Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tiversonus

#330
Çoklu Zaman Çizgleri (Katmanlı)


Sitemizde yayınlanan son iki Kryon meleksi mesajında işlenen konuyu farkındalık alanımıza tekrar girdirmekte fayda olabilir. Bunun pratik sonuçları çok daha önemli kanımca, ancak yine de bir toparlama yaparak anlama çabası gösterebiliriz, istersek ya da niyet edersek ya da biraz enerjimizi buraya harcamayı seçer isek.


Kasyopya Kanalının ünlü "19 milyon" ve "119 milyon" "ikili cevabı" nı hatırlayalım: Nuh tufanından sağ kalanlar sorulur ve iki ayrı yerde "ikili cevap" verilir. Ve aslında sorgucu olan Laura Kgnight en fazla tartışmayı başlatır..Aslında Kasyopya kanalının en fazla sorgulanan ve hatta bir bakış ile [subjektif olarak negatiflik iddiası] yargılanan çoğu kavramları açık-açık-açık gündeme sokan bizzat celseleri yapan ekiptir, ilginç değil mi? :))


İki boyutlu dünyamızın kahramanını hatırlayalım: Siyah ve beyaz olmak üzere iki algı sensörüne sahipt, ve kahramana diyelim ki, siyah beyaz televizyon biliyorsun ve "256 ara renkli renkli tv var"...Bunu kahraman anlayabilecek mi? Kolay değil elbette ama yine de bir çaba ile simgesel de olsa bir farkındalık artışı olabilir, biraz anlama çabası. Ya da kolay yönden retti yapılır ve siyah-beyaz sensörlerin dışında "boşluk" varsayılır. bU DA BİR SEÇİM KANIMCA.


Son iki Kryon mesajındaki bilgileri Kasyopya Kanalı'nın Nuh tufanı için verdiği "ikili cevap" ile birlikte, her ikisinin anlamını, kapsamını ve de bunun sadece "geçmiş için değil" tüm olası zaman çizgileri için bizlere faydalı olabilecek neticeleri üretebilecek bir farkındalık artışına neden olabileceğini düşünerek; bu konu hakkında bir süre derin düşünme çabasını öneriyorum...

Ve ayrıca, çabucak verilmiş, yeterince üzerinde düşünülmeden verilmiş yargı türünden kararlarımız için de düzeltici -Gerçek varoluşun doğasına daha uygun- bir fonksiyon yapabileceğinin potansiyelini görebiliyorum. Elbette eğer önemli olan şey Gerçeğin çoklu apısına uygun bir bilinç artışı "niyetimiz" var ise bu ancak gerçekleşebilecektir. Diğer türlü şeylerin bence kimseye evet hiç kimseye faydası yok. Önemli olan öğrenmek üzere niyetimizi koyup biraz da enerji harcamakta. Kolay değil elbette 3B zihnimiz ile gerçek varoluşun algısına geçerken bunları çok kolay anlayabilmek ama yine de herşey evrimleşme niyetimiz ile başlıyor sanıyorum.

Ve çok daha önemlisi bunu nasıl kullanabiliriz?


Bir kaç bakış açımı da ayrıca paylaşmak istiyorum. Bunlar genel ve değişik [birbiri ile direkt ilişkili sayılamayacak belki de] alanlar
ile ilgili.

Birinci konu algılayıcının durumu tam gerçeği yansıtmayabilir. Örneğin Mevlana öğretisinde hastalık, acı gibi kavramlar "İlahi Rahmet armağanı" olarak "algılanır"...Peki herkes hastalığı ya da acıyı bir armağan olarak algılar mı? Bu birazda katalizör olaylara verdiğimiz tepki ile alakalı bir şey kanımca, bu olayları bir öğrenme/öğretme amacı olarak kullanabilmek pekala mümkün ki zaten böyle de değil midir? Elbette etkileşimi belirleyecek olan gözlemcidir, bu pekala bir başka algı ile de kabul edilebilir. Kısaca "ne anlıyorsak o" durumu işliyor. Karşıdaki bir varlığı onun bilinci ile anlamak oldukça evet oldukça zordur, sadece "biz ne anlıyorsak odur" işliyor.


Bait bir örnek: Ben tüm egoma rağmen 19 ve 119 milyon cevabının her iki zaman çizgisi dahilinde olabileceğini zaten sitede elimden geldiği kadar anlatmaya çalışmıştım. Hatırlayın "yan yatmış 8" diye de geçmiş/şimdi/gelecek zaman çizgilerini anlatmaya çalışmıştım, alçakgönüllülüğü bir yana bırakıyorum ve son 2 Kryon mesajının ana fikrini çok önceleri bu sitede açıklamıştım. Değil mi?...Şimdi gelin ve beni anlamaya çalışalım: Ben egosal bir tatmine girdim. Önceki karşı duruşları bir saldırı algıladım. Sorgulama yönümü çok fazla ihmal ederek Kasyopyanın her dediğini tam kabul eden bir zihne sahiptim, uyarılmalıydım.  Belki de şu bir seçenek, bak tiver bunları yazma, şimdi haklı olmanın bu kadar enerjisini harcıyorsun bu ego filan, belki de zor olan yazmak...Neyse kısaca söylemek istediğim şey şu; alılayıcıya göre "ne anlarsan o"...Hastalık bir bela mı? İlahi rahmet armağanı mı? :) İşte burada olduğu gibi. Yani niyet ile etkileşime algılayıcı karar veriyor...Düşünün bebekken en fazl şekerli şeyleri sever insan ama işte "büyümek" için bu yeterli mi? Özet ile etkileşim vadisinin ev sahibi gözlemcidir. Niyetler ve ameller. Anlatması zor ama anlatılmasının da faydalı olabileceğini düşündüğüm bir şeydi bu konu: Yüksek Benliğimizin acı katalizörünü İlahi Rahmet armağanı olarak verdiğini düşünebilir miyiz? Çokta sabit olmamak ile esnek konular bunlar. Flue zihin ile gözlemlemek bir fayda sağlayabilir. Bu içte olacak bir keşif süreci kanımca, ince sınırları olduğunu da kabul etmek gerekir ayrıca.


İkinci bir konu şu: "ikili cevap" ile Kuantum Bilgisayarların çalışma prensibi arasında bir çağrışım/benzerlik olabilir ya da Evrenimizin Kuantum yapısı ile...

Bir başka konu şu: olabildiğince maksimum zerafet içinde geçişe odaklanmak ile potansiyelin olasılığını da gözlemlemek arasında bir tutarsızlığın ol-maması durumu var kanımca...yANİ işte bir büyük döngü öncesi; iklimde olan değişimler, körfez akıntısının kesilmesi, tufanlar, seller ve bu yıl başlayan Küresel Tarım Hasatı azalması ve kıtlığa doğru giden bir olasılık çokta süpriz değil. Tamam grçeği okuyalım ama işte olasılık sınırlarında bilimsel de olmak gerekiyor. Bazı gruplar çiftlik projeleri başlattılar, kendi kendine yeten v.s. Ya da işte fiziksel ruhsal ve bilinçsel bir travmayı azaltma hazırlığı yapılabilir...Dogmatik bozulmalarına rağmen klasik dinlerde; yoldan çıkan (!) toplumları işte doğal afetler, hastalıklar, kıtlık v.s. dengeler türünden zaten vardı, bu yaşanması muhtemel şeyler bence hiç süprizde değil. VE "Kutup değişimi" yani kuzeyin güney olması, beklenen gelişmeler. İşte travmatik süreci rahatlatacak bir dengelenme süreci bence işe yarar, travmayı kaldırmaz, azaltablir. Üzerinde düşünülecek şeyler kanımca: Bilgi korur.

Tiversonus

#331
Niyet'in Tesbiti ve İçsel Bir Karar'ın Alınması


"Şimdi bir karar almanız gerekiyor / karara varmanız gerekiyor" denilmişti Pleiades Öğretileri (B. Marciniak) ve Kasyopya celselerinde. "Boyutların Birleşmesi" öncesinde bir durum için sözkonusu olacak bir "karar". Bu, özgür irademize bırakılmış, evrimleşme isteğimizi ifade eden bir niyeti de kapsıyor.


A noktasından B noktasına gitmeye karar verelim; iki nokta arasındaki aşılacak olan "bölge" bir çok problemleri bünyesinde taşıyor olacaktır muhtemelen ve normal olan bir durumdur  bu aslında. Benzer kararları almış insanların birlikte "yol" almaları ve olası problemlere rağmen "ilerleme" kaydetmeleri yüksek olasılıktır.


Her türlü iyi-niyeti taşımalarına rağmen insanların zaman zaman karar değiştirdiklerini ve bunun da bir gerilim yarattığını gözlemlerim. Burada "beklentilerimiz" ne kadar  çok ve çeşitli, "yüksek" iseler; yaşanması muhtemel "gerilimlerimiz" o kadar çeşitli ve yüksek olabilcektir. Farklı beklentilere sahip insanların diyaloglarında yanlış anlamalar, yanlış anlaşılmalar ve giderilemeyen beklentilerden dolayı da bir çok problemler ve gerilimler ortaya çıkabilecektir.


Beklentisizce yapmak ile belirli bir karar eşliğinde "yapmak" arasında ince bir nühans vardır kanımca. Yani, beklentisizlik bir kararsızlık durumu değildir. Misyon sahibi olmaktır. BEKLENTİSİZLİK İÇİNDE YAPMAK, KARARA DOĞRU YOL ALMAYI HIZLANDIRAN bir duruştur aslında.

Moderator

#332
Hathor Dunya Meditasyonu Önerisi


Birinci aşama kalp çakrasını aktive etmeyi ve Yerküre ile yürekten hissedilen rezonansa girmeyi kapsar.

Meditasyonun bu aşamasında, dikkat odağınızı göğsünüzün merkezinde bulunan kalp çakrasına verirsiniz ve yaşamın kendisi için Yerküre'ye takdir veya şükran hissedersiniz.



İkinci Aşama

dikkatinizi kalp merkezinizden başınızın merkezindeki epifiz bezine getirirsiniz ve Epifiz Bezi Uyumlamasını dinlersiniz.
Zihniniz dolanıp durduğunda, onu epifiz bezine geri getirin.
Bu aşamada önemli olan şey herhangi bir şeyin gerçekleşmesine "çalışmamaktır." Sadece bunun ortaya çıkmasına izin verin.





,Üçüncü Aşama : Amenti Salonlarını Açmak


Yüksek Zihninize ve onun engin potansiyellerine direkt erişim sağlar.
bu aşamada farkındalığınız eşzamanlı olarak çoklu yerlerdedir.
Odağın ilk ve başlıca noktası BA noktası olarak ifade ettiğimiz bölgedir.
Bu, bu aşamanın çok önemli bir parçasıdır. Takdir veya şükranın armonik – titreşimsel imzası – BA'yı, Göksel Ruhunuzu veya Yüksek Benliğinizi aktive eder.

[maroon]Bu eylem vasıtasıyla, Yüksek Zihninize bir portal açarsınız ve ayrıca insanlığa çağlar boyunca musallat olan bir başka sınırlayıcı negatif düşünce formunu sona erdirirsiniz.[/maroon]

Sadece kendi varlığınızın başka bir parçasına bir kanal açıyorsunuz.

BA noktasından enerjinin inişinin devam etmesine izin verirken, ikinci odak noktanız Göksel Ruhunuzdan epifiz bezinin kendisinin kristalin yapısına enerjinin aşağıya doğru hareketine izin veren epifiz bezini içerir

Eğer yapabilirseniz, aynı zamanda farkındalığınızı üçüncü bir noktaya, göğsünüzün merkezindeki kalp çakranıza getirin,

farkındalığınızı dördüncü bir noktaya getirin, burası Yerküre'nin kendisinin tam merkezidir,





Meditasyonun 3 aşaması toplam 15 dk. sürmekte, dolayısı ile her aşama 5 dk civarında...Bu 15 dk. olan toplam meditasyon, ÜÇ kez tekralanacak yani 15*3 toplam 45 dk. sürmekte.

Hathorlar daha önce pratik yapılmasını önermekteler.

Ve Pazarı Pazartesşye bağlayan GECE de Ülkemizden katılım olacak;

Eğer gece kış saati uygulamasını YAPMAMIŞ isek; 01-01 meditasyon başlangıç saatimiz,

Eğer gece kış saati uygulamasına geçmiş isek; meditasyona başlama saatimiz; 00-01 oluyor.



15 dakikalık Meditasyon Müziği, alternatif indirme linki:

http://www.filesonic.com/file/26787835/Copy of Crystal-Palace-Within.mp3

 

bozadi

#333
25 Nisan 2002 tarihli celse çevirisi 4BH adına erica arkadaşımız tarafından çevrilip yayınlanmıştır. sevinçle duyrulur! :) umarım çevirilere ilgisi ve desteği kalıcı olur. bu süreci bir test edecek ve bu onun için uygun olduğu sürece devam edecek. uygun bulmazsa da canı sağolsun. o durumda da duygu, düşünce, görüş ve eleştirini forum üzerinden bizlerle paylaşmaya devam etmesini dilerim.

Alemtac

#334
4BH ekibine ve Sevgili erica'ya, kendi adıma teşekkür ederim :)
 

yucelulu

#335
Sevgili erica arkadaşımıza; 25 Nisan 2002 tarihli celse çevirisi için, çok teşekkür ederim. Ben de Bozadi gibi bu yardımı sevinçle karşılıyorum. İnşallah çevirelere uygun olur da devam eder. 4 BH nın yükü de biraz hafiflemiş olur.
 

erica arborea

#336
motive edici yaklaşımlar (gaz) bende çok işe yarar :) ben teşekkür ederim. elimden geleni yapacağım.
 

Tgur

#337
Bozadi kardeşim,
Organik portallarla ilgili o celseyi evvelde yayınlamıştın ,üzerinde yine bu topic 9 ve 10 sayfada
bazı yorumlar getirmiştik ve Tiversonusun bir araştırma cetveli dahi vardı ,
Benim başlangıç kanaatim enkarne döngüsüne girmiş organik portal dahi olsa zamanla genetik düzelmelere tabi olacak ve ruhsal kayda geçecek şekinde idi,
Ancak konu bir ara kesildi ve gerçekten üzerine düşmedik ,önemli olduğundan tekrar otaya koymuşsun veya celse tarih sırasında sırası geldi ,
Evet üzerinde daha konuşulması gereken yoğun bir celse ,

bozadi

#338
o tartışmayı kaçırmışım demek.

"organic portal" ifadesi daha önce çevrilen celselerde geçtiyse, çevirdiğimiz 2009-2010 celselerinden birinde geçmiştir sanırım.

ve evet, organik portallar da sonsuza kadar ruhsuz olarak kalmıyor elbette. 3. yoğunluk içinde, ra'nın deyişiyle "yeşil ışın merkezlerinin" etkinleşmesi ile birlikte, ki bu 4. çakrayla ilgili bir etkinleşme diye anlıyorum, o zaman bu şahıslar da bireysel bir ruh sahibi oluyorlar anladığım kadarıyla. o zamana kadar, diğer bazı varlık gruplarıyla birlikte bir çeşit ortak havuzdan besleniyorlar. "ruhlanma" ile birlikte daha özerk bir duruma erişiyorlar, kendi yaşam deneyimlerinin sorumluluğunun kendilerine ait olduğunu anlıyorlar. "kendi gerçekliğimi kendim yaratıyorum ve bunun sorumluluğu bana ait" farkındalığının uyanması bu aynı zamanda. öyle anlıyorum. ve ayrıca, 6. yoğunluktaki yüksek benliğin bu bireyle partnerlik ilişkisine girmesi de belki tam da bu "ruhlanma" ile birlikte oluyor. hatta ruhlanma kısmen "yüksek benliklenme" olarak bile düşünülebilir bu varsayımım doğruysa.

celsede O.P.'lar için her ne kadar "ruh geliştirme olasılıkları da yok" gibi bir ifade geçse de, daha sonra bunun açıklaması yapılıyor: "bu büyük döngüde yok" deniyor. yani 309.000 yıl sürdüğü söylenen büyük bir döngünün takvimine göre, ancak bir sonraki 309.000 yıllık büyük süreç içinde ruh geliştirme şansı bulacaklar. çünkü bu öyle bir enkarnasyon içinde olan birşey değil. 3. yoğunluğun ortalam olarak kaç enkarnasyon sürdüğü konusunda bir fikrim yok doğrusu. yüz civarı mı? yüzlerce mi? bireyine göre değişen bir yönü de vardır elbette. ama işte insan suretine girilmesi ile "ruhlanma" arasında yine epeyce bir enkarnasyon geçiyordur, biraz da koşullara bağlı olarak.

konunun çeşitli yönlerini tartışırız yine.

çakralar hakkında düşünmeye başlamışken, şimdi bu celsede çakralarla ilgili ilginç bazı veriler/iddialar geçti. şimdi bunların isabetlilik ihtimalini araştırmaya, parçaları birleştiricilik durumlarını incelemeye çalışacağım.

Boris Mouravieff hakkında da biraz araştırma yapmaya çalışacağım. Gurdjieff'in Mouravieff'ten de önemli yönleri, öğrtileri olabileceğini tahmin ediyorum. Kasyopya ekibi tarafından çok önemseniyor anladığım kadarıyla. bu iki şahıs arasında bazı görüşmeler veya etkileşimler de olmuş anladığım kadarıyla.

bozadi

#339
şu çakralar konusunda zaten doğru dürüst bir bilgim yok, kasyopyalıların bu son çevrilen celsede söyledikleri kafamı iyice karıştırdı şimdi.

yüksek bir yaratıcı enerji merkezi olan cinsel merkezden enerji şarjı yapılıyor. Uyku sırasında alt zihinsel merkez ve hareket merkezi tarafından bloke olmayan duygusal merkez, cinsel merkezden enerji alıyor. Ve yine uyku sürecinde, yüksek duygusal ve zihinsel merkezler, alt merkezler tarafından çok sevilen sinir bozucu organik portallarla etkileşim nedeniyle o merkezlerde meydana gelen enerji boşaltımına karşı dinlenebiliyor. Sadece bu ara bile bir fark yaratmak için yeterli. Ama bundan da fazlası, uyku sırasında cinsel merkezin enerjisi diğer yüksek merkezlere de gidiyor.

Cinsel merkez, "dişil" yaratıcı "Seni seviyorum" düşüncesi içinde, 7. yoğunlukla doğrudan temas içindedir.

"Cinsel merkez" solar pleksusa tekabül eder. Alt hareket merkezi: bazal çakra. Alt duygusal merkez: cinsel çakra. Alt zihinsel merkez: boğaz çakrası. Yüksek duygusal merkez: kalp çakrası. Yüksek zihinsel merkez: taç çakra.


kafam iyice allak bullak oldu valla. hatalı/yanlış veri olasılığını da düşünüyorum ciddi bir şekilde ama konuya hiç hakim olmadığım için, yani henüz bilmediğim nedenlerle bu verileri anlamlandırmakta henüz çok zorlanıyor da olabilirim.

cinsel merkez'in hangi çakra olduğunu anlamaya çalışıyorum. solar pleksus'a tekabül ettiğini söylüyorlar. solar pleksus "üçüncü çakra" diye anladım şimdiye kadar okuduklarımdan. ama üçüncü çakranın "cinsel merkez" olarak tanımlanmasını garipsiyorum şu anki algı ve bilgilerim itibariyle. tabi "cinsel" derken ne anlamda? onu da anlamadım.

üstelik, bu cinsel merkezin dişil bir yönü olduğu vurgulanıyor. benim şimdiye kadar anladığım kadarıyla tek sayılı (1, 3, 5 ve belki 7.) çakralar daha eril vurgulu çakralar. çift sayılı olanlar ise daha dişil vurgulu olanlar.

eğer solar pleksus denen unsur kesin olarak 3. çakraysa, neden bu çakranın "dişil" veya "seni seviyorum" vurgusuyla ilişkilendirildiğini anlayamıyorum. yoksa solar pleksus aslında 2. çakra mı? veya solar pleksus 3. çakra olduğu halde, her çakra bir üst çakraya (yukarıya) yönelimli olduğu için mi böyle bir anlam doğuyor?

"alt hareket merkezi"nin 1. çakra diye vurgulandığı açık. bu gayet anlaşılır. 1. burç olan koç burcu "hareket" kavramıyla yakından ilgili. peki "üst hareket" merkezi hangisi? 2. çakra mı?

konuyu elimden geldiğince iyi bir şekilde incelemeye çalışacağım. ayrıca ipucu bulmak için ra bilgileri'ni konuyla ilgili olarak tekrar gözden geçireceğim.

3. çakra'nın (eğer solar pleksus kesin olarak 3. çakrayla ilişkiliyse) 7. yoğunlukla doğrudan bağlantı içinde olması ihtimali/iddiasıyla ilgili şöyle bir tahminim var: bir varlık hangi yoğunluktaysa, o yoğunlukla doğrudan bağlantılı olan çakrası (3. çakra doğal olarak) 7. yoğunlukla doğrudan bağlantı halinde oluyor belki de. bu varsayım doğruysa, belki de 4. yoğunluk varlıklarının da 4. çakrası vurgulu bir şekilde 7. yoğunlukla doğrudan bağlantı içinde. 5'tekinin de 5. çakrası. sadece bir varsayım ve son derece karanlıkta yapılmış bir atış.

kendimce varacağım daha derli toplu olasılıkları paylaşmaya çalışacağım.

Alemtac

#340
Sevgili Bozadi; benim bildiğim, sakral çakra 2. çakradır ve cinselliği de temsil eder. Solar pleksus, en fazla güveni temsil eder. Heyecan, korku, öfke 3. çakrayla ilgilidir.

"Kendinize hissetme izni verdiğinizde fiziksel olarak dokunup yerini saptayabileceğiniz için bedendeki yedi çakrayla çalışmak fazla zor değildir. Bunların ilk üçü, hayatta kalma, cinsellik ve algısal hissetme çakralarıdır. Dördüncüsü, şefkat ve her şeye bağlı oluş merkezi olan kalp çakrasıdır. Beşincisi gırtlak çakrasıdır ve konuşmayla ilgilidir. Altıncısı üçüncü göz, vizyon gözüdür. Yedincisi taç çakradır, insanın kimliğinin fiziksel biçimin ötesine uzandığı bilgisine açılır. Bedenin dışındaki beş çakraya geçtiğinizde gerçekliğinden emin bile olmadığınız bir şeyde olup biteni anlamak için yeni yollar aramaya başlamak zorundasınızdır. " Pleiades Öğretileri...
 

Alemtac

#341
Ra Bilgilerinde de çakralarla ilgili olarak:

(1) Dünya'nın kırmızı-ışın bileşimi denen titreşimsel enerji bileşimine aittir. Bu enerjiyi anlamak ve kabul etmek temeli oluşturur.

(2)Tıkanabilecek ikinci enerji bileşimi turuncu-ışın bileşimi de denen duygusal ya da kişisel bileşimdir. Bu tıkanma kendini çoğunlukla kişisel gariplikler, yabansılıklar ya da benliğin utangaç bir biçimde anlaşılması ve kabul edilmesiyle ilgili olarak beliren sapmalar şeklinde gösterir

(3)Üçüncü tıkanma sizin ego (benlik) adını verdiğiniz şeye çok benzer. Bu sarı-ışın ya da güneş sinirağı (karın boşluğu) merkezidir. Bu merkezdeki tıkanıklıklar çok kez insanın gücünü kullanma, güç kullanarak başkalarını yönetme ve yakınları ve ilişkide olduğu diğer insanlarla ilgili sosyal davranış bozuklukları şeklinde ortaya çıkar. Bu ilk üç enerji merkezinde ya da giriş kapılarında tıkanıklık olanlar, Birin Yasası'nı arayabilme yeteneği açısından sürekli zorluklarla karşılaşırlar.

(4)Kalp merkezi ya da yeşil-ışın merkezi, üçüncü yoğunluk derecesi varlıklarının sonsuz zekâya doğru atlama yapabilecekleri bir başlangıç noktasıdır. Bu bölgedeki tıkanıklıklar, evrensel sevgi ya da şefkat ve merhameti tezahür ettirme konusunda güçlükler olarak tezahür eder.

(5)Mavi-ışın enerji merkezi ise hem içeri hem de dışarı doğru enerji akımı olabilen ilk merkezdir. Bu bölgede tıkanıklık varsa, kişi kendi varlığının ruh/akıl bileşimini anlamakta ve kendisiyle ilgili böylesi anlayışları ifade etmekte güçlük çeker. Bu bölgede tıkanıklık yaşayan varlıklar başka varlıklardan gelecek iletişimi de kabul etmekte zorlanırlar.

(6)Bir sonraki merkez epifiz ya da çivit rengi-ışın merkezidir. Bu merkezi tıkalı olanlar, değersizlik şeklinde ortaya çıkan tezahürler yüzünden zeki enerji akımının azalmasıyla karşı karşıya kalırlar. Bu sizin söz ettiğiniz şeydir. Gördüğü nüz gibi akıl/beden/ruh bileşimine birçok noktadan enerji akışı olduğu için, yukarıda belirtilen ve sizin söz ettiğiniz bozukluk bu bozukluklardan sadece bir tanesidir. Çivit rengiışın dengelemesi, ruhsal bileşimle ilgili çalışmalar için çok önemlidir. Bu merkez, zeki enerjiden gelen en az saptırılmış sevgi/ışık akımını alan enerji merkezi olduğu için üçüncü yoğunluk derecesinden dördüncü yoğunluk derecesine doğru değişime uğramak için gerekli kendi akımını meydana getirir; aynı zamanda da sonsuz zekâya ulaştıracak kapıları açan anahtara sahip olabilme potansiyelini de kendinde taşır.

(7)Enerji akımının son merkezi ise bir varlığın akıl/beden/ ruh titreşimsel bileşiminin bir bütün olarak, tam ifade edilişinden ibarettir. Bu enerji düzeyinde artık "dengeli" ya da "dengesiz" tanımı bir anlam taşımaz, çünkü bu merkez kendi dengesini kurar. Buradaki sapma her ne olursa olsun, bu merkez diğer merkezler gibi işlem göremez, yönetilemez, dolayısıyla varlığın dengesinin gözden geçirilmesinde bir önem
taşımaz.

http://www.baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=15
 

bozadi

#342
çok teşekkür ederim sevgili Alemtaç. bu notları inceliyorum şu anda.

sirera

#343
http://images.suite101.com/2066301_com_manipura.png[

yoga'da 10 taç yaprağı olan nilüfer çiçeği ile temsil edilen Solar pleksustaki manipura chakra, taç yaprakları ile sınırlı değildir, taç yapraklarının ortasında yer alan dairede beyaz, kırmızı, sarı renklerde işlenmiştir.
Bunun ortasındada tepe noktası aşagıya dogru bakan, Yoni olarak adlandırılan  Shiva' nın eşi, evrensel dişi gücün simgeleyicisi Shakti' yi ve Chakra' nın Tattva' sı olan Ateş karakterini ( Agni ) temsil eden üçgen yer almaktadır. Bunlarda kimisinde kırmızı, kimisinde sarı kimisinde ise sadece çizgi ile belirtilmiştir. Üçgenin ortasında mantrası (ram) yazılıdır. Görme duyusuyla ifade edilir. Güneş ile bağlantılıdır. Evrensel elementi, yani Tattva' sı Sanskritçe olarak  Agni diye adlandırılan  Ateş  dir. Görme özümlemenin, başkalarını tanımlayabilmenin şekli olarak ifade dilen bir görmedir. Belki bu görme ile cinsellik 1.ve 2.sinden ayrı olarak daha içkin-ruhsal olarak tanımlanabilir. Bu enerji merkezi ile astral çıkış yapılabileceğini biliyorum.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

sirera

#344
Bu celsenin yayınlandığını biliyorum bana da yabancı değil hepsini okuduğumdan nerdeyse eminim yine de aradım ve bulamadım. Farklı celseler olabilir mi ya da çeviride mi fark vardı link i verir misiniz siz bulduysanız
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)