Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 6 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Alemtac

#225
Sözlerinize katılıyorum, bununla birlikte; ruhun tekrar varlık olması ve hatta aynı ailede var olması muhtemel olmasına karşın, genetik aktarım daha fazla etkendir diye düşünüyorum. Atasını hiç görmemiş bir çocuğun, tıpkı davranışları hemen akla enkarne olmayı getirmemelidir. Her insan bünyesinde doğuştan, mineral ve vitamin dengesi tamdır. Ailesel beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak denge bozulur ve fiziksel, akılsal, ruhsal rahatsızlıklar başlar.

Mitlerin bir çoğu bugün yapılan kazılara binaen kabul edilebiliyor. O zamanki hikaye edilişlerde gerçek payı olmalı. Şimdi o geçmişe gidebilsek bizlerde birer tanrı olurduk. Nasıl ki hala daha mitolojiye inanmakta güçlük çekiyorsak, doğaldır ki bize aktarılan kanal bilgilerine de inanmakta güçlük çekenlerin olması. İnanıyorum ki bunların doğruluğu az bir zaman sonra ortaya çıkacak.
 

Tgur

#226
Sevili Alemtaç kardeşim, kan soyunun temizlenmesi konusu size de uygun geliyor anladığım kadarı
ile.

Benim vurgulamak istediğim ,hertürlü metomorfozik açılımı kabul eden DNA neden ruhsal bağlantılık
konusunda sağır kalsın ,ki çeşitli kanal mesajlarında ,siz bilgilenip düşünsel genişliğe kapılınca intron bölgeler faaliyete geçer ,yani koparılmış DNA parçaları bağlanır deniliyor.
Kökeninde hiç ruhsallık kaydı olmayan bir organik portal DNA sı kalıtımsal karşılaşmalarda hiç mi
ruhsal bağlantı kodon ları ile (çok teknik laflar bazılarına ağır geliyor biliyorum ,ama tercüme için internet var ,ben bazen akşam ne yiyeyim demek için bile google giriyorum ,araştırmaya yönelmek ,yöneltmek benim en büyük uğraşımdır ,çok zevk duyarım)karşılaşıp formunu düzeltmeyecek.

İlkellikten ruhsallığa yükselmek sadece bir gurubun tekelinde mi olsun .

Tiversonus

#227



C: Elbette, bununla birlikte bir "İncil tesfiri" var.
C: Evet, onlar yoğunluk seviyeleri arasındaki "organik portallar." [ç.n. portal =kapı, geçiş]
C: Oldukça. Büyük bir kısmı çok efektif makinalar. Sizlerin "psikopat" olarak tanımladıklarınız "defolu" olanlar. En iyileri çok uzun ve dikkatli bir gözlemlemeye tabi tutulmadıkça ayırdedilemezler.
C: İnsan nüfusunun yaklaşık olarak bu şekilde iki eşit sayıda bölündüğü gerçeğini göz önüne alırsan, o zaman sıradan "ruhlu" [ademsel] bir insanın hayatı boyunca eşit sayıda organik portalla ve ruhlu insanla karşılaştığını daha iyi anlayabilirsin. Bununla birlikte birisi ruhunu geliştirme ve güçlendirme sürecine girmişse, Kontrol Sistemi bu kişinin hayatına daha fazla bu tür "öğe" sokmaya çalışır. Şimdi; karşılaştığın ve tanıştığın tüm insanları düşün ve özellikle de samimi olduklarını. Bunların hangi yarısının organik portal olduğunu ayırt edebilir misin ? Ayırt etmek zor değil mi ?
C: Evet.
C: Sakın şimdi doğru, yeterli düşünme sürecini gerçekleştirmeden kimseyi etiketlendirmeye başlamayın. Unutmayın çoğunlukla; tutarsız ve karşıt bir tutum sergileyen bir kişi mücadele içerisindeki bir ruh olabilir.
C: Hiç başkası için için sızlıyor mu ?
C: Deneyimledikleri tek acı "yiyecek" veya konfordan, ya da istedikleri bir şeyden mahrum bırakılmalarıdır. Onlar ayrıca empatik görünebilmek için başkalarının algılarını dolandırmada ustadırlar. Fakat genel olarak bu tarz davranışlar basitçe kontrolü elde tutmak içindir.
C: Genetik ruhla birleşir, eğer varsa.
C: Yalnızca geçici olarak , "ikinci ölüme" kadar.
C: Orijinal olarak 2. ve 3. Yoğunluk arası köprünün bir parçasıydılar. Bu konuda kısa dalga çevrimleri ve uzun dalga çevrimleri konusundaki celselere yeniden göz atın.





Merhabalar,

Yukarıdakiler K'ların sözleri (her ne kadar tercümeden kaynaklanan bir problem yok ise ve sanmıyorum). Öncelikle kişisel olarak serimi yapabilecek akıl/beden/ruh yapısında olmadığımı şimdilik belirtmek isterim, buna biraz da maddi çevresel ortam da etki ediyor. Bu neden ile özür dilerim.

Ancak olayın kavranabilmesi için, daha önce bazı kavramların incelenmesi ve daha sonra bir yargıya varılması gerektiğini düşündüğümü itiraf etmeliyim. Sonuç olarak, bilgiler bizi bazı çıkarsamalara götürebildiği için o bilgilerin anlamarını kavrayabilmek gerekir diye düşünüyorum.

Bir bilgiyi çürütebilmek için yine bilgiye ihtiyacımız var, diye düşünüyorum. Duruma böyle bakınca ben söylenen bazı şeylerin "teori" olarak algılar ve onaylayacak ya da çürütecek bilgileri toplamaya devam ederim, kişisel olarak. Dolayısı ile benim de hala tek bir resim haline getiremediğim boş alanların olduğunu söylemeliyim.

Yukarıdaki bakış ile; daha sonra, bir bilgilerin birbirleri ile ters düşmeyecek görüşümü sunmayı sonraya bırakıyorum.

Önce kendimi şunlarda tekrar bilgi tazelemem gerktiğini hissediyorum:


* Bu konuda, kısa dalga çevrimleri ve uzun dalga çevrimleri konusundaki celselere bakmalı,

* "Ruh genetik ile birleşir" sözünde ve genel olarak; Ruhun fiziksel beden deki genetik ile ilişkisini araştırmalı,

* Ruh neden bedene ihtiyaç duymuştur ve bu herzaman gerekli midir? İnsanlık toplu karar ile uzun dalgadan(bedensiz) kısa dalgaya (bedenli) neden geçmiştir? Bunu araştırmalı, anlamını kavramaya çalışmalı,

* Kryon kanalında, 30-35 türden geçiş ile devam eder iken, bir türün devrimsel sıçraması ile ilgili celseyi bulmalı,

* Tevrat (eski ahit) ta "tanrı oğulları" kavramı nı araştırmalı,

* Pleyades öretilerinde esas projenin, başka bilinçler ile bozguna uğratıldığı teorisine tekrar bakmalı,

* Ra'da bir gezegeni yok eden 3. yoğunluk varlıklarının 2. yoğunluk bedenlerine kendi kararları ile girişleri ve mezun oluşları ile ilgili bölümü tekrar bulmalıyım,

Genel olarak yukarıdakileri yaparak bir sunum (bir anlama çabası) yapmak niyetindeyim. Yalnız anlamadığım şeyleri de kişisel olarak, bilg toplamaya devam ederek ileri bırakmışımdır genel olarak. İşte bu konu da bunlardan birisi benim için.

Ama burada önemli olanın Ruh/genetik-beden mekanizmasının temel olarak nasıl çalıştı ile ilgili bilgi yetersizliğim kanımca.

Ayrıca bir konu da, takıldığım bir konu da olaya takılmanın da zararlarını yaşamak istemem, yani bu diğer konularda bilgi toplama eylemime zarar vermemesi konusudur.

Genel olarak herşeyi algılama isterim işte bilgi seviyemizdeki eksiklikler veya varolan bilgileri toparlayıp, merkezinden bir bakış ile -mozaik bakış- ile incelemek te gerçekten çok büyük bir çalışma alıyor  ve araştırma ve bütün bunların sonucunda da varolanın sadece bir ders olduğunu da düşününce insan gerçekten devam edecek gücü zayıflıyor.

Ben kendim yukarıdaki alanları iyice anadıktan sonra bu konuyu daha fazla kavrayabileceğimi düşünüyor ve aklımdan geçenleri paylaşıyorum.

*

bozadi

#228
organik portalların "hiçbir zaman ruh edinmeyeceği" şeklinde bir beyan olduğunu sanmıyorum. bu çok anlamsız olurdu.

laura'nın bir cümlesinde bu anlama geliyormuş gibi görünen ifade, kısa bir süre içinde, örneğin bir enkarnasyon içinde bu varlıkların ruh edinmesinin pek imkan dahilinde olmamasıyla ilgili. bunun imkansızlığın nedenlerinden biri de dünyadaki yaşam koşulları, yani 4kh kontrolü.

"ruhsuz" ifadesinin de mutlak manada bir ruhsuzluk anlamına gelmediğine değinilmişti celselerde. yanlış hatırlamıyorsam, ra bilgileri'nde 3. yoğunluğun belirli bir noktasında, yeşil enerji merkezinin aktive edildiği bir noktadan bahsediliyordu. işte bu noktada bireysel bir ruhun etkinleşmesi gibi birşey oluyor sanırım. o noktaya kadar, bağımsız-bireysel bir ruhtan ziyade, tıpkı hayvanlarda olduğu gibi grupsal/türsel bir ana ruha bağlı bilinç uzantıları şeklinde deneyim yaşıyor canlılar.

bağımsız/bireysel ruhların da mutlak bağımsız/bireysel bir durumda olmadığını tahmin ediyorum okuduğum çeşitli şeylerden. örneğin son celselerden birinde, yine bir 6. seviye varlığının şemsiyesi altında bir grup olarak mevcut olduğu söyleniyordu "ruhlu" 3. seviye bireylerin veya ben öyle anladım.

Tgur

#229
İşte sizi bunun için de takdir ediyoruz Tiversonus ,bulduğunuz araştırma doneleri mükemmel,
Acaba bu donelere şunları da ilave etsek yanlış mı yaparız,

*Sezgiyi kullanmak ,
Dünya bilim adamlarının pek rağbet edemediği ,her zaman içlerinden feryat edecek gibi itilimi alsalar da itibar etmeyip kenara koydukları şey , ama bazıları ,sezginin rüya halinde şiddetle kendini göstermesinden sonra kabul edip bazı buluşlar gerçekleştirmişlerdir,aklıma şu  hadise geldi;
Singer dikiş makinası mucidi  iğ içine iğneyi nasıl geçirip ipliği yakalayıp çekeceği konusunu  günlerce düşünüp bulamaması sonunda ,bir gün rüyasında, Afrika yerlileri tarafından kazanda pişirilme sahnesinde dehşet içerisinde iken, gözü dans eden yerlilerin mızraklarına takılır bu mızrakların uçları sivridir ama deliklidir.
Anlıyacağınız sezgi, her kişiyi ruhsala bağlayan köprüsü, kanalıdır.

*Bir diğer done ,"varolan her şey derslerdir"  kavramında ,dersi alanın biz ,ama öğretmeninin de biz olduğunu hatırlamak..

Selam ve sevgiler.

Gregorsamsa

#230
Organik Portal kavramı aslında ilk olarak Mouravieff'ın Gnosis kitaplarında ortaya attığı bir kavram. Aslında bu tür için kullandığı tam terim pre-adamic, yani Adem öncesi. Diğer tür ise Adem soyu, yani cennetten düşüşü yaşamış olanlar. Birincisi yani, adem-öncesi soy, adından anlaşılacagı üzere Dünya'da daha eskiden beri bulunuyor.
Aralarındaki fark ise şu (yani ruhlu olup olmama tanımlamasından öte):
Adem-Öncesi soyun bir üst benliği bulunmuyor. Adem soyunun ise bir üst benliği var ama bununla birlikte üst benliği ile bağlantısını koparmış (cennetten düşüş) ve bu bağlantıyı onarabilme (tabiri caizse) ve ezoterik benliğine, bilgiye ulaşma şansına, yetisine sahip.
Yine Mouravieff' e göre bu iki tür bunun dışında aynı. Alt benlikleri aynı. Fiziksel olarak aynı bedenlere sahipler. Gerçi adem öncesi soyun fiziksel olarak daha kuvvetli ve hatta görünüm olarak daha güzel ve orantılı olmaları ile ilgili bir sav var (tabii bir genelleme yapmak doğru olmaz) . Bunun da aslında bu türün soyunu devam ettirip, seçilebilmek için , doğal seleksiyonun dayatmış olduğu bir gelişimin sonucu olduğu söyleniyor.
 

Gregorsamsa

#231
Arkadaşlar, daha önce bir parçası verilen ve yukarıda da yer alan, organik portallarla ilgili 13 Temmuz 2002 celsesinin devamı aşağıdaki gibidir.

...

S: (A) Şimdi, celse notlarını okuyordum ve şöyle bir şeye rastladım: uyku insanlar için gereklidir, çünkü bu dinlenme ve şarj olma sürecidir. Ayrıca demişsiniz ki; beden uykudayken RUH da dinlenir. Yani özet olarak sorum şu : bu esnada, hem beden hem de ruhu şarj etmek için toplanılan enerjinin türü nedir ?
C: Sorunun ayrıştırılması gerekiyor. Ruhu olan bir varlık ile bir organik portal için durum farklıdır.

S: (L) Sanırım bunun anlamı, Organik Portallar içerisinde bulunan yaşam gücü enerjisi, hayvan ve bitki alemi için söylenene benzer, bir tür ruh havuzundan geliyor. Bu durum tabii ki, psikopatlardaki dikkat çekici ama sebebi anlaşılamayan benzerliği de açıklıyor. Öyle tanımlanmış ki, birbirlerinden yalnızca, farklı ağaç türlerinin, tüm ağaç familyası içerisinde birbirlerinden farklılaştığı kadar  farklılık gösteriyorlar. Peki eğer ruhları yoksa, Organik Portalların şarj ettiği enerji nereden geliyor ?
C: Tanımlamış olduğun havuzdan.

S: (L) Peki ruhu olan bir insanın şarj ettiği enerji de buna benzer bir havuzdan mı geliyor, belki sadece farklı olarak "insan" türü bir havuzdan ?
C: Hayır. Seksüel merkez denilen yaratıcı enerjinin yüksek merkezi olan bir yerden şarj ediliyor bu enerji. Uyku esnasında, alt hareket merkezi [moving center] ve alt entellektüel (akılsal) merkez tarafından bloke edilmeyen duygusal merkez, seksüel merkezden enerjiyi alır ve dönüştürür.  Ayrıca bu süre esnasında, yüksek duygusal merkez ve yüksek hareket merkezi, alt merkezlerin, can sıkıcı organik portallarla etkileşimi sonucu ortaya çıkan –ki alt merkezler bu etkileşime bayılır- kötü akıntıdan, arınıp, dinlenmiş olurlar. Aslında bu soluklanma bile bir fark yaratacak kadar yeterlidir. Ama buna ek olarak bir de seksüel merkezden gelen enerji yüksek merkezlerin şarj edilmesini sağlar.

S: (L) Peki, bir sonraki mantıksal soru şu olmalı: "seksüel merkez" diye adlandırılan bu merkez KENDİ enerjisini nereden sağlıyor ?
C: Seksüel merkez, "Sen sevdiğimsin" şeklindeki kendi "dişil" yaratıcı düşüncesi bütünlüğünde 7. Yoğunluk ile doğrudan doğruya bağlantı halindedir. Tüm kısıtlamalardan kurtulmuş "Tanrı" nın "nefesi". Nabız atışı. İnstabil çekim dalgaları.

S: (L) Bu "merkezler" Mouravieff'in tanımladığı gibi "çakralar" mantığıyla ilişkili mi ?
C: Oldukça yakın. Bir organik portalda , sözedilen yüksek çakralar ruhlu varlıklardan enerji çalarak varlık bulur. Bu onlara, ruhlu varlıklara öykünme (benzeme) kabiliyetini veren şeydir.
Ruhlu insanlar ise, aslında, bu tür varlıklarla ilgili [ç.n. organik portallara] "ruhsal kaliteleriyle" ilgili bir yakıştırma yaptıklarında, kendi ruhlarının bir yansımasını tanımılıyorlardır.

S: (L) Bu Mouravieff tarafından tarif edilen; temel çakradan başlayarak seksüel merkeze bağlantılı olan şeye mi karşılık geliyor ?
C: Hayır. "Seksüel merkez" solar pleksusa karşılık geliyor.

Alt hareket merkezi – temel (kök) çakra
Alt duygusal merkez– seksüel (cinsel) çakra
Alt entellektüel (akılsal) merkez – boğaz (boyun) çakra
Yüksek duygusal merkez- kalp çakrası
Yüksek entellektüel (akılsal) merkez – taç çakrası

S: (L) Peki ya 7. diye adlandırılan ya da "üçüncü göz çakrası" ?
C: Kahin. Kalp ve yüksek entellektüel (akılsal) merkezlerin birleşimi (bir araya gelmesi).

S: (V) Peki 12 tane çakra olması ile ilgili, bir çok yeni çağ (new age) düşünce akımı tarafından öğretilen onca düşünce , bilgi nedir ? (sonradan düşülmüş not: örneğin Barbara Marciniak bunlardan biri)
C: Öyle bir şey yok. Bu; fiziksel endokrin sisteminin [ç.n. iç salgı bezi sisteminin] aktive edilmesinin, manyetik merkezin yaratılması ve kaynaştırılmasını doğuracağı şeklindeki yanlış bir inanışa dayanan bozulmuş bir kavramsallaştırma. Yüksek merkezler yalnızca "manyetize" edildiğinde "konumlandırılır". Ve aşağı yukarı "dış etkenlere bağlı" olan bu durum (yüksek merkezlerin konumu) , bazı kimseler tarafından önce algılandı, sonra da bu algılanan konumlarına yerleştirildi. Ve bu da varsayıma dayanan "çapraz kavramsallaştırmaya" götürdü!

S: (L) Mouravieff tarafından tarif edilen başlangıç, kabul basamakları  ve merdiven basamakları olabildiğince gerçeğe yakın mı ?
C: Evet, ama diğer yaşamlarda ulaşılan, katedilen farklı basamaklar bir "başka" yaşamdaki basamakların güçlüğünü hafifletebilir.

S: (L) Yani farklı enkarnasyonlarda kendin üzerinde yaptığın çalışmalar – organik portal olmadığını varsayarsak- kümülatiftir. Eğer çuvallarsan nereden başlayacağını seçebilirsin ?
C: Evet. Bir dereceye kadar. İyi geceler.
 

Tiversonus

#232
Teşekürler Gregorsamsa...

Celseye göre bir çakra şablonu ekliyorum.

http://img9.imageshack.us/img9/6029/96465851.jpg
Alemtac'a teşekürler...

Gülay

#233
Aura görebilen arkadaşım, birkaç yıl önce 3 yaşında sokakta annesinin yanında duran bir çocuk görmüş ve göz göze gelmişler fakat çocuğun aurası yoktu demişti ve çocugun gözlerini kaçırmadan ve dik dik kendisine baktığını anlatmıştı, demekki şimdiki bilgimle bu çocuk bir organik-portaldı....

Peki, organik-portallar ruhları olan sülalelerin içinde mi dünyaya geliyorlar, yani kardeşlerden biri portal, diğeri adem-insan olabilirmi ???
 

Tiversonus

#234
Ama işte enerji çalıyorlar deniliyor, yani aura olması gerekir(tam bilmiyorum) belki renkler farklıdır. Belki o başka bir şeydir.

Tiversonus

#235
Baba kız sorusu vardı ya (celsenin sitemizde yaynlanan ilk bölümünde, "V" bir beyan yapıyordu babas hakknda), yani "genetik ruh ile birleşiyor:varsa" deniliyor, dolayısı ile olabilir! Ancak "yeterli düşünme ve izleme süreci" yapılsa bile bunu söyleyebilmek çok zor, ancak kişi kendi içerisinde, sezgisini de devreye sokarak yapabileceği şeyler bunlar. Fişlemek, insanları etiketlemek çok yanlş kanımca. İşte bazen gerçeğimiz de bizim bakış açımızla biraz kabul etmesi zor şeyler ile dolu.

sirera

#236
Merhaba arkadaşlar,
Bir süre önce rüyamda koltuk takımyıldızından bir yıldızla bedenimde bütünleşerek var olduğumu hissetmiştim. Bundan sonra da bu isim kulağıma hoş gelmeye başladı. Cassiopeia. Tuhaftır ki kasyopya celselerini sevgili tiversonus'un her paylaşımında ilgiyle okuduğum halde Cassiopeia nın Kasyopya ile bir ilişkisi olduğunu anlayamamıştım.
Ta ki cassiopaea.org daki Eiriu-Eolas paylaşımına kadar.Foruma üye olmayarak da konuların her ne kadar okunabilirliği olsa da üye olup paylaşmak istedim. Bilimin sprütüellikle bu kadar örtüşmüş
olduğu bugünlerde ne kadar paylaşım o kadar enerji hareketi.
Forumda bu hareketi görmek çok keyifli. Neşe her daim devam etsin dilerim.
Bilgilerin zihinle kabul edilebildiği noktada farkındalığın başlaması yaşama çevrilen değişimle başlıyor. Bizler tüm alemlerde hangi boyutta olursak olalım birlik bilincini deneyimlemekteyiz
sonucuna varıyorum her defasında.
Kanal bilgilerinde çevirmenin korkusuz, sadelik, huzur ve neşeyle dolması bilgilerin deböyle olmasını getiriyor, sevgiden bahsetmiyorum bile o olmazsa zaten olmaz.
Bir şair duygularını anlatmak için nesneleri kullanır, zihnimizin de nesneleri var.
Kesin bir arayış içindeysek bu nesnelerin karşılıklı bağımlılıkları ile varlığın temeli olan bilinçlilik nesnesine ulaşırız. Kalem dediğimiz bir nesnenin kalemin ötesinde bir dünyada şeylerin var olmasıyla mümkün olduğununu görürüz. Bu durumda şair örneğine dönersek yazar nesnelerini bütün ve berrak olarak bilinç içinde yoğurmak ve bütüne sunmak için bir tepi bekler ki bu da nesneler bütünleştiğinde olur diye düşünüyorum.
Organik portal tanımındaki varlıklar varsa (veya ben bir organik portalsam:)) eğer benim enerjimden besleneceklerse beslendikleri enerji benim değil evrenin enerjisi değil midir. hepimiz bir dili öğreniyor muyuz.
Bazılarımız araştırarak bazılarımız eşzamanlılıklar yaşayarak bazıları neşeyle bazıları kederle vs.
Umarım tüm dünyada birarada ve neşeyle sevinçle öğrenme bilinçlenme sürecine  gireriz.
Bir süre önce bir arkadaşım 90lı yılların sonunda bir sokaktan bahsetti, o kadar özlüyorum ki
dedi o sokağın bir sesi bir kokusu vardı içimizde bir melodisi vardı.
Düşünebiliyor musunuz ne kadar kalpten kalbe açılmış birçok kişi ve orada nasıl güzel bir enerji hareketi olmuş, o potansiyelle hala aralarında mesafeler olsa da bu kişiler o açılan pencereleriyle topluma hala mesaj verebilmekte, o huzuru yansıtabilmekteler. Özgürlüğe, bilgiye, sevgiye, huzura, neşeye değin.
Beton ağır, çelik serttir ama çimenler her zaman galip gelir. (Yabanıl'dan)

Tiversonus

#237
:)) Tekrar hoşgeldiniz aramıza/ailenize...

Evet, az önce şunu düşünüyordum: Dünkü celse gerçekten kabulü zor, yani "ruhsuz" kelimesinin kullanılması...Sonra da şöyle diyorum "dünya gezegeninde ruhsal seviyeleri çeşit, çeşit olan varlıklar var" denilse işte bu çok kabul edilebilir geliyor. Herkes aşağı yukarı kabul eder. Ve sonra yine "yüzde 10 ruhu hayvanlık seviyesi=2 de olan var" denilse, düşünüyorum da bu da çok fazla yadırganmazdı:)) Demek ki, yüzdeler ile işimiz var hala:))

Aslında bilgi de bir yere kadar, yani bilgi, oluş ile enrji üretip, enerji de "Işık" üretiyorsa işte o "ışık" diğer tüm canlılara bir hizmet,bir sevginin yansıması oluyor. Benim görüşüm, rakamlara takılmamak ve sadece ışığın, bilgini, sevginin içeriğinde şevkat, merhamet öğelerini öne çıkarmak yönünde...Tabi ki bunu özgür seçimlere saygı temelinde ancak KH ve BH ayırımı yapmadan ancak kendi özgür irademizi de bir şekilde koruyarak uygulamalı. Işık varlığıkları, Başkalarına Hizmet varlığı oldukça bu şeylerin hepsi bir hizmet alanı oluşturur, gerilmiş bir yayın potansiyelinde olduğu gibi.

Bilgi Temelli Kavrayışlarımızın artması dileğimle -ki işte orada ruhsal sevgi vardır- oluşlar ile ışık üretelim.

4BH

#238
merhaba arkadaşlar,

31 temmuz 99 tarihli yeni kasyopya celsesi çevirimiz siteye ilgili bölüm altına eklenmiştir. Bunu da vesile bilerek , sitemize yeni katılan sevgili hnd'nin ayrıca 4BH çeviri grubuna katıldığını ve ilk emeğini, çevirisini tamamlayıp, siteye eklediğini sevinçle belirtmek isteriz.
 

Tiversonus

#239
Bugünkü Kasyopya celsesinde geçen "gemiler" ile ilgili konu ilginç gerçekten. Celseleri taradığımda  bu yalanlanmıyor ancak Kanalın aldatıldığı söyleniyordu:


S:(S) Yvonne Cole'nin kanalladığı "Aştar Komutası"ndaki (Ashtar Command) Theo, Aralık 1994'te dünyadışılar tarafından bir iniş gerçekleştirileceği kehanetinde bulunmuştu. Bu bir uydurma mıydı, yoksa bir yanlış hesaplama mı?
C: Uydurma.

S:(S) Yvonne çok hoş biri.
C: Kanal aldatılıyor.




Açıkçası "böyle bir şey yok denilmiyor" olması bence ilginç.

"Amacınızın belli bir dışsal tezahür ya da belli bir yetenek veya görev olduğunu düşünmeyin. Amacınız, amacınızın ne olduğunu öğrenmek ve ona teslim olmaktır. Bu bir teslimiyet meselesidir, onu zekayla yaratma meselesi değil. Yerine getirmediğinizi düşünseniz de amacınızı yerine getiriyorsunuz. "

Yuvadan Mektuplar bölümünde alıntıdan kısa bir bölüm ise bana oldukça ilginç geldi. Yani bir şey yapmak yerine galiba frekansımızı dengeli tutmak yetebilecek veya ben öyle anlıyorum.




S: (L) Bir noktada, bize yardımcı olacak 4BH varlıklarıyla iletişime ya da etkileşime geçeceğimizi ima etmiştiniz.
C: Evet, sabırsızlanıyor musun ?

S: (L) Yani...evet.
C: Öyleyse şunu bilmelisin: Olaylar çok çok "ilginç" bir hale gelmeye başlamadan hemen öncesine kadar onlarla iletişime geçmeyecek ya da karşılaşmayacaksınız. Artık bu ne zaman olursa.




Bu da bugünkü yayınlanan celseden bir bölüm. Ben herzaman en önemli görevimizin "kişisel frekansımızı" korumak, sevgide korumak olduğunu düşünüyorum, yani yapılacak ilk ve belki de en önemli şey bu. İşte bu neden ile frekans tuzaklarına ve dramlara, kendini değersiz hissetmemize hiç gerek yok diye düşünüyorum. Kanımca hiç bir zaman korumasız olmadık, farkına varana kadar haberimiz yoktu sadece diye düşünüyorum.

Bir şekilde başka yıldız sistemlerinden ya da evrenlerden [son Başmlek Mikail mesajnda bu vardı bence bir daha okunmalı] gelenler sanıyorum ki, bir şekilde korunacaklardır ve daha fazla korunacaklardır. Koşulsuz sevgi nin Dünya küresine verilmesi meditasyonu bence bu en önemli bir içerden müdahale kanımca, elbette başka görevleri olan insanlarda olabilecektir. İşte tv yayınarı ve diğer frekans düşürücü, değersiz hissettirici şeylerden sadece uzak kalmak bile belki bizlerin görevidir. Yani kendini farklı hisseden spiritüalistlerin elbette...