Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Mozaik Bakış

Başlatan Tiversonus, 04 Ekim 2009, 16:46:16

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus



31 Mayıs 1997 F___, Laura, AK.


S: (L) \"Yuvalardan\" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye \"oturur?\"

S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.

S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.

S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.

S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu düşünmeye benziyor.

S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.

S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!

S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!

S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???

S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!

S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.

S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.

S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?

S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.





Tiversonus


Tiversonus

#2
"Bununla birlikte birisi ruhunu geliştirme ve güçlendirme sürecine girmişse, Kontrol Sistemi bu kişinin hayatına daha fazla bu tür "öğe" sokmaya çalışır."

Tiversonus

#3
4 Ocak 1997 Frank, Laura, TR ve JR

S: (L) Ve biri olmadan diğeri de olmaz. Bilinç ile madde öyle bir bağlantılılığa sahip ki, biri olmadan diğeri olmuyor...
C: Evet, ilişik, bağlı, içiçe... Birleşik.


Tiversonus

#4
7. Yoğunluk


16 Kasım 1994 F___ ve Laura

S: (L) Kaç tane yoğunluk derecesi var?
C: 7.

S: (L) Yedinci seviyeye ulaştığınızda, 1'inci seviye ışık olarak mı tanımlanıyor?
C: 7'nci seviye varoluşun çekirdeği.

S: (L) Eğer yedinci yoğunluk varoluşun merkezi ise, bu, 1'inci yoğunluğun varoluşun dış kenarı olduğu anlamına mı geliyor?
C: Taban.

S: (L) Bir varlık 7'nci yoğunluğa ulaşınca, sonra ne yapıyor?
C: Biri 7'nciye ulaştığında herkes ulaşıyor.

S: (L) 7'nci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Zaman mevcut değil.

S: (L) Işık, elektrik enerjisine dönüştüğünde, aslında yoğunluk mu değiştirmiş oluyor?
C: Evet.

S: (L) 1'inci yoğunluktan 3'üncüye geçtiğinde mi elektrik haline geliyor?
C: Evet.

S: (L) 7'inci seviyede yaşayan varlıklar var mı?
C: Big bang.

S: (L) Big bang 7'nci seviyede mi?
C: Yeterince yakın.

S: (L) Yani hepimiz 7'nci seviyeye ulaştığımızda hep birlikte patlayacak mıyız? Hepimiz bir olacağız ve herşeye baştan mı başlayacağız?
C: Yakın.

S: (L) Bu pek hoş bir düşünce değil!
C: Neden? Zaman diye birşey yok, orası ebedi ikametgahınız. 7'nci yoğunluk, bedenin ölümü sırasında gördüğünüz ışık.

S: (L) Ölüp bedenini terk ettiğinde yedinci seviyeye mi gidiyorsun?
C: Görüyorsun.



7 Ocak 1995

 F___, Laura, TR, JR, V, D, T, LM

S:(V) Biz 3'üncü yoğunluktayız ve siz bizimle çalışıyorsunuz ve biz 4'üncü yoğunluğa geçmeye çalışıyoruz ve siz de 6'ıncı yoğunluktan 7'nciye geçmeye mi çalışıyorsunuz?
C: Evet.

S:(TR) Bize yardım etmeniz, 7'nci yoğunluğa ulaşmanıza yardımcı oluyor mu? (V) Tıpkı sizin bizimle çalışmanız gibi, daha yüksek yoğunluklarda olup sizinle çalışan başka varlıklar var mı?
C: Hayır, 7'ye hepimiz birlikte ulaşıyoruz.

S:(L) Diğer bir deyişle, siz bizi yukarı çıkarmaya çalışıyorsunuz ve herkes de yukarı çıkıyor ve tüm parçalar tekrar bir araya geldiğinde hepimiz 7'ye gidiyoruz öyle mi?
C: Evet.


13 Temmuz 2002

S: (L) Peki, bir sonraki mantıksal soru şu olmalı: "seksüel merkez" diye adlandırılan bu merkez KENDİ enerjisini nereden sağlıyor ?
C: Seksüel merkez, "Sen sevdiğimsin" şeklindeki kendi "dişil" yaratıcı düşüncesi bütünlüğünde 7. Yoğunluk ile doğrudan doğruya bağlantı halindedir. Tüm kısıtlamalardan kurtulmuş "Tanrı" nın "nefesi". Nabız atışı. İnstabil çekim dalgaları.

Tiversonus


Tiversonus

#6
16 Eylül 1995 F___, Laura, RC

S: (L) "Ben O'yum" dişi bir güç mü?
C: Cinsiyet sınıflamalarına takılmış görünüyorsun canım. Bu anlaşılabilir birşey, ama bir açıklama için kendini hazırla, çünkü başka yol yok gibi görünüyor. 5'ten 7'ye kadarki yoğunluk seviyelerinde düalite/ikilik yoktur. "Tanrı Gücü" 7'nci yoğunluktan "aşağı doğru" yayılır ve tüm yoğunluklara işler. Düaliteyle ilgili hiçbir sınıflama tanımaz, çünkü mükemmel bir şekilde harmanlanmıştır ve bu nedenle sürekli dengededir.



31 Mayıs 1997 F___, Laura, AK.

S: (L) Karmaşık olduğunu biliyorum! Işığın 7'nci yoğunluk olduğunu söylüyorsunuz. Çekimin Tanrı olduğunu söylüyorsunuz. Tanrı ve 7'nci yoğunluk aynı şey ve...
C: Hayır. 7'nci yoğunluk "Bir ile birleşme."

S: (L) Bir ile birleşmeyle Tanrı arasındaki fark nedir?
C: Tanrı yalnızca 7'nci yoğunlukta birleşik.

S: (L) Tanrı ayrıştığında veya destabilize olduğunda veya dağıldığında, nerede... biliyorum "nerede" doğru bir tanım değil, hangi yoğunlukta tezahür ediyor?
C: Tamamen yanlış kavram.

S: (L) DOĞRU kavram nedir?
C: Öncelikle tanrı destabilize olmaz veya dağılmaz. Lineer içsel kavramı bırak.

S: (L) Tamam bırakıyorum. 7'nci yoğunlukta Bir ile birleşme var. 6'ncı yoğunlukta ne var? Aydınlık ve karanlığın, varlık ile yokluğun dengesi mi?
C: Fizikselleşmeye ihtiyaç duymayan saf bilinç.

S: (L) Sanırım 3 eterik, 3 de maddi yoğunluk var ve ortadaki yoğunluk da değişken fiziksel/eterik yoğunluk...
C: Yakın.

Tiversonus

#7



Kişisel Yorumum:

Bilinç ya da farkındalık ile deneyim yoğunlukları arasında "içiçe" bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Toplam 7 adet bilinç (farkındalık) yoğunluğu var. Örneğin, 3. yoğunluğa bir boyut eklenerek 4. yoğunluk oluşuyor. Dolayısı ile 4. yoğunluk "sağ tarafın ve sol tarafın olmadığı" bir yer oluyor.

Yukarıdaki "bilye ve yuva" benzetmesini bir başka şekilde de yapmak mümkün. Yuvaları birer "küre" olarak iç içe yedi küre de düşünebiliriz. böylece birbirlerini kapsayan bir şekil ortaya çıkar. Bunlar elbette "simgesel" anlatımlar. Kavramamız aslında çok zor olan şeyler.

Sadece 4. küre ve 3. küreyi düşünelim. Dalga geliyor ve "büyük döngü" yü kapatıyor deniliyor. Dalga büyük olasılıkla 7. yoğunluktan geliyor. Acaba diye düşünüyorum; yoğunluklar bir şekilde birbirleri ile temasa geçiyorlar. Bilinç ya da farkındalığını artırmış olanlar bir geçiş yaşıyor olabilir ler mi? Ve bilinç ya da farkındalığını artıramayanlar ise bu birleşecek olan boyutları, birer "yıkım" olarak mı yaşayacaklar?

Bazıları için çok büyük fırsat aslında bu durum, bu boyutlar birleştiği sırada, bilinç ya da farkındalıklarını yükseltmiş olanlar için "müthiş güzel" bir fırsat gözüküyor.

Aklıma "9 Kehanet/The Celestine Prophecy" filmi geliyor ve orada buna benzer bir "geçiş" anlatılıyordu.

7 bilye ve yuva benzetmesini gözümde canlandırıyorum. Ve 7. yoğunluk yani "Bir ile birleşme" denilen bu yoğunluk ile "sexuel merkez" denilen çakra merkezlerimizin "7. Yoğunluk ile doğrudan doğruya bağlantı halinde" olması gerçekten ilginç bir resim oluşturuyor.

Herşey Ruh'un öğrenmesi için var ve özgür seçimleri ile kişiler kendileri karar veriyorlar. Şu resmi kafamda canlandırmaya çalışıyorum: 7. yoğunluk ile biz şimdiki insanlar, yani 3. yoğunluktaki insanlar, nasıl etkileşim içerisine girebiliyoruz??? Bütün yoğunluklar "aynı an'da" olmalı gibi bir sonuç çıkabilir mi? Böyle oluyor ise; deneyimleyen sadece 7. yoğunluk olmuyor mu?

"Tanrı gücü" sadece 7. yoğunlukta birleşiktir, deniliyor. Herşey bilinç ve bilinç herşeydir. Tanrı ise toplam bilinç'tir.

Kişisel düşüncelerimi paylaşmaya çalıştım, yanılıyor da olabilirim.

7. yoğunluk yaratılışın çekirdeği deniliyor. Bizler "Yaratan ile Bir'iz", ayrılık ilüzyonumuz yok. Sadece bilinç birimleri halinde bir ilüzyonda Ben'liğimizin öz-keşfini yapıyoruz. Herşeyin büyük bir hologarafik ilüzyon olduğunu söyleyebirmiyiz? Deneyimleyen sadece "Bir" olabilir mi?

Tiversonus

#8
Bilgi temelli kavrayışımızı ve bilincimizi ya da farkındalığımızı artırdıkça, Kontrol Sistemi bir takım ögeleri hayatımıza sokuyor. Bunu ben hayatımda da gözlemledim ve deneyimledim. Dualte/ikilik evreninde yaşıyoruz. Herşeyin bir öğrenme süreci olduğunu ve biraz da bunu keyifle yapmamız gerektiğimizi düşünüyorum. Dualite aslında bize öğrenme ve gelişme şansını ya da potansiyelini sunuyor. "Üçler" kanunu ve "oktavlar" kanunu ve temel yasalar çalışıyor. Herşey bilincin evrimi ile ilgili. Bilinçte ya da farkındalıkta "yükselmek" bilinci ya da farkındalığımızı yükseltmenin yanısıra; şu anda bulunduğumuz ilüzyona bizleri bağlayan kancaları koparıp atmak -bir seçim- ile olur.

Dünya değişimleri kanımca büyük bir fırsatın habercisi. Bilgi temelli kavrayışlar ile farkındalığını yükseltebilenler için büyük bir fırsat. Bazıları ise bu boyutların birleşmesini "kaos" olarak deneyimleyecek deniliyor, bu da bir seçim.

Bilinç yukarı doğru açılarak spiral (helozonik) çiziyor diye imgeliyorum. Ve bazı "takıntıların" bilincin yükselişini durdurduğu söylenebilir. Bu bizi bu ilüzyona bağlayan şeyler. Bunlardan arınma ve duygusal temizlik yapmak gerekecektir.

Voruluşta temel kanunlar var. Bunlardan birisi de Gurdjeff'in dediği gibi "aldığını hemen vermelisin ki yeniden daha fazla alabilesin". Bu biraz Başkalarına Hizmet'i anlatıyor kanımca. Kişi aldığı bilgiyi can atanlar ile paylaşmaz ise, bir şekilde "bilinçaltı" tarafından bloke oluyor ve spirali yükselmiyor. Bu çok şey okuyan ancak çok fazla anlayamayanlar için bir neden olabilir. Bilinç sarmalında yükseliş; Bir'lik anlayışı ile paylaşım ve benzer ruh gruplarının biraraya gelmesi (Ben'lik birleşmeleri) ve çakraların birleşmesi ile ilgili diye düşünüyorum. Amaç nihai olarak "Bir" ile birleşme. İşte bilinç sarmalının durma nedenlerinden birisi bu "aldığını isteyene vermemek" diye düşünüyorum. Bütün bu işleri yapar iken; bilgi toplar ken ya da duygusal arınmalar yaparken, karma kanunu da devrede. Niyet ile başlayan süreçte gerek Yüksek Ben bağlantımız ve gerek se 5. yoğunluk desteği bizlere yardımcı olacaktır. Bu da farkndalık ile ilgili, desteği fark etmek. Dünya değişimleri sırasında (ki başladı ve artarak devam edecektir) bu arınmaları, bilinçaltı temizliklerini yapmayanların durumu biraz zor görünüyor, "ruhsal bölünmüşlük" yaşayabilirler. Onlar için değişimler travmatik olabilir. Herşeye rağmen bu değişimler sırasında belki de bazılarımız 5. yoğunluğa geçececeğiz. Burası zamanın olmadığı bir yer ise; arkaya yaslanıp seyretmek gibi olabilecek. Eğer bu kişiler bilinç ya da farkındalığı yükselmiş iseler (hasatı geçmiş iseler), 5. yoğunluk durağından sonra 4. yoğunluğa geçerek, deneyimlerine devam edecekler diye düşünüyorum. Elbette bütün bunlara kişi kendisi karar verecek. Niyet, adanmışlık ve ilüzyon bağlarını koparmak, duygusal arınma ve "düzenli bilgi toplama", karma temizliği v.s. bunlar önemli diye düşünüyorum. Sadece biz seçeriz ve büyük bir fırsat var diye de düşünüyorum. Herşey bilincin evrimi ile ilgili ve hiç bir şey göksel/üst yoğunluk planlarından bağımsız/ayrı değil, yani bir "plan dahilinde" işlemektedir, diye düşünüyorum. Seçimlerimizi yapacağız ve bekleyip göreceğiz.

Tiversonus

#9
"9 Kehanet (The Celestine Prophecy) (2006)" bu film ile ilgili siteden bir sayfa:

https://www.baskalarinahizmet.com/onerileriniz/film-onerileriniz/

Tüm bu görüşlerin yorumu (kabulü/reddi), okuyucuya kalmış şeylerdir, bunu belirtmekte fayda var...Bazı şeylerin kavranması, öğrenilmesi, açıklanması, belki özgür irade yasasının da etkisi ile Doğrusal mantık (lineer) yerine, "mozaik bakış" gerektirebilir. Ve bence de bu böyledir. Kendi "mozaik bakışınız" kanımca en değerli olandır.

Tiversonus

#10
9 KEHANET - Özet


1. Bilgiler birbirini izler.Rastlantılara dikkat et, bu rastlantılar bize yaptığımız her şeyin altında daha başka şeylerin, ruhsal bir şeylerin yattığını duyumsatır. Rastlantıları ciddiye aldığımız zaman birinci bilgi oluşuyor.


2. İkinci bilgi, gerçeklerin farkındalığı üzerine kurulmuştur.Neden yaşıyorsun? bunu cevapla, dünya sadece ruhsal ve mistik anlamda çalışır. Maddesel olarak olanaklarla hayatta kalabileceğimize inandığımız için bunu sağlamak için, yerimizi sağlamlaştırıp, güvenliğimizi korumaya çalışırız ve tüm dikkatimizi evrenin kontrolüne odaklarız. Oysa şimdi ruhsal uyanış ve açıklığımız sayesinde gerçeklerin farkına varmaya başladık.

3.
Bu bilgi, yaşama yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Fizik evreni TEK ve SAF bir ENERJİ olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir.


4. Dördüncü bilgiye göre yaşamda enerji kısıntısı ancak daha yüksek bir kaynakla bağlantı kurduğumuz zaman tedavi edilebilir. Biz ona karşı açılabilirsek EVREN bütün gereksinimlerimizi sağlayabilir.


Enerjiyi önce besinlerden alırsın. Yiyeceklerden aldığın enerjiyi tümüyle özümseyebilmek için, önce yediklerini beğenmelisin. Lezzet bu işin anahtarıdır. Lezzetin tadına varmalısın.Yemekten önceki duanın sebebi de budur. Farkındalığı sağlar.Sadece yiyecek bulduğumuza şükretmek için dua etmeyiz, vücudun besindeki enerjiyi iyice özümsemesi için de dua ederiz.Yemek yemeyi bir deneyim haline dönüştürmek gerekir. Yemek yemek ilk adımdır, bu yolla kişisel enerjinizi arttırdıktan sonra, diğer nesnelerdeki enerjilere karşı daha duyarlı olabiliyorsun ve bundan sonra yemek yemeden bu enerjiyi özümsemeyi öğreniyorsun.


Çevremizdeki her şey enerjidir. Ne var ki; hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu senin şeklinin uyumuna bağlıdır. Önce enerji alanlarını görmeye başlıyorsun, bunun için;


• Dikkatini çevreye yönelt.
• Enerji ile dolmaya başlayınca, çevrendekilerin nasıl göründüklerine bak.
• Bunu gördüğün her varlığı göz önüne getirerek yap.
• Eşsiz güzellikleri özümse.
• Bitkilerin ışımaya başladığını düşün.
• Ne kadar uzakta olursa olsun her şeyin yakınında olduğunu hisset, dokun, bağlantı kur.
• Nefes al ve enerjiyi içine çek. Bu noktada hissettiğin SEVGİ.


Bunun için kendini zorlamaya gerek yok, o kendiliğinden ortaya çıkar.Sevginin içine girmesine izin ver. Nesnelerin (sadece nesnelerin değil aynı zamanda bunu insanlar içinde yapabilirsin) güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince enerji alıyorsun, hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir ve bunu kısacık bir ANda yakalayabilirsin. Bu herkesten ileriye sıçrayabilmek ve geleceğe göz atabilme durumudur. Bu durum ne yazık ki uzun süre korunamaz. Bilinci normal düzeyde olan bir insanla konuşmaya çabalayınca ya da halâ çatışmaların sürdüğü bir dünyada yaşamaya çalışınca, bu ileri durumdan sıyrılır ve tekrar kendi eski düzeyimize döneriz. Bundan kurtulabilmek için gördüklerimizi, hissettiklerimizi yeniden yeniden tekrar etmeliyiz. Böylece her seferinde biraz daha sonsuz bilince doğru ilerlemeye başlarız. Ancak bunu yaparken, enerji ile dolup yaşamayı bilinçli bir şekilde yapmalıyız.Çünkü rastlantıları sağlayan işte bu enerjidir ve rastlantılar sürekli bir temele dayanan, yeni bir düzeyi gerçekleştirmemize yardımcı olurlar.


5. Bu bilgi, insanların diğerlerini kontrol altına alıp, düşüncelerine hükmederek, enerjilerini çalmak eğilimi gösterdiklerini açıklar.


Enerjimizin kesildiğini ve ondan yoksun kaldığımızı hissettiğimiz zaman hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin sana doğru akışını sağlamak için, dramalar yaratırsın. Dramalar şöyle sıralanır; acındırma, korkutucu, sorgulayıcı ve mesafeli. Mesafeli dramada, esrarengiz ve gizemli bir görünüm kazanıyorsun, kendi kendine ihtiyatlı davrandığını söylüyorsun, ama aslında bu dramanın içine başkasını çekip, sana ilgi göstermesini ümit ediyorsun. Ardından birisini bu dramanın içine çekince, açık davranmıyorsun ve gerçek duygularını anlamaları için karşındakileri zorluyorsun. Onlar senin gerçek duygularını anlamaya çabalarken, fazlasıyla ilgi gösterip, tüm enerjilerini sana yolluyorlar. Nedenli esrarengiz davranıp, nedenli ilgilerini çekersen, daha fazla enerji alırsın. Şayet kendimize dikkatle bakıp enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz.


Sorgulayıcı dramadan enerji kazanan bütün insanların amacı ise, sorularıyla eşeleyip deşeleyip, diğerlerinin yaşantılarındaki yanlışları ortaya çıkarıp eleştirmektir. Bu dramayı hazırladıktan sonra, diğerlerinin yaşantılarını her açıdan eleştirirler. Eğer istedikleri kişiyi bu dramanın içine çekebilirlerse, hazırladıkları strateji başarıya ulaşır.Diğerleri ise birden bire sorgucunun karşısında kendilerini suçlu hissederler ve sorgucunun dikkatini çekecek hatalar yapmamak için, sorgucunun yaptıkları ve düşündükleri ile ilgilenmeye başlarlar. Sorgucu bu fiziksel saygı sayesinde gereksinim duyduğu enerjiyi sağlar.


Şayet biri sizi sözle yada fizik gücüyle tehdit edecek olursa, başınıza kötü bir iş geleceği korkusuna kapılır, ona zorla ilgi gösterip enerjinizi verirsiniz.Sizi korkutan kişi tarafından, saldırgan türden dramanın içine çekilirsiniz.Bu dramanın adı korkutucu dramadır.


Diğer yandan eğer birisi başına gelen bütün kötülüklerden sizi sorumlu tutar ve ona yardım etmediğiniz takdirde bu kötülüklerin başına gelmeye devam edeceğini söylerse, o zaman bu insan, acındırma draması ile enerjinizi çekiyor demektir. Burada dikkat edilmesi gereken konu dramaların karşı dramaları yarattığıdır.Örneğin mesafeli insanlar sorgucu insanları yaratıyorlar aynı şekilde sorgucu da insanları mesafeli yapıyor. Korkutucu da acındırma durumunu yaratıyor.


6. Geçmişi berraklaştırmak, bireysel yollarla çocukluğumuzda öğrendiklerimizi kontrol etmekle başlar.Dramaların farkında ol. Bunlardan bir kez kurtulduğunda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun.


Gözünü açıp gerçek kimliği bulmak gerekir.İnsanlar kendi tarihsel durumları içine doğarlar ve hayatta destekleyecek bir nesne bulurlar. Başka bir amacın peşinde koşan diğer bir insanla birlikteliği oluştururlar. Bu beraberlikten çocuklar doğar ve rastlantıların önderliğinde, bu iki durumu birleştirip daha yüksek sentezlere varırlar.Burada önemli olan, enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı meydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir. Böylece daha yüksek titreşimlerde varlık sürdürülür. İnsanlar evrimlerine böyle devam ediyorlar. Şimdiki süreçte bunun hızlandırılması gerçekleşecek. Bir kez hayatın ne olduğunu anlamak bu noktada önemli.




NOT: sık sık durup gerekli enerjini tekrar toplamayı sakın unutma. Her zaman enerji dolu ol ve sevgi konumunda kal. Bir kez sevgi konumunu elde ettin mi, hiç bir şey ve hiçbir kimse sendeki enerjiyi çekip alamaz. Aslında, senden taşan enerjinin yarattığı akıntı aynı oranda enerjiyi senin içine çeker. Enerjin asla tükenmez. Ancak enerjinin tükenmemesi için, hep onun işlevlerinin bilincinde olmalısın. Bu özellikle insanlarla karşılıklı etkileşim içindeyken çok önemlidir.



7. Yedinci bilgi de, nesnelerin dikkatimizi çekişinden, belirli düşüncelerin, bize rehberlik etme maksadıyla aklımıza gelişinden sözedilir.Yedinci bilgi, düşlerden söz eder, düşlerle kendi hayat öykümüzü kıyaslamamızı söyler.


Yedinci bilgi bizim gerçekleştirdiklerimizden daha çok düşüncelerimiz olduğunu söyler. Bunları fark etmemiz için iyi bir gözlemci olmamız gerekmektedir. Aklımıza bir düşünce geldiği zaman NEDEN diye sormalıyız. Şimdi neden bu düşünce özellikle aklıma takıldı?Yaşam sorunumla bunun ne ilgisi var? Gözlemci durumuna geçince her şeyi kontrol etme gereksiniminden de kurtuluruz ve bu bizi evrimin akışının içine sokar. Bu noktada olumsuz düşünceler aklımıza gelince ne olur sorusu sorulabilir. Kötü bir şey olacağından korkmak, sevdiğimiz birisinin acı çekmesi ya da çok istediğimiz bir şeyi elde edememek gibi sorunlar aklımıza takılırsa ne olur?Yedinci bilgi, korku imajları belirir belirmez engellenmelidir, ardından da aklımıza iyi düşünceler getirmeliyiz der.Kısa süre sonra, olumsuz görüntüler hemen hemen hiç belirmezler. Seziler hep olumlu konularda olmalıdır, eğer olumlu imajlardan sonra olumsuz imajlar belirirse, bunları kesinlikle ciddiye almak gereklidir. Buna göre örneğin eğer aklına kamyon kazası geçireceğin gelmişse ve biri seni kamyonla bir yere götürmeyi teklif ederse reddetmelisin.


8. Sekizinci bilgi diğerleriyle kurulacak ilişkilerde enerjiyi kullanmanın yolunu gösteriyor.Enerjiyi nasıl yansıtacağını ve başkalarına bağımlılıktan kaçınmak gerektiğini söylüyor.Özellikle çocuklarla kurulan ilişkilerde, onların hatalarını sürekli düzeltmenin, onların enerjilerini tüketmek olduğu belirtiliyor. Çünkü bu durum onlarda kontrol dramaları yaratıyor. Sekizinci bilgi bize, gelişmeye başladığımız ilk andan itibaren, otomatik olarak karşı cins enerjisi almaya başladığımızı hatırlatır. Bu doğal olarak evrenin enerjisinden gelir. Ancak burada dikkatli olmamız gerekir, çünkü bir başkası gelip bu enerjiyi doğrudan bize vermeye kalkınca, biz hemen gerçek kaynakla bağımızı kesiveririz ve sonra gerileme başlar.


Bu noktada AŞKtan söz etmeliyiz. Aşk olduğunda, iki kişi bilinçsiz olarak enerjilerini birbirlerine verirler ve mutluluk ve neşe inanılmaz derecede artar, titreşimler yükselir. Ne yazık ki, insanlar kısa sürede birbirlerinden gelen bu enerjiye bağlanırlar ve evrenden sağladıkları enerjiyi keserler, oysa iki kişinin birbirine verecek yeterli enerjisi yoktur. Bir süre sonra birbirlerine enerji vermeye son verip, diğerinin enerjisini elde etmeye çalışırlar ve çocukluk dramalarının içine düşerler.Ve sonuçta ilişki giderek yozlaşır ve güç mücadelesine dönüşür. Aslında bu durumdan tam olarak kurtulmayı öğreninceye kadar alfabedeki C harfi gibiyizdir. Karşı cinsten kolay etkileniriz, onun yarım kalmış dairesi gelip bizimkiyle birleşir.Birbirimize enerji akıtmaya başlarız, gerçekte ise kendi dışında diğer yarısını arayan bir başka insanla birleşmiş oluruz. Karşıt cinsten birine bağımlı olmamızın nedeni, karşıt cinsin enerjisini elde etmek istememizdir. Halbuki, içimizdeki kaynaktan aldığımız mistik enerjinin hem erkek hem de dişi yönü vardır. Zamanla onun dışarı vurmasını sağlarız ama evrime ilk başladığımız sıralar çok temkinli davranırız. Bütünleşme işlevi zaman alır. Eğer olgunlaşmadan eril yada dişil enerjimiz için, insan kaynağı ile bağlantı kurarsak, evrensel kaynağın akışını durdururuz. Önce daireyi kendimiz bütünlemeliyiz.Evren ile bağlantımızı sağlamlaştırmalıyız. Bu zaman alır ancak bunu sağladıktan sonra yüksek ilişkiler kurabiliriz. Böylece bütünleşmiş bir insanla romantik ilişki kurduğumuzda süper-insanı yaratırız. Ama bu bizim bireysel gelişimimiz engellemez. Bu deneyime ilk başlarken, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin ilk günlerinde duyulan iyilik ve keyfin tadını, tek başına olduğun zaman çıkarmalısın. Onu içine almalısın.Bundan sonra gelişmeye başlarsın ve kendine uygun romantik ilişkiler sana ulaşır.


Gerçek enerji yansıtmasında bağımlılık ve bağımlı olma eğilimi yoktur. Çünkü insanların ikisi de gelecek mesajları beklemektedirler. Eğer konuştuğumuz, mesaj alıp verdiğimiz kişilerin dramalarına yanıt vermezsek, onların dramaları bozulur böylece bizde mesajı görebilme şansını yakalarız.Bunu yapabilmek içinde karşıdakinin oynadığı dramayı tanımlamamız gerekir. Bütün dramalar enerjiyi elegeçirmek için stratejiler uygularlar, dramayı tanımlayıp söylediğimiz anda bu oyun bozulur.


Unutmamamız gereken hayatta yolumuza çıkan herkesin bize bir mesajının olduğudur.Yoksa başka yola saparlar ya da bizden önce ya da bizden sonra o yoldan geçmeyi tercih ederler. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Karşılaştığımız her insanın bize bir mesajı vardır. Tesadüfi rastlantılar yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt verdiğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme derecemiz belirler.Yolumuza çıkan biriyle o an yaptığımız sohbet o anki sorularımıza yanıt vermeyebilir ama bu yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamına gelmez.


9. Dokuzuncu bilgi der ki; enerji düzeyimiz arttıkça vücudumuzdaki atomların titreşimlerinin düzeyi de artar. Kısaca ruhumuzu arındırıp hafifleriz.





"bunu insanlara söylediğinizde inanmayacaklardır ve onlara düşmanca ve nahoş gelecektir. Özellikle de gerçek olduğu için düşmanca gelir."

Gurdjieff


İnsanlar önemli şeyleri unutmak eğilimindedirler, örneğin bu yazıyı daha önce okumuş olanlar, hiç okumamş olanlar ile aynı şeyleri yapma eğilimdedirler. Günlük "habercilik dramaları" nın bizlere ne yaptığını, şimdiki bu bilgiler ile gelen farkındalık eşliğinde değerlendirmenizi öneriyorum.

Ra bilgilerinden öğrendiğim bir şey var: Buna göre bir "bilgi" üzerinde önce zihinsel bir süreç yaşamalıyız. Bu "derin düşünme" de denilebilecek bir süreçtir. İşte belirli bir süre sonra bilgi bedeni sarar ve sonra "ruha dokunur".

Herşey niyet ile başlıyor ve bir çaba ile sürüyor. Kanımca spiritüel sitelere ve özellikle bizim sitelere üye olan ya da takip edenlerin yeterli bilgileri var.

Ra bilgilerinden öğrendiğim başka bir şey ise "afetmek" üzerine. Affetmek karmik çözülmeyi sağlayabiliyor deniliyor. Bir şartla; varlık bu affetmenin içerisine "kendisini" de koymalı.

Ortalkta o kadar çok spiritüel gürültü var ki, işte bunlar ile bilgi bombardımanına tutuluyoruz. Evren ise basit bir kaç kanunun birbirleri ile etkileşimi ile çalşıyor. Bir parça diğer bir parça ile asla tesadüf ile bir araya gelmez, eğer dram yaratanlar bir kişiyi suçlayacaklar ise, önce kendilerinden başlasınlar ve affetmeye de karşıdaki parçadan. Bir parçanın diğer bir parça ile etkileşimi; eğer dengeli olabilir ise, bu yaratılabilir ise, titreşimlerimizi ve farkındalığımızı yükseltmiş oluruz ve kaynak ile bağlanabiliriz ve SEVGİ enerjisi ile üssel bir yükselme yaşayabiliriz. Çünkü SEVGİ alınıp/verildikçe ve kaynak ile bağlı oldukça büyüyen bir enerji formudur. Sadece alıp vermiyorsanız; bu bir şekilde bilinçaltı tarafndan blokajlanacaktır, anlama ve farkındalık düşecektir. Bazı şeyler paylaştıkça büyürler.

Güzel haber ise, yaşamanın, deneyimlemenin büyük öğretmen oluşudur. Herşey bizlerin öğrenip gelişebilmesi içindir, hiç bir şey Yüksek Ben'in bilgisi dışında değildir. Bu Ben'liğin kendini-farkndalık ya da öz-keşfinden başka bir şey değildir. Yüksek Ben ile bilinçli yapılacak bağlantılarmız bizlere ivme kazandıracaktır.

Kanımca; bizler doğunun genetiğini taşıdığımızdan, batıya göre çok daha kolay ya da hızlı bir farkındalık artışını sağlayabiliriz. Bizlerdeki "bilgi" eksikliğidir ve kanımca son on yıllarda bu eksiklik te kalmıştır, kişisel olarak bunu düşünüyorum.

Aydınlanma bir "an" içerisinde olabilir denilir, buna ben de inanıyorum. Sonsuza açılan "an" dan neler çıkmaz ki?

Bunlar kişisel görüşlerimdir. Beğenen ya da beğenmeyen olması normal, ancak kişiye en azından şunu öneriyorum; "kendi sorumluluğunu asla başkasına yıkma ve kendi sorumluluğunu al, kurban rolüne soyunma, çünkü sen Yaratan'sın, Bir'den bağımsız/ayrı değilsin, kendi realiteni yaratırsın. Yaratan ile Bir'iz"

Tüm yazdıklarım kendimi, saflaşma sürecim için kendimi de ilgilendiriyor; çünkü öğrenmek/öğretmek aynı şeylerdir, yani ben de öğreniyorum ve öğrenmenin sonu yok. Çok kısa sürelerde insanların (spiritüel siteleri ve eserleri takip edenlerin özellikle) hızlıca yol alabileceklerini düşünüyorum, elbette bilgi ile gelen kavrayışlar ve oluşan farkındalıklar ile.

Bilgi ve Işıkla

Tiversonus

#11
Ve konu ile son sözler:

"Aydınlanmanın kestirme yolu yoktur. Aydınlanma, şu anda sonsuz zekâya giden bir geçittir. Bu da ancak insanın kendisi tarafından ve kendisi için yapılabilir. Bir başkası asla aydınlanmayı öğretemez/öğrenemez, ancak bilgiyi öğretip/öğrenebilir, ilham verebilir ya da sevgiyi, gizemi, bilinmeyeni paylaşabilir. Bu da karşıdakinin ileri doğru uzanıp aramaya başlamasını sağlar. Bu çaba belki bir an sonra sona erebilir, ama bir varlığın "şimdi'ye giden kapıyı ne zamanaçacağını kim bilebilir ki?"

Ra Bilgileri



"AYDINLANMA ARAŞTIRMALARDAN DOĞAN KEŞİF YOLUYLA GERÇEKLEŞİR."

Kasyopyalılar


Tgur

#12
Şu yedi boyutluk bilya tanımını biraz değişikliğe uğratsak,erişilmez mesafeler, ayrışmaları çağrıştırıyor ,

Mesela yedi boyutu, "Natuşka" Rus bebekleri gibi üşünsek ,birbirinin içinde ama tam karışık değil,bilinçsel,boyutsal ayırımlar yine belirgin ama birliği de temsil ediyor,bütünü görebiliyoruz.

Esasta anlatılmak istenen ,bütünlüğün bir hayal kavramında belirdiğine ,bilince ilgi sağlayacak donelerle yanaşmak , bunu destekleyen bilgi kırıntılarını birleştirebilmek.

Halografik oluşumda, seçilen bir en alt parçanın bütünü gösterdiğini ve maceranın izahını da yapabiliyoruz,nasıl,

Bir hücre DNA sında yüzde doksan sekizlik örtülü /çalışmayan"intron" bölgeler ile, insan prototip yapısında beliren bilinçli zekanın varlığını hissetmek,

KH davranışı tercihini yapan bu bilinçli zekanın ,alt noktalara doğru indirgenme arzusunun bitmeyişi ve yüzde doksanbeşlik negatif tercihlerle sonuçta atoma kadar inip ,daha ilerisinde nötrino şeklinde izahlara kadar uzanmış ,dinsel ifadelerle "küf"olma ,yokluk boyutu dediğimiz ,aslında bir kara delik yutulması ile ifade edilebilecek, sonuçta bütüne doğru yolculuğu,

BH seçimi yapmak ile ,yüzde ellibirlik pozitıf yoldaki genişlik ve açılan , anlayan bilinç ile bütünü kavrayabilmek ,kavratabilmek,

Bütün bu oluşum dediğimiz yoğunlukta beliren mozayiğin ,hayaller dokumasının tek ortak noktası ,tercih..

Bakmayı seçtiğiniz her özellik size bütünü gösterir ,
Bütün dünya insanı KH olduğuna göre ve bizde bir parçası olduğumuza göre ,yaptığımız tercihin neticelerini görüyoruz, çekilen sıkıntıların sebebi budur ,

Bunu fark edip sıkıntılardan kurtulmanın yolu nedir ;

*Evvela takıntı noktalarında bitmemiş, bilgi yolunda helozoni döngüde olmak,

*Olanın halografik bir oyunlar manzumesi olduğunu anlamışsak ,kendimiz de dahil yapılan her kusuru bağışlamak ,

*Bu kusuru işleyen bizi bu boyutta yok edecek ölçekte ise bundan kaçınmaya çalışmak ,tepki göstermek, buna rağmen başarı olmazsa olacağa teslim olmak, aslında bu geçici de olabilecek bir kurtuluş sağlar ,belki de sonsuza kadar,

*Yaşamda kalbinize bağdaşık bir yol seçmek, bu oblomov olmak gibi olabilir,hippi yaşantısı gibi aldırmazlık istenebilir veya benim gibi gevezelik yolu ,veya aşırı çaba yolu,

*Zamanı galebe çalacak bir anlayışı geliştirmek, bu da sabır eğitimi sonunda edinilen bir özelliktir,zira zamansızlık bilinci anlaşılsa ,idrak edilse bile tahammül için bir zorlamaya girmek gerekir, tutkuları terk etmek buna dahildir.

*Yukarıda bahsettiğimiz zorlama yollarından kaçışda seçilebilir ,yani zorlanma ,hayatın zevklerini ıskalama ,her şeyi yaşa ,düşündürme zorlamasına sokacak davranışlardan kaç ,her şey bir hayal ise bütün zorlukları seçmeye ne lüzum var da denebilir ,o zaman,
Yaşamların sorgulandığı ,(burada şunu önemle işaret etmek gerekir, kimse sizi sorgulamaz, sorgulayan kendinizsiniz ) beşinci yoğunlukta kendi yaptıkları veya yapmadıklarından pişman olmuş bir kişilik halinde, kaderi program yapıp, enkarnasyon zincirine devam eden olabilirsiniz,veya zaten öyle birisiniz,yahut enkarnasyonların bittiğinden bahsediyorlar ,bulunduğunuz,kazanmış olduğunuz yoğunlukta kalmaya devam edersiniz .

Sözün bu bölümünde, şiddetli bir itilimle bu madde oluşum işleriyle ile ilgili faaliyetlerin tamamen bitirileceği hissi geldi, bir toparlanmanın telaşını anımsatıyor veya uğraşısını,
Makara geri sarılıyor gibi bilgiler hatırlıyorum ,Brahmanın soluklanması, nefesin içeri çekilişi,değerlendirmek lazım..

*Bütün bu olasılık ve varsayım sonucu, suskun olma hali gibi bir yol seçme ,daha doğrusu zihni kımıldatmamak ,hiçbirşeyi düşünmemek insanın tek seçim yolu gibi geliyor, ama uğraşın bakalım başarılı olacak mısınız ,

Dudağınıza konup giden sinek, ayaklarıyla bir grip virüsü bırakmasın sakın..

Tgur

#13
Yukarıda zamana galebe çalmaktan bahsetmiştim, anlaşılması için daha ne söyleyebilirim derken K.ların bir notu ile karşılaştım burada işaret ediyorum ,hep beraber birşeyler anlarız veya anlaşılmamazlık daha da yoğunlaşır,

"S: (L) Çekim dalgasını çökerttiğin zaman, cismin veya kişinin bu noktadan itibaren "demateryalize" olması mı gerekiyor?
C: "Zaman" örtüsünü at, ve demateryalizasyon artık gerekli olmuyor çünkü kişi saf bilinç alemine giriyor ve orada fiziksellik ilüzyonu hiçbir işe yaramıyor."

sirera

#14
Düşünceler paylaşılırken kişideki nöronlar nasıl bir ağ oluşturup biraraya gelip bir grup oluşturuyor ardından düşünme, hatırlama gibi görevleri yerine getirip konuşuluyorsa, bir kaç kişinin biraraya gelip bir konuyu anlamlandırmaya çalışmasında da farklı bir örgütlenme ile nöronlar, soyut dünyada biraraya gelip bir grup oluşturuyor olmalılar. (Birbirimizin dentrit kalitesini yükselttikçe)
Anlatabilmek için kullandığımız ise herbirimiz kadar farklı deneyimi, kişiliği olan kelimeler. Tek bir kişi dahi bu anlamlandırmayı yapıyorsa bu kimyasal ve elektriksel süreç öğrenmede ve gelişmede bir potansiyeli var ediyor
(Öğrenmenin başlangıç noktası denen sinaps noktalarında bir başka kişi ile bilgi yanyana geldiğinde gelişimini sürdürüyor) devam edebilmeyi sağlıyor olmalı.
Paylaşım bu nedenle onur verici, kalbimizdeki kabuğu kırabilmek, anlatabilmek keyifli ve varedici diye düşünüyorum.
Sinaps oluşturamayan nöronlar ölüyor, oysa uyarılarak devam eden süreçte daha genişlemiş bir ağ oluşuyor.
Bu kendiliğinden olan süreçte sanırım yoğunluklar da artıyor. Bir kendinden geçiş aynı zamanda bir olageliş varageliş gibi bir durum yaşanıyor.
Galebe çalmak böyle birşey sanırım.
Bir söz vardı cennetin eşiğine varırken cehennemin beşiğine düşmemek gerekir gibi.
Kelimeler de bir tür cehennem yaratıyor. Bir tür yüzeysel oluş hissettiriyor, sanırım o soyuttaki bütünlüğü hissedip konuşmanın azabı olsa gerek.

Gurdjieff in filminde, inanç insana aşılanamaz, düşünceye ait bir ürün değildir o, dolaysız bilgiden gelir, insan anlayışının küçük bir parçasını dahi bir başkasına veremez, bilgi ve deneyimler farklıdır çünkü diye bir konuşma vardı. Sonra iki kardeşten bahseder filmde birinin sözlerinin etkisi hemen buharlaşıp geride birşey bırakmayan ama dinlerken haz alınan bilgiler içerir, diğerininki ise dinlerken anlaşılmayan, bir etki uyandırmayan bununla beraber sözleri kalbe dokunan, kendi varlığından saf bilinçten çıkan iz bırakıcı etkileri olan sözlerdir. Ve bilmek için çabalamak bizi bütüne ulaştırabilir denir sonrasında da, her iki kardeşin de amacı budur.
Bir biliş halinde bir sarkaçta olmak gelişimin devam etmesi ama olgunlaşıldığı anda minik bir anda geri dönüp düşmek yeniden gelişmeye devam etmek. Ve hatırlamak o anı.
Kelimeler bir büyük kodlanmış yapıyı çözmeye uğraşan şifreler gibi.
Ben henüz bu forumda değilken Tiversonus'un bir yahoo grupta paylaştığı ekin çemberlerinin hareketli görüntüleri beni epeyce etkilemişti. Hah demiştim, tamam, bu böyle bişey olmalı, böyle çözülebilir olmalı, ama dayanıp da izleyemedim. Zihnimden bunaldım.Başım döndü. Terledim off ladım ve hoş dertlerime döndüm geri.

Şöyle bir sahne hayali, caddede evlerinde işyerlerinde koşuşturma içindeki kişiler bir anda koşuşturmanın içinde bir anda kendi gerçeklikleri ile yüzleşirler. Hemen yanlarındaki kişiye baktıklarında anlarlar onun da bunu duyumsadığını herkes birbirine aşık olur o anda. Gözbebeklerinden herkes birbirine bakar, akar ve affeder birbirini kendini. Minik bir andır bazıları hatırlar bazıları hatırlamaz, bir söz söylenir bir kelime bulunur belki atasözü olur, şiir olur, ses olur, gülünür, neşelenilir, bu hergün olur her dakika her an, zaman önce ve sonra olarak bilinir ama tek bir andadır hepsi, gelişilir. Belki karşısındakinin duyumsaması yanılgıdır ama o kendinden olanı görmüştür farketmez. Yenilenilmiştir.
...
..... .
..
yıllar olmuş
hiç durmadan yağmur yağmış
siz
ne zaman
birbirinizi düşünseniz
aşkla
karanlık
kaplıyor aradaki mesafeyi
.... ....
..
....

kelimeleri durduruyordum
zihnimde
hiçbir şey
hareket etmesin istiyordum
sen
gelmeden
sonra
hatırlardım
cenneti

şaşırma

hatırlardım gerçekten

dua eder gibi
hatırlardım herşeyi

geri döneceğim bir gün
zamanın kendim olduğum
o âna

ve herşey yeniden
başlayacak
biliyorum

sonsuz bir
aşkla

Turgay Özen-İyilik ve Kötülük Üzerine
Bir Ayna An
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)