Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 0 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Tgur

#765
İSA MESELESİ
Celselerin başından beri Lauranın her İsa hakkında sorgusuna baştan belirgin cevaplar ama son zamanlara doğru Sezara atfen gerçeğin değiştiğini gördük ve meseleyi öğrenmek ve oturtmak için biraz alıntılarla dolaşalım istedim, ve gördüm ki konu üzerinde durmuş ve oldukça derin irdelemiştik celseyle ilgileri yeni katılan dostlara barizleştirmek için tekrar işaret ediyorum dostlarımızın üzerinde yaptıkları yorumlar  da konuya daha açıklık kazandırıyor,

https://baskalarinahizmet.com/topic.asp?TOPIC_ID=1373
---------------------------------------------------------------------
Paulun isa ve hiristiyanlık konusunda nasıl rol aldığına dair,evvela başlarda D4 ün sorusu küçük bir açılım yapıyor,
---------------------------------------------------------------------
S: (L) D4'ün sonraki sorusu: Paul beden dışı deneyimi sırasında ne söyledi ve neden bu sözlerin "insan
tarafından söylenmesi meşru" değildi?
C: İsa "Sezar'ın hakkını Sezar'a verin" dedi.
S: (L) Bunun soruyla ilgisi nedir?
C: Öğrenmek için düşün.
---------------------------------------------------------------------
Paulun yaptıkları üzerinde hadise daha belirginleşiyor,isa aldatmacası ve hristiyanlığın bir nevi başlatıldığı oyunlarda baş aktör Paul ve olayların vizyonlarla destekli senaryolaşması,daha sonra yani asırlar sonra bu oyunun kulaktan kulağa ve ilavelerle destanımsı kutsalımsı bir havada sürüklenmesi tabulaştırılması,
----------------------------------------------------------------------
(L) Daniel T. Unterbrink adlı bu adamın yazdığı "Judas of Nazareth" (Nasıralı Yehuda) adlı bu küçük kitap var elimde. Öncelikle, İsa'nın esas prototipi olduğunu düşündüğü Galileli Yehuda'dan bahsediyor. Galileli Yehuda ile ilgili söyledikleri doğru mu?
C: Yehuda Sezar'ı gölgede bırakmak için kullanılan "kurbandı".
S: (L) Görünüşe göre bu Galileli Yehuda'nın oluşturduğu grup, Yahudi fanatiklerin suikastçi "Kudüs Grubu"olarak biliniyordu. Bunlara Kudüs Hıristiyanları diyor çünkü Kudüs Grubunun ilk Hıristiyanlar olduğuvarsayımıyla hareket ediyor çünkü Galileli Yehuda'yı Mesih ilan ettiler. Ama görünüşe göre bu Yehuda MS19 yılı civarında haça gerilmiş, ki bu da oyunun epeyce başı sayılır. Paul ortaya çıkmış ve bu bireylerle etkileşime girmiş ve görünüşe göre gruptan atılmış. Gruptan atıldığı kendi yazdığı mektuplardan anlaşılıyor çünkü bu grupla savaş içindeymiş. Interbrink elbette Paul'ü kötü kişi diye tanımlıyor, tek amacının para kazanmak, bir kilise oluşturmak, kendini zengin etmek ve bu tür şeyler olduğunu iddia ediyor. Bu kabul edilmesi kolay bir iddia değil çünkü Paul mektuplarını okudum ve bu şahıs çok karmaşık bir şahıs. Bu şahıs "Sicari" denen o Yahudi fanatikleri tanımlarken, "herkesi ezen ve o beslenme yasalarını izleyen grup" diye tanımlıyor. Bir tarafa birini, diğer tarafa diğerlerini koyduğum zaman Paul her defasında kazanıyor. Yani yapacak birşey yok. Peki Paul Unterbrink'in aşağılayıcı bir şekilde tanımladığı gibi kötü bir adam mıydı?
C: Hayır, yakın bile değil!
S: (L) Paul Herodiyen Ailenin bir üyesi miydi? Yani Josephus'un tanımladığı şekliyle Herodiyen ailenin bir üyesi olan Saul, Havari Paul ile aynı kişi miydi?
C: Evet.
S: (L) Diğer bir deyişle Paul aslında Tarsuslu değildi, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Peki nereliydi?
C: Kudüs yakınları.
S: (L) Pekala, neden Paul'ün Tarsuslu olduğu söylendi? Bunun efsaneye eklenmesinin nedeni neydi?
C: Gizlemek ve göstermek.
S: (L) Nasıl yani gizlemek ve göstermek? Tarsus neyi gösterecekti?
C: Antony'nin zaman geçirdiği, eski askerlerin emekliye ayrıldığı, Sezar kültünün esasen geliştirildiği ve
sürdürüldüğü yer.
S: (L) Yani... Tamam, bu konuda başka birşey sormayacağım, çünkü önce biraz düşünmem gerekiyor. Pekala,bir diğer şey; Josephus'un Slav versiyonunda, Beytüllahim Yıldızı hikayesi var. Elbette İncil'de İsa'nın doğuşu karmakarışık. Ama görünüşe göre Galileli Yehuda'nın doğuşu sırasında Beytüllahim Yıldızı görünmüş ve bu Slavca Josephus kaynaklarına kaydedilmiş. Şu şekilde betimlemişler:
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Eklenti:
"Yıldız görüntüsü bize göründü ve tüm dünyayı tutacak olan kralın doğuşunu gösterdi. O yıldıza bakarken,bir buçuk yıldır o şehre doğru yollardayız. Kralın oğlunu bulamadık ve yıldız şimdi bizden gizlendi." Ama eve dönerlerken yıldız onlara tekrar görünmüş.Ve Herod dedi ki: "Bana gösterebilir siniz onu?""Sanıyoruz ki onu tüm dünya görebilir."Açık bir sundurmanın üzerine çıktılar ve ona yıldızı gösterdiler. Ama yolda ilerlerken yıldız tekrar kayboldu.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(L) Josephus bu yıldızı Vespasian'ın İşareti olarak yorumlamış ama ilginç şey şu ki, Unterbrink'in zaman tablosuna göre bu yıldız MÖ 25'te görünmüş. Benim Komet kitabımda Halley Kuyrukluyıldızının
tarihlerine göre kometlerin tarihlerine göre ayarlıyorum. Buna göre, MÖ 46'da meydana geldiği söylenen bir komet olayı var. Sezar'ın ölümünden iki yıl önce gerçekleştiği varsayılıyor. Ama benim yeniden tarihlendirdiğim takvimde aslında o yıl MÖ 25. Standart tarihe göre MÖ 25'te komet falan yok ama benim tarihlememe göre, ki Unterbrink'in Slav Josephus'a dayandırdığı zaman tablosuna uyuyor, MÖ 25'te böyle bir kuyrukluyıldız olayı söz konusu. Komet kitabında şöyle deniyor:
------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
(L) Benim o cisimle ilgili düzeltilmiş tarihlemem doğru mu?
C: Yakın.
S: (L) Pekala, yapılan o betimleme, Galileli Yehuda'nın doğumuyla ilişkilendirilen şey mi?
C: Yakın.
S: (L) Tamam... Tarihlemem biraz yanlış mı?
C: Evet.
S: (L) Kaç yıl kadar?
C: 11 yıl.
S: (L) 11 yıl mı?
(Chu) İleri mi, geri mi?
C: Çıkar.
S: (L) Yani MÖ 14'e mi kaydırmam gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Tarihsel, Yahudi Mesih'in doğduğu tarih mi yani?
C: Evet.
S: (L) Bu Galileli Yehuda, prototipik Yahudi Mesihi haline gelen öğretmen /asi lider miydi?
C: Evet.
S: (L) Şimdi, bir sorun var çünkü Mesih'le ilgili olarak Josephus'a eklenen Testimonium Flavionum,
Josephus'un Galileli Yehuda'nın ölümünden bahsedecek olsaydı tam olarak bundan bahsedeceği yerde
bulunuyor. Bu ekleme Mesih'le ilgili uydurulmuş bir ekleme olmaktan ziyade, sadece ismini değiştirdiler ve o metin aslında Galileli Yehuda'nın ölümünü tanımlıyordu. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Herhangi yeni birşey yazmadan kolayca isimleri değiştirebiliyorlar yani. Pekala. Takvimimde 11 yıllık bir sapma olduğuna göre herşeyi yeniden ayarlamam gerekiyor demektir. Doğru mu? Herşeyi 11 yıl kaydırmam mı gerekiyor?
C: Evet.
S: (L) Hmm.
(Perceval) Tüh...(Approaching Infinity) Halley Kometi meselesi o kadar karmaşık ki, 500 yıl eklenmiş olabileceğini dikkate aldığında, varsayılan tüm o komet olayları da o yıllar arasında meydana gelmiş olabilir...(L) Çizim tahtama dönmem gerekiyor gibi görünüyor çünkü o 11 yıllık fark tüm planlarımı alt üst etti. Başka soru sorabilecek durumda olmadığım için, sorusu olan var mı?(Approaching Infinity) Bebek Sezar'la ilgili sormak ister misin?(L) Ne olmuş Bebek Sezar'a?(Approaching Infinity) Bu hikaye Augustus tarafından mı alındı, yoksa Mesih hikayesi... Bu ikisinden biri bu hikayeyi Sezar'dan mı çaldı?
C: Bebek Mesih Hikayesi Mitralar ile Sezar'ın bir karışımı. "Hukuk Doktorları" arasında meraka neden olan "Mesih" hikayesi Sezar'la ilgili. Augustus Sezar'ın hikayesinden bir-iki unsur aldı ama o kadar.
S: (L) Bu pek de işime yaramadı. Sezar'ın doğumuyla ilgili sıradışı herhangi bir durum var mıydı?
C: Komet.
S: (L) Doğumu sırasında bir kuyrukluyıldız göründü diyorsunuz. Bir komet doğumunda, bir komet de
ölümünde, doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Ama "yemliğe konma" meselesi, bilge adamlar falan yok, değil mi?
C: Yok.
S: (Pierre) Ama kometlerin bir anlamı olmalı. Bu tamamen şans eseri birşey değildi, öyle değil mi?
(L) Ama İsa'yla ilgili tüm o konular, yemlik, bir mağarada doğma vs...
(Perceval) Peki kuyrukluyıldız kim bilir ne kadar süredir gökyüzündeydi ve o sırada kim bilir kaç kişi doğdu?(Pierre) Hem doğumunda, hem de ölümünde komet varmış.(L) Biraz özel. Mark Twain'e bakın!
(Perceval) Ama o sırada kaç insan doğdu? Bu ille Sezar'la ilgili değil. Eğer kuyruklu yıldız bir-iki hafta
gökteyse, o sırada yüzlerce insan doğmuştur. Ama insan bakış açısıyla bakıldığında, insanlar bunu bir
işaret olarak aldı...
C: Alıcılık yeteneği!
S: (L) Yani gökte bir komet varken yüzlerce kişi doğabilir ama sadece alıcı yeteneğe sahip olan kişi o
kometten etkilenebilir, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Yani çok önemli olabilir ama yalnızca...(Perceval) Gizli bir bakış açısından... Sıradan bir insan bakış açısından değil. Ölümünden sonra Sezar'la ilgili oluşturulan kült o sırada veya sonrasında birileri tarafından bir tehdit olarak mı algılandı?
C: Kesinlikle! Sezar fakirlere ve insan kitlelerine özenle ve nezaketle muamele edilmesini savunuyordu.
S: (Perceval) Yani onu öldürecek ve yaptığı herşeyi bozacak kadar çok tehdit altındaydılar... Peki ama
öğretisinin dünyaya yayılıp herşeyi değiştirmesi şeklinde gerçek bir tehdit var mıydı?
C: Evet.
S: (L) Komünalizm, paylaşma, bakım, şefkat, vs.
(Perceval) Dünyayı pozitif bir şekilde değiştirme tehdidinin seviyesi ile onların Sezar'ın hikayesine yaptığı şeyi karşılaştırmaya çalışıyorum. Ve bu bugün hala devam ediyor! Bunu bırakmış, unutmuş değiller. Hala aldatılarak sömürülüyoruz. Bu o kadar büyük, o kadar feci birşey ki... Bir taşla iki kuş vurdular sanki. "Hem Sezar'dan ve öğretilerinden kurtulabilir, hem de bize istediğimizi sağlayacak olan bu yeni dini yayabiliriz!"
(L) Evet, pasiflik dini. Efendilerine itaat et, onlara tüm paranı ver, vergilerini öde...
(Perceval) Evet, belki de o dönemde yeni bir organize dinin gerekli olduğu algısı vardı...
(L) Peki Paul'ün yazılarında insanlara vergilerini vermeleri yönündeki tavsiyeler gerçekten onun görüşleri miydi?
C: Kısmen, evet. Ama o yılan kadar akıllı, güvercin kadar nazikti. Mektuplarında yazdıkları şey "süttü", ve eti yalnızca şahsen veriyordu.
S: (L) Pekala. Tahmin ettiğimden daha uzun sürdü celse. Sırtım gerçekten... Elini mi kaldırdın Approaching Infinity? Elini görüyorum ama...(Chu) Approaching Infinity kıkırdıyor orada...
(L) Pekala Approaching Infinity, hadi...(Approaching Infinity) İddiaya göre Mesih Halkı ile ilgili ilk şeylerden biri, birlikte yenen komünyon yemeğiydi. Sezar'ın hayatında bununla bağlantılı birşey var mıydı?
C: Belirli birşey yoktu fakat bu işaret paylaşıldı çünkü Sezar açların doyurulmasını sağlıyordu ve askerleri açsa, onların sıkıntısını paylaşıyordu. "Yemek", Mitralardan alınmış bir başka konu. Tarsus'la ilgili ipucunun Mitraizme işaret ettiğine dikkat edin. Son olarak, Sezar'ın son akşam yemeğinin unsurları da hikayede kullanıldı!
S: (Perceval) Sezar'ın son akşam yemeği mi?(Kniall) Evet, yemek yedi ve ona nasıl ölmek istediği soruldu.(L) Hızlı olduğu sürece bunun bir önemi olmadığını söyledi. Pekala, düşünmediğimiz ama sormamız gereken herhangi birşey var mı, çünkü sırt ağrım başlıyor ve artık celseyi kapatmamız gerekiyor. Herhangi bir önemli mesaj?
C: Senin için psikomantiyumda veya benzer bir yerde kalem-kağıt hazır olarak oturma vakti.
S: (L) Neden kağıt-kalemi hazır tutmam gerekiyor?
C: Çünkü ileteceğimiz kompleks şeyler var ve bu enerji tüketecek.
S: (L) Bunu yalnız yapmam gerektiğini mi söylüyorsunuz?
C: Mutlaka yalnız olman gerekmiyor. Sorular sormak için, enerjisi uyumlu bir-iki kişinin mevcudiyeti faydalı olacaktır.
S: (L) Bu sorular genel nitelikli mi olmalı yoksa örneğin diğer insanların gönderdiği soruları bu şekilde
yanıtlayabilir miyiz?
C: Kişisel soruları sınırlandırın lütfen.
S: (L) Pekala, başka birşey yoksa iyi geceler deme vakti.
C: Sezar'ı hatırlayın... Hoşçakalın.
----------------------------------------------------------------------------
L) Ben de onu söylemeye çalışıyordum. [kahkaha] Gerçekten çok şey okudum ve birkaç küçük yanıt almayı çok istiyorum. Öyle görünüyor ki Yahudi İsa Josephus'un yazılarında betimlediği çeşitli farklı karakterlerin unsurlarından oluşuyordu. Perealı Simon vardı, Galileli Yehuda vardı ve isimlerini hatırlayamadığım başkaları vardı. Bu adamlar daha ziyade ihtilalcilerdi. Ama elbette biliyoruz ki birisi için ihtilalci veya terörist olan, bir başkası için özgürlük savaşçısı olabilir. Bu adamlar temel olarak dinlerine, yani Yahudi inancına bağlıydılar ve Romalıların onların Kutsal Şehrinde yaşayıp şehri yönetmesi, rahiplerini ataması ve onlara ne yapacaklarını söylemesi hiç hoşlarına gitmiyordu. Onların dinine ve çok güçlü dinsel inançlarına göre tek yönetici Tanrı'ydı ve Tanrı'nın yönetimine de rahipler aracılık ediyordu. Rahipler ise Roma temsilcisi tarafından değil halk tarafından seçiliyordu. O yüzden çok mutsuzdular ve rahatsızdılar. Sonuç olarak belirli gruplar arasında dinlerinin daha katı bir versiyonunu oluşturdular ve Josephus bunu Dördüncü Felsefe diye tanımlıyor. Romalılara karşı büyük bir ihtilal hamlesi yapmak için Yahudiye/İsrail/Filistin'in tüm halklarından destek topluyorlardı. İnsanların sonradan Kudüs Kilisesi diye ifade ettiği orijinal grubun bu olduğunu düşünüyorum. Ama bu aslında kesinlikle bir Hıristiyan Kilisesi değildi. Temel olarak dinci bir topluluktu ama perde arkasında isyana hazırlanıyorlardı, silahlanıyorlardı ve Roma'ya isyan etmek için dinen ve maddi olarak hazırlık yapıyorlardı. Şu ana kadar yaptığım tanımlama doğru mu?
C: Evet
S: (L) Tamam. Paul Tarsuslu olabilir de, olmayabilir de ama İncil'de "Elçilerin İşleri" bölümünde tanımlandığı gibi bir Roma vatandaşı değildi muhtemelen. Bu onu Roma'ya belirli bir şekilde götürmeye yönelik özel bir tanımlama biçimiydi yalnızca. Paul ya Şam'da ya da Antakya'da veya yakın bölgelerden birinde yaşayan Helenik bir Yahudi'ydi. Bana öyle geliyor ki, o devrimci grubun üyeleri olan Kudüs Yahudileri onun yaşadığı bölgeye geldiler ve dini kancaları kullanarak adam topluyorlardı. Paul o süreçte onların başına bela olmaya başladı. Paul Ferisi olduğunu söylüyor ve Ferisilik Yahudiliğin çok çok katı bir biçimiydi ve dolayısıyla da aralarında doğal bir çatışma noktasıydı. Şu ana kadar doğru mu?
C: Evet
S: (L) Mücadele buydu. Paul bir Ferisi'ydi ve diğer Ferisileri onlara karşı doldurdu. Bana öyle geliyor ki
Steven'ın taşlanması muhtemelen asla olmadı. Doğru mu?
C: Evet
S: (L) Perealı Simon ve Yehuda ve Matta ile başlayarak, ki Büyük Hirodes zamanlarında bu şahıslar belki öldürülmüşlerdi, belki de henüz yaşıyorlardı, bu şahısların apokaliptik anlamda "dirildikleri" inancı vardı.Cebrail'in Vahiy Taşı dedikleri bir yazılı taş bulundu ve o yazıtla ilgili bir yorum kitabı yazan Israel Knohl o yazıtların Perealı Simon'un ölümüne dair olduğunu düşünüyor. Gerçekten de öyle mi?
C: Evet
S: (L) O yazıtta Perealı Simon'un ölümünden üç gün sonra tekrar dirileceği yazıyormuş. Ölümünden sonra dirildiği söyleniyor. O yazıtta ayrıca Simon ve diğer şehitlerin kanının, ki Josephus bu şahısları çok yanlış bir şekilde anlatmış olabilir, göğe yükselen bir tür manyetik madde olduğunu ve tanrının intikamını çekebileceği de ima ediliyor. Bunu çok ilginç buldum. Bu görüşler o sırada İsrail'deki bazı gruplar arasında yayılıyordu. En azından Ölü Deniz Parşömenlerini hazırlayanlar arasında. Bu parşömenler arasında bazı parçaları bulunan Etiyopyaca Enok kitapları örnek olarak ele alınıyor. Herkes arasında yaygın bir bilgi değildi bu ama bana öyle geliyor ki kahramanların tanrılar olarak dirilmesine dair Greko-Romenve bir süre birşeyleri değiştirdiler. Sonra Kudüs yıkıldı. Ondan sonra herşey değişti ve bir nedenle fafikirleriyle de benzeşiyordu iddialar. Ve herkes ölmüş olan liderlerinin dirildiğini iddia ediyordu. Perealı Simon'un, Galileli Yehuda'nın ve ilgili diğer bazı şahısların. Bunlar fiziksel dirilmeler değildi, sadece birer vizyondu. Sorum şu: Bu vizyonları gördüklerini iddia eden insanlar söylediklerine gerçekten inanıyorlar mıydı yoksa devrimlerine insanların desteğini sağlamak için bunu bir propaganda olarak mı kullanıyorlardı?
C: Bazıları gördü, sonra diğerleri de gördüklerini iddia etti.
S: (L) Peki "İsa" adı bu noktada mı gündeme geldi? Bu Yahudi devrimci lider veya liderler Yeşu olarak mı tanımlanıyorlardı? Musa'nın sağ kolu Yeşu? Yani normalde yaşarken başka bir adı olan, örneğin Perealı Simon veya Galileli Yehuda diye bilinen kişi ölüp dirildikten sonra Yeşu olarak mı adlandırıldı?
C: Evet
S: (L) Tamam, şimdi bir fikir yürüteceğim. Sabırlı olmanız gerekiyor. Paul o grupla mücadele ettikten sonra bir vizyon gördü. Romalılar tarafından öldürülen o Yahudi'yi mi gördüğünü düşündü?
C: Pek sayılmaz.
S: (L) Ama o grupla belirli bir ilişkisi vardı...
C: Vizyonu yanlış yorumladı ama bu yanlış yorum çevresinden kaynaklanıyordu yalnızca. Simon nasıl öldü?
S: (L) Askerler onu çölde kovalıyordu ve biri ona kılıcıyla vurdu ve onu öldürdü. Sanırım kafasını uçurdular.
C: Haç yok muydu?
S: (L) Hayır, haç yoktu. Pekala...
C: Paul bir haç gördü.
S: (L) Demek Paul bir haç gördü.
C: Trophaeum üzerinde Sezar resmi.
S: (L) Yani Paul o süreçte etrafında olan bitenlerden o kadar etkilenmişti ki, gördüğü gerçek bir vizyonu
başta yanlış yorumladı ama sonradan ne olduğunu anladı, öyle mi?
C: Evet
S: (L) Ve Paul'ün teolojisi sizin bize 4. Yoğunluk varlıklarının yaşadığı 4. Yoğunluk alemi olarak tanımladığınız realitelere ve bu dünya veya alemde bir hayat yaşadıktan sonra gittiğin veya mezun olduğun bir yere çok benziyor sanki.
C: Evet
S: (L) Paul'ün ruhsal beden fikri bile çok benzer çünkü o krallıkta et ve kemikle yaşanmadığını söylüyor.Bedenin bir tohum gibi ekilmesinden ve ruhsal bir beden olarak büyümesinden bahsediyor. Sanki fizikselliğin değişken olduğu bir başka gerçeklikten bahsediyor. Ve beklediği değişikliğin zamanı geldiğinde hala burada olanların bile göz açıp kapayıncaya kadar değişmiş olacağını söylüyor hatta.
C: Evet
S: (Perceval) Peki Paul'ün gördüğü vizyon nasıl bir vizyondu?
C: Sezar'ı gördü ve gördüğü kişinin bir Yahudi bireyi olduğunu sandı. Ama kısa bir süre sonra vizyonu anladı.Paul var gücüyle insanları kurtarmaya, dünyayı dönüştürmeye çalışıyordu ve bu nedenle de amaca hizmet eden her durumda "herkese herşey oldu." Kudüs'teki grup da onun gözünde herhangi biri gibi
kurtarılması gereken bireylerdi.
S: (L) Doğru anlıyorsam Paul başta Yahudi bir birey gördüğünü sandı o vizyonda ama kısa süre içinde yanlış yorumladığını anladı. Çünkü Perealı Simon'un haçta ölmediğini biliyordu. Gördüğü şeyin Trophaeum üzerindeki Sezar olduğunu anladı mı?
C: Evet
S: (L) Yine de gördüğü Sezar'ı amacı doğrultusunda Yahudi bir adamla harmanladı...
(Perceval) Kudüs'teki grubu etkilemek için mi?
(L) Yani bunu kasten mi yaptı?
C: Evet
S: (Perceval) Mesajı kitleler için değiştirdi.
(L) Yahudilere mesajı iletirken herkese aynı mesajı mı verdi?
C: Hayır
S: (L) Açıkça herkese herşey olduğunu söylüyor. Yahudilerle birlikte olduğunda Yahudi. Başkalarıyla
karşılaştığında onlardan biri. Ama "tüm bildiğim Mesih'in haça gerildiğidir" dedi. Teolojisini bir 4.
Yoğunluk vizyonuna dayalı olarak geliştiriyor. Herhangi bir bireyden, tarihsel bir kişiden bahsetmiyor hiç.Bunun kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Odaklandığı şey 4. Yoğunluğun tezahürüydü. Herhangi bir
insandan kasıtlı olarak bahsetmediğini, vurgusunu farklı bir yöne yaptığını düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet
S: (L) Ama bu da büyük bir soruna yol açtı. Roma'da bir kilise vardı. Paul Roma'ya gitmeden önce, Roma'daki bir Hıristiyan kilisesi olduğu düşünülüyor bunun. Romalılar Kitabını bu kiliseye yazdı. O bir Yahudi kilisesi miydi?
C: Hayır
S: (L) Yani Yahudi insanlarla bağlantılı bir kilise değildi, bir Yahudi sinagogu değildi, Yahudi mesihi bilenlerin ve tapanların mekanı değildi?
C: Hayır
S: (L) Sezar tapınımıyla bağlantılı olarak, Yahudi olmayan bir grubun kilisesi miydi?
C: Evet
S: (L) Sezar'ın suikaste kurban gitmesinden iki nesil sonrası bu. İki nesilde pek çok şey olabilir.
C: Evet
S: (L) Paul Roma'ya gittiğinde... Her ne kadar Elçilerin İşleri kitabı herşeyin Kudüst'ten doğduğunu iddia etse de, herşey Roma'dan doğuyor veya kaynaklanıyor gibi görünüyor.
C: "Elçilerin İşleri" kitabı birşey iddia ettiğinde, tam tersini düşünün.
S: (L) Pekala, Roma'da belirleyici birşeyler var. Paul Roma'ya vardığı zaman ne oldu? Roma'ya bir Kudüs esiri olarak mı götürüldü?
C: Paul Kudüs'e üçüncü defa gitmedi asla.
S: (L) Kudüs'e üçüncü defa gitmedi asla ama Roma'ya gitti. Gittiği zaman oradaki kilise onu nasıl karşıladı?
C: Sıcak bir şekilde.
S: (L) Bu pek anlam ifade etmiyor. Sanıyorum ki Sezar tapınımının bozulması ve Yahudi İsa'nın bozulması da tam burada düğümleniyor.
C: Tüm bunların Kudüs'ün yok edilmesinden sonra gerçekleştiğini hatırlayın.
S: (L) Yani gerçekte ne olduğunu bilmiyoruz. Paul'ün Roma'ya sanılandan çok daha önce gitmiş olabileceğini düşünüyorum. Bu mantıklı çünkü eğer gerçek Mesih 29 veya 30 yılında değil MÖ 4'te ölen biriydiyse, o zaman herşeyin geri çekilmesi gerekir. Peki Paul Roma'ya 48'de veya 49 yılında mı gitti?
C: Evet
S: (L) Sonra İspanya'ya mı gitti?
C: Evet
S: (L) Nerede öldü? Roma'da mı, yoksa İspanya'da mı?
C: İspanya.
S: (Chu) Yani Paul St. James de Compostela mı?
C: Yakın!
S: (L) Belki de St. Jacques Türbesi'nde gömülen kişi Paul'dü?
C: Evet
S: (Perceval) Oraya bir hac ziyareti yapman gerekiyor Laura!
(L) Hacca gitmem gerekiyor!
(Pierre) Yürüyerek!
(Perceval) Bisikletle gidebilirsin.
(L) Ata binebilir miyim?
(Perceval) Başını pencereden çıkararak araçla da gidebilirsin. Havayı içine çekerek.
(Chu) Belli belirsiz bir bağlantı var ama her iki durumda da bir deniz kabuğu var. St. Jacques'in / St. James'in sembolü deniz kabuğu ve aynı zamanda Venüs / Sezar'la bağlantılı deniz kabuğu da var.
C: Evet!!
S: (L) Venüs Julii ailesinin atasıydı. Ama bu hiçbir şeyi açıklamıyor. İyice karmaşıklaşıyor.
C: Tabağınızda yeterli malzeme var. Harika ilerleme kaydediyorsunuz!
S: (L) Bir soru daha sormak istiyorum ama. [kahkaha] Bir soru daha sorayım.
(Perceval) Eğer Laura Paul'ün orada gömüldüğünü bilerek St. Jacques'in mezarına giderse, herşeyin yanıtını sağlayacak ilahi bir vahiy alacak mı orada?
(PoB) Orada Putin'le mi görüşecek?
C: Hayır
S: (L) Paul ve Kudüs kilisesindeki insanlar Jül Sezar tapınımını aşağı yukarı evrensel olan Mesih karakterinin tapınımıyla değiştirme fikrine mi vardılar?
C: Evet
S: (L) Onun bir Yahudi Mesih olmasını mı planladılar?
C: Hayır, o sonra geldi.
S: (L) Peki Paul gerçekten de onları odaklarını Sezar'dan ziyade evrensel bir yaratıcı tanrıya yöneltmeye mi ikna etti?
C: Evet
S: (L) Çünkü bu Yahudiler arasında güçlü bir kavram.
C: Evet
.S: (L) Yani Paul o Kudüs kilisesiyle bir ikna faaliyetinde bulundu ve bir süre birşeyleri değiştirdiler. Sonra Kudüs yıkıldı. Ondan sonra herşey değişti ve bir nedenle farklı şekilde işlendi.
C: Politika.
S: (L) Yani Roma kilisesi bunun... Anlayamıyorum. Çok yorgunum.
---------------------------------------------------------------------

Tgur

#766
Bu konuya ilave etmem gereken kısım

PALEO CHRİSTİANİTY
Hristiyan kapsamı içerisinde neden adlandırılıyor şeklinde sorulara karşılık bu çalışmaya isim verme işinin neden bu şekilde olduğunu açıklayan bölüm, kıyamet tellalığını hiç istemediğim halde zamanın kısaldığına dair ikazlar da dahil,gerçekliğin değişkenliği kavramı ile bu ikazın ironisi hakkında düşünüp bir yerlere varmamız lazım kanaatimce,
--------------------------------------------------------------
S: (L) Sırada ne var?
C: "Paleo-christianity"ye ne dersiniz?

(ç.n.: paleo/eski-hıristiyanlık: kasyopyalıların bu grubun kurmakta olduğu organizasyon için önerdikleri isim/yöntem. resmiyette bir din/mezhep/kilise türü altında örgütlenmelerini öneriyorlar. çünkü o zaman ilgili insanların, "ben falanca dine/mezhebe/kiliseye bağlıyım ve benim dinime göre ben şunları yaparım,şunları yapmam" deme gibi bazı hakları oluyor ve devlet/yönetim o şahıslara "kendi dinlerine göre" bazı ayrıcalıklar tanımak durumunda oluyor, özellikle batı hukukunda tabi. yani kuracakları organizasyona üye olacak insanları yasal zeminlerde/meselelerde çeşitli şeylere karşı korumaya yönelik birşey. kuruluşun daha bilinen adı: fellowship of the cosmic mind (evrensel akıl kardeşliği). organizasyonun web sitesiesi:http://paleochristianity.org bu sitenin yakında bazı kısımlarının/videolarının Türkçe bir versiyonu eklenebilir bizim çeviri ekibimizin çalışmalarımıza paralel olarak.)

S: (gülüşme) (L) ... Bize paleo-hıristiyanlığı tanımlayabilir misiniz?
C: "Düşüş" öncesi tüm insanların kavradığı/hakim olduğu alemlerin bilgisi.
S: (L) Peki neden Hıristiyanlık deniyor? Hıristiyanlık bildiğimiz Hıristiyanlıkla sınırlı değil mi?
C: Oo hayır! Kelime tekel altına alındı ve Hıristiyanlık diye bildiğiniz herşey saptırıldı. Örneğin ilk "Christ"(Mesih) bir kadındı.
S: (L) Pekala. Bogomiller ve Katarlar (Cathars) o orijinal gerçeklik hakkında doğruya yakın bir kavrayışa sahip miydi?
C: Doğrulara çok yakın bazı şeyler biliyorlardı ama kendi zamanlarının pek çok sapmış dini fikirlerinden de
etkilendiler.
S: (L) Peki Paleo-Hıristiyanlık'ın önemi nedir?
C: Aleminizin ve türünüzün yaşaması için tek ümit.
S: (L) Ne anlamda?
C: Amacın birleştirilmesi: psikopatinin gizli tertibinin bir sonucu olarak kafanızın üzerinde sallanan yıkımdan kurtulma ve sakınma.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, konuştuğumuz tartıştığımız süreçler giderek yaklaşıyor, öyle mi?
C: Evet. Aşağı yukarı. Bu taraftan da yürütülen bazı faaliyetler var. Zaman "kısalıyor", aslında zamanın
mevcut olmamasına rağmen. Yılanlar kadar akıllı, güvercinler kadar nazik olma hakkında söylediklerimizi
hatırlayın.
--------------------------------------------------------------

bozadi

#767
İlk mesihin bir kadın olması! İlginç bir bilgi/olasılık. Düşüşten sonraki dönemlere dair bu sanırım. Düşüşten önce mesih ihtiyacı olduğunu sanmam.

Tgur

#768
Tahminen monoteizmin başlaması ile yani düşüşten sonra devreye alındı çünkü tapma tapınma monoteist anlayışla kuvvet bulur düşününce topluma bir ayrılık dayatması yapmak için tapma ve tapınma uygulamasının cezalarıyla sunulması gerek.

Tgur

#769
İSİM BENZERLİKLERİ İLE ALDANIŞI ANLAMA

Celseler üzerinde çalışırken 74 binlik zamanda ileri geri gitme yoluyla insanlara verilen bilgilerde oynama  4KH nin bir numaralı uğraşısı ve aldatılma illüzyonları üzerinde karışıklık yaratarak olanları içinden çıkılmaz ve uğraşmayı terk ettirecek vaziyete sokmak ,destansı hurafelerle tarih denileni etkilemek başarı gösterdikleri en belirgin oyun,

Monoteizmin ve hemen hemen dinler programının başlangıcı İbrahim ile başlanmış gibi görüldüğünden safiyane araştırmayı onun üzerinden yürütmeye çalıştım ,ancak tam başarıya ulaştığımı söyleyemem yalnız Lauranın ,Nuh hakkında ve Kometler Musanın Kuyrukları ve Boynuzları Dünyanın Gizli Tarihleri gibi yazılmış eserlerinde çözülmüş halin detayının olduğunu biliyorum ama lisan olmadığından çevirileri takip etmek de güç ve yorucu olduğundan kifayetsiz kalıyorum,

Araştırmalarımda bulduğum bazı gerçekleri belirtmek istiyorum ve bunun bile bu bilgi karıştırmasının ne kadar güçlü olduğunu ortaya çıkarıyor ,

AKHENATON -MUSA-İBRAHİM ve NEFERTİTİ -SARA-TRUVALI HELEN aynı şahıslar ve birbirleriyle ilişkili farklı kişilikler halinde efsanelere daha doğrusu aldatış senaryolarına isimler halinde serpilmişler ve karışıklıklara sebep olmuşlardır,oysa tarihin kayıtlarına dikkatle bakarsak bu şahıslar M.Ö.2000 e kadar sıralanan tarihlerde yaşamış ölmüşlerdir ,bu hazin gerçekle biz insanlığın bu aldatma faaliyetlerine bakıp kesin hususlar arayışında kalmışız ama muhtelif anlatışlarla karmakarışık bir durumda birbirimizin tarihsel yanılgıları ile uğraşıp işin içinden çıkılmaz bir belirsizlikteyiz.

Neticede kendi bildiği tarihsel hususlarla karşılaşamayan ve onda takılı kalan bu KH karıştırmasından bihaber kişilere bizim gelebildiğimiz gerçeklerle yanaştığımızda şiddetli bir karşı zihinsel blok görüyoruz,

Umumiyetle bu blok tekrar belirtiyorum bilgilerde takıldıkları bir noktada oluyor veya kendilerince tabulaştırdıkları kişilerin yorumlarıyla kalıyor,

Diğer yandan bizim gelebildiğimiz gerçekler de bir takıntı konusu olabilir ama baktıkça daha doğrusu neler yazdığımızı inceledikçe daima hakikat diye belirlediklerimizin ana yapısı durmayı şiddetle ret eden bir zihni önermekte, bu noktada verilen bilgiler tükenmiş gibi olduğunda ne yapacağız ,

Hayallere geçeceğiz ,

Zira var oluşun özünde başlangıçta bir hayalle oluşmak var..Bu hususu vurgulayan bir alıntı,

----------------------------------------------------
C: Öncelikle, tartışılan son konuya dair yanlış yorumlamalar nedeniyle bazı karışıklıklar var. Boyutlar ve yoğunluklar aynı şey değildir!!!! Boyutlar kati olarak düşüncenin hayal bölümünde meydana getirildiği
şekliyle evrensel bilincin bir neticesidir. Yoğunluk, bir ile birliğe yakınlık bakımından ölçülen gelişim seviyesi anlamına gelir... Döngü. Yani, çupakabralar insan bilincinin bir yaratımıdır ve insan varlıkları da çupakabraların bilincinin bir yaratımıdır. Anladın mı? Şimdi sizin için bir şok edici geliyor: Eğer biri sizi "hayal etmiş" olmasaydı varolmazdınız.
S: (L) Bizi kim hayal etti?
C: Şu anda önemli değil. Siz resmen birinin hayalinin "ürünlerisiniz", başka birşey değil!!!
S: (L) Tanrı'nın bizi hayal edip yaratmasını mı kastediyorsunuz?
C: Hatırla, "Tanrı" yaratılışta varolan herşeydir, yani tüm bilinçtir. Çünkü varolan herşey bilinçtir ve bilinç varolan herşeydir.
----------------------------------------------------------

Burada bahsi geçen hayal boş hayaller değildir ,iç güdüyle desteklendiğinde gerçeklikler oluşur ,kısaca sadece hayal edip onu iç güdünün itilimi desteklemediğimizde onlar "boş hayal "olur ve öylece kalırlar ,biraz felsefeye daldık,

İç güdünün de ayırımını yapmak lazım ,iç güdü ile aklın çıkardığı ayrıdır akıl bulunulan yer ve zaman ile kriterleşmiş veya done leşmiş de diyebiliriz 3B mantıksal hususlardır ve yaşadığımız yerde bolca bilim bağnazları da doğurmuştur ,yani beş duyu ile sınırlanmış hususları baz alır ve dünyayı bu sınırlamalar dışında olamaz kabına koymuşlardır ,fazla dağıtmadan ,iç güdü ise bizim morfo genetik de diye adlandırılan madde ve eter karışımı olan alemden gelen değerimizdir ,

Eğer biz bol bilgi ile takıntılardan sıyrılıp bu iç güdüye dikkat eden bir yapıya gelmişsek onun ne söylediğini anlayabiliriz ve aklın çıkardıklarına karıştırmayız,

Bunu vurgulamak için de bir alıntı,sonu ise çarpıcı,
------------------------------------------------------------

C: Öyle mi? Bir çizgiyi sürekli olarak uzatırsan ne olur?
S: (Laura ve S---) Sürekli uzar.
C: Öyle mi?
S: (L) Hı hı!
C: Nereye uzar?
S: (SV) Sonsuza kadar. (J) Kendine döner. (L) Bilmiyoruz.
C: Ou, biri "Kendine döner." dedi.
S: (J) Kuyruğunu tutan bir yılan gibi.
C: Bunu neden bilmiyoruz?
S: (L) Çünkü bilmiyoruz. Uzayın eğimli olduğu tahmini...
C: "Çünkü bilmiyoruz." Peki neden bilmiyoruz?
S: (L) Çünkü oraya gitmedik.
C: Kolomb keşfi öncesinde İtalya ve İspanya'nın dışına çıkmış mıydı?
S: (L) Tamam, bir çizginin sürekli uzaması durumunda sonunda kendine döneceğini varsayıyoruz...
C: Hayır, hayır, hayır bekle! Bir soru sorduk!
S: (L) Elbette Kolomb'un orada birşey olduğuyla ilgili bir fikri vardı ama oraya henüz gitmemişti, hayır. Ama gitti ve buldu.
C: Sadece bir fikri mi vardı?
S: (L) Evet, bence öyle.
C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini
durdurmadı. Ama sen "Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!" dediğinde yaptığın şey bu.Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik.Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..
S: (J) Kendine geri döner.
C: Doğru.
S: (L) Tamam, demek büyük bir kürede yaşıyoruz!
C: Öyle mi?
S: (L) Öyle anlaşılıyor. Yoksa büyük bir daire mi?
C: Ah ah ah. Daha fazla çalışman ve öğrenmek gerekiyor canım. Daha fazla çalışman gerekiyor. Albert Einstein'ın bile ne olduğuyla ilgili bir teorisi vardı.
S: (L) Evet ama sadece bir teori.
C: Ou, o halde teoriyi bırakmak gerekiyor demek. Hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Sadece bir teori. Unutalım gitsin.
S: (T) Ben hala daireyi genişletiyorum... (SV) Ben de.
C: Çok iyi, fikir buydu. Gidiyor, gidiyor ve gidiyor.
S: (L) Benimki de gidiyor, ama kendine dönmedi ve hiçbirşeyle karşılaşmadı. Anlatmaya çalıştığınız nokta nedir?
C: Bir nokta mı olması gerekiyor?
S: (L) Elbette!
C: Kim demiş? Öğrenmenize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu sürecin ne zaman sona ermesini bekliyorsunuz?
S: (J) Hiçbir zaman. (L) Tanrım, umarım hiçbir zaman.
C: Öyleyse hiçbir zaman bir nokta yok!
S: (J) Anlatmak istediğiniz noktayı anladık! (L) Nokta falan yok. [Gülüşme] Daireyi dışa doğru genişletirsen ve daire tüm yönlere doğru genişlerse, yedi çizgiyi de kendisiyle birlikte çeker ve kapsanan kesitlerdeki alan da sürekli artar ve sonra o daireyi çevirdiğimizde bir küre olur.
C: Aynen öyle. Ama Laura bunun büyük bir kürede yaşıyor olduğumuz anlamına geldiğini söylüyor. Ve belki de öyle.
S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü..(L) Beni sinirlendiriyorsun... (T) Ama sonsuza kadar gidiyor... Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.
C: Yok mu?
S: (SV) Yok.
C: O halde belki başlangıç da yoktur.
S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk...
C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?
S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.
C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar.
Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan
kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken
düşünün!
------------------------------------------------------------
Sonuçta bir büyüğün sözü ve benim ilgili dörtlüklerim

"Ümidim ile hayalim yaşarsa ben de yaşarım " C.Ş.
-------------------------------------------------
22.07.2006

Bilgi sonsuzluk içermiyorsa evrensel değildir
Yazıtlarda onun için anda anlaşılmayan şeyler de söylenir
Düşünce motorunu çalıştırmayan sözlere kilitlenmek
Yorum şeyhlerinin etrafında müritleri belirtir


Zaman yorumları ile bilinçleri halkalamak
Bu halkalardakine hükmedip sultanlık taslamak
Haris bireylere hastır
Evrenseldekinin işi ,bu hallerden kaçmak



Tgur

#770
KH KONTROLUNUN KAYBEDİLMESİ

Sık sık bu tartışmaları yapıp sizleri bazen sıktığımın farkındayım ama bir acelecilik itilimi altındayım sanki sonraya bırakmıyayım diye bir telaş, kimbilir benim kuruntumdan ibarettir belki de ,mazur görün,

Son zamanlarda Fransada başlayan ve diğer Batı ülkelerine sıçrayan Arap Baharı gibi KH maniplasyonu dışı gibi gözüken isyana benzer hareketlerin yayıldığını görüyoruz ,acaba şu alıntıdaki gibi durumun belirginleşmesi midir ,
-------------------------------------------------------------

S: (L) Son iki soru. Bir keresinde "krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin dışına çıkma çabası" anlamında birşey söylemiştiniz. Ben bunu bir tahtın suistimal edilmesiyle ilgili olarak anlamıştım ama sonra krallık soylarının önceden belirlenmiş faaliyetlerinin ne olduğunu bilmediğimizi fark ettim. ...
C: Kontrol.
S: (L) Neyin kontrolü? İnsanların mı?
C: Yakın.
S: (L) Bir anlamda gerçekliğin kontrolü mü?
C: Aynı derecede yakın değil.
S: (L) KH hakimiyeti anlamında kontrol?
C: Evet.
S: (L) Başka önceden belirlenmiş faaliyetler var mı?
C: Gerek var mı?
S: (L) "Çıkma mücadelesi" derken kontrol kaybı mı? Krallık soyları kontrol mü kaybediyor?
C: Yalnızca döngünün kapanması öncesinde enerjiler biriktiğinde.
S: (L) Aradığım ipucu nedir? Bunun dışına çıkma mücadelesi... Bir isyan gibi... bu olayların belirli bir döngüsü... belirli bir zaman periyoduyla mı ilgili bu?
C: Yeniden incelemen gerekiyor.
--------------------------------------------------------------------------
Ve Paleo Christianity ile ilgili alıntıladığım son bölüm tekraren,
---------------------------------------------------------------------------
S: (L) Peki Paleo-Hıristiyanlık'ın önemi nedir?
C: Aleminizin ve türünüzün yaşaması için tek ümit.
S: (L) Ne anlamda?
C: Amacın birleştirilmesi: psikopatinin gizli tertibinin bir sonucu olarak kafanızın üzerinde sallanan yıkımdan kurtulma ve sakınma.
S: (L) Yani diğer bir deyişle, konuştuğumuz tartıştığımız süreçler giderek yaklaşıyor, öyle mi?
C: Evet. Aşağı yukarı. Bu taraftan da yürütülen bazı faaliyetler var. Zaman "kısalıyor", aslında zamanın
mevcut olmamasına rağmen. Yılanlar kadar akıllı, güvercinler kadar nazik olma hakkında söylediklerimizi hatırlayın.
--------------------------------------------------------------------

bozadi

#771
Son yıllarda Avrupa'da pek çok ülkede oldukça ciddi boyutlarda kitlesel gösteriler oldu. Hatta bizim Gezi olaylarının da aynı enerjiyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Arap Baharı denen şey İslam coğrafyasının daha büyük negatif kontrol altında bulunması nedeniyle daha kolay yozlaştı, KH güçlerinin işine yarayacak şekilde çok manipüle edildi ama yine de onun da bazı pozitif etkileri olduğunu düşünüyorum. Kitlelerin sorgulama, uyanış eğilimleri güçleniyor. Geçen yıllarda Avrupa'daki (örneğin İspanya'daki) ve ayrıca Türkiye'deki Gezi süreci gibi uzun süreli kitlesel gösterilerin de elbette şiddetli bir şekilde negatife kayması için KH güçlerinin birşeyler çevirmeye çalıştığına şüphe yok ama bence negatiften çok pozitif etki sağladı.

K'lar bir celsenin başında pozitif anlamda bir "Devrim" vurgusu yapmışlardı sanki bu kitlesel meydan okuma gösterileriyle ilgili olarak.

Erdoğan ve AKP'lilerin geneli, kendi bakış açılarından haklı olarak Gezi'ye de, Gezicilere de lanet okuyorlar belki ama Erdoğan öncülüğünde AKP içinde meydana gelen bazı gerekli ve hayati kırılmalarda Gezi'nin önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Yani örneğin Erdoğan'ın ABD'yle mesafeyi artırıp Rusya'yla ve müttefikleriyle yakınlaşma yönünde önemli adımlar atmasında, Atatürkçülerle ve Solcularla kısmi de olsa uzlaşma arayışına girilmesinde, başka bazı önemli faktörlerle birlikte Gezi olaylarının yarattığı baskının da etkisi olduğunu düşünüyorum.

Ve evet, bu süreçler İlüminati Ailelerinin / Kraliyetlerinin dünya insanlığı üzerindeki kontrollerinin zayıflıyor olmasıyla bağlantılı bence. Önümüzdeki günlerde çok daha ciddi kitlesel gösteriler olabilir hem Türkiye'de, hem de dünyanın çeşitli yerlerinde. Hem pozitif, hem de negatif güçler bu olayları kendi çıkarlarına yönlendirmeye çalışacak doğal olarak ama genel itibariyle bu süreçler "gerekli" ve "kaçınılmaz" olacak sanırım.


Tgur

#772
Haklısın Bozadi,
Gezinin çok değişik tavrı ve etkileri vardı ,onu bütün bunlardan ayırıp değerlendirmek gerek,onda sipiritüel farkındalığa ulaşmışların özellikle gençlerin alışılagelmedik davranışlarını  , partizan güçlerden arınmış sevgi, sanat,espri dolu faaliyetler gördük.



Tgur

#773
DAİRELER  İÇİNDE DAİRELER

Ruhsal gelişimin farkındalık kriterlerini belirtirken başlangıçta merdivenler, kademeler, değişik ebattaki yuvalar v.s. den bahsedilir hiyerarşik bir yapı gözümüzün önüne gelir ve bunlar adeta birbirinden ayrı yalın kendine öz farklılık gösteren birbirine tepeden bakan özelliktedir ,her bir kademedeki birikimi yapan bu var oluş nesneleri bir nevi ayrılığı anımsatırlar,"bak sen daha bilmiyorsun öğren de gel" ayrılığı ,

Oysa gerçek bu değildir ,bu anlatılanda "bir" bütünlüğünü baz alarak değerlendirme yapmalıdır ,ne anlatmak istiyorum,

Daireler var oluşun temelinde çok büyük özellik arz eder ,eğer daire çemberinin ölçüsünü hesaplamada Pi katsayısının bir rakam gurubunu sabit tutarsak konumuz sınırlı ortamda hapistir ,bir tek dairede anlayışımızı kilitlemişizdir ,

Uzatmadan, Pİ katsayısı 3,1416 ve bundan sonra yani virgülden sonrakiler sonsuza uzanır ,biz bir daire çemberini hesaplarsak ve sadece bu 5 rakamlı bütünlüğü devreye alırsak konumuz tek dairedir,eğer hesabımızda bu 5 li katsayı gurubu değil de 3,14161 i 6 lı rakam gurubunu alırsak dairemizin çember bütünlüğü daha değişiktir ,evvelce ben bu değişik daire sistemini frekansla bütünleştirmiştim yani frekans denilen o titreşimi izah etmeye çalışmıştım ,ancak şu anlarda "daireler içinde daireler" ifadesi ile ruhsal gelişimde o ayrı sandığımız merdivensi kademelerin dışında "bir" in daireler içinde daireler şeklinde düşünülmesi ve böylece ayrılığı yok eden bir anlayışa gelmemiz işaret ediliyor,

Yani ben bilgide biraz zorlayıp kendimi değişik bir ruhsal farkındalığa ulaşmışsam dikey gerçeklikle hemen etrafımda olan diğer diyeceğim ama esasta benden ayrı olmayan daha geniş dairemle aynı dili konuşmaya yahut onun sözlerini anlamaya başlamışımdır kanal kanal diye bolca bahsettiğimiz herkesin kanalı olabilir diye ısrarlarımız bu paradigmayı ortaya koyuyor,

Bu arada Dikey Gerçeklik nedir incelememiz lazım,sonraki konumuz muhtemelen o olacak,

Kanalın ısınması veya bu kanallara negatifin girmesi işini de böylece daha belirgin anlatabiliriz ,3B deki dairede olan ben 3B anlayışı ile yani varsayımlarla, kişisel meselelerle ,kehanetimsi isteklerimle sorularımı sorup cevaplar istersem bir ananın çocuğuna davranışı gibi muamele görürüm  dışımdaki daireler içindeki daireler bölümünden, bir bütünlüğünden ,isteklerime uygun beni o an avutan bilgiler alırım,adeta pışpışlayan takılmış olduğum çıkamadığım o bilgi ve hallere göre cevap alırım ,Ra daki medyum dostumuz Carla Rueckert ve K.daki Lauranın İSA inanç takıntısında olduğu  gibi..

Bunlara daha bir çok misal bulabiliriz ve K.ların sorularınızı şahsi meseleler dışında sorun istekleri gibi,

İlgili alıntılar ,

--------------------------------------------------------------
S: (T) Antarktika'daki bu yeraltı üslerinden herhangi biri, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından mı
yapıldı?
C: Grup.
S: (T) Naziler mi?
C: Unutmayın, herşey döngüler ve daireler içinde yapılanıyor.
S: (L) Yani bu tüneller Konsorsiyum tarafından yapıldı ve onlara ait, doğru mu?
C: Daireler içinde daireler.
S: (L) Masonlar gibi mi?
C: Bahsettiğimiz kavramın örneklerinden biri.
---------------------------------------------------------------
C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini durdurmadı. Ama sen "Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!" dediğinde yaptığın şey bu.Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik.
Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu'ya veya Batı'ya ya da Kuzey veya Güney'e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..
----------------------------------------------------------------
C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt
göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır,değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü'ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken,derslerinizden keyif almanızı istiyoruz...
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Daha spesifik olmamı istiyorsunuz, o zaman şöyle sorayım. Zaman anlayışlarından birine göre zaman her zaman "şimdi." Pek çok insan pek çok başka "şimdiler" hatırlıyor, bazıları hiçbir "şimdi" hatırlamıyor ve hafıza sanki beklentinin ters işlevi gibi görünüyor. Beklenti adeta "geleceğin" anısı ve geçmişin bir zıt beklentisi. Eğer zaman yalnızca "şimdi" ise, hafıza nedir?
C: Algıların bilinçli ve bilinçaltı kaydı.
S: (L) Tamam. Eğer hafıza algıların bilinçaltı ve bilinçli kaydıysa, yeteri kadar hafıza toplandığında kişi "zamansız" mı oluyor?
C: Kişi her zaman zamansız.
S: (L) Peki kişi ne zaman zamansızlığın farkına varır?
C: 4'üncü yoğunlukta.
S: (L) Elektronun hafızası var mı?
C: Elektron 7'nci yoğunluktan alınıyor.
S: (L) "Atomik Yapı" olarak tanımladığınız ekin çemberinin resminde içiçe daireler vardı ve üçgenin köşelerinin dışında üç şey vardı. Biri zikzak şeklinde, biri düz ve biri de tekerlek gibi. Zikzak şeklinde olan elektron mu?
C: Doğru kavram değil. Atomik yapı elemantal atomları birleştiriyor.
S: (L) Elemantal atomun sıradan bir atomdan farkı nedir?
C: Elemantal tekil yapı anlamında. Elektron atomik yapının bir elemanı.
S: (L) Atomda hafızayı tutan birşey var mı?
C: Hafıza subjektiftir, atom subjektif değildir.
S: (L) Bazı atomlar biraz subjektif görünüyor.
C: Hayır, bu senin yorumun.
--------------------------------------------------------
S: (L) Hem de nasıl. Mantıklı şeyi yapmaktan korkar hale getirdi bizi, en hafif deyişle. Pekala. Bunu nasıl yapacağımızla ilgili herhangi belirli bir öneri? Üyelik falan yani, çünkü bu temel olarak QFS için ve daha fazla katılım göstermek isteyen forum üyeleri için bir yasal koruma olarak tasarlanmıştı.
C: Farklı insanların, kendileri için rahat ve mümkün olan derecede katılımda bulunabilmelerine yönelik farklı üyelik seviyeleri olmalı. Geliştikçe daha geniş çemberle bağlantıya geçecekler. Çünkü bu seviyeler hiyerarşik değil, daireler içindeki daireler şeklinde olmalı
------------------------------------------------------------

Tgur

#774
DİKEY GERÇEKLİK

Daireler içinde daireleri tamamlayan ,daha doğrusu o izahımızda iç ice geçmiş olup birliğin farkındalık olgusunu belirleyen daireler içindeki dairelerin irtibatları dikey gerçeklikle olmakta,yani bir daireyi teşkil eden zihinsel bilgi/farkındalık /oluş bu dikey gerçeklikle bir birinin sesini duyan hale geliyor konuyu daha belirgeyen alıntılar sunuyorum,

-----------------------------------------------------------------
S: (L) Asıl önemli olan TR'nin ve ilişki kurduğu diğer o insanların... (T) Ortak bir deneyimi mi paylaşıyoruz?
C: Yakın.
S: (T) Hepsinin kökeni aynı mı?
C: Evet.
S: (L) Bu köken nedir?
C: Neormm.
S: (L) Neromm mu?
C: Sizin dilinizdeki en yakın karşılığı.
S: (L) Bu bir yer mi?
C: Evet.
S: (L) Nerede?
C: Yıldız rehberlerini kontrol edin.
S: (T) Bu bir yıldız mı? Uzunvadeli ilişki kurduğum özel bazı insanlarla başka bir yıldızdan mı geliyoruz?
C: Dikey gerçeklikte.
S: (T) Aradığımız Oryonlu ben miyim?
C: Hayır.
S: (L) JR de onlardan biri mi?
C: Hayır.
S: ... (T) Kafam karıştı. (J) Benim TR'yle olan ilişkimin önemi nedir? (L) Onu insanlaştırmak mı? [Gülüşme]
C: Açık.
S: (T) Açık bir ilişki! (J) Hayır, değil. Bu bir evlilik. Üzgünüm! (T) Evliliği sen istedin! 27 yıldır gayet iyiydik... (F)O kadar oldu mu? (T) Yo, sadece öyle hissettim. (L) Pekala! Şimdi neredeyiz? TR'nin dikey bir gerçeklikten geldiğini ve bunun hayatı boyunca kendini çeşitli şekillerde gösterdiğini ve şu dönemde yaşadıklarının da bununla ilgili olduğunu keşfettik, doğru mu?
C: Evet.
S: (T) Dikey gerçeklik nedir? (L) Dikey bir gerçeklik! (T) Ou, teşekkür ederim! Bu herşeyi açıklıyor. (L) Yanyana farklı gerçeklikler var; demek bu da dikey bir tanesi...
C: Boyut sınırı geçişinde kesişecek.
S: (L) Diğer bir deyişle boyut sınırıyla kesişen bir gerçeklikten geldiği için zihnen onunla bağlantı halinde, öyle mi?
C: Hayır.
S: (L) Sadece denedim. (T) Bana da iyi görünmüştü. Bir acil çıkış kapım olurdu!
C: Birleşiyor.
S: (L) Tamam, yani TR dünyadışı dikey bir gerçeklikten gelen kısmen dünyadışı biri ve bu onun, aynı
gerçeklikten gelen kişilerle etkileşmesine neden oluyor. Ne olmuş? [Gülüşme] (S) Yapacak bir iş! (J) Hobi.
C: 3'üncü yoğunluk düşünüyorsunuz, bir bilgi "tazeleme" celsesine ihtiyacınız var!
S: (T) Kasyopya Bilgi Takviye Kursu. (L) Sadece herşeyin neyle ilgili olduğunu anlamaya çalışıyorum. Tüm bunlar nereye varıyor?
C: O halde size aktardıklarımızdan ve aynı zamanda kendi içinde "kilitli" durandan öğren. Yani, anahtarı
bulma zamanı!
S: (L) Elimizdeki bilgilere bu şekilde mi bakmamız gerekiyor? (J) Bunun, Laura'nın son bir buçuk gününü...
C: Lütfen bizi oraya veya buraya "itmeyi" bırakın ve sadece serbest bir şekilde öğrenin.
S: (L) Bence gezegendeki herkes şu anda bunu yapıyor. Her zaman, alternatif bir gerçekliği paylaştıkları
insanlarla ilişkiler oluşturan farklı gruplar var. (J) Yani birbirimize mi çekiliyoruz? (F) Doğru. Bana anlamlı geldi. (L) Peki o zaman biz hangi alternatif gerçekliği paylaşıyoruz? Yoksa aynı alternatif gerçeklikten gelmiyoruz da, her birimiz farklı bir alternatif gerçekliğin temsilcileri ve bağlantı noktası mıyız?
C: Son kavram aynen doğru!
S: (T) Hepimiz kendi grubumuzu mu temsil ediyoruz?
C: Güç arttırmakla ilgili olarak ne söyledik?
S: (L) Yani her birimiz kendi gerçeklik grubumuzla bağlantılıyız ve...
C: JR, ilgili cümleleri hepinize tekrar okusun.
S: (L) Belirli insanlar, veya belki herkes, kendi içlerinde kilitli olarak veya bireysel elektromanyetik alanları içinde enerji paketlerine veya bilgilere sahip...
C: Yapbozun parçalarının bir araya getirilmesi gibi.
S: (L) Biz bir yapbozun parçaları mıyız? (J) Evet, bunu zaten biliyorduk.
C: Bir parça kağıda dikey bir kesişim çiz.
S: [Bir kağıda bunu çizdik] (L) Böyle mi?
C: Hayır, ters bir "T" harfi gibi yap.
S: (L) Tamam, işte bu. [Çiziyor] Şimdi...
C: Sonraki sayfayı kullan ve bu sefer daha yakın çiz ama sol alt köşeye değil.
S: (L) Oldu mu?
C: Hayır, sol alt köşeden daha uzak olsun. ...
S: [Tekrar deniyoruz]
C: Çok daha küçük olsun.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Oldu mu?
C: Merkeze yakın.
S: [Tekrar deniyoruz] (L) Şimdi nasıl?
C: Şimdi diğeriyle birleştir.
S: (T) Üstten mi, alttan mı?
C: Hafif farklı bir açıyla.
S: [Deniyoruz] (L) Böyle mi?
C: Tekrar deneyin.
S: [tr deniyor] (T) Sanırım bunu kastediyorlar. (L) Bu mu?
C: Hayır.
S: [tr tekrar deniyor]
C: Tabanları birleştir.
S: [tr tekrar deniyor] (L) Neden tablada kendiniz çizmiyorsunuz? [Kalemi planşete iliştirerek kağıdın üzerine koyuyor] Evet arkadaşlar, çizin! [Planşet şekli çiziyor]
C: Şimdi siz devam edin...
S: (J) Spiral mi?
C: Hayır.
S: [tr, her yöne dikey uzantıları olan çokgen bir şekil çiziyor] Bunu mu kastediyorsunuz?
C: Şimdi tabanı daireselleştirin... Şimdi bir dış dairenin içine alın... Şimdi başka bir sayfaya temiz bir
kopyasını yapın.
S: (J) Bu bir ekin çemberi mi?
C: Yapıldı, evet. Dikey gerçekliklerin birliğini temsil ediyor.
S: (L) TR'nin geçtiği kasaba, bir dikey gerçeklik kasabası mıydı?
C: Yakın. Yedi çizgi gerekiyor.
S: (L) Gruptaki her bir kişi bir çizgi mi?
C: Evet.
S: (L) Sonunda yedi çizgimiz mi olacak?
C: Evet.
S: (T) Buradaki beş kişi, çizgilerden beşi mi?
C: Açık.
S: (T) Bu diplomatik bir yanıttı, değil mi? Bu kavramla ilgili öğrenebileceğimiz başka şeyler var mı?
C: Elbette!
S: (L) Yedi çizgi yerini bulduğunda, bu bizim gücümüzü/bilgimizi katlayarak arttıracak mı?
C: Patlarcasına.
S: (L) Bu süreci durdurmaya yönelik bu kadar saldırı ve bu kadar girişim olmasının nedeni bu mu?
C: Kısmen.
S: (T) Tamam, kağıt üzerinde yedi çizgili olarak şekli çizdik. Şimdi bu şekille ne yapacağız?
C: Açık.
S: (T) Sanırım bu sadece bir dersti. (L) Dairenin merkezinde ne var?
C: Herşey yerini bulacak, şimdi bunun önemi üzerinde düşünmeniz gerekiyor ve bizim de iyi geceler
dememiz gerekiyor!
---------------------------------------------------------------
S: (T) Birkaç celse önce "Dikey Gerçeklikler"i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?
C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.
S: (T) Bize bu sembolü çizdirmiştiniz ve iki daire arasına yedi çizgi veya bölüm çizdirmiştiniz.
C: Doğru.
S: (T) Yedi optimal sayı mı?
C: Yedi her zaman optimal sayıdır. Yedi yoğunluk seviyesi vardır. Bu, gerçeğin tüm aşamalarına yansır.
S: (T) Bu süreçte etkileşim kurduğum, içinde bulunduğum dikey gerçeklikteki diğer bireyler de, benimle olan etkileşimleri bağlamında yapmaları gereken diğer şeyleri yapıyorlardı, öyle mi?
C: Doğru.
S: (T) Ayrıca, bu gruptaki her bir bireyin farklı bir dikey gerçeklikten geldiğini söylediniz.
C: Doğru.
S: (T) Bu, birbirimizin deneyimlerinden birşeyler öğrenmek amacıyla dikey gerçekliklerimizi birleştirmemiz anlamına mı geliyor?
C: Bu da doğru denebilir.
S: (L) İç dairenin bu gerçeklikle birleşme ve dış dairenin ve bağlantı noktalarının da, dikey gerçekliğin
"Dalga"yla birleştiği yer olduğu söylenmişti. O cümlede ima edilen şey, bu kanalın oluşturulmasının, bu
dalganın gelmesinde, bu değişimin meydana gelmesinde, bu boyut değişiminin, veya yoğunluk
değişiminin gerçekleşmesinde kilit bir rol oynadığı mıydı ve bu, başka yerlerde de yapılan birşey mi?
C: Bir kerede altı soru sorduğunuz için sizi tebrik etmek istiyoruz.
S: (T) Bir soru daha ekleyelim ve tam bir dikey soru olsun!
C: Neşe!
S: (L) Bireysel olarak veya grup olarak Dalga ile bir şekilde bağlantı halinde miyiz?
C: Elbette. Herşey dalgayla bağlantı halindedir.
S: (L) Bu çemberi oluşturarak, bir şekilde dalgayı etkinleştiriyor muyuz?
C: Bu ilginç yorumunu tam olarak kavrayamadık, ama dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz olduğu doğru. Daha önce de belirtildiği gibi dalganın, gerçekliğinizin bir parçası olması bakımından dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz var, her zaman vardı ve her zaman da olacak. Ve bu elbette, büyük döngüdeki ilerleyişinizle ilgili.Dikey gerçeklik de, çekirdekten dışa bir ilerlemedir ve bu da, tüm gerçekliğin ve var olan herşeyin diğer bir yansımasıdır. Şimdi, daha önce belirtilen görsel temsile dönmek istiyoruz. Fark ettiyseniz, iç daire, yedi çizgi aracılığıyla dış daireyle birleşiyor. Şimdi bu dış daireyi sürekli genişleyen bir daire olarak ve yedi çizgiyi de sürekli uzayan birer çizgi olarak düşünün. Elbette dışa doğru genişleme de dairesel bir şekilde olacaktır. Şimdi lütfen dışa doğru genişleyen bir dış daire ve genişlemeyen bir iç daireyi canlandırın gözünüzde. Bunun üzerinde düşünün ve sonra da bunun neyi temsil ettiğiyle ilgili düşüncelerinizi söyleyin.
S: (L) Bu, bilgimizin ve bilincimizin sürekli olarak genişlemesini mi temsil ediyor?
C: Bu da sürecin bir parçası.

-------------------------------------------------------------------
S: Tamam. Bu sonrasında beni , evrenin; ortasında bir örümceğin bulunduğu bir çeşit örümcek ağı olduğu fikrine ulaştırdı... bir çeşit genişleyen ve daha karmaşık bir 'dikey gerçeklik' düşüncesi. Tüm seviyeler kanallar veya yivler aracılığıyla birbirine bağlanmış. Çekimin herşeyi bağlayıcı etkisi merkezdeki örümcekten kaynaklanıyor... bir yerlere varıyor muyum ?
C: Dikkatini açık tut...
S: Bunu yapmanızdan nefret ediyorum!
C: Ama kendin keşfettiğinde de seviyorsun!
--------------------------------------------------------------------

Yoğunlukları bilyaların yuvalara oturma özelliği  tarifi ile biraz anlamıştık ve dikey gerçekliklerle eşleştirir gibiydik ancak burada farklı bir anlatım ile başka bir şey olduğu belirtilmekte ,şahsen ben tam kavrayamadım zamanla tartışarak oturtabiliriz,

Veya evvela benim anladığım kısmı belirteyim,  bu yorumumda  aktardığım bölümleri tekrar tekrar okuyunca bu kanıya vardım.

Bununla beraber tekrarlamanın bir sıkıntı değil gerekli dersi anlama yolunda çok önemli olduğunu şahsen tekraren idrak ettim..

Dikey gerçeklik matrisinde farkında olduğumuz konuya tam bir inanış ve vazgeçilmez bir oluşa geçmiş oluyoruz ve dışımızdaki daire ile konuşabiliyor anlaşabiliyoruz kısaca onunla bir gibi olup birliğe doğru yürüyen bir bilince geliyoruz ,yoğunluklar ise üst dairelerden haberdar olup onu benimsemeye başlamış durumdayız ama tam değil, fikir sahibiyiz, bir gün"kalkulüs hakkında bilgi sahibi olmaya başlayan köpek Percy" gibi,
--------------------------------------------------------------------
S: (L) Şimdi bunu bir tür dikey gerçeklik imgesi olarak algılıyorum. Ortada bir daire var ve daireye dik olarak uzanan gerçeklikler var. Bu düz uzanan gerçeklikler gidiyor, gidiyor ve sonunda ortadaki merkeze dönüyor, çünkü merkezdeki çekim onları geri getiriyor. Eşmerkezli bir dairede birşeyler oluyor veya atomun kabukları gibi. Bu merkezle ve bu dikey gerçekliklerle ilişkili olarak kabukları veya oluşun hallerini birbirinden ayrıştıran birşey. Dikey gerçeklik ile onun merkezle belirli ilişki noktalarını ayrıştıran dışa uzanışı arasındaki ilişki nedir? Bunun bilinçle ilgili olduğunu biliyorum ama yokluktan da bahsediyoruz.Varlık ve yokluk. Bu dikey gerçekliklerin varoluşun yedi yoğunluğu ile ilişkisi nedir? (ç.n.: dikey gerçeklik bir küreden dik bir şekilde dışa uzanan ama bir şekilde küreye geri kıvrılan boyutları ve/veya yoğunlukları (?) ifade ediyor gibi.)
C: Tam olarak doğru değil. Dikey gerçeklik bilgi/farkındalık/oluş matrisidir. Yoğunluklar yalnızca bilinç
enerjisi yönlendiricilerine dayalı deneyimsel ayrımlardır.
S: (L) Bilinç enerjisi yönlendiricileri nedir?
C: Kendini arkabahçenizeki sakinle karşılaştır. Kalkülüse bakışınız nasıl?
S: (L) Kalkülüsün tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama önemli olduğunu biliyorum. Bu tür şeyleri
öğrenebileceğimi hiç düşünmedim, o yüzden de denemedim. Ama sanırım bu önemli ve birgün bununla
ilgili birşeyler öğreneceğim. Arkabahçedeki köpeğimizin kalkülüsü faydasız bulacak olması bir yana,
bunun farkında bile olamaz. Bunun bilinç enerjisi yönlendiricileriyle ilgisi nedir?
C: Doğadaki herşey denge arar. Sözün gelişi bir gün, "Percy"nin gerçekten kalkülüsle ilgili bir fikri olacak.
S: (L) Yani bilinç enerjisi yönlendiricileri dikey gerçekliklere karşı yatay gerçeklikler gibi, öyle mi?
C: Yuvalar, canım, yuvalar. (ç.n.: birşeyin konduğu, yerleştirildiği açıklık anlamında)
S: (L) Bu yuvalar bir atomun kabuğundaki ortaya çıkan ve kaybolan elektronlara benzetilebilir mi?
C: İlgisiz. Hala diğer tüm yoğunluk seviyelerinin gerçeklik parametrelerini ölçmek için 3'üncü yoğunluk
farkındalığını kullanmaya çalışıyorsun. Uymaz! Arkadiusz'a çekim dalgalarının yalnızca onu daha yüksek kavrayışa götürecek yol olduğunu, nihai bir son noktaya ulaştıracak bir araç olmadığına güvenmesini söyle.
S: (L) "Yuvalardan" bahsettiniz. Nedir bu yuvalar ve kişi bir yuvadan diğerine nasıl hareket eder?
C: Şunu düşün: 7 boyda bilyen var. Yedi boyda da yuva var. Bilyeler nereye "oturur?"
S: (L) Bilyeler bilinçlilik birimlerini mi temsil ediyor?
C: Yakın. Veya bilinç seviyesi enerji rezonans profilleri ayrımları.
S: (L) Bu bilinç ayrımları gelişip değişiyor mu?
C: Evet.
S: (L) Ve bilgi edinme yoluyla gelişip değişiyorlar, doğru mu?
C: Temel olarak.
S: (L) Bilgi edinme enerji edinme gibi mi? Veya ışık? Işık enerjisi?
C: Pek sayılmaz. Bu, benzin istasyonunda arabanın deposunu doldurmanın hız kazanma gibi olduğunu
düşünmeye benziyor.
S: (L) Yani bilgi ve ışık, arabanın benzini gibi, ama hız kullanımdan geliyor, öyle mi?
C: Evet.
S: (L) Ve kullanım da...
C: Bilginin uygulanması enerji üretiyor, enerji de ışık üretiyor.
S: (L) Yani bu bilyelerden biri bir yuvadayken benzinle doluyor ve bu da onu diğer yuvaya mı taşıyor?
C: Ne!?!
S: (L) Sizin benzetmenizi kullanıyorum!
C: Hayır, benzetmeleri karıştırıyorsun!
S: (L) O zaman toparlayayım. Yuvalarda bilyeler var...
C: Bilyelerin yuvaya girmesine neden olan şey ne? Benzin mi?!???
S: (L) Tamam, benzini nereden alıyorlar?
C: O tamamen farklı bir benzetmeydi, sadece hatalı bir varsayıma yönelik yanıttı, başka birşey değil!
S: (L) Tamam, geri dönüyorum. Yuvalardaki bilyeler. Yuvalar nedir?
C: Yoğunlukları tanımlamak için bir benzetme.
S: (L) Bilyeler bir yuvadan diğer bir yuvaya mı geçiyor?
C: Ancak ve ancak uygun boya ulaştıkları zaman.
S: (L) Uygun boya nasıl ulaşıyorlar?
C: Sen nasıl ulaşıyorsun?
S: (L) Gelişerek sanırım.
C: Evet.
S: (L) Konuyu değiştirmek istiyorum çünkü o kadar derine iniyor ki hangi yöne gideceğimi bilmiyorum.
Beynim bununla baş edemiyor. Ark 1925-27 teorisinin sonraki girişimlerden daha iyi olup olmadığını
öğrenmek istiyor.

Tgur

#775
Böyle sık sık gündemde olmak istemiyorum ama sanki arkamdan itiliyor gibiyim,

YÖNLERİN OPSİYONEL OLMASI:

 (L) Bu vakada meydana gelmiş bir şekilde ve sonuç ortada. Oldukça korkunç. 4. yoğunlukta sağ ve sol olmadığına dair bir keresinde söylediğiniz şey hakkında düşünüyorduk da... Bunu nasıl kavramsallaştırabiliriz / anlamlandırabiliriz?
C: Bunu kavramsallaştırmak sizin için zor. Yönler sizin gerçekliğinizin algılanan sınırları içinde mevcut.
S: (L) Yani 4. yoğunlukta bireyler bir "nokta bilinci" halinde var oluyor ve kendileri istemedikçe maddesellik olmuyor, öyle mi?
C: Yakın.
S: (L) Möbius şeridinde sağ ve solun olmaması bununla ilişkili mi?
C: Evet.
S: (L) Möbius şeridini düşünmek hiç zor değil. Ayrıca matematikte bir ekstra boyut ekleyerek sağı sola çevirebildiğini biliyorum. Bu sorun değil. Böyle bir şeyi düşünmemizi tavsiye eder misiniz?
C: Eğer gerçeklikteki herşeyin yapısı daireselse, o zaman yön opsiyoneldir.

-----------------------------------------------------

Opsiyonel=tercihe bağlı demek,bu izahla  yönsüzlük duygusunun zor anlaşılır olduğu  bir gerçek,ama her şeyin dairesel yapıda olması işi bizi bazı yorumlara götürür,

Molekülü maddeyi meydana getiren atoma bakalım, hatta atom altına inelim quarklar ,mezonlar fermiyon ve bozonlar ,atom alimi değiliz hatalarımız olabilir ,ancak "hıggs bozonunun" fark edildiği söyleniyor var oluş aleminde maddenin oluşumu için gerekli bir alan diyorlar ve konuyu genişletmek için çalışmaları devam ediyor ,biz nötronun küçüğü dedikleri nötrinoyu iyi tanıdık yoğunluklar altında seyahat ettiğini ve nitelikli bir durumda bilgi taşıdığını biliyoruz,yalnız materyalist fizikçiler yoğunluk, boyut nedir bilgisine daha ulaşamadıkları için konuyu yerli yerine oturtmak peşinde değiller ,onların ölçekleri dünya cetveli bizim ölçemediğimiz bir şeye katiyen inanmam fikri bu tip kişilerin takıntı odaları,

Bu arada şu tesbitimi de belirteyim, takıntılı fizik alimleri insanlar size madde nedir diye sorduklarında sakın ukelalık yapmayın şu cevabı verin diye bir bölüm hatırlıyorum Tubitakın bilim dergisinde,"madde =partikül/enerjiden müteşekkildir" ,

Görüldüğü gibi partikülü yani sayılan veya ağrlığı olan kütlesel olan haliyle beraber atomun alt parçalarında o izah edip ölçemedikleri karakterleri hakkında "enerji" tanımını koyup geçiştiriyorlar,bu durumda maddenin tam yapısı izah edilemediği için doğmatik tanımını koyup kaçmaktan başka yolları kalmıyor..Maddeyi böyle belirsiz bir izahla bıraktıktan sonra bilinmeyen sizi neden korkutur ve materyalist takıntı odasında kalmayı seçersiniz,

"Bilinmeyen",

İşte bizim çabamız da tam bu son sonuçla ilgili, bizler bu bilinmeyeni çözmeye doğru bilgiyle giden takıntı odasından çıkmış merdivene hamle yapmışlarız.

Konuda felsefik ama düşününce oldukça gerçek olan kısımlarına dalıp uzatmadan esasa gelince,bu atom altı parçalarının ortak bir özelliği var, hepsi dönüyor ve "spin" diye adlandırılıyor ve bu dönü bazen tam bazen yarım bazen de üçte bir oranında oluyor ,Bu durumda fazla derine gitmeden K.ların şu cevabını getirelim,

"C: Eğer gerçeklikteki herşeyin yapısı daireselse, o zaman yön opsiyoneldir"

Bunu daha iyi izah için "dairesel düzlem"i ortaya koyacağım ,zira yönsüzlüğü anlamak için dairesel düzlemin ne olduğunu da anlamaya çalışmamız lazım ,özetle dairesel bir yapıya lineer sınırlar koymadan düşünmek gerek,  bu dairesel düzlemde olduğunuzu kabul edin, yön sizin tercihinize bağlı kalır, tasavvur etmek çok zor..Kendini nokta halinde düşünmek de bir başka yol,

Çünkü yazılımımıza bu linner bakışa bağlı kalmak işlenmiş, zamanla beraber,

Bununla ilgili,
--------------------------------------------------------------------
S: (A) Einstein'ın çekim teorisi ve kozmolojisinde evrenin kapalı olduğu söyleniyor, dolayısıyla evren küre biçiminde bir yüzeye sahip olarak görünüyor....
C: Bunda sadece tek bir evrenin varlığı kabul ediliyor. Farklı nitelikte başka evrenlerle bağlantı kurulmuyor ve Einstein'ın teorisindeki hata da burada yatıyor. Fakat Einstein'ın Birleşik Alanlar Teorisi'nin bilinen pek çok geçerlilikleri var. Neden bu yolu izledi bir kere? Bu, hipotezleri arasında bir birleştirme amacına yönelikti. Bu birleştirme gizlice yapıldı.
S: (A) Tamam. Yani şimdi bir maddi dünya var ve bir de spiritüel dünya ve matematik de bu iki dünya arasında köprü kurmamıza yardım ediyor. Materyal dünyayı, alanları, parçacıkları, dalgaları, kuantum dalgalarını matematikle nasıl tanımlayacağımı biliyorum. Ama diğer kısmı, ruhsal kısmı tanımlamak için gerekli matematiksel kavramları bilmek istiyorum. Şu anda bu ruhsal kısım hakkında bildiğim tek şey,bilincin en saf enerji biçimi olduğunu söylemiş olmanız. Enerjiyi tanımlamak için kullanılan matematik kavramları bilinci tanımlamak için de kullanılmalı mı? Yoksa başka birşey mi gerekiyor?
C: Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşırsın.
S: (A) Oraya kesinlikle matematiksel kavramları kullanarak ulaşmamız gerekiyor, tamam, ama benim sorum;HANGİ matematiksel kavramlar? Ne tür matematiksel kavramlar? Hangi yönde? Bilincin nasıl matematiksel olarak modelleneceği ve fiziksel dünyayla arasında bir köprünün nasıl kurulacağı konusunda HİÇBİR FİKRİM yok. Bu nasıl yapılır? Bana bir başlangıç noktası verin lütfen.
C: Ne gibi bir başlangıç noktası?
S: (A) Bana bir makale, bir kitap, bir kişi ya da bir fikir söyleyin ki doğru iz üzerine geleyim. Matematiği kullanarak fiziksel dünyanın ötesine nasıl geçeceğim konusunda hiçbir fikrim yok... (L) Fiziksel dünyayı tanımlayan terimler ruhsal dünyayı da tanımlar mı? Belki üzerinde biraz oynamayla?
C: Matematik büyük birleştiricidir.
S: (L) Matematiğin KENDİSİNİN ruhsal dünyanın ifadesi olduğunu mu söylüyorsunuz?
C: Köprü.
S: (L) Her şey ilüzyon olduğuna göre, maddi dünyayı tanımlayan matematik aynı zamanda ruhsal dünyayı da tanımlıyor olabilir. Belki de yalnızca bir zıt görüntü halinde.
C: İlüzyonlar yalnızca kendi alemlerine uyar, ihtiyaç duyulduğu gibi. Neden sonsuzluk kavramınız var?
S: (A) Çünkü elimizde doğal sayılar var. Ve sonsuz sayıda doğal sayı olduğunu kolayca ispatlayabiliyoruz.
C: Ama bu, doğası gereği aslında dairesel olana lineer bir ölçek dayatmaya yönelik umutsuz bir çaba.
S: (A) Sonsuzluktan kurtulmamız gerektiğini mi söylüyorsunuz? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8,9, 0 diye mi saymamız gerekiyor? Sonsuzluğa ihtiyacımız yok mu? Hayır, muhtemelen değil, çünkü soru bilinç hakkındaydı... ve sonsuzluk hakkında düşünmeye yönlendirilmedik – herşey dairesel. Az önce düzlemi düşünüyordum ve sonlu ve dairesel olan kürenin aksine düzlem sonsuz. Düzlemin iyi, kürenin kötü olduğunu söylediniz. O halde...
C: Hayır.
S: (A) Ama düzlem kendi başına sonsuzdur. Sonsuzluğa da bu şekilde varıyoruz, çünkü sonsuz bir düzlemimiz var...
C: Dairesel düzlem nedir?
S: (A) Ne?! Bir disk. Bazen onlara sorduğumuzdan başka soruların yanıtlarını alıyoruz... Son soru: Genel bir hayalkırıklığı hali içindeyim çünkü öğrenecek çok fazla şey, izlenecek pek çok yol, araştırılacak pek çok şey, kanıtlanacak pek çok teori, geliştirilebilecek pek çok matematiksel kavram, ekin çemberleri örneğinde olduğu gibi matematiğin ve fiziğin dışında araştırılacak pek çok şey var ve nereden başlayacağımı bilmiyorum. Hiçbir yere çıkmayan bir labirente girmek istemiyorum... Ne yapmam gerekiyor?
C: Böyle bir karmaşayla karşılaşıldığında, en iyisi önyargısız ve korkusuz bir şekilde sadece yapmaktır. Diğer bir deyişle, bırak yol kendini yaratsın. Ve bu yanıtla birlikte, iyi geceler.


bozadi

#776
Biraz gecikmeli olarak, "dikey gerçeklik"le ilgili olası çağrışımları nedeniyle aşağıdaki resimleri paylaşmak/hatırlatmak istiyorum. "Dikeylik" konusunun bununla ilgili olduğunu düşünüyorum; bir eşmerkezden, küresel olarak ve dikey ve/veya dengeli bir şekilde her yöne yayılan uzantılar.






Özellikle ortaki küreden birbirine dik veya eşit açılı olarak çıkan uzantılar örneğinde, ortaki kürenin 7. yoğunluğu, uzantıların ise çeşitli yoğunluklardaki bireysel ruhları ve ilüzyon realitesini temsil ettiğini düşünüyorum. Ortada sonsuz potansiyel ve o potansiyelin bireyselleşme ve yaratım yoluyla şekil alarak varlığını, zenginliğini ifade etmesi, somutlaştırması.


bozadi

#777
Ekin çemberi örneği:

https://static.md/af5eeda7918eba248bccb02f1292b707.png

Bu şekil iki boyutlu; bunu üç boyutlu olarak hayal etmek gerek. Yani ortadaki daire bir küre aslında ve uzantılar küreden tüm yönlere uzanıyor, sadece dört yöne değil.

bozadi

#778
Aşağıdaki video, iki boyutlu bazı ekin çemberlerinin ifade ettiği muhtemel üç boyutlu görüntüleri yorumluyor. Ve ilginç bir şekilde hem benim kesin emin olmadan yorumladığım şekliyle "dikey gerçeklik" konusunda, hem de "möbiüs şeridiyle", yani yönler ve yönsüzlükle bağlantılı olan torus/simit şekliyle ilgili bazı çağrışımları var:


bozadi

#779
Yukarıdaki youtube videosu, "Thrive" orijinal isimli bir belgeselden alıntı, daha önce kenevirle ilgili bir tartışmada linkini paylaşmışım sanırım. Görüntü olarak daha düzgün diğer bir versiyonu Türkçe altyazılı olarak aşağıdaki YouTube videosunda. Türkçe altyazı gömülü değil, seçilmesi gerekiyor sanırım (eğer daha önce altyazı ayarı yapılmışsa, otomatik olarak gösterebilir belki). Yine önce sağ alttaki simgelerden en soldaki altyazı düğmesine tıklanması, sonra onun sağındaki çark simgesine tıklayınca açılan menüde dil ayarı bölümünden Türkçenin seçilmesi suretiyle. Ben bu belgeseli baştan sona izlemedim sanırım, müsait vaktimde izlemek için tekrar not alıyorum.