Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Sirius Bilgileri 1959 Yılı

Başlatan memed, 10 Kasım 2021, 20:47:18

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

memed

BİR sistem içindeki her hangi bir KÜREDE
meydana gelecek DEĞİŞİKLİKLER
o kürenin MANYETİK alanına yapılacak TESİRLERLE mümkün olur
Yani BİR kürede icap eden SONSUZ değişmeler
o kürenin MANYETİK alanına sistemin GÜNEŞİNDEN ya da başka bir yerden
GELECEK tesirlerle GERÇEKLEŞİR
Güneş sistemine, bu olay için ULAŞACAK İLK kuvvetli tesir
bu sistemden ÇOK UZAK mesafelerde bulunan BAŞKA bir sistemin,
DÜNYA 'dan hemen hemen 400 KAT daha BÜYÜK bir gezegenin MANYETİK alanından GELECEKTİR
Dünyadan BÜYÜK olmakla beraber maddesi dünyanınkinden ÇOK basit ve ağır olan bu gezegenin, güneş sisteminden PEK uzaklarda bulunan kendi güneşi etrafında alışılmış olarak kat ettiği BİR yörüngesi vardır
işte o (GEZEGEN) bu yörüngesini KAT ederken
Dünyanın tabi olduğu güneş sistemi tarafına rastlayan kısmında ondan (yörüngesinden) ayrılıp, büyük bir KAVİS çizerek GÜNEŞ sistemine doğru yürümeye başlamıştır
Bu gezegenin böyle ALIŞILMIŞ yörüngesinden ayrılıp büyük bir YARIM kavisle, güneş sisteminin yakınlarına kadar yolculuğunu alışılmadık bir şekilde uzatması
ve bu sırada güneşe çarpmadan belli bir noktadan itibaren tekrar geriye dönmesi
elbette rastlantısal bir olay değilDİR
Bu gezegen [savaş yıldızı NİBİRU] ŞU anda yörüngesinden AYRILMIŞ olup
GÜNEŞ sistemi doğrultusunda yürümekte VE HER AN güneş sitemine YAKLAŞMAKTADIR
ŞU ANDA görülmesi henüz mümkün olmayan BU GEZEGEN
150-200 yıl sonra (2110-2160 yıllarında) dünyadan GÖZLE görülmesi mümkün olacaktır
Ve O GEZEGENİN dünyadakinden çok basit ve (manen-ruhen) İLKEL olan VARLIKLARI
ancak bu büyük sarsıntılar sayesinde GELİŞİM hızlarını arttırabileceklerdir
İKİNCİ olarak bu gezegen güneş sistemine GELİNCEYE kadar
karşılaşacağı diğer bir çok SİSTEMİN çeşitli derecelerde dengelerinin bozulmasına sebep olacak onların durumlarını da allak bullak edecek ve böylece diğer bir çok KÜRENİN gelişimine imkan hazırlayacaktır
şimdi açıklayacağımız yoldan ONUN (NİBİRU'nun) manyetik alanı GÜNEŞ sistemimize tesir edecek ve bu sistemin en tekamül etmiş küresi olan DÜNYAMIZ bu tesirin en ŞİDDETLİ
sonuçlarına uğrayacaktır
Bu gezegen bu gün (1959 yılında) [güneş] sisteminden henüz oldukça UZAKTADIR
Bundan dolayı onun manyetik alanı henüz güneş sisteminin MANYETİK alanı ile doğrudan TEMAS halinde DEĞİLDİR
Fakat dünyadan 400 defa BÜYÜK olan bu gezegen YÖRÜNGESİNDEN AYRILIP
güneş sistemine doğru yürümeye başladığı andan itibaren
dolaylı olarak güneş sistemi üzerinde BAZI tesirleri meydana gelmeye başlamıştır
Yani bu gezegenin şu anda TEMASTA bulunduğu diğer sistemLERİN MANYETİK alanlarıyla
ilişkide olan güneş sistemimizin manyetik alanı
bu yoldan ADI [bahsi] geçen gezegenin tesirlerini ALMAKTADIR
Ancak bu gezegenin henüz hem UZAKTA olması
hem de tesirlerinin ARACILI yollardan gelmesi yüzünden
güneş sistemindeki sonuçları pek ZAYIFTIR
Fakat bu gezegen GÜNEŞE sürekli olarak YAKLAŞMAKTADIR
Bir an gelecek ki yani bundan hemen hemen 50- 60 yıl kadar sonra (2010-2020 'de)
bu gezegenin MANYETİK alanı
güneş sisteminin manyetik alanı ile doğrudan TEMAS haline gelecektir
güneş sistemine gezegenden gelen tesirin en şiddetli sarsıcı sonuçları ve TEPKİLERİ
DÜNYA KÜRESİNDE görülecektir
Bu durumun sonucu olarak gezegenin bu kaba manyetik alanının basıncı altında
dünyanın bu gün sabit olan ekseninin 23 derece 27 dakikalık eğimi 13 derece daha artacak
ve dünyanın ekseni yörüngesinde dik durumdan 36 derece eğri olacaktır
KUTUPLARIN ilk kayma HAREKETİ
misafir gezegenin güneş sistemine gelecek İLK DOĞRUDAN TESİRİYLE BAŞLAR
İLK (temasın olduğu) zamanlarda, kuzey ve güney kutupları bu noktalara doğru
ÇOK yavaş olarak kaymaya başlayacaktır
Gezegenin, BU ŞEKİLDE ortaya çıkan İLK tesiri 50 yıl sonra (2010 yılında) BELİRSİZ olarak başlayacak
50-100 yıl (2010-2060 yılları) arasında (bu tesirler) ÇOK yavaş olarak devam edecek
PEK AZ belirli BAZI İKLİM değişimleri 50 yıl SONRADAN (2010'dan) itibaren BAŞLAYACAKTIR
Bununla birlikte, bu durum henüz YİNE insanları meşgul edecek derecede olmayacaktır
Gezegenin İLK TESİRİYLE (2010 yılında) dünyanın ilk dengesi bozulduktan sonra
denge durumlarının değişmesi dünyanın PARÇALarının hareketleri arasında
sürüp gidecek olan zincirleme değer farklanmalarıyla TAM dengenin kurulacağı ana kadar devam edecektir
İlk dengenin bozuluşundan sonra ESKİ kutuplar ISINMAYA başlayacak
Bunun sonucu olarak denizler üzerinde bulunan ESKİ kuzey kutbundaki BUZLAR ERİYECEK
ve karalar üzerinde kurulu bulunan ESKİ güney kutbundaki buzlarda aynı şekilde
oranın ısınması yüzünden ERİYECEK
Kuzey kutbunun buzlarının erimesiyle de muazzam SU KÜTLELERİ denize dökülerek
güney denizindeki suların HACMİ tam tersine artacak
böylece İKİ KUTUP çevresinde bulunan denizlerdeki dengesizlik sonucunda
GÜNEYDEN kuzeye doğru büyük BİR SU AKIMI başlayacak
dünyanın MANYETİK alanı üzerinde yeni fakat GELEN gezegenin yaptığı tesirden
DAHA kuvvetli TESİRLER yapmaya başlayacak
DÜNYANIN MANYETİK DENGE HATLARININ
DAHA ÇOK değişmesine sebep olacak ve bunlarda DİĞER hareketlere
(DEPREM, VOLKAN, TSUNAMİ vb. AFETLERE) yol açacaktır
Böylece KUTUPLAR yukarıda gösterdiğimiz NOKTALARA artık dıştan gelen bir tesirle değil
bu tesirin ardından yer yüzünün zincirleme değer farklanması mekanizmasıyla gerçekleşecek denge değişimleri sonucundaki tesirlerle YAKLAŞMAYA BAŞLAYACAKTIR
Demek ki (MANYETİK) kutupların küre üzerinde yer değiştirmesine ilk sebep olan TESİR
MİSAFİR gezegenden gelecek
ondan sonra bu işi tamamlayacak olan tesir de yeryüzünün bizzat KENDİ BÜNYESİNDEKİ HAREKETLERİN değer farklanması mekanizmasıyla devam edecektir
BÖYLECE dengesi bozulmuş olan dünyanın tam bir denge durumuna gelinceye kadar
geçireceği denge değişimleri yüzüncü yılı takip edecek (2060 'lı) yıllarda ARTARAK
kutup noktalarının yukarıda çizdiğimiz yerlere HIZLA yaklaşmasını sağlayacaktır
Dünyanın SON aşamasındaki OLAYLAR yani dünyanın BATIŞ anları ve KIYAMET
ilk önce kutupların yavaş yavaş kayarak işaret ettiğimiz SON NOKTALARA geldikten sonra
oradan itibaren birdenbire başlayan ve bir kaç GÜN devam eden sonunda bir kaç SAAT içinde tamamlanan KUZEY kutbunun güneye kayarak GÜNEY kutbunun yerini alması ve buna karşılık GÜNEY kutbunun da KUZEY (MANYETİK) kutbunun yerine çıkması
yani dünyanın tepesi üstü gelmesi sırasındaki büyük denge bozukluklarına karşılık gelecektir
Bundan dolayı YENİ DOĞACAK dünyanın da eksen eğimi ne olursa olsun
yine bu günkü gibi bir kuzey bir güney KUTBU var olacak
ve geçmiş devreye ait olan kutupların ise BÜTÜN COĞRAFİ oluşumlarıyla birlikte
sonsuza kadar UNUTULAN bir geçmişe karışacaktır
işte bütün bunlar, tekamül yolunda
evrenin muazzam uyumu ve düzeni içinde kurulmuş BİLGELİKLE dolu düzenlerdir
Bu KARMAKARIŞIK günde görüldüğü gibi bir FELAKET yoktur
Burada olan şeyler bir taraftan dünyadaki tekamül DEVRELERİNİ başarıyla bitirmiş
sırtlarını artık kendilerini tatmin etmeyen dünya maddelerine çevirmiş insanların
LAYIK oldukları ALEMLERE GEÇİŞLERİNİ SAĞLAYACAK
diğer taraftan da kaba maddeden bir türlü KENDİLERİNİ kurtaramayan
ve mutluluğun ancak o maddeye gömülmekle kazanılacağını sanan
HAZIRLIKSIZ insanların özlem duydukları kaba maddelere dönme ihtiyacını yerine getirecektir
KADER MEKANİZMASI insanların tekamülde esas tutulan özgürlükleriyle tercih ettikleri
istedikleri ve ihtiyaç duydukları mekanlara kavuşmaları yolundaki çabalara göre
liyakat derecelerini takdir eder ve ona göre icaplarını yerine getirir
Böylece DÜNYANIN KAPANIŞ aşamasında HERKES İSTEDİĞİNİ BULACAK
ihtiyacının karşılığını alacak
tekamül merdiveninin liyakat basamaklarındaki yerine ulaşacak
ve böylece İLERLEYEN ilerleyecek gerileyen ise yerinde (sınıfında ikmale) kalacaktır
Bundan dolayı bu korkunç ve DEHŞETLİ görünüşlerine rağmen
Dünyanın bu KAPANIŞ SAHNELERİ hazırlanmış insanlar için en büyük KURTULUŞ anı, en sevinçli ve MUTLU GÜNÜN doğuşu
yüzyıllarca (300.000 YIL) beklenen büyük kurtarıcı şafağın söküşü olacaktır
Burada göstermiş oluyoruz ki dünya Mu DEVRİNİN kapanışından bu yana
bir gelişim devresini daha bitirerek YÜZ BİNLERCE defa (SONSUZ SAYIDA) tekrarlanan
bu AÇILIŞ ve KAPANIŞLARA bir tanesini daha eklemek üzeredir
Yüksek ilkeler karşısında dünya için taktir edilmiş olan bu durum
tekrar tekrar devam edip gidecek ve böylece dünya her defasında kendisinin
bir devrelik bütün gelişim olanaklarından faydalanarak
Dünyaya özgü tekamül hazırlıklarını bitirdikten sonra liyakatlerini kazandıkları ve ihtiyaç duydukları YÜKSEK ALEMLERE insanların KÜTLELER HALİNDE geçmek üzere
dünyadan tamamıyla kurtulabilmelerine ve ayrılabilmelerine ZEMİN hazırlayacaktır
BÜYÜK DÜNYA FELAKETİNDE ÖLEREK dünyadan tamamıyla kurtulduklarını söylediğimiz insanların doğruca gideceği yer
yarı suptil dediğimiz (4B-araf), Dünyaya göre yüksek bir plandır
Bu planda egemen olan realite SEVGİDİR
Daha doğrusu oraya geçecek olan insanlar o planda sevginin ÇEŞİTLİ uygulamasını görmek
ve bu sayede VAZİFE planının yüksek icaplarına tamamıyla uyum sağlayabilecek duruma gelmek için ORADA bir süre yaşayacaklardır
İlâhî Nizam ve Kâinat -İNK
Bedri Ruhselman
EK: --------------------
Yüce görev, DÜNYA RABBİ SİRİUS 'a aittir
Dünya'ya şimdiye kadar BEŞ SİRİUS ulusu (yücesi) gelmiştir
ÜÇÜ Mu Kıtasına BİRİ Atlantis'e [Osiris'in bilinmeyen üstadı]
ve sonuncusu da İslamiyet'in kurucusu Hz Muhammed 'dir
ÇOĞUNLUĞU EVREN SÜRGÜNLERİ olan Dünya İNSANLIĞI
karanlık ve BARBARLIKLA dolu bir geçmişe sahiptir
Diğer planetler 'den GELEN varlıklar DÜNYA RABBİ tarafından denetim altına alınmıştır
VE dünya insanlığının EVRİMİN de bir ARAÇ OLARAK kullanılmaktadır
Dünya'nın KARMAŞA içinde olacağı YAKIN bir gelecekte
BAZI uzaylılarla DÜNYA insanları arasında bir ÇATIŞMA yaşanacak
bu da insanları BİRLEŞTİREN bir etki yaratacaktır
Yeryüzüne DİĞER PLANETLERDEN ÇOK sayıda varlık gelmiştir
HALA da gelmektedir
Bir kısmı güneş sisteminden bir kısmı ekstra SOLAR sistemlerden
DÖRT boyutlu alemlerden ve bir kısmı da AGARTA 'dan
KARANLIK çağ YIKILIŞ aşamasına gelmiştir
ÇÜNKÜ güneş sistemi YENİ BİR ENERJİ ALANINA girmiştir
Bu alanın belirleyici unsuru, ilahi irade KANUNLARI ve ona UYUMDUR
Böylesi KOZMİK bir ALAN içinde yüzen dünyadaki TÜM uyumsuz MADDİ ve MANEVİ oluşumlar ÇÖZÜLMEK zorundadır
Her şey kozmik alanla UYUMLU olacaktır
Dünyadaki TÜM olaylar BİN YILLAR BOYUNCA İKİ merkez tarafından yönlendirilmektedir
Bu merkezlerden biri SPİRİTÜEL planda bulunan Ruhsal Plan HİYERARŞİSİDİR
Diğeri ise FİZİKİ plandaki AGARTA 'dır
HER YIL dünyanın bir ülkesinde bir OKÜLT toplantı yapılır ve bu toplantıya oniki kişi katılır
ON'u çeşitli ÜLKE'Lerden gelen bilinmeyen İNİSİYELERDİR
İKİ'si ise AGARTA'dan gelen elçilerdir
1932 ve 1966 yılında TÜRKİYE'de yapılan bu toplantılar son derece önemlidir
Bilim Araştırma Grubu/Merkezi

memed

#1
Kasyopya bilgilerinden farklı bir kütle değeri veriyor.
Yanılmıyorsam K larda ,Güneşin kütlesinin % 54 'dü gibi bir rakamdan sözederken
( Güneş'in kütlesi ,Dünya'nın kütlesinin 332.946 katı )
yukarda ki yazıda Dünya'nın 400 katı oldugundan sözediliyor.
Zaman konusunda da oldukça farklı değerler var.Kuyrukluyıldızdan ise hiç sözedilmiyor.
( Yazı facebook sayfamda ,E.B. adında bir kişinin sayfasından alınmıstır.Büyük olasılıkla da bu sayfanın müdavimlerinden birisidir.)

memed

#2
Bu arada Bozadi ,burda paylaşmakla ilgili bir sorun olursa lütfen yazarsanız sevinirim .Ya da baska bölümlerde mi paylaşmam gerektigini bilemedim. Yönlendirirseniz sevinirim.

Qui-gon jinn

#3
Kasyopya bilgilerinde ne Niburu diye bir gezegen, ne Agarta diye yer altında bir medeniyeti olmadığı söyleniyor, ve keza daha pek çok popüler şeyinde olmadığı söyleniyor ya, neyse. Velhasılkiram İlâhî Nizam ve Kâinat kitabını okumuştum, ki yanlış hatırlamıyorsam eğer benzer ifadeler "2012: Mardukla randevu" kitabında da vardı sanırım. Her ne kadar geçmiş tarihle ilgili, belgelerede dayanan iddaların bir kısmına oldukça katılsamda, gelecek öngörülerine pek katılamamıştım maalesef ve sonunda bu öngörülerde hiç tutmamıştı zaten. Son tahlilde, bu gelecekteki Marduk/Niburu kehanetlerinin tutmamasına en olası sebebinin, nihayetinde Kasyopyalılarında söylediği gibi zaten hiç böyle bir gezegenin olmadığı olasılığının gerçekliği olabileceğini düşünüyorum sadece...

Ve son olarak bir düşüncemi de not edeyim ki, nerede bir "Hiyerarşi" var, KH oradadır gibi görüyorum hep, bence tabii ama benzer bir şeyi K'larda dile getirmişti sanırım, şimdi bakamadım ama KH hiyerarşiler halinde örgütlenir gibi birşeydi sanırım. Neyse, selamlar, sevgiler olsun.

bozadi

#4
Paylaşım için teşekkürler memed. İlahi Nizam ve Kainat kitabına dair bazı tartışmalar yapmıştık. Ruhselman'ın (veya bilgi aldığı kaynağın) "Dünya'dan 400 kat büyük" dediği gezegen, boyut olarak değilse de diğer çeşitli bazı bakımlardan K'ların "ikiz güneşini" (kahverengi cüce, karanlık yıldız) çağrıştırdı bana. Komet kümesiyle de ilişkili olabilir elbette.

Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen memed

Bu arada Bozadi ,burda paylaşmakla ilgili bir sorun olursa lütfen yazarsanız sevinirim .Ya da baska bölümlerde mi paylaşmam gerektigini bilemedim. Yönlendirirseniz sevinirim.
Bu tartışma başlığı, Kanal Bilgileri ana forum başlığı altındaki yine "Kanal Bilgileri" adlı alt forum başlığına uygun görünüyor. Bugün veya yarın tartışmayı o kısma taşıyayım.

"Asal Sayı" adlı tartışma başlığını da oraya (Kanal Bilgileri bölümüne ) taşıyacağım, Pleiades Bilgieriyle ilgili olduğu için.

Yine şu anda "Kasyopya Celseleri (Son Yıllardaki Celseler)" alt forum başlığında bulunan "Ay ve Ay yolculukları" konusu ise sanırım "Olağandışı Olaylar" ana başlığı altındaki "Diğer" alt başlığı altına alınmaya uygun. Onu da oraya taşıyacağım, sizin (memed'in veya herhangi bir diğer forum mensubunun) önereceği başka bir alternatif yoksa.

Tartışma başlıkları yanlışlıkla alakasız forum ana veya alt başlıkları altında açılabiliyor, bu büyük bir sorun teşkil etmez, fark ettiğim veya uyarıldığım zaman uygun bir başlık altına taşıyabilirim (tek tek mesajları değil, yalnızca tüm tartışma başlığını taşıma imkanı var ne yazık ki).

memed

#5
bozadi ; tesekkür ederim ,bundan sonra dikkat edecegim. Sitenin işleyişini yavas yavas öğreniyorum.Benim Notbook um bozuk .Aslında bütün kasyopya celselerinin özeti var fakat dosyaları acamıyorum.Bunu da önce telefonuma sonra mail ile tekrar notbook a ve ordan da buraya kopyalayabildim :)

S: (L) Bu kulağa nasıl geliyorsa öyle. Yaşamlarımız ve deneyimlerimiz tüm diğer etkinliklerle uyum içinde olmadıkça... (A) Hazırladığım son bir sorum var. Böylece, bu iki fiziksel felaket ya da olaya, önümüzdeki kahverengi yıldıza ve kuyruklu yıldız kümesine sahibiz, ancak bu sefer bunun farklı olacağını çünkü bize bu sefer bir düzlem yakınsama eşlik ettiğini söyledi.

A: Evet. Manyetik alan değişimi.

S: (A) Bu düzlemsel yakınsama veya bu manyetik alan değişikliği, bunun alemlerin geçmesi veya geçmesiyle ilgili olması gerekiyor. Bir bölge sınırı.

A: Bölge. "Alemin kökü" nedir?

S: (L) Gerçeklik.

memed

#6
Kahverengi cüceler 1995 yılında tanımlandı.Arastırmalar sonucu ,kütle yetersizliği dolayısıyla yıldızlaşamamıs gökcisimleridir.Yani yıldız sınıfında ama kendine özgü. Kütleleri en az Jupiter'in 50-60 katı ,en fazla da Güneşimizin % 50 si civarı boyutlarıyla yüksek kütleli cisimler.
Fakat en tuhaf tarafı kahverengi cüceler ile karanlık madde ilişkisi .

Evrenin genişleme hızı ya da neden içe çökmedigini hesaplamaya kalktıgınız zaman ,çok anormal dengesiz bir matematik ortaya cıkar.
Galaksilerin ya da evrenin kütlesini hesapladıgınız zaman ortaya ,galaksileri bir arada tutan mutlak baska bir kütle ve enerjiye gerek duyulur.
Kısacası evrenin kütle hesaplamarında % 94 kütle & enerji bulunamamıstır.
Bu enerji ve kütlenin kaynagını bulamadıgımız için bu enerji ve kütleye ,karanlık enerji ve karanlık madde adını verdik .


Varlıgı öncelikle formülasyonlarda ortaya kondu ve sonrasında uzayda aranmaya baslandı. Aramalar sırasında izlenen yol ,ışıgın hiçbir şekilde sapmaması gereken yollarda nedensiz yere sapma gözterdiği yerlerdi.

Aynı kara delikler gibi ,önce varlıgı, matematik olarak Hawking & Penrose çalışmasında kanıtlanıp yıllar sonra varlıgını saptamak gibi oldu.

Karanlık madde oldugu düsünülen uzay bölgeleri,arka planda kalan galaksiler ya da yıldızların ,mercek etkisiyle ışıgın kırılmasına neden olan bölümleriydi.
Olası karanlık madde yıgınlaşmalarının sorumlusunun,kahverengi cüceler ile ilişkili oldugu bazı astronom&fizikçiler tarafından dile getirildi .
Ve sadece samanyolu galaksisinde muhtemelen 25 ila 100 milyar kahverengi cüce olduğunu düşünülüyor.
Galaksilerin harç yapı tası gibi işlev gören bölümleri, yıldızlaşamamıs karanlık yıldızlar ,kahverengi cüceler olmalı.
Kahverengi cücelerin yaydıgı madde salınımlarını ya da heliosferik manyetik yapısını hiç bilmememize karsın, bizim güneşimiz gibi ,normal yıldızlarla etkileşime girdigi de düsünülüyor.Bu etkileşim ,belki bildigimiz sıradan ( - ) ya da ( + ) diye tanımlayabildigimiz elektrik kuvettinin baska bir tezahürü olabilir.

Her yıldızın bir heliosferi vardır.Heliosfer , yıldızın manyetik alan etkisidir.Örneğin bizim güneşimizin heliosferi , plutonun cok uzagına kadar ulasır ve sistem içinde ki tüm gezegenleri , x ya da gama ısını gibi ,uzay rüzgarlarından korur .

Bu dönemde sistemimize giren kahverengi cüce aslında tüm değişimin ana motorudur.Öncelikle karanlık madde hakkında hemen hiç bir şey bilmiyor olmamız nasıl etkilenecegimizi de bilmememize neden oluyor. Çünkü Güneşimiz ile ciddi bir etkileşim içinde oldugu muhakkak.
Bir diğer bildigimiz nokta ise kütle çekim etkisinden dolayı ,Dünya'nın manyetik kutup değişimini baslatacagıdır.

Niburu Marduk oldukça karmasık mitolojik tanımlardır. Fakat Kasyopya bilgileri bize bu yıldızın çok ender sisteme girdigini ,3600 yılda bir gelenin ise kuyruklu yıldız kümesi oldugunu anlatır.Biz bunu Nibiru & Marduk diye öğrenmiştik oysa ki.
Eğer bu yıldız gecmişte ,mitoloji ya da arkeo-astronomi isimlendirmelerinde Nemesis olarak geçiyor olması daha uygundur.

Nemesis ,Güneş'in ikizi olarak dillendirilen bir yıldızdır.Malesef diğer adı ,kıyamet yıldızıdır.Ve çok ender ,belki milyon yılda bir gelen yıldızdır.

Yani konumuz ; karanlık maddelerin insan DNA sı üzerine etkileri ,Güneşimizi nasıl etkileyecegi , manyetik alan değişimi ve ayrıca kütle çekim etkilerinin neler olacagıdır. Örneğin Güneş de x5 sınıfı bir koronal atıma neden olacak mı gibi bir dolu soru da açığa çıkıyor .

memed

#7
Bu da bir gazete haberi :

'''The Sun'ın aktardığına göre NASA nihayet tüm Güneş Sistemi'nin kaderini değiştirebilecek '9. Gezegen'in (Planet 9) varlığını 'kabul etti'.

'9. GEZEGEN'İ GÖRMEZDEN GELİRSEK KARŞIMIZA ÇÖZMEMİZ GEREKEN DAHA FAZLA BULMACA ÇIKIYOR'

'Planet X' olarak da anılan davasa buz gezegeninin Dünya'dan 10 kat daha fazla kütleye sahip olduğu ve Güneş'e Neptün'den 20 kat daha uzak olduğu sanılıyor.'''


Bu arada kasyopya celselerinde ,bu kahverengi cücenin ,pluton -Neptün arasında oldugu ve fazla yaklasmayacagı ifade edilmişti.

https://tr.sputniknews.com/20171016/nasa-gizemli-dokuzuncu-gezegen-1030609308.html

memed

#8
S: (L) Yani kuyruklu yıldız kümesi, Oort bulutundan geçen karanlık yıldızdan mı kaynaklanıyor?
(T) Eh, ille de smashing değil, yerçekiminin bir şeyleri değiştirmesi için yeterince yakın geçmesi ...
(L) Ama "pimlerin içinden geçen bir bowling topu gibi" dediler.
(T) O yıldızın yerçekimi kuyruklu yıldızların sallanmasına neden olacak Her yönden.
(J) Dünya bir iğne gibi mi? Bir bowling pimi? (L) Hayır, Oort Bulutu.

C: Şimdi, İncil kehanetlerinizin çok korkunç bir dönemden nasıl bahsettiğini düşünün, ardından görünür bir normallik yenilemesinin ardından "Son" deyin.

S: (T) Çok erken bir "kuyruklu yıldız" hakkında bilgi edindik . Şimdi bunun ötesine geçiyorsunuz ve bize bu kuyrukluyıldız kümesinin neden olduğu konusunda bir neden veriyorsunuz...

C: Laura, lütfen kehanetlerin tam olarak ne söylediğini netleştirin.

-------------------------------------------------------------------------------


S: (L) Kehanetlerde şöyle söylenir: "O günler kısaltılmazsa et kurtarılmazdı. Ancak, seçmenlerin uğruna, o günler kısaltılacak mı? "Şimdi bana bunun ne anlama geldiğini söyleyebilir misiniz?

A: Henüz değil.

S: (T) Neredeyiz? Bowling pinleri gibi kayan yıldız kuyruklu yıldızlarımız var ...

YANIT: İncil kehanetleriniz, ardından gelen sakin bir terör ve kaos döneminden ve ardından beklenmedik bir şekilde, barış, yenilenme ve refahın sona ermesi gibi görünüyor. Güneşin ikizleri olan kahverengi yıldız, güneş tarafından aydınlatılacak kadar yaklaşacak olsaydı ne olurdu?

S: (T) Aydınlatılacak kadar yakın olsaydı, bariz sonuç SEEN olacağıydı. İnsanlar paniğe kapılır ...

C: Evet.

S: (T) Hükümetler düşecek...

C: Ve terör ve kaos. Ve yine ayrıldığında?

S: (L) Her şey yolunda gözüküyor! Ancak, Oort bulutunun vurulduğunu anlamadılar! Ah şekerim!

A: Peki sonra ne?

S: (L) Tüm bu teröre yol açan ve devam eden Oort bulutu ya da kuyruklu yıldızlar değil, devam edecek olan ışıklı kahverengi yıldızın görülmesi olacak ve sonra kimse görmeyecek. ne geliyor Ve bu, hem İncil hem de Nostradamus'ta konuştu - ama daha önce anlaşılmazdı! Tamam, kuyruklu yıldızların Oort bulutundan buraya gelmesi ne kadar sürer?

C: Kümenin normal tarihe göre daha hızlı hareket ettiğini söyleyelim.

S: (T) Bunun nedeni, güneş büyüklüğünde bir yerçekiminin ardından iyi yolculuk ediyor olmaları ...

C: Daha önce kuyruklu yıldız kümesinden bahsettik ve size bu sefer Dalga'nın sürdüğünü söylemiştik.

S: (L) Dalga, bu kahverengi yıldızın enerjisi mi?

A: Hayır.

S: (L) Dalga Dalgadır. (T) Böylece, karanlık yıldız Oort bulutundan geçecek ve fazla yaklaşması gerekmiyor. Bu kadar yakın olan herhangi bir yıldız ÇOK yakındır. (L) "Tekmelediler" mi ve sonra hareket halindeyken dalgayı yakaladılar mı?

A: Evet. Bu zaman. Kuyrukluyıldız kümesini daha önce antikalıkta geçirmiştin, ama dalga bir süre önce burada kaldı.

S: (L) Bu dalga yerçekimi dalgası mı?

A: İlişkili.

-------------------------------------------

C: Şu anda Güneş sisteminde mevcut olan aynı genel etkilerle kısmen bağlantılı.

S: (L) Peki o genel etkiler nedir?

C: Dışsal ve içsel.

S: (L) Bu pek birşey ifade etmiyor.

(Pierre) Dışsal olan Nemesis mi?

C: Evet

S: (Pierre) İçsel olan insanlığın durumu mu?

C: Evet
----------------------------------

(Pierre) Gezegenin ortasındaki o portal... Aslında biz şöyle düşünüyoruz; gezegen ve iyonosfer küresel bir kapasitör olarak görev görüyor. Sürekli olarak enerji boşaltıyor fakat hiçbir zaman tükenmiyor. Acaba gezegen kendisini bu portal bağlantısı yoluyla mı elektriksel olarak enerjilendiriyor?

C: Kısmen

S: (L) Bence muhtemelen... Bilmiyorum. Bence öyle. Neden kısmen dediniz?
C: Güneş'in ortağını hatırlayın.

S: (L) Elektrikli motor gibi birşey olmalı.

S: (Joe) İkiz yıldızı görecek miyiz?

C: Evet


-----------------------------------

(Ark) Güneşin ikiziyle ilgili 1998 celsesi. İkiz güneşin ne kadar yaklaşacağını sormuştum ve siz de "Mesafe, tanığın yerinin kesişim yörüngesi gibi çeşitli faktörlere bağlı" demiştiniz. Bunun ne anlama geldiğini bilmiyorum. Tanık kim?

C: Dünyadaki siz. En yakın konum sırasında dünya güneşin ters tarafında olabilir.

S: (Ark) Tamam. Tanık benim. Ama mesafenin kesişim gibi diğer faktörlere dayalı olduğunu söylüyorsunuz. Bu faktörler belirli değil mi? En yakın durum sırasında dünyanın nerede olacağı belli değil mi?

C: Güneş sisteminin dış bölümündeki çekimsel faktörler nedeniyle, hayır.

S: (L) Yani bunu hızlandırabilecek veya yavaşlatabilecek şeyler olabilir mi? (Ark) Bunu anlamıyorum, çünkü çekimsel faktörler bellidir. Bizim bilmediğimiz bazı çekimsel faktörler mi var? Karadelikler filan?

C: Dünya biliminin bilmediği cisimler.

S: (Joe) Dev UFO'lar gibi! (Ark) Öyle olmalı...

C: Karanlık...

S: (Ark) Karanlık mı? (Burma Jones) Karanlık madde mi? (Ark) Karanlık madde diye birşey yok. Var mı?

C: Var.

S: (Joe) Şimdi başın dertte! (Ark) Ama bildiğim kadarıyla güneş sisteminin galaksi içindeki yörüngesini tahmin edebiliriz. Galaksi oldukça iyi biliniyor.

C: Açıklanmamış anomaliler var!

S: (Ark) Pekala. Biraz daha ilerledik sayılır. Bazı hesaplamalar yaptım... (L) Neden o anomalilerin neler olduğunu sormuyoruz? (Ark) Çekimsel anomaliler. (L) Neyi kastediyorsun? (Ark) Pioneer'ın yörüngesinde anomali var. Tüm dönen galaksilerde anomaliler var... (L) Ama tüm bunların tahmin edilebilir olduğunu söylemiştin. (Ark) Aşağı yukarı... Yani bunlar küçük anomaliler, büyük değil. Rakamlar hakkında sormak istiyorum. Yıllar önce bu rakamları sorduğumuzda kaçamak yanıt vermiştiniz. Hatta kaçamak cevap vermenizin iyi bir nedeni olduğunu söylemiştiniz. Ben elimden gelen şekilde hesaplamaları yaptım. Verilerimiz sınırlı olduğu için çıkardığımız sonuçlar da alakasız olabilir tabi. Elde ettiğim rakam 26 milyon yıllık bir döngü. Bu yaklaşık olarak doğru mu? (ç.n.: ikiz güneşin bir tam turunun süresi sanırım.)

C: Çok yakın; 28.2 milyon yıl.

S: (Ark) Bir de bu ikiz güneşin kütlesi hakkında soru sormuştum ve "güneşinkinden çok daha düşük" olduğunu söylemiştiniz. Güneşin kütlesinin yarısı olarak kabul ediyorum. Bu yaklaşık olarak doğru mu?

C: 3.4 daha yakın.

S: (Ark) %3 mü?! Yarısı değil mi?? O halde yaklaştığı zaman güneş sisteminde yörünge dengesizliklerine neden olacak demektir.

C: Öyle!

S: (Ark) Hmm.

C: Geçmişte de bunu yaptı. Kayıtları kontrol etmen yeterli.

S: (Joe) Geçmişte güneş sisteminde yörünge dengesizliklerine mi neden oldu? (L) Yani kayıtlara bakıp bunların ne tür dengesizlikler olduğunu bulabilirsin. Jeolojik bir kayıt olabilir, tarihsel bir kayıt olabilir, arkeolojik olabilir vs. (Ark) Bakacağım. Kontrollerim için son bir soru daha. ... Şimdi bu ikili yıldız sistemi... Güneş ve onun ikizi. Bunlar birbirleri etrafında dönüyor. Güneş çok az hareket ediyor, çünkü ağır. Yarı-büy

Plüton mesafesinde olduğunu biliyoruz. Buna dayalı olarak yarı-büyük ekseni hesapladım ve 87.000 astronomik birim yanıtına ulaştım, ki bu da yaklaşık 1.3 ışık yılı yapıyor. Bu 1.3 ışık yılı aşağı yukarı doğru yanıt mı
--------------------------------------------

C: Hayır. Fakat metan global "ısınmaya" katkıda bulunan en önemli unsurlardan biri.

S: (L) Meksika Körfezi'nin okyanus tabanından sızan petrol, kuyu dışında yerlerden de sızıyor mu?

C: Evet ama bu başka yerlerde de oluyor. Hepsi "açılma" fenomeninin parçası.

S: (L) Yani dünyadaki tüm o çukurlar, çatlaklar... Tüm bu açılmalara neden olan şey nedir?

C: Dünyanın dönüşünün yavaşlamasından dolayı kabuk katmanlarının yanlış hizalanışı veya daha ziyade kayması.

S: (L) Peki dönüşün yavaşlamasına neden olan şey nedir?

C: İkiz yıldızın yaklaşmasına ve sistemi "topraklama" eğilimine değinmiştik.

-------------------------------------------

S: (L) Peki manyetik alan değişikliklerini de kapsayan bu içsel gezegen değişikliklerine neden olan şey nedir?

C: Hem kozmik çevredeki değişiklik, hem de iç güneş sistemindeki ve yakınındaki yabancı cisimlerin varlığı. (duraksama) Boyut birleşmesi.

----------------------------------------

S: (L) Walter Cruttenden'in "Lost Star of Myth and Time" (efsanelerin ve zamanın kayıp yıldızı) adlı bir kitabı var ayrıca elimizde. O da Güneş'in bir ikiz yıldızının mevcut olduğunu, Dünya'nın ve Güneş sisteminin, bu ikiz yıldızla birlikte ortak bir çekim merkezi etrafında döndüğü söylüyor. Zodyak presesyonunu (yalpalama hareketini) yaratan nedenin bu yörünge olduğunu söylüyor. Presesyonun, dünyayı da içine alan büyük bir yalpalama olmadığını, galakside son derece düzgün bir rota izlediğini ve presesyona neden olan şeyin, ikiz yıldızı da kapsayan bu ortak çekim merkezi etrafındaki dönüş olduğunu söylüyor. Bu yazar zodyağın presesyonuyla ilgili teorisinde gerçeğe yakın mı?

C: Kesinlikle!

S: (L) İlginç bazı etkilere değiniyor. Öncelikle Dünya'nın dönüş hızının kaydı konusundan bahsediyor. Çok hassas bir gösterime sahip sabit bir teleskopları varmış ve bu teleskop son derece hassas ve doğru olan bir tür süper zaman ölçüm cihazına bağlıymış. Sirius'u sabit bir nokta alarak Dünya'nın tam olarak ne kadar sürede döndüğünü araştırmışlar. Sirius B'nin (Sirius'un cüce ikizi) Sirius A'yı tutulumladığı sürecin, Dünya'nın dönüşünü yavaşlattığını bulmuşlar. Ölçümleri bunu göstermiş. Kesin süreyi yanlış hatırlıyor olabilirim ama Sirius A'nın Sirius B tarafından tutulduğu iki haftalık süre içinde Dünya'nın dönüşünün yavaşladığını söylüyorlar. Yazar Sirius'un bize doğru yaklaşıyor gibi görünmesine de dayanarak, Sirius'un bizim güneşimizin ikizi olduğu şeklinde bir teori öne sürüyor. Bu teori doğru mu?

C: Güneş'in ikizi değil; ama kendi küçük kardeşinizle ilgili ipuçları için o yöne bakın.

S: (L) Bu yazarın iddia ettiği gibi Güneş sistemi ikizine yaklaştığında bunun psişik bir etkisi olacak mı?

C: Evet. Yaklaşışını hissediyorsunuz zaten

S: (L) James McCanney'e göre bu son Güneş döngüsü yani solar maksimum o kadar uzun sürmüş, o kadar yoğunmuş ki, solar kapasitöre gerçekten büyük birşeyin girmiş olduğunun bir kanıtıymış bu. Ve eğer durum buysa, muhtemelen Güneş ile ikizi arasında bir akım söz konusu ve bir noktada Dünya, belki Ay ve diğer astronomik cisimler bu iki yıldız arasındaki akımın içinden geçebilir ve bu biraz sorunlu olabilir!

C: Gerçekten de! Ve bu zaten oluyor. Tüm dünyadaki kanıtları görmüyor musunuz? (ç.n. doğal afetlerdeki artış kastediliyor herhalde)

---

S: (L) McCanney Dünya'nın o tür bir akıma maruz kalması durumunda kometimsi bir hale geldiğini ve 'kirlenme olaylarını' kendine çektiğini, yani dış uzaydan her tür toz ve maddeyi kendine çektiğini, hatta bu yüzden dünyadaki su hacminin de arttığını söylüyor. Eğer gerçekten böyle birşey varsa, komet tozu bulutlarından geçiyor olalım veya olmayalım dış atmosferdeki toz yükünü kendimize çekebiliriz. Garip

bulutlar, uzun süreli contrail'ler, aşırı soğuma... tüm bunlar tam da McCanney'in tanımladığı etkiler olabilir. Bu elektriksel katmanların atmosferik etkileri de olabilir. Çünkü bu yazar akımların ve akım katmanlarının farklı türleri olduğunu söylüyor. Gezegenin elektromanyetik alanının nasıl işlediğiyle ilgili beş katmanlı bir modeli var ve El Nino'nun, depremlerin, fırtınaların, Jet Stream değişikliklerinin, bu tip başka pek çok şeyin nedeninin bu elektriksel fenomenler olduğunu söylüyor. Kasırgaları yaratan ve yönlendiren şeyin su sıcaklığı değil Güneş'ten gelen elektrik olduğunu söylüyor. Çünkü eğer bu durum suyun sıcaklığıyla ilgili olsaydı, bir kasırga gelip tüm sıcaklığı emdikten sonra belirli bir süre boyunca başka kasırgaların meydana gelmesi imkansız olurdu. Ama kasırgalar çok sık görülebiliyor. Kasırga peşine kasırga meydana gelebiliyor. McCanney bu teoride gerçeğe yakın mı?

C: Bahse girebilirsin!

-----------------------------------------

S: (Ark) Güneş sisteminin ekseni presesyon/yalpalama yapıyor mu?

C: Bir fark yaratacak kadar değil. Ama Galaksi yapıyor!

(Galaksi ve Güneş Sistemi hakkında tartışma)

S: (Ark) Yani ikiz güneş ekliptik düzleminde?

C: Evet. Kapasitörün bir kısmı.

S: (Ark) Temel olarak iki çekim teorisi var. Bir tanesi düz, normal uzaya ve mükemmel geometrideki bir zamana dayalı. Ve çekim bir tür alan olarak, yani mekanın arkaplanı olarak düşünülüyor. Bu teori yaygın olarak kabul edilen teori değil. Einstein'a karşı olan garip insanlara göre bir teori. Einstein'ın teorisine göre ise hiçbir şeyi bozmayan, güzel bir arkaplan şeklindeki bir çekim olamaz. Ama bu Einstein teorisi atalet gibi şeylerle açıklanamıyor. Dolayısıyla sorum şu: Hangisi daha iyi bir yaklaşım? Einstein'a karşı olanlarınki mi, yoksa Einstein taraftarlarınınki mi?

C: Einstein yanıldı... Birden fazla defa.

S: (Ark) Çok uzun zaman önce manyetik tekkutuplardan bahsetmiştik ve siz de bunların var olduğuna dair bir onaylama sunmuştunuz ama bu konunun derinliklerine inmemiştik. Manyetik tekkutupların hızlarıyla ilgili üç teori var. Birincisi, ışıktan yavaş olduklarını, ikincisi ışık hızında olduklarını, üçüncüsü ise ışıktan hızlı olduklarını söylüyor. Hangisi doğru?

C: 3.

-----------------------------------------------------------------------------------

C: Atmosferik yoğunluktaki ve sıcaklıktaki değişim ve ayrıca toz yüklenmesi. Ama gezegenin dönüşünün ve yörüngesinin de değişmekt

S: (L) Bu değişime neden olan şey nedir?

C: İkiz yıldızın yaklaşması.

-------------------------------------------

S: (L) Tüm bu olaylara neden olan başlıca şey bu mu? Pek çok elektriksel fenomen var gibi görünüyor. Sürekli bunun suçunu güneşe atıyorlar. Ama bir solar maksimuma göre düşünülecek olursa güneş şu anda o kadar da etkin sayılmaz. Daha önceki solar maksimumlarla karşılaştırıldığında yani. Küçük güneş patlamalarını çok büyütüyorlar, sanki çok sıradışı birşeymiş gibi. Geçmişteki güneş döngüleriyle karşılaştırıldığında bunlar çok küçük ve önemsiz olaylar. Ama şu anda birşey güneş sisteminde önemli bir akım yaratıyor gibi görünüyor. Buna neden olan şey ikiz yıldızın yaklaşması mı?

C: Evet.

S: (Ark) Neden astronomlar gezegen yörüngelerindeki bu değişiklikleri algılamıyorlar?

C: McCanney'in iyi bir açıklaması var. Bilimin diğer dallarındaki "tesadüfi" evrim fikriyle benzer nedenler.

S: (L) Peki bunu yapmalarının nedeni nedir?

C: Kontrol gereksinimi veya kontrol ilüzyonu. Yavaş ve emin, bilmiyor musun?!?

S: ...(A) Benim sorduğum şey, astronomların neden bu değişiklikleri görmedikleri... Bu soruya yanıt verilmedi. (Burma Jones) Sanırım McCanney NASA'nın bunu gizlediğini söylüyor. (Ark) Ama sadece NASA değil. Muhtemelen binlerce gözlem evi var. Amatör astronomlar var. (L) Sorunu o şekilde sormadın. (A) O şekilde sordum... (Burma Jones) Amatör astronomlar bunu görmüş olmalı. (Ark) Birileri görmüş olmalı ve binlerce amatör var. (L) Ben sorunu öyle anlamadım. (Ark) Bir soru daha sorayım: Neden binlerce uzman ve amatör astronom gezegenlerin yörüngesinin değişmekte olduğunu görmüyor?

C: Bu değişiklikler çok küçük ölçekli ama yine de önemli. Bu ölçümü yapabilecek araçlar sıkı bir kontrol altında.

S: (Psyche) Evet, bir de kuyruk var. (Andromeda) Elenin hakkında başka birşey? (Perceval) Bekleyip görmemiz mi gerekecek? (Psyche) Kara Veba'nın bir dönüşünü mü göreceğiz

-----------------------------------------

S: (L) Pekala. Bir asteroitin önümüzdeki yıl Şubat ayında dünyaya çarpmasının muhtemel olduğu ile ilgili makalelerin yayınlanma amacı nedir?

C: Kontrol sisteminin bu yönünü geçmişte iyi değerlendirdiniz.

S: (L) Bununla ilgili ne söylemiştik? İnsanlar üzerinde daha fazla kontrol uygulayabilmek için insanları "dünyanın sonu" çılgınlığına sürüklemeye çalışıyorlar. Bu mu?

C: Evet.

S: (L) "2012 – Dünyanın Sonu" konusu da bununla mı ilgili? İnsanları dünyanın sonu gelmiş gibi davranmaya sevk edip otoritelerin "Hepiniz çıldırıyorsunuz. Sizi sizden korumamız gerekiyor! Bunu yapacağız ve bu yüzden herkesi içeri tıkacağız!" demesini sağlamaya çalışıyorlar.

C: Evet.

------------------------------------

Evet. Kolay olacak. Kimsenin açıklayamadığı çok yüksek enerjili kozmik ışınların kaynağı nedir? Bunlar imkansız gibi ve dünyaya o kadar yüksek enerjiyle geliyorlar ki insanlar bunlar için bir kaynak bile uyduramıyor.

C: Boyutlararası, yani karanlık madde

--------------------------------------

S: (Belibaste) Dumanın elektrik yükü yaklaşan cismin yükünden daha negatif mi?

C: Evet

S: (Belibaste) Oo, bu çok ilginç gerçekten. On bir yıllık güneş döngüsünün temel nedeni nedir?

C: İkiz güneşin geçişlerinden kaynaklı yankılaşımlar.

S: (Perceval) Güneşin ikizi her on bir yılda bir mi geçiyor?

C: Rezonans.

S: (L) Her on bir yılda geçmiyor. Her geçtiğinde bir tür rezonans yaratıyor. (Belibaste) İkiz güneşten bahsetmişken, şu anda dünyaya ne kadar uzak? (Ailen) Açık!

C: Açık!

S: (Andromeda) Eğer jeomanyetik bir kutup değişimi olursa, bu durum "Magnetic Reversal" adlı kitaptaki adamın bahsettiği gibi büyük patlamalara neden olabilir mi?

C: Olabilir.

S: (Andromeda) Yani bu bahsedilen jeomanyetik kutup yer değiştirmesi olayını yaşarsak, ki bu daha önce defalarca oldu diye kabul ediliyor, bu durum insanlarda ve diğer canlılarda mutasyonlara neden olabilir mi?

C: Olabilir.

-------------------------------------------
Nemesis'in boyutuyla ilgili bir soru sormuştuk ve kütlesinin güneşin kütlesinin 0.56'sı olduğunu öğrenmiştik.

(Andromeda) Güneşin yarısı.

(L) Şu anda son derece aktif olması beklenen güneşteki aşırı sessizlikle herhangi bir ilgisi var mı bunun? Güneş faaliyetlerinin maksimumda olması gerekiyordu şu anda ama güneş diski birkaç gündür tamamen hareketsiz.

C: Evet, söylediğimiz gibi, sistem topraklanıyor.

S: (L) Güneş sistemi mi topraklanıyor yani?

C: Evet.

S: (Alana) Bu tür şeyler daha fazla mı meydana gelecek?

(Perceval) Evet, öyle dediler: "Gelecekte gezegen genelinde bu tür daha fazla olay bekleyin."

-------------------------------
(Alada) Bir elektromanyetik fırtına gibi birşey meydana geldi ama buna neden olabilecek bir güneş patlaması veya plazma salımı yoktu. Ama dünyanın kalkanında bir zayıflama vardı. Dünyanın kalkanındaki bu ani zayıflamaya neden olan neydi?

C: Güneş ile ikiz yıldız arasındaki enerji tırmanışı. Bu durum dünyaya doğru olan elektrik akışını azalttı ve dolayısıyla alanı zayıflatıp kozmik ışın akışını artırdı.

S: (Alada) Peki insanları zayıflatan, örneğin bu virüs faaliyetine karşı bizi zayıflatan benzer bir etki yapıyor mu bu durum?

C: Oo, evet!!!

---------------------------------------

Tgur

#9
Sevgili kardeşim "ikiz güneş" konusunu bazı dostlarla beraber biraz incelemiştik ,her ne kadar bu kabil davranışı terk etmek istesem de faydalı olacağını umuyorum ,çalışmalara yardım maksadı ile ,

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=25668

memed

#10
Alıntı yapılan: Tgur - 12 Kasım 2021, 15:24:11 Sevgili kardeşim "ikiz güneş" konusunu bazı dostlarla beraber biraz incelemiştik ,her ne kadar bu kabil davranışı terk etmek istesem de faydalı olacağını umuyorum ,çalışmalara yardım maksadı ile ,

https://www.baskalarinahizmet.com/index.php?msg=25668

-----------------------------------

Çok teşekkür ederim. Cok güzel özetlenmiş .