Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sirera

#375
Alıntı Yap
S: (T) Bir evrenin içindesin, ve "yeni bir Evren yaratmak istiyorum" diyorsun. Yeni evreni yaratıyorsun ve ona geçiyorsun ve önceki evrenini de birlikte getiriyorsun. Bu gerçekliklerin birleşmesi oluyor. Ama yeni evrene taşındığın zaman önceki evren kendi başına devam ediyor. Yeni evrene eski evrenin kalıbını getiriyorsun ve yarattığın yeni evrenin bir parçası olduğunda artık eskisinden geriye hiçbir şey kalmıyor. Eski evren oradaki herkesle birlikte kendi yoluna devam ediyor. (L) Bu doğru mu?
C: Gibi. Hatırlayın, kişi her tür alternatif olasılık yaratabilir.

S: (L) Yani yeni bir "geçmişi" olan yeni bir evren bile yaratabilirsin, öyle mi?
C: Evet.

S: (L) Yani bu şekilde her ikisi de oluyor ve herşeyi değiştirebiliyorsun?
C: Birleştiği zaman ilki hiç varolmamış olur.

S: (T) Yeni evreni yaratan kişi için. Ama önceki evren, o evrende bulunan herkes için gerçek olmaya devam ediyor.
C: Yakın.

S: (L) Yani yeni evreni yaratan kişi için ilki hiç varolmamış gibi oluyor, fakat eski evrenden memnun olanlar ve orada kalanlar için herşey olduğu gibi devam ediyor...
C: 3'üncü yoğunluk zihinsel sınırlanmalarınız bu alandaki kavrayışınızın kapsamını daraltıyor.

S: (L) Eğer mevcut evreni sevmediğine karar verirsen ve yeni bir evrenin nasıl yaratılacağını büyük bir arzuyla öğrenmek istersen ve bunu yaparsan, temel olarak bunu yaptığını bile unutuyor musun? Ve neden yaptığını? Ve diğer evreni unutuyor musun?
C: İstersen.

S: (L) Yani unutabilirsin de unutmayabilirsin de... (T) Demin söylediğin şey üzerinden gidecek olursak: "mutsuz bir evren" demek içinde bulunduğun evreni mutsuz olarak algılıyorsun demek. Öğreniş bakımından mutsuz bir durumdasın ve yeni bir evren yaratarak etrafındaki evreni değiştirmek istiyorsun ve aslında buradaki sorun evren değil sensin.
C: Uzaklaşıyorsun.

S: (L) Bir evrenin içinde bulunuyorsun ve orada bir nedenle bulunuyorsun... (T) Dersler almak için oradasın... Öğrenmeyi seçtiğin dersleri öğrenmek istemediğin için evreni değiştirmek... (L) Ya da seçtiğin dersleri öğrendin ve o nedenle de evreni DEĞİŞTİREBİLİYORSUN... (T) Öğrendiğin zaman otomatik olarak ilerliyorsun, evreni değiştirmek zorunda değilsin. Evren kendi kendine değişiyor.
C: Deja vu 4'üncü yoğunluk KH'den kaynaklanıyor.

S: (L) Deja vu evrenin değiştirilmesinin hissedilmesinin bir sonucu mu?
C: Ya da... gerçeklik köprülemesinin bir hissedilişi.

S: (T) Yeni evrene geçerken eski evrende kalan birşeyin oluyor mu?
C: Hayır.

S: (L) Gerçeklik köprülemesi nedir?
C: Ne gibi görünüyor?

S: (L) Evrenlerin birleşmesi gibi birşey mi? (T) Köprü iki şey arasına koyduğun birşey...
C: Sınırlandırıyorsunuz, kelimelerin kullanılmadığı 4'üncü yoğunluğu bekleyin!

S: (L) Deja vu başka bir gerçeklikten bizim gerçekliğimize birşeyin gelmesinden mi kaynaklanıyor?
C: Bir olasılık.

S: (T) Bundan bahsetmemiş miydik? Diğer boyutlardan sızıntılar...
C: Evet.

Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#376
hmm... dejavu'nun olası anlamıyla ilgili bazı bilgilerin geçtiği bir celseden alıntı yapmışsın.

ve burada "dejavu" ile "gerçeklik köprülemesi" aynı anlamda gibi görünüyor ama ben "gerçeklik köprülemesinin" farklı ve pozitif varyasyonları olabileceğini düşünüyorum. dediğim gibi bunu biraz daha araştıracağım.

dejavunun doğrudan 4 kh faaliyetleriyle ilişkilendirilmesi ilginç değil mi? ve yine bu son çevrilen celsede Laura'nın matrix filmiyle ilgili atıfta bulunduğu "kara kedinin aynı yerden iki kez geçmesi" olayı da bir "deja vu" gibi tanımlanmıştı filmde ve negatif varlıkların müdahalesiyle ilgili olduğu anlaşılmıştı. ilginç değil mi?

gerçeklik köprülemesinin bu negatif anlamıyla ilgili konuşulabilecek pek çok olasık var.

bozadi

#377
ve buradaki negatif anlamıyla "gerçeklik köprülemesi", negatif varlıkların "geçmişi (ve böylece geleceği) değiştirme" faaliyetleri/çabaları ve bu amaçla "paralel/alternatif evrenler" yaratımı/kullanımı gibi kavramlarla doğrudan bağlantıları var gibi görünüyor.

bozadi

#378
tabi bunları gözümüzde çok büyütmemek lazım. hayatımızda kimbilir kaç kere yaşamışızdır belki bilinçli olarak farkında bile olmadan. eğlenceli bir şekilde ele almak gerek. hepimiz tanrının ta kendisiyiz nihai olarak. tanrı (7. yoğunluk haliyle) 4kh'den korkuyor mu? hayır. tanrı niye korkmuyorsa, ben de aynı nedenle hiçbir şeyden korkmamayı tercih ederim, o yöne giderim. eğlenceli-öğrenceli yaklaşmak gerek konulara. tabi öğrenim pek çok zaman ciddiyet de gerektiriyor ve nagatif yönlerimiz bazı şeyleri zor-sıkıntılı-sürümcemeli bir şekilde öğrenmemize neden olabiliyor ama nihai olarak korkulacak birşey yok.

sirera

#379
Kendinizi izlemeye başladığınızda hatırlama anları o kadar ilginç ki. Bazen konuşurken bir taraftan hatırlamaya başlıyorsunuz bir paralellik kuruluyor ve o anda bunu daha önce yaşamıştım hissi o kadar güçlü ki hatırladığınızı unutma etkisi çok güçlü olabiliyor. Böyle günlerde donanımlarda arıza olabildiği hatta telefonun çaldığı da oluyor. Telefon çalıyor fakat arayan yok (sabit telefonumuzda arayan numaralar görünüyor)Geçenlerde şöyle oldu. Cep telefonumla konuşuyordum ve yardım etmek üzerine aşırı bir isteğin olduğunu farkettim bunu gördüğümde olanı olduğu gibi kabul etmek niyetiyle dinlemeye devam ettim. Bu sırada sabit telefon çaldı, yetişemedim. Arayan numaraya bakmaya yöneldiğimde dejavu başladı, olanları yaşamıştım gibi. Arayan numarayı aradım. Hasta bir hanım açtı telefonu. Arama yapmadığını, arayacak herhani bir kimsenin olmadığını söyledi. Bunun üzerine normalde onun için birşey yapıp yapamayacağımı sorardım, sesi hasta ve yorgundu. Durdum, geçmiş olsun dedim ve telefonu kapadım. Hatırladığım yalan yardım isteği üzerine olan hatırlamamla oluşan fikrimden tek eser kalmamıştı.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#380
Bu sayfadaki yazıları görmemişim. Korkulacak yanlar değil ancak dejavu durumlarında kendini bırakıp vaaay bee ne güzel diyip arkana yaslanmamak lazım sanırım. Önemli durumlar kendini hatırlamayla ilgili sanırım. Dejavu için iç oktavların dış oktavlarla ilişkisinde farkedilen ancak tanımlanamayan bir durum mu acaba sorusunu getirdi.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

bozadi

#381
evet, bence de bu tür deneyimlerde "aa ne güzel, sıradışı deneyim yaşadım, mutlaka çok pozitif bir anlamı var" gözüyle bakmamak gerek otomatik olarak. negatif varlıklar da "sıradışı" şeylerle çok yakından ilişkililer, belki pozitif varlıklardan daha da fazla hem de.

tabi yine mümkün olduğunca korkmama gereksinimini hatırlamak gerek.

telefon deneyimin çok ilginç gerçekten sevgili sirera. benzer deneyimler yaşadın mı daha önce?

ben telefonla ilgili bir deneyim hatırlamıyorum. aslında başka herhangi belirli bir deneyim de aklıma gelmiyor paralel olarak, ama sezgilerim bu tür şeyleri belki de azımsanamayacak bir sıklıkla yaşadığımı, ama hem olayın stresi yüzünden, hem de bizzat negatif programlama etkisiyle bu tür olayları yeterince hatırlayamadığımı ve alzaymır moduna giriyor olabileceğimi söylüyor. tabi bu tür olayları her durumda mutlaka da negatif müdahalelerle ilişkilendirmemek lazım ama yani negatiflerin bizimle daha fazla uğraştığına da şüphe yok.

deja vu'da ve bununla ilişkili gerçeklik köprülemesinde, negatif varlıkların bizlerin algılarını/bilgilerini/kabullerini/inançlarını negatife saptırmak için, bunlarla ilgili alternatif senaryolar yaratıp o senaryoları bize gerçekmiş (kendi düşüncemiz/anımız/algımız/inancımızmış) gibi benimsetme çabası var sanırım. yani alternatif senaryoları köprülemeye çalışıyorlar bilincimize. dikkatsizlik yapıp bu imajları yuttuğumuzda, bi gol yemiş oluyoruz gibime geliyor.

yarın bununla ilgili düşüncelerimi daha ayrıntılı tanımlamaya çalışacağım.

Tgur

#382
Benim bu son kıymetli izahlarınız sonunda (aktarılan işaretli celseler de dahil) Dejavu konusunda
zıhnimde şöyle bir izah balonu oluştu,
Dejavu nun 4 kh faaliyeti olduğu söylendiği ışığı altında ,
Yaşanılanın tümünü bir plak üzerinde döşendiğini düşünelim ,dikkatimiz de bu plağı çalan iğne olsun,
başka yaşam evrenleri yaratmak  üzere yola koyulmuşsanız ve onlara kendinizi adapte edip "gerçeklik köprülemesini" gelişmeye yönelttiğinizde (plağın süregelen yolunda giderken)sizi yoldan alıkoymak üzerine çalışan kh nin etkisi ile iğne, bir bölümde takılı kalıyor.

Bozadi nin de en son yorumunda belirttiği gibi ,takınılan bu gerçeklikte tutulup kalmak.

Farkındalık yolunda giderken kafa karıştıran bir olgu.

bozadi

#383
yine celselerde geçmişti, "einstein sadece geleceğin değil, geçmişin de değiştirildiğini öğrenince başına bir ton tuğla düşmüş gibi oldu" gibisinden birşey geçmişti. bu çok dikkatimi çekmişti. yani geçmişin değiştirilebilmesi meselesi.

geçmiş ve gelecek diye birşeyin gerçek bir varlığının olmaması meselesi var. varoluştaki "toplam zamanın" "sıfır" olduğu vurgulanmıştı. yani varoluşun zamanı yok gibi birşey. bir sabitlik var ve o sabitlik içinde nispi devinimler var ama o devinimler o sabitlik küresinden lineer bir şekilde uzayıp gitmiyor bir yerlere, aynı kürenin içinde kıvrılıyor. bizim anladığımız şekilde bir zaman yok. çünkü biz zamanı lineer algılıyoruz, varoluş küresinden iki zıt yöne uzayıp gidiyor gibi algılıyoruz. ama öyle birşey olmadığı söyleniyor. zaman sadece bir ilüzyon. aşmamız gereken bir ilüzyon.

zaman algısı sadece deneyim kazanmak için yaratılan ilüzyonların çeşitli kademelerinde bizzat o kademelerdeki medeniyetlerin üyeleri tarafından yaratılıyor ve giderek son derece gerçeklik kazanıyor ama varoluşun bütünü açısından bakıldığında tamamen uydurulmuş birşey aslında her türlü zaman kavramı. 7. yoğunlukta saat/takvim yok gibi görünüyor. muhtemelen 5'ten itibaren yok.

geçmiş ve gelecek "sonsuz şimdi" diyebileceğimiz bir süredurum içinde mevcut yalnızca. bağımsız birer varlıkları yok.

bizim geçmiş diye algıladığımız şeyler de aslında sonsuz şimdinin parçası. ve ne şekilde hatırlıyorsak, o şekilde etkileşiyoruz o geçmiş imgeleriyle. hatırlama da o geçmişi şu anın bir parçası kılıyor / öyle olduğunu gösteriyor. henüz tamamlanmamış derslerle ilgili herhalde geçmiş diye hatırladığımız şeylerin çoğu.

hatırladığımız herşey şu anki deneyimimizin bir parçası aslında.

bizim geçmiş/gelecek algımız ve bununla ilgili problemli duygu/düşüncelerimiz, deneyimimize bütüncül bir şekilde bakamıyor olmamızla yakından ilgili. korkuyoruz çünkü, varoluşsal bir korku. herşeyin nasıl bir bütünün parçası olduğunu algılamaya, ona inanmaya, güvenmeye, onu tanımaya başladıkça, geçmişimiz ve geleceğimiz diye algıladığımız şeylere kafayı takmayı bırakacağız büyük ölçüde. tanrıyla bir olmak, aynı olmak, tanrı olmak, tanrının gözüyle bakmak, ne geçmiş bırakıyor, ne gelecek, ne şu, ne bu. huzurlu ve sürekli bir saygı-sevgi-coşku. geçmiş, gelecek, olaylar, durumlar, kişiler, herşey sadece bir ilüzyon. bu ilüzyon nihai olarak "kötü" değil, bizim için, biz yarattık. etkileşim olsun, kendimizi tanıyalım diye. geçmişi, geleceği biz yarattık. herşeyi biz yarattık.

ama bizden başka oyuncular da var yine tanrının birer parçası olan. bizimle ilgilenen 4. seviye negatif varlıkları, bizim nihai gerçeklerin farkına varmamızı istemiyorlar doğal olarak. aslında kendileri de o nihai gerçeği ve gerçekleri bilmiyorlar veya ona çarpık şekillerde bakıyorlar ve bizim onlardan daha geniş açılı bir şekilde bu gerçeklere açılmamızı istemiyorlar.

bizim medeniyet birimimizde, 3. yoğunluk dünya hayatı sürecinde, geçmiş dediğimiz, ilgi alanımıza giren, aslında şu anın parçası olan şeylerle ilgili farkındalıklarımızı kendi işlerine gelecek şekilde çarpıtmaya çalışıyorlar.

paralel evren denen şeyler yaratıyorlar geçici olarak ve orada bizimle ilgili geliştirdikleri "resimleri" (imajlar/algılar/bilgiler/kabuller/inançlar) bizim gerçekliğimizle köprülemeye çalışıyorlar. yani "dosyamızda değişiklik yapıp kaydetmeye" çalışıyorlar. ama bu ancak bizim irademizden onay bulması ölçüsünde gerçekleşebiliyor. çünkü özgür irade varoluşun olmazsa olmazı. eğer bizim deneyimimiz birşeye dönüştürülmeye çalışılıyorsa, bu ancak bizim onayımızla olur.

negatifliklerimiz, farkındalık ve bilgilenme konusundaki ataletimiz, hem kitlesel hem de bireysel olarak, bilinç dosyalarımıza yapılan müdaheleleri etkin bir şekilde takip edip, gerekli yanıtların etkili şekilde verilmesini zorlaştırıyor olabilir. hiç kimse bizim gerçekliğimizi bizim haberimiz ve iznimiz olmadan değiştiremez. ve gerçekliğimizin en olumsuz nitelikteki yönlerinde, "bir şekilde" izin verdiğimiz negatif çarpıtmaların payı büyük olabilir belki de.

bu tür müdahalelerde bulunmak için elbette zayıf anlarımızı, zayıf yönlerimizi ve ilgili kritik kavşakları kolluyorlar ve uygun zaman/mekan aralığında kendimizle, varoluşumuzla, deneyimimizle ilgili sahip olduğumuz algı/fikir/inanç/kabullerin alternatiflerini bilincimize sunuyorlar ve kabullenmemiz için çaba harcıyorlar. elbette bir anda çok büyük miktarda değişiklik yapmaya kalkışamazlar, bu bizim fazlasıyla dikkatimizi çekecek ve bizi "uyandırma" riski yaratacaktır. ayrıca önerdikleri değişiklikleri çoğu durumda kendilerini göstererek sunmuyorlar, doğal bir deneyimmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. kendilerini gizliyorlar. bilincimize "reklam etmeyi" başardıkları şeyleri, sanki kendi doğal arzumuz, isteğimiz, arayışımız, inancımızmış gibi bir formatta sunuyorlar doğal olarak.

kendimizle çeliştiğimiz, kendimizin lehine olmayan şeyler düşündüğümüz, planladığımız, uyguladığımızda, mutlaka negatif müdahalelerin payları vardır bunlarda. ama ne kadar bilincine varabiliyoruz.

ayrıca şurası da ilginç ki, her ne haldeysek, "bize reklam yapmayın, istemiyoruz" bile diyemiyoruz, demiyoruz. yapıyorlar, yapabiliyorlar, buna izin veren bir yaşam/deneyim biçimimiz var çünkü. üstelik de beynimizde dolaşan imgelerin hangilerinin (ve ne şekilde) negatif kökenli bir reklam/manipülasyon, hangilerinin daha sağlıklı, doğal, pozitif nitelikli şeyler olduğunu veya neyin kendimizden, neyin dışarıdan geldiğini ayırt etme konusunda pek çok zaman çok ideal bir durumda değiliz gibi görünüyor.

güzel tarafı da şu ki, bir şekilde dayanışarak varoluş deneyimimize giderek sahip çıkıyoruz bence.

bozadi

#384
sevgili Tgur mesajınızı yeni fark ettim, şimdi okuyacağım.

bozadi

#385
plak ve iğne benzetmesi de çok açıklayıcı yönlere sahip iyi bir örnek bence.

bozadi

#386
"alternatif evren" derken, mutlaka bizim evrenimiz kadar büyük, kompleks, hem fiziksel hem eterik ve mükemmel dengede olması falan gerekmiyor. alternatif evrenden kasıt, yasalarını şu veya bu şekilde ve  oranda sizin belirlediğiniz herhangi bir "alan/boyuttur." orijinal/yeni bir düşünce bile kendi çapında alternatif bir evrendir. bir çocuğun oyuncaklarıyla kurduğu ve kendine özgü değerler, duygular, deneyimler, kurallar, yasalar atfettiği dünya, belki azımsanamayacak oranda alternatif bir evrendir. yaratılan yeni bir boyut üzerinden, "diğer" boyutlardaki deneyimlerimizi şekillendirmemiz mümkündür. işte boyutlar arası bu gerçeklik aktarımına/yansıtımına "gerçeklik köprülemesi" denebilir bence.

insan bir kitap okurken, özellikle de kurgu (fiction) denen, bilinçli olarak şu veya bu ölçüde hayalgücü ürünü olarak yazılmış kitaplarda, alternatif bir evren deneyimlemektedir "bir ölçüde." veya bir filmde, bir müzikte vs. alternatif gerçeklikler, alternatif yasalar, başka boyutların arayışı.

"gerçeklik yaratımı" kavramıyla çok yakından ilgisi var bunun.

televizyon veya genel olarak medya vs'yle ilgili problematik yönlerden biri, alternatif gerçeklik yaratımı yetimizi köreltmek için "durun, siz birşey yaratmayın, biz sizin için herşeyi yaratırız, her türlü seçeneği sunarız, sizin birşey yaratmak için yorulmanıza gerek yok, bırakın biz sizin için yaratalım, bakın diğer herkes de öyle yapıyor!" gibisinden bir durum söz konusu sanırım.

bunun, tüm sorunlarımızın çözümlerini "yaratma" konusunda bizi ne kadar zayıflattığını düşünebiliyor musunuz?

bozadi

#387
tabi bizim medeniyetimiz içinde bizim için yaratılan/sunulan herşeyin negatif kökenli veya negatif etkili olduğunu iddia etmiyorum kesinlikle. bazıları yaratıcılığımızı geliştirirken bazıları köreltebilir. bazıları geliştiriyor gibi görünüp giderek köreltirken, bazıları köreltiyor gibi görünüp giderek geliştirebilir. şu veya bu ölçüde bilinçli karışımları da unutmamak gerek.

sabır, gözlem, sezgi, farkındalığı arttırma yoluyla ayırt edebiliriz bunları.

sirera

#388
Her ne kadar saldırı olsa da adı sonuç olarak hepsi ilahi iradenin-yaratanın hükmü ile var. Yazgı dediğimiz-zaman dediğimiz değiştirilmesi olası bir durum-yanılsama olduğunu bilen olanlar yolunda minik adımlar atan bizler tüm olanla bir bu iradeyi yudumluyorsak o halde birbirimiz için en yüksek irade ile en yüksek hayır ile var oluşumuzun her anının keyfine onunla varabiliriz. Burada paylaşılanların bu konuda önemi büyük. İlahi irade ile bir olduğumuzun delilini ise zihnimizde oluşturduğumuz düşüncelerin-inancımızın yaşam alanlarımızda bize sunulması. Hatırlama konusunda ne kadar berbat durumda olduğumuz ortada. Bir olasılığı düşünürken birkaç olası durum da var. Bilimsel düşünce ile ilgilenen benliğiniz nöronlarınızın grift yapısından bahsederken, içinizden bir ses o griftleri takip et-isimlendir der diğeri griftlerin de bir yanılsama olabileceğinden- bütünsel bakmanın bu olmadığından bahseder. Bir taraftaki benliğiniz size negatif olarak gördüğünüz sosyal-ekonomik senaryoların durumunu izah eder o anda içinizi hırs ve üzüntü kaplar. Sözcüklere döktüğünüzde kirlenmeye müsaittir, kendinize de başkalarına da zarar verebilirsiniz. 15 senedir ra bilgilerini zaman zaman alır elime okurum. İlk okuduğumdan bu yana şundan eminim ki bu konular sözcüklerle anlatıldığında yoğun bir kirlenmeye müsait. Ve her okuduğumda hiç okumamış gibi olunmasını da tuhafsıyorum. Bir süre önecesine gidip aynı zamana geri dönsem yine aynı durumla karşılacağımı sanıryorum. Hiç yaşamamış gibi yaşamak. Yoğun bir alzheimer durumu elbette bu aşılabilirliğinin mümkün olduğunu biliyorum, bu yönde çaba sarfedenlerin durumlarının kolay olmadığını da.
Ra bilgilerinde kh ve bh ile ortak olan iradenin kullanılması ile ilgili ortak yaklaşımlar olarak,
kişilik disiplini, benlik bilgisi, iradesine hakim olarak güçlendirmek olarak tanımlanmış.
Bh seçimi yapan iradelerde kendini kabul etmek, bağışlamak ve iradeyi yönlendirmek vardır ki bh olarak tekamül etmek isteyen irade için bunun, birlikte yaratan olmamızdan kaynaklanan bir güç olduğu ve bu gücün başkalarına hizmet için kullanılmasının gerekliliğinden bahseder. Bunun gibi tüm teknik söylemler için; bunlar tekniklerdir, her zaman yaratan ile başlayın yaratan ile bitirin denir.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#389
Dünya etki ve tepki kanunu ile yürüyor. İlizyondan biri bu. Siz izlemeye başladığınızda, hatırlamaya başladığınızda tepki de oluşuyor. Bunu biliyorsanız evet bilgi koruyor, ancak bilginin değiştirilmiş olma olasılığı var. Bir olandan uzak düşünce formlarını sezmek gerekiyor. Bunlar seçen için kendiliğinden ayıklanıyor olmalı bir süre sonra.
Değiştirilenleri hatırlama yolunda dejavu önemli olabilir. Vizyonlar önemli olabilir. Ancak bunları paylaşmak fazla kişisel olacaktır. Bu herkes için değişir ve paylaşıldığında farklı bir gerçekliğe de girebilir. 4.yolda duygusal merkez için negatif bölüm içermediği söylenmiş. Negatif duyguların tanımlanmasının da hatırlamanın önemli bir özelliği-hatırlamada öenmli bir çaba olduğu anlatılmış. Kendimiz diye kabul ettiğimiz sahte kişilik, kuvvet, düşünce, duygu, zaman ve para harcadığımız sahte kişilik imajinatif bir benlik. Bu mekanikliği farkeden çaresizlik içinde bocalar taa ki   gömülmüş vicdan harekete geçene kadar.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)