Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#855
DÜNYAMIZIN MERKEZİNDEKİ AMONYAK VE METAN

Konu celselerin içinde geçti ama aşağıdaki alıntıları okuyup sona geldiğinizde bu amonyak ve metan gazının ne işe yaradığını dostlar tarafından çözülmeden bırakıldığını göreceksiniz ,gezegenlerin kaldırma kuvvetleri ve çekimleri hakkında bazı neticelere varılmış ama bence bazı önemli kısımları eksik bırakılmış

Belki Laura ve ekibi  konuyu çözmüş Dalga veya başka yayınlarında açıklamış olabilir ama biz veya ben bu şartlarımla ulaşamıyorum

Bu durumda geldiğim konuları ortaya koyacağım alıntıların sonunda göreceksiniz,

---------------------------------------------------

C: Hiç avucunun içinde bir gezegeni eritmeyi denedin mi ?
S: (A) Hayır, çünkü bir gezegen elimden birazcık daha büyük. Bir gezegeni farklılaştıran özellikler nelerdir Sonuçta o da , bir kartopu da birer parça madde.
C: Manyetik alan çekim profili.
S: (L) Manyetik alan çekim profili nedir ?
C: Güçlülük ve... sıkı durun geliyor... yoğunluk.
S: (L) Bizim gezegenimizin merkezinde ne bulunuyor ?
C: Sıvı kristalimsi gazdan çekirdek.
S: (L) Peki bu sıvı kristalimsi gazdan çekirdeğin bileşenleri neler ?
C: Metan ve amonyak.
S: (L) Metan ve amonyak nasıl kristalleşir ki?
C: Uygun ve doğru manyetik iletkenlik şartları altında.
S: (C) Çekirdekte haiz olan şartların aynısı gezegenin yüzeyinde de oluşturulabilir mi ?
C: Hayır.
S: (C) Yani gerekli olan uygun manyetik iletkenlik şartlarını yüzeyde gerçekleştiremezsiniz ?
C: Doğru.
S: (L) Çekirdeği meydana getiren metan ve amonyak ne açıdan böyle önemli ?
C: Metan, amonyak kristallerine bağlanıyor.
S: (L) Ehh, bu şimdiye dek duymuş olduğum en tuhaf şey!
C: Hayır.
S: (L) En azından ilk ona girer! (C) Yerküre'nin ilk şekillenmeye başladığındaki başlangıç noktası metanın amonyak kristallerine tutunması mıydı ?
C: Hayır.
S: (L) Peki oraya nasıl ulaştı ?
C: Soğuma sonrası metan çekirdekte toplandı. Kaldırma kuvvetini (yüzebilirliği) belirleyen şey çekimsel profildir. Bu sebepledir ki; yoğunlukları Dünya'dan daha az olan ama bununla birlikte Dünya'dan çok daha fazla güçlü çekimsel alana sahip olan Satürn ve Jüpiter'in atmosferlerinde baskın bir bileşen olarak amonyak bulunmaktadır.
[ç.n. burada kullanılan kaldırma kuvveti, yüzebilirlik (ing. buoyancy) terimi, bir sıvı ya da gaz kütlesi
içerisindeki maddenin #8211; oluşan kaldırma kuvvetleri sebebiyle- batmadan, yüzebilme özelliği anlamındadır].
S: (C) Burada bir çok farklı unsur var ve bunların uygun bir şekilde bir araya getirilmesinden bir sonuca ulaşmak gerekiyor. (L) Dünya'nın bu oldukça garip çekirdek yapısının çekim dalgaları ile arasındaki bağlantı nedir ?
C: Dalga, temel maddenin harekete geçirilmesinin tamamlayıcı unsurudur.
S: (L) Bu maddelerin uyarılıp, harekete geçirilmesinin çekim dalgaları ürettiğini mi söylüyorsunuz ?
C: Ortamın uyarılıp harekete geçirilmesi, o ortamın temel varoluşunun bir özelliği olan bir dalganın üretilmesine yolaçar.
S: (L) Dünya'nın çekirdeğindeki ortamının temel varoluş özelliği nedir ?
C: Tüm diğerleriyle aynı.
S: (L) Bizi kocaman bir döngüye soktunuz !
C: Hayır.
S: (A) Benim bu Satürn ve Jüpiter konusuyla ilgili takıldığım bir şey var. Yoğunlukları daha düşük ama daha güçlü çekimsel alana sahipler. Benim bildiklerime göre; çekimsel alanları daha güçlü çünkü kütlesel olarak daha büyükler. Yani : her ne kadar daha az yoğun da olsalar, daha fazla kütleye sahipler ve çekimsel
alanlarının da daha güçlü olmasının sebebi bu. Tüm açıklama bundan ibaret.
C: Evet bu doğru.
S: (A) Öyleyse bunun konuyla ilgisi nedir ? (T) Metanın bu durumla bir ilgisi var mı ?
C: Hayır.
S: (L) Ya kaldırma kuvveti(yüzebilirlik) ?
C: Bir saniye bekle. Devam edebilmemiz için Arkadiusz'un kafa karışıklığının ortadan kalkması gerekiyor.
S: (A) Pekala, benim söylediğim şeyin doğru olduğunu söylediler...
C: Bizim söylediklerimizle senin söylediğin birbiriyle nasıl çelişiyor ?
S: (T) Büyüklükle ilgili bir şey söylemediler. (A) Söyledikleri : eğer gerçekten gaz halinde iseler gezegen daha büyük olmalı. Ama dediler ki; bu sebeple daha güçlü bir çekim alanına sahipler.
C: Hayır, hayır, hayır. Bu sebeple daha güçlü bir çekim alanına sahip olduklarını söylemedik. Yeniden gözden geçir lütfen!
S: (C) Tamam, kaldırma kuvveti (yüzebilirlik) konusu. Sanırım Jüpiter ya da Satürn üzerinde yürüyor olsaydık Dünya' ya göre daha az ya da daha çok kaldırma kuvveti olurdu. (L) Şimdi bir saniye. Biz çekirdekten bahsediyorduk ve nasıl olup da metanın çekirdekte birikmiş olabileceğini merak ediyorduk çünkü metanın hafif ve uçucu olduğunu düşünüyoruz...(C) Ama amonyak kristallerine bağlanmış... (L) Ve onlar da dediler ki : kaldırma kuvveti (yüzebilirlik) derecesi çekimsel profilin özelliğine göre belirlenir. Jüpiter ve Satürn'ün atmosferleri ağırlıklı gaz olarak amonyak içeriyor çünkü kaldırma kuvveti (yüzebilirlik) derecesi çekimsel profilin özelliğine göre belirlenir. (C) Kaldırma kuvvetinin (yüzebilirliğin) , metan ve amonyağın birbirine bağlanması veya çekimsel profille nasıl bir ilgisi var ? (L) Bu çok kafa karıştırıcı ! (C) Sanırım bir çok gerçek bilgi verildi ama onları doğru şekilde birbirine bağlayıp, bir araya getiremiyoruz. (L) Jüpiter ya da Satürn'ün çekimsel profilleri nasıldır, örneğin Dünya'nın çekimsel profiliyle kıyaslarsak ?
C: Çekimsel olarak çok çok daha güçlüler.
S: (L) Jüpiter ve Satürn'ün çekimsel profil özelliklerinin amonyakla doğrudan bir ilişkisi var mı ?
C: Dolaylı olarak.
S: (C) Neden onlardaki amonyak metanla birleşerek çekirdekte çökelmedi ?
C: Çünkü yoğunluk kaldırma kuvveti (yüzebilirlik) derecesini etkiler.
S: (L) Neyin kaldırma kuvveti ?
C: Gazların.
S: (L) Neden daha az yoğunlar ?
C: Güneşe olan uzaklıklarıyla ilişkili olarak ortaya çıkan ortamsal özelliklerinin ve büyüklüklerinin (hacim ve kütlelerinin) bir araya gelmesiyle. [ç.n. bu iki ana unsurun birlikte ortaya çıkardıkları şartlardan dolayı]
S: (L) Neden Shoemacher-Levy kometinin bu amonyaklı ortamda çarpışması sonucu, Rus bilim adamlarında bulunan bu cihazlarla ölçülebilen bir takım etkiler ortaya çıktı ?
C: Size verdiğimiz bilgilerden yola çıkarak bunun üzerinde kafa yorun. Mikrodinamik atom fiziği konusundaki bilgi temelinizi de referans alın.
S: (A) Ben bu makrodinamikler ile ilgili bir şey sormak istiyorum. Mikrodinamik kanunlarında elimizde Planck Sabiti var ve bu çok küçük. Ve bu sebeple de mikrodinamik içerisinde kuantum sıçramaları ve kuantum olayları gibi şeyler var. Ama makrodinamik konsepti içerisinde de, belki olasılık dalgaları ve kuantum sıçramaları makro ölçekte gerçekleşiyor. Bu henüz bilemediğimiz bir şey...
C: Şimdilik.
S: (L) Bu kulağıma pek hoş gelmedi! (A) Yani makro ölçekte, Planck Sabiti gibi ama çok daha büyük olan bir şey mi var ?
C: Bunun gibi bir şey. Ve bu da üzerinde kafa yorup, araştırmanız için iyi bir konu. Bu akşam sizlere gerçek bir ziyafet sunuldu, öyleyse hoşçakalın..
------------------------------------------------------------------
S: (A) Bu modelde eksik olan en önemli şey nedir?
C: Kristalin amonyak çekirdek.
S: (A) Herkes çekirdeğin bir kristal demir olduğunu düşünüyor. Mevcut düşünüş bu yönde. Diyelim ki amonyak bir çekirdek var. Manyetik alanı olan tüm gezegenlerde bir amonyum çekirdek mi var?
C: Bu bakış açısıyla hayır, ama organik yaşam bakış açısıyla evet.
S: (A) Kristalin amonyak derken, bilimadamlarımız tarafından henüz bilinmeyen yeni bir kristalin amonyak
türünü mü kastediyorsunuz?
C: Aşağı yukarı.
S: (L) Sanırım bu kristalin amonyak hakkında birşeyler öğrenmemiz gerekiyor. (A) En çekirdekte onun işi ne?
(L) Bilmiyorum. Soruyu nasıl soracağımızı bilebilecek kadar bile anlamıyoruz bu konuyu henüz. Jüpiter ve amonyaktan bahsettikleri sırada bunun çılgınca birşey olduğunu düşünüyorduk ama sonra Jüpiter'de bu amonyak kendini göstermeye başladı. Üzerinde fazla düşünmemiştik çünkü bunun çılgınca bir şey olduğunu düşünüyordum. Belki de amonyak hakkında birşeyler öğrenmemiz gerekiyor. Kristalin
amonyak. (A) Dünyanın merkezinde mini bir karadelik var mı?
C: Hayır.
S: (L) Küçükken yaptığımız tuhaf birşey geldi aklıma. Bir tür kimya deneyiydi. Bir takım kimyasalları birleştiriyorsun ve kristaller türüyor. Sanırım amonyak da vardı. Sanırım kristaller oluşması için amonyak kullanmak gerekiyordu. (A) Pekala, dünyanın içindeki bu kristalin amonyağın büyüklüğünü öğrenebilir miyiz? Yarıçapı nedir?
C: 300 km.
S: (L) Etrafında ne var? Bir sonraki tabaka? (A) Normal olarak bir demir kristali olduğu düşünülüyor.
C: Doğru.
S: (A) Çekirdekte kristalin amonyak... (L) Etrafında kristalin demir. Demir kristal mi? (A) O basınçta muhtemelen kristaldir. (L) Amonyağın etrafındaki demir kristalin mi?
C: Evet.
S: (L) Peki bir sonraki katman?
C: Eriyik demir.
S: (A) Pekala, biliyoruz ki bazı gezegenlerde bu kristalin amonyak var, bazılarında yok. Peki içinde bu kristal amonyağa sahip gezegenler o noktaya nasıl geldi? Gezegenin oluşumundaki ilk durum bu mu? Yoksa önce gezegen oluştu da sonra mı amonyak içeri çöküp kristalleşti?
C: Amonyağın süpernovalardan demir toplaması doğal oluşum süreci.
S: (L) Bir yerde okumuştum. Sahip olduğumuz demirin tek kaynağı süpernovalarmış. Buna göre güneş sistemimiz bir süpernovadan oluşmuş, öyle değil mi? Peki ne ne zaman patladı? (A) Anladığım kadarıyla bu 300 km yarıçaplı kristalin amonyak çekirdek çok önemli bazı manyetik özelliklere sahip olmalı. Çünkü dinamo teorisindeki en önemli eksiklerden biri olduğu belirtildi. Veya ısı iletimiyle ilgili çok önemli özellikler. Amonyak manyetik alan için neden önemli? Hangi özelliklerden dolayı?
C: Süperiletken.
S: (A) Bildiğimiz kadarıyla dünyanın içi basınçtan dolayı çok sıcak. Bu amonyak da demir kadar sıcak mı?
C: Bir soğuyor, bir ısınıyor.
S: (A) Çok sıcakken de süperiletken özellikte mi?
C: Hayır.
S: (A) Soğuduğu zaman ne kadar soğuyor?
C: Mutlak sıfırın altında 55 derece.
S: (L) Mutlak sıfır nedir? (A) Altına inemeyeceğin birşey. O yüzden mutlak sıfır deniyor. Yeni bir termodinamik. (L) Hal değiştirme ne sıklıkta oluyor?
C: Saatlik periyotlara yakın.
S: (L) Çok soğuyup süperiletken hale geldiğinde, bu süperiletim mi neden oluyor ısınmasına?
C: Evet.
S: (L) Peki bir kez ısındıktan sonra tekrar soğumasına neden olan nedir?
C: Artık iletmiyor.
S: (L) İlettiği şey nedir? Birşey süperiletken olduğunda ilettiği şey nedir?
C: Elektronlar.
S: (A) Birşey süperiletken olduğunda hiç direnç göstermez. Yani içinden geçen akım onu ısıtmıyor. Ama şimdi süperiletken olduğu için ısındığını öğrendik. Bu biraz çelişkili, çünkü süperiletken olduğunda, sıcak dış demir kabuğunun mevcudiyeti dışında çekirdeğin ısınması için bir neden yok. Isınmasının nedeninin bu olması çok muhtemel. Süperiletkenliğin tanımı gereği, süperiletim sırasında ısınmazsın. Eğer büyük,çok büyük akımlar varsa, evet, bunlar süperiletkenliği durdurabilir. O zaman ısınır.
C: Bu nitelikteki akımlar, çevredeki demirin ısı üretecek şekilde titreşmesine neden oluyor. Akımın kendi ürettiği ısı değil.
S: (L) Bu mutlak sıfırın 55 derece altı konusuna gelmek istiyorum. Bunun hakkında bir doğrulama duymak isterim. Çünkü mevcut fizik bilgimize göre, termodinamik bilimine göre, mutlak sıfırda hiçbir şey hareket etmez, dolayısıyla bu derecenin altına inemezsin. Eğer mutlak sıfırın altında 55 derece derseniz, o zaman fiziği ve termodinamiği değiştirmek gerekir.
C: Farklı bir aleme girdin.
S: (A) Ne?
C: Fiziğin ölçtüğü hareketsizlik 3. yoğunluk kabullerine dayalı.
S: (A) Peki dünyanın merkezinde bu yeni fiziğin ortaya çıkmasına neden olan şey nedir? Etrafımızda bu yeni fiziğe bir ihtiyaç görmüyoruz. Ama görünüşe göre gezegenin merkezinde öyle koşullar var ki, bunlar yeni bir fiziğe girilmesini gerektiriyor.
C: Pencereler.
S: (L) Çok yoğun bir elektromanyetik alana maruz bırakılan birşeyin sıcaklığını ölçmek mümkün olsaydı, nasıl bir sıcaklık derecesi çıkardı? (A) Soru farklı. Önce dünyanın içinde neden amonyak kristal bulunduğunu sorduk. Yanıt bunun doğal bir süreç olduğuydu. Ama şimdi içeride bir pencere olduğunu öğreniyoruz.İçeride bu pencerenin bulunma nedeni nedir? Sana göre içeride pencere bulunmasının nedeni, bir şekilde çok güçlü elektromanyetik alanlar olması. İçerideki pencere standart fiziğin ötesine geçmemizin gerekliliğiyle mi ilişkili? İçeride çok güçlü elektromanyetik bir alan olmasıyla mı ilişkili?
C: Çift taraflı işlev.
S: (L) Amonyak neyden oluşuyor? (A) Amonyak mı? NH3, bir nitrojen ve üç hidrojen atomu ve bir şekilde dönüyor. Amonyak bu. (A) Nitrojenin numarası kaçtı? Altı mı? Yoksa yedi mi? Yedi fosfordu değil mi? (L)
Bilmiyorum, hatırlamıyorum. Hatırlayamayacak kadar yorgunum. (A) Çok yorgunsun
--------------------------------------------------------

Dünyanın merkezinin "pencere" olması ve "çift taraflı işlev" görmesi ve "çekim dalgalarından" bahsetmeleri benim bu amonyak ve metan bileşiğinin dünyasal fizik ortamdaki bileşiklerine doğru sevk etti

Kimyevi özelliklerine bakılarak amonyağın merkezde bulunması ve bir azot hidrojen molekülü (NH3)ve metan gazı ile kristal bileşiği halinde aynı zamanda atmosferde en bol bileşik olarak azot gazı olması (NO2)  çürüyen bozunan organik bileşiklerin metan gazı(CH4) üretmeleri ,azot ve karbonun canlı organizmanın en bol ve önemli elemanlarından olması şu sonuçları doğurdu,

*Proteinler kabaca amino asit ihtiva ettiklerinden canlının ilk kimyasalıdır ve karbon azot oksijen ihtiva ederler
 Bir amino asit;
– Karbonil grubu olarak adlandırılan asit kısmı (-COOH)
– Amino grubu olarak adlandırılan baz kısmı (-NH2)
– Radikal grup olarak adlandırılan değişken kısımlardan oluşmaktadır.
Amino grubu (-NH2) – Radikal grup – Karboksil grup (-COOH)

*Amonyak molekülü polardır; yani farklı atomlar arasında bağ oluşturabilir. Ametal-ametal arası kovalent bağ içeren bir bileşiktir. Bu sebeple suda çözünürlüğü yüksektir. Geçiş elementlerinin hemen hemen hepsiyle kompleks bileşikler (amin) oluşturur.

*Amino asitler proteinlerin ana yapı taşıdır bunu tekrarlıyorum canlı oluşumu buradan başlar

Bu bilgi gurubunu birleştirirsek yani 3. yoğunluk fiziğinin üzerine çıkıp pencerelerden çift yoğunluk özelliği ile bilincin yaratma hadisesinde eter ile fizik alemin çekim dalgaları yolu ile bağlanması özelliğini de hatırlayarak K.ların şu cevabını da ele alarak anlatmak istediklerimi bir yere oturtabilirim,

"S: (A) Bu modelde eksik olan en önemli şey nedir?
C: Kristalin amonyak çekirdek.
S: (A) Herkes çekirdeğin bir kristal demir olduğunu düşünüyor. Mevcut düşünüş bu yönde. Diyelim ki
amonyak bir çekirdek var. Manyetik alanı olan tüm gezegenlerde bir amonyum çekirdek mi var?
C: Bu bakış açısıyla hayır, ama organik yaşam bakış açısıyla evet."

Özetle,

Dünya çekirdeğinde bulunan amonyak ve metan pencereler yoluyla irtibatta olan çekim özelliğini 7. yoğunluğun yaratma kapasitesini de devreye alarak amino asitler ve buradan protein yapımından kompleksleşerek  canlı organizmaların oluşmasını sağlamış ve canlı organizmaların dünya planında yaşayıp ölüp tekrar toprağa karışması ile bileşimdeki azot ve karbon ve diğer ilgili elementler bir döngü halinde fiziksel yaşamın süregelmesi gerçeğini oluşmuştur,

Bu husustan ortaya çıkan bazı sorular olabilir ,

*Toprağın bileşeni nedir; kil, kum ,su, boşluk ve canlı organizmalar ve vaktiyle yaşamış ölmüş toprağa karışmış insan hayvan bitki  kalıntıları

*Havada azot neden yüzde yetmiş sekiz gibi bir oranda boldur cevabı,
Atmosferdeki azot "azot döngüsü" denen bir olayla yani yağmur kar dolu gibi hava haraketleri ile toprağa nitrit çeşitleri ve amonyak halinde iner topraktaki azot bakteriler yoluyla ayrışır ve bitkiler tarafından kullanılan bu azot bitkilerin hayvanlar ve insanlar yenmesi ile doğadaki canlılarda iş görür bu canlılar ölünce yani toprağa karışınca tekrar bu çürüme ile metan gazı ve azot bakterileri halinde azot gazı halinde atmosfere verilir.

Bu anlattıklarımı destekleyecek yaratma işindeki bazı safhaları ve özellikleri veren son zamanlardaki K. celselerinden bir bölüm,ve çekimin bu işin neresinde olduğunu ne olduğunu biraz daha geniş anlatan bölüm

------------------------------------------------------------

(Joe) Forumda, her bir türün, milyarlarca yıllık dünya tarihinde önceden tasarlanmış deneysel parçalar kullanılarak tek tek tasarlandığını söylemiştin. Şunu merak ettim... Önceki bir celsede dünyada yaşamın tohumlandığını söylemişlerdi. Önce ilkel yaşam verilmiş. Fakat dünyadaki tüm türlerin gelişmiş halinin ne kadarı doğrudan yaratıldı?
C: Behe'nin dediği gibi, familya düzeyinde.
S: (L) Canis familyası gibi. Kurtları, köpekleri vb. bu familyadan türetebiliyorsun.
(Joe) Yani köpeklerin tüm bileşenleri başka bir yerde doğrudan yaratıldı ve sonra...
(L) Kitaba bak. Nerede başladıklarını görebiliyorsun. Nasıl en basit organizmalarla başladıklarını gösteriyor. Sonra bunlarla biraz oynayıp geliştirmişler. O resimlere bakıp fosil kayıtlarında keşfettikleri şeyleri görmek gerçekten çok ilginç. Birşey yapmaya çalıştıklarını, sonra buna birşey eklediklerini, sonra farklı şeylerin parçalarını kullandıklarını, yeni bir parça ve ya parçalar tasarladıklarını görebiliyorsun. Her bir türün, başka hiçbir türde olmayan belirli sayıda geni veya parçası oluyor.
(Joe) Önceki celsede bunun bir bakıma 4. yoğunluktaki bir köpek düşüncesi gibi olduğunu söylemişlerdi. Sonra bu düşünce 3Y'ye aktarılınca etrafında madde birikiyor.
(L) Kaçırılmalarla ilgili anlattıklarıyla aynı şekilde olduğundan eminim.
(Joe) Hayır, ama bu... Yani sonuçta evrimsel bir süreç var, köpeğin parçalarının...
(L) Köpekten bahsetmiyorlardı sanırım.
(Joe) Doğal bir evrim oluyor mu? Kastettiğim şeyi anlıyor musun?
(Pierre) Sanırım Joe'nun demek istediği şey şu... Joe, akıllı tasarım ile evrimi uzlaştırıyor...
(L) Evrim yok.
(Pierre) Ama 4Y'deki mühendisin kafasındaki fikirler evrimleşiyor...
(Joe) Sen aşağı bir plan gönderiyorsun, o planın etrafında madde toplaşıyor ve hızla bir köpek meydana getiriyor.
(Pierre) Sonra bundan birşeyler öğreniyorsun, düşünüşün gelişiyor ve bir Köpek 2.0 tasarlıyorsun.
(Joe) Hayır, köpek birşeyden evriliyor.
(L) Hayır, köpek hiçbir şeyden evrilmiyor. Yaratılıyor.
(Joe) Yoktan mı ortaya çıkıyor?
(L) Hayır, yoktan çıkmıyor ortaya. Sanırım söyledikleri şey, proteinler ve diğer yapıtaşları gibi küçük şeylerle ilgiliydi. Ama bunlar nasıl bir araya geliyor? Tam olarak bir "köpek" düşüncesi gibi de değildi; öncelikle temel yaşam formları var ve DNA yoluyla mühendislik yapılmasından bahsediyorlardı daha çok. Eğer 3Y'ye aktarılan bir "düşünce" varsa, bunun DNA'nın içinde olması gerekir. Kitaba bakarsan, bunun cıvık mantarlar gibi çok basit yapılarla başladığını görüyorsun. Siyanobakteriler.Sonra farklı organizma türleri birleşerek borular oluşturuyor. Sonra saplar oluşturuyorlar. Ve sonra fotosentez yapmayı öğreniyorlar. Sonra yapraklar yapıyorlar. Sonra, sürecin bir noktasında eşeyli üreme gerçekleşiyor. Başka şeyler tohumlamanın yolu açılmış oluyor. Sonra yapabileceğin şey bir kod üretip onu ekmek; yoğunluk perdesinden virüsler veya sadece düşünceler göndererek veya kaçırılmalar gibi birşey. Bir yumurta içinde ekiyorsun ve doğuyor. Durup dururken ortaya çıkan birşey değil. Çok somut bir şekilde meydana geliyor...
C: Bu fikirle bağlantılı olarak, bazı "parçaların" başka yaşam formlarında veya başka gerçekliklerde tasarım ve hatta gebelik sürecinden sonra bu gerçekliğe gönderilmesi çalışmaları da var.
S: (Joe) Söylemeye çalıştığım şey şuydu: Bu yaşam formlarına bir plan aktarılıyor ve bu yaşam formları önceden programlanmış bir planı izliyor...
C: Hayır. Düşünmekte olduğun şekilde bir evrim yok.
S: (Joe) Sen şunu dememiş miydin: Temelde evrim var, ama sonra bu küçük organizmaların...
(L) Hayır, söylediğim o değil! Bakacak olursan, parçaları nerede yarattıklarını görebiliyorsun. Ve her defasında nerede birşey yaptıklarını ve bunun nasıl gittiğini görebiliyorsun. Çamur dünyası varmış. Sona ermiş. Çamur dünyası sona erdiğinde başka bir dünya olmuş. Bir miktar çamur kalmış ama yeni dünyada boru şeklinde canlılar varmış. Sonra o dünya sona ermiş ve bitki canlılarının dünyası başlamış.
(Joe) Tamam, öyleyse birinden diğerine gelişim yok.
(Pierre) Bir benzetmem var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Gezegen tarihinde kitlesel yok oluş döngülerinin ve yaşam patlamalarının olduğunu görüyorsunuz. Tekrarlanıyor. Bu kozmik döngüler ile insan düzeyindeki mühendislik arasındaki benzerliklerden biri, eski planı atıp yenisini başlatmak.
(Joe) Yani her aşama ayrı.
(Pierre) Doğru bir benzetme mi bu?
C: Evet ama bu tüm tasarımların işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.
S: (L) Şey gibi...
(Pierre) Bazı parçalar pek çok farklı hayvandan geçiyor ve bu hayvanlar giderek evriliyor ama parça aşağı yukarı aynı kalıyor.
C: İşte bir benzetme: Atla çekilen bir arabayı, bir otomobilin şasisi olarak kullanabilirsiniz.
(Pierre) Aa, tamam...
C: Mükemmel değil, ama bir adım.
(Pierre) Evet.
C: İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi. Bu konunun o kadar çok yönü var ki, hepsini açıklamak çok uzun sürebilir. En iyisi araştırmaya, düşünmeye ve ağ çalışması yapmaya devam etmek. Kitaba bakın. Görecek gözleri olanlar için hepsi orada. Sevgi, yaratıcı enerjinin insan tezahürüdür.

-----------------------------------------------------------------------

S: (L) Bu durum üzücü. Tamam, sanırım Pierre'in soruları var. Ben giriş yapayım, sonra da sen sorularını sorarsın. Bu evrimsel biyoloji ve yaşamın kökenleri konusuna gerçekten derinlemesine girdim. Freeman Dyson, John Maynard Smith ve maddeden yaşamın nasıl doğduğuyla ilgili bir teori iskeletine sahip olduğunu düşünen birkaç başka yazar okudum. Elbette maddenin nereden geldiği konusuna girmiyorlar. Bilimsel Yaratılış teorisi olan "Big bang"e yaslanıyorlar. Maddeden başlıyorlar ve maddeyi itiştirip karıştırıp moleküllere getiriyorlar konuyu. Sonunda canlı birşey ortaya çıkıyor! Ama araştırmalara dayalı olarak bu teorinin iki yakasını bir araya getirme konusunda ciddi sorunlar yaşıyorlar çünkü yaşayan tek bir tam canlı hücrenin varlığına doğru her bir gelişim veya geçiş adımı o kadar çok problemle dolu ki, bir sürü varsayımda bulunmak, birşeyleri atlamak zorunda kalıyorlar ve oraya varana kadar mevcut pek çok büyük sorunun varlığını reddediyorlar. Bu gerçekten çok ilginç ve beni düşündürüyor. Bilmek istediğim şu: Herşey için temel güdü nedir... İtici güç nedir... Herşeyde bilinç olduğuna dair bir fikrimiz var fakat bilincin kendisi de maddeyle birlikte gelişmiş ve evrimleşmiş gibi görünüyor. Peki bunun ardındaki itici güç nedir? Maddeyi şekillendiren ve yönlendiren saf bir bilgi dünyası bariyerini aşarak yaşam taşıyan be denler meydana getiren itici güç, güdü neydi?
C: Çekim.
S: (L) Çekim bilgiyle madde arasındaki köprü mü?
C: Evet
S: (Ark) Yaşamın amacı nedir?
C: Bilgi parçalarını düzenleyerek öğrenme. Genişleyen oluş.
S: (Ark) Öğrenmenin amacı nedir?
(L) Genişleyen oluş. Sanırım bunu o yüzden eklediler.
(Joe) Yani genişlemek tüm gerçekliğin temel bir dinamiği.
(Pierre) Çekim ve bilgi... Öyleyse madde...
C: Düzensiz çekim dalgaları, elektromanyetizma/ışık.
S: (Joe) Ark, çekim dalgasının ne olduğunu biliyor musun?
(Chu) Düzensiz çekim dalgasının ne olduğunu biliyor musun?
(Ark) Çekimin ne olduğunu bilmiyorum.
C: Elektrik çekimin bir tezahürü.
S: (Scottie) Bunu biliyorduk.
(Joe) Biliyor muyduk?
(Scottie) Evet, yıllar önce söylemişlerdi.
(Ark) Çekimin ne olduğunu bilmiyorum. Sorun bu.
C: Çekim tüm bilgidir.
S: (Artemis) Yani bir bakıma ışık.
(Chu) Çekim tüm bilgi diyorsunuz ama çekim aynı zamanda saf bilgiden maddeye geçişin itici gücü.
(L) Sanırım çekim tüm bilgi ve düzensiz çekim dalgaları da bilginin köprüden geçişi.
C: Yakın.


gerçek tosun paşa


Tgur

#857
GTP teşekkürler sana..[:)][:)]

Tgur

#858
IZGARALAR PENCERELER ATLANTİS VE ÇAMUR

Kristalin amonyak ve metan çekirdekte olup yaratımda esas işi görürken yeryüzünün çamuru ile nasıl ilişkisi olur diye araştırırken aşağıdaki alıntıya takıldım ,ve yine bazı ipuçları verildiği halde anlaşılıp tam izah edilemiyen neticelere belki Laura veya başkaları ulaştı kitaplaştırdı ama ben ulaşamıyorum düşüncesi ile kendimce yine bazı sonuçlara vardım,

*Izgaraların Antartikadan ve kutuplardan yer yüzü içlerine doğru çekirdeğe doğru uzandığı

*Atlantisin buzul çağında Antartikayı yaşanabilir bir hale getirdiği ve Atlantislilerin kristali kullanabilecek çok yüksek bir teknolojiye sahip oldukları ve bir nevi buz çağının efendileri gibi oldukları

*Dünya çekirdeğinin bir pencere olduğunun tekrar vurgulanması ve geçiş kapısı olduğu (çift yönlü)

*Minerallerin olduğu çamurun bütün sırları taşıdığı K.söylemine bağlı olarak Montmorillonit ve çamurun "akıl beden ruh"birleşiminde önemli olduğu

*Aşağıdaki bölüm ve evvelce anlattığım bu konulardaki  makalelerimdeki toplam bilgiyi birleştiriniz,

 "S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?
C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
 C: Evet."
-------------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, benim sorular bitti. (A) Izgara konusuyla ilgili bir şey sormak istiyorum. 'Kutsal Geometri' ile ilgili şu kitabı okuyorum, Bruce Cathie ve diğerleri. Bu insanlar bu ızgaraları geometrik şekillerle çizmişler ve bildiğimiz boylamlardan çok farklı. Bu ızgaranın gerçek geometrisinin nasıl bulunabileceğini öğrenmek istiyorum. Onların çizdikleri gibi karmaşık bir sistem mi yoksa enlem ve boylamlar kadar basit mi ? Bu konuda biraz yardım alabilir miyim ?
C: Yanıtları havai fişek tekniği içerisinde ara.
S: (L) Yani bunun patlayıcılar ve havai fişeklerle mi ilişkisi var diyorsunuz ?
C: Her şey kök ile ilişkilidir. Örneğin : yıldırım.
S: (L) Evet, ama bizim sorduğumuz , bir ızgara doğru şekilde nasıl ŞEKİLLENDİRİLİR, inşa edilir! Uygulanabilir olan özel bir geometrik şekil ve bazı özel lokasyonlar var mıdır ?
C: Hayır, hayır, hayır. Varsayıyorsunuz ve sabırlı olmuyorsunuz.
S: (A) Bu havai fişek tekniği konusunun ne anlam ifade ettiğini anlamıyorum. Bununla birlikte ilk sorum : bir noktada manyetik ızgara ile ilgili sorular sorduk ve bize ızgara hatlarının 200 millik aralıklarla yerleşmiş olduğu söylendi ve aynı zaman da bunun bu hatların normal ve değişmez yapısı olduğu...
C: Evet ama onlar temel olanlar. Kutuplarda durum nedir ?
S: (A) Kutuplarda hatlar birbirleriyle birleşir, ve yapısal desen çok daha karmaşık hale gelir sanıyorum.
C: Birleşme.
S: (A) Tamam kutuplarda birleşiyorlar ve muhtemelen içeri doğru giriyorlar.
C: Atmosfer seviyesinde dalgalanım vardır. Çekirdekte temel birleşme olur ve bu da aynı zaman da sizlerin geçiş kapınız/köprünüzdür.
S: (A) Dünya'nın çekirdeği mi ?
C: Evet.
S: (L) Bu hatlar tek boyutlu çizgiler gibi mi, yoksa bu çizgiler boyunca Dünya'yı kateden düzlemler mi ?
C: İkincisi.
S: (L) Trityum absorbe ederek, biriktiren şu çamur birikintileri bu noktaların lokasyonu konusunda bir işaret midir ?
C: Yanlış atış, bu arada canım sen "sessiz durma sandalyesindesin".
S: (L) Pardon! (A) Emin olmak için sordum, çünkü biz Rusya'da bu lokasyona doğru yönlendirildiğimizde ve "manyetik meridyen" tabiri ortaya konulduğunda, ve bizler de sıfır manyetik meridyenin nerede bulunacağını sorduğumuzda, bize bu noktanın Batı Pasifik Okyanusu'nun 90 Derece doğu meridyeninde olduğu söylenmişti.Sonra haritayı kontrol edince gördük ki, bu nokta Batı Pasifik'te değil, Hint Okyanusu'nda bulunuyor. Bu sadece bir hata mıydı?
C: Hayır, çünkü tüm o sevimli, pırıltılı okyanuslar pek de pahalı olmayan bir gayrimenkul olan sevimli bir adanın civarında birbirleri ile kesişirler!
S: (A) Şaka yapıyorlar! Sanki çok fazla içmiş gibi davranıyorlar! Bu söylediklerinin ne anlama geldiği
konusunda en ufak bir fikrim yok. [Laura bir atlas getiriyor ve soruda geçen bölgeye incelemeye başlıyor](L) Tamam, söylediğiniz anlamdai sevimli, pırıltılı okyanusların çevresinde birbiriyle karıştığı tek ada Antartika.
C: Evet.
S: (L) Bu anlamda... (A) Tamam, bu bizi Piri Reis haritası hakkındaki soruya getiriyor. Bu haritanın orijinal kaynağını öğrenmek istiyoruz.
C: Karmaşık, ama haritanın kökenleri M.Ö. 14.000 tarihlerine dayanıyor.
S: (A) Atlantis ?
C: Yakın.
S: (L) Bu harita, Antartika henüz buzla KAPLANMADAN önce mi çizilmişti ?
C: Evet.
S: (L) Kutuplar o zaman farklı bir lokasyonda olduğu için mi Antartika buzlarla kaplı değildi?
C: Hayır.
S: (L) Tüm Gezegen buzla kaplı olmadığı için mi Antartika da buzlu kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Tamamen [bugünkünden] farklı bir lokasyonda olduğu için mi buzlarla kaplı değildi ?
C: Hayır.
S: (L) Neden buzlarla kaplı değildi ? (A) Çünkü iklim daha sıcaktı.
C: Teknolojik olarak sağlanmıştı.
S: (L) Niçin birileri, Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda iken, teknolojik yöntemlerle
Antartika'yı ısıtmak istesinler ki ? Antartika ile ilgili bu denli önemli olan nedir ?
C: Gezegen'in geri kalanı kullanıma uygun durumda mıydı ? Pek öyle sayılmaz.
S: (L) Gezegenin geri kalanı neden yaşamaya uygun değildi ?
C: Buz.
S: (L) Yani Gezegenin geri kalanı buzullarla KAPLIYDI ?
C: Hayır.
S: (L) Burada bir şeyi kaçırıyorum sanırım. (A) Gezegen'in geri kalanının büyük bir bölümü buzlarla kaplıydı ama hepsi değil.
C: Evet.
S: (L) Peki buzlarla kaplı olmayan bölgeler dururken, neden özellikle Antartika ?
C: Ne ?!?
S: (L) Varmak istediğim nokta şu : Başka bir yerlerde bulunmak daha kolay iken koca bir adanın buzlarını çözdürmeye çalışmak niye ?
C: Herşeyden önce biz sıranın Ark'ta olduğunu sanıyorduk. Ama madem sordun; hala apaçık değil mi ?
Manyetik güç ızgarası fiziği, Elektro Manyetizmadan yararlanma. Kristaller ve diğerleri. İçerilere doğru
giden patikalar mı arıyorsun ? "Kutuplar" en doğrusunu bilir. [ç.n sanırım Hollow Earth (oyuk, boşluklu
dünya) ve buraya girişlerin kutuplarda gizli olduğu ile ilgili teoriye gönderme yapıyorlar.]
S: (A) Tamam, şimdi eloktro manyetizma konusuna geldik ve benim bir sonraki sorum bununla ilgiliydi.
Whittaker tarafından kaleme alınmış çok eski makaleler var elimde...
C: EM jeneratörleri genelde biz ızgaradan yararlanırlar. Bu alan yaratmak içindir.
S: (A) Bunu söylerken, 'herhangi bir' ızgaradan bahsediyorsunuz, 'O' belirli ızgaradan değil ?
C: Evet. Waffle ızgarası gibi görünüyor.
S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?

C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
C: Evet.
S: (A) Eğer gerçekten varsa, bir ızgara alanı mı yoksa belirli bir materyalden yapılmış bir ızgara mı, şu waffle ızgaraları gibi ? Sadece bir alan mı yoksa maddesel mi ?
C: Demir çekilir, hiçbir şeyi kendisine çekmez.
S: (A) Bu ızgaranın maddesel bir ızgara mı, yoksa yalnızca alansal bir ızgara mı olduğunu öğrenmek
istemiştim. Ya da Dünya'nın içinde bununla ilgili maddesel bir şey var mı ?
C: Her ikisi de.
S: (A) Bir ipucu aldık ama bir yanıt alamadık. Orijinal soru Whittaker'ın 1903 tarihli, dalga eşitliklerinin
çözümlemeleri üzerine olan yazıları ile ilgiliydi ve bu da anti-çekim kitapları ve sıfır noktası enerji cihazları sebebiyle bir servet kazanan Bearden ile bağlantılı. Bir kezinde bizlere bu konuda bir şeyler olduğunu söylemiştiniz. Bearden Whittaker'ın fikirlerinin BAT [Birleşik Alan Teorisi] için faydalı olduğunu söylüyor.Kopyalarını edindim ve üzerlerinde çalışıyorum ve oldukça ilginç çalışmalar. Bu üzerine düşmeye değer bir şey mi yoksa bir başka dikkat dağıtıcı tuzak mı ?
C: Hayır. Buna değerler.
S: (A) Geçtiğimiz günlerde, bir takım tuhaf rastlantılar beni, Assis'le birlikte bazı makaleler yazmış bulunan Brezilyalı bir adama götürdü ve Assis de Marinov'la bağlantılı, yani bir şekilde çember tamamlanmış oldu.Rodrigues süperluminal dalgalarla ilgili yazıyor. [ç.n. süperluminal=ışık hızının üzerinde] Bu konuda epey makalesi var. Ve ayrıca süperluminal dalgaların çok yakında teknolojik olarak kullanılmaya başlayacağını yazıyor. Bu adam hakkında herhangi özel bir yorumunuz var mı ? Doğru iz üzerinde mi ?
C: Evet.
S: (A) Peki ya quaternionlara gelirsek ? Quaternionları Lord Hamilton keşfetti ve Bearden; Maxwell'in kendi eşitliğini bu quaternionlardan yararlanarak ortaya çıkardığını, hatta orijinal notlarının hükümet tarafından kamuoyundan gizlendiğini ve Maxwell'in bizlere söylenenden çok daha fazlasını bildiğini iddia ediyor. Bu gerçekten doğru mu ?
C: Evet.
S: (A) Bu quaternionlar kullanışlı mı ?
C: Kısmen ama bazı eksik parçalar var.
S: (A) Elbette. Bugün Whittaker'ın buluşu üzerinde düşündüm ve bunu beşkenar [pentagon] ve altıkenara [hegzagon] uygulamak geçti aklımdan. Eksik parça bu mu ? Yoksa eksik parça derken başka bir şeyi mi kastettiniz ?
C: Bahsettiğin geometrik unsurlara uygulamak akıllıca ama başka kayıp parçalar da var.
S: (A) Tamam... Bu gecelik bu kadar. (L) Sırt ağrılarımın bir takım subliminal mesajlarla ilintili olup olmadığını öğrenmek istiyorum.
C: Hayır.
S: (L) Neden bu kadar feci ağrıyor ?
C: Duruş şeklin.
S: (L) Montmorillonit ve çamura, ve de onlar arasındaki ilişkiye, ne demeli? Bir keresinde minerallerin bir biçimde sırları deşifre ettiğini söylemiştiniz. [ç.n. Montmorillonit : mikroskopik kristaller formunda çamur içerisinde bulunan bir tür silikat mineral]
C: Evet.
S: (L) Evet ne ? (A) Ne kadar içmeliyiz ?
C: Hayır.
S: (L) İçmemeli miyiz ?
C: Sen muğlak olursan bizler de muğlak oluruz.
S: (L) Trityumlu ipuçlarının hedefi bu montmorillonit mi ? İşin aslı, trityum bu çamura işaret ediyor. Bu
çamur ise Rhineland'da bulunabilir. Ve, diğer başka yerlerin yanı sıra, kabayonca o topraklarda
yetişmekte. Bu; ipucunun bizi götürmesi gereken yer mi?
C: Soru akıl, ruh ve bedenle ilgilidir ve bundan dolayı ne olduğudur.
S: (L) Peki, anlamaya çalıştığım da; bu montmorilloniti yutmamızın faydalı olup olmayacağı. Bu
akıl/beden/ruh bağlantısına destek olur mu ?
C: Daha önemli olan şey; daha önce kim desteklendi, nasıl ve neden ?
S: (L) Anlamıyorum. Belki de çok yorgun olduğumdan. Ama yeniden deneyeceğim.
C: Denemelisin; çünkü aşikar olan aşikardır.
S: (A) Bu mineral konusunda bir şey öğrenemedik... Daha önce kim desteklendi, nasıl ve neden ... (F) Ben bunu çözümleyebilirim! (L) Ee hadi başla! (F) Eğer bu çamur Almanya'da bulunuyorsa, bu mineralin bir çeşit yarar doğuracağına inanıyorsak, belki de birileri antik çağlarda bu çamuru o nedenle
kullanmaktaydı. (L) F-- bu konuda haklı mı ?
C: Evet, haklı.



bona fide

#859
Merhaba tgur, çamur konusunda detaylı araştırma yaptığını ve daha fazla bilgiye sahip olduğun bilerek kabaca bildiklerimi ekleyeceğim cüretimi bağışla. bu Montmorillonit minerali en fazla bentonit kilinde bulunuyor ve ülkemizde bu kil bolca çıkarılıp yurt dışına gönderilip sağlık kozmetik kedi kumu tarım ilacı inşaat hayvancılık vs.alnalarında işlenip yine ülkemizce ithal edilerek  yüksek fiyata piyasaya sunuluyor. en ucuz yoldan kedi kumu olarak alınıp öğütmek ben sokaktaki kedi ve köpeklerin suyuna karıştırıyorum virüs salgını olduğunda ve fayda gördüklerine kendim şahidim. yiyorlarda bi yan etkisi olmadı hatta kendimde onlarla beraber içme suyuma iki tatlı kaşığı karıştırıp içmiştim yazmıştımda buraya ilk mesajımdı sanırım lugol başlığına. temizmama kalsiyumlu bentonit kedi kumu satıyor ruhsal olarak bilmiyorum kendimi kullanırken değerlendirmedim fakat fiziksel olarak tedavi edici bir mineral, celsede kast edilen  virüslere karşı tedavi edici aynı zamanda vucudun topraklama yapmasını sağlaması aşkın her türlü enerjiyi çekip yatıştırıcı olması ya da daha farklı faydası adına ruhsal ve fiziksel detaylı izahatlarda top sende.bildiklerini dökül dermişim gıdım gıdım yazıyorsun ve sinir ediyorsun.yani vaktin olduğunda lütfen hemen yaz yorumla senin düşüncelerin -hayata olaylara- benim için çok önemli.
şu zamana kadar yaptığın tüm paylaşımlar için teşekkür ederim ve sana minnettarım
 

Tgur

#860
Bonafide evvela iltifatlarına teşekkür ederim ,indimde özel bir yerin var inanç sistemini şiddetle geliştirmeye çalışan bir dostumuzsun bu bilinç mücadelende başarılar dilerim gerçekte bu yankı evreninde yankı duvarlarımız çok muhkem yapmaya çalışılmış aralarından pencere bulup çıkmak için oldukça fazla gayret gerekiyor ama korku ve takıntılardan inşa edilmiş bu duvar özün arayış kudretine tahammül edemez eninde sonunda bir yerlerinden çatlak verir ve bu sızıntıdan çıkabilmek gerçeğe ulaşabilmek gibi saf hürriyeti tadabilmek ve mutlulukla dolabilmek gibi tatlı neticelere ulaştırır..

Kusura bakma yine gevezilikle kişilerin özeline dokunmak gibi densizlik hiç yapmak istemiyorum ama uzun hayat tecrübem sizin gibi dostları değerlendirebilme cüretini yaratıyor gibi ama söyledim bundan utanıyorum,

Her neyse konuya dönelim,
Değindiğim hususlarda mutlak doğrudur diyemem büyük kısmı var sayımdır birileri çıkıp bu öyle değildir desin diye bekliyorum

Mümkün olduğu kadar K. bilgilerine dayanak yapıp biraz da dünya biliminde araştırma yapıp bağlamaya çalışıyorum bir de bu hayatımızda iki fakülte bitirdik(yine o kahrolası kendini parlatma) uzun yıllar sağlık sektöründe çalıştık ve unuttuğumuz konuları şu internet denilen doğruyu eğriyi karma karışık eden bilgiler denizinden sıyırıp almaya ve konulara adapte etmeye çalışıyorum bir de medyamik tarafım kuvvetlidir bilinçte birileri itekliyor gibi hissedip yazmaya çalışıyorum (hüsnü kuruntum da olabilir)ama yaşamda birliği esas olan buna katiyetle inanan biri olarak bazı şeylerin ortaklaşa yürüdüğüne de inanıyorum zira

 "doğa bizden ayrı değil, biz oradan şekillendik"

Mesela şu anda evvelce yazmış olduğum bir dörtlükle ilgili sözcüğün ne demek istediğinin tam idrakini yaşadım evvelce biraz sathi üzerinde duruyordum ,anlattığım en son konuda zaten bunu anlatıyormuşum K. bilgileri ile beraber ,
 
Bentonit üzerine bir çok bilgi var eczacılıkta haricen kullanımı ve bazı kolloidal ishal kesicilerde falan dahilen kullanıldığını  hatırlıyorum streptomagma sirop ve tablet olarak ama bu ilaç bir zaman kaldırıldı ama nedenini araştırdım bulamadım iyi bir ishal kesiciydi ve içinde atapuljit(Wyetth ) denen kil vardı

Sonuçta bu maddenin ilaç olarak kullanılıp kullanılmadığını söyleyemiyorum ama haricen kullanımında mahzur olmadığını sanıyorum ,

Anlattığım konu içinde bu kil çamurun (toprağın) ihtiva ettiği maddeler içinde geçiyor ve  canlı yaratımının başlangıç maddesini kapsayan bir unsur olduğundan değindim.

Maruzatım budur kıymetli kardeşim.



bona fide

#861
sevgili tgur senin nazarında bir yerim olması benim için gurur teşekkür ederim.kendinden bahsederken bir insan daha ne kadar mütevazi naif olur dedikçe her yeni yazında kendini aşıyorsun ve ben ortamdan yarılıyorum. avamlık paçama yapıştığından olsa gerek ya da aramızdaki algı mesafesi, frekans farkı o kadar uzaksın bulunduğum boyuta nasıl olabilir adam nerdeyse bildikleri için özür dileyecek diyorum. bu algımla senin bildiklerini blseydim böbürlenmekten konuya giremezdim. harika bir insansın.

cevap yine karşıdakini ya da bilmek isteyeni konuyu araştırmaya teşvik mahiyetinde ... bir gün forumda, mineraller, doğaya dair keşifler ve yorumlarınla sendeki zenginliklerden seri halde yayın akışı yapacaksın gibi his var içimde.
 

Tgur

#862
Bonafide bu çamur hakkındaki ilgin boş değil ,sen fiziksel bedensel şifa ile ilgileniyorsun ama bu işte başka şeyler var gibi,
Bakacağız..


Tgur

#863
VAR OLUŞUN ANTİK ÇAMURU

Bu çamur konusuna dünya çekirdeğinde amonyak ve metan olmasından geldik ,

Bunun canlı oluşumuna başlangıç olacağını amino asit yapısındaki bileşiklerin yoğunluğu ile izahta bulundum sonra K. celselerindeki evrenler yaratma işindeki incelikler ve detaylarla kabaca bir yaratım çerçevesi çizmeye çalıştım ve eksikliklerin de olduğu izahı bitirmeye çalışırken ve okuyanları bazı bağlantılar kurarak meselenin özüne doğru çekmeye çalışırken Bonafide dostumuzun devreye girmesi ile bazı ilave var sayımlarında bulunmam icap ettiğini anladım, gerçekten sonuçta yazdıklarımı tekrar toparlayıp okuduğumda  onun işaret ettiği çizgide faaliyetlerde olduğumu fark ettim,

Buda var oluşun her kolunun birbiriyle irtibatlı olduğunu ve evreni "bir"de tutan bağların hiç tahmin edemiyeceğimiz yollardan kendini gösterdiğinin bir başka ispatıdır,

*Big bang ile varılan yaratma işini biliyoruz dünya biliminden de gelinen bazı gerçeklerle birleştirirsek gaz nebula halindeki oluşum döngüler yoluyla ve zamanla katılaşıp gezegen haline geliyor

*Gezegenlerin ekseriyetle çekirdeğinde amonyak ve metan var

*Bununla canlı oluşumunu dünyada başlatma izahını sürdürürken o amino asit zincirindeki oksijen daha doğrusu su molekülleri nereden gelmiş sorusuna cevaben ,
Gezegen oluşumundaki bu döngülerle soğuma işine başlarken uzayda mevcut oort bulutları işin içine karışması mukadderdir bunlar kometler (ki çeşitli gezegenlerden kopan muhtelif mineral yüklü parçalardır) ile beraber uzayda kristal halinde olan su yani buz parçalarıdır,

*Canlı oluşumundan evvel K. celselerinden hatırlarsanız bir çamur oluşmuştur ,işte bu çamur üzerinde durduğumuz o antik çamurdur içinde belki amino asitler de mevcuttu ama hücre halinde teşekkül henüz olmamıştı

*Waffle ızgarası şeklinde çalışan yani kabaca bizim bu eksik matematik bilgisi ile yakıştırmalar yapmaya kalkışırsak BAT konusundaki EM yoluyla yapılan ve subluminal iletim tekniği kullanılarak çamur içinde oluşan amino asit yapılanmaları quaternion matematik ilkesine göre canlı bedeni dokumasında kullanılmış yani doğa oluşumundaki çeşitli mineralleri evvela çamur daha sonra canlı ve insan haline getiren bir teknolojiden bahsediyoruz tabiiki bu bizim bir uzay gemisinin kumanda modülünde gemiyi hareket ettirebilme becerisi göstermeye çalışan ilkel bir yaratık haline sokuyor ve ekşi sözlükte bu yüksek matematikle ilgili yorum yapan bir ileri bilincin ifadesini  de buraya monte ediyorum ,

"bu dört unsur, yarısı içkin yarısı da aşkın olan, benim quaternio evliliği adını verdiğim arketip dörtlemeyi oluşturur. quaternio evliliği sadece kendilik için değil aynı zamanda akraba evliliği, evlilik sınıfları ve yerleşimin dört parçaya bölümlenmesi gibi ilkel toplum yapısı için de bir düzen sağlar. diğer yandan kendilik, bir tanrı-imgedir ya da en azından bir'den ayrılamaz. erken dönem hıristiyan ruhu bundan habersiz değildi, aksi halde iskenderiyeli klement asla kendini bilen tanrıyı bilir demezdi.- carl gustav jung - aspects of the feminine"

*Dünyanın daha sonraki vernal dönemlerinde ızgaralar yoluyla çekimin dağıtım yoluyla dünyasal doğayı yapılandırırken cansız denen bu çamurdan daha sonra çeşitli canlılar ve en sonunda insan dizayn edilimiştir insanın maymunumsu halden neandartal hale gelmesi ve gelişmesini daha sonra devreye alacağız,

*Waffle ızgara sistemi izahını çekim, EM yoluyla yaratımın madde antimadde oluşumuna benzerlik olarak addediyorum zira waffle de o kare yuvalara dökülen özel hamur pişirme sonunda altlı üstlü bir benzerlik gösterir ,ilgili alıntıyı yine cımbızlayıp getiriyorum,

"S: (A) Yani trafolarda kullanılan waffle ızgarası şekilli bir şeyden mi bahsediyoruz?
C: Tamam. Neden ? Tabiatı kopyalamak için. Dünyanın bir dokuma biçimi var ve sizi de böyle gerçekleştirdi.
S: (A) Dünya'nın ızgarası alanla ilişkili olan hayali bir ızgara, ya da matematiksel bir ızgara. Hayır, gerçekten varolan bir şey olmalı...
C: Evet."

Bu husus akla KH " neden fiziğe tapar" sorusuna da cevap teşkil ediyor ve biz de  şu anda KH ız unutulmamalı ,

Dokumuz ,oluşumumuz bu madde ortamıyla beraber olduğundan , toprağın kokusuna düşkünlük ve benimseyip hoşlanma ,yeşile olan aşka ve pastoral manzarada gördüklerinin zevkine kapılma duygularının sebebini de bulmuş ve izah etmiş oluruz

İnsan doğanın kendisi yani fiziksel bedeni ile beraber olduğuna katiyetle bağlıdır ve bu bedeni seçen ruhlar olarak bunun dışındaki oluşlara kolay kolay inanmayız verilen ruhsal yüksek bilgileri dışlamamız bundandır,

Velhasıl bu sefer pastoral güzellikleri ile dolu bir dünya yankı evreninden bahsediyoruz ,bunu terk ettirebilecek başka şeyler de var bilgisinin olduğunu kabul etmek ettirmek kolay mı,

*Bu izahatların yanında kaba yonca (alfalafa bitkisi)üzerinde de duruluyor ,mineral ve diğer besin öğelerinin yoğun olduğu bir bitki hatta bitkilerin babası olarak da tarif ediliyor atlara hayvanlara değerli besin olduğu gibi insanların da salata içinde tüketebilecekleri de söyleniyor,ve celselerde bulundukları yerler hakkında dikkat çekiliyor oraları ya volkanik patlamaların olup lavlar yoluyla toprağı değerli yapan bölgeler veya bu ızgaralar vasıtası ile çamurdan canlıya yönelen dünya içinde gelişip yayılan var oluş fenomenlerinin yer yüzüne çıktığı pencereler ,zira bu yerler hakkındaki celse bölümünde "siren sesi"tanımlanmış bu da sesin varoluşta etkili olduğu bir husus olduğunu akla getiriyor,

*Aşağıdaki alıntıların çeşitliliğinden lütfen çekinmeyin anlamaya çalışalım  zira özünde konuyu değişik yönlerden genele anlatmaya çalışılan ve yukarıdaki izahlarımıza sebep olan bilgiler var,mesela asansörde ki kızdan enerji çalmak isteyen çamur dahi önemli ,ilkel halden gelişebilme çabasından bahsedebiliriz ,

*Bu arada Bonafide dostumuza, bu kili dahilen kullananlar var ama sonuçta zarar görenler de var..

----------------------------------------------------------------

C: Hayır. Düşünmekte olduğun şekilde bir evrim yok.
S: (Joe) Sen şunu dememiş miydin: Temelde evrim var, ama sonra bu küçük organizmaların...
(L) Hayır, söylediğim o değil! Bakacak olursan, parçaları nerede yarattıklarını görebiliyorsun. Ve her defasında nerede birşe yaptıklarını ve bunun nasıl gittiğini görebiliyorsun. Çamur dünyası varmış. Sona ermiş. Çamur dünyası sona erdiğinde başka bir dünya olmuş. Bir miktar çamur kalmış ama yeni dünyada boru şeklinde canlılar varmış. Sonra o dünya sona ermiş ve bitki canlılarının dünyası başlamış.
(Joe) Tamam, öyleyse birinden diğerine gelişim yok.(Pierre) Bir benzetmem var ve doğru olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Gezegen tarihinde kitlesel yok oluş döngülerinin ve yaşam patlamalarının olduğunu görüyorsunuz. Tekrarlanıyor. Bu kozmik döngüler ile insan düzeyindeki mühendislik arasındaki benzerliklerden biri, eski planı atıp yenisini başlatmak.(Joe) Yani her aşama ayrı.
(Pierre) Doğru bir benzetme mi bu?
C: Evet ama bu tüm tasarımların işe yaramaz olduğu anlamına gelmez.
S: (L) Şey gibi...
(Pierre) Bazı parçalar pek çok farklı hayvandan geçiyor ve bu hayvanlar giderek evriliyor ama parça aşağı yukarı aynı kalıyor.
C: İşte bir benzetme: Atla çekilen bir arabayı, bir otomobilin şasisi olarak kullanabilirsiniz.
(Pierre) Aa, tamam...
C: Mükemmel değil, ama bir adım.
(Pierre) Evet.

--------------------------------------------------------------
(Galatea) Elisa Lam'in hikayesini biliyorsunuz. Asansörde birşeyden saklanmaya çalışan kız. Sonra dışarı çıkıyor ve ellerini garip bir şekilde sallamaya başlıyor. O kızın ne gördüğünü veya neyden kaçtığını sormak istiyorum.
[Elisa Lam Asansör videosu https://youtu.be/3TjVBpyTeZM ]

C: Golem!
S: (Galatea) Gollum gibi mi görünüyordu?
(L) Yahudilerin tasvir ettiği bir canavar.
(Pierre) Çamurdan yapılma.
(Galatea) O gerçekten çamurdan bir canavar mıydı?
C: Yakın.
S: (Galatea) İnsan öyle birşey görse kafayı üşütür herhalde!
(Perceval) Su tankına kendisi mi çıktı?
C: Hayır
S: (Perceval) Peki su tankına nasıl girdi?
C: Mekan-zaman sapması.
S: (Atreides) Ama golem bir kişinin bir başkasını öldürmek veya birini korumak için yarattığı bir araç. Eğer   o olaydaki varlık bir golemse, onu oraya kim gönderdi ve neden Los Angeles'da Kanadalı Çinli bir kızı hedefledi?
C: Hedef pratiği. Galatea'nın şimdi bunu düşünmüş olmasının bir nedeni var.
S: (L) Yani boyut perdelerini açan birşeyden bahsediyoruz sanırım?
C: Evet
S: (L) Ve birşeyler o açıklıktan içeri giriyor?
C: Evet
S: (Atreides) Yani o golemi o kızın üzerine kimse göndermedi?
C: Özel olarak değil.
S: (L) Yani mothman gibi birşey.(Approaching Infinity) Golem Yahudi efsanesi gibi birşey ama K'lar hedef pratiği dediler...
(L) Yahudi efsanesi meselesine takılma.(Approaching Infinity) Evet ama enerji silahlarından ve hedef pratiğinden bahsettik. Ve Mossad...
(L) Golem, Kabalacılar...
(Chu) Ve mekan-zaman sapmasından dolayı kaybolan iki kız...
(Andromeda) Ve ilginç bir şekilde ben ve Perceval birkaç gece önce bir golemle ilgili X-Files bölümü izledik.
(L) Aman tanrım!
(Andromeda) Dün gece de uzaylı müdahalesiyle düşen bir uçakla ilgili bölüm vardı!
(L) Pekala, tüylerim diken diken olmaya başladı... Tamam, bu gecelik...
(Galatea) Bekle, Elisa Lam asansör videosunda ellerini çok garip bir şekilde sallıyordu, neden?
C: Yaratığı kendisini rahat bırakması için ikna etmeye çalışıyordu.
S: (Perceval) Bu sadece onun görebildiği birşey miydi?
C: Evet
S: (Perceval) Yani o yaratık onun etrafında alternatif bir gerçeklik gibi birşey oluşturdu veya onu paralel bir...
C: Kısmen.
S: (Galatea) Özellikle ona yöneldi.(Perceval) Bir sızıntı, evet.
(Atreides) Peki tam olarak bir golem olmayan o golem o kızdan ne istiyordu?
C: Enerji.
S: (Galatea) Golem o binada mı yaşıyor yoksa bu bir kerelik bir olay mıydı?
C: O lokasyonda bu tür amaçlar için kullanışlı enerji kalıpları mevcut

-----------------------------------------------------------------
C: 4. Yoğunluktaki başka bir gerçeklik, zaman/uzay sürekliliği vs gibi.
S: (L) Peki, o halde döngünün bir parçası olarak bu alan değişti; çeşitli seçimler yapıldı: tabiri caizse insan soyu "altın" ın peşinde kapıdan içeri girdi ve yine tabiri caizse "dişi enerji" yanlış tarafa yönlendirildikten sonra, Kertişlerle ittifak kurdu. Söylediğiniz şey bu. Bunun bazı sonuçları oldu: DNA parçalanması,DNA'nın ilk on unsurunun yokoluşu, beynin yarımkürelerinin birbirinden ayrılması#133;
C: Bunun tek bir sebebi var: Çamurun içerisinde oynarsan kirlenirsin.
S: (L) İnsanı çamurda oynamaya iten neydi? Ne oldu da buna karar verdiler? Bir keresinde "arzu bazlı dengesizlik" demiştiniz bunun için. Neye duyulan arzuydu bu?
C: Artmış fiziksellik.
S: (L) Artmış fizikselliğe duyulan arzunun gayesi neydi?
C: Duyumsama.
S: (L) Duyumsama nasıl tecrübe edildi ki bu varlıklar fizikselliklerini arttırırlarsa daha fazlasını yaşayabileceklerini mi düşündüler?

-------------------------------------------------------------------
S: (L) İçmemeli miyiz ?
C: Sen muğlak olursan bizler de muğlak oluruz.
S: (L) Trityumlu ipuçlarının hedefi bu montmorillonit mi ? İşin aslı, trityum bu çamura işaret ediyor. Bu çamur ise Rhineland'da bulunabilir. Ve, diğer başka yerlerin yanı sıra, kabayonca o topraklarda yetişmekte. Bu; ipucunun bizi götürmesi gereken yer mi?
C: Soru akıl, ruh ve bedenle ilgilidir ve bundan dolayı ne olduğudur.
S: (L) Peki, anlamaya çalıştığım da; bu montmorilloniti yutmamızın faydalı olup olmayacağı. Bu akıl/beden/ruh bağlantısına destek olur mu ?
C: Daha önemli olan şey; daha önce kim desteklendi, nasıl ve neden ?
S: (L) Anlamıyorum. Belki de çok yorgun olduğumdan. Ama yeniden deneyeceğim.
C: Denemelisin; çünkü aşikar olan aşikardır.
S: (A) Bu mineral konusunda bir şey öğrenemedik... Daha önce kim desteklendi, nasıl ve neden ... (F) Ben bunu çözümleyebilirim! (L) Ee hadi başla! (F) Eğer bu çamur Almanya'da bulunuyorsa, bu mineralin bir çeşit yarar doğuracağına inanıyorsak, belki de birileri antik çağlarda bu çamuru o nedenle kullanmaktaydı. (L) F-- bu konuda haklı mı ?
C: Evet, haklı.
--------------------------------------------------------------
S: (L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı'öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.

-------------------------------------------------------------------
C: Hiç, daireler çizerek etrafta dansettiğin hissine kapılıyor musun ?
S: (L) Evet ama, bu Horselberg konusunun en enteresan yönlerinden birisi de, bu dağın üzerine gelip konan üç adet "ürkünç nesnenin" olduğunun iddia edilmesidir. Ve Horselberg denen o "büyük kayadan"
Lüksemburg'un "büyük kayasına" doğru bir çizgi çekersen, onun Ren Nehri'ne isabet ettiği yerin tam olarak Lorelei'in büyük kayası olduğunu görebilirsin.
C: Trityum.
S: (L) Pekâlâ, şayet Lorelei, onun Sakson kökenlerine dönerek, Almancadan tercüme edilirse anlamı (resmen) "Laura'nın kayasıdır." Bu durumun açıkçası ÇOK tuhaf olduğunu düşünüyorum. Üçlünün, yani üç
değişik bağlamdan oluşan bir portreyi/profili, araştırmam gerektiğinden bahsetmiştiniz. Bir kaya ve sirenlerden de bahsetmiştiniz: ve sonrasında Lorelei sirenleri konu alan bir hikâyeye dönüşüverdi işte...
[ç.n. siren : mitolojide, güzel sesleri ve güzellikleriyle denizcileri büyüleyip, tuzağa çektikleri düşünülen bir tür deniz kızı]
C: Trityum madenleri.
S: (L) [Ark' a dönerek] Trityum nedir ? (A) Hidrojenin bir izotopu. Döteryum var, Trityum var ve eğer Trityumu elde etmişsen hidrojen bombası yapabilirsin. (L) Yani orada trityum madenleri mi var ? (A)
Trityumu maden gibi kazarak elde edemezsin, çünkü o bir gazdır...
C: Ama nasıl oluşur bu gaz ?
S: (A) Bu iyi bir soru. Bilmiyorum. Bunu araştırıp, bulabiriz.
C: İpuçlarına bak.
S: (L) Daireler çizerek etrafta dansettiğimi düşünüyorsunuz...
C: Her zamanki gibi diyoruz ki dikkatini kelimelere yönelt.
S: (L) Bu yazıda ayrıca şu söyleniyor: maden-arama-çubuğu tüm o gizemli yeteneklere sahip, popüler inanışça var olduğu söylenen, diğer tılsımlı eşyalar arasından sadece birisidir. Ki bunlar arasında: toprağın altındaki gizli hazinelere ulaşmaya yarayan, yeri açabilme ve kayaları yarabilme güçleri vardır. Onu, kendi çatallaşmış fındık ağacı ile başbaşa bırakalım şimdi. Gelecekte bizi bekleyen susuz mevsimler için bir parça serinlik bulmak adına, bu tuhaf batıl inancın kökenlerini incelemeye başlayalım. Toprağın altındaki su kaynaklarını bulmak, maden– arama-çubuğunun kullanılmış olduğu tek alan olmasa gerek. Antik Frizya'lılar arasında bu değnek suçluların tespitinde de sıklıkla kullanılırdı ve Jacques Aymar , Lyon'da o dönemde işlenen korkunç bir cinayetin failini, bu tür bir sopadan yararlanarak bulmuş ve böylece ünlenmiştir.Bu değnek tüm Avrupa'da madenciler tarafından maden damarlarını keşfetmek için en eski zamanlardan beri kullanılagelmiştir. Maddi servet denen şeyin finansal spekülatif risklere girilerek daha fazla kazanç sağlamak için kullanılmadığı, bir beze sarılıp toprağa gömüldüğü o devirlerde, bu sopalar komşularının saklı servetlerine göz koyan kişilerce kullanırdı. Eğer Boulatruelle 16. Yüzyılda yaşayabilseydi, hiç şüphesiz o da fındık ağacından yapılma çatal uçlu bir değnekle Jean Val Oean'in gizli hazinelerini aramaya koyulurdu [ç.n. Victor Hugo'nun Sefiller' ine gönderme]. Ayrıca, hastalıklara şifa aramak için de kullanılmıştır. Evlerde, tıpkı bir sihirbaza ait bir muska gibi, bu sopalardan mutlaka bulundurulurdu ve de hem felaketlerden sakınmak hem de hayırlı kısmetlerin meydana gelmesi için ondan medet umulurdu.
Bu kavramsallaştırmanın izini modern zamanların elf-diyarı efsanelerine dek takip ettiğimizde; sadece hazine bulmaya yarayan değil, aynı zaman da kayaları ortadan yarıp toprağı delen, böylece de kıymetli maden damarlarını bulmanın bir aracı olarak da kullanılan bu çubuklara rastlarız. Bir Alman destanına göre, günün birinde sürüsünü Ilsenstein dolaylarında otlatan bir çoban, yorulunca sırtını yanındaki çıkınına verip dinlenmeye koyulur. Ancak, çobanın unutmuş olduğu şey çıkınının içerisinde bir çatallı bir çubuğun olduğudur. Böylece dağ aniden ikiye ayrılır ve prenses [Ilse] karşısında görünüverir. Prenses;çobandan kendisini dağa kadar takip etmesini ister. Dağın içine vardıklarında çobana; oradaki altınlardan istediği kadarını alabileceğini söyler. Prenses, ceplerini ağzına kadar dolduran çobana, tam ayrılmak üzereyken, "en iyisini de almayı ihmal etmemelisin" der. Çoban, en iyisinin ne olduğunu anlamaya çalışır.
Böylece de, Prensesin, yeterince altın yüklenmediğini ima ettiğini zannederek, şapkasının içerisine de altın doldurmaya karar verir. Oysa prensesin kastettiği şey içeri girdikleri anda duvara yasladığı ve orada unuttuğu çıkınının içerisindeki çatallı çubuktan başkası da değildir. Ama velakin, çubuğunu orada unutan çoban içeri girdiği aralıktan dışarı adımını attığı anda, geçit aniden kapanır ve çoban kayalar tarafından iki parçaya ayrılır.Burada sopa olağanüstü niteliklerini üzerinde filizlenmiş çiçeklerinden alır: ancak tek başına bir yaprak ya da çiçek de başka pek çok durum içerisinde yamaçları aralamaya kesinlikle yeterlidir. Adına epeyce duygusal malzemenin yaratıldığı küçük mavi çiçek; unutma-beni-sakın diye de isimlendirilir, adını kendi tılsımlı özniteliklerinden bahseden destanlardan almıştır. Anlaşılacağı gibi, elimizde "toprağı açabilen," "kayaları yaran" ve de "yerin altına gidebilen," (taş-kıran çiçeği diye bilinirken sonradan adı sassafras ağacı oldu)her türden malzeme, kuş ve çiçek vardır.
Burada diyor ki; bizler bu çekici gelenekler silsilesinin içine girdikçe, kayaları bölen veya sert maddeleri çatlatan güç—birer ilksel element olarak—hazine yerlerini belli eden tılsımlar konseptinin içerisine dâhil olmaktadır. "Şamir" de aynen bu türdendir. 'Arpa tanesinden daha iri olmayan bir solucana' benzediği söylenen, ancak en sert nesneleri ortasından çatlatabilen, şamirin yardımıyla Süleyman'ın kendi tapınağını inşa ettiği anlatılır. En azından şu kesin: bu bahsedilen tılsım, kaya parçalayan ve yer-delen cinsten bir güçtür...
C: Altın elektriği, ısıyı vs. iletmez mi ?
S: (L) Elbette iletir, Zaten altın ferrofil metal veya 'demir seven' diye tanımlanır: çünkü o demirle kolayca birleşebilir.
C: Ve demir...
S: (L) Kandaki demir... Yerin altındaki demir...
C: Manyetik...
S: (L) Aynen öyle... Her neyse, bir biçimde, bunların hepsi birden Süleyman'ın tapınağını inşa ederken kullandığı bir şeyle ilişkili gibi. Sizin bize önceden bahsettiğiniz gibi, Tapınakçıların tapınağın ALTINDA keşfettikleri sır anti-çekimle alakalı bir şeydir ve de Galle'de gömülüdür. Yani, evet, daireler çizmekteyiz.Yorumlarıma yorum getirebilir misiniz?
--------------------------------------------------------------

C: Daireler, hmmm...
S: (L) Evet, hepsi daireler. Sonrasında geldiğimiz konu, keşfettiğim bir şeyle ilgili, kaba-yoncanın, daha doğrusu onun özel bir türünün, gerçekten de Almanya'nın dağlık bölgelerinde yetişmesiyle ilgili. Ve işin özü, bu kaba-yoncayı sizin tarif ettiğiniz rotayı takip ederek keşfettim#133; bu rota da, Fransa, İspanya,Kanarya Adaları ve de Fas'ı içeriyor. Mary Magdalene'nin anlam taşıyan yolculukları hakkında sorular sormuştum. Siz de kişilerin değil mesajların önemli olduğunu söylemiştiniz. Daha sonra 'İnsan eliyle yapılan ilk eserlerin (artifakt) anahtar olduğunu' söyleyerek, bu coğrafik yerlerin sıralı bir listesini vermiştiniz. Geçenlerde elime bir makale geçti; bu kabayoncanın takip ettiği yayılma rotasını veren ve de bu otun tarımsal gelişmedeki yaşamsal önemine işaret eden, çünkü bu ot ekildiği toprağı yeni ekimler için gerekli minerallerle donatmaktaymış. Yani, siz kabayoncanın yayılma rotasını vermişsiniz gibi görünüyor.Buna yorum yapabilir misiniz?
C: İşte şimdi bunu keşfettiğine göre, belki de şimdiden sonra, kabayoncada içerik bakımından zengin olan o mineralleri ve de bunların homo sapiens'lerin bünyesi üzerinde yarattığı etkiyi araştırmalısın.
S: (L) Bu ilginç bir konu. Kabayonca önceleri 'besinlerin atası' olarak tanımlanırmış ve öncelikle, ne tesadüf ki, atlar için yem olsun diye yetiştirilirmiş! Ve elimizde chevin ve 'Tanrı'nın Atı' var. Ayrıca, kabayoncanın en yoğun biçimde ekiminin yapıldığı yerlerden biri, Horselberg'in hemen kapı komşusu olan, Ren'in kıyısındaki Baden. Orada bir vadi var. Yonca elbette kabayoncanın türevlerinden birisi; ve o 'küçük vadi'çevrede bir kasvet nedeni. Burası hemen Ren'in Lorelei kayasının bitişiği olabilir mi?
C: Daha yakın, peki ya dört yaprak ?
S: (L) Evet, tabii ki. Bunu da araştıracağım. Şimdi, keşfettiğim bir diğer konu; Lorelai efsanesi ki bu efsane deniz kızı efsaneleriyle iç içe giriyor. Efsaneye şu ki, D'Anjau'nun malikânesi ona, deniz kızı türü bir varlık olan, peri kızı, karısı Inelgar'dan, yani Melusine'den miras kalmıştır. Diğer taraftan, Merovenj hanedanın Kuinator (Quinotaur) diye tasvir edilen 'deniz-erkeği' cinsinden türediği yollu bir başka efsane daha var elimizde. Dikkatimi çeken şey: Babilon kralı Oannes' te olduğu gibi, her iki kalıtım çizgisinin de başlangıcının bu yarı-balık türü yaratıklara uzanması. Ve bir de elimizde denizkızı efsanesiyle içiçe geçmiş bir Lorelai var. Ve işte tam orada Ren nehrini kuşatan bir bölge var ki, her iki ailenin de oradan gelmiş
olabileceği söylenmekte. !Tannhauser bir çeşit Frenk Odise'si idi. Ki bu da bizi siren denilen olguya getirmekte. Sizler de sirenin bir ipucu olabileceğinden bahsetmiştiniz. Bu konu üzerine lütfen bir yorum yapabilir misiniz?
C: Sirenin şarkısı mı ? Ne olabilir ki bu ? Daha önce ses konusunda nasıl bir imada bulunmuştuk ?
S: (L) 'Sirenin şarkısının' muhtemelen, anti-çekimin mitolojik bir metaforu olabileceği aklıma geldi.
C: Yakın.
S: (L) Başka bir ipucu daha verebilir misiniz ?
C: Hayır başka bir tanesine ihtiyacın yok.
-----------------------------------------------------------------

Tgur

#864
NEANDERTAL CRO MAGNON HOMO SAPİENS VE SÜMERLİLER

İnsan ırkları hakkında dünya bilimindeki tarihsel araştırmalara pek uymayan K. bilgileri yardımı ile ve 309000 yıl önce başlatılan kısa döngü gerçekleri üzerinde dolaşacağız,İnsanlık jeolojik ve antroplojik araştırmalarında tarihsel veri araştırmalarında yapmış oldukları tesbitlerde çoğunlukla yanılmaktalar zira "antik felaketler" denen zelzele, su baskını , yanardağ patlamaları, büyük komet düşmelerinde manyetik sapmalar meydan geliyor ve bunlar maddelerin izotopları üzerine etki yaptıklarından radio karbon testi denilen zaman tesbitinde yanlış neticelere ulaşılıyor, bu yüzden bilimsel tarih dışında K.tarihleri etrafında dolaşacağız,

Ve insanın yapısal durumu üzerinde bahsi geçen insan tipleri ve bunların birbiri ile münasebetleri ve Sümerlilerin yani Atlantislilerin bizim için neden önemli olduklarını anlamaya başlayacağız

Başlangıç ve çok kısa özet olarak evvelden beri dilimizden düşmeyen Mu medeniyeti Atlantisliler ve onların yoluyla yaşamımıza yapışmış olan monoteizm dinler programları hakkında da çok keskin olmasa da genel bir bilgi kümesine sahip olacağız ,alıntılar arasında dikkat çekilen hususlar üzerinde duracağım,
-----------------------------------------------------
S: (L) Neandertal adama ne oldu?
C: Kertişler tarafından diğer gezegenlere götürüldüler.
S: (L) Bu, fiziksel olarak gezegenin dışına götürülme anlamında mı?
C: Evet.
S: (L) Hangi gezegene götürüldüler?
C: Çeşitli.

-------------------------------------------------------
C: İnsan ruhları, inkübasyon ve doğrudan DNA değişiklikleri meydana getirmek üzere Neandertal içine yerleştirildi. Bu konunun o kadar çok yönü var ki, hepsini açıklamak çok uzun sürebilir. En iyisi araştırmaya, düşünmeye ve ağ çalışması yapmaya devam etmek. Kitaba bakın. Görecek gözleri olanlar için hepsi orada. Sevgi, yaratıcı enerjinin insan tezahürüdür.

---------------------------------------------------------
S:(L) Sadece bir soru daha: Neandertal adamının Kertişler tarafından başka bir gezegene götürüldüğünü söylemiştiniz. Bunun hangi gezegen olduğunu öğrenmek istemiyorum ama bizim zaman ölçümümüzle Neandertal adamının şu anda evrimsel olarak ne durumda olduğunu öğrenmek istiyorum.
C: İlerleme yok, hala aynı.

-------------------------------------------------------
S: Ariler Hindistan'a ne zaman girdi?
C: 8243 yıl önce.
S: Orada daha önce kim vardı?
C: Asya kabileleri ve 3 numaralı prototip.
S: 3 numaralı prototip nedir?
C: Neandertal adamı olarak biliniyor.
S: Peki biz neyiz?
C: 4 numara, c ve d türü. Yaklaşık çevirisi.
S: Ari/Keltler asıl devler miydi?
C: Hayır.
S: Güney Amerika'da görülen, kabilelerle konuşup bir gün döneceklerini söyleyen ve Tanrı olarak tapınılan beyaz adamlar kimdi?
C: Mısırlılar ve Atlantislilerin torunları.
S: Atlantisliler üzerimize böyle bir karma getirecek ne yaptılar da griler ve kertenkeleler...
C: Aşırı derecede kendine tapınma ve kendine hizmet.
--------------------------------------------------------
S:(L) İnsanoğlu Kasyopyalılar tarafından tasarlanmasından sonra, Kertenkeleler'in saldırısı öncesindeki cennetsi durumda ne kadar süre yaşadı?
C: İnsanoğlunu biz tasarlamadık.
S:(L) Sizin tarafınızdan mı yaratıldık?
C: Hayır.
S:(L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?
C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh, fiziksel varoluşu arzuladı ve başlangıçta Griler yoluyla Kertenkeleler olmak üzere, Nefalim ve Oryon birliği tarafından değiştirildi.
S:(L) Bize tekrar Nefilim denenlerin kim olduğunu söyler misiniz?
C: Baskı gücü. Oryon'un köleleri. 3C gezegeninden veya 3. yıldız, 3. gezegen.
S:(L) Geçen gece Nefalim'in Akrep takımyıldızı civarından geldiğini söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Esas olarak orada tohumlandılar. Siz de öyle.
S:(L) Aslen başka yer de mi tohumlandık? Nerede? Oryon'da mı? Gezegenin adı nedir?
C: D'Ankhiar. Ankh, bu gezegenin eski bir sembolüdür. Ana gezegen anlamına geliyor.
S:(L) O gezegen bizim asıl evimiz mi?
C: Evet.
S:(L) Eski evimizin durumu nedir?
C: Tükendi. Kül oldu. Yandı.
S:(L) Yani evimize dönemeyiz, öyle mi?
C: Evet.
S:(L) Bu Nefilim'ler, boyları ne kadar demiştiniz?
C: En uzunu 4.5 metre.
S:(L) Davut tarafından öldürülen Golyat Nefilim'den biri miydi?
C: Evet. Efsanede. Hikayede anlatılan olay daha önce meydana gelmişti.
S:(L) Peki Golyat'la Davut gerçekten karşı karşıya geldi mi?
C: Evet.
S:(L) Davut onu gerçekten bir mancınıkla mı öldürdü?
C: Yakın.
S:(L) Nefilim insanlarla genetik olarak birleştirildi mi?
C: Geçici olarak.
S:(L) Neden geçici olarak?
C: DNA uyuşmazlığı.
S:(L) Bizden daha mı zekiydiler?
C: Hayır.
S:(L) Sadece iri ve aptal mıydılar?
C: Hayır.
S:(L) Yaklaşık olarak aynı mıydılar?
C: Evet.
S:(L) Gezegenimizden yaşamakta zorlanmalarının sebebi boyları, yerçekimi gibi şeyler miydi?
C: Evet.
S:(L) Burada fiziksel sorunlar mı yaşadılar?
C: Evet.
S:(L) Sonuncusu ne zaman öldü?
C: MÖ 6000. Yaklaşık olarak. Bir referans.
S:(L) İlk olarak buraya ne zaman getirildiler?
C: Yaklaşık MÖ 12000. Referanslardan biri. Sizin takvim ölçümlerinizin pek pazla bir mana ifade etmediğini anlamanız gerekiyor.
S:(L) O üç güce dönelim. Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?
C: Önce maymunumsuydu.
S:(L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu
varlıklarla ne yaptılar?
C: Ruhlar transferle onları değiştirdiler.
S:(L) Neyin transferi?
C: Tohumlanan bedenlere ruhların transferi. Oryon birliği önce Neandertal'i kullandı.
S:(L) Oryon ruhları Neandertal bedenlerine mi girdi?
C: Hayır. Kuluçkalama için insan ruhlarını onlara yerleştirdiler.
S:(L) Değiştirilen maymunumsuların embriyoları gebelik için dişi maymunumsulara mı yerleştirildi?
C: Hayır. Yalnızca ruhlar.
S:(L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?
C: Yakın.
S:(L) Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA'sının değişmesine mi neden oldu?
C: Evet.
S:(L) Ardından da önce Oryon Birliği tarafından değiştirildiler...
C: Size benziyorlar.
S:(L) Kim bize benziyor?
C: Oryonlar.
S:(L) Oryonlardan pek bahsetmemiştik..
C: Oryon Birliği. Oryon Toplumunda başkaları da var.
S:(L) Oryonların bazıları bizim değişimizle kötü adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Bazıları da iyi adamlar mı?
C: Evet.
S:(L) Yani asıl yaratıcıların veya genetik mühendislerin Oryonlar olduğunu söylüyorsunuz.
C: Yakın. Asıl mühendisler ama Dünya'da kalmıyorlar.
S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
C: Bu grup değil.
S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
C: Bir'le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?
S:(L) Lusifer kim?
C: Siz. İnsan ırkı.
S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler "zor yolu" öğrenmek zorundadır.
S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.
S:(L) Fizikselliği istemenin "düşmek" anlamına gelmesi nasıl oluyor?
C: Kendi için zevk.
S:(L) Bize öğrettiğiniz şeyleri dünya üzerinde ne kadar insan biliyor?
C: Az.
S:(L) Bu bilgileri almamız bir bakıma "özel" olduğumuz anlamına mı geliyor?
C: Herkes özeldir.
S:(L) Bunları kaç kişi biliyor?
C: Şimdilik 8.
S:(L) Diğerlerine bilgi aktarabilecek miyiz?
C: Size bağlı.
S:(L) Diğerleri kimler?
C: Şu anda bir temas yok.
S:(L) İnsan ırkının Cennetsi durumda uzun süre yaşadığı dönemde, ruhsal bağlantıyı muhafaza ederek fiziksel beden kullanabiliyorlar mıydı?
C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi kapatacak kadar uzun sürmez.
S:(L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?
C: Hızla o hale geldiler.
S:(L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cenneten düşüş ne kadar sürdü?
C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiğinde zaman yoktu. O noktada zaman akışı ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.
S:(L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.
C: Evet.
S:(L) Belirttiğiniz diğer yanlışlıklar, birkaçını söyleyebilir misiniz? Birincisinin zaman olduğunu biliyoruz...
C: Kendiniz öğrenmelisiniz.

------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki alıntı üzerine duralım yaratma özelliği olan (siz zamanı geldiğinde veya o kapasiteye geldiğinizde evrenler yaratacaksınız bilgilerini hatırlayınız) ileri ruhlar bir çok varlık yaratıp bitki hayvan v.s.üzerinde çalışırken insanoğlu da Orion gurubu tarafından yaratılıyor başka bilgilerden hatırladığım kadarı ile bunun hikayesi şöyle,

Başlangıçta biolojik bir prototip yani yarı robot gibi olan bu varlık yaratılmış olan dünya şartlarına uymadığı için dünyaya taşıdıklarında yaşayamayıp ölüyor tekrar tekrar Orion Labaratuarlarında yapılan deneyler sonunda ruhsal özelliğin maymunumsu bedene embriyo halinde transferi ile başarı sağlanıyor
"neandartal insan"

Daha sonraki "cennetten düşüş" konusunda gerekli geniş izah var,
------------------------------------------------------------------

S: (L) Buraya gelen 36 milyon Nefilim olduğunu söylüyorsunuz, onlar 4'üncü yoğunluk varlıkları mı?
C: Hayır. 4'üncü yoğunlukta yaşıyorlar ama 3'üncü yoğunluklar. Sizin kadar fizikseller. Gestapo gibi hareket ediyorlar. Gestapo, Kertenkelelerin Hitler üzerindeki etkisi yoluyla Nefilim'den ilham alınarak kuruldu. Bir egzersiz denemesiydi.
S: (L) Herhangi bir Nefilim bize karşı dostça davranır mı?
C: Hayır.
S: (L) Nefilim'in tıpkı insanlar gibi D'Ankhiar denen bir gezegende tohumlandıklarını söylemiştiniz. Orada tohumlandığımızı söylerken kastettiğiniz şey neydi?
C: Molekülerizasyon için uygun bir ortamdı.
S: (L) Dünya üzerindeki fiziksel bedenlerin yani Neandertal, Kro-Mgnon, Australipitikus vb gibi çeşitli insan türlerinin o gezegende üretilip sonra buraya getirildiğini mi söylüyorsunuz?
C: Evet.
S: (L) Eğer Nefilim 3'üncü yoğunluksa, tıpkı bizim gibi öldüklerini düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Yani onlara ateş edebiliriz ve ölürler, değil mi?
C: Doğru. Ama yanlış yaklaşım.
S: (L) Doğru yaklaşım nedir?
C: Bilgi korur.
S: (L) Eğer 4.5 metre boyunda biri gelip beni yere yıkmak isterse hangi bilgi beni koruyacak?
C: 4'üncü yoğunlukta olacaksın.
S: (L) Yani onlar buraya gelmeden önce biz 4'üncü yoğunluk mu olacağız?
C: Geçiş.
S: (L) Üçümüz de mi?
C: Evet, ve pek çok başka kişi.
S: (L) Yani Nefilim'le uğraşmak zorunda olmayacağız?
C: Yanlış.
S: (L) Yani o sırada dünya üzerinde 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukta varlıklar olacak ve bazıları onlarla uğraşmak zorunda olacak ama bazıları da olmayacak, öyle mi?
C: Ama siz uğraşmak zorunda olacaksınız.
S: (L) Anlamıyorum. Buraya gelen Nefilim grubu da mı 4'üncü boyuta geçiyor?
C: Onlar orada 3'üncü yoğunluk varlıkları olarak yaşıyorlar. Şöyle düşün: Kaçırıldığın zaman 3'üncü yoğunluksun ama 4'üncü yoğunluğa götürülüyorsun.
------------------------------------------------------------------

Bu bölümde Orion bölgesi hakkında geniş bilgi,
Görüleceği gibi bu bölge hümonoitlerin ,insanların ,nefalimlerin ırkların hazırlanıp yaşam tablosuna sevk edilip karma halinde bir şeylerin denendiği izlenimini veriyor ,anladığım kadarı ile deneylerden biri de dünyamız ve bu ışıkla kum tanesi gibi olan bu gezegenimizdeki üçlü dalga birleşimlerinin nasıl netice vereceği hakkında bir gözlem altındayız yani bir deney labaratuarıyız,yani bilinmeyenleri göreceğiz göstereceğiz,

"Deney Dünya"

Bu hususta da çalışmam olacak,

Orion gurubu çalışmaları derken yukarılarda çok uzak ayrı ve erişilmez gibi gözüken illuzyonik dünya görüşünü terk etmem lazım şeklinde bir hali devamlı aklımda tutarım ,olan biten aynı bulunduğum yerde olmakta ama başka ferkans boyutunda gerçekleşmekte ,"bize hitab ederken neden yukarılara bakıyorsun biz hemen burdayız veya sizdeyiz K.ikazını hatırlamalı"

Yani çamurlar karılıyor Waffle ızgaraları gibi ile oluşumlar deneniyor yaratma gücünü deneyen talebe tanrılar çeşitli varlıkların oluşumunda sanki bir imtihana girmiş gibi ince ince araştırmalar yapıyor ortaya çıkan oluşumlar dünya ortamına taşınıp onun farklı bölgelerindeki özelliklere göre sıcak soğuk sulu katı oksijenli oksijensiz okyanusun km.lerce derinliklerinde veya atmosferde yaşayabilecek mi yaşayamayacak mı deneyleri yapılıyor velhasıl yaratıkların muhtelif özelliklerde oluşumları sağlanıyor sonuçta dünyada bu yaratılanlar (bitki hayvan)yaşama bırakılıyor,

Bu arada Orionun ilgili yerlerinde yaratılıp getirilen insanlar ile diğer yüksek yaratıcı özelliklerini devreye alan dünya tarihine "mitos tanrılar ve tanrıçalar"efsaneleri ile işlenen faaliyetlerde bulunanlar var ,bu tanrılar tanrıçalar kendi aralarındaki cinsiyet ayırımları ve ilgili sex faaliyetleri birbirleri ile savaşmaları akrabalık sahip olma ve yer yüzü doğal olaylarını yaratma bozma tekrarlama gibi işlerle uğraşırken belirttiğimiz gibi insanlarla ve onların korkuları davranışları tapınmaları kurban vermeleri yiyecekler sunmaları gibi faaliyetlerle de iligilenip karma bir yaşam sahneleri sunuyorlar ve bu münasebetlerin zaman içinde karmaşıklaşması onlar tarafında da genel bir indirgenme yaratıyor ve,

Bu kısımları çok karma bir özet halinde geçmekteyim dikkat edilirse ve somut belirli bir yerlerde kronolojik bir sunum yapamıyorum zira tanrısal düşüş dediğimiz hadisenin tam uygulanıp kısa döngü başladıktan sonra 4. yoğunluk teknolojisi kullanan kertişlerin maddeye fiziğe tapma fenomeninde kendilerine ayırımın lezzetini arttırdığı besinin kesilmemesi için dünya insan yaşamında sonradan monte edilmiş ve DNA sına işlenmiş lineer zamanın özelliğinde 75 binlik yıl fasılalarla (ki bu onların uyduğu zaman da belki 1 saatlik bir faaliyet) (K.lar zamanın kendileri yönünden de başka özellikte sürdüğünü ama bizim zaman anlayışımızla katiyen uyuşmadığını defalarca belirttiler) bu tarih diye çeşitli kişilerle aktarılan rivayet efsane dinsel kayıt diye adlandırılmış hususlarda son derece karışıklık yaratmışlar ve o bahsettiğim karbon bazlı insan antroplojik tarih saptamaları da işin içine girerek bir sıra ve düzgün bir olaylar akışı sunmak mümkün değildir,

Hatta K.ların bahsettikleri 309000 bin yıllık zaman süresi hakkında geniş bir tanımlama yapamıyoruz "siz keşfedin" denmişti ama yapamıyoruz,

Sonuçta tanrısal faaliyetlerin iyice indirgenerek Lemurya Mu yaşamı ile olay devam ederken insanların Atlantis soyları ile karışan o evresinde Lemurya yer yüzü hareketleri ile batarak yok olmuş Atlantislilerin onlardan kalan Birin oğulları ve Belialoğulları ırksal ayırımında fiziğe tapan ve bundan ayrılmayan davranışlarına dur diyen Birin Oğulları yenilmiş ve kısa döngü başlamıştır ,

Bahsedilen Sümer yaşantısı tahmin ederim ki Belial oğulları yaşamı idi yani ağır işlerini yapmak üzere klonloma yoluyla insan hayvan karışımı "şey" ler yaratmışlar sonra bunların çoğalması ile yok edilmeleri ve hatta kristaller yoluyla inisiye edilme işleri belirtilmektedir (Birin Oğulları kalıntıları rahipler tarafından)  Sümer yaşantısı dediğimiz evrede uzaysal yardımlar ile insanlara tarım ziraat ve başka teknoloji öğretilmiş zamanla bu insan hayvan karışımı şey lerden vaz geçilip bu sefer hizmeti yapacak şekilde DNA sı indirgenip sadece "cinsiyet" ve "açlık" konusunda işlevi süren insan (Sümerler zamanında tanrıların hizmetçisi denilen) yaratılmıştır ,

Bu insan tiplemesi (ki biziz) topluluk halinde yaşarken yine tanrılara putlara falan taparken bir düzen tesis edip birbirlerini kırmadan yaşama şeklini yürütebilmeleri için monoteizm ve buna bağlı olarak dinler devreye girmiştir,

Bunun için Mısırda Firavunlar devrinde Rahipler ve kristal enerji Piramit yapılarındaki özel odalarda (kraliçe kral odaları) inisiye faaliyetlerine devam edip ilk defa İbrahim sonra Tevrat yoluyla diğer bazı peygamberler ortaya çıkmış ve Musa ve evvelce üzerinde oldukça uzun durup alıntılar ve yorumlarla anlatmaya çalıştığımız yahudilik ve diğer dinler gelip günümüze ulaşmıştır,
------------------------------------------------------------------

C: 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk evreninizin bu kısmında, özellikle sizin "galaksinizde", İnsan tipinde varlıkların tek tabii mekanı Oryon olarak bilinen bölgedir... bunun üzerinde düşünün! Tek yer değil, doğal merkez üs.Yeniden incelemeye en çok ihtiyaç duyduğunuz şey, "dünyadışı varlık" verilerinizde doğru bir profil oluşturmak.
S: (RC) Ben insanların Lyra'da tohumlandığını ve sonra orada bir savaş olduğunu ve sonra da insanların kendilerini Oryon'da bulduğunu düşünüyordum.
C: Lyra'da kalan yok. Tüm yerlerde evler olmuştur, fakat bazıları geçicidir ve bazıları ise değildir. Oryon'u dikkatle inceleyin! Bu sizin soyunuzun evi ve nihai hedef konumunuz. Şimdi Oryon'un mutlak doğru profili geliyor: Samanyolu galaksisinin en yoğun nüfuslu bölgesidir! 3'üncü ve 4'üncü yoğunluk alanına, onunla aranızdaki mesafe kadar geniş bir ölçekte yayılan bir bölgedir. Bu bölgede iskan edilen 3444 gezegen var.Bazıları sizin bildiğiniz gezegenler. Bazıları yapay olarak inşa edilmiş gezegensiler. Bazıları boşlukta süzülen ev-gemiler. Ve bazıları da "uydu"lar. 2'nci, 3'üncü ve 4'üncü yoğunlukların tümünde birincil evler,seyahat istasyonları ve kuluçka laboratuarları var. 5'inci ve 6'ncı yoğunluklarda denetim bölgeleri var.
Yaklaşık yarısı BH ve yarısı da KH. Başka yerlerdeki diğer pek çok kolonilerle birlikte, çeviri olarak Oryon Federasyonu deniyor. Oryonlar, Grileri sibergenetik varlıklar olarak 5 türde yarattı ve onları Zeta Retikuli 1, 2, 3 ve 4'e ve Barnard Yıldızı yörüngesinde dönen 2 gezegene yerleştirdi. Sürüngenimsiler de (ç.n.:reptilians / kertişler) 4'üncü yoğunlukta Oryon bölgesindeki 6 gezegende kalıyor ve Oryon KH'nin köleleri ve hatta bazı durumlarda evcil hayvanlarıdır!!! "Oryon" adı bu bölgenin gerçek yerel adıdır ve bu ad dünyaya doğrudan getirilmiştir. Paralellikler için "tanrı" Oryon efsanesini inceleyin.
S: (L) Oryon KH, şu kötü şöhretli kırmızı kafalı Nordik dünyadışılar mı?
C: Evet, ve diğer tüm hümanoit kombinasyonlar.
S: (L) Eğer bu, Nordik tiplerle başladıysa ve diğer hümanoit kombinasyonların kaynağı da buysa, insan varlıkları için hangi genetik kombinasyonlar kullanıldı? Örneğin Zenciler / Siyah insanlar "Nordiklere" hiç benzemiyor.
C: Nordik genler Neandertal olarak bilinen, Dünya'da zaten mevcut olan gen havuzuyla karıştırıldı.
S: (L) Doğu ırklarını elde etmek için hangi genetik kombinasyon kullanıldı?
C: Doğulular efsanelerinizde "Lemurya" olarak bilinen bir bölgeden getirildiler. Dünya'nın o zamanki iklim vekozmik ışın koşullarına iyi uyum sağlayacak şekilde Oryon Birliği içindeki 7 genetik kod yapısının önceki bir melezlemesi yoluyla tasarlandılar.
S: (L) Pekala, ya Sami ve Akdeniz halkları?
C: Yeni bir topluluğun "yerleştirildiği" her defasında, ilgili topluluklar yerleştirildikleri ortama en iyi uyumu sağlayacakları şekilde tasarlandılar. Ariler tek istisnadır çünkü Dünya'ya acil bir durumla getirilmeleri gerekti.
S: (L) Irklar Dünya'ya en iyi uyumu sağlayacak şekilde tasarlanıyorlarsa, Sami ırkıyla ilgili olarak hangi faktörler dikkate alındı?
C: Diğer hepsi gibi onlar da Dünya'da değil, Oryon laboratuarında tasarlandılar. Orta Doğu'ya "yerleştirildiler".
S: (L) Atlantisliler hangi genetik tipteydi?
C: Kızılderililerinkiyle aynı.
S: (L) Kızılderili tipinin kökleri nedir? Gezegende mevcut olan ve Oryon laboratuarına götürülüp genetik olarak değiştirilerek tekrar Dünya'ya yerleştirilen temel bir tür mü vardı?
C: Hayır!!! Söylediklerimize dikkat ediyor musun?!?!
S: (L) Neyi kaçırdım? Neden bazı Kızılderililer Pleyades'ten geldiklerine inanıyor?
C: Pleyades nerede?
S: (L) Oryon yakınında. (RC) Aa tamam, Pleyades'i Oryon'un bir parçası olarak kabul ediyorlar. Peki ya Siryus?
C: Bir yer olarak Siryus karıştırılıyor çünkü kuzey yarımküre göğündeki benzer bir yere benzetiliyor.Kızılderililer gözlem noktaları itibariyle benzer görünüşteki bir yer nedeniyle yorumlamada karışıklık yaşadılar.
S: (L) Tamam. (RC) Ama Siryus açık bir şekilde Siryus! Gökyüzündeki en parlak yıldız... tüm efsanelerde var!
(L) Belki yalnızca yanlış yorumlama değil, aynı zamanda bilinçli bir dezenformasyondur? (RC) Bu nasıl yanlış yorumlanabilir? Bu belli değil! Yıldız haritaları çok açık!
C: KENDİ efsanelerinizi SİZ nasıl yanlış yorumladınız?
S: (F) Görünüşe göre şu anki kültürümüzde herşeyi ve hatta yakın tarihimizdeki pek çok şeyi bile kolayca çok yanlış anlayabiliyoruz. Daha eski efsanelerin de çarpıtılmış, abartılmış veya yanlış sunulmuş olabileceğini düşünmek zor değil.
C: Bu celsenin başında söylediğimiz şeyi tekrar gözden geçirin.
S: (L) Dogon'lar Siryus'tan mı geldi?
C: Tüm hümanoit türlerin kökeni Oryon bölgesidir; milyonlarca koloni var oldu, oluyor ve olacak.
S: (RC) Siryus'un gökyüzü bizimkisi gibi mavi değil yeşil. (L) Yıldız mı?! (RC) Hayır, gezegenler. Evet, Siryus'un yeşil bir atmosferi var... açık yeşil. (F) Ben maviyi tercih ederim! (L) Bugünlerde propagandası yapılan bilgilerin pek çoğu kafakarıştırma ve dezenformasyon içeriyor. Tüm bunların amacı nedir?
C: Kendin yanıtladın. Kafakarışıklığı ve dezenformasyon.
S: (L) Bir tür geçişin hemen öncesine ulaşana kadar gerçeğin herhangi büyük bir ölçekte bilinmeyeceği şeklinde bir teorim var...
C: Peki "gerçeği" öğrenmeyi bekliyor musun o zaman?
S: (RC) Kesinlikle! (L) Gözlemlerime göre bu gerçekçi bir beklenti olmayabilir...
C: Varolan herşey / tek şey derslerdir, kestirme yok!
S: (L) Cevaplamadığınız soruma geri dönmek istiyorum. Sami halkının genetik anlamda tam olarak kim tarafından ve tam olarak neden tasarladığını ve onlar ile Keltler ve Ariler arasında neden böylesine zıtlaşan bir tutum olduğunu bilmek istiyorum.
C: Dikkat edersen yalnızca Yahudiler ile Keltler arasında değil. Ayrıca önemli olan bireysel aura profili;gruplar veya sınıflamalar değil. Ama sorunu yanıtlamak için: hem bu gezegendeki, hem de gezegen dışı pek çok nedenden kaynaklanıyor.
S: (L) Hitler tamamen mantık ötesi bir tutumla ve kendi ölümüne de neden olacak şekilde neden Yahudileri ortadan kaldırmak için bu kadar kararlıydı?
C: Pek çok neden ve çok karmaşık. Ama, hatırla, henüz bir çocukken Hitler Germen halklarını fethetme ve birleştirme arzularını gerçekleştirmek üzere "karanlığın güçleriyle" ilişki kurmak için bilinçli bir seçim yaptı. Bunun ardından zihin, beden ve ruh olarak tamamen KH güçlerinin kontrolü altına girdi.
S: (L) Peki Hitler'i kontrol eden KH güçlerinin onda tüm bir halkı ortadan kaldırma isteği yaratma amacı neydi?
C: Fetih daha zor ve daha az kesin olacağı için 4'üncü yoğunluğa yükselmeden önce 3'üncü yoğunluk dünyasını tam kontrol altına almak amacıyla Nefalim'in yeniden getirilmesine yönelik uygun bir "üreme ortamı" yaratmak.
S: (L) "Üreme ortamı" derken genetik anlamda mı?
C: Evet. Üçüncü yoğunluk.
S: (L) Bu amacı başadılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Demek Germen "Üstün Irk"ının yaratılması daha sonra bu "üreme ortamının" yaratılmasını sağlayacaktı?
C: Evet.
S: (L) Ve bunun için Yahudi'lerden kurtulmak önemliydi, öyle mi? Başka bir grubu yok etmeden bir Germen üstün ırkı yaratılamaz mıydı?
C: Hayır.
S: (L) Neden?
C: 4'üncü yoğunluk ön kodlanmış misyon kader profili nedeniyle.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Bu, 4'üncü yoğunluğa yükselme sonrası etkinleşecek bir kodlama anlamına geliyor ve dolayısıyla eğer ortadan kaldırılmazsa Nefalim'in 3'ünü yoğunluktaki hakimiyetini engeller. Bireysel bazda olmakla birlikte, Yahudiler 4'üncü yoğunluğa geçiş sonrası bir misyonu gerçekleştirmek üzere önceden kodlandılar. Naziler 4'üncü yoğunluk KH tarafından kontrol edildikleri için neden Yahudileri tamamen ortadan kaldırmaya sevk edildiklerini tam olarak bilmiyorlardı. Ama Hitler Kertenkelelerle ve Oryon KH ile doğrudan iletişim kurdu ve "üstün ırkı" nasıl yaratacağına dair talimatlar aldı.
S: (L) Ve bunu, yeni bir Nefilim soyunu Dünya'ya getirmede bir temel olarak kullanacaklardı... (RC) Ve Yeni Dünya Düzeni... onların versiyonu. (L) Peki şimdiki planları nedir?
C: Henüz size bunu söyleyemeyiz çünkü vaktinden önce açıklama isteği duyarsınız ve bu da ortadan kaldırılmanıza neden olur!!!!
S: (F) Evet Laura, sana söyleyip duruyorum, bu merakın yüzünden bir gün kapımıza garip adamlar dayanıp "Bizimle gelin lütfen!" diyecekler! (L) Elimde değil! Bu arada Keltlere dönecek olursak: Eğer Kertenkele Varlıkları Arilerin/Keltlerin "Nefilim Üstün Irkı" için iyi bir üreme ortamı sağlayacağını düşündülerse, o zaman onlarda genetik olarak bu iş için uygun buldukları birşeyler görmüş olmalılar. Doğru mu?
C: Hayır, düşündüğün anlamda değil. Yansımaları üzerinde dikkatli bir şekilde düşünerek bu soruyu farklı biçimde tekrar sormanı tavsiye ediyoruz.

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Neandertal adamının dünyadan götürüldüğünü söylemiştiniz. Cro-Magnon adamı ise birden ortaya çıktı. Bu Cro-Magnon adamı aslında Kantekliler mi?
C: Yakın.
S: (L) Görünüşe göre bir süre boyunca dünyada yanyana varolmuşlar. Birbirlerine karıştılar mı? Bu iki tür arasında evlilikler oldu mu?
C: Evlilik?!
S: (L) Neyi kastettiğimi biliyorsunuz! Genetik karışma.
C: Bir Neandertal evliliği düşünebiliyor musunuz?
S: (L) Evet! Sopalı ve saçından sürüklemeli bir tören! (T) O bir ritüeldi... Sopayla birlikte babadan oğula geçti...
C: Pekala millet, bu gecelik bu kadar! İyi geceler...
-----------------------------------------------------------------
C: Hepsi olası gelecekler. Sadece bekleyin ve görün. Sizin fiziksel araçlarınızı yeni bir "modelle" değiştirme planları olan dünyadışı bir ırk var.
S: (L) Eski modelleri ne yapacaklar?
C: "Emekli edecekler."
S: (T) Hangi ırk bu?
C: Oryon KH.
S: (L) Neandertallere olan şey bu muydu?
C: Evet!
S: (L) Neandertaller bir süre dünyada yeni modelle, yani kro-magnon'la veya hangisiyse, o türle birlikte yaşamaya devam etmişler gibi görünüyor.
C: Bazıları.
S: (L) Neandertal "yeni model"le ne kadar süre birlikte var oldu?
C: 233 yıl.
S: (L) Neandertallerin çok, çok uzun zaman önce burada olduğunu düşünüyordum. Eğer dediğiniz gibi modern insan gezegene 70-80 bin yıl önce vardıysa, Neandertaller o sırada zaten burada değil miydi?
C: Zaman referansları yanlış hesaplandı.
S: (L) Zaman referanslarını kim yanlış hesapladı?
C: Bilim.
S: (L) Bulunan Neandertallerin en eskisi hangisi, bilen var mı? Neandertal dünyada ne zaman ortaya çıktı?
C: 5.3 milyon yıl önce.
S: (L) Yani bilim modern insanın 35-40 bin yıl önce ortaya çıktığını ve Neandertal'in de aynı süreçte ortadan kaybolduğunu söylüyor ama gerçek zaman çerçevesi 70-80 bin yıl önceydi, öyle mi? İki katlık bir yanılma.
C: Yakın.
S: (L) Ve elbette metamorfoz nedeniyle herhangi bir tarihleme yöntemine güvenemiyoruz.
C: Ve genetik manipülasyon.
S: (L) Yani BİZ de bir bakıma yok olmanın eşiğindeki yeni Neandertalleriz. 4. yoğunluğa mevcut bedeni içinde geçecek olanların bir tür gençleşme sürecinden veya bedensel yenilenmeden geçeceğini söylemiştiniz. Şu anda kullanmakta olduğumuz "Neandertal" tipi bedenler 4. yoğunluğa uygun birşeye mi dönüşecek? Bazı bedenler buna uygun genetik bir kodlamaya mı sahip?
C: Onun gibi birşey.
S: (L) Yani o yüzden nesiller boyunca belirli soyların peşine düştüler. DNA'yla oynuyorlar ve patlamayı bekleyen zaman ayarlı genetik bombalar kullanıyorlar. (A) Asıl ilginç olan; bu insanları bulmaya,kaçırmaya çalışanlar onları nasıl tespit ediyor? Bilgiyi nasıl elde ediyorlar? Bir soyu takip mi ediyorlar?Uzak mesafeden bir tür araçla insanları izleyip "burada ilgilendiğimiz biri var" veya "burada tehlikeli biri var" veya "bunu kaçıralım" gibi bir şey mi? Nasıl seçiyorlar? Soy ağacı araştırması mı yoksa bir tür uzaktan algılama mı?
C: Bu ilginç Arkadiusz, çünkü bireyin hücresel yapısının atomik "imzasıyla" ilişkili. Ve buna ek olarak, eterik beden okuması ve frekans rezonans titreşimi. Bunların tümü birbiriyle ilişkili ve uzaktan görüş teknolojisi/yöntemi kullanılarak uzaktan okunabilir.
S: (L) Psişik araçlar kullanmadan, tamamen mekanik bir şekilde yapılabilir mi bu?
C: Başka bir anlayış seviyesinde, ikisi harmanlanarak tekleşiyor.
S: (T) Bilgisayarlı psişik uzaktan görüş belki. Yapay zeka gibi. Belki de bilgisayara bağlı bir akıl?
C: Yakın, evet.
S: (T) Bildiğimiz kadarıyla bu bizim henüz yapamadığımız birşey. (J) Eminim Ruslar yapıyordur. (L) Neden?
C: Çalışıyorlar mı? Evet. Başarı elde ediyorlar mı? Çok değil.
-------------------------------------------------------

Ve sahneye Sümerliler çıkıyor ,evvelce üzerinde durduk Bu bölümde o meşhur DNA eksiltilmesi konusu ne zaman yapılmış onu anlıyoruz,yani kısa döngü başlıyor ve bu işte Sümerliler etkin,(Atlantisliler )

------------------------------------------------------------------
(L) Sümerlilerin insanın yaratılışı hikayesine göre birileri bir tanrıyı öldürüyor, ve bu tanrının kanı ve parçalarını çamurla karıştırıyorlar ve daha sonra bunu gebelik tanrıçalarına veriyorlar ve insan ırkın bu şekilde doğuyor. Bu hikaye, 'grilerin' şu sıralar yaptıklarına çok benziyor. Birisi gerçekten bir 'tanrıyı'öldürüp ruhunu parçalara ayırarak insan ırkını mı yarattı?
C: Sembolizma ve yanlış olay sıralaması.
S: (L) Hikaye ne anlatıyordu? Gerçek olay neydi?
C: Kertenkele varlıkları, kendi beslenme amaçları doğrultusunda yaptıkları bir savaş sonucunda insan ırkını genetik olarak değiştirdi.
S: (L) Bu Sümer hikayelerinin bahsettiği olaylar ne zaman oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Yani o kadar uzun zaman önce oldu ki, hikayelerdeki gerçek silindi?
C: Yansımalar psişik hafıza kanalıyla nesilden nesile geçti.
----------------------------------------------------------------
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, Mısırlılar mı?
C: Sümerliler.
S: (L) Mısırlılar nereden geldi?
C: Atlantis.
S: (L) Hangisi önce geldi, Sümerliler mi, yoksa Atlantisliler mi?
C: Atlantisliler.
S: (L) Atlantislilerin yüksek bir kültür kurdukları dönemde Sümerliler de yüksek bir kültür müydüler?
C: Sonra.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e ve daha sonra da Mısır'a mı gittiler??
C: Yolculuk yaptılar.
S: (L) Atlantisliler Sümer'e yolculuk mu yaptılar?
C: Evet.
S: (L) Sümer'de ileri karakollar mı kurdular?
C: Evet.
S: (L) Atlantis parçalandığında Atlantisliler Mısır'a mı gittiler?
C: Evet. Ve başka yerlere.
S: (L) Atlantisliler başka nerelere gittiler?
C: Kuzey ve Güney Amerika. İnka. Aztek. Maya. Hopi Kabilesi. Pima Kabilesi.
----------------------------------------------------------------
S: Çingene'lerin kökeninin ne olduğunu öğrenmek istiyoruz.
C: Gen melezlemesi. Karanlık güçlerin köleleri.
S: Karanlık güçler kim?
C: Aynı.
S: Yani?
C: Yılan Kardeşliği.
S: Bu kardeşlik kertenkelelerden ve çeşitli insanlardan mı oluşuyor?
C: Evet.
S: Çingenelerin genleri kimin genleriyle birleştirildi?
C: Hümanoid bir dünyadışı ırk ve Atlantisli köle işçiler.
S: Atlantisli köle işçiler kimdi?
C: Kristal ile kontrol edilen köle halk.
S: Çingeneler neden bu kadar kapalılar? Bu da genetik olarak mı kodlandı?
C: Evet. Ve zihin kontrolü.
S: Yarı insan yaratıklar, minotorlar, santorlarla ilgili efsaneler var. Böyle yaratıklar hiç oldu mu?
C: Atlantis'te hayvan olarak tanımlanan deneyler. V--- kısmen Çingene. Bunu gizliyor.
S: Bunu biliyor mu?
C: Kısmen.
S: Baalbek şehrini kim inşa etti?
C: Antareanlar ve eski Sümerler. Atlantislileri kast ettik.
S: Bu binanın devasa boyutlarının sebebi nedir?
C: Devler.
S: Devler kimdi?
C: Nefalim'i yeniden yaratmaya yönelik genetik çaba.
S: Atlantisliler ve Sümerliler Nefilim'i yeniden yaratmayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: Bu devasa şehri neden kurtular?
C: Zihinsel özürlü bireyler için.
S: Çalışmalarının neticesi özürlü bireyler miydi?
C: Evet.
S: Devasa şehri neden inşa ettiler?
C: Başarılı olacaklarını bekliyorlardı.
S: Neden biri çıkıp gerçekleşmesi yıllar sürecek genetik bir projenin beklentisiyle Baalbek boyutlarında bir ehir inşa etsin ki?
C: Proje yalnızca üç yıl aldı. Nükleer hormonal kopyalama prosedürü kullanılarak gelişim döngüsü hızlandırıldı. Başarısızlık bununla ilgiliydi.
S: Hızlandırılmış gelişimden dolayı mı?
C: Uygun şekilde yapamadılar.
S: Taşları kesip taşımak için hangi teknik yöntemi kullandılar?
C: Ses dalgası odaklaması.
S: Şehrin yapımını engelleyen veya durduran olay neydi?
C: Venüs'ün görünüşü ve geçişi.
S: Bu proje hangi yıl sona erdi?
C: MÖ 3218.
S: Mohenco-Daro şehrini kim inşa etti?
C: Doğrudan Kertenkeleler. Koatzlmundi efsanesi bununla doğrudan ilgili. Taşların üstündeki çizimlere bak.
S: Koatzlmundi kim?
C: İnsanlarla 1000 yıl boyunca doğrudan teması nedeniyle Atlantisliler ve onların torunları tarafından
tapınılan diğer bir kertenkele tanrısı.
S: Mohenco Daro'nun doğrudan kertenkeleler tarafından inşa edildiğini söylediniz. Şehirde kendileri mi kaldı?
C: Hayır.
S: Şehirde en son ne zaman düzenli yerleşim vardı?
C: 3065 yıl önce.
S: Ne zaman inşa edildi?
C: 6092 yıl önce.
S: Nefilim konusuna geri dönmek istiyorum. Nefilim'in dünayaya asker gücü olarak getirilmiş bir grup hümanoit varlık olduğunu söylemiştiniz, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Buraya ne zaman getirildiler?
C: MÖ 9046, referanslardan biri.
S: Bize göre birer devdiler, doğru mu?
C: Evet.
S: İnsanlara Tanrı'nın temsilcileri veya "Oğulları" olarak sunuldular, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bu devlerin boylarının 3.30 m ile 4.20 m arasında olduğunu söylüyorsunuz...
C: Evet.
S: Siz ve eski literatür, bu tanrı oğullarının dünya kadınlarıyla evlendiğini söylüyor, bu doğru mu?
C: Evet.
S: Bunu günümüzdekiyle aynı şekilde, yani cinsel ilişki yoluyla mı yaptılar?
C: Hayır.
S: Nasıl yapıldı?
C: Bir çeşit dölleme.
S: Yani yapay dölleme mi?
C: Yakın.
S: Bu varlıklar cinsel organları da dahil olmak üzere bizim gibi miydiler?
C: Yakın.
S: Herhangi temel bir farklılık?
C: Testislerde üç yumurta.
S: Bunun dışında cinsel organları aynı mıydı?
C: Evet.
S: Herhangi bir zamanda dişi insanlarla çiftleştiler mi?
C: Hayır.
S: Neden?
C: Ebat farkı.
S: Sadece merak ettim, ne kadar farklı?
C: 58 cm uzunluğunda.
S: Sünnet oluyorlar mıydı?
C: Hayır.
S: Sünnet uygulamasının kökeni neydi?
C: Tüm musevi gelenekleri gibi, hijyen.
S: Tibetliler nereden geliyorlar?
C: Asya.
S: Herhangi bir şekilde özel miydiler? Melezleme veya buna benzer birşey?
C: Hayır. Bir noktada herkes melez.
S: Nubyalıların kökeni nedir?
C: Kafkas silsilesi.
S: Nasıl oluyor da bu kadar siyahlar?
C: Genetik karışım.
S: Neyle? Onlar hakkında herhangi özel birşey var mı?
C: Doğu Hindistan aborjinleri.
S: Şeba Kraliçesi kimdi?
C: Hayali.
S: Kral Süleyman'ı ziyaret eden dev bir kraliçe var mıydı?
C: Dünya-dışıların etkisi.
S: Arcuna kimdi?
C: Şeba'yla aynı.
S: Şiva kim?
C: Aynı.
S: Rama?
C: Hindu. Konfederasyonla ilişkili yüksek rahip.
S: Kertenkeleler Ormetyon'a mı tapıyor?
C: Yakın.
S: Kime tapıyorlar? Tanrılarını nasıl isimlendiriyorlar?
C: Fiziksel evren.
S: Fiziksel evren onların tanrısı mı?
C: Evet.
-------------------------------------------------------------
S: (L) Burnuma kötü kokula geliyor! Davut'un büyükannesi Ruth'un bir Moablı olduğunu okuduk. O hikaye de başlıbaşına bir gizem. Pekala, Yahudi'lerin hapsedilme, köleleştirilme, ezilme vs ile ilgili anlattığı hikayenin kökeni nedir? Esaretle ilgili bu kabile anısının kaynağı nedir?
C: Sümer kavramı.
S: (L) Bu anlamlı. Sümerlerin Kutsal Kitap hikayelerindeki karışıma katkıları bu esaret fikri yani. Sümerlilerin genetik olarak kölelik için yaratılmayla ilgili kadim bir efsaneleri var. Tanrıların hizmetçileriydiler...

---------------------------------------------------------------
S: (L) Mars ve Jüpiter'in yörüngeleri arasındaki kalıntı kümesi bir gezegenin kalıntıları mı?
C: Evet.
S: (L) Bu gezegen hangi isimle biliniyordu?
C: Kantek.
S: (L) Bu gezegen ne zaman parçalanarak asteroit kuşağını oluşturdu?
C: Yaklaşık 79 bin yıl önce.
S:(L) Sümerlilerin Geçen Gezegen veya Nibiru olarak tanımladıkları cisim neydi?
C: Kometler
S:(L) Bu komet kümesi mi?
C: Evet.
S:(L) Bu komet kümesi tek bir kütle olarak mı görünüyor?
C: Evet.
S:(L) Şu anda Dünya'ya yaklaştığı söylenen kütle bu mu?
C: Evet.
S:(L) Anunaki'ler kimdi?
C: Uzaylılar.
S:(L) Nereden geliyorlardı?
C: Zeta Retikuli.
---------------------------------------------------------------
Aşağıda derli toplu gibi gözüken ama bazı şeyleri 4. yoğunluğa geçişte anlayabileceğimiz bilgilerden bahsediliyor bahsettiğim Lemurya sonrası Atlantis ile düşüşün başlangıcı ,bizim uyguladığımız ama K.lara göre tamamen illüzyon olan zamanın başlaması,

----------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam. "Düşüş" yaşandı. Görünüşe bakılırsa ve bazı arkeolojik çalışmaların da gösterdiği gibi binlerce yıl boyunca varoluşlarına huzur hakim oldu ve tanrıça ya da dişi yaratıcı güçlere tapınılan güzel bir tarım toplumu vardı. En azından, günümüzdeki kitapların pek çoğunun anlattığı bu...
C: Hayır. Bu olaylar sizin ölçümünüzle 309000 yıl önce oldu. "Modern insan" adını verdiğiniz soyun ilk
prototipi yaratıldığında yani. Kontrol odakları için bedenler hazırdı, sadece içine "atlamayı" kabul edecek doğru ruh matriksine ihtiyaç vardı.
S: (L) O halde, bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu Cennetsi durumdan önce ...
C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.
S: (L) Ama bu fizikselliğin bir derece de olsa olduğunu ima ediyor. Günümüzdeki insanlarınki gibi görünen bedenler anlamında bir fiziksellik söz konusu muydu?
C: Pek değil.
S: (L) Bu düşüş öncesi neye ...
C: Cevaplayamayız çünkü anlayamayacğınız kadar karışık.
S: (L) Bu, şu anlama mı geliyor: Yaşananlar, gerçekleşeceğini varsayarsak, 4. Yoğunluk varlıkları olarak
geçeceğimiz muhtemel bedenler de yine anlayamayacağımız kadar karmaşık mı? Diyorsunuz ki, bu düşüş öncesi 4. Yoğunluğu andıran durum fiziksel bedenler bakımından anlayamayacağımız kadar karmaşık.Eğer 4. Yoğunluğa geri dönmek bir şekilde 4. Yoğunluktan gelmek gibiyse geri döneceğimiz durum anlayamayacağımız kadar karmaşık, öyle mi? Bu, daha önce bahsettiğiniz fizikselliğin çeşitliliği mi?
C: Evet.
S: (L) O halde, bu düşüş öncesi durumda herhangi bir şekilde Yaratıcıya tapınma ya da dini bir aktivite var mıydı, bu Cennetsi, 4. Yoğunluk durumunda?
C: Kişi, konuyla ilgili ipuçlarına sahipse buna gerek yoktur.
S: (L) Burda ulaşmaya çalıştığım nokta, anlamaya çalıştıklarım: tanrıçaya ibadetten tanrıya ibadete geçiş ve dişil döngülerde ve tanrıça olarak ifade edildiği gibi, döngüsel zamanı eril prensip olarak ifade edilen
lineer zaman olarak anlama konusundaki değişim. Bana öyle geliyor ki bunlar zaman içinde Kertişlerin bize empoze ettikleri fikirlere sebep olan kavramların tersine dönme evreleriydi ve binyıldır bu doğrultuda işliyorlar- hakim olan tecrübe şu şekilde ifade buluyor: Seni kurtaracak senin dışında bir şey bul ve inan, aksi takdirde lanetlenirsin çünkü dünyanın sonu gelecek ve yargılanacaksın. Burda ele almaya çalıştığım konu bu. Neye ibadet edildiğini öğrenmeye çalışıyorum. Tamam, bu insanlar vardı, Cennetten düştüler, ama bazı açılardan orijinal kavramlara oldukça yakındılar hala. Anlattığınız gibi, fiziksel bedenlere girdiler. Evrene dair kavrayışlarının derecesi neydi? O noktada anlayışlarını biraz olsun koruyabilmişler miydi?
C: Ciddi bir kafa travmasından sonra kişinin anlayışı nasıl olursa, mevcut durumunuzda normal anlayışınıza uygun anlatmak gerekirse.
S: (L) O halde, travmatize oldular; belki bölük pörçük bir şeyler hatırlıyorlar ama bir anda büyük bölümünü yitirdiler. İnsanlık, pek çok milenyumdur süren bir çeşit "koma" durumunda bile olabilirdi ama uyandıktan sonra, kafalarında dönüp duran o bölük pörçük bilgilerle, parçaları bir araya getirmeye başlayabilirlerdi. O halde, hepsini bir araya getirmeye başladılar. Etraflarını saran kozmozla ilgili olarak bir araya getirdikleri ilk parça neydi?
C: Seks
-----------------------------------------------------------------

S: (L) Anladığım kadarıyla Atlantis o zaman zaten mevcut olan, gelişmiş bir medeniyetti, doğru mu?
C: Evet, ama göç veya fetih dalgalarıyla bölgeler değişir... Kendi topraklarınıza bakın.
S: (L) Ayrıca daha önce Hindistan'da nükleer bir savaş olduğunu ve Veda'larda "mavi derili" diye
tanımlananların Keltler olduğunu söylemiştiniz. Keltlerin uçan araçlar kullandıkları ve bir savaş yaptıklarından bahsediliyor. Keltler kiminle savaşıyordu?
C: Parantalar.
S: (L) Durun bir saniye! Parantalar da kim?! Oyuna yeni bir oyuncu mu dahil oldu?
C: Yeni değil.
S: (L) Onları başka bir isimle mi tanıyoruz?
C: Seç.
S: (L) Atlantisliler mi? Hindistan'daki Keltler Atlantik'teki Atlantisliler mi savaşıyordu?
C: Atlantis sizin ölçümünüzle 100.000 yıldan uzun bir süreçte 3 enkarnasyon geçiren dev bir ada imparatorluğunun farklı bölümlerinde yaşayan 3 insan ırkının oluşturduğu gelişmiş bir medeniyetin merkez üssüydü yalnızca.
S: (L) Bu üç ırk Keltler...
C: Veya Kantekliler.
S: (L) Kantekliler Keltlerden farklı mı?
C: Yalnızca uzunvadeli ırksal ve genetik karışım bakımından.
S: (L) Demek Atlantis'te Keltler vardı. Başka kim vardı?
C: "Amerikan yerlileri" dediğiniz ırk ve artık mevcut olmayan, Avustralya ya da Gine aborjinlerine benzeyen ama cilt renkleri biraz daha açık olan üçüncü bir ırk. (ç.n.: "amerikan yerlileri" derken "kızılderililer" mi,yoksa aztek-maya gibi unsurlar mı kastediliyor acaba?)
S: (L) Bu üçüncü ırkı diğer iki ırk mı yok etti?
C: 3 afetten biri.

--------------------------------------------------------------

S: (L) Tamam, daha spesifik bir şekilde sorayım: Atlantik Okyanusu'nda olduğu iddia edilen Atlantis topraklarının en kuzeydeki kısmı hangisiydi?
C: Atlantis'in bir ülke, arazi, ada veya kıta değil, bir medeniyet olduğunu bilmenizin "vakti!"
---------------------------------------------------------------



Tgur

#865
TARİHSEL YANKI EVRENLERİ

Yankı evrenleri konusuna bayağı bağlandım çeşitli bilgilerle ve değişik izlemler veren bir çok yankı odaları içine girip girip çıkıyoruz ve bazı şeyleri öğrendim sanıp bir nevi kendi kendimize tatminle meşgulüz oysa gerçeğin geniş pencerelerinden bakabilme kabiliyetini gösterebilirsek bu yanılgılarımızın ne olduğunu anlayabilir kendimizi hüsrana uğratmadan olabilirliklerin sonsuz okyanusunda tam hürriyeti seçebilir yaşayabiliriz böyle aşırı edebiyata dalıp konunun özünü kaçırmadan ne demek istiyoruz,

Tarihi oluşturan o bilge alimlere hepimiz hayranız ve onların aktardıklarını sağlam bir zemine bağlanmış kabul edip ileriye bakabilme ve oluşacakları buna göre tahmin etme merakındayız,oysa onlar da insandır ve tarihe kendilerine aktaranları değerlendirirken çeşitli yan etkiler altında kalmış olabilirler ,

*Tarihi araştıranların  radyo karbon metodunun nasıl çarpıklaştırıldığını doğa olaylarından ötürü sağlam bir fikir vermediğini öğrendik tarihsel sapmalar yanılgılar,

*Bu kişilerin hamasi duyguları ve ülke komşularına karşı dostluklar veya düşmanlıkları ,

*Maddi çıkar duyguları ile veya kendini parlatma için o toplumun genel bilinç yapısı

*Mitriazimin devreye aldığı halktan bilgi saklama işinin belirli kitleleri kayırmaya bağlı tarihi kısıtlamalar

*Ben objektifim deyip ortama monte edilmiş subjektivitenin ortaya koyduğu gerçeklere saplanıp kalmak
bu ifade ile esasta çok yaygın bir genel toplum yanılgılarının genelini tarif etmekteyim ,bu subjektif dayanakları yaratanların KH gurubu olduğunu ve tarihsel gidip gelmelerle bir çok bilgi kaynağını karıştırma becerisinde olduklarını anladık,

*"Stalinizm" , ne olduğunu aşağıdaki alıntılardan anlayacağız,

Bu genel tariflerle yaratılmış olan tarihsel yankı odalarının insan üzerine etkilerini inceledik ,buna karşı yani bu ümitsiz gibi görülen duruma karşı o tatihsel yankı evrenlerinden nasıl çıkabiliriz ,

Evvela bu hususta ilgili alıntılara bakalım,

----------------------------------------------------------

S: (L) Eski Ahit'i hazırlayan kişiler Homer'in ve Hesiod'un Yunanca eserlerini şablon olarak mı kullandı?
C: Sonunda bunu anladınız mı?
S: (L) Bunu anlamamızın çok uzun sürdüğünü mü söylüyorsunuz?
C: Evet!
S: (L) Terapötler Eski Ahit'in yazılmasıyla ilişkiler mi?
C: Kısmen.
S: (L) Yeni Ahit'i Tarsuslu Pavlos mu hazırladı?
C: Hayır.
S: (Burma Jones) Tarsuslu Pavlos gerçekten var oldu mu?
C: Evet.
S: (L) Yeni Ahit'in bazı parçaları Pavlos'un yazılarından mı hazırlandı?
C: Evet.
S: (L) Peki şu andaki metin onun yazdıklarına ne ölçüde yakın?
C: Yüzde 70.
S: (L) Tarsuslu Pavlos herhangi bir felsefi ekol veya mistik gruba bağlı mıydı?
C: Evet.
S: (L) Gizem dinlerinden biri miydi?
C: Benzer ama daha eski. Şurada burada izleri var. Konuyu toparlamada iyi gidiyorsunuz. Bu iletişimin de aynı şeyin bir parçası olduğunu söyleyebilirsiniz.
S: (L) Bu Gurdjieff'in ezoterik Hıristiyanlık dediği şey mi?
C: Evet.
S: (L) Mitraizmin 7. derecesi ne sağlıyordu?
C: Mitraizm, BH versiyonunun ters çevrilmişiydi.
S: (L) Peki o derecede erişilen şey neydi?
C: Güçlere egemen olma ve olunma.
S: (L) Mitralar neden Frig şapkası giymiş olarak gösteriliyor?
C: Gözlemcilerin kafasını karıştırmak için. İlgili konuların, sorularınızın imkan tanıdığından çok daha karmaşık olduğunu aklınızda bulundurun.
-----------------------------------------------------
Mitraizm ne demek,
Mitraizm, Mitra tarikatı ya da Mitras Gizemleri, Antik Yunan ve Roma dünyasının, Eleusis ve İsis Sırları olarak bilinen diğer gizli kültlerde, yani ezoterik olarak nitelendirilebilecek geleneklerde olduğu gibi, sadece bu tarîkata kabul edilenlere açıklanan sırlar etrafında gelişmiş bir mistik Roma kültüdür.

"C: Mitraizm, BH versiyonunun ters çevrilmişiydi"
 ifadesi ile mitraizm in nasıl kapalı devre bilgiler içinde yoğurulan gizlenen ve sadece ufak bir kitleyi aydınlatmakta kalan halini görmekteyiz ve bu husus devrimizdeki ülke idarecilerinin halktan bilgiyi kaçırma saklama hususuna da bir örnektir,

BH olmak ise isteyene vermektir (bilgi) istyen isterse KH olsun,


------------------------------------------------------
C: Kıskançlık.
S: (L) Bu çok net bir cevaptı. Neyi kıskanıyorlar?
C: Güç mücadelesi.
S: (L) İnsanlar bizi neden kıskanıyor ve neden bizi kontrol etmeye çalışıyorlar?
C: Geçilmekten korkuyorlar.
S: (L) Biraz açık fikirli olurlarsa kimse geride kalmayacak. (SV) Rüyamda hepimizin kirli çamaşırlarımızı yıkaması gerektiğini gördüm ve sabah kalkınca gidip çamaşır makinesini doldurdum! [Gülüşme] (L) J--- W--- bir kişinin sadece düşünerek aurasını değiştiribileceğini söyledi, bu doğru mu?
C: Hayır.
S: (SV) Auran sensin! (L) Bazı araştırmacılar, mavi rengi görme veya algılama yeteneğimizin yakın bir zamanda gelişmiş olduğunu söylüyorlar. Mavi Nil'de yaşayanlar onu kahverengi olarak tanımlıyor, Homer Akdenizi "Koyu şarap rengi deniz" olarak tanımlıyor, ve Aristo gökkuşağında sadece üç renk olduğunu söylüyor: kırmızı, sarı ve ve yeşil. Genel olarak insan ırkının maviyi yakın zamanlarda görmeye başladığı doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu, mavi rengin ruhsallığıyla ilgili birşey mi?
C: Evet.
S: (L) Anlaşılan mavinin ötesinde de renkler var ve ruhsallığımızı arttırdıkça onları da görebileceğiz, bu doğru mu?
C: Evet.
-----------------------------------------------------
Ve tarihe etki eden diğer bir husus "stalinize"
-------------------------------------------------------

S: (L) Eski Yunan efsanelerinde neden astroloji yok?
C: Yok değil, "Stalinize" edildi.
S: (L) Bu ne anlama geliyor?
C: Stalin popülerliğini yitirdiğinde Sovyetler Stalin'i tarih kitaplarından çıkardı. Yunan'da da astroloji "Stalinize" edildi...
S: (L) Peki neden?
C: Ölümcül sırların ifşa olması riskine karşı.
S: (L) Kime ifşa olma riski?
C: Size.
S: (L) Yani eğer parçaları bulup bir araya getirseydik, bu bize 3'üncü yoğunluk ile 4'üncü yoğunluk arasındaki bu dramayı ve bağlantıyı gösterirdi, öyle mi?
C: Gezegensel nitelikte kozmik değişimlerden önceki orijinal astrolojiyi kullanmanız gerekirdi. Örneğin Venüs yoktu ve Dünya'nın ekseni hafif farklıydı.
S: (L) Ve Kantek'in yok olması. Demek bu da gerçeklerin son badanalanışıydı. Homer'in yazıları falan kondu...Bu mitlerde kimin kim olduğunu daha iyi anlamamızı sağlayacak herhangi bir kaynak var mı?
C: Isle of Man'ı araştır.
------------------------------------------------------

S: (L) Pardon, tamam. Sorulara başlayalım. Süpernovalar konusuna dönersek; çok eskilerden kalma ve yaklaşık oluşum zamanları kalıntılarından yola çıkarak hesaplanan 3 süpernova, Kasyopya civarlarında ve tarihin çok ilginç dönüm noktalarında meydana gelmiş.
C: Evet...
S: (L) Bu dönemlerden birisi yaklaşık 1054 yılı civarı. Bu oldukça ilginç bir tarih. Görünüşe göre, bu süpernova ile ilgili herhangi bir Avrupa tarihi kaydı yok. Çin, Japonya ve hatta Kore tarihinde buna ilişkin kayıtlar var. Ama Avrupa' da buna ilişkin bir kayıt, belge yok. Bununla ilgili Avrupa tarihi kayıtlarına ne oldu ?
C: Avrupa o dönemde "kendini toparlama" modundaydı.
S: (L) Kendisini hangi durumdan toparlıyordu ?
C: M.S. 564 tarihinde gökyüzünde gerçekleşen komet patlamaları sonucu uygarlık yapısının yıkıma uğraması sonucu oluşan durum. [ç.n. ilgili tarihte toplu olarak Dünya'ya doğru gelen, kimisi teğet geçen, kimisi havada çarpışan, ya da atmosfere girdiğinde yanmaya başlayan kometlerden bahsediliyor]
S: (C) Senin araştırdığın doğruluk derecesi yüksek tarihsel kayıtlar vardı, bu mantıklı görünmüyor. (L) Diğer yandan mantıklı da olabilir, çünkü bu konuda Gregory of Tours' a ait oldukça tuhaf, benzer şeyler var.Uygarlık üzerindeki nasıl bir etkisi oldu ? Bu doğrudan ve fiziksel bir etki miydi, yoksa ortaya çıkan etkiler toplumdaki insanların gayrimedeni ve barbarsı bir ruh haliyle davranmalarına mı yol açtı ? [ç.n. St.Gregory of Tours : 538-594 yılları arasında yaşamış olan Galyalı bir tarihçi]
C: Gökten yağan ateşten parçalar sağanağı, şimdi Batı Avrupa diye adlandırdığınız bölgedeki arazi ve bitki örtüsünün büyük bir bölümünü yakmıştı. Tahmin edeceğiniz gibi bunun sonuçları o zamanki sosyal yapının çökmesi ve sizlerin "karanlık çağlar" dediğiniz dönemin başlaması oldu.
S: (L) Kesinlikle karanlık bir çağ idi. Neredeyse kimsenin hiç bir şey hakkında en ufak bir fikrinin olmadığı 1000 yıllık bir dönemdi!
C: İpuçları için o döneme ait İrlanda, Kelt, Fransız ve Galya kayıtlarına göz at. Geçici olarak ortaya çıkan "hayatta kalmayı başaranlar için kurtuluş adacıkları" vardı, buna ilişkin, tek tük yazılı bir kayıt oluşabilecek kadar süren bir dönemdi.
--------------------------------------------------------------

Sezar ve İsa meselesi çok önemli olduğundan burada bu konuyu tarihe yapılan maniplasyonlarla beraber tekrar alıyorum uzunca ama önemli ve uzun yıllar ve zamanımızı meşgul eden konu ,

---------------------------------------------------------------
L) Sezar'ın hayatıyla ilgili sorular sormak istiyorum.
(Perceval) Sezar hiç varoldu mu? En temelden başlayalım! [kahkaha]
(L) Sezar gerçekten yaşadı mı?
C: Evet.
S: (L) Pekala! [kahkaha] Sezar büyük ölçüde tarihsel anlatımlarda tanımlandığı gibi mi yaşadı? Yani
Çiçero'nun ve Sallust'un ve Suetonius'un ve diğer tarihçelerin falan anlattığı gibi?
C: Tarihçiler önyargılıydı ve onun kalibresini anlayabilecek durumda değillerdi.
S: (L) Bu benden almayı bekleyebileceğiniz bir yanıt!
(Atriedes) Kalibre ha?
(L) Galya Savaşlarını Sezar'ın kendisi yazmış gibi görünüyor. Metin çalışmaları gerçekten de bu kayıtlarda BAZI değişiklikler yapılmış olabileceğine işaret ediyor ama çok değil. Sezar'ın stilinde yazı yazmak çok zor.Sezar'ın tarzının Latin dilinde yazılmış en kusursuz ve ihtişamlı yazı olduğu söyleniyor...(Perceval) Önyargısız bir soru sorabilir miyim? [kahkaha]
(L) Evet?
(Perceval) Galya Savaşlarını Sezar mı yazdı?
C: Evet.
(Perceval) Güzel. Önce bu temel kavramları oturtmamız gerekiyor!
(L) Dediğim gibi, Galya Savaşlarını o yazdı. Galya Savaşları tam bir bilmece. Bir yanda inanılmaz parıltılı bir ruh görüyorsun, diğer yanda da o inanılmaz barbarlıkları okuyorsun. Mesele şu ki Galya Savaşlarıyla ilgili bildiğimizin çoğu Sezar'ın "yazdığı" şeyler....
(Pierre) Roma'daki insanları etkilemek için savaştaki kayıp sayısını abarttı mı?
C: Sadece o değil! Başkaları korku faktörünü artırmak için buna eklentiler yaptılar. Sezar'ın en yakın arkadaşı İspanya'dan bir Galyalıydı. Sezar'a ölümünden yüzyıllar sonra bile Galya'da olağanüstü bir onur atfedildiğine dikkat edin. Dünyaya büyük bir ruhun geldiği efsanesini düşünün!
S: (L) Son cümle neydi? [yanıtın ve belirsiz son cümlenin incelenmesi] O son cümle eksik miydi?
C: Evet... "ölümünden sonraki günlerde onun hakkında oluşturulan." (ç.n.: bir önceki yanıtın son cümlesinin "Sezar'ın ölümünden sonraki günler içinde dünyaya büyük bir ruhun geldiği yönünde oluşturulan efsaneyi düşünün!" şeklindeymiş anladığım kadarıyla.)
(Atriedes) Bir sorum var. Sezar aynı zamanda Artur efsanesine de ilham mı oldu?
C: Evet.
S: (Atriedes) Ve onun kayadan kılıcı çekmesi Sezar'ın kılıcı Crocea Mors'a bir referans mıydı?
(L) Sezar'ın nesi?(Atriedes) Kayaya saplı kılıç hikayesi Sezar'ın kılıcı olan Crocea Mors'a, yani Sarı Ölüme bir referans mıydı acaba? Çünkü bronzdan yapılmış...(L) Sezar'ın kılıcı o muymuş?
(Atriedes) Evet.
(L) Bunu kim söylüyor?
(Atriedes) Oturup birlikte okuduk ya! Nennius onun kılıcının kalkanına saplanmasıyla ilgili bir efsanesi
anlatıyor. Kılıcın adı Sarı Ölüm imiş.
C: Yakın.
S: (L) Yakın diyorlar ama görünüşe göre Nennius o bilgi üzerinde biraz oynamış.(Atriedes) Elbette oynamıştır.(L) Hm...(Perceval) Sezar'ın kendisi herhangi birini öldürdü mü?
C: Kesinlikle pek çok kişiyi.
S: (Perceval) Savaşlarla dolu bir zamandı ve pek çok ölüm oluyordu... Bir tür Büyük Ruh dünyaya geliyor...İsa gibi insanların ayaklarını öpen bir barış yapıcısı olması gerekmiyor, değil mi? "Ruhsal olarak ileri"olmanın bir gereği olarak başkalarının öldürülmesinin yasaklanmasından ne anlamalıyız?
C: O fikir çoğunlukla abartılmış bir insan felsefesi ürünü.
(Perceval) İyi olmak için öldürmeyeceksin şeklindeki fikir...
(Atriedes) Peki bu fikir hangi dinden geliyor? Dünyadaki en ölümcül dinden!
(Perceval) Normal bir insan için bir başka insanı öldürmek gerçekten de son derece travmatik birşey gibi görünüyor.(Atriedes) Sosyal olarak aşılanan bir fikir.(Perceval) Şüphem var. Askerler savaştan döndüğünde Travma Sonrası Stres Bozukluğu deneyimliyor.Öldürmek üzere eğitiliyorlar ama sonra kendilerini öldürmek istiyorlar, biliyorsunuz. Deneyimlerini kaldıramıyorlar...
(Pierre) Belki de fark şu ki, Sezar neden öldürdüğüyle ilgili çok temel bir nedenin farkındaydı...
C: Sezar öldürmeyi ortadan kaldırmaya veya büyük ölçüde azaltmaya niyet etti. Neye karşı olduğunu biliyordu.
S: (L) Tamam... Şunu sorayım: Sallust'un aktardığı, Sezar'a ait olduğu söylenen bir konuşma var. Catilina ile Savaş. Sallust bu konuşmayı Sezar'ın konuşması olarak aktarıyor. O konuşma esas konuşmaya ne kadar yakın?
C: Yüzde 80.
S: (L) Çünkü o konuşmada Sezar ölüm cezasına bile tamamen karşı. Böyle birşeyi okurken karşı karşıya kaldığın bilmecelerden biri bu. O konuşmayı yaparken kendi hayatını riske atıyordu! Etrafı Çiçero'nun komutası altında bulunan ve o insanları idam etmeye kararlı silahlı adamlarla doluydu. Ama Sezar tüm düşmancıl senatoya karşı durdu ve ölüm cezasına karşı çıktı. Hatta o sırada insanların kılıçlarını çekip onu öldürmek istedikleri yorumu yapılıyor. Bu İncil'deki İsa hikayesine çok benziyor. İnsanların kılıçlarını çekip onu öldürmek istemesi ama onun o gruptan kaçması ve grubun onun kaçtığını görmemesi. Gerçekten garip birşey. Bir insanın Sezar'ı katil bir psikopat olarak suçlaması çok zor. Ama Galya'daki ölü sayısı ve o korkunç olaylar... Bir çelişki var gibi. Önceki bir celsede İsa'yla ilgili soru sorarken, İsa'dan çocukları olan üç Romalı kadın olduğunu söylemiştiniz. O üç Romalı kadın aslında Jül Sezar'dan mı çocuk sahibi oldu?
C: Evet.
S: (L) Peki o kadınlar metres gibi birşey miydi?
C: Evet.
S: (L) Sadece o üçü mü vardı?
C: Hayır ama diğerlerinin uzunvadeli ilişkisi olmadı. Ayrıca "Romalı" terimi mutlaka "Roma" veya İtalya anlamına gelmiyor. Pek çok Galyalı birer "Romalıydı."
S: (L) Yani o kadınların aslında Galyalı Romalılar olabileceğini söylüyorsunuz? Belki de bir varsayımda bulunuyorum...
C: Evet.
S: (L) Soruma mı, yoksa varsayımıma mı evet? [kahkaha]
C: Her ikisi.
(Atriedes) Bir sorum var. İki soru. Aslında çok sorum var. Şunu sormak istiyorum: Cato gerçekten anlatıldığı gibi mi intihar etti, yoksa o hikaye onu iyi göstermek için mi uyduruldu? Basitçe kendini mi astı?
C: Cato tamamen çıldıran, şiddetli kişilik bozukluğu olan bir bireydi. Sezar'dan hıncını almak için kendi bedenini parçalaması mümkündü. Judas Iscariot'un kendini asması ve yere düştüğünde bağırsaklarının bedeninden fırlaması hikayesini düşünün; Cato ve onun Sezar'a karşıtlığının bir yansıması ve anısı.
(Atriedes) Pekala... Bir sonraki soru: Tarihsel sorular... Benim bildiğim kadarıyla Çiçero'nun ölümüyle ilgili iki hikaye var. Bir tanesi, onurlu bir şekilde başını uzatıp, onu öldürmek için gönderilen askerlerin kafasını kesmesine izin verdiği şeklinde. Diğeri ise, onları rüşvetle satın almaya çalışmış. Askerler çok eğitimsiz oldukları için onun kafasını üç darbede koparabilmişler. Bu hikayelerden hangisinin gerçeğe daha yakın olduğunu öğretmek istiyorum. Eğer yakınlarsa.
C: İkincisi gerçeğe en yakın olanı. Çiçero'nun yazdıklarından anlayabileceğiniz gibi, onun vücudunda tek bir cesur kemik yoktu.
S: (Atriedes) Sezar Kilikyalı korsanlar tarafından kaçırıldı mı gerçekten?
C: Hayır.
S: (Atriedes) Peki herhangi bir korsanı haça gerdi mi?
C: Hayır.
S: (Pierre) Kilikyalı korsan hikayesi gerçekte olan birşeyin dönüştürülmüş bir versiyonu mu?
C: Sezar bilimsel nitelikte başka bir maceradaydı.
S: (Pierre) "Bilimsel nitelikte" macera derken?
C: Öğretmeni Posedonius ile birlikte kısa seyahatler.
S: (Atriedes) Sezar'ın cüzdanı var mıydı?
(L) Sezar'ın nesi? Cüzdanı mı?(Atriedes) Gülün Adı mıydı? Neyse... Ama daha önemli bir sorum var. Sezar 18 yıl boyunca Roma'nın sorunlarını düzeltmek için siyasi bir çözüm bulmaya çalıştı. Belirli bir noktada bunun olmayacağına karar verdi ve kendine bir ordu kurmaya karar verdi. O noktada 42 yaşında falandı.(L) 18 yıl boyunca bunu barışçıl bir şekilde yapmaya çalıştı.(Atriedes) Birden bir orduya sahip olmaya karar veriyor. Bronz Çağında mıydı? O sırada Roma hangi çağdaydı?(Pierre) Bronz Çağından sonra.(Atriedes) Demir Çağı.(L) Ne söylediğinizi anlamıyorum.(Atriedes) Bir orduyu yönetmeyi nereden öğrendi? Öğrenmek için gidip birini mi buldu yoksa herşeyi kendisi çözecek kadar harika mıydı?
C: Açıktır ki o sırada bunu öğrenebileceği biri yoktu. Fakat Sezar çok sevdiği ve onurlandırdığı Marius adlı amcasını iyi bir rol modeli olarak kullandı. Sezar'ın olağanüstü zekasını ve sezgisini küçümsemeyin.
S: (L) Yani kendisi çözdü. Bir hata yapıp tüm gece uykusuz kaldığı ve bu hatadan dolayı kendin suçladığına dair bir hikaye var. Yaptığı her hatadan ders almış ve fazla hata yapmamış. Sulla Sezar'ın yasağını kaldırdığı sırada gerçekten "Onu alabilirsiniz, onun içinde 40 Marius var" dedi mi?
C: Onun gibi birşey.
S: (Perceval) [Dünyaya gelen ruhlar hakkında...] Sezar'ın büyük bir misyonu vardı belki de? Belki de o sırada dünyanın ve insanlığın durumunu gördü... Peki başarısız mı oldu? Belki de bir başarı veya başarısızlık meselesi değildi. Onun misyonu neydi veya misyonunun somut sonuçları neydi? Anladığım kadarıyla o öldükten sonra Roma cehenneme dönmüş, sonra yok edilmiş. Eğer verilen zaman çizgisi doğruysa. Yani Sezar neyi başardı?
C: Karmayı dengeledi ve kendi zamanına kadar mevcut olmayan bir şablon yarattı. Merhamet daha önce hiç bu şekilde gösterilmemişti. Sorun her zaman olduğu gibi sizin aleminizdeki KH egemenliği. Ama Sezar başarısız olmadı. Ölümüyle 2000 yıldan uzun bir süre onurlandırıldı ve hatırlandı, sahte bir efsaneyle çerçevelenmiş olsa bile.S: (Perceval) Olabileceğinin en iyisi. Sonuçta elimizde saptırılmış bir ünvan ve bir din var...(L) Olabileceğinin en iyisi.
(Atriedes) Sonuçta 2000 yıldan sonra bile insanlar onun var olduğunu biliyor.
C: SİZ de ŞU ANDA onun hakkında soru sormuyor musunuz??
(Perceval) Evet ama sokaktaki ortalama insan açısından düşünürsek... Sadece bir ismi biliyorlar ve onun "çılgın bir diktatör" olduğunu düşünüyorlar...
C: Dalga tarafından güçlendirildiğinde, kelebek kanatları herşeyi daha hızlı harekete geçirebilir.
S: (Pierre) Bu ne anlama geliyor?
(Mr. Scott) Kanat çırpmaya devam et. Dalga geldiğinde bu çabanın etkisini artıracak, gibi birşey.(Pierre) Evet ama kanatlar nedir? 2000 yıl önce merhametle ilgili sunulan şablonun dalga ile güçlenecek olması mı?
C: Siz ve başkaları gerçeğin farkına vardı.
S: (L) Carotta bu şey üzerinde ne zamandan beri çalışıyor?
(Perceval) Çok uzun zaman. 82'den beri sanırım.(L) Yani benim tüm meditasyonlarıma ve yaptığım işe ayırdığım kadar zaman harcamış çalışmasına. Ve bir de Gary Courtney var. Son 30 veya 40 yılda üç kişi. Son 30 yılda 2000 yıllık aynı gerçeğin farkına varan üç kişi.Başka kimsenin olduğunu sanmıyorum. Son 2000 yılda aynı şeyi söyleyen başka kimse oldu mu?(PoB) Evet. Birkaç Alman vardı. Biraz saptırılmışlar...(L) Çıkıp "İsa Sezar'dı" mı demişler?
(PoB) Evet.(L) Onların çalışması hakkında ve ne yaptıkları konusunda birşeyler biliyor musun?
(PoB) Hakkında okudum.(L) Peki bu ne zaman olmuş?(PoB) 1950'ler, belki 40'lar... O civar.(L) Yani son 60-70 yılda fark edilen birşey.(PoB) Başlangıçlar 19. yüzyılda olmuş ve doğru hatırlıyorsam sonrasında da fikir geliştirilmiş.(L) Yani son birkaç yüzyıldan bahsediyoruz.
(Atriedes) Bu inanılmaz birşey.(L) 2000 yılda...(Data) Mommsen ve diğer adam var.
(L) Mommsen Sezar'ın İsa olduğunu mu söylemiş? Onun yaşamış en büyük insan olduğunu söylemiş. Ama İsa olduğuna dair birşey söylememiş.(Kniall) Alexander Hamilton o yorumu birine yapmış.
(L) Evet, bir entelektüeller çevresi varmış...(Atriedes) Yani İsa efsanesi Sezar'a dayalıydı ama bu gerçekten büyük bir saptırma...(L) Evet ama efsaneleri araştırdığında, efsanelerin nasıl çarpıtıldığını anlıyorsun.(Atriedes) Kesinlikle, kesinlikle. Mesele de o...(Perceval) Ben tam olarak emin değilim. Kendi zamanında gelip erdemler öğrettiğini söylediler. Merhamet ilk kez o şekilde sergilenmiş. Çok kötü bir zamanmış.(L) KORKUNÇ bir zamanmış... Yüce İsa!(Perceval) Ama bizim zamanımızda küçük patatesler gibi görünüyor, çünkü biz daha "aydınlanmış"durumdayız.(Atriedes) Eleştirdiğim şey o değil. Ayrıntılardan, eşeğe binmelerden falan bahsediyorum... (ç.n.: celsede konuşulan çeşitli şeyleri / yorumları muhtemelen bilgi eksikliğim nedeniyle yeterince anlamadan çevirmek zorunda kaldığımı söylemeliyim.)
(L) Ama İsa hikayesinde bile Sezar'ın hayatından pek çok gerçek unsur bulunması ilginç. Yani bunlar İsa efsanesi başlamadan önce, İncil belgeleri üretilmeden önce tarihsel olarak kaydedilen şeyler. Bir süredir aklımdan geçen birşeydi bu. Antias Brütüs ve ekibinin işlediği cinayet için bir özür yazıyor. Onu öldürmeleri gerekmiş çünkü o bir kral olmak istemiş. Hikayeye göre İsa neyle suçlandı? "Sen Yahudilerin Kralı olduğunu söylüyorsun."(PoB) Bir sorum var. Hıristiyanlık dini ve İsa'nın icat edilmesi... Bu Schumacher anlamında esasen insanlara yardımcı olmaya yönelik olarak yapılmış birşey miydi? Çünkü insanların dine ihtiyacı vardı ve din sonradan yozlaştırıldı belki de. Yoksa en başından beri zaten kötü müydü?
C: Hıristiyanlık çok uzun bir sürece yayılan bir dizi gelişmeydi ve dolayısıyla sorduğun soru, sorduğun şekliyle herhangi bir cevaplanma olasılığına yaklaşmıyor.
S: (L) Sanırım Hıristiyanlığın son ambalajlanması...(Perceval) Daha yakın zamanda olmuş.
(L) Çok yakın bir zamanda. Belki 9. veya 10. yüzyılda. Bu tarihten öncesinde Sezar efsanelerinden ve Sezar tapınımından ibaretti.
(Perceval) Hıristiyanlığın ilk gelişimi... Yani ilk geliştirilme biçimi olarak... Sezar'dan sonra, insanların Sezar'ı ve onun değerlerini tanrılaştırmasına verilmiş bir yanıt mıydı?
C: Evet.
S: (Chu) Eğer kutsandıysa...
(Perceval) Başlangıcı buydu.
C: Carotta dil meselelerinin aktarımları ve saptırmaları nasıl etkilediğiyle ilgili analizinde gerçeğe çok yakın.Eğer bu işte kötüler varsa, Flavian'lar ve Carolingian'lardır.
S: (Pierre) Yani Carotta haklıydı. Flavian'lar Hıristiyanlık mitini yarattılar. Sonra imparatorluğun çökmesinden sonra Carolingian'lar Hıristiyanlığın 2.0 versiyonunu yarattılar.
(Perceval) Karanlık Çağlar, Roma'nın düşmesi ile ilgili elimizdeki zaman ölçeği aşağı yukarı doğru mu?(L) Neyi kastediyorsun?
(Perceval) Bizim zaman hattımıza göre, Sezar'ın ölümünden Roma'nın düşmesine... Kozmik felaketten... o 500 yıl veya her neyse...
C: O kadar sık bir şekilde yıllar eklendi ki, tabloyu çözmek çok sıkı bir çalışma gerektirir!
S: (L) Zaman hattının segmentlerini Halley Kuyrukluyıldızına göre tarihlendirme fikrimde haklı mıyım? Halley Kuyrukluyıldızının gelişleri yeteri kadar düzenli mi? Yani döngülerini geri doğru takip edip o geçmiş zamandaki olayları tarihlendirmede kullanılabilir mi?
C: Evet
S: (L) Yani Halley Kuyrukluyıldızı aşırı geniş aralıklı süreçlerde gelmiş gibi görünüyorsa, orada tarihe yılların eklendiği dönemler olabilir?
C: Evet.
S: (L) Ve bazı durumlarda eklediler, bazı durumlarda ise eksilttiler. Çok garip. 10 yıl ekleyip sonra 5 yıl
çıkarabilirler. Toplamda 200 yıl kadar saptırma olduğunu düşünüyorum.
(Pierre) Belki de bunu sorabilirsin. Sezar resmi takvimlerimize göre yaklaşık olarak 2,114 yıl önce doğmuş.Peki gerçekte Sezar kaç yıl önce doğdu?
C: 1635. {379 yıllık bir fark}
S: [genel şaşkınlık sesleri] (Perceval) Herşey ne kadar saptırılmış. Biz de 400-500 yıl daha nasıl sürdüğünü düşünüyorduk.(L) Sürmemiş.
(Perceval) Evet, sürmemiş. Belki 100 yıl sürmüş.
(Pierre) Ya da MS 400 veya 500'de bir çöküş oldu ve Fomenko'nun dediği gibi eklenen kısımlar MS 400-500 ile MS 1000 arasında yer alıyor.
C: Kalıntıları kontol edin. Bazı durumlarda ardıl olarak değil, aynı zamanda birden fazla "imparator" vardı.
S: (L) Hiçbir kalıntısı olmayan bazı imparatorlar bile var. Historia Augusta'da yazılı bu. Ama kimse o imparatorların varlığını kanıtlayacak tek bir sikke bile bulmamış!(Atriedes) Yani Sezar öldükten sonra herşey kaosa sürüklendi. Bir avuç despot çıkıp kontrolü eline aldı.Bundan kısa bir süre sonra ise çöküş yaşandı...
(L) Augustus vardı ve kısa bir sürede olan biten şeyler vardı... Augustus herşeyi belirli bir şekilde düzene koydu ve bu da birşeylerin gelişmesi için zaman sağladı. Ama bana göre Sezar'ın ölümünden sonra ve Augustus'un kontrolü ele geçirmeyi başarmasından önce ciddi bazı afetsi olaylar oldu. Ben Actium Savaşı'nı çok şüpheli bir olay olarak görüyorum.(Perceval) Yani eklenen yılların Sezar ile Roma'nın çöküşü arasında eklendiğini düşünüyorsun.
(L) Evet, orada birkaç yıl eklendi...
(Perceval) O durumda, Mike Bailey'in ağaç halkalarıyla ilgili açıklaması gibi... Önceki bir celsede 560 yılında bir ateştopunun Batı Avrupa'nın çoğunu saran bir yangın başlattığını söylemişlerdi.
(L) O dönemde birden fazla olay vardı.(Perceval) Ama tarihleme yapabilmek için, 1400-1500 yıl önce diyebilirsin... Yoksa daha kısa mıydı? Bize daha yakın bir zamanda mı oldu?
(L) Bence bize çok daha yakın bir zamanda.
(Pierre) 5 yüzyıl eklenmiş. Şunu sorabiliriz: O 5 yüzyıldan kaçı çöküşten önce, kaçı çöküşten sonra eklendi?(L) Bu konuda biraz daha çalışma yaptıktan sonra soralım. Bunu şu anda bize söyleyeceklerini sanmıyorum.(Pierre) Ama söylediklerine bakarsan çoğunun daha önce eklendiğini düşünüyorum.
(Perceval) Anlamlı.(L) Çöküşten önce en az 100 yıl eklendiğini sanıyorum... Belki daha fazla. ... Çöküşten önce neredeyse 200 yıl eklendi bence.(Pierre) 4 yüzyıl eklenmiş. Sezar'ın ölümü MÖ 44 ve çöküş MS 540. 5 yüzyıldan fazla... [??? Burada Pierre'i duymak çok zor...]
(Chu) Ama Fomenko'ya göre daha sonraydı.(L) Evet çünkü o çöküşten sonra tarihin yeniden yaratıldığını anlamıyordu. 410'a kadar izleri takip edebiliriz ve sanırım o tarihten sonra pek çok şey ikiye katlandı. Buna döneceğiz çünkü şimdi 64,000 Dolarlık soruyu sormak istiyorum! Pekala, Sezar o hayatından beri hiç reenkarne oldu mu?
C: Hayır.
S: (L) Yani insanların onunla temas kurup iletişim kurabileceği süper bilinç halinde mi hala?
(Perceval) İsa e-postalarını yanıtlıyor mu? [kahkaha] İsa adına yapılan duaları yanıtlıyor mu?
C: Evet, paketler ulaştığında!
S: (Chu) Sezar şu anda başka bir yoğunlukta mı, yoksa?
C: 5.
S: (L) Tamam. Sezar'la doğrudan iletişim kurmamız mümkün mü?
C: Evet.
S: (L) Hm, bu bağlantı üzerinden bir iletişim ayarlayabilir misiniz? [kahkaha]
(Atriedes) Bizi ana hat üzerinden Sezar'a bağlayabilir misiniz lütfen?
C: Kenara çekiliyoruz.
---------------------------------------------------------------------

İnsan olarak önümüze konan tarih ve tarih yapanların genel görünüşünü idrakten sonra biraz da zaman üzerinde duralım ,

Fiziğe bağlı bir yaşam statüsüne uyarlanmış bir bedenin yani dünyadaki bizlerin zaman anlayışı üzerine K.lar çok şey söylediler ve bunun dışındaki zamanlar konusunda bazı açık kapı bıraktılar ama tam anlatmadılar,

Bizler DNA mıza da işlenmiş ve uygulama halinde nefes alır gibi otonom olarak alıştığımız bu zaman algısının dışında olanı kolay kolay bir yerlere oturtamıyoruz ,

K.lar kasetlerden bahsettiler her şeyin yani sonsuz olguların kasetler halinde içinde olduğu bir müzik kutusu gibi ,istediğiniz olguyu bu kasetten alın görün veya içine girip yaşayın veya her hangi bir hal (mesela kıskançlık,gurur gibi) size zarar verici ise o kasedi yaşamınızdan çıkarın atın gibi ve bize zamansızlığı veya anda yaşamı veya daha doğrusu ruhsal durumda olan (fizikle alakası olmayan eterde olan) bizlerin zaman uygulaması böyle dediler ,ve biz veya ben biraz o zaman uygulamasını anlar gibi oldum ve şöyle var sayımlar çıkardım ,

*Hayat diye uyguladığımız bu  yaşadığımız ortam için bizim kurguladığımız bir kaset var o kasedi almış uyguluyoruz ve yaşamın zaman ve mesafe diye sınırlanmış hudutları içinde yaşamımızı sürdürüyoruz,

*Bu yaşamda bedensel atalete mahkümuz yani organların çalışması hücresel faaliyetler v.s. biolojik zaman diye ayarlanmış bir seviyede çalışmakta,

*Ama bu biolojik zaman dışında değişik bir zaman anlayışı veya sürati ile çalışan taraflarımız da var düşünce mesela ,hiç de bu ağır aksak çalışan bedensel zamana uymuyor ,hele bir uyarıcı hatırlatıcı bir unsur ile tetiklenirse uyguladığımız zamanın dışında seyrediyor ,mesela yanık bir tezek kokusu duysam ben süratle çocukluğuma dönerim babam devlet memuru idi yaşamımızın bir kısmı Anadolu köyleriyle iç içe geçti kağnı gıcırtıları kağnıyı çeken sığırların mö sesleri ve çocukluk neşesi içimi hemen doldurur

*Bedenin zor durumlarında herhangi bir yanık veya yaralanma travmaya tabi olma gibi durumlarda veya araç sürerken tehlikeyle karşılşılacaksa çalışan ve reflex diye adlandırdığımız sinirsel iletişim  bu yavaş çalışan zamana uymuyor

*Nefes alıp verme kalp ve bazı organların çalışması ayrı bir ritimde otonom sistem dediğimiz farkında olamadığımız bir zamanı uygulamakta,

*Bedenin çalışmasını zamanla kıyaslayıp bir özet çıkarmaya çalışırsak organların biolojik zamana uyan iletişimi ağır aksak KH uygulama zamanına uyan kısmndaki iletişimi kalb ve damar yoluyla kan ile  olur oysa sürat gerektiren refleks gibi olgularda ve otonom çalışma isteyen bedensel çalışma ise sinir sistemi yoluyla olur ,süratli iletişimin sinir sistemi ile oluşumunda sinir hücrelerinin kabaca elektrik kablosu gibi iyonsal yönden aktarımları ile olur bu da sodyum potasyum klor gibi elementsel yapıların iyon özelliklerinin yani artı eksi değerlerinin yer değiştirmesi iledir ve tabiiki bu elementler sinir hücresi içindeki hücresel yapı elemanlarıdır ,


Neticede ağır aksak uyguladığımız zaman içinde işleyen ve şahit olduğumuz "elektrik süratinde "olan bir zamanı da gözlemiş ve yaşamımızda olduğunu biliyoruz,

Acaba ruhsal hayat için bahsedilen o zaman buna benzer olmasın ,

Burasının üç günü sizin 70 yıllık bir yaşamınıza benzer ifadelerini hatırlıyorum eterik hayat anlatılırken,algıladığımız zamana uymayan,

Diğer taraftan mesela şu anda" bu yazım işini bırakayım gidip biraz uyuyayım "desem hemen yatağımda uyur hale gelemiyorum ,evvela bu kararımda tam istekli miyim ,bu iş mi güzel yoksa yatıp uyumak mı düşünceleri ve eğer uyuyacaksam diğer ortama gitmek için bir mesafe kat etme lazım v.s. işte koca bir zaman parçasını geçirmekle meşgulüm ,

Bence ruhsal hayatın fizikten azade eterdeki zaman "elektriksel iltişim sürati"nde  seyrediyor,bir olgu kaseti seçiyorsunuz ve hiç bir fiziksel bağ ve ilgili yapışkanları yani hormonlar dünyasal illüzyon v.s. olmadan onu yaşıyorsunuz ,bu iş elektrik düğmesini çevirip ilgili ampul yanması gibi bir hızda oluyor,ta ki diğer olguyu seçene kadar ,isterseniz seçtiğiniz olguyu onun şartlarında devam ettirebilirsiniz belki de baştan belirttiğim gibi dünya yaşam olgusunu bütün şartlarına uymaya karar verip almış uyguluyoruz olabiliriz bu evrede ,yani yaşadığımız bu zor hayatı 5. yoğunlukta seçtik onu yaşıyoruz ,bahsettiğim şartlardan biri geçmişi hatırlamamak KH koşullarına ve bu kısıtlı DNA bedeninin içine girmeyi kabul etmek..

Tarihsel yankı odası ve zaman konusundan sonra nasıl hareket etmeliyize geliyor sıra ,bunlara karşı ümitsiz durumdan sıyrılmak için nasıl bir yol çizmeliyiz,

Ben memnunum halimden asıl sana hayret ediyorum neden bunları yazıyorsun diyenlere sözüm yok..

Durumdan şikayetçi daha doğrusu yaşam bu değil başka şeyler var diyenlere

Düşünceyi her hangi bir beklentiye sokmadan yani "arzulu düşünüş" modundan ayrı yerlere kaydırmamız lazım bu da "akışa bırak" tavsiyesi ile biraz muğlak ama gerekli bir düşünsel hal içine girmeliyiz ,

Şu olursa böyle olur şu tehlikelere karşı tedbirler almam lazım ben prensipli bir insanım niye tedbirden kaçayım şeklinde eski dünyasal düşüncelere tamamen takılı kalıp saplanmak "beklenti" modunda kalmamızı sağlar ve istek ve beklentilerimizin oluşmama durumunda strese girer maddeten ve zihnen  zarar görürüz ama bu hal hiç bir tehlikeye aldırmadan yaşama ve bekleme durumuna sokar ve bu da ortamdan kısa zamanda yok olmamızı gerçekleştirebilir , bir paranoya halidir bu aşırılıktan da kaçınmalıyız bence yapılması gereken hayatı sürdürebilme mecburiyetlerini es geçmeme şeklindeki aradaki o hassas dengeyi tuttururken "değişken çekim dalgaları"yüzünden her türlü şeyin olabileceği bir bilinci de zihinde hazır tutmak ve olacaklar olduğunda "önemli olan beden değil ruhtur" diyebilmek..


bozadi

#866
Paylaşımlar, yorumlar, çıkarımlar için teşekkürler Tgur.

Sezar konusu çok ilgimi çekiyor. Egemen güçler Sezar'ı şeytanlaştırmaya çalışıyorlar. Örneğin Asteriks çizgifilmlerinde Sezar kötüleniyor, aşağılanıyor sürekli. Tarihsel gerçekleri çarpıtmaya dönük çeşitli kaynaklarda Sezar vicdansız, cani bir karakter gibi sunulmaya çalışılıyor. Halbuki Avrupa medeniyeti diye nispeten yüksek bir medeniyet oluşmasında Sezar'ın çok büyük bir rolü var gibi görünüyor. Üst sınıftan olduğu halde Aristokrat seçkinciliğiyle mücadele etmiş, halkın durumunu iyileştirmeye, adaleti tesis etmeye çalışmış devamlı. Acımasızca savaşmış, öldürmüş ama ölüm, kölelik, işkence düzenini yıkmak için. Hristiyanlık medeniyetinin odağı olan "merhametli, iyi İsa" Sezar'dan başkası değil. Sezar'ı öldürenler halk onlara minnettar olacak diye umarken, halk onlardan nefret etmiş, hiçbiri normal, huzurlu ölüm görmemiş bazı okuduklarımdan anladığım kadarıyla.

Roma imparatorluğu yoluyla Avrupa'yı birleştiren ve nispeten iyicil, demokratik bir eğilim kazandıran başlıca faktör veya faktörlerden biri Sezar. Celse alıntılarında geçtiği gibi birileri Sezar'ın bıraktığı pozitif ahlaki mirastan korkup onu mümkün olduğunca kendi negatif çıkarlarına uygun bir din haline getirmeye çalışmışlar. Ama o uydurulan, çarpıtılan dinde bile Sezar'ın İsa karakterine projekte edilen pozitif niteliklerini, etklilerini yeterince bastıramamış, silememişler. Tüm çarpıtmalara rağmen, Sezar'ın bilinçlerde yaptığı etkiyi, mirası tam olarak ortadan kaldıramamışlar.


Tgur

#867
Sağol Bozadi ,
Paulun vizyon ve rüyaları ile kurgulanan ve baştan iyi bir yöntem gibi kabul edilen İsa ve Hristiyanlık Sezarın o müstesna hayat görüşü ve merhameti karanlık çağlardan sonra gücü elinde toplayanların elinde yeni şekildeki kurgulamaları da içine alarak 2000 senelik bir aldatma düzeni olarak devam ettirilmiştir,

Haklısın Sezarı tekrar takdis edip zihinlerde layık olduğu yeri almasına izin verilmeli..

Tgur

#868
RAFTAKİ İNANÇLAR

Evvelce bu konu üzerinde çok durduk ama değişik yönden tekrar gerekir diye düşünüyorum,

Bilgi alınır ve inançlar rafına yerleştirilir ve mevcut odamızın duvarları arasında sağlam yerde duruyor düşüncesi ile hayata devam edilir ama yaşamda karşılaştığımız bazı şeyler bu inanç sistemimizin doğruluğu yanlışlığı üzerinde düşüncemizi karıştırıcı unsurlar ihtiva eder ve konuyu tekrar gözden geçirmemize doğru bizi itekler,

İnancınız dışındaki bir söz ile veya kitap ile veya aksi bir söylevle karşılaşabilirsiniz ama inanç konusunda katı iseniz yolunuza devam edersiniz ,

Şu entellektüel bilgi falan diyorlar nedir bir bakayım dersiniz bir filozofun sözü derler, onunla karşılaşırsınız ,

"hayatta bir şey vardır değişmeyen o da değişimdir"

Filozof bu onlara deli veli karması da diyorlar ben deli değilim der yolunuza devam edersiniz,benim de sözlerim size değil zaten, güzel ve dolgun hayatlar geçirin,

Değişimin esas olduğunu bilen ve inanan bilinçler o rafa koyduğunuz inanç değişir  mi acaba,

Değişir ,

Verilen özümsenen bilgiler inanç kalıplarını değiştirmeye muktedirdir zaten var oluş değişim üzerine kurulmuştur yeniye yönelmezse var olmanın özü zedelenir,

Bu kadar edebiyat ve felsefe ile asıl konuya gelelim,

Bir bilginin inanç olarak kabul edilmesi için her yönden incelenmesi lazım bunu en güzel bilgi ip gibidir eğer bir paket ambalajması için kullanılacaksa sağlamlığı üzerinde fazla durmayız ama o ip ile kendinizi bir yükseklikten sarkıtıp aşağıya inecekseniz sağlam olup olmadığını çok iyi kontrol etmelisiniz benzetmesi ile ele almamız gerekli,yani başka bilgiler ile test edip katiyetle doğru olduğunu teyit etmeli Yanlış bilginin kabul ettirilmesi için KH tarzı bir çok usul var mesela "cambaza bak" fenomeni ,sizi yaşadığınız ortamda soyan sömüren ve yaşatan idarecilerinize bakın bir çok kanun ve kararnamelerle korunup belirli bir çizgide boğaz tokluğuna sizi yaşatırken kendisi ve yandaşı sizden soyulup alınan para ve güç ile oldukça lüks ve rahat yaşayan halde ve siz soyulduğunuz üzere düşünmemeniz için yukarıda ip üzerinde maharetle yürüyen cambazı göstermekte ve siz onunla meşgulsünüz ,anlayın artık ne demek istediğimi S-400 ler komşularla didişmede gelinen noktalar şehitlerin bolluğu yanında öldürülen PKK lıların sayısı v.s.

Ayrıca yanlış bilgi üzerinde mantıksallaştırmak için bir bankanın kanunsuz bir şekilde mudilerden para bir nevi haraç alması için yaptığı düzenlemeler ,başıma gelip fark ettiğim için bana ilginç gelmişti ,bu haksız para için çeşitli seçim şartları sunup hediyeler vererek sizi esas kaynak olan soyuluyormuyum düşüncesinden uzaklaştıracak yani yanlış yönde mantıksallaştıracak yollar,

KH nin zaman içinde oynayıp tarihsel oluşumlar üzerinde oynayıp bilgiler yerleşmesindeki saptırıcı usullerinden çok bahsettik,

Bütün bu karıştırıcı yanıltıcı kaosun içinden bilgiyi sağlamlaştırıp inanç haline getirecekseniz daha işiniz bitmedi ,yankı odasının raflarında eski inançlarınız var onları kolayca atıp nasıl yerleştireceksiniz ,o inançların bir kısmı korkuyla oraya yerleşti o korkuyu atabiliyor musunuz ,evvela korku nedir üzerinde durmamız lazım korku hayvan halimizde kullandığımız bir fenomendi av olup yenmemek veya yok olmamak için gerekli bir hayvansal iç güdü ,insan olarak pek gerekli değil hele bütün gücün sizde de olduğu ama köreltildiği bigisine haiz iseniz ,bu yaşamı terk ettirecek her neyse sizi bu cehennemden kurtaracak bir yol ise niye korkacaksınız tabii intiharı kast etmiyoruz o zaman kendinizi karma ile müşkülata sokarsınız döngülere baştan başlamak gibi ,

Korku fenomeninin yanında o eski inançların yerleşmesinde "biat kültürü" de vardır ,siz aciz ve yetersiz olduğunuzu tam kabul eden eksik bilgi ile donanmış ve yeni bilgi peşinde kendi gayretinizi göstermiyorsanız bilgiyi hazırlop veren başkalarını dinleyip onların etekleri altına girme yolunu seçersiniz öyle ya bu adam her bilgiyi almış ve çok güzel de anlatıyor ,olağanüstü yanları da var rüyalarıma dahi girdi (hatta bazılarının olağan dışı paranormal kabiliyetleri de onu süslüyorsa, böyleleri de var biliyoruz) ,

Örnek olarak bir başa geleni anlatmıştım biraz tasavvuftan falan bahsettiğim dinleyenler olan bir ortamda ben başka şey ile meşgul olurken içtiğim çayın kalanını içen birini tesbit ettim ve niçin içtiğini sorduğumda ve cevaplamayınca ısrar ettiğimde "şifa olsun diye içtim"sözüyle karşılaştım ,

Birilerine böylece bağlanıp inanç kalıbınızı böyle koymuşsanız yeni inancınız için onu da kaldırıp atmanız gerekli,

İnanç üzerine K.lar ne söylemiş bakalım,

-------------------------------------------------------
S: (L) Cennet'ten düşme ne kadar zaman önce oldu?
C: Yaklaşık 309000 yıl önce.
S: (L) Durum neydi... ne oldu... insanlığın durumu neydi?
C: İnanç kaybı, dış güçlerin etkisiyle bilgisel ve fiziksel sınırlanmalara neden oldu.
S: (L) Yılan veya 'ayartıcı' neyi temsil ediyordu?
C: Sizin Kertişler olarak bildiğiniz güçler; bu bilgiyi daha önce vermiştik.
S: (L) Sadece kontrol ediyorum!
C: İnanç, canım.
S: (L) İnanıyorum, sadece kontrol ediyorum.
C: Nasıl uygun görüyorsan.
-----------------------------------------------------
S: (L) "Tehlike coşku olur" derken neyi kastediyorsunuz? Ne çeşit bir tehlike?
C: Yaklaşan karmaşada yaşam.
S: (L) Okuduğum çeşitli kitaplar kırsal bölgelere taşınmayı, gruplar oluşturmayı, yiyecek stoklamayı falan tavsiye ediyor.
C: Dezenformasyon (Ç.N.:yanıltıcı bilgi; yalan). Bunlardan hemen ve tamamen kurtul. Bunlar 3'üncü seviye saçmalıkları.
S: (L) İstedikleri zaman gelip bizimle beslenecek olan varlıkların insafında kendimizi oldukça çaresiz
hissediyoruz. Bizim tarafımızda olup bize enerji veya başka şeyler verecek birileri yok mu?
C: Kiminle iletişim kurduğunuzu sanıyorsunuz?
S: (L) O karşamada bize yardım edebilir misiniz?
C: Evet.
S: (L) Peki edecek misiniz?
C: Size bağlı.
S: (L) Çağırırsak, yardımınızı alabilir miyiz?
C: Tüm yapmanız gereken istemek.
S: (L) Yardımdan mahrum kalacağımız dönemlerden geçecek miyiz?
C: Bağlantı asla kopmaz.
S: (L) Of, acı çekmek istemiyorum.
C: Acı çekmek zorunda değilsiniz. 3'üncü seviye düşünmeyi bırak.
S: (L) Sevdiğim herhangi birinin de acı çekmesini istemiyorum. Hiçbir acı istemiyorum. Yeterince acı çektim!
C: Bu gece 3'üncü seviyede takılı kaldın.
S: (L) Sadece bu değil. O kadar çok dezenformasyon var ki, kime inanacağını bilemiyorsun... Size
güvenebileceğimizi nereden bileceğiz? Etrafta insanı aldatan bir sürü kaynak var ve bunu çok zekice
yapıyorlar. İncil'e bak... insanlar 2.000 yıldır buna inanıyorlar...
C: Yalnızca izin verdiğinizde aldatırlar.
S: (L) Evet, bazı şeyleri inançla kabul edeceğiz... ama... Buradaki sorunu anlayabiliyor musunuz?
C: Evet, ama sen anlamıyorsun.
S: (L) Sorunum nedir?
C: Zihinsel blok.
-------------------------------------------------------
C: Bilgi tüm cisimleri kapsar. Tüm varoluşun çekirdeğine gider.
S: (L) Yani bilgi kazanmak, kişinin kendi varlığına birşeyler eklemesi anlamına da geliyor...
C: Öyle. Kişinin, varlığına arzu edilebilir herşeyi katması demektir. Ve ayrıca, şu anda olduğu gibi ışığa ulaşma yolunda çaba gösterirken, gerçekten bilin ki ışık bilgidir. Bu, tüm varoluşun çekirdeğindeki bilgidir. Bilgi,tüm varoluşun çekirdeğinde mevcut olması ile, varoluştaki tüm negatiflik biçimlerine karşı koruma sağlar.Işık herşeydir ve herşey bilgidir ve bilgi herşeydir. Siz de bilginizi arttırmada son derece başarılısınız. Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey, tüm ihtiyacınız olan şeyin bilgi edinmek olduğuna inanmanız ve bunu kavramanızdır.
S: (L) Bilgiyi edindiğim kaynağın aldatıcı bir kaynak olmadığından emin olmak isterim.
C: Eğer imanınız varsa, edinebileceğiniz hiçbir bilgi yanlış olamaz çünkü böyle birşey yoktur. Size yanlış bir bilgi veya veri vermeye çalışan herkes ve herşey başarısız olacaktır. Tüm varoluşun kökünde olduğu için,bilginin kabul ettiği şey, sizi yanlış veriyi benimsemekten koruyacaktır. Yanlış veri bilgi değildir. Sadece açık bir şekilde bilgi edinmeye çalıştığınızda yanlış veriyi benimseme konusunda korku duymanıza gerek yoktur. Bilgi koruma sağlar -- ihtiyaç duyabileceğiniz tüm korumayı.
S: (L) Açık ve inançlı olduğu halde zarar gören ve arkalarından vurulan bir sürü insan var.
C: Hayır. Bu sizin algılamanız. Algılamayı başaramadığınız şey, o insanların gerçekten bilgi toplamıyor
olduklarıdır. O insanlar ilerledikleri yolun bir noktasında takılıyorlar ve sizin takıntı dediğiniz gizli bir
süreçten geçiyorlar. Takıntı bilgi değildir, takıntı atalettir. Bu nedenle, kişi takıntılı hale geldiğinde, ruhsal gelişimin sağlanması, ilerletilmesi durdurulmuş olur, çünkü bu ancak gerçek bilginin edinilmesiyle mümkündür. Kişi takıntılandığında korunması da azalır, bu nedenle kişi sorunlara, trajedilere ve her tür zorluğa açık hale gelir. Ve kişi bunları deneyimler.
------------------------------------------------------------
S: (L) Şamanistik öğretilere göre bir kişinin hayvan ruhları veya rehberleri olabilir. Bu doğru mu?
C: Kısmen. Eğer bunlara sahip olduğunuza inanırsanız sahip olursunuz.
S: (L) Eğer bunlara inanmak bunu gerçek kılıyorsa, bu inanç faydalı mı?
C: Tüm inançlar bir seviyede faydalıdır.
S: (L) Nasıralı İsa hayvan ruhlarına veya totemlere inanıyor muydu?
C: Hayır.
S: (L) Bu yalnızca New Age'in bir batıl inancı tekrar calandırması mı?
C: Şamanizm subjektiftir ve sınırlar. Kertenkele telkini
-------------------------------------------------------------
Kanal işinin ne olduğu ve kanalın bazen KH güçlerinin de etkisi altına girebileceğini unutmadan ve bilerek saf ve temiz bilgi için her kişinin kanalı olabilceğini ve bunu kendisinin bilgilenerek temizliyebileceğinin bu hususta gerekirse ilahi müdahale dediğimiz yüksek dokunuşların da olabileceğini belirten aktarım,
---------------------------------------------------------------
S: (L) Havuzumun tekrar temiz hale gelmesi nasıl oldu?
C: Kendi enerjini tekrar topladın.
S: (L) Yani ritüellerle bir ilgisi yoktu?
C: Doğru. Ritüellere rağmen başardın. Ama şanslıydın, başka türlü de olabilirdi.
S: (L) Başka türlü olmasını önleyen şey neydi?
C: İlahi müdahale.
S: (L) Öyle görünüyor ki hayatım bir sürü ilahi müdahale ile dolu. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu müdahalenin amacı nedir?
C: Seni muhafaza ederek iş için hazırlamak.
S: (L) Bu iş nedir?
C: Gezegenindeki tüm insanlar için çok ama çok önemlisin.
S: (L) Nasıl bir değer? Herkeste olan birşey mi?
C: Hayır.
S: (L) Anlamlı birşey mi? Misyon nedir?
C: Açılmakta olan kanalına inancını güçlendir; ilerlerken öğreneceksin. Sana herşeyi bir kerede anlatamayız.
S: (L) Hazır şu andaki enerji yüksekken, bize bir öğreti biçiminde birşey verip vermeyeceğinizi öğrenmek istiyoruz.
C: Bunun için henüz hazır değilsiniz. Önce temiz kanal ve ekip oluştur. Bir kerede bir adım.
S: (L) Ekip derken?
C: Sence?
S: (L) Bu çalışmaya daha fazla kişiyi eklememiz gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Yakın.
S: (L) Bir ekip oluşturmamız gerekiyor.
C: Evet. Eğer sabırlı olup devam edersen bir yol açılacak.
S: (L) Yani çalışmamızı azimle sürdürürsek, bizim için önemli olaylar meydana gelecek öyle mi?
C: Yakında büyük bir fırsatla karşılaşacaksınız.
S: (L) Sanırım bunun ne olduğunu sormamamız gerekiyor, inanmamız gerekiyor, bu doğru mu?
C: Evet. Fırsatı yanlış yorumlama tehlikesi var.
S: (L) Bu fırsatın üçümüz için de olumlu etkileri olacağını söyleyebilir miyiz?
C: Farklı seviyelerde.
S: (L) Eğer bu fırsatı yanlış yorumlama tehlikemiz varsa, bu fırsat geldiğinde onu kaçırmamamız için birkaç ipucu verebilir misiniz?
C: En azından biriniz bunu hemen fark edecek, diğerleri fark etmeyebilir. Bekleyin ve görün.
S: (L) Bu yanlış yorumlama olayından çekinmemize gerek yok yani, öyle mi?
C: Açık.
S: (L) Biz bir deney miyiz?
C: Belki.
S: (L) Başka kaç kişi bu seviyede bilgi alıyor?
C: 100'den az. Bu yöntemle daha da az.
S: (L) Başkaları başka yöntemler mi kullanıyor? Ne gibi?
C: Pek çok farklı yöntem.
S: (L) Şu anda olduğu gibi üç kişiyle çalışırken mi bilgi akışı daha saf olur, yoksa tek bir bireyle doğrudan kanallama yaparak mı?
C: Eşit.
S: (L) Herhangi birimiz doğrudan kanallama yapabilir mi?
C: Hepinizin potansiyeli eşit.
-------------------------------------------------------
İnsanlar böyle yırtıcılık kıskançlık birbirine düşmanca davranışı nereden elde ettiler  sorusuna cevap, ayırımın getireceği böyle davranışlar eğer ayrı cinslere bölünmüş insanlara ilaveten verilmeseydi negatif besin temini için ortam pek uygun olamayacaktı,

Şu asırda "savaş insanlık için mutlak gereklidir "diyenlerin bu KH inancına sarılmalarının silah ağır sanayilerinin ekonomik güçlerinin devamı için gerekli olması fikri ile özdeşleşmesine benzer bir durum
---------------------------------------------------------

S: (L) Kutsal Kitap'taki "Kabil'in Damgası" hikayesinin anlamsal kökeni nedir? Fiziksel bir iz miydi?
C: Omurganın tepesindeki düğüm.
S: (L) Kambur gibi mi?
C: Hayır. Çıkıntı.
S: (L) Omurganın tepesindeki fiziksel bir düğüm müydü?
C: Sizde de ve diğer herkeste de var. Kafanızı hissedin.
S: (L) Oksipital (artkafa) yükselti mi?
C: Yakın.
S: (L) Peki bende varsa bu benim bir katil olduğum anlamına mı geliyor?
C: Hayır. Yılan Kardeşliği'nce yayılan bir batıl inanç.
S: (L) Peki Kabil'in damgası ne anlama geliyor?
C: Kıskançlık.
S: (L) Kimin kıskançlığı?
C: Tüm insanların.
S: (L) Bu iz yoluyla diğerlerinden ayırtılan bir insan grubu mu vardı?
C: Hayır. Bu, Kertenkeleler tarafından genetik mühendislik yoluyla gerçekleştirilen zayıf noktalarınızdan biri.
S: (L) "Ahit Sandığı" (Ark of the Covenant) neydi?
C: Güç hücresi.
S: (L) Bu güç hücresinin aslı nedir?
C: Kertenkeleler, diğer insanları manipüle etmeleri için Yahudilere vermişti.
S: (L) Bu nesneye yaklaşanların veya dokunanların ölmesinin nedeni neydi?
C: Aşırı enerji yüklemesi; ters elektromanyetizma yoluyla etki.
S: (L) Ters elektromanyetizma nedir?
C: İçe dönme.
S: (L) Bunun yarattığı etki nedir?
C: Maddenin sıvılaşması.
S: (L) Evet, çok hoş. Bu "hücre" bir çeşit süslü bür kutuda saklanıyordu, değil mi?
C: Evet.
S: (L) Yalnızca rahiplerin dokunabilmesinin nedeni neydi?
C: Yalnızca bencil bir amaç için kullanmayacak olanlar dokunabiliyordu.
S: (L) Yani bu nesneye yaklaşmak bile insanı yaralayabiliyordu, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Peki rahipler nasıl yaklaşabiliyordu?
C: Bencilce olmayan enerji alanı.
S: (L) Yani düşünce alanlarıyla etkileşebiliyordu?
C: Evet.
--------------------------------------------------------------
Bu bölümü okuduktan sonra üzerinde biraz düşünmenizi isteyeceğim sonuçta inanç konusunda bir karar arefesine gelmiş olabilirsiniz, bilgi ve inançta sağlam olanları tenzih ederim,
-------------------------------------------------------------
S: (L) Tamam, ona ne söyleyeceksiniz? Sizin gerçek bir kaynak olmadığınızı ve onu oyaladığınızı düşünüyor,bu suçlamaya cevap olarak ne söyleyeceksiniz?
C: Yalan diye birşey yoktur.
S: (L) Tamam, olabilir ama o sizin söylediklerinizin doğru çıkmadığını, Güney Karolina'daki iki küçük çocukla ilgili herşeyi bütün ayrıntılarıyla tanımlayamadığınızı söylüyor ve tanımladığınız birkaç şeyi de yalan olarak yorumluyor.
C: Yalan diye birşey yok, sadece yorumlar var.
S: (L) Bu kanaldan bilgi alması onun için önemli mi?
C: Önemli olan, dünyadaki herkesin kendi adımlarıyla ilerlemesi.
S: (L) Karla'nın adımları biraz daha yavaş mı?
C: Elma ve portakalın karşılaştırılması gibi.
S: (L) Doğruluk konusuna değinmek istiyorum. Doğruluğu nasıl arttırabiliriz, belirleyebiliriz veya üzerinde nasıl çalışabiliriz?
C: Doğruluk 3'üncü seviye kavramı. (Ç.N.: Buradaki "doğruluk" [accuracy] terimi, özellikle de tahmin ve kehanetlerin doğru çıkması ile ilgili.)
S: (L) Biliyorsunuz ki bu seviyede bir bilginin doğru veya iyi olduğuna karar vermek için onun meydana gelip gelmediğine, doğru çıkıp çıkmadığına bakarız.
C: Evet.
S: (L) Ve eğer bir kaynak bir tahminde yanılırsa genelde insanlar o kaynağa olan inancını kaybeder. Bu
gerçekçi olmayan bir beklenti mi?
C: Evet.
S: (L) Bunun sebebi gerçekliğin değişkenliği nedeniyle doğrulanmanın imkansız birşey olması mı?
C: Eğer bu mümkün olsaydı, varoluş diye birşey olmazdı. Evren, bir öğrenme laboratuarından başka birşey değil.
------------------------------------------------------------
Ben bu kadar bilgi aldıktan sonra bana hiç bir şey olmaz ben korunuyorum yanlış inancına karşı aydınlatıcı bir aktarım, bununla ilgili bir dörtlüğüm ,

Geçit kapısı dar tektir geçişi
İnsanlık yalnız başına yapar bu yükselişi
Aşağıdan iten yukarıdan çeken çok olsa da
Sıyırırlar bu aradan sadece kendini bilmişi
------------------------------------------------------------

S: (L) Ve bir diğeri de Florida'nın en büyük büyücüsü olduğunu iddia eden Bay A--- B--- mi?
C: Belki.
S: (L) İşbirliği mi yapıyorlar?
C: Belki.
S: (L) Bu durumla ilgili kesin yanıtlar verebilir misiniz?
C: Belirtilen kişilerin hepsinin etrafında statik var. Saldırı telefonda başladı. Saldırganlardan biri sana zarar verebilecek güçleri olduğuna inanıyor.
S: (L) O saldırgan M--- mi?
C: Belki.
S: (L) Tamam, her durumda M--- ve S--- bana karşı gerçekten kötü davrandı ve ben her seferinde alttan
aldım ve anlayışlı ve bağışlayıcı olmaya çalıştım. Ama benden çaldıklarını öğrendiğimde gerçekten çok
üzüldüm. Avukatım yoluyla o kağıdı göndermekle doğru davranışta mı bulundum?
C: Açık.
S: (L) Artık bir dur demenin vakti gelmişti. Ben hoşgörü gösterdikçe bu insanlar yaptıklarını yapmaya devam ediyorlar. Bu insanların bu kadar kötü olabileceklerine hiç inanmamıştım.
C: Peki senin inançlarını paylaşırlar mı?
S: (L) Herhalde paylaşmazlar ama buraya kadar dayanabilirdim ancak. Artık birşeyler yapma zamanı gelmişti.
C: Evet.
S: (L) Herşeyi bilen ve herşeyi gören konumunuzdan bana bu konuda biraz rehberlik yapar mısınız?
C: Hiç kimse "herşeyi bilen" ve gören değildir.
S: (L) A---'yı, M---'yi veya S---'yi göremiyorsunuz, öyle mi?
C: Statik.
S: (L) Etraflarındaki statiği oluşturan şey nedir? Kertiş ritüelleri mi yapıyorlar?
C: Statik yaratmak üzere bir çeşit cihaz kullanıyorlar.
S: (L) Bunu benden geldiğini düşündükleri bir tür hayali saldırıya karşı kendilerini korumak için mi
yapıyorlar? (Eminim ki S--- onları benim şeytani bir cadı olduğuma ikna etmiştir.)
C: Doğrudan Laura'ya saldırı.
S: (L) Doğrudan bana saldırmak için bir tür makine mi kullanıyorlar?
C: Evet.
S: (L) Ne tür bir makine?
C: Işıklar, ziller, duman, siren, osilatör, EM dalgaları. (Ç.N.: EM; elektromanyetik.)
S: (L) Evimi yakmaya mı çalışıyorlar?
C: Açık.
S: (L) Bilmem gerekiyor, bu çok ciddi.
C: Emin değiliz.
S: (L) Söylediğiniz şeyler bir itfaiye aracını işaret ediyor.
C: Bilgi korur. Bilgi kazanman için sana yardım ettik ve hala da ediyoruz.
S: (L) Yani uyanık ve dikkatli olmam gerekiyor?
C: İyi fikir.
-------------------------------------------------------
S: (L) V--- veya ben gezgin miyiz?
C: Açık.
S: (L) Eğer öyle olduğumuzu hissediyorsak?
C: Araştırın.
S: (L) Nasıl?
C: Sence nasıl olabilir?
S: (V) Sanırım inanç ve kendimi nasıl hissettiğim. Başka ne olabilir?
C: Cevap bu değil, tekrar deneyin.
S: (L) Hipnoz bir çözüm olabilir mi?
C: Bingo!
S: (L) Dünya'daki tüm Teozofistler için sormak istiyorum, Helena Blavatsky tarafından yazılan "Isis Unveiled"kitabındaki bilgilerin kaynağı neydi? (Ç.N.: Kitap adı, "İsis Perdesi Aralandı" gibi bir anlamda sanırım.)
C: KH ve BH Oryonlar. 6'ncı yoğunluk.
S: (L) Yani kitaptaki bilgiler her iki taraftandı? Hangi bilginin hangi tarafa ait olduğunu çıkarmak da
okuyucuya kalıyor yani?
C: İyi fikir.
S: (L) Bu kaynaktan aldığımız bilgilerin KH yönelimli olma olasılığı var mı?
C: Her zaman bir olasık.
S: (L) Boyut perdesinin tanımı nedir?
C: Kendini açıklıyor. Düşün.
S: (L) Boyut perdelerinden bahsederken, aynı yoğunluk içindeki bölümlerden mi bahsediyoruz?
C: Belki.
S: (L) Boyut perdeleri aynı yoğunluk seviyesindeki boyutları birbirinden ayırıyor olabilir mi?
C: Evet
S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?
C: Evet.
S: (L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade ediyor.... Bu değişime neden olan şey nedir?
C: Doğa.
S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?
C: Deneyim.
S: (L) Bu, atomlar veya kuantum fiziğiyle veya atomların hareketleriyle ilişkili mi?
C: Evet.
S: (L) Tamam. Bir atom 3'üncü yoğunlukta. Bu atomu 4'üncü yoğunluktaki bir atomdan ayırt eden şey nedir?
C: Gerçeklik.
S: (L) Bir boyutu başka bir boyuttan ayırt eden şey nedir?
C: Varsayım. (Assumption)
S: (L) Varsayımı belirleyen şey nedir?
C: Deneyim.
S: (L) Bizim varsayımımıza göre atomlar katı maddeyi oluşturacak şekilde birleşiyorlar.
C: Varolan herşey sadece bir derstir.
S: (L) Tamam, bize doğru gelen dalga, bize varsayımlarımızı değiştirecek bir deneyim mi yaşatacak?
C: Madde 22: Bir yarısı şu ki; dalgayı pozitif şekilde deneyimlemek için varsayımlarınızı değiştirmeniz
gerekiyor. (Ç.N.: "Madde-22", Joseph Heller'in "Catch-22" orijinal adlı romanına atıf.)
S: (L) Peki bu dalga mutlak anlamda neden oluşuyor?
C: Boyut sınırı.
S: (L) Bu boyut sınırı, bir gerçeklik ile başka bir gerçeklik arasındaki sınır mı?
C: Evet.
S: (L) Yani bir boyut perdesi.
C: Evet.
S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?
C: Ya da "bir" Dünya. Herşey yalnızca bir derstir ve tekrarlıyoruz, bundan fazlası değildir.
S: (L) Benim deneyimlerime göre dersler genelde acı verici oluyor. Bu boyut sınırı geçişi veya bu birleşme deneyimi bizim 3'üncü yoğunlukta acı verici olarak tanımladığımız bir şekilde mi gerçekleşecek?
C: Bekle ve gör.
S: (L) Boyut sınırı 3'üncü yoğunluk mu?
C: Daha önce yanıtlandı; dur ve düşün.
----------------------------------------------------------------

İnanç konusunda daha yığınla aktarım yapabilirim ama bunun gayretini ben üstlenirsem ama o zaman K.ların dediği gibi şu öneriyi sunmam lazım .."dur ve düşün"



Tgur

#869
İnanç hakkında yazdıklarıma şu ilaveleri yapmam lazım,
"şifa için çayınızı içtim" sözünden sonra bir şeyler daha söylemem icap ettiğini konuyu eksik bıraktığımı düşündüm ,

O dinleyenlere tasavvufi söylemim hiç kimseye kulluk etmemek veya kimseleri kendinize şeyh v.s yapmama üzerine idi ve beni ilk defa dinliyorlardı ,tapma konusunda insanların nasıl bir şeyleri ,kimseleri tabu yapma  merakı içinde olduklarını görünce hayret etmiştim ve  bu yöndeki oluşan olayı sizlere onun için sundum, tabi ki o şahsa gerekli ifadelerle yaptığının hatalı olduğunu sertçe belirtmem icap ettiğini anlamışsınızdır .