Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#1170
World Wide Web gibi, doğal internetin de karanlık tarafı var. Biz, virüsler, hacker'lar, siber saldırılarla uğraşırken, bitkilerin mantar bağlantıları da kötü niyelitli komşular ile mücadele ediyor.

Öncelikle, bazı bitkiler internet kullanan diğer bitkilerin kaynaklarını çalıyor. Bu hırsızlar, fotosentez yoluyla kendi enerjilerini üretemeyen bitkilerden oluşuyor. Bu bitkilerden bazıları, ihtiyaçları olan karbonu mantar ağları yoluyla yakınlarındaki ağaçlardan çalıyor. Bunun yanı sıra, bitkiler ışık ve su kaynakları için de komşuları ile mücadele etmek zorunda. Bu mücadelenin bir parçası olarak bazıları kimyasal üretip rakibine zarar verebiliyor.



 

Alemtac

#1171
Bitkiler kendi aralarında güzel güzel anlaşıyor da  biz bitkilerle iletişim için bir yol bulamazmıyız? Ben kendimce bir yol buldum, sarılıyorum, dallarını, çiçeklerini öpüyorum, meyveleri için teşekkür ediyorum ama cevap/geri dönüş pek net olmuyor, emin olamıyorum...

Geçen sene tadilat vardı,(bu senede tadilat var, hiç bitmeyen taadilat!) neyse, kısa süreliğine evden uzak kalmak zorundaydık..yakında bir motelde kaldık. Bu arada bahçede sebze meyve olgunlaşmak üzereydi...ne yapalım öylece bıraktık. İşçilere, lütfen toplamalarını, afiyetle yemelerini söyledim.

Ara ara kontrole geliyoruz ve bir ağacın meyvesine hiç dokunmadıklarını gördüm. Üstelik kuşlar bile, arılar bile dokunmamış. Neden diye sorduğumda, yemek için koparmışlar, bir avuç yemişler ve hepsinin bağırsakları bozulmuş. İlaçlı sanmışlar...

Annemin çok sevdiği reçelini likörünü yaptığı acem duduydu bahsi geçen meyve. Daha önce söylediğim gibi ilaç kullanmıyorum. Hem kuşlarda rızıklansın, hem torunlarım dalından koparıp yesinler diye.

Büyük ihtimalle biz olmayınca, kendini korumaya aldı acem dudu :)
 

Alemtac

#1172
Araştırmalar sonucu ortaya çıkan, bitkilerinde insanlar gibi 5 duyuya sahip olduğu hata bu 5 duyunun üzerine artı 15 farklı duyuya daha sahip oldukları.

Bitkilerin gözleri tüm yaprak ve gövdeleridir. Işığa yönelimleri, ışığa dönmeleri ve yapraklarını hareket ettirmeleri bir nevi görmedir.

Bitkilerin burnu tüm bedenidir.Tüm hücreleri her biri ayrı ayrı bir usta kimyagerlerdir. Dışarıdan gelen tüm kokuları analiz ederek iletişim kurabilir. Kendi türlerini tanıyabilir ve haberleşebilir. İklim analizi yapabilir. Yaklaşan ( hayvan gibi ) tehlikeleri anlayabilir.

Bitkinin tat duyusu kökleridir. Yer altındaki kendine yararlı ya da zararlı tüm elementleri algılayıp ihtiyacı olanı emilim ile bünyesine alır.

Dokunma ve hissetme duyusu yine bitkinin tüm hücrelerine yazılmış bir yetenektir. Kökün karşısına bir kaya çıksa etrafından dolaşarak yayılmaya devam eder. Ya da yapraklarını bir canlının yediğini fark etiğinde hemen kimyasal salgılar ile savunmaya geçer. Et yiyen 600 çeşit etçil bitkide kapanlarına konan böcekleri kılcal sensörleri ile algılayarak kapanarak avlarlar.

Hareketli yaprakları ile küstüm otu
Küstüm Oto – Mimosia pudica


Dokunmaya tepki veren en bilindik örnek ise Mimosia pudica yani Küstüm otudur. Yaprağına dokunduğunuzda bir anda tüm yapraklarını kapatarak küçülür. Daha sonra tekrar eski haline gelir. Yaprağına dokunmaya devam edip elimizi çekmezsek, bir süre sonra eski haline gelir. İlk başta dokunmamızı tehlike olarak algılamış devam eden dokunuşlarda ise zarar görmeyeceğini anlamıştır, diyebilir miyiz sizce, ne dersiniz?

 Bitkilerin yaprakları da ses dalgalarını algılayacak nörotik yapılara sahiptir. Amerika da LINV ( Uluslar arası Bitki Nörobiyolojisi Lablatuarları ) in bir üzüm yetiştirme çiftliğinde yapmış olduğu bir araştırmada
5 yıl boyunca müzik dinletilen asmalarda, dinletilmeyen asmalara göre büyüme ve verimin 2 katı olduğu tespit edilmiştir. Yanı bitkiler yumuşak ve ritmik ses dalgalarına olumlu tepkiler vermektedir.

Bu da bize gösteriyor ki bitkilerle düzenli ve yumuşak bir dille konuşmak bitki gelişimi açısından olumlu bir davranıştır. Bitki aynı ses dalgalarını düzenli aldığı zaman sizi tanımakta ve tehdit olarak algılamamakta ve daha iyi büyümektedir. Tabi insan ruhu içinde bu iyi bir terapi ve güzel bir bağ kurma yöntemidir.

Diğer 15 duyu ise; Topraktaki nem ve su miktarını ölçmeleri, yerçekimi ve elektromanyetik alanları algılamalar, havadaki ya da topraktaki sayısız kimyasal maddeyi tanımaları ve ölçmeleridir.

İnsanlar tarafından üretilmiş olan zararlı kirletici elementleri zararsız hale dönüştürme yetenekleri ve özelliklede karbondioksiti oksijene çevirmeleri yaşamın en önemli döngüsüdür.

Bitkiler arası mesafe ölçme ve besin kaynaklarına olan mesafeleri algılama yetenekleri. Bulundukları coğrafyadaki iklim şartlarını öğrenmeleri ve ona göre fiziksel yapılarını değiştirmeleri. Örneğin rüzgar hızlarına göre gövdelerine kazandırdıkları esnek yapı.

 

Alemtac

#1173
Bazı bitkiler bazı böcek türlerini kedilerini korumak için muhafız olarak eğitmişlerdir. Bir bitki, bir savaşçı karınca türüne vücudundan salgıladığı bir besin maddesi ile kendine çekerek bir koruma ordusu kurmuştur. Bu karıncalar bu yiyecek kaynağını koruyarak diğer zarar verecek böcek ve larvalardan bitkiyi uzak tutmuş olurlar.
Bir tırtıl ya da bir böcek yaprağı yemeye başladığı zaman bitki hemen kimyasal silahlarını salgılayarak onun tadını beğenmeyeceği hale gelir.

Daha büyük tehditlerde etrafındaki benzer bitkilere kimyasal sinyaller göndererek kendisinde olan tehlikenin ön habercisi olur. Bu bilgiyi alan diğer bitkiler ise önceden kimyasal silahlarını hazırlamış hale gelirler.

Bir bitkiye dadanan bir parazitte karşı bitki o parazitlerle beslenen böceklere uygun koku moleküleri üreterek etrafa saçmaya başlar. Kokuyu alan böcekler ziyafete hemen üşüşeceklerdir.
 

Alemtac

#1174
Dar alanda sıkışık ekilen bitkilerin, toprak altından diğer bitkilerin büyümemesi için kimyasal yaydıkları tespit edilmiştir. Kendi alanında yayılarak başka çeşit bitkinin büyümesine izin vermezler. Bu durumu bizzat kendim gözlemledim.

İlaç yapımında, kök boya olarak kullandığımız, iklimleri ılımlaştıran, soluduğumuz havayı temizleyen, renkleriyle dünyamızı güzelleştiren bitkilerin hala akılsız olduğuna mı inanalım?

 

Alemtac

#1175


Faydalandığım Kaynaklar
Zafer Dergisi
Web Tekno
Kastamonur.com
Bilgeyik
Bilgehanem
Çağlayan Dergisi
Tasarım Çiçekevi
TED ed
Youtube
 

gerçek tosun paşa

#1176
Bitkilerle ilgili bu farkındalık ve iletişim konusunda bir şeyler okumuştum son derece ilgi çekici, paylaştıkların için teşekkürler Alemtac. Ben de bitkileri ve hayvanları çok ama çok severim.

Alemtac

#1177
Ağaçların yaydığı titreşimlerin sese dönüşme halini ve ağaç konserlerindeki şarkıları dinlemek isteyenler videoyu izleyebilir..

https://dai.ly/x27u2wg
 

Alemtac

#1178
Uzun zamandır aklımdaydı böyle bir paylaşım yapabilmek Sevgili GTP, çok teşekkür ederim :)

..Ev tadilatını yapanlar evin civarundaki bitkilere öyle hunharca davranıyorlar ki anlatamam. Oğlumda aman anne ne olacak alt tarafı bir çiçek yeniden dikilir diyor. Ağaçlar kireç içinde, dalları kırılmış, çiçekler ezilmiş :( rahmetli babamla annemin diktiği ağaçlar onlar hemde. Çay molasında yakaladığım işçilere "Ölmüş babanızın fotoğrafını bir daha çekebilir misiniz - çekemezsiniz, onun diktiği ağacı yeniden yetiştiremezsinizde, benzeri olur ama aynısı olamaz. Onun için ağaçlara çiçeklere iyi bakalım dedim. Arkamdan,birbirlerine " ölmüş babanın fotoğrafını bir daha çekebilirmisin, çekemezsin" diye konuştuklarını duydum :) Aslında faydalı oldu bu kısa konuşmam, bitkiler az zarar görüyor artık...ne yapayım, bu kadar oldu. Nebatat onlara göre cansız, plastik eşyadan farksız...içim doldu taştı, bu sayfalara boşaldı :)
 

Alemtac

#1179
Hayvanlar konusuna gelince, tüm hayvanları severim. Kimini uzaktan, kimini mıncıklayarak:) Oğlum ve kızımda aynı ben..birde gelin geldi o daha fazla seven çıktı :)) Dolayısıyla evde çeşitli boylarda üç köpek, beş kedi var...
 

Tgur

#1180
Çok faydalı ve gerçek bilgiler,neden gerçek dedim "doğa bizden ayrı değil biz oradan şekillendik" bu benim dörtlükten bir parça,bu bilinçte olmamış ham bireyler doğayla savaşı sürdürür tahrip eder ve galip geldim diye oh çekerler,

 Oysa yaptıkları hunharca doğa katliamı sonunda onlara acı şeklinde geri döner,

Tahminen 60 yıl kadar evvel ,şirin bir sayfiye yeri Karşıyakada belediye başkanı kürsüyü kurmuş  bando mızıka eşliğinde ahaliyi toplamış nutuk atıyor,dinleyenler coşku ile alkışlıyorlar,herkesin mutluluğu sonsuz oynayıp şarkı söylüyorlar,anlattığı konu ,

"Bu müstesna ve bahtiyarlık duyacağımız günde en son evin kanalizasyonunu da denize bağladık, sevinin ey Karşıyakalılar.."

Sonuç onlarca sene yapılan son derece etkin kanalizasyon çalışmalarına karşın  on sene evvelki durumuna göre pek o kadar feci olmasa da hala İzmir, kokar şehir..


Alemtac

#1181
:)))
Keşke kahkahamı sesli olarak yayınlayabilseydim :)) çok yaşayın sağlıkla sevgili Tgur..
 

Tgur

#1182
Sizlere de uzun ve tatlı ömür ,dayanamayıp şunları da ilave edeyim dedim bilgiye garnitür olur,

" Doğa bizden ayrı değil biz oradan şekillendik"

Alemtaç bunu kanal bilgi tartışmlarında çok geçtik YARATIMIN SEYRİ falan, hatta detaya çok daldık sen ayrıyken belki bunları görmedin K.larda yaratımın seyri hakkında şu kısa bölümü aldım her şey çok açık anlatılıyor,

*****
(Pierre) Ama 4Y'deki mühendisin kafasındaki fikirler evrimleşiyor... (Joe) Sen aşağı bir plan gönderiyorsun, o planın etrafında madde toplaşıyor ve hızla bir köpek meydana getiriyor. (Pierre) Sonra bundan birşeyler öğreniyorsun, düşünüşün gelişiyor ve bir Köpek 2.0 tasarlıyorsun. (Joe) Hayır, köpek birşeyden evriliyor.
(L) Hayır, köpek hiçbir şeyden evrilmiyor. Yaratılıyor. (Joe) Yoktan mı ortaya çıkıyor?
(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir "köpek" düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y'ye aktarılan bir "düşünce" varsa, bunun DNA'nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler. Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar.
Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor.
Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor...

C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı "parçaların" başka yaşam formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var.

S: (Joe) Söylemeye çalıştığım şey şuydu: Bu yaşam formlarına bir plan aktarılıyor ve bu yaşam formları önceden programlanmış bir planı izliyor...
C: Hayır. Düşünmekte olduğun şekilde bir evrim yok.
S: (Joe) Sen şunu dememiş miydin: Temelde evrim var, ama sonra bu küçük organizmaların...
(L) Hayır, söylediğim o değil! Bakacak olursan, parçaları nerede yarattıklarını görebiliyorsun. Ve her defasında nerede birşey yaptıklarını ve bunun nasıl gittiğini görebiliyorsun. Çamur dünyası varmış. Sona ermiş. Çamur dünyası sona erdiğinde başka bir dünya olmuş. Bir miktar çamur kalmış ama yeni dünyada boru şeklinde canlılar varmış. Sonra o dünya sona ermiş ve bitki canlılarının dünyası başlamış.
(Joe) Tamam, öyleyse birinden diğerine gelişim yok.
(Pierre) Bir benzetmem var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Gezegen tarihinde kitlesel yok oluş döngülerinin ve yaşam patlamalarının olduğunu görüyorsunuz. Tekrarlanıyor. Bu kozmik döngüler ile insan düzeyindeki mühendislik arasındaki benzerliklerden biri, eski planı atıp yenisini başlatmak.
(Joe) Yani her aşama ayrı.
(Pierre) Doğru bir benzetme mi bu?

C: Evet ama bu tüm tasarımların işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.
S: (L) Şey gibi...
(Pierre) Bazı parçalar pek çok farklı hayvandan geçiyor ve bu hayvanlar giderek evriliyor ama parça aşağı yukarı aynı kalıyor.

C: İşte bir benzetme: Atla çekilen bir arabayı, bir otomobilin şasisi olarak kullanabilirsiniz. (Pierre) Aa, tamam...

C: Mükemmel değil, ama bir adım.
(Pierre) Evet.

C: İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi. Bu konunun o kadar çok yönü var ki, hepsini açıklamak çok uzun sürebilir. En iyisi araştırmaya, düşünmeye ve ağ çalışması yapmaya devam etmek. Kitaba bakın.
Görecek gözleri olanlar için hepsi orada. Sevgi, yaratıcı enerjinin insan tezahürüdür.



Alemtac

#1183
Kanal bilgileri paylaşımın için çok teşekkür ederim Sevgili Tgur..Ancak henüz yaratan kim, kimi yaratmış idrak edemedim. Okumaya başladım bahçe ile ilgili bir takım problemler, sonra Cumaları Urlanın pazarı var derken malum tadilatı yapanlar; bu sefer bahçe kapılarını açık bıraktılar Hera ( köpeğimizin biri) kaçmış. Onu aradık bulduk neyse,şimdi oturdum.

Çok ilginç bir kanal bilgisi, yayınlandığı tarih neydi acaba ve sizlerin tartışmalarınızıda okumak isterdim. sizlere sormadan önce site içi aramadan, yaratım gibi anaahtar kelimeler yazarak bulmaya çalıştım ama bulamadım..

 

Tgur

#1184
Alemtaç yarın izah ve kaynak vereceğim..