Haberler:

Yeni celse yayınlandı! 25 Temmuz 2026🎉

Ana Menü

Meleklerden Mesajlar

Başlatan Deja, 09 Nisan 2010, 04:21:58

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Deja

Bir itirafla başlayayım: Kasyopya celselerini henüz tamamladım, hepsini okuyamadım. Sizlerin kişisel görüşünü merak ettiğim ve sormak istediğim bir konu var: Kanal mesajları son yıllarda arttı. Ezoterizmle ilgilenen biri de spirit'lerle iletişim kurabiliyor, bir pagan veya şaman da kurabiliyor. Bu varlıkların hepsi farklı mı? Çünkü herkes başka bir isimle, başka tasvirlerle anlatıyor onları. Bu biraz subjektif bir olay olabilir mi? Benim de bir takım tecrübelerim oldu. Celselerle örtüşen çok bilgi aldım, ama ayrıldığı noktalar da var. (Özellikle onların kim oldukları ve nasıl varlıklar olduklarıyla ilgili) Görüşlerinizi merak ediyorum. Teşekkürler.
 

Deja

#1
Katılıyorum. Hangi yoldan yürünürse yürünsün, hedef aynı. O konuda problem yok. Ama bu kanal bilgilerinde bazı temel aktarımların farklı olması kafamı karıştırıyor. Zaten öğretilere baktığımda gördüğüm şey farklılıklardan ziyade benzerlikler oluyor. İsimler farklı konulmuş, kavramlar farklı. Fakat kastedilen şeyler aslında aynı veya birbirine çok yakın. Benim kastettiğim bu tip ifade seçimlerinden ziyade, bilgilerin örtüşmediği noktalar. Bu gibi durumlarda "gerçek"leri görmek için hangi tarafa bakmam gerektiğini bazen kestiremiyorum. Ne yaşanırsa yaşansın skeptik olmak da iyi bir şey mi emin değilim. Ama bir şeyi sindirmem ve gerçekliğinden emin olmam uzun zaman alıyor.

Uzun seneler ve -kendimce- uzun deneyimlerden sonra, gerçekten çok güvendiğim, çok sevdiğim spiritler var. Bunu burda ifade etmek delice olacak ama, sitedeki gizlilik prensibi beni rahatlatıyor. :) Bu varlıkların gerçekliğinden artık şüphe etmiyorum. Tek problem; bilgileri kafamda birleştirip, puzzle'ı bir türlü tamamlayamamak. Kasyopya'yı okuduğumda da kafam karıştı biraz. Dediğim gibi örtüşen şeyler olmakla birlikte, örtüşmeyen noktalar da var gibi. Hepsini en kısa zamanda bitireyim, belki de sahiden dediğiniz gibi olay sadece kavramsal farklılıklardır.
 

Deja

#2
Ağır gelen bir şey yok da, her kanal mesajını da "gerçek" kabul etmek bana göre değil. "Bunu beğenmedim şunu okuyayım" deyip herhangi bir şeyi kendime gerçek kabul edebiliyor olsaydım, zaten bütün bu sıkıntıları yaşamazdım. Her şey bütün saflığıyla ortada durmuyor, akıl ve kalp süzgecinden geçirip sentezlemek gerekiyor. Kimin ne demek istediğini anlamak ve içselleştirmek için de belli bir anlayış gerekiyor. Üstelik doğruluğundan emin olmak da kolay olmuyor. Dolayısıyla tekrar ediyorum "bunu beğenmedim şunu okuyayım" çok da iç rahatlatıcı bir yöntem değil :)

 

Alemtac

#3
İlk foruma kayıt olduğum zamanları hatırladım :) Söylenenin tek bir kelimesini anlamadığım, hangi dil bu diye düşündüğüm zamanları :)) Öyle seyirci kalacak bir yapımda yoktu, hep aceleciyimdir zaten :) Başladım yazmaya, ama yanlış ama doğru ve bu arada da konusu geçen kanal mesajlarını okuyup anlamadığım kelimeleri araştırıyordum. Amacım sadece dili çözmekti ve bu arada yazma dilimin değiştiğini farkettim. Kayıtlı olduğumuz forumda Ra bilgileri, Kasyopya celseleri başta olmak üzere iki hafta gibi kısa bir zamanda gece gündüz sabahlara kadar okudum, dedim ya aceleciyim :))Bazılarını anladım bazılarını anlamadım, tabiki bu kadar kısa sürede okunan bilgi sadece okumak oluyor ve bilgi alınmıyor. Konuşulan dili çözdükten sonra baştan başladım, Kryon bana en yakın gelen kanal mesajı oldu o zamanlar ve zaten kitaplarını da almıştım, bir taraftan kitapları okuyor, bir taraftan sitede yayınlanan kanal mesajlarını takip ediyordum. Kendime ait diyebileceğim hiç bir fikrim yoktu, yani içselleştirdiğim bir bilgiye sahip değildim ve bol bol alıntılar yayınlıyordum. Kanal mesajlarında önerilen her bir meditasyonu okurken uyguluyordum, özellikle nefes teknikleri ilgimi çekiyordu içimden gelen bir ses önce doğru nefes almayı bilmelisin diyordu. Zaten doğuştan diyafram nefesi alıyordum ama doğru nefes almayı bilmek başkaymış:) İşte böyle başladım, içselleştirabildiğim bilgiler var şimdi. Şunu öğrendim, aceleye gerek yok...yavaş yavaş çıkmak lazım bu merdivenleri, tadını çıkara çıkara. Her bir kanal mesajını okudukça anlayışımız gelişiyor ve içselleştirdiğimiz bilgiler bizim oluyor. Ayırdına varabiliyorsunuz, hangisi benim sizin gibi birinin yazdığı hangisi kanal mesajı olduğunun. Sonuçta herbiri aynı şeyi söylüyor, farkına varıyorsunuz. Birliğe giden yol değişmiyor. Bende yaşadıklarımı paylaşmak istedim :))

Sevgiler :)
 

Tiversonus

#4
Yazılanları okudum ve aklıma gelen bölümü aktarmak istedim. Konuyla doğrudan ilgili olmayabilir. Bir kaç gün önce önümde olan ve üzerinde çok düşündüğüm bir kavram. Kasyopya celselerinde soruluyor, boyutlar gerçek mi, diye ve çok ilginç cevap ve derin anlamları var diye düşünüyorum. Doğru soru şu olmalı gibisinden "Gerçek" kaç boyutlu dur veya gerçeğin kaç boyutu var gibi. Bunları orjinal cümle yapısı ile aktarmıyorum. Bunu bir bakış açısı olarak, herhangi bir kaynağın bakış açısı gibi de algılayabilirsiniz. Çok ilginç ama; "Gerçeğin" kaç boyutu var...Sadece bunu kavrayabilmek ve üzerinde düşünmek için insanın yılları geçebilir. Gerçeklik yapısı nedir, bildiğimiz ve sadece tek gerçek dediğimiz şeyler gerçekten tek gerçekler midir...Ve tek okunacak gerçek bir kaynak var, insanın kendisi. İkra deniliyor, yani oku, okuma bilmeyen insana yani bir düşünün kendini oku olabilir mi. Ama şundan eminim ki, tek bir din içinde bile, bunun onlarca farklı yorumunu gerçek kabul edenler var. Belkide binlerce. İnsan bilgisi kadar bir şeye gerçek diyebilir mi. Örneğin 2. yoğunluk alemindeki varlık için gerçek nedir? Temel olarak insanlığın geldiği yere nereden geldiğine bakıldığında "sezgisel" bir şey olarak bir "döngü" olduğunu çok kişi kabul eder. İşte o sezgi, okuduğumuz kendi kitabımızdır. Ve 2. yoğunluk varlığı için gerçek nedir? Bizim gerçeğimiz katı olmak zorundamıdır. Her bir düşünce gerçeklik yaratıyorsa, hangi bilgi gerçektir. Terazilerimiz hadi 2. yoğunluk gibi sadece kendi 3. yoğunluk gerçeğimizde sınırlı bir bilgi ve bakış ile ölçüyor ise ve tek sınır ve bilgi de o değil ise. Kısaca öğrenme yolculuğu bir kavrama işidir. Kavrama arttıkça eskiden noter onayı verdiğimiz şeylerin dahi artık gerçeğimiz olmadığını görebiliriz. Ve bu böyle devam eder...Kanalları kıyasa almak bence hangi hedefe götürür, amacı nedir, faydası nedir. "Katı" olan gerçeklikler bir adet değil ise ne olacak? Hadi hepsi bir den doğru iseler. İşte bu hep zihnin Sonsuz dansı ile Zihnin kendine bir liman arayışları. Dir gün şunu söyledim kendime, tüm bu kanalların diyelim ki hepsi gerçek olsun, "peki ben neyi seçiyorum?"...Evet şunu gördüm ben gerçeklik yaratıyorum. Ya da şu soru sorulsa; "gerçeklik yaratma bilgisine ve gücüne ulaşsam, ben nasıl bir gerçeklik yaratmak isterdim?"


Selamlar ve Sevgiler...

Tiversonus

#5
Yakın zamanda fazlaca kullandığım noter onaylı kavramını ne için kullandığı açıklamak isterim: Noter onaylı demek, dışımızda olan bir şeyden onay almak ve bunun gerekliliğine inanmak demek. En azından bu amaçlı kullanıyorum.

Temel olarak, Evren bilgimiz arttıkça, gerçekliklerin kendi içerlerinde "katı" olduklarını görebiliriz. Görürürz değil, sadece görebiliriz. Görebilmek için izin vermek gerekiyor kendimize. Örneğin Cern deneylerinde sanıyorum ki, matematik denklemelere bu sicim teorisi ile ilgili olarak 12 ya da 13 boyut konuluyor. Peki tek bir Evren yoksa? Ne olacak? Sonsuz Evrenler var ise?

Kısaca tek Bir kimlik vardır, diğer her şey ilüzyondur, zihinde bir düşüncedir, düşünceler sonsuzdur ve gerçeklik yaratırlar. İşte bu kadar basit bir kaç gerçeklik içeren kanun var ise ve diğer herşey bir seçim ve farkındalık ve bilgi kapsamında kendi gerçekliği oluyor ise?

Bizim Evrenimiz'in kurallarının dışında farklı kurallar ile çalışan Evrenler var ise?

Bu bir programcının bütün herşeyi birbirine bağlayan Çekim dışında herşeye ve herşeyi düşünmeye serbesti kazanımı ile program yapmaya başlaması ile Sonsuz Olasılık içinde tekrar soruyorum: Gerçeklik yaratma bilgisi ve bilgiden doğan gücümüz ve BİRLİKTE çalışan tek bir zihne dönüşmüş bir yaratım, projeksiyon makinamız olsa, nasıl bir gerçeklik yaratmak isterdik?

Deja

#6
@Alemtac: benzer yollardan geçmişiz. paylaştığınız için teşekkür ederim. sabır konusunda sıkıntılarım var, aceleciyim ben de biraz. ama acele etmeye çalışsam bile sistem buna müsaade etmiyor zaten. illa bi "dur ve nefes al" diyor. oflaya puflaya durup nefes alıp devam ediyorum ben de :)

@Tiversonus: bahsettiklerinizi düşünmüştüm. bazı şeylerin subjektif yorumlanabileceği ama buna rağmen gerçeğin tek olduğuna inandım. benim aradığım gerçekler subjektif olanlar değil -ki onlara gerçek denilebilir mi emin değilim- objektif olanlardı hep. mutlak gerçek nedir, nerededir, ona nasıl ulaşılır? belki subjektif realiteler sonunda insanı objektif realiteye taşıyordur. şimdilik elden gelen fazla bir şey olmadığı için, bu subjektiviteye devam etmek zorundayız sanırım.

@JCA: ikilemler çok fena, haklısınız. yine de dogmatik inançlardan ziyade skeptik yaklaşımlar daha sağlıklı gibi. kötünün iyisi diyelim. keşke ikilemde kalmak zorunda olmayacak kadar ileri seviyede bir varlık olsaydım. hayır demezdim :)
 

Tiversonus

#7
Size bir "sır" vereyim; objektif realitenin gerçeklerini mutlaka dışarıda arayacaksınız, kafanız patlayacak, çok sıkıntıya gireceksiniz, koştukça o kaçacak ve bunu asla dışarıda bulamayacaksınız. Ama onun dışarıda aramak gereklidir, bu yapılmalıdır...Hayır "sır" olan bu değil. Sır şu; Kasyopyalılar diyor ya "DENGE", işte buna uygun bir eylem, sır bu: Dışarıda aradığını bir denge için "içeride nefeslenmek". Düzenli olarak, dışarıyı arayan zihni, bu denge kurulumu için, "bilimsel temelleri olan Nefes Egzersizleri" ile uygun süreli ve peryodik devre dışı bırakmak ve yine uygun süreli Zihni yavaşlatmak...Sır bu...


Söylememe gerek yok zaten yol buraya çıkar. Bakın nasıl, zihin ile o kadar dışarıda ararsınız ki; bir gün zihin ısınır ve iflasa yakın bir durumda devre dışı ya da buna yakın olur. Burada tehlikeli olan şey ise beşinci yoğunluğa öğrenemeden geçmektir. Bu da bir seçim. Aslında bulmak ya da öğrenmek isteği ile ters düşen bir durumdur.


İçerisi ve dışarısı arasında hangisinde daha fazla zihin kullanımı var? Bunu düşünmenizi tavsiye ederim. Önerim şu olabilir; arasıra "içeride nefes" alın ve bakın zihin "dışarıda koşmaya" başlasın!...Zihin dinlenme modu ile ŞARJ olur..


Bakın bu şaka değil, genelde şu olur; arayanlardan bulan olmaz ancak bulamayınca aramaktan vazgeçmeyenler bulur, bu bir çok durum için geçerli.


Burada esas önerim ya da tavsiyem şu; aramaktan yorulup, pes ettiğinizde bulmaya çok yakın (objektif gerçeklere) durumda olduğunuzu biliniz derim. Bu önemli.


Genel olarak iç ve dış "denge" tavsiye edilir, herkese...Burada işi kolaylaştıracak şey, ARAYIŞLARIN travmatik ya da aşırı travmatik olması gerekmiyor. Buna gerek yok, faydalı da değil, fazladan enerji kaybı da sözkonusudur. Varlığın öğrenme metodları seçimi, yine de özgür iradesinin sınırlarındadır. Tüm bunlar sadece birer tavsiye ve tek yol da bu değil.


Ve benden Size, "düşünsel anlamda" bir meydan okuma; yukarıda yazdıklarımı genel olarak hiç düşünmüş miydiniz?

Pınar

#8
Benden de bir tavsiye: Bugüne kadar bildiğiniz, öğrendiğiniz herşeyi çöpe kaldırıp atın.:) Sonra derin bir nefes alın ve yolunuza devam edin.:) Çünkü, öğrendiğimizi sandığımız, dokunduğumuz, sevdiğimiz, var olduğundan emin olduğumuz herşey ama herşey aslında yoklar.Hepsi zihnimizin içinde gerçekleşen projeksiyonlardır. Bu nedenle dışarı bakarak, hiçbirşey öğrenemiyoruz, ancak dışarıdaki etkileri/enerjimizin sapmalarını takip etmeye başladığımızda kendimize ait doneleri yakalıyor ve asıl yapmamız gereken şeyi yani kendimizi öğrenmeye başlıyoruz.Bu nedenle rahat olun ve kendinizi akışa bırakın.

Aşkla kalın...
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)

Deja

#9
Tiversonus, benden daha fazla düşündüğünüz, içeriden ve dışarıdan daha fazla bilgi topladığınız aşikar. İncilerinizi dağıtmak konusunda bonkör olmanız da saygı uyandırıcı. Bilginin dışarıda değil, içeride olduğu (en azından bu yolla daha sancısız ve kolay bir süreçle gerçeğe yaklaşılabileceği) konusunda teoride fazlasıyla düşündüm evet. Pratikte becerebildiğim söylenemez. Teoriyle pratiği pek yaklaştıramıyorum maalesef. Bu da benim tembelliğim veyahut tam olarak hazır değilim.

"pes ettiğinizde bulmaya çok yakın (objektif gerçeklere) durumda olduğunuzu biliniz derim" İşte bu daha önce düşündüğüm bir şey değildi. Şimdi siz söyleyince fark ettim.. Ne zaman çok yorulsam ve kendimi geriye çeksem, bu sefer onlar bana bilgilerle ve sevgiyle gelmeye başladılar. Sonra ben yeniden üzerlerine eğildim, onlar uzaklaştılar. Kendimi geri çekip beklediğimde geldiler.. Böyle bir döngü var, evet. Enteresan.

"Varlığın öğrenme metodları seçimi, özgür iradesinin sınırlarındadır." Katılıyorum. Teoride parçalar oturuyor, ah bir de pratikte stabil bir çizgide durabilsem. Sizin teorik paylaşımlarınızla yaşamınız aynı çizgide mi ilerliyor? Hayatın içindeyken dünyeviyata çok gömülüyoruz hepimiz, elimizde değil çünkü insanız. Elbette 7 24 farkındalıkla nefes almak çok zordur. Yine de bu çizgiyi sık sık koruyabiliyor musunuz?
 

Tiversonus

#10
Tiversonus, benden daha fazla düşündüğünüz, içeriden ve dışarıdan daha fazla bilgi topladığınız aşikar. İncilerinizi dağıtmak konusunda bonkör olmanız da saygı uyandırıcı. Bilginin dışarıda değil, içeride olduğu (en azından bu yolla daha sancısız ve kolay bir süreçle gerçeğe yaklaşılabileceği) konusunda teoride fazlasıyla düşündüm evet. Pratikte becerebildiğim söylenemez. Teoriyle pratiği pek yaklaştıramıyorum maalesef. Bu da benim tembelliğim veyahut tam olarak hazır değilim.

"pes ettiğinizde bulmaya çok yakın (objektif gerçeklere) durumda olduğunuzu biliniz derim" İşte bu daha önce düşündüğüm bir şey değildi. Şimdi siz söyleyince fark ettim.. Ne zaman çok yorulsam ve kendimi geriye çeksem, bu sefer onlar bana bilgilerle ve sevgiyle gelmeye başladılar. Sonra ben yeniden üzerlerine eğildim, onlar uzaklaştılar. Kendimi geri çekip beklediğimde geldiler.. Böyle bir döngü var, evet. Enteresan.

"Varlığın öğrenme metodları seçimi, özgür iradesinin sınırlarındadır." Katılıyorum. Teoride parçalar oturuyor, ah bir de pratikte stabil bir çizgide durabilsem. Sizin teorik paylaşımlarınızla yaşamınız aynı çizgide mi ilerliyor? Hayatın içindeyken dünyeviyata çok gömülüyoruz hepimiz, elimizde değil çünkü insanız. Elbette 7 24 farkındalıkla nefes almak çok zordur. Yine de bu çizgiyi sık sık koruyabiliyor musunuz?






Bir itiraf, cevabınızın titreşimine bakarak yapıyorum bunu, eğer farklı bir titreşim olsa idi bu açıklamayı yapmazdım: Bilerek fazladan "tavsiye" kelimesini çokça kullandım, tepkinizi ölçmek için. Ve gerçekten siz bilimsel bilgi toplamaya çok yatkınsınız.

Ve dün sitede yayınlanan celsede bir hint ekolü ele alındığında "DENGE" kelimesini düşününüz. Ve bence bu celsenin özünü, ruhunu daha iyi kavrayabileceksiniz. Bu batı için olanın tersine simetrik olan bir durum. Ve cevaplarınız, bana verilen cevaplarınız hem benim için ve hem de "sizin için" çok değerliler. Kendi cevaplarınızda durum bir şekilde ortaya konmuş: Güçsüzsünüz, pratiğe dökecek gücünüz azalmış.

Evet bildiğimizin öğretmeniyiz, bilmediğimiz öğrencisi ve ben de sizden öğrendim, siz farkındamısınız bilmiyorum. Süreç böyle işliyor. Öğrenmek/Öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek aynı şeylerdir.

Ayrıca Pınar'ı ilgiyle takip ediyorum, takip etmeyenler çok şey kaçırıyorlar:))


Hepinize Selamlar, Sevgiler...


Not:yanlışlıkla alıntı yapacak iken, sizin mesaja dalmışım ve oraya yazmışım, düzeltmeye çalıştım, umarım sizin mesajınıza bir ek ya da eksiltme yapmamışımdır, olduysa özür dilerim... Moderatör yetkisi olduğundan hesabımda, yanlışlıkla direk mesaja girmişim istemeden.

Deja

#11
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Pınar

Benden de bir tavsiye: Bugüne kadar bildiğiniz, öğrendiğiniz herşeyi çöpe kaldırıp atın.:) Sonra derin bir nefes alın ve yolunuza devam edin.:) Çünkü, öğrendiğimizi sandığımız, dokunduğumuz, sevdiğimiz, var olduğundan emin olduğumuz herşey ama herşey aslında yoklar.Hepsi zihnimizin içinde gerçekleşen projeksiyonlardır. Bu nedenle dışarı bakarak, hiçbirşey öğrenemiyoruz, ancak dışarıdaki etkileri/enerjimizin sapmalarını takip etmeye başladığımızda kendimize ait doneleri yakalıyor ve asıl yapmamız gereken şeyi yani kendimizi öğrenmeye başlıyoruz.Bu nedenle rahat olun ve kendinizi akışa bırakın.Aşkla kalın...


Bildiğim öğrendiğim her şeyi çöpe atmamı söylüyorsunuz, bir de bunu nasıl başarabileceğimi söylerseniz..? :)) Gerçekten bana deseler ki, bir kitap yazacaksın ve başından sonuna gerçekleri anlatacaksın. Bahsettiğiniz bütün bu bilgileri, erdemleri, sabrı, her şeyi yakıp sıfırdan başlamaları, tekamülü vs.. anlatırdım. Teoriyle yeterince uzun zaman geçirdim. Sorun; bahsettiğiniz disiplinleri pratikte uygulamakta zorlanıyor olmam.

Yine de bir gün gelecek ve bütün bu öğrenmelerin meyvesini yiyecek miyim dersiniz? Umarım öyle olur. Çünkü ben kendimde senelerdir ilerleme göremiyorum; teorik açıklamalar yapabilmek ve bilgileri anlamak-aktarmak dışında. Sonra öyle bir şey yapıyorum ki, öyle çirkin bir hareket, durup bakıyorum "ben bunca sene hiç yol katedememişim" diye. Ediyorsam bile karınca hızında. "Sabırlı olun" derken "koca bir sonsuzluk var önünde, bi gün illa başarırsın" mı denmek isteniyor acaba? Bilgeliği konuşmak değil, yaşamak istiyorum. Bu nedenle kendimle, hayatla, evrenle, gerçeklerle, spiritlerle çok uğraşıyorum. Onlar da benle uğraşıyorlar sağolsunlar.

Tiversonus'a sorumu size de sorayım: Günlük yaşantınızda her daim bu farkındalıkla yaşayabiliyor musunuz?
 

Deja

#12
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen Tiversonus

Bir itiraf, cevabınızın titreşimine bakarak yapıyorum bunu, eğer farklı bir titreşim olsa idi bu açıklamayı yapmazdım: Bilerek fazladan "tavsiye" kelimesini çokça kullandım, tepkinizi ölçmek için. Ve gerçekten siz bilimsel bilgi toplamaya çok yatkınsınız.

Ve dün sitede yayınlanan celsede bir hint ekolü ele alındığında "DENGE" kelimesini düşününüz. Ve bence bu celsenin özünü, ruhunu daha iyi kavrayabileceksiniz. Bu batı için olanın tersine simetrik olan bir durum. Ve cevaplarınız, bana verilen cevaplarınız hem benim için ve hem de "sizin için" çok değerliler. Kendi cevaplarınızda durum bir şekilde ortaya konmuş: Güçsüzsünüz, pratiğe dökecek gücünüz azalmış.

Evet bildiğimizin öğretmeniyiz, bilmediğimiz öğrencisi ve ben de sizden öğrendim, siz farkındamısınız bilmiyorum. Süreç böyle işliyor. Öğrenmek/Öğretmek ya da öğretmek/öğrenmek aynı şeylerdir.

Ayrıca Pınar'ı ilgiyle takip ediyorum, takip etmeyenler çok şey kaçırıyorlar:))


Hepinize Selamlar, Sevgiler...


Not:yanlışlıkla alıntı yapacak iken, sizin mesaja dalmışım ve oraya yazmışım, düzeltmeye çalıştım, umarım sizin mesajınıza bir ek ya da eksiltme yapmamışımdır, olduysa özür dilerim... Moderatör yetkisi olduğundan hesabımda, yanlışlıkla direk mesaja girmişim istemeden.


Teşekkür ediyorum. Ben de her biriniz hakkında çok olumlu şeyler hissediyorum. Öğreniyorum elbette, söylediğiniz her şey ya eskiden açtığım ve şimdi kapalı olan bir kapıyı açıyor, ya da sıfırdan yeni bir pencere açıyorsunuz.

Not: Mesajda bir problem görünmüyor :)
 

Tiversonus

#13
Sorunuza cevap vermek için bir şey anlatacağım: Eski Mısır zamanında yaşamış bir inisiye olsaydınız. Şu aşamada sizi büyük piramidin içine yatırırlar ve çakralarınız (ki bu çakraların nasıl döndüğünü görmek için bir kuars pandül alıp ölçebilirsiniz), Bir'in Yasası'na Dengelenmiş bir usta tarafından, bir an'lığına keslir. Evet insanı bir pil gibi düşünün ve o an işte tam bir ölümdür. Ve tüm çakralar bir an için kesilir ve nisbeten dengeli bir şekilde çok kısa bir süre içinde çalıştırılırdı...Ve artık yeni bir fırsata sahip bir Akıl/Beden/Ruh olurdunuz. Örneğin, evinize hırsız girdi, kalkımda şu adama yardım edeyim bile diyebilirdiniz...Ruhsal bağlantınız yavaşça arttığında, zihindeki sahte kişilik öldüğünde, artan bir farkındalığa sahip olur kişi. Kısaca Ruhsal bağlantınızın inşaası ve daha önce de belirli dengelenme ve temizlik gerekiyor. Farkındalık artışı kaçınılmazdır ve bu da artan bir süreçtir...Cevabım bu.

Pınar

#14
Sahte kişiliklerin ölümü, kulağa hoş geliyor. Ölmeden önce ölmektir bu ayrıca. Sizin zihninizde anne-baba ve yakın çevrenizdeki insanların soktuğu bazı kalıplar vardır.Örneğin benim en belirgin kalıbım şu idi: "Pınar öfkelidir." Bunu değiştirmek için oldukça uğraştım, sinirlenmemeye çalıştım ama bunu yapınca daha feci patladığımı farkettim. En sonuda, bıraktım ve sonuna kadar yaşadım öfkemi.Bitirene kadar, hani kusana kadar yemek gibiydi.:) En sonunda bitti mi? Az biraz mevcut, ancak ona da benim ihtiyacım var.Çünkü bazen kendimi korumak ya da savunmada kalmak adına çok işime yarıyor kerata.:) Onu yerinde kullanmak gerek diye düşündüğüm için tümden silmiyorum.

Günlük yaşamda ne kadar farkındayım, son yaşadığım -adı herne ise- olaydan sonra farkındalığım ciddi arttı. Daha sakinim örneğin, insanların davranışlarına takılmıyorum, sözlerine takılmıyorum.Ancak kendimle ilgili bir iz bulduğumda derhal peşine düşüp, onu kökten temizliyorum.:)Bakın örneğin, "yokedici pınar" ı da bu yönde kullanmaya başladım.Sanıyorum ben bu atı/bedeni evcilleştirmeye öğrenmeye başladım.:))
Yarattıklarını beğenmiyorsan, dur ve yeniden başla!:)