alemtac'da kendini dovecek

Başlatan Alemtac, 13 Nisan 2009, 18:19:09

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Arulnool

#1095
Sevgili alemtac "AY" dolunaya çok yakın[:)]  Kurda dönüşme vakti[}:)]
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Arulnool

#1096
Sevgili alemtac Dolunay dedim, depremi yaşadık az önce 5.2 şiddetinde:)
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Alemtac

#1097
Çok çok geçmiş olsun, geçmiş bile aslında :) Dolunayın tam hali bu akşam 31.07.2015'te ve "mavi ay" olarak adlandırılıyor.

"Genelde her yıl 12 Dolunay izlenirken 2015 gibi artımlı yıllarda 13 Dolunay izlenmekte ve bu Dolunaya ise Mavi Ay adı verilmekte. 31 Temmuz 2015 de bu tür bir Dolunayın izlenebileceği bir tarih. Mavi Aylar her 2.7 yılda bir oluşarak Gezegenin birçok yerinden izlenebiliyor. Aya verilen Mavi renk taşıyan ismi esasında onun Mavi bir renk almasıyla ilgili değil, rengi değişmeyecek ve her zamanki gibi görünecek, Mavi Renk ismi sadece onun diğer Dolunaylardan farklı, artımlı yılların getirdiği 13. Dolunay olmasından kaynaklanmakta...

Uydumuz Ayın, görsel güzelliğinin yanısıra Dünya Gezegeni üzerinde çok önemli Fiziki ve Mental etkileri olduğu, bu etkilerin nasıl işlediği kuşkusuz hemen herkes tarafından bilinmekte. Öyleyse ona, Gezegenimizin bu ortam düzenleyici eşlikçisine gereken saygı ve sevgi gösterilip korunmalıdır...
http://www.space.com/30083-blue-moon-full-moon-friday.html " Süleyman Kaya
 

Alemtac

#1098
Adana'da Tuzla açıklarında, yerin 21 km altında olduğunu okudum...haberim yoktu sevgili Arulnool, arkadaşlar bir şeyler paylaşmıştı sosyal medyada ama hiç dikkat etmemişim...annem pazar akşamı saat 9 da birden bire konuşmamaya, tepki vermemeye başladı, bir pıhtı beyin damarını tıkamış ve konuşma merkezine yakınmış. Benim çabuk farketmem ve konu komşuyu başımıza toplamam sayesinde [:D] acilen ambulansla hastaneye yetişip hemen müdahele yapıldığı için çabucak iyileşti...çarşamba günü hastaneden çıktık [:)] ama şu an şu saatte buzdolabı temizliyor. Beni dinlemiyor, ne yapabilirim bilmiyorum? İş yaparken hiç bir şey düşünmüyormuş güya.
 

Tgur

#1099
Geçmiş olsun Alemtaç kardeşim şükür çabuk atlatmışsınız ,
bırak hareket etsin harakette bereket var, ben yoğun bakımdan çıktıktan sonra şimdilerde bir saat kadar yüzüyorum, inan eski performansımın üstünde bir hayatiyet geldi üzerime.

Alemtac

#1100
Teşekkür ederim Sevgili Tgur :) Haklısınız ve zaten kendi bildiğini yapan bir insan canım annem. Sizin performansınız her zaman iyiydi bildiğim, eşiniz ve siz oldukça hareketlisiniz. Yinede bir saat yüzmeniz için diyebileceğim; tebrik ederim..sizi örnek almam lazım.

Sabah uyanınca: bu gün yüzeceğim...daha yeni uyandım, dur bakalım...şimdi kahvaltı zamanı..yeni kahvaltı yaptım...bu saatte denize girmek tehlikeli, hele akşam olsun...akşam olunca da sabah ki deniz yok ki bu rüzgarda yüzülmez şimdi...diyerek günler geçiyor böylece :)

Bu arada ikinci olarak cici anneliğe adım atıyorum; 8 Ağustos'ta oğlum nişanlıyor :) Babamın vefatı henüz yeni olduğu için aile arsında sade bir törenle nişanlanacaklar. Gelin kızımı da çocuklarım gibi seviyorum :) Güzel Sanatlar fakültesi Konservatuar'da okutman, çello çalıyor...Gelin kızım ve ben GSF'li oluşumuz dışında ikimiz de koç burcuyuz :) Ailemiz genişliyor :))
 

Alemtac

#1101
Benliğimizin SOĞAN KABUĞU şeklindeki Katmanlı yapısı
Psişeye ait bilinçli ve bilinçaltı parçalardan bahseden jung , yapıyı katmanlandırarak açıklamaya çalışmış.
Bu bakış açısına göre kişiliğimizi bir soğana benzettiğimizde;
Kolektif bilinçdışına ait ,gerçek kişiliği saklayan
Personalarımız (Maskeler)
yani soğanın çok sayıdaki kabukları...
ve beş duyumuzla farkında olamadığımız
belki de kendimizden gizlediğimiz bu katmanlarda
alt katmanlara indikçe
Kisilerin içgüdüsel benliklerinin toplamı olarak görülen
Kolektif bilinçdışının
(Cayce 'ye göre evrensel bilinçaltı) öğeleri olan
Arketiplerden
ilk olarak Shadow (Gölge) gelir,
sonraki katmanlar Anima/ Animus (İkisi birlikte "syzygy")
ve son olarak da Self yani Özümüz.
Yani bu durumda amaç
benliği oluşturduğu düşünülebilecek her şeyi ortadan kaldırarak
soğanın merkezine yani "öz benliğe ulaşmak"tır.
Tasavvuf düşüncesi de
asıl olan bu 'ben'in
çok katmanlı ve iç içe geçmiş varlıkları olduğunu,
en merkezinde Zât-ı Müteâl'in bulunduğunu
belirtir.
İçsel bir yolculuk ve benlik arayışı olan Tasavvufta
bilinen "Ene " kelimesi de
(Arap dilinde birinci tekil şahıs zamiri)
sâlikin (tasavvuf yolcusu)
fenâ (kulun kendi fiil ve davranışlarını görmekten fâni olması)
halini ifade eder
ve gelişimsel olarak
yaprak yaprak açılarak inşa edilen bir 'ene' den söz edilmektedir.
Ve Tasavvufta benlik dönüşü olarak adlandırılan bu konu,
benliğin en dıştan en içe doğru dönüşmesi
ve bedensel arzu ve isteklerin yerine
psiko-ruhsal gelişmeyle
ruhsal arzu ve isteklerin
egemenliğinde yaşamayı öğrenmektir.
Tasavvufta kalbin makamları
(dıştan içe doğru ; genelde sadr, kalp, ruh,sır, sırrü's-sir, hafî ve ahfâ )
ve nefsin mertebeleri gibi kavramlar da
bu psiko-ruhsal dönüşümü işaret etmektedir.
Tasavvufun bu "benlik çözülmesi" ve "benlik bütünlemesi" aşamaları edebiyatta da sıklıkla işlenmiştir.
Tasavvufta aşk,
Allah'ı aşkla arayanın sonuçta onu yüreğinde bulmasıdır.
Şeyh Galip'te de Aşk, sevgilisi Hüsn'ü yine kendi yüreğinde bulmuştur.
Bu yoldaki Sufi,
işte bu kalbi ortaya çıkarabilmek için
sürekli sevilmek isteyen
toplumsal, günlük benliği
sökmeye,
büyük etaplar ve duraklarda
onu katman katman soymaya çalışır
ve daha sonra ruhani uzvu, yani kalbi,
onunla bir olmak için, işlemeye uğraşır.
Bu katmanlarda Ego ve gölge işbirliği yaptıklarında
kişi kendi yaşamını dolu hisseder.
Dolayısı ile
ağaç, dal, yaprak, çiçek gibi bölümlere çekirdek denilmez.
Bunlar için ancak: "Hepsi çekirdekten çıkmıştır" denilir
ve burada çekirdek
Özü ( göbekteki Zat'ı) ifade eder.
Bireyleşme süreci de
kişinin bu "psişik varoluşunun nihai temel ve kaynağı olan merkeze,
yani "Özben"e nüfuz etmesi (Jung, C. G. (2007), İnsan ve Sembolleri, Ali Nihat Babaoğlu /çev.)
Mahabarata adlı Hint Destanından bir bölüm olan 'Bagavat Gita'da belirtildiğine göre insan bedeni 7 katlı bir yapıya sahiptir
ve bunlar da soğan kabuğu gibi iç içe geçmiştir.
Yoga sisteminde, kişi çok bedenli bir varlıktır
ve Vedantik geleneğe göre
yine soğan katmanları olarak biçimlendirilen
bu kılıflara Pancha Kosha – Beş kılıf adı verilmektedir
Osho'nun ifadeleri ile ;
"Kişilik, bir soğan gibidir.
Birçok şartlandırma ve bozulma tabakası altında,
insanın basit varlığı gizli kalmıştır.
O kadar çok filtrenin altındadır ki onu göremezsin.
O kadar çok filtrenin arkasında gizli kalmıştır ki, dünyayı da göremezsin "
İlk bedenimiz gözle görülebilen fiziksel bedendir.
Uyurken kullandığımız ise beden astral bedendir.
İnsanlarla olan ilişkilerimizde eterik ve duygusal bedenimiz devreye girer, yani onlarla eterik ve duygusal bağ kurmamız bu bedenler aracılığıyla gerçekleşir.
Dış dünyayı algılamamızı sağlayan ve düşüncelerin değerlendirildiği bedenler ise zihinsel ve nedensel bedenlerdir.
Budistler de "Ben kimim" sorusunun
cevabını
"soğan kabuğu" ile mecazlaştırılmış.
"Kişi, sahte bir olgudur; birey gerçektir.
Kişi, kişilik, maskedir, gölgedir;
birey varlıktır, gerçekliktir.
Ve sadece bireyler ilişki kurabilir, sevebilir;
kişiler sadece oyun oynayabilir.." der Osho
Yani kişisel bilinçdışında
katman katman koşullanmışlıklarımız vardır:
Ailenin, öğretmenlerin, din adamların, politikacıların.
Benle, gerçek benle ve benimle ve gerçek olmayan ben arasında
upuzun sıralanmış insanlar gibi gölgeler vardır.
Gölgenin reddedilmesi ise
kişiliğin sönük kalmasına neden olur.
Yine Osho'nun ifadeleri ile;
"Aydınlanma arzulanacak bir şey değildir.
O zaman kişi ne yapmalıdır?
Kişi kendi kişiliğini katman katman anlamak zorundadır.
Aydınlanmayı bütünüyle unut,
onun seninle hiçbir alakası yoktur.
Kesin olan bir şey vardır: Sen aydınlanamazsın.
Kim olduğunla başla.
Tıpkı soğanın soyulduğu gibi
kişiliğini katman katman soy.
Bu katmanları atmaya devam et.
Yeni katmanlar olacaktır.
Ve en sonunda soğanın kaybolduğu
ve ellerinde sadece boşluğun olduğu bir an gelir.
Bu an aydınlanma anıdır.
Onu arzulayamazsın çünkü arzu, soğanına bir katman daha ekler.
Ki bu diğer tüm katmanlardan daha tehlikelidir
Öze ulaşamayan her insanda
söz konusu olabilecek olan
"Sönük sahte benlik" için
kendisini iyi hissetmenin yolu ise
sadece "seviliyor olmak"tan geçer.
Ve sosyo- kültürel etkilere göre şekillenen
bir benlik katmanı (katman katman) söz konusu olur.
 

Alemtac

#1102
sabırla okuyabilen arkadaşlarım, insan soğan kabuğu gibidir..hatta ruh ve öze ulaşmak da aynidir. Sabır ve sevgi ile :)
 

Alemtac

#1103
Dün gece hafif bir şeyler yedik annemle birlikte, sonra o tv başına ben yıldızların altına...gökyüzü çok hareketliydi dün gece. Ufka bakarken tepemde bir şeyler parlıyor, yukarı bakarken göz ucumla bir parlama hissediyorum, sağa bakarken solda derken benimle oyun oynayan yaramazlardan birini yakaladım :) bir meteor uzun upuzun kuyruğunu göstere göstere uzaklaştı gitti.

Dün gece ve yarın gece de dahil olmak üzere "Perseid meteor yağmur geceleri".
 
"Dünya her sene yılın bu zamanlarında, Güneş'in etrafında 130 yılda dönen Swift Tuttle kuyrukluyıldızının ardında bıraktığı zerrelerin arasından geçiyor. Bu geçiş sırasında çok sayıda "yıldız kayıyor" ve bunlar belirli saatlerde görülebilir halde oluyor.

Perseid göktaşı yağmurunu bu yıl izleyeceklere bir de müjdemiz var: Ay bu sene geçen seneki kadar parlak olmadığı için ışığı gözlemcileri rahatsız etmeyecek ve göktaşı yağmuru daha rahat izlenebilecek....Göktaşları, geceyarısı gökyüzünün kuzeybatısında ortaya çıkan aynı isme sahip Perseus takımyıldızı etrafında saçılacak. Ancak Perseus'u bulamazsanız üzülmeyin; gece olduktan sonra yüzünüzü kuzeybatıya çevirdiğiniz an başıboş göktaşlarını görebileceksiniz. " National Geographic

Bence bu şölen kaçmaz, şehir ışıklarından mümkün olduğunca uzak bir yerlerde keyifle izlenir.
 

Alemtac

#1104
Bu saate kadar ancak aralıklı olarak 7 adet meteor görebildim. Nedeni meğersem neymiş:

Perseid Meteor Yağmuru'nu izlemek için uygun ortam bulamayanlar ve bu saatte hala ayakta durmakta direnenler, NASA'nın canlı yayınıyla meteor yağmurunu sitemizden izleyebilirler. (Perseid özel yayını, Türkiye saati ile 02:30'dan sonra başlayacak.)

Daha bir saat var nerdeyse... bu arada sitenin adresi:

http://www.kozmikanafor.com/2015/08/perseid-meteor-yagmurunu-canli-izleyin/
 

Arulnool

#1105
Sevgili Alemtac ben sadece bir tane yakalaya bildim:( oda şehrin ışıkları arasından en net gördüğümdü.Nasip değilmiş:)
Anlamak isterken, hoş gördüm yargıları...

Alemtac

#1106
Her yıl tekrarlıyor Sevgili Arulnool, gelecek sene önceden plan yapıp ışıksız bir bölgede, patlamış mısırlarımızı alır hep birlikte seyrederiz :D
Şaka yapıyorum ama gerçekleşmesini çok istediğim bir şaka :)
 

Tgur

#1107
Madem ki şakalara başladık bir anonim şaka da benden,

Ne zaman bir yıldız kaysa göklerde
Şu anda birisi can verdi derdin,
Madem ki en güzel yıldız semada
O halde sen daha ölmedin..

Alemtac

#1108
Oooooo, güzelmiş Sevgili Tgur :D
 

Alemtac

#1109
Hristiyan değilim ne de musevi, ne müslüman ne de hindu, Budist, sufi ne de zen. Hiç bir dine ait değilim. Hiçbir din ya da kültür düzenine ait değilim. Ne doğu, ne batıdan geldim, ne deniz, ne de yerden çıktım. Ne tabii, ne havai, ne de çeşitli maddelerden oluştum. Ben yokum. Ne bu dünyada varım, ne de öteki dünyada.... Ne Ademden, ne Havvadan, ne de başka bir başlangıc masalından çıktım. Yerim yersiz, izim izsiz. Ne vücut ne de ruhum. Sevgiliye aitim. İki dünyayı bir gördüm, Bir onu çağırdım, bir onu bildim. Önce, sonda, dışta, içte, Sadece o, nefes alan, Ve nefes veren İnsanım.
Rumi Çeviren (Translator): Vehbi Taşar

https://www.youtube.com/watch?v=u_FNwtit4uA