alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#315
Aslında sorun anlaşılmakta mı? Anlatabildiğimiz kadar anlaşılırız. Odaklar farklı ise algılar da öyledir. Burada önemli olan anlaşılmak değil aslında, paylaşabilmek.
 

Alemtac

#316
Hissettiklerimizi paylaşabileceğimiz birine ihtiyac duyarız bazen. Biliriz vardır öyle biri ama ulaşamayız....
 

Alemtac

#317
Sonuçta sesimize karşılık veren kendi sesimizdir. İçimizde yankılanır tüm sorduklarımıza cevaplar :)))
 

Alemtac

#318
Dün gece bir rüya gördüm :)) twity nin orada bir kedi gördüm sanki demesi gibi oluyor bu rüya gördüm demeler :)))

Rotatulle demişlerdi sanki, yok hayır rotateatulle...iyide neden Türkçe konuşmuyorlar ki ??? Sözlükten araştırdım, kelimeleri parçaladım ve sonunda;
 
rotate = çevirmek, döndürmek ve
tulle = tül, hayalet

kelimelerini buldum. Birde dönüşüm dediklerini hatırlıyorum. Sonunda akıllı kardeşim Rinda'nın da yardımıyla perdeyi kaldırmak çıktı...

Son yorum: perdeyi kaldırabilmek için dönüşüm gereklidir.:)))
 

Alemtac

 

Alemtac

#320
Yıllar önceydi, mağazada çalıştığım yıllar...bir çift alışveriş yaparken reyon aralarında bağaj lastiklerini birbirlerine çekerek fırlatma oyunu oynayan iki kardeşin fırlattığı lastik hanımın ayak bileğine çarpmış. Acil revire çağırıldım, görünürde bir şey yoktu, hemen buz koymalarını söyledim görevlilere. Gece 10 dan sonra hiçbir sağlık görevlisinin olmaması ayrı bir gafletti. Kadın hiç konuşmuyor, ancak düşmanca bakışlarla beni süzüyordu, sanki ben fırlatmıştım bagaj lastiğini. Kocası ise bu durumda ne yapmayı düşüneceğimi soruyordu durmadan. Bu tür kazalarda, yani kişi yürüyebilicek durumda olduğunda ambulans çağırılmmadığını ama eğer isterlerse bizim aracımızla en yakın hastahaneye götürebileceğimizi söyledim. Hayır, ambulans çağırılacaktı...peki bu olayın gerçekleşmesine sebeb olan aile neredeydi, buradayım dedi bir hanım; "teklif ediyorum kendilerine, arabamız musait, hastahaneye götürebiliriz, ama kabul etmiyorlar." Şaşkın bakışlarla baktım kazaya uğrayan çiftin yüzüne. Koca "tabiki, siz sorumlusunuz ve siz karşılayacaksınız herşeyi." İlk defa karşılaşmıyordum bu durumla, büyük şirketlerden para çekmeyi fırsat bilen bir çift olduklarını anlamıştım. Yinede çenemi yormayı göz önüne alarak bizim sorumluluğumuzun ne kadar olduğunu kanun maddelerine dayandırarak anlattım. Koca sinirliydi zaten ama bunlari söyledikten sonra gösterdiği tepkiyi de hiç beklemiyordum. Son derece yüksek sesle "şimdi hemen ambulans gelecek yoksa sana yapacaklarımı aklın almaz" Tehdidle de ilk defa karşılaşmıyordum, alışık olduğum bu gibi durumlarda yaptığım gibi sakinliğimi koruyarak, yüzümde gülümsemeyle izah etmeyi sürdürdüm. Çocukların anneside bu arada sorumluluğun kendilerinde olduğunu, her türlü masrafı karşılayabileceklerini ve arabalarının kapıda hazır beklediğini söylüyordu. Kadın ilk defa konuştu ve her arabaya binemeyeceğini söyledi, çocukların annesi ısrar edince arabayı görmek üzere görevliler tekerlekli sandelye ile kapıya kadar götürdüler ve hanım arabayı beğendi. Beğenilmeyecek gibide değildi, Grand cherokee...kapıdan çıkarlarken adam döndü ve bana bu yaptığımın hesabini soracağını söyledi, "ne yaptım veya ne yapmadım, söyleyin hemen düzelteyim" "yoook, artık geçti, bunun hesabını vereceksin". Neyse, gitmişlerdi ve yorucu bir gün daha bitiyordu.

Ertesi akşam gelen anonsla müşteri hizmetlerine gittiğimde beni beklemekte olduklarını gördüm ve neden olduğunu anlayamadığım bir şekilde dizlerim boşaldı, kendimi toparladım, yada öyle göründüm. Hanımın incinmiş bileğine rağmen giymiş olduğu ayakkabıların yüksekliği dikkatimi çekti ve hoş geldiniz, sizin için ne yapabilirim sözlerime aldırış etmeyen bey'in elinde tuttuğu bagaj lastiğine kaydı bakışlarım. Lastiğin topuzunu yüzüme sallayarak "bunları hemen reyondan toplatacaksın, dün yaşanan olaya rağmen hala nasıl satışa çıkarıyorsun","tabiki haklısınız ve merkezede bildirdik, satın almanın kararı doğrultusunda isteğiniz yerine getirelecektir","hayır şimdi toplanacak","tabi, şimdi toplatırım","şunun ucundan tut" bagaj lastiğini bana uzattı, ne yapmak istediğini anlamıştım, ellerimi arkadan belime bağladım ve "hayır, tutmayacağım" avaz avaz bağırmaya başlamıştı "tut diyorum sanaaa, tut şunun ucunu", "tutmıyacağım beyefendi, isteğinizi yerine getiriyoruz, daha ne yapmamı bekliyorsunuz?" O sırada güvenliklerde gelmişti, hanım güvenlikleri görünce "bırak şunu, uğraşmaya değmez, basit şey, gel gidelim kocacım", sabrım sonuna kadar zorlanıyordu. Onlar gidince güvenlik arkadaşların sorusu üzerine olanları anlattım ve bagaj lastiğinin ucunu tutsaydım eğer şu an kırık bir bileğim olacağını belirttim.

Daha sonraki gün mağaza müdürüm benimle görüşmek istediğini haber vermişti, olayı anlattırdı bana. Anlattıklarımı dinledikten sonra "inanmamıştım zaten, seni çok iyi tanıyorum, müşteriye davranış biçimini biliyorum, neyse onlara nasıl cevap vereceğimide biliyorum, teşekkür ederim". Beni şikayet edip "sizin gibi müesseseye yakışmıyor, onu işten atın" demişler.

O anı hiç unutmadım, beyfendiyi gördüğümde dizlerimin nasıl boşaldığını...ve bir daha bunu yaşamak istememiştim. Reiki yapıyordum ve beni her türlü kötülükten koruduğunu sanıyordum. Anladım ki ne reiki ne başka birşey, gerçek güç içimizde...her zaman enerjimizi emmek için karşımıza çıkacaklar, hele birde enerjiniz yüksekse...nerede olursanız olun bizleri bulacaklardır. Burada yapmamız gereken içimizdeki tüm gücü hissetmek ve karşımızda ki (ister enerji vampiri deyin ister şeytan deyin) kişiye tükenmez enerjimizden sevgimizi göndereceğiz ve benim yaptığım gibi dizlerimizin bağı çözülmeyecek. İşte öyle olduğunda bilinki enerjinizi emiyorlar ve hemen sevginizi göndermeye başlayın, gerekirse gözlerinizi kapatın ve derinden hissedin, karşınızdaki kim veya ne olursa olsun. Her canlının ihtiyacı olan işte bu sevgi enerjisidir. Ben buna inanıyorum...
 

Alemtac

#321
Birşeyi yeni anladım; ilk 3 çakra dünyadan...yani ilk çakra toprak, ikincisi su, üçüncüsü ateş, 4.cü çakra ise hava ve ilk bağlantı. Sonrakiler evrenle bağlantılı olan çakralar ve de bizim ruhumuzla bağlantılarımız. Yavaş olayım biraz, nedemek istediğimi anlatmalıyım (çakraları isimlendirmiyorum, çünkü her öğretide farklı isimleri var). Çakraların anlamları aşağıda yazdığımdan daha fazladır ama asıl tıkanıklıklara sebeb olanlardan bahsedeceğim.

İlk çakra bizim dünya ile yani toprakla olan bağlantımız ve maddiyatı belirliyor
İkinci çakra seks dürtülerimiz ve suyun hareketi gibi, çarpan dalgalar gibi
Üçüncü çakra güven duygusu ve ateş gibi gücü temsil ediyor

Buraya kadar olan çakralardaki tıkanıklıkları gidermek en zoru çünkü bu hayatta yaşadıklarımızın yanı sıra geçmiş hayatlardan gelen kirlilikler neredeyse zift gibi yapışmış halde ve yaşarken de katmerleşiyor. Dahası bu çakralardaki tıkanıklıklar diğer üç çakrayıda etkiliyor. Bu nedenle ilk üç çakrayı açabilmek çok önemli.

İlk çakra maddiyat demiştim, para, sahip olduğumuz herşey (ev, araba, eş, çocuklarımız) ne varsa benim dediğimiz, hatta bedenimiz bile bunun içinde. Öyleyse anlamamız gereken hiçbir şeyin "benim" olmadığı, sahip olma hırsından kurtulmamız gerektiği.

İkinci çakra seks; beraber olduğumuz insanı düşünmeden beraberlik sadece tatmin demektir, paylaşılmayan..ve fazla düşkünlük daha fazla paylaşılmayan demektir. Buradan çıkardığım anlam; gerçekte sevmediğimiz bir insanla seks yapmamalıyız.

Üçüncü çakra güven, güç; korkuyu, heyecanı burada hissederiz (sınav öncesi karnımıza ağrılar girer gibi). Çevremizde ne kadar güvenilecek insan var, kim beni kandırmıyor ? Herşeyden önce kendimize güvenip, kendimize inanacağız. Biz dürüstsek, çevremizde öyledir.
 

Tiversonus

#322
Benim en sevdiğim açıklama Pleiades öğretilerinde verilen. Şöyle ki;

1. Çakra: Yeme, içme ile ilgili
2. Çakra: Seks ile ilgili
3. Çakra: "Hissetme" ile ilgili
4. Çakra: Merhamet, şevkat ile ilgili
5. Çakra: İletişim ile ilgili
6. Çakra: Vizyon, üçüncü göz
7. Çakra: Tepe çakrası

Bunlardan bu yoğunluğun dersi ilk üçünü merkez olan "kalp" çakrasına bağlayabilmektir. Sanırım yoğunluk dersi bu:))

Bu yoğunluğun bir yerinde enerjinin dişil ve erkek olanlarında, bu fiziksel bedendeki 7 çakra faal/çalışır durumda. Bir an'da buna müdahale ediliyor ve ders başlıyor. Yani;

Kadın Açık: 1,2 ve 3 ve biraz da 4 açık ve elbette 7 hep açık. Çünkü kadın doğum ile hayat veren enerjiyi temsil ediyor.

Erkek: 1 ve 2 açık, işe yaramaz demeyin sakın:))

------------

Ve dersler başlıyor:

-----------
Amaç: Enerjinin 2 formununda "dengelei" durumda bir "işbirliği" durumuna gelmesi.

-----------

Ancak kadın, "hissetme" çakrası açık iken iletişim çakrasını kapatıyor. Çünkü erkek te karşılığı yok; erkek te hissetme kapalı, bakın göbeklere:)) Kadın etrafına bir "kabuk" örüyor.

Erkek; ise deneyimine iktidara gelmek ile devam ediyor, gezegende erkek uygarlığını kuruyor ve kadını mal gibi alıp, kullanmanın peşinde. Ve dünya bu duruma geliyor.

----------

Çözüm: Gelen galaktik ışınlar ile erkek, "hissetme" çakrasını ya aniden açıldığını veya yavaş yavaş açıldığını deneyimleyecek. Bir labavatuarda kurbağa kesen bir erkek, hissetme çakrasının açılması ile, kurbağanın "acısını" bir den ruhunda hissedecek ve orayı terk edip gidecektir.

Erkekler "sahip olma" duygusu ile davrandığı sürece, hissetme ve kalp çakrasını açmadıktan sonra, enerji tıkanık, akacak ve alacak dengeyi bulamayacaktır.

Kadın ise, iletişim çakrası ile ne "hissettiğini" dile getirmedikçe, erkeğin gelişimine yardımcı olamayacaktır.

4. merkez kalp çakrasının açılması demek; her şeye ve het bireye sevgi, merhamet ve şevkat ile bakabilmek demektir.

Böylece; erkek fazla olan eril enerjisini dişiye aktaracak ve dişi kuvvetlenecektir; kadın ise "sezgisini ve ilhamını" erkeğe aktaracaktır. Böylece "dengeli" bir enerji alışverişi olabilecektir.

Oyun bu, amacı gelişmek, öğrenmek, benliğin öz keşfi...

Peki tarihte ne olmuş bakalım: Bütün savaşların nedeni enerji tıkanıklığıdır. Tıkanan enerjiler bir gün psişemizden çıkarak veya birikerek Dünya'da yanardağların patlamasına dönüşürler.

Sahiplenmek yerine "işbirliği" tek çözüm; yani enerjilerin erkek ve kadın da dengelenmesi. Türkiye'nin kuruluşunda "kuvvetlenen, söz sahibi" olan kadın; nisbeten erkek ile birlikte hayatın sorumluluğunu aldığında bir sıçrama yaptık. Bütün herşey enerji tıkanıklığından oluyor kanımca. İşte kendini eril ve dişil olarak oyun sahnesine atan Zeki Enerji nin dengelenmesi gerekiyor...

Aslında bunu bir "çizgi adam ve kadın" olarak karikatür ile anlatmak için plan yapıyordum, aslında önemli ve yoğunluğuzun dersi direkt bu.

Enerji eril ve dişili dengelemi kavramından, "çift cinsiyet" yerine merkezlerin, enerjik olarak dengelenmesini anlıyorum. Diğeri beden işi sadece.

Umarım bölümünüzü işgal etmemişimdir:))

Tiversonus

#323
Ha bu arada; bazı kadınlar erkek gibi davranarak, sadece gücünü artırarak, tıpkı erkeğin içine düştüğü açmaz girmişlerdir. Yani erkek gibi güçlenmek, erkeği taklit etmek ama 4. kalp çakrası ile ve hissetme ile çalışmayarak. Aslında dünyanın yaşadığı depremler ve doğal olayların, yanardağların temelinde; bu enerji tıkanıklığı etkendir. Herşey enerjidir. Ve Bilgi Korur. İşte mevcut kadın erkek paradigması "denge" ile "işbirliği" temeline kaymalı; gerçek gelişme bu olacaktır...

Ve Osho güzel söz söylemiş: "yaşamda orgazm olamayan erkekler, siyaset ile "iktidar" olmaya çalışır" :)) Tabi "iletişim" çakrası kapalı kadınlardan duyamayız bu sözleri, benim gibi "hissetme" çakrası açık ve iletişimi açık olan erkeklere iş düşer:))))

Alemtac

#324
Teşekkür ediyorum, işgal nedemek, katkılarınız gerçekten harika :). Ben de ara vermiştim, gelen bir maile bakmak için.

http://www.gelecek-kehanetleri.com/

Yukarıda ki adrese üye olmam için bir davet aldım ve üye oldum :) Sizde bir bakın dilerseniz.
 

Pınar

#325
Sevgili Alemtaç, bu konuya şöyle bir açıklık getirebilirim.:) 1. çakra bizlerin maddesel anlamda herşeyini içeriyor, fiziklse bedenimizin varlığı da dahil buna.İlk çakra var olmak demek sanırım. Bunu da varolmaya karşı geliştirilen korkular nedeniyle özellikle yaşama karşı oluşan korkular problem yaratıyor. Bu tıpkı şeye benziyor! hımm! yemek yeme mecburiyetimiz olduğu halde yemek yemekten korkmak gibi.Yaşam alanımızı kısıtlıyoruz bu şekilde maddeselliğimizi yadsıyoruz. Fazla çalışması ya da eskik çalışması bu nedenle bedende görülür sonuçlara yol açıyor.Özellikle kabızlık bu çakranın sorunu çünkü. Geçmişi salıvermeme, olanı olduğu gibi kabul edememekten - yaşamsal bazda - dolayı yer küreden aldığımız enerjimizi sabote etmek.Burada öenmli olan da sanırım sahip olmak dürtüsünden ziyade yaşama karşı geliştirdiğimiz bir takıntı nedeniyle herşeye sahip olursak "benim" dersek, korkularımızla başetme zorunluluğumuzun kalmayacağına inancımız.Oysa yoktur öyle bir şey.:)) İkinci çakra her ne kadar cinsel çakra olarak adlandırılsa da aslında orada üretiriz, fikirlerimizi ilk orada biçimlendiririz. Bu nedenle cinsellikle bağdaşlaştırılmıştır, üretim nedeniyle. Sonuçta bizler de çocuk üreten fabrikalarız ya, ondan.Ama ikinci çakra cinsellikten daha çok şeyi ifade eder. Düşüncelerin eyleme geçmeden en önce oluştuğu yerdir ikinci çakra ve 1. ve 3. çakradan beslenir. Korkular ve güzensizlikler bu çakranın verimli üretimi yerine sadece sağladığı enerjiyi sex için kullanmasına sebep olur. Elbette bu enerjiyi bunun için kulanmalıyız, ancak daha fazlası için kullanabilecekken niçin sadece bu enerjiyi cinselliğe ayıralım ki!:) Söylediğin gibi yalnış cinsel beraberlikler bu çakranın düzensiz çalışmasından kaynaklanır ve bir üsttekiş çakra ve alltaki çakranın da ritmini bozar. Güvensizler ve korkular nedeniyle üretme gücümüzü bu şekilde sabote ederiz. Gelelim 3. çakraya, evet orayı da güvensizlikler sabote etmektedir. Ancak ilk iki çakra düzgün çalışmıyor ise, kişinin bu sorunu yaşaması da doğaldır diye düşünüyorum.Ve 3. çakra bilinçaltı çakrasıdır. Dönüşüm ve şekillendirme görevi görür. 2. çakrada oluşan ham fikirlerin burada şekillendiklerini ve hayata geçirilmeye hazır hale geldiklerini görürürüz. Alt çakralardaki problemlerin buraya yansıma şekli duygusal hassasiyetlerdir. Bunlar da kişilere ya da yaşama karşı güvensizliklerimizin sebebidir aslında. Bu üç çakra kombine çalışmaktadır yaşama dair, üst çakralar ise dediğin gibi daha çok kişinin kendini farkına varıp daha yüksek bir boyutta algılamasına neden olur. 4. çakra mesela,dokunmadır ve yeniliklere açık olmaktır. Her ne kadar sevgi ile bütünleştirilse de 4. çakranın asıl hedefi değişimlere ayak uydurma potansiyelimizi verir.Olan biteni anlamaya ve yorumlamaya başlarız, yaşamda var olmaktan ziyade, var olmanın macını sorgulatır 4. çakra.İlk üç çakraya baktığımızda, koku, tat alma ve görme işlevlerine sahiptirler.Sanırım şimdi insanların ilk defa gördükleri bir nesneye niçin önce kokladıklarını daha iyi anlıyorum.Koklamanın ardından da tadarlar ve sonra son bir kez daha iyice bakarlar.:))))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Tiversonus

#326
Tamam; şimdi "iletişim" çakrası açık kadınlara sorayım bari: Şimdi diyelim ki, ortalama tüm kadınların fizik bedeni "iri, cüsseli ve kuvvetli" olsun -ama genel olarak yüzde 99'nun- ve erkek fizk bedeni de tam tersi -genel olarak- kadına göre çok "narin ve zayıf" olsun...Hayat deneyimi bu şekilde başlasa idi; Dünya'daki durum şimdikinden farklı olurmydu. Yani çakralar ile bunun da ilişkisini anlamak istiyorum. Ne yaşanırdı?

Alemtac

#327
Teşekkürler Sevgili Pınar :) dediğim gibi bir çok şey ifade ediyor çakralar. Netice itbariyle ortak kanımız, ilk 3 çakranın dünya dan geldiği ve 4. çakranın ilk basamak olduğu ve diğer çakraların bizi evrene ve öte aleme bağladığı...

Bu nedenle ilk üç çakranın tıkanıklıklarına neden olan her ne ise önce onların arındırılması gerekiyor ki diğer çakralar düzgün çalışabilsin. Doğrumu? Yani ilk üç çakranın doğru çalışması geri kalanlarıda olumlu etkiler demek istiyorum.

Fikirlerinizi paylaşmaya devam ederseniz sevinirim :)
 

Alemtac

#328
Sevgili Tiversonus; bence doğurganlık hala kadındaysa hiçbirşey değişmezdi :)
 

Tiversonus

#329
Konu ile son söz: Çakraların "dengelenmesi" ni konuşuken ve/veya yollarını konuşurken; enerjinin eril ve dişil yani erkek ve kadın olmasının önemli bir dengelenme için; özellikle bu yoğunluk açısından bir ders, bir öğrenme ve "çıkış" yolu olduğunu söylemek istiyorum. Yani her kadın ve her erkek; tek beden de hem dişi ve hem de erkek olmayı becermek zorunda.