi; gene ilginç  bir durumdur. Ayrıca Aklın Potansiyel vericisi ve Aklın Katalizörü'nün Aklın Matrisi'ne göre dişi figürle temsili ve giyimlerinin; arkanalarda ki simgelerin zengin betimlenişi ile bu iki arkanının ne denli önemli bir potansiyele sahip olduğunun da göstergesidir. Kısaca maddesel dünyada  karşılaştığınız katalizörlerin egoyu büyütmeye yönelik bir muhtevasının olduğu; bundan dolayı onlara kapılıp gitmek yerine, her birinin birer ders olduğu algısının  kuvvetli bir şekilde vurgulandığını söyleyebiliriz.
Her gün kendi ellerinle inşa etmiş olduğun yoldan yürüsen; sonunda olman gereken yere varacaksın.