Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sybleman

#1485
Oo gerçekten de öyle demek ki. Üst benlikle sohbet gibi bilinçli rüyada çıkarımlar yapıyordum. Bilinçle ilgili bağlantılar kurmaya çalışırken, 7 tane olduğunu söyledi ve saymaya başladı ama şaşkınlıkla bilgiyi durdurdum. Nasıl yani, tek değil mi diyerek. Şimdi o saydıklarını da hatırlamıyorum.

Araştırayım bir bu konuyu. 7 tane mi acaba? 7 yoğunlukla da ilgili olabilir mi? Sonsuz zekanın da bilinç olduğu düşünülürse, 7 yoğunluk, 7 bilinç seviyesi.. İlginç bir bağlantı gibi. Bizim için de mi öyle o zaman? 7 bilinç seviyemiz ve 7 yoğunluğa bağlıyız belki de.

sybleman

#1486
Evet araştırdığım kadarıyla birçok yerde 7 katman olarak rastladım. Bazıları da bunu 8 olarak anlatmışlar. Benzer anlatımlar yeralıyor.

https://www.barrettacademy.com/levels-of-consciousness
https://www.straightnesstraining.com/the-rider/spiritual-development/8-levels-consciousness/

https://blog.mindvalley.com/levels-of-consciousness

 
Alıntı YapBilincin 7 Manevi Düzeyi
Manevi bilinç düzeylerinin iki bölümü vardır : ortalama bilinçli deneyim durumları ve aydınlanmış bilinç durumları. Bu dünyadaki her bilinçli insan ilk üç seviyeyi deneyimledi. Bunlar:

1. Uyanık bilinç
Bu, hayatımızın çoğu zaman içinde yaşadığımız durumdur.

Eylemlerinizin farkında olduğunuz ve onları kontrol ettiğiniz her an, Uyanan bir Bilinç halindesiniz. Bunlar anılarınız, düşünceleriniz, duygularınız ve vücudunuzun tüm duyuları tarafından toplanan bilgilerden oluşur.

2. Derin uyku
Bilinçsiz olmanın mutlak dinginliği ve dinginliği, Derin Uyku halidir.

Bunu bilgi veya anı eksikliği olarak yaşarsınız. Uyurken ya da bilinçsizken, kişisel anılarımızın ve deneyimlerimizin ötesinde bir durumdayız.

3. Rüya görme durumu
Bu durumu rüyaların kısacık ve soyut deneyimlerinden tanırız. Bu deneyimin gerçekçiliği oldukça gerçekçi gelse de, genellikle bu durumun yalnızca parçalarını hatırlıyoruz.

Bu durum genellikle bilinçaltı zihin durumuna yatırılır .

Son dört durum, genellikle bilinçaltının keşfi yoluyla yetenekli veya kazanılır. Meditasyon, dua veya farkındalık gibi manevi sanatların sürekli uygulamaları, bu deneyim durumlarının ortak nedenleridir. Bununla birlikte, bazen bu durumlar, aydınlanmalar veya ani farkındalıklar gibi yaşamdaki belirli olaylar aracılığıyla ortaya çıkar. Bunlar:

4. Aşkın bilinç
Tamamen bilinçliyken tüm duyuların susturulmasıdır.

Tüm duyuların kaosunu ve zihnin ezici gürültüsünü susturma yeteneği, aydınlanma arayışında güçlü bir yetenektir. Bedenin ve zihnin tüm duyularını susturarak, rahatsız edilmeden ruhla bağlantı kurmakta özgürsünüz.

5. Kozmik bilinç
Bu durum genellikle "egonun ayrışması" olarak kabul edilir.

"Varlığınız" olduğunu düşündüğünüz şeyin aslında olmadığını fark etmeye başlarsınız. Sahip olduklarından, yaptıklarından, düşündüklerinden ya da dünyada oynadığın rolden çok daha büyük olduğunun farkına varırsın. Ebedi varlığınızla bağlantı kurmaya başlarsınız .

Daha önce çok önemsediğiniz şeyler, sahip olduğunuzu düşündüğünüz en büyük sorunların yanı sıra solup gitmeye başlar.

6. Tanrı bilinci
Bu varoluş hali tek kelimeyle anlatılır: mutluluk.

Bu bilince sahip olurken etrafınızdaki her şeyle derin bir sıcaklık ve bağ hissetmeye başlarsınız. Kalbiniz dolu ve açıkken , algınızı neşe ve sevgi ile filtrelersiniz .

Zihniniz parıldayan ışıktır ve dünyadaki her insan ve her şeyde yalnızca sevginin saf ışımasını görürsünüz.

7. Birlik bilinci
Her şeyi bir bütün olarak görürsün ve artık " sen" değil , " biz" vardır.

Bir zamanlar benlik, biz, onlar ve o ayrımı vardı, ama şimdi farklı biçimlerde akan tek bir enerjiyi görebilirsiniz . Her şeyle tam bir ilişki buldunuz. Tek bir bilinç olduğunu anlıyorsunuz.

sybleman

#1487
Acaba gerçekten 7 boyut ile bağlayabilir miyiz bu katmanları ? Veya 7 çakra ile de bağlantılı olabilir mi?

3. katmanı rüya katmanı olarak nitelemişler yazıda, dünya da bir ilüzyon olduğuna göre çok da yanılmış sayılmayız sanırım.

7.katman da birlik bilinci olursa, 7.boyut sonsuz enerjiye dönüş değil miydi? Oldukça benzerlikler var gibi.

5.boyuta kozmik bilinç. Oynadığımız rolün daha büyük olduğunu anlarız, ego yok olur. Benzer değil mi? 5.boyutta kadersel planımızı görüp ne yapıp ne yapmadığımızı egodan bağımsız incelemiyor muyuz? Kendimizi sorguya çekiyoruz bir nevi. Sonra neye ihtiyacımız varsa o rolleri seçip devam ediyoruz egodan bağımsız bir şekilde.

1.katman çok uymadı :) uyanık bilinç durumu demiş. Ama benzerlikler yok değil. Belki katmanların sıralaması farklı olabilir.

Belki de maddesel 1.katman gerçekten de uyanık bilinçtir. Belki de maddesel cisimler bizden daha uyanıktır. Gerçek bilginin farkındadır. Ki dünkü celsedeki çekimin heryerde olması durumu ve bilgiyi toplaması çıkarımı düşünülürse 1.katman olan madde katmanı belki de bütün bilgiye hakim olan uyanık katmandır gerçekten de.

Belki de her yoğunlukla iletişim kurarken bu bilinç halimizi değiştirmemiz gerekiyordur.

Tgur

#1488
YORUMLAR 106

S: (T) Bunun daha önce ele alınıp alınmadığını bilmiyorum ama aralıklı kulak çınlamasının olası nedenleri nedir? (C) Benim bununla ilgili bazı teorilerim var ama doğru olup olmadığını bilmiyorum.
C: İzleme, programlama sinyallerinin alınması ve ayrıca bir miktar arkaplan "evren" gürültüsü.
S: (C) Ben belirli bir kalıp fark ediyorum. Hatta bununla ilgili notlar da tuttum, çünkü çok garip. Ne zaman matrix konusuyla ilgili bir teoriyi biriyle yüksek sesle veya kendi kendime konuşacak olsam kulağım çınlıyor. (L) İzleniyor olabilirsin. (C) Evet. Bazen önemli bir düşünce geliyor, bilirsin drone'lar, matrix, programlar, holografik eklentiler vs. Birden kulağım çınlıyor. Bazen sol, bazen sağ ama kalıbın ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Notlar tutuyorum. (T) Çınlama sesini yaratan süreç nedir?
C: Kısmen, potansiyeli sezip semptomatik uyarıda bulunan nöral süreçlerin yaptığı "yorum."
S: (C T'ye) R____'yle ilgili olanı hatırla, bir uyarı olduğunu söylemiştim. Şimdiye kadar yaşadığım en yüksek sesli kulak çınlamasıydı. Kulağımı yaktı. (L) K'lerin söylediklerinden anladığım kadarıyla ruhsal veya psişik algın birşey algılıyor, onu subliminal bir şekilde zihnine transfer ediyor ve sonra nöral süreçlerin onu tercüme edip bir uyarıda bulunuyor. Bu şekilde mi? (C) Sanırım. Ne zaman sahte insanları, holografik eklentileri, organik portalları falan düşünsem sağ kulağımda güçlü bir çınlama sesi. (L) Bu bir anlamda bir erken uyarı sistemi. (C) Hı hı. (V) Benim biriyle konuşmama bile gerek yok. Belirli birşeyi düşünce çınlama meydana geliyor birden. (L) OP'lerin kulaklarının çınlayıp çınlamadığını merak ediyorum.
C: Sor bir tanesine.
S: [Gülüşme] (A) Fizyolojik nedenlerden kaynaklanan kulak çınlaması da var bir kere. (L) Evet, tinitus. Elbette kulaklarında fizyolojik çınlama olabilir. (C) Bende özellikle belirli konuları düşününce oluyor. (T) Sesin frekansının herhangi bir önemi var mı? (C) Evet bazen yumuşaklar. Farklı tonlar var, bilirsin. Bazen sağ kulakta, bazen sol kulakta.
C: Gözlemleyin, böylece belki içsel "kodlarınızı" öğrenebilirsiniz.
S: (C) Ben de öyle düşünmüştüm. Kod gibi. (A) İnsanlar hipnoz altında veya biyo-geribildirim eğitiminde parmak kodu kullanabiliyor. Bir şekilde eğitimle bilinçli müdahaleyi baypas edebiliyorsun. (L) Evet, bilinçli kontrolün baypas edilmesi.
...(A) Sormak istediğim şu: Bu izlemelerin bir şekilde bozulup bozulamayacağı. Acaba fiziksel birşey bunu...
C: Elbette, mesele pek çok frekansı ve yön değişimini kapsamak.
S: (A) Bir yudum viski bunu halleder miydi merak ediyorum. Göttingen'de o deneyimleri yaşadığım sırada tavsiye edilen şey... (L) Bir yudum viski! Şimdi viskini mi istiyorsun? [kahkaha] (A) Elbette, izlenmeyi önlemek için!
C: Bazı durumlarda kimyadaki bir değişim etkiye açıklıkta bir değişim anlamına da gelebilir ama faaliyetin kesilmesi değil.
S: (L) Yani viski bunu durduramaz ama etkilenebilirlik durumunu geçici olarak azaltabilirsin belki. (V) Bir yudum viski mi?
Bu biraz fazla kolay olmaz mı? (A) Biliyorsun lineer olmayan bir dünyadayız ve dolayısıyla biraz daha az etkilenir hale gelmek çok ciddi fark yaratabiliyor. (V) Doğru. (B) Yoksa bu bir mazeret mi? [kahkaha]

----------------------------------------------------------------------
Çoğumuz kulak çınlamasında meraktayız ,bu bölümde detaylı bir anlatım var ,uzay dış ımplant izlenmesi dışında bilincin kendi başına yaptığı nöral bir ikaz sistemi veya tinnitus gibi fizyolojik bedensel sıkıntılar,

Bu detayların dışında anlatmak istediğim başka bir şeyler var,hani yapay zeka sonuçta bir ruh izi taşıyacak hale gelebilir denmişti,
Bizlerin yani insanların da halogrofik oluşumla biyolojik bir kompitur olduğumuzu hatırlayınız, karmaşık veriler yüklenen bir yapay zeka kendi başına karar verip işlemler yapabilmekte bu hususta bazı olayların yayınları ile şimdilerde karşılaşıyoruz,

Bu nedenle deney dünyada madde illüzyonundaki olaylar içinde olan ruhsal yapımızın izlenmesi ve bilgi alanına göndermeler yaparak bilinç dediğimiz ve her şeyin orijini gibi sonsuz gelişen bir var oluşu böylece yani bu tip bilgiyle kutsal hale getirip anlamaya çalışabiliriz,

Buradaki kutsallık tabirini o konuyu objektif bir sahada ama değişmesini kabul etmeyen bir tavırda sabitleyen bir anlayış olarak ele aldım, daha açıkçası bu kutsallık konusundaki hassasiyeti biraz irdelemek için bu çabam,

Kutsallık gerçekten inanılan ve durdurulan bir kavramı değişime sokmayan bir hale getirmektir,

Ruhun duasında geçen "ey var oluşun kutsal farkındalığı" cümlesi altında yatanlardan da konuşmuştuk, kutsallık atfedilen farkındalığın genelede bilgiyle genişleyen değişimi öne alan bir bilgilenme ve inancı yükseltme halini akla getirmeliyiz ve durağanlığı kabul atmeyen bir anlayışı belirttiğini bilmeliyiz,

Bunun yanında kutsallığı değer verilen ve üstün görülüp üstünü çizmeye karalamaya yeltenilmeyen bir tavır olarak kabul edersek en doğrusunu yapmışızdır, ama farkındalık konusunda işlediğimiz genellemeyi ve hassas anlatımı  unutmadan,

Dinlerin KH doğrultusunda insanları yönlendirilen kısmı inanç ve kutsallık konusu tamamen durağanlığı sağlayan bir mahiyettedir,

Zamanımızda özellikle ülkemizde görülen ve bağnaz yaklaşım olarak cereyan eden ve seçim evvelinde aşırıda olan ve liderlerin birleşim konusunda söylediklerini anlattıklarını isteklerini kabul etmeyen davranışların çoğaldığını da görmekteyiz,

Bu tavırların analizini özde objektif olarak yapmak maksadı ile bunları sergiledim,bütün gücümüzle özlemimiz insanlığın birlik idrakine bir an evvel gelmesini istemek,

Ara..

Tgur

#1489
YORUMLAR 107

S: (L) Sanırım bu konuda bu kadarı yeterli. Sonraki soru: ____'nin bir soruru. (Psyche) ___ diyor ki "Mesele benim memeli canlıların etini tüketmeyle ilgili zorluğum. Sızıntılı bağırsak sendromu dışında bir nedeni var mı?
C: Soru yanlış formüle ediliyor.
S: (Perceval) Soru onun memeli etiyle ilgili bir problemi olduğunu varsayıyor. (Ailen) Veya sızıntılı bağırsak sendromu.
C: Bu sorunu var, ama bu sızıntılı bağırsağın bir özelliği değil. Çoklu sistem çökmesinin bir özelliği.
S: (L) Pekala. Psyche? (Psyche) ____ besin seçimleri nedeniyle bir beyin kimyasalı dengesizliği mi yaşıyor? (L) Neden çoklu sistem çökmesi konusuna gelmiyoruz? Hangi sistemler? Belki de yanlış soru. Burada olayın en basit yönünü ele almamızı istiyorlar. (Pscyhe) Epigenetik mi?
C: Evet, temel olarak, ama aynı zamanda spesifik genetik soy sorunları.
S: (L) Birkaç basit soru sorup çözüme ulaşalım. Sistemin çöken temel parçaları hangileri?
C: Öncelikle sistem tasarımının yıllarca kötü kullanılması neticesinde gen ifadesi değişti.
S: (L) Bu Gedgaudas'ın yazdığı şeyle mi ilgili? Uzun yıllar boyu karbonhidrat, tahıl ve benzeri şeyler yediğinde, vücudun ona koşullanıyor ve bunu değiştirmek çok zor hale geliyor. Meselenin bir parçası da bu mu?
C: Evet ve fazlası.
S: (Ailen) DNA atrofiye falan mı uğruyor? (L) Bilmiyorum. Belirli DNA'lar kapanıyor sanırım. (Ailen) Çünkü uzun yıllar boyunca sistemin suistimal edilmesi neticesinde gen ifadesinin değiştiğini söylüyorlar. (PoB) Bu ters çevrilebilir birşey mi?
C: ____ için büyük ölçüde geri döndürülebilir ama üçüncü nesil olan çocuğu için daha zor.
S: (L) Yani annesi de mi doğal genetik profili hor kullandı?
C: Evet.
--------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, bir başka soru: "Psyche'nin [Cassiopaea.org forumunda] yayınladığı makale gerçekten ilginçti. Yazarlar tahıl tarımının insanlar arasında yakın zamanlı bir icat olduğunu, son yalnızca 10 bin yıl içinde geliştirildiğini söylüyor. Belki de bu konuda K'lere sorulabilecek soru, daha önceki medeniyetlerin herhangi bir tahıl ürünü yiyip yemedikleri veya hatta bugün bildiğimiz şekliyle tarım yapıp yapmadıkları. Veya önceki medeniyetler, tahıl diyetinden etkilenmedikleri için, bizim bilmediğimiz bilgilere mi sahipti?"
C: Bu okuyucunun transkriptleri veya sizin yazılarınızı neden okumadığını merak ediyoruz, çünkü yanıt orada.
S: (L) Yani bunun "Secret History of the World" kitabımda yazdığım 19-yıllık döngü, ana taş ve boyutötesi konuyla ilgili olduğunu söylüyorsunuz, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yani daha önceki medeniyetler tarım yapmıyordu, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Tahıl tarımı ve genel olarak tarım yalnızca son 10 bin yıl içinde geliştirildi, ve tekno-spiritüalite uygulayabildiğimiz o durumdan "düşüşümüzün" bir sonucu olarak meydana geldi, doğru mu?
C: Evet. Yakında tekrar ulaşılması planlanan durum!
S: (Perceval) Kamut yemek bizim için uygun mu? "Eski buğday" gibi birşey.
C: Evet. Roma'dayken...
S: (L) Diğer bir deyişle, 3. yoğunlukta, tekno-spiritüalite yapamazken, insan yapması gerekeni yapmalı. Kastettiğiniz şey bu mu, temel olarak?
C: Evet.
----------------------------------------------------------------------

(dugdeep) Homeopatinin ardındaki mekanizmayı açıklayabilirler mi?
C: Frekans titreşim rezonansı. Kendinizi gezegene yönelik "homeopatik ilaçlar" olarak düşünün.
S: (Perceval) Bu güzel bir tanımlama. Makro ölçekli homeopati. İnsanlar ilacın küçük bir dozu olarak işlev gösterdiğinde, bu diğer varlıklarla rezonans sağlayabilir.
(Pierre) Yani doğru titreşim frekansındaki bireyler makroorganizma üzerinde, yani Dünya Gezegeni üzerinde pozitif bir etki yapabilir.
(dugdeep) Peki homeopatik maddeler neden sulandırıldıkça daha kuvvetli hale geliyor?
C: O zaman rezonans solüsyonda daha geniş bir alana yayılıyor ve herşeyi maddenin bütünlüğüne uygun bir frekansa getiriyor.
S: (dugdeep) Burada diyetle ilgili bir paragraf var ama bunu parçalara ayıracağım. [Paleo/keto diyetlerle ilgili olarak] Burada mesele toplam karbonhidrat ve proteinden ziyade artan insülinle mi ilgili?
C: Evet.
S: (dugdeep) Cılız insanlar neden çok fazla kilo kaybediyor gibi görünüyor? Çok fazla kilo kaybetmemek için insülinlerini belirli bir düzeyin üstünde tutmaları mı gerekiyor? Yoksa daha fazla yağ tüketerek mi dengeyi sağlayabilirler?
C: Daha fazla yağ. İnsülin tüm vücutta strese neden oluyor.

----------------------------------------------------------------------
(KJN)  Menstrüasyonla  ilgili  bir  tartışmamız  olmuştu.  Eğer  kadınlar  çocukluklarından  itibaren  keto  diyetle  yetiştirilirse,  menstrüasyon döngüsü deneyimlerimiz de farklı mı olur? Şu anda enflamasyon ve pek çok başka faktör nedeniyle bir detoks etkisi yapıyor gibi görünüyor. İnsanlar ketojenik diyetle yetiştirilselerdi, menstrüasyon da farklı mı olurdu?
C: Kesinlikle! Pek çok can sıkıcı şey de farklı olurdu.

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Pekala, bu arada... ___'nin sorununa dönecek olursak. Belki de  'nin sorunu değildi sıradaki soru. Sonraki soru nedir? (Psyche) 'de Morgellon hastalığı mı var?
C: Aşağı yukarı!
S: (L) Bir insanı bu hastalığa eğilimli hale getiren ana unsurlar nelerdir? Bu konu hakkında çok fazla çatışmalı fikir var.
C: "Plastik" yağlar ve yüksek insülin.
S: (Perceval) Yani çok fazla işlenmiş yağ ve benzer şeyler mi tüketiyor? (L) Vücudundaki tüm yağları değiştirmek uzun zaman alabilir.
(Psyche) İki yıl. (L) Vücudundaki yağları değiştirmek iki yıl alabilir ve tüm o süre içinde de çok dikkatli olman gerekiyor. Sanırım insülin seviyeni çok düşük tutman gerekiyor. (Psyche) Ketoz hakkında bir soru sormak istiyorum. Ketoz neden beyin için çok iyileştirici bir etki yapıyor? Epilepsi vakalarında faydalı olmuş ve şimdi bipolar rahatsızlık ve diğer psikiyatrik ve nörolojik hastalıklarda kullanımlarını da keşfediyorlar.
C: Bir dengeyi yansıtıyor. Yani açgözlülük yok ve tanrıça kanın nimetlerine saygı var.
S: (L) Yani fiziksel olduğu kadar ruhsal bir denge. [Masanın yanında yere uzanmış olan Kitty hakkında yorumlar] (Perceval) Yani eğer   sadece hayvani yağlar ve protein tüketirse, bu Morgellon hastalığı için olası bir çözüm sağlayabilir mi?
C: Bedeninin istilacılarla savaşmasına yardımcı olur. Ama en önemlisi, istilacıların "konforlu yuvasını" ortadan kaldırır.
---------------------------------------------------------------

Karbonhidratın beden insülin salgımasını çılgın ve ayarsız duruma getirdiğini hatırlayarak,

Tahıl tüketme alışkanlığı ve buna bağlı bedensel özellikle sindirim sistemindeki arızalar,

Tahıl üretme alışkanlığının Sümerler zamanında tanrısal olarak tapınılan uzay dışıların insanlara verdiği çeşitli teknik ve zirai dersler içinde devamlı üreyen toplumu yerleşikliğe tam alıştırma ve doyurma problemlerini gidermek üzere verildiğini  hatırlıyorum, malüm DNA da indirgenme yapılmış ve tanrıların hizmetkarı olarak madenlerde çalışan insan toplumları,yani bizlerin ataları,

Olayları ve insanlık geçmişini böyle dar aralıklara sığdırmak da bence mahzurlu zira ortada süregelen varlık şekilleri ve hayatlar var, bizlerin ataları derken subjektif bir kavrama geçiyorum,

Ancak burada değişik bir konuyla ilgili olduğunu görüyoruz,tekno-sipirütüelden indirgenme o kabiliyetlerin yok olması buna bağlı doyurma problemlerini giderme,

Bu gelişmiş halin neden kaybolduğu sebeplerine yönelirsek gezegensel ve güneş çekim alanlarındaki başkalıklar ve o halin yeniden geleceği kozmik bir durum ortamı müjdesi,

Buna DNA da kısıtlamaları olan insanların sadece bu tip faaliyetleri o zamanlar taptıkları ve isimler verdikleri tanrılar tarafından sağlanacağı inancı ,kendini yetersizleştirmeye devam,

Sümer zamanındaki uzay dışılar tamamen KH usullerini ortama yaymak için gerekeni yapan bir insan kümesi yaratmışlar ve üzerlerinde işlemeye devam etmekteler,

Sonuçta karbonhidrata bağlı bir insanlık gelişimi ve buna bağlı DNA formasyonunda insana zarar veren bir döneme giriş,

KH bu konuda gerekeni yapmış ve nan, ekmek denen nesnenin bir nevi tabulaştırılması sağlanmış ve karbonhidratın kolay ve lezzet veren şekilleri ile bedensel sıkıntılar çekip negatif üreten insan toplulukların çoğalması, obesitenin yaygınlaşması ve daha bir çok  hastalıklar,

Karbonhidratı azaltıp hatta yok eden diyetlerin K.lar tarafından tavsiye edildiğini biliyoruz (ketojenik diyet),keto diyetin beyin kimyasına uygun olduğundan nörolojik psikiyatrik hastalıkların tedavisi bu diyeti yapanlarda daha verimli oluyormuş,

Beyin ve sinir yapısının ana maddeleri fosfolipitlerdir,genelde lipid ve fosfor ve yardımcı başka maddeler,

Bütün bunları biliyorsun da neden kilolusun diye kendime sordum,alışkanlıkların ve irade kırılmısana karşı zayıf ataklar beni bu duruma getirdi,

Ülke Cumhuriyetin ilk yıllarında oldukça fakirdi ve ben babamın memur olmasına rağmen çok kardeşli bir ortamda kıt kanaat geçinen bir ailedendim, ekmek ana besin maddemizdi ve hala üzümü kavunu bile ekmekle yiyen ve bundan zevk alan iştah tarzım var,

Ülkenin şu durumunda bile hileler ile fakirleştirilen halkın ekmeğe ve makarnaya falan bakan gıdalanma tarzına bakın ,serapa karbonhidrat kökenli bir beslenmeye mecbur kalmış bir toplum,

Gıdada seçicilik ve dikkat ancak maddi durum düzelebilirse kolayca mümkün olur,şimdi maddi durumum orta ama çocukluktan beri alışkanlıkların ve buna uyan bekleyen bedensel fiziksel aura bu hatalı işe devam ettiriyor, bu durumda kuvvetli bir irade disiplini gerekli,

Son zamanlarda kilo vermeye yine kendimi mecbur ettim ve vermeye devam etmekteyim böylelikle daralan omurgaya bağlı bel fıtığı problemimi çözmeye yöneldim,

Ama bu aralar ayaklar baldır v.s. vücudu taşımaz berbat bir haldeyken ilginç bir şey oldu, sezgisel olarak kan sayımı yaptırmam icap ettiği geldi ve ben onu bir süre dinlemedim ama en son mecbur kalıp hastanelere düşüp MR lar kan sayımları v.s. yaptırınca bedende aşırı mikrop kapmış bir hal buldum ve antibiotik ile tedavide ayak ağrı sıkıntılarım birden geçti,

Bunları neden anlatıyorum ,evvela sezgisel olarak telaşsız gelen hislere dikkat edin ve mutlaka yapın derim, zira belirli bir farkındalığa gelince ve bütünlük içinde bir birey olduğumuzu tam hissedince bu tip seslere falan dikkat etmemiz gerekir, sizin şuursal KH a bağlı davranışlarınıza aldırmamanıza  rağmen bir yerlerden belki yüksek benlikten izlenip uyarılıyoruz,

Bu ütyopya değil..

Ara..



sybleman

#1490
Sezgileri izlemek kesinlikle doğru.

Kendimizi dinlemeniz lazım. Çözümler geliyor hem de en doğalından.

Geçmiş olsun Tgur abi. Kendine dikkat et.

Tgur

#1491
Teşekkürler kardeşim..

Tgur

#1492
Biraz sık gibi gelse de zaman yanaştı ,yayınlıyorum,


YORUMLAR 108

(L) Şunu sorayım: 20 yıl önce, 3 Aralık 1994'te bir dizi kısa kehanette bulundunuz. Çok eski bir celsedeydi ve bir bakıma karavanaya gittiler ama ilk kehanetlerden biri "Ukrayna patlaması: kimyasal veya nükleer. Hawaii uçak kazası: havacılık, muhtemelen orduyla ilgili." şeklindeydi. Bu kehanetler peşpeşe verildi ve bir noktadan veya iki nokta üst üsteden sonra diğer bir kehanet dizisi verildi. Bir sonraki dizi Kaliforniya'da depremler, Kaliforniya'nın yıkılması, Lassen Dağı ve ABD'nin batı kıyısındaki çeşitli diğer volkanların patlaması, deniz tabanının çökmesi falan hakkındaydı.
3 Aralık 1994
{ C: Ukrayna patlaması: kimyasal veya nükleer. Hawaii uçak kazası: havacılık, muhtemelen orduyla ilgili. İlk aydan itibaren Kaliforniya'da yeni sismik faaliyetler: San Diego, San Bernardino, Kuzey Bakersfield, Barstow: hepsi kırılma noktaları. Hollister, Palo Alto, Imperial, Ukiah, Eureka, Point Mendocino, Monterrey, San Luis Obispo açıkları, Capistrano, Carmel: bunlar sırasına göre kırılmalardaki gerilim noktaları. "Zaman" belirsiz. İnsanların kitlesel terkedişinin başlaması nedeniyle Kaliforniya ekonomisinin aşamalı olarak çökmesi söz konusu olabilir. Ayrıca Shasta dağı patlıyor; Lassen'de etkinlik.
Okyanus tabanı alçalmaya başlıyor.}
Soruma gelecek olursam: "Hawaii uçak kazası" aslında yakın zamanlarda meydana gelen, örneğin MH 370 ve MH 17'nin başına gelenlere bir referans mıydı? Esas yanıt Hawaii olmasına rağmen, Malezya da aşağı yukarı Pasifik'te. Yani bir bakıma gelecekteki bu olaylara yönelik çok önceden bir referans mı yapıldı?
C: Evet.
S: (Perceval) Yani dünyanın gidişatını etkileyecek kadar büyük birer olay olarak çok önceden görülmüşlerdi. Hiç bahsetmedikleri pek çok olay da oldu. Peki 20 yıl önce verdikleri o kehanetler neden önemli? Hepimiz hapı yuttuk mu yani şimdi?
C: Burada önemli olan yorum. Unsurlar mecazi. O kadar zaman önce ancak yaklaşık bazı tahminler verilebilirdi. Ama kilit hususlardaki benzeşime dikkat edin.
S: (L) Yani Ukrayna bir parlama noktası olarak önceden biliniyordu. Peki denebilir mi ki bu tür şeyler o kadar önceden bazı planlayıcıların zaten aklındaydı?
C: Evet.
S: (L) Yani şimdi planlarını değiştiriyorlar ve... (Perceval) Planlayıcılar derken...
(L) İnsan planlayıcıları mı kastediyorsunuz?
C: Ve 4 KH.
S: (Perceval) Zamanda ileri geri sıçrayanlar.
(L) Yani zihinleri karıştırmak için birşeyleri değiştiriyorlar. Bir keresinde 4 KH'nin birşeyleri nasıl değiştirebildiğiyle ilgili birşeyler söylemişlerdi. Zamanda ileri ve geri giderek yaptıkları birşey.
7 Ocak 1996
{ C: Burada çalışan güçler bu kadar kolay öngörülmek için fazla zeki. Ne tür dönüş ve sapmaların olacağını asla bilemezsin ve kehanet ve filozofik kalıplarınızın farkındalar ve genellikle sabitlenmiş geleceğe inananları kandırmak ve cesaretlerini kırmak için yön değiştiriyorlar.}
----------------------------------------------------------------------

Mossadın ve Rusların Malezya uçağı Boeing uçağı ile akıl almaz kazaları ve birbirlerine bu yolda parmak sallamaları hakkında bir bilgi bölümü sonunda KH nın çalışma tarzını bir daha vurgulamak ve hatırlatmak üzere bu kısmı aldım,

Kehanetlerin tam anlatıldığı şekilde ortaya çıkmasına mani olan olayın verilenlerin ana unsurlarına bakarak yorumlayabilmek,

Bu tabii ki insan zihninde yerleşik olan lineer zaman ve ona uyumlu filozofik kavramlara uymadığı için sadece zamana kilitli bilinçlerde belirecek korku ve bekleyiş ve bu yönde çıkarılan negatif için önemli,
Karışık bir cümle gibi gelse de anlatmak istediğim hayatı ve yaşamı yankı odalarındaki oluşmuş kısıtlı bilinçle kabul edip oyalananlar için bu tip kehanetler onların objektif ve farkındalık ölçülerinden uzak bir yorum getiremediklerinden ortaya sadece korkulu bekleyiş gibi gayet basit KH lokmalarına uygun bir negatif besin oluyor,

Cümle yapışıma bakıyorum çok mu karışık bir anlatım var, hayır, ama bablara ayırmak anlaşılması için daha kolay olur gibi geliyor bazen cümleyi arada kesip yeni bir paragrafa geçiyorum,

Hani bir dosttan bahsetmiştim "Abi ben mesela soğan doğramaya başladığımda sonu hemen gelmiş gibi görüyorum bu ne demek "demişti ben de senin zamanı kabul etmeyen evrensel bilincin bazen ortaya çıkıyor diye izah etmiştim,

Benimki de öyle mi acaba ,çok şeyi bir anda anlatabilmek dikkat ederseniz ayrıca izahlarıma günlük başıma gelenleri de sıkça koyuyorum neden,

Zira yaşayışın her fonksiyonu zihinsel farkındalık gayretlerimize ışık tutuyor hiç bir faaliyeti atlamadan irdelemek ve anlatışa samimiyeti sokmak sahte kişilikleri atmak gerekir ,ben böyle düşünüyorum, bu tabiiki alışılmış filozofik kurallara ters gelebilir, anlatacağını anlat yaşantın bizi ilgilendirmez,

Oysa bu tip akademik  anlatımlar da bana soğan sarımsak kokusundan kaçıp o nahoş ve burun çevirtici davranışıortaya çıkarır gibi geliyor, kuru ve sıkıcı, gençliğimizde belki "Mario Simmel" in romanlarından etkilendik herhalde ,

Sonra biz ne yapıyoruz, evrensel konulardaki yorumlamaları serbestçe yazmak ve kimsenin özgür iradesine farkındalığının gelişmesi yoluna dokunmadan bütünlük ve kardeşlik bilinciyle bir nevi sohbet etmek, aksi görüşleri görüp bilgi dağarcığımızı zenginleştirmek, her neyse ,

----------------------------------------------------------------------
S: (Perceval) Mevcut bilgi savaşında o tür bilgilerin yayılıp ortalığın karıştırılması ihtimal dahilinde mi veya Putin'in gücü dahilinde mi?
C: Halkın algısının gel-giti ayarlanabilirse güçlü olasılık.
S: (Pierre) Peki o kanıtlar ABD ve/veya İsrail'le mi ilgili?
(L) O olayı kimin yaptığı konusunda gayet iyi bir fikrimiz var ve o sorunun yanıtını biliyoruz. Bu da beni birkaç gündür zihnimi meşgul eden bir soruya getiriyor. "Siyah şapkalılar", yani kötü adamlar, yani bütün o patolojik topluluk halka yönelik faaliyetlerinde son derece organize ve birleşik görünüyorlar. Örneğin İsrail tüm o öğrencileri Hasbara programına sokabiliyor; Pentagon bir sürü kişiyi siber savaş için işe aldı; internette dolaşıp halkın fikirlerini yönlendiren ve yorumlar yazan troller var. Edward Snowden çıkıp bunun tam olarak nasıl yapıldığını açıkladı. DEVASA ve özenli siber savaş programları var ve birilerini eğitip insanların zihinlerini kontrol etmede kullanabiliyorlar. Bu gerçekten afallatıcı birşey. Snowden'in pek çok büyük medya organında yayınlanan bu ifşasına rağmen, insanların durup da HERŞEYİN o dezenformasyon programının bir parçası olabileceğini düşünmüyor olmaları beni çıldırtıyor! İkincisi, neden barışçıl, iyiliksever fikirlere ve yaklaşımlara sahip vicdanlı insanlar kötüler kadar bir araya gelemiyor? Sanki kötülük birleşirken vicdanlı insanların vicdanı onları birbirleriyle kavga etmeye zorluyor! Tabi vicdanları varsa. Buradaki olay nedir? Bilmek istiyorum.
C: Öncelikle KH tarafının iki kanca kullandığına dikkat edin: para ve ayrıca güç vaatleri. Yani göründüğü kadar "amaç birliği" yok. İkincisi, psikoloji ve Gurdjieff çalışmalarından öğrendiğiniz gibi, "ruh" veya vicdan için uygun genetiğe sahip insanlar, aile ve toplum programlaması nedeniyle çok yaralılar.
S: (L) Yani yaraları, programlanmışlıkları ve Gurdjieff'in dediği gibi tamponları onların farklı fikirler, yaralar, korkular vs nedeniyle çok farklı noktaları işaret etmelerine neden oluyor. Ve bu da birleşmeyi engelliyor. Bunu değiştirebilecek herhangi birşey var mı?
C: Elbette!
S: [Kahkaha] (L) Nedir?
C: Ya çalışma ya da büyük bir şok!
S: (Perceval) Devasa bir ateştopu gibi bir şok mu? Devasa bir meteor veya bir deprem?
C: Yıllardır yapmakta olduğunuz gibi bilgi tohumlarının ekilmiş olması koşuluyla, kozmik bir faaliyet bunu yapabilir. Bir keresinde dediğimiz gibi, ışık ateşten gelir. Bunda çeşitli anlam seviyeleri var.
S: (L) Belki de kozmik bir ateş?
C: Evet!

----------------------------------------------------------------------
Bu bölümün 11 Eylül olanları hakkında yapılan görüşme sonunda ait olduğunu belirtirim, Putin olayın gerçeğini biliyormuş,

Seçim öncesi ülkemizde de böyle uygulama benzerlerini görmekte değil miyiz, adalet, demokrasi ve liyakat gibi kavramlar için çırpınanların yanında onları ister gibi görünüp para veya başka tip psikolojik yaralanma faktörleri yüzünden yönlerini şaşırmışların uygun gidişe taş koymaları yani engelleme faaliyetleri,

Olumlu yönde birleşimleri bozan faaliyetler,

Bütün bunlara rağmen yani yapılan kötülükler ve çıkara bağlı ahlaksızlığa bulaşmış  kesim galebe gelirse ülkenin kozmik bir ateşten başka bir yolla düzeleceği yok gibi,

"C: Yıllardır yapmakta olduğunuz gibi bilgi tohumlarının ekilmiş olması koşuluyla, kozmik bir faaliyet bunu yapabilir. Bir keresinde dediğimiz gibi, ışık ateşten gelir. Bunda çeşitli anlam seviyeleri var.
S: (L) Belki de kozmik bir ateş?
C: Evet! "

Şu şahane cevaptaki "bilgi tohumlarının ekilmiş olması koşuluyla" kısma dikkat edelim ,yaptığımız bilgi faaliyetleri hiç kimseye yaramamış dahi olsa kendi benliğimizde açılımlar yapmışsa o bile yeter bence, açılmış bilinç, çeşitli koşullarda sulandırılmış homeopati ilaçları gibi diğer bilinçlere bulaşabilir ve gelebilecek kozmik bir ateşte insanlar olumlu yolu bulabilir,

Nicelik ve nitelik kavramlarını evrensel ölçülerde düşünelim ve değerlendirelim,

Birlik bilinci..

Ara..



Tgur

#1493
Evvelki konunun devamı ,

YORUMLAR 109

S: (L) Belki de kozmik bir ateş?
C: Evet!
S: (Pierre) Kozmik faaliyet bilgi tohumunun büyümesine yardımcı olabilir mi? (Chu) Kastettiklerinin o olduğunu sanmıyorum.
(L) O olayın şoka neden olacağını söylüyorlar sanırım. Eğer bireyde bilgi tohumu veya herhangi bir potansiyel varsa ve eğer şok bireyi öldürmezse, o zaman...
(Pierre) Yani kozmik olaydan kaynaklı şok mu tohumun büyümesini sağlayacak? (Ark) Hayır!  (Chu) İnsanların durumu yorumlayabilmeleri için bilgi tohumunun orada olması gerekir, değil mi?
(L) Bence tohumun içlerinde hazır olması gerekiyor, sonra şoka uğrayacaklar ve sonra... (Pierre) Evet, şok bilgi tohumunun büyümesini sağlıyor...
(Ark) Hayır! Bilgi şokla büyümez. Bilgi ancak daha fazla gerçeğe ulaşarak büyür. Şok ancak tohumun bir iş yapmasına neden olabilir.
(L) Ne gibi?
(Ark) Birşeyler biliyor olabilirsin ve aynı zamanda hiçbir şey yapmayabilirsin! Sonra şok gelir ve bilgini o zamana kadar kullanmadığının farkına varırsın!
(Perceval) Sessizce bilgileri sindiren ama tüm o programlamalar vs nedeniyle hiçbir şey yapamayan çok sayıda forum üyesi için geçerli bir durum bu sanırım. O insanlarda bilgi tohumu ekili durumda ama o bilgiyle henüz hiçbir şey yapmadılar.
(L) Ama durum ciddileşince...
(Perceval) "Aman tanrım, anlatılanlar sadece teori değilmiş! Bir meteor Washington D.C.'nin altını üstüne getirdi!" deyip gerçeklerin farkına vardıkları zaman... İnşallah... [Kahkaha] O zaman teori gerçek haline gelecek onlar için ve bu durum içlerinde yavaşça büyüttükleri bilgiyi etkinleşebilir.
(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar... Sezar'ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik'in savaşa girmeden önce dediği gibi "Ölmek için güzel bir gün" diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor.
(Chu) Ama bir de madalyonun diğer tarafı var. Bazı insanlar bütün o koşulların kendileri için geçerli olmadığını veya gerekli bilgileri yarın edinebileceklerini  veya...
(L) Olayların hep başka yerlerde olduğunu, kendi bulundukları yerde olmadığını düşünenler... SOTT üzerinde çalışmanın bu kadar önemli olmasının nedeni de bu; ÇOK SAYIDA şok sağlıyor!
(Chu) Bu sabah mutfakta insanlara bir video izlediğimi anlatıyordum. Gerçekten şok edici. Arjantin'e düşen bir meteorit. İnsanlar bir ışık, sonra da bir krater görmüş. Yetkililer hemen olayı örtbas etmiş. Yüzlerce insan otoriteleri yalan söyledikleri için protesto etmiş ve evi yakıp yıkan şeyin bir gaz sobası olmadığını haykırmış. Ama bu kişilerden HİÇBİRİ yıkıma neden olan şeyin bir meteorit olduğunu söyleyememiş, çünkü bu konuda bir örnekleri yok. O insanların "Bize yalan söyleniyor! Gerçeği istiyoruz!" diye haykırışını izlemek çok moral bozucu. Bağırıyorlar. Ve hiçbiri asıl nedeni bilmiyor...
Olayın bir füzeyle veya bir saldırıyla ilgili olduğunu düşünüyorlar...
(L) Tıpkı uçaklardan püskürtülen kimyasallar (chemtrail) meselesi gibi. İnsanlar devletin kendilerine yalan söylediğini BİLİYORLAR ve devletin üst atmosfere tonlarca kimyasal püskürttüğü komplo teorisini yaratıyorlar. İz bırakan her uçağı otomatikman bir "chemtrail" uçağı olarak görüyorlar bu sefer.
(Chu) İnsanların zihinlerinde en çok eksik olan şey ise kozmik bağlantı. Perde arkasındaki gücün ille de devlet veya şüphelendikleri başka bir dünyevi güç olduğunu düşünüyorlar...
(L) Aristo hala egemen.
(Pierre) Cevaplanmasını istediğim soru şu: O tür bir kozmik faaliyetten kaynaklanan şoklar... Bu şok psikolojik seviyede mi gerçekleşecek?
Yani insanlar korkup "Oo, bu gerçekmiş!" diye mi düşünecek? Yoksa buna ek olarak kozmik olay elektromanyetik ortamı değiştirip bazı insanlarda bazı değişimlere mi neden olacak?
C: İkisinden de biraz. Ve şimdilik Hoşçakalın. (Perceval) Gittiler mi öylece?
(Ark) Bu bir şoktu! [Kahkaha]
(Alana) 11 Eylül olayı bir şoktu, değil mi? Tıpkı benim gibi Avrupa'da pek çok insan "Bayağıdır haberleri izlemiyordum. Bu nasıl oldu? Bu neden oldu?" diye düşünmeye başladı. Çok sayıda insan sorular sormaya ve olan biteni anlamaya çalıştı. Pek çok insan forumu bu şekilde buldu. Bunun için bir şok gerekti.
(L) Evet, büyük bir şoktu o. Çok büyük bir şok daha olursa, insanların olaylara yaklaşımında da büyük bir değişim olacak; tabi ancak insanların durumu analiz edecek bilgileri varsa.
(Perceval)  Bence  seçici  olmayan  bir  şok  olması  gerekir.  Sadece  falanca  bir  yerdeki  insanların  başına  gelen  bir  olay  olarak  gözardı edilemeyecek birşey. Herkesi tehdit eden birşey olması gerekir. İçgüdüsel bir "Aman tanrım! Şimdi boku yedik!" dedirtecek birşey.
(Chu) O tür olaylarla ilgili sorun, eğer tüm dünyayı tehdit eden bir durum varsa genellikle birşey yapmak için çok geç olmasıdır.
(L) Çok büyük bir şok çok sayıda ölümü de kapsayacaktır.
(Perceval) Ama ben bilgi tohumu ekilmiş kişilerden bahsediyorum. İnsanların büyük çoğunluğu o tohuma sahip değil. (Bubbles) K'ların çok vakti yok mu? Nereye gittiler?
(L) Yorgunluğumu algıladılar sanırım.
(Perceval)  Intermarche'ye  gitmeleri  gerekiyor.  [Kahkaha]  Tüketmeleri  gereken  yağ  bombaları  için  yumurtaları  kalmamış.  (ç.n.:"Intermarche" Fransız süpermarket zinciri imiş).
(Ark) Şoklardan bahsetmişken... Deprem kesinlikle bir şok ama insanlar bir depremden sonra uyanıyor mu?
(L) Eğer birşey bilmiyorlarsa, hayır.
(Chu) Pek çok insan 11 Eylül olayından sonra da uyanmadı.
(L) Yani yalnızca bilgi tohumunu ekmiş olanlar... Tohum kök salacak, yavaşça büyüyecek. Ama henüz...
(Perceval) Uçak düşmesinin yarattığı şokun etkilerine bakın. İnsanların çoğu bunu bir tür şok olarak algıladı. Ama bu onları DAHA otorite takipçisi yaptı. Devletin kollarına fırlattı. Bilirsiniz, "Putin'i indirin! Bizi mahvedecek!" Yalanı yuttular ve tıpkı 11 Eylül olaylarından sonra pek çok insanın yaptığı gibi daha fazla Karanlık Tarafa gittiler. Uçmayı bilmeyen 19 Arap'ın bu işi yaptığına dair resmi komplo teorisine inandılar.
(Andromeda) Onların farklı tohumları var.
(Perceval) Kesinlikle. Bizim forumumuzda bulunan, Sott'u ve çalışmalarımızı okuyanlar dahil az sayıda insan bunu pozitif anlamda bir şok olarak deneyimlemiştir. Ama bu olayların nedenleriyle ilgili bilgi tohumlarına sahip olanlar, yani yalanları görenler, daha fazla uyanmaya ve olayların giderek ciddileştiğini anlamaya yöneliyorlar! Anlatılanların gerçek olduğunu, gerçekten bir karanlık grup olduğunu, gerçekten bir KH piramidi olduğunu anlamaya başlıyorlar... Bizim zaten bildiğimizle ilgili daha fazla doğrulama buluyorlar. Ve bu bir şok.
(Ark) Ama birşey daha var. Pierre elektromanyetikten bahsetti. Öyle bir şok KH'nin programlama frekanslarını parçalayabilir.
(L) Evet.
(Perceval) Frekans çitini mi?
(Ark) Ve o zaman daha üst seviyelerde farkındalık edinme konusunda bloke durumda olduğumuz için, bilgiye sahip olanlar ve olmayanlar çeşitli ışınlara maruz kaldığında...
(L) Kozmik bir olay kesinlikle frekans çitini parçalayabilir.
----------------------------------------------------------------------

Kozmik ateş hakkında ,insanlar nasıl davranacak özellikle bilgi tohumu olmayanlar,

Son derece ilginç bir tartışma açılmış ,eğer hepsinin üzerinden dikkatlice geçersek bilinçte bir bu tarafa ve  bir diğer tarafa savruluyoruz,

Yani böyle bir şokta bilgili olanlar ve olmayanların davranışları hakkında,tartışma öbekleri içinde şu paragraf dikkati çekiyor,

"(L) Yani şok korkuyu yok edecek çünkü insanları durduran şey aslında korku: tüm o programlar, tamponlar... Sezar'ın geçen hafta söylediği şey. İçsel doğaya sadık olunmasını ve korkulmamasını söylemişti. Hiçbir şeyden korkmadığın noktaya ulaşman gerekiyor. Kızılderili şamanı Kara Geyik'in savaşa girmeden önce dediği gibi "Ölmek için güzel bir gün" diyebileceğin noktaya ulaşman gerekiyor."

Hiç bir şeyden korkmama bu illüzyonda faaliyetlerinin büyük kısmını korku sınırları duyarak geçiren insanlar için çok zor,

Kurallı yaşam bazı müeyyideler konmadan yani korku verecek ceza tarzı olmadan birbirine zarar vermeyen hale gelemez zira hayvansal güdülerinden henüz insanlığı öğrenecek yaşam tecrübeleri geçirmemişler için ve onlarla beraber olanlar için büyük bir acılı yaşam içerir,

Halen öyle bir ortamda yaşadığımızın farkında değil miyiz,

Bilgi tohumunun insanlarda yerleşik ve etkili hali reenkarnasyon karma programları ve varlık metamorfozik tekamül ilkelerinin tamamen idrak edilmesi inancıyla yürür,bu tip bilgilerden uzak olanlar ne yapacak ,

Bu işin yani tartışmanın salim bir neticeye gelmesi ve hele K.lar "biraz ondan biraz bundan" deyip ayrılmalarından sonra şu son kısımın anlaşılması ile mümkün olur,

"(Ark) Ama birşey daha var. Pierre elektromanyetikten bahsetti. Öyle bir şok KH'nin programlama frekanslarını parçalayabilir.
(L) Evet.
(Perceval) Frekans çitini mi?
(Ark) Ve o zaman daha üst seviyelerde farkındalık edinme konusunda bloke durumda olduğumuz için, bilgiye sahip olanlar ve olmayanlar çeşitli ışınlara maruz kaldığında...
(L) Kozmik bir olay kesinlikle frekans çitini parçalayabilir"

Frekans çiti nedir, bunu açmalıyım,
Dünya yaşamı diye insanların ,bizlerin içine sürüklendiğimiz ve çoğunlukla her şey budur başka şey olamaz denen anlayış ,

Deney metotları ve KH davranışları ile pekiştirilmiş çevrelenmiş ve kısa dalga döngüsü diye adlandırılan bu illüzyon halkası bu çit,

Kozmik ateş ile parçalandığında insanlar ruhsal sevgi bazlı içsel donanımının ,hakikatin pırıltısını hissederler,

Ölümü deneyip geri dönenlerin o tarif etmesi mümkün olamayan dedikleri saf mutlu gerçek hürriyet hali..

Ara..


sybleman

#1494
Tgur abi ilüzyon ile ilgili bir link paylaşmıştın okuyordum şimdi bulamadım. gönderi mi silindi acaba?

Onu tekrar atman mümkün mü?


sybleman

#1496
Alıntı Yap: (L) Yani ne yapıyorsak yapıyoruz ve ne yaptığımızın aslında bir önemi yok. Dalga gelecek, herşey değişecek, yeni olacak, bu mu?
C: En önemli olan şey diğerlerinin şimdiye kadar ne yaptığı, ne yapmakta olduğu ve ne yapacağı.
S: (L) Kim bu diğerleri?
C: Program yeniden-yazıcıları. Yanisiz ve gelecekteki biz.
S: (L) Burada önemli olan "BİZ" miyiz? Sanırım birşeyi kaçırdım. Bizim ne yaptığımızın bir öneminin olmadığını söylediniz sanmıştım.
C: Diğerleri sizsiniz/olacaksınız.
S: (L) Bizim şu anda yaptığımız şey bu sürece nasıl yardımcı oluyor veya engelliyor?
C: Yardım/engel değil, sadece ne ise o.
S: (L) Tüm bunlar daha önce yapıldı mı yani? Herşeyin nasıl meydana geleceği zaten belli mi? Olmuş bitmiş birşey mi?
C: Hayır Laura, lineerliğini bırak!
S: (L) Anlamıyorum. Bizim yaptığımız şey bir fark yaratıyor mu?
C: "Zaman" nedir?
S: (L) Zaman bir ilüzyon. (A) Yapmak da mı bir ilüzyon?
C: Eğer lineer "zamana" göre düşünüyorsanız.
S: (L) Yani bir BH geleceğinin ortaya çıkması için en iyi yol, yaptığımız HERHANGİ birşeyin bir öneminin olmasını beklememek mi? Çünkü
eğer yaptığımız şeyin bir fark yaratmasını beklersek, o zaman fark yaratmayacak. Bu arzulayış. (A) Yaptığım işin faydalı olacağını
düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi! (L) Ben de öyle, çünkü bunu YAPIYORUM. Kendim oluyorum. Ama beklentiyi kesmemiz gerekiyor.
Zaten içimizde olan şeyi, bir öneminin olup olmamasını beklemeden yapıyoruz.
C: Ve yaptığınızı yapıyorsunuz çünkü durumu bildiğiniz bir başka varoluş düzleminden kendinizi bunu yapmak üzere yönlendiriyorsunuz.
Mevcut farkındalık düzleminde bulunduğunuz yerde, tamamen değilse bile büyük ölçüde bilinçsizsiniz.

Şu alıntıyı okurken kendimden geçtim desem yeridir. O şahit olma halini yaşarken bunun farkına varmıştım. Elimin kolumun oynaması bile benim kontrolümde değilken, ben nelere üzülmüşüm, neleri kafaya takmışım, neleri değiştirmeye çalışmışım, korkmuşum, sevinmişim. O kadar boş ki. Biz sadece deneyimi yaşıyoruz. Bizim kontrolümüzde olan bir şey yok. Belki hangi diş macununu kullanabilirim gibi saçma sapan kararlarda belki :) Üst benliğin yönlendirmesiyle hareket ediyoruz, karar veriyoruz, duygulara sürükleniyoruz.

İşte o hali idrak edince, evet yine duygulara girip çıkıyorsun, elin kolun oynuyor. Hayatta hareket halindesin ama biliyorsun ki, kontrol sende değil. İzle ve geç. Hisset ve geç. Tiyatroyu hem izliyoruz hem oynuyoruz. Bilinç olarak izliyoruz işte tiyatro izler gibi.

Tgur

#1497
Bu sefer böyle oldu sık sık karşınızdayım,bunun da bir sebebi var herhalde ama bulamadım,

YORUMLAR 110

S: (Manitoban) Burada üç yıldır EE (Éiriú Eolas) eğitimi veriyoruz ve herhangi bir ilerleme kaydedip kaydetmediğimizi merak ediyoruz. Sadece katılımcılar için değil de, herhangi lineer-olmayan etkiler de yarattık mı mesela?
C: Evet ve bu üzerinde düşünülmesi ilginç birşey: Görünür bir sonuca ulaşmaya çok önem vermeden, çalışıp aleminize enerji aktarmaya devam etme gereksinimi.
S: (L) Bu da benim aklıma bir başka soru getirdi. Sürekli aklımda olan şeylerden biri; çok sayıda grup üyesinin faydalı şeyler yapma, örneğin ağa yardımcı olma, gruba yardımcı olma, Çalışmaya yardımcı olma, süreci sürdürme konusunda karşılaştıkları zorluk. Bazen başlıyorlar ama sonra yitip gidiyorlar. Bazen çok büyük, çok çabuk, çok hızlı birşey deniyorlar ve sonra cesaretleri kırılıyor... Dolayısıyla buradaki grup olarak kendimizi yıllardır ve hatta en zorlayıcı koşullar altında bile bu işe adamamızı sağlayan şeyin ne olduğunu merak ediyorum. Bir insanın, bunu söylediğim için beni bağışlayın ama, kıçını kaldırıp işleri yürütmesi için sahip olması gereken nitelik nedir? İhtiyaç duyulan nitelik nedir?
C: Uyanmış vicdan.
S: (L) Fakat vicdanlarımızı uyandırmayı nasıl başardık ve diğer insanlar bunu nasıl yapabilir?
C: Nasıl başladığınızı hatırlayın, dünyanın vicdanı olarak kendiliğinizden hareket ettiniz.
S: (L) Açıklayabilir misiniz?
C: Neden sizin varoluş düzleminizde meydana gelen herşeyi görmek için çaba göstermeye başladığınızı hatırlayın.
S: (L) SOTT mu? Signs of the Times sayfam mı?
C: Evet.
S: (L) Çünkü insanların bir kahrolası günden diğerine geçerken neler olduğunu hatırlamadıklarını görebiliyordum! Neler olduğunun hergün kendilerine hatırlatılmasına ihtiyaç duyuyorlardı.
C: Vicdanınızı geliştiren şey de buydu. Ve buna yardımcı olanlar da bu sürecin içinde.
S: (Andromeda) Neler olup bittiğiyle ilgili sürekli uyanık kalman gerekiyor.
(L) Her zaman ve HERŞEY hakkında uyanmak ve uyanık kalmak zorundasın. Kendini uykuya bıraktığın her dakika vicdanını uyutuyorsun.
Kişilik çözülmesi vicdanını uykuya daldırıyor. Tamam, bu konuda sormak istediğim buydu. Devam edelim.
(fabric) Endişelendiğimiz konulardan biri, iletişimin kopması durumunda, diğer gruplarla iletişim kurmada ruh tablasının kullanılıp kullanılamayacağı. Yani örneğin Şato'yla ve Tobacco House'la iletişim kurmak için. Eğer elektriğimiz olmazsa veya birbirimizle hiçbir iletişim kurma aracımız olmazsa, tablayla iletişim kurabilir miyiz? Bir kanal oluşturamazsak ölülerin ruhlarıyla mı irtibat kuruyor oluruz sadece?
C: O şekilde iletişim pek ihtimal dahilinde değil ve tavsiye edilebilir de değil. İhtiyaç duyulan şeyi daha önce söyledik: Uygun ağ çalışması yoluyla çakraları birleştirin.
S: (Perceval) Yani uygun ağ çalışması yoluyla çakra bağlantılarını yapan insanlar, söylenmesi gerekmeden, ağın bir parçası olarak ne yapılması gerektiği konusunda ilham ve sezgi sahibi olacak anlamında mı bu?
C: Ve fazlası. Frekanslar değiştiğinde telepati yeteneği de artacak. "Alıcılık kapasitesi" üzerinde çalışırsanız, diğer herşey doğal bir şekilde gelecektir.
S: (L) Alıcılık kapasitesi üzerinde nasıl çalışılabilir?
C: Vicdanı uyandırarak ve Mouravieff'in tanımladığı şekilde merkezleri akort ederek.
S: (L) Tamam. Sonraki soru?
(dugdeep) Homeopatinin ardındaki mekanizmayı açıklayabilirler mi?
C: Frekans titreşim rezonansı. Kendinizi gezegene yönelik "homeopatik ilaçlar" olarak düşünün.
S: (Perceval) Bu güzel bir tanımlama. Makro ölçekli homeopati. İnsanlar ilacın küçük bir dozu olarak işlev gösterdiğinde, bu diğer varlıklarla rezonans sağlayabilir.
(Pierre) Yani doğru titreşim frekansındaki bireyler makroorganizma üzerinde, yani Dünya Gezegeni üzerinde pozitif bir etki yapabilir. (dugdeep) Peki homeopatik maddeler neden sulandırıldıkça daha kuvvetli hale geliyor?
C: O zaman rezonans solüsyonda daha geniş bir alana yayılıyor ve herşeyi maddenin bütünlüğüne uygun bir frekansa getiriyor

----------------------------------------------------------------------

Bir ara homeopatik ilaçlar ve sulandırıldığında etkisinin arttığından ve gelişmiş farkındalığın bu şekilde gezegende mevcut ve kendini açılmaya akortlamış kişilere yarayacağından bahsetmiştim, kaynak bu celsede imiş,

Başka bir izah ile gezegenimiz merkezinde kristalin amonyak su ve metan gazı var ,madde uygulamasının başlangıcında antik çamurdan bahsetmiştik ve ondan oluşan canlının ilk maddesi amino asitlerden ,bu oluşta etken su molekülüdür gerekli minerallerin birbiri ile birleşmesi ve kompleks yapıya ulaşma işinde baş aktördür,

Homeopatik ilaç dediğimiz ilaç kırıntılarının su yolula geniş bir alana yayılmasından bahsediliyor, izi alan organ iyileşmeye başkalaşmaya başlıyor,

Benzetiş bu yönde,

Bu akortlamadan kasıt vicdanların uyanmasına bağlı bir olay,

Bunun dünyanın vicdanı denilen toplumun genelinde örtülmüş ve KH salvoları ile saptırılmış vicdan dediğimiz bilgi alanı mozaiğinin kirlenmemiş bölümünün üzerindeki örtüyü kaldırmak gibi olduğunu söyleyebiliriz,

Bilgi alanı nasıl kirlenir ,

Dünya yaşam illüzyonun saptırılmış ve uydurulmuş ve ilim diye güya KH vari usullerce ispatlanmış sanılan dar alanlarda hapsedilmiş psişik anlayış ve kabullerinin dünya hayatı genelinde kabulü ve bu frekans çitinin içine hapis olma,

Yani her etkiye bir tepki olmalı mekanik fiziki dünya illüzyonik frekans uygulanmasının vicdani davranışlara da aktarıp gerçekte bahsetmeye çalıştığımız evrensel ruhtan kopup  vicdan dışı davranmak,

En baştaki bölümden,

"S: (Manitoban) Burada üç yıldır EE (Éiriú Eolas) eğitimi veriyoruz ve herhangi bir ilerleme kaydedip kaydetmediğimizi merak ediyoruz. Sadece katılımcılar için değil de, herhangi lineer-olmayan etkiler de yarattık mı mesela?
C: Evet ve bu üzerinde düşünülmesi ilginç birşey: Görünür bir sonuca ulaşmaya çok önem vermeden, çalışıp aleminize enerji aktarmaya devam etme gereksinimi."

Soru sorana verilen cevaptaki "görünür bir sonuca ulaşmaya önem vermeden" ifadesine dikkat edelim ,

Kısaca beklenti dediğimiz ve bu dünya yaşamının kutupsal mekanizmasına uygun olarak kişilerce ve KH tarafından imkansızlaştırılan"almadan verme " en saf vicdani hasletinin karartılması olayına kapılmadan denmekte,

Cümlem karışık mı oldu ,hayır, anlaşılmıştır,evvellerde şöyle bir şeyler söylemiştim, ama sildim,

Her şey vicdanda kümüle ise almadan verme ne demek anlamaya başlamalı demekteydim.

Ara..


sybleman

#1498
Yine çok güzel alıntılar paylaşmışsın Tgur abi. Eline sağlık.

Varlık birliğini kavrasa almadan vermek doğal olan, o sensin sen o. Kimden alıp kime veriyoruz ki zaten.

Silip tekrar yazıyorum ama ilişkili oldu biraz. Geçenlerde tasavvuftaki muhabbet dedikleri hali yaşadığımda ilk kez anlayamadım. Sevgi alıp verme gibi, karşılıklı. Sürekli. Sabah bu neydi böyle diye düşünürken. Benden bana senden sana cevabı ile sarsıldım. Tabii öyle ya. Kimden olacaktı, bir değilmiydik. Benden bana senden sana. Almadan vermek.. zaten o da sensin. Alan da veren de sensin. Sevgi bile göndersen o sana dönüyor. İyilik yapsan, yine sana dönüyor. Kötülük yapsan o da sana dönüyor. Nereye dönecekti ki?
 
"Homeopatik ilaç dediğimiz ilaç kırıntılarının su yolula geniş bir alana yayılmasından bahsediliyor, izi alan organ iyileşmeye başkalaşmaya başlıyor"

Bu benzetme bir harika.

Tgur

#1499
Sağol..:)