Haberler:

Kasyopya Celseleri'nin orijinal çevirilerini yapan ve yayınlayan
tek resmi ve gerçek Türkçe kaynak BaskalarinaHizmet.com 'dur.

Ana Menü

Kanal Bilgileri Tartışmaları (Genel)

Başlatan Tiversonus, 02 Nisan 2009, 00:30:45

« önceki - sonraki »

0 Üyeler ve 36 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cqkq

#1605
Bu arada koyun can derdindeyken kasap et derdinde gibi dalacağım konuya kusura bakmayın.

Abd'de inanılmaz bir askeri hareketlilik var, herhangi bir duyumunuz oldu mu? Gözünüzle görseniz savaş ilan edildi sanırsınız.

Bu arada önceki konuyu da biraz okuma fırsatım oldu. KH özel insanları ya intihara meyilli yapmaya çalışıyor ya da böyle bilgi kaynağına nifak tohumu sokabiliyor. Daha farkında insanlar olarak dikkat etmeliyiz. Sybleman için de aynısı geçerli, amacın bilgi ise çekinmene gerek olduğunu düşünmüyorum aksi halde kh seni bir bilgi kaynağından başarıyla uzaklaştırmış olur.

sybleman

#1606
Selamlar, Tgur abi beni benden fazla çözmüş diyebilirim. Tasavvuf'dan uzak kalamıyorum.

Görüşleriniz için teşekkürler, hepsini dikkate alıyorum. Benim için sorun yok,
hepinize değer veriyorum. Celseleri takip etmeye de devam edicem.

Önceki mevzuda tamamen yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum.

K'larla sürekli iletişimde olan bir grup olduğuna göre Kantek'de de BH eğilimli bir grup olabilirdi. Ve BH-KH eğilimli iki grup birden dünyada olabilirdi.



cqkq ben de bunu Mısır için duydum. Tatile giden arkadaşlar vardı. Askeri bir hareketlilik varmış.  Sürekli kimlik pasaport kontrolü olmuş ve turist kafilelerini koruyan taramalı tüfekli 4 tane polis olduğundan bahsettiler, konvoy şeklinde onlarla birlikte gezmişler sürekli. Çok zorlanmışlar ve korkmuşlar.


gerçek tosun paşa

#1608
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Bu arada koyun can derdindeyken kasap et derdinde gibi dalacağım konuya kusura bakmayın.

Abd'de inanılmaz bir askeri hareketlilik var, herhangi bir duyumunuz oldu mu? Gözünüzle görseniz savaş ilan edildi sanırsınız.

Bu arada önceki konuyu da biraz okuma fırsatım oldu. KH özel insanları ya intihara meyilli yapmaya çalışıyor ya da böyle bilgi kaynağına nifak tohumu sokabiliyor. Daha farkında insanlar olarak dikkat etmeliyiz. Sybleman için de aynısı geçerli, amacın bilgi ise çekinmene gerek olduğunu düşünmüyorum aksi halde kh seni bir bilgi kaynağından başarıyla uzaklaştırmış olur.

Sybleman, arkadaşın yorumu cümle olarak basit mana olarak derin. Dikkate almaya değer son derece doğru bir yaklaşım.

Bir diğer yandan askeri hareketlilikler hakkında bir bilgim yok. Son zamanlarda ABD kanallarında ve youtube da aşırı uzaylı haberleri, değerlendirmeleri yapılıyor bunu gözlemliyorum. Geçen biri arka bahçemde 2 tane yaratık var diye polisi arıyor ve o sırada gökyüzünde çok net UFO gözlemleri var sanki kuyruklu yıldızı da andırıyor.



bozadi

#1609
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

olayın ciddiyetini kavramak adına birkaç gönderi ekleyeyim.
https://twitter.com/its_Ahmad_Word/status/1671058773316698118
https://twitter.com/Takeitback_USA/status/1670836735880708113
https://twitter.com/rusashanews/status/1670824171796930562
İlginç bir gelişme, gündeme getirdiğin için teşekkürler cqkq. Haberim yoktu. Konuyla ilgili bazı video altı yorumlara baktığımda, sayılan çeşitli görüşler arasında, bunun "sahte uzaylı saldırısı" için halka yönelik psikolojik hazırlık çalışmalarından biri olduğunu düşünenler de olduğunu gördüm. Gtp'nin de belirttiği gibi son zamanlarda ABD "uzaylı" temasını çok vurgulamaya başladı. Son dönemdeki celselerde bu konu ilk tartışıldığı (tekrar gündeme getirildiği) zaman çok ciddiye almıyordum ama gerçekten de ABD bu konuyu çok enteresan bir şekilde tırmandırmaya başladı.

Bu konunun "Değişim yaklaştıkça egemen güçlerin gözleri kararıyor." şeklindeki celse açıklamasıyla yakından ilgisi olduğunu düşünüyorum. Tam da K'ların geçmişte yaptığı açıklamalara uygun olarak, son dönemde dünyada Rusya ve Çin öncülüğü sayesinde ABD'nin tek kutuplu global egemenliği resmen çöküyor artık.

Bkz. ABD Genelkurmay Başkanı'nın İtirafı: Tek Kutuplu Dünya Sona Erdi (Haziran 2023)

Eğer ABD gerçekten bir sahte uzaylı saldırısı senaryosu için hazırlık yapıyorsa, bunu muhtemelen çökmekte olan ABD imparatorluğunun global egemenliğini yeniden pekiştirme amacıyla yapıyordur ama celselerde söylenenlere bakınca ve sahada Rusya-Çin ve müttefikleri (Türkiye de buna giderek dahil oluyor) öncülüğündeki son dönem gelişmeleri dikkate alındığında ABD ve müttefiklerinin kendi sonlarını hızlandırmaktan başka hiçbir şey yapamayacakları anlaşılıyor. Egemen dünyevi ve dünyadışı KH güçler elbette bir sürü şeye kalkışacaktır egemenliklerini sürdürmek ve hatta mutlaklaştırmak için (yeni dünya düzeni vs.) ama K'ların anlatımlarından anladığım kadarıyla, doğa/evren olayları araya girecek, bildiğimiz hayat/düzen çökmüş olacak ve ardından insanların en azından bir kısmı BH doğrultusunda yeni bir yaşam şekline evrilme (BH kutuplaşmalarını artırma/hızlandırma) imkanı ve mecburiyetiyle karşılaşmış olacak.

K'lar yanlış hatırlamıyorsam ABD'de büyük bir halk isyanının ortasında buzul çağının geleceğini söylemişti. İşte ABD imparatorluğunun sosyo-ekonomik, siyasi ve hatta askeri olarak giderek çökmekte olduğu bugünlerde, ABD sahte uzaylı istilası senaryosu da dahil neye kalkışırsa kalkışsın, bunun sonu büyük bir halk isyanı olacak muhtemelen.

Tgur

#1610
YORUMLAR 127

S: (L) Indiana'daki gaz sızıntısı patlamasına ne dersiniz? (L) Oo, evet! (Perceval) Buna neden olan şey neydi? Soru bu. En kısa bu şekilde sorabiliyorum.  [kahkaha]
C: Gaz sızıntısı değildi!
S: (L) Göktaşı mıydı?
C: Yakın.
S: (Perceval) Bir mikro göktaşı? (L) Sanmam. Daha çok bir komet parçası sanırım. (Perceval) Bir komet parçasının elektriksel yük boşalımı mıydı?
C: Havada patlama ama çok alçak ve çok yüklü.
S: (Perceval) Evrendeki birşey o iki evden hoşlanmıyordu sanırım.
C: Mesele evler değil, konumdu.
S: (Perceval) Yeraltındaki birşey mi çekti bu olayı?
C: Evet.
S: (Belibaste) Neydi?
C: Yük.
S: (Belibaste) Elektrik yükü.
C: Evet.
S: (Belibaste) Kaynağı yeraltı...
C: Gezegendeki açılmalar!
----------------------------------------------------------------------
S: (A) Komik olan bir şey var. Önce bu kadının kimi kanalladığını ifşa edemeyeceklerini söylediler. (L) Hayır, diğer meseleden dolayı kitap hakkında konuşmak istemediler. Şimdi, Olga Kharatidi'nin, Rusya Novosibirtsk'teki bir fizik laboratuarında bazı ilginç deneyimleri olmuş,söylediğine göre. Altay Dağları'nın yükseklerinde bazı şamanlarla başka ilginç deneyimleri de olduğunu iddia ediyor. Daha sonra, Altay Dağları'nda 300,000 yıla uzanan bir medeniyetin izleri olduğu dair arkeolojik kanıtlar olduğunu okudum. Sorum şu: Novosibirtsk ve Urkutsk'tan bahsettiğinizde işaret ettiğiniz manyetik meridyen Altay Dağları mıydı ve Olga'nın şamanik deneyimler yaşamakta olduğu zamanda yapılan arkeolojik keşiflerle ilgisi var mı bunun? [ Ç.N: Sibirya Federal Bölgesi'nin başkenti ve Rusya'nın en büyük üçüncü kenti. 5 Eylül 1998 celsesinde de Novosibirtsk'den  bahsedilmektedir.]
C: Sizin için iyi bir ipucu bu.
S: (L) Evet, bu kitabın diğerlerine göre farklı bir tadı var. (A) Novosibirtsk' teki Nükleer Fizik laboratuvarında yaşadığını anlattıkları doğru bir hikaye mi?
C: Oldukça yakın.
S: (L) İsimleri ve belli yerleri değiştirerek mi kullanmış?
C: Evet.
S: (A) Novosibirtsk'te miydi?
C: Evet.
S: (A) Nükleer Fizik Enstitüsü'nde miydi?
C: İsim yakın ama orda 12 büyük tesis var.
--------------------------------------------------------------------
S: (J) Bunu sormuştum ve hayır dediler. (T) Üsler aynı zamanda inşa edilmedi. Oradaki üste dördüncü yoğunluk etkinleşmeye başlıyor... (L) En eskisi... (T) En eskisi olup olmadığını bilmiyoruz; dünyanın diğer yerlerindekileri bilmiyoruz... (L) Doğru. (T) Kimsenin gidemediği yerler...
Rusya'da, Çin'de, Afrika'da, yağmur ormanlarının ortasında ne olduğunu bilmiyoruz... Ama üslerin olduğu yerlerde giderek algılar değişmeye başlayacak. (L) Birkaç hafta önce kardeşim buradayken tartıştığımız birkaç soru tekrar aklıma geliyor. Bu üsler ve üslerdekifaaliyetler ile kültürümüzde gelişen yeraltındaki Cehennem kavramımız arasında bir bağlantı var mı?
C: Hayır.
S: (L) Peki, bu üslerin dördüncü yoğunluğa geçişi ile eski kehanet literatüründeki...
C: Üsler zaten kısmen 4. yoğunluk ve her zaman da öyleydiler. Büyük değişim yaşayacak olan çevre bölgeler.
----------------------------------------------------------------------

İlgili sandığım  bölümler,

Evvela en baştaki aktarım sebebi bilinmeyen gaz sızıntıları ve patlamaların gezegendeki açılmalara bağlı olduğunu anlıyoruz ve buna bağlı büyük bölgelerde patlamalar ,yangınların oluşmasını,
Gezegen açılımlarının ve sebebi olduğu bu tip olayların depremlerin sebeplerini anlamaya başlıyoruz ,mağma ve kabuk kısmı arasındaki güneşteki anomaliler ve gezegen çekimleri topraklanmaları ile etkilenen dönü farklılıkları,

Bazı devletlerde uzun süren ve oldukça fazla geniş sahaya yayılan orman yangınlarına da bu gözle bakabiliriz,

Orman yangını derken Kazakistandanın doğu bölgesinde yakında çok büyük bir orman yangını oldu ,Kazakistan göbeğinden tam olarak Rusyaya bağlı olduğundan bu haber dünyada sanırım pek duyulmadı,

Bir medya kısıtlaması olduğunu tahmin ediyorum, sebebi üzerinde düşünürken o bölgenin Sibiryanın  ucunda   Altaylar bölgesi dediğimiz ve Ruslar için çok önemli olan bir kısımda olduğunu hatırladım ve bu husustaki K. celselerinden  aktarımların bu olaya kılavuzluk yapacağını düşündüm,

.lar bulunduğunuz 3Yi fazla kazmayın derler ,daha çok üst yoğunluklar nedir anlamaya çalışın , ben de uymaya çalışırım ama tamamen kopuk bir farkındalığının da olmaması gerektiğini başka celselerde bulunduğunuz ortamın farkına varamayan ilgili olamayanlar yani Ronbinson yaşantısını kendine yol tutanların da büyük hatada olduğunu söylerler,

Dengeyi tutturmak gerek,

Yani bir Derviş gibi odaya kapanıp  tefekküre dalmak etrafla ilgilenmemek veya Lobsang Rampanın "Eskilerin Mağaraları" isimli kitabında belirttiği gibi bir gurunun kendini aylarca bir mağaraya kapatıp duvarlarının örülmesini istemesi gibi ortamdan kopup ruhsal yönden bir şeylere ulaşmak dünya yaşamını terk eder gibi olmak,

Dışarıda KH nın inşa ettiği karışık hayat yanında modernize dediğimiz insan yaşam rahatlamasına yarayan keşif ve buluşlardan azade sadece kendi içindeki gerçekleri yeğleyen ve dış tesirlere açık savunmasız her yaklaşan belayı bu benim çekmem gereken hayat halidir denip kabullenen esarete acıya dayanmayı yaşam kabul eden o ilkel bilinç,

Bunu genelde yapan Tibetlilerin bir ara belki de şimdi de Çinin yağmasına işgaline uğraması ve eziyet altına girmeleri gibi sonuçlar doğurmuş ve görüldüğü gibi din hayattır denen realiteyi inkar eden davranış,

Sibirya ve Kazakistan ormanlık bölgesindeki yangına maruz kalan yere dönelim,

"Sorum şu: Novosibirtsk ve Urkutsk'tan bahsettiğinizde işaret ettiğiniz manyetik meridyen Altay Dağları mıydı ve Olga'nın şamanik deneyimler yaşamakta olduğu zamanda yapılan arkeolojik keşiflerle ilgisi var mı bunun? [ Ç.N: Sibirya Federal Bölgesi'nin başkenti ve Rusya'nın en büyük üçüncü kenti. 5 Eylül 1998 celsesinde de Novosibirtsk'den  bahsedilmektedir.]
C: Sizin için iyi bir ipucu bu.
S: (L) Evet, bu kitabın diğerlerine göre farklı bir tadı var. (A) Novosibirtsk' teki Nükleer Fizik laboratuvarında yaşadığını anlattıkları doğru bir hikaye mi?
C: Oldukça yakın.
S: (L) İsimleri ve belli yerleri değiştirerek mi kullanmış?
C: Evet.
S: (A) Novosibirtsk'te miydi?
C: Evet.
S: (A) Nükleer Fizik Enstitüsü'nde miydi?
C: İsim yakın ama orda 12 büyük tesis var."

Bahsi geçen bu labaratuarlarda atom altı parçacık çarpışmaları deneyleri yapılmakla  beraber  4. yoğunluğa erişmiş New Mexikodaki gibi üsler olabilir,

"C: Üsler zaten kısmen 4. yoğunluk ve her zaman da öyleydiler. Büyük değişim yaşayacak olan çevre bölgeler. "

Kısaca ve netice olarak oradaki yapılan bu çalışmaların vereceği bazı arızalı patlamalı kaçak olaylar ormanları yakan etken olabilir, idare tamamen örtbas etmek üzere KGB vari çalışmakta, zira bu haberi aldığım kaynaklardan edindiğim intiba  bilgileri vermekten çekiniyor ve korkuyorlar,

----------------------------------------------------------------------
S: (L) Şu anda üsler konusunda bize öğretmek istediğiniz başka birşey var mı?
C: Bu konu için doğrudan kanallama öneriyoruz.
S: (L) Doğrudan kanallama konusunda ne hissettiğimizi biliyorsunuz. Çok fazla bireysel etki karışıyor. Bu şekilde hiçbirimiz birşeyden emin olamıyoruz...
C: İnancın resme bir yerden girmesi gerekiyor, yoksa geri kalırsınız. Bazı konular bu yöntemle yeteri kadar tartışılamayacak kadar fazla karmaşık.
S: (L) Pekala bu üsler tartışmasını bir doğrudan kanallama celsesine bırakacağız. Doğrudan kanallama celseleriyle ilgili tek sorun... Rahatsız edici bazı şeyler var. Peşpeşe birkaç hafta yaptıktan sonra şüpheli bir hale geliyor. (SV) Soralım. (L) Peşpeşe birkaç kez yaptıktan sonra neden şüpheli bir hal görünüyor ve bilgiler sapmış görünüyor? Bunun nedeni nedir?
C: Algılarınız bizim için eğlenceli bir uğraşı.
S: (L) Sizin için bunu söylemek kolay... Ama aldığımız yanıtlar... (J) Siz algısal bir sıkıntı çekmiyorsunuz!
C: Sizin için de pek çok şeyi söylemek kolay.
S: (L) Mesele şu ki kesinlikle yanlış olan bir bilgi geldiğinde, bu bize zor bir zaman yaşatıyor.
C: Doğruluğu nasıl belirliyorsun?
S: (L) Mesela o örnekte gökte gördüğüm bir şeyin Mars gezegeni olduğunu söylediniz ve Mars gezegeni o noktadan o kadar uzaktaydı ki, bu kesinlikle yanlıştı. Mars o sırada Jüpiter'den 120 derece uzaktaydı. Ama siz 10 derece uzaklıkta olduğunu söylediniz. Jüpiter'e 10 derece mesafede gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Mars bir günde 110 derece hareket etmediyse, verdiğiniz bilgi yanlıştı. Bunun başka bir açıklaması yok!
C: Yanlış!!!
S: (L) Hayır değil!
C: Evet yanlış!!!
S: (L) Yanlış olan nedir? Marsın 110 derece hareket etmediği mi? Çünkü söylediğiniz aynen buydu. Gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Celseyi bir kez daha okudum!
C: Geçici bir 4. yoğunluk etkisi altındaydın.
S: (L) Ne kadar güzel! 4. yoğunluk etkisinde olduğumu söylemek, gerçekten olan şeyden farklı olan tüm yanıtları açıklamak için kolay bir yöntem. Söylemek istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Ama sen hala yanılgı içindesin.
S: (L) Neden yanılgı içinde olan benim? Siz yanılamaz mısınız?
C: Yanılabiliriz ama bu örnekte değil. Hatırla, o deneyim sırasında kendini tuhaf hissettin. Ve ayrıca, sen bizden bilgi istedin, ve bizim de sana bilgiyi olduğu gibi sunmamız gerekir.
S: (L) O olayda kendimi tuhaf hissettiğimi söylüyorsunuz. Ben böyle birşey söylediğimi hatırlamıyorum. Söylemediğim birşeyi mi söyletmeye çalışıyorsunuz?
C: Senin böyle birşeyi "söylediğini" kim söyledi? Bunu sen söyledin.
S: (L) Tamam, böyle birşey söylediğimi söylemediniz. Sadece kendimi tuhaf hissettiğimi söylediniz. Ama ben böyle birşey hissettiğimi hatırlamıyorum.
C: Peki.
--------------------------------------------------------------
Üslerin 4Y özelliği gösterdiği ve celse mensuplarının o bölgede ve dalga geldiğinde nasıl olaylar olduğuna dair sorgularına verdikleri ilginç cevaplarla bu 4 Kasım.1995 celsesini çok devreye getirdim ve severim,

Şimdi ise onlara bağlı başka konulara değinmek istiyorum,

Arada geçen şu cümle çok önemli,

"C: İnancın resme bir yerden girmesi gerekiyor, yoksa geri kalırsınız. Bazı konular bu yöntemle yeteri kadar tartışılamayacak kadar fazla karmaşık. "

Konu bu cevapla değişik bir şekilde algıların inanç hale gelmesi meselesi üzerine kaymaktadır, kanal çalışmalarında daha çok üst benlikler veya üst yoğunluk mensupları ile konuşulur ,

Medyum kendi zihnini devreye sokmadan verilenleri kendi bilinç yapısındaki kelimeler ve anlamlar literatürüne göre verir verilenlerin çoğu zaman ve makan olayını devreye almayan mesela 4Y özelliğindedir  anlatılanların yahut kanallama esnasında verilenleri 3Y de olanlar alırken bu özelliğe inançları tam yoksa olayı yanlış olarak değerlendirirler,

Ve bu algı zenginliği ve buna inananlar ve inanmayanlar zihninlerinde karışıklık yaratır,bu da  üst yoğunluk mensupları tarafından, bir nevi tatlı bir uğraşı olmaktadır,

"C: Algılarınız bizim için eğlenceli bir uğraşı."

Zira 3Y de olanlar her ne kadar aynı koordinat ve ruhsal yönden temiz olurlarsa olsunlar algıları bireysel hormon itkileriyle ve başka bedensel fizyolojik itkilerle tetiklenmiş duygular altında ve eski dayattırılmış inançtan tam sıyrılamayanlar yüzünden son derece değişkendir,

Yani verilenleri anlayış tarzlarında bir müştereklik zor oluşur,bazıları ortaya dökülenleri sonra idrak eder veye defalarca okuma bunu gerçekleştirir, işin içinde ne kadar zorlanılsa da bahsettiğim eski takılı inanç kırıntıları vardır,

nanç hakkında sanırım onun değişkenliği üzerinde mutabık kaldık veya ben öyle zannediyorum,

lk başlarda "inancın bir yerde resme girmesi gerekli" derken ben öyle anlıyorum,yani değişmiş ortam ve tesirlerle veya farkındalıktaki gelişmişlikle ve vaz geçilmez yeni olguların yaratılmış ve benimsendiği ortama uyan  bilinç üstüne çıkmış bir inanç,

Toplumun teknolojik yönden gelişmişliği ile adeta çekişen ve hala eski kılık kıyafet ve azgın cinsel dürtülerle insanlaşmamış hayvani halleri devam ettirmeye devam edenleri uçkurlarına bağlı hayattan kopartmaya çalışan tedbirleri ele alan ve bunları din kisvesi altında mecburiyetliştirmeye çalışan ve gelinen yeni zaman hallerinde herkesi bu ilkellikte olacağını zanneden anlayışı destekleyen ve inanç ve tapınma zırhının altında toparlayan özelliğe karşı çıkan değişmeyi bilen bir inanç,

Biraz uzun oldu ama ne anlatılmak istendiğini anladınız ,eski takılı kalınmış inanç kalelerini anlamak ve yıkmak,

Ayrıca bu hali şöyle de tanımlayabiliriz  bir şeye veya bir kişiye tapmak ve bundan katiyen vaz geçmemeyi inanç olarak kabul eden bir anlayış ,inanç işini bu kalıplar altında sınırlamak,

Ve bu tapılanlar her kimse veya neyse bundan son derece istifade edip  ortamı hükümranlığı altına alır veya aldırma yönünden empozeler ortaya dökülür ve bunu destekleyen bir güruh bulunur böylece ilkel bilinçler KH yönünde her yöne kolayca savrulur,

Bir ara Atlantisli kalıntıları olarak nitelenen ve bazı üstün güçleri ile tapılan Firavunlardan Ramses hakkında konu etmiştim veya hatırlamıyorum yeni vereceğim yorumlarda bahsetmiş olacağım,

Son zamanlarda Mısırda batılı araştırmaları yürüten bir bilgin Ramses heykellerinin bütün piramitler vadisinde ve daha bir çok Mısırlı yerleşim alanlarında bol miktarda olduğunu fark etmiş hatta bazı eski firavun heykellerini incelikli tarayınca onların da üzerinde rötüşler yapılarak Ramsese onun hüküm sürdüğü yıllarda benzetilmeye çalışıldığın görmüş, bunu deklare ediyor,



Düşündüm nedendir diye ,

Taptığın karşında , dikkat et, ben her yerde sana yakınım,

Birden yukarıda da izah ettiğim tapma kültürünün çeşitli kutsal yazıtlar ve dinsel ortamlarda bir numaralı figür halinde topluma enjekte edildiğini ve bağlı ritüellerin bu yönde mantıksallaştırma yolunda olduğunu hatırladım, 

Bu anlattıklarımın hepsi son derece etkin bir yılan kardeşliği faaliyeti ve senaristleri KH unsurları,

Bu tapma kültürünün nasıl insanlarda yaşamın en normal tavrı olduğu halde yerleştiğini evvelce bahsettim ama yeni okuyanlar için son derece etkin bir ispat olur maksadı ile tekrarlıyorum,

Bulunduğum çalışma ortamında bir kısım tarikat mensubu olduğunu zannettiğim baş örtülü kadınlar gelip arada bir Allah Allah nidaları çekerek gelip bir şeyler almak istediklerinde ben onları karşıma oturtup Yunustan Mevlanadan ve her hangi bir kişiye tarikat şeyhi diye tapınmanın gerekli olmadığına dair tavsiyeler verirken ,çay da ikram etmiştim ,bir ara masadan kalkmak onları biraz boş bırakmak gerekti geriye döndüğümde benim henüz yudumlamadığım çayımın yarıya düştüğünü gördüm ,ve kimin yaptığını ısrarla sordum,yakınımdaki içmiş,

-Neden içtin bu benim bardağımdı,
-Şifa olsun diye..

Ara..


cqkq

#1611
insanların ciddi bir kısmı uzaylılara inanmadığı için ilk önce dünya genelinde bunu zihinlere kabul ettirip o duvarı yıkmak istiyor olabileceklerini düşünüyorum. Çünkü insanların kollektif düşüncesinin değişmesinin de gerçekliğimize bir durumu kabul etmemizde çok önemli payı olacak. Bu uzaylı propagandasının böyle bir amacı olduğunu düşünüyorum.

cqkq

#1612
Putin de darbe şüphesiyle kendi kurduğu bir birliği temizleme operasyonu başlatmış.

bozadi

#1613
Alıntı YapOrjinal Mesajı Ekleyen cqkq

Putin de darbe şüphesiyle kendi kurduğu bir birliği temizleme operasyonu başlatmış.
Wagner Putin tarafından veya Putin'in emriyle kurulmadı sanırım ama Çeçen savaşı ve Kırım'ın ilhakı gibi süreçlerde kendilerini kanıtlayan askeri bir birlik olarak zaman içinde şirketleştikten sonra Savunma Bakanlığıyla bağlantılı olarak faaliyet göstermesi elbette Putin ve ekibinin onayıyla olmuştur.

Wagner'in kurucusu olarak görünen Prigojin, Rus Savunma Bakanı Şoygu'yu kıskanıyor gibi geldi bana. Putin ile Şoygu arasında güçlü bir dostluk var. Prigojin, baba tarafından Türk (Tuva Türkü) kökenli olan Şoygu ile Putin arasındaki yakın dostluk ilişkisinden hiç hoşlanmıyor gibi. Belki temelde bu nedenle ve belki aynı zamanda son dönemde Batı'dan muhtemelen ciddi bir rüşvet de aldıktan sonra, Şoygu'nun Ukrayna özel operasyonu sürecinde yaptığını ileri sürdüğü bilinçli hataların (vatana ihanetin) hesabını sorma adı altında Putin'e darbe girişiminde bulunuyor şu anda sanırım.

Wagner'in kurucuları ve üyeleri arasında Slav (Beyaz Irk) üstünlüğüne aşırı inananlar varmış ve hatta Wagner'in oluşumunda en önemli isimlerden sayılan Utkin başta olmak üzere, Wagner grubu içindeki "Slav üstünlüğü" inancının "neo-Nazizm" düzeyinde olduğu da iddia ediliyordu ama Putin yönetiminin neo-Nazizm'e dayalı hareket etmeyi boşver, onlara açıkça savaş açması nedeniyle, Wagner içinde neo-Nazi görüşlü birileri vardıysa da bunu açıkça ilan etmediler. Wagner'le ilgili her zaman bir gizem ve karanlık vardı, nihayet o karanlık kendini ifşa etti. Son dönemde Batılı güçlerin Ukrayna'ya askeri destek yoluyla Rusya'yı alt edemeyeceği giderek netleşince, kaleyi içerden fethetme girişimlerinde artış olması bekleniyordu. Wagner isyanı bunun şimdiye kadarki en önemli patlama noktası oldu sanırım. Putin ve ekibinin ergeç bu meseleyi halledeceklerinden ve bu süreçten daha da güçlü bir şekilde çıkacaklarından şüphe duymuyorum şahsen, ama tabi neler olacağı bilinmez, izleyelim, görelim...

bozadi

#1614
Prigojin'in Savunma Bakanı Şoygu ve Genel Kurmay Başkanı Gerasimov'a yönelttiği suçlamalarda ciddi bir haklılık payı olup olmadığından tam olarak emin olamıyorum. Söz konusu şahısların kasıtlı bir yanlışları olmadığı izlenimini edindim şimdiye kadar. Yanılıyor da olabilirim. Her halükarda, Prigojin'in yönelttiği suçlamalar şu veya bu düzeyde doğru bile olsa, şu anda kendisi Batılı faşist güçleri en çok sevindirecek şeyi yapıyor. Ülkenin başlıca askeri yetkililerini ve dolaylı olarak da Putin'i vatana ihanetle suçlayarak halkı isyana çağırıyor. Yani Batılı faşist güçlerin Rusya'yı içten parçalama teşebbüslerine hizmet ediyor. Belirttiğim gibi, bence buna kalkışmasının en büyük nedeni Şoygu'yu kıskanması ve bununla bağlantılı olarak Putin'e olan öfkesi.

arinmak

#1615
Güç az veya çok , bir çok kişiyi yozlaştırır.

Wagner , elbet bir ara tasviye veya pasifize edilecekti , işi bitti veya güçlendikçe yapmaması gerekenleri yapmaya başladı.

Wagnerin rusya hariç geçmiş süreçte kim veya kimlerle nasıl bir ilişkiler ağı oluşturdu veya ilişkiler ağı vardı

Wagner üzerinden kimlerin , nasıl planları vardı.

Kişilerden ziyade güç , çıkar , ilişkiler ağı , anlaşmalar ,

Wagner giderde , wagner uzerinden daha kimler gider veya wagner uzerinden bazı hesaplar yapanların hesabı bozulmuşmudur veya bozulacakmıdır.

İçerde wagner gibi bir oluşum var  batının dikkatini veya iştahını arttırıyor cezbediyor olabilir. wagnerinde işine gelebilir.

Rusya gerekeni yapar ...
 

Tgur

#1616
YORUMLAR 128

S: (L) 80 bin yıl önce dünyaya getirilmeden önce Kanteklilerle Kantek'te düzenli bir temasınız olduğunu söylemiştiniz. O gezegenin yok olmasının nedeni şu anda bu gezegende olduğu gibi Oryon manipülasyonları mıydı?
C: Belki ilgili ama tamamen değil.
S: (L) Tamamen saf Ari tiplerinden veya saf Keltlerden oluşan bir insan grubu düşünmeye çalışıyorum da, öyle bir kültürün nasıl olacağını hayal etmek zor gerçekten. Öyle bir kültürün veya toplumun nasıl olabileceğiyle ilgili bir kavram elde etmek için bakabileceğimiz bir kaynak veya başka herhangi birşey var mı?
C: Japonya ve Bahamaları araştır.
S: (L) Ne?! Japonya ile Bahamaların ne gibi bir ortak özelliği var?
C: Kendin gör. Hatırla, öğrenmek eğlencelidir ve enerjilendirir. Bilgilerin hazır verildiği celseler çok işinize yaramaz.
S: (L) Kanteklilerle düzenli temas halindeyken bu temasın özelliği neydi?
C: Eğitimsel.
S: (L) Temaslarınız bunun gibi bir tabla yoluyla mıydı, doğrudan birinin kafası üzerinden miydi, Stonehenge gibi bir çevrim aracı mı vardı yoksa tamamen farklı birşey miydi?
C: Temas isteyenler arasında en uyumlu frekansta olanları tespit edip, hazır olduğunda verileri aktarmak şeklinde.

---------------------------------------------------------------------

S: Bu Kuzeyden gelen medeniyet konusundaki ilginç şeylerden biri, en temel Ari tutumlarından birinin Erkek egemen din olması. Erkek egemen din nasıl "egemen oldu"? Ari grubunun eğilimi her zaman bu muydu?
C: Dinden başka şeylerle de ilişkili. Din kolaylaştırıcı.
S: Neyin kolaylaştırıcısı?
C: Geleneksel psiko-sosyal alışkanlık.
S: Kimin?
C: Ari dediklerinizin.
S: Ariler erkek odaklı din "alışkanlığını" nereden edindiler? Diğer herkes o veya bu şekilde bir tanrıçaya tapıyordu. Ama bu erkek egemen teoloji Kuzeyli insanların ayırt edici özelliklerindendi. Bunu nereden edindiler?
C: Kendi yuvaları olan gezegende oluştu.
S: Kantek mi?
C: Kesinlikle.
S: Kantek'in yok olmasına katkıda bulunan şeylerden biri de bu erkek egemen din miydi?
C: Hayır.
S: Kendi gezegenlerindeyken, neden dişi temelli bir din değil de erkek temelli bir din geliştirdiler? Bazı bakımlardan kadınların hayatın kaynağı olmaları gerçeği düşünülecek olursa?
C: Sizin yoğunluğunuzda erkeklik-dişilik şansa dayalı birşey. Hatırlayın, üst yoğunluklarda cinsiyet mevcut değil.
S: Burada yaşadığım sorun şu: erkek egemen din temelde monoteist özellikli...
C: Sizin referanslarınızda.
S: Eski erkek egemen din politeist nitelikli miydi?
C: İzden uzaklaşıyorsun.
S: Ariler her zaman diğer herkesten daha iyi olduklarını düşündüler...
C: Kendilerini arasında bulduklarından daha ileriydiler.
S: Ama görünüşe göre İbrani monoteizmi Ari monoteistik erkek egemen dininden türetilmiş. Ve sonra İbranilik Hıristiyanlığı doğurmuş. Hıristiyanlık 2000 yıldır etkisi altında yaşadığımız ataerkil vahşi savaş savunuculuğuna temel oluşturan şey. Bu Batılı, Avrupalı aklı...Arilerden geliyor. Kuzey'den. İncelenebilecek her açından buna "medenileştirici" etki dendi. Bu düşünüş türünün gücü ve hakimiyeti diğerlerine yönelik medenileştirici bir etki yaptı ama diğer yandan aynı medeniyet egemenliği, öldürmeyi, savaşı, bölgeciliği, Hitler'i ve diğer herşeyi meydana getirdi. Bu istenebilecek herşeyin zıddı. Ama siz Kuzeyli İnsanlarla binlerce yıldır temas içinde olduğunuzu söylediniz. Evet, Kasyopya bir Kuzey Takımyıldızı ve muhtemelen bu insanların ilk efsanelerinde de bilmediğimiz bir şekilde sayılıyordu ama temsil ettikleri herşey KH.
C: Siz de öyle, peki o halde sizinle neden temas kurduk?
S: Ben o monoteistik, egemenlikçi, savaş savunucusu, herkesi tek tip düşünceye uydurmaya çalışanlardan değilim!
C: Başka herkesin buna uyum sağladığını mı düşünüyorsun? Yoksa son analizde önemli olan ruh mu?
S: Tamam, elbette herkes farklı ve bazıları onların yoluna uymadı.
C: Siz de öyle.
S: Anladım. Bu konu çok karmaşık. Keşke bununla ilgili gerçekleri bana hemen söyleyiverseniz! Arilerin hala gezegendeki tüm insanlara empoze etmeye çalıştığı bu erkek-egemen, monoteistik anlayışı verenler kimler?
C: Etkileşimler yoğunluklar-arasıydı.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) Vincent Bridges'in Ahit Sandığı veya Kutsal Kase'yi aradığı yönünde bazı teorilerimiz var. Bunun çeşitli önemli faydaları olan bir tür lensing (ç.n. lensleme?) cihazı olduğunu düşünüyorum. Doğru mu?
C: Evet.
S: (L) KH gruplarının, evet dünyadaki herkesin KH olduğunu biliyoruz, ama, şu daha ağır KH gruplarının bir zamanlar bu cihaza sahip olduğunu, sonra onu kaybettikleri veya kontrolünü kaybettikleri tahminini ifade etmiştik daha önce. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Nasıl kaybettiler?
C: "Kaybolmaktan" ziyade "alınıp" emniyetli bir yere götürüldü.
S: (L) Kim aldı?
C: 4. yoğunluk BH misyonu.
S: (L) Şu anda arayanlar kim? 3. yoğunluk KH mi, yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Her ikisi.
S: (L) Eğer 3. yoğunluk bir cihazsa, 4. yoğunluk varlıklar onu neden istiyor?
C: Her iki boyutla da bağlantısı olan bir cihaz.
S: (L) Eğer 4. yoğunluk KH teknik olarak o kadar ilerilerse, neden başka bir tane yapamıyorlar?
C: Bu cihaz bilinç ile ayarlanıyor. Öyle bir frekansta ki, KH yetenekleri böylesine bir kesinlik üretemiyor. Frekans genişliği çoklu olasılık vektörlerini kapsıyor. KH dar bir frekans aralığında faaliyet gösterir.
S: (R) Yani yenisini yapamıyorlar, ama kullanabilirler. Yapılmış olanı bulmaları gerekiyor. (L) Bu mümkün mü? (A) Bilinçle mi çalıştırılıyor?
(L) Çalıştırılıyor demediler, ayarlanıyor dediler. [bu konunun tartışılması] ...Ayarlanıyor derken, yaratımın ayarlanması mı, yoksa cihazın alışma için ayarlanması mı? (ç.n. cihaz yoluyla yapılan bir yaratım mı kastediliyor?)
C: Yaratım.
S: (A) Yani bir kez ayarlanınca, ayarlanmış oluyor. (R) Evet. Ve eğer bizim bilgisayar simülasyonumuza benziyorsa, benzer frekanslara maruz bırakılarak ayarlama yapılıyordur. (L) Veya kendi ürettiği frekanslar yoluyla. Ama KH'lerin onu görüp göremediklerini anlayamadık henüz. O cihazı bulamama nedenleri, ya bir frekansla veya birşeyle korunuyor olması, ya da cihazın nerede olduğunu bilmiyor olmaları.
Doğru mu?
C: Çoğunlukla. Genel bir fikirleri var.
S: (L) Cismin kesin yerini tespit edip ele geçirmelerini önleyen şey nedir tam olarak?
C: Oklüzyon. (ç.n.: örtme/kapatma)
S: (A) Oklüzyon nedir? (R) Sanırım...
C: Frekans çiti.
S: (R) Konuştuğumuz şeye de benziyor bu. Eğer aynı frekansta değilsen, bu... (L) Veya cismin etrafını belirli bir frekansla çevreliyorlar ve KH'ler o frekansı delemiyor. (R) Bir anlamda görünmez oluyor. (L) Ama yine de bir şekilde bir bölgeyi veya birşeyleri belirleyebiliyorlar. Ama bu bir gürültü veya benzer birşey olabilir. O kadar çok gürültü var ki, sinyalin kesin yerini belirleyemiyorlar. Bu insanların sürekli peşimize gelmelerinin nedeni bu mu? Bu şeyi bulmalarına yardım etmemizi mi istiyorlar?
C: Aşağı yukarı. Tek neden değil.
S: (R) Sanırım diğer bir önemli neden, genel olarak çalışmaları bozmak. Jay Weidner Frank'in şimdi onu bulmalarına yardımcı olacağını düşündüklerini, Frank'in Set'in kanalı olduğunu söyledi. (A) Bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Jay Weidner'ın söyledikleri, Frank'le ilgili ümitleri. Eğer bu doğru olsaydı Frank'le meşgul olurlardı, bizi rahatsız etmezlerdi.
Dolayısıyla bunun o kadar önemli olduğunu sanmıyorum. (L) Ben de. Jay'in attığı bir yem sadece. (R) Bu cihazın olası pozitif kullanımlarını merak ediyorum?
C: Çeşitli. Kadim zamanlarda bu cisme Tanrı'nın Hediyesi deniyordu. Yaşamı sürdürmek için gerekli herşeyin tezahür ettirilmesinde bir yardımcı olarak kullanılıyordu.
S: (A) Tezahür mü? (R) Bu akla Merkaba'yı getiriyor. Ana Taş. Anne Taşı. (A) Demek her tür şeyi yapmak için kullanılabilir...
(R) Bu cisim Merkaba mı?
C: Anne Taş, evet.
S: (R) Demek buymuş! Merkaba'nın gerçek anlamı bu. Oldukça anlamlı. Ve bunlardan sadece bir tane var. (L) Bu cisim nerede yaratıldı?
C: Kantek.
S: (L) Kanteklilerin Dünya'ya taşınmasında da bu cisimden yararlanıldı mı?
C: Bazılarının. Diğerleri Kertenkeleler tarafından taşındı.

--------------------------------------------------------------------

S: (Galahad) 11 Eylül'le ilgili kitaptaki transkriptleri okurken, 130.000 yıl önce yapılan genetik müdahale hakkında kafam karıştı. Tüm Samilere yapılan bir müdahale miydi, yani sadece Yahudilere yönelik değil miydi?
C: Burada soru, Sami nedir?
S: (Galahad) Hitler'le ilgili olayın dünya sınırlarını aştığını söylemiştiniz. Yani bu, Kantek'in patlamasından önce orada devam eden bir şey miydi?
C: Evet.
S: (Galahad) Samilerin Atlantis'in çöküşünde önemli bir rolü var mıydı?
C: Aynen!
S: Yani, bir tekrar oynatmaya bakıyoruz resmen şu anda!
C: Evet.
S: (Samiler kimdi tartışması) (Galahad) Yani gerçek Samiler Ariler mi?
C: Anladın!
S: (L) Yani bu demektir ki, Yahudiler ve Araplar sadece bir geleneği taşıdılar... Sadece aracıydılar. Esas Samilerin önemli bazı özelliklerini alıp kendilerine uyguladılar. (Perceval) Samiler Ortadoğulular, değil mi?
C: Öyle mi, öyle miydi?
S: (Galahad) Genetik müdahale Ari Samilere mi yapıldı yoksa bugün Yahudi dediklerimize mi?
C: Ari. "İbrahim" soyundan gelen Yahudilerinin imhasının nedeni.

----------------------------------------------------------------------

S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır.
S: (L) Cayce Atlantis'te "Bir'in Oğulları" ve "Belial'ın Oğulları" ayrımından bahsediyor. Bu ırksal bir ayrım mıydı yoksa felsefi/dini bir ayrım mı?
C: Son ikisi, ve ondan önce, ırksal.
S: (L) Irksal bir ayrımken kim kimdi?
C: Belial'ın Oğulları Kanteklilerdi.
S: (L) Oo! Bu iyi değil.
C: Subjektif... Beden değilsiniz, ruhsunuz.
----------------------------------------------------------------------
S: (Atriedes) Kantekli insanlar dünyaya bir dövüş sanatı getirdi mi?
C: Elbette, gezegenlerini nasıl yok ettiler zannediyorsun?
S: (Atriedes) Bu dövüş sanatı nihai olarak Çin'e mi gitti?
C: Çin değil, daha eski. Danslar konusuyla ilgili.
S: (Atriedes) Bu dansları örneklerinden tekrar yapılandırmak mümkün mü?
C: Kelt danslarında çok benzerini görebilirsin.
S: (Atriedes) (o danslar bir çeşit dövüş sanatı için mi kullanılıyordu?)
C: Dans, güç hücrelerini hizalandırıyordu.
S: (Dansların güç sağladığı ve sonra bu gücün çok çeşitli amaçlarla kullanıldığına dair tartışma.)
C: "Dövüş sanatları" denen şeyler, bir zamanlar tamamen enerji ustalığıyla yapılan teknikleri fiziksel olarak uygulamaya yönelik teşebbüsler.
----------------------------------------------------------------------

Bu Kantek meselesini çok konuştuk, tekrar bazı soruları açmak için bu aktarımları sıraladım,

Evvela çok önemli bir ırk ve dünyaya getirişleri ve bizim şimdiki genlerimizde de izlerinin oluşu biraz da onların yaptıklarına iştirak eden KH mensubu olarak bizleri de ilgilendiriyor,

Hani suç üzerimize doğru yönelince bir başkasına veya başka sebebe atma merakımız var ya, başlangıçta kendimizi kadim suçlardan  soyutlayıp bu Atlantis karmasını USA ve onu teşekkül ettiren batılılar üzerine atıyorduk, bütün dünya insanı olanlardan sorumlu,

Kanteklilerle 6Y evvelden irtibatlı imiş şimdi bizlerle olduğu gibi onlar gezegenlerinde bizim gibi KH idi ve 6Y nin sesini dinleyip anlamaya çalışanlar BH değil BH adayı idiler,şu anda aynı senaryo altındayız anlatılanları  tam anlayabilsek bizler de BH adayı olabileceğiz,

Gezegenleri neden patladı ,gücü ve şiddeti kullanmayı ki bedensel fiziksel yönden oldukça güçlü imişler,

Şiddeti ,kavgayı etki tepki hadisesini ruhsal yükselişe geçip frenleyecek bir farkındalığa gelinememişse aynen bizim savaşı mutlak kabul edip üzerinde devamlı oynamayı doğal ve normal zanneden milletlerimiz gibi ortalığı negatife sokan davranışlar eninde sonunda belayı çeker ve psişik yönden düzelemeyen bu hal gezegeni patlatır, o örnek olarak gerçekleşmiş Kantek kalıntıları Jüpiter yakınlarında astreoid kuşağı halinde dolanmakla meşgul,

Bizdeki dövüş kulüpleri ve onlarla ilgili medya merakına bakın ve bilgisayar oyunlarındaki şiddet, savaş içerenlerin neden bu kadar çok ve rağbet gördüğünü düşünün, çocuklarımız başlarını kaldıramıyor,

K.lar biz her şeyi görüyoruz size böyle bir şey olmayacak deseler de K. bilgilerinin tümünde değişken çekim dalgalarının var oluşta ve madde yaratımının üzerinde ne kadar etkili olduğundan bahsedilir, düşünün değerlendirin,

Olay Kanteklilerin bu patlama sonunda veya evvelinde Dünyamıza taşınanlar evvela Kafkasya tarafında yoğunlaştıklarından bahsediliyor, sonradan yayılmaları daha çok Atlantisliler tarzında ortaya çıkıyor,

Atlantis imparatorluğu çok geniş yayılım gösteren hatta doğuda Hindistana Japonyaya kadar uzanan özellikte,bedensel olarak bulundukları yerlerde insanlara nazaran daha güçlü olduklarından Belial oğulları olarak her ne kadar yapmayın etmeyin diye frenlemeye çalışan rahiplere karşı azgın ve Dünya hakimiyeti konusunda çok meraklı imişler ve savaşlar fetihlele dolu bir yaşamı kendilerine yol edinmişler,diğer yandan özel üstün güçleri ile kandilerine yardımcı insan hayvan karışımlı varlıkları klonlama yoluyla "şeyler "olarak tanımladıklarımızı yaratmışlar ve bunları  çoğalınca imha metodları için vahşeti devreye almışlar bu karma  vahşet ve bencilliği bıarkmayan tavırları yüzünde Atlantis muhtelif aralıklarla üç defa batırılmış şimdi güya yok olmuş  ülkeler gurubu olarak anılıyorlar,
Bu batırılmaları kendi yaptıkları güç ve enerji ayarlamalarındaki hatalar yüzünden ve doğal sebeplerden mesela NUH tufanı yüzünden olmuştur,

Felaketlerden kaçanların kurtulanların bir kısmı Cebelitarıkı geçip Ortadoğuya Mısıra kadar uzanmış Sümerler Firavunlar olarak boy göstermiş bir kısmı ise Amerikada Maya Aztek medeniyeti ve Kızılderililer olarak süregelmişlerdir,

Kızılderili ve Abaorjinler için başka tarihi kaynak literatütü var ancak bu konularda spesifik olarak bir kronolojik veya tam ırksal beyanlarda bulunamıyoruz, K.ları biraz daha derin inceleyerek gerçekleri bulabiliriz,

Zira tarihi olaylar ve ırkların hakiki pozsyonları hakkında KH karıştırmaları yüzünden karmakarışık bilgi sağnağı altında bırakılmışız, diğer vtaraftan K.ların zorlukla zihnimizi çalıştırıp bulabilme metodları yüzünden devamlı araştırma tartışmalarla gerçekleri yakalayabiliyoruz,

Yani bu anlattıklarıma bu öyle değil şöyledir şeklinde dostların karışmalarını bekliyorum,

Neticede şu cümleyi de çözdüm mü meraktayım,

"S: (Galahad) Genetik müdahale Ari Samilere mi yapıldı yoksa bugün Yahudi dediklerimize mi?
C: Ari. "İbrahim" soyundan gelen Yahudilerinin imhasının nedeni."

Yahudilere 130 000 yıl evvel genetik müdahale yapılmış ve bu uygulama esasta Ari Samilere imiş ,
sonradan bizim gibi  bir sami ari türevi olan "İbrahim"soyundan olan Yahudilere değil ,onları yani İbrahim soyundan türev olan yahudileri Ari olan Hitler  imhaya sürüklemiş,

"S: (L) İbrahim de Kantekli miydi? İbrahim'in hikayesi Kantekliler tarafından mı Dünya'ya getirildi?
C: Hayır.
S: (L) İbrahim Kantekli veya türevlerinden miydi?
C: İkincisi. Ama siz de öyle.
S: (L) Yahudilerin genetik mühendislikle oluşturulup Orta Doğu'ya yerleştirilmesi hangi yıl oldu?
C: 130.000 yıl önce.
S: (L) Vay be! Bu kadar süre boyunca herhangi ırksal bir saflığı korumayı başardılar mı?
C: Hayır. "

Ortadoğuya getirilme de başka bir kapıyı açıyor ,bu olay 130000 sene evvel olmuş ,yani Atlantis oluşumu yok oluşu 80 ve 100 bin sene evvel dendiğine göre ondan evvelki bir tarihte genetik müdahale yapılmış Ari Sami Yahudilerinin bu getirilişi tarihsel olarak bizlerde karışıklık yaratıyor,

K.ların bu tarihsel anlatımlarındaki karışıklığı nereye bağlayacağız,
Onu da şu evvelce kaydettiğim kısıma göre değerlendirip lineer tarihimizi kendi kendimize baş tacı yaparak değil işin içinde her zaman 4Y sızıntılarının olduğunu kabul ederek değerlendirme yapmalıyız, zor geliyor ama celse işlerindeki soru soran dostların bilinci  ve hatta şu yorumlama işleri bile bu sızıntılardan etkilenebilir,

Kısaca zamanın bizim zaman anlayışımızı katiyen kabul etmeyen hatta zamansızlık bile dediğimizde bazı kavramları yine kendi bakış açımıza doğru çeviren bir tarafta oluyoruz, mukayeseyemiz yine olmak veya olmamak gibi dünyevi alışkanlığımızın benzeri bir durumu çağrıştırıyor,oysa K.lar bir ara "zamanı sizin anlayışınız varyasyonlarının hiç bir şekline uymayan bir şekilde kabul etmelisiniz "şeklinde bir ikazda da bulunmuşlardı, bu sefer bizim varyasyon yığınlarımız iflas ediyor ve bakıp kalıyoruz,

O zaman hiç mi anlatılanları doğru kabul etmeyeceğiz, bu sonuç mu çıkıyor şeklinde bir soru ortaya geliyor,hayır,

Onların uğraşıları bizim done özelliklerimize tıpatıp benzemeyen neticelerde bir değerlendirme düşünce yapısına gelmeli,hele zamanı ve kehanetleri bizim tarihsel fikse eden kavramlarda kabul etmeyeceğiz, dairesel veya küresel bir manzarada olayın olduğu bir yerde görmeye çalışacağız,

Görüşte yukarı aşağı sağ sol gibi yönleri terk eden ve bir cismi sadece önden değil arka yönünden de gören bir bakışı düşüneceğiz, maddesel elemanların ortadan kalktığı her şeyin belirli bir yer tutmadan üç boyutlu çevresel göründüğü bir ortam 4Y ortamı,

Sanki gitmiş gibi konuşuyorsun ,3 Y bilincim hemen itiraz ediyor,
Hayır ama astral bedende iken yani uykuda rüyada iken dolaştığınız yerler mizansenler, gördüklerinizin hemen hepsi bu dünyadakine mi benziyor samimi bir cevap verin ,

"C: Algılarınız bizim için eğlenceli bir uğraşı.
S: (L) Sizin için bunu söylemek kolay... Ama aldığımız yanıtlar... (J) Siz algısal bir sıkıntı çekmiyorsunuz!
C: Sizin için de pek çok şeyi söylemek kolay.
S: (L) Mesele şu ki kesinlikle yanlış olan bir bilgi geldiğinde, bu bize zor bir zaman yaşatıyor.
C: Doğruluğu nasıl belirliyorsun?
S: (L) Mesela o örnekte gökte gördüğüm bir şeyin Mars gezegeni olduğunu söylediniz ve Mars gezegeni o noktadan o kadar uzaktaydı ki, bu kesinlikle yanlıştı. Mars o sırada Jüpiter'den 120 derece uzaktaydı. Ama siz 10 derece uzaklıkta olduğunu söylediniz. Jüpiter'e 10 derece mesafede gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Mars bir günde 110 derece hareket etmediyse, verdiğiniz bilgi yanlıştı. Bunun başka bir açıklaması yok!
C: Yanlış!!!
S: (L) Hayır değil!
C: Evet yanlış!!!
S: (L) Yanlış olan nedir? Marsın 110 derece hareket etmediği mi? Çünkü söylediğiniz aynen buydu. Gördüğüm şeyin Mars olduğunu söylediniz. Celseyi bir kez daha okudum!
C: Geçici bir 4. yoğunluk etkisi altındaydın.
S: (L) Ne kadar güzel! 4. yoğunluk etkisinde olduğumu söylemek, gerçekten olan şeyden farklı olan tüm yanıtları açıklamak için kolay bir yöntem. Söylemek istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Ama sen hala yanılgı içindesin.
S: (L) Neden yanılgı içinde olan benim? Siz yanılamaz mısınız?
C: Yanılabiliriz ama bu örnekte değil. Hatırla, o deneyim sırasında kendini tuhaf hissettin. Ve ayrıca, sen bizden bilgi istedin, ve bizim de sana bilgiyi olduğu gibi sunmamız gerekir."

Neticede şunu da ilave etmek durumundayım, KH zaman içinde bizim yaşam maratonumuza çeşitli sebepler veya karışıklıkları içinden çıkılmaz bir şekle sokmak için sabit tarih olarak işaret ettiklerimizin hepsini şu farkındalık yapımızla ancak söyleyebileceğimiz karmaşa içine sokmuştur, bunu evvelce çok işledik ,

K.ların tarih verirken 4Y sızıntıları işiyle beraber bu konuyu da devreye alan anlayışı da göz önünde tutmalıyız,

Onların verdikleri tarih ile bizim algıdaki karmaşıklığı bu faktörler içinde değerlendirmek gerekir,

"S: (L) Mesele şu ki kesinlikle yanlış olan bir bilgi geldiğinde, bu bize zor bir zaman yaşatıyor.
C: Doğruluğu nasıl belirliyorsun?"

**
"C: Geçici bir 4. yoğunluk etkisi altındaydın.
S: (L) Ne kadar güzel! 4. yoğunluk etkisinde olduğumu söylemek, gerçekten olan şeyden farklı olan tüm yanıtları açıklamak için kolay bir yöntem. Söylemek istediğimi anlayabiliyor musunuz?
C: Evet. Ama sen hala yanılgı içindesin.
S: (L) Neden yanılgı içinde olan benim? Siz yanılamaz mısınız?
C: Yanılabiliriz ama bu örnekte değil. Hatırla, o deneyim sırasında kendini tuhaf hissettin. Ve ayrıca, sen bizden bilgi istedin, ve bizim de sana bilgiyi olduğu gibi sunmamız gerekir."

Yanılabiliriz ama... sözüne dikkat.

Ara..


Tgur

#1617
YORUMLAR 129

S: (L) Liste üyelerimizden birinin bir yorumu: "Gerçekliğimiz neyin doğru olduğuna inandığımıza bağlı. Neye inandığımız ne algıladığımıza bağlı. Algımız ne aradığımıza bağlı. Ne aradığımız düşüncelerimize bağlı. Ne düşündüğümüz bilgelik durumumuza bağlı. Bilgeliğimiz farkındalık durumumuza bağlı. Farkındalığımız sezgimize bağlı. Sezgimiz ruh olgunluğumuza bağlı. Ruh olgunluğumuz tek sonsuz zekayla ilgili imgelemimize bağlı. Tüm imgeler bu zihnin hologramları. Orijinalin birer kopyasıyız." Bu, gerçekliğimizin doğru bir temsili mi?
C: Yakın. İlişki zincirlerinden biri, ama hepsi değil. Bağımlı ilişkiler bundan çok daha karmaşık.
S: (L) Şimdi KENDİ sorularıma geçiyorum! Bir keresinde DNA çekirdeğinin karbonla ilişkili, henüz keşfedilmemiş bir enzim olduğunu söylemiştiniz. Bu doğru mu?
C: Evet.
S: (L) Bu kitapta diyor ki: "DNA sekansının nispeten küçük bir bölümünün yapısal genler denen şeylere yönelik olduğuna dair kanıtlar artıyor. Yapısal genler protein üretimi sağlıyor. Ortalama 5000 baz çiftli yaklaşık 50.000 yapısal gen vardır ve bunlar da tahmini 3 milyar baz çiftinin yalnızca 250 milyonunu açıklamaktadır. Peki DNA'nın geri kalanı ne için? DNA'nın bir kısmı tekrar sekansları denen şeyler, yani binlerce kez tekrarlanıyor. Fonksiyonu bilinmiyor. Örneğin ALU tekrarında, aynı 300 baz çifti sekansından 300.000'in üzerinde kopya mevcut. Elbette bu DNA çöp değil ve gen düzenleme kromozomal mimarisinde veya kromozomal kopyalanmada önemli bir rol oynuyor.
1977'ye kadar, genlerin tekli DNA sekansları olduğu, sonra RNA'ya, sonra da proteine kodlandığı düşünülüyordu. Ama sonraki çalışmalar bundan çok daha karmaşık bir durumun söz konusu olduğunu gösterdi. Bir gen içinde, proteine çevrilmeyen DNA parçaları olduğu biliniyor artık. Bu araya giren sekanslar ya da İNTRON'lar bir bakıma bir gizem ama çok yaygın bir fenomen gibi görünüyor."
Bahsettiğiniz şey bu intronlar mı? Bahsettiğiniz çekirdek bunlar mı?
C: Kısmen.
S: (L) Aynı baz çifti sekansından 300.000'den fazla kopya içeren bu ALU tekrarı nedir peki?
C: Tribal birim.
S: (L) Tribal birim nedir?
C: Önemli belirleyici bileşiklerin kesitselleşmiş bölgesi.
S: (L) Bu neyin kodunu sağlıyor?
C: Fizyolojik/ruhsal birlik profili.
S: (L) "Tribal"i tanımlayabilir misiniz?
C: Sen tanımla.
S: (L) DNA'nın yapısal genleri kodlamayan kısmı neyi kodluyor? Başka ne yapıyor olabilir?
C: Kesilen akış.
S: (L) Neyin kesilen akışı?
C: Sıvıların.
S: (L) Sıvıların nereden nereye akışı?
C: Senin algın nedir?
S: (L) Hangi sıvılar?
C: Senin girdi ekleme sıran.
S: (L) Bunlardan bazıları...
C: Hayır, tamam değil: sana bir soru sorduk!
S: (L) Tamam. Sıvıların kesilen akışı. Bunun ne anlama geldiğini anladığımdan emin değilim. (A) Belki birşey akıyordu, birşey onu kesti ve akış durdu ve artık geliştirilemiyor. Birşeyin kesilmesi anlamına geliyor. (L) Kesilen akış, durdurulan bir sıvı akışı anlamına mı geliyor?
C: Evet. Tasarımın değiştirilmesi nedeniyle!
S: (L) Akışı durdurulan o sıvı, kimyasal bir aktarıcı mı?
C: Evet.
S: (L) Bu kimyasal aktarıcı, eğer akabilseydi, DNA'nın diğer bölümlerinde önemli değişikliklere mi neden olacaktı?
C: Evet.
S: (L) Yani DNA'mızın önemli bazı bölümlerinin kilidini açacak olan o sıvı akışını, kimyasal aktarıcıyı veya nöropeptidi kesmek için oraya
bilinçli olarak yerleştirilen bir kod parçası var, öyle mi?
C: Yakın. Biyogenetik mühendislik.
S: (L) Bu sıvı akışının kesilmesinin sorumlusunun Kertişler ve onların ekibi olduğunu varsayıyorum?
C: Yakın, ama daha muhtemel olarak Oryon KH tasarımcılar. (ç.n.: bunlar sanırım 4. yoğunlukta daha üst aşamada bulunan ve kertişleri
yönettiği söylenen hümanoit tipler.)
S: (L) Bize hangi sıvı veya aktarıcının kesildiğini söyleyebilir misiniz?
C: Düşük dalga frekansı yükü için en etkili kimyasal bileşik iletkenini düşün.
S: (A) Altın olabilir... (L) Asetilkolin mi?
C: Hayır.
S: (L) Su mu?
C: Hayır.
S: (L) Salin? (ç.n.: tuz veya tuzlu bir bileşik)
C: Daha yakın. Doğal olarak bağlanan bir kombinasyon.
S: (L) Bunu araştırmam gerekecek. 3 milyar baz çiftimiz varmış. "Çöp DNA" denen parçaların bir kısmı eğer etkinleştirilirse, 23 çiftten daha
fazla çiftle kromozomal replikasyon gerçekleşir mi?
C: Kısmen.
S: (L) Faaliyetler veya benzer şeyler yoluyla yapabileceğimiz herhangi birşey var mı bu konuda?
C: Hayır. Biyogenetik mühendislik.
S: (L) Zamanın bir noktasında, birşeylerin bedenlerimizdeki genlerin açılmasına ve fiziksel olarak dönüşmemize yol açabileceği şeklinde, geçen gece aklıma gelen fikir, 4. yoğunluğa geçiş sırasında olabilecek olan şeyin doğru bir algısı mı?
C: Büyük ölçüde, evet.
S: (L) DNA'nın etkinleşmesi durumunda, fiziksel bedenlerimizin dönüşebileceği şeylerin herhangi bir sınırı var mı? Eğer DNA gerekli komutları verebilirse uzayabilir miyiz, gençleşebilir miyiz, fiziksel görünümümüzü, yeteneklerimizi değiştirebilir miyiz?
C: Algılama kapasitesi.
S: (L) Algılama kapasitesi nedir?
C: Daha geniş algılama kapasitesine geçiş.
S: (A) ...Alıcının gücüne bağlı.
C: Evet.
S: (L) Alıcı nedir? Fiziksel beden mi?
C: Merkezi sinir sistemi yoluyla üst seviyelere bağlı olan zihin.
S: (L) Yani bilgi edinme ve bedenin üzerindeki kontrolü geliştirme meselesi bu. Eğer zihnin ve merkezi sinir sistemin daha üst bilinç seviyeleriyle uyumlanırsa, algılama kapasiten için bu önemli bir sonuç doğurur öyle mi?
C: Yakın.

----------------------------------------------------------------------
(L) Yani sıvı DNA... K'ların o zaman söylediği şeyi destekleyen bir bilgi gibi görünüyor. Bir hücreyi enfekte etmek amacıyla DNA'ların katı halden sıvı hale dönüşebilmesi. Genetik mühendislik bağlamındaki kesik sıvı referansı. Ama aynı zamanda DNA'nın faydalı değişiklikler meydana getirebileceğini biliyoruz. Zamanın bir noktasında bizi enfekte eden DNA'larımız var. O DNA'lar, hücrelerimizde zaten mevcut olan başka bazı DNA'ların akışını kesintiye uğrattı. Fakat hiçbir şey yapamıyor çünkü blokaj intronları yerleştiren bir enfeksiyonla bloke olmuş durumda. Sanırım zamanın bir yerinde bu durum değişebilir, hatta tersine dönebilir, hem de çok hızlı bir şekilde. Birşeylere yaklaşıyor muyum?
C: Kesinlikle! Yaklaşan zamanlar çok ilginç olacak, özellikle de ağ tam kabile gücüne doğru genişlerse ve pek çok başkaları da merdivendeki bir sonraki basamağa çıkmak için inisiyatif alırsa.
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Beni daha da yaklaştıracak herhangi birşey var mı?
C: Bazı durumlarda duyular ötesi bir bileşen de var.
S: (L) Duyular ötesi bileşen nedir?
C: Dışarıdan yürütülen mutasyon.
S: (L) Dışarıdan mutasyonu yürüten nedir?
C: Çoğu durumda ilgili bedeni kullanan ruh.
S:  (L)  Yani  eğer  ruh  kullanmak  istediği  bedene  yakın  frekansta  bir  beden  seçerse,  ihtiyaç  duyması  durumunda  DNA  yapısını  ayrıca değiştirebiliyor mu?
C: Evet.
(Andromeda) Yani ruhlarımız mutasyonlara neden olabilir.
C: Evet.
S: (Perceval) Bu doğumdan önce mi oluyor?
C: Hayır, ruh bedene yerleşir yerleşmez ve daha sonra ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşebilir.
S: (L) Bunu fiziksel olarak etkileyebilecek süreçler nelerdir?
C: Diyet bunlardan biri. Aynı zamanda ihtiyaç duyulan hastalığa yakalanmaya yönelik "düzenleme".
S: (Pierre) Yani ruh birşey öğrenmek veya bir deney yapmak istediği için bir hastalığa yakalanıyorsun ve o hastalık yoluyla bir öğrenme gerçekleşiyor, öyle mi?
C: Hayır. Ruh ve yardımcıları DNA değişikliğini tetiklemek istiyor!
S: (L) Çok daha pragmatik birşey yani. Tamam, sıradaki soru... Elimdeki soruları hiç soramayacağım sanırım! [kahkaha] Pekala, "ruh ve yardımcıları" dediğinizde, ruhun yardımcıları da ne oluyor?
C: Beden içindeki ve dışındaki kabile birimi üyeleri.
----------------------------------------------------------------------

Görünüşe göre "tribal" fizyolojik ruhsal birlik profili anlamına geliyor ve Sezar'ın ruh grubuyla ilgili soru sorduğumuz celsede konuştuğumuz şeylerle alakalı gibi görünüyor. Fizyolojik ruhsal birlik profili hangi "kabileye" ait olduğunu tanımlıyor olabilir ama bu ille fiziksel bir kabileden veya klandan ziyade, ruhsal bir kabile. Belirli bazı ölçütlere bağlı olarak onların bir parçası olabiliyorsun... "mezuniyet" terimi kullanılmıştı. Tribal grubun veya kabile grubunun bir ruh grubu gibi olduğunu düşünmekte haklı mıyım? Bu doğru bir benzetme mi?
C: Çok yakın.
S: (L) Beni daha da yaklaştıracak herhangi birşey var mı?
C: Bazı durumlarda duyular ötesi bir bileşen de var.
S: (L) Duyular ötesi bileşen nedir?
C: Dışarıdan yürütülen mutasyon.
S: (L) Dışarıdan mutasyonu yürüten nedir?
C: Çoğu durumda ilgili bedeni kullanan ruh.
S:  (L)  Yani  eğer  ruh  kullanmak  istediği  bedene  yakın  frekansta  bir  beden  seçerse,  ihtiyaç  duyması  durumunda  DNA  yapısını  ayrıca
değiştirebiliyor mu?
C: Evet.
(Andromeda) Yani ruhlarımız mutasyonlara neden olabilir.
C: Evet.
S: (Perceval) Bu doğumdan önce mi oluyor?
C: Hayır, ruh bedene yerleşir yerleşmez ve daha sonra ihtiyaç duyulduğunda gerçekleşebilir.
S: (L) Bunu fiziksel olarak etkileyebilecek süreçler nelerdir?
C: Diyet bunlardan biri. Aynı zamanda ihtiyaç duyulan hastalığa yakalanmaya yönelik "düzenleme".
S: (Pierre) Yani ruh birşey öğrenmek veya bir deney yapmak istediği için bir hastalığa yakalanıyorsun ve o hastalık yoluyla bir öğrenme gerçekleşiyor, öyle mi?
C: Hayır. Ruh ve yardımcıları DNA değişikliğini tetiklemek istiyor!
S: (L) Yani ruhsal bir kabilenin üyesiysen, enkarne durumda olsunlar veya olmasınlar, diğer kabile üyeleriyle DNA bağlantıları, sinyaller veya frekanslar yoluyla bir şekilde bağlantılısın, doğru anlıyor muyum?
C: Çok yakın; kimse yalıtık değil!
----------------------------------------------------------------------

(Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff'in bahsettiği "200 kişi" ile alakalı bir kavram mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce "daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi" diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...
(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...
C: Evet evet evet!
S: (L) Tamam.
(PoB) Bu tam kabile gücü ilerlemeyi etkiliyor ve DNA'yı değiştiriyor. Peki bu aşamalı olarak mı meydana geliyor yoksa bir anda mı oluyor?
(L) Açık-Kapalı gibi mi demek istiyorsun?
(PoB) Evet.
C: Kritik kütleyle yakından ilgili.
S: (L) Yani geçişin olması için ulaşılması gereken kritik bir kütle var. (Andromeda) Yani daha çok on/off gibi.
(L) Bireysel bazı kümülatif şeyler var ama büyük değişiklikler kritik kütleye dayalı.
C: Evet.
S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Şu anda bu tam kabile gücünün yüzde kaçına ulaşmış durumdayız? [kahkaha]
C: Yeterli miktarda olmadığı açık.
S: (PoB) Ulaştığımızda bunu bilecek miyiz? (Perceval) Evet, Pierre'in bir dokungacı olacak.
C: Gerçekten de bileceksiniz!
S: (L) Pekala.
(Chu) Yeni bir yüzdelik ölçümü: "yeterli miktarda değil." (Andromeda) Bulmamız gereken kayıp aile bireylerimiz var!
(L) Pekala, o DNA araştırmasıyla ilgili sormak istediğim birşey daha var:
{ Evilevitch bu keşfin şaşırtıcı olduğunu söyledi. Virüs DNA'sında katı halden sıvı hale geçişe dair daha önce kimse bilgi sahibi değildi. Çalışmada araştırılan herpes/uçuk virüsünün hal değişimi ısıya bağlıydı ve 37°C'ta gerçekleşiyor ve insan vücut sıcaklığına doğrudan adaptasyon sağlıyor. Evilevitch araştırma bulgularının, virüs DNA'sı için bir hal değişimini hedefleyen ve bu şekilde enfeksiyon kapasitesini azaltan ve virüs yayılımını sınırlayan yeni bir tür ilacın çıkarılmasını sağlayacağını umuyor [...]
Eviletvitch ve arkadaşlarının yayınladığı ikinci çalışma bakteriyofajlarla, yani bakterilere ve bu örnekte insan sindirim sistemindeki E coli. bakterilerine bulaşabilen virüslerle ilgiliydi. Sonuçlar bu virüsün de DNA'sını katı halden sıvı hale geçirebildiğini göstermektedir. Tıpkı herpes virüsünde olduğu gibi geçiş 37°C'ta olmaktadır ve insan vücut sıcaklığına adapte olmuştur.
Bu iki virüs türü, yani bakteriyofajlar ve herpes virüsü evrimde erken bir aşamada, birkaç milyar yıl önce birbirinden ayrılmıştır. Her ikisinin de enfeksiyonu kolaylaştırmak için DNA'larını dönüştürebilmesi, bunun pek çok virüs türünde bulunan genel bir mekanizma olabileceğine işaret ediyor.}
Beslenmemizde değişiklikler yapıyoruz, soğuk terapisi uyguluyoruz vs. Peki bu yaptıklarımız bazı DNA'larımızı değiştirmek suretiyle normal vücut sıcaklığımızı da değiştirecek mi? Böylece farklı bir sıcaklık derecesiyle ilişkili INTRON veya vücuttaki başka birşey etkinleşip mevcut blokajı ortadan kaldırabilir mi? Sıcaklıkla bağlantılı böyle bir mekanizma var mı?
C: Evet.
Yani sıcaklık meselesiyle ilgili olarak göze görünenden çok daha fazlası var. Soğuğa giderek daha dirençli hale geldiğimi fark ediyorum. Vücudumdaki ısıtıcı daha iyi görünüyor. Anlaşılan birlikte ilerliyorlar. Sanki kendini soğuya maruz bırakmak aslında seni ısıtıyor. (Perceval) Evet, vücudun soğuk ortama reaksiyonu.
(L) Sanırım daha yüksek bir normal vücut sıcaklığında etkinleşen birşey. (Perceval) Soğuğa adaptasyon iç vücut sıcaklığını artırıyor mu?
C: Nihayetinde, evet.
S: (Pierre) Ne kadar mesela?
C: Bir-iki derece.
S: (Pierre) Hastalandığındaki gibi.
(Perceval) Ki bu da belirli virüsler için ölümcül olabilir... Kötü şeyleri uzakta tutmak için faydalı olabilir.
(L) Kesinlikle.
(Perceval) Etrafta bu kadar çok virüs varsa, muhtemelen insan vücut sıcaklığına adapte olmuşlardır. O kadar uzun zamandır insanların etrafındalar ki, insanların içinde yaşamaya, faaliyetlerini insan vücut sıcaklığında yürütmeye alışmışlar. Ama eğer vücut sıcaklığı artarsa o kadar iyi çalışamazlar.
(Pierre) 39°C'da çoğu ölür.
(L) Yani vücut sıcaklığı derecen artarsa, hem içindeki bazı iyi DNA'ları etkinleştirebiliyorsun, hem de kötü virüslerin erişimini kesiyorsun.
(PoB) Sabit bir ateş gibi.
C: Evet.
S: (Perceval) Bunun sürekli soğuk bir ortamda bulunmanın doğal bir sonucu olması ilginç. Bir Eskimo'yu taklit etmek gibi... Belki Eskimoların vücut sıcaklığı da düşüyor ama bir şekilde dengeleniyor. Ama süper soğuk ortamlarda olmayanların soğuğa adapte olması, vücut sıcaklıklarını artırmalarını kolaylaştırabilir. Ama yalnızca periyodik olarak.
(L) Evet.
(Andromeda) Geçen gece iki defa ateşim varmış gibi uyandım.
(L) Isıtıcı etkinin garip zamanlarda geldiğini hissedebiliyorum. Aniden, yine sıcak basmaları hissediyorum!
(Andromeda) O kadar sıcak hissediyorum ki soğuk bir havuza gitmek istiyorum ve bu benim için garip bir durum
----------------------------------------------------------------------

S: (L) Burada bariz olan nedir?
C: Işık hızında veya "daha hızlı" yolculuk mümkün olmasaydı bile, ki elbette mümkün, dünyadışı bir ırkın büyük bir uzay gemisi inşa edip nesiller boyunca onun üzerinde yaşamasını engelleyecek hiçbir şey yok. Fethetmek için uygun bir dünya aramak üzere zaman ve mekanda büyük mesafeler katedebilirler. Uygun bir gezegen bulduktan sonra bu gemiyi yörüngede uzak bir noktaya yerleştirebilir, o güneş sisteminde çeşitli somut düzlemlere üsler kurabilir ve seçtikleri medeniyetleri sabırla manipüle ederek uygun bir teknolojik altyapı hazırlatabilirler. Sonra, uzun, yavaş ve büyük bir zihin programlama projesi uygulayıp, durum uygun olur olmaz girip el koyabilirler.
S: (L) Olmuş olan, veya olmakta olan şey bu mu?
C: Gayet mümkün ve belki de şimdi senin için bunun ayrıntılarını öğrenme zamanıdır.
S: (L) Bu ırk 3'üncü mü yoksa 4. yoğunluk mu?
C: Neden her ikisinden olmasın?
S: (L) Bu ırkın gelmiş olabileceği en muhtemel yer neresi olabilir?
C: Oryon olabilir belki?
S: (L) Peki. Eğer böyle bir ırk gerçekten mekan/zamanda bu noktaya yolculuk yaptıysa, bu yolculuk sırasında gemilerinde kaç nesil gelip geçti? Tabii eğer böyle birşey olduysa?
C: Belki 12.
S: (L) Sanırım oldukça uzun bir ömürleri var...
C: Evet...
S: (L) Durum gerçekten buysa, ömürleri ne kadar?
C: Sizin 2000 yılınız.
S: (L) Peki bu grubun yaptığı...
C: Uzaydaki ömür.
S: (L) Gezegendeki ömürleri nedir?
C: 800 yıl.
S: (L) Uzayda kalmanın daha iyi olabileceğini düşünmediler mi hiç?
C: Hayır. Gezegenler çok daha "konforlu."
S: (L) Pekala... Böyle bir grubun buraya yolculuk ettiklerini...
C: Yaklaşan çatışmalardan bahsetmiştik... Belki de İnciliniz ve diğer referanslarla aynı şeyi söyledik. "İyi ile kötü" arasındaki "son" savaş.
Kozmik görünüyor, değil mi?
S: (L) Onların gemileriyle buraya yolculuk yapan başka gruplar da var anlamında mı?
C: Yaklaşan başka bir tanesi olabilir ve "takviyeler." Ve aynı zamanda sürece karışmayan, bu tarihi yanlardan izleyen çeşitli türlerde gözlemciler.
S: (L) Ah benim huzurlu hayatım!
C: Hiç bir zaman huzurlu bir hayatın olmadı!

----------------------------------------------------------------------

Sufilerden Hacı Bektaş şöyle söylemişti,

Hararet nardadır sacda değil
Keramet baştadır taçta değil
Her ne arasan kendinde ara
Kudüste Mekkede Hac da değil

Syblemanın da kulağını çıtlattık, bu deyimi çok defa dilime doladım ve monoteizme karşı kişiyi düşünceye sokan çok önemli bir deyiş ,bazı bağnazlar bu deyime karşı derhal ortam değiştirir veya konuyu savsaklatmaya koyulurlar,

Araştırmalarımın bir bölümünde bir kanal bilgisinde "Sizin bütün reenkarnatif ve oluşum kayıtlarınız hücrelerinide mühürlenmiştir" ifadesiyle karşılaştım ve oldukça etkilenmiştim,

Daha sonraki diğer kanal bilgilerini büyük bir iştahla okur yutarken öncelikle Pleiades ve Ra en son K. bilgilerinde belirli bir rotasyona soktum zira gücün bizde olduğuna dair  ispat donelerine ulaşmak istiyordum,

Mesleğim dolayısıyla genetiğe de düşkündüm ve hücre yapısındaki o muhteşem yapıya,

Ve seneler evvel bu enel hak diye sufilerin kristalize ettiği bilgiyi İntron bölgelerini inceleyince yakaladım ,

Gerçekten çok yerinde bir ispat konusu idi ve sık sık devreye sokup dilimden düşürmedim, şimdi de aynı şeyi yapıyorum ve K. bilgilerinden konuyu daha sarih açan bu alıntıları sıraladım ,

Okuyanların anlayabileceği gibi aranan o gücün hücre DNA sında olduğunu artık çok daha belirgin görüyoruz,

Nasıl olur da bu sonsuz gücü kısıtlı bir yere koyarsın,

Bilgi alanı dediğimizle antenleri vasıtası ile her daim ilişkide olan ve orada şurada diye ötelemediğimiz  tam burada olan anlayışla bakalım, her şey şimdi tam burada,

Yukarıda açık olarak belirtilen konuları tekrarlamayacağım maksadım başka açılımlar üzerinde durmak,

Kısaca olay DNA üzerinde yapılan genetik mühendislikle ilgili,onu KH yani Oryon KH çok kullanıp bu yaratılan madde hayatına yapışmış ruhların genel yaşayış ve algıları üzerinde çok oynamış hala da sürdürüyor,  yılan kardeşliği usulleri ile maddeye kilitli bir anlayışın ebediyen sürmesini sağlamak isteği var,

Bu noktada kurtuluş yani bu karasabandan sıyrılmak mümkün değil mi var,

Olay aldığımız bilgilerle KH ve BH güçlerinin savaşı ile ilgili ve bizler şu anda üzerimizde sürdürülen bu savaşta yenik KH gücündeyiz ama kurtulmaya çalışan bir tarafımız var ve bu da üst BH güçleri tarafından bilgilendirme yoluyla yürüyor,

KH nın dar frekansta işlem yürütmeyi yani arzulu düşünüşü kendine ido olarak alışı  onu bizim maddeye bağlı DNA dizenindeki kilitleme ile mümkün oluyor,yani yüzde yüzlük bir DNA gücünün 1,2 sine kilitlemişler o da açlık ve üremek konusunda bir yaşam sürdürme açıklığı sağlamış yaşamımızı bu doneleri dizayn ederek yürütüyoruz,bunları geliştirmeyi maharet sanıp o dar frekans içine hapis oluyoruz,

Bunu bu kısa özetle çok belirttim ama tekrarı izahım için gerekli,
Arınmak dostun ifadesi gibi tekrar, tekrar, tekrar,

Savaşı genişlemeyi ve bu dar frekanslardan kurtulmayı öneren BH bölümü bilgi vererek ve bunu çeşitli metodlarla sunarak yürütmeye çalışıyor bunu da ancak FRT si yükselmiş veya yükseltmeye yönelmek isteyenlerle yapmakta,

Bu FRT oluşumunun reenkarnatif hayatlar boyunca kazanılan önemli bir ruhsal kalkan olduğunu evvelden çok anlatıldı ,bir OP bile bolca  denecek reenkarnatif yaşamlarla buna ulaşabilir yeter ki bu hususta bir gayret, açılıma doğru yönelen açık bir zihine ulaşsın,

K.lar eninde sonunda bu bilince ulaşacaksınız demekte zira onların genel görüşü dünyada kapıldığımız zamanı tanımayan bir gerçeklikte,

Evet şimdi uygulayıp yapıştığımız ve her şey sandığımız zamanı doğuran bu KH hayatının dışında olan hakiki BH görüşü bize bunu bilgi olarak vurgulamakta,

Bu noktada esas konumuza gelelim ,

DNA denen oluşuma bizler KH olmadan kendi gücümüzle nasıl ulaşır ve onu algı ve yaşamımızı değiştiren tavra doğru yöneltiriz,

"Perceval) Tam kabile gücü, Gurdjieff'in bahsettiği "200 kişi" ile alakalı bir kavram mı?
C: Yeterince yakın.
S: (L) Aklıma getirdiğiniz, sormak istediğim başka birşey vardı ama aklımdan uçtu gitti. Oo! Bu tam kabile gücü daha önce "daha geniş alıcılık/algılama kapasitesi" diye anlattığınız şeyle mi alakalı? Yani bu bir bireyle sınırlı değil; bu bir dizi antenden oluşan bir ağ oluşturmak gibi...
(Perceval) Alınan sinyal antenler dizisi boyunca yayılıyor...
C: Evet evet evet!
S: (L) Tamam.
(PoB) Bu tam kabile gücü ilerlemeyi etkiliyor ve DNA'yı değiştiriyor. Peki bu aşamalı olarak mı meydana geliyor yoksa bir anda mı oluyor?
(L) Açık-Kapalı gibi mi demek istiyorsun?
(PoB) Evet.
C: Kritik kütleyle yakından ilgili.
S: (L) Yani geçişin olması için ulaşılması gereken kritik bir kütle var. (Andromeda) Yani daha çok on/off gibi.
(L) Bireysel bazı kümülatif şeyler var ama büyük değişiklikler kritik kütleye dayalı.
C: Evet.
S: (L) Yani diyet yoluyla, soğuk terapisi yoluyla, ağ çalışması yoluyla, duygusal yüklerimizden kurtulma yoluyla, birbirimizle nasıl anlaşacağımızı öğrenme yoluyla kendimiz üzerinde bireysel olarak çalışabiliriz. Ama tüm bunlar esasında bir durum değişikliğine hazırlık gibi, öyle mi?
C: Evet.
S: (Pierre) Şu anda bu tam kabile gücünün yüzde kaçına ulaşmış durumdayız? [kahkaha]
C: Yeterli miktarda olmadığı açık.
S: (PoB) Ulaştığımızda bunu bilecek miyiz? (Perceval) Evet, Pierre'in bir dokungacı olacak.
C: Gerçekten de bileceksiniz!
S: (L) Pekala.
(Chu) Yeni bir yüzdelik ölçümü: "yeterli miktarda değil." (Andromeda) Bulmamız gereken kayıp aile bireylerimiz var! "

Bu alıntı evveli bölümlerinde de bu hususta dikkatli okunursa   tekrarlar var ,kritik kütle ve DNA mıza kendi müdahale imkanımız,

Bütün bunların yanında şu hususu hatırladım ,uzun ömürler,

İnsanlık ilk çağlarda bu madde hayatına atılıp yaşarken uzun ömürler geçirmişler ama sonra bunu indirgemişler ilklerde 70 yaş  falan iklen şu anda 80 ,90 a kadar uzanan bir halde,

Bunu zannıma göre KH unsurları pek istememişlerdir, yaşamları kısaltıp KH yönünde uğraşılacak nüfusu arttırmak her biri için ilave uğraşılar, gerekli değil,aldanışa kapılmış ve sürekli besin üreten uzun ömürlüler var iken ne lüzumu var,

Gerçi KH da yoğun olup bu şekilde 4Y e ulaşmak isteyenlerin pek reenkarnasyon isteyip yaşamlarını inceleme arzusunda olmayacaklarını düşünüyorum, onu isteyenlerin sorgulama yoluyla BH a dönme tehlikesi  olabilir, tabii azalan nüfuslu KH anlayışı bakımından,

Bu uzun ömürleri isteyen insanların kendisi, neden,

Saf KH olup bu şekilde KH halini sağlamlaştırıp bu yolda seçimi sürdürmek için, yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden,

Ayrıca o kadim dönemlerde olan Nuh tufanından evvel gezegendeki yer çekiminin biraz az ve atmosferin daha yoğun askıda olma hali ,yani kozmik doğal durum,

Bunların yanında kısa ömürlere yönelmek bir kısım insanın üst yoğunluk merakını yenmek evvelce olan çift yoğunluklu hali özlemeleri, tabii ki burasının BH adayı olanlar yani FRT si üstün kişilerin ruhsal ve bilgisel yönden açılıp yaşanmış kısım kısım hatırlanan üst yoğunluktaki yaşamı tekrar isteme halleri,

Lafı fazla dolaştırmadan ,bilgiyle açılıp devreye konan DNA üzerinde evvel çöp DNA diyenlerde büyük değişiklik var,genetik ve intron bölge üzerinde yapılan çalışmalar mesela, alıntı,

"İNTRONLARIN OLASI İŞLEVLERİNE YENİ BİR BOYUT
Ocak 2019'da Nature dergisinde birlikte yayımlanan iki çalışma intronların olası işlevlerine yeni bir boyut kazandırdı. Fransız ve Amerikalı çalışma gruplarının birbirinden bağımsız olarak ekmek mayası üzerinde yürüttükleri deneylerde canlının genlerindeki toplam 285 intron bölgesinin hepsi teker teker düzenli olarak silindi. İntronsuzlaştırılan ekmek mayası üzerindeki gözlemler ilginç sonuçlara vardı. Koşulların "ekmek elden su gölden" olarak nitelendirilebileceği ortamlarda intronların yokluğu hiçbir etki yaratmıyordu. Fakat hücreler çoğaldıkça kalabalıklaşan ve besin kıtlığına doğru yönelen sıkıntılı ortamlarda intronsuz ekmek mayasının çekişmeci gücü belirgin biçimde düşüyordu. İntronların darlık zamanında hücrenin bütçesini kısıtlayıcı bir görevi olduğu açıktı. Araştırmacılar hayvan, mantar ve bitkilerde evrimsel olarak güçlü bir biçimde korunmuş olan adını İngilizce "rapamisinin hedefi" kelimelerinin baş harflerinden alan TOR genine odaklandılar. Rapamisin 1960'larda Büyük Okyanus'taki Paskalya Adası'ndan alınan toprak örneklerinde keşfedilen bir bakterinin ürettiği bir antibiyotik. Rapamisin organ nakli ameliyatları sonrasında bağışıklık düzeneğini bastırarak doku uyuşmazlığını azaltıcı etkisiyle tıpta yaygın biçimde kullanılıyor. Rapamisinin hedefledigi TOR proteininin besin düzeyine bağlı olarak hücrenin kaynak kullanımını dizginleyici, ayaklarını yorganlarına göre uzatmalarını sağlayan işlevi var. İntronların TOR ile nasıl etkileştiğini şu anda tam olarak bilmiyoruz ama gen anlatımının son aşaması olan proteinlerin üretildiği ribozomları işlevsel durumda tutan yapısal proteinlerin üretimini durdurduğu yönünde güçlü ipuçları var. Her koşulda kaynak savurganlığı gibi görünen bu yaygın yapıların işlevini anlamamız için ekmek mayası özelinde önemli bir adım atılmış durumda."

Bu yoğun bilgi aktarımında intronların bazı olaylarda önemi ve etkisi üzerinde buluşları belirtmeye çalıştım ,özellikle rapamisin antibiotiğin hedeflediği bölüm TOR ile tanımlanıyor ve o intron denilen bölümden elde edilmiş protein üretimini durduran bir özellik,

Konu teknik ve karmaşık gelse de İntronun bahsi geçen genel var oluşu gerçekleştiren güçte yerinin olduğunu ve KH tarafından çeşitli anlatım yoluyla anlatılan genetik mühendislikte üzerinde oynanarak bahsi geçen insan hayatının kısıtlı hale getirildiğini ispat etmektedir,

Israrla üzerinde durmamın sebebi şu andaki açılmakta olan bilim yolakları ile konuyu ortaya dökmek ve düşünmeyi sağlayıp çalışmalarımız ve bilgilenmemiz üzerinde olan ütyopik anlayışları mevcut katısal bilim özelliğinde sıfırlamaktır,

Koyacağım ,3Y bilincim pek istemese de buraya dörtlüklerimi yerleştireceğim, zira kritik kütleye gelebilmek için bu bahsi geçen buluşlar ve yeniliklere sırtını dönüp monoteizm yastığına yaslanıp iki büklüm olup kıvrılanlar çok,
"fıtrat bunlar"

09.06.2005

Dna=endüksiyon bobini , incelesenize
Reenkarnatif kayıtlar=bilinmeyen dna , eşleştirsenize
Elektromanyetik ayrışım metodlarını
Artık bulup gerçeği çözsenize

Dört aminoasidin bağlantı uçlarını
Şifrelenmeye özel karşılıklı duruşlarını
Anlatabildiniz de ,
Elektriksel akışı bulup, aşın bilinç barajlarınızı

10.06.2005
Olmaz olmazları aşıp olumluyu sezince
Yani küreye girip olanı üçyüzaltmış derecede görünce
Göremedikleriniz belirecek
Bilinçteki saplantı ve korkuları süpürünce

Ben görebiliyor muyum, hayır , dünya küreselleşmedi ki
Bilinçler halen kutuplarda , nötralleşmedi ki
Bu iş istatistik ile, Pauli deneyi gibi olur
Bilgide yükselinip makroda kristalleşilmedi ki

Ara..



Tgur

#1618
Sybleman geciktim cevap vermeye özür,
Fraktallar konusunda bir zamanlar yorumlar yapmıştım ama kifayetsiz ve erken, yani ham zamanıma denk gelmişti ,fırsat bulunca üzerinde yoğunlaşacağım,şu anda geniş bir bilgilenmeye yönelmedim, bu yüzden bir şeyler söyleyemiyorum,
Teşekkür ederim,


sybleman

#1619
Yok ne demek ben teşekkür ederim Tgur abi. Ben de araştırıyorum zaman bulabilirsem toparlayıp yazmaya çalışırım.