alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#1110
pineal gland denen 3,gözümüzün kireçlenmesinde büyük rol oynayan floridin etkisini azaltmak için deniz yosunu tüketmemiz üzerine bir makale: http://www.riseearth.com/2016/02/your-pineal-gland-could-be-blocked-with.html deniz yosunu hap halinde satılıyor, bir süre solgarın sıkıştırılarak hap haline getirilmiş deniz yosununu kullanmıştım. coumadin kullanmam nedeniyle bırakmak zorunda kalmıştım. Kumadin kan sulandırıcı ve deniz yosunu gibi yeşil bitkiler etkisini arttırıyor.
 

Alemtac

#1111
Nerede paylaşacağımı bilememek gibi bir durumda kaldım, en iyisi sayfamda paylaşmak dedim. Herkes gibi benim de ilgimi çeken bir konu; kokuların ve seçilmiş müziğin insan psikolojisi üzerindeki etkisi. ör: Alışveriş merkezlerinde satışı arttıracak etki bırakan kokuların yayıldığını, müşteri azsa ağır, çoksa hızlı müziklerin çalınıp alışveriş hızının ayarlandığını biliyordum. Birde bunlara renklerin etkilerini de eklemek mümkün fakat ekleyeceğim makalede bu konuya değinilmemiş. Bunları bilmeme rağmen, koku ve müziğin insanı zombiye çevirebileceği hiç aklıma gelmemişti.

" Psikolojik Savaşta MÜZİK - KOKU İkilisinin Kullanımı

 İnsanın sinir sistemi elektro-kimyasal sinyallerle çalışır. Bu sebepten beynin düşüncesini yöneten ve etkileyen elektro-kimyasal sinyallerin üretiminde, besinler, su ve solunum yoluyla vücuda alınan ve beyne ulaşan maddeler çok önemlidir.

 İnsan bedenini, aklını ve ruhunu etkilemek için bir takım ayinler, yiyecekler, içecekler ve kokular ezelden bugüne kadar kullanılmıştır ve bugünden ebede kadar da kullanılacaktır.

 Aromatik maddeler, çok eski zamanlardan beri psikolojik etkileri için kullanılmıştır.

 (Zira tüm nesnelerin fiziksel bedenleri kadar eterik bedenleri de vardır. Arabalar, ağaçlar, kitaplar, yiyecekler ve gözlerinizle göremediğiniz müzik titreşimleri, kokular ve düşüncelerin bile eterik bedenleri vardır)

 Bir çok kayıt, bu maddelerin gerek parfüm olarak, gerekse Mezopotamya, Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarına ait dini törenler ile tarih boyunca günümüze kadar gelmiş olan çeşitli kullanım alanlarına tanıklık etmektedir.

 Aromatik maddeler oldukça uzun süredir cinsel çekicilik ya da dini duyguların uyandırılması için kullanılsa da, psikoloji ve koku arasındaki ilişki üzerine çok az modern araştırma mevcuttur.

 Açıktır ki, koku, duyularımız içerisinde en ilkel ancak en önemli olanıdır.

 Ceninde koklama sistemine ait hücreler beyin hücrelerinden daha önce gelişirler ve koku alma sinirleri vücutta yenilenmeye uğrayan tek sinir hücreleri olarak geçer.

 Dikkat ettiyseniz bugünkü uçaklarda müşteriler kokulu müziklerle karşılanıyor.

 Bu garip müzik ve koku dağıtımı sinemalarda, asansörlerde, otobüslerde ve büyük mağazalarda da kullanılmaya başlamıştır ve küreselleşen dünyanın bir nimeti ve konforun bir parçası şeklinde sunulmaktadır.

 Fakat müzik-koku ikilisinin psikolojik savaş silahlarından biri olduğunu çok az kişi bilmektedir. Bu olguya "psikotropik etki" denmektedir.

 Psikotropik etki, tıbbi ilaç ve katkı maddeleri vasıtasıyla insan psikolojisini etkileyerek, ona yapmak istemediği eylemi yaptırmaktır.

 Kimyasal maddelerin yiyecek endüstrisinde yoğun bir şekilde kullanımı 1940'larda başlamıştır. O zamanlar çoğu doğal kaynaklı olan kimyasal maddelerin kullanım miktarı kısa sürede dünya çapında yılda 7 milyon tona kadar ulaşmıştır.

 O zaman bir kaç bin çeşit kimyasal madde kullanılmaktaydı. Bugün ise milyonlarca ton ve yaklaşık 100 000 çeşit kimyasal madde, ilaç, gıda katkı maddesi, kozmetik, vücut bakım ürünleri, temizlik malzemeleri, tarım ilacı endüstrisinde kullanılmakta ve bu sayı her geçen yıl artmaktadır.

 Katkı maddelerinin yoğun kullanımından insanların aklı ve beden-ruh sağlığı negatif yönde etkilenmektedir.

 Bu grup etki maddeleri arasında kokuların özel bir rolü vardır.

 Kokular, insan ruhunu ve psikolojisini güçlü şekilde etkileyen ögelerdir.

 Amerikalı psikiatrist A. Hirsh belli bir kokunun insanı belli bir tavır ve eyleme yönlendirebildiğini ispatlamıştır:

 Bazı mağazalarda belli bir koku yayıldığında mal satışının yüksek seviyelere ulaştığı ve bazı kokular koklandığında hızla kilo verilebildiği görülmüştür.

 Bu arada yapılan klinik araştırmalar sonucunda lavanta, papatya, limon ve sandal ağacı kokularının en güçlü antidepresanlardan daha etkili olabildiği; yasemin, gül, nane ve karanfil kokularının ise insan beynini en sert kahveden bile fazla etkilediği ortaya çıkmıştır.

 Günümüzde ruhi gerginlikleri artıran veya ruhsal sıkıntıları çözen, cinsel istek veya isteksizlikleri arttıran, duygusallığı güçlendiren, dişiliği kuvvetlendiren, insanın manevi dengesini bozan, insanda korku halleri doğuran, saldırganlığı artıran veya azaltan çeşitli kokular üretilmeye başlanmıştır.

 Bu kokular insan davranışlarını kontrol altında tutmak için kullanılmaktadır.

 İnsan beyninde kokulara ait bilgilerin saklandığı bir hafıza merkezi olduğu ancak onların beyin tarafından denetiminin olası olmadığı savı söylenilegelmektedir.

 "Bu yüzden kokular insan psikolojisinin en zayıf noktasıdır ve psikolojik savaşta kullanıma elverişlidir" denilmektedir.
 ---------------------------------------------

 Psikotronik ve Psikotropik Teknoloji

 ---------------------------------------------

 İnsan ruhunun çağımızdaki diğer bir düşmanı ise "psikotronik etki"dir.

 Psikotronik etki, parapsikolojik ve duyu ötesi (ekstrasensör) etkilerin diğer bir adıdır.

 Psikotronik etkinin en basit kullanımı hipnozcu ve ekstrasenslerin müşterilerine uyguladığı "seanslar"dır.

 Sovyetler Birliği yıkılmadan önce Taşkent'te çeşitli kâhin, şaman, hipnozcu, medyum ve ekstrasenslerin faaliyetlerini incelemek için bilimsel merkezler kurulmuştu.

 Bu merkezlerin ilgisini çeken esas şey bu insanların beyinleri tarafından üretilip yayılan elektromanyetik dalgaların (biyolokasyon) müşterilerinin beyinlerini nasıl yönlendirebildiği olmuştur.

 Araştırmalar sonucunda şamanın, kullandığı davul sesinin dalgaları ile tedavi ettiği kişinin beyin dalgaları arasında bir uyum oluşturduğu ve bu sırada dua okuyarak onun beynine istediği emirleri yerleştirdiği gözlenmiştir.

 Çağımızda bu olaya "nerolinguistik programlama" denilmektedir.

 Nerolinguistik programlama metodları kullanımının en yaygın örneklerini, distribütör yetiştirme merkezlerinde, rap müziğinde, reklamlarda, pek çok filmde ve televizyon programında görmek mümkündür.

 Diğer yandan Ruslar ve Amerikalılar uzaydan yere doğru holografik tasvir transferi gibi ilginç bir proje geliştirmişlerdir.

 Bu holografik resimler 100-150 kilometre çapında belli bir alan üzerinde görüntülenmekte ve belli amaçlara hizmet etmektedir.

 Nitekim, 1 şubat 1993'te Somali'de, Amerikan piyadeleri üzerine 150 metrekare büyüklüğündeki çok canlı ve gerçekçi bir İsa görüntüsü yansıtılmış.

 Askerler bundan güçlü bir şekilde etkilenmiş ve diz çökerek ağlamaya başlamışlar.

 Rusyalı eksperlerin fikrine göre bu tür psikotron silahlar, Amerikan ordusunun "barış misyonu!" ile bulunduğu ülkelerde kullanılabilir.

 Örneğin, Irak veya başka bir işgal altındaki ülkede, direnişçilere savaşmaktan vazgeçmelerini telkin eden şehitlerin holografik görüntüleri gökyüzünü sarabilirdi gibi...

 Bilim adamlarına göre, psikotronik ve psikotropik teknoloji, atom bombasından daha tehlikelidir.

 Onlara göre bu teknoloji, insanlardan her emri yerine getiren "zombiler üretme teknolojisi"dir.

 Bu, sadece bir kişiye ya da küçük bir gruba değil, bir etnik gruba veya bir topluma karşı kullanılabilecek çapta bir teknolojidir."

Alıntı: Hülya Reis
 

Alemtac

#1112
Türkiye'nin ilk ses mühendislerinden Süden Pamir,York Üniversitesi'nin otistik çocuklar üzerine yaptığı çalışmadan da söz ediyor:

"Çocuğa elini kaldır dediğinde kaldırmasını sağlayan şey, beyinde bu komutu gerçekleştiren elektrik akımın oluşmasıdır. Bu oluşmuyorsa elini kaldıramaz. Çalışmalarda çocuklara kolunu kaldırmalarını sağlayacak elektrik akımını yaratan güçte frekans göndererek hareket edebilmelerini sağladılar."

Acaba ses frekanslarıyla beyne istenen her komutun yüklenebilmesi mümkün mü? Evet, pek çok şey yapılabiliyormuş.

Mesela artık teknolojik olarak kokulu film yapmak mümkün:

"İnsan kan kokusunu duyduğunda burnuna gelen koku molekülleri beynin koku ile ilgili bölümünde elektriğe çevrilerek o şekilde algılanıyor. Aynı tür ve frekansta bir elektrik akımını ses titreşimi olarak dışarıdan da gönderirseniz kişiye kan kokusu almış hissi uyandırabilirsiniz, bu bir beyin yanılsamasıdır, psikoalgıyla alakalıdır." diye açıyor konuyu Pamir.

Alını: Hülya Reis
 

Tgur

#1113
Güzel ve ilginç bilgiler sevgili Alemtaç, kokular hayatımızın his dolu davranışlarında baş rolü oynar,
---------
"insan beyninde kokulara ait bilgilerin saklandığı bir hafıza merkezi olduğu ancak onların beyin tarafından denetiminin olası olmadığı savı söylenilegelmektedir.
"Bu yüzden kokular insan psikolojisinin en zayıf noktasıdır ve psikolojik savaşta kullanıma elverişlidir" denilmektedir."
---------
Gerçekten kokuda beyin denetimi yok zira etkileyen her koku ile karşılaştığımızda siz kendinizi ne kadar zorlarsanız zorlayın hissel durumunuzu değiştiremiyorsunuz mesela o güzelim kokulu dediğiniz nergis çiçeği ile ne zaman beraber kalsam baş ağrısından kendimi kurtaramam.

Hele bir başka hatıram varki bu hususu tamamen destekliyor,

Sahne Sirkeciden kalkmış otobüs içi ,otobüs markası austin ve burunlu ,baba annemle Kırşehire  gidiyoruz yaşım 14- 15 o zamanlar benim gibi gençlere şöförü uyutmama görevi verilirdi ve bitişik iki kişilik koltukta şöförün yanındayım benim yanıma müstamel bir hanım oturdu şimdi müstamel nedir diyecek gençler müstamel fazla kullanılmış demektir (affedersiniz hanımlar),ve yol boyunca o da şöförü uyutmama görevi almış gibi şarkılar ve lüzumsuz konuşmalarla ortamı boğdu ,boğdu diyorum zira ben onun kullanmış olduğu parfüm mü kolonya mı nedir ondan boğuldum ve benim koku hafızama yerleşti

Kokunun ne olduğunu sonradan tesbit ettim "Hatıralar" isimli bir Ankara orijinli kolonya veya parfümmüş ..Ne zaman karşılaşsam midem bulanır ve o meşhur yolculuğu hatırlarım zira hanım büyük bir ara uykuya daldı ve ben olan o  masum çocuğun omuzuna yaslandı..



Alemtac

#1114
başınızdan geçen sizin için korkunç olan bu olay beni gülümsetti sevgili Tgur :) benim hafızamda hala yeri olan kokular da va; anneannemin evinin rutubet kokusu, Karacabey'de sokakların çamur kokusu, ardiyenin toprak kokusu...hiç bir ev böyle rutubet kokamaz, rutubet kokusundan farklı hoşuma giden bir koku.. ben rutubet diye adlandırmıştım. Tıpkı bildiğimden farklı toprak kokusu gibi. Hiç bir yerde böyle çamur kokusu duymadım bir daha. Çocuklukta hafızaya alınan kokular hiç unutulmuyor.

 

Qui-gon jinn

#1115
Herhalde bu forumda en çok girip baktığım yer burasıdır, 37. sayfadaki sayılarla ilgili kısım. Uzun zamandır bu hususta sürekli bir eşzamanlılık içerisinde yaşıyorum ki, aklıma da sadece burası geliyor ve gelip günlük fal yorumuna bakar gibi bakıyorum bende neymiş diye.Bilmiyorum, benimkisi alışkanlık yaptı ondan ama belli olmaz bir yandanda acaba gerçekten Evren benimle bu yöntemle konuşuyor olabilir mi diye düşünmüyor da değilim. Olabilir mi, pek olası görünmüyor ama yine de kim bilir, neden olmasın, olabilir tabii diyorum. Lakin gerçekten böyle bir durum var ise Evrenden daha açık, daha doğrudan konuşmasını rica ve temenni ediyorum. Çünkü ben her seferinde her ne kadar "Hee tamam" deyip gitsemde gerçekten anlıyormuyum, şüpheli...:)

Bu arada en sevdiğim de melekler seni alkışlıyor kısmı, gözümün önüne gole giderken ayağa kalkan tribünler geliyor. Qui-gon jinn gole gidiyor, karşı karşıya, gol mü geliyor? Hayır auta!...Evet sevgili "izleyiciler", malesef yine auta... [xx(]

Herkese sevgiler.

Alemtac

#1116
Merhaba

Oğlum ve gelin kızımla beraber oturduğumuz evimize bugün döndüm.  7, 2 yaşlarında ve 8 aylık üç torunum var. Her anneanne gibi bencede en güzel, en akıllı torunlar benim torunlarım gibi geliyor bana. Foruma hemen yazamamamın sebebi Naz, Mert ve Yaz #128149;
Naz bugün ilk okul ikinci sınıfa başladı ve benim hala bir bilgisayarım yok ve böyle cep telden yazmayı da hiç sevmiyorum. Biraz ara ...
 

Alemtac

#1117
Evet şimdi tabletten yazmayı deniyorum•  Okuması yazması daha rahat• Oğlumun söylediğinegöre tablete klavye bağlıyabilecekmiş• Neyse bekleyip göreceğim• K larhemen yazı dilimi etkiledi• Aman burda da virgülü bulamadım
Neyse, ikinci kez ölüme yakın deneyim yaşadım• Ameliyat sırasında (doktorum %50 yaşama şansım olduğunu söylemiş çocuklarıma) ana damar patlamış• Bana o sırada ne olduğundan habersizim ama belliki bir şeyler söyledim, bana ne hissediyorsun ne görüyorsun diye soru sordu birisi. O an gördüğüm darbe almış gibi bir televizyon ekranıydı. Hiç bir kanalı göstermeyen ve ekranı çatlamış bir televizyon ekranından bakıyordum. Karıncalanmış bir ekran. Ekranın hem içindeyim hem dışından ekranı görebiliyorum. Ekrandan bakarken, sanırım ekran gözlerim oluyor, her yer kırılmış ve çatlamış gibi görüyorum, çatlaklar uzayıp gidiyor. Hani bir cama çarpınca kırık parçalar dökülmez ama çatlaklar oluşur ya işte o anın yavaşlatılmış halini görüyorum. Ekrana dışından bakınca da karıncalanmış boş bir televizyon ekranı görüyorum. Sonra hatırladığım "az kaldı" " haklısın, şimdi bitecek" diyen bir ses ve birisinin alnımdan öptüğü•
 

Alemtac

#1118
O kadar çok narkoz aldım ki ve o kadar sık mr a girdim sormayın. En kolay yöntem gözlerimi açmadan girmek ve işlem boyunca gözlerimi açmamak• Narkoz etkisindeyken başka bir karekterim olduğunu anladım. Gerçekten söylüyorum, çekincelerimin hepsi kalkıyor. Zihnim daha berrak oluyor, şakacı, rahat konuşan biri oluyorum. Narkozlun etkisi geçince konuştuğum kişileri tanımıyorum. Sanırım sami iyette kurmuş oluyorum ve onları tanımadığımı farkedince yüzleri değişiyor ve ben bu hallerine üzülüyorum.
Doktorumun söylediğine göre herkesi rakı balığa davet etmişim•••
 

Alemtac

#1119
Gerçekten böyle bir şey yaptın mı diye sordu doktorum, hatırlamıyorum ki demeye utandım ve evet davet ettim deyince doktorum çok güldü, yeni kalp ameliyatı olmuş biri herkesi rakı balığa davet ediyor olması komik miş. Narkoz etkisinde değilken bir daha sigara ve içki içmeyeceğim diye yemin etmiştim oysaki.

O kadar acı çektim ki, bir gece nöbetçi hemşireden ötenazi istedim. Verdikleri saatlik ağrı kesiciler yetersiz kalıyordu. Ne diye bu kadar acı çekiyorum, artık dayanamayacağım dedim ve ciddi ciddi ölüp kurtulmayı istedim .
 

Alemtac

#1120
Ameliyat sırasında mı, biraya ölüme yakın olduğumda mı bilemiyorum, boşluğa çıkan upuzun ve bembeyaz bir merdivenin balındaydım. Boşluğu çıkan dememin sebebi ucu görünmüyor ve çok fazla ışık vardı. Şimdi şemailini hatırlamadığım birisi bana sorular soruyordu. Hayatım boyunca yaşadığım hemen hemen her olayı neden niye yaptığım hakkında sorular. Verdiğim cevapları beğenmiyor geri gönderiyor du. Defalarca merdiven ağzından geri çevirdi beni. En sonunda doğru cevabı buldum...

Verdiğim cevap sadece benim duygularımı içermeli, başkalarının duyguları sebebiyle bana hissettirdikleri ve karşımdakini neden göstererek yaptığım davranışlar olmamalıydı. Yani bahane diyebileceğimiz nedenler doğru cevap  değildi.

Sonunda doğru cevaplar vermeye başlayınca tamam deyip beni geçirdi.
 

Alemtac

#1121
Kendi adıma çok sevindirici bir haber, laptop almaya karar verdim.... Nihayet!!!
 

bozadi

#1122
Deneyimlerini paylaştığın için çok teşekkürler Alemtaç. Gerçekten çok zorlu bir süreçten geçmişsin.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Alemtac

Ameliyat sırasında mı, biraya ölüme yakın olduğumda mı bilemiyorum, boşluğa çıkan upuzun ve bembeyaz bir merdivenin balındaydım. Boşluğu çıkan dememin sebebi ucu görünmüyor ve çok fazla ışık vardı. Şimdi şemailini hatırlamadığım birisi bana sorular soruyordu. Hayatım boyunca yaşadığım hemen hemen her olayı neden niye yaptığım hakkında sorular. Verdiğim cevapları beğenmiyor geri gönderiyor du. Defalarca merdiven ağzından geri çevirdi beni. En sonunda doğru cevabı buldum...

Verdiğim cevap sadece benim duygularımı içermeli, başkalarının duyguları sebebiyle bana hissettirdikleri ve karşımdakini neden göstererek yaptığım davranışlar olmamalıydı. Yani bahane diyebileceğimiz nedenler doğru cevap  değildi.

Sonunda doğru cevaplar vermeye başlayınca tamam deyip beni geçirdi.
Bu gerçekten ilginçti.

Alemtac

#1123
:) evet ama aslında düşündüğümde...üzerinden zaman geçtikçe ilk tesirler önemini kaybediyor ve o anlarda yaşadığınız tüm zorluklar bir rüya gibi hatırlanıyor.
 

Alemtac

#1124
laptop üzerinden cevaplıyorum bu arada :))